
ORCID ID
0000-0001-5120-284X
İsrail’in kuruluşuyla sonuçlanan süreç boyunca yaşananlar, Avrupa’nın antisemitik ve sömürgeci yapısıyla doğrudan ilintilidir. 14. yüzyıldan günümüze kadar çeşitli ayrımcılıklara maruz bırakılan Avrupa Yahudileri, Avrupa’nın ırkçı yaklaşımından ve kendilerine uygulanan sistematik baskı/dışlama/şiddetten dolayı her zaman başka coğrafyalara göç etmek zorunda bırakılmışlardır. Yaşanan bu olumsuzluklar nedeniyle birçok Avrupa ülkesinde düşmanlaştırılan, eğitim hakları ellerinden alınan, din değiştirmeye zorlanan Yahudiler, Avrupa’nın ortasında antisemitizme maruz bırakılmış ve yaşadıkları bölgelerden ayrılarak farklı ülkelere, Osmanlı devletine ve Filistin bölgesine de göç etmişlerdir【1】. Bu bağlamda yaşanan sorunları yalnızca Müslüman-Yahudi çatışması olarak değerlendirmek, süreç boyunca Avrupa’nın belirleyici etkisinin göz ardı edilmesine karşılık geleceğinden son derece indirgemeci, hatalı hatta olayı özünden saptıran bir değerlendirme olacaktır【2】 (Eliaçık, 2023).Avrupa milliyetçiliğinin sonucu olarak ortaya çıkan antisemitizm, özellikle 1880-1890’larda Rusya’da Yahudilere yapılan zulümlerle gündeme gelmeye başlamıştır【3】. 1904 sonrası Siyonistlerin Filistin üzerine yoğunlaşması; Siyonist propagandanın, Britanya ve Fransa’da Hristiyan siyonistlerin【4】 daha çok desteğini almasıyla yeni bir boyuta evrilmiştir. Yahudilerin bölgeye gidişi, Hristiyan siyonistler tarafından “Mesih’in geri dönüşü”nün ve “ölülerin diriltilmesi”nin bir işareti olarak kabul edilmiştir. Siyonizmden kaynaklı bu ezoterik inanç; Filistin’in sömürgeleştirilmesi projesine önemli ölçüde hizmet etmiştir. Fakat paradoksal bir biçimde bahsi geçen bu inancın arka planında Yahudi karşıtı duygular/düşünceler bulunmaktadır. Zira Yahudi topluluklarını, dini bir buyrukla Filistin’e doğru itmek Yahudilere “yurt” kazandırmaktan çok Yahudisiz bir Avrupa oluşturmaya fırsat vermektedir (Pappe, 2018: 53).Siyonizmin ortaya çıkışıyla Avrupalı hükümetlerle temas kuran Yahudi gruplar, Filistin’e yerleşmek amacıyla gerçekleştirmek istedikleri göçlere destek aramışlardır. Bu dönemde pek çok Avrupa ülkesi gibi İngiltere de yayımladığı Balfour Mektubu ile Filistin’e yapılacak olan Yahudi göçlerine ve hatta zımnen de olsa bir Yahudi devletinin kurulmasına destek (izin) vereceğini dünyaya ilan etmiştir. Dönemin büyük devletlerinden biri olan İngiltere’nin altın tepsiyle sunduğu bu imkan, 21. yüzyılda Batı Şeria’da görülen örnekleriyle Filistin topraklarına dışarıdan gelen siyonist gaspçıların yerleştirilmesi politikasının da işaret fişeğini ateşlemiştir【5】. Böylece Filistin toprakları üzerinde bir Yahudi devleti kurulması için gerekli tüm hazırlıklar, süratle hayata geçirilmeye başlanmıştır. Bu sayede Avrupa’dan çıkarılmak ve yok edilmek istenen bir halk, “vaat edilmiş topraklar” adı altında üretilmiş bir teo-politik düşünceyle mobilize edilmiş, Filistin topraklarında haksız ve hukuksuz bir yerleşim (gasp) sürecine başlamıştır. Bu doğrultuda Avrupa’da zulme uğratılmış olan Yahudi halkından bazı gruplar, emperyalistlerin ve siyonistlerin etkisiyle Filistin’e güvenli bir liman olarak değil mutlak anlamda istila edilerek yerleşilecek topraklar düşüncesi ile gelmişlerdir. Böylece Avrupa’da zulme uğrayan ve siyonizm propagandasına kanan bazı Yahudiler; geniş çaplı saldırılarla Filistinlinin yaşadığı evleri yağmalamış, katliamlar gerçekleştirmiş ve bölgede yaşayan insanları hayatlarıyla tehdit ederek göçe/sürgüne zorlamışlardır. Kısa süre öncesine kadar benzeri muamelelere Avrupa’nın ortasında maruz kalan bir halk, II. Dünya Savaşı’nda ölüme mahkûm edilen bir topluluk, kendisine yapılanı Filistinlilere yapmaktan çekinmemiş ve hatta bu şiddeti uygularken; Avrupa ülkelerinin desteğini bile almıştır【6】. Bu nedenle sorun Yahudi ya da İsrail sorunu olmaktan öte bir Avrupa sorunu olarak değerlendirilmelidir (Özcan, 2023).Yahudi toplumunun son iki asırda yaşadığı büyük felaketlerin, özellikle Holokost’un, sorumluluğunun büyük ölçüde Avrupa’ya ait olduğu tarihsel bir gerçektir. Bu trajik olayların sonuçlarının, sanki Filistinlilerin sorumluluğundaymış gibi Filistin halkına orantısız bir şekilde yüklenmesi akıl, vicdan ve hukukun kabul etmeyeceği bir adaletsizliktir. Bu nedenle günümüzde “Filistin”, “İsrail” veya “Yahudi” sorunu biçiminde farklı adlandırmalarla karşımıza çıkarılan meselenin, özünde bir “Avrupa sorunu” olduğu gerçeği ve Avrupa’nın bu meseledeki sorumluluğu ve rolü göz ardı edilmemelidir.
İsrail’in kuruluşuyla sonuçlanan süreç boyunca yaşananlar, Avrupa’nın antisemitik ve sömürgeci yapısıyla doğrudan ilintilidir. 14. yüzyıldan günümüze kadar çeşitli ayrımcılıklara maruz bırakılan Avrupa Yahudileri, Avrupa’nın ırkçı yaklaşımından ve kendilerine uygulanan sistematik baskı/dışlama/şiddetten dolayı her zaman başka coğrafyalara göç etmek zorunda bırakılmışlardır. Yaşanan bu olumsuzluklar nedeniyle birçok Avrupa ülkesinde düşmanlaştırılan, eğitim hakları ellerinden alınan, din değiştirmeye zorlanan Yahudiler, Avrupa’nın ortasında antisemitizme maruz bırakılmış ve yaşadıkları bölgelerden ayrılarak farklı ülkelere, Osmanlı devletine ve Filistin bölgesine de göç etmişlerdir【1】. Bu bağlamda yaşanan sorunları yalnızca Müslüman-Yahudi çatışması olarak değerlendirmek, süreç boyunca Avrupa’nın belirleyici etkisinin göz ardı edilmesine karşılık geleceğinden son derece indirgemeci, hatalı hatta olayı özünden saptıran bir değerlendirme olacaktır【2】 (Eliaçık, 2023).
Avrupa milliyetçiliğinin sonucu olarak ortaya çıkan antisemitizm, özellikle 1880-1890’larda Rusya’da Yahudilere yapılan zulümlerle gündeme gelmeye başlamıştır【3】. 1904 sonrası Siyonistlerin Filistin üzerine yoğunlaşması; Siyonist propagandanın, Britanya ve Fransa’da Hristiyan siyonistlerin【4】 daha çok desteğini almasıyla yeni bir boyuta evrilmiştir. Yahudilerin bölgeye gidişi, Hristiyan siyonistler tarafından “Mesih’in geri dönüşü”nün ve “ölülerin diriltilmesi”nin bir işareti olarak kabul edilmiştir. Siyonizmden kaynaklı bu ezoterik inanç; Filistin’in sömürgeleştirilmesi projesine önemli ölçüde hizmet etmiştir. Fakat paradoksal bir biçimde bahsi geçen bu inancın arka planında Yahudi karşıtı duygular/düşünceler bulunmaktadır. Zira Yahudi topluluklarını, dini bir buyrukla Filistin’e doğru itmek Yahudilere “yurt” kazandırmaktan çok Yahudisiz bir Avrupa oluşturmaya fırsat vermektedir (Pappe, 2018: 53).
Siyonizmin ortaya çıkışıyla Avrupalı hükümetlerle temas kuran Yahudi gruplar, Filistin’e yerleşmek amacıyla gerçekleştirmek istedikleri göçlere destek aramışlardır. Bu dönemde pek çok Avrupa ülkesi gibi İngiltere de yayımladığı Balfour Mektubu ile Filistin’e yapılacak olan Yahudi göçlerine ve hatta zımnen de olsa bir Yahudi devletinin kurulmasına destek (izin) vereceğini dünyaya ilan etmiştir. Dönemin büyük devletlerinden biri olan İngiltere’nin altın tepsiyle sunduğu bu imkan, 21. yüzyılda Batı Şeria’da görülen örnekleriyle Filistin topraklarına dışarıdan gelen siyonist gaspçıların yerleştirilmesi politikasının da işaret fişeğini ateşlemiştir【5】. Böylece Filistin toprakları üzerinde bir Yahudi devleti kurulması için gerekli tüm hazırlıklar, süratle hayata geçirilmeye başlanmıştır. Bu sayede Avrupa’dan çıkarılmak ve yok edilmek istenen bir halk, “vaat edilmiş topraklar” adı altında üretilmiş bir teo-politik düşünceyle mobilize edilmiş, Filistin topraklarında haksız ve hukuksuz bir yerleşim (gasp) sürecine başlamıştır. Bu doğrultuda Avrupa’da zulme uğratılmış olan Yahudi halkından bazı gruplar, emperyalistlerin ve siyonistlerin etkisiyle Filistin’e güvenli bir liman olarak değil mutlak anlamda istila edilerek yerleşilecek topraklar düşüncesi ile gelmişlerdir. Böylece Avrupa’da zulme uğrayan ve siyonizm propagandasına kanan bazı Yahudiler; geniş çaplı saldırılarla Filistinlinin yaşadığı evleri yağmalamış, katliamlar gerçekleştirmiş ve bölgede yaşayan insanları hayatlarıyla tehdit ederek göçe/sürgüne zorlamışlardır. Kısa süre öncesine kadar benzeri muamelelere Avrupa’nın ortasında maruz kalan bir halk, II. Dünya Savaşı’nda ölüme mahkûm edilen bir topluluk, kendisine yapılanı Filistinlilere yapmaktan çekinmemiş ve hatta bu şiddeti uygularken; Avrupa ülkelerinin desteğini bile almıştır【6】. Bu nedenle sorun Yahudi ya da İsrail sorunu olmaktan öte bir Avrupa sorunu olarak değerlendirilmelidir (Özcan, 2023).
Yahudi toplumunun son iki asırda yaşadığı büyük felaketlerin, özellikle Holokost’un, sorumluluğunun büyük ölçüde Avrupa’ya ait olduğu tarihsel bir gerçektir. Bu trajik olayların sonuçlarının, sanki Filistinlilerin sorumluluğundaymış gibi Filistin halkına orantısız bir şekilde yüklenmesi akıl, vicdan ve hukukun kabul etmeyeceği bir adaletsizliktir. Bu nedenle günümüzde “Filistin”, “İsrail” veya “Yahudi” sorunu biçiminde farklı adlandırmalarla karşımıza çıkarılan meselenin, özünde bir “Avrupa sorunu” olduğu gerçeği ve Avrupa’nın bu meseledeki sorumluluğu ve rolü göz ardı edilmemelidir.
Eliaçık, Zeliha (2023). “İsrail-Filistin Meselesi ve Batı Sonrası Dünya”. Sakarya Üniversitesi. Erişim Tarihi: 15.05.2024, https://haber.sakarya.edu.tr/israil-filistin-meselesi-ve-bati-sonrasi-dunya-h117231.html.Garaudy, Roger (2023). İlahi Mesajlar Toprağı Filistin, çev:. Cemal Aydın. İstanbul: Timaş Yayınları. Özcan, Mesut (2023). “İsrail’e Ağlayan Batılı Gözler ve Filistin’in Doğulu İmgesi”. İnsamer. Erişim Tarihi: 15.05.2024, https://www.insamer.com/tr/israile-aglayan-batili-gozler-ve-filistinin-dogulu-imgesi.html.Pappe, Ilan (2018). İsrail Hakkında On Mit, çev.: S. Erdem Türközü. Ankara: Nika Yayınevi.
[1]
Bkz. Aliyah ; Yahudi Göçü (Osmanlı Belgeleri)
[2]
Ayrıca bkz. Britanya Mandası
[3]
Rusya’da Yahudilere karşıkatliamları da içeren bu zulümler pogrom olarak adlandırılır.
[4]
Hristiyan siyonizminin tarihsel süreç içindeki daha geniş bir değerlendirmesi için ayrıca bkz. Garaudy, 2023: 161 vd.
[5]
Bkz. İthal Vatandaşlık
[6]
Ayrıca bkz. Teo-Terörizm ;
| apa | Uslu, Y. (2026). Avrupa’nın Yahudi Sorunu. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 187-188) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Uslu, Yusuf. “Avrupa’nın Yahudi Sorunu”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 187-188. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Avrupa’nın Yahudi Sorunu" maddesi için tartışma başlatın