
ORCID ID
0000-0003-2979-7001
İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur James Balfour tarafından 2 Kasım 1917’de İngiliz Yahudi toplumunun ileri gelenlerinden Lord Walter Rothschild’a hitaben yazılan mektuptur. 1914 yılında I. Dünya Savaşı’nın başlaması ile Filistin topraklarının nasıl paylaşılacağı hususu müttefik kuvvetler arasında tartışma konusu olmuştur. Özellikle İngiliz Mark Sykes ve Fransız Georges Picot arasındaki gizli görüşmelerden Haim Weizmann ve Nahum Sokolow gibi siyonist liderler de haberdar olmuş ve bu liderler, Filistin’in paylaşımına ilişkin tasarımlara katılma olanağı bulmuştur (Regan, 2017). Uzun süren tartışmalar neticesinde Sykes-Picot Antlaşması akdedilmiş ve akabinde siyonist liderler Filistin’in geleceği hakkında kamuya açık bir deklarasyon yayınlama hususunda İngiliz hükümeti ile çeşitli görüşmeler gerçekleştirmiştir. Böylece Balfour Mektubu olarak bilinecek olan metnin hazırlık görüşmeleri başlamıştır (Loevy, 2021).Her kelimesi üzerinde uzun tartışmaların yaşandığı Balfour Mektubu’na 2 Kasım 1917’de son hali verilmiştir. Edward Said’in de ifade ettiği üzere Balfour Mektubu “Avrupalı bir güç tarafından Avrupa’da olmayan bir toprak hakkında ve yerel halkın istekleri göz ardı edilerek hazırlanmış bir metindir” (Said, 1979). Üstelik İngiltere Balfour Mektubu’nun müzakereleri esnasında bir yandan Fransızlara bir yandan da Şerif Hüseyin’e Filistin’in geleceği hakkındaki fikirlerini farklı yansıtmıştır. Ancak nihayetinde İngiltere, ABD başkanı Woodrow Wilson’un da onayını almış ve mektubun yayınlanmasına diğer müttefik kuvvetlerden de önemli bir itiraz gelmemiştir. İngiltere’nin böyle bir söz vermeye uluslararası hukuk açısından yetkili olup olmadığı veya mektubun hukuki bağlayıcılığı ise her zaman tartışmalı olmuştur (Quigley, 2023; Watson, 2018).İngiltere hükümeti adına yazılan mektupta, Theodor Herzl tarafından ortaya atılan “Yahudi Devleti” kavramını kullanmaktan kaçınan Balfour, bunun yerine “Yahudi toplumu için ulusal bir yurt” (national home for the Jewish people) ifadesini kullanmıştır. Öte yandan, Yahudi olmayan toplulukların da medeni ve dini haklarının garanti altına alınacağını beyan etmiştir. Filistin halkı veya Arap toplumu ifadesini kullanmaktan imtina edilmesi de dikkat çekicidir. Mektuptan kısa bir süre sonra İngiltere Kudüs’e girerek Filistin topraklarını fiilen işgal etmiştir【1】. Savaşın ardından kurulan Milletler Cemiyeti’nin 22. maddesiyle ortaya çıkan “manda sistemi” , savaşta yenilen devletlerin topraklarının, galip devletlerin yönetimine verilmesini öngören bir sistemdi. Bu madde, bu toprakların nasıl yönetileceğini ve hangi devletlerin hangi toprakları alacağını düzenlemiştir (Covenant of the League of Nations, 1919). 1922’de ise ayrı bir manda kararı ile Filistin, İngiliz idaresine verilmiştir. Manda kararının en önemli yanı başlangıç bölümünde Balfour Mektubu’na atıf yapması ve devam eden maddelerinde mektupta yer alan amaçların hayata geçirilmesidir (UN, 1922). Siyonistlerin etkisi ile Yahudilere tanınan bu geniş imtiyazlara karşı belirtmek gerekir ki bu dönemde Filistin’de bulunan Yahudilerin sayısı yüzde 6’yı dahi geçmemektedir.Balfour Mektubu’nda geçen “ulusal yurt” ifadesi İngiltere hükümeti ile siyonist liderler arasında sürekli tartışma konusu olmuştur. Siyonist liderler bu ifadenin “Filistin topraklarında kurulacak bir devlet”i kastettiğini ifade ederken İngiltere uzun süre bu kavrama açıklık getirmekten imtina etmiş ancak Büyük Arap İsyanı’ndan sonra 1939’da yayınladığı Beyaz Belge’de (White Paper) Filistin topraklarında Yahudi Devleti kurulmayacağını ve kurulacak devletin Yahudiler ve Araplarca ortak şekilde yönetileceğini vurgulamıştır (Yale Law School, 1939). Bunun üzerine Yahudi toplumu İngiliz kuvvetleri ile sert çatışmalara girmiştir. Sonuçta Filistin meselesini zaten karmaşık bir sorun haline getiren İngiltere, II. Dünya Savaşı sonrasında Filistin’den çekileceğini duyurmuş ve konuyu Birleşmiş Milletlere havale ederek meselenin daha da karmaşık hale gelmesine neden olmuştur. 1947 paylaşım planını 1948’de İsrail’in bağımsızlık bildirisi izlemiş ve böylece Balfour Mektubu misyonunu tamamlamıştır.Okuma ÖnerileriCronin, D. (2017). Balfour’s Shadow: A Century of British Support for Zionism and Israel. London: Pluto Press. Durkin, K. (2013). The Ambiguity of the Balfour Declaration: Who Caused it and Why?. South Carolina: CreateSpace Independent Publishing Platform. Garaudy, R. (2023). İlahi Mesajlar Toprağı, çev.: Cemal Aydın. İstanbul: Timaş Yayınları. Yale Law School (1919). The Covenant of The League of Nations. Erişim Tarihi: 29.04.2024, https://avalon.law.yale.edu/20th_century/leagcov.asp.
İngiltere Dışişleri Bakanı Arthur James Balfour tarafından 2 Kasım 1917’de İngiliz Yahudi toplumunun ileri gelenlerinden Lord Walter Rothschild’a hitaben yazılan mektuptur. 1914 yılında I. Dünya Savaşı’nın başlaması ile Filistin topraklarının nasıl paylaşılacağı hususu müttefik kuvvetler arasında tartışma konusu olmuştur. Özellikle İngiliz Mark Sykes ve Fransız Georges Picot arasındaki gizli görüşmelerden Haim Weizmann ve Nahum Sokolow gibi siyonist liderler de haberdar olmuş ve bu liderler, Filistin’in paylaşımına ilişkin tasarımlara katılma olanağı bulmuştur (Regan, 2017). Uzun süren tartışmalar neticesinde Sykes-Picot Antlaşması akdedilmiş ve akabinde siyonist liderler Filistin’in geleceği hakkında kamuya açık bir deklarasyon yayınlama hususunda İngiliz hükümeti ile çeşitli görüşmeler gerçekleştirmiştir. Böylece Balfour Mektubu olarak bilinecek olan metnin hazırlık görüşmeleri başlamıştır (Loevy, 2021).
Her kelimesi üzerinde uzun tartışmaların yaşandığı Balfour Mektubu’na 2 Kasım 1917’de son hali verilmiştir. Edward Said’in de ifade ettiği üzere Balfour Mektubu “Avrupalı bir güç tarafından Avrupa’da olmayan bir toprak hakkında ve yerel halkın istekleri göz ardı edilerek hazırlanmış bir metindir” (Said, 1979). Üstelik İngiltere Balfour Mektubu’nun müzakereleri esnasında bir yandan Fransızlara bir yandan da Şerif Hüseyin’e Filistin’in geleceği hakkındaki fikirlerini farklı yansıtmıştır. Ancak nihayetinde İngiltere, ABD başkanı Woodrow Wilson’un da onayını almış ve mektubun yayınlanmasına diğer müttefik kuvvetlerden de önemli bir itiraz gelmemiştir. İngiltere’nin böyle bir söz vermeye uluslararası hukuk açısından yetkili olup olmadığı veya mektubun hukuki bağlayıcılığı ise her zaman tartışmalı olmuştur (Quigley, 2023; Watson, 2018).
İngiltere hükümeti adına yazılan mektupta, Theodor Herzl tarafından ortaya atılan “Yahudi Devleti” kavramını kullanmaktan kaçınan Balfour, bunun yerine “Yahudi toplumu için ulusal bir yurt” (national home for the Jewish people) ifadesini kullanmıştır. Öte yandan, Yahudi olmayan toplulukların da medeni ve dini haklarının garanti altına alınacağını beyan etmiştir. Filistin halkı veya Arap toplumu ifadesini kullanmaktan imtina edilmesi de dikkat çekicidir. Mektuptan kısa bir süre sonra İngiltere Kudüs’e girerek Filistin topraklarını fiilen işgal etmiştir【1】. Savaşın ardından kurulan Milletler Cemiyeti’nin 22. maddesiyle ortaya çıkan “manda sistemi” , savaşta yenilen devletlerin topraklarının, galip devletlerin yönetimine verilmesini öngören bir sistemdi. Bu madde, bu toprakların nasıl yönetileceğini ve hangi devletlerin hangi toprakları alacağını düzenlemiştir (Covenant of the League of Nations, 1919). 1922’de ise ayrı bir manda kararı ile Filistin, İngiliz idaresine verilmiştir. Manda kararının en önemli yanı başlangıç bölümünde Balfour Mektubu’na atıf yapması ve devam eden maddelerinde mektupta yer alan amaçların hayata geçirilmesidir (UN, 1922). Siyonistlerin etkisi ile Yahudilere tanınan bu geniş imtiyazlara karşı belirtmek gerekir ki bu dönemde Filistin’de bulunan Yahudilerin sayısı yüzde 6’yı dahi geçmemektedir.
Balfour Mektubu’nda geçen “ulusal yurt” ifadesi İngiltere hükümeti ile siyonist liderler arasında sürekli tartışma konusu olmuştur. Siyonist liderler bu ifadenin “Filistin topraklarında kurulacak bir devlet”i kastettiğini ifade ederken İngiltere uzun süre bu kavrama açıklık getirmekten imtina etmiş ancak Büyük Arap İsyanı’ndan sonra 1939’da yayınladığı Beyaz Belge’de (White Paper) Filistin topraklarında Yahudi Devleti kurulmayacağını ve kurulacak devletin Yahudiler ve Araplarca ortak şekilde yönetileceğini vurgulamıştır (Yale Law School, 1939). Bunun üzerine Yahudi toplumu İngiliz kuvvetleri ile sert çatışmalara girmiştir. Sonuçta Filistin meselesini zaten karmaşık bir sorun haline getiren İngiltere, II. Dünya Savaşı sonrasında Filistin’den çekileceğini duyurmuş ve konuyu Birleşmiş Milletlere havale ederek meselenin daha da karmaşık hale gelmesine neden olmuştur. 1947 paylaşım planını 1948’de İsrail’in bağımsızlık bildirisi izlemiş ve böylece Balfour Mektubu misyonunu tamamlamıştır.
Cronin, D. (2017). Balfour’s Shadow: A Century of British Support for Zionism and Israel. London: Pluto Press. Durkin, K. (2013). The Ambiguity of the Balfour Declaration: Who Caused it and Why?. South Carolina: CreateSpace Independent Publishing Platform. Garaudy, R. (2023). İlahi Mesajlar Toprağı, çev.: Cemal Aydın. İstanbul: Timaş Yayınları. Yale Law School (1919). The Covenant of The League of Nations. Erişim Tarihi: 29.04.2024, https://avalon.law.yale.edu/20th_century/leagcov.asp.
Loevy, K. (2021). “The Balfour Declaration’s Territorial Landscape: Between Protection and Self-Determination”. Humanity: An International Journal of Human Rights, Humanitarianism, and Development, 12 (2), 138-158. Quigley, J. (2023). “Britain’s Failure to Gain Legal Standing for the Balfour Declaration”. Cogent Arts & Humanities, 10 (1), 1-15. Regan, B. (2017). The Balfour Declaration: Empire, the Mandate and Resistance in Palestine. London: Verso. Said, E. (1979). “Zionism from the Standpoint of Its Victims”. Social Text, 1, 7-58. UN (1922). Mandate for Palestine. Erişim Tarihi: 29.04.2024, https://digitallibrary.un.org/record/829707?ln=en&v=pdf.Watson, Geoffrey R. (2018). “International Law and the Balfour Decision”. Journal of Levantine Studies, 7 (1), 9-34. Yale Law School (1939). British White Paper. Erişim Tarihi: 29.04.2024, https://avalon.law.yale.edu/20th_century/brwh1939.asp.
[1]
Bkz. İngiliz İşgali
| apa | Karaoğlu, A. O. (2026). Balfour’un Mektubu. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 196-198) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Karaoğlu, Ali Osman. “Balfour’un Mektubu”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 196-198. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Balfour’un Mektubu" maddesi için tartışma başlatın
Okuma Önerileri