
ORCID ID
0000-0001-7559-7583
26 Haziran 1945 tarihinde imzalanan ve kurucu belge olarak tescillenen Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’na göre örgütün amaçları, “Gelecek nesilleri savaş belasından kurtarmak, ... temel insan haklarına olan inancı yeniden teyit etmek, ...adaletin muhafazası ve antlaşmalarla devletler arası hukukun diğer kaynaklarından doğan yükümlülüklere saygı gösterilmesi için gerekli şartları tesis etmek ve daha geniş bir özgürlük içinde sosyal ilerlemeyi ve daha iyi yaşam standartlarını teşvik etmek” (UN, 1945) şeklinde belirlenmiştir. İsrail’in Filistin’i işgali ele alındığında BM’nin çeşitli kararlar, barış girişimleri ve insani yardımlarla konuya müdahil olduğu görülür.İsrail, 1948’de bağımsızlığını ilan etti ve BM üyeliği için başvurdu. Yüz binlerce Filistinliyi evsiz bırakmasına【1】 ve zorla yerinden etmesine, tüm bunların BM’nin kuruluş misyonuyla çelişmesine ve Arap ülkelerinin itirazlarına rağmen 11 Mayıs 1949’da BM’e üye olarak kabul edildi. İsrail’in 181 (Taksim Kararı) ve 194 (Filistinli mültecilerin geri dönüş hakkı)【2】 sayılı BM Kararlarını uygulayacağını taahhüt etmesinin üyelik sürecine kolaylaştırıcı etkisi oldu. BM’ye hızlı kabul süreci, İsrail’in uluslararası tanınma ve entegrasyon sürecini de hızlandırdı. Öte yandan Filistin, BM üyelik sürecine yönelik ilk adımını 1974’te gözlemci statü için attı. Fakat söz konusu adım tam üyelikle sonuçlanmadı. Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın 2011’deki tam üyelik başvurusunun ardından Filistin, gözlemci kuruluş yerine üye olmayan gözlemci devlet olarak kabul edildi. BM, çeşitli adımlarla faaliyet alanını genişletse de Filistin hâlâ oy kullanma hakkına sahip değildir (Vidmar, 2013: 19-20).İsrail ve müttefikleri Filistin’in BM’ye tam üyeliğini ve uluslararası entegrasyonunu engellemeye devam etmektedir. Engellemeler özellikle veto yetkisine sahip BM Güvenlik Konseyi üyesi ABD tarafından yapılmaktadır【3】. BM’nin Filistin konusundaki tavrı dikkat çekicidir. Bir taraftan 1948 saldırganlığının ardından İsrail tarafından yüz binlerce Filistinlinin evsiz bırakılmasına ya da zorla yerinden edilmesine göz yummakta diğer taraftan Filistinli mültecilere yönelik insani yardım desteğinde bulunmaktadır.1967 İsrail saldırganlığından sonra BM, “barış için toprak” olarak anılan 242 sayılı kararı kabul etmiştir. İsrail’in işgal ettiği topraklardan çekilmesi ve tarafların birbirinin egemenliğine saygı duymasını amaçlayan anlaşmada muğlak ifadeler de vardır. Her şeyden önce işgal altındaki toprakların kapsamı tam olarak belirlenmemiştir (Topuz & Arafat, 2023). 1967’den 2000’lere kadar yürütülen barış süreçlerinde ise BM arabuluculuk rolünü büyük ölçüde ABD’ye bırakmıştır. Ancak kalıcı bir barışın sağlanamaması BM’nin diplomatik çabalarının etkin olmadığı düşüncesinin yayılmasına neden olmuştur. Son yıllarda İsrail’in orantısız güç kullanımı ve sivillere yönelik katliamlar gerçekleştirmesi, BM’yi adeta bölgedeki insan hakları ihlallerine ilişkin yalnızca rapor tutan pasif bir kuruluş haline getirmiştir. Her ne kadar BM, Ekim 2023 sonrasında Gazze ve Batı Şeria’da insani yardım çabalarını arttırmış görünse de insani krizlerle mücadele ve sorun çözme konusunda yeterince etkin olamamıştır.BM hem yapısı hem de işlevselliği hususunda eleştirilerle karşı karşıyadır. Gazze’de yaşanan katliamlar bu eleştirilerin daha da yoğunlaşmasına neden olmaktadır. BM’nin ABD ve Batılı güçlerin etkisi altında olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Yapısı gereği BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinin sahip olduğu orantısız güç dağılımı asıl sorun olarak görülmektedir. Kuruluş amacı çatışmaları önlemek ve milletlerarası kalıcı barışı inşa etmek olan bir örgütün, İsrail’in Filistin’e uyguladığı soykırıma karşı tavrı, üstlendiği sorumluluğun çok gerisinde kalmaktadır. Barış süreçlerinde yetersiz kalması, BM Güvenlik Konseyinin katliamlara rağmen karar alma hususunda zorlanması ve ciddi insanlık suçlarına etkin müdahalelerde bulunamaması güvenirliğini zedelemektedir. Ayrıca bürokratik muammaları ve hantal yapısı da sorun olarak görülmektedir (Hanhimäki, 2015: 48-49).BM’nin İsrail ve Filistin arasında dengeleyici bir rol üstlendiği iddia edilse de tarafların üyelik süreci ve çatışmalarda izlenen yol tartışmaya açıktır. Sonuç olarak İsrail’in Filistin’de uyguladığı insan hakları ihlalleri ve soykırım karşısında BM’nin etkisiz kalması BM’nin işlevselliğine ve yapısal reforma olan ihtiyacına ilişkin soru işaretlerinin artmasına neden olmaktadır.Okuma ÖnerileriImseis, Ardi (2020). “Negotiating the Illegal: On the United Nations and the Illegal Occupation of Palestine, 1967–2020”.European Journal of International Law, 31 (3), 1055-1085.Imseis, Ardi (2021). “On Membership of the United Nations and the State of Palestine: A Critical Account”.Leiden Journal of International Law, 34 (4), 855-878.Khan, Fahim Ghaffar (2022). “Israel-Palestine Conflict and the Role of International Organizations”.Pakistan Review of Social Sciences (PRSS), 3 (1), 1-12.Khan, Mishal & Tinua, Alu Tacon (2024). “Israel–Palestine: Dehumanisation and Silencing”.The Lancet, 403 (10429), 805-806.
26 Haziran 1945 tarihinde imzalanan ve kurucu belge olarak tescillenen Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’na göre örgütün amaçları, “Gelecek nesilleri savaş belasından kurtarmak, ... temel insan haklarına olan inancı yeniden teyit etmek, ...adaletin muhafazası ve antlaşmalarla devletler arası hukukun diğer kaynaklarından doğan yükümlülüklere saygı gösterilmesi için gerekli şartları tesis etmek ve daha geniş bir özgürlük içinde sosyal ilerlemeyi ve daha iyi yaşam standartlarını teşvik etmek” (UN, 1945) şeklinde belirlenmiştir. İsrail’in Filistin’i işgali ele alındığında BM’nin çeşitli kararlar, barış girişimleri ve insani yardımlarla konuya müdahil olduğu görülür.
İsrail, 1948’de bağımsızlığını ilan etti ve BM üyeliği için başvurdu. Yüz binlerce Filistinliyi evsiz bırakmasına【1】 ve zorla yerinden etmesine, tüm bunların BM’nin kuruluş misyonuyla çelişmesine ve Arap ülkelerinin itirazlarına rağmen 11 Mayıs 1949’da BM’e üye olarak kabul edildi. İsrail’in 181 (Taksim Kararı) ve 194 (Filistinli mültecilerin geri dönüş hakkı)【2】 sayılı BM Kararlarını uygulayacağını taahhüt etmesinin üyelik sürecine kolaylaştırıcı etkisi oldu. BM’ye hızlı kabul süreci, İsrail’in uluslararası tanınma ve entegrasyon sürecini de hızlandırdı. Öte yandan Filistin, BM üyelik sürecine yönelik ilk adımını 1974’te gözlemci statü için attı. Fakat söz konusu adım tam üyelikle sonuçlanmadı. Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın 2011’deki tam üyelik başvurusunun ardından Filistin, gözlemci kuruluş yerine üye olmayan gözlemci devlet olarak kabul edildi. BM, çeşitli adımlarla faaliyet alanını genişletse de Filistin hâlâ oy kullanma hakkına sahip değildir (Vidmar, 2013: 19-20).
İsrail ve müttefikleri Filistin’in BM’ye tam üyeliğini ve uluslararası entegrasyonunu engellemeye devam etmektedir. Engellemeler özellikle veto yetkisine sahip BM Güvenlik Konseyi üyesi ABD tarafından yapılmaktadır【3】. BM’nin Filistin konusundaki tavrı dikkat çekicidir. Bir taraftan 1948 saldırganlığının ardından İsrail tarafından yüz binlerce Filistinlinin evsiz bırakılmasına ya da zorla yerinden edilmesine göz yummakta diğer taraftan Filistinli mültecilere yönelik insani yardım desteğinde bulunmaktadır.
1967 İsrail saldırganlığından sonra BM, “barış için toprak” olarak anılan 242 sayılı kararı kabul etmiştir. İsrail’in işgal ettiği topraklardan çekilmesi ve tarafların birbirinin egemenliğine saygı duymasını amaçlayan anlaşmada muğlak ifadeler de vardır. Her şeyden önce işgal altındaki toprakların kapsamı tam olarak belirlenmemiştir (Topuz & Arafat, 2023). 1967’den 2000’lere kadar yürütülen barış süreçlerinde ise BM arabuluculuk rolünü büyük ölçüde ABD’ye bırakmıştır. Ancak kalıcı bir barışın sağlanamaması BM’nin diplomatik çabalarının etkin olmadığı düşüncesinin yayılmasına neden olmuştur. Son yıllarda İsrail’in orantısız güç kullanımı ve sivillere yönelik katliamlar gerçekleştirmesi, BM’yi adeta bölgedeki insan hakları ihlallerine ilişkin yalnızca rapor tutan pasif bir kuruluş haline getirmiştir. Her ne kadar BM, Ekim 2023 sonrasında Gazze ve Batı Şeria’da insani yardım çabalarını arttırmış görünse de insani krizlerle mücadele ve sorun çözme konusunda yeterince etkin olamamıştır.
BM hem yapısı hem de işlevselliği hususunda eleştirilerle karşı karşıyadır. Gazze’de yaşanan katliamlar bu eleştirilerin daha da yoğunlaşmasına neden olmaktadır. BM’nin ABD ve Batılı güçlerin etkisi altında olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Yapısı gereği BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinin sahip olduğu orantısız güç dağılımı asıl sorun olarak görülmektedir. Kuruluş amacı çatışmaları önlemek ve milletlerarası kalıcı barışı inşa etmek olan bir örgütün, İsrail’in Filistin’e uyguladığı soykırıma karşı tavrı, üstlendiği sorumluluğun çok gerisinde kalmaktadır. Barış süreçlerinde yetersiz kalması, BM Güvenlik Konseyinin katliamlara rağmen karar alma hususunda zorlanması ve ciddi insanlık suçlarına etkin müdahalelerde bulunamaması güvenirliğini zedelemektedir. Ayrıca bürokratik muammaları ve hantal yapısı da sorun olarak görülmektedir (Hanhimäki, 2015: 48-49).
BM’nin İsrail ve Filistin arasında dengeleyici bir rol üstlendiği iddia edilse de tarafların üyelik süreci ve çatışmalarda izlenen yol tartışmaya açıktır. Sonuç olarak İsrail’in Filistin’de uyguladığı insan hakları ihlalleri ve soykırım karşısında BM’nin etkisiz kalması BM’nin işlevselliğine ve yapısal reforma olan ihtiyacına ilişkin soru işaretlerinin artmasına neden olmaktadır.
Imseis, Ardi (2020). “Negotiating the Illegal: On the United Nations and the Illegal Occupation of Palestine, 1967–2020”.European Journal of International Law, 31 (3), 1055-1085.
Imseis, Ardi (2021). “On Membership of the United Nations and the State of Palestine: A Critical Account”.Leiden Journal of International Law, 34 (4), 855-878.
Khan, Fahim Ghaffar (2022). “Israel-Palestine Conflict and the Role of International Organizations”.Pakistan Review of Social Sciences (PRSS), 3 (1), 1-12.
Khan, Mishal & Tinua, Alu Tacon (2024). “Israel–Palestine: Dehumanisation and Silencing”.The Lancet, 403 (10429), 805-806.
Hanhimäki, Jussi (2015).The United Nations: A Very Short Introduction. Oxford: Oxford University Press.
Topuz, Zuhal Çalık & Arafat, Mohammad (2023). “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Kararlarının Filistin-İsrail Barış Sürecine Etkisi”.Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, 78 (2), 357-380.
UN (1945). Charter of the United Nations and Statute of the International Court of Justice. Erişim Tarihi: 23.08.2024, https://www.un.org/en/about-us/un-charter.
Vidmar, Jure (2013). “Palestine and the Conceptual Problem of Implicit Statehood”. Chinese Journal of International Law, 12 (1), 19–41.
[1]
Bkz. Nekbe ; Yerinden Etme
[2]
Mülteci krizi meseleyi daha da derinleştirmiştir. Filistinli mültecilerin evlerine dönüşleri sağlanamamış aynı zamanda tazminat ödemeleri de gerçekleşmemiştir. Filistinli mülteciler meselesi BM için ciddi bir başarısızlık sürecine işaret etmektedir (detaylı bilgi için bkz. 194 Sayılı Karar (BM Filistinli Göçmenlerin Eve ve Mülkiyetlerine Kavuşması)).
[3]
Ayrıca bkz. ABD-İsrail Özel İlişkisi
| apa | Yılmaz, Ö. (2026). Birleşmiş Milletler. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 237-239) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Yılmaz, Özgür. “Birleşmiş Milletler”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 237-239. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Birleşmiş Milletler" maddesi için tartışma başlatın
Okuma Önerileri