Bölünmüş Sınıf Deneyi (Blue-Eyes/Brown-Eyes Exercise), sosyal psikolog Jane Elliott tarafından 1968 yılında başlatılan deneysel bir eğitim yöntemidir. Egzersiz, ırksal önyargı, ayrımcılık ve stereotiplerin farkındalığını artırmayı hedefler. Katılımcılar, göz renklerine göre avantajlı veya dezavantajlı gruplara ayrılır; bu süreç, önyargının bilişsel, duygusal ve davranışsal sonuçlarını doğrudan deneyimlemelerini sağlar. Deney, önyargının yalnızca düşünsel bir süreç olmadığını, aynı zamanda sosyal davranışları ve duygusal tepkileri de etkilediğini göstermek amacıyla geliştirilmiştir.
Deney, 1968’de Amerika Birleşik Devletleri’nde, Martin Luther King Jr.’ın suikastının ardından Elliott tarafından Iowa’daki bir ilkokulda uygulanmıştır. Elliott, küçük yaştaki öğrencilerin önyargıyı kavrayabilme kapasitesini deneyimlemeleri için basit ve etkili bir yöntem geliştirmiştir. Zamanla egzersiz, üniversite öğrencileri ve yetişkin gruplar üzerinde de uygulanarak sosyal psikoloji alanında önemli bir eğitim aracı hâline gelmiştir.
Deney, katılımcıların göz renklerine göre iki gruba ayrılmasıyla başlar: mavi gözlüler ve kahverengi gözlüler. Bir grup (örneğin mavi gözlüler) geçici olarak dezavantajlı konumda bırakılır; eleştirilir, hakları kısıtlanır ve düşük performans göstermesi beklendiği vurgulanır. Diğer grup ise avantajlı konumda bulunur; övgü alır, ayrıcalıklar tanınır ve olumlu davranışlar için ödüllendirilir. Deney sırasında katılımcılar, sınıf içindeki statü farklılıklarının, ayrımcılık ve önyargı yaratmadaki etkilerini gözlemler. Eğitici, deney boyunca geribildirim vererek bireylerin kendi tutum ve davranışlarını fark etmelerini sağlar.
Araştırmalar, katılımcıların, başkalarının maruz kaldığı ayrımcılığı deneyimleyerek kendi önyargılarını fark ettiklerini göstermektedir. Dezavantajlı grup üyeleri kaygı, öfke ve stres yaşarken; avantajlı grup, güç ve ayrıcalığın sorumluluğunu deneyimler. Bu duygusal tepkiler, önyargının azalmasına katkı sağlayabileceği gibi, bazı bireylerde direnç veya olumsuz stres yaratabilir. Beyaz katılımcılar üzerinde yapılan araştırmalar, egzersizin Asyalı Amerikalılar ve Latino/Latina bireylere yönelik tutumları anlamlı şekilde iyileştirdiğini, ancak Afrika kökenli Amerikalılara yönelik tutumlarda sınırlı değişim sağladığını göstermiştir.
Bölünmüş Sınıf Deneyi, önyargı, stereotip ve ayrımcılık konularında empati ve farkındalık geliştirme açısından kuramsal bir çerçeve sunar. Deney, bireylerin önyargılarını yalnızca bilişsel olarak anlamalarının ötesinde, davranış ve duygusal düzeyde deneyimlemelerini sağlayarak sosyal öğrenme ve tutum değişikliği süreçlerini destekler. Sosyal psikoloji ve eğitim alanında, önyargının etkilerini gözlemleme ve azaltma amacıyla kullanılan önemli bir yöntemdir.
Deneyin uygulanması sırasında katılımcıların olumsuz duygusal deneyimlere maruz bırakılması, etik açıdan tartışma yaratmıştır. Eleştirmenler, özellikle çocuklarda uzun vadeli psikolojik etkiler olabileceğini ve zorlayıcı duygusal deneyimlerin eğitim bağlamında dikkatle uygulanması gerektiğini vurgulamıştır. Buna karşılık, savunucular, deneyin sağladığı empati ve farkındalığın, kısa süreli olumsuz etkilerin ötesinde sosyal değer taşıdığını belirtmiştir.
Zaman içinde, egzersiz çeşitli yaş grupları, üniversite öğrencileri ve yetişkin katılımcılar üzerinde uygulanmıştır. Bazı uygulamalarda göz rengi yerine diğer sosyal kimlik faktörleri (örneğin cinsiyet, sınıf veya etnik köken) temel alınmıştır. Modern uygulamalar, etik standartlar çerçevesinde, katılımcılara önceden bilgilendirme ve deney sonrası tartışma imkânı sunarak tasarlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Bölünmüş Sınıf Deneyi" maddesi için tartışma başlatın
Tarihsel Bağlam ve Gelişim
Uygulama Yöntemi ve Süreci
Duygusal ve Bilişsel Etkiler
Kuramsal Temel ve Sosyal Psikolojik Önemi
Etik Tartışmalar ve Eleştiriler
Farklı Uygulama Varyasyonları
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.