fav gif
Kaydet
Alıntıla
kure star outline

CAATSA (Countering America's Adversaries Through Sanctions Act), Türkçeye "Amerika'nın Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası" olarak çevrilen ve ABD Kongresi tarafından 2017 yılında kabul edilen kapsamlı bir yaptırım yasasıdır. Yasa, Rusya, İran ve Kuzey Kore'ye yönelik ekonomik, mali, diplomatik ve savunma alanlarındaki yaptırımları tek bir çatı altında toplayarak bu ülkelere karşı ABD'nin yaptırım politikasını kalıcı bir hukuki zemine oturtmuştur. 2 Ağustos 2017 tarihinde dönemin ABD Başkanı Donald Trump tarafından imzalanarak yürürlüğe giren CAATSA, yalnızca söz konusu üç ülkeye değil, bu ülkelerin savunma, istihbarat ve enerji sektörleriyle "önemli düzeyde işlem" gerçekleştiren üçüncü ülkelere, şirketlere ve kişilere yönelik de yaptırım uygulanmasına imkan tanımaktadır.


CAATSA'nın kabul edilmesiyle birlikte ABD yaptırımlarının kapsamı genişletilmiş, Başkan'ın yaptırımları tek taraflı olarak kaldırma veya hafifletme yetkisi de önemli ölçüde sınırlandırılmıştır. Böylece yaptırım kararlarının devamı konusunda Kongre'nin denetim yetkisi artırılmış, ABD'nin dış politika araçlarından biri olan ekonomik yaptırımların yasama organı tarafından daha sıkı şekilde kontrol edilmesi amaçlanmıştır.


Yasa özellikle Rusya'nın savunma ve istihbarat sektörleriyle iş yapan üçüncü ülkeleri hedef alan hükümleri nedeniyle uluslararası ilişkilerde önemli sonuçlar doğurmuş; Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi satın almasının ardından Ankara'ya uygulanan yaptırımlar nedeniyle küresel ölçekte en fazla tartışılan Amerikan yaptırım mekanizmalarından biri haline gelmiştir.

CAATSA'nın Ortaya Çıkış Süreci

CAATSA'nın hazırlanmasına giden süreç, ABD ile Rusya arasında 2014 yılında başlayan jeopolitik gerilimlere dayanmaktadır. Rusya'nın Mart 2014'te Kırım Yarımadası'nı ilhak etmesi ve Ukrayna'nın doğusundaki ayrılıkçı gruplara destek vermesi üzerine dönemin ABD Başkanı Barack Obama yönetimi, Rusya'ya yönelik ekonomik yaptırımlar uygulamaya başlamıştır. Bu yaptırımlar başlangıçta Başkanlık kararnameleriyle yürürlüğe konulmuş, finans, enerji ve savunma sektörlerinde faaliyet gösteren çok sayıda Rus şirketi ile devlet görevlisini hedef almıştır.


2016 yılına gelindiğinde ise Rusya'nın ABD başkanlık seçimlerine siber saldırılar ve dezenformasyon faaliyetleri yoluyla müdahale ettiği yönündeki iddialar Washington'da yeni bir siyasi tartışma başlatmıştır. ABD istihbarat kurumlarının hazırladığı raporlarda Rusya'nın seçim sürecini etkilemeye çalıştığı değerlendirilmiş, bu gelişmeler üzerine Kongre üyeleri Rusya'ya yönelik yaptırımların daha kalıcı ve bağlayıcı hale getirilmesini savunmuştur.


Bu dönemde yalnızca Rusya değil, İran'ın balistik füze programı, nükleer faaliyetleri ve bölgesel silahlı gruplara verdiği destek ile Kuzey Kore'nin hızlanan nükleer silah ve kıtalararası balistik füze programı da ABD'nin ulusal güvenlik politikalarının öncelikli gündem maddeleri arasında yer almıştır. Kongre, bu üç ülkeye yönelik yaptırımları tek bir yasa altında birleştirerek hem yaptırım rejimlerini güçlendirmeyi hem de gelecekte Başkan'ın tek taraflı kararlarla yaptırımları kaldırmasını zorlaştırmayı hedeflemiştir.


Bu kapsamda hazırlanan CAATSA tasarısı Temsilciler Meclisi ve Senato'da geniş destekle kabul edilmiş; Başkan Donald Trump tarafından bazı çekinceler dile getirilmesine rağmen anayasal süreç gereği 2 Ağustos 2017 tarihinde imzalanarak yürürlüğe girmiştir.

Yasanın Hukuki Dayanağı

CAATSA, ABD federal hukuk sisteminde yaptırımların uygulanmasına ilişkin kapsamlı hükümler içeren bir Kongre yasasıdır. Yasa üç ana bölümden oluşmaktadır ve her bölüm belirli bir ülkeye yönelik yaptırım mekanizmalarını düzenlemektedir.


Birinci bölüm, İran'a yönelik yaptırımları kapsamaktadır. Bu bölümde İran'ın balistik füze faaliyetleri, Devrim Muhafızları Ordusu'nun faaliyetleri, terör örgütlerine destek verdiği iddia edilen kişi ve kuruluşlar ile insan hakları ihlallerine karışan aktörlere yönelik yaptırım hükümleri yer almaktadır.


İkinci bölüm, Rusya Federasyonu'na yönelik yaptırımları düzenlemektedir. Bu bölümde Rusya'nın savunma sanayii, enerji sektörü, finans kuruluşları, siber faaliyetleri ve seçimlere müdahale iddialarıyla bağlantılı kişi ve kurumlara yönelik ekonomik tedbirler ayrıntılı şekilde tanımlanmaktadır.


Üçüncü bölüm ise Kuzey Kore'nin nükleer silah programı, füze denemeleri, insan hakları ihlalleri ve yasa dışı finansman faaliyetlerine karşı uygulanacak yaptırımları içermektedir.


CAATSA'nın en dikkat çekici yönlerinden biri, yalnızca hedef ülkeleri değil, bu ülkelerin belirli sektörleriyle "önemli işlem" gerçekleştiren üçüncü tarafları da yaptırım kapsamına alabilmesidir. Böylece yasa, yalnızca doğrudan yaptırım uygulanan devletleri değil, onların savunma ve istihbarat sektörleriyle iş yapan diğer devletleri ve şirketleri de etkileyen küresel bir yaptırım mekanizmasına dönüşmüştür.

CAATSA'nın Temel Amaçları

CAATSA'nın temel amacı, ABD tarafından ulusal güvenliğe tehdit oluşturduğu değerlendirilen devletlerin ekonomik ve askeri kapasitesini sınırlandırmak, bu ülkelerin uluslararası sistemdeki hareket alanını daraltmak ve müttefik ülkelerin bu devletlerle stratejik iş birliklerini caydırmaktır.


Yasa kapsamında özellikle şu hedefler öne çıkmaktadır:

  • Rusya'nın savunma sanayii gelirlerinin azaltılması,
  • İran'ın füze programı ve bölgesel askeri faaliyetlerinin sınırlandırılması,
  • Kuzey Kore'nin nükleer silah geliştirme faaliyetlerinin finansmanının engellenmesi,
  • ABD'nin yaptırım politikasının Kongre güvencesine alınması,
  • ABD müttefiklerinin Rus savunma sistemlerine yönelmesinin önlenmesi,
  • ABD savunma teknolojilerinin rakip ülkelerin sistemleriyle birlikte kullanılmasının doğurabileceği güvenlik risklerinin azaltılması.

Bu yönüyle CAATSA yalnızca ekonomik yaptırım yasası değil, aynı zamanda ABD'nin küresel savunma ve güvenlik stratejisinin önemli araçlarından biri olarak değerlendirilmektedir.

CAATSA'nın Kapsadığı Ülkeler

CAATSA doğrudan üç ülkeye yönelik hazırlanmıştır:

Rusya

Rusya, yasa kapsamında en geniş yaptırım hükümlerine tabi olan ülkedir. Savunma sanayii, istihbarat kurumları, enerji şirketleri, finans kuruluşları ve devlet yetkilileri yaptırım kapsamına alınabilmektedir. Özellikle Rus savunma sanayii ile önemli ticari işlem gerçekleştiren üçüncü ülkeler de yaptırım riskiyle karşı karşıya kalmaktadır.

İran

İran'a yönelik yaptırımlar, balistik füze programı, Devrim Muhafızları Ordusu'nun faaliyetleri, nükleer çalışmalar ve ABD tarafından terör örgütü olarak tanımlanan gruplara verilen destek gerekçe gösterilerek uygulanmaktadır. İran'la belirli sektörlerde iş yapan kişi ve şirketler de ikincil yaptırımlarla karşılaşabilmektedir.

Kuzey Kore

Kuzey Kore'ye yönelik hükümler ise nükleer silah geliştirme faaliyetleri, kıtalararası balistik füze programı, insan hakları ihlalleri ve yasa dışı finansman ağlarını hedef almaktadır. Yasa, Kuzey Kore ile ticaret yapan şirketlere ve bu faaliyetleri kolaylaştıran finans kuruluşlarına yönelik yaptırım uygulanmasına imkan sağlamaktadır.


CAATSA'nın 231. Maddesi

CAATSA'nın uluslararası alanda en fazla uygulanan hükümlerinden biri 231. madde olmuştur. Bu madde, Rusya Federasyonu'nun savunma ve istihbarat sektörleriyle "önemli düzeyde işlem" gerçekleştiren yabancı kişi, şirket ve devlet kurumlarına yaptırım uygulanmasını öngörmektedir.


Madde kapsamında ABD Başkanı, Rusya Savunma Bakanlığı, Rus devlet savunma şirketleri veya Rus istihbarat kurumlarıyla gerçekleştirilen önemli savunma anlaşmalarını değerlendirmekle yükümlüdür. Eğer söz konusu işlemin yasa kapsamına girdiği sonucuna varılırsa Başkan, CAATSA'da yer alan yaptırım seçeneklerinden en az beşini uygulamak zorundadır.


Yasada "önemli işlem" kavramı kesin bir parasal sınırla tanımlanmamıştır. Bunun yerine işlemin ekonomik büyüklüğü, stratejik niteliği, savunma kapasitesine etkisi ve ABD'nin ulusal güvenlik çıkarlarına olası sonuçları dikkate alınmaktadır. Bu nedenle her işlem kendi koşulları içinde ayrı ayrı değerlendirilmektedir.


Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi satın alması da ABD yönetimi tarafından CAATSA'nın 231. maddesi kapsamında değerlendirilmiş ve Aralık 2020'de Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığına yönelik yaptırımlar uygulanmıştır.

Türkiye'nin S-400 Hava Savunma Sistemi Tedarik Süreci

Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımlarının temelini, Ankara'nın Rusya'dan S-400 Triumf hava savunma sistemi satın alma kararı oluşturmaktadır. Süreç, Türkiye'nin uzun yıllar boyunca milli hava savunma kapasitesini güçlendirmeye yönelik arayışlarının bir sonucu olarak şekillenmiştir.


Türkiye, 1990'lı yıllardan itibaren uzun menzilli hava ve füze savunma sistemi edinmeyi savunma planlamasının öncelikleri arasına almıştır. Özellikle Körfez Savaşı, Irak'tan kaynaklanan balistik füze tehdidi, Suriye iç savaşı ve bölgede artan füze kapasitesi, Türkiye'nin bu alandaki ihtiyacını daha görünür hale getirmiştir. NATO bünyesinde geçici olarak konuşlandırılan Patriot sistemleri belirli dönemlerde Türkiye'nin hava savunmasına katkı sağlasa da Ankara, uzun vadede kendi envanterine ait bir sistem edinmeyi hedeflemiştir.


Bu kapsamda ABD'nin Patriot, Avrupa'nın SAMP/T, Rusya'nın S-400 ve Çin'in HQ-9 sistemleri değerlendirilmiştir. Türkiye, yalnızca hazır sistem satın almayı değil, aynı zamanda teknoloji transferi, ortak üretim ve yerli savunma sanayiine katkı sağlayacak bir model oluşturmayı da amaçlamıştır.


Uzun süren müzakerelerin ardından Türkiye ile Rusya arasında Eylül 2017'de yaklaşık 2,5 milyar dolar değerinde S-400 hava savunma sistemi alım anlaşması imzalanmıştır. Anlaşma, NATO üyesi bir ülkenin ilk kez Rus yapımı gelişmiş stratejik hava savunma sistemi satın alması bakımından uluslararası kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştır.

S-400 sistemlerinin ilk parçaları Temmuz 2019'da Ankara yakınlarındaki Mürted Hava Meydanı'na ulaştırılmış, teslimatın başlamasıyla birlikte Türkiye ile ABD arasındaki savunma krizinin en kritik aşaması başlamıştır.

ABD'nin S-400 Alımına Yönelik İtirazları

ABD yönetimi, Türkiye'nin S-400 satın alma kararına başından itibaren karşı çıkmıştır. Washington'un temel gerekçesi, Rus yapımı sistemlerin NATO'nun ortak savunma altyapısıyla teknik olarak uyumsuz olduğu ve ittifakın güvenliği açısından risk oluşturabileceği yönündedir.


ABD'li yetkililer özellikle S-400 sistemlerinin aynı anda F-35 savaş uçaklarıyla birlikte kullanılmasının, uçağın radar görünürlüğüne ilişkin hassas verilerin Rusya tarafından elde edilmesine yol açabileceğini savunmuştur. Washington'a göre Rus radar sistemlerinin F-35'in uçuş karakteristiklerini analiz etmesi, uçağın düşük görünürlük (stealth) teknolojisinin zayıflamasına neden olabilecek istihbarat riski doğurmaktadır.

ABD ayrıca NATO üyesi ülkelerin savunma altyapılarının büyük ölçüde Batı teknolojileri üzerine kurulu olduğunu, Rus yapımı stratejik sistemlerin bu yapıya entegre edilmesinin ittifakın ortak savunma planlamasını olumsuz etkileyebileceğini ileri sürmüştür.


Türkiye ise bu iddiaları reddederek S-400 sistemlerinin NATO ağlarına entegre edilmeyeceğini, bağımsız şekilde kullanılacağını ve güvenlik riski oluşturmayacağını açıklamıştır. Ankara ayrıca Patriot sistemlerinin uzun yıllar boyunca istenilen şartlarda satılmaması nedeniyle alternatif arayışına girmek zorunda kaldığını belirtmiştir.

CAATSA'nın Türkiye'ye Uygulanması

S-400 teslimatlarının başlamasının ardından ABD yönetimi, Türkiye'ye yönelik çeşitli yaptırım seçeneklerini değerlendirmeye başlamıştır. Yaklaşık bir buçuk yıl süren diplomatik temasların ardından ABD Hazine Bakanlığı, 14 Aralık 2020 tarihinde Türkiye'ye CAATSA yaptırımlarının uygulanacağını duyurmuştur.


Yaptırımların hukuki dayanağı, CAATSA'nın Rus savunma sektörüyle "önemli işlem" gerçekleştiren kişi ve kuruluşlara yaptırım uygulanmasını öngören 231. maddesi olmuştur.


ABD yönetimi, Türkiye'nin Rus devlet savunma ihracat şirketi Rosoboronexport ile yaptığı S-400 anlaşmasının bu madde kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.


Böylece Türkiye, Hindistan dışında Rus savunma sistemleri nedeniyle CAATSA kapsamında yaptırım uygulanan ilk NATO üyesi ülke olmuştur.

Washington, yaptırımların Türkiye devletine değil, doğrudan Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığına yönelik olduğunu açıklamış; ancak karar iki ülke ilişkilerinde uzun yıllar sürecek yeni bir güven krizinin başlangıcı olarak değerlendirilmiştir.

Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığına (SSB) Yönelik Yaptırımlar

ABD Hazine Bakanlığı tarafından açıklanan yaptırımlar doğrudan Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığını hedef almıştır. Bu kapsamda SSB'nin ABD'den ihracat lisansı alması engellenmiş, Amerikan şirketlerinin Başkanlıkla yeni savunma sanayii ihracatı gerçekleştirmesi yasaklanmıştır.


Yaptırımlar doğrultusunda;

  • ABD'den savunma teknolojisi ve ekipman ihracatı için yeni lisans verilmesi durdurulmuştur.
  • ABD finans kuruluşlarının ve uluslararası finans kurumlarının SSB'ye kredi sağlaması sınırlandırılmıştır.
  • Amerikan şirketlerinin Başkanlıkla yeni savunma projeleri yürütmesi önemli ölçüde zorlaşmıştır.
  • ABD Eximbank kredileri ve çeşitli finansman imkanlarından yararlanılması engellenmiştir.

Bu yaptırımlar doğrudan Türk Silahlı Kuvvetlerini hedef almamakla birlikte, savunma sanayi projelerinde kullanılan Amerikan menşeli alt sistemlerin ve teknolojilerin temininde çeşitli güçlükler ortaya çıkarmıştır.

Yaptırım Listesine Alınan Yetkililer

CAATSA kapsamında yalnızca kurumlara değil, bazı üst düzey yöneticilere de yaptırım uygulanmıştır.


ABD Hazine Bakanlığı;

  • Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir,
  • Başkan Yardımcısı Mustafa Alper Deniz,
  • Hava Savunma ve Uzay Daire Başkanı Serhat Gençoğlu,
  • Bölgesel Hava Savunma Sistemleri Program Müdürü Faruk Yiğit hakkında yaptırım kararı almıştır.

Bu kapsamda söz konusu isimlerin ABD'deki olası mal varlıkları dondurulmuş, Amerikan vatandaşlarının bu kişilerle finansal işlem gerçekleştirmesi yasaklanmış ve ABD'ye girişleri sınırlandırılmıştır. Ayrıca yaptırım uygulanan kişilerle iş yapan Amerikan şirketlerinin de çeşitli hukuki yaptırımlarla karşılaşabileceği belirtilmiştir.

Türkiye'nin CAATSA Kararına Tepkisi

Türkiye, yaptırım kararını uluslararası hukuka ve müttefiklik ruhuna aykırı olarak değerlendirmiştir. Ankara, S-400 sisteminin tamamen ulusal güvenlik ihtiyaçları doğrultusunda satın alındığını, hiçbir NATO sistemine entegre edilmeyeceğini ve egemen devletlerin savunma ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla istedikleri ülkeden savunma sistemi satın alma hakkına sahip olduğunu savunmuştur.


Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalarda ABD'nin aldığı kararın yanlış olduğu belirtilmiş, Washington'un bu karardan vazgeçmesi çağrısında bulunulmuştur. Türkiye ayrıca yaptırımların iki ülke arasındaki stratejik ortaklığa zarar verdiğini ve NATO müttefikliğiyle bağdaşmadığını ifade etmiştir.


Ankara, sorunun yaptırım yoluyla değil diyalog ve teknik görüşmeler yoluyla çözülebileceğini vurgulamış; S-400 sistemlerinin NATO altyapısına etkilerinin ortak teknik komisyonlar tarafından incelenmesi önerisini de çeşitli dönemlerde gündeme getirmiştir. Ancak ABD yönetimi bu öneriye olumlu yaklaşmamış ve CAATSA yaptırımları yürürlükte kalmıştır.

CAATSA'nın İlk Sonuçları

Yaptırımların uygulanmasıyla birlikte Türkiye ile ABD arasındaki savunma ilişkilerinde yeni bir dönem başlamıştır. İki ülke arasında savunma sanayii alanındaki bazı ortak projeler yavaşlamış, teknoloji transferi süreçleri zorlaşmış ve güven sorunu daha görünür hale gelmiştir.


Bununla birlikte Türkiye, savunma sanayiinde yerlileştirme çalışmalarını hızlandırmış; motor, elektronik sistemler, füze teknolojileri ve hava savunma alanlarında yerli üretim projelerine daha fazla yatırım yapılacağını açıklamıştır. Savunma sanayiinde dışa bağımlılığın azaltılması, yaptırımlar sonrasında Türkiye'nin stratejik öncelikleri arasında daha belirgin bir yer edinmiştir.

F-35 Programından Çıkarılma Süreci

Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi satın alması, yalnızca CAATSA yaptırımlarının uygulanmasına yol açmamış, aynı zamanda Türkiye'nin uzun yıllardır ortak üretici ve yatırımcı ortaklarından biri olduğu F-35 Müşterek Taarruz Uçağı Programı'ndaki konumunu da doğrudan etkilemiştir. Türkiye, 1999 yılında programa ortak olmuş, sonraki yıllarda üretim sürecine dahil olarak hem programa mali katkı sağlamış hem de Türk savunma sanayii şirketleri aracılığıyla uçağın çeşitli parçalarının üretiminde görev üstlenmiştir. Program kapsamında Türk şirketleri gövde parçaları, iniş takımı bileşenleri, kokpit ekranları, kompozit yapılar ve çeşitli alt sistemlerin üretiminde yer almış, Türkiye'nin toplam katkısının yaklaşık 1,4 milyar dolar seviyesinde olduğu ifade edilmiştir.


ABD yönetimi, S-400 sistemlerinin F-35 uçaklarıyla aynı ülkede konuşlandırılmasının güvenlik riski oluşturacağını savunarak Türkiye'nin programa katılımını önce askıya almış, ardından Temmuz 2019'da Türkiye'nin F-35 programından çıkarıldığını açıklamıştır. Bu karar doğrultusunda Türkiye'ye teslim edilmesi planlanan F-35 savaş uçakları teslim edilmemiş, Türk pilotlarının ABD'deki eğitim faaliyetleri sonlandırılmış ve Türk savunma sanayii şirketlerinin üretim zincirindeki görevleri kademeli olarak diğer ülkelere devredilmiştir.


Türkiye ise F-35 programından çıkarılmasının hukuki ve sözleşmesel açıdan haksız olduğunu savunmuş, programa mali katkıda bulunan ortak ülkelerden biri olarak yükümlülüklerini yerine getirdiğini belirtmiştir. Ankara, S-400 alımının F-35 programındaki ortaklık haklarını ortadan kaldırmaması gerektiğini ifade etmiş ve teslim edilmeyen uçaklar ile programa yapılan mali katkılar konusunda çeşitli dönemlerde ABD ile görüşmeler yürütmüştür.

CAATSA'nın Türk Savunma Sanayiine Etkileri

CAATSA yaptırımları doğrudan Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığını hedef almakla birlikte, savunma sanayiinin birçok alanında dolaylı etkiler de oluşturmuştur. ABD menşeli teknoloji ve alt sistemlerin ihracat lisansına tabi olması nedeniyle bazı projelerde tedarik süreçleri uzamış, alternatif üretici arayışları hız kazanmıştır.


Savunma sanayii projelerinde özellikle motor teknolojileri, aviyonik sistemler, elektronik harp ekipmanları, optik bileşenler ve çeşitli kritik alt sistemlerde ABD kaynaklı ürünlerin kullanımına ilişkin kısıtlamalar, yerli üretim çalışmalarının hızlandırılmasına neden olmuştur. Bu süreçte Türkiye, savunma sanayiinde yerlilik oranını artırmayı stratejik önceliklerinden biri olarak değerlendirmiş; motor geliştirme, radar sistemleri, hava savunma teknolojileri, elektronik bileşenler ve mühimmat üretimi gibi alanlarda yeni projeler başlatmıştır.


Türk savunma sanayii şirketleri alternatif tedarik zincirleri oluşturmaya yönelirken, Avrupa ve Asya'daki farklı üreticilerle iş birlikleri geliştirilmiş, aynı zamanda milli sistemlerin geliştirilmesine yönelik yatırımlar artırılmıştır. Savunma sanayiinde dışa bağımlılığın azaltılması yönündeki politikalar, CAATSA yaptırımlarının ardından daha görünür hale gelmiştir.

F-16 Tedarik ve Modernizasyon Süreci

F-35 programından çıkarılmasının ardından Türkiye, mevcut savaş uçağı filosunun etkinliğini koruyabilmek amacıyla F-16 filosunun modernizasyonuna yönelmiştir. Bu kapsamda Ankara, Ekim 2021'de ABD'den 40 adet yeni F-16 Blok 70 savaş uçağı ile mevcut filonun modernizasyonu için 79 adet modernizasyon kiti satın almak üzere resmi başvuruda bulunmuştur.


Başvuru, ABD Kongresi'nde uzun süre tartışma konusu olmuş ve özellikle Türkiye'nin dış politikası ile İsveç'in NATO üyelik süreciyle bağlantılı değerlendirilmiştir. Yaklaşık iki yıl süren görüşmelerin ardından Türkiye'nin İsveç'in NATO üyeliğine onay vermesi sonrasında Kongre'deki itirazlar büyük ölçüde ortadan kalkmış ve 2024 yılında ABD yönetimi satışa onay vermiştir.


F-16 tedarik süreci, iki ülke arasındaki savunma ilişkilerinde yeniden diyalog kurulması açısından önemli bir gelişme olarak değerlendirilmiş; taraflar savunma alanındaki iş birliğinin tamamen sona ermediğini göstermiştir.

KAAN Projesi ve F110 Motorları

Türkiye'nin beşinci nesil milli muharip uçağı KAAN projesi, CAATSA sonrasında savunma sanayiinde yürütülen en önemli projelerden biri olarak öne çıkmıştır. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) tarafından geliştirilen KAAN'ın ilk prototipi 2024 yılında ilk uçuşunu gerçekleştirmiş, proje Türkiye'nin uzun vadeli hava kuvvetleri modernizasyon planının temel unsurlarından biri haline gelmiştir.


KAAN'ın ilk üretim bloklarında ABD üretimi General Electric F110 motorlarının kullanılması planlanmaktadır. Bu nedenle motor tedariki, Türkiye ile ABD arasındaki savunma ilişkilerinin önemli başlıklarından biri olmayı sürdürmektedir.


2026 yılında ABD yönetiminin Türkiye'ye yaklaşık 700 milyon dolar değerinde F110 savaş uçağı motoru ve ilgili ekipmanların satışına yönelik niyet bildiriminde bulunması, iki ülke arasındaki savunma iş birliğinde yeni bir dönemin başlayabileceğine ilişkin değerlendirmeleri beraberinde getirmiştir. Kongre'nin belirli süre içerisinde itiraz etmemesi halinde söz konusu satışın gerçekleşebileceği ifade edilmiştir.

Türkiye-ABD Savunma İlişkilerinde Normalleşme Arayışları

CAATSA yaptırımlarına rağmen Türkiye ile ABD arasındaki savunma ilişkileri tamamen kesilmemiştir. NATO müttefiki olan iki ülke, Karadeniz güvenliği, terörle mücadele, enerji güvenliği, Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'daki gelişmeler gibi birçok başlıkta iş birliğini sürdürmeye devam etmiştir.


2023 ve 2024 yıllarından itibaren taraflar arasında üst düzey diplomatik temasların yoğunlaştığı görülmektedir. Savunma Bakanlıkları ve dışişleri kurumları arasında gerçekleştirilen görüşmelerde F-16 süreci, savunma sanayii iş birliği, NATO kapsamındaki koordinasyon ve bölgesel güvenlik konuları ele alınmıştır.


2025 ve 2026 yıllarında ise özellikle Donald Trump yönetiminin yeniden göreve gelmesinin ardından iki ülke arasındaki ilişkilerde daha pragmatik bir yaklaşımın benimsendiğine yönelik değerlendirmeler yapılmıştır. F-16 satışının ilerlemesi, F110 motorlarına ilişkin olumlu gelişmeler ve üst düzey diplomatik temaslar, CAATSA yaptırımlarının geleceğine ilişkin tartışmaların yeniden gündeme gelmesine zemin hazırlamıştır.

2026 Yılında CAATSA Tartışmaları ve Güncel Gelişmeler

2026 yılı itibarıyla Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde savunma sanayii alanında yeniden normalleşme arayışlarının öne çıktığı görülmektedir. Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi alınmasının ardından uygulanan CAATSA yaptırımları yürürlükte kalmaya devam etse de iki ülke arasındaki diplomatik temasların yoğunlaşması ve savunma alanındaki iş birliğinin yeniden geliştirilmesine yönelik girişimler, yaptırımların geleceğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşımıştır.


Bu süreçte NATO çerçevesindeki iş birliği, Karadeniz güvenliği, Ukrayna'daki savaş, Orta Doğu'da yaşanan gelişmeler ve Türkiye'nin bölgesel güvenlik politikalarındaki rolü, Washington ile Ankara arasındaki stratejik diyaloğun sürdürülmesini sağlayan temel başlıklar arasında yer almıştır. Taraflar arasında zaman zaman görüş ayrılıkları yaşansa da savunma alanındaki temasların tamamen kesilmemesi, ilişkilerin yeniden yapılandırılabileceğine yönelik değerlendirmeleri güçlendirmiştir.


Türkiye'nin F-16 Blok 70 savaş uçakları ile modernizasyon kitlerini satın almasına yönelik sürecin ilerlemesi, ardından ABD yönetiminin F110 savaş uçağı motorlarının satışına ilişkin niyet bildiriminde bulunması, iki ülke arasında savunma alanındaki diyaloğun yeniden ivme kazandığını gösteren gelişmeler olarak değerlendirilmiştir.

Hakan Fidan'ın CAATSA Açıklamaları

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Temmuz 2026'da yaptığı açıklamalarda CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasına ilişkin diplomatik temasların sürdüğünü ifade etmiştir. Fidan, Türkiye ile ABD arasında savunma sanayii alanında daha yapıcı bir döneme girildiğini belirterek, yaptırımların kaldırılmasına yönelik gerekli diplomatik ve teknik adımların atıldığını söylemiştir.


Fidan, CAATSA yaptırımlarının yalnızca savunma sanayii alanındaki iş birliğini değil, iki NATO müttefiki arasındaki stratejik ortaklığı da olumsuz etkilediğini vurgulamış; mevcut uluslararası güvenlik ortamında iki ülkenin daha yakın iş birliği içerisinde hareket etmesinin önemine dikkat çekmiştir.


Açıklamalarında özellikle son dönemde savunma alanında yaşanan olumlu gelişmelere işaret eden Fidan, taraflar arasında güven ortamının yeniden oluşturulmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini belirtmiştir. Türkiye'nin uzun yıllardır dile getirdiği görüş doğrultusunda CAATSA yaptırımlarının müttefiklik ruhuyla bağdaşmadığını yineleyen Fidan, mevcut sorunların diyalog yoluyla çözülebileceğini ifade etmiştir.

Trump Yönetiminin Yaklaşımı

Donald Trump'ın yeniden ABD Başkanı olarak göreve başlamasının ardından Washington yönetiminin Türkiye ile savunma ilişkilerine önceki döneme kıyasla daha pragmatik yaklaşabileceğine ilişkin değerlendirmeler yapılmıştır. Trump, geçmişte de Türkiye ile yaşanan S-400 krizinin ortaya çıkmasında Obama döneminde Patriot sistemlerinin satışına ilişkin yaşanan sorunların etkili olduğunu dile getirmiş ve Türkiye'nin içinde bulunduğu şartların dikkate alınması gerektiğini savunmuştur.


2026 yılı içerisinde ABD yönetiminin Türkiye'ye F110 savaş uçağı motorlarının satışına yönelik Kongre'ye resmi bildirimde bulunması, iki ülke arasındaki savunma ilişkilerinde yeni bir dönemin başlayabileceğine yönelik yorumları güçlendirmiştir. Bunun yanı sıra F-16 tedarik sürecinin ilerlemesi ve üst düzey temasların sürdürülmesi, yaptırımların geleceğinin yeniden değerlendirilebileceğine ilişkin beklentileri artırmıştır.


Bununla birlikte CAATSA'nın bir Kongre yasası olması nedeniyle yaptırımların kaldırılmasına ilişkin süreç yalnızca Başkan'ın siyasi iradesine bağlı değildir. ABD hukuk sistemi çerçevesinde Kongre'nin rolü ve yasal prosedürler, yaptırımların değiştirilmesi veya kaldırılması bakımından belirleyici olmaya devam etmektedir.

CAATSA'nın Kaldırılmasına İlişkin Hukuki Süreç

CAATSA, Başkanlık kararnamesiyle yürürlüğe konulan bir yaptırım programı değil, ABD Kongresi tarafından kabul edilmiş federal bir yasadır. Bu nedenle yaptırımların kaldırılması veya kapsamının değiştirilmesi, diğer bazı yaptırım programlarına kıyasla daha karmaşık bir hukuki süreç gerektirmektedir.


Yasa kapsamında Başkan belirli durumlarda bazı yaptırımları erteleyebilmek veya muafiyet uygulayabilmekle birlikte, yaptırımların tamamen kaldırılması için Kongre'nin de sürece dahil olması gerekmektedir. Özellikle Rusya'ya yönelik yaptırımların kaldırılması veya önemli ölçüde hafifletilmesi konusunda Başkan'ın tek başına hareket etme yetkisi sınırlandırılmıştır.


Bu nedenle Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımlarının kaldırılması yalnızca ikili ilişkilerde yaşanacak olumlu gelişmelere değil, aynı zamanda ABD iç siyasetindeki dengelere, Kongre'nin yaklaşımına ve Rusya ile ilgili genel yaptırım politikasına da bağlı bulunmaktadır.

CAATSA'nın Kaldırılma İhtimali

2026 yılı itibarıyla Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilerde önceki yıllara kıyasla daha olumlu bir atmosfer oluştuğu görülmektedir. F-16 satış sürecinin ilerlemesi, F110 motorlarının satışına ilişkin girişimler, NATO bünyesindeki iş birliğinin devam etmesi ve üst düzey diplomatik temasların yoğunlaşması, tarafların savunma alanındaki sorunları diyalog yoluyla çözme yönünde irade ortaya koyduğunu göstermektedir.


Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın, yaptırımların kaldırılması konusunda gerekli adımların atıldığı yönündeki açıklamaları da bu sürecin diplomatik zeminde sürdüğüne işaret etmektedir. Bununla birlikte CAATSA'nın federal bir yasa olması ve yaptırımların hukuki dayanağının Kongre tarafından oluşturulmuş olması nedeniyle sürecin kısa vadede tamamlanması beklenmemektedir.


Öte yandan Türkiye'nin S-400 sistemlerine ilişkin tutumunda herhangi bir değişiklik olmaması, CAATSA'nın uygulanmasına gerekçe oluşturan temel unsurun devam ettiği yönündeki değerlendirmeleri de gündemde tutmaktadır. Bu nedenle yaptırımların tamamen kaldırılabilmesi; Türkiye-ABD ilişkilerinin genel seyri, Rusya ile ilgili ABD yaptırım politikası, Kongre'nin yaklaşımı ve iki ülke arasında savunma alanında sağlanabilecek yeni uzlaşı başlıklarına bağlı olarak şekillenecektir.


Mevcut diplomatik gelişmeler, taraflar arasında ilişkilerin normalleşmesine yönelik iradenin güçlendiğini göstermektedir. Ancak CAATSA yaptırımlarının tamamen kaldırılması, yalnızca siyasi açıklamalarla değil, ABD'nin iç hukuk mekanizmaları ile dış politika önceliklerinin birlikte değerlendirilmesini gerektiren çok aşamalı bir süreç olarak değerlendirilmektedir.

Kaynakça

Anadolu Ajansı. "Dışişleri Bakanı Fidan: CAATSA yaptırımları konusunda gereken adımları atıyoruz." Erişim: 6 Temmuz 2026. https://www.aa.com.tr/tr/gundem/disisleri-bakani-fidan-caatsa-yaptirimlari-konusunda-gereken-adimlari-atiyoruz/3984709

Assent. "What Is CAATSA?" Erişim: 6 Temmuz 2026. https://www.assent.com/resources/knowledge-article/what-is-caatsa/

BBC News Türkçe. "ABD'nin Türkiye'ye uyguladığı CAATSA yaptırımları nedir?" Erişim: 6 Temmuz 2026. https://www.bbc.com/turkce/articles/cwynrxnnl14o

BBC News Türkçe. "NATO Zirvesi neden önemli, Ankara'da hangi kararlar alınabilir?" Erişim: 6 Temmuz 2026.https://www.bbc.com/turkce/articles/c70yy6wxgl9o

NTV. "Dışişleri Bakanı Fidan: CAATSA yaptırımları kaldırılabilir." Erişim: 6 Temmuz 2026. https://www.ntv.com.tr/turkiye/disisleri-bakani-fidan-caatsa-yaptirimlari-kaldirilabilir-1731162

Office of Foreign Assets Control (U.S. Department of the Treasury). "Countering America's Adversaries Through Sanctions Act (CAATSA)-Related Sanctions." Erişim: 6 Temmuz 2026. https://ofac.treasury.gov/sanctions-programs-and-country-information/countering-americas-adversaries-through-sanctions-act-related-sanctions

U.S. Department of State. "CAATSA/CRIEEA Section 225 Public Guidance." Erişim: 6 Temmuz 2026. https://www.state.gov/caatsa-crieea-section-225-public-guidance

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarZeynep Gül6 Temmuz 2026 09:32

Etiketler

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"CAATSA Yaptırımları" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • CAATSA'nın Ortaya Çıkış Süreci

  • Yasanın Hukuki Dayanağı

  • CAATSA'nın Temel Amaçları

  • CAATSA'nın Kapsadığı Ülkeler

  • Rusya

  • İran

  • Kuzey Kore

  • CAATSA'nın 231. Maddesi

  • Türkiye'nin S-400 Hava Savunma Sistemi Tedarik Süreci

  • ABD'nin S-400 Alımına Yönelik İtirazları

  • CAATSA'nın Türkiye'ye Uygulanması

  • Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığına (SSB) Yönelik Yaptırımlar

  • Yaptırım Listesine Alınan Yetkililer

  • Türkiye'nin CAATSA Kararına Tepkisi

  • CAATSA'nın İlk Sonuçları

  • F-35 Programından Çıkarılma Süreci

  • CAATSA'nın Türk Savunma Sanayiine Etkileri

  • F-16 Tedarik ve Modernizasyon Süreci

  • KAAN Projesi ve F110 Motorları

  • Türkiye-ABD Savunma İlişkilerinde Normalleşme Arayışları

  • 2026 Yılında CAATSA Tartışmaları ve Güncel Gelişmeler

  • Hakan Fidan'ın CAATSA Açıklamaları

  • Trump Yönetiminin Yaklaşımı

  • CAATSA'nın Kaldırılmasına İlişkin Hukuki Süreç

  • CAATSA'nın Kaldırılma İhtimali

KÜRE'ye Sor