
ORCID ID
0000-0002-0102-099X
Din ve inanç özgürlüğü, bireylerin dini inançlarını serbestçe seçme, değiştirme, ifade etme ve bu inançlara uygun şekilde ibadet etme ya da hiçbir dini inanca sahip olmama hakkını ifade etmektedir. Bu özgürlük, modern insan hakları hukukunun temel taşlarından biri kabul edilmektedir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin (İHEB) 18. maddesi, din ve inanç özgürlüğünü; “Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak, din veya inancını değiştirme ve dinini ya da inancını, tek başına veya topluca, açıkça veya özel olarak, öğretim, ibadet ve uygulama yoluyla ifade etme özgürlüğünü içerir” şeklinde tanımlamaktadır (BM, 1948).Din özgürlüğünün kökenleri, Antik Çağ’a kadar uzanmaktadır. Ancak din özgürlüğüne yönelik modern anlayış, 17. ve 18. yüzyıllarda Avrupa’daki dini reform hareketleri ve Aydınlanma düşüncesinin etkisiyle gelişmiştir. Örneğin, İngiliz filozof John Locke’un A Letter Concerning Toleration (1689) adlı eseri, dini hoşgörünün gerekliliğini savunmuş ve bireylerin vicdan özgürlüğüne vurgu yapmıştır (Locke, 1983). Yine 18. yüzyılda din ve inanç özgürlüğü, Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi (1776) ve Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi (1789) gibi metinlerde temel bir hak olarak tanınmıştır. Bu belgeler, dinin devlet kontrolünden bağımsız olması gerektiği fikrini pekiştirmiştir (Taylor, 2005).20. yüzyılda din ve inanç özgürlüğü, uluslararası hukuk sistemlerinde daha geniş yer bulmuştur. İHEB’in yanı sıra, BM Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin (MSHUS) 18. maddesi de bu özgürlüğü güvence altına almaktadır. MSHUS’a göre, din özgürlüğü, yalnızca inançları seçme hakkını değil, aynı zamanda bu inançları öğretme, uygulama, ibadet ve ifade etme hakkını da kapsamaktadır (COE, 1966). Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 9. maddesi, din özgürlüğünü garanti altına alırken, bu hakkın yalnızca özel alanda değil, toplumsal düzeyde de korunmasını vurgulamaktadır (COE, 1950: 11). Bu bağlamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) verdiği kararlar, din ve inanç özgürlüğü konusunda önemli bir içtihat oluşturmuştur.Tarih boyunca din ve inanç özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar ve zorlamalar sürekli olagelmiştir. İnsan hakları mücadelesi bu konuda bazı mesafe alınmasını sağlasa da emperyalist güçlerin desteğini alan İsrail’in Filistin’deki uygulamaları bu gelişmeye aykırı örneklerden biridir. Zira İsrail, Filistinli Müslümanların ve Hristiyanların ibadet özgürlüğünü ciddi şekilde kısıtlamaktadır. Özellikle Kudüs’te, Mescid-i Aksâ başta olmak üzere kutsal mekânlara girişin zorlaştırılması, ibadet eden insanlara yönelik baskılar ve zaman zaman yaşanan saldırılar, bu özgürlüğün ihlal edildiğini göstermektedir. Cuma namazı gibi toplu ibadetler için Filistinlilere getirilen yaş sınırlamaları, Gazze ve Batı Şeria’dan Kudüs’e geçişin engellenmesi gibi uygulamalar, inançların özgürce yaşamasına engel oluşturmaktadır. Hz. Îsâ’nın doğum yeri olarak bilinen Beytüllahim ve Doğuş Kilisesi, İsrail’in saldırıları sonucu büyük zarar gören yerlerin başında gelmektedir. Hatta 2023 Noel kutlamaları Ermeni, Katolik ve Ortodoks mezhepleri arasında paylaşılan Beytüllahim’de yapılamamış ve bu durum büyük üzüntüye sebebiyet vermiştir (VOA, 2023; Independent Türkçe, 2023). İsrail’in saldırıları ve keyfi uygulamaları sonucunda, din ve inanç özgürlüğüne yönelik müdahaleler ciddi boyutlara ulaşmış; bu durum, tüm inanç toplulukları açısından endişe verici bir hâl almıştır.Kudüs başta olmak üzere Filistin toprakları, Hz. Ömer dönemindeki fetihle dinsel hoşgörünün de merkezlerinden biri olmuştur【1】. Müslüman yönetimi altında farklı dinlere mensup insanlar, ibadetlerini özgürce yerine getirebilmiş, kutsal mekânlarını serbestçe ziyaret edebilmiştir. Bu kültür, Selâhaddîn-i Eyyûbî döneminde ve Osmanlı idaresi boyunca da devam etmiş; şehirdeki camiler, kiliseler ve sinagoglar oluşturulan hoşgörü mirasının somut kanıtları olarak varlığını sürdürmüştür. Ne var ki İsrail işgali, yaşayan çoğulcu geleneği tahrip etmekte, tek taraflı bir anlayışla yeniden şekillendirmeye çalışmaktadır. Tarih boyunca Müslüman, Hristiyan ve Yahudilerin ortak kutsal mekânlarını barındıran Filistin, İsrail’in siyonist uygulamaları ile diğer dinleri görmezden gelerek sadece kendi ideolojik anlatısını öne çıkarmaktadır.Din ve inanç özgürlüğü, bireylerin kimliklerini ve dünya görüşlerini özgürce ifade etmelerini sağlayan temel bir insan hakkıdır. İsrail’in yıllardır Filistinliler için kutsal kabul edilen mekanlar ve alanlarda bu hakkı ciddi şekilde engellemeye dönük bir devlet politikası yürüttüğü görülmektedir. Özellikle “modern dünya” söylemlerinde en fazla dikkat çekilen hususlardan biri olan din ve inanç özgürlüğünün, Filistin bölgesi söz konusu olduğunda kapsam dışında bırakılması Batı hükümetlerinin ve onların tesirinde olan uluslararası yapının en önemli çelişkilerinden biridir.Okuma ÖnerileriCheong, Pauline Hope; Poon, Jessie P.H.; Huang, Shirlena & Casas, Irene (2009). “The Internet Highway and Religious Communities: Mapping and Contesting Spaces in Religion Online”. Information, Communication & Society, 12 (6), 670–694. Evans, M. D. (2001). Religious Liberty and International Law in Europe. Cambridge: Cambridge University Press. Kuru, A. T. (2007). “Passive and Assertive Secularism: Historical Conditions, Ideological Struggles, and State Policies toward Religion”. World Politics, 59 (4), 568–594. Kuru, A. T. (2009). Secularism and State Policies toward Religion: The United States, France, and Turkey. Cambridge: Cambridge University Press. Parekh, B. (2000). Rethinking Multiculturalism: Cultural Diversity and Political Theory. Cambridge: Harvard University Press. Taylor, P. M. (2005). Freedom of Religion: UN and European Human Rights Law and Practice. Cambridge: Cambridge University Press.
Din ve inanç özgürlüğü, bireylerin dini inançlarını serbestçe seçme, değiştirme, ifade etme ve bu inançlara uygun şekilde ibadet etme ya da hiçbir dini inanca sahip olmama hakkını ifade etmektedir. Bu özgürlük, modern insan hakları hukukunun temel taşlarından biri kabul edilmektedir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin (İHEB) 18. maddesi, din ve inanç özgürlüğünü; “Herkesin düşünce, vicdan ve din özgürlüğüne hakkı vardır. Bu hak, din veya inancını değiştirme ve dinini ya da inancını, tek başına veya topluca, açıkça veya özel olarak, öğretim, ibadet ve uygulama yoluyla ifade etme özgürlüğünü içerir” şeklinde tanımlamaktadır (BM, 1948).
Din özgürlüğünün kökenleri, Antik Çağ’a kadar uzanmaktadır. Ancak din özgürlüğüne yönelik modern anlayış, 17. ve 18. yüzyıllarda Avrupa’daki dini reform hareketleri ve Aydınlanma düşüncesinin etkisiyle gelişmiştir. Örneğin, İngiliz filozof John Locke’un A Letter Concerning Toleration (1689) adlı eseri, dini hoşgörünün gerekliliğini savunmuş ve bireylerin vicdan özgürlüğüne vurgu yapmıştır (Locke, 1983). Yine 18. yüzyılda din ve inanç özgürlüğü, Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi (1776) ve Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi (1789) gibi metinlerde temel bir hak olarak tanınmıştır. Bu belgeler, dinin devlet kontrolünden bağımsız olması gerektiği fikrini pekiştirmiştir (Taylor, 2005).
20. yüzyılda din ve inanç özgürlüğü, uluslararası hukuk sistemlerinde daha geniş yer bulmuştur. İHEB’in yanı sıra, BM Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin (MSHUS) 18. maddesi de bu özgürlüğü güvence altına almaktadır. MSHUS’a göre, din özgürlüğü, yalnızca inançları seçme hakkını değil, aynı zamanda bu inançları öğretme, uygulama, ibadet ve ifade etme hakkını da kapsamaktadır (COE, 1966). Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 9. maddesi, din özgürlüğünü garanti altına alırken, bu hakkın yalnızca özel alanda değil, toplumsal düzeyde de korunmasını vurgulamaktadır (COE, 1950: 11). Bu bağlamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) verdiği kararlar, din ve inanç özgürlüğü konusunda önemli bir içtihat oluşturmuştur.
Tarih boyunca din ve inanç özgürlüğüne yönelik kısıtlamalar ve zorlamalar sürekli olagelmiştir. İnsan hakları mücadelesi bu konuda bazı mesafe alınmasını sağlasa da emperyalist güçlerin desteğini alan İsrail’in Filistin’deki uygulamaları bu gelişmeye aykırı örneklerden biridir. Zira İsrail, Filistinli Müslümanların ve Hristiyanların ibadet özgürlüğünü ciddi şekilde kısıtlamaktadır. Özellikle Kudüs’te, Mescid-i Aksâ başta olmak üzere kutsal mekânlara girişin zorlaştırılması, ibadet eden insanlara yönelik baskılar ve zaman zaman yaşanan saldırılar, bu özgürlüğün ihlal edildiğini göstermektedir. Cuma namazı gibi toplu ibadetler için Filistinlilere getirilen yaş sınırlamaları, Gazze ve Batı Şeria’dan Kudüs’e geçişin engellenmesi gibi uygulamalar, inançların özgürce yaşamasına engel oluşturmaktadır. Hz. Îsâ’nın doğum yeri olarak bilinen Beytüllahim ve Doğuş Kilisesi, İsrail’in saldırıları sonucu büyük zarar gören yerlerin başında gelmektedir. Hatta 2023 Noel kutlamaları Ermeni, Katolik ve Ortodoks mezhepleri arasında paylaşılan Beytüllahim’de yapılamamış ve bu durum büyük üzüntüye sebebiyet vermiştir (VOA, 2023; Independent Türkçe, 2023). İsrail’in saldırıları ve keyfi uygulamaları sonucunda, din ve inanç özgürlüğüne yönelik müdahaleler ciddi boyutlara ulaşmış; bu durum, tüm inanç toplulukları açısından endişe verici bir hâl almıştır.
Kudüs başta olmak üzere Filistin toprakları, Hz. Ömer dönemindeki fetihle dinsel hoşgörünün de merkezlerinden biri olmuştur【1】. Müslüman yönetimi altında farklı dinlere mensup insanlar, ibadetlerini özgürce yerine getirebilmiş, kutsal mekânlarını serbestçe ziyaret edebilmiştir. Bu kültür, Selâhaddîn-i Eyyûbî döneminde ve Osmanlı idaresi boyunca da devam etmiş; şehirdeki camiler, kiliseler ve sinagoglar oluşturulan hoşgörü mirasının somut kanıtları olarak varlığını sürdürmüştür. Ne var ki İsrail işgali, yaşayan çoğulcu geleneği tahrip etmekte, tek taraflı bir anlayışla yeniden şekillendirmeye çalışmaktadır. Tarih boyunca Müslüman, Hristiyan ve Yahudilerin ortak kutsal mekânlarını barındıran Filistin, İsrail’in siyonist uygulamaları ile diğer dinleri görmezden gelerek sadece kendi ideolojik anlatısını öne çıkarmaktadır.
Din ve inanç özgürlüğü, bireylerin kimliklerini ve dünya görüşlerini özgürce ifade etmelerini sağlayan temel bir insan hakkıdır. İsrail’in yıllardır Filistinliler için kutsal kabul edilen mekanlar ve alanlarda bu hakkı ciddi şekilde engellemeye dönük bir devlet politikası yürüttüğü görülmektedir. Özellikle “modern dünya” söylemlerinde en fazla dikkat çekilen hususlardan biri olan din ve inanç özgürlüğünün, Filistin bölgesi söz konusu olduğunda kapsam dışında bırakılması Batı hükümetlerinin ve onların tesirinde olan uluslararası yapının en önemli çelişkilerinden biridir.
Cheong, Pauline Hope; Poon, Jessie P.H.; Huang, Shirlena & Casas, Irene (2009). “The Internet Highway and Religious Communities: Mapping and Contesting Spaces in Religion Online”. Information, Communication & Society, 12 (6), 670–694. Evans, M. D. (2001). Religious Liberty and International Law in Europe. Cambridge: Cambridge University Press. Kuru, A. T. (2007). “Passive and Assertive Secularism: Historical Conditions, Ideological Struggles, and State Policies toward Religion”. World Politics, 59 (4), 568–594. Kuru, A. T. (2009). Secularism and State Policies toward Religion: The United States, France, and Turkey. Cambridge: Cambridge University Press. Parekh, B. (2000). Rethinking Multiculturalism: Cultural Diversity and Political Theory. Cambridge: Harvard University Press. Taylor, P. M. (2005). Freedom of Religion: UN and European Human Rights Law and Practice. Cambridge: Cambridge University Press.
Bowen, J. R. (2007). Why the French Don’t Like Headscarves: Islam, the State, and Public Space. New Jersey: Princeton University Press.
COE (1950). European Convention on Human Rights. Erişim Tarihi: 09.05.2025, https://www.echr.coe.int/documents/d/echr/convention_ENG.
COE (1966). The International Covenant on Civil and Political Rights. Erişim Tarihi: 09.05.2025, https://www.coe.int/en/web/compass/the-international-covenant-on-civil-and-political-rights.
Independent Türkçe (2023). Hz. İsa’nın Doğum Yeri Beytüllahim, Noel’e Gazze’nin Hüznüyle Giriyor: Her Zaman ve Sonsuza Kadar Gazze’nin Yanındayız. Erişim Tarihi: 10.01.2025, https://www.indyturk.com/node/684256/d%C3%BCnya/hz-i%CC%87san%C4%B1n-do%C4%9Fum-yeri-beyt%C3%BCllahim-noele-gazzenin-h%C3%BCzn%C3%BCyle-giriyor-her-zaman-ve.
Locke, J. (1983). A Letter Concerning Toleration (1689). Indianapolis: Hackett Publishing Company.
UN (1948). İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi. Erişim Tarihi: 09.05.2025, https://www.un.org/en/about-us/universal-declaration-of-human-rights.
VOA (2023). Hz. İsa’nın Doğum Yeri Sessiz ve Işıksız Bir Noel’e Hazırlanıyor. Erişim Tarihi: 10.01.2025, https://www.voaturkce.com/a/hz-isanin-dogum-yeri-sessiz-ve-isiksiz-bir-noele-hazirlaniyor/7401362.html.
[1]
Bkz. Emanname ; Hz. Ömer Fermanı
| apa | Piri, Y. (2026). Din ve İnanç Özgürlüğü. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 386-388) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Piri, Yakup. “Din ve İnanç Özgürlüğü”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 386-388. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Din ve İnanç Özgürlüğü" maddesi için tartışma başlatın
Okuma Önerileri