
Ekonomik güç dengesi hem “iç ekonomik güç” ile hem de “dış ekonomik güç” ile ilişkili bir kavramdır ve özellikle uluslararası her türlü ilişkide; ilişkilerin, sömürülerin ve hegemonyaların oluşmasında en önemli aktörlerden biridir (Bildir, 2024: 118). Ekonomik güç, üretim ile doğrudan ilişkilidir ve bu gücün üretim yapan kesimler arasında dağıtılmasına fonksiyonel gelir dağılımı denilmektedir. Üretim sonrasında elde edilen gelirin veya gücün dengeli ve büyümeyi destekleyici şekilde dağıtılması gerekir. Başka bir ifade ile gelirin üretim faktörleri arasında âdil ve dengeli dağıtılması sürdürülebilir büyüme ve kalkınma açısından önemlidir (Yıldırım & Pirili, 2023: 8).Ekonomik gücün toplumun tüm kesimlerine dengeli dağılması veya dağıtılması Filistin Devleti’nin hızlı kalkınma süreci içerisine girmesini kolaylaştıracaktır. Ekonomik gücün dengeli oluşması veya ülkenin menfaatine olacak şekilde dengelenmesi bağımlılıktan kurtulma ve kalkınma açısından önem arz etmektedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, Filistin Devleti’nin gelişmesinde ihtiyaç duyulacak olan ekonomik güç dengesinin iç ve dış sömürü odaklarının menfaatine olmayacak şekilde dengelenmesi gerekmektedir.Filistin Merkez İstatistik Bürosu raporlarına göre Filistin Devleti, diğer ülkelerle girdiği ekonomik ilişki neticesinde genellikle cari açık vermektedir. 2008 yılında Filistin Devleti’nin 764 milyon dolar fazla vermesi nadir görülen bir durumdur. 2010 yılında Filistin Devleti’nin 690 milyon doları aşkın cari açığı 1 yıl içinde yaklaşık 4 kat artarak 2,2 milyar dolar seviyesine çıkmış ve bu seviyeyi korumuştur. 2023 yılında da benzer bir seviye olan 2,3 milyar dolar cari açık verilmiştir. (PCBS, t.y.a.) Dolayısıyla Filistin Devleti’nin en azından kendi kendine yeten bir devlet olabilmesi için cari açığı kapatacak alanların gelişmesi gerekmektedir. Bu sayede ekonomik güç dengesi Filistin Devleti’nin menfaatine gerçekleşecektir. Bunun için ise katma değer oluşturan alanların öncelenmesi gerekir. Filistin Devleti’nin brüt katma değer oluşumuna bakıldığında da süreklilik olmadığı görülebilir. Örneğin 2012 yılında 416 milyon dolar finansal katma değer oluşumu, 2013 yılında 353 milyon dolar; 2014 yılında ise 391 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. 2020 yılı içinde ise bu rakam 715 milyon dolara çıkmıştır. Dolayısıyla Filistin Devleti için finansal katma değer oluşturacak alanların istikrara kavuşması ve küresel finansa entegre olması önemlidir. Ancak bu durumun işgal ve kısıtlama altındaki bir bölgede gerçekleşmesi ihtimal dahilinde değildir. Nitekim nicel olarak gelişme söz konusudur, 2012 yılında 46 olan finansal kuruluş sayısı 2019 yılında 523’e çıkmıştır ancak oluşturulan katma değer 2012 yılında 416 milyon dolar iken 2019 yılında 715 milyon doları aşamamıştır. Bu durum da Filistin Devleti’nde finansal kuruluşların yeterince etkin çalışmadığını göstermektedir (PCBS, t.y.b)Finansal kuruluşların etkin çalışmaması diğer alanlardaki başarı ile kapatılabilir. Ancak işgal ve zulüm altında olan bir devletin diğer alanlardaki durumu da iç açıcı olmayacaktır. Örneğin 2021 yılında sanayi üretim endeksinin yüzde 14 seviyesinde artmış olması güzel bir başarıdır. Ancak İsrail zulmünün arttığı 2023 yılında sanayi üretim endeksi yüzde -8 ve 2024 yılında ise yüzde -19 seviyelerine gerilemiştir (PCBS, t.y.c). Dolayısıyla Filistin Devleti üzerindeki haksız baskı ve işgal girişimleri başta ekonomi olmak üzere hayatın her alanını olumsuz etkilemektedir.Bu baskı ve zulmün giderilmesinden sonra ekonomik güç dengesinin oluşması kısa sürede gerçekleşebilir. Bunun için bazı yolların izlenmesinde fayda vardır. Bunların başında emeğin sömürülmesinin engellenmesi ile girişimciliğin arttırılması ve teşvik edilmesi gelmektedir. Emek sömürüsünün engellenmesi toplumda gelir adaletinin ve refahın artmasını desteklemektedir. Ancak kâr oranı ile emeğin sömürülmemesi de ilişkilidir. Zira kâr oranının yüksek olması sermayenin mobil olma özelliğinden dolayı emeğin sömürülmesini kolaylaştırmaktadır (Öçal & Çı̇çek, 2021: 338).Üretim faktörlerinin dengesiz dağıtılması da sömürü sisteminin oluşmasına yardımcı olacaktır. Dolayısıyla, Filistin Devleti’nin ekonomisi şekillendirilirken ortaya çıkacak üretim ve gelirin, üretim faktörleri olan; emek, sermaye, doğal kaynaklar ve girişimci arasında, herhangi bir üretim faktörünün sömürülmesine izin vermeyecek şekilde dağıtılması iyi olacaktır. Bu yol takip edilirse ekonomik güç dengesinin içsel olarak sağlanması kolaylaşacaktır.Küreselleşme ile birlikte; emek, sermaye ve girişimci hareketliliği artmıştır. Bu üretim faktörlerinin üretimden aldıkları pay olan; ücret, faiz ve kâr hangi bölgelerde fazla ise o bölgelere doğru hareket görülmektedir. Temel olarak bu durum da sömürü sisteminin başlamasına veya derinleşmesine neden olmaktadır (Önder, 2021: 10). Filistin Devleti’nin kalkınması ve büyümesi sağlanırken, üretim sürecinde ihtiyaç duyulan tüm faktörlerin öncelikle Filistin Devleti’nin milli unsurlarından sağlanması gerekmektedir. Ancak bu durumun mümkün olmaması durumunda, ekonomisi sömürü sistemine dayanmayan, tarihsel köklerinde dostluk ve kardeşlik vurgusu öne çıkan ülkelerden eksik olan üretim faktörlerinin temin edilmesi gerekmektedir. Bu yol takip edilirse ekonomik güç dengesinin dışsal olarak sağlanması kolaylaşacaktır.Ekonomik gücün, ekonominin ve devletin her alanında karşılaşılabilecek sonuçlar doğurma potansiyeli vardır. Bu sebeple Filistin Devleti’nin ekonomik güç dengelerinin her zaman için Filistin halkının menfaatine, milli ve dini değerlerine uygun şekilde konumlanması gerekmektedir. İçsel ve dışsal ekonomik güç dengesinin sağlanması; Filistin Devleti’nin kısa sürede bölgesel ekonomik aktör ve uluslararası işbirliklerinde taraf olmasını sağlayacaktır. Böylece Filistin’in dünya küresel ekonomisine entegrasyonu hızlanacaktır.
Ekonomik güç dengesi hem “iç ekonomik güç” ile hem de “dış ekonomik güç” ile ilişkili bir kavramdır ve özellikle uluslararası her türlü ilişkide; ilişkilerin, sömürülerin ve hegemonyaların oluşmasında en önemli aktörlerden biridir (Bildir, 2024: 118). Ekonomik güç, üretim ile doğrudan ilişkilidir ve bu gücün üretim yapan kesimler arasında dağıtılmasına fonksiyonel gelir dağılımı denilmektedir. Üretim sonrasında elde edilen gelirin veya gücün dengeli ve büyümeyi destekleyici şekilde dağıtılması gerekir. Başka bir ifade ile gelirin üretim faktörleri arasında âdil ve dengeli dağıtılması sürdürülebilir büyüme ve kalkınma açısından önemlidir (Yıldırım & Pirili, 2023: 8).
Ekonomik gücün toplumun tüm kesimlerine dengeli dağılması veya dağıtılması Filistin Devleti’nin hızlı kalkınma süreci içerisine girmesini kolaylaştıracaktır. Ekonomik gücün dengeli oluşması veya ülkenin menfaatine olacak şekilde dengelenmesi bağımlılıktan kurtulma ve kalkınma açısından önem arz etmektedir. Bu açıdan değerlendirildiğinde, Filistin Devleti’nin gelişmesinde ihtiyaç duyulacak olan ekonomik güç dengesinin iç ve dış sömürü odaklarının menfaatine olmayacak şekilde dengelenmesi gerekmektedir.
Filistin Merkez İstatistik Bürosu raporlarına göre Filistin Devleti, diğer ülkelerle girdiği ekonomik ilişki neticesinde genellikle cari açık vermektedir. 2008 yılında Filistin Devleti’nin 764 milyon dolar fazla vermesi nadir görülen bir durumdur. 2010 yılında Filistin Devleti’nin 690 milyon doları aşkın cari açığı 1 yıl içinde yaklaşık 4 kat artarak 2,2 milyar dolar seviyesine çıkmış ve bu seviyeyi korumuştur. 2023 yılında da benzer bir seviye olan 2,3 milyar dolar cari açık verilmiştir. (PCBS, t.y.a.) Dolayısıyla Filistin Devleti’nin en azından kendi kendine yeten bir devlet olabilmesi için cari açığı kapatacak alanların gelişmesi gerekmektedir. Bu sayede ekonomik güç dengesi Filistin Devleti’nin menfaatine gerçekleşecektir. Bunun için ise katma değer oluşturan alanların öncelenmesi gerekir. Filistin Devleti’nin brüt katma değer oluşumuna bakıldığında da süreklilik olmadığı görülebilir. Örneğin 2012 yılında 416 milyon dolar finansal katma değer oluşumu, 2013 yılında 353 milyon dolar; 2014 yılında ise 391 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. 2020 yılı içinde ise bu rakam 715 milyon dolara çıkmıştır. Dolayısıyla Filistin Devleti için finansal katma değer oluşturacak alanların istikrara kavuşması ve küresel finansa entegre olması önemlidir. Ancak bu durumun işgal ve kısıtlama altındaki bir bölgede gerçekleşmesi ihtimal dahilinde değildir. Nitekim nicel olarak gelişme söz konusudur, 2012 yılında 46 olan finansal kuruluş sayısı 2019 yılında 523’e çıkmıştır ancak oluşturulan katma değer 2012 yılında 416 milyon dolar iken 2019 yılında 715 milyon doları aşamamıştır. Bu durum da Filistin Devleti’nde finansal kuruluşların yeterince etkin çalışmadığını göstermektedir (PCBS, t.y.b)
Finansal kuruluşların etkin çalışmaması diğer alanlardaki başarı ile kapatılabilir. Ancak işgal ve zulüm altında olan bir devletin diğer alanlardaki durumu da iç açıcı olmayacaktır. Örneğin 2021 yılında sanayi üretim endeksinin yüzde 14 seviyesinde artmış olması güzel bir başarıdır. Ancak İsrail zulmünün arttığı 2023 yılında sanayi üretim endeksi yüzde -8 ve 2024 yılında ise yüzde -19 seviyelerine gerilemiştir (PCBS, t.y.c). Dolayısıyla Filistin Devleti üzerindeki haksız baskı ve işgal girişimleri başta ekonomi olmak üzere hayatın her alanını olumsuz etkilemektedir.
Bu baskı ve zulmün giderilmesinden sonra ekonomik güç dengesinin oluşması kısa sürede gerçekleşebilir. Bunun için bazı yolların izlenmesinde fayda vardır. Bunların başında emeğin sömürülmesinin engellenmesi ile girişimciliğin arttırılması ve teşvik edilmesi gelmektedir. Emek sömürüsünün engellenmesi toplumda gelir adaletinin ve refahın artmasını desteklemektedir. Ancak kâr oranı ile emeğin sömürülmemesi de ilişkilidir. Zira kâr oranının yüksek olması sermayenin mobil olma özelliğinden dolayı emeğin sömürülmesini kolaylaştırmaktadır (Öçal & Çı̇çek, 2021: 338).
Üretim faktörlerinin dengesiz dağıtılması da sömürü sisteminin oluşmasına yardımcı olacaktır. Dolayısıyla, Filistin Devleti’nin ekonomisi şekillendirilirken ortaya çıkacak üretim ve gelirin, üretim faktörleri olan; emek, sermaye, doğal kaynaklar ve girişimci arasında, herhangi bir üretim faktörünün sömürülmesine izin vermeyecek şekilde dağıtılması iyi olacaktır. Bu yol takip edilirse ekonomik güç dengesinin içsel olarak sağlanması kolaylaşacaktır.
Küreselleşme ile birlikte; emek, sermaye ve girişimci hareketliliği artmıştır. Bu üretim faktörlerinin üretimden aldıkları pay olan; ücret, faiz ve kâr hangi bölgelerde fazla ise o bölgelere doğru hareket görülmektedir. Temel olarak bu durum da sömürü sisteminin başlamasına veya derinleşmesine neden olmaktadır (Önder, 2021: 10). Filistin Devleti’nin kalkınması ve büyümesi sağlanırken, üretim sürecinde ihtiyaç duyulan tüm faktörlerin öncelikle Filistin Devleti’nin milli unsurlarından sağlanması gerekmektedir. Ancak bu durumun mümkün olmaması durumunda, ekonomisi sömürü sistemine dayanmayan, tarihsel köklerinde dostluk ve kardeşlik vurgusu öne çıkan ülkelerden eksik olan üretim faktörlerinin temin edilmesi gerekmektedir. Bu yol takip edilirse ekonomik güç dengesinin dışsal olarak sağlanması kolaylaşacaktır.
Ekonomik gücün, ekonominin ve devletin her alanında karşılaşılabilecek sonuçlar doğurma potansiyeli vardır. Bu sebeple Filistin Devleti’nin ekonomik güç dengelerinin her zaman için Filistin halkının menfaatine, milli ve dini değerlerine uygun şekilde konumlanması gerekmektedir. İçsel ve dışsal ekonomik güç dengesinin sağlanması; Filistin Devleti’nin kısa sürede bölgesel ekonomik aktör ve uluslararası işbirliklerinde taraf olmasını sağlayacaktır. Böylece Filistin’in dünya küresel ekonomisine entegrasyonu hızlanacaktır.
Bildir, M. (2024). “Küresel Ekonomik Güç Dengesi ve Güvenlik Politikaları”. Novus Orbis: Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Dergisi, 6 (1), 118-152. Öçal, M. & Çı̇̇çek, Ö. (2021). “Neo-Liberalizmin Gölgesinde İstihdam: Dünyada İstihdamın Durumuna İnsani Bir Bakış”. Sosyal Siyaset Konferansları Dergisi, (80), 321-363. Önder, R. (2021). “Küreselleşme, Yabancı Sermaye ve Tobin Vergisi: Dünya ve Türkiye Uygulaması”. Econharran, 5 (8), 1-34. PCBS (T.Y.b). Statistics: Financial Intermediation. Erişim Tarihi: 09.10.2025, https://www.pcbs.gov.ps/statisticsIndicatorsTables.aspx?lang=en&table_id=1055.PCBS (T.Y.a). Statistics: Balance of Payment. Erişim Tarihi: 09.10.2025, https://www.pcbs.gov.ps/site/lang__en/680/default.aspxPCBS (T.Y.c). Industrial Production Index. Erişim Tarihi: 09.10.2025, https://www.pcbs.gov.ps/site/lang__en/788/Default.aspx.Yıldırım, A. E. & Pirili, M. U. (2023). “Fonksiyonel Gelir Dağılımı ve Ekonomik Büyüme İlişkisi Üzerine Teorik Bir İnceleme”. Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, (58), 1-20.
| apa | Akcan, A. T. (2026). Ekonomik Güç Dengesi. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 441-443) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Akcan, Ahmet Tayfur. “Ekonomik Güç Dengesi”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir -Metin Uçar. 441-443. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Ekonomik Güç Dengesi" maddesi için tartışma başlatın