
ORCID ID
0000-0001-6392-0662
İbadet etmek, hayata tutunmak için güçlü bir psikolojik araçtır. Aynı şekilde gözaltı ibadeti de baskıya karşı direnmeyi ve zorluklara tahammül etmeyi sağlayan, maneviyatı zenginleştirme yollarından biri olarak algılanabilir. Filistinlilerin takdire şayan direnişi ile ibadet arasında da sıkı bir ilişki vardır. Gerçekten de Filistinli dindar Müslümanları ibadetten alıkoymak, ellerindeki büyük bir mücadele aracından mahrum bırakmak anlamına gelecektir. İsrail bu durumun farkında olarak bazı baskı politikalarına başvurmaktadır.Filistin’in işgali ile İsrail güçleri tarafından çeşitli gerekçelerle ve çeşitli zamanlarda tutuklanan veya gözaltına alınan binlerce Filistinli olmuştur. Ekim 2023’ten bu yana hapishanelerde tutulan Filistinlilerin sayısı giderek artmıştır. İsrail iç güvenlik teşkilatında görevli bir yetkilinin, “cezaevlerinde yer yok, bu yüzden sorunu nasıl çözeceğimizi düşünmeliyiz” ve “çeşitli nedenlerle ölmelerini sağlamak” şeklindeki ifadeleri vahameti gözler önüne sermektedir (TRT Haber, 2024). 1967’de Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nin işgalinden bu yana İsrail, suçlama ya da yargılama olmaksızın aralarında küçük çocukların da bulunduğu binlerce Filistinliyi hapsetmektedir. Bu mekanizma tartışmalı “idari gözaltı uygulaması” çerçevesinde işletilmektedir. Askeri yargı sisteminin parçası olan uygulama, Filistinlileri aylarca hatta bazen yıllarca hapsetmek için kullanmaktadır. Buna karşılık idari gözaltı, İsrail’in Yahudi vatandaşlarını gözaltına almak için nadiren kullanılmaktadır【1】 (Amnesty International, 2022). Bu durumda Filistinliler için hapishaneler de ayrıca bir ibadethane olmak zorundadır. Ancak hapishane koğuşları oldukça dardır ve ibadete uygun değildir. Zira en iyi koğuşlar bile 1.40 metreyi geçmemektedir. Oda içinde yatak, banyo ve tuvalet birlikte bulunmaktadır. İsrail hapishanelerindeki temel ilke, her şeyde kıtlık ve yoksunluğa dayandırılır. Görüldüğü gibi koğuşların darlığı da bu ilkenin bir yansımasıdır (ALjarboni & Jarar, 2016: 25). Dolayısıyla temiz bir alan bulup ibadet etmek çok zordur. Bir nevi tuvaletlerin yanı başında ibadetler ifa edilmektedir. Çoğu yerde, ışığın da olmadığı düşünülürse şartların ne kadar zor olduğu daha iyi anlaşılabilir. Filistin Kassam Tugayları komutanı Abdullah Galib Bergusi (2018: 169) durumu “uzun zamandır tek kişilik karanlık bir hücrede yaşıyorum. O kadar uzun zaman ki artık seneleri saymakta acizim…” biçiminde ifade etmektedir.Filistinliler ister hapishanede ister hapishane dışında olsunlar, tüm zorluklara rağmen, bir yolunu bulup ibadetlerini ve bir anlamda direnişlerini sürdürmektedirler. Onun içindir ki Filistinlilerin ibadet algısı İsrail için her zaman bir sorun olmuştur. Müslümanların ibadet ederken İsrailliler tarafından sürekli rahatsız edilmeleri ve baskıya maruz kalmaları bunun göstergesidir. İsraillilerin camilere ayakkabılarıyla girmeleri, içeriye gaz/ses bombaları atmaları, ibadet edenleri keyfi olarak gözaltına almaları ya da onları pis su kullanarak dağıtmaları (UAO, 2022: 4) gibi uygulamalar tam da bu rahatsızlıklarının dışavurumudur. İsrail’in yapmaya çalıştığı Filistinlilerin direncini kırmak ve temel insan haklarından ibadet özgürlüklerini engellemektir. Ancak bu saldırıların Filistinlileri ibadetlerine daha bağlı hale getirdiği de görülmektedir. Aynı durum hapishanelerde yıllarca kalan ve işkence gören Filistinliler【2】 için çok daha fazla anlam ifade etmektedir. Gerçekten onlar için hapishaneler hayatın adeta bir parçası olmuş ve bu zorlu dönemde hayatta kalmak ile ibadet etmek arasında paralellik kurmuşlardır. Hapishaneler, Hz. Yûsuf’un izinden gidilerek, Medrese-i Yusufiye olarak algılanmıştır. Böyle bir algı hapiste geçirilen zamanın, tekkeye girmiş gibi kemale ermenin bir yolu olarak görülmesi anlamına gelir.Hapishanede, tutukluların grup halinde namaz kılmalarına izin verilmez; sadece bazı zamanlarda ve belirli koşullar altında bu mümkün olabilmektedir. Gardiyanlar tarafından engellenmeye rağmen, cuma namazı gizlice kılınmaya çalışılır. Dolayısıyla tutuklular çoğunlukla yalnız başlarına namaz kılarlar, bazıları ise zorunlu durumlarda odalarda gizlice ibadet eder. Hapishane koşulları genellikle oruç tutmayı güçleştirir, çünkü tutukluların yemek saatleri, çoğu zaman, oruç açma ve tutma saatlerine uymayacak şekilde düzenlenir. Bu zorluklara rağmen ramazan ayında oruç tutmak için büyük bir azim gösterilir. Filistinli mahkûmlar bazen grup halinde dua ederek birbirlerine moral verirler. Bazı hapishanelerde tutuklulara Kur’ân verilmesine müsaade edilmezken diğerlerinde ise sınırlı süreyle erişim sağlanabilir. Bu yüzden, tutuklular ezbere bildikleri ayetleri tekrar ederler.Sonuç olarak Filistinli Müslümanlar hapishanelerde zor koşullar altında ibadetlerini yerine getirirken, hem fiziksel hem de manevi direncin bir örneğini sergilerler. İnançlarını ifade etmek ve dini ibadetlerini yerine getirebilmek için çeşitli protestolar ve açlık grevleri gibi eylemlere de başvururlar. Gözaltında ibadet etme mücadelesi onların inançlarını ve özgürlük mücadelesindeki azimlerini daha da pekiştirmektedir.
İbadet etmek, hayata tutunmak için güçlü bir psikolojik araçtır. Aynı şekilde gözaltı ibadeti de baskıya karşı direnmeyi ve zorluklara tahammül etmeyi sağlayan, maneviyatı zenginleştirme yollarından biri olarak algılanabilir. Filistinlilerin takdire şayan direnişi ile ibadet arasında da sıkı bir ilişki vardır. Gerçekten de Filistinli dindar Müslümanları ibadetten alıkoymak, ellerindeki büyük bir mücadele aracından mahrum bırakmak anlamına gelecektir. İsrail bu durumun farkında olarak bazı baskı politikalarına başvurmaktadır.
Filistin’in işgali ile İsrail güçleri tarafından çeşitli gerekçelerle ve çeşitli zamanlarda tutuklanan veya gözaltına alınan binlerce Filistinli olmuştur. Ekim 2023’ten bu yana hapishanelerde tutulan Filistinlilerin sayısı giderek artmıştır. İsrail iç güvenlik teşkilatında görevli bir yetkilinin, “cezaevlerinde yer yok, bu yüzden sorunu nasıl çözeceğimizi düşünmeliyiz” ve “çeşitli nedenlerle ölmelerini sağlamak” şeklindeki ifadeleri vahameti gözler önüne sermektedir (TRT Haber, 2024). 1967’de Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nin işgalinden bu yana İsrail, suçlama ya da yargılama olmaksızın aralarında küçük çocukların da bulunduğu binlerce Filistinliyi hapsetmektedir. Bu mekanizma tartışmalı “idari gözaltı uygulaması” çerçevesinde işletilmektedir. Askeri yargı sisteminin parçası olan uygulama, Filistinlileri aylarca hatta bazen yıllarca hapsetmek için kullanmaktadır. Buna karşılık idari gözaltı, İsrail’in Yahudi vatandaşlarını gözaltına almak için nadiren kullanılmaktadır【1】 (Amnesty International, 2022). Bu durumda Filistinliler için hapishaneler de ayrıca bir ibadethane olmak zorundadır. Ancak hapishane koğuşları oldukça dardır ve ibadete uygun değildir. Zira en iyi koğuşlar bile 1.40 metreyi geçmemektedir. Oda içinde yatak, banyo ve tuvalet birlikte bulunmaktadır. İsrail hapishanelerindeki temel ilke, her şeyde kıtlık ve yoksunluğa dayandırılır. Görüldüğü gibi koğuşların darlığı da bu ilkenin bir yansımasıdır (ALjarboni & Jarar, 2016: 25). Dolayısıyla temiz bir alan bulup ibadet etmek çok zordur. Bir nevi tuvaletlerin yanı başında ibadetler ifa edilmektedir. Çoğu yerde, ışığın da olmadığı düşünülürse şartların ne kadar zor olduğu daha iyi anlaşılabilir. Filistin Kassam Tugayları komutanı Abdullah Galib Bergusi (2018: 169) durumu “uzun zamandır tek kişilik karanlık bir hücrede yaşıyorum. O kadar uzun zaman ki artık seneleri saymakta acizim…” biçiminde ifade etmektedir.
Filistinliler ister hapishanede ister hapishane dışında olsunlar, tüm zorluklara rağmen, bir yolunu bulup ibadetlerini ve bir anlamda direnişlerini sürdürmektedirler. Onun içindir ki Filistinlilerin ibadet algısı İsrail için her zaman bir sorun olmuştur. Müslümanların ibadet ederken İsrailliler tarafından sürekli rahatsız edilmeleri ve baskıya maruz kalmaları bunun göstergesidir. İsraillilerin camilere ayakkabılarıyla girmeleri, içeriye gaz/ses bombaları atmaları, ibadet edenleri keyfi olarak gözaltına almaları ya da onları pis su kullanarak dağıtmaları (UAO, 2022: 4) gibi uygulamalar tam da bu rahatsızlıklarının dışavurumudur. İsrail’in yapmaya çalıştığı Filistinlilerin direncini kırmak ve temel insan haklarından ibadet özgürlüklerini engellemektir. Ancak bu saldırıların Filistinlileri ibadetlerine daha bağlı hale getirdiği de görülmektedir. Aynı durum hapishanelerde yıllarca kalan ve işkence gören Filistinliler【2】 için çok daha fazla anlam ifade etmektedir. Gerçekten onlar için hapishaneler hayatın adeta bir parçası olmuş ve bu zorlu dönemde hayatta kalmak ile ibadet etmek arasında paralellik kurmuşlardır. Hapishaneler, Hz. Yûsuf’un izinden gidilerek, Medrese-i Yusufiye olarak algılanmıştır. Böyle bir algı hapiste geçirilen zamanın, tekkeye girmiş gibi kemale ermenin bir yolu olarak görülmesi anlamına gelir.
Hapishanede, tutukluların grup halinde namaz kılmalarına izin verilmez; sadece bazı zamanlarda ve belirli koşullar altında bu mümkün olabilmektedir. Gardiyanlar tarafından engellenmeye rağmen, cuma namazı gizlice kılınmaya çalışılır. Dolayısıyla tutuklular çoğunlukla yalnız başlarına namaz kılarlar, bazıları ise zorunlu durumlarda odalarda gizlice ibadet eder. Hapishane koşulları genellikle oruç tutmayı güçleştirir, çünkü tutukluların yemek saatleri, çoğu zaman, oruç açma ve tutma saatlerine uymayacak şekilde düzenlenir. Bu zorluklara rağmen ramazan ayında oruç tutmak için büyük bir azim gösterilir. Filistinli mahkûmlar bazen grup halinde dua ederek birbirlerine moral verirler. Bazı hapishanelerde tutuklulara Kur’ân verilmesine müsaade edilmezken diğerlerinde ise sınırlı süreyle erişim sağlanabilir. Bu yüzden, tutuklular ezbere bildikleri ayetleri tekrar ederler.
Sonuç olarak Filistinli Müslümanlar hapishanelerde zor koşullar altında ibadetlerini yerine getirirken, hem fiziksel hem de manevi direncin bir örneğini sergilerler. İnançlarını ifade etmek ve dini ibadetlerini yerine getirebilmek için çeşitli protestolar ve açlık grevleri gibi eylemlere de başvururlar. Gözaltında ibadet etme mücadelesi onların inançlarını ve özgürlük mücadelesindeki azimlerini daha da pekiştirmektedir.
ALjarboni, L. & Jarar, K. (2016). “The Prisoners Feminist Movement”. Prisoners and Ex-Prisoners Affairs Authority, 10–48.
Amnesty International (2022). Israel’s apartheid against Palestinians. Erişim Tarihi: 07.07.2024, https://www.amnesty.org/en/latest/campaigns/2022/02/israels-system-of-apartheid/.
Bergusi, Abdullah Galib (2018). Yoldaki Mühendis I, çev.: Abdulvehap Ksesoy. İstanbul: Ekin Yayınları.
TRT Haber (2024). İsrail Cezaevlerindeki Filistinliler, “Asgari Ölçüde Yaşam Alanı ile Yatak Sağlanmayan” Koşullarda Tutuluyor. Erişim Tarihi: 24.06.2024, https://www.trthaber.com/haber/dunya/israil-cezaevlerindeki-filistinliler-asgari-olcude-yasam-alani-ile-yatak-saglanmayan-kosullarda-tutuluyor-838979.html.
UAÖ (2022). İsrail’in Apartheid Rejimi, Uluslararası Af Örgütü. Erişim Tarihi: 07.07.2024, https://www.amnesty.org.tr/public/uploads/files/Rapor/I%CC%87srailin_Apartheid_Rejimi.pdf.
[1]
İsrail’in Filistinlilere yönelik ayrımcı uygulamaları için bkz. Apartheid Duvarı , İsrail’in Filistinli Vatandaşları
[2]
Bkz. Keyfi İstirmarcı Tutuklama
| apa | Bayram, K. (2026). Gözaltında İbadet. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 650-652) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Bayram, Kayhan. “Gözaltında İbadet”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 650-652. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Gözaltında İbadet" maddesi için tartışma başlatın