
ORCID ID
0000-0002-9278-6260
Gazze Şeridi, Filistin’in güneybatısında, coğrafi konumu ve tarihsel önemi itibarıyla stratejik bir bölgedir. Yaklaşık 365 km² olan bu dar şeridin Akdeniz’e 41 kilometre kıyısı bulunmaktadır. Verimli tarım arazileri ve ticaret merkezi olması ile dikkatleri üzerine toplamıştır. Filistin söz konusu olduğunda Gazze Şeridi, 2006 yılından sonra maruz kaldığı saldırılar ve ablukalar nedeniyle sürekli dünya gündemindedir. İsrail’in hukuksuz ve insanlık dışı uygulamaları sebebiyle, buradaki hayat şartları her açıdan zorlaştırılmıştır (Anera, t.y.).Filistin Merkez İstatistik Bürosunun Temmuz 2020 verilerine göre 2,05 milyon nüfusu ile Gazze Şeridi (PCBS, 2024) dünyanın en yoğun nüfuslu bölgesidir. Gazze Şeridi’nde Gazze, Han Yunus, Vusta, Refah ve Şimal adlarını taşıyan 5 vilayet vardır. Ayrıca bölgede 8 mülteci kampı ve 8 köy de yer almaktadır (Abufayyad, 2015: 81). Etrafı duvarlar ve gözetleme kuleleri ile çevrili, sınır kapıları kapalı olan, İsrail ablukasındaki bu bölgede, mekânsal ve yaşamsal tüm uygulamalar yine İsrail’in hukuk dışı keyfi uygulamalarına tabiidir.Gazze, stratejik coğrafyası ile MÖ 3000’lerden itibaren ticari ve kültürel, MÖ 15. yüzyılda Mısır egemenliğinde ise idari bir merkez olmuştur. İbranice Kutsal Kitap’ta sıkça bahsedilen ve Asur, Babil, Pers gibi çeşitli devletlerin yönetimi altına girmiş olan Gazze, ticaret merkezi olarak Pers imparatorluğu içinde özerk bir şehirdi. Büyük İskender’in MÖ 4. yüzyılda ele geçirmesinden sonra yeniden inşa edilmiş, önemli bir Helenistik şehri haline gelmiştir (Filiu, 2016: 25 vd.).MS 635’te Müslümanlar tarafından fethedilmiş, İslami ilimlerin önde gelen bir merkezi olmuştur. MS 1100’de Haçlılar Gazze’yi ele geçirmiş ve Kudüs Krallığı’nın parçası olarak burada Müslümanlardan korunmak için önemli savunma yapıları inşa etmişlerdir. Ancak Selâhaddîn-i Eyyûbî liderliğindeki Müslümanlar 1187’de şehri geri almıştır. 1517-1917 arasında Osmanlı yönetiminde kalan Gazze, bu dönemde Şam vilayetinin sancağı olarak idari açıdan konumlanmış, istikrar ve refah içinde yaşamıştır (Gerginci, 2024: 49).Birinci Dünya Savaşı’nın ardından İsrail’in Filistin topraklarını işgali süreci başlamıştır. Sürecin ilk ayağı 1917 Balfour Mektubu’dur. Sonrasında yaşanan 1948 ve 1967 İsrail saldırganlığı ile işgal iyice büyümüştür. Ardından Filistin direnişleri 1987 İlk İntifada ve 2000’de İkinci İntifada (Aksa İntifadası) gerçekleşmiştir. Nihayet İsrail 2005’te işgal ettiği Gazze yerleşimlerinden çekilmiştir. Ancak 2006’da Hamas’ın parlamento çoğunluğunu kazanması【1】 ile yeni bir süreç başlamıştır.Gazze Şeridi’ne abluka uygulanmış, sonrasında İsrail katliamları örtmek için 2008’de “Dökme Kurşun”, 2012’de “Bulut Sütunu”, 2014’te “Koruyucu Sınır” adını verdiği vahşi saldırıları gerçekleşmiştir. Bu saldırılarda siyonist rejim, Roma Statüsü’nün içerdiği ‘savaş suçu, insanlığa karşı suç, soykırım suçu” başta olmak üzere birçok uluslararası hukuk ilkesini çiğnemiştir (Abdalrazeq, 2016: 59).2010 yılında Gazze’ye insani yardım götüren Gazze Özgürlük Filosuna İsrail donanmasının müdahalesi sonucu Mavi Marmara gemisinde 9’u Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı 10 aktivist katledilmiştir. Olay yankı bulsa da cezasız kalmıştır (Koral, 2013: 94). Mart 2018’de düzenlenen “Büyük Dönüş Yürüyüşü” ile BM’nin 194 sayılı kararıyla tanınan Filistinli mültecilerin topraklarına dönüş hakkı【2】 ve Gazze’nin 12 yıllık ablukasının sona erdirilmesi talep edilmiştir. İsrail ise aşırı güç kullanmış, silahsız göstericileri hedef alan keskin nişancılar konuşlandırmıştır (Lubdad, 2023: 228). İsrail’in bu davranışı uluslararası hukukun ihlali ve insan hakları krizini derinleştiren örneklerden biridir.İsrail’in uzun yıllar süren işgali ve saldırganlığı, Ekim 2023’ten sonra ivme kazanmıştır. Operasyonun ardından Gazze Şeridi, ablukada bir harabeye dönüşmüştür. Kara ve hava saldırıları sonucu on binlerce sivil hayatını kaybetmiş, altyapı büyük zarar görmüş, evler, hastaneler, okullar onarılamaz hasar almıştır (Babahanoğlu, 2024: 190).İsrail’in saldırıları ve hukuk dışı uygulamaları ile gösterdiği asimetrik güç Gazze’de meseleyi bir toprak gasbının ötesine taşımış ve insanlığa karşı suça dönüştürmüştür (Çalık Topuz, 2022: 214). İsrail’in uyguladığı orantısız şiddet karşısında uluslararası kurumların müdahil olmasını engelleyen ABD gibi destekçi ülkeler Gazze Şeridi’ndeki insan hakları ihlallerinin sürmesine sebep olmaktadır. 21. yüzyılda bu tür aşırı şiddetin alenen devam etmesi ve uluslararası toplumun etkisizliği, modern uluslararası hukuk sisteminin meşruiyet krizini derinleştiren utanç verici bir durum teşkil etmektedir.İsrail’in Gazze Şeridi’nde uyguladığı asimetrik güç, sorunu toprak meselesi olmaktan çıkarıp bir insan hakları sorununa dönüşmüştür (Çalık Topuz, 2022). Tüm uluslararası tepkilere rağmen İsrail’in söylem ve eylemleri -ABD’nin desteğini de alarak-, bu hukuksuzluğu sürdürmeyi amaçladığını göstermektedir. Bu çağda bu utanç verici terörün aleni olarak sürmesinin izahı bulunmamaktadır.
Gazze Şeridi, Filistin’in güneybatısında, coğrafi konumu ve tarihsel önemi itibarıyla stratejik bir bölgedir. Yaklaşık 365 km² olan bu dar şeridin Akdeniz’e 41 kilometre kıyısı bulunmaktadır. Verimli tarım arazileri ve ticaret merkezi olması ile dikkatleri üzerine toplamıştır. Filistin söz konusu olduğunda Gazze Şeridi, 2006 yılından sonra maruz kaldığı saldırılar ve ablukalar nedeniyle sürekli dünya gündemindedir. İsrail’in hukuksuz ve insanlık dışı uygulamaları sebebiyle, buradaki hayat şartları her açıdan zorlaştırılmıştır (Anera, t.y.).
Filistin Merkez İstatistik Bürosunun Temmuz 2020 verilerine göre 2,05 milyon nüfusu ile Gazze Şeridi (PCBS, 2024) dünyanın en yoğun nüfuslu bölgesidir. Gazze Şeridi’nde Gazze, Han Yunus, Vusta, Refah ve Şimal adlarını taşıyan 5 vilayet vardır. Ayrıca bölgede 8 mülteci kampı ve 8 köy de yer almaktadır (Abufayyad, 2015: 81). Etrafı duvarlar ve gözetleme kuleleri ile çevrili, sınır kapıları kapalı olan, İsrail ablukasındaki bu bölgede, mekânsal ve yaşamsal tüm uygulamalar yine İsrail’in hukuk dışı keyfi uygulamalarına tabiidir.
Gazze, stratejik coğrafyası ile MÖ 3000’lerden itibaren ticari ve kültürel, MÖ 15. yüzyılda Mısır egemenliğinde ise idari bir merkez olmuştur. İbranice Kutsal Kitap’ta sıkça bahsedilen ve Asur, Babil, Pers gibi çeşitli devletlerin yönetimi altına girmiş olan Gazze, ticaret merkezi olarak Pers imparatorluğu içinde özerk bir şehirdi. Büyük İskender’in MÖ 4. yüzyılda ele geçirmesinden sonra yeniden inşa edilmiş, önemli bir Helenistik şehri haline gelmiştir (Filiu, 2016: 25 vd.).
MS 635’te Müslümanlar tarafından fethedilmiş, İslami ilimlerin önde gelen bir merkezi olmuştur. MS 1100’de Haçlılar Gazze’yi ele geçirmiş ve Kudüs Krallığı’nın parçası olarak burada Müslümanlardan korunmak için önemli savunma yapıları inşa etmişlerdir. Ancak Selâhaddîn-i Eyyûbî liderliğindeki Müslümanlar 1187’de şehri geri almıştır. 1517-1917 arasında Osmanlı yönetiminde kalan Gazze, bu dönemde Şam vilayetinin sancağı olarak idari açıdan konumlanmış, istikrar ve refah içinde yaşamıştır (Gerginci, 2024: 49).
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından İsrail’in Filistin topraklarını işgali süreci başlamıştır. Sürecin ilk ayağı 1917 Balfour Mektubu’dur. Sonrasında yaşanan 1948 ve 1967 İsrail saldırganlığı ile işgal iyice büyümüştür. Ardından Filistin direnişleri 1987 İlk İntifada ve 2000’de İkinci İntifada (Aksa İntifadası) gerçekleşmiştir. Nihayet İsrail 2005’te işgal ettiği Gazze yerleşimlerinden çekilmiştir. Ancak 2006’da Hamas’ın parlamento çoğunluğunu kazanması【1】 ile yeni bir süreç başlamıştır.
Gazze Şeridi’ne abluka uygulanmış, sonrasında İsrail katliamları örtmek için 2008’de “Dökme Kurşun”, 2012’de “Bulut Sütunu”, 2014’te “Koruyucu Sınır” adını verdiği vahşi saldırıları gerçekleşmiştir. Bu saldırılarda siyonist rejim, Roma Statüsü’nün içerdiği ‘savaş suçu, insanlığa karşı suç, soykırım suçu” başta olmak üzere birçok uluslararası hukuk ilkesini çiğnemiştir (Abdalrazeq, 2016: 59).
2010 yılında Gazze’ye insani yardım götüren Gazze Özgürlük Filosuna İsrail donanmasının müdahalesi sonucu Mavi Marmara gemisinde 9’u Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı 10 aktivist katledilmiştir. Olay yankı bulsa da cezasız kalmıştır (Koral, 2013: 94). Mart 2018’de düzenlenen “Büyük Dönüş Yürüyüşü” ile BM’nin 194 sayılı kararıyla tanınan Filistinli mültecilerin topraklarına dönüş hakkı【2】 ve Gazze’nin 12 yıllık ablukasının sona erdirilmesi talep edilmiştir. İsrail ise aşırı güç kullanmış, silahsız göstericileri hedef alan keskin nişancılar konuşlandırmıştır (Lubdad, 2023: 228). İsrail’in bu davranışı uluslararası hukukun ihlali ve insan hakları krizini derinleştiren örneklerden biridir.
İsrail’in uzun yıllar süren işgali ve saldırganlığı, Ekim 2023’ten sonra ivme kazanmıştır. Operasyonun ardından Gazze Şeridi, ablukada bir harabeye dönüşmüştür. Kara ve hava saldırıları sonucu on binlerce sivil hayatını kaybetmiş, altyapı büyük zarar görmüş, evler, hastaneler, okullar onarılamaz hasar almıştır (Babahanoğlu, 2024: 190).
İsrail’in saldırıları ve hukuk dışı uygulamaları ile gösterdiği asimetrik güç Gazze’de meseleyi bir toprak gasbının ötesine taşımış ve insanlığa karşı suça dönüştürmüştür (Çalık Topuz, 2022: 214). İsrail’in uyguladığı orantısız şiddet karşısında uluslararası kurumların müdahil olmasını engelleyen ABD gibi destekçi ülkeler Gazze Şeridi’ndeki insan hakları ihlallerinin sürmesine sebep olmaktadır. 21. yüzyılda bu tür aşırı şiddetin alenen devam etmesi ve uluslararası toplumun etkisizliği, modern uluslararası hukuk sisteminin meşruiyet krizini derinleştiren utanç verici bir durum teşkil etmektedir.
İsrail’in Gazze Şeridi’nde uyguladığı asimetrik güç, sorunu toprak meselesi olmaktan çıkarıp bir insan hakları sorununa dönüşmüştür (Çalık Topuz, 2022). Tüm uluslararası tepkilere rağmen İsrail’in söylem ve eylemleri -ABD’nin desteğini de alarak-, bu hukuksuzluğu sürdürmeyi amaçladığını göstermektedir. Bu çağda bu utanç verici terörün aleni olarak sürmesinin izahı bulunmamaktadır.
Abufayyad, O. (2015). Filistin-İsrail Çatışmasının Tarihi Seyri ve Temmuz 2014 Gazze Saldırısının Türk Yazılı Basınına Yansıması [Yüksek Lisans Tezi]. Erzurum: Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Babahanoğlu, V. (2024). ‘’İsrail’in “Yerleşimci” Politikası ve Filistin’e Yansımaları: Gazze Saldırıları’’. Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Dergisi, 20 (1), 175-195. Çalık Topuz, Z. (2022). “Tek Taraflı Çekilmenin Ardından Gazze”. International Journal of Social Inquiry, 15 (1), 209–222. Filiu, Jean-Pierre (2016). Gazze Tarihi, çev.: Eylem Alp. İstanbul: Bilge Kültür Sanat. Gerginci, S. N. (2024). Savaş Muhabirliği ve Riskleri: Gazze Örneği [Yüksek Lisans Tezi]. Ankara: Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü. Koral, Özden (2013). Gazze Deniz Ablukası (Silahlı Çatışma Hukuku ve Deniz Hukuku Bağlamında Bir Değerlendirme) [Yüksek Lisans Tezi]. Ankara: Milli Savunma Üniversitesi Harp Akademileri Stratejik Araştırmalar Enstitüsü. Lubbad, Abeer M. S. (2023). Uluslararası Haber Sitelerinde Gazze Ablukası Sorununun Kamu Diplomasisi Bağlamında Ele Alınması (CNN, BBC, TRT World, Al-Jazeera) [Doktora Tezi]. Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. PCBS (2024). The Conditions of the Palestinian Population on the Occasion of the World Population Day. Erişim Tarihi: 13.05.2025, https://www.pcbs.gov.ps/post.aspx?lang=en&ItemID=5791.
Anera (T.Y). How Big is Gaza?. Erişim Tarihi: 13.05.2025, https://www.anera.org/how-big-is-gaza/.Abdalrazeq, Tareq (2016). Roma Statüsü Gereğince Savaş Suçları (Örnek Olarak, 2008, 2012 ve 2014 Yıllarında İsrail’in Gazze Şeridi’ne Savaşları) [Yüksek Lisans Tezi]. İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
[1]
Bkz. 2006 Yasama Meclisi Seçimi
[2]
Bkz. Geri Dönüş Hakkı
| apa | Karakaş, A. (2026). Gazze Şeridi. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 615-617) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Karakaş, Ayşe. “Gazze Şeridi”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 615-617. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Gazze Şeridi" maddesi için tartışma başlatın