
ORCID ID
0000-0002-1162-0980
Abluka, düşman topraklarının genellikle deniz kıyılarının giriş ve çıkışlara engellenmesi durumu olarak tanımlanmaktadır (Britannica, 2024). Konuyla ilgili hukuki ve işleyiş yöntemlerine ilişkin bağlayıcı bir uluslararası anlaşma bulunmamaktadır ancak uygulamalar, örfi ve geleneksel uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde değerlendirilmektedir. Deniz ablukası kavramı, ilk defa 1856 tarihli Deniz Hukukuna Uyma Deklarasyonu’nda yer almaktadır. Günümüzde ablukaların dayanak noktasını, 1994 tarihli “Denizdeki Silahlı Çatışmalara Uygulanabilir Uluslararası Hukuka İlişkin San Remo El Kitabı” oluşturmaktadır (Topal, 2012: 112). Bir deniz ablukasının hukuksal açıdan geçerli olması için belli kıstasları vardır. Öncelikle abluka ilan edilmeli ve üçüncü devletlere gerekli bildirimlerde bulunulmalıdır. Ablukanın etkili olması için tüm devletlere eşit şekilde davranılmalıdır. Tarafsız kıyılara uygulanmaması, sivillerin cezalandırılmasının amaç edinilmemesi, orantısız güç kullanılmaması ve ablukanın başlangıcıyla bitiş tarihlerinin önceden bildirilmesi ablukanın hukuksal gerekçeleridir (Duman, 2016: 10).İsrail, Hamas’ın iktidara geldiği 2007 yılında Filistin’e uygulamaya başladığı karadan, denizden ve havadan ablukayı halen devam ettirmektedir. Bunun altında demokratik seçimle göreve başlamış【1】 olmasına rağmen Hamas’ın İsrail tarafından terör örgütü olarak görülmesi yatmaktadır. Gazze Şeridi’nin abluka bölgesi ilan edilmesiyle Gazze Şeridi’ndeki deniz faaliyetleri ile ilgili farklı hukuki statü başlamıştır (Aksar, 2012: 30; Topal, 2008: 1093vd.).İsrail’in ablukası, uluslararası hukukta kendi içinde birçok sorunu beraberinde taşımaktadır. Yukarıda belirtilen şartlara göre değerlendirildiğinde bu durum, ablukanın üçüncü ülkelere duyurulması, ablukayı delmeye çalışan unsurlara karşı silahlı yöntemlerin kullanılacağının bildirilmesi ablukanın hukukiliğine uygun görünmektedir ancak Gazze ablukası, sadece askeri amaçlı olmayıp sivil halkı da en doğal insani haklarından mahrum etmektedir ve sona ereceği bir tarih belirlenmediğinden sürekli olması nedeniyle hukuka aykırıdır. Süresiz ablukadan dolayı sınırdan ekonomik geçişler kısıtlanmış ve bu da halkı mağdur etmiştir. Diğer taraftan İsrail’in kullandığı askeri güç, orantılılık ilkesine aykırıdır (Keskin, 2010: 126).İsrail’in uyguladığı uluslararası hukuka aykırı keyfi abluka nedeniyle Filistin’e mal giriş çıkışları engellenmekte ve bundan Filistin ekonomisi büyük zarar görmektedir. Gazze özelinde uygulanan ablukadan Batı Şeria da etkilenmekte ve Gazze’nin yükünü paylaşmak zorunda kalmaktadır【2】 (Tunç Yaşar vd., 2010: 35). İsrail’in uyguladığı abluka ve ambargo nedeniyle dünyanın en yoğun nüfus oranına sahip Gazze, dünyanın en büyük cezaevine dönüşmüş durumdadır. BM de Gazze’deki durumun ciddiyetini yetersiz sağlık hizmeti, eğitim engeli, yetersiz beslenme ve kötü gıda alımı göstergelerinin varlığına dayandırarak insani bir kriz olarak nitelendirmektedir【3】 (The Humanitarian Monitor, 2007). Diğer taraftan Mavi Marmara saldırısı için BM tarafından oluşturulan komisyonda ablukanın hukukiliğine yer verilmesi de abluka konusunda BM’nin farklı tutumları olduğunu göstermektedir (UN Digital Library, 2011).Ekim 2023’te başlayan İsrail saldırıları, Gazze’de uzun süredir devam eden ablukanın etkilerini daha da derinleştirerek elektrik, iletişim, sağlık hizmetleri, gıda ve su gibi temel ihtiyaçların karşılanmasını imkansız hale getirmiştir. İsrail’in sürekli bombardımanı, sınır kapılarının kapatılması, sivil ve ticari faaliyetlerin tamamen engellenmesi bölgedeki insani krizi ağırlaştırmış ve yaşam koşullarını daha da zorlaştırmıştır.Okuma ÖnerileriFinkelstein, Norman (2014). “What Happened on the Mavi Marmara? An Analysis of the Turkel Commission Report”. Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi, 1 (2), 1-53.Pirinççi, Ferhat (2023). “Filistin Sorunu Nedir, Ne Değildir?”. Kriter Dergisi. Erişim Tarihi: 17.11.2024, https://kriterdergi.com/dosya-filistin-2/filistin-sorunu-nedir-ne-degildir.
Abluka, düşman topraklarının genellikle deniz kıyılarının giriş ve çıkışlara engellenmesi durumu olarak tanımlanmaktadır (Britannica, 2024). Konuyla ilgili hukuki ve işleyiş yöntemlerine ilişkin bağlayıcı bir uluslararası anlaşma bulunmamaktadır ancak uygulamalar, örfi ve geleneksel uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde değerlendirilmektedir. Deniz ablukası kavramı, ilk defa 1856 tarihli Deniz Hukukuna Uyma Deklarasyonu’nda yer almaktadır. Günümüzde ablukaların dayanak noktasını, 1994 tarihli “Denizdeki Silahlı Çatışmalara Uygulanabilir Uluslararası Hukuka İlişkin San Remo El Kitabı” oluşturmaktadır (Topal, 2012: 112). Bir deniz ablukasının hukuksal açıdan geçerli olması için belli kıstasları vardır. Öncelikle abluka ilan edilmeli ve üçüncü devletlere gerekli bildirimlerde bulunulmalıdır. Ablukanın etkili olması için tüm devletlere eşit şekilde davranılmalıdır. Tarafsız kıyılara uygulanmaması, sivillerin cezalandırılmasının amaç edinilmemesi, orantısız güç kullanılmaması ve ablukanın başlangıcıyla bitiş tarihlerinin önceden bildirilmesi ablukanın hukuksal gerekçeleridir (Duman, 2016: 10).
İsrail, Hamas’ın iktidara geldiği 2007 yılında Filistin’e uygulamaya başladığı karadan, denizden ve havadan ablukayı halen devam ettirmektedir. Bunun altında demokratik seçimle göreve başlamış【1】 olmasına rağmen Hamas’ın İsrail tarafından terör örgütü olarak görülmesi yatmaktadır. Gazze Şeridi’nin abluka bölgesi ilan edilmesiyle Gazze Şeridi’ndeki deniz faaliyetleri ile ilgili farklı hukuki statü başlamıştır (Aksar, 2012: 30; Topal, 2008: 1093vd.).
İsrail’in ablukası, uluslararası hukukta kendi içinde birçok sorunu beraberinde taşımaktadır. Yukarıda belirtilen şartlara göre değerlendirildiğinde bu durum, ablukanın üçüncü ülkelere duyurulması, ablukayı delmeye çalışan unsurlara karşı silahlı yöntemlerin kullanılacağının bildirilmesi ablukanın hukukiliğine uygun görünmektedir ancak Gazze ablukası, sadece askeri amaçlı olmayıp sivil halkı da en doğal insani haklarından mahrum etmektedir ve sona ereceği bir tarih belirlenmediğinden sürekli olması nedeniyle hukuka aykırıdır. Süresiz ablukadan dolayı sınırdan ekonomik geçişler kısıtlanmış ve bu da halkı mağdur etmiştir. Diğer taraftan İsrail’in kullandığı askeri güç, orantılılık ilkesine aykırıdır (Keskin, 2010: 126).
İsrail’in uyguladığı uluslararası hukuka aykırı keyfi abluka nedeniyle Filistin’e mal giriş çıkışları engellenmekte ve bundan Filistin ekonomisi büyük zarar görmektedir. Gazze özelinde uygulanan ablukadan Batı Şeria da etkilenmekte ve Gazze’nin yükünü paylaşmak zorunda kalmaktadır【2】 (Tunç Yaşar vd., 2010: 35). İsrail’in uyguladığı abluka ve ambargo nedeniyle dünyanın en yoğun nüfus oranına sahip Gazze, dünyanın en büyük cezaevine dönüşmüş durumdadır. BM de Gazze’deki durumun ciddiyetini yetersiz sağlık hizmeti, eğitim engeli, yetersiz beslenme ve kötü gıda alımı göstergelerinin varlığına dayandırarak insani bir kriz olarak nitelendirmektedir【3】 (The Humanitarian Monitor, 2007). Diğer taraftan Mavi Marmara saldırısı için BM tarafından oluşturulan komisyonda ablukanın hukukiliğine yer verilmesi de abluka konusunda BM’nin farklı tutumları olduğunu göstermektedir (UN Digital Library, 2011).
Ekim 2023’te başlayan İsrail saldırıları, Gazze’de uzun süredir devam eden ablukanın etkilerini daha da derinleştirerek elektrik, iletişim, sağlık hizmetleri, gıda ve su gibi temel ihtiyaçların karşılanmasını imkansız hale getirmiştir. İsrail’in sürekli bombardımanı, sınır kapılarının kapatılması, sivil ve ticari faaliyetlerin tamamen engellenmesi bölgedeki insani krizi ağırlaştırmış ve yaşam koşullarını daha da zorlaştırmıştır.
Finkelstein, Norman (2014). “What Happened on the Mavi Marmara? An Analysis of the Turkel Commission Report”. Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi, 1 (2), 1-53.
Pirinççi, Ferhat (2023). “Filistin Sorunu Nedir, Ne Değildir?”. Kriter Dergisi. Erişim Tarihi: 17.11.2024, https://kriterdergi.com/dosya-filistin-2/filistin-sorunu-nedir-ne-degildir.
Aksar, Yusuf (2012). “Birleşmiş Milletler Palmer (Mavi Marmara) Raporu ve Uluslararası Hukuk”. Uluslararası İlişkiler, 9 (33), 23-40. Britannica (2024). Blockade. Erişim Tarihi: 16.10.2024, https://www.britannica.com/topic/blockade-warfare.Duman, Furkan (2016). “Gazze Deniz Ablukası”. Uluslararası Afro-Avrasya Araştırmaları Dergisi, 1, 1-13. Keskin, M. Hakan (2010). “İsrail-Filistin Sorununa Yönelik AB Politikaları”. Akademik Orta Doğu, 5 (1), 117-130. The Humanitarian Monitor (2007). Occupied Palestinian Territory 17. Erişim Tarihi: 17.11.2024, https://unispal.un.org/pdfs/HM0907.pdf.Topal, Ahmet Hamdi (2008). “27 Aralık 2008–18 Ocak 2009 Gazze Saldırısı ve Uluslararası Ceza Hukuku”. Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 7 (1-2), 1091-1112. Topal, Ahmet Hamdi (2012). “İsrail’in Gazze Deniz Ablukası ve Mavi Marmara Saldırısı”. Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, 32 (1), 103-154. Tunç Yaşar, Fatma; Alkan Özcan, Sevinç & Kor, Zahide Tuba (2010). Siyonizm Düşünden İşgal Gerçeğine Filistin. İstanbul: İHH Yayınları. UN Digital Library (2001). Report of the Secretary-General’s Panel of Inquiry on the 31 May 2010 Gaza Flotilla Incident. Erişim Tarihi: 17.11.2024, https://digitallibrary.un.org/record/720841?v=pdf.
[1]
Bkz. 2006 Yasama Meclisi Seçimi
[2]
Ayrıca bkz. Gazze Sınır Kapıları ; Kral Hüseyin Köprüsü
[3]
Ayrıca bkz. Educide; İnsani Kriz; Malnütrisyon; Su Hakkı; Tıbbi Soykırım
| apa | Celep, A. (2026). Abluka. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 77-78) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Celep, Asım. “Abluka”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 77-78. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Abluka" maddesi için tartışma başlatın
Okuma Önerileri