
ORCID ID
0000-0002-3574-4486
“Ambargo” terimi İspanyolca “engellemek” veya “kısıtlamak” anlamına gelen “embargar” kelimesinden gelmektedir. Bu terim, “engel koymak” anlamındaki Latince “imbarricare” kelimesinden türemiş olup, “içine” veya “üzerine” anlamına gelen “in-” öneki ile engel anlamına gelen “barra” kelimesinin birleşimidir (Ak Sözlük, 2022; Merriam-Webster, t.y.; Etymonline, t.y.). Etimolojik kökenlerinden de anlaşılacağı üzere, ambargo kavramı tarih boyunca siyasi ve askeri hedeflere ulaşmak için kullanılan bir araç olmuştur.Filistin topraklarına yönelik ambargo uygulamalarının kökleri Haçlı Seferleri dönemine kadar dayanmaktadır. Haçlı Seferleri sırasında Papalığın Müslümanlara yönelik silah ambargosu ve ekonomik ambargo çağrıları yapılmış, özellikle Urfa’nın 1144’te ve Kudüs’ün 1187’de Müslümanlar tarafından fethedilmesinin【1】 ardından, Papalık Mısır ve Suriye ile ticareti yasaklamıştır. Pisa, Ceneviz ve Venedik şehir devletlerinden Müslümanlara kereste, demir, zift gibi savaş malzemelerinin satılmaması talep edilmiş, bu yasağa uymayanlar aforozla tehdit edilmiştir. Burada dikkat çekici olan nokta ise ambargo çağrılarının Müslümanların Haçlılar karşısında başarılı olduğu dönemlerde artmasıdır (Karaküş, 2023: 73-76).Bu dönemde ambargo çağrılarının temel motivasyonunun dini olmaktan ziyade iktisadi ve siyasi çıkarlar olması önemlidir. İtalyan şehir devletleri maddi kazançlarını koruma amacıyla çoğunlukla ambargo çağrılarına uymamış; papalığın tehdidine rağmen Müslümanlarla ticarete devam etmişlerdir (Karaküş, 2023: 78-79). Bu durum, ambargo uygulamalarının arkasında yatan gerçek motivasyonların çoğunlukla pragmatik çıkarlar olduğunu göstermektedir.Modern dönemde İsrail’in Filistin’e uyguladığı ambargolar ise daha karmaşık bir yapıya sahiptir. İsrail’in güvenlik ve saldırı politikaları, Filistin halkı üzerinde oldukça kötü etkiler bırakmış, ambargo ve insanlık dışı davranışlar nedeniyle mağduriyet ve zorunlu göç yaşanmıştır. Apartheid duvarlarının inşası bu politikaların en güncel ve önemli aşamasını oluşturmaktadır. İlk aşamanın inşası sırasında yaklaşık 280 Filistinlinin evi yıkılmış82, 83.000 ağaç sökülmüş, 35.000 metrelik sulama ağına zarar verilmiştir【2】 (Yadak, 2014: 163, 164, 171).İsrail’in askeri operasyonları, kısıtlamaları ve ekonomik yaptırımları Filistin ekonomisini derin bir mali krizle karşı karşıya bırakmaktadır. Filistin Yönetimine karşı uygulanan vergisel yaptırımlar【3】 arasında vergi transferlerinin durdurulması öne çıkmakta, İsrail’in Filistin adına topladığı milyonlarca dolarlık vergi gelirine el koyması【4】 nedeniyle Filistin yönetimi maaşların sadece yüzde 50-60’ını ödeyebilmektedir. İsrail’in el koyduğu vergiler ve gümrük gelirleri 1,8 milyar dolara ulaşmış ve Filistin ekonomisinin Gayri Safi Milli Hasıla’sının (GSMH) yüzde 15-20’si kaybolmuştur【5】 (Turna, 2025: 497, 501, 502, 505).2007’den itibaren uygulanan ambargo Filistin’i adeta açık hava hapishanesi hâline getirmiştir【6】 (Turna, 2025: 498). Gazze örneğinde, 2007’den bu yana uygulanan kısıtlamalar sonucu ihracat 2005 seviyelerinin altına gerilemiş, işsizlik yüzde 50’yi aşmış, gençler arasında işsizlik oranı yüzde 67’ye ulaşmıştır (Sarı Ertem, 2019: 135, 140, 141). Dünya Gıda Programı verilerine göre, 2022’de Gazze nüfusunun yüzde 68’i gıda güvensizliği yaşamış, günde 18-20 saate varan elektrik kesintileri hastanelerdeki yaşam destek ünitelerinin çalışmasını riske atmıştır【7】 (Demir vd., 2023: 13-14).Ekim 2023 sonrası İsrail, saldırılarıyla sivil altyapıyı kasıtlı olarak hedef alması, insani yardımları engellemesi uluslararası hukuk ihlali boyutuna ulaşmıştır. Gazze’de nüfusun yüzde 85’i (yaklaşık 2 milyon) evlerini terk etmek zorunda kalmış, ticari tesislerin yüzde 80’i, ibadethaneler【8】, üniversiteler【9】 ve sağlık sistemi harap edilmiştir. Temel ihtiyaçlara erişimin engellenmesi Cenevre Sözleşmesi’ne aykırı olup savaş suçu sayılmaktadır; sadece Nisan 2024’te 32 kişi yetersiz beslenme ve susuzluktan hayatını kaybetmiştir【10】 (Turna, 2025: 499, 500, 506, 507).İsrail’in bankalar arası iş birliğini sonlandırması Filistin bankacılık sektöründe olağanüstü hâl yaratırken, UNRWA’nın faaliyetlerini yasaklaması 2 milyondan fazla insanın temel insani hizmetlere erişimini engellemiştir (Turna, 2025: 504). İsrail’in attığı bu adımların ardından 16 Batı ülkesinin de mali yardımları askıya aldığı belirtilmektedir.Uluslararası hukuk açısından İsrail’in durumu hem yasal hem de meşruiyet bakımından önemli sorunlar barındırmaktadır. İsrail uluslararası hukuk çerçevesinde “meşru” bir devlet olarak kabul edilemez (bkz. Aral, 2020: 100-101). Buna rağmen dünya toplumu, İsrail’in insan hakları ihlalleri ve işgal politikalarına karşın bu ülkeyi dışlamaktan kaçınmıştır. Oysa Birleşmiş Milletler, 1970-80’lerde Apartheid Güney Afrika’sına karşı güçlü izolasyon politikaları uygulamıştı (Aral, 2020: 101). Benzer şekilde BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, bazı ambargo uygulamalarının halkları toplu olarak cezalandırdığını ve bu durumun uluslararası hukuka aykırı olduğunu ifade etmiştir (OHCHR, 2025).Filistin bölgelerinde işgalci İsrail, hukuk tanımayan uygulamalarıyla göze çarpmaktadır. Filistinlilerin hapisle, mal varlıklarına el koyma ve zorla yerinden etme yoluyla kontrol altında tutulması, İsrail işgalciliğinin temel yöntemleri olmaktadır. Bu davranışlar uluslararası alanda “apartheid sistemi” ve ciddi insan hakları ihlali olarak tanımlanmaktadır (Turna, 2025: 498). Bunun yanında apartheid duvarının inşası Filistin Devleti’nin oluşmasını engellerken, Kudüs’teki kutsal yerlere girişin yasaklanması【11】 da Filistinlilerin dini bağlarını zayıflatmaya yönelik bir strateji olarak değerlendirilmektedir (Yadak, 2014: 173).Genel bir değerlendirme yapıldığında, Filistin’e yönelik ambargo uygulamalarının Haçlı Seferleri döneminden bu yana devam eden tarihsel bir çizgi izlediği görülmektedir. İsrail’in hayata geçirdiği ambargo, yaptırım ve finansal kısıtlamalar Filistin toplumunda siyasi, ekonomik ve insani açıdan derin yaralar açmış; sivil halkı varoluşsal bir tehditle yüz yüze getirmiştir (Turna, 2025: 508). Geçmişte olduğu gibi bugün de güvenlik söylemiyle meşrulaştırılan bu politikalar【12】, aslında kapsamlı bir izolasyon ve kontrol mekanizmasına dönüşmüştür.Ambargoların hedef aldığı toplumlarda yarattığı ağır sonuçlar dikkate alındığında, bu uygulamaların meşruiyeti ve etik boyutları üzerinde daha derin tartışmalar yürütülmesi gerekmektedir. Ancak Filistin meselesinin bölgesel bir sorun olmadığı aksine uluslararası hukuk, insan hakları ve adalet gibi evrensel değerlerin sınandığı kritik bir test alanı olduğunu göstermektedir. Apartheid Güney Afrika’sına uygulanan ambargo ve diplomatik tecrit örneğinde olduğu gibi, benzer yaklaşımların İsrail sorununun çözümünde de etkili bir araç olabileceği değerlendirilmektedir (Aral, 2020: 101, 105, 116).Okuma ÖnerileriBaldwin, D. A. (1999). “The Sanctions Debate and the Logic of Choice”.International Security, 24 (3), 80-107. Cortright, D. & Lopez, G. A. (2000). The Sanctions Decade: Assessing UN Strategies in the 1990s.Lynne Rienner Publishers. Dashti-Gibson, J.; Davis, P. & Radcliff, B. (1997). “On the Determinants of the Success of Economic Sanctions: An Empirical Analysis”.American Journal of Political Science, 41 (2), 608-618. Drezner, D. W. (2003). “The Hidden Hand of Economic Coercion”.International Organization, 57 (3), 643-659. Early, B. R. (2009). “Sleeping With Your Friends’ Enemies: An Explanation of Sanctions-Busting Trade”.International Studies Quarterly, 53 (1), 49-71. DOI: 10.1111/j.1468-2478.2008.01524. Galtung, J. (1967). “On the Effects of International Economic Sanctions: With Examples from the Case of Rhodesia”.World Politics, 19 (3), 378-416. Hufbauer, G. C.; Schott, J. J. & Elliott, K. A. (2007). Economic Sanctions Reconsidered: History and Current Policy. Washington:Peterson Institute for International Economics. Kirshner, J. (1997). “The Microfoundations of Economic Sanctions”.Security Studies, 6 (3), 32-64. Morgan, T. C.; Bapat, N. & Kobayashi, Y. (2014). “Threat and Imposition of Economic Sanctions 1945-2005: Updating the TIES Dataset”.Conflict Management and Peace Science, 31 (5), 541-558. Pape, R. A. (1997). “Why Economic Sanctions Do Not Work”.International Security, 22 (2), 90-136. Zayas, A. D. (2024). “Principles for The Multipolar World Order”. Global Security and International Relations After the Escalation of the Ukrainian Crisis, 41-68.
“Ambargo” terimi İspanyolca “engellemek” veya “kısıtlamak” anlamına gelen “embargar” kelimesinden gelmektedir. Bu terim, “engel koymak” anlamındaki Latince “imbarricare” kelimesinden türemiş olup, “içine” veya “üzerine” anlamına gelen “in-” öneki ile engel anlamına gelen “barra” kelimesinin birleşimidir (Ak Sözlük, 2022; Merriam-Webster, t.y.; Etymonline, t.y.). Etimolojik kökenlerinden de anlaşılacağı üzere, ambargo kavramı tarih boyunca siyasi ve askeri hedeflere ulaşmak için kullanılan bir araç olmuştur.
Filistin topraklarına yönelik ambargo uygulamalarının kökleri Haçlı Seferleri dönemine kadar dayanmaktadır. Haçlı Seferleri sırasında Papalığın Müslümanlara yönelik silah ambargosu ve ekonomik ambargo çağrıları yapılmış, özellikle Urfa’nın 1144’te ve Kudüs’ün 1187’de Müslümanlar tarafından fethedilmesinin【1】 ardından, Papalık Mısır ve Suriye ile ticareti yasaklamıştır. Pisa, Ceneviz ve Venedik şehir devletlerinden Müslümanlara kereste, demir, zift gibi savaş malzemelerinin satılmaması talep edilmiş, bu yasağa uymayanlar aforozla tehdit edilmiştir. Burada dikkat çekici olan nokta ise ambargo çağrılarının Müslümanların Haçlılar karşısında başarılı olduğu dönemlerde artmasıdır (Karaküş, 2023: 73-76).
Bu dönemde ambargo çağrılarının temel motivasyonunun dini olmaktan ziyade iktisadi ve siyasi çıkarlar olması önemlidir. İtalyan şehir devletleri maddi kazançlarını koruma amacıyla çoğunlukla ambargo çağrılarına uymamış; papalığın tehdidine rağmen Müslümanlarla ticarete devam etmişlerdir (Karaküş, 2023: 78-79). Bu durum, ambargo uygulamalarının arkasında yatan gerçek motivasyonların çoğunlukla pragmatik çıkarlar olduğunu göstermektedir.
Modern dönemde İsrail’in Filistin’e uyguladığı ambargolar ise daha karmaşık bir yapıya sahiptir. İsrail’in güvenlik ve saldırı politikaları, Filistin halkı üzerinde oldukça kötü etkiler bırakmış, ambargo ve insanlık dışı davranışlar nedeniyle mağduriyet ve zorunlu göç yaşanmıştır. Apartheid duvarlarının inşası bu politikaların en güncel ve önemli aşamasını oluşturmaktadır. İlk aşamanın inşası sırasında yaklaşık 280 Filistinlinin evi yıkılmış82, 83.000 ağaç sökülmüş, 35.000 metrelik sulama ağına zarar verilmiştir【2】 (Yadak, 2014: 163, 164, 171).
İsrail’in askeri operasyonları, kısıtlamaları ve ekonomik yaptırımları Filistin ekonomisini derin bir mali krizle karşı karşıya bırakmaktadır. Filistin Yönetimine karşı uygulanan vergisel yaptırımlar【3】 arasında vergi transferlerinin durdurulması öne çıkmakta, İsrail’in Filistin adına topladığı milyonlarca dolarlık vergi gelirine el koyması【4】 nedeniyle Filistin yönetimi maaşların sadece yüzde 50-60’ını ödeyebilmektedir. İsrail’in el koyduğu vergiler ve gümrük gelirleri 1,8 milyar dolara ulaşmış ve Filistin ekonomisinin Gayri Safi Milli Hasıla’sının (GSMH) yüzde 15-20’si kaybolmuştur【5】 (Turna, 2025: 497, 501, 502, 505).
2007’den itibaren uygulanan ambargo Filistin’i adeta açık hava hapishanesi hâline getirmiştir【6】 (Turna, 2025: 498). Gazze örneğinde, 2007’den bu yana uygulanan kısıtlamalar sonucu ihracat 2005 seviyelerinin altına gerilemiş, işsizlik yüzde 50’yi aşmış, gençler arasında işsizlik oranı yüzde 67’ye ulaşmıştır (Sarı Ertem, 2019: 135, 140, 141). Dünya Gıda Programı verilerine göre, 2022’de Gazze nüfusunun yüzde 68’i gıda güvensizliği yaşamış, günde 18-20 saate varan elektrik kesintileri hastanelerdeki yaşam destek ünitelerinin çalışmasını riske atmıştır【7】 (Demir vd., 2023: 13-14).
Ekim 2023 sonrası İsrail, saldırılarıyla sivil altyapıyı kasıtlı olarak hedef alması, insani yardımları engellemesi uluslararası hukuk ihlali boyutuna ulaşmıştır. Gazze’de nüfusun yüzde 85’i (yaklaşık 2 milyon) evlerini terk etmek zorunda kalmış, ticari tesislerin yüzde 80’i, ibadethaneler【8】, üniversiteler【9】 ve sağlık sistemi harap edilmiştir. Temel ihtiyaçlara erişimin engellenmesi Cenevre Sözleşmesi’ne aykırı olup savaş suçu sayılmaktadır; sadece Nisan 2024’te 32 kişi yetersiz beslenme ve susuzluktan hayatını kaybetmiştir【10】 (Turna, 2025: 499, 500, 506, 507).
İsrail’in bankalar arası iş birliğini sonlandırması Filistin bankacılık sektöründe olağanüstü hâl yaratırken, UNRWA’nın faaliyetlerini yasaklaması 2 milyondan fazla insanın temel insani hizmetlere erişimini engellemiştir (Turna, 2025: 504). İsrail’in attığı bu adımların ardından 16 Batı ülkesinin de mali yardımları askıya aldığı belirtilmektedir.
Uluslararası hukuk açısından İsrail’in durumu hem yasal hem de meşruiyet bakımından önemli sorunlar barındırmaktadır. İsrail uluslararası hukuk çerçevesinde “meşru” bir devlet olarak kabul edilemez (bkz. Aral, 2020: 100-101). Buna rağmen dünya toplumu, İsrail’in insan hakları ihlalleri ve işgal politikalarına karşın bu ülkeyi dışlamaktan kaçınmıştır. Oysa Birleşmiş Milletler, 1970-80’lerde Apartheid Güney Afrika’sına karşı güçlü izolasyon politikaları uygulamıştı (Aral, 2020: 101). Benzer şekilde BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği, bazı ambargo uygulamalarının halkları toplu olarak cezalandırdığını ve bu durumun uluslararası hukuka aykırı olduğunu ifade etmiştir (OHCHR, 2025).
Filistin bölgelerinde işgalci İsrail, hukuk tanımayan uygulamalarıyla göze çarpmaktadır. Filistinlilerin hapisle, mal varlıklarına el koyma ve zorla yerinden etme yoluyla kontrol altında tutulması, İsrail işgalciliğinin temel yöntemleri olmaktadır. Bu davranışlar uluslararası alanda “apartheid sistemi” ve ciddi insan hakları ihlali olarak tanımlanmaktadır (Turna, 2025: 498). Bunun yanında apartheid duvarının inşası Filistin Devleti’nin oluşmasını engellerken, Kudüs’teki kutsal yerlere girişin yasaklanması【11】 da Filistinlilerin dini bağlarını zayıflatmaya yönelik bir strateji olarak değerlendirilmektedir (Yadak, 2014: 173).
Genel bir değerlendirme yapıldığında, Filistin’e yönelik ambargo uygulamalarının Haçlı Seferleri döneminden bu yana devam eden tarihsel bir çizgi izlediği görülmektedir. İsrail’in hayata geçirdiği ambargo, yaptırım ve finansal kısıtlamalar Filistin toplumunda siyasi, ekonomik ve insani açıdan derin yaralar açmış; sivil halkı varoluşsal bir tehditle yüz yüze getirmiştir (Turna, 2025: 508). Geçmişte olduğu gibi bugün de güvenlik söylemiyle meşrulaştırılan bu politikalar【12】, aslında kapsamlı bir izolasyon ve kontrol mekanizmasına dönüşmüştür.
Ambargoların hedef aldığı toplumlarda yarattığı ağır sonuçlar dikkate alındığında, bu uygulamaların meşruiyeti ve etik boyutları üzerinde daha derin tartışmalar yürütülmesi gerekmektedir. Ancak Filistin meselesinin bölgesel bir sorun olmadığı aksine uluslararası hukuk, insan hakları ve adalet gibi evrensel değerlerin sınandığı kritik bir test alanı olduğunu göstermektedir. Apartheid Güney Afrika’sına uygulanan ambargo ve diplomatik tecrit örneğinde olduğu gibi, benzer yaklaşımların İsrail sorununun çözümünde de etkili bir araç olabileceği değerlendirilmektedir (Aral, 2020: 101, 105, 116).
Baldwin, D. A. (1999). “The Sanctions Debate and the Logic of Choice”.International Security, 24 (3), 80-107. Cortright, D. & Lopez, G. A. (2000). The Sanctions Decade: Assessing UN Strategies in the 1990s.Lynne Rienner Publishers. Dashti-Gibson, J.; Davis, P. & Radcliff, B. (1997). “On the Determinants of the Success of Economic Sanctions: An Empirical Analysis”.American Journal of Political Science, 41 (2), 608-618. Drezner, D. W. (2003). “The Hidden Hand of Economic Coercion”.International Organization, 57 (3), 643-659. Early, B. R. (2009). “Sleeping With Your Friends’ Enemies: An Explanation of Sanctions-Busting Trade”.International Studies Quarterly, 53 (1), 49-71. DOI: 10.1111/j.1468-2478.2008.01524. Galtung, J. (1967). “On the Effects of International Economic Sanctions: With Examples from the Case of Rhodesia”.World Politics, 19 (3), 378-416. Hufbauer, G. C.; Schott, J. J. & Elliott, K. A. (2007). Economic Sanctions Reconsidered: History and Current Policy. Washington:Peterson Institute for International Economics. Kirshner, J. (1997). “The Microfoundations of Economic Sanctions”.Security Studies, 6 (3), 32-64. Morgan, T. C.; Bapat, N. & Kobayashi, Y. (2014). “Threat and Imposition of Economic Sanctions 1945-2005: Updating the TIES Dataset”.Conflict Management and Peace Science, 31 (5), 541-558. Pape, R. A. (1997). “Why Economic Sanctions Do Not Work”.International Security, 22 (2), 90-136. Zayas, A. D. (2024). “Principles for The Multipolar World Order”. Global Security and International Relations After the Escalation of the Ukrainian Crisis, 41-68.
Ak Sözlük (2022). Ambargo. Erişim Tarihi: 19.08.2025, http://aksozluk.org/ambargo.Aral, B. (2020). “Bitmeyen İhanet: Emperyalizmin Gölgesinde Filistin Sorunu ve Uluslararası Hukuk”. Söyleşi: M. Mustafa Kulu. İsrailiyat, (6), 98-125. Demir, P.; Uzar, İ. & Topçu, İ. (2024). “7 Ekim 2023 Sonrası İsrail İşgalinin Gazze Sağlık Sistemine Etkilerinin Biyoetik ve Uluslararası Hukuk Açısından Değerlendirilmesi”. Anadolu Klinik, 29 (Special Issue On Gaza), 11-22. Etymonline (T.Y). Etymology of Embargo. Erişim Tarihi: 19.08.2025, https://www.etymonline.com/word/embargo.Karaküş, N. (2023). “Haçlı Seferlerinde Papalık ve Avrupa’da Müslümanlara Karşı Yapılan Ambargo Çağrıları”. Yakın Doğu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 9 (1), 69-83. Merriam-Webster (T.Y). Embargo. Erişim Tarihi: 19.08.2025, https://www.merriam-webster.com/dictionary/embargo.OHCHR (2025). HC Türk: Occupied Palestinian Territory: Any Plans For a Better Future Must Build In Equal Rights And Freedoms for All. Erişim Tarihi: 19.08.2025, https://www.ohchr.org/en/statements-and-speeches/2025/02/hc-turk-occupied-palestinian-territory-any-plans-better-future-must.Sarı Ertem, H. (2019). “Filistin’in Sosyo-Ekonomik Sıkıntılarının Giderilmesinde Türkiye’nin İmkân ve Sınırları”. Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi, 6 (1), 133-168. Turna, F. (2025). “Filistin- İsrail Savaşı: Vergisel ve Ekonomik Yaptırımlar”. Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 11 (Özel Sayı), 497-516. Yadak, A. (2014). “İsrail Güvenlik Politikası ve Güvenlik Duvarının Filistin Halkına Etkileri”. 21. Yüzyılda Eğitim ve Toplum, 3 (9), 163-175.
[1]
Bkz. Kudüs (Eyyûbîler) ; Kudüs’ün Fetihleri ; Selâhaddîn-i Eyyûbi
[2]
Ayrıca bkz. İsrail’in Özellikli Hedefleri
[3]
Ayıca bkz. 2006 Yasama Meclisi Seçimi
[4]
Bu durum vergi gasbı biçiminde adlandırılabilir.
[5]
Bkz. İsrail Hırsızlığı ; Gaspçı Sömürgecilik ; Siyonist Gaspçı
[6]
Bkz. Hareket Kısıtlaması ; İzin Rejimi
[7]
Bkz. Anestezisiz Ameliyat ; Tıbbi Soykırım
[8]
Özellikle bkz. Tahrip Edilen Camiler
[9]
Bkz. Educide
[10]
Ayrıca bkz. Gazze Orucu ; Gıda Krizi ; Malnütrisyon ; Su Krizi
[11]
Bkz. Mescid-i Aksâ (Cuma Namazları) ; Mescid-i Aksâ (Namaz)
[12]
Bkz. Şiddetin Meşrulaştırılması
| apa | İlboğa, M. (2026). Ambargo. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 129-132) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | İlboğa, Mustafa. “Ambargo”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 129-132. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Ambargo" maddesi için tartışma başlatın
Okuma Önerileri