Bir dağın adı değişir mi? Evet, değişir.
Coğrafi adların değişmesi çoğu zaman siyasi, kültürel ve mitik unsurların bir araya gelmesi ve bir anlatı oluşturmasıyla gerçekleşir. Toponomik anlatılar dediğimiz bu anlatılar, yaşanılan toprakları "yurt yapan" asıl unsurlardır.
Mit bilinci olan toplumlar, yaşadığı hatta yaşamadığı toprakları bile vatanları addederler. Mit bilinci olmayan toplumlarsa kendi mitlerinden habersiz bir şekilde mit ithal ederler. Bu bakış açısıyla baktığımızda İda Dağı'nın Kaz Dağı’na dönüşümü, yalnızca bir isim değişikliği değil, bir hafıza dönüşümüdür.
İda Dağı, Yunanlılar için binlerce yıllık mitik bir dağdır. Hep ismini duyduğumuz Olimpos Dağı var ya, ona rakip olabilecek kadar güçlü bir sahnedir. Sahne diyorum, çünkü pek çok mitik olayın gerçekleştiği kutsal bir sahnedir bu dağ.
Bugün Biga Yarımadası olarak bildiğimiz Troas bölgesinin merkezidir. Tanrıların yeryüzünü izlediği, kaderlerin belirlendiği ve destanların başladığı yerdir. Homeros’un İlyada'sında bahsettiği üzere, Troya Savaşı’nın seyrini belirleyen tanrılar, bu dağdan dünyayı izlemiştir. Afrodit, Hera ve Athena arasındaki güzellik yarışması burada gerçekleştirilmiş ve bu olay Helen’in kaçırılmasıyla birlikte büyük bir savaşı tetiklemiştir. Yani Troya Savaşı'nın ateşi bile bu dağda fişeklenmiştir.
Ancak aynı dağ, binlerce yıl sonra bu kez başka bir milletin anlatı sahnesine dönüşmüştür. Antik Yunan’ın tanrılarla, yarı tanrılarla ve epik savaşlarla örülü mitolojisi zamanla yerini yerli halkların belleğinde yoğrulmuş, daha sade ama bir o kadar da güçlü halk anlatılarına bırakmıştır. İşte burada devreye Sarıkız girer.
Sarıkız, özellikle Kaz Dağları çevresinde yaşayan Tahtacı Türkmenleri başta olmak üzere, bölge halkı için kutsal sayılan mitik bir kadın figürüdür. Güzelliğiyle dillere destan bir genç kızdır ve kendisini elde edemeyen insanlar tarafından iftiraya uğrar. Babası bu iftiralara inanarak onu cezalandırmak üzere dağa götürür. Fakat kız orada ölmez, kazlarıyla birlikte dağda yaşamaya devam eder hatta kerametler göstermeye başlar. Bu anlatının pek çok versiyonu vardır ve hepsinde kızın masumiyeti ortaya çıkar. Babası da bu durumu anlayınca pişman olur. Kızın öldüğü yere Sarıkız Tepesi, babasının öldüğü yere ise Babatepe denmiştir.

Sarıkız Makamının Bulunduğu Tepe (Mahmut Gök)

Sarıkız'ın Babası Cılbak Baba'nın Türbesi (Mahmut Gök)
Antik Yunan'ın meşhur İda Dağı, Sarıkız ile birlikte Kazdağları'na dönüşmüştür. Özellikle Edremit ve çevresinde yaşayan Tahtacı Türkmenleri başta olmak üzere Türk toplulukları, bu anlatıyı halk belleğinde yaşatarak zamanla güçlü bir evliya kültüne dönüştürmüşlerdir.
Sarıkız, tıpkı Türk mitolojisindeki diğer dişi ruhlar gibi doğayla ilişkilidir. Kazlarıyla birlikte yaşaması, hayvanlarla kurduğu ilişki, doğaya hükmetme gücü, onun doğa ana formunda bir figür olduğunu düşündürür.
Sarıkız’ın mezarının bugün de ziyaret edilmesi, ona adaklar adanması, dualar edilmesi, ata ruhlarına saygı ve yardım isteme biçimindeki atalar kültü ile ilişkilidir.
Sarıkız'ın makamının bir tepenin üstünde olması da tesadüf değildir. Türk mitolojisinde dağların yüksek zirveleri, Tanrı ile yakınlaşma alanları olarak görülmüştür. Bu dağlar, insanların göğe ve Gök Tanrı'ya en yakın olduğu yerlerdir. Özellikle Gök Tanrı'ya sunulacak kurban ritüelleri, bu dağlarda gerçekleştirilir. Sarıkız gibi Tanrı lütfuna mazhar olan biri de elbette göğe en yakın olan yerde olacaktır.

Edremit'te Bir Esnaf Lokantasında Yer Alan Sarıkız Tablosu (Duygu Şahinler)
İşte hayat böyledir. Yüz yıllar, hatta bin yıllar geçer. Orada yaşayan insanlar, milletler, kültürler, dinler, diller değişebilir. O insanların, o bölgelere atfettikleri değerler de değişebilir. Yunanlıların İda Dağı, Türklerce Kazdağları'na evrilmiştir, dönüştürülmüştür. Halk belleği bu değişimi köklü bir şekilde gerçekleştirebilmek için Sarıkız gibi bir miti var etmiştir. Peki bu miti oluşturan ataların torunları, Sarıkız'ı nereden, ne kadar, nasıl bilmektedir? Ya da bilmekte midir? Ben bu konuda çok ümitvar değilim.
Kazdağları'na yaptığım seyahatte dağ köylerinden deniz kıyısına indikçe Kazdağları'nın yerini İda'nın aldığını, Sarıkız'ın yerini Afroditlere, Athenalara, Zeuslara bıraktığını gözlemledim. Bilhassa sahil işletmelerinde yoğunlukla İda isminin kullanıldığını gördüm. Bu durum, güzel yurdumun diğer bölgeleri için de geçerli tabi.
Neden diyorum, neden böyle?
Sarıkız'ı o tepenin sessizliğinden çekip çıkaracak ressam, yazar, çizer, tasarımcı, modacı, yapımcı, müzisyen yok mu? Yok diyorum. Belli ki yok. Sonra "neden yok acaba?" diyorum.
Çocukluğumuzdan itibaren kendi coğrafyamızın masalları yerine Kırmızı Başlıklı Kız, Kül Kedisi, Hansel ve Gratel gibi ithal edilmiş masallarla büyüdüğümüz için olabilir belki diye düşünüyorum. Artık bize ninni söyleyecek, masal anlatacak nenelerimizin olmadığı aklıma geliyor. Olsa bile masal atölyelerinde yoga matının üstünde masal anlatan "eğitmenler" kadar yetkin görmüyoruz onları. Dolayısıyla o şifahi özü alamıyoruz.
Aklınızda olsun, eğer yolunuz o taraflara düşer de dağ köylerini ziyaret etme fırsatı bulursanız Sarıkız'ı o bölgenin halkından dinleyin. Olimpos'a rakip olabilecek kadar önemli olan İda Dağı'nın, Kazdağları'na nasıl dönüştüğünü ancak öyle anlayabilirsiniz.