İşgal Hukuku
Alıntıla
kure star outline
Avatar
Ana YazarÖmer ÜNLÜ13 Temmuz 2026 13:50

ORCID ID

0000-0002-6496-6563

İşgal hukuku, bir devletin topraklarının kısmen veya tamamen başka bir devlet tarafından işgal edilmesi durumunda uygulanması gereken kurallar bütününü ifade eden, uluslararası insancıl hukukun bir alt dalıdır. Bu hukuk dalı, işgal edilen ülkede kamu hayatını ve düzenini yeniden tesis ve temin etme ödevini işgalciye yüklemekte aynı zamanda işgalci devlete esaslı ve kalıcı değişiklikler yapmasını yasaklayarak geçici bir yönetme sorumluluğu tanımaktadır (Fox, 2008: 218). Özü itibariyle savaşlarda mağlup olarak ülkelerindeki fiili kontrolü kaybeden devletlerin egemenliklerini de yitirmesine engel olmayı amaçlayan işgal hukuku, ortaya çıkışı itibariyle, devlet egemenliğini korumaya matuf bir hukuktur (Roberts, 1990: 45).İşgal hukukunun uzun bir süre boyunca Avrupa dışındaki bölgelerde pek fazla dikkate alınmadığı ve seçici bir şekilde uygulandığı vurgulanmalıdır. Birinci Dünya Savaşı sonrasında, Osmanlı Devleti Lahey Konvansiyonu’na taraf olmasına rağmen, kaybettiği topraklarla ilgili talepleri küçümsenmiş ve bu topraklarda işgal hukuku uygulanmamıştır (Helmreich, 1974: 110). Bunun yerine, Avrupa devletlerinin koloniciliği farklı bir formda devam ettirme niyetine dayanan manda sistemi, özellikle Filistin’de tercih edilmiştir. Her iki dünya savaşında yaşanan tecrübeler ışığında, Dördüncü Cenevre Konvansiyonu ile işgal hukukuna dair daha ayrıntılı düzenlemeler yapılmış, insancıl hukuk anlayışı işgal hukuku bakımından da yaklaşım farkını hissettirmiştir.Yaşanan bu gelişmelere ve yapılan değişikliklere rağmen, işgalin haklı ya da haksız olmasına ve işgalin ne kadar sürdürülebileceğine dair düzenleme ve sınırlamaların getirilmeyişi, işgal hukukuyla ilgili en büyük sorunlardan birisidir. Bu durumun en belirgin örneği, en uzun süreli işgallerden biri olan İsrail’in Filistin’i işgalidir. İşgal, 1967 yılında, önleyici meşru müdafaa hakkı ileri sürülerek başlatılmıştır. BM Sistemi ile kuvvet kullanımının yasaklanması ve İsrail’in saldırılarının BM Antlaşması’nda öngörülen meşru müdafaa koşullarını karşılamaması, saldırıları uluslararası hukuka aykırı kıldığı gibi işgali de hukuka aykırı kılmaktadır. İsrail, işgal ettiği Filistin topraklarında sivil hayatı olabildiğince daraltmakta, işgal hukuku çerçevesinde çok sınırlı denebilecek teminatları dahi uygulamamaktadır. İşgal altında insanca muameleden uzak, sert güvenlik tedbirleri altında yaşayan Filistin halkının, aynı zamanda gereksiz güç kullanımı nedeniyle vücut dokunulmazlığı ve bütünlüğü, yaşama hakkı ve mülkiyet hakkı her an tehdit altında bulunmaktadır【1】.İsrail, yürürlükteki hukuku değiştirme ve yeni kurallar koyma konusunda Lahey hukuku ve Cenevre hukukundaki sınırlamaları pek çok kez ihlal etmiş, hatta kendi yasama organı Knesset eliyle Filistin’de uygulanacak kanunlar dahi çıkarmıştır. Daha da ileri giderek, Kudüs’ü bir bütün olarak İsrail’in ayrılmaz ve ebedi başkenti sayan bir kanun çıkarmış ve Kudüs’ün doğusunu ilhak etmiştir. İşgal ettiği Filistin topraklarında Filistinlilerin mülkiyet hakkını ihlal eden ve güvenliklerini tehlikeye atan yeni koloniler kurarak【2】, kendi nüfusunu sistematik ve kalıcı biçimde Filistin topraklarına nakleden İsrail, yaptığı Utanç Duvarı/Apartheid Duvarı ile de Filistin’in ekonomik anlamda kalkınmasını engellemektedir. İsrail, kapattığı yollar ve kurduğu güvenlik noktaları ile Filistinlilerin temel gereksinimlerine erişimini oldukça zorlaştırmaktadır.İsrail, Filistin’de kurduğu askeri işgal mahkemelerinde yargılama öncesi ve sırasında belirsiz süreli tutukluluk【3】, sanığın ya da şüphelinin dava dosyasına ve avukata erişiminin engellenmesi ve yeterli tercüme hizmetinin sağlanmaması gibi hukuksuz davranışları sitematik bir biçimde uygulamakta, işgal hukukunun gerektirdiği adil ve gayrisiyasi bir yargılama sürecinin gereklerini karşılamamaktadır.İsrail’in Filistin’de yeni vergiler koyma, topladığı vergileri Filistin Yönetimi’ne geç transfer etme; Filistinlilerin arazi, su ve elektriğe erişimini kısıtlama gibi uygulamaların yanı sıra keyfi kararlarla binlerce evi yıkma【4】, tarım arazilerine zarar verme【5】, keyfi arama ve belirsiz süreli tutuklamalarla işgal hukukunun olumsuz yükümlülüklerinin pek çoğunu yerine getirmemektedir. Pozitif bir yükümlülük olan kamu hayatını ve nizamını temin etme, Filistinlilerin hayatını iyileştirme ve refahı artırma sorumluluğu konusunda da herhangi bir gayreti olmadığı görülmektedir. Bilakis, Filistinlilerin hayatını daha da zorlaştıran bu politikanın, Filistin’i Filistinlilerden arındırmaya yönelik sistematik uygulamalar bütünü olduğu aşikardır.Ancak işgalin ne kadar süreceğine ve işgali sona erdirme sorumluluğuna dair açık bir hukuki düzenlemenin olmaması, ayrıca işgal hukukuna aykırı eylem ve işlemler nedeniyle işgalciyi hukuki sorumluluğa tabi tutmada uluslararası hukuk mekanizmalarının yetersiz kalması da İsrail’in Filistin’deki işgalini sürdürülebilir kılmaktadır. İşgal hukukunun sınırlı ve göstermelik uygulanması ise daha ağır ihlallerin üzerini örtmektedir.BM İnsan Hakları Konseyinin “daimî bir işgal” olarak ifade ettiği bu durumun ilhaktan farklı olmadığı açıktır. Bu fiili durumda bir değişiklik ve iyileşmenin olması, işgal hukuku ihlalleri ile ilgili daha somut müeyyidelerin getirilmesine ve işgali sona erdirme yükümlülüğüne dair daha açık düzenlemelerin yapılmasına bağlıdır (Ünlü, 2023: 201, 202).Bugünkü varlığını İngiliz mandası döneminde yarattığı fiili durumları hukuken korunan menfaatlere dönüştürmesine borçlu olan İsrail, halihazırda işgal hukuku perdesi ardında, işgal hukukunu da çoğu zaman seçici uygulamalarıyla ihlal etmektedir. İşgal ettiği ülkede kalıcılığını artıracak yeni fiili durumlar oluşturan İsrail, kendi nüfusunu Filistin’e taşımaya devam etmekte【6】; kendi vatandaşlarını yerleştirdiği bölgeler başta olmak üzere, Filistinlilerin hayatını zorlaştırarak, onların bu topraklarda var olma iradesini yok etmeye dönük bir siyaset izlemektedir. Diğer taraftan, tek başına işgal söyleminin ve işgal hukukunun, İsrail’in 1967 saldırısıyla ele geçirdiği topraklar bakımından uygulanması dikkatleri bu topraklara çekerken, İsrail’in kurulduğu ve 1949 Mütareke hattıyla genişlettiği topraklardaki fiili kontrolünü sanki bir gasp değilmiş de tesis edilmiş bir egemenlikmiş gibi kabullenilebilmektedir. Dolayısıyla bu bakımından da Filistin’in aleyhine ve yanıltıcı bir söylem inşasının olduğu akılda tutulmalıdır.Okuma ÖnerileriArai-Takahashi, Yutaka (2009). The Law of Occupation: Continuity and Change of International Humanitarian Law, and its Interaction with International Human Rights Law. Leiden: Brill | Nijhoff. Aral, Berdal (2020). Bitmeyen İhanet: Emperyalizmin Gölgesinde Filistin Sorunu ve Uluslararası Hukuk. İstanbul: Çıra Yayınları. Kaya, İbrahim (2001). “Hostile Occupation and International Humanitarian Law”. Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 9(3-4), 65-75. Kayhan, Ali Kerem & Ali Osman Karaoğlu (Ed.) (2023). Uluslararası Hukukta Filistin Meselesi. Ankara: Adalet Yayınevi.

İşgal Hukuku

İşgal hukuku, bir devletin topraklarının kısmen veya tamamen başka bir devlet tarafından işgal edilmesi durumunda uygulanması gereken kurallar bütününü ifade eden, uluslararası insancıl hukukun bir alt dalıdır. Bu hukuk dalı, işgal edilen ülkede kamu hayatını ve düzenini yeniden tesis ve temin etme ödevini işgalciye yüklemekte aynı zamanda işgalci devlete esaslı ve kalıcı değişiklikler yapmasını yasaklayarak geçici bir yönetme sorumluluğu tanımaktadır (Fox, 2008: 218). Özü itibariyle savaşlarda mağlup olarak ülkelerindeki fiili kontrolü kaybeden devletlerin egemenliklerini de yitirmesine engel olmayı amaçlayan işgal hukuku, ortaya çıkışı itibariyle, devlet egemenliğini korumaya matuf bir hukuktur (Roberts, 1990: 45).


İşgal hukukunun uzun bir süre boyunca Avrupa dışındaki bölgelerde pek fazla dikkate alınmadığı ve seçici bir şekilde uygulandığı vurgulanmalıdır. Birinci Dünya Savaşı sonrasında, Osmanlı Devleti Lahey Konvansiyonu’na taraf olmasına rağmen, kaybettiği topraklarla ilgili talepleri küçümsenmiş ve bu topraklarda işgal hukuku uygulanmamıştır (Helmreich, 1974: 110). Bunun yerine, Avrupa devletlerinin koloniciliği farklı bir formda devam ettirme niyetine dayanan manda sistemi, özellikle Filistin’de tercih edilmiştir. Her iki dünya savaşında yaşanan tecrübeler ışığında, Dördüncü Cenevre Konvansiyonu ile işgal hukukuna dair daha ayrıntılı düzenlemeler yapılmış, insancıl hukuk anlayışı işgal hukuku bakımından da yaklaşım farkını hissettirmiştir.


Yaşanan bu gelişmelere ve yapılan değişikliklere rağmen, işgalin haklı ya da haksız olmasına ve işgalin ne kadar sürdürülebileceğine dair düzenleme ve sınırlamaların getirilmeyişi, işgal hukukuyla ilgili en büyük sorunlardan birisidir. Bu durumun en belirgin örneği, en uzun süreli işgallerden biri olan İsrail’in Filistin’i işgalidir. İşgal, 1967 yılında, önleyici meşru müdafaa hakkı ileri sürülerek başlatılmıştır. BM Sistemi ile kuvvet kullanımının yasaklanması ve İsrail’in saldırılarının BM Antlaşması’nda öngörülen meşru müdafaa koşullarını karşılamaması, saldırıları uluslararası hukuka aykırı kıldığı gibi işgali de hukuka aykırı kılmaktadır. İsrail, işgal ettiği Filistin topraklarında sivil hayatı olabildiğince daraltmakta, işgal hukuku çerçevesinde çok sınırlı denebilecek teminatları dahi uygulamamaktadır. İşgal altında insanca muameleden uzak, sert güvenlik tedbirleri altında yaşayan Filistin halkının, aynı zamanda gereksiz güç kullanımı nedeniyle vücut dokunulmazlığı ve bütünlüğü, yaşama hakkı ve mülkiyet hakkı her an tehdit altında bulunmaktadır【1】.


İsrail, yürürlükteki hukuku değiştirme ve yeni kurallar koyma konusunda Lahey hukuku ve Cenevre hukukundaki sınırlamaları pek çok kez ihlal etmiş, hatta kendi yasama organı Knesset eliyle Filistin’de uygulanacak kanunlar dahi çıkarmıştır. Daha da ileri giderek, Kudüs’ü bir bütün olarak İsrail’in ayrılmaz ve ebedi başkenti sayan bir kanun çıkarmış ve Kudüs’ün doğusunu ilhak etmiştir. İşgal ettiği Filistin topraklarında Filistinlilerin mülkiyet hakkını ihlal eden ve güvenliklerini tehlikeye atan yeni koloniler kurarak【2】, kendi nüfusunu sistematik ve kalıcı biçimde Filistin topraklarına nakleden İsrail, yaptığı Utanç Duvarı/Apartheid Duvarı ile de Filistin’in ekonomik anlamda kalkınmasını engellemektedir. İsrail, kapattığı yollar ve kurduğu güvenlik noktaları ile Filistinlilerin temel gereksinimlerine erişimini oldukça zorlaştırmaktadır.


İsrail, Filistin’de kurduğu askeri işgal mahkemelerinde yargılama öncesi ve sırasında belirsiz süreli tutukluluk【3】, sanığın ya da şüphelinin dava dosyasına ve avukata erişiminin engellenmesi ve yeterli tercüme hizmetinin sağlanmaması gibi hukuksuz davranışları sitematik bir biçimde uygulamakta, işgal hukukunun gerektirdiği adil ve gayrisiyasi bir yargılama sürecinin gereklerini karşılamamaktadır.


İsrail’in Filistin’de yeni vergiler koyma, topladığı vergileri Filistin Yönetimi’ne geç transfer etme; Filistinlilerin arazi, su ve elektriğe erişimini kısıtlama gibi uygulamaların yanı sıra keyfi kararlarla binlerce evi yıkma【4】, tarım arazilerine zarar verme【5】, keyfi arama ve belirsiz süreli tutuklamalarla işgal hukukunun olumsuz yükümlülüklerinin pek çoğunu yerine getirmemektedir. Pozitif bir yükümlülük olan kamu hayatını ve nizamını temin etme, Filistinlilerin hayatını iyileştirme ve refahı artırma sorumluluğu konusunda da herhangi bir gayreti olmadığı görülmektedir. Bilakis, Filistinlilerin hayatını daha da zorlaştıran bu politikanın, Filistin’i Filistinlilerden arındırmaya yönelik sistematik uygulamalar bütünü olduğu aşikardır.


Ancak işgalin ne kadar süreceğine ve işgali sona erdirme sorumluluğuna dair açık bir hukuki düzenlemenin olmaması, ayrıca işgal hukukuna aykırı eylem ve işlemler nedeniyle işgalciyi hukuki sorumluluğa tabi tutmada uluslararası hukuk mekanizmalarının yetersiz kalması da İsrail’in Filistin’deki işgalini sürdürülebilir kılmaktadır. İşgal hukukunun sınırlı ve göstermelik uygulanması ise daha ağır ihlallerin üzerini örtmektedir.


BM İnsan Hakları Konseyinin “daimî bir işgal” olarak ifade ettiği bu durumun ilhaktan farklı olmadığı açıktır. Bu fiili durumda bir değişiklik ve iyileşmenin olması, işgal hukuku ihlalleri ile ilgili daha somut müeyyidelerin getirilmesine ve işgali sona erdirme yükümlülüğüne dair daha açık düzenlemelerin yapılmasına bağlıdır (Ünlü, 2023: 201, 202).


Bugünkü varlığını İngiliz mandası döneminde yarattığı fiili durumları hukuken korunan menfaatlere dönüştürmesine borçlu olan İsrail, halihazırda işgal hukuku perdesi ardında, işgal hukukunu da çoğu zaman seçici uygulamalarıyla ihlal etmektedir. İşgal ettiği ülkede kalıcılığını artıracak yeni fiili durumlar oluşturan İsrail, kendi nüfusunu Filistin’e taşımaya devam etmekte【6】; kendi vatandaşlarını yerleştirdiği bölgeler başta olmak üzere, Filistinlilerin hayatını zorlaştırarak, onların bu topraklarda var olma iradesini yok etmeye dönük bir siyaset izlemektedir. Diğer taraftan, tek başına işgal söyleminin ve işgal hukukunun, İsrail’in 1967 saldırısıyla ele geçirdiği topraklar bakımından uygulanması dikkatleri bu topraklara çekerken, İsrail’in kurulduğu ve 1949 Mütareke hattıyla genişlettiği topraklardaki fiili kontrolünü sanki bir gasp değilmiş de tesis edilmiş bir egemenlikmiş gibi kabullenilebilmektedir. Dolayısıyla bu bakımından da Filistin’in aleyhine ve yanıltıcı bir söylem inşasının olduğu akılda tutulmalıdır.

Okuma Önerileri

Arai-Takahashi, Yutaka (2009). The Law of Occupation: Continuity and Change of International Humanitarian Law, and its Interaction with International Human Rights Law. Leiden: Brill | Nijhoff. Aral, Berdal (2020). Bitmeyen İhanet: Emperyalizmin Gölgesinde Filistin Sorunu ve Uluslararası Hukuk. İstanbul: Çıra Yayınları. Kaya, İbrahim (2001). “Hostile Occupation and International Humanitarian Law”. Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 9(3-4), 65-75. Kayhan, Ali Kerem & Ali Osman Karaoğlu (Ed.) (2023). Uluslararası Hukukta Filistin Meselesi. Ankara: Adalet Yayınevi.

Kaynakça

Fox, Gregory H. (2008). Humanitarian Occupation. Cambridge: Cambridge University Press. Helmreich, Paul C. (1974). From Paris to Sèvres: The Partition of the Ottoman Empire at the Peace Conference of 1919-1920. Columbus: Ohio State University Press. Roberts, Adam (1990). “Prolonged Military Occupation: The Israeli-Occupied Territories Since 1967”. American Journal of International Law, 84(1), 44-103. Ünlü, Ömer (2023). Uluslararası İşgal Hukuku Temelinde Filistin’de İsrail İşgal İdaresi. Ankara: Adalet Yayınevi.

Dipnotlar

  • [1]

    Ayrıca bazı uygulamalar için bkz. Apartheid Duvarı ; Çocuk Hakları ; Devlet Terörü ; Hareket Kısıtlaması; Hukuksuz İnfaz; İnsan Hakları; İşkence; Keyfi İstismarcı Tutuklama; Mülksüzleştirme; Sağlık Hakkı; Savaş Etiği; Siyonist Soykırımcı; Siyonlama; Terörizm; Teo-terörizm; Tıbbi Soykırım; Yahudileştirme; Yerinden Etme

  • [2]

    Bkz. Gasp Birimleri ; Gasp Yerleşimleri ; Gaspçı Sömürgecilik

  • [3]

    Bkz. İdari Gözaltı ; Keyfi İstismarcı Tutuklama

  • [4]

    Bkz. Evlerin Yıkımı ; Mülkiyet-1 ; Mülkiyet-2 ; Mülksüzleştirme

  • [5]

    Bkz. Ekolojik Emperyalizm ; Su Hakkı

  • [6]

    Ayrıca bkz. Aliyah ; Gaspçı Sömürgecilik ; İsraillemek ; Siyonist Gaspçı ; Siyonist İşgal ; Siyonlama ; Yahudi Göçü (Osmanlı Belgeleri); Yahudileştirme

Atıf İçin

apaÜnlü, Ö. (2026). İşgal Hukuku. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 841-843) Anadolu Ajansı - AA Kitap.
isnadÜnlü, Ömer. “İşgal Hukuku”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 841-843. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026.

Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"İşgal Hukuku" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Okuma Önerileri

KÜRE'ye Sor