İskender Lahdi, Geç Klasik Dönemden Helenistik Döneme geçişin karakteristik ögelerini barındıran bir kral lahdidir. 1887 yılında, Osman Hamdi Bey’in yürüttüğü kazılar sırasında Sidon (günümüzde Lübnan’ın Sayda kenti) Krallık Nekropolü’nde bulunan bu lahit, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ne getirilmiş ve o tarihten bu yana müzenin en önemli parçalarından biri olmuştur. Yüksek kaliteli kireçtaşı veya mermer benzeri malzemeden yapılan lahit, işçiliği ve üzerindeki çok katmanlı ikonografik ögelerle dikkat çeker. Eserin üzerinde yer alan kabartmaların bir bölümünde Büyük İskender’e benzer figürler görülmekle birlikte, lahdin aslında Sidon Kralı Abdalonymos için yaptırıldığına dair güçlü kanıtlar bulunmaktadır.
İskender Lahdi, MÖ 4. yüzyılın sonlarına tarihlenmekte olup, bu dönem Doğu Akdeniz havzasının çalkantılı siyasi ortamını yansıtır. Pers İmparatorluğu ile Yunan kent devletleri arasındaki etkileşimin zirveye ulaştığı ve Büyük İskender’in seferleriyle doruğa çıkan bu süreçte, Sidon gibi şehir-krallıklar pek çok kültürel ve sanatsal etkiyi aynı anda deneyimlemiştir. Lahdin, özellikle Yunan ve Pers unsurlarını bir arada sunması, dönemin politik ve ekonomik ilişkilerinin sanat yapıtlarına yansıyan somut bir örneği olarak değerlendirilir.
Söz konusu lahdin keşfi ise bölgede yaşayan Mehmet Şerif’in bir gözlemiyle başlamıştır. Şerif, Sayda’ya yaklaşık yarım saat uzaklıkta yer alan Ayaa’daki arazisinde çalışırken, bir kuyunun dibinde mağaraya benzer bir giriş fark etmiş ve 2 Mart 1887 günü durumu Sayda Kaymakamı Sadık Bey’e bildirmiştir. Görevliler, bölgede yaptıkları incelemeler sonucunda bir rapor hazırlayarak Bâb-ı Âli ve Müze-i Hümâyûn’a göndermiştir. O dönemde Müze-i Hümâyûn’un müdürlüğünü yürüten Osman Hamdi Bey, raporun önemini hemen kavrayarak vakit kaybetmeden Sayda’ya gitmek üzere hazırlıklara başlamıştır.
Osman Hamdi Bey, Sayda’da kazı yapabilmek için öncelikle resmî izin alması gerektiğinden, en önemli buluntuları Müze-i Hümâyûn’a getirmek üzere padişahtan izin ve ödenek talep etmiştir. II. Abdülhamid, bu talebi olumlu karşılayarak gerekli finansman ve kazı iznini sağlamıştır. Bu izinle başlatılan çalışmalar sonucunda, söz konusu alandan 22 adet kral lahdi çıkarılmıştır. Bulunan lahitler arasında, Mısır firavunlarının kullandığı antropoid (insan biçimli) formdaki Tabnit Lahdi, en eski örnek olarak öne çıkar. Bunun yanı sıra Satrap Lahdi, Likya Lahdi, Ağlayan Kadınlar Lahdi ve İskender Lahdi gibi önemli eserler de İstanbul’a taşınmıştır. Özellikle İskender Lahdi, arkeoloji dünyasının başyapıtları arasında gösterilerek büyük ilgi uyandırmıştır.
Dünyanın en büyük lahitlerinden biri olan bu eser, 25 ton ağırlığında olup Sidon Krallık Nekropolü 3 nolu mezar odasında yer almaktadır. Lahit, bir tekne formundaki ana yapı ile ona uyumlu kapaktan oluşmaktadır. Ölçüleri 2,12 x 3,18 x 1,67 metre olan bu yapı, Yunanistan’ın ünlü Pentelikon mermerlerinden üretilmiş; orijinalinde boya kullanılmış, ancak zamanla boyaların bir kısmı aşınmıştır. Üçgen alınlıklı ve çatı kapaklı yapısı, eserin özgün mimari özelliklerini göstermektedir.
Lahdin en çarpıcı özelliği, uzun yüzlerinden birinde yer alan ve Persler ile Yunanlar arasındaki çatışmayı betimleyen savaş sahnesidir. Bu betimlemenin, Büyük İskender’in MÖ 333 yılında kazandığı, Fenike ve Suriye kapılarını açan İssos Savaşı’nı temsil ettiği düşünülmektedir. Savaşın sonuçlarından biri olarak, lahdin sahibi olduğu düşünülen Abdalonymos’un kaderinde meydana gelen değişiklik, sonrasında Sidon kralı olmasına yol açmıştır.
Her ne kadar “İskender Lahdi” olarak anılsa da, aslında bu eser Büyük İskender’e ait değildir. Dönemsel yakınlığı nedeniyle Sidon Kralı Abdalonymos’a ait olduğu düşünülmektedir. Lahdin bu isimle tanınmasının nedeni, kabartmalarındaki sahnelerde Büyük İskender figürüne rastlanmasıdır. İlk bakışta önemli bir hata gibi görünse de, İskender’e ait olmadığı anlaşılınca bu durumun yalnızca küçük bir ayrıntı olduğu kabul edilmiş ve eser, kazandığı ün nedeniyle aynı adla anılmaya devam etmiştir.
İskender Lahdi’nde iki ana konu işlenmiştir. İlkinde, Makedonyalılar ile Persliler arasındaki çetin savaş sahneleri yer alır. İkincisinde ise Makedonya ve Perslerin birlikte katıldığı geyik, panter ve aslan avı sahneleri betimlenmiştir. Bu iki tema, dönemin siyasi ve sosyal yapısını yansıtan önemli görsel anlatımlar olarak değerlendirilir. Lahdin geniş cephelerinden birinde, Makedonya Kralı Büyük İskender’in Pers Kralı III. Darius’u ve ordusunu mağlup ettiği İssos Savaşı betimlenir. Kalabalık kompozisyonun en önünde, dikkat çeken ilk figür olarak Büyük İskender görünür.
Eserin diğer geniş cephesinde ise av sahnesi yer alır; bu bölümde Persler ile Romalıların, Perslerin büyük önem verdiği av geleneğini birlikte sürdürdükleri gösterilmiştir. Av sahnesi, Perslerin ekim yaptığı ve hayvan avladığı bahçe veya park niteliğindeki bir ortamda geçer; burada üçü atlı olmak üzere toplam sekiz figür bulunmaktadır.
Küçük cephelerden biri, savaş sahnesinin devamı gibi kurgulanmıştır. Üç grup hâlinde düzenlenen bu sahne, gerçekçi detaylarıyla öne çıkar. Aynı cephenin üst kısmındaki alınlıkta da benzer bir savaş sahnesi görülür ve burada yer alan figürlerin tümü Roma kökenli olarak tasvir edilmiştir.
Diğer küçük cephede ise av sahnesi tekrarlanmış, ancak bu defa sahnedeki tüm karakterler Persli figürlerdir. Bu sahnede avcının elinde kalkan bulunması, Perslerin av kıyafetinde kalkanın da yer aldığını gösteren önemli bir ayrıntı olarak kabul edilmektedir. Bu iki temel sahne grubu (savaş ve av); kralın kahramanlığı, cesareti ve güçlü liderliğini anlatmasının yanı sıra, dönemin elit tabakasının yaşam tarzını belgelemesi bakımından önemlidir.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"İskender Lahdi" maddesi için tartışma başlatın
Tarih
Özellikler
Lahdin Üzerindeki Betimlemeler