Gündem
kure star outline

İsrail’in Filistinli Mahkumlara Yönelik İdam Yasası (2026)

fav gif
Kaydet
Alıntıla
İsrail Meclisi, 30 Mart 2026’da Filistinli mahkumlara idam cezası getiren yasayı 62’ye karşı 48 oyla kabul etmiştir.
İsrail’in Filistinli Mahkumlara Yönelik İdam Yasası (2026) image
Broadcast IconSon Eklenen:

31 Mart 2026

İsrail’in Filistinli Mahkumlara Yönelik İdam Yasası (2026), İsrail Meclisi (Knesset) tarafından 30 Mart 2026 tarihinde kabul edilen ve Filistinli mahkumlara yönelik idam cezasının uygulanmasının önünü açan bir yasal düzenlemedir. Yasa, İsrail parlamentosunda yapılan oylamada 62 kabul oyuna karşı 48 ret oyu ile kabul edilmiştir.


Yasa, özellikle Filistinli mahkumların yargılandığı askeri mahkemelere idam cezası verme yetkisi tanıyan bir düzenlemedir. Düzenlemenin kapsamı, fiili olarak Filistinli sanıkları hedef alacak şekilde tasarlanmıştır.


Yasa, İsrail’deki aşırı sağ siyasi aktörler tarafından desteklenmiş ve özellikle Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in öncülük ettiği bir girişim olarak öne çıkmıştır. Yasa, kabul edilmesinin ardından hem İsrail içinde hem de uluslararası kamuoyunda geniş çaplı tartışmalara ve tepkilere yol açmıştır.

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde bir araya gelen onlarca Filistinli, İsrail Meclisi’nde kabul edilen ve Filistinli esirleri hedef alan idam yasası ile hapishanelerdeki mahkumlara yönelik politikalara tepki göstermek amacıyla protesto düzenliyor, 31 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)

Yasama Süreci ve Kabul Aşamaları

İsrail’in Filistinli mahkumlara yönelik idam cezasını öngören yasa tasarısı, aşırı sağcı Yahudi Gücü (Otzma Yehudit) Partisi tarafından hazırlanmış ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir tarafından güçlü şekilde desteklenmiştir. Tasarı, İsrail yasama süreci kapsamında gerekli olan çok aşamalı değerlendirme sürecinden geçirilmiş ve ilk olarak Kasım 2025’te yapılan ilk okumada kabul edilmiştir.


İlk kabulün ardından tasarı, detaylandırılması ve düzenlenmesi amacıyla Knesset Ulusal Güvenlik Komitesi’ne sevk edilmiştir. Komite tarafından yapılan inceleme ve düzenlemelerin ardından tasarı, ikinci ve üçüncü okumalar için yeniden Knesset Genel Kurulu’na sunulmuştur.


Tasarı, 30 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirilen ikinci ve üçüncü okumalarda oylanarak 62 kabul oyuna karşı 48 ret oyu ile nihai olarak kabul edilmiştir. Oylama sırasında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da tasarı lehine oy kullanmıştır.


Yasa tasarısının kabulü sırasında Meclis’te siyasi gerilim yaşanmış ve bazı milletvekilleri arasında sözlü tartışmalar meydana gelmiştir. Tasarıyı destekleyen siyasi aktörler, düzenlemenin güvenlik gerekçeleriyle gerekli olduğunu savunurken, muhalefet temsilcileri ve bazı milletvekilleri yasa teklifine karşı çıkmıştır.

Yasanın Kapsamı ve Hükümleri

İdam Cezasının Uygulanacağı Suçlar

Yasa, "İsraillilere yönelik ölümle sonuçlanan saldırılar gerçekleştiren kişilere idam cezası uygulanmasını öngören" bir düzenlemedir. Bu kapsamda suçlar, İsrail hukukunda “terör eylemi” olarak değerlendirilen ve ölümle sonuçlanan saldırıları içermektedir.


Yasada, idam cezasının uygulanabilmesi için failin “İsrail Devleti’ne ve Yahudi halkının topraklarındaki varlığına zarar verme niyeti” taşıması şartı yer almaktadır. Düzenleme, yalnızca kasten öldürme ile sınırlı kalmayıp farklı öldürme türlerini de kapsayabilecek şekilde geniş bir uygulama alanı içermektedir.

Uygulama Mekanizması ve İnfaz Süreci

Yasa kapsamında verilen idam cezalarının asılma yöntemiyle infaz edilmesi öngörülmektedir. İnfazların, İsrail Cezaevi Servisi tarafından görevlendirilen personel tarafından gerçekleştirileceği belirtilmiştir. İnfazı gerçekleştiren görevlilere kimlik gizliliği ve cezai dokunulmazlık tanınması planlanmaktadır. Yasa, idam kararının verilmesinden sonra infazın 90 gün içerisinde gerçekleştirilmesini, belirli durumlarda ise bu sürenin 180 güne kadar ertelenebilmesini öngörmektedir.

Yargılama Süreci ve Mahkemelerin Yetkisi

Yasa, Filistinli sanıkların yargılandığı askeri mahkemelere idam cezası verme yetkisi tanımaktadır. İdam cezası verilmesi için hakimler arasında oy birliği şartı kaldırılmış, kararın basit çoğunlukla alınabilmesi mümkün hale getirilmiştir.


Yasayla birlikte mahkemeler, savcılığın özel bir talebi olmaksızın doğrudan idam kararı verebilecektir. Yasa kapsamında idam cezasına hükmedilen kişiler için temyiz ve af imkanları sınırlandırılmıştır.

Tutukluluk ve İnfaz Sonrası Düzenlemeler

İdam cezasına çarptırılan kişilerin ayrı gözaltı merkezlerinde tutulacağı belirtilmiştir. Bu kişilerin yalnızca yetkili kişiler tarafından ziyaret edilebileceği ve ziyaretlerin sıkı şekilde sınırlandırılacağı belirtilmektedir. Avukat görüşmelerinin ise yalnızca görüntülü şekilde gerçekleştirileceği öngörülmektedir.


İşgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde bir araya gelen onlarca Filistinli, İsrail Meclisi’nde kabul edilen ve Filistinli esirleri hedef alan idam yasası ile hapishanelerdeki mahkumlara yönelik politikalara tepki göstermek amacıyla protesto düzenliyor, 31 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)

Yasanın Uygulama Alanı ve Hedef Kitlesi

Yasa, İsrail hukuk sistemi içerisinde yer almakla birlikte uygulama bakımından özellikle işgal altındaki Batı Şeria’da yaşayan Filistinlileri hedef alan bir düzenlemedir. Düzenleme, Filistinli sanıkların yargılandığı askeri mahkemeler üzerinden uygulanacak şekilde yapılandırılmıştır. Bu kapsamda, İsrail vatandaşı olmayan ve Batı Şeria’da yaşayan Filistinlileri kapsayan bir uygulama alanına sahiptir.


Yasanın içerdiği suç tanımları ve niyet şartları, fiilen Filistinlileri kapsayacak şekilde formüle edilmiştir. Bu sebeple yasa, yalnızca Filistinlilere uygulanacak bir hukuki yapı oluşturduğu için “ayrımcı” bir karakter taşımaktadır.

Hukuki ve Kurumsal Tartışmalar

İsrail İç Hukukundaki Tartışmalar

Yasanın kabul edilmesinin ardından İsrail’de faaliyet gösteren İsrail Yurttaş Hakları Derneği (ACRI) tarafından düzenlemenin iptali için İsrail Yüksek Mahkemesi’ne başvuruda bulunulmuştur.


ACRI'den yapılan açıklamada, İsrail Meclisi, Başbakan Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Yisrael Katz, işgal altındaki Batı Şeria'dan sorumlu İsrail Ordu Komutanı, Başsavcı, Askeri Başsavcı ve Yüksek Mahkemeye bir dilekçe gönderildiği belirtilmiştir.


Filistinlileri hedef alan ayrımcı idam yasasının iptali için İsrail Yüksek Mahkemesine ilk başvurunun yapıldığına işaret edilen açıklamada, "cezanın belirli gruplara ve seçici bir şekilde uygulanmasını amaçlayan hukuki bir mimariyle tasarlanmış olan yasanın intikamcı, ırkçı ve anayasaya aykırı olduğu" vurgulanmıştır.


Açıklamada, yasanın Filistinlilere karşı uygulanacağı, İsrailliler içinse "İsrail'in varlığını inkar niyetiyle hareket etme" şeklinde yeni bir suç tanımlandığı ve bunun da cezasının idam veya müebbet hapis olarak çekileceği aktarılarak, "hükmün fiili olarak sadece Filistinlilere uygulanabileceğinin, Yahudilere uygulanamayacağının" altı çizilmiştir.


Yüksek Mahkemeye sunulan dilekçenin "İsrail Meclisinin egemenlik sınırları dışında kalan bölgelere yasa dayatma konusundaki yetkisini çürütmeye odaklandığı" belirtilen açıklamada, Batı Şeria'nın uluslararası hukuka göre işgal altındaki bir bölge olduğu ve yasama yetkisinin İsrail Meclisi'nde olmadığı hatırlatılmıştır.


Açıklamada, "Bunu aşmaya yönelik her türlü girişim, işgal altındaki bölgelerin yasa dışı bir fiili ilhakı olarak kabul edilir." ifadelerine yer verilmiş, İsrail Yüksek Mahkemesinden yasanın yürürlüğe girmesinin "insan haklarına yönelik ciddi ihlallere yol açabileceğinin göz önünde bulundurulması ve başvuru incelenip karar verilene kadar yasa hakkında ihtiyati tedbir kararı alınması" talep edilmiştir.

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Nablus kentinde bir araya gelen onlarca Filistinli, İsrail Meclisi’nde kabul edilen ve Filistinli esirleri hedef alan idam yasası ile hapishanelerdeki mahkumlara yönelik politikalara tepki göstermek amacıyla protesto düzenliyor, 31 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)

Uluslararası Hukuk Açısından Değerlendirmeler

İsrail Meclisi tarafından kabul edilen idam yasası, uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukuku kapsamında çeşitli sözleşmelerle çelişmektedir. Filistin tarafı tarafından yapılan açıklamalarda, söz konusu düzenlemenin özellikle Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin bireylerin korunmasına ve adil yargılanma güvencelerine ilişkin hükümlerini ihlal ettiği belirtilmiştir. Ayrıca düzenlemenin, Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme (ICCPR) ile bağdaşmadığı ifade edilmiştir.


Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı'nın 2. maddesi, "Hiç kimse ölüm cezasına çarptırılamaz veya idam edilemez" hükmüyle idam cezasını yasaklamaktadır. İsrail’in idam yasası, AB-İsrail Ortaklık Anlaşması'nın insan haklarına ve demokratik ilkelere saygı esasına dayanan 2. maddesiyle çelişmektedir.


İdam cezasının caydırıcı olmadığı ve geri döndürülemez sonuçlar doğurduğu yönündeki değerlendirmeler Avrupa hukuk düzenlemelerinde yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ek 6 No’lu Protokol, barış zamanında idam cezasının kaldırılmasını öngörmektedir. 2002 yılında kabul edilen AİHS’ye ek 13 No’lu Protokol ise idam cezasının her koşulda kaldırılmasını düzenlemektedir.


Uluslararası insancıl hukuk da, idam cezasının uygulanmasını sınırlandırmaktadır. Dördüncü Cenevre Sözleşmesi, yalnızca belirli ağır suçlar için idam cezasına izin verirken 18 yaş altındaki kişiler, hamile kadınlar ve siviller için bu cezanın uygulanmasını yasaklamaktadır. Aynı sözleşme, idam cezasına çarptırılan kişilere af, erteleme ve temyiz hakkı tanımaktadır. İsrail’in yeni yasasında af ve temyiz imkanlarının bulunmaması, bu düzenlemelerle çelişmektedir.


Uluslararası ceza hukuku kapsamında ise, modern uluslararası mahkemelerde idam cezası uygulanmamakta ve Roma Statüsü kapsamında bu ceza yer almamaktadır.

Filistin Tarafının Tepkileri

Filistin Devlet Başkanlığı, İsrail Meclisi tarafından kabul edilen idam yasasını reddettiğini açıklamış ve söz konusu düzenlemeyi Filistin halkına karşı işlenmiş bir “savaş suçu” olarak nitelendirmiştir.


Filistin Devlet Başkanlığından yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verilmiştir: "Bu yasa, özellikle kişilerin korunmasını ve adil yargılanma güvencelerini içeren Dördüncü Cenevre Sözleşmesi başta olmak üzere uluslararası insancıl hukukun açık bir ihlali olduğu gibi Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmeye de aykırıdır."


"Tel Aviv yönetiminin Gazze Şeridi ve işgal altındaki Batı Şeria'da Filistin halkına karşı izlediği tırmandırıcı politikalar bağlamında bu adımı attığına" işaret edilen açıklamada, "İsrail'in Filistinli esirleri hedef alan idam kararını reddediyor ve bunu halkımıza karşı savaş suçu olarak kabul ediyoruz." denilmiştir.


"Bu tür yasa ve uygulamaların Filistin halkının iradesini kıramayacağı, direnişini zayıflatamayacağı ve halkı meşru mücadelesini sürdürmekten, özgürlük ve bağımsızlığını elde etmekten, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin devletini kurma hedefinden vazgeçiremeyeceği" vurgulanan açıklamada, ayrıca şunlar kaydedilmiştir: "Bu tür ırkçı yasaların tehlikeli sonuçları konusunda uyarıyoruz: Bunlar, gerilimi ve tırmanışı artırmanın yanı sıra bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanması fırsatlarını tehdit edecek."

Uluslararası Tepkiler ve Açıklamalar

Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Kuruluşlar

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsü Thameen Al-Kheetan, İsrail Meclisinde kabul edilen ve Filistinli esirleri hedef alan idam yasasına her koşulda karşı olduklarını söylemiştir.


BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk'ün, ocakta bu yasa tasarısını yürürlüğe koyma planlarından vazgeçmeleri yönünde İsrail yetkililerine çağrıda bulunduğu ve önerilerin birçok düzeyde uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirttiği yönündeki açıklamasını hatırlatan Al-Kheetan, "Yüksek Komiserin çağrısını ve BM'nin her koşulda idam cezasına karşı duruşunu yineliyoruz." ifadelerini kullanmıştır.

Avrupa Birliği

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Sözcüsü Anouar Al Anouni, Filistinli esirleri hedef alan tartışmalı "idam yasasının" İsrail Meclisinde kabul edilmesi nedeniyle AB'nin "çok endişeli" olduğunu belirtmiş, bunun "Tel Aviv'in insan haklarına saygı gösterme" yükümlülüğü açısından "olumsuz adım" anlamına geldiğini söylemiştir.


Al Anouni, "Yasanın kabul edilmesinin ardından İsrail'de çeşitli seslerin yükseldiğini ve şu anda Yüksek Mahkemeye temyiz başvurusunun yapıldığını da belirtmek gerekir." demiştir. AB'nin her durum ve koşulda idam cezasına karşı olduğunu aktaran Al Anouni, "Çünkü idam cezası yaşam hakkının ihlalidir ve bu AB için temel bir değerdir." diye eklemiştir.


Al Anouni, "Bu yasanın onaylanması, İsrail'in geçmişte kendisinin de ifade ettiği bu önemli uygulama ve yaklaşımdan ciddi bir geri adım anlamına gelir." ifadesini kullanmıştır. İsrail'i uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerine uymaya çağıran Al Anouni, AB yetkililerinin İsrailli mevkidaşlarıyla temas halinde olduklarını aktarmıştır.


Almanya Hükümet Sözcüsü Stefan Kornelius yaptığı yazılı açıklamada kararı üzüntüyle karşıladıklarını belirterek, "İdam cezasının reddi Alman siyasetinin temel bir ilkesidir. Hükümet ayrıca, böyle bir yasanın muhtemelen sadece Filistin topraklarındaki Filistinlilere uygulanacağından endişe duymaktadır." demiştir. Hükümet Sözcüsü, Kapsayıcılık, Sosyal Güvenlik ve Göçmenler Bakanı Elma Saiz, İsrail'in Filistinli esirlere idam cezası getirmesine ilişkin "Uluslararası hukukla örtüşmeyen bu kararı kınıyoruz." ifadesini kullanmıştır.


İsrail Meclisinin aldığı kararın "bu ülkenin radikal bir sürüklenmeden geçtiğinin bir göstergesi" olduğunu söyleyen Saiz, İspanya hükümetinin bu tip girişimlere karşı her zaman tutarlı olduğunu ve kararlılıkla kınadığını vurgulamıştır.


Avusturya Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger, İsrail Meclisinde kabul edilen ve Filistinli esirleri hedef alan idam yasasına ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapmış ve "İdam cezası insanlık dışıdır ve yaşam hakkı ile insan onuruyla bağdaşmaz." demiştir. Avusturya'nın, yıllardır dünya genelinde idam cezasının kaldırılması için çaba gösterdiğini belirten Meinl-Reisinger, idam yasasının İsrail için gerileme olduğunu ve bunun kabul edilmesini kararlılıkla reddettiklerini vurgulamıştır.

İrlanda

İranla Dışişleri Bakanı McEntee, yaptığı yazılı açıklamada, "İrlanda, İsrail Parlamentosu tarafından ölüm cezasının kapsamını genişletmek ve İsrail ile işgal altındaki Filistin topraklarında yeniden uygulanmasını başlatmak amacıyla kabul edilen yasayı kınıyor." ifadelerini kullanmıştır. Yaşam hakkının en temel insan hakkı olduğunu ve İrlanda'nın her şart ve ortamda ölüm cezasına karşı çıktığını vurgulayan McEntee, "Yasanın Filistinliler açısından fiili ayrımcılık niteliğinde olmasından dolayı özellikle endişe duyuyorum." değerlendirmesinde bulunmuştur.

Uluslararası Af Örgütü

İngiltere merkezli örgütün Küresel Araştırma, Savunuculuk, Politika ve Kampanyalar Direktörü Guevara-Rosas, yaptığı yazılı açıklamada, Knesset'te alınan kararın ayrımcılık, canilik ve insan haklarına saygısızlığın açık bir göstergesi olduğunu ifade etmiştir.


Dünyada ölüm cezalarının kaldırılırken İsrail'de kapsamının genişletildiğini vurgulayan Guevara-Rosas, "Bu yasa, aynı zamanda yaşam hakkının keyfi biçimde ortadan kaldırılmasını önlemeye ve adil yargılanma hakkını korumaya yönelik temel güvenceleri ortadan kaldırmakta, Filistinlilere karşı çok sayıda ayrımcı yasayla sürdürülen İsrail'in apartheid sistemini güçlendirmektedir." değerlendirmesinde bulunmuştur.


Guevara-Rosas, onaylanan kararın, İsrail'in Filistinlileri insanlıktan çıkarmaya çalışan girişimlerinin ulaştığı noktayı gösterdiğine işaret ederken, yasaya "evet" oyu verenler arasında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan yakalama kararı bulunan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun yer aldığını aktarmıştır.


İsrail'de uzun yıllardır Filistinlilerin yargısız infaz edildiğinin altını çizen Guevara-Rosas, zanlıların ise dokunulmazlığa sahip olduğuna dikkati çekmiştir. Guevara-Rosas, idam yetkisinin, karşılarına çıkan Filistinli sanıkları yüzde 99 oranında mahkum eden askeri mahkemelere verildiğini belirterek, şöyle devam etmiştir. "Usule ilişkin güvenceleri ile adil yargılanma ilkelerini göz ardı etmesiyle bilinen askeri mahkemelere fiilen zorunlu ölüm cezaları verme ve nihai karardan yalnızca 90 günde infazı gerçekleştirme yetkisi tanıyarak İsrail, Filistinlileri idam etmek için kendisine açıkça sınırsız yetki vermekte ve en temel adil yargılanma güvencelerini ortadan kaldırmaktadır."


Bu yasa kapsamında verilecek herhangi bir ölüm cezasının, yaşam hakkının ihlali olacağına dikkati çeken Guevara-Rosas, şunları kaydetmiştir: "İşgal altındaki Filistin topraklarından Filistinlilere karşı uygulanması durumunda savaş suçu teşkil edebilir. Uluslararası toplum, İsrailli yetkililer üzerinde bu yasayı derhal yürürlükten kaldırmaları, ölüm cezasını tamamen kaldırmaları ve Filistinlilere karşı apartheid sistemine katkıda bulunan tüm yasa ve uygulamaları ortadan kaldırmaları için azami baskı kurmalıdır."

Ürdün

Ürdün Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Meclis'te kabul edilen idam yasasının en sert şekilde kınandığı kaydedilmiştir. Ürdün'ün, uluslararası hukuk kurallarına aykırı olan bu ırkçı, ayrımcı ve gayrimeşru yasaya karşı olduğu aktarılmıştır.


Bu adımın, İsrail'in Filistin halkına ve onun "kendi kaderini tayin etme ve bağımsız devlet kurma" gibi devredilemez haklarına karşı sistematik politikasının bir parçası olduğuna işaret edilmiştir.

Mısır

Mısır Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, söz konusu yasanın en sert şekilde kınandığı ve bunun, ayrımcı yaklaşımı ve apartheid sistemini güçlendirdiği ifade edilmiştir. Açıklamada, bu yasanın, uluslararası insancıl hukuk ve Cenevre Sözleşmeleri'ni açık şekilde ihlal ettiği, adil yargılanma hakkını ciddi biçimde zedelediği belirtilmiştir.


İsrail mevzuatının Batı Şeria'daki Filistinlilere uygulanamayacağına dikkati çekilen açıklamada, bu yasanın işgal altındaki Filistin topraklarındaki mevcut hukuki statüyü açık şekilde ihlal ettiği kaydedilmiştir.


Açıklamada ayrıca uluslararası topluma, "bu ihlallerin durdurulması, Filistin halkının korunması ve meşru haklarının güvence altına alınması konusunda sorumluluklarını üstlenme ve kararlı adımlar atma" çağrısı yapılmıştır.


Ezher'den yapılan yazılı açıklamada da idam yasasının İsrail Meclisinde kabul edilmesine tepki gösterilmiştir. Açıklamada, "uluslararası hukuk sisteminin İsrail Meclisinde Filistinli esirlere dönük "idam yasasının" kabul edilmesini engellemekten aciz olduğu ve bundan üzüntü ve büyük hoşnutsuzluk duyulduğu" belirtilmiştir.

Arap Parlamentosu

Arap Parlamentosu Başkanı Muhammed Ahmed el-Yemahi, söz konusu yasanın onaylanmasını "sistematik bir soykırım suçu" şeklinde nitelendirerek kınamıştır. Yemahi, yasanın ağır bir suç ve tutuklu ile esirlere zarar verilmemesini garanti eden Cenevre Sözleşmeleri başta olmak üzere tüm uluslararası yasa ve sözleşmelerin açık bir ihlali olduğunu vurgulamıştır.


Yasanın, "İsrail'in Filistin halkı aleyhinde izlediği sistematik öldürme politikası kapsamında tehlikeli bir tırmanış teşkil ettiğini, tam anlamıyla bir savaş ve insanlığa karşı suç olduğunu belirten Yemahi, böyle bir yasanın İsrail'in intikam ve tasfiye üzerine kurulu politikalarının gerçek yüzünü ve bölgedeki uluslararası barış çabalarını küçümseyen tavrını ortaya koyduğunu" ifade etmiştir.


Yemahi, uluslararası toplumu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ni, insan hakları örgütlerini, Kızılhaç'ı, "işgalci oluşumun liderlerinin işledikleri suçlardan sorumlu tutulması için caydırıcı önlemler almaya ve Filistinli esirler için acil uluslararası koruma sağlamaya" çağırmıştır.

Hamas

Hamas, Telegram hesabından, İsrail'de onaylanan idam yasasına ilişkin Türkçe, Farsça, Kürtçe ve Endonezce gibi dillerde basın açıklaması yayımlamıştır. Açıklamada, "İsrail meclisinin 'Filistinli esirlerin idamına' imkan veren sözde yasa teklifinin nihai olarak onaylaması, işgalin kanlı doğasını ve cinayet ile terör üzerine kurulu yaklaşımını yansıtmakta; aynı zamanda medeniyet ve insani değerlere bağlılık yönündeki tekrarlanan iddialarının sahteliğini ortaya koymaktadır." ifadelerine yer verilmiştir.


"Bu faşist yasanın, kana susamış suç çetesi zihniyetini somutlaştırdığı ve işgal hapishanelerindeki esirlerin hayatını tehdit eden tehlikeli bir emsal teşkil ettiği" değerlendirmesinde bulunulan açıklamada, bu kararın "İsrail ve liderlerinin uluslararası hukuku, tüm insani norm ve sözleşmeleri yok saydığını bir kez daha teyit ettiği" vurgulanmıştır.


Uluslararası topluma, dünyanın özgür insanlarına ve Birleşmiş Milletler ile Kızılhaç başta olmak üzere insani kuruluşlara, Filistinli esirleri "işgalin zulmünden korumak" için acilen harekete geçme çağrısı yapılan açıklamada, şunlar kaydedilmiştir: "Halkımızın içte ve dıştaki tüm bireylerini, fraksiyonlarını ve güçlerini; kahraman esirlerimize destek olmak amacıyla siyasi, hukuki ve medya alanlarının tümünde ve her düzeyde harekete geçmeye davet ediyoruz. Siyonist düşman ve suçlu liderleri, işledikleri bu faşist politikaların sonuçlarına katlanmalıdır; bu politikalar, suçun büyüklüğüne denk bir karşılıkla karşılanacaktır."

Almanya, Fransa, İtalya ve Birleşik Krallık Ortak Bildirisi (29 Mart 2026)

Almanya, Fransa, İtalya ve Birleşik Krallık dışişleri bakanları tarafından 29 Mart 2026 tarihinde yayımlanan ortak bildiride, İsrail’de idam cezasının kapsamını genişletmeyi öngören yasa tasarısına ilişkin “derin endişe” ifade edilmiştir.


Bildiride, söz konusu tasarının fiili olarak ayrımcı bir karakter taşıdığına dair ciddi kaygılar bulunduğu belirtilmiştir. Aynı metinde, düzenlemenin kabul edilmesinin İsrail’in demokratik ilkelere ilişkin taahhütlerini zayıflatma riski taşıdığı ifade edilmiştir. Ölüm cezasının “insanlık dışı ve onur kırıcı bir ceza” olduğu ve caydırıcı bir etkisinin bulunmadığı vurgulanmıştır. Ayrıca ölüm cezasına karşı çıkmanın söz konusu ülkeler için “temel bir değer” olduğu belirtilmiştir.


Dört ülkenin dışişleri bakanları, İsrail hükümeti ve Knesset’teki karar alıcılara söz konusu planlardan vazgeçilmesi çağrısında bulunmuştur.

UNRWA

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) Genel Komiseri Philippe Lazzarini, İsrail Meclisinde kabul edilen ve Filistinli esirleri hedef alan idam yasasına ilişkin yaptığı açıklamada, yasa karşısında “dehşete kapıldığını” ifade etmiştir.


Lazzarini, söz konusu düzenlemeye atıfta bulunarak, birçok kişi gibi bu “küçük düşürücü” yasa karşısında son derece dehşete kapıldığını ve bunun Yüksek Mahkeme tarafından reddedilmesini umduğunu dile getirmiştir. Lazzarini, “Biz daha çok ülkelerin ölüm cezalarını kaldırmasına alışkınız. Üstelik bu, nüfusunun sadece bir kesimini hedef aldığı için son derece ayrımcı bir yasa.” ifadelerini kullanmıştır.


Ayrıca Lazzarini, İsrail’in saldırıları altındaki Gazze’de yüzlerce binanın hasar gördüğünü veya yıkıldığını belirterek, “İsrail yetkilileri de BM kuruluşlarına UNRWA ile çalışmayı bırakmaları için giderek daha fazla baskı yapıyor. İsrail Parlamentosunun, UNRWA'nın işgal altındaki Doğu Kudüs'teki varlığına son vermek için bir yasa çıkardığını da biliyorsunuz. (İsrail) Silahlı polis, okul ve sağlık tesislerimizi zorla kapattı ve yerel yetkililer tüm binaların elektrik ve suyunu kesti. Bu saldırılar, BM'nin 80 yıllık tarihinde eşi benzeri görülmemiş olaylardır.” değerlendirmesinde bulunmuştur.


UNRWA’ya yönelik iddialara ilişkin olarak Lazzarini, “Bu temelsiz ve kötü niyetli iddiaların amacı UNRWA'ya karşı eylemleri haklı çıkarmak ve üye ülkelerin desteğini zayıflatmaktır.” ifadelerini kullanmıştır.


Lazzarini ayrıca, Gazze’deki ateşkes sürecine ilişkin olarak, “(Ateşkes) Bir sonraki aşamanın uygulanması ne kadar çok gecikirse, Gazze'deki insanlar o kadar umutsuz olacak.” değerlendirmesinde bulunmuştur.

Amerika Birleşik Devletleri

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanlığı, İsrail Meclisi’nde kabul edilen ve Filistinli esirleri hedef alan idam yasasına ilişkin yaptığı açıklamada, söz konusu düzenlemeyi eleştirmekten kaçınmıştır.


ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “ABD, terörden suçlu bulunan kişiler için İsrail'in kendi yasa ve cezalarına karar vermeye dair egemenlik hakkına saygı duyuyor.” ifadesi kullanılmıştır.


Aynı açıklamada, ABD’nin İsrail’in bu tür düzenlemeleri uygularken “adil bir dava ve uygun adil yargılama güvenceleri ile koruma yöntemlerine saygı çerçevesinde uygulayacağına güvendiği” belirtilmiştir.

Yasanın Yürürlüğe Girişi ve Uygulama Takvimi

Yasa, İsrail’in Gazze ve Batı Şeria’daki askeri operasyonlarının sürdüğü bir dönemde kabul edilmiştir. Yasanın, kabul edilmesinden sonra 30 gün içinde yürürlüğe girmesi öngörülmektedir.

1 Nisan 2026

Filistin’de Genel Grev ve Kitlesel Tepkiler

İsrail Meclisi tarafından kabul edilen idam yasasına tepki olarak Fetih Hareketi, işgal altındaki Batı Şeria genelinde kapsamlı bir genel grev ilan etmiştir.

Kudüs'te genel grev, 1 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)


Fetih tarafından yapılan açıklamada, söz konusu grevin yasanın iptali için yürütülen çabaların bir parçası olduğu belirtilmiş ve düzenleme “tehlikeli bir tırmanış ve açık bir ihlal” olarak nitelendirilmiştir.


Hareket, Filistin halkına geniş katılımlı eylemler düzenleme çağrısı yapmış ve yasanın durdurulması için bölgesel ve uluslararası baskı kurulması gerektiğini ifade etmiştir. Fetih’in çağrısı üzerine Batı Şeria genelinde ticari işletmeler, kamu ve özel kurumlar, bankalar, üniversiteler ve okullar kapatılmış, yalnızca hastaneler ve fırınlar hizmet vermeye devam etmiştir. Ramallah başta olmak üzere birçok şehirde sokaklar boş kalmış ve günlük hayat büyük ölçüde durmuştur.


Batı Şeria'da genel grev, 1 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)

Hamas, İslami Cihad ve diğer Filistinli gruplar da yayımladıkları ortak bildiride, söz konusu yasanın iptali için hukuki, medya ve halk düzeyinde geniş kapsamlı bir seferberlik çağrısında bulunmuştur.


Aynı süreçte işgal altındaki Doğu Kudüs’te de Filistinli esnaf genel greve gitmiş, Selahaddin, Sultan Süleyman ve Zehra caddeleri ile Eski Şehir’de çok sayıda dükkan kepenk kapatmıştır. Genel grev nedeniyle Doğu Kudüs’te cadde ve sokaklar büyük ölçüde boş kalmış ve ticari hayat durma noktasına gelmiştir.

Protestolar ve Güvenlik Müdahaleleri

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kentinde Filistinliler, İsrail Meclisi’nde kabul edilen idam yasasına ve Filistinli mahkumlara yönelik uygulamalara tepki göstermek amacıyla protesto düzenlemiştir. Gösterilere katılanlar, İsrail hapishanelerindeki Filistinli esirlerin fotoğraflarını taşıyarak yasa karşıtı sloganlar atmıştır.


Batı Şeria'da genel grev, 1 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)

Ayrıca Batı Kudüs’te, İsrail Meclisi önünde toplanan yaklaşık 50 kişilik İsrailli aktivist grup da yasayı protesto etmiştir. Göstericiler, “Filistinlilerin hayatı değerlidir”, “İdam cezasına hayır” ve benzeri ifadelerin yer aldığı pankartlar taşımış ve sloganlarla tepkilerini dile getirmiştir.


İsrail polisi, söz konusu protestoya TOMA’lardan tazyikli su kullanarak ve güç uygulayarak müdahale etmiş, bazı göstericilerin yaralandığı bildirilmiştir. Polis müdahalesi sırasında en az iki kişi gözaltına alınmış ve protestocuların dağıtıldığı aktarılmıştır.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarEdanur Karakoç31 Mart 2026 12:20

Etiketler

Özet

İsrail Meclisi, 30 Mart 2026’da Filistinli mahkumlara idam cezası getiren yasayı 62’ye karşı 48 oyla kabul etti. Yasa, İsraillilere yönelik ölümle sonuçlanan saldırılar için idam cezasını öngörüyor ve askeri mahkemelere bu yetkiyi veriyor. Düzenleme, uygulamada Filistinlileri hedef aldığı gerekçesiyle ayrımcı bulunarak uluslararası ve yerel düzeyde eleştiriliyor.

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"İsrail’in Filistinli Mahkumlara Yönelik İdam Yasası (2026)" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • 31 Mart 2026

    Yasama Süreci ve Kabul Aşamaları

  • 31 Mart 2026

    Yasanın Kapsamı ve Hükümleri

  • 31 Mart 2026

    Yasanın Uygulama Alanı ve Hedef Kitlesi

  • 31 Mart 2026

    Hukuki ve Kurumsal Tartışmalar

  • 31 Mart 2026

    Uluslararası Hukuk Açısından Değerlendirmeler

  • 31 Mart 2026

    Filistin Tarafının Tepkileri

  • 31 Mart 2026

    Uluslararası Tepkiler ve Açıklamalar

  • 31 Mart 2026

    Yasanın Yürürlüğe Girişi ve Uygulama Takvimi

  • 1 Nisan 2026

    Filistin’de Genel Grev ve Kitlesel Tepkiler

  • 1 Nisan 2026

    Protestolar ve Güvenlik Müdahaleleri

KÜRE'ye Sor