Jeffrey Epstein Davaları, Amerikalı finansçı ve hükümlü cinsel suçlu Jeffrey Epstein’ın 2005–2025 yılları arasında ABD’de yürütülen ceza, sivil ve kongre soruşturmaları zincirini kapsamaktadır. Davalar, reşit olmayan kızların cinsel istismarı, insan ticareti, mali suçlar ve iş birliği yapan kurumların sorumluluğu iddialarını içermektedir. Süreç, 2008’deki tartışmalı “ceza almama anlaşması” (non-prosecution agreement) ile başlamış, 2019’daki yeniden tutuklanma ve 2025’te yayımlanan “Epstein Dosyaları” ile geniş kapsamlı bir yargı sürecine dönüşmüştür.

Jeffrey Epstein. (Anadolu Ajansı)
2005 yılında Florida eyaletine bağlı Palm Beach kentinde, 14 yaşındaki bir kızın ailesi tarafından yapılan şikayet üzerine Jeffrey Epstein hakkında resmi bir polis soruşturması başlatılmıştır. Palm Beach Police Department (PBPD), Epstein’ın Palm Beach’teki konutunda cinsel istismar faaliyetleri yürüttüğü iddiasını araştırmıştır.
PBPD’nin arama kararı doğrultusunda yapılan incelemelerde, evin içerisinde çok sayıda reşit olmayan kızın fotoğrafları bulunmuştur. Polis raporlarına göre, Epstein genç kızlara “masaj” karşılığı para teklif etmiş ve bu görüşmelerin büyük kısmı cinsel istismarla sonuçlanmıştır.【1】
Soruşturma ilerledikçe mağdur ifadeleri artmış, Epstein’ın Palm Beach’teki konutuna defalarca farklı genç kızların getirildiği tespit edilmiştir. Polis, olayın yalnızca bireysel istismar vakalarından ibaret olmadığı, sistematik bir örgütlenme biçimi taşıdığı kanaatine vararak dosyayı genişletmiştir. PBPD tarafından hazırlanan raporda Epstein’ın “kişisel asistanları aracılığıyla genç kızları eve çağırdığı” ve istismarın “düzenli olarak tekrarlandığı” belirtilmiştir.
Palm Beach County’deki yerel soruşturmanın ardından 19 Temmuz 2006 tarihinde büyük jüri, Jeffrey Epstein hakkında “fuhuş talebiyle ağır suç” suçlamasıyla iddianame hazırlamıştır. Palm Beach Police Department (PBPD) Şefi Michael Reiter, büyük jürinin iddianamesinin kapsamını yetersiz bulmuştur. Reiter, olaydaki mağdur sayısının çokluğu nedeniyle konunun kapsamının genişletilmesi gerektiğini belirtmiştir.
PBPD’nin baş dedektifi ve soruşturma ekibi, büyük jürinin suçlamasının Epstein’ın tüm fiillerini yansıtmadığını savunmuştur. Polis, Epstein’ın sistematik şekilde çok sayıda reşit olmayan kızı istismar ettiğini belirten tanık ifadelerini ve fotoğraf delillerini Florida Eyalet Savcılığı’na sunmuştur. Ancak, devlet düzeyinde verilen iddianamenin kapsamı bu fiillerin “bütünlüğü” ile uyuşmadığı gerekçesiyle PBPD, dosyayı Federal Bureau of Investigation’a (FBI) yönlendirmiştir.
Palm Beach Police Department (PBPD), 2006 yılında Florida Eyalet Savcılığı’nın iddianamesinin kapsamını yetersiz bulmasının ardından dosyayı Federal Bureau of Investigation’a (FBI) iletmiştir. FBI, olayı federal düzeyde incelemek üzere Florida Güney Bölgesi Savcılığı (U.S. Attorney’s Office for the Southern District of Florida – USAO) ile iş birliği içinde soruşturma başlatmıştır.
FBI, Palm Beach’teki mağdur ifadelerini genişletmiş ve Epstein’ın farklı eyaletlerdeki mülklerinde de benzer fiillerde bulunduğunu tespit etmiştir. Bu süreçte bir Assistant U.S. Attorney (AUSA), soruşturmayı yürütmekle görevlendirilmiş ve iki FBI ajanı ile birlikte federal dava hazırlığı yapmıştır.
AUSA, 2007 yılı Mayıs ayında Epstein hakkında yaklaşık 60 ayrı suçtan oluşan bir federal iddianame taslağı hazırlamıştır. Bu taslakta, Epstein’ın “18 yaş altı kızları para karşılığında cinsel eylemlere zorladığı” ve kişisel asistanlarını mağdurları bulmak, yönlendirmek ve taşımak amacıyla kullandığı belirtilmiştir.【2】
AUSA tarafından hazırlanan 60 maddelik iddianame taslağı, üst düzey savcılara bir memorandum eşliğinde sunulmuştur. Bu memorandumda elde edilen kanıtların özetleri, mağdur ifadeleri, istismar olaylarının gerçekleştiği yerler ve uygulanacak yasal çerçeveye ilişkin ayrıntılar yer almıştır.
Federal makamlar, Epstein’ın yalnızca Florida’da değil, New York, New Mexico ve ABD Virgin Adaları’nda da benzer faaliyetler yürüttüğünü belirlemiştir.【3】 FBI ve USAO, bu dönemde elde edilen yeni deliller doğrultusunda soruşturmayı ülke genelinde genişletmiştir. 2007 ortasında federal savcılar, Epstein’ın “eyaletler arası ve uluslararası ticaret” kapsamında insan ticareti suçlamasına konu olabilecek eylemlerde bulunduğuna dair kanıtlar toplamıştır.
Federal soruşturmanın derinleşmesi üzerine, 2007 yılı ortasında Jeffrey Epstein’ın avukatları ile Florida Güney Bölgesi Savcılığı (U.S. Attorney’s Office for the Southern District of Florida – USAO) arasında bir dizi görüşme gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmeler, federal suçlamaların eyalet düzeyinde bir anlaşma ile sonlandırılması amacıyla yapılmıştır.
31 Temmuz 2007 tarihinde gerçekleştirilen toplantıda, Epstein’ın savunma ekibi ile USAO yetkilileri arasında bir “non-prosecution agreement (NPA)” taslağı üzerinde uzlaşma zemini oluşturulmuştur. Görüşmede, Epstein’ın Florida Eyalet Mahkemesi’nde suçunu kabul etmesi karşılığında federal iddianamenin kapatılması önerilmiştir.
USAO’nun sunduğu teklif çerçevesinde Epstein’ın şu koşulları kabul etmesi talep edilmiştir:
Epstein’ın avukat ekibi anlaşmanın federal suçlamaları ortadan kaldıracak şekilde formüle edilmesini talep etmiştir. USAO ise anlaşmanın yalnızca Florida’daki eylemlerle sınırlı kalması gerektiğini belirtmiştir. Görüşmeler sırasında Epstein’ın avukatları, davanın eyalet düzeyinde çözülmesinin “federal yargı yetkisinin gereksiz genişletilmesini önleyeceği” yönünde argümanlar sunmuştur. Federal savcılık, Epstein’ın kişisel asistanlarının mağdurları işe almak, yönlendirmek ve taşımak gibi fiillerinin “eyaletler arası faaliyet” kapsamında değerlendirilebileceğini bildirmiştir.
Bu aşamada DOJ’un üst düzey yetkilileri de dosya hakkında bilgilendirilmiştir. 2007'de yapılan görüşmeler sonucunda, taraflar uzlaşma metninin son şekli üzerinde müzakere etmeye başlamışlardır. 24 Eylül 2007 tarihinde NPA’nın imzalanması için taslak metin hazırlanmış ve taraflara sunulmuştur.
Söz konusu görüşmelerde mağdurlar bilgilendirilmemiştir. Olayın mağdurlarına davanın eyalet düzeyinde sonuçlanacağına dair herhangi bir bildirim yapılmamıştır. DOJ’un 2020 tarihli OPR (Office of Professional Responsibility) raporunda, mağdurlarla bu süreçte hiçbir istişare gerçekleştirilmediği belirtilmiştir. Toplantılarda hazır bulunan savcılık yetkililerinden biri, anlaşmanın “kapsamlı fakat sınırlı” nitelikte olması gerektiğini ifade etmiştir. Görüşmelerin ardından, NPA’nın nihai şekli Eylül 2007 sonunda taraflarca imzalanmıştır.
24 Eylül 2007 tarihinde imzalanan federal “Non-Prosecution Agreement (NPA)” (takipsizlik anlaşması) metni, Jeffrey Epstein hakkındaki federal soruşturmanın sonlandırılmasını ve davanın eyalet düzeyinde çözülmesini öngörmüştür. Bu anlaşma, Florida Güney Bölgesi Savcılığı (USAO) ile Epstein’ın savunma ekibi arasında yapılan müzakereler sonucunda düzenlenmiştir.
Anlaşmanın hükümleri uyarınca Epstein, eyalet mahkemesinde şu suçları kabul etmeyi kabul etmiştir:
NPA ayrıca, Epstein’ın eyalet mahkemesinde 18 ay hapis cezasına çarptırılmasını, cezanın ardından 12 ay “ev hapsi veya ev gözetimi” altında bulunmasını öngörmüştür. NPA metni yalnızca Epstein’a değil, aynı zamanda dört ismi belirtilmiş suç ortağına ve “potansiyel tüm suç ortaklarına” da federal dokunulmazlık sağlamıştır. Bu ifade, Epstein dışında belirtilen veya ileride belirlenecek kişilerin federal düzeyde kovuşturulmayacağı anlamına gelmiştir. Anlaşmanın gizliliği, taraflar arasında vurgulanmıştır. NPA’nın bir kopyası Florida Eyalet Mahkemesi kayıtlarına “mühürlü” olarak eklenmiş ve kamuya açıklanmamıştır. USAO, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte federal soruşturmayı sonlandırmıştır.
NPA’nın 24 Eylül 2007’de imzalanmasının ardından Jeffrey Epstein’ın savunma ekibi, anlaşmanın koşullarını değiştirmek amacıyla çeşitli girişimlerde bulunmuştur. Epstein’ın avukatları, anlaşmanın uygulanmasında daha hafif şartlar sağlanması ve federal düzeyde ek güvenceler alınması yönünde çalışmalar yürütmüştür.
2007 sonundan itibaren Epstein’ın avukatları, USAO’nun anlaşma metnindeki bazı hükümlerin iptali veya yeniden yorumlanması için temaslarda bulunmuştur. Savunma ekibi, DOJ’un üst düzey birimlerine başvurarak NPA’nın “federal yetki sınırlarını aştığı” gerekçesiyle yeniden değerlendirilmesini talep etmiştir.
Savunma tarafının başvurusunda, Epstein’ın suçlamalarının “tam anlamıyla eyalet yetki alanına giren bir mesele” olduğu savunulmuştur. DOJ kayıtlarına göre, Epstein’ın avukatları federal hükümetin davaya dahil olmaması gerektiğini öne sürmüş, USAO’nun yetkisinin sınırlı kalmasını istemiştir. USAO, bu dönemde savunma tarafıyla birden fazla toplantı yapmıştır. Görüşmelerde, Epstein’ın ek imtiyazlar talep ettiği, özellikle ceza süresinin azaltılması ve federal makamlar nezdinde tam dokunulmazlığın teyidi için girişimlerde bulunduğu belgelenmiştir.【5】
ABD Adalet Bakanlığı’nın (DOJ) Office of the Deputy Attorney General birimi, savunma ekibinin taleplerini incelemiştir. 23 Haziran 2008 tarihinde, DOJ Epstein’ın avukatlarına gönderdiği resmi bildirimde “Adalet Bakan Yardımcısı, bu konuya müdahale etmeyecektir.” ifadesini kullanarak NPA’ya müdahale etmeyeceğini bildirmiştir. Bu kararın ardından Epstein, NPA kapsamında üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmeyi kabul etmiştir. USAO’nun Florida’daki dosyası, NPA hükümlerine uygun olarak kapatılmış ve federal düzeydeki kovuşturmalar sonlandırılmıştır.
Jeffrey Epstein, 30 Haziran 2008 tarihinde Florida eyaletinde görülen duruşmada, NPA (Non-Prosecution Agreement) kapsamında yer alan suçlamaları kabul etmiştir. Florida eyalet savcılığı ile Epstein’ın savunma ekibinin ortak talebi doğrultusunda, mahkeme Epstein’a 18 ay hapis cezası ve ardından 12 ay “ev hapsi” cezası vermiştir. Ceza, NPA hükümlerine uygun şekilde kararlaştırılmıştır. Mahkeme ayrıca Epstein’ın Florida Department of Law Enforcement kayıtlarına “kayıtlı cinsel suçlu” olarak işlenmesini hükme bağlamıştır.
Epstein, iyi hâl indirimi uygulanması sonucu 13 ay sonra tahliye edilmiştir. Tahliyesi 22 Temmuz 2009 tarihinde gerçekleşmiş ve bu tarihten itibaren 12 aylık ev hapsi dönemi başlamıştır.
2009 yılında, mağdurların ve bazı medya kuruluşlarının başvurusu üzerine Florida Eyalet Mahkemesi’nde mühürlü şekilde saklanan NPA belgesinin kamuya açılması talep edilmiştir. Aynı yıl Eylül ayında, mahkeme anlaşmanın bir kopyasının kamuya açıklanmasına karar vermiştir. Bu süreçte mağdurların bazıları sivil hukuk yoluna başvurarak tazminat taleplerinde bulunmuştur. 2010 yılına kadar Epstein, kendisine karşı açılmış birden fazla mağdur davasını uzlaşma yoluyla sonuçlandırmıştır.
Epstein’ın 2008 cezası, 2019 yılında New York Güney Bölgesi Federal Savcılığı tarafından yürütülen yeni soruşturmalarda yeniden gündeme gelmiştir. Federal makamlar, 2008’de yapılan anlaşmanın mağdurlara haber verilmeden yürürlüğe girmesi nedeniyle hukuka uygunluğunu incelemiştir.

Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan Epstein belgelerinde, Jeffrey Epstein'e ve bir mağdura ait bir fotoğraf - (Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı)
Jeffrey Epstein’ın 30 Haziran 2008’deki eyalet mahkûmiyetinin ardından, mağdurlardan biri 7 Temmuz 2008 tarihinde Florida Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’ne başvuruda bulunmuştur. Başvuru “Jane Doe” ismiyle yapılmış ve mağdur, ABD Hükûmeti’nin Crime Victims’ Rights Act (CVRA), 18 U.S.C. §3771 kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiğini iddia etmiştir.
Başvuru dilekçesinde, federal savcılığın Epstein hakkındaki NPA’yı mağdurlara haber vermeden imzaladığı ve mağdurları “soruşturmanın halen sürdüğüne dair yanlış yönlendirdiği” ileri sürülmüştür. Dilekçede, mağdurların federal düzeydeki soruşturma sürecine dahil edilmemesi nedeniyle haklarının ihlal edildiği belirtilmiştir.
Davanın açılmasının ardından, federal savcılık (USAO) mahkemeye NPA’nın varlığını açıklamış ancak anlaşmanın tam metnini mağdurlara sunmamıştır. NPA’nın kopyası mahkeme tarafından koruma emri altında dosyaya eklenmiştir. Böylece belge gizlilik kapsamında kalmıştır.
Federal mahkeme, tarafların ilk dilekçelerini sunduktan sonra davayı geçici olarak askıya almıştır. Bu süreçte mağdurlar, Epstein’a karşı sivil davalar açmışlardır. Bu davalarda mağdurlar tazminat taleplerini bireysel olarak ileri sürmüş ve bir kısmı 2010 yılı itibarıyla uzlaşma yoluyla sonuçlanmıştır.
CVRA davası, 2014 yılına kadar gündeme gelmeden devam etmiş, 2018 yılında Miami Herald gazetesinde yayımlanan araştırma dosyası sonrasında yeniden kamuoyunun gündemine gelmiştir. Gazetenin “Perversion of Justice” başlıklı raporu, federal makamların Epstein’a karşı yürüttüğü 2007–2008 sürecine dair eleştirileri yeniden gündeme taşımıştır.
21 Şubat 2019 tarihinde Florida Güney Bölgesi Federal Mahkemesi, mağdurların lehine karar vermiştir. Mahkeme, federal savcılığın CVRA’yı ihlal ettiğini ve mağdurları bilgilendirmediğini hükme bağlamıştır. Kararda şu ifadeye yer verilmiştir: “Hükûmet, NPA’ya girmeyi planladığı konusunda mağdurları bilgilendirmeyerek CVRA’yı ihlal etmiştir.”
Bu kararın ardından, ABD Adalet Bakanlığı davayı yürüten Florida Güney Bölgesi Savcılığı’nı (USAO) davadan çekmiş ve hükümeti temsil görevi Georgia Kuzey Bölgesi Savcılığı’na devredilmiştir. Davacı taraf, NPA’nın iptali ve Epstein’ın federal düzeyde yeniden yargılanması talebinde bulunmuştur.
Federal mahkeme, kararında mağdurların bilgilendirilmemesini “adil yargılanma hakkının ihlali” kapsamında değerlendirmemiş, ancak CVRA kapsamındaki bilgilendirme yükümlülüğünün açıkça ihlal edildiğini tespit etmiştir. CVRA davası sürerken 2 Temmuz 2019 tarihinde Epstein hakkında New York Güney Bölgesi Federal Savcılığı tarafından yeni bir federal iddianame düzenlenmiştir.
Jeffrey Epstein hakkında 2 Temmuz 2019 tarihinde New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi (Southern District of New York – SDNY) tarafından iki maddelik bir federal iddianame hazırlanmıştır. Epstein, 18 U.S.C. §1591 uyarınca “sex trafficking of minors” (Cinsel sömürü amacıyla çocuk ticareti) ve “conspiracy to commit sex trafficking” (cinsel amaçlı insan ticareti yapma komplosu) suçlarıyla itham edilmiştir.
İddianamede, Epstein’ın 2002 ile 2005 yılları arasında New York, Palm Beach (Florida) ve ABD Virgin Adaları’ndaki mülklerinde 14 ila 17 yaşlarındaki kız çocuklarını evine çağırdığı, bu kişileri cinsel olarak istismar ettiği ve mağdurlardan bir kısmına diğer kızları getirmeleri karşılığında ödeme yaptığı belirtilmiştir. Bu sistem, belgelerde “recruitment, abuse and payment cycle” (reklam, istismar ve ödeme döngüsü) olarak tanımlanmıştır.
Federal savcılara göre, Epstein bu istismar ağı sayesinde reşit olmayan mağdurlardan oluşan bir topluluk yaratmıştır. Suçlamalara ilişkin deliller arasında Epstein’ın özel jetine ait uçuş kayıtları, mağdur ifadeleri, tanık beyanları ve finansal işlemlere dair belgeler yer almıştır.【6】
Epstein, 6 Temmuz 2019 tarihinde Manhattan’daki mülkünde tutuklanmıştır. Savcılık yetkilileri, evde yapılan aramalarda reşit ve reşit olmayan binlerce kadın fotoğrafı bulduklarını açıklamıştır. Epstein, federal mahkeme tarafından tutuklu yargılanmasına karar verilmiş ve Metropolitan Correctional Center’a (MCC), Manhattan’a sevk edilmiştir.
Jeffrey Epstein, 10 Ağustos 2019 tarihinde Manhattan’daki Metropolitan Correctional Center’daki hücresinde ölü bulunmuştur. Olay sonrası yapılan resmi açıklamada, Epstein’ın ölüm nedeninin “asarak intihar” olduğu bildirilmiştir. Epstein’ın ölümü üzerine Bureau of Prisons (Cezaevleri Bürosu) tarafından bir iç soruşturma başlatılmıştır.
Epstein’ın ölümü, hakkında açılan ceza davasının düşmesine yol açmış, ancak dava dosyaları ve deliller federal arşivde muhafaza edilmiştir. Epstein’ın mülkleri, şirketleri ve kurumsal bağlantılarıyla ilgili soruşturmalar daha sonra Ghislaine Maxwell ve finansal kurumlara ilişkin yeni davalarda kullanılmıştır. Federal makamlar, Epstein’ın ölümünün ardından mülklerindeki tüm dijital materyalleri ve belgeleri inceleme altına almıştır.
Jeffrey Epstein’ın ölümünden sonra, ABD Adalet Bakanlığı 2 Temmuz 2020 tarihinde Ghislaine Maxwell hakkında federal düzeyde yeni bir iddianame hazırlamıştır. İddianame, New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde (Southern District of New York – SDNY) United States v. Maxwell, Case No. 1:20-cr-00330 (S.D.N.Y.) dosya numarasıyla açılmıştır.
İddianame, Maxwell’in 1994–2004 yılları arasında Jeffrey Epstein’ın reşit olmayan mağdurlarını “reşit olmayan mağdurları işe almak, yönlendirmek ve cinsel istismara uğratmak” eylemlerinde aktif rol oynadığını ileri sürmüştür.
Maxwell, 2 Temmuz 2020 tarihinde New Hampshire’da tutuklanmış ve aynı gün federal yetkililer tarafından New York’a nakledilmiştir. SDNY Savcılığı tarafından yapılan basın açıklamasında, Maxwell’in suçlamaları arasında “enticing minors to travel to engage in illegal sex acts” (reşit olmayan kişileri yasa dışı cinsel eylemler için seyahate teşvik etmek), “transportation of minors for criminal sexual activity” (reşit olmayan kişilerin yasa dışı cinsel faaliyet amacıyla taşınması) ve “perjury” (yemin altında yalan beyan) yer almıştır.
Mahkeme tutanaklarına göre, Maxwell 2020 Temmuz’unda ilk kez yargıç karşısına çıkarılmış, suçlamaları reddetmiştir. Federal savcılık, Maxwell’in “kaçma riski” taşıdığı gerekçesiyle kefalet talebine karşı çıkmış ve tutukluluk hâli devam etmiştir.

Jean-Luc Brunel ve Ghislaine Maxwell - (Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı)
Maxwell’in davası Kasım 2021’de New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde başlamıştır. Yargılama süreci altı hafta sürmüş ve davada dört mağdur (“Jane”, “Kate”, “Carolyn” ve Annie Farmer) tanık olarak ifade vermiştir.
Tanık ifadelerinde mağdurlar, Maxwell’in Epstein’ın yanında bulunduğunu, bazı durumlarda cinsel istismar eylemlerine doğrudan katıldığını belirtmişlerdir. Davada ayrıca Epstein’ın özel pilotu Larry Visoski ifade vermiş ve Epstein’ın uçaklarında kimlerin bulunduğuna dair detaylı açıklamalarda bulunmuştur. Savunma tarafı, Maxwell’in suçsuz olduğunu, Epstein’ın eylemlerinden sorumlu tutulamayacağını savunmuştur. Ancak jüri, federal savcılığın iddialarını büyük ölçüde kabul etmiştir.
29 Aralık 2021 tarihinde jüri, Ghislaine Maxwell’i beş ayrı suçtan suçlu bulmuştur:
Maxwell, 20 yıl federal hapis cezasına çarptırılmış ve 750.000 ABD doları para cezası ödemeye mahkûm edilmiştir. Karar, SDNY Yargıcı Alison Nathan tarafından açıklanmıştır. Maxwell’in temyiz başvurusu 2022 yılı içerisinde New York İstinaf Mahkemesi’ne sunulmuş, süreç 2025 itibarıyla hâlen devam etmektedir.
Maxwell davası kapsamında ortaya çıkan tanık beyanları, belgeler ve dijital deliller daha sonra Adalet Bakanlığı ve Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI) 2025 yılı içinde kamuya açıkladığı “Epstein Files” belgelerinin bir bölümünü oluşturmuştur.【7】
15 Ekim 2025 tarihinde New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’ne Jane Doe v. Bank of America, N.A. başlıklı toplu dava dilekçesi sunulmuştur. Dava, Bank of America’nın Jeffrey Epstein’ın cinsel istismar ve insan ticareti faaliyetlerinden finansal olarak kazanç sağladığı ve gerekli bildirimleri yapmayarak federal yasaları ihlal ettiği iddialarına dayanmaktadır.
Davacı taraf, davanın ABD İnsan Ticareti Mağdurlarını Koruma Yasası (Trafficking Victims Protection Act – TVPA) kapsamında 18 U.S.C. §§ 1591–1595 maddeleri uyarınca açıldığını bildirmiştir. Dava dilekçesinde, bankanın Epstein’ın finansal faaliyetlerini izleme, raporlama ve şüpheli işlem bildirme (Suspicious Activity Report – SAR) yükümlülüklerini yerine getirmediği öne sürülmüştür.
Federal dava dosyasında yer alan belgelere göre, Bank of America aracılığıyla 2003–2019 yılları arasında Epstein’a ait hesaplardan 4.725 ayrı havale işlemi gerçekleştirilmiştir. Bu işlemlerin toplam finansal büyüklüğünün 1.08 milyar ABD doları olduğu kaydedilmiştir.
Dava dosyasına göre, söz konusu transferlerin bir bölümü nakit çekim, bir bölümü ise Epstein’ın muhasebe firması HBRK Associates aracılığıyla yapılan ödemelerden oluşmuştur. HBRK, Epstein’ın iş ilişkilerini ve ödemelerini yöneten kuruluş olarak tanımlanmıştır. Davacı taraf, bu ödemelerin bir kısmının mağdurlara doğrudan ya da dolaylı şekilde ulaştığını iddia etmiştir.
Federal kayıtlara göre, Epstein’a ait hesaplarda sık tekrarlanan yüksek tutarlı nakit çekimleri ve kişisel hesaplardan yapılan transferler “structuring” (bölünmüş transfer) niteliğinde değerlendirilmiştir. Belgelerde, bankanın bu işlemleri “patterned activity” (tekrarlayan işlem kalıpları) olarak sınıflandırmasına rağmen SAR bildirimini geç yaptığı veya hiç yapmadığı belirtilmiştir.
Dava dilekçesinde Bank of America’nın Epstein’a “ayrıcalıklı bankacılık muamelesi” uyguladığı iddia edilmiştir. Bu ayrıcalıklar arasında hesap hareketlerine yönelik denetimlerin hafifletilmesi, yüksek nakit işlem limitlerinin uygulanması ve Epstein’ın faaliyetlerinin “high-risk client” (yüksek riskli müşteri) kategorisine alınmaması gibi unsurlar yer almıştır.
Davacı taraf ayrıca, Epstein’ın hesaplarında görülen para akışlarının insan ticareti göstergeleriyle uyumlu olduğunu öne sürmüştür. Bu kapsamda, DOJ ve FinCEN (Financial Crimes Enforcement Network) rehberlerinde tanımlanan “risk göstergeleri” arasında bulunan nakit yoğun transferler, çoklu üçüncü taraf ödemeleri ve açıklamasız havalelerin bankanın iç denetim sistemlerinde tespit edilmesine rağmen raporlanmadığı iddia edilmiştir.
Mahkeme dosyasına göre, Epstein’ın finansal sistemdeki para akışının büyük bölümü 2003–2008 arasında J.P. Morgan aracılığıyla, 2008 sonrası ise Bank of America hesapları üzerinden yürütülmüştür. Davada, Bank of America’nın Epstein’ın 2008’de hüküm giymesinin ardından da hesaplarını kapatmadığı belirtilmiştir.
Davacı “Jane Doe”, 2011–2019 yılları arasında Epstein’ın Palm Beach, Manhattan ve ABD Virgin Adaları’ndaki mülklerinde istismara maruz kaldığını beyan etmiştir. Dava dosyasına göre, Epstein mağduru finansal olarak bağımlı hâle getirmiş, tehdit, manipülasyon ve psikolojik baskı yoluyla kontrol altında tutmuştur.
Dilekçede Jane Doe, Epstein’ın kendisini eyaletler arası taşımak için özel uçağını kullandığını ve bu süreçte yapılan masrafların Bank of America hesaplarından karşılandığını iddia etmiştir. Belgelerde, Epstein’ın mağdurlara yönelik ödemeleri gizlemek için farklı şirket isimleri altında yapılan transferlerin kaydı yer almıştır. Dava kapsamında Federal Mahkeme, bankanın iç yazışmalarını, SAR rapor kayıtlarını ve Epstein’a ait hesap hareketlerini inceleme altına almıştır. Mahkeme kayıtlarına göre, 2025 yılı sonu itibarıyla Bank of America davası devam etmektedir.
Jeffrey Epstein’a ait mülkler ABD genelinde ve ABD Virjin Adaları’nda yer almıştır. Belgelerde belirtilen başlıca mülkler; Palm Beach (Florida) malikanesi, Manhattan’daki East 71st Street konutu, New Mexico’daki Zorro Ranch adlı arazi ve ABD Virjin Adaları’nda bulunan iki ada mülkiyetidir. Bu iki ada, Little Saint James ve Great Saint James olarak kayıtlara geçmiştir. Her iki ada da özel mülk statüsündedir ve yalnızca özel tekne veya helikopterle erişilebilmektedir.
Belgelerde, Epstein’ın Little Saint James adasında 1998 yılından itibaren faaliyet yürüttüğü, adada çok sayıda yapı ve personel lojmanı bulunduğu belirtilmiştir. Adanın yaklaşık 70 dönüm büyüklüğünde olduğu ve üzerinde ana konut, misafir binaları, özel bir rıhtım ve helikopter pisti bulunduğu kaydedilmiştir.
2019 yılında Epstein’ın tutuklanmasından kısa süre sonra FBI, ABD Virjin Adaları’ndaki mülklerde arama yapmıştır. Belgelerde bu operasyonların 12 Ağustos 2019 tarihinde gerçekleştirildiği ve aramalarda dijital cihazlar, bilgisayar diskleri, sabit sürücüler ve yüzlerce görsel materyalin toplandığı belirtilmiştir. Toplamda 300 gigabayttan fazla dijital veri elde edilmiştir.
Arama raporlarında, FBI’ın elde ettiği veriler arasında mağdurlara ait kimlik bilgileri, seyahat kayıtları, telefon numaraları, özel fotoğraflar ve Epstein’ın mülklerinde çalışan personelin sözleşmeleri yer almıştır. Federal soruşturma belgelerinde, FBI’ın bu materyalleri daha sonra DOJ’un “Epstein Files” veri tabanına aktardığı belirtilmiştir.
ABD Virjin Adaları Başsavcılığı (Virgin Islands Attorney General’s Office), Epstein’ın 2019’daki ölümünden sonra mülklerine yönelik birden fazla sivil dava açmıştır. Bu davalarda, Epstein’ın adalarda “cinsel istismar, insan ticareti ve çocuk sömürüsü” suçlarını işlediği iddia edilmiştir.
ABD Virjin Adaları yetkilileri, 2020 yılında Epstein’ın mülklerine el koyma sürecini başlatmıştır. Bu kapsamda “Virgin Islands v. The Estate of Jeffrey Epstein” başlıklı dava açılmıştır. Dava dilekçesinde, Epstein’ın adaları “trafficking hub” (insan ticareti merkezi) olarak kullandığı ileri sürülmüştür. Başsavcılık, mülklerin satışından elde edilecek gelirlerin mağdurlara tazminat olarak dağıtılacağını belirtmiştir.
Federal belgelerde, 2023 yılı itibarıyla adalardaki mülklerin satış sürecinin tamamlandığı ve elde edilen gelirin bir tazminat fonuna aktarıldığı kayıt altına alınmıştır. DOJ’un 2025 tarihli açıklamasına göre, Epstein’ın Virjin Adaları mülklerinden elde edilen gelir, “Epstein Victim Compensation Program” kapsamında mağdurlar arasında paylaştırılmıştır.
2025 yılında kamuya açıklanan “Epstein Files” belgeleri arasında, FBI’ın 2019 yılındaki ada baskınlarında elde ettiği dijital kayıtlar da yer almıştır. Belgelerde, Epstein’ın Virgin Adaları’ndaki faaliyetlerinin finansal yönlerine ve lojistik ağlarına dair bilgiler bulunmuştur.
ABD Adalet Bakanlığı (Department of Justice – DOJ) ve Federal Soruşturma Bürosu (Federal Bureau of Investigation – FBI), Şubat 2025’te Jeffrey Epstein davasına ilişkin arşiv belgelerinin ilk bölümünü kamuoyuna açıklamıştır. DOJ’un resmi basın açıklamasına göre, yayımlanan belgeler toplam 341 sayfa uzunluğunda olup 250’den fazla mağdurun kimliklerinin gizli tutulduğu ifadeleri, uçuş kayıtları, dijital yazışma dökümleri ve Epstein’ın iletişim defterlerini kapsamıştır.
ABD Adalet Bakanı Pamela Bondi, 5 Şubat 2025 tarihli basın açıklamasında, “Bu kayıtları, mağdurların mahremiyetini ve onurunu koruyarak şeffaflığı sağlamak amacıyla yayımlıyoruz.” ifadesini kullanmıştır.
Belgelerin ilk fazı kapsamında kamuya açıklanan materyaller arasında Epstein’ın 2002–2005 yıllarına ait özel uçuş listeleri, banka transfer kayıtları, Ghislaine Maxwell ile yapılan yazışmalar ve Florida ile New York mülklerinde gerçekleştirilen FBI baskınlarının fotoğraf dökümleri yer almıştır.
Adalet Bakanlığı açıklamasında, ilk faz belgelerinin açıklanmasıyla birlikte toplam 300 gigabayttan fazla dijital veri içeren arşivin “phase two” (ikinci faz) sürecine hazırlandığı belirtilmiştir. Bu dijital veriler arasında e-posta yazışmaları, ses kayıtları, video dosyaları ve tanık beyanlarının dijital transkriptleri yer almıştır.【8】
Yayımlanan dosyalar, Epstein’ın 2005 sonrası federal soruşturmalarına, 2019 New York iddianamesine, Ghislaine Maxwell davasındaki tanık ifadelerine ve 2023–2024 yıllarında Kongre Gözetim Komitesi tarafından elde edilen materyallere dayanmaktadır. DOJ’un açıklamasına göre, belgelerde mağdurların isimleri, kimlik bilgileri ve görselleri gizlilik gerekçesiyle sansürlenmiştir. Ayrıca çocuk istismarına ilişkin görseller ve devam eden soruşturmalarla ilgili belgelerin yayımlanmadığı bildirilmiştir.
ABD Temsilciler Meclisi, 18 Kasım 2025 tarihinde “Epstein Files Transparency Act” başlıklı yasa tasarısını 427–1 oyla kabul etmiştir. Tasarı, 19 Kasım 2025’te Senato’da oybirliğiyle onaylanmış ve 21 Kasım 2025’te Başkan Donald Trump tarafından imzalanarak yürürlüğe girmiştir.
Yasa, DOJ ve FBI’a Epstein davasına ilişkin tüm belgeleri 30 gün içinde kamuya açıklama zorunluluğu getirmiştir. Bununla birlikte, mağdur kimlikleri, çocuk istismarı görselleri, uluslararası iş birliği kapsamında sınırlı bilgi içeren belgeler ve aktif soruşturmalara ait kayıtlar istisna kapsamına alınmıştır.
Kongre tutanaklarında, yasanın 19 Aralık 2025 tarihine kadar tüm belgelerin yayımlanmasını zorunlu kıldığı kaydedilmiştir. Ayrıca DOJ’un, yayımlanan belgeleri federal arşiv sisteminde “Epstein Transparency Repository” başlığı altında halka açık erişime sunması kararlaştırılmıştır.
12 Kasım 2025 tarihinde, House Oversight Committee tarafından elde edilen yaklaşık 20.000 sayfalık Jeffrey Epstein e-postası kamuya açıklanmıştır. Belgeler, Epstein’ın kişisel yazışmalarını, sosyal temaslarını ve iş ilişkilerini içermektedir.【9】
Belgelerde, Epstein’ın çeşitli siyasetçiler, iş insanları, akademisyenler ve kamu figürleriyle olan yazışmaları yer almıştır. Bu e-postalar arasında Donald Trump, Prens Andrew, Larry Summers, Lawrence Krauss, Bill Clinton, Ghislaine Maxwell ve diğer kişilerle ilgili atıflar bulunmaktadır. Belgeler, 2011–2019 yılları arasındaki yazışmaları kapsamaktadır.
Belgelerdeki bir e-posta, Ocak 2019 tarihli olup Epstein tarafından gazeteci Michael Wolff’a gönderilmiştir. Epstein, mesajında Donald Trump hakkında “Elbette, kızlardan haberi vardı çünkü Ghislaine’den durmasını istedi.” ifadesini kullanmıştır.
Bir diğer yazışmada, 2011 tarihli bir e-postada Epstein, Maxwell’e “Şunu fark etmeni istiyorum, havlamayan köpek Trump’tır.” şeklinde yazmıştır. Söz konusu e-postalarda Trump’ın, Epstein’ın mağdurlarından biri olan Virginia Giuffre ile zaman geçirdiği ima edilmiştir. Ancak belgelerde Trump’ın bu olayla doğrudan bir suç bağlantısına sahip olduğuna dair ifade yer almamıştır. Trump, belgelerin yayımlanmasının ardından kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden, “Demokratlar, Jeffrey Epstein yalanını yeniden gündeme getirmeye çalışıyor.” açıklamasını yapmıştır.
E-posta arşivinde Birleşik Krallık’tan Prens Andrew Mountbatten-Windsor hakkında da yazışmalar yer almıştır. Belgelerde, 2011 yılı Mart ayında Prens Andrew’nin Epstein ve Maxwell’e “Artık buna daha fazla dayanamıyorum.” şeklinde yazdığı bir e-posta bulunmaktadır. Bu mesaj, Andrew’nin o dönemde basında çıkan iddialar üzerine verdiği tepkilerle ilişkilendirilmiştir.
Bir diğer e-postada Epstein, 2001 yılında çekilen ve Prens Andrew’nin 17 yaşındaki Virginia Giuffre ile birlikte görüldüğü fotoğrafın “gerçek” olduğunu belirtmiştir. Epstein’ın mesajında, “Evet, o buydu.” ifadesi geçmiştir.
E-posta belgelerinde Harvard Üniversitesi eski rektörü ve ABD Hazine Bakanı Lawrence Summers’ın Epstein’la yazışmaları yer almıştır. Aynı belgelerde Summers’ın eşi Elisa New’in de Epstein’a e-posta gönderdiği tespit edilmiştir. Belgelerde ayrıca fizikçi Lawrence Krauss ile yapılan yazışmalara da yer verilmiştir.
2025 yılında yayımlanan belgelerde, Epstein’ın “contact book” (iletişim defteri) ve “flight logs” (uçuş kayıtları) da yer almıştır. Belgelerde adı geçen kişilerin listesi, Epstein’ın ilişkide bulunduğu, tanıştığı veya profesyonel olarak temas kurduğu isimlerden oluşmuştur. Belgelerde yer alan ve kamuya açık olarak tanımlanan isimler aşağıdaki gibidir: 【10】
3 Aralık 2025 tarihinde, United States House Oversight Committee (ABD Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi)’ndeki Demokrat üyeler, Jeffrey Epstein’a ait özel ada olan Little Saint James’e ait daha önce kamuya açıklanmamış fotoğraf ve video görüntülerini yayımlamıştır.
Little Saint James adasından yayınlanan görüntüler. (USA Today)
Yayına konu materyaller, 2020 yılında ABD Virgin Adaları makamlarınca yürütülen sivil dava süreci sırasında çekilmiş; adadaki evin iç mekânlarına, yatak odalarına, banyolara, ofis/kütüphane alanlarına, bir dişçi koltuğu olduğu görülen odaya, duvarda maskelerin asılı olduğu bölümlere, telefon cihazına (hızlı arama tuşlarının “Darren, Mike, Patrick, Rich, Larry” gibi adları taşıdığı görülen) ve dış mekân ile konut yapılarının dış cephelerine ait birçok kareyi içermektedir.
Komite tarafından yapılan açıklamada, bu görüntülerin “insan ticareti ve cinsel istismar iddialarına ilişkin soruşturmanın karanlık noktalarını aydınlatmak” amacı taşıdığı belirtilmiştir. ABD Adalet Bakanlığı, 19 Aralık 2025 tarihine kadar kalan tüm belgelerin yayımlanacağını bildirmiştir.
19 Aralık 2025’te, Epstein Files Transparency Act kapsamında ABD Adalet Bakanlığı tarafından geniş kapsamlı bir belge grubu kamuoyuna açıklanmıştır. Yayımlanan dosyalar arasında fotoğraf arşivleri, mahkeme kayıtları, büyük jüri belgeleri, soruşturma iç yazışmaları, FBI arama tutanakları ve dijital materyal envanter listeleri yer almıştır. Belgeler, DOJ tarafından oluşturulan çevrim içi arşiv sistemi üzerinden erişime açılmıştır.
Kamuoyuna sunulan fotoğraflar, Epstein’ın New York, Florida, New Mexico ve ABD Virjin Adaları’ndaki mülklerinde yapılan aramalarda elde edilen görsellerden oluşmuştur. Mahkeme ve jüri belgeleri, Epstein’a yönelik federal soruşturmalar, Ghislaine Maxwell davasındaki tanık beyanları ve geçmiş dava dosyalarına dayanan kayıtları içermiştir.

Epstein belgeleri - (Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı)
19 Aralık 2025’te yayımlanan belgelerin büyük bölümünde kapsamlı sansür (redaksiyon) uygulanmıştır. DOJ açıklamalarına göre, sansür uygulamaları mağdur kimliklerinin korunması, kişisel verilerin gizliliği ve devam eden soruşturmaların etkilenmemesi gerekçelerine dayandırılmıştır. Bu kapsamda birçok belgede isimler, yüzler, adres bilgileri ve bazı tarihsel detaylar karartılmıştır.
Bazı dosyalar kısmen sansürlü olarak yayımlanırken, belirli belgelerin tamamen karartıldığı görülmüştür. Özellikle büyük jüri ifadeleri, tanık beyanlarının yer aldığı uzun metinler ve hassas görsel materyallerin bulunduğu dosyalarda tam sayfa karartma uygulanmıştır. Kamuoyuna sunulan arşivde, bazı dosya numaralarının içerik barındırmadığı ve yalnızca başlık bilgisinin yer aldığı kayıtlar da bulunmuştur.
DOJ, redaksiyon uygulamalarının hukuki zorunluluklar çerçevesinde yapıldığını ve yayımlanan belgelerin ek incelemelere tabi tutulmaya devam edeceğini bildirmiştir. Ayrıca, yeni bilgi veya mağdur temsilcilerinden gelen talepler doğrultusunda bazı belgelerin erişim durumunun güncellenebileceği açıklanmıştır.
19 Aralık 2025’te yayımlanan Epstein dosyaları arasında, Donald Trump’ın yer aldığı bazı fotoğraflar da bulunmuştur. Bu görseller, Epstein’a ait masa ve dolaplarda bulunan eşyaları gösteren kolajlar içinde yer almıştır. Dosyalarda yer alan görsellerden birinde Trump’ın bir grup kadınla birlikte bulunduğu bir fotoğraf, diğerinde ise Donald Trump ve eşi Melania Trump’ın, Jeffrey Epstein ve Ghislaine Maxwell ile birlikte görüldüğü bir kare yer almıştır.
Yayımlamanın ardından, Donald Trump’ın yer aldığı görsellerin de bulunduğu toplam 16 dosya, ABD Adalet Bakanlığı’nın internet sitesinden geçici olarak kaldırılmıştır. Adalet Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, bu işlemin New York Güney Bölgesi Savcılığı’nın talebi doğrultusunda gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
Bakanlık açıklamasında, söz konusu görsellerin mağdur haklarının korunması amacıyla olası ek inceleme için işaretlendiği ifade edilmiştir. ABD’de birçok medya kuruluşu, Trump’a ait fotoğraflar da dahil olmak üzere 16 dosyanın erişimden kaldırıldığını kamuoyuna duyurmuştur.
Yapılan incelemenin ardından, Adalet Bakanlığı tarafından söz konusu görsellerin yeniden yayımlandığı açıklanmıştır. Bakanlık, inceleme sonucunda fotoğraflarda Epstein mağdurlarının yer aldığına dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığını bildirmiştir. Bu nedenle, Trump’ın yer aldığı fotoğrafların herhangi bir değişiklik, sansür veya karartma uygulanmaksızın yeniden erişime açıldığı belirtilmiştir.
ABD Adalet Bakanlığı, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, görsellerin “tedbir amaçlı” kaldırıldığını ve inceleme tamamlandıktan sonra aynı içerikle tekrar yayımlandığını kaydetmiştir.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche, Aralık 2025’te yaptığı açıklamalarda, Epstein dosyalarında Donald Trump’a ait ne kadar materyal varsa tamamının yayımlanacağını belirtmiştir. Blanche, bu kapsamda fotoğraflar, yazılı belgeler ve diğer kayıtların, dosyalarda yer alması hâlinde kamuoyuna sunulacağını ifade etmiştir.
Blanche, dosyalarda Trump’a ilişkin materyallerin saklanmadığını ve yayımlama sürecinde kişilere göre ayrı bir uygulama yapılmadığını belirtmiştir. Epstein dosyalarında yer alan tüm isimler için aynı hukuki standartların uygulandığı kaydedilmiştir.
Todd Blanche, yayımlanan dosyalarda hayatta olan mağdurların kimliklerinin korunmasının temel öncelik olduğunu açıklamıştır. Bu çerçevede, Epstein dosyalarında mağdurlara ait olduğu tespit edilen fotoğrafların veya kimlik bilgisi içeren materyallerin yayımlanmadığı ya da yayımlandıktan sonra erişimden kaldırıldığı bildirilmiştir.
Adalet Bakan Yardımcısı Blanche, Epstein dosyalarının yayımlanmasının tek aşamalı bir süreç olmadığını, belgelerin hukuki gereklilikler doğrultusunda sürekli gözden geçirildiğini belirtmiştir.
19 Aralık 2025’te yayımlanan Epstein dosyaları arasında, eski ABD Başkanı Bill Clinton’ın yer aldığı çok sayıda fotoğraf bulunduğu bildirilmiştir. Dosyalarda yer alan fotoğraflardan bazılarında Clinton’ın, Jeffrey Epstein’ın eski kız arkadaşı Ghislaine Maxwell ile birlikte görüldüğü kareler yer almıştır. Bazı fotoğraflarda Clinton’ın Epstein’a ait olduğu belirtilen özel uçakta bulunduğu görülmüştür.
Yayımlanan belgelerde, Clinton’a ait fotoğrafların bir kısmında yüzlerin karartıldığı, bir kısmında ise yalnızca sınırlı sansür uygulandığı tespit edilmiştir. Bill Clinton’ın Sözcüsü Angel Urena, dosyaların yayımlanma sürecine ilişkin yazılı bir açıklama yapmıştır. Açıklamada, Clinton’ın Epstein’ın suçları ortaya çıkmadan önce onunla ilişkisini kestiği ifade edilmiştir.

Jeffrey Epstein hakkındaki soruşturma dosyalarında, eski ABD Başkanı Bill Clinton'ın bulunduğu bir fotoğraf - (Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı)
Epstein dosyalarında yayımlanan fotoğraflar, uçuş kayıtları ve iletişim defteri belgelerinde, çok sayıda siyasetçi, sanatçı ve iş insanının ismi yer almıştır. Belgelerde adı geçen kişiler arasında Prens Andrew Mountbatten-Windsor, Michael Jackson, Mick Jagger, Diana Ross, Chris Tucker, Kevin Spacey, Richard Branson, Walter Cronkite, Sarah Ferguson, Naomi Campbell ve Marla Maples gibi isimler bulunmaktadır.
Belgelerde, söz konusu isimlerin dosyalarda yer almasının suç isnadı anlamına gelmediği, yayımlanan materyallerin soruşturma kapsamında toplanan kayıtlar olduğu belirtilmiştir.
19 Aralık 2025 tarihine kadar yayımlanan Epstein dosyaları içinde, tamamen karartılmış ve kısmen sansürlenmiş çok sayıda belge yer almıştır. ABD Adalet Bakanlığı tarafından erişime açılan arşivde, özellikle büyük jüri ifadeleri, tanık beyanlarının tamamını içeren uzun metinler ve hassas görsel materyaller içeren dosyalarda tam sayfa karartma uygulandığı görülmüştür.
Yayımlanan belgeler arasında, 119 sayfalık bir büyük jüri ifadesinin tamamının sansürlenmiş olduğu kaydedilmiştir. Bu belge, arşivde dosya numarası ve belge başlığıyla listelenmiş; ancak içerik kısmı erişime kapalı tutulmuştur.
Kısmi sansür uygulanan belgelerde ise isimler, yüzler, adres bilgileri, telefon numaraları ve reşit olmayanlara ait tanımlayıcı unsurlar siyah bantlarla karartılmıştır.
ABD Adalet Bakanlığı, 22 Aralık 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, redaksiyon uygulamalarının mağdur kimliklerinin korunması, kişisel verilerin gizliliği ve devam eden soruşturmaların güvenliği gerekçelerine dayandığını bildirmiştir. Açıklamada, 1.200’den fazla mağdur veya mağdur yakınının dosyalarda yer aldığı ve bu kişilerin korunmasının yasal zorunluluk olduğu belirtilmiştir.
Yayımlanan dosyalar arasında, redaksiyon sürecine ilişkin kurum içi yazışmalar ve inceleme notları da yer almıştır. Bu belgelerde, sansür kararlarının New York Güney Bölgesi Savcılığı, DOJ yetkilileri ve mağdur temsilcileriyle yapılan değerlendirmeler sonucunda alındığı kaydedilmiştir.

Epstein belgeleri - (Amerika Birleşik Devletleri Adalet Bakanlığı)
21 Aralık 2025 tarihinde, ABD Temsilciler Meclisi Gözetim ve Hükümet Reformu Komitesi’nin Demokrat üyeleri, Epstein dosyalarında yer alan ve Donald Trump’ın bulunduğu fotoğrafların Adalet Bakanlığı internet sitesinden kaldırılmasına ilişkin olarak X üzerinden ortak bir açıklama yayımlamıştır. Paylaşımda şu ifadeler yer almıştır: “Epstein dosyalarındaki ve Donald Trump’ı içeren bu fotoğrafın Adalet Bakanlığı tarafından kaldırıldığı görülüyor. Başsavcı Pam Bondi, bu doğru mu? Başka neler gizleniyor?”
Aynı gün, ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Thomas Massie, dosyaların yayımlanma biçimine ilişkin açıklamasında, Adalet Bakanlığı yetkililerinin sürece dair hesap vermesi gerektiğini belirtmiştir. Massie, yayımlanan belgelerin kapsamına ilişkin olarak yasanın uygulanma biçimini eleştirdiğini ifade etmiştir. 21 Aralık 2025 tarihinde Temsilciler Meclisi Üyesi Ro Khanna, yayımlanan belgelerin, kendisi ve Massie tarafından hazırlanan yasa metniyle uyumlu olmadığını belirtmiştir. Khanna, açıklamasında, 119 sayfalık bir büyük jüri ifadesinin tamamen sansürlendiğini örnek göstermiştir.
22 Aralık 2025 tarihinde ABD Senatörü Jeff Merkley, Epstein dosyalarının tamamının belirtilen tarihte yayımlanmamasına ilişkin yazılı bir açıklama yapmıştır. Merkley, açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştır: “Yönetimin, Epstein kurbanlarına adaleti sağlamayı reddettiğini düşünüyorum.” Merkley, ayrıca “kurbanlar için adalet ve Amerikan halkı için şeffaflık sağlamak amacıyla tüm yasal yolları araştırdığını” belirtmiştir.
ABD Adalet Bakanlığı (DOJ), 30 Ocak 2026 tarihinde Jeffrey Epstein soruşturmasına ait 3 milyondan fazla belgeyi, 2.000 videoyu ve yaklaşık 180.000 görseli kamuoyuna açmıştır. Bu açıklama, Epstein Files Transparency Act kapsamında yürürlüğe giren yasal zorunluluk çerçevesinde yapılmıştır. Söz konusu yayımlama, 2025 yılı içerisinde yürütülen kısmi açıklamaların ardından tamamlanan en geniş kapsamlı veri seti olmuştur.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche, Washington’da düzenlediği basın toplantısında, 500’den fazla hukukçu ve uzmanın yürüttüğü kapsamlı incelemenin ardından yayımlamanın tamamlandığını duyurmuştur. Blanche, açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştır: “Yasaya uyduk. Kanuna uyduk. Başkan Trump’ı ya da herhangi birini korumadık. Epstein hakkında sakladığımız süper gizli belgeler yok.” Aynı açıklamada Blanche, Başkan Donald Trump’ın Adalet Bakanlığı’na “şeffaflık talimatı” verdiğini ve bu çerçevede hareket edildiğini belirtmiştir. Açıklamaya göre, belgelerin yayımlanmasında Beyaz Saray’ın herhangi bir müdahalesi olmamıştır.
Blanche, belgelerde yer alan kişisel verilerin korunması amacıyla kapsamlı sansürleme işlemi yapıldığını belirtmiştir. Erişime açılan dosyalarda, mağdurların kimlik bilgilerinin gizlenmesi ve fotoğraf ile video materyallerinde yüzlerin karartılması yöntemlerinin uygulandığı bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, yayımlama sürecinde “hataların kaçınılmaz olduğunu” kabul etmiş ve vatandaşların gizlilik ihlali tespit etmeleri durumunda bildirimde bulunabileceklerini açıklamıştır.
Toplam belge sayısı 3 milyonun üzerinde olup, 180.000 görsel ve 2.000 video kayıtlarını içermektedir. Belgeler arasında Jeffrey Epstein’in hapishane kayıtları, Ghislaine Maxwell’in yargılama dosyaları, Epstein’in özel e-posta yazışmaları, tanık ifadeleri, FBI raporları, taslak iddianameler ve özel mülklere ilişkin kayıtlar yer almıştır.

Epstein suç ağı. - (ABD Adalet Bakanlığı)
Yayımlanan belgeler arasında, 2000’li yıllarda hazırlanmış ancak yürürlüğe girmemiş 60 maddelik bir iddianame taslağı da bulunmuştur. Bu belgede, Epstein ve üç kimliği gizli tutulan çalışanı hakkında “18 yaşından küçük kızları fuhşa yönlendirme” suçlamaları yer almıştır. Belgede adı geçen mağdurlar “Jane Doe” takma adıyla kaydedilmiş, yaşlarının 14 ila 17 arasında değiştiği belirtilmiştir. Taslak iddianamenin hiçbir zaman jüriye sunulmadığı, boş imzalı olarak dosyaya girdiği görülmüştür.
Temsilciler Meclisi üyeleri Ro Khanna ve Thomas Massie, yayımlanan belgelerdeki sansürleme tutarsızlıkları üzerine Adalet Bakanlığı’na ortak bir mektup göndermiştir. Mektupta, bazı mağdur isimlerinin sansürsüz kaldığı, bazı sanık detaylarının ise gereksiz biçimde gizlendiği belirtilmiştir. Aynı gün Blanche, Kongre üyelerinin sansürsüz versiyonları özel olarak inceleyebileceklerini açıklamıştır.
30 Ocak 2026 tarihinde yayımlanan Epstein belgeleri, siyaset, iş dünyası ve uluslararası çevrelerden birçok kişinin Epstein’la kurduğu yazışmaları, para transferlerini ve özel görüşme planlarını içermektedir. Belgelerde, Epstein’ın 2000’li yıllardan itibaren oluşturduğu kişisel ve profesyonel ağ ayrıntılı biçimde yer almıştır.
Epstein belgelerinde ABD Başkanı Donald Trump’ın adı yüzlerce kez geçmiştir. FBI tarafından Ağustos 2025’te derlenen belgelerde, Trump’a yönelik çeşitli cinsel saldırı iddialarını içeren bir liste yer almıştır. Belgede, iddiaların çoğunun doğrulanmamış ihbarlardan oluştuğu belirtilmiştir. Adalet Bakanlığı açıklamasında şu ifadeler yer almıştır: 1Bazı belgeler, 2020 seçimlerinden hemen önce FBI’a gönderilmiş asılsız ve sansasyonel iddialar içermektedir. Açıklıkla belirtmek gerekirse, bu iddialar temelsizdir ve yanlıştır.”
Trump’ın ismi ayrıca 2000’li yıllarda hazırlanmış iddianame taslağında da geçmiştir; ancak hakkında herhangi bir suçlama yöneltilmemiştir. Belgelerde ayrıca 1994 yılında “Jane Doe” takma adıyla yapılan bir şikayet dosyası yer almış, 13 yaşındaki bir kızın tecavüz iddiası kayda geçmiştir. Bu dosya, 2026 belgelerinde yeniden açığa çıkmıştır. Trump, 31 Ocak 2026’da Air Force One uçağında yaptığı açıklamada, yayımlanan dosyaların kendisini akladığını ifade etmiştir.
Jeffrey Epstein’in Palm Beach’teki evinde uzun süre ev yöneticisi olarak görev yapan Juan Alessi, Eylül 2009 tarihli bir yeminli ifade sırasında, Donald Trump’ın Epstein’in Palm Beach’teki evinde hiçbir zaman geceyi geçirmediğini belirtmiştir. Alessi, Trump’ın bu evde hiçbir zaman masaj da almadığını ifade etmiştir.
Alessi, ifadesinde Trump’ın zaman zaman Epstein’in evine akşam yemeği için geldiğini, ancak yemek sırasında ana masaya oturmadığını, yemeğini mutfakta Alessi ile birlikte yediğini söylemiştir.
Juan Alessi ayrıca, Ghislaine Maxwell’i Mar-a-Lago’ya arabayla götürdükleri bir olaya da değinmiştir. Alessi, bu ziyaret sırasında Maxwell’in lobiden yürüyerek gelen bir kız çocuğuna yaklaştığını gördüğünü beyan etmiştir.
Belgelerde eski ABD Başkanı Bill Clinton’ın adı, e-posta kayıtları ve uçuş manifestolarında geçmiştir. Epstein’ın özel jeti “Lolita Express” kayıtlarında Clinton’ın ve ekibinin en az 16 kez bu uçuşları kullandığı görülmüştür. Belgelerde “WJC” (William J. Clinton) başlığıyla gönderilmiş e-postalar tespit edilmiştir. Clinton, kamuoyuna yaptığı açıklamada yalnızca iki e-posta gönderdiğini belirtmiştir.
New York Times gazetesinin Bakanlığın yayınladığı belgelerdeki e-posta yazışmalarına dayandırdığı haberine göre Kasım 2012'de Epstein'ın asistanının, Lutnick'e gönderdiği e-postada, "Jeffrey Epstein, tatillerde St. Thomas'ta olacağınızı anlıyor. Bir araya gelebilmek için bazı telefon numaralarını size iletmemi rica etti." ifadesini kullanmıştır.
O dönem Lutnick de Epstein'e gönderdiği bir e-postada kendisine ait teknede eşi, çocukları, bazı arkadaşları dahil grup olarak Karayipler bölgesini ziyaret ettiğini belirterek, "Cumartesi öğleden sonra erken saatlerde St. Thomas'a iniyoruz ve Pazartesi günü bir ara St. Bart's/Anguilla'ya gitmeyi planlıyoruz. Nerede bulunuyorsunuz? Pazar akşamı yemek uygun olur mu?" ifadesini kullanmıştır. Yazışmalarda ismi gizli tutulan bir kişi de e-postaya cevaben verdiği ve "Aşağıdaki (yanıt) Jeffrey'den" başlıklı yazışmada, "Cumartesi veya pazar öğle yemeğine gelir misiniz? Haritaya göre Little St. James, Christmans Cove'un arkasında." ifadesini kullanmıştır.
Buna göre buluşma 23 Aralık 2012'de planlanmıştır. Bir gün sonra, Epstein'ın asistanı, Lutnick'e gönderdiği e-postada Epstein'ın "Sizi görmek güzeldi." mesajını ilettiğini aktardı. Gazete haberinde, söz konusu belgelerin ziyaretin gerçekleştiğini kanıtladığı aktarılmıştır. Son yayımlanan belgeler arasında, Lutnick'in Epstein'ı 2015 yılında, o döneme denk gelen seçimlerde (Kasım 2016) ABD Başkanlığı için yarışan Hillary Clinton için düzenlenen bir bağış toplama etkinliğine davet ettiği de kaydedilmiştir.
Belgelerde, Aralık 2015 tarihli bir e-postada dönemin Beyaz Saray hukuk danışmanı Kathryn Ruemmler’ın Epstein’a yazdığı şu mesaj yer almıştır: “Ona bayılıyorum… o benim için bir ağabey gibi” Epstein’ın, Ruemmler için birinci sınıf uçak bileti satın aldığına dair kanıtlar aynı dosyada yer almıştır. Epstein ve Ruemmler arasındaki e-posta zincirinde, Epstein’ın Harvard çevresiyle düzenli temas halinde olduğu ve üst düzey isimlerle ilişkilerini sürdürdüğü görülmüştür.
CNN'in Bakanlığın yayınladığı belgelere dayandırdığı haberine göre Musk, 13 Aralık 2013'te gönderdiği e-postada Epstein'e hitaben, "Tatillerde Britanya Virjin Adaları/St. Bart's bölgesinde olacağım. Ziyaret için uygun bir zaman var mı?" ifadesini kullanmıştır. Epstein da iki gün sonra verdiği yanıtta yeni yılın başlarının uygun olacağını belirterek, "1'i-8'i arası herhangi bir gün. Duruma göre karar verin. Sizin için her zaman yer var." ifadesini kullandı. Başka bir e-postada ise Epstein, "(Yıl başı sonrası Ocak ayının) 2'si veya 3'ü mükemmel olur. Gelip sizi alacağım." demiştir.
Musk, verdiği yanıtta ise önce yıl başı sonrası 2 Ocak gecesi Los Angeles'a geri uçması gerektiğini bildirdi ancak ayrılışını bir gün erteleyebileceğini belirterek, Epstein'e "2'sinde adanıza ne zaman gelmeliyiz?" diye sormuştur. CNN haberinde, söz konusu e-postalardan Musk'ın nihayetinde ziyaret edip etmediği net anlaşılmadığı ancak yazışmaların ikili arasında "daha önce ortaya çıkmamış bir iletişim düzeyini gösterdiği" savunulmuştur.
Musk daha önce Epstein'in Karayipler bölgesinde cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil faaliyetleri için sahip olduğu adaları ziyaret ettiği iddialarına karşı yaptığı açıklamada, "Epstein beni adasına götürmeye çalıştı ve ben reddettim" demiştir. ABD Adalet Bakan Yardımcısı Blanche, 30 Ocak'ta düzenlediği basın toplantısında, Epstein hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni belgeyi yayımlayarak, kamuoyunun erişimine açtıklarını söylemiştir.
Ulusal basında Epstein'ın, Karayipler bölgesinde ABD'ye ait Virgin Adaları'nda yer alan "Little St. James" ve "Great St. James" adalarının cinsel istismar ve fuhuş ağı dahil faaliyetleri için satın alarak kullandığı ve bu adaların, kamuoyunda " Epstein'in Karayipler'deki suç adaları" olarak tanındığı aktarılmıştır.
Belgelerde Bill Gates hakkında yer alan bir e-posta taslağında, Epstein’ın “Gates’in Rus kızlarla ilişkisi olduğu ve cinsel yolla bulaşan hastalık kaptığı” iddiasını dile getirdiği görülmüştür. Epstein’ın bu iddiaları bir “şantaj taslağı” olarak kaydettiği belirtilmiştir. Belge, Epstein’ın Gates’le doğrudan yazışmalarına ait değildir; ancak onun ismini içeren e-posta taslağında yer aldığı tespit edilmiştir.
2013 tarihli e-posta dizilerinde Steve Tisch’in Epstein’a yazdığı bir mesajda, “tanışabileceği kadınlar hakkında bilgi almak istediği” görülmüştür. Bu e-postalarda Epstein’ın sosyal çevresindeki kadınlardan bazılarını “davet listesi” olarak paylaştığı anlaşılmıştır.
Açıklanan yeni belgeler arasında İngiltere'de "Prens" ünvanı geri alınan Andrew Mountbatten-Windsor'un yer aldığı fotoğraflar ve e-postalar dikkat çekmiştir. İngiliz kamu yayıncısı BBC, Mountbatten-Windsor'un yer aldığı fotoğrafları paylaşırken, eski prensin fotoğrafların birinde yerde yatan ve tamamen giyinik bir kadının karnına dokunduğu, diğer bir fotoğrafta ise yine aynı kadının yerde olduğu, kendisinin de "dört ayak" şeklinde doğrudan kameraya baktığı ifade edilmiştir.

Andrew Mountbatten-Windsor’un bir kadının üzerinde çömelmiş halde olduğunu gösteren bir fotoğraf. - (ABD Adalet Bakanlığı)
Fotoğrafların nerede ve ne zaman çekildiklerinin belirsiz olduğunu aktaran BBC, Epstein'ın, Mountbatten-Windsor'ı 26 yaşındaki Rus bir kadınla akşam yemeğine davet ettiğine ilişkin e-posta yazışmalarının da paylaşıldığını belirtmiştir. The Guardian ise açıklanan yeni belgelere göre, eski Prens Andrew'un, Epstein'ın ev hapsinden serbest bırakılmasının ardından onu Buckingham Sarayı'nda görüşmeye davet ettiğini öne sürmüştür.
Açıklanan belgelerde Mountbatten-Windsor'un 2010'da Epstein ile e-posta aracılığıyla haberleştiği ve bir yazışmada Mountbatten-Windsor'un, "Buraya, BP'ye gelirsen çok memnun olurum. Kiminle gelmek istersen gel, saat 16.00'dan 20.00'ye kadar burada olacağım." ifadelerini kullandığı belirtilmiştir. The Guardian, "BP" harflerinin Buckingham Sarayı'nın (Buckingham Palace) kısaltması olabileceğine işaret etmiştir.
2009 tarihli e-postalarda Sarah Ferguson (York Düşesi)’un Epstein’a şu şekilde hitap ettiği görülmüştür: “Benim sevgili, muhteşem ve özel arkadaşım Jeffrey. Sevgiler, Sarah, Kızıl Kafa.” Ferguson, Epstein’dan 15.000 sterlin yardım almıştır. Belgelerde bu ödemenin borç kapatma amacıyla yapıldığı görülmektedir.
CNN'in Bakanlığın yayınladığı belgelerdeki e-posta yazışmalarına dayandırdığı haberine göre Eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ve eşi Nili Priel'in, ABD'nin New York kentinde Epstein'a ait bir dairede birden fazla kez konakladığı ortaya çıkmıştır. Buna göre Priel, Mayıs 2017'de Epstein'e, kendisi ve Barak'ın birkaç günlüğüne Harvard bölgesine gitmek için konakladıkları daireden ayrılacaklarını bildiren ve "daire boşken bir temizlikçinin gelip gelemeyeceği sorusunu" içeren bir e-posta göndermiştir.
Epstein'ın uzun süre asistanlığını yapan Leslie Groff, başka bir e-posta yazışmasında ise Barak'ların konakladığı dairedeki "kablo kutusunu Apple TV kurulumuyla değiştirmek için Priel ile iletişime geçeceğini" bildirmiştir. Diğer e-postalarda ise Barak çiftinin New York'u ne zaman ziyaret edeceğine yönelik Groff, Epstein ve Priel'in görüşmeler ayarlama konusunda sık sık birbirleriyle yazıştığı aktarılmıştır.
1999-2001 arası İsrail Başbakanlığı yapan Barak, daha önceki açıklamasında, 2003 yılında Epstein ile tanıştığını, Epstein hüküm giydikten sonra da kendisiyle ilişkisini sürdürdüğünü kaydetmiş ve "hiçbir zaman uygunsuz bir davranışa tanık olmadığını" savunmuştur.
Dosyalarda, Epstein ve eski İsrail Başbakanı Barak'ın birçok konuşması yer alırken, ikilinin konuşmalarında iki farklı zamanda Mossad'a atıfta bulunulduğu görülmüştür. Dosyaya göre, Epstein, 17 Aralık 2018'de yolladığı e-postada, Barak'a "Mossad için çalışmadığımı açıkça belirtmelisin. :)" demiştir. Epstein, 9 Kasım 2017 tarihli e-postada ise Barak'a "Boies, eski Mossad ajanlarını kirli soruşturmalar yapmak için bulmasına yardım etmeni istedi mi? Bu konu basında çok yer alıyor." ifadesini kullanmıştır. Öte yandan, Barak cevabında bu konuya ilişkin bir ifade kullanmayarak Epstein'dan kendisini aramasını istemiştir.

Ehud Barrack imzalı kara tahta - (ABD Adalet Bakanlığı)
ABD Adalet Bakanlığının yayımladığı yeni fotoğraflarda, kara tahtaya çizilmiş bir harita görülmüştür. Haritanın sağ alt köşesinde eski İsrail Başbakanı Ehud Barak’ın imzasının bulunduğu öne sürülmüştür. Sosyal medyada bazı kullanıcılar, söz konusu haritanın “Büyük İsrail Projesi” kapsamında çizilmiş olduğunu savunmuştur. Aynı fotoğrafta ayrıca, Epstein’in kara tahtanın önünde küçük bir kız çocuğuyla birlikte yer aldığı görülmüştür.
Epstein dosyalarında yer alan e-posta yazışmalarında, Epstein’in Ehud Barak ile birçok kez görüştüğü ve sık sık iletişim kurduğunun ortaya çıkmıştır.
Belgelerde Norveç, Danimarka ve İsveç'ten kraliyet isimleri yer almıştır. Norveç'te yayın yapan NRK, yeni belgelerde Prenses Mette-Marit'in adının yüzlerce kez geçtiğini vurgulayarak, 2011'deki bir e-posta yazışmasında prensesin Epstein'ın ismini internette araştırdığını kendisiyle paylaştığını aktarmıştır.
Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit de Norveç medyasına yaptığı açıklamada, Epstein'ın yaptıklarından sorumlu olduğunu ifade ederek, "Epstein'ın geçmişini daha iyi araştırmadığım ve nasıl bir insan olduğunu yeterince çabuk anlamadığıma yönelik sorumluluğu üstleniyorum. Bundan dolayı derin üzüntü duyuyorum." demiştir. Epstein'a ilişkin yanlış kararlar aldığını aktaran Prenses, "Epstein ile herhangi bir şekilde iletişim kurduğum için pişman olduğumu belirtmek isterim. Bu durum son derece utanç verici." diye konuşmuştur. Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit, 2019'daki açıklamasında da Epstein ile buluşmasından pişmanlık duyduğunu aktarmış, 2013'te iletişimini kestiğini öne sürse de prensesin 2014'te Epstein ile Florida'da bir araya geldiği ortaya çıkmıştır.
Epstein dosyasına ilişkin açıklanan yeni belgelerde adının 2 kez geçtiği ifade edilen Danimarka Kralı Frederik'e ilişkin kraliyet açıklama yapmıştır. Kraliyet, ulusal basınla paylaştığı açıklamada, Kral Frederik'in Epstein ile hiç tanışmadığını kaydetmiştir. Yeni açıklanan belgelerde ise Kral Frederik'in prens olduğu dönemde Epstein'ın iş bağlantılarından bir iş adamı ile görüştüğü ve bir kez özel bir akşam yemeğine katıldığı iddia edilmiştir. Belgelerde adı geçen bir diğer ismin ise İsveç Prensesi Sofia olduğu aktarılmıştır. İsveç medyası, Prenses Sofia'nın 2012'de Epstein özel davetlisi olarak New York'ta bir film gösterimine katıldığını ifade etmiştir. İsveç Kraliyet Sarayı ise daha önce yaptığı açıklamada, Prenses Sofia'nın 2005'te Epstein ile birkaç kez görüştüğünü ancak 20 yıldır onunla hiçbir temasının olmadığını belirtmiştir.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan belgeler kapsamında, Jeffrey Epstein ile eski ABD Hazine Bakanı ve Harvard Üniversitesi’nin eski başkanı Larry Summers arasında 2016–2017 yıllarında gerçekleşen e-posta yazışmaları kamuoyuna yansımıştır.
Mayıs 2017 tarihli bir e-postada Summers, Epstein’e hitaben “Donald ne kadar suçlu?” ifadesini kullanmıştır. Aynı yazışmada Summers, Donald Trump’ın 2016 başkanlık seçimlerini Rusya’nın yardımıyla kazanmış olabileceği yönündeki iddiayı “makul ancak kesin değil” şeklinde nitelendirmiştir. Belgelerde, Trump’ın söz konusu seçimlerde Rusya ile herhangi bir iş birliği yaptığı iddialarını uzun süredir reddettiği bilgisine de yer verilmiştir.
Epstein, Summers’ın bu mesajına yanıt olarak, “Senin dünyan onun gerçekte ne kadar aptal olduğunu anlamıyor” ifadesini kullanmıştır.
Ekim 2016 tarihli daha erken bir e-postada Summers, Epstein’e “Trump’ın gerçekten kokain kullanan biri olduğu fikri ne kadar makul?” sorusunu yöneltmiş; Epstein ise bu soruya “hiç mümkün değil” yanıtını vermiştir.
Temmuz 2017 tarihli bir başka yazışmada Summers, Epstein’e “Arkadaşının zihinsel olarak hasta olduğunu düşünüyorum” ifadesini kullanmıştır. Epstein ise buna karşılık söz konusu kişi için “O benim arkadaşım değil ve bunu sana daha önce de söyledim” yanıtını vermiştir.
Yazışmalarda Trump’ın adı doğrudan anılmamakla birlikte, tarafların ABD başkanının dış politika uygulamalarını ve Summers’ın ifadesiyle “Hillary’den daha iyi olup olmadığı” konusunu tartıştıkları görülmüştür. Epstein, bu kapsamda Trump’ın İsrail ve Hindistan ile yürüttüğü çalışmalara atıfta bulunmuştur.
Yayımlanan dosyalar, İngiliz milyarder iş insanı ve Virgin Group’un kurucusu Richard Branson ile Jeffrey Epstein arasında 2013 yılında gerçekleşen bir e-posta yazışmasını ortaya koymuştur.
11 Eylül 2013 tarihli e-postada Branson, Epstein’e hitaben “Dün seni görmek gerçekten çok güzeldi” ifadesini kullanmış; mesajının devamında “Buralara her geldiğinde seni görmek isterim. Yeter ki haremini de yanında getir” ifadelerine yer vermiştir.
Virgin Group adına konuşan bir temsilci, söz konusu e-postanın, Branson’ın Epstein’i Britanya Virjin Adaları’nda kendisine ait özel adada düzenlenen bir grup iş toplantısında ağırlamasının kısa bir süre ardından gönderildiğini The Guardian gazetesine açıklamıştır. Aynı açıklamada, Epstein’in toplantıya üç yetişkin kadınla birlikte geldiği, bu kişilerin toplantıya katılmadığı ve Epstein’in bu kadınlardan “haremi” olarak söz ettiği ifade edilmiştir.
Virgin Group temsilcisi tarafından yapılan açıklamada, Richard ve Joan Branson’ın Epstein ile temaslarının 12 yıldan daha uzun süre önce yalnızca birkaç kez gerçekleştiği ve bu temasların grup ya da iş ortamlarıyla sınırlı olduğu, bunlar arasında bir hayır amaçlı tenis etkinliğinin de bulunduğu belirtilmiştir.
Kasım ve Aralık 2018 tarihli e-postalar, Jeffrey Epstein’in Steve Bannon ve oğlu Sean Bannon’a Apple Watch gönderdiğini göstermektedir. Yazışmalara göre, gönderilen saatler Hermès kayışlı Apple Watch olup, söz konusu dönemde 1.499 ABD doları değerindedir. E-postalarda, gönderilen saatlerin aynı model olduğu belirtilmiştir. Saatlerin özellikleri 44 mm, uzay grisi paslanmaz çelik kasa ve uzay siyahı tasarım olarak tanımlanmıştır.
Epstein’in asistanı Lesley Groff tarafından yazılan bir e-postada, “Jeffrey, Steve’i bir sonraki görüşlerinde kendisi verecek” ifadesi yer almıştır. Ocak 2019 tarihli ve gönderen adı sansürlenmiş başka bir e-postada ise Epstein’e hitaben “Steve’e Apple Watch’u verildi” denilmiştir.
Daha önce yayımlanan Epstein dosyalarında, Bannon ile Epstein’in yüzlerce kısa mesaj alışverişinde bulunduğu ortaya konulmuştur. Aynı belgelerde, Bannon’ın Epstein’in itibarını yeniden inşa etmeye yönelik girişimlerinde önemli bir rol üstlendiği bilgisine yer verilmiştir. Bu kapsamda Bannon, planlanan bir belgesel çalışması için Epstein ile saatler süren röportajlar gerçekleştirmiştir.
Bannon, 2018 tarihli bir mesajında “Gerçek hikayeyi anlatan bir belgesel yapmak istiyorum” ifadesini kullanmıştır. Epstein ise bu mesaja “Evet, harika bir fikir” yanıtını vermiştir.
Yayımlanan belgelerde, yapımcı Peggy Siegal’in Jeffrey Epstein’e gönderdiği bir e-postada, Nairobi’ye gitmek üzere olduğunu belirttiği görülmüştür. Siegal, e-postasında Epstein’i seyahatin içeriğine ilişkin bilgilendirmiş; mesajında “Sana başka bir hayat deneyimi için ne kadar teşekkür etsek az. Maasai savaşçıları bizi yemezse Somalili korsanlar yiyecek.” ifadesine yer vermiştir.
Aynı e-postada, “Senin için bir ya da iki küçük bebek getirebilirim. Kız mı erkek mi? Tam Madonna gibi.” ifadesi dikkat çekmiştir.
ABD Adalet Bakanlığının dün yayımladığı belgeler arasında 7 Kasım 2014 tarihli bir yazışmada, aynı zamanda New York Times muhabiri olan Thomas Jr. ile Epstein arasındaki e-posta yazışması yer almıştır. Mailinde Robert Koleji'nin geçmişinden bahseden Thomas Jr, "Muhafazakar İslamın sosyal hayata ve eğitim sistemine gitgide daha çok sızdığı bugünün Türkiye'sinde, bu sene 150. yılını kutlayan Robert Koleji'nin misyonu hiç olmadığı kadar önemlidir." ifadelerini kullanmıştur.
Konuyu Gates Vakfı'na sunup sunmamak konusunda Epstein'in fikrini soran Thomas Jr, "DEAŞ'tan sonra Türkiye çok muhafazakar bir yere doğru gidiyor. Biz de yönetim kurulu olarak, misyonunun çok önemli olmadığını düşünen bir hükümet altında ve bu atmosferde Robert Koleji'nin önemini insanlara anlatma çabalarımızı artırıyoruz." görüşünü paylaşmıştır.
2014'teki yazışmalara göre, Robert Koleji'nin müdürünün New York'ta olacağını vurgulayan Thomas Jr, isterse müdürü Epstein ile bu konuda görüştürebileceğini kaydetmiştir. Babasının da Robert Koleji'nin yönetim kurulu üyesi olduğunu ve kendisinin uzun yıllar Türkiye'de yaşadığını belirten Thomas Jr, "Neyse, sadece düşüncelerinizi almak ve bu hikayeyi sunabileceğim başka vakıflar/milyarderler hakkında fikirlerinizi görmek istedim. Utanmasızca yaptığım bu bağış toplama tanıtımını burada bitiriyorum." ifadelerine yer vermiştir. Epstein'in ise Thomas Jr.'a "Görüştüğümüzde bana daha fazlasını anlat." yanıtını verdiği görülmüştür.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche'ın, hakkındaki soruşturmayla ilgili 3 milyondan fazla yeni dosyayı daha kamuoyuyla paylaştıklarını bildirmesinin ardından Epstein'ın, pilotu Larry Visoski ile 14 Nisan 2017'de yaptığı yazışma ortaya çıkmıştır. Yazışmada Visoski, kullanmayı düşündükleri uçağın 2007'de CIA'a hizmet verdiğini ifade etmiştir. Eski numarası "N313P" olan uçağın, CIA tarafından Guantanamo Körfezi'ne mahkum taşımak amacıyla kullanıldığını belirten Visoski, bu nedenle "işkence uçağı (Torture Plane)" olarak anıldığını kaydetmiştir. Visoski, uçağın Orta Doğu'ya yapılacak uçuşta sorun çıkarabileceğini belirtmiştir.
Epstein belgelerinde, eğlence ve spor sektörlerinden birçok ismin yazışmaları ve görselleri ortaya çıkmıştır. Casey Wasserman’ın, Ghislaine Maxwell ile yaptığı özel yazışmalarda cinsel içerikli ifadeler kullanıldığı görülmüştür. Wasserman, yazışmaların ardından pişmanlık duyduğunu açıklamıştır. Steve Tisch’in 2013 tarihli e-postalarında, Epstein’la kadınlar hakkında konuştuğu ve bazı davet listelerini paylaştığı belirlenmiştir. Brett Ratner’ın Epstein ve iki kadınla aynı ortamda çekilmiş samimi fotoğrafları dosyalar arasında yer almıştır. Peggy Siegal’ın Epstein’a gönderdiği e-postalarda cinsiyetçi ve rahatsız edici ifadeler bulunduğu kaydedilmiştir.
Belgelerde Dr. Mehmet Öz’ün isminin geçtiği birkaç kayıt yer almıştır. Epstein’ın 2004 yılında Öz’ün seyahat giderlerini karşıladığına dair belgeler açıklanmıştır. 2014’te Öz’ün, Epstein’ın davetli olduğu bir etkinlikte konuşma yaptığı ve 2016 yılında Epstein’a e-posta gönderdiği kayıt altına alınmıştır. Belgelerde Öz’e yönelik suçlayıcı bir ifade bulunmamıştır.
Yayımlanan 3 milyondan fazla yeni Epstein dosyasının, 3 binden fazlasında Hindistan asıllı yazar Deepak Chopra’nın adının geçtiği belirtilmiştir. Dosyalar arasında, Chopra’nın 8 Mart 2017 tarihinde Epstein’e gönderdiği bir e-postada “Tanrı bir kurgudur. Tatlı kızlar gerçektir.” ifadesini kullandığı görülmüştür. Chopra’nın konuya ilişkin kamuoyuna yansımış bir açıklaması bulunmamaktadır.
DNA’nın ikili sarmal yapısını keşfeden ve 1962 yılında Francis Crick ile birlikte Nobel Ödülü alan ABD’li bilim insanı James Watson’un, Jeffrey Epstein’in New York’taki malikanesinde 3 kadınla çekilmiş bir fotoğrafı ortaya çıkmıştır.
İngiliz The Telegraph gazetesinin elde ettiği belgelere göre, 97 yaşında hayatını kaybeden Watson’un, Epstein’in New York’taki malikanesinin büyük salonunda, muhtemelen 2010’ların sonuna doğru bir tarihte çekilmiş fotoğrafı yer almıştır. Fotoğrafta Watson’un 3 kadınla birlikte görüldüğü, kadınlardan birinin elinde Watson’un bilimsel bir makalesinin bulunduğu belirtilmiştir. Elde edilen belgeler arasında, 2017 yılında Epstein’e asistanı tarafından gönderilen “Dr Watson size bir makale yolladı. Sizin için yemek masasına bıraktım.” ifadelerini içeren bir e-postanın da bulunduğu aktarılmıştır.
Birleşik Krallık’ta eski kabine bakanı ve siyasetçi Peter Mandelson (Lord Mandelson), 2 Şubat 2026 tarihinde Labour Party üyeliğinden istifa ettiğini açıklamıştır. Mandelson, istifa kararını, merhum ve hüküm giymiş cinsel suçlu Jeffrey Epstein ile geçmişte kurduğu ilişkilerin parti açısından “daha fazla utanç kaynağı olmaması” gerekçesiyle aldığını belirtmiştir.
Lord Mandelson, ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan ve kamuoyuna sunulan yeni Epstein belgelerinde yer almasının ardından, pazar günü İşçi Partisi Genel Sekreteri’ne bir mektup göndermiştir. Mektubunda, hafta sonu yayımlanan belgelerle birlikte Epstein etrafında oluşan tepkilerle yeniden ilişkilendirildiğini, bu durumdan üzüntü ve pişmanlık duyduğunu ifade etmiştir.
Yayımlanan belgelerde, Epstein’in 2003 ve 2004 yıllarında Lord Mandelson’a üç ayrı işlem halinde toplam 75 bin ABD doları ödeme yaptığına işaret eden kayıtlar bulunduğu belirtilmiştir. Her biri 25 bin ABD doları tutarındaki bu işlemlere ilişkin banka kayıtları, ilk olarak Financial Times tarafından haberleştirilmiştir. Ödemelerin Epstein’in JP Morgan hesaplarından yapıldığı, bazı kayıtlarda Mandelson’ın yararlanıcı olarak adının geçtiği ifade edilmiştir. Ancak bu ödemelerin ilgili hesaplara fiilen ulaşıp ulaşmadığı netlik kazanmamıştır.
Lord Mandelson, mektubunda, 20 yıl önce kendisine yapıldığı iddia edilen ve doğru olduğuna inanmadığı bu mali ödemelerin kendisi tarafından araştırılması gerektiğini, bu süreçte İşçi Partisi’ni zor durumda bırakmak istemediğini belirterek üyelikten ayrıldığını kaydetmiştir. Aynı mektupta, sesleri çok daha önce duyulması gereken kadınlar ve kız çocuklarından özür dilediğini yinelemiştir.
Mandelson, daha önce yaptığı açıklamalarda, yayımlanan belgelerin özgünlüğünden emin olmadığını söylemiş; Epstein’i tanımış olmaktan ve özellikle mahkûmiyetinden sonra ilişkiyi sürdürmüş olmaktan dolayı derin pişmanlık duyduğunu ifade etmiştir. Belgelerde ayrıca, Epstein ile Mandelson’ın, Epstein’in 2008 yılında Florida’da vardığı savunma anlaşması ve mahkumiyet kararından sonra da yazışmayı sürdürdükleri ortaya konulmuştur.
Yeni belgelerde, Lord Mandelson’ın Epstein’in talebi üzerine, 2009 yılında bankacı ikramiyelerine getirilecek vergi düzenlemesine ilişkin hükümet politikalarında değişiklik yapılması için girişimde bulunduğunu gösteren e-postalar da yer almıştır. Mandelson’ın, dönemin İşçi Partisi hükümetinde İş ve Ticaret Bakanı olduğu dönemde yazılan bu mesajlarda, Hazine’nin karşı çıktığını ancak konuyla ilgilendiğini belirttiği aktarılmıştır. Mandelson, daha sonra BBC’ye yaptığı açıklamada, bu görüşmelerin tek bir kişi adına değil, finans sektörünün genel taleplerini yansıttığını söylemiştir.
Belgelerde ayrıca, Lord Mandelson’a ait olduğu belirtilen ve bir kadınla birlikte çekilmiş bazı fotoğrafların da yer aldığı, ancak bu görüntülerin nerede ve ne zaman çekildiğinin bilinmediği ifade edilmiştir. Mandelson, söz konusu fotoğraflarla ilgili olarak, mekanı, kişiyi veya koşulları hatırlamadığını belirtmiştir.
İşçi Partisi içinden ve muhalefetten çeşitli siyasetçiler, Mandelson’ın istifa kararına ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Bazı milletvekilleri, Mandelson’ın Lordlar Kamarası Standartlar Komiserliği’ne başvurması gerektiğini dile getirmiştir. Muhafazakar Parti ise Başbakan Keir Starmer’ı, Mandelson’ın istifasına izin vermekle eleştirmiş ve kapsamlı bir soruşturma çağrısında bulunmuştur.
Jeffrey Epstein ile bağlantıları bulunduğu belirtilen İngiltere’nin eski Washington Büyükelçisi Peter Mandelson 23 Şubat 2026 tarihinde, kamu görevini kötüye kullanmak şüphesiyle gözaltına alınmıştır. Londra Metropolitan Polis Teşkilatından yapılan yazılı açıklamada Mandelson'ın kuzey Londra’daki Camden’daki evinde gözaltına alındığı ve sorgu için Londra’daki bir polis karakoluna götürüldüğü belirtilmiştir. Mandelson, 24 Şubat’ta kefaletle serbest bırakılmıştır.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, 26 Şubat'ta Peter Mandelson hakkında yolsuzluk soruşturması açılmasını talep ederek Avrupa Yolsuzlukla Mücadele Ofisi’ne (OLAF) başvuruda bulunmuştur. Soruşturmada, Mandelson’un 2010 yılında avroyu kurtarmak için hazırlanan 500 milyar avroluk paket hakkında Epstein’e bilgi vererek AB kurallarını ihlal edip etmediğinin değerlendirileceği belirtilmiştir.
Kamuoyuyla paylaşılan yeni Epstein belgelerinde, Slovakya Başbakanı Robert Fico’nun dışişleri ve ulusal güvenlik danışmanı olan Slovak diplomat Miroslav Lajčák’ın adının geçtiği bildirilmiştir. Slovak basınında yer alan haberlerde, Lajčák’ın Jeffrey Epstein ile e-posta yazışmaları yaptığı belirtilmiştir.
Söz konusu yazışmaların, sıklıkla kişisel nitelik taşıdığı, bu görüşmelerde kadınlar ve jeopolitik meseleler dâhil olmak üzere çeşitli konuların ele alındığı aktarılmıştır. Belgelerde ayrıca Epstein’in, dönemin Slovakya Dışişleri Bakanı olan Lajčák’ı evine davet ettiği, yazışmalarda Slovakya’daki seçim süreçlerine de sıkça değinildiği kaydedilmiştir.
Lajčák, 360.sk haber sitesine yaptığı açıklamada, Başbakan Fico ile ABD Başkanı Donald Trump’ın eski danışmanı Steve Bannon arasında herhangi bir görüşme ayarlamadığını belirtmiştir. Lajčák, ayrıca yazışmalarda “kadınların hiçbir zaman sohbetin parçası olmadığını” savunarak iddiaları reddetmiştir.
Slovakya Haber Ajansı TASR’nin aktardığına göre, Slovakya’daki muhalefet partileri, yeni Epstein belgelerinde adının geçmesi üzerine Lajčák’ın istifasını talep eden ortak bir açıklama yayımlamıştır. Bu gelişmenin ardından Lajčák, istifa mektubunu Başbakan Robert Fico’ya sunmuştur. Başbakan Fico, istifayı kabul ettiğini kamuoyuna açıklamıştır.
Fico, yaptığı açıklamada, Lajčák’ın istifa kararının önemli bir diplomatik sorumluluk örneği olduğunu ifade etmiştir. Başbakan ayrıca, bu istifayla birlikte Slovakya’nın diplomasi ve dış politika alanında önemli bir deneyim kaynağını kaybettiğini belirtmiştir.
Andrew Mountbatten-Windsor, kamuoyuyla paylaşılan yeni Epstein belgelerinin ardından, Windsor’daki Royal Lodge adlı konutundan ayrılarak Sandringham Estate’te bulunan Wood Farm’a taşınmıştır. Eski prensin, 1 Şubat Pazartesi gecesi Royal Lodge’dan ayrıldığı ve daimi ikametgahı tadilattan geçerken Sandringham’da geçici olarak yaşamaya başladığı bildirilmiştir.
Buckingham Palace, taşınmanın 2026 yılının başlarında gerçekleşmesinin planlandığını daha önce açıklamış olsa da, ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan son Epstein dosyalarının ardından bu sürecin öne çekildiği belirtilmiştir. Sandringham Malikanesi’nin, Birleşik Krallık Kralı’na ait özel mülk olduğu, Mountbatten-Windsor’un yeni ikametinin masraflarının Kral tarafından karşılanacağı, daimi ikametgahının ise mülk içerisindeki Marsh Farm olmasının planlandığı aktarılmıştır.
Yayımlanan yeni Epstein belgelerinin ardından Mountbatten-Windsor üzerinde, ABD Kongresi’nde ifade vermesi yönündeki siyasi ve kamuoyu baskısının arttığı belirtilmiştir. Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, bilgi sahibi olan herkesin uygun görülen her platformda bu bilgileri paylaşması gerektiğini ifade etmiştir.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan Epstein dosyalarının ardından, Birleşik Krallık’ta birden fazla üst düzey istifa gerçekleşmiştir. Bu istifalar, Jeffrey Epstein ile geçmişte kurulan bağlantıların kamuoyuna yansıması sonrasında yaşanmıştır.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın iletişim sorumlusu Tim Allan, 9 Şubat 2026 tarihinde görevinden istifa etmiştir. Allan’ın istifası, Epstein skandalının yol açtığı siyasi sonuçlar bağlamında gerçekleşmiştir. Tim Allan, istifasına ilişkin kısa açıklamasında şu ifadeyi kullanmıştır: “Yeni bir 10 Numara ekibinin kurulmasına olanak sağlamak için görevimden ayrılmaya karar verdim.”
Tim Allan’ın istifasından bir gün önce, Başbakan Starmer’ın özel kalem müdürü Morgan McSweeney de görevinden ayrılmıştır. McSweeney’nin istifası, Epstein dosyalarında adı geçen isimlerle bağlantılı siyasi tartışmaların yoğunlaştığı bir döneme denk gelmiştir.
İstifaların ardından Başbakan Keir Starmer, Downing Street’teki personele hitap ederek sürece ilişkin değerlendirmede bulunmuştur. Starmer’ın konuşmasında yer alan ifadeler şöyledir: “Siyasetin iyilik için bir güç olabileceğini kanıtlamalıyız. Bunun mümkün olduğuna inanıyorum. Bunun böyle olduğuna inanıyorum. Buradan ileriye gidiyoruz. Ülkeyi değiştirmeye devam ederken özgüvenle ilerliyoruz.”
Aynı gün, Başbakanlık Sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, Starmer’ın görevinden ayrılma planı olmadığı belirtilmiş ve şu ifade kullanılmıştır: “Başbakan, ülke genelinde değişim sağlama görevine odaklanmış durumdadır.”
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan Epstein dosyalarında yer alan bilgiler sonrasında, Norveç’in Ürdün ve Irak Büyükelçisi Mona Juul, 9 Şubat 2026 tarihinde görevinden istifa etmiştir. İstifa, Jeffrey Epstein ile geçmişte kurulduğu belirtilen temasların kamuoyuna yansımasının ardından gerçekleşmiştir.
Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide, istifayı duyurduğu resmi açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştır: “Juul’un hüküm giymiş cinsel suçlu Jeffrey Epstein ile teması, ciddi bir muhakeme hatasını ortaya koymuştur.” Eide, aynı açıklamada şu değerlendirmeye de yer vermiştir: “Bu durum, görevin gerektirdiği güvenin yeniden tesis edilmesini zorlaştırmaktadır.”
Norveç Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Epstein’e ilişkin belgelerin Mona Juul hakkında birden fazla ayrıntı içerdiği, ancak bu ayrıntıların içeriğine dair spesifik bilgi paylaşılmadığı belirtilmiştir. Bakanlık, Juul’un Epstein hakkındaki bilgisi ve kendisiyle teması konusunda resmi bir inceleme başlatıldığını duyurmuştur. Bakan Eide, incelemenin kapsamına ilişkin olarak şu ifadeyi kullanmıştır: “Bu ilişkinin, diplomat olarak yürüttüğü çalışmaları etkileyip etkilemediğini belirlememiz gerekiyor.”
Norveç medyasında yer alan haberlere göre, Mona Juul’un eşi Terje Rød-Larsen, Haziran 2019’da Paris’te Jeffrey Epstein ile bir akşam yemeğinde bir araya gelmiştir. Bu bilgi, ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı son belge paketlerinde yer alan e-posta yazışmalarına dayandırılmıştır. Söz konusu e-postada şu ifade yer almaktadır: “Jeffrey, Terje ve Thornborn ile Perşembe günü 20 Haziran’da Paris’te buluşacağını söylüyor.”
Yayımlanan Epstein dosyalarında, Mona Juul, Terje Rød-Larsen ve Avrupa Konseyi eski Genel Sekreteri Thorbjørn Jagland’ın isimlerinin birden fazla kez geçtiği belirtilmiştir. Belgelerde isimlerin yer almasının tek başına hukuka aykırı bir fiil veya suç isnadı anlamına gelmediği özellikle vurgulanmıştır. Norveç Dışişleri Bakanı Eide, Juul’un süreçte bakanlıkla iş birliğini sürdüreceğini şu sözlerle ifade etmiştir: “Juul, dosyanın netleştirilmesi ve önceki açıklamalarının yeni bilgilerle örtüşüp örtüşmediğinin belirlenmesi için bakanlıkla görüşmelerini sürdürecektir.”
Mona Juul’un avukatı Thomas Skjelbred, gazetecilere gönderdiği yazılı açıklamada şu ifadeyi kullanmıştır: “Mona Juul, konuyla ilgili tüm olguların ortaya çıkmasına yardımcı olmak için Dışişleri Bakanlığı ile tam iş birliği içinde olmaya devam edecektir.”
Epstein dosyalarında adı geçen diğer Norveçli isimler arasında Norveç Veliaht Prensesi Mette-Marit ve Dünya Ekonomik Forumu Başkanı ve eski Dışişleri Bakanı Børge Brende de yer almıştır. Ayrıca, eski Norveç Başbakanı ve eski Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjørn Jagland hakkında, Epstein ile temasları nedeniyle ayrı bir polis soruşturması yürütüldüğü bilgisi belgelerde yer almıştır.
Birleşik Arap Emirlikleri merkezli liman işletme şirketi DP World, ABD Adalet Bakanlığının yayımladığı Jeffrey Epstein belgelerinde adı geçen Sultan Ahmed bin Sulayem’in şirketin üst yöneticilik (CEO) görevinden istifa ettiğini duyurmuştur. . Şirketten yapılan yazılı açıklamada, Bin Sulayem’in CEO’luk ve yönetim kurulu başkanlığı görevlerinden istifa ettiği belirtilmiştir.
Açıklamada, Essa Kazim’in yönetim kurulu başkanlığı görevine getirildiği, Yuvraj Narayan’ın ise şirketin yeni CEO’su olduğu kaydedilmiştir. . DP World’de 2019’dan bu yana CEO’luk görevini yürüten Bin Sulayem’in, Epstein ile çok sayıda görüşme ve yazışma gerçekleştirdiğinin ortaya çıktığı ifade edilmiştir. Söz konusu temasların ortaya çıkmasının ardından, İngiltere ve Kanada merkezli bazı kuruluşların DP World’e yeni yatırım yapmayacaklarını duyurduğu belirtilmiştir.
ABD’de Jeffrey Epstein’e ilişkin yeni belgelerin kamuoyuyla paylaşılmasının ardından, Norveç’in eski Başbakanı Thorbjørn Jagland hakkında soruşturma açılmıştır. Soruşturma kapsamında Jagland’ın evinde arama yapılmıştır. Norveç’te yayımlanan VG gazetesinin aktardığına göre, Norveç’te ekonomik suçlarla mücadele kurumu Okokrim, Jagland ile bağlantılı birden fazla konutta arama gerçekleştirmiştir.
Jagland’ın avukatı Anders Brosveet, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Okokrim, şu anda Thorbjorn Jagland’ın evinde ve tatil mülklerinde arama yapıyor. Bu beklenen bir durum ve bu tür soruşturmalarda olağan bir süreçtir.” ifadelerini kullanmıştır. Brosveet, arama yapılmasının sonucu olarak Jagland’ın artık resmen şüpheli statüsüne sahip olduğunu belirtmiş ve bir sonraki adım olarak Jagland’ın Okokrim’de ifade vermeye gideceğini kaydetmiştir.
Jagland’ın konutundan çıkan yetkililerin, el konulan eşyalar için kutular taşıdığı görülmüştür. Okokrim, Epstein belgelerinde adı geçen diplomatlara yönelik soruşturma açıldığını duyurmuştur. Bu gelişmenin ardından Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Epstein’e ilişkin yeni belgelerde adı geçen ve Epstein ile yakın ilişkisi olduğu ortaya çıkan Jagland’ın dokunulmazlığını kaldırdığını açıklamıştır.
Oslo Anlaşmaları'nın mimarlarından biri olarak bilinen Norveçli eski diplomat Terje Rød-Larsen hakkında, Jeffrey Epstein ile ilişkileri üzerinden yolsuzluk ve çıkar ilişkisi iddiaları gündeme getirilmiştir. Al Jazeera’nın Norveç devlet kanalı NRK ile Dagens Næringsliv (DN) gazetesinin araştırmalarına dayandırdığı bilgilere göre, Rød-Larsen’in başkanlığını yürüttüğü dönemde New York merkezli International Peace Institute (IPI) aracılığıyla Epstein’ın çevresindeki bazı kişilerin itibarlarını aklamak için konumunu kullandığı öne sürülmüştür.
Epstein soruşturması kapsamında yayımlanan belgelere göre, Rød-Larsen, Epstein’ın çevresinde bulunan genç Rus kadınlara ABD makamlarından vize alınmasını sağlamak amacıyla resmi referans mektupları yazmış ve bu kişilerin araştırma görevlerine uygun “olağanüstü yeteneklere” sahip olduğunu belirtmiştir.
Norveç basınındaki haberlerde, söz konusu kişilerin akademik geçmişlerinin bulunmadığı ve Epstein tarafından “insan ticaretine maruz bırakıldıkları ve istismar edildikleri” iddia edilmiştir. Bir mağdur, NRK’ye yaptığı açıklamada Epstein’ın kendisini “manipüle etmek” amacıyla Rød-Larsen’in enstitüsüne gönderdiğine inandığını belirtmiştir. Bir diğer mağdur ise diplomatın, Epstein’ın asistanının doğrudan talebi üzerine vize sürecini kolaylaştırdığını ifade etmiştir.
Yayımlanan belgelerde ayrıca, Epstein’in 2013’te Rød-Larsen’e 130 bin dolar borç verdiği ve Epstein’ın vasiyetinde Rød-Larsen’in iki çocuğuna ayrı ayrı 5’er milyon dolar bırakılmasına yönelik bir madde bulunduğu iddialarına yer verilmiştir.
Oslo Anlaşmaları sürecinde Norveç’in arabuluculuk girişimlerinde kilit rol oynayan ve gizli görüşmelerin koordinasyonunda yer alan Rød-Larsen tarafından tutulan özel arşivde, Ocak–Eylül 1993 arasına ait belgelerin resmi dışişleri arşivlerinde yer almadığı öne sürülmüştür. Söz konusu kayıp belgelerin, gizli görüşmeler sırasında Filistin tarafının verdiği tavizlerde “kişisel nüfuz ya da şantajın” rol oynayıp oynamadığına dair ayrıntılar içerebileceği iddia edilmiştir.
Filistin Yasama Konseyi Üyesi Mustafa Barghouti, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Rød-Larsen hakkındaki iddialara şaşırmadığını belirtmiş ve “Oslo bir tuzaktı.” ifadelerini kullanmıştır. Barghouti ayrıca, Rød-Larsen’in İsrail’in etkisi altında bir kişi olduğunu düşündüğünü dile getirmiştir.
Barghouti, İsrail dış istihbarat servisi Mossad bağlantılı olduğu iddia edilen Epstein’dan Rød-Larsen ailesine milyonlarca dolar akmış olabileceğini belirtmiş ve bu paranın İsrail’in çıkarlarına hizmet edecek şekilde yönlendirilmiş olduğunu ifade etmiştir.
Rod-Larsen, Norveç’in ekonomik suçlarla mücadele kurumu Okokrim yetkilileri tarafından başkent Oslo’da sorgulanmıştır. Savcı Marianne Bender, NRK’ye yaptığı açıklamada, Rod-Larsen’in kendisine yöneltilen soruları yanıtladığını ve Okokrim ile işbirliği yapmaya hazır olduğu izlenimi verdiğini belirtmiştir. Bender, eski diplomata yönelik yürütülen soruşturmanın zaman alacağını ifade etmiştir.
Rod-Larsen’in avukatı John Christian Elden, Okokrim’e tüm sorulara ilişkin detaylı bilgi verildiğini ve müvekkilinin suçlu olmadığı yönünde ifade verdiğini açıklamıştır. Elden, Rod-Larsen’in Epstein ile etkileşimi ve mali çıkarlarına ilişkin ayrıntı sunduğunu kaydetmiştir.
ABD’de yayımlanan Epstein belgelerinde adı geçen eski Fransa Kültür Bakanı Jack Lang’ın, Paris’teki Arap Dünyası Enstitüsü (IMA) başkanlığı görevinden ayrılması talep edilmiştir. Farklı partilerden Fransız siyasetçiler, Epstein ile daha önce görüştüğü anlaşılan Lang’ın IMA’dan istifa etmesini istemiştir.
ABD Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche, Epstein soruşturmasına ilişkin 3 milyondan fazla yeni dosyanın kamuoyuyla paylaşıldığını bildirmiştir. Bu belgelerde Jack Lang ve kızı Caroline Lang’ın isimleri yer almıştır. Mediapart’ın yayımlanan belgelere dayandırdığı habere göre, Epstein’ın 2016’da ABD’ye ait Virgin Adaları’nda kurduğu bir şirketin hisselerinin yarısının Caroline Lang’a ait olduğu ortaya çıkmıştır.
Epstein dosyasında adı 900’den fazla kez geçen Caroline Lang, gelişmelerin ardından Bağımsız Yapımcılar Sendikası (SPI) genel sekreterliği görevinden istifa etmiştir. Fransa’daki Ulusal Mali Savcılık, Jack Lang ve Caroline Lang hakkında “ağırlaştırılmış vergi kaçakçılığına dayalı para aklama” suçundan ön soruşturma başlatmıştır.
Epstein belgelerinde Jack Lang’ın adı 600’den fazla kez geçmektedir. Belgelerde, Lang’ın Epstein’e Paris’te kültürel geziler önerdiği ve Nisan 2017’de Epstein’ın Lang’a Fas’a gitmesi için uçağını ödünç verdiği belirtilmiştir. Mart 2019 tarihli bir mesajda, Paris’teki Louvre Müzesi önünde Lang ile çekilmiş bir fotoğrafın yer aldığı ifade edilmiştir.
Fransa Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, Jack Lang’ın Arap Dünyası Enstitüsü Başkanlığı görevinden istifa ettiği ve istifasının Jean-Noel Barrot tarafından onaylandığı bildirilmiştir. Fransız polisi, Paris’teki Arap Dünyası Enstitüsü binasında, Jack Lang ile ilgili soruşturma kapsamında arama gerçekleştirmiştir. Ulusal Mali Savcılık, Lang ve kızı hakkında başlatılan ön soruşturma çerçevesinde birden fazla adreste arama yapıldığını açıklamıştır.
ABD’de reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılanırken cezaevinde ölü bulunan Jeffrey Epstein hakkında yürütülen soruşturma dosyalarına ilişkin yeni belgelerin kamuoyuyla paylaşılmasının ardından, dosyalarda genetik deney iddiaları, cinayet suçlamaları ve yüksek profilli kişilerle yazışmalar gibi çeşitli ayrıntıların yer aldığı görülmüştür.
Dosyalarda, Eddy Aragon adlı bir kişiye gönderildiği belirtilen ve “Gizli: Jeffrey Epstein” başlığını taşıyan bir e-postada, iki yabancı uyruklu kadının boğularak öldürüldüğü ve bu kişilerin Epstein’in emriyle New Mexico eyaletindeki Zorro Çiftliği yakınlarına gömüldüğü iddiası yer almaktadır. E-postada, söz konusu iddianın Zorro Çiftliği’nde çalıştığı belirtilen bir kişiye dayandırıldığı aktarılmıştır.【11】
Yazışmalarda, kadınların cinsel ilişki sırasında boğularak öldürüldüğü, ardından Epstein ile eski kız arkadaşı ve hüküm giymiş suç ortağı Ghislaine Maxwell’in talimatıyla çiftliğin yakınlarına gömüldükleri ileri sürülmüştür. Aynı e-postada, Epstein’in reşit olmayan çocuklara yönelik cinsel istismar uyguladığına dair ifadeler, bir kadının intihar girişimine ilişkin itiraf ve “Matthew Mellon videosu” başlıklı bir video ile benzeri görüntülere ait bağlantı adreslerinin de bulunduğu kaydedilmiştir.
Belgelerde, Epstein’in eski kız arkadaşı Eva Andersson-Dubin tarafından 14 Ağustos 2010 tarihinde gönderilen bir e-postaya da yer verilmiştir. Söz konusu e-postada Dubin’in, “Gelecek hafta ziyarete gel. (Dubin’in kızı) Celina’nın beş arkadaşı gelecek.” ifadesini kullandığı görülmüştür.
Dosyalarda, Bryan Bishop tarafından Epstein’e gönderilen bir e-postada, genetik ve embriyo düzenleme tekniklerine ilişkin değerlendirmeler yer almıştır. Bishop, e-postasında üç ayrı haber bağlantısı paylaştığını belirtmiş; kullanılan teknikler nedeniyle mozaizm oranının yüksek olduğunu, yani vücuttaki hücrelerin yalnızca düşük bir yüzdesinin herhangi bir genetik modifikasyon içerdiğini ifade etmiştir.
Bishop, kendi ekiplerinin testisteki kök hücreleri içermeyen, biyolojik babaya enjeksiyon gerektirmeyen ve klonlamaya daha çok benzeyen yeni bir embriyo düzenleme tekniği üzerinde çalıştıklarını aktarmıştır. Ayrıca yurt dışındaki laboratuvarlarında yapılan fare testis transfeksiyon deneylerinde yaklaşık yüzde 5’lik bir verimlilik gözlemlendiğini bildirmiştir. Bishop, testlerin sürdüğünü, ancak bu yöntemin mevcut embriyo modifikasyon tekniklerinin gerisinde kaldığını belirtmiştir.
Epstein’in Bishop’a gönderdiği bir yanıtta, “Yatırım yapmakla bir sorunum yok. Sorun, liderlik ettiğimin görülmesi durumunda ortaya çıkıyor.” ifadesini kullandığı görülmüştür. Bishop’un başka bir e-postasında, Ukrayna’daki laboratuvarında fare testlerine devam edildiğine ima edildiği kaydedilmiştir.
Kamuoyuna açıklanan dosyalar arasında, 30 Haziran 2014 tarihli ve göndereni belirlenemeyen bir kişiden Epstein’e gönderilen bir e-posta da yer almıştır. E-postada, “Onu öldürmen için sana izin veriyorum. Görünüşe göre … ile birlikte. Sana da bana da yalan söyledi.” ifadeleri bulunmaktadır.
Epstein’in bu mesaja “Eyvah” yanıtını verdiği, bunun üzerine ismi belirsiz kişinin “Kimse sana yalan söyleyip de benden kurtulamaz. Hiç kimse. ‘Hayret!’ doğru.” ifadelerini içeren bir karşılık gönderdiği görülmüştür. Sosyal medyada, e-postayı gönderen kişinin Susan Hamblin olduğu iddiaları dolaşıma girmiştir.
Belgelerde, Epstein ile PayPal ve Palantir’in kurucu ortağı Peter Thiel arasında Haziran 2014 tarihinde gerçekleşen bir yazışma da yer almıştır. Epstein, e-postasında Thiel’in sıklıkla dile getirdiği “kasıtlılık argümanı”na atıfta bulunmuş; Irak, İran, Libya, Suriye, Filistin, Lübnan ve Mısır’daki istikrarsızlığın, dönemin ABD Başkanı Barack Obama’nın “istediği bir sonuç” olabileceği ihtimalini değerlendirmiştir. Epstein, "O halde bu stratejinin muazzam şekilde yerine getirildiğini itiraf etmek zorunda kalırız." ifadesini kullanmıştır.
Thiel, yanıtında, “kasıtlılık argümanı” olarak adlandırdıkları yaklaşımın esasen ABD’nin dünyanın geri kalanıyla daha az ilgilenmesi fikrine dayandığını belirtmiştir. Thiel, "Her tarafta kötü adamlar olup da karmaşa ne kadar büyürse, o kadar az şey yapmamız gerekir." ifadesini kullanmıştır.【12】
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan son belge setleri arasında, Jeffrey Epstein’i temsil eden avukatların geçmiş yıllarda ABD istihbarat kurumlarına yönelik yaptığı resmi kayıt taleplerine ilişkin yazışmalar da yer almıştır. Belgelerde, Epstein’in avukatlarının Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ve Ulusal Güvenlik Ajansı (NSA) nezdinde, müvekkilleri hakkında tutulmuş olabilecek kayıtları talep ettiği görülmüştür.
Yayımlanan belgelere göre, Epstein’in avukatlarından Martin Weinberg, 2010–2012 yılları arasında CIA ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ile yazışmalar yürütmüş ve Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası (FOIA) kapsamında Epstein’e ilişkin şu tür bilgileri talep etmiştir:
CIA tarafından 29 Temmuz 2011 tarihinde Weinberg’e gönderilen yanıtta, 1999–2011 yılları arasında yapılan aramalarda Epstein’in açık ya da teyit edilmiş bir CIA bağlantısını gösteren herhangi bir kayda rastlanmadığı belirtilmiştir. Aynı yazıda şu ifade yer almıştır: “CIA, talebinize yanıt niteliğinde kayıtların varlığını ya da yokluğunu ne doğrulayabilir ne de reddedebilir.”
Belgelerde, Epstein’in diğer avukatı Darren Indyke’nin de NSA’ye yönelik benzer bir başvuruda bulunduğu görülmektedir. NSA’ye sunulan bu talepte, yaklaşık 14 yıllık bir dönemi kapsayan şekilde Epstein’e ait kayıtlar, belgeler, yazışmalar, talimatlar ve anlaşmalar istenmiştir
NSA tarafından 30 Temmuz 2014 tarihinde gönderilen ret yazısında, söz konusu talebin reddedildiği ve istihbarat materyallerinin varlığına veya yokluğuna ilişkin herhangi bir teyit ya da inkârın ulusal güvenlik gerekçesiyle mümkün olmadığı belirtilmiştir. Ret yazısında şu ifadelere yer verilmiştir: “İstihbarat bilgilerinin varlığının ya da yokluğunun doğrulanması veya reddedilmesi, kaynakları ve yöntemleri ifşa edebilir ve ulusal güvenliğe zarar verebilir.”
Yayımlanan belgelerde, Weinberg ve Indyke’nin bu başvurularına ilişkin olarak CIA ve NSA’nin kamuoyuna ek bir açıklama yapmadığı, avukatların temsilcilerine ise haber ajansları tarafından ulaşılamadığı bilgisi yer almıştır.
Epstein’ın kişisel notlarında bazı dünya liderlerine ilişkin yorumlar yer almıştır. Belgelerde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un isminin geçtiği, Epstein’ın Macron’la çeşitli konularda görüştüğünü iddia ettiği kaydedilmiştir. Hindistan Başbakanı Narendra Modi hakkında 2017 tarihli bir notta yer alan ifadeler diplomatik tartışmalara yol açmıştır. Belgelerde ayrıca Epstein’ın, Rus muhalif siyasetçi İlya Ponomaryov ile yaptığı görüşmede Vladimir Putin’in olası halefleri hakkında değerlendirmeler yaptığı görülmüştür.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan video materyalleri arasında, Jeffrey Epstein’ın cezaevinde kaldığı hücreye ait güvenlik kayıtları da yer almıştır. Belgelerde, bu görüntülerde hücrenin kör noktalarının bulunduğu ve denetim devriyelerinin düzenli yapılmadığının tespit edildiği belirtilmiştir. Dosyalara göre, cezaevi personelinin kontrol prosedürlerine tam olarak uymadığı ve kayıtların bir kısmının “eksik görüntü” olarak işaretlendiği görülmüştür.
Epstein’ın cezaevinde intiharından önce aynı hücreyi paylaştığı Efrain Reyes’in FBI ifadeleri de belgeler arasında yer almıştır. Reyes, Epstein’ın ölümünden önceki davranışlarına ilişkin bilgi vermiştir. Belgelerde, Epstein’ın hücresinde iki kalem bulundurduğu, gardiyanlara karşı ayrıcalık talep ettiği ve zaman zaman tehditkâr davrandığı kaydedilmiştir.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından 30 Ocak 2026 tarihinde yayımlanan belgeler arasında, milyarder iş insanı Jeffrey Epstein’ın 2015 yılında Rothschild firması ile 25 milyon dolarlık bir anlaşma imzaladığı ortaya çıkmıştır. Bu anlaşma, Epstein’ın Southern Trust Company adlı şirketi aracılığıyla gerçekleştirilmiş ve “risk analizi ile algoritma hizmetleri” alanında yapılmıştır.
Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche’ın açıklaması sonrasında kamuoyuna sunulan dosyalarda, 5 Ekim 2015 tarihli bir belgede Epstein’ın imzasının yer aldığı görülmüştür. Belgeye göre, ödeme sürecinin Rothschild firmasının ABD’ye yapacağı ödemeden üç gün sonra tamamlanacağı ifade edilmiştir. Dosyada bu anlaşmanın, “ABD ile Rothschild firması arasındaki mevcut ticari meselelerle bağlantılı olduğu” bilgisi yer almıştır.
Epstein’ın Southern Trust üzerinden yürüttüğü bu finansal faaliyetler, belgelerin yayımlanmasının ardından yeniden gündeme gelmiştir. Belgeler, Epstein’ın yalnızca kişisel servetiyle değil, finans ve teknoloji ortaklıklarıyla da uluslararası bağlantılar kurduğunu göstermiştir.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan son Epstein dosyaları, Jeffrey Epstein’in, kendisi hakkında ortaya atılan cinsel istismar iddialarına ilişkin medya haberlerini etkilemeye yönelik girişimlerini ortaya koymuştur. Belgelerde, Epstein’in Kanada-Amerikan vatandaşı milyarder medya patronu Mortimer Zuckerman ile olan kişisel ve finansal ilişkilerini, New York Daily News gazetesinin haber içeriğini yönlendirmek amacıyla kullandığı görülmektedir.
Yayımlanan belgelere göre, Epstein, 2008 yılında bir çocuktan fuhuş talep etmek suçundan mahkum edilmesinin ardından, kendisine yöneltilen iddiaların basına yansımasını engellemek veya içeriğini şekillendirmek amacıyla, dönemin New York Daily News sahibi olan Mortimer Zuckerman ile doğrudan temas kurmuştur.
Belgelerde, Epstein’in Zuckerman’a gönderdiği bir e-postada, gazetenin kendisine yönelttiği sorular için hazırlanmış bir “proposed answer” (önerilen yanıt) metnini paylaştığı görülmektedir. 9 Ekim 2009 tarihli bu e-postada Epstein, kendisi ve Ghislaine Maxwell hakkında yöneltilen suçlamaları reddetmiştir. Söz konusu e-postada şu ifadeler yer almaktadır: “Herhangi bir cinsel ilişki gerçekleşmedi.”
Aynı e-postada Epstein, kamuoyunda “Jane Doe No 102” olarak anılan mağdur hakkında şu ifadeyi kullanmıştır: “Bir ifadesinde, 15 yaşından beri eskort, çağrı kızı ve masaj salonu çalışanı olduğunu kabul etti.” Epstein, aynı mesajda mağdurların avukatı Bradley J. Edwards’ı hedef alarak şu ifadeyi kullanmıştır: “Bunların tamamı, Bay Edwards’ın müvekkillerinin normalde alacaklarından daha fazla para elde etmesi için tasarlanmış kötü niyetli uydurmalardır.”
Belgelerde, Epstein’in Zuckerman’dan haber içeriğinde özellikle Ghislaine Maxwell’in çıkarılmasını talep ettiği de görülmektedir. Epstein’in bu talebi, Zuckerman’a gönderdiği kısa bir yanıtta şu şekilde yer almıştır: “Eğer mümkünse Ghislaine’i çıkar.”
Zuckerman’ın, Daily News’te “büyük itirazlara rağmen büyük çaplı düzenleme yapıldığını” Epstein’e bildirdiği, ardından Epstein’in kendisinden tekrar telefonla iletişime geçmesini istediği belgelerde yer almıştır.
New York Daily News, nihayetinde 19 Aralık 2009 tarihinde bir haber yayımlamıştır. Haberde, Epstein’in bir mağduruyla açıklanmayan bir miktar karşılığında uzlaşmaya vardığı belirtilmiş; ancak Ghislaine Maxwell’e yönelik iddialara ve Maxwell’in rolüne haberde yer verilmemiştir. Haberde yalnızca Epstein’in “bir düzineden fazla” dava ile karşı karşıya olduğu bilgisi aktarılmıştır. Dönemin Daily News muhabiri George Rush, yayımlanan belgeler sonrası yaptığı açıklamada, Epstein’in Zuckerman’ı haberi bastırmak veya şekillendirmek için ikna etmeye çalıştığını doğrulamıştır. Rush, Al Jazeera’ya verdiği demeçte şu ifadeleri kullanmıştır: “Epstein, Zuckerman’ı haberi gömmeye ya da kendi istediği şekilde şekillendirmeye ikna etmeye çalıştı.”
Epstein ile Zuckerman arasındaki ilişkinin 20 yılı aşkın bir geçmişe sahip olduğu ortaya konulmuştur. Dosyalara göre:
Epstein ile Zuckerman’ın Manhattan’daki Epstein evinde ve farklı mekanlarda çok sayıda yemek ve toplantı düzenlediği, yazışmaların düzenli biçimde sürdüğü bildirilmiştir.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan Epstein dosyaları arasında yer alan belgeler, Jeffrey Epstein’in 2018 yılında özel adasına büyük miktarda sülfürik asit sevkiyatı yaptırdığına ilişkin kayıtları ortaya koymuştur. Belgelerde, Epstein’in altı adet 55 galonluk varil halinde toplam 330 galon sülfürik asit satın aldığı bilgisi yer almaktadır.
Dosyalarda yer alan bir talep formuna göre, söz konusu sülfürik asit alımı 12 Haziran 2018 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Belgelerde, alımın LSJE LLC adlı şirket aracılığıyla yapıldığı görülmektedir. Satın almanın toplam bedeli 4.373,17 ABD doları olarak kaydedilmiştir.
Sülfürik asit alımının tarihi olan 12 Haziran 2018, ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI) Epstein hakkında insan ticareti faaliyetlerine yönelik federal bir soruşturma başlattığı dönemle örtüşmektedir. Epstein tarafından satın alınan sülfürik asidin hangi amaçla kullanıldığına dair doğrudan bir ifade veya tespit bulunmamıştır.
ABD’de kamuoyuna açıklanan Epstein dosyalarında, bazı yazışma ve finansal temasların kritik madenler ve nadir toprak elementleri ile bağlantılı başlıklara uzandığı görülmüştür.
Epstein’e iletilen materyallerde nadir toprak elementleri, enerji ve yüksek teknoloji ekonomisinin kritik girdisi olarak tanımlanmıştır. Belgelerde, hibrit araçlar ve düşük karbon teknolojileri için gerekli 17 elementten oluşan bu grubun küresel güç dengeleri açısından stratejik olduğu vurgulanmıştır. Sunumlarda Çin’in küresel hakimiyeti ortaya konulmuştur. Sunumlara göre Çin, dünya nadir element üretiminin yaklaşık yüzde 95’ini gerçekleştirmektedir.
Şubat 2012 tarihinde Epstein’e gönderilen “Moğolistan’ın büyüme öyküsü” başlıklı sunumda, nadir elementlerin bölgedeki ve küresel pazardaki varlığına ilişkin ayrıntılı bilgilere yer verilmiştir. Belgelerde, Pekin’in ihracatı kısarak fiyatları yükseltme stratejisinin piyasayı etkilediği belirtilmiş; nadir element oksit fiyatlarının bir dönemde ton başına 203 bin 600 dolara kadar çıktığı aktarılmıştır. Belgelerde Japonya’nın nadir element tedarikinde Çin’e yüzde 96 oranında bağımlı olduğuna dikkat çekilmiştir. Japonya’nın bu bağımlılığı azaltmak amacıyla Moğolistan’daki nadir element projelerinde işbirliği arayışında olduğu ve hükümetlerarası temasların sürdüğü belirtilmiştir.
Dosyalarda en ayrıntılı biçimde ele alınan ülke Moğolistan olmuştur. Epstein’e iletilen materyaller yatırım sunumu formatında hazırlanmıştır. Sunumlarda nadir elementlerin yanı sıra uranyum, bakır, kömür ve altın kaynakları birlikte değerlendirilmiştir. Moğolistan, Çin’e alternatif bir kaynak olarak konumlandırılmıştır. Sunumlarda Moğolistan şu ifadeyle tanımlanmıştır: “Çin'in beta'sına karşılık gelen alfa. Moğolistan ekonomisinin büyüme potansiyeli yatırımcı perspektifiyle aktarılmış; doğal kaynakların “henüz yeni yeni işletilmeye başlandığı” ve ülkenin “mineraller alanında küresel varlık çeşitlendirmesi için istisnai fırsatlar sunduğu” belirtilmiştir. Moğolistan dışında, nadir toprak elementleri konusunda JP Morgan ve Glencore tarafından gönderilen bilgilendirme notlarının da yazışmalarda yer aldığı belirtilmiştir.
2011 tarihli bir e-postada Epstein’e doğrudan nadir toprak elementlerine odaklanan bir yatırım yapısı önerilmiştir. Mesajda şu ifadeler yer almıştır: “Merhaba Jeffrey, umarım iyisindir ve Paris'in tadını çıkarıyorsundur. Geçen hafta seni düşündüm ve ilgini çekebileceğini düşündüğüm nadir toprak elementleri ve değerli metaller fonu hakkında bilgi iletmek istedim. Bunu iletmemin asıl nedeni, bu kurulun yöneticilerinden François Rouge ile tanışmanın senin için ilginç olabileceğini düşünmem. François çok zeki bir para yöneticisi, uzun yıllar İsviçre bankasını yönetti. Girişimci bir ruha sahip, birçok iyi fikri var ve ayrıca İsviçre ile Fransa’da çok iyi bağlantıları bulunuyor. Kendisi aynı zamanda eski eşim. Paris’te olduğunu duyduğumda ilk aklıma gelen sizi tanıştırmak oldu. Geliştirmekte olduğu fırsata ilişkin iş planını ekte bulabilirsin. François Cenevre'de yaşıyor olsa da sık sık Paris’tedir ve bu hafta da orada olacak. Bu hafta onunla görüşmek isteyip istemeyeceğini lütfen bana bildir. İstersen seni doğrudan onunla iletişime geçirebilirim.”
30 Ağustos 2018 tarihli yazışmalarda, ABD Başkanı Donald Trump’ın eski danışmanı Steve Bannon ile Çin ve kritik mineraller konusuna ilişkin mesajlaşmalar yer almıştır. Epstein’in Bannon’a gönderdiği mesajda “Çin ekibimle konuştum, Çin'in daha güçlü olduğunu, hamlelerin zayıfladığını söylediler. Savaş sanatı çekişmesi vs. Tüm oyuncuların Xi sadıklarından oluştuğunu söylediler. Ana şikayet, ABD'de bir muhatap olmaması, ya kimse yok ya da oyunda yeniler.” ifadesi yer almıştır.
Bannon’un yanıtı şu şekilde olmuştur: “Çin'in bugün, başladığımız zamankinden daha güçlü olduğunu mu söylediler?” Epstein’in devam mesajında şu ifadeler yer almıştır: “Başladığımız zamanı tanımlamak lazım. Kuzey Kore? Daha güçlü bağlar. Afrika? Daha güçlüler, stratejik mineralleri satın alıyorlar. Bir Kuşak Bir Yol. Liman lojistiği. Sonunda bunları askeriye çevirecekler... tarifeler (gümrük vergileri) etkisiz bir olay.” Aynı yazışmada Epstein’in şu mesajları “Bu arada, Arjantin bir sonraki çökecek yer.” “Venezuela. Suudi Arabistan'dan daha fazla petrol rezervi var.” yer almıştır.
Yazışmalarda Bill Gates’in eski danışmanı Boris Nikolic’in de Epstein’e, bir arkadaşının Türkiye’de nadir element madenciliğine büyük yatırım yapmayı planladığını aktardığı belirtilmiştir. Nikolic mesajında “Alternatif kaynakların değeri büyük ölçüde artacak. Biliyorum bu senin ilgi alanın değil ama yine de seni bilgilendirmek istedim.” ifadelerini kulanmıştır.
Epstein dosyalarında yer alan bir e-postada, Al Seckel’in Jeffrey Epstein’in Vikipedi sayfasının manipüle edilmesi konusunu ele aldığı görülmüştür. Söz konusu e-postada, Vikipedi’nin “hacklenerek” Epstein’ın sabıka fotoğrafının kaldırılacağı ve yerine Epstein’ın tercih ettiği bir fotoğrafın konulacağı belirtilmiştir. Fotoğraf başlığının ise “Jeffrey Epstein, iş adamı, hayırsever” şeklinde hazırlanacağı ifade edilmiştir.
Seckel’in aynı e-postada kullandığı ifadeler şu şekildedir: “Bu arada, seni cinsel suçlu kategorisinde de çıkardık ve wiki'deki başlık cümlesinden 'cinsel suçlu' ifadesini de kaldırdık. Artık sadece iş adamı, hayırsever yazıyor. Girip düzenlemelerimizi geri alan kişilerin IP adreslerini kaydettik ve siteyi hackleyerek onları engelledik.”
ABD Adalet Bakanlığının Epstein soruşturması kapsamında paylaştığı belgelerde, Jeffrey Epstein’in Ohio Eyalet Üniversitesi Jinekoloji Bölümü Başkanı Dr. Mark Landon’a üç ayda bir 25 bin dolar ödediği görülmüştür.
Belgelerde, “Eric” adlı bir kişinin 11 Nisan 2005 tarihinde Epstein’e gönderdiği mesajda şu ifadeler yer almıştır: “Dr. Landon'ın 3 aylık 25 bin dolar ödeme vakti geldi, lütfen onaylayın.” Aynı gün gönderilen başka bir mesajda, Epstein’in şirketinin Landon’a yapılacak ödeme için Les ve Abigail Wexner’a önceden fatura kestiği belirtilmiştir. NBC4 tarafından aktarılan kayıtlara göre Landon, 2000’li yılların başında Epstein’den birkaç ayda bir 25.000 dolara kadar ödeme almıştır.
Belgelerde, Epstein veya onunla bağlantılı kişiler tarafından 28 Haziran 2001 ile 12 Nisan 2005 tarihleri arasında Landon’a en az 10 paket gönderildiği kaydedilmiştir. Kayıtlara göre Epstein, Landon’ın Columbus’taki evine gönderilen bu paketler için toplamda 200 doların üzerinde posta harcaması yapmıştır. Gönderilerin içeriği bilinmemektedir.
Mark Landon, NBC4’e yaptığı açıklamada ödemelerin danışmanlık hizmeti karşılığında yapıldığını belirtmiştir. Landon’ın açıklaması “Jeffrey Epstein veya mağdurlarından herhangi biri için klinik hizmet sağlamadım.” şeklindedir. Landon ayrıca "2001’den 2005’e kadar New York Strategy Group için potansiyel biyoteknoloji yatırımları konusunda ücretli danışmandım. Herhangi bir suç faaliyetinden haberim yoktu; bunları kınanacak buluyorum ve Epstein’in mağdurları için çok kötü hissediyorum." demiştir. Landon’ın 1987’den beri Ohio State Üniversitesi Wexner Tıp Merkezi’nde görev yapmaktadır.
Epstein dosyalarında yer alan bir e-postada, asistanı Sarah Kellen’ın New Mexico eyaletindeki Zorro Çiftliği için satın alınan bir tabloya ilişkin yazışması bulunmaktadır. 2011 tarihli e-postada Kellen, Rich Barnett adlı kişiye Cornelis Cornelisz van Haarlem’in “Masumların Katliamı” adlı tablosunun çiftliğe kargolanıp kargolanamayacağını sormuştur. E-postada tabloyu betimleyen Kellen, tablo için "bebeklerin öldürüldüğü sahne" ifadesini kullanmıştır.
Dosyalarda yer alan bir başka mesajda, fuhuş ağı kurmak suçlamasıyla tutuklanan Epstein’in “Sanita” adlı bir kişiye gönderdiği mesaj görülmüştür. Mesajda şu ifadeler yer almıştır: “Kimball'a başka bir kız verdim, çok heyecanlandı. Ona senin koyu renk göz tercih ettiğini söyledim.”
Dosyalarda incelenen e-postalarda, Ed Epstein’in 2003 yılında Ghislaine Maxwell’e gönderdiği bir mesaj yer almıştır. Mesajda 11 Eylül saldırılarına atıf yapılarak şu soru yöneltilmiştir: “9/11 Gölge Komisyonu'na katılmak ister misin?” Belgelerde, Maxwell’in bu teklifi reddettiği belirtilmiştir.
İngiliz The Telegraph gazetesinin ulaştığı belgelere göre, Epstein’in Florida’daki evinden ekipmanların çıkarılması için özel dedektiflere ödeme yaptığı belirtilmiştir. Gazetenin elde ettiği belgelere göre, Epstein’in ABD genelinde 6 depo kiraladığı ve Karayipler’deki özel adası Little Saint James’te bulunan bilgisayarlar dahil bazı eşyalarını bu alanlarda sakladığı belirtilmiştir. Kredi kartı kayıtlarına göre, Epstein’in en az bir depoyu 2003 yılından itibaren kiraladığı ve depo ödemelerinin ölüm yılı olan 2019’a kadar sürdüğü ifade edilmiştir.
The Telegraph’ın incelediği arama emirlerinin, ABD makamlarının bu depolara baskın düzenlemediğini ortaya koyduğu belirtilmiştir. Bu nedenle depolarda Epstein ve bağlantılı kişilerle ilgili daha önce görülmemiş kanıtların bulunabileceği ihtimalinin gündeme geldiği aktarılmıştır.
Belgelerde, Epstein’in 2000’li yılların ortasında evine yapılabilecek bir polis baskını konusunda uyarıldığı izlenimi veren bilgiler sonrasında, bilgisayarların başka bir depoya taşınması için özel dedektiflere talimat verdiğinin görüldüğü belirtilmiştir. Özel dedektiflerin bu işlemler için on binlerce dolar ödeme aldığı ve New York’ta gizli depo açmaları için görevlendirildiği ifade edilmiştir.
Ayrıca, Epstein’in çalışanlarının Virgin Adaları’ndaki özel adasından bilgisayar ve CD’lerin gizli depolara taşınmasını görüştüğünün ortaya çıktığı; bu materyallerin ABD hükümetinin yayımladığı e-posta kayıtlarından daha eski tarihlere ait olabileceğinin aktarıldığı belirtilmiştir.
The Telegraph’ın Florida’daki eski özel dedektiflerle iletişime geçtiği ancak söz konusu kişilerin çalışmalarının gizli olduğunu belirterek yorum yapmayı reddettiği ifade edilmiştir. ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ise depolara baskın düzenlenip düzenlenmediğine ilişkin sorulara yanıt vermemiştir.
Jeffrey Epstein ile bağlantılı uçuşların, Epstein’in 2019 yılında tutuklanmasına kadar İngiliz havalimanları ve üslerini kullandığı belirlenmiştir.
İngiliz The Times gazetesinin uçuş kayıtlarından elde ettiği bilgilere göre, Epstein ve kurduğu reşit olmayan kız çocuklarına yönelik fuhuş ağı içinde yer alan kadınlar, 2019 yılına kadar İngiliz havalimanlarını kullanmıştır. Epstein’e ait özel jetin 60’tan fazla kez İngiliz havalimanlarına indiği tespit edilmiştir.
Epstein’in, pedofili iddialarıyla tutuklandığı 2019 yılına kadar, ağ içindeki kadınların tarifeli uçaklarla İngiliz havalimanları üzerinden uçuşlarını sağladığı bilgisi elde edilmiştir. Kullanılan havalimanları arasında Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne ait Londra’nın batısındaki Northolt Üssü de yer almıştır.
Söz konusu verilerle ilgili olarak 6 farklı emniyet gücünün inceleme yaptığı belirtilmiştir. Eski Başbakan Gordon Brown, 6 emniyet müdürlüğüne konuya ilişkin sorular yöneltmiş; özellikle Kral 3. Charles’ın kardeşi Andrew Mountbatten-Windsor’un askeri üsler aracılığıyla Epstein bağlantılı kadınlarla buluşup buluşmadığını sormuştur.
Elde edilen verilere göre bir Rus kadın, Temmuz 2019’da Londra-New York arasında uçuş gerçekleştirmiştir. Kadının 1 Temmuz’da Londra’dan New York’a gittiği, 9 Temmuz’da ise geri döndüğü belirtilmiştir. Söz konusu kadın için Epstein’in asistanı Lesley Geoff tarafından iptal edilebilir bir otel rezervasyonu yapıldığı ortaya çıkmıştır.
Epstein’e ait özel jetin Mayıs 2015’te Northolt Hava Üssü’ne indiği ve burada yakıt aldığı belirtilmiştir. Epstein’in Londra’ya girişlerinde çoğunlukla Luton Havalimanı’nı kullandığı ifade edilmiştir.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından Epstein soruşturması kapsamında yayımlanan belgelerde, çevrim içi forum sitesi 4chan’de yapılan bir paylaşımın, Epstein’in ölümünü kamuoyuna açıklanmadan önce duyurduğu görülmüştür.
Belgelerde yer verilen 2019 tarihli bir NY Daily News haberine göre, Epstein’in ölümünün resmi olarak açıklanmasından yaklaşık 30 dakika önce bir 4chan kullanıcısı paylaşım yapmıştır. Söz konusu paylaşımda, “Nasıl bildiğimi sormayın ama Epstein bir saat önce kendini asması ve kalbinin durması sonucu öldü.” ifadesi yer almıştır.
Belgelerde, Adalet Bakanlığının Epstein’in ölümüyle ilgili soruşturması kapsamında, paylaşımın yayımlanmasından dört gün sonra 4chan’a mahkeme celbi gönderdiği görülmüştür. Celpte, paylaşımı yapan kullanıcının IP adresine ilişkin bilgilerin talep edildiği belirtilmiştir.
4chan’ın, forumda dört paylaşım yaptığı belirtilen kullanıcının kimliğini tespit edebilmek amacıyla telekomünikasyon şirketi AT&T’den bilgi talep ettiği ancak şirketin kablosuz dinamik IP adresleriyle ilişkilendirilmiş kayıtları tutmaması nedeniyle gerekli bilgilerin sağlanamadığı bildirilmiştir.
Adalet Bakanlığına ait başka bir belgede ise şu ifadelere yer verilmiştir: “Hükümet, 4chan gönderisiyle ilgili elde ettiğimiz tüm kayıtları sunmuştur. Gönderiyi yapan kişi dinamik IP kullanmış olduğundan, elde edilen kayıtlarda gönderinin yazarı açıklanmamıştır.”
Belgeler arasında, Epstein’in ölümünden dört gün sonrasını gösteren tarihli bir raporun da bulunduğu belirtilmiştir. Mahkeme celbi üzerine oluşturulduğu öne sürülen bu raporda anonim bir kişinin şu ifadeleri yer almıştır: “Dün gece 0415 sayımından sonra onu düz kelepçeleyip tekerlekli sandalyeyle revire götürdüler ama triyajdaki tek bir hemşire dahi onunla konuştuğunu söylemiyor. Sonra bir kamyonetin geldiğini öğrendik. Yargıç kararı yoksa hafta sonları tahliye yapmıyoruz. Sonrasında öğrendik ki tek kişilik hücreye alınmış ve kendini asmış. Mesele şu: Kamyonet kayıtlara giriş yapmadı ve plaka numarasını da kaydetmemişiz. Kapıdan içeri alan nöbetçinin dediğine göre kamyonetin arkasında yeşil asker üniformalı biri de varmış. Millet, şu anda titriyorum, sanırım onu değiştirdiler.”
Söz konusu ifadelerin, “Roberto Grijalva” isimli cezaevi görevlisinin 4chan’daki bir yorumuyla aynı olduğu ileri sürülmüştür. Ağustos 2019 tarihli bir başka belgede, Grijalva’nın Epstein’in ölümünden bir gün önce New York Manhattan Metropolitan Merkez Hapishanesi’nde nöbette bulunduğu bilgisine yer verilmiştir.
30 Ocak 2026 tarihli belge yayımının ardından, Jeffrey Epstein dosyalarında yer alan mağdurlar ve mağdur temsilcileri tarafından tam ve sansürsüz belge yayımlanması yönünde kamuoyuna açık çağrılar yapılmıştır. Bu kapsamda, World Without Exploitation adlı kuruluş tarafından ABD’de Super Bowl günü yayımlanan ve yaklaşık 40 saniye süren bir video kamuoyuna sunulmuştur.
World Without Exploitation adlı kuruluş tarafından ABD’de Super Bowl günü yayımlanan video, 8 Şubat 2026 - (World Without Exploitation)
Söz konusu videoda, Epstein’in mağdurları kamera karşısına çıkarak çocukluk fotoğraflarını ellerinde tutmuş ve ağızlarının üzerinde siyah sansür bantları bulunan görsellerle yer almıştır.
BBC tarafından aktarılan bilgilere göre, söz konusu video Super Bowl günü yayımlanmış olmasına rağmen, yüksek reklam maliyetleri nedeniyle maç sırasında televizyon ekranlarında yayınlanmamıştır. World Without Exploitation yetkilileri, 30 saniyelik bir Super Bowl reklamının 8 milyon doları aşan maliyetlere ulaştığını belirtmiştir.
30 Ocak 2026 tarihli belge yayımının ardından, Amerika Birleşik Devletleri Kongresi üyelerinden bazıları, Jeffrey Epstein soruşturmasına ilişkin sansürsüz dosyaların incelenmesi için ABD Adalet Bakanlığı nezdinde girişimde bulunmuştur. ABD Adalet Bakanlığı, Kongre üyelerine gönderdiği resmi yazıda, 3 milyondan fazla belgenin sansürsüz hâllerine 9 Şubat 2026 tarihinden itibaren erişim sağlanabileceğini bildirmiştir
Bakanlık tarafından yapılan bilgilendirmede, inceleme sürecine ilişkin usul ve sınırlamalar ayrıntılı biçimde açıklanmıştır. Buna göre:
Cumhuriyetçi Kongre Üyesi Thomas Massie, konuya ilişkin olarak ABD merkezli sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda, sansürsüz Epstein dosyalarını incelemek üzere Adalet Bakanlığına gideceğini duyurmuş ve takipçilerine hangi belgelerin incelenmesi gerektiğini sormuştur.
Demokrat Kongre Üyesi Ro Khanna da Massie ile birlikte dosyaları inceleyeceğini açıklamış ve kamuoyuna şu ifadeyi yansıtmıştır: “Epstein sınıfı adalete teslim edilene kadar durmayacağız.”
ABD Adalet Bakanlığı’nın Kongre üyelerine sunduğu bu sınırlı erişim imkanı, belgelerin kamuoyuna açık biçimde yayımlanmasından ayrı bir inceleme mekanizması olarak tanımlanmıştır. Bakanlık, bu yöntemin gerekçesi olarak belge güvenliği, kişisel verilerin korunması ve hukuki süreçlerin etkilenmemesi hususlarını göstermiştir.
Aynı belge setleri içinde, Epstein dava dosyalarında adı geçen çok sayıda tanınmış isme ilişkin kayıtların bulunduğu, ancak FBI ve ABD Adalet Bakanlığı tarafından yapılan önceki açıklamalarda, “müşteri listesi” tutulduğuna dair herhangi bir kanıta ulaşılamadığı da yeniden hatırlatılmıştır.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan son Epstein dosyaları sonrasında, akademik ve entelektüel çevrelerde yer alan bazı isimler kamuoyuna resmi açıklamalar yapmıştır. Bu kapsamda, dilbilimci ve düşünür Noam Chomsky’nin eşi Valeria Chomsky, Epstein ile geçmişte kurulan temaslara ilişkin kamuya açık bir özür metni yayımlamıştır.
Valeria Chomsky, yayımladığı yazılı açıklamada, kendisinin ve eşinin Jeffrey Epstein ile geçmişte temas kurmuş olmasının ciddi bir hata olduğunu belirtmiştir. Açıklamada şu ifadeye yer verilmiştir: “Geçmişini yeterince araştırmamakta dikkatsiz davrandık. Bu ciddi bir hataydı.”
Valeria Chomsky, Epstein ile temasların 2015 yılında profesyonel bir etkinlikte tanışma ile başladığını ve Epstein’in kendisini bilimsel bağışçı ve finansal danışman olarak tanıttığını ifade etmiştir. Açıklamada, Epstein’in 2008 Florida mahkumiyeti ve suçlarının kapsamının, çift tarafından 2018 yılında Miami Herald tarafından yayımlanan haberlerle tam olarak öğrenildiği belirtilmiştir. Açıklamada, temasların niteliğine ilişkin olarak şu ifadeler yer almıştır: “Etkileşimlerimiz profesyonel düzeyde kaldı; akademik tartışmalar, öğle ve akşam yemekleri ile işle bağlantılı kısa ziyaretlerle sınırlıydı.”
Valeria Chomsky, Epstein’in özel adasına herhangi bir ziyaret yapılmadığını, temaslar sırasında çocukların veya reşit olmayan bireylerin bulunmadığını ve herhangi bir hukuka aykırı duruma tanıklık edilmediğini de açıklamasında özellikle belirtmiştir.
Açıklamada, Epstein ile gerçekleşen finansal işlemler de ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Valeria Chomsky, Epstein’in:
bilgilerini paylaşmış ve bu işlemlerin bağış değil, teknik ve idari destek kapsamında gerçekleştiğini ifade etmiştir.
Açıklamada, mağdurlara yönelik tutum da açık şekilde belirtilmiştir. Valeria Chomsky, şu ifadeyi kullanmıştır: “Jeffrey Epstein’in suçlarının ağırlığını ve mağdurlarının yaşadığı derin acıyı kabul ediyoruz.” Aynı açıklamada, bu beyanların Epstein’in suçlarını küçümsemeyi amaçlamadığı özellikle vurgulanmıştır.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan son Epstein dosyaları, Jeffrey Epstein’in enerji sektöründe yürüttüğü temaslara ve danışmanlık faaliyetlerine ilişkin ayrıntılı yazışmaları içermektedir. Belgeler, Epstein’in küresel enerji politikaları, doğal gaz, petrol, yenilenebilir enerji ve enerji teknolojileri alanlarında çok sayıda aktörle temas kurduğunu göstermektedir.
Belgelerde, Epstein’in özellikle İsrail’in doğal gaz rezervleri, işgal altındaki Golan Tepeleri’ndeki petrol ve gaz arama faaliyetleri ve enerji şirketlerinin yönetim yapıları üzerinde yoğunlaştığı görülmektedir. Epstein’in yazışmalarında, Genie Energy adlı şirket ve bu şirkete bağlı Afek Petrol ve Gaz firmasının Golan Tepeleri’ndeki ruhsatına ilişkin ayrıntılar yer almaktadır.
Dosyalara göre, Genie Energy’nin danışma kurulunda şu isimler bulunmaktadır:
Belgelerde bu danışma kurulu, “gölge kabine” olarak tanımlanmaktadır.
Epstein’in, 2011 yılında İsrail Meclisi’nde oylanan “Sheshinski Yasası” sürecinde, Barclays CEO’su Jes Staley, İsrailli ekonomist Jacob Frenkel ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşmeler ayarlamaya çalıştığına dair yazışmalar da belgelerde yer almıştır. Staley’nin Epstein’e gönderdiği e-postada şu ifade yer almaktadır: “Sürpriz sürpriz… tüm zorluklara rağmen Başbakan Netanyahu ile bir görüşme ayarlamayı başardık.”
Belgelerde ayrıca, Epstein’in eski İsrail Başbakanı Ehud Barak ile Ağustos 2013’te İsrail doğal gaz piyasasına ilişkin yazışmalar yürüttüğü görülmektedir. Epstein’in Barak’a gönderdiği mesajlardan birinde, yatırım risklerine dikkat çektiği ve “bir filtre gibi hareket ettiği” ifade edilmektedir.
Enerji alanındaki yazışmalar, Epstein’in yalnızca fosil yakıtlarla sınırlı kalmadığını da ortaya koymaktadır. Belgelerde, Epstein’e 2012 yılında “çok gizli” ibareli, Şili’de 1000 megavatlık bir güneş enerjisi yatırımına ilişkin 26 sayfalık bir sunum gönderildiği bilgisi yer almaktadır. Sunumda yatırım maliyetleri, yönetim yapısı ve kârlılık analizleri bulunmaktadır.
Ayrıca, Norveç ve Kazakistan’da mini LNG terminalleri kurulmasına ilişkin yazışmalar da belgelerde yer almıştır. Norgas Carriers CEO’su Morits Skaugen ile yapılan yazışmalarda, “mini LNG” konseptinin küçük ölçekli enerji kullanımları açısından önemi vurgulanmıştır.
Yayımlanan Epstein dosyaları, Jeffrey Epstein’in kripto para sektörüyle olan ilişkilerini de ortaya koymuştur. ABD Adalet Bakanlığı belgelerine dayanan bilgilere göre, Epstein, Bitcoin’in erken dönem gelişiminde finansman sağlayan isimlerden biri olmuştur. Belgelerde, Epstein’in 2014 yılında Coinbase’e 3 milyon dolar yatırım yaptığı ve Blockstream adlı Bitcoin odaklı teknoloji şirketine 500.000 dolarlık erken aşama yatırım sağladığı bilgileri yer almaktadır.
Dosyalara göre, Epstein’in Massachusetts Institute of Technology (MIT) ile ilişkileri üzerinden Digital Currency Initiative adlı programın finansmanında rol oynadığı belirtilmiştir. MIT Media Lab’in eski direktörü Joichi Ito, Epstein ile yazışmalarında şu ifadeyi kullanmıştır: “Epstein’in bağış fonları, Digital Currency Initiative’in başlatılmasını finanse etmek için kullanıldı.”
Aynı yazışma zincirinde, Digital Currency Initiative’in Bitcoin’in “ana merkezi ve finansman kaynağı” olarak tanımlandığı da belgelerde yer almıştır. Belgelerde, Coinbase kurucu ortaklarından Fred Ehrsam’ın, Epstein ile görüşme ayarlamak için Brock Pierce ile yazıştığı ve Epstein’in hisselerinin bir bölümünü 2018 yılında 15 milyon dolar karşılığında Blockchain Capital’e devrettiğine dair kayıtlar da bulunmaktadır.
Blockstream cephesinden yapılan açıklamalarda, Epstein’in şirkete doğrudan veya dolaylı bir finansal bağının kalmadığı, yatırımın daha sonra çıkar çatışması gerekçesiyle tasfiye edildiği belirtilmiştir. Blockstream kurucularından Adam Back, konuya ilişkin olarak Epstein’in “limited partner” konumunda olduğunu ifade etmiştir.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan son Epstein dosyaları sonrasında, Jeffrey Epstein’in eski kız arkadaşı ve suç ortağı olarak hüküm giymiş olan Ghislaine Maxwell, 9 Şubat 2026 tarihinde ABD Temsilciler Meclisi Gözetim ve Hükümet Reformu Komitesi önünde ifade vermeyi reddetmiştir.
Ghislaine Maxwell, Texas’taki federal cezaevinden video bağlantısı yoluyla, Komite önünde gerçekleştirilen kapalı oturuma katılmıştır. Oturum sırasında Maxwell, kendisine yöneltilen soruların tamamına yakınında ABD Anayasası’nın Beşinci Değişikliği kapsamında susma hakkını kullandığını beyan etmiştir. Video kaydında Maxwell’in şu ifadeyi defalarca tekrarladığı görülmüştür: “Beşinci Değişiklik kapsamındaki susma hakkım.” Maxwell’in, kendi aleyhine delil sunmamak amacıyla bu hakkı kullandığı, Komite üyeleri tarafından kamuoyuna açıklanmıştır.
Ghislaine Maxwell'in, ABD Temsilciler Meclisi Gözetim ve Hükümet Reformu Komitesi önündeki ifadesi, 9 Şubat 2026 - (New York Post)
Temsilciler Meclisi Gözetim ve Hükümet Reformu Komitesi Başkanı James Comer, oturumun ardından gazetecilere yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştır: “Bu açıkça çok hayal kırıklığı yaratıcı.” Comer, açıklamasında Komite’nin amacını şu sözlerle ifade etmiştir: “Onun ve Epstein’in işlediği suçlara ve olası suç ortaklarına ilişkin sormak istediğimiz çok sayıda soru vardı.”
Demokrat Temsilci Melanie Stansbury, oturum sonrası yaptığı değerlendirmede, Maxwell’in bu süreci af talebini gündeme getirmek için kullandığını belirtmiştir.
Maxwell’in avukatı David Oscar Markus, Komite’ye sunduğu yazılı beyanda, müvekkilinin ancak af verilmesi halinde ifade vermeye hazır olduğunu belirtmiştir. Markus’un açıklamasında şu ifadeler yer almıştır: “Maxwell, Başkan Trump tarafından af verilmesi halinde tam ve dürüst biçimde konuşmaya hazırdır.” Markus, aynı açıklamada Donald Trump ve Bill Clinton hakkında şu ifadeyi kullanmıştır: “Hem Trump hem de eski Başkan Bill Clinton herhangi bir yanlış davranıştan masumdur.”
Ghislaine Maxwell, 2021 yılında, reşit olmayan kız çocuklarının cinsel istismarına yardım etmek ve insan ticareti suçlarından suçlu bulunmuş ve 20 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Maxwell, cezasını Texas’taki asgari güvenlikli bir federal cezaevinde çekmektedir. Maxwell Epstein dosyalarıyla bağlantılı suçlardan hüküm giymiş tek kişidir.
Beyaz Saray, Maxwell’in af talebine ilişkin olarak daha önce yaptığı açıklamaları yinelemiş ve “herhangi bir af veya ayrıcalığın görüşülmediğini” belirtmiştir.
Ghislaine Maxwell 21 Şubat 2026 tarihinde, Epstein dosyalarının yayımlanmasını zorunlu kılan yasanın anayasaya aykırı olduğunu savunmuştur. Maxwell’in avukatları, federal mahkemeye sundukları dilekçede, Epstein mağduru Virginia Giuffre’nin Maxwell’e karşı yaklaşık 10 yıl önce açtığı ve uzlaşmayla sonuçlanan davaya ait 90 bin sayfalık belgenin yayımlanmasının engellenmesini talep etmiştir.
Avukatlar, ABD Adalet Bakanlığının söz konusu belgelere, Maxwell hakkındaki ceza soruşturması sırasında uygulanan gizlilik kararlarına rağmen usulsüz şekilde ulaştığını ileri sürmüştür. Belgelerin 30’dan fazla tanık ifadesinin dökümlerini ve mali ile cinsel içerikli bazı özel bilgileri barındırdığı belirtilmiştir.
Maxwell’in avukatları ayrıca, ABD Kongresi’nin Aralık 2025’te kabul ettiği ve Epstein bağlantılı milyonlarca belgenin yayımlanmasını öngören düzenlemenin, anayasanın kuvvetler ayrılığı ilkesini ihlal ettiğini savunmuştur. Dilekçede, “Kongre, bu yasayla mahkemelerin dosyalarını kötüye kullanımdan koruma yetkisini ortadan kaldıramaz. Bunu yapmak, kuvvetler ayrılığı ilkesini ihlal etmektedir.” ifadelerine yer verilmiştir.
Epstein dosyalarına ilişkin olarak Fransız Marianne dergisi, Jeffrey Epstein’e ait e-postaların 6 yıldır Fransız yargısının elinde bulunduğunu iddia etmiştir. Haberde, Paris Temyiz Mahkemesinde görevli bir cumhuriyet savcısının 8 Temmuz 2020 tarihinde ABD’nin yargı makamlarına gönderdiği adli yardım talebinde, Epstein’e ait “jeevacation@gmail.com” adresli e-posta hesabının Eylül 2019’da Paris’teki evinde yapılan aramada ele geçirildiğinin açıkça ifade edildiği aktarılmıştır. Dosyada, söz konusu e-postaların kaynağına ilişkin merkezi öneme sahip Fransız adli belgesinin basında sınırlı şekilde yer bulduğu belirtilmiştir.
Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) Partisi Milletvekili Antoine Leaument, ABD merkezli X platformunda Marianne dergisinin haberini alıntılayarak “Bu bilgi hayati ve aynı zamanda önerdiğimiz parlamento soruşturma komisyonunun kurulmasını haklı çıkarıyor.” demiştir. Leaument, bu meseleyle ilgili resmi kurumlarda olası aksaklıkların araştırılması gerektiğini savunmuştur. LFI Milletvekili Gabrielle Cathala ise aynı platformda yaptığı açıklamada “İşte bu yüzden, bu meseleyle ilgili soruşturma komisyonu kurulması talebi sunduk.” demiştir.
Cathala, Ulusal Meclis Başkanı Yael Braun-Pivet’nin komisyon kurulmasına yönelik taleplere karşı çıktığını belirtmiş ve şeffaflığa önem veren milletvekillerinin bu girişimi desteklemesi gerektiğini ifade etmiştir.
Almanya’nın en büyük bankalarından Deutsche Bank, Jeffrey Epstein ile yürüttüğü ticari faaliyetlere ilişkin yeni ifşaatların ardından bir açıklama yapmış ve yaşanan süreci “hata” olarak nitelendirmiştir. Deutsche Bank Sözcüsü, Alman Haber Ajansı DPA’ya yaptığı açıklamada “2020 yılından bu yana defaatle vurgulandığı üzere bankamız, 2013 yılında Jeffrey Epstein'i müşteri olarak kabul ederek hata yaptığını kabul etmektedir.” demiştir.
Sözcü, Epstein’in Temmuz 2019’da tutuklanmasının hemen ardından yetkililerle irtibata geçildiğini ve soruşturmaya tam destek verildiğini belirtmiştir. Bankanın paylaştığı verilere göre, Epstein Ağustos 2013’te müşteri portföyüne dahil edilmiş, bu ilişki Aralık 2018’de “ilişkiyi sonlandırma süreci” ile sona erdirilmeye başlanmıştır.
ABD Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan “Epstein Dosyaları”na dayandırılan bilgilerde, Epstein’in Deutsche Bank bünyesinde 40’tan fazla hesap açtığı ve servetinin önemli bir bölümünü bu kurumda yönettiği tespit edilmiştir.
Deutsche Bank sözcüsü, finansal suçlarla mücadele mekanizmalarının güçlendirildiğini belirtmiş ve “Deutsche Bank, bu konuyu denetleyici makamlarla istişare ederek sistematik bir şekilde ele almıştır. O tarihten bu yana eğitim, kontrol ve operasyonel süreçlerin iyileştirilmesine önemli yatırımlar yapılmış, finansal suçlarla mücadele kontrolleri ciddi oranda sıkılaştırılmıştır. Geçmişteki bu iş ilişkisinden dolayı derin pişmanlık duyuyoruz ve bu hatadan ders çıkardık.” demiştir.
Deutsche Bank Üst Yöneticisi (CEO) Christian Sewing, konuya ilişkin daha önce yaptığı değerlendirmede şu ifadeyi kullanmıştır: “Elbette bu sürecin personel bazlı sonuçları da olmuştur.” Alman Menkul Kıymet Sahiplerini Koruma Derneği (DSW) Başkan Yardımcısı ve avukat Klaus Nieding, 28 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleştirilecek Deutsche Bank genel kurul toplantısı öncesinde açıklamada bulunmuştur. Nieding, Epstein ile ilgili tüm mali belgelerin ve iş ilişkisinin detaylarının açıklanması gerektiğini belirterek “Söylentilerin bankanın itibarına daha fazla zarar vermemesi için bu belgelerin sunulması şarttır.” demiştir.
ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, 11 Şubat 2026 tarihindeki ABD Temsilciler Meclisi Adalet Komitesi’nin Adalet Bakanlığı üzerindeki denetim oturumunda, Jeffrey Epstein ve Ghislaine Maxwell’e ilişkin dosyaların ele alınması kapsamında sorularla karşılaşmıştır. Oturum sırasında bazı Epstein mağdurları kamu galerisinden süreci izlemiştir. Bondi açılış konuşmasında "Tüm kariyerimi mağdurlar için mücadele ederek geçirdim ve bunu yapmaya devam edeceğim." demiştir.

ABD Adalet Bakanı Pam Bondi Kongre’de “Adalet Bakanlığı Gözetimi” oturumunda ifade veriyor, 11 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Thomas Massie, FBI tarafından hazırlanan ve Epstein’e ilişkin potansiyel suç ortaklarını listeleyen bir belgede milyarder Leslie Wexner’ın adının karartıldığını belirtmiştir. Massie, Adalet Bakanlığını yasaya uyum konusunda “büyük bir başarısızlık” ile suçlamıştır. Bondi ise Wexner’ın adının yayımlanan diğer dosyalarda birçok kez geçtiğini ve söz konusu belgede adın “40 dakika içinde” karartmanın kaldırıldığını belirtmiştir. Massie buna karşılık “Sizi suçüstü yakalamamdan sonraki 40 dakika.” demiştir.
Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Becca Balint, Bondi’ye, Ticaret Bakanı Howard Lutnick’in Epstein ile olan bağlantısı hakkında Adalet Bakanlığı veya FBI tarafından herhangi bir sorgulama yapılıp yapılmadığını sormuştur. Bondi, Lutnick’in bu bağlar konusuna bizzat kendisinin değindiğini belirtmiş, soruya doğrudan yanıt vermemiştir.
Tartışma sırasında Bondi, Balint’i Yahudi karşıtı olmakla suçlamış; Balint ise Bondi’ye “Utanmalısın.” yanıtını vermiştir. Bondi, buna karşılık “Ben Adalet Bakanıyım.” demiştir. Balint ise “Fark edemedim.” yanıtını vermiştir. Tansiyonun yükselmesi üzerine Adalet Komitesi Başkanı Jim Jordan oturuma kısa bir ara vermiştir.

ABD Adalet Bakanı Pam Bondi Kongre’de “Adalet Bakanlığı Gözetimi” oturumunda ifade veriyor, 11 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 2005 yılında yaptığı açıklamada Epstein ile bir daha aynı odada bulunmayacağına yemin ettiğini ve 2025 yılında yaptığı bir yayında Epstein’in davranışlarından tiksindiğini söylemiştir. Ancak Adalet Bakanlığının Ocak ayında yayımladığı belgelerde, Lutnick’in Epstein ile irtibatının devam ettiğine ilişkin kayıtlar yer almıştır. Lutnick, 10 Şubat tarihinde ABD Senatosu’ndaki duruşmada, kendisinin ve ailesinin 2012 yılında Epstein’in Karayipler’deki adasına seyahat ettiğini kabul etmiştir.
Oturum sırasında salonda bulunan bazı Epstein mağdurları, Bondi’nin kendilerine bakmayı reddettiğini belirterek ellerini kaldırarak sessiz protesto gerçekleştirmiştir. Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Pramila Jayapal, Bondi’den mağdurlardan özür dilemesini talep etmiştir. Bondi, bu talebe yanıt olarak “Onun tiyatrosu için çamura inmeyeceğim.” demiştir. Bondi ayrıca özür dilemeye zorlanarak “aşağı çekilmeye” çalışıldığını öne sürmüştür.
ABD’de yayımlanan Epstein belgelerinde bazı Fransız diplomatların adlarının geçme ihtimali üzerine Fransa’da idari ve adli süreç başlatılmıştır. Fransa Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Pascal Confavreux, Epstein dosyası kapsamında yayımlanan belgelerde başka Fransız diplomat veya memurların adlarının geçme ihtimalini dışlamadıklarını belirtmiştir.
Hükümet Sözcüsü Maud Bregeon, Bakanlar Kurulu Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, Epstein dosyasıyla ilgili soruşturma yürütmenin yargının görevi olduğunu ifade etmiş; “Bu korkunç ve çok yönlü meseleyle ilgili her şey aydınlatılmalı.” sözlerini kullanmıştır. Bregeon, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot’nun Epstein dosyalarında adı geçen Fransız diplomat Fabrice Aidan ile ilgili yasal süreç başlattığını anımsatmış ve mağdur kadınları yargıya başvurmaya çağırdıklarını belirtmiştir.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Belçika’nın Alden Biesen Kalesi’nde yapılan gayriresmi AB Liderler Zirvesi öncesinde yaptığı açıklamada, Epstein belgelerinde adı geçen Fransız diplomat Aidan ile ilgili gerçeklerin neden daha önce ortaya çıkmadığını anlamak istediğini belirtmiş; hakkında soruşturma başlatılan diplomatla ilgili “her şeyin açıklığa kavuşturulmasını” istemiştir. Macron, çok sayıda iddia ve iç soruşturmaya rağmen Aidan’ın hükümet için çalışmayı sürdürmesine ilişkin bir soruya bunun “kabul edilemez” olduğu yanıtını vermiştir.
Confavreux, Bakanlığın haftalık basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlamıştır. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot’nun, Epstein belgelerinde adı geçen Fransız diplomat Fabrice Aidan hakkında suç duyurusunda bulunduğunu hatırlatmıştır. Confavreux, bu konuda ayrıca Bakanlık bünyesinde bir idari soruşturmanın başlatıldığını ve soruşturmanın Dışişleri Genel Müfettişliği tarafından yürütüldüğünü ifade etmiştir. Soruşturmanın amacını "Amacı, 2013'teki olayları ve o dönemde neyin yapılıp yapılmadığını aydınlatmak. Soruşturma, gerçekleri ortaya çıkarmayı, sorumlulukların neler olduğunu belirlemeyi ve bağımsız şekilde bir rapor sunmayı amaçlıyor." sözleriyle ifade etmiştir.
Confavreux, söz konusu rapora dayanarak disiplin veya cezai kararların alınabileceğini belirtmiş ve soruşturmanın ayrıca Bakanlığın Aidan’la ilgili iddiaların gündeme geldiği dönemde hangi bilgileri bilip bilmediğini ortaya koyacağını ifade etmiştir. Epstein dosyası kapsamında 3 milyon belgenin paylaşıldığını hatırlatan Confavreux, bu belgelerde başka Fransız diplomat ve memurların adlarının geçme ihtimalini dışlamadıklarını kaydetmiştir.
Fransa’da savcılık, Epstein ile ilgili belgelerde Fransız vatandaşlarının işlediği olası suçları araştırmak üzere özel bir ekip kurmuştur. Savcılık, Ulusal Mali Savcılık ve Ulusal Adli Polis Birimi ile işbirliği içinde yeni Epstein belgelerini incelemektedir. Yapılan açıklamada, yeni soruşturmalar açılabilmesi amacıyla belgelerin incelendiği belirtilmiştir.
Savcılık ayrıca, hapiste 2022 yılında hayatını kaybeden ve adı Epstein belgelerinde geçen eski manken ajansı yöneticisi Jean-Luc Brunel hakkındaki soruşturma dosyasını baştan inceleyeceğini bildirmiştir. Brunel’in çocuklara ve modellere yönelik cinsel saldırıda bulunmakla suçlandığı, Fransa’da tutuklu bulunduğu hapishanede 2022’de ölü bulunduğu belirtilmiştir.
Fransız BFMTV kanalının haberine göre, eski İsveçli model Ebba Karlsson, Epstein dosyasında adı binlerce kez geçen İsveçli Daniel Siad hakkında “cinsel saldırı ve insan ticareti” suçlamasıyla Paris Savcılığı’na 10 Şubat’ta şikayette bulunmuştur. Karlsson, 1990’lı yıllarda Stockholm’de tanıştığı Siad’ın kendisini Fransa’ya götürdüğünü ve Cannes’da bir evin kulübesinde cinsel saldırıya uğradığını iddia etmiştir. Siad’ın sahte pasaport taşıdığını ve kendisini tehdit ettiğini ileri sürmüştür.
Karlsson ayrıca, model ajansı patronu Gerald Marie tarafından da cinsel saldırıya uğradığını iddia etmiş; yaşları 14 ile 17 arasında değişen kızlarla birlikte Marie’nin evine davet edildiğini belirtmiştir. Siad’ın söz konusu modelleri Epstein için işe aldığından şüphe edildiği ifade edilmiştir.
ABD’de yayımlanan belgelerde, eski Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin eski danışmanı Colom’un, Epstein ile 2013-2018 yılları arasında yakın iletişimde olduğu belirtilmiştir. Colom’un Eylül 2013’te gönderdiği bir e-postada, eski Fransa Cumhurbaşkanı adayı Bruno Le Maire için fon toplamak istediğini belirttiği; Ekim 2013’teki bir başka e-postasında ise Sarkozy’nin yanında 5 yıl boyunca kaldığını ifade ettiği aktarılmıştır.
ABD Adalet Bakanlığı, Jeffrey Epstein ile ilgili belgelerde adı geçen kişilerin listesini ABD Kongresine iletmiştir. Söz konusu listenin, Epstein dosyalarında Başkan Donald Trump da dahil olmak üzere adı geçen kişileri kapsadığı belirtilmiştir.
Senato ve Temsilciler Meclisi Adalet Komiteleri başkanlarına gönderilen 6 sayfalık belgede, Epstein dosyalarında yapılan düzenlemelerin ve sansürlerin gerekçeleri açıklanmıştır. Politico muhabiri Josh Gerstein’in yayımladığı belgede, eski ABD Başkanı Bill Clinton, Microsoft’un kurucu ortağı ve eski Üst Yöneticisi Bill Gates, Meta’nın kurucusu ve CEO’su Mark Zuckerberg, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Başkan Donald Trump dahil olmak üzere Epstein dosyalarında adı geçen önemli figürlerin isimlerine yer verilmiştir
Belgede yer alan isimlerin farklı bağlamlarda geçtiği belirtilmiştir. Bu bağlamların, Epstein veya eski kız arkadaşı ve suç ortağı Ghislaine Maxwell ile doğrudan iletişim kuran kişilerden, Epstein ya da Maxwell ile herhangi bir teması bulunmayıp yalnızca medya raporlarında adı geçen kişilere kadar uzandığı ifade edilmiştir. Hangi kişinin isminin hangi bağlamda geçtiğinin ise bilinmediği belirtilmiştir.
ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Nancy Mace 18 Şubat 2026 tarihinde, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatına (CIA) milyarder Jeffrey Epstein ile ilgili tüm belgelerin açıklanması çağrısında bulunmuştur. Mace, yaptığı açıklamada, Epstein dosyaları hakkında CIA’ye çağrıda bulunduğunu bildirmiştir. Epstein ile ilgili tüm dosya, fotoğraf ve görüntülerin yayımlanması gerektiğini vurgulamıştır.
Mace, “Epstein'in istihbarat ajanı olduğuna inanıyorum ve Epstein'in sahip olduğu bilgiler nedeniyle hükümetin bunu örtbas ettiğini düşünüyorum.” ifadesini kullanmıştır. Kongre üyelerinin, “CIA’in Epstein ile ilişkisi olup olmadığını ve hangi bilgilerin saklandığını” bilmesi gerektiğini belirten Mace, Kongre üyelerinin konuya ilişkin her türlü bilgiye ulaşmak istediğini kaydetmiştir.
27 Şubat tarihinde de Nancy Mace, Ticaret Bakanı Howard Lutnick’in, Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair soruları yanıtlamak üzere Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi’nde ifade vermesi gerektiğini açıklamıştır. Açıklama, ABD Adalet Bakanlığının Epstein belgeleri veri tabanından, Epstein’in önünde durduğu ve “Howard Lutnick gibi görünen” bir kişinin yer aldığı fotoğrafın kaldırıldığı yönündeki paylaşıma yanıt olarak yapılmıştır. Fotoğrafın daha sonra yeniden veri tabanına eklendiği belirtilmiştir. Fotoğrafın ne zaman çekildiğinin bilinmediği ifade edilmiştir.
Howard Lutnick, Epstein ile bağlantısı nedeniyle herhangi bir suçlamayla karşı karşıya değildir. Lutnick, 10 Şubat’ta Senato Ödenek Komitesi’nde verdiği ifadede, Aralık 2012’de ailesiyle birlikte Epstein’in Karayipler’deki özel adasında öğle yemeğine katıldığını kabul etmiştir.
ABD’de yayımlanan yeni belgeler çerçevesinde, Jeffrey Epstein’in New York’a geldiği dönemlerde kaldığı apartmanın güvenlik sisteminin İsrail hükümeti tarafından kurulduğu iddia edilmiştir.
Kar amacı gütmeyen Drop Site News adlı haber sitesi, ABD Adalet Bakanlığının yakın zamanda yayımladığı bir dizi e-postaya dayanarak, söz konusu güvenlik sistemlerinin İsrail hükümeti tarafından yerleştirildiğini ileri sürmüştür. Haberde, güvenlik ekipmanlarının 2016 yılının başlarında, eski İsrail Başbakanı Ehud Barak’ın da sık sık kaldığı belirtilen Manhattan 66. Sokak’taki 301 numaralı binaya kurulmaya başlandığı ifade edilmiştir.
Bakanlık tarafından paylaşılan e-posta yazışmalarında, Epstein’in güvenlik ekipmanlarının kurulumunu onayladığı ve çalışanları ile İsrail güvenlik yetkilileri arasında toplantılar yapılmasına izin verdiğinin yer aldığı belirtilmiştir. E-postalarda ayrıca, Ehud Barak’ın kaldığı dairedeki güvenlik çalışmalarının en az iki yıl sürdüğü ve İsrail’in Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği yetkililerinin güvenlik konularında Epstein’in personeliyle düzenli olarak yazıştığının ortaya çıktığı aktarılmıştır.
Jeffrey Epstein ile finansal bağları bulunan milyarder Les Wexner, Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi’ne 18 Şubat’ta verdiği ifadenin tamamının yayımlanmasının ardından kamuoyunda gündeme gelmiştir. Wexner’in ifadesinin bir kısmı daha önce basına sızmıştır.
Wexner, Epstein ile 1980’lerde sigortacı Bob Meister aracılığıyla tanıştığını belirtmiştir. Kişisel finansını yönetmesi için işe aldığını söylediği Epstein’in, Fransa’da Rothschild ailesi ve yakın çevresi için “kişisel işler” yaptığını anlattığını ifade etmiştir. Epstein’in diğer müşterileri hakkında bilgisi olup olmadığı sorusuna Wexner, “Daha önce de söylediğim gibi, Elie de Rothschild ile görüştüm. Tüm aileyi temsil ediyordu.” yanıtını vermiştir.
Wexner, Epstein’in üst düzey Google yetkililerine ve Amazon’un kurucusu Jeff Bezos’a finans tavsiyesi verdiğini söylediğini aktarmıştır. İfade sırasında yayımlanan görüntülerde, Wexner’in avukatının kulağına eğilerek “Eğer 5 kelimeden uzun yanıtlar verirsen seni öldürürüm.” ifadesini kullandığı ve bu sözlerin açık mikrofona yansıdığı görülmüştür. Wexner’in bu sözlere gülerek yanıt verdiği belirtilmiştir.
Epstein’in kız arkadaşı Ghislaine Maxwell, ifadesinde Wexner’i Epstein’in “en yakın arkadaşı” olarak tanımlamıştır. ABD Adalet Bakanlığının yayımladığı bazı belgelerde ise Wexner’in Epstein’in “suç ortağı” olarak anıldığı belirtilmiştir. Wexner’in adının belgelerde yaklaşık 1000 kez geçtiği ifade edilmiştir.
Adalet Bakanlığı belgelerinde yer alan 1991 tarihli bir vekaletnamede, Wexner’in Epstein’e “gerekli her türlü işlemi yapma ve gerçekleştirme konusunda tam yetki ve otorite” verdiği görülmüştür. Epstein’in 2006’da tutuklanmasının ardından Wexner’in 2007’de vekaletnameyi yürürlükten kaldırdığı belirtilmiştir. Wexner, bu tarihten sonra Epstein ile ilişkisini kestiğini savunmuştur. Ancak Bakanlık belgelerinde 2007 sonrasına ait e-postaların da yer aldığı aktarılmıştır.
Wexner, Kongre’ye sunduğu yazılı açıklamada, Epstein’i “dolandırıcı” olarak nitelendirmiş ve “Dolandırıldım ama ben yanlış bir şey yapmadım ve saklayacak hiçbir şeyim yok.” ifadelerini kullanmıştır. Ayrıca, Epstein’in suç faaliyetlerinden haberdar olmadığını ve “Epstein'ın reşit olmayan bir kızla birlikte olduğunu hiç görmedim veya duymadım.” sözleriyle herhangi bir yasa dışı faaliyete tanıklık etmediğini belirtmiştir.
Temsilciler Meclisi Üyesi Robert Garcia, kapalı oturum sırasında Wexner’in Epstein ile kişisel ilişkisi olmadığı yönündeki beyanına inanmadığını ifade etmiştir. Garcia, Federal Soruşturma Bürosu’nun Wexner ile Epstein konusunda temas kurmamış olmasını eleştirmiştir.
Polonya’nın kamu yayıncısı TVP World’ün haberine göre, ABD Adalet Bakanlığı tarafından açıklanan belgelerdeki yazışmaların, Epstein ve ağının Polonya ile komşu ülkeleri genç kızlar için hedef bölge olarak gördüğünü gösteren bir yapıyı ortaya koyduğu belirtilmiştir.
Polonya makamları tarafından, ülkenin Epstein’ın faaliyetlerindeki rolünü araştırmak amacıyla iki ayrı ekip oluşturulmuştur. Adalet Bakanı Waldemar Zurek’in başkanlık ettiği analiz ekibinin yaklaşık 3 milyon belgeden oluşan son dosyaları inceleyeceği; savcılardan oluşan diğer ekibin ise olası suçlara ilişkin delil arayacağı bildirilmiştir.
Polonya Adalet Bakanlığı, analiz ekibinin kurulduğunu doğrulamış ve ABD makamlarından tüm gizli belgelerin ilgili yetkililerle paylaşılmasını talep edeceğini açıklamıştır. Açıklamada görüşlerine yer verilen Adalet Bakanı Waldemar Zurek, “Polonya Devleti, Polonya topraklarında herhangi bir suç işlenip işlenmediğini ve Polonya vatandaşlarının olaya karışıp karışmadığını doğrulamalıdır.” ifadelerini kullanmıştır.
Polonya Ulusal Savcılık Ofisi, 23 Şubat’ta resmen kurulan soruşturma ekibinin, 2005-2018 yılları arasında faaliyet gösteren ve “uluslararası nitelikte organize bir suç grubu” olarak tanımlanan yapıya ilişkin ön inceleme yapacağını duyurmuştur. Savcılığa göre, bu grubun moda ajanslarında kariyer yapma vaadiyle reşit olmayanları aldatıp işe alma yoluyla insan ticareti yapmayı ve cinsel istismar etmeyi amaçladığı ileri sürülmüştür. Soruşturmanın üç deneyimli savcı tarafından yürütüleceği ve daha ileri bir soruşturma başlatılıp başlatılmayacağına toplanan delillere göre karar verileceği belirtilmiştir.
Polonya Başbakanı Donald Tusk, X platformundaki paylaşımında, “Pedofili, özellikle Jeffrey Epstein’in vakasındaki ölçekte olduğunda, insanlığa karşı bir suçtur. Buna karışanların yeri, kim oldukları fark etmeksizin, hapistir, uzun vadede ise cehennemdir. Bu konuda hiçbir uzlaşmaya yer yoktur.” ifadelerini kullanmıştır.
Eski ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton 26 Şubat 2026 tarihinde, Jeffrey Epstein soruşturması kapsamında Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi üyelerine New York’ta kapalı oturumda ifade vermiştir. Amerikan medyasına göre Clinton, New York’un Chappaqua bölgesindeki bir gösteri sanatları merkezinde Kongre üyelerinin sorularını yanıtlamıştır. Oturum basına kapalı gerçekleştirilmiştir. Komite Başkanı Cumhuriyetçi James Comer, oturum öncesinde yaptığı kısa açıklamada, Hillary Clinton’ın ifade verdiğini, ertesi gün ise eski ABD Başkanı Bill Clinton’ın ifade vereceğini belirtmiştir.
Hillary Clinton, oturumun başladığı sırada X platformunda paylaştığı dört sayfalık açılış metninde, “Onların suç faaliyetlerinden hiç haberim yoktu. Bay Epstein ile de hiç karşılaştığımı hatırlamıyorum.” ifadelerini kullanmıştır. Açıklamasında, Epstein ve Ghislaine Maxwell’in suç eylemlerine ilişkin herhangi bir bilgisi bulunmadığını belirtmiştir.
Clinton, Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi üyelerine verdiği ifadenin ardından yaptığı açıklamada, ifadenin kamuya açık yapılmamasından dolayı hayal kırıklığı yaşadığını belirtmiştir. Ayrıca Komite Başkanı James Comer’in bazı sorular sorduğunu ve kendisini dinlediğini ifade etmiştir.
Clinton, Cumhuriyetçi üyelerin başka tanıkların ifadelerinde Epstein veya Maxwell hakkında soru yöneltmediğini savunmuştur. Ayrıca, Başkan Donald Trump’ın yemin altında ifade vermesi gerektiğini dile getirmiştir.
Oturum sırasında, Colorado Kongre Üyesi Lauren Boebert tarafından içeriden bir fotoğrafın paylaşılması üzerine ifadenin kısa süreliğine durdurulduğu belirtilmiştir. Demokrat üyeler söz konusu fotoğrafın kurallara aykırı olduğunu ifade etmiştir. Komitenin üst düzey Demokrat üyesi Robert Garcia, Hillary Clinton’ın ifadesinin tam ve düzenlenmemiş metninin kamuoyuna açıklanması çağrısında bulunmuştur.
Eski ABD Başkanı Bill Clinton 27 Şubat tarihinde, Jeffrey Epstein soruşturması kapsamında Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi üyeleri tarafından New York’ta kapalı oturumda sorgulanmıştır. ABD medyasında yer alan haberlere göre Clinton, Epstein ile bağlantısını kabul etmiş ancak milyarder iş insanının suçlarından “asla haberdar olmadığını” ve ilk suç itirafından çok önce onunla ilişkisini kestiğini ifade etmiştir.
Clinton, Komite’nin sorularına şu sözlerle yanıt vermiştir: “Hiçbir şey görmedim ve hiçbir yanlış yapmadım. Geçmişe bakıldığında bile, beni asla şüpheye düşürecek hiçbir şey görmedim. Çünkü o bunu herkesten, çok uzun süre, çok iyi sakladı.”
Clinton ayrıca açılış konuşmasında, “En ufak bir haberim olsaydı sadece onun uçağına binmemekle kalmaz, onu bizzat ihbar eder ve suçlarından dolayı adaletin sağlanması için çağrıda bulunurdum. Tatlı anlaşmalar yapılmasına izin vermezdim.” ifadelerini kullanmıştır.
Eski Başkan, Epstein ile kısa süreli tanışıklığının suçların ortaya çıkmasından yıllar önce sona erdiğini belirtmiş; bazı sorulara “Hatırlamıyorum.” yanıtını verebileceğini söylemiştir. Clinton, “Ne gördüğümü biliyorum, daha da önemlisi ne görmediğimi. Ne yaptığımı biliyorum, daha da önemlisi ne yapmadığımı.” beyanında bulunmuştur.
Clinton’ın ifadesi sırasında, yayımlanan dosyalarda yer alan ve yüzü kapatılmış bir kişiyle jakuzi içerisinde çekilmiş fotoğraf da gündeme gelmiştir. Basına yansıyan bilgilere göre Clinton, söz konusu kişiyi tanımadığını ve cinsel bir ilişki yaşamadığını belirtmiştir. Clinton, Epstein’in özel uçağına suçlarından haberdar olması halinde asla binmeyeceğini ifade etmiştir.
Temsilciler Meclisi Denetim Komitesi Başkanı James Comer, ifadenin “çok verimli” geçtiğini ve Clinton’ın tüm soruları yanıtladığını ya da yanıtlamaya çalıştığını belirtmiştir. İfade kaydının ve tam dökümünün ilerleyen günlerde yayımlanacağı bildirilmiştir.
Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Anna Paulina Luna, Clinton’ın işbirlikçi davrandığını ve şu ana kadar bir şeyi sakladığına inanmak için neden görmediğini ifade etmiştir. Luna ayrıca, son sorgulamalarda Epstein’in bir “istihbarat toplama operasyonu” yürüttüğünün ortaya çıktığını ileri sürmüştür.
Komitenin üst düzey Demokrat üyesi Robert Garcia ise Clinton’ın ifadesinde Başkan Donald Trump ile ilgili bazı ek bilgilerin gündeme geldiğini belirtmiş ve Trump’ın da ifade vermesi gerektiğini savunmuştur. Clinton, sorgulamanın ardından yayımladığı video mesajında, Epstein’in suçlarını bilmediğini yinelemiş ve Adalet Bakanlığının tüm dosyaları açıklaması çağrısında bulunmuştur.
[1]
U.S. Department of Justice, Office of Professional Responsibility. Report of Investigation: Jeffrey Epstein, OPR Case No. 2018-0156. Washington, D.C.: U.S. Department of Justice, November 2020. Erişim 4 Aralık 2025. https://www.justice.gov/opr/page/file/1336471/dl
[2]
U.S. Department of Justice, Office of Professional Responsibility. Report of Investigation: Jeffrey Epstein, OPR Case No. 2018-0156. Washington, D.C.: U.S. Department of Justice, November 2020. Erişim 4 Aralık 2025.
[3]
United States District Court for the Northern District of New York. Scott Rummler v. Jefferson County Emergency Medical Service, Case No. 5:25-cv-01062 (BKS/TWD), Document 5: Report–Recommendation and Order, Filed October 15, 2025. Washington, D.C.: U.S. Government Publishing Office. Erişim 4 Aralık 2025. https://www.govinfo.gov/content/pkg/USCOURTS-nynd-5_25-cv-01062/pdf/USCOURTS-nynd-5_25-cv-01062-0.pdf
[4]
U.S. Department of Justice, Office of Professional Responsibility. Report of Investigation: Jeffrey Epstein, OPR Case No. 2018-0156. Washington, D.C.: U.S. Department of Justice, November 2020. Erişim 4 Aralık 2025. https://www.justice.gov/opr/page/file/1336471/dl.
[5]
U.S. Department of Justice, Office of Professional Responsibility. Report of Investigation: Jeffrey Epstein, OPR Case No. 2018-0156. Washington, D.C.: U.S. Department of Justice, November 2020. Erişim 4 Aralık 2025.
[6]
U.S. Attorney’s Office for the Southern District of New York. Jeffrey Epstein Charged in Manhattan Federal Court With Sex Trafficking of Minors. New York: U.S. Department of Justice. Erişim 4 Aralık 2025.
[7]
Hurley, Bevan. “Ghislaine Maxwell Guilty of Five Charges in Sex-Trafficking Trial Linked to Jeffrey Epstein.” The Independent, 29 Aralık 2021. Erişim 4 Aralık 2025.
[8]
U.S. Department of Justice. “Attorney General Pamela Bondi Releases First Phase of Declassified Epstein Files.” Office of Public Affairs. Erişim 4 Aralık 2025.
[9]
Holmes, Oliver. “Epstein Files: Key Takeaways from 20,000 Pages of Newly Released Emails.” The Guardian, 13 Kasım 2025. Erişim 4 Aralık 2025.
https://www.theguardian.com/us-news/2025/nov/13/epstein-files-key-takeaways
[10]
Epstein, Jeffrey. Jeffrey Epstein’s Little Black Book (Redacted). DocumentCloud. Erişim 4 Aralık 2025.
https://www.documentcloud.org/documents/1508273-jeffrey-epsteins-little-black-book-redacted/
[11]
Anadolu Ajansı. “Genetik Deneylerden, Cinayet İddialarına Epstein Belgelerinde Yeni Detaylar” Anadolu Ajansı. Erişim 4 Şubat 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/genetik-deneylerden-cinayet-iddialarina-epstein-belgelerinde-yeni-detaylar/3820010.
[12]
Anadolu Ajansı. “Genetik Deneylerden, Cinayet İddialarına Epstein Belgelerinde Yeni Detaylar” Anadolu Ajansı. Erişim 4 Şubat 2026. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/genetik-deneylerden-cinayet-iddialarina-epstein-belgelerinde-yeni-detaylar/3820010.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Jeffrey Epstein Davaları ve Epstein Dosyaları" maddesi için tartışma başlatın
İlk Soruşturmalar (2005–2007)
Palm Beach Polis Soruşturmasının Başlatılması (2005)
Eyalet Düzeyindeki İlk Suçlamalar (2006)
Federal Soruşturmaya Sevk (2006–2007)
Federal Soruşturma ve “Non-Prosecution Agreement (NPA)” (2007–2008)
Epstein Savunma Ekibi ve USAO Görüşmeleri (2007)
Non-Prosecution Agreement (NPA)’ın İçeriği (2007)
Savunma Ekibinin NPA’yı Değiştirme Girişimleri (2007–2008)
30 Haziran 2008 Eyalet Duruşması ve Ceza Uygulaması
Mağdur Hakları Mücadelesi ve Cvra Davası (2008–2019)
2008 “Jane Doe” Başvurusu ve Crime Victims’ Rights Act (CVRA) Davası
New York Federal İddianamesi ve Gelişmeler (2019)
New York Güney Bölgesi Federal İddianamesi
Tutuklama ve Soruşturma Bulguları (6 Temmuz 2019)
Epstein'in Hapishanedeki Ölümü (10 Ağustos 2019)
Ghislaine Maxwell Soruşturması
Federal İddianame ve Tutuklama (2020)
Mahkeme Süreci ve Tanık İfadeleri (2021)
Jüri Kararı ve Hüküm (Aralık 2021)
Bank of America ve Finansal Ağa İlişkin 2025 Toplu Dava Dosyası
Davanın Açılması ve Konusu
Finansal Hareketlerin Tespiti ve Belgeler
Bankanın İddia Edilen Eylemleri ve Yükümlülükler
Jane Doe’nun İddiaları ve Davanın Dayanakları
Epstein'in Ada (Virgin Island) ve Mülkleri Hakkında Bulgular
FBI Aramaları ve Elde Edilen Materyaller
ABD Virjin Adaları Hükümeti Tarafından Açılan Davalar
Epstein Dosyalarının Açılması (2025)
DOJ ve FBI “İlk Faz” Dosya Açılımı (Şubat 2025)
Belgelerin İçeriği ve Gizlilik Kısıtlamaları
Kongre Süreci ve “Epstein Files Transparency Act”
E-posta ve Kişisel Yazışmaların Açıklanması (Kasım 2025)
Donald Trump’a Atıfta Bulunan Yazışmalar
Prens Andrew ve Diğer İsimler
Akademisyenler ve Kamu Figürleri
Epstein İletişim Defteri ve Uçuş Kayıtlarında Yer Alan İsimler
Little Saint James Adasından Görüntülerinin Yayınlanması
19 Aralık 2025 Tarihli Toplu Belge Yayınları
Yayımlanan Dosya Türleri
Belgelerin Redaksiyon Durumu
Donald Trump’a Ait Görsellerin Kaldırılması ve Yeniden Yayımlanması
Adalet Bakan Yardımcısı Todd Blanche’ın Açıklamaları
Trump’a Ait Tüm Materyallerin Yayımlanacağına İlişkin Beyan
Epstein Dosyalarında Yer Alan Diğer Tanınmış İsimler
Bill Clinton’a Ait Görseller ve Kayıtlar
Siyaset, Sanat ve İş Dünyasından Diğer İsimler
Sansür (Redaksiyon) Uygulamaları
Tamamen ve Kısmen Karartılan Belgeler
Sansür Gerekçeleri ve Hukuki Dayanaklar
Kongre Üyeleri ve Federal Yetkililerin Açıklamaları
Temsilciler Meclisi Üyelerinin Açıklamaları
Senato Üyelerinin Açıklamaları
30 Ocak 2026 Tarihli Toplu Epstein Belge Yayınları
Belgelerde Öne Çıkan İsimler, Yazışmalar ve Görüntüler
Donald Trump
Bill Clinton
Howard Lutnick (ABD Ticaret Bakanı)
Kathryn Ruemmler (Eski Obama Beyaz Saray Danışmanı)
Elon Musk
Bill Gates
Steve Tisch (New York Giants Sahibi)
Prens Andrew (Birleşik Krallık)
Sarah Ferguson
Ehud Barak (Eski İsrail Başbakanı)
İskandinav Kraliyetleri
Larry Summers
Richard Branson
Steve Bannon
Peggy Siegal
Robert Koleji (Türkiye)
CIA’ye Ait Uçak Planı
Hollywood ve Spor Dünyasından Kişiler
Dr. Mehmet Öz
Deepak Chopra
James Watson
Siyasi ve Diplomatik Alanda Ortaya Çıkan Sonuçlar
Lord Peter Mandelson’ın İşçi Partisi’nden İstifası ve Gözaltı Süreci
Slovak Diplomat Miroslav Lajčák’ın İstifası
Andrew Mountbatten-Windsor’un Royal Lodge’dan Ayrılması
İngiltere Başbakanı Keir Starmer’ın İletişim Sorumlusunun ve Özel Kalem Müdürünün İstifası
Norveç’te Büyükelçi Mona Juul'un İstifası
DP World Ceo'su Sultan Ahmed bin Sulayem’in İstifası
Norveç’te Eski Başbakan Thorbjørn Jagland Hakkında Soruşturma
Norveçli Eski Diplomat Terje Rød-Larsen Hakkındaki İddialar ve Sorguya Alınması
Eski Fransa Kültür Bakanı Jack Lang ve Kızı Caroline Lang'ın İstifası
Epstein Belgelerinde Ortaya Çıkan Yeni İddialar ve Yazışmalar
Zorro Çiftliği Yakınlarında Cinayet İddiaları
Eva Andersson-Dubin’in E-postası
Embriyo ve Genetik Çalışmalara İlişkin Yazışmalar
“Öldür” İfadesi İçeren E-posta
Epstein ile Peter Thiel Arasındaki Yazışmalar
Epstein’in Avukatlarının İstihbarat Kurumlarına Yönelik Talepleri
Dünya Liderleri Hakkında Notlar
Hapishane Görüntüleri ve Hücre Arkadaşı Efrain Reyes’in İfadeleri
Jeffrey Epstein’ın Rothschild Firması ile 25 Milyon Dolarlık Anlaşması (2015)
Medya Üzerindeki Etki ve Yönlendirme İddiaları
Epstein Dosyalarında Kimyasal Madde Alımı: Sülfürik Asit Sevkiyatı
Kritik Madenler ve Nadir Toprak Elementleri Bağlantısı
Vikipedi’yi “Hackleme” İddiaları
Ohio Eyalet Üniversitesi ve Mark Landon Ödemeleri
Zorro Çiftliği ve “Masumların Katliamı” Tablosu
Fuhuş Ağına İlişkin Yazışma
Ed Epstein’den Maxwell’e 11 Eylül Komisyonu Teklifi
ABD Genelindeki Gizli Depolar İddiası
Epstein Bağlantılı Uçuşların İngiliz Havalimanlarını Kullanması
4chan Paylaşımı ve Epstein’in Ölümüne İlişkin Belgeler
Epstein Mağdurlarının Tepkileri ve Kamuoyu Çağrıları
ABD Kongresi’nde Başlatılan İnceleme Süreci
Chomsky Ailesinin Açıklamaları
Epstein Dosyalarında Ortaya Çıkan Ekonomik ve Finansal Ağlar
Enerji Sektörü Bağlantıları
Kripto Para ve Finans Teknolojileri
Ghislaine Maxwell’in ABD Kongresi Önünde İfade Vermeyi Reddetmesi ve Af Talebi
Fransız Yargısının Elindeki E-Postalar
Marianne Dergisinin İddiası
Fransa’daki Siyasi Açıklamalar
Deutsche Bank ile İlgili Gelişmeler
“Adalet Bakanlığı Gözetimi” Oturumu
Fransa’da Epstein Belgeleri Kapsamında Diplomatik Soruşturma Süreci ve Özel Ekip Kurulması
ABD Adalet Bakanlığının Kongreye Gönderdiği Liste
ABD Temsilciler Meclisi Üyesi Nancy Mace’in Açıklamaları
New York’taki Apartmana İlişkin Güvenlik İddiaları
Les Wexner’in Kongre İfadesi ve Rothschild Açıklaması
Polonya’da Soruşturma Ekiplerinin Kurulması
Hillary Clinton’ın Kongre’deki İfadesi
Bill Clinton’ın Kongre’deki İfadesi