
ORCID ID
0000-0001-6890-0513
Kitlesel histeri ya da kitle histerisi, bir grup insan arasında paylaşılan olağan dışı ve karakteristik olmayan, çoğu zaman nedensiz bir şekilde davranışların, düşüncelerin, duyguların veya sağlık semptomlarının ortaya çıkması anlamına gelir (Boss, 1997: 233). Kitlesel histeriden etkilenen insanlar belirli bir şeyin semptomlarını tetiklediğine inanırlar. Bu bazen bir lider, bazen bir olay, bazen de bir haberdir. Kitlesel histeri durumunda insanlar mantıklı davranışlar sergileyemezler ve adeta mantıklarını yitirmiş gibi davranırlar. Birçok farklı kolektif davranış “kitlesel histeri” başlığı altında sınıflandırılsa da bu terimle ilgili tartışmalar vardır. Özellikle kitlesel histeriye neyin neden olduğu ve kültürlerarası gerçekliklerin karmaşıklığını yok saydığına dair eleştirilerle tarih, tıp, antropoloji, psikoloji ve sosyoloji gibi alanlardaki araştırmacıların tanımlamalarının farklılık göstermesi tartışmaların odağını oluşturur (Bartholomew, 1990: 455). Bir kişi cinnet geçirip bir grup insanı vurduğunda buna dair psikolojik bir açıklama getirilebilir ya da bu durum bir semptomla isimlendirilebilir. Bir ülke, bir hükümet veya bir halk cinnet halinde insanları topluca öldürmeye başladığında buna “kolektif psikoz” ya da “kitlesel histeri” denir. Bu kitlesel histeri belirli bir etnik veya dini grubu hedef aldığında ise soykırım olarak nitelendirilir (Boyang, 2024).Son dönemlerde Gazze’de ve Filistin’in birçok bölgesinde süregelen soykırım da bu bağlamda ele alınabilir. Katliam ve soykırımın yanı sıra bazı Yahudi gruplarının (ithal gaspçılar) yerli Filistinlilerin evlerine kendi evleriymiş gibi yerleşmeleri de kitlesel bir histeri olarak görülebilir. Buna yardım tırlarının Gazze’ye girmesini engelleyenler, gelen yardımları yağmalayanlar, esirlerin ve hatta ölülerin organlarını çalanlar【1】 ve sosyal medyada siyonizmi destekleyip yaşanan katliamı meşru gösterenler de dahil edilebilir. Çünkü yapılan bu eylemlerin ne hukuki ne sosyal ne de insani ve vicdani bir temeli ve açıklaması bulunmamaktadır.Holokost ile ilgili yazılmış kitapları okurken, yapılmış onlarca filmi izlerken bunların nasıl olup da gerçekleştiğini soran birçok insan, Avrupa’nın ortasında Bosna’daki soykırımı da televizyonlardan izlemişti. Bosnalıların uğradığı zulüm çeyrek asır geçtikten ve insan hakları ile ilgili “büyük ilerlemeler” kaydedildikten sonra şimdi Filistin’de tekerrür ediyor. Üstelik tüm bunlar Bosna’da olanlardan çok daha ulaşılabilir ve yakın bir şekilde, sosyal medya aracılığıyla, hepimizin gözleri önünde ve sıklıkla sansürlenen “hassas içerikler” eşliğinde yaşanıyor【2】.Kitlesel histeri kavramsallaştırmasının sınırlarını genişleterek hatta sınırları zorlayarak, paylaşılan patolojilerin ve semptomların kitlesel histeri kavramındaki yeri gibi, paylaşılan suskunluğun da bu kavramı tanımlarken kullanılmasının mümkün olduğundan söz edebiliriz. Bu kavramsallaştırmaya suskunluk halinin eklenmesi katliamın sıradanlaşması, her gün yeni eklenen bir zulüm haberine karşı hiçbir tepki verme gereği hissetmemeyi de dahil edince aslında bir eylemi ifade eden bu kavramı eylemsizlik ile de bütünleştirmiş oluruz. Kısacası izleyicilerin pasifliğinin şiddeti arttıran önemli unsurlardan biri haline geldiğini görürüz (Staub, 1999: 303). Yani aslında soykırımın sıradanlaşması【3】, sosyal medyada akan içeriğin bir parçası olarak savaş görüntülerine tepki vermemek de bu histeriyi besleyen kaynaklardır. Zira dünyanın gözleri önünde Ekim 2023‘ten bu yana artarak devam eden soykırım, sadece katliama dahil olan Yahudilerin değil, dünyanın geri kalanında sessizliği tercih edenlerin kitlesel bir yok sayma, görmezden gelme, öldürülen kişiler Batılı değilse değersizleştirme eyleminin içinde olduğunu göstermektedir. Katliamı meşrulaştırma, katliamı yok sayma, boykotu küçümseme de bu durumun birer tamamlayıcısı durumundadır. Ancak sessiz kalanlar kadar zulme boyun eğmeyip sesini çıkaranların gücü ve sesi de günbegün yükselmeye devam etmektedir【4】.Bütün kutsalları yok sayıp özellikle bebekleri, çocukları, kadınları hedef alarak katleden ve bunu yaparken bütün dünyaya bunun bir “çatışma” hatta “savunma hali” olduğunu söyleyen İsrail, bu durumu kabul eden Yahudileri ve buna göz yumanları da yanına alarak hiçbir değer gözetmeden katliamını sürdürmektedir. Soykırımı yasal olarak tartışmanın ve eleştirmenin antisemitizm olarak adlandırılması ya da soykırımı tanıyanların yaftalanması【5】 da dünya çapında özellikle son zamanlarda yaygın olarak kendini gösteren kolektif histerinin bir parçasıdır. “Bununla birlikte, hakim anlatı genellikle olayların gerçek yüzü değildir, sadece galiplerin anlatısıdır.” (Krishnan, 2024). Galiplerin anlatısına rağmen zulme uğrayanların anlatısına da kulak kabartan bütün adalet ve vicdan sahibi insanların bir araya gelmesi ile ancak kolektif histeri iyileştirilebilir ve Filistin’de israil’in yaptığı soykırım gibi trajediler engellenebilir.
Kitlesel histeri ya da kitle histerisi, bir grup insan arasında paylaşılan olağan dışı ve karakteristik olmayan, çoğu zaman nedensiz bir şekilde davranışların, düşüncelerin, duyguların veya sağlık semptomlarının ortaya çıkması anlamına gelir (Boss, 1997: 233). Kitlesel histeriden etkilenen insanlar belirli bir şeyin semptomlarını tetiklediğine inanırlar. Bu bazen bir lider, bazen bir olay, bazen de bir haberdir. Kitlesel histeri durumunda insanlar mantıklı davranışlar sergileyemezler ve adeta mantıklarını yitirmiş gibi davranırlar. Birçok farklı kolektif davranış “kitlesel histeri” başlığı altında sınıflandırılsa da bu terimle ilgili tartışmalar vardır. Özellikle kitlesel histeriye neyin neden olduğu ve kültürlerarası gerçekliklerin karmaşıklığını yok saydığına dair eleştirilerle tarih, tıp, antropoloji, psikoloji ve sosyoloji gibi alanlardaki araştırmacıların tanımlamalarının farklılık göstermesi tartışmaların odağını oluşturur (Bartholomew, 1990: 455). Bir kişi cinnet geçirip bir grup insanı vurduğunda buna dair psikolojik bir açıklama getirilebilir ya da bu durum bir semptomla isimlendirilebilir. Bir ülke, bir hükümet veya bir halk cinnet halinde insanları topluca öldürmeye başladığında buna “kolektif psikoz” ya da “kitlesel histeri” denir. Bu kitlesel histeri belirli bir etnik veya dini grubu hedef aldığında ise soykırım olarak nitelendirilir (Boyang, 2024).
Son dönemlerde Gazze’de ve Filistin’in birçok bölgesinde süregelen soykırım da bu bağlamda ele alınabilir. Katliam ve soykırımın yanı sıra bazı Yahudi gruplarının (ithal gaspçılar) yerli Filistinlilerin evlerine kendi evleriymiş gibi yerleşmeleri de kitlesel bir histeri olarak görülebilir. Buna yardım tırlarının Gazze’ye girmesini engelleyenler, gelen yardımları yağmalayanlar, esirlerin ve hatta ölülerin organlarını çalanlar【1】 ve sosyal medyada siyonizmi destekleyip yaşanan katliamı meşru gösterenler de dahil edilebilir. Çünkü yapılan bu eylemlerin ne hukuki ne sosyal ne de insani ve vicdani bir temeli ve açıklaması bulunmamaktadır.
Holokost ile ilgili yazılmış kitapları okurken, yapılmış onlarca filmi izlerken bunların nasıl olup da gerçekleştiğini soran birçok insan, Avrupa’nın ortasında Bosna’daki soykırımı da televizyonlardan izlemişti. Bosnalıların uğradığı zulüm çeyrek asır geçtikten ve insan hakları ile ilgili “büyük ilerlemeler” kaydedildikten sonra şimdi Filistin’de tekerrür ediyor. Üstelik tüm bunlar Bosna’da olanlardan çok daha ulaşılabilir ve yakın bir şekilde, sosyal medya aracılığıyla, hepimizin gözleri önünde ve sıklıkla sansürlenen “hassas içerikler” eşliğinde yaşanıyor【2】.
Kitlesel histeri kavramsallaştırmasının sınırlarını genişleterek hatta sınırları zorlayarak, paylaşılan patolojilerin ve semptomların kitlesel histeri kavramındaki yeri gibi, paylaşılan suskunluğun da bu kavramı tanımlarken kullanılmasının mümkün olduğundan söz edebiliriz. Bu kavramsallaştırmaya suskunluk halinin eklenmesi katliamın sıradanlaşması, her gün yeni eklenen bir zulüm haberine karşı hiçbir tepki verme gereği hissetmemeyi de dahil edince aslında bir eylemi ifade eden bu kavramı eylemsizlik ile de bütünleştirmiş oluruz. Kısacası izleyicilerin pasifliğinin şiddeti arttıran önemli unsurlardan biri haline geldiğini görürüz (Staub, 1999: 303). Yani aslında soykırımın sıradanlaşması【3】, sosyal medyada akan içeriğin bir parçası olarak savaş görüntülerine tepki vermemek de bu histeriyi besleyen kaynaklardır. Zira dünyanın gözleri önünde Ekim 2023‘ten bu yana artarak devam eden soykırım, sadece katliama dahil olan Yahudilerin değil, dünyanın geri kalanında sessizliği tercih edenlerin kitlesel bir yok sayma, görmezden gelme, öldürülen kişiler Batılı değilse değersizleştirme eyleminin içinde olduğunu göstermektedir. Katliamı meşrulaştırma, katliamı yok sayma, boykotu küçümseme de bu durumun birer tamamlayıcısı durumundadır. Ancak sessiz kalanlar kadar zulme boyun eğmeyip sesini çıkaranların gücü ve sesi de günbegün yükselmeye devam etmektedir【4】.
Bütün kutsalları yok sayıp özellikle bebekleri, çocukları, kadınları hedef alarak katleden ve bunu yaparken bütün dünyaya bunun bir “çatışma” hatta “savunma hali” olduğunu söyleyen İsrail, bu durumu kabul eden Yahudileri ve buna göz yumanları da yanına alarak hiçbir değer gözetmeden katliamını sürdürmektedir. Soykırımı yasal olarak tartışmanın ve eleştirmenin antisemitizm olarak adlandırılması ya da soykırımı tanıyanların yaftalanması【5】 da dünya çapında özellikle son zamanlarda yaygın olarak kendini gösteren kolektif histerinin bir parçasıdır. “Bununla birlikte, hakim anlatı genellikle olayların gerçek yüzü değildir, sadece galiplerin anlatısıdır.” (Krishnan, 2024). Galiplerin anlatısına rağmen zulme uğrayanların anlatısına da kulak kabartan bütün adalet ve vicdan sahibi insanların bir araya gelmesi ile ancak kolektif histeri iyileştirilebilir ve Filistin’de israil’in yaptığı soykırım gibi trajediler engellenebilir.
Bartholomew, Robert E (1990). “Ethnocentricity and the Social Construction of ‘Mass Yysteria’.Culture, Medicine and Psychiatry”, 14 (4), 455- 494.
Boss, Leslie P. (1997). “Epidemic Hysteria: A Review of the Published Literature”. Epidemiologic Reviews, 19 (2), 233-243.
Boyang, Ben (2024). “On Genoside and Mass Hysteria”. Binsblog. Erişim Tarihi: 12.06.2024, https://binsblog.org/2024/01/12/on-genocide-and-mass-hysteria/
Krishnan, Vidya (2024). “Batı Haberciliğinin Gözünden Gazze: Sömürgeci Gazeteciliğin Klasik Bir Örneği”. Fikirturu. Erişim Tarihi: 02.06.2024, https://fikirturu.com/jeo-politika/bati-haberciliginin-gozunden-gazze/.
Staub, Ervin (1999). “The Origins and Prevention of Genocide, Mass Killing, and Other Collective violence”. Peace and Conflict, 5 (4), 303- 336.
[1]
Bkz. Organ Gasbı ; Organ Kaçakçılığı
[2]
Bkz. Ahlaki İkiyüzlülük ; Çifte Standart
[3]
Ayrıca bkz. Mutlak Şer
[4]
Ayrıca bkz. BDS Hareketi ; Dijital İntifada ; Elektronik İntifa; Uluslararası Dayanışma Hareketi
[5]
Ayrıca bkz. Siyoniyat
| apa | Işıker Bedir, D. (2026). Kitlesel Histeri. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 919-921) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Işıker Bedir, Deniz. “Kitlesel Histeri”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 919-921. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Kitlesel Histeri" maddesi için tartışma başlatın