Kudüs (Hz. Muhammed Dönemi)
Alıntıla
kure star outline
Avatar
Ana YazarMusab DALGA13 Temmuz 2026 13:50

ORCID ID

0000-0003-0701-3421

Kudüs, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. İlahî dinlerin (Yahudilik, Hristiyanlık ve İslâm) mensupları için Kudüs ve çevresi, dinlerin kente yüklediği özel anlam, peygamberlerinin bu topraklarda yaşamış olması ve bölgenin stratejik konumu nedeniyle büyük önem taşır (Özdemir vd., 2013: 484). Bunun yanı sıra, semavî olmayan din mensupları da (örneğin Mecusiler) bu topraklar uğruna mücadele etmiş ve Kudüs’te hâkimiyet kurmuştur. Hz. Peygamber’in hayatta olduğu 571-632 yılları arasında Kudüs ile çevresine Bizans ve Sâsânî imparatorlukları hükmetmiştir.Bizans ve Sâsânî imparatorluğu tarih boyunca sürekli Doğu ve Batı’nın kesiştiği Anadolu ve Orta Doğu toprakları üzerinde hâkimiyetlerini kurmak için mücadele verdi. I. Justinyan tahta çıktıktan sonra özellikle yönünü batıya çevirdi. Fakat Doğu topraklarını da ihmal etmedi. Bu amaçla doğuda Sâsânî imparatoru I. Hüsrev (531-579) ile anlaşma yaparak topraklarını emniyet altına almak istedi. Bu barış uzun sürmedi (Ostrogorsky, 2006: 66; Bailly, 1974: 1/77). Bizans imparatoru I. Justinyan batıda pek başarılı olamayınca yönünü zorunlu olarak Doğu’ya çevirdi. Justinyan’ın yerine 565 yılında tahta geçen (Bailly, 1974: 1/ 101, 104) yeğeni II. Justinyan (565-578) Sâsânîler ile olan antlaşmalara uymayarak onlarla mücadele etti (Vasiliev, 1943: 212; Bailly, 1974: 1/105). Mavrikios (582-602) tahta geçtikten sonra Bizans İmparatorluğu tekrar güçlendi. Sâsânîlerle yapılan savaşlara son verdi. Onlarla yeni antlaşmalar yapıp barış ortamı oluşturdu. Yeni bir ordu oluşturma girişiminde bulundu ve idari teşkilatlanma tesis etmek için büyük bir gayret gösterdi. (Ostrogorsky, 2006: 74; Bailly, 1974: 1/ 107, 110; Vasiliev, 1943: 214). Herakleios (610-641) tahta geçtikten sonra Bizanslıların kaybolan saygınlığını geri getiremese de imajını düzeltmeye çalıştı (Bailly, 1974: 1/ 117). Ancak 611 yılında II. Hüsrev’in Suriye bölgesini hakimiyeti altına almasına engel olamadı. İranlılar, Bizans’ın birçok şehrini (611’de Antakya, 613’te Damaskus/Dımaşk/Şam, Tarsos/Tarsus) ele geçirdi (Ostrogorsky, 2006: 88; Bailly, 1974: 1/ 122; Vasiliev, 1943: 248; Naskali: 2009).614’te Sâsânî İmparatorluğu hâkimiyet alanını genişletmek amacıyla Filistin ve Kudüs’e yöneldi. Orduları kutsal şehri 20 gün boyunca kuşatma altına aldı. Yıllarca Bizans İmparatorluğu, Hristiyan inancı dışındaki Yahudilere zulmetmişti. Bundan dolayı 26.000 Yahudi, İranlıların Kudüs’ü almalarını kurtuluş vesilesi görerek Sâsânî ordusuna katıldı. Böylece İranlılar çok kısa bir süre içinde kutsal şehri ele geçirdi (Naskali: 2009). Fakat, aralarında Yahudilerin de bulunduğu şehir halkı toplu katliama tabi tutuldu. Binlerce kişi esir alındı, bazıları öldürüldü bazıları da köle olarak kullanıldı. Kiliseler, evler, bahçeler ve hazineler yakılıp yıkıldı (Çeken, 2015: 80-81). Değerli eşyalara el konuldu ve İran’a götürüldü. Bunlar arasında Hz. Îsâ’nın üzerinde çarmıha gerildiği kutsal haç da vardı. Bu olay Kudüs tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir saldırı olarak yerini aldı (Ostrogorsky 2006: 88). Rus tarihçisi N. P. Kondakov bu olayı, Orta Çağ’da yapılmış büyük bir katliam ve kültürel gelişmeyi engelleyen bir hadise olarak tanımlar (Bailly, 1974: 1/ 122-124; Vasiliev, 1943: 248-249; Tekin, 2017: 324-336).Bizans İmparatoru Herakleios, Kudüs yenilgisinden sonra ülkesini toparlamaya çalıştı. 622-628 yılları arasında Sâsânîlere karşı büyük mücadeleler verdi. İranlıların elinde bulunan önemli şehirleri (623/Gence, 626/Kadıköy) ele geçirdi. 627 yılından sonra Bizanslılar Sâsânîlere karşı taarruza geçti. Herakleios, Ninova’da İranlılar ile büyük bir savaş yaptı. 628 yılında II. Hüsrev’in tahtının bulunduğu Dastegerd’e girdi. II. Hüsrev tahtında indirilerek öldürüldü. Bizanslılar Sâsânîler’in kendilerinden aldıkları toprakları tekrar ele geçirdi (Çeken, 2015: 83-85). Bu mücadele Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle ifade edilmektedir: “Rumlar yakın bir yerde yenilgiye uğradılar. Fakat onlar bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip gelecekler. Eninde sonunda Allah’ın dediği olur. O gün müminler Allah’ın yardımı sebebiyle sevinecekler. O dilediğini muzaffer kılar. O çok güçlüdür, engin merhamet sahibidir (Rum/2-5).” Herakleios, Sâsânîlerden geri aldığı kutsal haçla, 630 yılının 21 Mart’ında halkın büyük bir teveccühüyle Kudüs’e girdi (Ostrogorsky, 2006: 95-97). 638 yılında Hz. Ömer’in fethine【1】 kadar Kudüs, Hristiyanların hâkimiyeti altında kaldı (Bailly, 1974: 1/ 126-130; Demirkent: 1992; Naskali: 2009; Tekin, 2017: 324-336; Vasiliev, 1943: 250-252).İslam fethi öncesinde Müslümanlar için Kudüs’ün büyük önemi vardı. Hz. Peygamber hicretten bir yıl önce (621) bu mübarek beldede İsrâ ve Mi’râc olaylarını (ki bu olay İsrâ Suresi 1. ayetinde anlatılmaktadır) yaşamıştır (İbn İshak, 1981: 274-280; İbn Hişam, 1995: 2/ 3-17). Ayrıca Müslümanlar 624 yılına kadar namazlarını Mescid-i Aksâ’ya dönerek kılmışlardır (Bozkurt: 2004; Demirkent: 2002; Erşahin: 2017; Özel: 2022; Yavuz: 2020).Kudüs tarih boyunca farklı dinler ve halklar için önemli dini merkezlerden birisi olmuştur. Hz. Ömer’in şehri fethinden sonra da Müslümanlar Kudüs’ün bu konumunu muhafaza etmişlerdir. Gerçekten de Kudüs, Müslümanlar için İsrâ ve Mi’râc hadiselerinin mekanı, ilk kıble oluşu, peygamber kabirlerinin【2】 bulunması gibi pek çok nedenden dolayı Mekke ve Medine’den sonra en kutsal şehir olmuştur. Bu kadar önemli olmasına rağmen, orada yaşayan farklı dinlere mensup insanlara saygı gösterilmiş ve tarih boyunca barış içinde bir arada yaşama kültürü İslam yönetimleri tarafından hâkim kılınmıştır.

Kudüs (Hz. Muhammed Dönemi)

Kudüs, tarih boyunca pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. İlahî dinlerin (Yahudilik, Hristiyanlık ve İslâm) mensupları için Kudüs ve çevresi, dinlerin kente yüklediği özel anlam, peygamberlerinin bu topraklarda yaşamış olması ve bölgenin stratejik konumu nedeniyle büyük önem taşır (Özdemir vd., 2013: 484). Bunun yanı sıra, semavî olmayan din mensupları da (örneğin Mecusiler) bu topraklar uğruna mücadele etmiş ve Kudüs’te hâkimiyet kurmuştur. Hz. Peygamber’in hayatta olduğu 571-632 yılları arasında Kudüs ile çevresine Bizans ve Sâsânî imparatorlukları hükmetmiştir.


Bizans ve Sâsânî imparatorluğu tarih boyunca sürekli Doğu ve Batı’nın kesiştiği Anadolu ve Orta Doğu toprakları üzerinde hâkimiyetlerini kurmak için mücadele verdi. I. Justinyan tahta çıktıktan sonra özellikle yönünü batıya çevirdi. Fakat Doğu topraklarını da ihmal etmedi. Bu amaçla doğuda Sâsânî imparatoru I. Hüsrev (531-579) ile anlaşma yaparak topraklarını emniyet altına almak istedi. Bu barış uzun sürmedi (Ostrogorsky, 2006: 66; Bailly, 1974: 1/77). Bizans imparatoru I. Justinyan batıda pek başarılı olamayınca yönünü zorunlu olarak Doğu’ya çevirdi. Justinyan’ın yerine 565 yılında tahta geçen (Bailly, 1974: 1/ 101, 104) yeğeni II. Justinyan (565-578) Sâsânîler ile olan antlaşmalara uymayarak onlarla mücadele etti (Vasiliev, 1943: 212; Bailly, 1974: 1/105). Mavrikios (582-602) tahta geçtikten sonra Bizans İmparatorluğu tekrar güçlendi. Sâsânîlerle yapılan savaşlara son verdi. Onlarla yeni antlaşmalar yapıp barış ortamı oluşturdu. Yeni bir ordu oluşturma girişiminde bulundu ve idari teşkilatlanma tesis etmek için büyük bir gayret gösterdi. (Ostrogorsky, 2006: 74; Bailly, 1974: 1/ 107, 110; Vasiliev, 1943: 214). Herakleios (610-641) tahta geçtikten sonra Bizanslıların kaybolan saygınlığını geri getiremese de imajını düzeltmeye çalıştı (Bailly, 1974: 1/ 117). Ancak 611 yılında II. Hüsrev’in Suriye bölgesini hakimiyeti altına almasına engel olamadı. İranlılar, Bizans’ın birçok şehrini (611’de Antakya, 613’te Damaskus/Dımaşk/Şam, Tarsos/Tarsus) ele geçirdi (Ostrogorsky, 2006: 88; Bailly, 1974: 1/ 122; Vasiliev, 1943: 248; Naskali: 2009).


614’te Sâsânî İmparatorluğu hâkimiyet alanını genişletmek amacıyla Filistin ve Kudüs’e yöneldi. Orduları kutsal şehri 20 gün boyunca kuşatma altına aldı. Yıllarca Bizans İmparatorluğu, Hristiyan inancı dışındaki Yahudilere zulmetmişti. Bundan dolayı 26.000 Yahudi, İranlıların Kudüs’ü almalarını kurtuluş vesilesi görerek Sâsânî ordusuna katıldı. Böylece İranlılar çok kısa bir süre içinde kutsal şehri ele geçirdi (Naskali: 2009). Fakat, aralarında Yahudilerin de bulunduğu şehir halkı toplu katliama tabi tutuldu. Binlerce kişi esir alındı, bazıları öldürüldü bazıları da köle olarak kullanıldı. Kiliseler, evler, bahçeler ve hazineler yakılıp yıkıldı (Çeken, 2015: 80-81). Değerli eşyalara el konuldu ve İran’a götürüldü. Bunlar arasında Hz. Îsâ’nın üzerinde çarmıha gerildiği kutsal haç da vardı. Bu olay Kudüs tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir saldırı olarak yerini aldı (Ostrogorsky 2006: 88). Rus tarihçisi N. P. Kondakov bu olayı, Orta Çağ’da yapılmış büyük bir katliam ve kültürel gelişmeyi engelleyen bir hadise olarak tanımlar (Bailly, 1974: 1/ 122-124; Vasiliev, 1943: 248-249; Tekin, 2017: 324-336).


Bizans İmparatoru Herakleios, Kudüs yenilgisinden sonra ülkesini toparlamaya çalıştı. 622-628 yılları arasında Sâsânîlere karşı büyük mücadeleler verdi. İranlıların elinde bulunan önemli şehirleri (623/Gence, 626/Kadıköy) ele geçirdi. 627 yılından sonra Bizanslılar Sâsânîlere karşı taarruza geçti. Herakleios, Ninova’da İranlılar ile büyük bir savaş yaptı. 628 yılında II. Hüsrev’in tahtının bulunduğu Dastegerd’e girdi. II. Hüsrev tahtında indirilerek öldürüldü. Bizanslılar Sâsânîler’in kendilerinden aldıkları toprakları tekrar ele geçirdi (Çeken, 2015: 83-85). Bu mücadele Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle ifade edilmektedir: “Rumlar yakın bir yerde yenilgiye uğradılar. Fakat onlar bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip gelecekler. Eninde sonunda Allah’ın dediği olur. O gün müminler Allah’ın yardımı sebebiyle sevinecekler. O dilediğini muzaffer kılar. O çok güçlüdür, engin merhamet sahibidir (Rum/2-5).” Herakleios, Sâsânîlerden geri aldığı kutsal haçla, 630 yılının 21 Mart’ında halkın büyük bir teveccühüyle Kudüs’e girdi (Ostrogorsky, 2006: 95-97). 638 yılında Hz. Ömer’in fethine【1】 kadar Kudüs, Hristiyanların hâkimiyeti altında kaldı (Bailly, 1974: 1/ 126-130; Demirkent: 1992; Naskali: 2009; Tekin, 2017: 324-336; Vasiliev, 1943: 250-252).


İslam fethi öncesinde Müslümanlar için Kudüs’ün büyük önemi vardı. Hz. Peygamber hicretten bir yıl önce (621) bu mübarek beldede İsrâ ve Mi’râc olaylarını (ki bu olay İsrâ Suresi 1. ayetinde anlatılmaktadır) yaşamıştır (İbn İshak, 1981: 274-280; İbn Hişam, 1995: 2/ 3-17). Ayrıca Müslümanlar 624 yılına kadar namazlarını Mescid-i Aksâ’ya dönerek kılmışlardır (Bozkurt: 2004; Demirkent: 2002; Erşahin: 2017; Özel: 2022; Yavuz: 2020).


Kudüs tarih boyunca farklı dinler ve halklar için önemli dini merkezlerden birisi olmuştur. Hz. Ömer’in şehri fethinden sonra da Müslümanlar Kudüs’ün bu konumunu muhafaza etmişlerdir. Gerçekten de Kudüs, Müslümanlar için İsrâ ve Mi’râc hadiselerinin mekanı, ilk kıble oluşu, peygamber kabirlerinin【2】 bulunması gibi pek çok nedenden dolayı Mekke ve Medine’den sonra en kutsal şehir olmuştur. Bu kadar önemli olmasına rağmen, orada yaşayan farklı dinlere mensup insanlara saygı gösterilmiş ve tarih boyunca barış içinde bir arada yaşama kültürü İslam yönetimleri tarafından hâkim kılınmıştır.

Kaynakça

2024, https://www.ilmar.org/kudus-i-serifin-islam-medeniyetindeki-yeri/.İbn Hişam, Ebû Muhammed Cemaleddin Abdülmelik (1995). Siretü’n-nebeviyye 2, thk.: Mecdi Fethi es-Seyyid-Fetha Enver ed-Dabuli. Kahire: Darü’s-Sahabe li-Türasi Batanta. İbn İshak, Ebû Abdullah Muhammed b. İshak b. Yesâr (1981). Siretu İbn İshak, thk.: Muhammed Hamidullah. Konya: Hayra Hizmet Vakfı. Naskali, Esko (2009). “Sâsânîler”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, 36, 174-176. İstanbul: TDV Yayınları. Ostrogorsky, Georg (2006). Bizans Devleti Tarihi, çev.: Fikret Işıltan. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları. Özdemir, Mehmet vd. (2013). İslamiyet-Hristiyanlık Kavramları Sözlüğü 2. Mualla Selçuk & Halis Albayrak (Ed.). Ankara: Ankara Üniversitesi Yayınları. Özel, Ahmet (2022). “Kıble”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, 25, 365-368. Ankara: TDV Yayınları. Tekin, Tuğba (2017). “MÖ.5000-MS.1967 Arası Dönemde Kudüs’ün El Değiştirmesi”. Akademik Bakış Dergisi Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler Dergisi, (60), 324-336. Vasiliev, Aleksandr Aleksandroviç (1943). Bizans İmparatorluğu Tarihi, çev.: Arif Müfid Mansel. Ankara: Maarif Matbaası Yayınları. Yavuz, Salih Sabri (2020). “Mi’râc”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, 30, 132-135. Ankara: TDV Yayınları.

Bailly, Auguste (1974). Bizans Tarihî 1, çev.: Haluk Şaman. İstanbul: Tercüman Yayınları. Bozkurt, Nebi (2004). “Mescid-i Aksâ”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, 29, 268-271. Ankara: TDV Yayınları. Çeken, Muhittin (2015). Roma-Bizans Dönemi Kudüs, (IV.-VII. Yüzyıl) [Yüksek Lisans Tezi]. Manisa: Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. Demirkent, Işın (1992). “Bizans”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, 6, 230-244. İstanbul: TDV Yayınları. Demirkent, Işın (2002). “Kudüs”. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, 26, 329-332. Ankara: TDV Yayınları. Erşahin, Seyfettin (2017). “Kudüs-i Şerif’in İslam Medeniyetindeki Yeri”. İlmar. Erişim Tarihi: 19. 09.

Dipnotlar

  • [1]

    Ayrıca bkz. Kudüs’ün Fethi

  • [2]

    Ayrıca bkz. Kudüs Peygamberleri

Atıf İçin

apaDalga, M. (2026). Kudüs (Hz. Muhammed Dönemi). H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 959-961) Anadolu Ajansı - AA Kitap.
isnadDalga, Musab. “Kudüs (Hz. Muhammed Dönemi)”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 959-961. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026.

Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Kudüs (Hz. Muhammed Dönemi)" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle
KÜRE'ye Sor