Kültürel Irkçılık
Alıntıla
kure star outline
Avatar
Ana YazarEmine ERDEN KAYA13 Temmuz 2026 13:50

ORCID ID

0000-0002-1225-2382

Kültürel ırkçılık (yeni ırkçılık), insanların farklı etnik köken, dil, din veya belirli değerlere aidiyeti gibi insani ve kültürel farklılıklarına göre hiyerarşiye tabi tutulması, ötekileştirilmesi, dışlanması ve düşmanlaştırılmasıdır (Kaya & Durgun, 2020: 92). Kavram ilk kez Martin Barker tarafından, İngiltere’de artan göç ve göçmen sorunları nedeniyle kullanılmıştır. Barker, 1981’de yazdığı The New Racism adlı eserinde, bu yeni tür ırkçılıkta “biyolojik açıdan aşağı” olmanın yerine, esas önemli olanın “kültürel farklılık” olduğunu (Somersan, 2004: 58) vurgulamıştır. Kültürel ırkçılık tartışmalarında özellikle, “insansal öz” açısından aynı olanların birlikte yaşaması gerektiği fikri paylaşılır. Ayrıca göçmenlerin, göç ettikleri ülkeye değil, tabii vatanlarına uygun oldukları söylenir. Eğer böyle olmazsa cemaatin dışında kalan bu unsurların dışlanmasının ve aşağılanmasının doğal bir tutum olduğu kabul edilir. Barker, ırklar hiyerarşisine gönderme yapılmadan biyolojik ırkçılıktan ayrılan ve yeni bir boyut kazandırdığı yaklaşımını “yeni ırkçılık” olarak tanımlamıştır (Özbek, 2012: 124, 125).Barker, Frantz Fanon düşüncesinden etkilenmiştir. Fanon’un ırkçılık tanımı net değildir ancak “ilkel ırkçılığın, nesnesi insan değil de bir çeşit varoluştur” ifadesi bu tanıma oldukça yakındır. Bu anlamda Fanon’un önerisi “kültür ırkçılığı” ile yer değiştirmiştir ve ırkçılık “çok daha büyük bir bütünün: insanı sistematik baskı altında tutan sistemin sadece bir öğesi” olmuştur (Miles, 2000: 90). Fanon, “kendi gelenek ve kültürlerinin diğer grupların gelenek ve kültürleri karşısında daha değerli olduğuna olan inancın, tutum ve davranışların bugünkü ırkçılığın devamlılığını sağladığına” dikkat çekmektedir (Keneş, 2012: 17).Pierre Andre Taguieff ise ırkçılığı, “ırk veya kültür, zihniyet, gelenekler ve dinler” yani “özgünlükler” veya “kolektif kimlikler” kavramlarıyla ifade etmektedir. Bu türde ırkçılık sadece kültürü biyolojileştirmez aynı zamanda biyolojik olanı da asimile edebilir. Taguieff ırkçılığı “ayrımcı ırkçılık (disciriminatory racism)” ve “farkçı ırkçılık (differentialist racism)” olarak iki kategoriye ayırmaktadır. “Ayrımcı ırkçılık” biyolojik ırkçılık olarak da bilinen, klasik ırksal önyargı teorisi çerçevesinde anlaşılabilecek bir kavramken, “farkçı ırçılık” ise grup kimliğinin “saflığını” koruma ve onaylama zorunluluğunu esas almakta, kültürlerin karışmasını kritik bir hata olarak damgalamakta ve bir dışlama sistemi (ayrı gelişme/reddetme) ile bir imha sistemi (apartheid ve soykırım) arasında bocalamaktadır (Taguieff, 1999: 209, 210).Kültürel ırkçılık bu noktada farkçılıkla eşleşmektedir. Benzer şekilde Taguieff’i destekleyen Balibar da yeni ırkçılık kavramından hareket ile “farkçı-ırkçılık” kavramına vurgu yapmaktadır. Balibar’a göre Yeni Irkçılık “sömürgelikten kurtuluş çağına, eski sömürgelerle eski metropoller arasındaki nüfus hareketlerinin tersine çevrilişi, insanlığın tek bir siyasal alan içinde parçalanışı çağına ait bir ırkçılıktır”. Yeni tür ırkçılığın merkezinde göç karmaşıklığı yer alır ve “ırksız ırkçılık” çerçevesi içerisinde yer almaktadır. Buradaki en önemli ayrım eski/biyolojik ırkçılıkta olduğu gibi önemli olanın “biyolojik soyaçekim değil, kültürel farklılıkların aşılmaz olduğu” düşünceleridir. Bu yeni/kültürel ırkçılık türünde farklı hayat tarzları ve geleneklerin bağdaşmazlığı savunulmaktadır (Balibar, 2007: 32). Kültürel/yeni ırkçılığı, modern ırkçılık olarak isimlendiren Todorov, aslında onun daha çok “kültüralizm (culturalism)” olarak betimlendiğini dile getirmektedir. Ona göre “fiziksel ırk ile dilsel, tarihi veya psikolojik ırk” yer değiştirmiştir. Bunun anlamı, hepsi olmasa da atalarının belli özelliklerini paylaşan güruhlara atıf yapan, üzerinde uzlaşının olduğu “ırk” teriminin ve dolayısıyla ırkçılığın ilk önerisinin terk edilmesi demektir. Ancak bu durum ırkçılığın, ırka verdiği rolün yok oluşu demek değildir. Çünkü günümüzde ırkçı davranış ve düşünceler devam etmektedir, sadece bu davranış ve düşünceleri meşrulaştıran söylem değişmiştir. Bu söylem ise ırkçılığa hitap etmekten ziyade, milliyetçi veya kültürelci doktrin veya “farklılık hakkı”na hitap etmektedir (Todorov 2001: 70). “Kültürel/Yeni Irkçılık”ta genlerin kültürel kodlar ile değişime uğradığı fikriyle, yabancı düşmanlığı doğal bir şekilde üretilir. Bu yapı, herhangi bir gruptaki topluluğun “biz” olarak “diğerlerine” karşı olan duygularını ifade eden sosyal bir tutum olan etnosentrizmden beslenmektedir (Cox, 2001: 72).İsrail’in Filistin’de uyguladığı şiddet ve insan hakları ihlalleri, Filistinli nüfus üzerinde İsrail’in uyguladığı kültürel ırkçılık örneklerini arttırmaktadır. İsrail vatandaşı Filistinlilerin【1】 kültürel kimliklerini yok sayan tek taraflı müfredatın uygulanması, Filistin’in tarihi ve kültürüne dair zenginliklerin yok sayılması bu örneklerdendir【2】. İsrail’in Batı Şeria, Gazze ve Kudüs’ün doğusu gibi işgal altındaki bölgelerde kültürel mirası kontrol etme çabası da bu çerçeveden okunabilir. Filistin’e ait camilerin, tarihi yerlerin ve kültürel etkinliklerin İsrail yönetimi altında baskılanması, özgürce var olma haklarını tehdit etmektedir【3】. İsrail, özellikle 1948’den sonra, Filistinli mültecilerin evlerinden, topraklarından ve kültürel köklerinden edilmelerine neden olmuştur. Bu yerinden edilme sadece fiziksel değil, kültürel bir kopuşu da beraberinde getirmektedir. Ayrıca uygulanan dışlama ve ayrımcılık politikalarıyla, medya araçsallaştırılır ve Filistinlilere dair kullanılan dil ve anlatılar, onları “tehdit” ya da “gerici” gibi etiketlerle tanımlamaktadır. Bu, aynı zamanda Filistinlilerin kültürel ve toplumsal kimliklerini olumsuz bir şekilde etiketleme ve kitlelere yansıtma durumudur. Medyada, kamu söylemlerinde ve bazı toplumsal alanlarda Filistinliler, terörizm ve şiddetle ilişkilendirilen bir grup olarak da sunulmaktadır【4】. Bu tür stereotipler, Filistinlilerin kimliklerini dışlar ve onları toplumun geri kalanından kültürel olarak yabancılaştırmaktadır. Sonuç olarak, Filistinliler kültürel ırkçılığa birçok farklı şekilde maruz kalmaktadır. Bu ırkçı uygulamalar, sadece Filistinlilerin kimliklerini, tarihlerini ve geleneklerini yok etmeyi amaçlamakla kalmaz, aynı zamanda onları sosyal ve kültürel olarak dışlamaktadır. Bu durum, Filistinlilerin halk olarak varlıklarını sürdürebilmeleri için büyük bir engel teşkil etmektedir.Okuma ÖnerileriKaya, Emine Erden (2022). Irkçılığın Dönüşümü: Yeni Bir Irkçılık Türü İslamofobi. Ankara: Orion Yayınları.

Kültürel Irkçılık

Kültürel ırkçılık (yeni ırkçılık), insanların farklı etnik köken, dil, din veya belirli değerlere aidiyeti gibi insani ve kültürel farklılıklarına göre hiyerarşiye tabi tutulması, ötekileştirilmesi, dışlanması ve düşmanlaştırılmasıdır (Kaya & Durgun, 2020: 92). Kavram ilk kez Martin Barker tarafından, İngiltere’de artan göç ve göçmen sorunları nedeniyle kullanılmıştır. Barker, 1981’de yazdığı The New Racism adlı eserinde, bu yeni tür ırkçılıkta “biyolojik açıdan aşağı” olmanın yerine, esas önemli olanın “kültürel farklılık” olduğunu (Somersan, 2004: 58) vurgulamıştır. Kültürel ırkçılık tartışmalarında özellikle, “insansal öz” açısından aynı olanların birlikte yaşaması gerektiği fikri paylaşılır. Ayrıca göçmenlerin, göç ettikleri ülkeye değil, tabii vatanlarına uygun oldukları söylenir. Eğer böyle olmazsa cemaatin dışında kalan bu unsurların dışlanmasının ve aşağılanmasının doğal bir tutum olduğu kabul edilir. Barker, ırklar hiyerarşisine gönderme yapılmadan biyolojik ırkçılıktan ayrılan ve yeni bir boyut kazandırdığı yaklaşımını “yeni ırkçılık” olarak tanımlamıştır (Özbek, 2012: 124, 125).


Barker, Frantz Fanon düşüncesinden etkilenmiştir. Fanon’un ırkçılık tanımı net değildir ancak “ilkel ırkçılığın, nesnesi insan değil de bir çeşit varoluştur” ifadesi bu tanıma oldukça yakındır. Bu anlamda Fanon’un önerisi “kültür ırkçılığı” ile yer değiştirmiştir ve ırkçılık “çok daha büyük bir bütünün: insanı sistematik baskı altında tutan sistemin sadece bir öğesi” olmuştur (Miles, 2000: 90). Fanon, “kendi gelenek ve kültürlerinin diğer grupların gelenek ve kültürleri karşısında daha değerli olduğuna olan inancın, tutum ve davranışların bugünkü ırkçılığın devamlılığını sağladığına” dikkat çekmektedir (Keneş, 2012: 17).


Pierre Andre Taguieff ise ırkçılığı, “ırk veya kültür, zihniyet, gelenekler ve dinler” yani “özgünlükler” veya “kolektif kimlikler” kavramlarıyla ifade etmektedir. Bu türde ırkçılık sadece kültürü biyolojileştirmez aynı zamanda biyolojik olanı da asimile edebilir. Taguieff ırkçılığı “ayrımcı ırkçılık (disciriminatory racism)” ve “farkçı ırkçılık (differentialist racism)” olarak iki kategoriye ayırmaktadır. “Ayrımcı ırkçılık” biyolojik ırkçılık olarak da bilinen, klasik ırksal önyargı teorisi çerçevesinde anlaşılabilecek bir kavramken, “farkçı ırçılık” ise grup kimliğinin “saflığını” koruma ve onaylama zorunluluğunu esas almakta, kültürlerin karışmasını kritik bir hata olarak damgalamakta ve bir dışlama sistemi (ayrı gelişme/reddetme) ile bir imha sistemi (apartheid ve soykırım) arasında bocalamaktadır (Taguieff, 1999: 209, 210).


Kültürel ırkçılık bu noktada farkçılıkla eşleşmektedir. Benzer şekilde Taguieff’i destekleyen Balibar da yeni ırkçılık kavramından hareket ile “farkçı-ırkçılık” kavramına vurgu yapmaktadır. Balibar’a göre Yeni Irkçılık “sömürgelikten kurtuluş çağına, eski sömürgelerle eski metropoller arasındaki nüfus hareketlerinin tersine çevrilişi, insanlığın tek bir siyasal alan içinde parçalanışı çağına ait bir ırkçılıktır”. Yeni tür ırkçılığın merkezinde göç karmaşıklığı yer alır ve “ırksız ırkçılık” çerçevesi içerisinde yer almaktadır. Buradaki en önemli ayrım eski/biyolojik ırkçılıkta olduğu gibi önemli olanın “biyolojik soyaçekim değil, kültürel farklılıkların aşılmaz olduğu” düşünceleridir. Bu yeni/kültürel ırkçılık türünde farklı hayat tarzları ve geleneklerin bağdaşmazlığı savunulmaktadır (Balibar, 2007: 32). Kültürel/yeni ırkçılığı, modern ırkçılık olarak isimlendiren Todorov, aslında onun daha çok “kültüralizm (culturalism)” olarak betimlendiğini dile getirmektedir. Ona göre “fiziksel ırk ile dilsel, tarihi veya psikolojik ırk” yer değiştirmiştir. Bunun anlamı, hepsi olmasa da atalarının belli özelliklerini paylaşan güruhlara atıf yapan, üzerinde uzlaşının olduğu “ırk” teriminin ve dolayısıyla ırkçılığın ilk önerisinin terk edilmesi demektir. Ancak bu durum ırkçılığın, ırka verdiği rolün yok oluşu demek değildir. Çünkü günümüzde ırkçı davranış ve düşünceler devam etmektedir, sadece bu davranış ve düşünceleri meşrulaştıran söylem değişmiştir. Bu söylem ise ırkçılığa hitap etmekten ziyade, milliyetçi veya kültürelci doktrin veya “farklılık hakkı”na hitap etmektedir (Todorov 2001: 70). “Kültürel/Yeni Irkçılık”ta genlerin kültürel kodlar ile değişime uğradığı fikriyle, yabancı düşmanlığı doğal bir şekilde üretilir. Bu yapı, herhangi bir gruptaki topluluğun “biz” olarak “diğerlerine” karşı olan duygularını ifade eden sosyal bir tutum olan etnosentrizmden beslenmektedir (Cox, 2001: 72).


İsrail’in Filistin’de uyguladığı şiddet ve insan hakları ihlalleri, Filistinli nüfus üzerinde İsrail’in uyguladığı kültürel ırkçılık örneklerini arttırmaktadır. İsrail vatandaşı Filistinlilerin【1】 kültürel kimliklerini yok sayan tek taraflı müfredatın uygulanması, Filistin’in tarihi ve kültürüne dair zenginliklerin yok sayılması bu örneklerdendir【2】. İsrail’in Batı Şeria, Gazze ve Kudüs’ün doğusu gibi işgal altındaki bölgelerde kültürel mirası kontrol etme çabası da bu çerçeveden okunabilir. Filistin’e ait camilerin, tarihi yerlerin ve kültürel etkinliklerin İsrail yönetimi altında baskılanması, özgürce var olma haklarını tehdit etmektedir【3】. İsrail, özellikle 1948’den sonra, Filistinli mültecilerin evlerinden, topraklarından ve kültürel köklerinden edilmelerine neden olmuştur. Bu yerinden edilme sadece fiziksel değil, kültürel bir kopuşu da beraberinde getirmektedir. Ayrıca uygulanan dışlama ve ayrımcılık politikalarıyla, medya araçsallaştırılır ve Filistinlilere dair kullanılan dil ve anlatılar, onları “tehdit” ya da “gerici” gibi etiketlerle tanımlamaktadır. Bu, aynı zamanda Filistinlilerin kültürel ve toplumsal kimliklerini olumsuz bir şekilde etiketleme ve kitlelere yansıtma durumudur. Medyada, kamu söylemlerinde ve bazı toplumsal alanlarda Filistinliler, terörizm ve şiddetle ilişkilendirilen bir grup olarak da sunulmaktadır【4】. Bu tür stereotipler, Filistinlilerin kimliklerini dışlar ve onları toplumun geri kalanından kültürel olarak yabancılaştırmaktadır. Sonuç olarak, Filistinliler kültürel ırkçılığa birçok farklı şekilde maruz kalmaktadır. Bu ırkçı uygulamalar, sadece Filistinlilerin kimliklerini, tarihlerini ve geleneklerini yok etmeyi amaçlamakla kalmaz, aynı zamanda onları sosyal ve kültürel olarak dışlamaktadır. Bu durum, Filistinlilerin halk olarak varlıklarını sürdürebilmeleri için büyük bir engel teşkil etmektedir.

Okuma Önerileri

Kaya, Emine Erden (2022). Irkçılığın Dönüşümü: Yeni Bir Irkçılık Türü İslamofobi. Ankara: Orion Yayınları.

Kaynakça

Balibar, Etienne (2007). “Bir Yeni-Irkçılık Var mı?”. E. Balibar & I. Wallerstein (Ed.), Irk, Ulus, Sınıf: Belirsiz Kimlikler, çev.: Nazlı Ökten. İstanbul: Metis Yayınları. Cox, Oliver (2001). “Race Relations: Its Meaning, Beginning and Progress”. Les Back & John Solomos (Ed.), Theories of Race and Racism. Londra: Routledge. Kaya, Emine Erden & Durgun, Şenol (2020). “Irkçılığın Dönüşümü: Kavramsal ve Kuramsal bir Analiz”. Akademik Hassasiyetler, 7 (13), 79-102. Keneş, Hatice Çoban (2012). “Biyolojik Mitten Kültürel Mite: “Yeni” Irkçılık Nedir?”. Dipnot Üç Aylık Sosyal Bilim Dergisi, 9, 5-25. Miles, Robert (2000). Irkçılık, çev.: Sibel Yaman. İstanbul: Sarmal Yayınevi. Özbek, Sinan (2012). Irkçılık. İstanbul: Notos Kitap Yayınevi. Somersan, Semra (2004). Sosyal Bilimlerde Etnisite ve Irk. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları. Taguieff, Pierre Andre (1999). “The New Cultural Racism in France”. Martin Bulmer & John Solomos (Ed.), Racism. New York: Oxford University Press. Todorov, Tzvetan (2001). “Race and Racism”. Les Back & John Solomos (Ed.). Theories of Race and Racism. Londra: Routledge.

Dipnotlar

  • [1]

    Bkz. İsrail’in Filistinli Vatandaşları ;

  • [2]

    Bkz. Mankurtlaştırıcı Eğitim

  • [3]

    Ayrıca bkz. Burak Duvarı-1 ; Burak Duvarı-2 ; el Halil Mescidi ; Meğâribe Mahallesi-1 ; Meğâribe Mahallesi-2; Mescid-i Aksâ (Cuma Namazları); Mescid-i Aksâ (Namaz)

  • [4]

    Ayrıca bkz. Medya İkiyüzlülüğü ; Medya ve İletişimin Dekolonizasyonu ; Medyanın Tekelleşmesi ; Soykırım Okuryazarlığı

Atıf İçin

apaErden Kaya, E. (2026). Kültürel Irkçılık. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 1032-1034) Anadolu Ajansı - AA Kitap.
isnadErden Kaya, Emine. “Kültürel Irkçılık”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 1032-1034. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026.

Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Kültürel Irkçılık" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Okuma Önerileri

KÜRE'ye Sor