
Hürmüz Boğazı (Anadolu Ajansı)
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi ile Umman Körfezi ve Arap Denizi’ni birbirine bağlayan, Asya’nın güneybatısında yer alan dar ve doğal bir deniz geçididir. Kuzey kıyıları İran’a, güney kıyıları ise Umman’a ait olan boğaz, Orta Doğu’daki enerji kaynaklarının uluslararası piyasalara aktarımında kilit bir deniz koridoru işlevi görmektedir. Coğrafi konumu itibarıyla Basra Körfezi’nden çıkan petrol, doğalgaz ve diğer ticari malların deniz yoluyla taşınmasında ana güzergahı oluşturan Hürmüz Boğazı, hem bölgesel hem de uluslararası deniz hukukunda uluslararası seyrüsefere açık boğazlar arasında sınıflandırılmaktadır.

Hürmüz Boğazı'nın Coğrafi Konumu - (Anadolu Ajansı)
Hürmüz Boğazının kuzeyinde İran, güneyinde Umman yer almaktadır. Boğaz, kuzeyde İran’ın Larak Adası ve güneyde Umman’a bağlı Büyük Quoin Adası arasında uzanmakta olup, Basra Körfezi’nden Hint Okyanusu’na geçiş sağlayan tek deniz yoludur. En dar kısmında, İran ile Umman karasuları birbirine temas etmekte ve boğazın bu bölümü tamamen iki ülkenin egemenlik sahasında yer almaktadır.
Hürmüz Boğazı’nın uzunluğu yaklaşık 104 deniz milidir. Genişliği, en dar kesiminde 20,75 deniz mili (yaklaşık 38 kilometre) ile en geniş noktasında 52,5 deniz miline (yaklaşık 97 kilometre) kadar değişmektedir. En derin bölgeleri, genellikle Umman kıyılarına yakın güney kesimlerde yer almakta ve bu alanlarda derinlik 650 feet (yaklaşık 200 metre) seviyesini aşmaktadır. Boğazın doğu ve batı uçları arasındaki rotada, çift yönlü 3 kilometrelik seyir kanalları ve bunlar arasında 3 kilometrelik bir tampon bölge bulunmaktadır.
Boğazın kuzeyinde yer alan İran kıyıları, sıcak ve kurak iklim koşulları nedeniyle yerleşim açısından sınırlı gelişmiştir. Güneydeki Umman kıyıları ise Musandam Yarımadası üzerinde konumlanmış olup, yüksek ve kayalık dağlık alanlardan oluşmaktadır. Musandam Yarımadası, Umman’a bağlı olup, Hürmüz Boğazı’nın girişini kontrol eden stratejik bir konumda yer almaktadır.
Boğaz çevresindeki adalar arasında şunlar bulunmaktadır:
Boğaz çevresindeki diğer küçük adalar arasında Um el-Ghanem, Farur, Beni Farur, Serri ve Sirri yer almakta olup, bu adaların çoğu İran tarafından kontrol edilmektedir. İran’ın Bandar Abbas, Buşehr ve Çabahar’daki deniz üsleri de boğaz üzerindeki stratejik kontrol kapasitesini artıran etkenler arasında yer almaktadır.
Hürmüz Boğazı, yapısı itibarıyla genel olarak derin ve açık deniz trafiğine uygun bir geçiş hattıdır. En derin bölgeler Musandam Yarımadası’nın hemen açıklarında yer almakta ve bu bölgelerde derinlik 200 metreyi aşmaktadır. Boğazın İran kıyılarına yaklaştıkça derinlik azalmakta, bazı kesimlerde tankerler için elverişli olmayan 25 metreden az derinlikler oluşmaktadır. Bu nedenle, ticari gemiler büyük oranda Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) tarafından belirlenmiş olan Trafik Ayırma Düzeni (Traffic Separation Scheme - TSS) hattı üzerinde seyretmektedir.
Akıntılar genellikle doğu-batı yönünde seyretmekte olup, yıl boyunca belirgin değişiklik göstermemektedir. Akıntının hızı normal koşullarda deniz trafiğini sınırlayıcı bir etken oluşturmamaktadır.
Hürmüz Boğazı’nda hava koşulları yılın büyük kısmında sıcak ve kurak bir karakter göstermektedir. En yüksek sıcaklık değerleri Temmuz ve Ağustos aylarında gözlenmektedir. Bölge genellikle düşük nemli, fakat rüzgarlı iklim koşullarına sahiptir. Umman kıyılarına yakın kesimlerde rüzgarlar zaman zaman yoğun toz taşınımına neden olmaktadır. İran’ın güney kıyıları boyunca ise sabah sisleri ve toz pusları nedeniyle görüş mesafesi önemli ölçüde düşebilmektedir. Bu durum, özellikle tanker yükleme operasyonları sırasında seyrüsefer faaliyetlerini etkilemektedir.
Yılın kurak dönemlerinde, özellikle yaz aylarında, rüzgarların etkisiyle deniz üzerinde oluşan ince toz ve sis tabakası, hem görsel hem radar bazlı navigasyon sistemlerinin performansını sınırlayabilmektedir. Buna ek olarak, sabit yönlü kıyı rüzgarları nemin yükselmesine neden olmakta, bu da terminallerdeki operasyonları dolaylı biçimde etkilemektedir.
Hürmüz Boğazı, başta ham petrol olmak üzere petrol ürünleri ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) taşımacılığı açısından dünya genelinde en yüksek hacimli geçiş noktalarından biridir. 2023 yılı ilk on ayında boğazdan günde ortalama 20 milyon varil petrol taşınmıştır. Bu miktar, küresel deniz yoluyla taşınan petrolün yaklaşık %30’una karşılık gelmektedir. Aynı dönemde boğazdan geçen LNG miktarı 90 milyar metreküp olarak kaydedilmiştir ve bu hacim, küresel LNG ticaretinin %20’sine denk gelmektedir
Boğaz üzerinden ihracat yapan başlıca ülkeler arasında Suudi Arabistan, İran, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar yer almaktadır. Suudi Arabistan, Kuveyt ve BAE’nin bazı petrol ihracat hatları doğrudan boğazı kullanmadan da ihracat imkânı sağlamaktadır. Örneğin, Suudi Arabistan’daki Doğu-Batı Hattı (Petroline), Abqaiq ile Yanbu arasında 5 milyon varil/gün kapasiteye sahip olup, 2023 yılında yaklaşık 1,7 milyon varil/gün seviyesinde kullanılmıştır. Aynı şekilde, BAE’nin Abu Dabi'den Umman’daki Fuceyre Limanı’na uzanan boru hattı günde 1,5 milyon varil kapasiteye sahiptir ve bu hattın %60'ı kullanılmış durumdadır.
İran’ın ise Körfez dışında herhangi bir alternatif boru hattı bulunmamaktadır. Bu nedenle ihracatının neredeyse tamamı Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşmektedir.
2022 yılında Hürmüz Boğazı’ndan taşınan ham petrolün %82’si Asya pazarlarına yönlendirilmiştir. Başlıca ithalatçılar arasında Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore bulunmaktadır. Aynı yıl, Asya’ya yapılan LNG sevkiyatının %25’i bu boğazdan geçmiştir. Bu oran, Avrupa’ya yönelen LNG sevkiyatlarında %13 olarak kaydedilmiştir.
Boğazdan geçişe alternatif olarak kullanılan mevcut boru hatlarının toplam kapasitesi 4,2 milyon varil/gün ile sınırlıdır. Bu, boğazdan geçen günlük petrol trafiğinin yaklaşık dörtte birine denk gelmektedir. Katar ve BAE'nin LNG ihracatı açısından herhangi bir alternatif güzergâh bulunmamaktadır. Bu ülkelerden LNG sadece Hürmüz Boğazı üzerinden dünya pazarlarına ulaşmaktadır.
Hürmüz Boğazı çevresinde sekiz önemli ada yer almakta, bunların yedisi İran’ın fiili kontrolü altındadır. İran kıyılarına yakın olan Kişm, Hürmüz, Larak ve Hengam adaları İran tarafından yerleşim ve askeri kullanım amaçlı değerlendirilmektedir. Bu adalar, kıyıya yakınlıkları ve su derinliklerine göre farklı roller üstlenmektedir. Örneğin, Larak Adası boğazın merkezine yakın konumuyla deniz trafiği açısından stratejik bir noktada bulunmaktadır.
Adalar arasında en büyüğü olan Kişm Adası, yaklaşık 115 km uzunluk ve 18 km genişliğiyle boğaz çevresindeki en büyük kara parçası niteliğindedir. Doğal gaz ve tuz rezervleri barındıran ada, ticari ve enerji bakımından da değerlendirilmektedir.
Büyük Tunb, Küçük Tunb ve Ebu Musa adaları, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile İran arasında egemenlik ihtilafına konu olmaktadır. Bu adalar 1971 yılından bu yana İran’ın kontrolü altındadır. BAE, bu adalar üzerinde hak iddiasını sürdürmekte, İran ise fiili kontrolü devam ettirmektedir.
Bu üç ada, Hürmüz Boğazı'nın giriş bölgesine yakınlıkları nedeniyle hem deniz trafiğinin gözlemlenmesi hem de güvenlik amacıyla askeri mevcudiyet için stratejik önem taşımaktadır. İran bu adalarda deniz ve hava üsleri bulundurarak bölgedeki askeri varlığını sürdürmektedir.
Boğazın en dar kısımlarında İran ve Umman'ın karasuları örtüşmektedir. Bu durum, 7 Mart 1974 tarihinde iki ülke arasında yapılan ortak bir deklarasyon ile düzenlenmiştir. Söz konusu belgede, her iki taraf da Hürmüz Boğazı’ndan uluslararası seyrüseferin güvenliğinin sağlanması ve geçiş özgürlüğünün temini konusunda karşılıklı iş birliği taahhüdünde bulunmuştur. 25 Temmuz 1974 tarihinde İran ve Umman arasında, kıta sahanlığının sınırlandırılmasına ilişkin bir anlaşma imzalanmıştır.
Hürmüz Boğazı, uluslararası deniz hukukunda “uluslararası seyrüsefere açık boğaz” statüsünde değerlendirilmektedir. 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (BMDHS), bu tür boğazlar için “transit geçiş” rejimini öngörmektedir. Transit geçiş, savaş ve ticaret gemilerine, denizaltılara ve uçaklara, boğazdan sürekli, hızlı ve kesintisiz geçiş hakkı tanımaktadır.
Sözleşmenin 37–44. maddeleri, transit geçiş hakkını düzenlemekte olup, bu hak kıyı devletlerinin egemenlik haklarını sınırlamaktadır. Söz konusu rejimde, kıyı devletleri geçişi tamamen durdurma veya askıya alma yetkisine sahip değildir. Ancak bu geçişin “zararsız” ve “tehdit oluşturmayan” bir şekilde yapılması gerekmektedir.
İran, 1982 Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni imzalamamış ve onaylamamıştır. İran’ın imza sırasında yaptığı resmi açıklamada, transit geçiş rejiminin yalnızca sözleşmeye taraf olan devletler için geçerli olduğu beyan edilmiştir. İran, bu nedenle kendisinin bu rejimle bağlı olmadığını ve sadece zararsız geçişe izin verdiğini ifade etmektedir.
Umman ise sözleşmeyi imzalamış ve 17 Ağustos 1989 tarihinde onaylamıştır. Ancak Umman da transit geçiş konusunda çekinceler koymuştur. İmza sırasında yaptığı açıklamada, zararsız geçiş hakkını tanımakla birlikte, barış ve güvenlik gerekçesiyle kendi yasal düzenlemelerini uygulama hakkını saklı tuttuğunu belirtmiştir. Özellikle savaş gemileri için önceden izin şartı uygulamaktadır.
Transit geçiş ve zararsız geçiş kavramları, 1958 tarihli Cenevre Sözleşmesi’nden bu yana tartışmalı bir biçimde gelişmiştir. 1982 Sözleşmesi ile birlikte, daha önce belirsiz olan “zararsız geçiş” kavramı 19. maddeyle ayrıntılı biçimde tanımlanmıştır. Bu düzenleme, kıyı devletlerinin “zararlı” olarak nitelediği geçişleri keyfi biçimde engellemesini sınırlamak amacıyla getirilmiştir.
İran ve Umman, BMDHS’yi farklı derecelerde tanımalarına rağmen, boğazdaki bazı geçiş uygulamalarına fiilen müdahalede bulunmamaktadır. Örneğin, söz konusu devletler 1990’larda ABD savaş gemilerinin boğazdan önceden izin almadan geçişlerine doğrudan karşılık vermemiştir.
Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin yönetimi, Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) tarafından belirlenen Trafik Ayırma Düzeni (TSS) aracılığıyla sağlanmaktadır. Bu sistem, boğazda karşılıklı iki yönlü 3 kilometre genişliğinde geçiş koridorları ve bir ara güvenlik bölgesi oluşturmaktadır. En dar kısımlarında bu trafik düzenlemesi Umman karasuları içinde yer almaktadır.
Söz konusu düzenleme, sivil gemi geçişlerinde yoğunluğu azaltmayı, çatışma risklerini sınırlamayı ve seyir güvenliğini artırmayı hedefleyen teknik bir uygulamadır. Savaş gemileri de bu geçiş şemalarına uymakla yükümlüdür ancak kıyı devletlerinin denetimi bu noktada sınırlıdır.
İran-Irak Savaşı sırasında Hürmüz Boğazı çevresinde gemi trafiği sık sık hedef alınmış ve bu süreç literatürde “Tanker Savaşı” olarak tanımlanmıştır. Her iki taraf da karşılıklı olarak rakibin petrol ihracatını sekteye uğratmak amacıyla sivil gemilere yönelik saldırılar düzenlemiştir. 1984 yılı bu saldırıların yoğunlaştığı yıl olmuş, 500'den fazla ticaret ve petrol gemisi zarar görmüş ya da batmıştır.
3 Temmuz 1988 tarihinde ABD donanmasına ait USS Vincennes savaş gemisi, İran havayollarına ait bir Airbus A300 yolcu uçağını Hürmüz Boğazı üzerinde vurmuştur. Olay sonucunda uçaktaki 290 kişinin tamamı hayatını kaybetmiştir. ABD, eylemi yanlış tanımlama sonucu gerçekleştirilen bir hata olarak nitelendirmiş, İran ise olayın kasıtlı olduğunu ileri sürmüştür.
Ocak 2008’de, İran’a ait küçük deniz araçlarının üç ABD savaş gemisine tehdit oluşturacak biçimde yaklaştığı bildirilmiştir. 2010 yılında Japonya’ya ait M. Star isimli bir petrol tankeri Hürmüz Boğazı’nda saldırıya uğramış, olayın sorumluluğunu El Kaide bağlantılı Abdullah Azzam Tugayları üstlenmiştir.
Ocak 2012’de İran, nükleer programı nedeniyle uygulanan uluslararası yaptırımlara karşılık olarak boğazı kapatmakla tehdit etmiştir. Aynı yılın mayıs ayında İran donanması, Singapur bayraklı bir tankere ateş açmış ve başka bir yük gemisine el koymuştur.
2019’da Hürmüz Boğazı ve çevresinde bir dizi olay yaşanmıştır. Mayıs ayında dört sivil gemi saldırıya uğramış, bu gemiler arasında Suudi Arabistan’a ait iki petrol tankeri de yer almıştır. Haziran ayında ise iki başka tanker boğazın güneyinde saldırıya uğramıştır. ABD, bu saldırılardan İran’ı sorumlu tutmuş, İran suçlamaları reddetmiştir. Aynı ay İran, bir ABD insansız hava aracını düşürmüştür. Temmuz ayında ABD’ye ait USS Boxer savaş gemisi, tehdit oluşturduğu gerekçesiyle İran’a ait bir insansız hava aracını vurduğunu açıklamış, İran bu iddiayı yalanlamıştır.
Aynı ay içerisinde İran, İngiltere bayraklı Stena Impero adlı petrol tankerine el koymuştur. İran, bu geminin denizcilik kurallarını ihlal ettiğini belirtmiştir. İngiltere olayı “hasmane eylem” olarak tanımlamıştır.
Temmuz 2021’de, bir İsrail iş insanına ait petrol tankerine yönelik saldırı gerçekleştirilmiş ve olayda biri Britanya, diğeri Romanya vatandaşı olmak üzere iki kişi hayatını kaybetmiştir. 2022 yılında, Hürmüz Boğazı üzerinden günlük 21 milyon varil petrol geçişi gerçekleşmiş ve bu miktar küresel sıvı yakıt tüketiminin %21’ine karşılık gelmiştir.
2023 yılında, İran tarafından yönetilen birlikler, İsrail bağlantılı olduğu bildirilen bir konteyner gemisine Hürmüz Boğazı’na yakın bir noktada el koymuştur. 2024 Nisan ayında ise İran, Şam’daki konsolosluk binasına yönelik saldırıya misilleme olarak İsrail’e doğrudan füze ve insansız hava aracı saldırısı düzenlemiş; eş zamanlı olarak boğazdaki gemi trafiği de izlenmiştir.
28 Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail’in İran’a yönelik geniş çaplı saldırılarının ardından Hürmüz Boğazı’nda güvenlik riski hızla artmış ve deniz trafiği büyük oranda azalmıştır. İran devlet medyasına göre boğazın kapatılmasına ilişkin nihai karar İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi tarafından alınmakta ve hükümet onayına tabi bulunmaktadır. Çatışmaların başlamasının ardından gemi trafiğinde belirgin bir düşüş yaşanmış, MarineTraffic verilerine dayandırılan haberlerde en az 150 petrol ve LNG tankerinin boğaz dışında Körfez açıklarında demirlediği bildirilmiştir. Birleşik Krallık Deniz Ticaret Operasyonları (UKMTO) ise bölgede “önemli askeri faaliyet” bulunduğunu duyurmuş ve Umman’ın Kumzar yerleşimi kuzeyinde bir deniz güvenliği olayı raporu alındığını açıklamıştır.
Enerji ve denizcilik veri şirketi Kpler’in analizlerine göre, Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol sevkiyatı çatışmaların başlamasının hemen ardından keskin biçimde düşmüştür. 27 Şubat 2026’da boğazdan toplam 21 milyon varil ham petrol ve petrol ürünü taşıyan 15 tanker geçiş yapmıştır. 28 Şubat 2026’da ise 18 tankerle yaklaşık 21,6 milyon varil petrol ve petrol ürünü taşınmıştır. Ancak bölgedeki güvenlik riskinin hızla artmasıyla 1 Mart 2026 tarihinde yalnızca 3 tanker boğazdan geçiş yapabilmiş ve bu tankerlerde yaklaşık 2,8 milyon varil petrol taşınmıştır. Böylece Hürmüz Boğazı’ndan günlük ortalama 19,8 milyon varil civarında gerçekleşen petrol sevkiyatına kıyasla yaklaşık yüzde 86 oranında düşüş meydana gelmiştir.
Çatışmaların yoğunlaşmasının ardından 1–2 Mart 2026 tarihlerinde birçok küresel denizcilik şirketi Hürmüz Boğazı’ndan geçişleri askıya aldığını açıklamıştır. Maersk, tüm gemi geçişlerini süresiz durdurduğunu ve bazı hatları Ümit Burnu üzerinden yeniden yönlendirdiğini duyurmuştur. Mediterranean Shipping Company (MSC) ise Orta Doğu’ya yönelik yeni rezervasyonları geçici olarak askıya almıştır. Aynı süreçte bazı konteyner gemilerinin Hürmüz Boğazı’ndan kaçınmak amacıyla rotalarını değiştirerek U dönüşü yaptığı bildirilmiştir.
1 Mart 2026’da İran, geçiş talimatlarına uymadığı gerekçesiyle bir petrol tankerini hedef aldığını doğrulamış; Umman Deniz Güvenliği Merkezi, Musandam açıklarında Palau bayraklı bir tankere yönelik saldırıda 4 kişinin yaralandığını ve mürettebatın tahliye edildiğini açıklamıştır. Aynı dönemde Basra Körfezi’nde faaliyet gösteren gemilere VHF Kanal 16 üzerinden İran Devrim Muhafızları tarafından “hiçbir geminin geçişine izin verilmeyeceği” yönünde mesajlar iletildiğine ilişkin iddialar gündeme gelmiştir. İran makamları tarafından boğazın kapatıldığına ilişkin resmi bir devlet kararı açıklanmamış olsa da İran medyası ve askeri kaynaklar Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapandığını ileri sürmüştür.
2 Mart 2026 itibarıyla bölgedeki deniz güvenliği riskinin “kritik” seviyeye çıktığı bildirilmiştir. Birleşik Krallık Deniz Ticaret Örgütü (UKMTO), Umman Körfezi, Musandam çevresi ve Birleşik Arap Emirlikleri kıyı sularında ticari gemilere yönelik birden fazla saldırı gerçekleştiğini doğrulamış ve Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik durumunun en yüksek risk seviyesine yükseldiğini açıklamıştır. Aynı tarihte İran Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı Danışmanı Tuğgeneral İbrahim Cebbari, İran devlet televizyonunda yaptığı açıklamada “Hürmüz Boğazı kapatıldı. Geçmeye çalışan her gemiye saldıracağız.” ifadelerini kullanarak boğazın geçişlere kapatıldığını duyurmuştur.
Gerilimin artmasıyla birlikte 2 Mart 2026 itibarıyla İranlı olmayan 706 petrol ve ürün tankerinin Hürmüz Boğazı’nın iki yakasında beklediği bildirilmiştir. Bu tankerlerin 334’ünün ham petrol, 109’unun kirli petrol ürünü, 263’ünün ise temiz petrol ürünü taşıdığı; gemilerin Basra Körfezi, Umman Körfezi ve Arap Denizi’ndeki çeşitli noktalarda demirlediği kaydedilmiştir. Tankerlere Körfez içinde petrol yüklemesi devam etmesine rağmen, boğazdan doğu yönündeki çıkışların azalması nedeniyle yüklerin uzun süre beklediği ve sevkiyat sürelerinde gecikmeler yaşandığı belirtilmiştir.
2 Mart 2026’da İngiltere merkezli NorthStandard ve London P&I Club, Norveç merkezli Gard ve Skuld ile American Club gibi denizcilik sigorta şirketleri, İran ve Basra Körfezi çevresindeki sularda savaş riski sigortası kapsamının iptal edildiğini duyurmuştur. Yapılan bildirimlerde bu kararın 5 Mart 2026 itibarıyla yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.
3 Mart 2026 itibarıyla Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin büyük ölçüde durduğu ve çok sayıda geminin bölgede mahsur kaldığı bildirilmiştir. Küresel nakliye ve lojistik şirketleri savaş riski ek ücretleri, rota değişiklikleri ve alternatif limanlar üzerinden kara taşımacılığı gibi acil operasyonel düzenlemeleri değerlendirmeye başlamıştır. Aynı süreçte navlun ücretleri ve sigorta maliyetlerinde artış yaşanmış, tedarik zincirlerinde gecikmeler meydana gelmiştir.
Bölgedeki gelişmeler üzerine 3 Mart 2026’da ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin enerji sevkiyatının güvenliğini sağlamak amacıyla yeni önlemler alabileceğini açıklamıştır. Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda ABD Uluslararası Kalkınma Finansmanı Kurumu’na (DFC) Körfez’den geçen enerji ticareti için siyasi risk sigortası sağlanması talimatı verdiğini belirtmiş ve “Gerekirse ABD donanması Hürmüz Boğazı’ndan geçen tankerlere refakat etmeye başlayacaktır.” ifadelerini kullanmıştır. ABD yönetimi, dünya enerji arzının serbest akışını sağlamak amacıyla ek adımlar atılabileceğini duyurmuştur.
İran, Hürmüz Boğazı’nın kuzey ve kuzeydoğusundaki kıyı şeridine ve birçok adaya sahip olması nedeniyle bölgedeki geçişlerde denetim uygulama kapasitesine sahiptir. 1970’li yıllardan bu yana, başta Ebu Musa, Büyük Tunb ve Küçük Tunb olmak üzere çeşitli adalarda askeri varlık bulundurmaktadır. İran’ın Bandar Abbas ve Buşehr’deki deniz üsleri ile Larak Adası üzerindeki kontrolü, boğazın kuzey koridorlarını doğrudan etkileyen bir konumda yer almaktadır.
İran yönetimi, zaman zaman Hürmüz Boğazı üzerinden geçen petrol tankerlerini durdurarak veya el koyarak, dış politika gerginliklerine askeri tepkiler vermektedir. Özellikle 2019 ve 2023 yıllarında bu uygulamaların örnekleri görülmüştür. İran tarafından boğazdaki geçişlere ilişkin yapılan açıklamalarda, İran’ın egemenlik sahası içerisinden geçen gemilerin denetlenebileceği ve tehdit oluşturduğuna inanılan geçişlerin engellenebileceği beyan edilmiştir.
Amerika Birleşik Devletleri, Hürmüz Boğazı'ndan geçen ticari ve askeri gemilerin güvenliğini sağlamak amacıyla bölgeye kalıcı askeri deniz varlığı konuşlandırmıştır. ABD Beşinci Filosu, Bahreyn’deki deniz üssünden yürütülen operasyonlarla boğaz çevresindeki seyir güvenliğini takip etmektedir. 1980’lerden itibaren ABD donanması, boğazdaki bazı geçişlerde doğrudan müdahalelerde bulunmuş; özellikle 1988, 2008 ve 2019 yıllarında çeşitli askeri karşılaşmalar yaşanmıştır.
ABD yönetimi, özellikle İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleriyle bağlantılı olarak, boğazda meydana gelen gerginliklerin doğrudan enerji piyasasını etkilemesini engellemek için zaman zaman çok uluslu deniz görev güçleri oluşturmuştur. Bu bağlamda, uluslararası deniz taşımacılığını güvence altına almak için çeşitli deniz güvenliği girişimleri yürütülmüştür.
Hürmüz Boğazı’ndan geçen enerji ticareti Asya, Avrupa ve Amerika pazarlarına yöneldiği için, birçok ülke bu geçişin güvenliğini kendi dış politika öncelikleri arasında değerlendirmektedir. Avrupa Birliği ve Japonya gibi ülkeler, boğazdaki istikrarın korunmasına yönelik diplomatik ve ekonomik girişimlerde bulunmuştur. Hindistan, Çin ve Güney Kore gibi büyük enerji ithalatçıları da bölgedeki deniz yollarının açık kalmasını izlemektedir.
Körfez ülkeleri arasında yer alan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, olası blokaj senaryolarını önlemek amacıyla alternatif boru hatları inşa etmiş ve ihracatlarını Hürmüz dışındaki güzergâhlara yönlendirme stratejileri geliştirmiştir. Bununla birlikte, bu ülkeler de bölgedeki deniz geçiş rejimi ile ilgili olarak diplomatik temaslarını sürdürmektedir.

Hürmüz Boğazı (Anadolu Ajansı)
Coğrafi Konum
Boğazın Konumu ve Sınırları
Uzunluğu, Genişliği ve Derinlik Yapısı
Coğrafi Bileşenler
Hidrografik ve Meteorolojik Özellikler
Deniz Derinliği ve Akıntı Özellikleri
Görüş Mesafesi ve Hava Koşulları
Stratejik ve Ekonomik Önemi
Enerji Ticareti Açısından Geçiş Hattı
Başlıca İhracatçı Ülkeler ve Rotalar
Asya Pazarlarına Bağlantı
Alternatif Güzergâhların Kapasitesi
Boğazdaki Adalar ve Hukuki İhtilaflar
Egemenlik Altındaki Adalar
Uyuşmazlık Konusu Adalar
Uluslararası Deniz Hukuku Kapsamında Sınırlar
Uluslararası Hukuk ve Geçiş Rejimi
Geçiş Hakkının Hukuki Temeli
İran ve Umman’ın Pozisyonları
Seyrüsefer Rejimi Tartışmaları
IMO Trafik Ayırma Düzeni ve Pratik Uygulamalar
Tarihsel Arka Plan ve Askeri Olaylar
1980–1988 İran-Irak Savaşı Dönemi
1988 İran Yolcu Uçağının Düşürülmesi
2008–2012 Arası Gelişmeler
2019 Yılı Olayları
2021 ve Sonrası
2026 Yılı Gelişmeleri ve Hürmüz Boğazı’nın Kapatılması
Hürmüz Boğazı’nda Jeopolitik Gerginlikler
İran’ın Boğaz Üzerindeki Askeri ve Siyasi Yaklaşımları
ABD'nin Deniz Güvenliği Politikaları
Uluslararası Aktörlerin Yaklaşımları
This article was created with the support of artificial intelligence.