Gündem
kure star outline

ABD-İran Gerilimi (2025–2026)

fav gif
Kaydet
Haziran 2025’te İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayıp ABD’nin doğrudan müdahalesiyle genişleyen ABD–İran gerilimi, yeniden başlatılan nükleer müzakerelerle 2026 Şubat itibarıyla sürmektedir.
ABD-İran Gerilimi (2025–2026) image
Broadcast IconSon Eklenen:

22 Şubat 2026

ABD–İran Gerilimi (2025–2026), kökenleri 1979 İran İslam Devrimi sonrasına uzanan ilişkiler çerçevesinde, Haziran 2025’te İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla başlayan ve ABD’nin İran’ın nükleer tesislerine doğrudan müdahalesiyle yeni bir aşamaya giren kriz sürecidir. Süreç, devamında Birleşmiş Milletler yaptırımlarının yeniden yürürlüğe girmesi, İran’daki ekonomik protestolar, bölgesel askeri yığınak ve yeniden başlatılan dolaylı nükleer müzakerelerle şekillenmiştir.


ABD’nin İran’a yönelik yaptırımları 1979 sonrasında başlamış, özellikle 2000'lerden itibaren İran’ın nükleer ve balistik füze programına odaklanmıştır. ABD, İran’ın nükleer programının silah geliştirmeye yönelik olduğunu ileri sürerken; İran, programın sivil enerji amaçlı olduğunu savunmuştur.


2015 yılında İran ile ABD arasında Barack Obama döneminde imzalanan Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) kapsamında İran, uranyum zenginleştirme oranını yüzde 3,67 ile sınırlandırmış ve zenginleştirilmiş uranyum stokunu 300 kilogramla sınırlamıştır. Buna karşılık ABD, daha önce uyguladığı yaptırımların büyük kısmını kaldırmıştır.


ABD Başkanı Donald Trump, Mayıs 2018’de ABD’yi JCPOA’dan çekmiş ve İran’a yönelik yaptırımları yeniden yürürlüğe koymuştur. İran bir süre anlaşmadaki yükümlülüklerine uymaya devam etmiş ve Avrupa ülkeleri, Rusya ve Çin anlaşmanın tarafı olarak kalmıştır. Joe Biden döneminde ise Trump döneminde getirilen yaptırımların büyük kısmı korunmuştur.


Mayıs 2025’te Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), İran’ın yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş 400 kilogramdan fazla uranyum stokladığını bildirmiştir. Yüzde 90 oranındaki zenginleştirme silah seviyesi olarak kabul edilmekte, yüzde 60 ise silah üretimine yakın seviye olarak değerlendirilmektedir. ABD ve İsrail, bu uyarıyı Haziran 2025’te İran’a yönelik saldırının gerekçeleri arasında göstermiştir.


Haziran 2025’te yaşanan 12 günlük İran-İsrail savaşı, ABD’nin doğrudan askeri müdahalesiyle sonuçlanmıştır. Bu gelişme, iki ülke arasındaki gerilimi yeni bir aşamaya taşımıştır.


9 Eylül 2025’te İran ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı arasında Kahire’de nükleer denetimlerin yeniden başlatılmasına yönelik Kahire Anlaşması imzalanmıştır. 28 Eylül 2025’te Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2231 sayılı kararı kapsamında snapback mekanizması işletilmiş ve İran’a yönelik BM yaptırımları yeniden yürürlüğe girmiştir. Avrupa Birliği de yaptırımlara uyum kararı almıştır.


Kasım 2025’te Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, İran’daki yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarının doğrulanamadığını bildirmiştir. 20 Kasım 2025’te İran, Kahire Anlaşması’nı feshettiğini açıklamıştır.


28 Aralık 2025’te riyalin sert yaptırımlar sebebiyle rekor değer kaybetmesi sebebiyle, İran’da ekonomik protestolar başlamıştır. Gösteriler Ocak 2026 boyunca ülke geneline yayılmıştır. Can kayıpları ve gözaltılar yaşanmıştır. ABD yönetimi protestolara ilişkin açıklamalar yapmış, İran yönetimi bu açıklamalara tepki göstermiştir.


Ocak 2026’da ABD, Orta Doğu’daki askeri varlığını artırmıştır. Uçak gemileri, savaş uçakları ve hava savunma sistemleri bölgeye sevk edilmiştir. İran, savunma hazırlıklarını artırdığını ve olası bir saldırıya karşılık vereceğini açıklamıştır.


3 Şubat 2026’da ABD, Umman Denizi’nde İran’a ait olduğunu belirttiği bir insansız hava aracını düşürdüğünü duyurmuştur. 6 Şubat 2026’da Maskat’ta İran ile ABD arasında dolaylı nükleer görüşmeler yapılmıştır. 17 Şubat 2026’da Cenevre’de ikinci tur gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler uranyum zenginleştirme, yüksek düzeyli uranyum stokları ve yaptırımların kaldırılması başlıkları üzerinde yoğunlaşmıştır.


22 Şubat tarihinde diplomatik temaslar sürerken ABD bölgedeki askeri varlığını artırmaya devam etmektedir.

2025 Yılı Nükleer Müzakere Süreci

ABD Başkanı Donald Trump, 2018 yılında ülkesini nükleer anlaşmadan tek taraflı çekmesinin ardından, yeniden göreve geldiği 2025 yılının başında İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’e doğrudan nükleer müzakere çağrısı içeren bir mektup göndermiştir. İran, söz konusu mektuba Umman üzerinden yanıt vermiş ve tehdit ve baskı altında doğrudan görüşme yapmayacağını, yalnızca dolaylı müzakerelere hazır olduğunu bildirmiştir.


ABD Başkanı Trump ise 7 Nisan’da Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmede, İran ile ABD arasında “doğrudan” görüşme yapılacağını açıklamış ve “anlaşmaya varılamazsa İran'ın büyük tehlikeye gireceğini” söylemiştir. Trump’ın 7 Nisan’daki açıklamasının ardından taraflar arasında yürütülen diplomatik temaslar neticesinde görüşmelerin Umman’ın arabuluculuğunda gerçekleştirilmesi kararlaştırılmıştır.


Müzakerelerde İran, yaptırımların kaldırılması karşılığında nükleer programını atom bombası üretimini engelleyecek şekilde kısıtlamaya hazır olduğunu ifade etmiştir. Tahran ayrıca uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını ve ABD’nin olası bir anlaşmadan yeniden çekilmemesi için güvence verilmesini talep etmiştir. ABD tarafında ise uranyum zenginleştirmenin sınırlandırılması ile tamamen durdurulması arasında farklı açıklamalar yapılmış, taleplerin kapsamı konusunda netlik sağlanmamıştır.

Birinci Tur: Umman (12 Nisan 2025)

Dolaylı müzakereler 12 Nisan 2025’te Umman’ın başkenti Maskat’ta başlamıştır. Görüşmeler, Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi’nin arabuluculuğunda gerçekleştirilmiştir. İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD heyetine ise Başkan Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff başkanlık etmiştir. Heyetler ayrı odalarda bulunmuş, mesajlar Umman aracılığıyla iletilmiştir.

İkinci Tur: Roma (19 Nisan 2025)

İkinci tur görüşmeler, İtalya’nın başkenti Roma’da, Umman’ın Roma Büyükelçiliğinde gerçekleştirilmiştir. Görüşmelere İran heyeti adına Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi başkanlık etmiş, ABD tarafını ise Steve Witkoff temsil etmiştir.


İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, görüşmelerin “yapıcı” olduğunu belirtmiş ve tarafların birkaç gün içinde teknik düzeyde görüşmelere devam etme konusunda anlaştıklarını açıklamıştır. Dışişleri Bakanı Erakçi ikinci tur görüşmeler sonrası yaptığı açıklamada, “Bugünkü görüşmelerde bir dizi ilke ve hedef konusunda daha iyi bir anlayışa ulaşmayı başardık.” ifadelerini kullanmıştır.

Üçüncü Tur: Maskat (26 Nisan 2025)

Üçüncü tur görüşmeler Umman’ın başkenti Maskat’ta gerçekleştirilmiştir. Bu turda hem uzmanlar düzeyinde teknik müzakereler hem de üst düzey diplomatik görüşmeler yapılmıştır. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, İran’ın savunma ve füze kabiliyetlerinin müzakere edilmediğini ve edilmeyeceğini belirtmiştir.


Umman Dışişleri Bakanı Busaidi, “ABD-İran görüşmeleri bugün karşılıklı saygı ve kalıcı taahhütlere dayalı bir anlaşmaya varmak için ortak bir hedef belirledi.” açıklamasını yapmıştır. Erakçi ise “Genel konularda ve ayrıntılarda hala ihtilaflar var. Bazı ihtilaflar ciddi, bazıları ise daha az ciddi.” ifadelerini kullanmıştır


ABD’li üst düzey bir yetkili, Maskat’taki görüşmenin “olumlu ve verimli” geçtiğini belirterek “Daha yapılacak çok şey var. Ancak (bugün) anlaşma yolunda ilerleme kaydedildi.” demiştir.

Dördüncü Tur: Maskat (11 Mayıs 2025)

Dördüncü tur görüşmeler 11 Mayıs 2025’te Maskat’ta gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler Umman’ın aracılığında üst düzey dolaylı diplomatik temaslar şeklinde yürütülmüştür. Taraflar görüşmelerin sonucu hakkında açıklama yapmamıştır.


İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekayi, müzakereleri “Zorlu ama faydalı müzakereler, birbirimizin pozisyonlarını daha iyi anlamak ve tartışmalı konuları çözmek için makul ve gerçekçi yollar bulmak amacıyla yapıldı.” sözleriyle değerlendirmiştir.

Beşinci Tur: Roma (23 Mayıs 2025)

Beşinci tur görüşmeler İtalya’nın başkenti Roma’da, Umman aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler yaklaşık 3,5 saat sürmüştür. Bekayi, siyasi görüşmelerin ardından teknik görüşmelere geçildiğini belirtmiş ve görüşmelerin “sakin ve profesyonel” bir havada gerçekleştiğini ifade etmiştir


Umman Dışişleri Bakanı Busaidi, “İran - ABD görüşmelerinin beşinci turu bugün Roma'da bir miktar ilerlemeyle sona erdi ancak kesin bir ilerleme olmadı.” açıklamasını yapmıştır.

Altıncı Tur Planlaması ve İptali

İran ile ABD arasındaki altıncı tur nükleer görüşmelerinin 15 Haziran’da Maskat’ta yapılacağı açıklanmıştır. Ancak 6.tur görüşmeler, 13 Haziran 2025’te İsrail’in İran’a yönelik saldırısının ardından kesintiye uğramış ve nükleer müzakereler fiilen sona ermiştir. 14 Haziran 2025 tarihinde Umman Dışişleri Bakanı Busaidi, Maskat’ta yapılması planlanan görüşmelerin gerçekleşmeyeceğini açıklamıştır.

Haziran 2025: 12 Günlük İran-İsrail Savaşı ve ABD’nin Müdahalesi

Haziran 2025’te yaşanan 12 günlük İran-İsrail savaşı, İsrail’in 13 Haziran 2025 tarihinde İran’a yönelik geniş çaplı hava harekatı başlatmasıyla başlamış; İran’ın füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla karşılık vermesi ve ardından ABD’nin İran’ın nükleer tesislerine doğrudan saldırı düzenlemesiyle iki ülke arasındaki gerilimin yeni bir aşamaya taşındığı bir askeri çatışma süreci olmuştur.

“Yükselen Aslan Operasyonu” (13 Haziran 2025)

13 Haziran 2025 tarihinde, İsrail Silahlı Kuvvetleri tarafından “Yükselen Aslan Operasyonu” (Operation Rising Lion) adı altında İran’a yönelik kapsamlı bir hava saldırısı başlatılmıştır. Operasyon, İran’ın nükleer ve askeri altyapısına yönelik çok sayıda hedefi kapsayan geniş ölçekli bir harekat olarak yürütülmüştür.


Operasyon kapsamında 200’den fazla savaş uçağı ve çeşitli insansız hava sistemleri kullanılmıştır. Hedef alınan bölgeler arasında Tahran, Natanz, Tebriz, Kirmanşah, İsfahan, Arak, Hemedan, Kum, Şiraz, Loristan ve Huzistan yer almıştır.


Vurulan tesisler arasında Natanz Nükleer Tesisi, Parchin Askeri Kompleksi, Khatamü’l-Enbiya Karargahı ve Tahran’daki üst düzey askeri komuta merkezleri bulunmaktadır.


İsrail hava saldırılarında İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri (Mohammad Bagheri), Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selamî (Hossein Salami), Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı Emir Ali Hacızade ve İran ordusunun merkez karargahı başkanı Gholam Ali Rashid dahil olmak üzere üst düzey askeri isimler hayatını kaybetmiştir.


Ayrıca, çok sayıda rapora göre İsrail istihbarat unsurları İran içinde sabotaj ve insansız hava aracı operasyonları gerçekleştirmiştir. Bu operasyonlarda hava savunma sistemleri, füze rampaları ve askeri altyapı unsurları hedef alınmıştır.

İran’ın "Sadık Vaat 3" Misillemesi (15 Haziran 2025)

15 Haziran 2025 tarihinde, İran tarafın "Sadık Vaat 3" adı altında İsrail’e missileme yaparak geniş çaplı balistik füze saldırıları düzenlenmiştir. İran yaklaşık 80 balistik füze ve 100'den fazla kamikaze İHA (Shahed-136) ile İsrail'e karşılık vermiştir.


Füzelerin bir kısmı İsrail’in Demir Kubbe ve David’s Sling hava savunma sistemleri tarafından engellenmiş; ancak bazı füzeler sivil yerleşim bölgelerine isabet etmiştir. Bat Yam, Rehovot, Hayfa, Tamra ve Petah Tikva kentlerinde hasar meydana gelmiştir.


Rehovot kentindeki Weizmann Bilim Enstitüsü doğrudan hedef alınmış; en az bir laboratuvar binası ağır hasar görmüş ve yangın çıkmıştır.

ABD’nin Doğrudan Müdahalesi (21 Haziran 2025)

İran’ın İsrail askeri ve istihbarat tesislerine yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarının ardından, ABD 21 Haziran 2025 tarihinde İran’ın nükleer tesislerine yönelik doğrudan askeri operasyon gerçekleştirmiştir.


B-2 Spirit tipi hayalet bombardıman uçakları, yer altındaki Fordow ve Natanz nükleer tesislerini hedef almış ve GBU-57 Massive Ordnance Penetrator (MOP) tipi sığınak delici bombalar kullanılmıştır.


ABD Donanması, Basra Körfezi'nden Tomahawk füzeleriyle İsfahan'daki nükleer altyapıya ek saldırılar düzenlemiştir. Bu saldırı, İran’ın Katar’daki El-Udeid ABD hava üssüne füze fırlatmasına neden olmuştur.

Ateşkes Açıklaması (23 Haziran 2025)

23 Haziran 2025 akşamında Donald Trump, Truth Social üzerinden İran ve İsrail'in "Tam ve Eksiksiz Bir Ateşkes" üzerinde anlaştığını duyurdu. 24 Haziran sabahı yürürlüğe giren anlaşmaya göre, ilk 12 saatte İran tüm saldırılarını durdurmuş, ikinci 12 saatlik dilimde ise İsrail operasyonlarını sonlandırmıştır. Trump bu süreci "12 Günlük Savaş" olarak adlandırmıştır.


İsrail’in "Yükselen Aslan" operasyonu ve ardından ABD’nin nükleer tesisleri doğrudan hedef alması, süregelen nükleer müzakerelerin (JCPOA sonrası süreç) tamamen çökmesine neden olmuştur. Ateşkes sonrasında İran, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) ile iş birliğini yeniden değerlendireceğini bildirmiştir.

Temmuz-Ağustos 2025: Karşılıklı Açıklamalar ve Diplomatik Gerilim

Haziran 2025’te imzalanan ateşkesin ardından, Temmuz ve Ağustos 2025 döneminde doğrudan askeri çatışmalar yerini karşılıklı ekonomik yaptırımlara ve stratejik söylemlere bırakmıştır. Bu süreçte taraflar arasındaki nükleer müzakereler durdurulmuş ve diplomatik kanallar belirsiz bir süre için askıya alınmıştır.


2 Temmuz 2025 tarihinde ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Haziran ayındaki operasyonların İran’ın nükleer programını en az 2 yıl geriye götürdüğünü açıklamıştır.

9 Eylül 2025: Kahire Anlaşması

9 Eylül 2025 tarihinde, İran ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) arasında, Haziran 2025’te İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırıları sonrasında askıya alınan nükleer denetimlerin yeniden başlatılmasını öngören anlaşma imzalanmıştır. Anlaşma, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile UAEA Başkanı Rafael Mariano Grossi arasında Kahire’de yapılan görüşme sonrasında imzalanmıştır.


İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, tarafların “ABD ve Siyonist rejimin (İsrail) ülkemizin barışçıl nükleer tesislerine yönelik yasa dışı saldırılarının ardından ortaya çıkan yeni durumda nasıl etkileşimde bulunacakları konusunda mutabakata vardıklarını” açıklamıştır. UAEA Başkanı Grossi, İran’daki denetim faaliyetlerinin yeniden başlatılmasına yönelik pratik yöntemler üzerinde anlaşmaya varıldığını bildirmiştir.

Eylül 2025: “Snapback” Yaptırımlarının Yeniden Uygulanması

28 Eylül 2025’te Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2231 sayılı kararı kapsamında düzenlenen snapback mekanizması işletilmiş ve İran’a yönelik daha önce kaldırılmış olan Birleşmiş Milletler yaptırımları yeniden yürürlüğe girmiştir.

Yaptırımların Devreye Girmesi Kapsadığı Alanlar

İngiltere, Fransa ve Almanya’nın 28 Ağustos 2025’te yaptığı resmi bildirim sonrasında başlayan 30 günlük sürenin sonunda Güvenlik Konseyi’nde yaptırımların kaldırılmasını sürdüren yeni bir karar kabul edilmemiştir. Bu nedenle 28 Eylül 2025 gece yarısı itibarıyla snapback mekanizması otomatik olarak devreye girmiştir.


Bu kapsamda 2006–2010 yılları arasında kabul edilen aşağıdaki Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları yeniden yürürlüğe girmiştir.

Silah Ambargosunun Yeniden Uygulanması

Snapback sürecinin tamamlanmasıyla birlikte, 2020 yılında süresi dolmuş olan İran’a yönelik konvansiyonel silah ambargosu yeniden uygulanmaya başlanmıştır. İran’a silah satışı, tedariki ve transferi yasak kapsamına alınmıştır.

Nükleer ve Füze Programına Yönelik Kısıtlamalar

Yaptırımların geri dönüşüyle birlikte:

  • Nükleer başlık taşıyabilecek balistik füze geliştirme ve fırlatma faaliyetleri yasaklanmıştır.
  • Uranyum zenginleştirme ve ağır su faaliyetlerine ilişkin kısıtlamalar yeniden yürürlüğe girmiştir.
  • Nükleer programla bağlantılı malzeme ve teknoloji transferleri yasak kapsamına alınmıştır.

Mali ve Seyahat Yaptırımları

Yeniden yürürlüğe giren kararlar doğrultusunda:

  • Belirli İranlı kişi ve kurumlara yönelik malvarlığı dondurma kararları uygulanmaya başlanmıştır.
  • Listelenen kişi ve kuruluşlara seyahat yasakları getirilmiştir.
  • Bu kişi ve kurumlara doğrudan veya dolaylı şekilde fon sağlanması yasaklanmıştır.

Deniz Ticareti ve Sevkiyat Denetimleri

1929 sayılı karar çerçevesinde üye devletlere, İran’a veya İran’dan yapılan sevkiyatları denetleme ve gerektiğinde el koyma yetkisi yeniden tanınmıştır. İran bağlantılı gemiler ve şüpheli kargolar uluslararası denetime tabi hale gelmiştir.

Avrupa Birliği’nin Uyum Kararı (29 Eylül 2025)

Birleşmiş Milletler yaptırımlarının devreye girmesinin ardından Avrupa Birliği Konseyi, 29 Eylül 2025 tarihinde BM kararlarıyla uyumlu şekilde kendi yaptırım rejimini yeniden yürürlüğe koymuştur.


Bu kapsamda:

  • İran Merkez Bankası ve büyük ticari bankaların varlıkları yeniden dondurulmuştur.
  • Enerji sektörüne yönelik ticaret kısıtlamaları uygulanmaya başlanmıştır.
  • İran’dan ham petrol ve petrokimya ürünlerinin ithalatı yasaklanmıştır.
  • İran kargo uçuşları ve gemilerine yönelik erişim sınırlamaları getirilmiştir.

Tahran yönetimi, snapback mekanizmasının hukuki meşruiyetini reddetmiştir. Açıklamada, nükleer anlaşmadan çekilen veya anlaşmayı ihlal eden tarafların snapback mekanizmasını işletme hakkı bulunmadığı belirtilmiştir. Ayrıca söz konusu kararın diplomatik çabaları daha da zayıflatacağı uyarısında bulunulmuştur.


İran, 18 Ekim 2025 itibarıyla, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2231 sayılı kararının sona erdiğini ve bu tarihten sonra nükleer faaliyetlerine ilişkin hiçbir BM kısıtlamasının geçerli olmadığını savunmuştur. Ayrıca İran’ın nükleer dosyasının Güvenlik Konseyi gündeminden çıkarılması çağrısında bulunulmuştur.

Kasım 2025: Nükleer Doğrulama Anlaşmazlığı

UAEA Raporu (12 Kasım 2025)

12 Kasım 2025 tarihinde, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (UAEA) üye ülkelerle paylaştığı raporda, İsrail’in 13 Haziran 2025’te başlattığı saldırılardan bu yana, İran’daki “nükleer silah yapımına yakın seviyede” zenginleştirilmiş uranyum stoklarının doğrulanamadığı belirtilmiştir.


UAEA raporunda, Tahran’ın nükleer stoklara ilişkin bilgi paylaşmaya çağrıldığı ve söz konusu zenginleştirilmiş uranyum stoklarının “acilen ele alınması gerektiği” vurgulanmıştır.


Raporda, "Bu tür bir raporun sunulması, Ajansın İran'da güvenlik önlemlerine tabi nükleer malzemelerin barışçıl nükleer faaliyetlerde kullanıldığını ve güvenlik önlemlerine tabi tesislerin kötüye kullanılmadığını garanti etmesi için vazgeçilmezdir." ifadeleri kullanılmıştır.


UAEA’nın Eylül 2025’te yayımladığı raporda, İsrail’in 13 Haziran’daki saldırılarından önce İran’ın yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum stoklarını artırdığı belirtilmiştir.


Rapora göre, 13 Haziran 2025 itibarıyla İran’ın yüzde 60’a kadar zenginleştirilmiş 440,9 kilogram uranyum stoku bulunmaktadır. Bu miktarın, Ajansın Mayıs 2025 raporunda belirtilenden 32,3 kilogram fazla olduğu kaydedilmiştir.

UAEA Yönetim Kurulu Kararı (20 Kasım 2025)

20 Kasım 2025 tarihinde, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Yönetim Kurulu, İngiltere, Fransa ve Almanya (E3) ile Amerika Birleşik Devletleri tarafından sunulan ve İran’ın nükleer tesisleri ile zenginleştirilmiş uranyum stoklarına ilişkin bilgi ve erişim talep eden karar tasarısını onaylamıştır.


Kararda, İran’daki 5 aydan fazla süredir UAEA doğrulamasına tabi tutulmayan zenginleştirilmiş uranyum stoklarının ciddi bir endişe konusu olmaya devam ettiği belirtilmiştir.


Karar metninde, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları uyarınca İran’ın sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Bu çerçevede İran:

  • Saldırıya uğrayan nükleer tesislere erişim sağlamaya,
  • Zenginleştirilmiş uranyum stokları hakkında ayrıntılı bilgi vermeye çağrılmıştır.

İran’ın Kahire Anlaşması’nı Feshettiğini Bildirmesi (12 Kasım 2025)

20 Kasım 2025 tarihinde, İran, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile Eylül 2025’te imzalanan ve Ajans ile iş birliğinin yeniden başlatılmasını öngören Kahire Anlaşması’nı resmen feshettiğini duyurmuştur.


İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, İngiltere, Fransa ve Almanya ile Amerika Birleşik Devletleri tarafından UAEA Yönetim Kurulu’na sunulan ve İran aleyhinde kabul edilen karar tasarısının ardından açıklamada bulunmuştur. Erakçi, karar tasarısını sunan ülkelerin: “İran'ın iyi niyetini hiçe sayarak, UAEA'nın güvenilirliğini ve bağımsızlığını zedelediğini ve Ajans ile İran arasındaki etkileşim ve iş birliği sürecini aksattığını” ifade etmiştir.


Erakçi ayrıca, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın Ağustos 2025’te Birleşmiş Milletler yaptırımlarını yeniden yürürlüğe sokan snapback sürecini başlatmasının ardından, UAEA ile Eylül ayında imzalanan iş birliği anlaşmasının geçerli olmadığını belirtmiştir. Erakçi, "Bugün de UAEA Başkanı'na (Rafael Mariano Grossi) gönderilen resmi bir mektupta bu mutabakatın artık geçerli olmadığı ve feshedildiği duyuruldu." ifadelerini kullanmıştır.

Aralık 2025: İran’daki Ekonomik Protestolar

Protestoların Başlaması (28 Aralık 2025)

İran’da Aralık 2025 enflasyon oranı %42,2 olarak açıklanmıştır. Aynı dönemde gıda fiyatları bir önceki yılın aynı dönemine göre %72, sağlık ve tıbbi ürün fiyatları ise %50 oranında artmıştır.


İran riyali, Aralık 2025’in son haftasında ABD doları karşısında 1.390.000–1.420.000 bandına gerilemiştir. Döviz kurunun piyasalarda 1.500.000 riyal/dolar seviyesine yaklaşması, ekonomik belirsizlik ve fiyat artışlarının hızlanmasıyla birlikte kamuoyunda büyük bir tepkiye yol açmıştır.


Protestolar 28 Aralık 2025 tarihinde Tahran Büyük (Kapalı) Çarşısı’nda esnafın kepenk kapatma eylemiyle başlamıştır. Artan fiyatlar ve riyalin değer kaybı, eylemlerin temel gerekçesi olmuştur.

Protestoların Ülke Geneline Yayılması

Protestolar, 28 Aralık 2025’te Tahran’da başlamasının ardından kısa sürede ülke geneline yayılmıştır. Gösteriler 31 eyaletin tamamında ve yüzlerce kentte gerçekleşmiştir. Tahran’ın yanı sıra Meşhed, İsfahan, Tebriz, Şiraz, Kirmanşah, Reşt, Abadan, Burucerd, Kereç ve Sistan-Beluçistan gibi şehirlerde de eylemler düzenlenmiştir. HRANA verilerine göre gösteriler 348 farklı noktada gerçekleşmiştir.


İlk 12 gün içinde 34 protestocu ve 8 güvenlik görevlisi olmak üzere 42 kişi hayatını kaybetmiştir. Aynı dönemde 2.277 kişi gözaltına alınmıştır. HRANA’nın 26 Ocak 2026 tarihli raporuna göre Aralık sonundan itibaren yaşanan olaylarda toplam 5.848 kişinin hayatını kaybettiği, 41.283 kişinin gözaltına alındığı bildirilmiştir.


İranlı resmi kurumlar ise farklı veriler açıklamıştır. İran Şehit ve Gaziler Vakfı Adli Tıp Kurumu, 21 Ocak 2026’da yaptığı açıklamada olaylarda güvenlik güçleri ve siviller dahil 3.117 kişinin hayatını kaybettiğini bildirmiştir. Açıklamada, bunlardan 2.427’sinin silahlı gruplar tarafından öldürülen güvenlik görevlileri ve siviller olduğu, 690 kişi hakkında ise ayrıntı verilmediği belirtilmiştir.


Protestolar sırasında kamu binaları, banka şubeleri, otobüsler, camiler ve hastanelerde hasar meydana gelmiştir. İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, olaylar sürecinde 3.700’den fazla polis memurunun yaralandığını açıklamıştır.


Ülke genelinde internet erişimi kesilmiş, sosyal medya ve iletişim ağları kısıtlanmıştır. 19 Ocak 2026 itibarıyla internet erişimi kademeli olarak yeniden açılmıştır.

Ocak 2026: ABD-İran Geriliminin Tırmanışı

ABD Başkanı Donald Trump’ın İlk Açıklamaları

ABD Başkanı Donald Trump 2 Ocak Cuma günü yaptığı bir paylaşımda, Tahran'ın protestoculara karşı ölümcül güç kullanması halinde Washington'un protestocuların "yardımına koşacağını" söylemiştir. Trump’ın bu açıklaması, İran yönetiminin tepkisini çekmiştir. İran Dışişleri Bakanlığı, yayımladığı yazılı açıklamada şu ifadeyi kullanmıştır: "Trump’ın son açıklamaları, ülkelerin egemenliğine saygı ilkesine dayanan Birleşmiş Milletler Şartı ve uluslararası hukukun temel kurallarının açık bir ihlalidir; ayrıca İran vatandaşlarına karşı şiddet ve terör eylemlerine teşvik anlamına gelmektedir.” Açıklamada, İran’ın olası bir dış saldırıya karşı “hızlı, kararlı ve kapsamlı bir karşılık” vereceği belirtilmiştir.


ABD Başkanı Donald Trump 4 Ocak'ta yaptığı açıklamada, “Durumu çok yakından izliyoruz. Eğer geçmişte olduğu gibi insanları öldürmeye başlarlarsa, bence Amerika Birleşik Devletleri tarafından çok sert vurulacaklar.” ifadelerini kullanmıştır.


Trump, 8 Ocak 2026 tarihinde protestolar sırasında insanların öldürülmesi halinde Washington yönetiminin İran’ı “çok sert şekilde vuracağını” ifade etmiştir. Açıklamasında, ülkede “çok büyük kalabalıkların oluştuğunu ve izdiham yaşandığını” belirtmiştir.


Trump, programda şu ifadeleri kullanmıştır: “Çok kötü durumdalar. Onlara şunu da ilettim: Eğer insanları öldürmeye başlarlarsa ki ayaklanmaları sırasında bunu yapma eğilimleri var, sık sık ayaklanma çıkarıyorlar eğer bunu yaparlarsa, onları (İran) çok sert şekilde vuracağız.”


ABD Başkanı Donald Trump, aynı gün Truth Social adlı sosyal medya platformunda İran’daki protestolara ilişkin bir video paylaşmıştır. Video, İsrail’de yayın yapan Kanal 13 Televizyonu tarafından hazırlanmıştır. Trump, videoyu paylaşırken şu başlığı kullanmıştır: “Bir milyondan fazla kişi gösteri düzenledi: İran'ın ikinci büyük şehri protestocuların kontrolü altına girdi, rejim güçleri şehri terk etti.”

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in Açıklamaları

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 8 Ocak 2026 tarihinde Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında İran’daki protestolar hakkında açıklamalarda bulunmuştur. Vance, “İran'da devam eden gösterileri yakından takip ettiklerini” belirtmiştir. Vance, şu ifadeleri kullanmıştır: “Barışçıl protestolara katılan, özgürce örgütlenme ve seslerini duyurma haklarını kullanmaya çalışan herkesi destekliyoruz.”


Basın toplantısında, İran yönetiminin “birçok sorunu” olduğunu söyleyen Vance, Tahran’a nükleer program konusunda ABD ile masaya oturması tavsiyesinde bulunmuştur. ABD’nin İran’a yönelik atacağı adımların ise “Başkan Donald Trump’ın tasarrufunda olduğunu” ifade etmiştir. Vance ayrıca, “İran halkı da dahil olmak üzere dünyanın her yerinde haklarını savunan herkesin yanındayız.” demiştir.

İran Yönetiminin Tepkisi

İran lideri Hamaney, 9 Ocak'ta yaptığı açıklamada ABD Başkanı Trump'ın ülkedeki gösteriler üzerinden İran yönetimini tehdit ettiğini söylemiş, "Dün gece Tahran'da bir grup vandal, ABD Başkanı'nı memnun etmek için kendilerine ait olan kamu mallarını tahrip etti. O (Trump) yapabiliyorsa, kendi ülkesini yönetsin." ifadelerini kullanmıştır.


İsrail ve ABD'nin Haziran 2025'te İran'a saldırılarında 1000'den fazla kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Hamaney, "Bu kişi, 'Emri ben verdim; savaş sırasında ben komuta ettim' dedi. Yani, ellerinin İranlıların kanıyla lekelendiğini itiraf etti. Ardından, 'Ben İran'ın destekçisiyim' diyor. Bir avuç, deneyimsiz ve düşüncesiz insan da buna inanıp, onun isteklerine göre hareket ediyor." demiştir. İran'ın, "yabancı güçler tarafından desteklenen ajanlara müsamaha göstermeyeceğini" söyleyen Hamaney, şöyle devam etmiştir: "Milletimiz yabancılar için paralı askerliği hoş görmez. Kim olursanız olun, bir yabancı için paralı asker olduğunuzda, bir yabancı için çalıştığınızda, o ülke sizi reddedilmiş sayar.


Orada kibirle tüm dünyayı yargılayan o şahıs (Trump) da bilmeli ki genellikle dünyanın zalim ve kibirli güçleri olan Firavun, Nemrut, Rıza Han, Muhammed Rıza ve benzerleri tam da gururlarının zirvesindeyken devrilmişlerdir. Bu da devrilecektir." Hamaney, "Herkes bilmelidir ki İslam Cumhuriyeti yüz binlerce şerefli insanın kanıyla iktidara geldi, sabotajcıların karşısında geri adım atmayacaktır." diye konuşmuştur.

ABD Başkanı Donald Trump’ın "Yardım Yolda" Açıklaması (13 Ocak 2026)

12 Ocak'ta ABD Başkanı Donald Trump, Florida’dan Washington’a dönüşü sırasında uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada, İran yönetiminin ABD ile görüşme talebinde bulunduğunu söylemiştir. Trump, “Dün aradılar... İran dün müzakere etmek için aradı. Sanırım Amerika Birleşik Devletleri tarafından hırpalanmaktan bıktılar. İran müzakere etmek istiyor.” demiştir.


Trump aynı açıklamada, görüşmeler için hazırlıkların sürdüğünü ancak sahadaki gelişmeler nedeniyle askeri seçeneğin gündemde olduğunu belirtmiş ve “Toplantıdan önce olup bitenler nedeniyle harekete geçmemiz gerekebilir. Ancak bir toplantı düzenleniyor. İran aradı. Müzakere etmek istiyorlar.” sözlerini dile getirmiştir


Trump ayrıca, İran’daki olayları yakından takip ettiklerini ve “çok güçlü seçenekler” üzerinde değerlendirme yaptıklarını ifade etmiş, “Ordu bunu inceliyor ve biz de çok güçlü seçenekleri değerlendiriyoruz. Bir karara varacağız.” demiştir.


Arakçi, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını “İran’ın içişlerine müdahale” olarak nitelendirmiştir. “Trump’ın protestolar hakkındaki açıklamaları iç işlerimize müdahaledir.” demiştir.


Trump’ın müdahale tehdidinin ardından olayların kanlı bir hal aldığını belirten Arakçi, “Trump müdahale tehdidinde bulunduktan sonra protestolar yabancı müdahaleyi meşrulaştırmak için kanlı eylemlere dönüştü.” demiştir. Trump’ın İran’a karşı “çok güçlü önlemler almayı değerlendirdiği” yönündeki sözlerine yanıt olarak Arakçi, “Tahran hem savaşa hem de diyaloğa hazırdır.” demiştir.


Trump, 13 Ocak 2026 tarihinde sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “İranlı vatanseverler, protestolarınıza devam edin, kurumlarınızı ele geçirin. Katillerin ve istismarcıların isimlerini kaydedin. Onlar büyük bir bedel ödeyecekler. Protestocuların anlamsızca öldürülmesi durana kadar İranlı yetkililerle olan tüm toplantılarımı iptal ettim. Yardım yolda.” demiştir. Trump, mesajının sonunda “MIGA” (Make Iran Great Again – İran’ı Yeniden Büyük Yapalım) ifadesini eklemiştir. 13 Ocak 2026 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri, İran’daki güvenlik durumuna ilişkin olarak vatandaşlarına “derhal ülkeyi terk etmeleri” yönünde bir çağrıda bulunmuştur.


Trump, aynı tarihte CBS News kanalına verdiği röportajda, İran’ın protestocuları idam edeceğine dair haberler üzerine şu ifadeleri kullanmıştır: “İdamdan haberim yok. Eğer onları asarlarsa bazı şeyler göreceksiniz… Böyle bir şey yaparlarsa çok güçlü bir karşılık vereceğiz.” Aynı röportajda Trump’a İran konusundaki “nihai hedefi” sorulmuştur. Trump bu soruya, “Nihai hedef kazanmak. Kazanmayı severim.” yanıtını vermiştir.


14 Ocak 2026 tarihinde Trump, “Bize, İran'da infazların durdurulduğu bildirildi. Şu anda bir infaz planı ya da idam yok. Eğer böyle bir şey olursa hepimiz üzülürüz. Ancak bana ulaşan bilgilere göre infazlar durmuş.” ifadelerini kullanmıştır.

ABD’nin İran’a Yönelik Yeni Politikaları ve Yeni Gümrük Vergileri

13 Ocak 2026 tarihinde ABD Başkanı Donald Trump, İran ile ekonomik ilişkilerini sürdüren ülkelere karşı yeni bir ticaret uygulaması başlatıldığını açıklamıştır. Trump, ABD merkezli Truth Social platformundaki paylaşımında, “İran ile iş yapan ülkeler, ABD ile yaptıkları ticarette yüzde 25 gümrük vergisi ödeyecek. Karar derhal yürürlüğe girmiştir.” ifadelerini kullanmıştır.

İsrail’in Askeri Alarm Durumu ve Güvenlik Önlemleri

İsrail 13 Ocak'ta, ABD’nin İran’a yönelik olası askeri saldırı ihtimaline karşı hazırlık seviyesini yükseltmiştir. İsrailli yetkililer, bir ABD saldırısının “olasılıktan ziyade zamanlama meselesi” hâline geldiğini belirtmiştir.


İsrail merkezli Army Radio askeri muhabiri Dorron Kadosh, “İsrail’deki değerlendirme, ABD İran’a saldırırsa, İran lideri Ali Hamaney’in hem Orta Doğu’daki Amerikan hedeflerine hem de İsrail’e saldırı emri vereceği yönündedir.” ifadelerini kullanmıştır.

ABD'nin İran'a Donanma Filosu Göndermesi

ABD Başkanı Donald Trump, 22 Ocak 2026 tarihinde Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, ülkesinin İran yönüne doğru hareket eden bir donanma filosu gönderdiğini açıklamıştır. Trump,“Herhangi bir şey olmasını istemem, fakat onları çok yakından izliyoruz.” demiştir.


Trump, İran’da protestocuların öldürülmesi durumunda askeri müdahale seçeneğini masada tuttuğunu, ancak “yüzlerce planlanmış idamın iptal edildiğini” duyduktan sonra bu yöndeki sert tutumunu geçici olarak yumuşattığını belirtmiştir


Trump, söz konusu iddialarla ilgili olarak, “Dedim ki: ‘Eğer o insanları asarsanız, bugüne kadar aldığınız en sert darbeyi alacaksınız. İran nükleer programınıza yaptıklarımız bunun yanında önemsiz kalır.’” ifadelerini kullanmıştır.


ABD Başkanı, Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu dönüşünde yaptığı bir diğer açıklamada, “İran’a doğru ilerleyen büyük bir gücümüz var.” demiştir. Trump, CNBC’ye verdiği röportajda ise İran’ın nükleer faaliyetlerine yeniden başlaması halinde askeri eylem uygulanacağını belirterek, “Nükleer faaliyetlere devam edemezler. Eğer yaparlarsa, aynı şey tekrar olacak.” ifadelerini kullanmıştır.


ABD yetkilileri, USS Abraham Lincoln uçak gemisi ile birlikte güdümlü füze destroyerlerinin Orta Doğu’ya yönlendirildiğini açıklamıştır. Bir ABD donanma yetkilisi, “Lincoln görev grubu Hint Okyanusu’nda bulunuyor.” bilgisini paylaşmıştır. Bu yığınak kapsamında ayrıca ek hava savunma sistemlerinin Orta Doğu üslerine konuşlandırılabileceği belirtilmiştir.


New York Times’a konuşan ABD’li yetkililer, Başkan Donald Trump yönetiminin İran’a yönelik olası bir saldırı ihtimaline karşı askeri hazırlıkları artırdığını belirtmiştir.


Yetkililer, USS Abraham Lincoln uçak gemisinin 26 Ocak itibarıyla, Tomahawk füzeleriyle donatılmış üç savaş gemisi eşliğinde ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın (CENTCOM) Batı Hint Okyanusu sorumluluk alanına girdiğini bildirmiştir. Beyaz Saray’ın olası bir saldırı emri vermesi hâlinde uçak gemisinin “bir veya iki gün içinde savaşa hazır hâle gelebileceği” ifade edilmiştir.


ABD Başkanı Donald Trump, 28 Ocak 2026 tarihinde sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Devasa bir armada İran'a ilerliyor." ifadesini kullanmıştır. Trump, bu filonun başında USS Abraham Lincoln adlı büyük uçak gemisinin bulunduğunu ve Venezuela’ya gönderilenden daha büyük bir filo olduğunu belirtmiştir. Açıklamasında, “(Filo) Venezuela’daki gibi, gerekirse hızla ve şiddetle görevini yerine getirmeye hazır, istekli ve kabiliyetli.” demiştir.


ABD Başkanı, İran’a “adil, eşit ve herkes için iyi bir anlaşma” yapmak üzere hızla masaya oturma çağrısında bulunarak, bu anlaşma kapsamında nükleer silah bulunmayacağını vurgulamıştır. “Zaman daralıyor. Bu gerçekten önemli. İran’a daha önce dediğim gibi, anlaşma yapın.” ifadelerini kullanmış, aksi takdirde “Bir sonraki saldırı daha kötü olacak. Buna izin vermeyin.” şeklinde uyarmıştır.


29 Ocak tarihi itibariyle USS Abraham Lincoln (CVN 72) uçak gemisi, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) sorumluluk alanına girmiştir. Gemide, Carrier Air Wing (CVW) 9 adlı hava kanadı yer almakta; bu yapı, VMFA-314 filosuna ait F-35C Lightning II savaş uçakları, çok sayıda F/A-18E/F Super Hornet ve elektronik taarruz için tasarlanmış EA-18G Growler uçaklarını içermektedir. Uçak gemisine, “Destroyer Squadron 21” kapsamında USS Frank E. Petersen Jr. (DDG-121), USS Michael Murphy (DDG-112) ve USS Spruance (DDG-111) destroyerleri eşlik etmektedir.


Bu gemilerin, Aegis Savaş Sistemi ve MK 41 Dikey Fırlatma Sistemi ile donatıldığı, “BGM-109 Tomahawk” seyir füzeleri dahil çeşitli mühimmat ateşleme kapasitesine sahip oldukları bildirilmiştir. Ayrıca bölgedeki ABD deniz varlığına nükleer güçle çalışan saldırı denizaltılarının da dahil olduğu ve bu unsurların “armadaya gizli seyir füzesi kabiliyeti” kazandırdığı belirtilmiştir.


ABD Hava Kuvvetleri de bölgeye kara temelli hava desteği sağlamıştır. İngiltere’nin Lakenheath üssünden Ürdün’deki Muwaffaq al Salti Hava Üssü’ne F-15E Strike Eagle uçakları konuşlandırılmıştır. Bu platformların derin taarruz görevleri için tasarlandığı, hassas güdümlü mühimmat ve sığınak delici bombalar taşıma kapasitesine sahip olduğu aktarılmıştır. Ayrıca KC-135 Stratotanker tanker uçaklarının yakıt ikmali sağladığı, RC-135W Rivet Joint istihbarat uçaklarının ise İran’ın radar ve iletişim ağlarını izleyerek hedefleme verisi topladığı ifade edilmiştir.


Katar’daki El-Udeyd Hava Üssü’nde, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) ve müttefik ortakların katılımıyla MEAD-CDOC adlı yeni bir “Orta Doğu Hava Savunma ve Birleşik Operasyonlar Birimi” kurulmuştur. Bu birimin amacının entegre füze savunma ağını güçlendirmek olduğu açıklanmıştır.


Aynı dönemde Patriot ve THAAD sistemleri İsrail, BAE ve Ürdün’e yerleştirilmiştir. Ayrıca Katar, Kuveyt ve Ürdün’deki üslerde ek Patriot bataryalarıyla savunma hattı güçlendirilmiştir. ABD’nin bölgeye 5.700 ek asker sevk ettiği ve toplam mevcudun yaklaşık 50.000’e ulaştığı bildirilmiştir.

İran’ın Askeri Hazırlıkları ve Yanıtı

İran, ABD'nin bu adımlarına karşı olarak savunma kapasitesini artırmaya yönelik adımlar attığını açıklamıştır. İran Ordusu Komutanı Tümgeneral Emir Hatemi, ülke genelinde geliştirilen 1.000 yeni insansız hava aracının (İHA) ordu envanterine entegre edildiğini bildirmiştir. Bu sistemlerin saldırı, keşif ve elektronik harp görevleri için tasarlandığı ve deniz, hava ve kara hedeflerine karşı kullanılabileceği belirtilmiştir. Hatemi, bu sistemlerin “yeni güvenlik tehditleri ve son 12 günlük savaşın operasyonel dersleri doğrultusunda” geliştirildiğini ifade etmiştir.


Tahran yönetimi, ABD’den gelebilecek herhangi bir askeri saldırıya “hızlı ve kapsamlı bir yanıt” verileceğini açıklamıştır. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, “Bize karşı saldırı düzenlenen her üssü veya noktayı hedef alacağız.” demiştir. Garibabadi, İran’ın önceliğinin müzakere değil savunma hazırlığı olduğunu belirtmiştir.


İran’ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, “İran, karşılıklı saygı ve çıkarlara dayalı diyaloğa hazırdır ancak zorlanırsa kendini savunacak ve daha önce hiç olmadığı gibi karşılık verecektir.” ifadelerini kullanmıştır. İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani, “Herhangi bir askeri eylem, savaşın başlangıcı olarak kabul edilecek ve karşılığı anında, topyekün ve emsalsiz olacaktır.” açıklamasını yapmıştır.


İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, olası bir nükleer anlaşmanın “eşitlik temelinde, baskı ve tehdit içermeyen” bir çerçevede olması gerektiğini belirtmiştir. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise diplomasinin “karşılıklı saygı ve güven temelinde yürütülmesi gerektiğini” ifade etmiştir.

Şubat 2026: Körfez Olayı ve Diplomatik Girişimler

Hamaney’in Açıklaması (1 Şubat 2026)

1 Şubat 2026 tarihinde İran lideri Ali Hamaney, devrimin 47. yılı münasebetiyle Tahran’daki konutunda halka hitap etmiştir. Hamaney, “Amerikalılar şunu bilsin ki, eğer bir savaş başlatırlarsa bu kez savaş bölgesel olacaktır.” ifadelerini kullanmıştır


Washington yönetiminin zaman zaman savaştan söz ettiğini, uçaklar ve savaş gemilerinden bahsettiğini dile getiren Hamaney, geçmişte de Amerikalı yetkililerin “tüm seçenekler masada” söylemini kullandıklarını belirtmiştir.


Hamaney, İran’ın savaş başlatan taraf olmak istemediğini ifade etmiş ve “İran halkı, kendisine saldıran ve zarar veren olursa, ona çok sert bir karşılık verir.” demiştir.

Trump’ın Açıklaması (3 Şubat 2026)

3 Şubat 2026 tarihinde ABD Başkanı Donald Trump, Oval Ofis’te düzenlenen bir imza töreninde İran’a doğru giden “çok büyük” gemilerinin olduğunu belirtmiş ve İran yetkilileriyle görüşmelerin sürdüğünü ifade etmiştir.


Trump, “İran’la bir anlaşmaya varmak isterim. Şu anda İran’la görüşüyoruz. Eğer anlaşabilirsek bu çok iyi olur, anlaşamazsak muhtemelen kötü şeyler olacak.” demiştir


İran’la ilgili sürecin olumsuz seyretmesi halinde neler olabileceği sorusuna ise “Bunu size söylemem aptalca olurdu.” yanıtını vermiştir.

ABD'nin İran İHA'sını Düşürmesi

3 Şubat 2026 tarihinde ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Umman Denizi’nde bulunan USS Abraham Lincoln uçak gemisine yaklaştığını belirttiği “İran’a ait” bir insansız hava aracının düşürüldüğünü açıklamıştır.


CENTCOM yetkilileri, İran’a ait olduğunu belirttikleri İHA’nın F-35C savaş uçağı tarafından “meşru müdafaa” kapsamında düşürüldüğünü savunmuştur. CENTCOM Sözcüsü Tim Hawkins, “USS Abraham Lincoln uçak gemisi, İran'ın güney kıyısından yaklaşık 500 mil (800 km) uzaklıkta Arap Denizi'nde seyir halindeyken, İran'a ait bir Shahed-139 insansız hava aracı gereksiz bir şekilde gemiye doğru manevra yaptı. Abraham Lincoln'den bir F-35C savaş uçağı, kendini savunmak ve uçak gemisini ve gemideki personeli korumak için İran insansız hava aracını düşürdü.” açıklamasını yapmıştır.


ABD’li sözcü, geminin uluslararası sularda seyrettiğini belirtmiş ve İran’la tansiyonun artmamasına yönelik gerekli tedbirlerin alındığını ifade etmiştir.

Şubat 2026: İran-ABD Görüşmeleri

6 Şubat 2026 Maskat Görüşmeleri - Birinci Tur

6 Şubat 2026 tarihinde İran ile ABD arasında Umman’ın başkenti Maskat’ta dolaylı görüşmeler gerçekleştirilmiştir.


Şubat ayının başında İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında diplomatik temasların yeniden başlatılmasına yönelik ilk aşamada, görüşmelerin Türkiye’de, İstanbul’da yapılacağı duyurulmuştur.


İran tarafı daha sonra görüşmelerin Umman’da yapılmasını ve sürecin yalnızca iki ülke arasında, ikili formatta yürütülmesini talep etmiştir. İranlı yetkililer, daha önce yürütülen nükleer müzakerelerin Umman’da gerçekleştirilmiş olmasını gerekçe göstermiştir.


İran, görüşmelerin yalnızca nükleer dosya ile sınırlı olması gerektiğini ifade etmiştir. Balistik füze programı ile savunma kapasitesinin müzakere konusu yapılmayacağını ve bu alanların ulusal güvenlik kapsamında değerlendirildiğini açıklamıştır.


ABD yönetimi, İran’ın görüşmeleri yalnızca nükleer programla sınırlama talebine karşı çıkmıştır. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, görüşmelerin balistik füzelerin menzili, İran’ın bölgesel silahlı gruplara verdiği destek ve ülke içindeki gelişmeleri de kapsaması gerektiğini belirtmiştir.


Rubio, ilk aşamada görüşme yerinin Türkiye olarak planlandığını düşündüklerini ancak İran tarafının bu seçeneğe katılmadığını ifade etmiştir.


Yer ve format konusundaki görüş ayrılıklarının ardından tarafların Umman’ın başkenti Maskat üzerinde uzlaştığı duyurulmuştur. Görüşme tarihi 6 Şubat 2026 olarak belirlenmiştir. İran tarafı, görüşmelerin ikili formatta yürütülmesi gerektiğini yinelemiş ve üçüncü ülkelerin doğrudan masada yer almaması gerektiğini vurgulamıştır.


Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, görüşmelere ev sahipliği yapmış ve taraflar arasında arabuluculuk rolünü üstlenmiştir.


6 Şubat 2026 tarihinde İran ile ABD arasında Maskat’ta görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler dolaylı formatta yürütülmüş; Umman Dışişleri Bakanı el-Busaidi taraflar arasında mesaj alışverişine aracılık etmiştir.


Bu görüşme Haziran 2025’te kesintiye uğrayan müzakere sürecinden sonra yapılan ilk resmi temas olmuştur. İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi başkanlık etmiştir. Heyette, Mecid Taht Revançi, Hamid Kanberi ve Kazım Garibabadi yer almıştır.


ABD heyetine Başkan Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff başkanlık etmiştir. ABD heyetinde ayrıca Jared Kushner ve CENTCOM Komutanı Brad Cooper bulunmuştur.


Görüşmelerin ana gündem maddesini İran’ın nükleer programı oluşturmuştur. ABD tarafı, uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin tamamen durdurulmasını ve yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumun İran dışına çıkarılmasını talep etmiştir. İran tarafı, nükleer programını atom bombası üretimini engelleyecek şekilde kısıtlamaya hazır olduğunu ancak bunun yaptırımların kaldırılması ile eş zamanlı olması gerektiğini belirtmiştir.


İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Maskat’ta gerçekleştirilen görüşmelerin tarafların süreci sürdürme konusunda mutabakata varmasıyla tamamlandığını açıklamıştır. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, temasların başlangıç niteliğinde olduğunu ve sürecin nasıl ilerleyeceğine ilişkin temasların sürdürüleceğini belirtmiştir.


Maskat görüşmelerinin sona erdiği gün ABD yönetimi İran’a yönelik yeni yaptırımlar açıklamıştır. Kararnamede, İran hükümetinin eylemlerinin ABD ulusal güvenliği, dış politikası ve ekonomisine yönelik “alışılmadık ve olağanüstü tehdit” oluşturduğu belirtilmiştir. İran’dan doğrudan veya dolaylı olarak mal veya hizmet alan ülkelerin ürünlerine yüzde 25’e varan ek gümrük vergisi uygulanabileceği bildirilmiştir. Kararname 7 Şubat 2026 itibarıyla yürürlüğe girmiştir.

Birinci Tur Görüşmeler Sonrası Trump’ın Açıklamaları

12 Şubat 2026 tarihinde ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında İran’la yürütülen müzakere sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur


Trump, İran’la bir anlaşmaya varmak istediklerini ve müzakerelerin sürdüğünü belirtmiştir. Olası bir anlaşmanın ABD açısından “adil ve iyi bir anlaşma” olması gerektiğini vurgulamıştır. Trump, anlaşmaya varılamaması halinde “ikinci aşamaya” geçileceğini ifade etmiş ve bu aşamanın İran açısından “çok zor” olacağını söylemiştir.


Ayrıca sürecin ne kadar devam edeceğine ilişkin bir soruya, İranlılarla istediği kadar görüşebileceğini ve nihai kararın kendisine ait olduğunu belirterek yanıt vermiştir.


13 Şubat 2026 tarihinde ABD Başkanı Trump, ABD'nin Orta Doğu’ya ikinci bir uçak gemisi gönderip göndermeyeceği sorusuna Trump, “Eğer (İran ile) bir anlaşma yapmazsak, ona ihtiyacımız olacak.” demiştir.


Trump, henüz İran ile bir anlaşmaya varamadıklarını belirterek, “(Uçak gemisi) çok yakında yola çıkacak. Orada yeni konuşlanmış bir tane var. Eğer ihtiyacımız olursa, hazırda bekletiyoruz. Büyük, çok büyük bir güç.” ifadelerini kullanmıştır.


İran ile müzakerelerin başarılı olup olmayacağı sorusuna da Trump, “Bence başarılı olacak ve eğer olmazsa, İran için kötü olacak.” diye cevap vermiştir.


Trump, 14 Şubat tarihinde bir gazetecinin "İran'da rejim değişikliği istiyor musunuz?" şeklindeki sorusuna Trump, "Bence olabilecek en iyi şey bu olurdu." yanıtını vermiştir. Trump, İran’ın ABD saldırısından kaçınmak için ne yapması gerektiği sorusuna karşılık da "Daha önce yapmaları gereken doğru bir anlaşmaya varmaları gerekir. O zaman bunu yapmayız (saldırmayız) ama biliyorsunuz, tarihsel olarak bunu yapmadılar." diye konuşmuştur.


İran’ın "çok fazla konuşup hiçbir şey yapmadığını" savunan Trump, "47 yıldır durmaksızın konuşuyorlar. Bu arada, onlar konuşurken biz çok sayıda can kaybettik. Bacaklar koptu, kollar koptu, yüzler koptu." ifadelerini kullanmıştır.


Bölgeye "muazzam bir güç" gönderdiklerini söyleyen Trump, "Bildiğiniz gibi ek güçler de gidiyor ve yakında başka uçak gemileri de yola çıkacak, bu yüzden işleri bu defa yoluna koyabilir miyiz göreceğiz." demiştir.

Birinci Tur Görüşmeler Sonrası İran Tarafının Açıklamaları

13 Şubat tarihinde İran Savunma Konseyi Genel Sekreteri ve İran lideri Ali Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani, Umman’daki İran–ABD görüşmelerine ilişkin açıklamasında, müzakerelerin gerçekçi ve aşırı taleplerden uzak olması halinde olumlu yönde ilerleyebileceğini belirtmiştir. Diplomatik çabaların gerilimleri azaltmayı hedeflediğini ifade etmiştir.


Olası bir savaş durumuna karşı hazırlıklı olduklarını savunan Şemhani, “Her türlü maceracılığa kararlı şekilde karşılık vereceğiz. Yanlış hesapların maliyeti yüksek olur.” demiştir.


14 Şubat 2026 tarihinde İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan,  “Hiçbir ülke savaştan hayır görmez ve kan dökerek bir yere varılamaz. Türkiye, Azerbaycan, Irak, Suudi Arabistan, Mısır, Umman, Katar, Pakistan ve diğer ülke Cumhurbaşkanlarının girişimleri takdire şayandır. Bölge sorunlarını kendimiz barış içinde çözebiliriz. Herhangi bir koruyucuya ihtiyaç yok.” demiştir.

ABD’nin Müzakere Sürecine Rağmen Bölgedeki Askeri Varlığını Artırması (14 Şubat 2026)

14 Şubat 2026 itibarıyla Amerika Birleşik Devletleri, İran ile diplomatik temaslar sürerken Orta Doğu’daki askeri varlığını kapsamlı biçimde artırmıştır. ABD Savunma Bakanlığı, uçak gemisi taarruz grupları, gelişmiş savaş uçakları filoları ve hava-füze savunma sistemlerini bölgeye sevk etmiştir.

Deniz Gücünün Genişletilmesi

Bölgedeki deniz yığınağının merkezinde USS Abraham Lincoln Uçak Gemisi ve Saldırı Grubu yer almıştır. Buna ek olarak USS Gerald R. Ford uçak gemisinin de Orta Doğu’ya sevk edildiği bildirilmiştir.


Karayipler’de görev yapan USS Gerald R. Ford’un Orta Doğu’ya doğru yola çıktığı ve bölgede görevini sürdüren USS Abraham Lincoln ile birlikte faaliyet göstereceği belirtilmiştir. Böylece ABD donanması, Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) sorumluluk alanında eş zamanlı iki uçak gemisi taarruz grubunu konuşlandırmış olacaktır. Uçak gemilerine USS Frank E. Petersen Jr., USS Michael Murphy, USS Spruance, USS McFaul ve USS Mitscher gibi güdümlü füze destroyerleri eşlik etmiştir.


Bu gemilerin Aegis savunma sistemi ve MK-41 dikey fırlatma sistemleriyle donatıldığı, uzun menzilli seyir füzeleri ve hava savunma mühimmatları taşıdığı belirtilmiştir.

Kara Konuşlu Hava Gücü Takviyesi

ABD Hava Kuvvetleri, Avrupa’daki üslerinden Orta Doğu’ya ilave filolar kaydırmıştır. İngiltere’deki Lakenheath Üssü’nden Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü’ne F-15E Strike Eagle savaş uçakları konuşlandırılmıştır. Bu uçakların hassas güdümlü mühimmat ve sığınak delici bombalar taşıdığı bildirilmiştir.


Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Dafra Hava Üssü’nde keşif uçakları ve MQ-9 Reaper tipi insansız hava araçlarının görev yaptığı belirtilmiştir. ABD güçleri elektronik istihbarat toplama kapasitesini artırmış, radar ve iletişim emisyonlarını izleyebilen özel uçakları Katar’a konuşlandırmıştır.

Katar’daki Mobil Hava Savunma Düzenlemesi

El-Udeyd Hava Üssü’nde Patriot hava savunma sistemlerinin yarı statik rampalardan alınarak mobil kamyon platformlarına yerleştirildiği belirtilmiştir. Patriot sistemlerinin M983 Ağır Genişletilmiş Hareket Kabiliyetli Taktik Kamyonlara (HEMTT) monte edilmesi, füzelerin alternatif noktalara hızla taşınabilmesine ve olası bir saldırı durumunda kısa sürede yeniden konuşlandırılabilmesine imkan tanımaktadır. Uydu görüntülerinin analizine göre bu değişikliklerin Ocak ayından itibaren gerçekleştirildiği bildirilmiştir.


Bölge genelinde hava ve füze savunma ağı da güçlendirilmiştir. İsrail, Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne THAAD ve Patriot bataryalarının sevk edildiği; Katar, Kuveyt ve Ürdün’deki mevcut savunma sistemlerinin takviye edildiği açıklanmıştır. ABD güçlerinin balistik füze tehdidine karşı katmanlı bir koruma ağı oluşturduğu bildirilmiştir.

Uydu Görüntülerine Yansıyan Askeri Hareketlilik

Uydu görüntüleme şirketi Planetlabs verilerine göre, yalnızca Katar’daki El-Udeyd Üssü’nde değil, Ürdün, Suudi Arabistan, Umman ve Hint Okyanusu’ndaki Diego Garcia adasında da askeri hareketlilik tespit edilmiştir.


1 Şubat tarihli görüntülerde Katar’daki hava üssünde bir RC-135 keşif uçağı, üç C-130 Hercules, 18 KC-135 Stratotanker ve yedi C-17 nakliye uçağı görülmüştür. 2 Şubat tarihli görüntülerde Ürdün’deki Muvaffak Salti Üssü’nde 17 F-15E saldırı uçağı, sekiz A-10 Thunderbolt, dört C-130 ve dört helikopter yer almıştır. Aynı üssün ikinci bölümünde bir C-17, bir C-130 ve dört EA-18G Growler elektronik harp uçağı tespit edilmiştir.

17 Şubat 2026 Cenevre Görüşmeleri - İkinci Tur

ABD ile İran arasında yürütülen dolaylı nükleer müzakerelerin ikinci turu 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler, Cenevre’deki Umman Büyükelçiliği rezidansında ve Umman misyon binasında yapılmıştır.


İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ikinci turdan bir gün önce, 16 Şubat 2026 tarihinde Cenevre’de Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Başkanı ile görüşmüştür. ABD Başkanı Donald Trump, görüşmeler öncesinde yaptığı açıklamada ikinci tur temasların “çok önemli” olduğunu belirtmiş ve sürece dolaylı olarak dahil olacağını ifade etmiştir.


İkinci turda temel gündem maddesini İran’ın nükleer programı oluşturmuştur. ABD tarafının zenginleştirmenin tamamen durdurulmasını talep ettiği; İran tarafının ise nükleer faaliyetlerde sınırlama karşılığında yaptırımların kaldırılmasını istediği bildirilmiştir.


Yaptırımların kaldırılması ve İran’ın bloke edilmiş fonlarının serbest bırakılması da müzakere başlıkları arasında yer almıştır.

Cenevre Müzakereleri Sonrası Diplomatik ve Askeri Gelişmeler (18-22 Şubat)

Cenevre’de gerçekleştirilen ABD–İran görüşmelerinin ardından Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran konusundaki ilk tercihinin “diplomasi” olduğunu belirtmiş, “İran'ın, Başkan Trump ve bu yönetimle bir anlaşma yapması çok akıllıca olur.” ifadesini kullanmıştır.


Leavitt, ABD Başkanı'nın İran'la bir anlaşma sağlanamaması durumunda olası askeri saldırı hazırlıkları konusunda Beyaz Saray'da ulusal güvenlik ekibiyle ve diğer ilgili kişilerle sürekli temas halinde olduğunu, ABD'nin İran'la ilgili atacağı adımlar konusunda herhangi bir takvim paylaşmayacaklarını ifade etmiştir.


İsviçre'nin Cenevre kentindeki İran müzakerelerine değinen Leavitt, "Biraz ilerleme kaydedildi ancak bazı konularda hala anlaşmanın çok uzağındayız. İranlıların önümüzdeki birkaç hafta içinde bize daha ayrıntılı şekilde geri döneceklerini düşünüyoruz." değerlendirmesini yapmıştır.


Trump’ın İran’ın cevabını ne kadar bekleyeceğine ilişkin soruya Leavitt, “Bu karar Başkan’a aittir, kendisi kararı verecektir.” yanıtını vermiştir.


ABD'nin olası İran saldırısı konusunda İsrail'le nasıl bir koordinasyon halinde olduğuna yönelik soruyu da yanıtlayan Leavitt, ABD'nin elbette İsrail'le yakın işbirliği içinde olduğunu ancak detaylara girmeyeceğini dile getirmiştir.

ABD’nin Avrupa ve Orta Doğu’daki Hava Unsurlarının Konuşlandırılması

18 Şubat tarihinde ABD’nin Avrupa ve Orta Doğu bölgesindeki üslerine çok sayıda savaş uçağı ve ilgili unsur sevk ettiği bildirilmiştir. ABD, İran ile Cenevre’de gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından Orta Doğu ve Avrupa bölgesine mühimmat ve hava unsuru sevkiyatını sürdürmüştür.



Açık kaynaklardan edinilen uçuş bilgilerine göre, ABD’nin Virginia eyaletindeki Joint Base Langley-Eustis üssünden havalanan 6 adet F-22 tipi savaş uçağı İngiltere’de bulunan RAF Lakenheath üssüne ulaşmıştır.


Katar’daki El Udeid Hava Üssü’nden görev uçuşları yapan bir RC-135 Rivet Joint sinyal istihbarat uçağının Akdeniz’deki Girit Adası’na taşındığı bildirilmiştir. Hürmüz Boğazı’nda devriye gezen bir tanesi de dahil olmak üzere çok sayıda P-8 Poseidon deniz devriye uçağının Orta Doğu’da görev uçuşları yaptığı aktarılmıştır.


16 Şubat tarihinde İngiltere’deki RAF Lakenheath üssünden 18 adet F-35 uçağının havadan yakıt ikmal tankerleri eşliğinde bölgeye doğru hareket ettiği görülmüştür. ABD’nin İngiltere’deki RAF Mildenhall Hava Üssü’ne iki adet E-3 Sentry AWACS havadan komuta ve kontrol uçağı gönderdiği bildirilmiştir.


Amerikan Axios haber platformunun ismi paylaşılmayan kaynaklara dayandırdığı haberinde, ABD’nin Orta Doğu’da İran ile “büyük bir savaşa çoğu Amerikalının fark ettiğinden daha yakın olduğu ve bunun çok yakında başlayabileceği” ileri sürülmüştür.


Haberde, “ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonunun büyük, haftalarca süren ve tam teşekküllü olabileceği” belirtilmiş ve bu saldırının muhtemelen “ortak ABD-İsrail harekatı” olabileceği iddia edilmiştir. Ayrıca, 150'den fazla ABD askeri kargo seferi, Orta Doğu'ya silah sistemleri ve mühimmat taşıdı. Sadece son 24 saatte F-35, F-22 ve F-16 tipi 50 savaş uçağı daha bölgeye doğru yola çıktı.” ifadelerine yer verilmiştir.


Haberde, iki İsrailli yetkiliye dayandırılarak, İsrail hükümetinin İran’da rejim değişikliği ile nükleer ve füze programlarının hedef alınmasını savunduğu ve “günler içinde bir savaş senaryosu için hazırlandığı” öne sürülmüştür. Haberde, Trump’ın ismi paylaşılmayan bir danışmanının “gelecek birkaç haftada saldırıya ilişkin yüzde 90 ihtimal bulunduğu” iddiasına yer verilmiştir.

İsrail’in Savaş Hazırlıkları

İsrail devlet televizyonu KAN’ın haberine göre, İsrail Meclisi Dış İlişkiler ve Güvenlik Komitesi toplantısında İran’a karşı muhtemel savaşa hazırlıkların ele alındığı bildirilmiştir. Komite yetkililerinin, İsrail Ordusu İç Cephe Komutanlığı Sekreteri Shai Clapper’den güvenlik değerlendirmesi aldığı aktarılmıştır.


Komite Başkanı Likud Milletvekili Boaz Bismuth, toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, “İsrail'de İran'a karşı bir saldırının ne zaman başlatılacağını günde birkaç kez kendine sormayan vatandaş yok.” ifadesini kullanmıştır. Bismuth, İsraillilerin hazırlık yaptığını belirterek her türlü senaryoya hazırlıklı olduklarını ifade etmiştir.


İran resmi haber ajansı IRNA’nın aktardığına göre, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Loristan eyaletinde sivil toplum temsilcileriyle bir araya gelmiştir. Pezeşkiyan burada yaptığı açıklamada, ABD’nin İran'daki demokrasi konusunda duyduğu endişenin bir aldatmacadan ibaret olduğuna vurgu yaparak, "ABD, Venezuela petrolünü ele geçirmek istediğini açıkça söyledi. Aynı şekilde Kanada ve diğer ülkelere karşı da benzer bir tutum içerisinde. Biz savaşmak istemiyoruz. Savaşı kenara bırakmamız gerektiği inancını taşıyorum. Ancak zorla bir dayatma yapılırsa boyun eğmeyiz." ifadelerini kullanmıştır.

Trump'ın Açıklamaları

19 Ocak tarihinde Trump, İran'ın hiçbir şekilde nükleer silaha sahip olamayacağının altını çizerek, Orta Doğu'daki barışın ancak nükleer silahı olmayan bir İran ile mümkün olabileceğini iddia etmiştir.


Trump, "İran’la anlamlı bir anlaşma yapmalıyız, aksi takdirde kötü şeyler olur." diyerek, Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile damadı ve eski başdanışmanı Jared Kushner’in İranlılarla çok iyi görüşmeler yaptığını söylemiştir.


ABD Başkanı, "Orta Doğu’da bir adım daha ileri atabiliriz, ya da atamayabiliriz. Belki de bir anlaşma yapacağız, bunu muhtemelen önümüzdeki 10 gün içinde öğreneceksiniz." diye konuşmuştur.


20 Şubat'ta Trump, bir muhabirin, "İran'a yönelik sınırlı bir askeri saldırı mı düşünüyorsunuz?" şeklindeki sorusuna, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim." diye yanıt vermiştir.

İran’ın Resmi Açıklamaları

20 Ocak tarihinde İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, MSNBC televizyonundaki Morning Joe programında, İran'ın nükleer programı konusunda ABD ile yürüttükleri müzakerelerdeki duruma ilişkin soruları yanıtlamıştır.


Konuya ilişkin ABD ve özellikle İsrail'e bağlı medyada ortaya atılan spekülasyonların doğru olmadığını kaydeden Erakçi, ABD'nin kendilerinden uranyum zenginleştirmesini sıfırlama talebinde bulunmadığını belirtmiştir.


"ABD zenginleştirmenin kalıcı olarak askıya alınmasını istemedi, öyle mi?" sorusunu "Evet" diye yanıtlayan Erakçi, "Şu anda konuştuğumuz şey, İran'ın nükleer programının, zenginleştirme de dahil olmak üzere, barışçıl olmasını ve sonsuza dek barışçıl kalmasını nasıl sağlayacağımızdır." ifadelerini kullanmıştır.


Müzakereler çerçevesinde bir iki gün içerisinde Washington yönetimine nükleer anlaşma taslağını sunacaklarını aktaran Erakçi, "Benim için bir sonraki adım, muhtemel bir anlaşmanın taslağını ABD'deki muhataplarıma sunmak. Bunun önümüzdeki iki üç gün içinde hazır olacağına ve üstlerimden nihai onay aldıktan sonra Steve Witkoff'a teslim edileceğine inanıyorum." demiştir.


Erakçi, muhtemel bir anlaşmanın adil ve eşitlikçi bir anlaşma olması gerektiğini belirterek, böyle bir anlaşmaya kısa sürede varılabileceğini aktarmıştır. ABD'nin askeri tehditlerini de değerlendiren Erakçi, "İran'ın nükleer programı için askeri bir çözüm yok. Bu geçen yıl denendi. Tesislerimize büyük saldırılar düzenlediler, bilim insanlarımızı öldürdüler ancak bizim nükleer programımızı yok edemediler çünkü bu bizim geliştirdiğimiz ve bize ait bir teknoloji. Tek çözüm diplomasi. Bu yüzden ABD müzakere masasına geri döndü ve bir anlaşma arıyor. Biz buna hazırız. Savaşa da, barışa da hazırız." demiştir.


20 Şubat tarihinde İran'ın BM Daimi Temsilcisi Amir Said İravani, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve BM Güvenlik Konseyi Başkanlığına hitaben bir mektup yayımlamıştır. İravani, ABD'nin yasa dışı güç kullanma tehditlerine derhal son verilmesi, BM Antlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi ve gerilimi daha da tırmandırabilecek, bölgesel ve uluslararası barış ve güvenlik açısından ağır sonuçlar doğurabilecek bir askeri çatışmaya yol açabilecek her türlü eylemden kaçınması için BM Güvenlik Konseyinin tüm üyeleri ile Genel Sekreter Guterres'e çağrıda bulunmuştur.


İravani, "Güvenlik Konseyi, güç kullanma tehditlerinin normalleştirilmesi ve meşrulaştırılmasına izin vermemelidir. Bu tür hukuka aykırı davranışlar ele alınmazsa, başka bir egemen üye devletin sırası yakında gelecektir." demiştir.


İravani, "Askeri saldırıya maruz kalması durumunda İran, BM Antlaşması'nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkını kullanarak kararlı ve orantılı bir şekilde karşılık verecektir." ifadelerini kullanmıştır.


21 Şubat tarihinde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tahran'da Paralimpik Oyunları'nda madalya kazanan sporcuları onurlandırma töreninde yaptığı konuşmada "ulusal birlik, dayanışma ve zorluklara karşı direnç" vurgusu yapmıştır.


Törende sporculara hitap eden Pezeşkiyan, ülkenin çeşitli baskı ve zorluklarla karşı karşıya olduğunu kaydederek, "Dünya korkakça ve zorbalıkla bizi kendilerine boyun eğmeye zorluyor ancak bilin ki siz zorluklara boyun eğmediğiniz gibi, biz de bu sorunlara boyun eğmeyeceğiz. Bize çıkardıkları tüm sıkıntılara ve toplumda açtıkları yaralara rağmen bu yaraları iyileştirmeliyiz." demiştir.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarEdanur Karakoç22 Şubat 2026 11:09

Etiketler

Özet

Haziran 2025’te İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla başlayan süreç, ABD’nin İran’ın nükleer tesislerine doğrudan müdahalesiyle genişledi. 23 Haziran’da ateşkes ilan edildi ancak sonrasında diplomatik ve askeri gerilim devam etti. Eylül 2025’te İran'a yönelik BM yaptırımları snapback mekanizması kapsamında yeniden yürürlüğe girdi. Kasım ayında UAEA, İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarının doğrulanamadığını bildirdi ve İran Kahire Anlaşması’nı feshettiğini açıkladı. 28 Aralık 2025’te ekonomik kriz nedeniyle İran’da protestolar başladı ve Ocak 2026 boyunca ülke geneline yayıldı. Ocak ve Şubat 2026’da ABD bölgedeki askeri varlığını artırdı ve İran'ı saldırı düzenlemekle tehdit etti. 6 Şubat’ta Maskat’ta, 17 Şubat’ta Cenevre’de dolaylı nükleer görüşmeler gerçekleştirildi ve temaslar sürdürülmesi kararlaştırıldı.

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"ABD-İran Gerilimi (2025–2026)" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • 22 Şubat 2026

    2025 Yılı Nükleer Müzakere Süreci

  • 22 Şubat 2026

    Haziran 2025: 12 Günlük İran-İsrail Savaşı ve ABD’nin Müdahalesi

  • 22 Şubat 2026

    Temmuz-Ağustos 2025: Karşılıklı Açıklamalar ve Diplomatik Gerilim

  • 22 Şubat 2026

    9 Eylül 2025: Kahire Anlaşması

  • 22 Şubat 2026

    Eylül 2025: “Snapback” Yaptırımlarının Yeniden Uygulanması

  • 22 Şubat 2026

    Kasım 2025: Nükleer Doğrulama Anlaşmazlığı

  • 22 Şubat 2026

    Aralık 2025: İran’daki Ekonomik Protestolar

  • 22 Şubat 2026

    Ocak 2026: ABD-İran Geriliminin Tırmanışı

  • 22 Şubat 2026

    Şubat 2026: Körfez Olayı ve Diplomatik Girişimler

  • 22 Şubat 2026

    Şubat 2026: İran-ABD Görüşmeleri

  • 22 Şubat 2026

    Cenevre Müzakereleri Sonrası Diplomatik ve Askeri Gelişmeler (18-22 Şubat)

KÜRE'ye Sor