
13 Haziran 2025 tarihinde İsrail tarafından “Yükselen Aslan Operasyonu” (Operation Rising Lion) adıyla başlatılan hava saldırısı, İran’ın nükleer ve askeri altyapısına yönelik çok sayıda hedefi kapsayan kapsamlı bir askerî harekâttır. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından yürütülen operasyon, yerel saatle 03.00 sularında başlamış ve İran’ın farklı şehirlerinde eş zamanlı patlamalar meydana gelmiştir. Operasyon kapsamında nükleer zenginleştirme tesisleri, füze üretim alanları, radar sistemleri, askeri komuta yapıları ve hava savunma unsurları hedef alınmıştır.

Yükselen Aslan Operasyonu saldırısı, 13 Haziran 2025 - (Reuters)
İsrail makamları, operasyonun amacını İran’ın nükleer silah geliştirme kapasitesine karşı önleyici tedbir olarak açıklamıştır. Açıklamalarda, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum miktarının nükleer bomba yapımında kullanılabilecek düzeye ulaştığı ileri sürülmüştür. Saldırıya 200’den fazla savaş uçağı ve çeşitli insansız hava sistemlerinin katıldığı belirtilmiştir.
İsrail Silahlı Kuvvetleri tarafından yürütülen ve “Yükselen Aslan Operasyonu” (Operation Rising Lion) adı verilen hava saldırısı, 13 Haziran 2025 tarihinde İran yerel saatiyle 03.00 civarında başlatılmıştır. Operasyonun ilk dakikalarında İran genelinde çok sayıda şehirde patlama sesleri duyulmuş, saldırılar eş zamanlı olarak uygulanmıştır.
İlk olarak başkent Tahran’ın kuzeydoğu ve batı mahallelerinde patlamalar kaydedilmiştir. Özellikle Mahallati, Kamraniye ve Aghdasieh bölgeleri hem askeri hem de sivil yapılar açısından hedef alınmıştır. Mahallati semtinde Devrim Muhafızları’na ait olduğu bildirilen bir karargâhta yangın çıkmış, Kamraniye bölgesinde ise çok katlı bir binada ağır yapısal hasar oluşmuştur. Tahran’ın güneydoğusunda bulunan Parchin askeri kompleksi, füzelerle doğrudan hedef alınan bölgelerden biri olmuştur.
Tahran’daki saldırılarla eş zamanlı olarak Natanz şehrinde yer alan ve İran’ın başlıca nükleer uranyum zenginleştirme tesisi olan kompleks de hedef alınmıştır. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), saldırının ardından yaptığı açıklamada, tesisin doğrudan vurulduğunu ve radyasyon seviyelerinin gözlem altında tutulduğunu bildirmiştir. Natanz çevresindeki otoyollar ve sivil geçiş hatları geçici olarak kapatılmıştır.
Kuzeybatıdaki Tebriz şehrinde nükleer araştırma merkezleri ve askeri tesislerin bulunduğu bölgelerde çok sayıda patlama meydana gelmiştir. Radar sistemlerinin etkisizleştirildiği bildirilmiş, saldırı sonrası şehirde kısmi elektrik kesintileri yaşanmıştır.
Batı İran’da yer alan Kirmanşah şehri, radar ve füze savunma sistemlerinin bulunduğu noktalarla hedef alınmıştır. Bazı kaynaklara göre şehirdeki üslerin çevresinde yoğun duman yükselmiş, komuta altyapısında fiziksel yıkım meydana gelmiştir. Güneybatıdaki Arak kentinde ise ağır su reaktörü çevresinde patlamalar duyulmuş, bu bölgedeki araştırma ve üretim tesislerinin zarar gördüğü belirtilmiştir.
İsfahan ve Şiraz gibi kentlerde, stratejik füze üretim tesisleri, askeri hangarlar ve radar merkezlerinin hedef alındığı aktarılmıştır. Hava saldırıları sonucunda bazı üs bölgelerinde geniş çaplı yangınlar çıkmış ve kontrol altına alınmaya çalışılmıştır.
Ayrıca Kum, Loristan, Hemedan ve Huzistan eyaletlerinde de farklı askeri ve altyapı hedeflerine yönelik saldırılar gerçekleştirilmiştir. Bu bölgelerdeki kritik lojistik hatlar, karargâhlar ve hava savunma altyapısının hedef alınmasıyla ülke çapındaki savunma koordinasyonunun zayıflatılması amaçlanmıştır.
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), operasyona 200’den fazla savaş uçağı ile birlikte gelişmiş insansız hava araçlarının (İHA) da katıldığını açıklamıştır. Saldırılarda, hedeflerin bir kısmının İran hava sahasına girilmeden uzun menzilli standoff füzeleri ile vurulduğu, diğer kısmının ise doğrudan alçak ve orta irtifadan gerçekleştirilen hava operasyonları ile etkisiz hâle getirildiği bildirilmiştir.

İsrail ordusunun, İran'a düzenlediği saldırıya ilişkin infografik - (Anadolu Ajansı)
13 Haziran 2025 tarihinde İsrail Silahlı Kuvvetleri tarafından başlatılan hava saldırısında, İran’ın askeri ve nükleer altyapısına ait çeşitli yapılar hedef alınmıştır. Operasyonun ana hedefleri arasında nükleer tesisler, radar merkezleri, askeri karargâhlar, füze geliştirme alanları ve komuta kontrol merkezleri yer almıştır. Saldırıların hem yer altı hem de yer üstü unsurlara yöneltildiği kaydedilmiştir.
İran’ın İsfahan eyaletinde yer alan ve ülkenin ana nükleer tesislerinden biri olan Natanz kompleksi, saldırının öncelikli hedefleri arasında yer almıştır. İsfahan eyaletine bağlı Natanz şehrinde yer alan uranyum zenginleştirme tesisi, operasyonun başlıca hedeflerinden biri olmuştur. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) tarafından saldırı doğrulanmış, tesisteki bazı yeraltı bölümlerin zarar gördüğü bildirilmiştir. Tesise yönelik saldırılarda yeraltı sığınaklarını delme kapasitesine sahip mühimmatlar kullanılmıştır. Saldırı sonrasında çevrede radyasyon seviyelerinin izlendiği belirtilmiş, Kum-İsfahan otoyolu güvenlik gerekçesiyle ulaşıma kapatılmıştır.
Tahran’ın güneydoğusunda bulunan Parchin kompleksi, saldırı kapsamında vurulan bir diğer nokta olmuştur. Kompleksin, İran’ın patlayıcı sistemler ve balistik füze teknolojileri üzerinde çalışmalar yaptığı bir merkez olduğu bildirilmektedir. Saldırı sırasında kompleks içerisinde birden fazla patlama meydana gelmiş, çevrede yoğun duman yükseldiği gözlemlenmiştir. Yerel basında Parchin çevresindeki yolların trafiğe kapatıldığına ilişkin haberler yayımlanmıştır.
Başkent Tahran’ın kuzeydoğusunda yer alan Mahallati ve Aghdasieh semtlerinde, üst düzey askeri yetkililere ait konutlar ile küçük ölçekli komuta merkezleri hedef alınmıştır. Söz konusu bölgelerde çok katlı binaların zarar gördüğü, bazı yapıların çöktüğü ve arama-kurtarma ekiplerinin müdahale ettiği bildirilmiştir. Mahallati’de bulunan bir yapının Devrim Muhafızları Ordusu’na ait karargâh olarak kullanıldığı ve saldırı sonrası yangın çıktığı açıklanmıştır.
İran Silahlı Kuvvetleri’nin operasyonel planlamadan sorumlu merkezlerinden biri olan Khatamü’l-Enbiya Karargâhı da saldırılarda hedef alınmıştır. Karargâh, İran’ın askeri planlama, koordinasyon ve saha denetimi açısından merkezi bir rol üstlenmektedir. Yerel kaynaklar saldırının ardından bu bölgedeki komuta personelinin farklı noktalara sevk edildiğini belirtmiştir.

Natanz nükleer tesisi - (Iran Watch)
Hemedan eyaletindeki Subaşı radar tesisi, hava sahası izleme ve erken uyarı faaliyetleri yürüten birimler arasında yer almaktadır. Operasyonda bu tesise yönelik hassas güdümlü mühimmatlar kullanılmış, radar kuleleri ve iletişim antenlerinin tahrip olduğu aktarılmıştır. Bölgedeki radar sistemlerinin devre dışı bırakılmasının, hava savunma zafiyeti yaratmayı hedefleyen operasyonel bir adım olduğu iddia edilmiştir.
İran’ın batısındaki Kirmanşah eyaletinde, Irak sınırına yakın konumda bulunan Hüsrevi Sınır Kapısı çevresinde konuşlu askeri yapıların hedef alındığı bildirilmiştir. Sınır bölgesinde gerçekleşen saldırı sonucunda bir lojistik tesisin hasar gördüğü, bazı sivil araçların da zarar gördüğü belirtilmiştir. Yerel yetkililer, sınır hattındaki askeri faaliyetlerin geçici olarak durdurulduğunu açıklamıştır.
Tebriz yakınlarında bulunan Seydava Askeri Kışlası ve çevresindeki radar sistemleri, eş zamanlı saldırıların hedeflerinden biri olmuştur. Burada bulunan radar antenleri, iletişim kuleleri ve cephanelik yapılarında ciddi hasar meydana geldiği belirtilmiştir. Yerel kaynaklar, saldırı sonrası patlamaların kışla çevresine yayıldığını ve askerî birimlerin tahliye edildiğini aktarmıştır.
Arak şehrinde yer alan ağır su reaktörü çevresindeki bazı yapılar saldırıların doğrudan hedefi olmuştur. Reaktör binasının kendisine yönelik doğrudan bir isabet rapor edilmemiş olsa da, çevresindeki güvenlik ve destek yapılarında hasar meydana gelmiştir. Arak, İran’ın nükleer araştırma faaliyetlerinin önemli merkezlerinden biri olarak bilinmektedir.
İsfahan’daki uranyum dönüştürme ve nükleer fizik araştırma merkezleri de saldırının odak noktalarından biri olmuştur. Özellikle araştırma reaktörü yakınındaki laboratuvar binalarında yangın çıktığı ve radyasyon seviyeleri açısından izleme yapıldığı duyurulmuştur. Saldırı sonrası bölgedeki yollar güvenlik nedeniyle kapatılmış ve sivil girişlere izin verilmemiştir.

İsrail’in hedef aldığı İranlı üst düzey isimleri gösteren infografik. - (Anadolu Ajansı)
İsrail hava saldırısı sonucunda, İran Silahlı Kuvvetleri ve nükleer programında kritik görevlerde bulunan üst düzey isimler arasında can kayıpları ve yaralanmalar meydana gelmiştir. Saldırılarda ölen veya ağır şekilde yaralanan kişilerin büyük bölümü doğrudan hedef alınan komuta merkezleri, lojman bölgeleri ve nükleer araştırma tesislerinde bulunmuştur.
İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakıri’nin hayatını kaybettiği, İran resmi kaynaklarınca doğrulanmıştır. Bakıri’nin bulunduğu karargâhın İsrail savaş uçakları tarafından hedef alındığı ve saldırı sırasında doğrudan etkilendiği aktarılmıştır. Ölüm haberi ilk olarak yerel medya kaynaklarında yayımlanmış, daha sonra devlet televizyonu üzerinden teyit edilmiştir.
İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nun (IRGC) başkomutanı Tümgeneral Hüseyin Selami’nin, saldırılar sırasında hayatını kaybettiği bildirilmiştir. Selami’nin, Tahran’da bulunan askeri bir konut kompleksinde bulunduğu ve bu bölgenin doğrudan hedef alınan alanlar arasında yer aldığı kaydedilmiştir. Selami’nin ölümü sonrası Devrim Muhafızları komuta kademesinde acil bir değişiklik gündeme gelmiştir.
İran’ın Khatamü’l-Enbiya Merkez Karargâhı Komutanı General Gholamali Reşid’in, karargâha yapılan saldırılar sırasında öldüğü aktarılmıştır. Reşid’in, ülkenin savunma doktrini ve stratejik askeri planlamasında aktif rol üstlendiği bilinmektedir. Reşid’in bulunduğu yerleşkeye yönelik saldırının özel olarak yönlendirilmiş mühimmatlarla gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
Tuğgeneral Emir Ali Hacızade, Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri’nin komutanı olarak görev yapmaktaydı. Hacızade’nin, Parchin çevresindeki askeri komplekste bulunduğu sırada vurulduğu açıklanmıştır. Resmî kaynaklara göre aynı saldırıda sekiz üst düzey IRGC subayı daha yaşamını yitirmiştir. Bu kişiler arasında füze geliştirme programlarında görev alan teknik personelin de yer aldığı bildirilmiştir.
İran’ın resmî istihbarat kurumunda üst düzey görevde bulunan bir yetkili ile Devrim Muhafızları İstihbarat Teşkilatı Şefi, Tahran’daki komuta merkezlerine yapılan saldırı sonucu hayatlarını kaybetmiştir. Bu ölümler, İran’ın iç güvenlik ve karşı istihbarat yapısında ciddi bir boşluk meydana getirmiştir. Kaynaklara göre, bu iki isim Devrim Muhafızları Karargâhı’nda gerçekleştirilen koordinasyon toplantısına katıldıkları sırada hedef alınmıştır.
İran Atom Enerjisi Kurumu eski başkanı ve nükleer fizik profesörü olan Feridun Abbasi’nin, Natanz yakınlarındaki bir yerleşim biriminde hedef alınan binada yaşamını yitirdiği açıklanmıştır. Diğer yandan İslami Azad Üniversitesi Rektörü ve nükleer fizik alanında uzman olan Prof. Dr. Muhammed Mehdi Tehrançi de aynı saldırılarda ölen isimler arasında yer almıştır. Saldırılarda ayrıca nükleer programda görevli dört bilim insanı daha ölmüştür. Bu kişiler arasında reaktör mühendisleri, zenginleştirme uzmanları ve nükleer malzeme denetçileri bulunmaktadır.
İsrail’in 13 Haziran 2025 tarihinde İran’a düzenlediği hava saldırılarında, Feridun Abbasi ve Muhammed Mehdi Tehrançi dışında, nükleer alanda görevli dört bilim insanının daha hedef alındığı açıklanmıştır. Bu isimler arasında Abdulhamid Minuçehr, Ahmed Rıza Zülfikari, S. E. Hüseyin Fekhi ve Muttalbizade yer almaktadır. Bu kişiler, İran’ın nükleer araştırma ve geliştirme programında görev alan teknik ve akademik kadroların mensubu olarak tanımlanmıştır.
İlgili uzmanların ölümlerinin hangi tesiste veya hangi saldırı dalgasında meydana geldiğine dair ayrıntılı açıklama yapılmamış, ancak hedef alınan noktalarda doğrudan isabet alan laboratuvar ve büro alanlarında bulundukları bildirilmiştir.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin eski sekreteri ve İran lideri Ali Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani, saldırılar sırasında ağır yaralanmıştır. Şemhani’nin Aghdasieh bölgesindeki ikametinde bulunan komuta yapısına yapılan saldırı sonucunda yaralandığı, çeşitli kırıklar ve iç kanama geçirdiği bildirilmiştir. Durumu hakkında yapılan açıklamalarda hayati tehlikesinin sürdüğü belirtilmiş, tedavisinin özel bir askeri hastanede sürdüğü aktarılmıştır. İran devlet televizyonu, Şemhani’nin yerini geçici olarak devredeceği bir isim belirlenmediğini açıklamıştır.

İsrail saldırısında hayatını kaybeden İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Selami - (Anadolu Ajansı)
İsrail'in başlattığı hava operasyonları ve devam eden karşılıklı saldırılar, yalnızca askeri hedeflerle sınırlı kalmamış; sivil yerleşim bölgelerinde de ciddi can kayıplarına, altyapı tahribatına ve yaygın hasara neden olmuştur. İran ve İsrail’in çeşitli şehirlerinde sivillerin doğrudan etkilendiği çok sayıda olay rapor edilmiştir.

Başkent Tahran'da düzenlenen saldırı sonucu yangın çıkan bir bina, 13 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
İran’ın başkenti Tahran’da, özellikle kuzeydoğuda yer alan Mahallati ve Kamraniye semtleri, saldırılarda zarar gören sivil yerleşim bölgeleri arasında yer almıştır. Mahallati’de çok katlı apartman bloklarından birinin üst katları isabet almış, yangın çıkmış ve bina tahliye edilmiştir. Kamraniye’de ise patlama sonucu bir apartmanın dış cephesi çökmüş, çevredeki camiler ve okulların camları kırılmıştır. Olay yerlerine yönlendirilen sivil savunma ekipleri, enkaz kaldırma çalışmalarına başlamış ve bazı binalarda çökme riski tespit edilmiştir.
Batı İran’da Irak sınırına yakın konumda bulunan Kasrı Şirin bölgesinde gerçekleştirilen hava saldırıları sırasında Hüsrevi Sınır Kapısı ve çevresindeki yerleşim birimleri zarar görmüştür. Yerel yetkililer, saldırıda 1 sivilin hayatını kaybettiğini, 31 kişinin de yaralandığını açıklamıştır. Yaralananlar arasında sınır çalışanları ve bölgedeki nakliye işçileri de yer almaktadır. Sınır kapısında faaliyetler geçici olarak durdurulmuş, ticari geçişler askıya alınmıştır.
İran’ın BM Daimi Temsilcisi Amir Said İrevani tarafından yapılan açıklamaya göre, saldırılar sonucunda İran genelinde en az 78 sivil hayatını kaybetmiştir. Açıklamada, Tahran’da 5, Tebriz’de 2, Kasrı Şirin’de 1 olmak üzere 8 kişinin ölümüne ilişkin ilk verilerin daha sonra kapsamlı incelemelerle güncellendiği belirtilmiştir. Toplam yaralı sayısının 320’yi aştığı, bu kişiler arasında çok sayıda kadın ve çocuk bulunduğu duyurulmuştur. Yaralılar, Tahran, Kum, İsfahan ve Meşhed gibi şehirlerdeki devlet hastanelerine nakledilmiştir.
Yaralıların büyük bölümü Tahran’daki Bağbanpur, İmam Humeyni ve Şehit Modarres hastanelerine sevk edilmiştir. Meşhed ve İsfahan’daki sağlık kuruluşlarında da acil servis kapasitesinin artırıldığı ve sahra hastanelerinin kurulduğu açıklanmıştır. İran Kızılayı, başkentte en az 120 kişilik sahra hastanesi açıldığını bildirmiştir. Yaralanan kadınların çoğunun ev içi faaliyet sırasında, çocukların ise okul çevrelerinde saldırılara maruz kaldığı belirtilmiştir.
Tahran başta olmak üzere saldırıların yoğunlaştığı şehirlerde elektrik hatları ve internet altyapısında geçici kesintiler yaşanmıştır. Mahallati semtinde elektrik trafosu hasar görmüş, bölgeye enerji verilememiştir. Kamraniye’de yerel internet sağlayıcılarının sunucularına ait merkez ofislerin zarar görmesi nedeniyle bağlantı sorunları bildirilmiştir. Ayrıca bazı mahallelerde cep telefonu şebekelerinin devre dışı kaldığı ve acil çağrı sistemlerinin kesintiye uğradığı duyurulmuştur.
Bombardıman sonrası çıkan yangınlar, özellikle Tahran’ın kuzey kesimlerinde kontrol altına alınmakta güçlük yaratmıştır. Yangınların çoğu hava savunma sistemlerine ait patlama sonrası etkilerle başlamış, bazı apartmanların çatı katları tamamen yanmıştır. Arama-kurtarma ve itfaiye ekipleri, sivil savunma birlikleriyle koordineli olarak enkaz altı arama faaliyetlerine başlamıştır. Mahallati’de ağır hasarlı bir binanın çökme riski nedeniyle çevresi boşaltılmış, bina sakinleri geçici barınma merkezlerine sevk edilmiştir.
İran’ın balistik füze karşı saldırıları kapsamında, Tel Aviv ve Hayfa çevresindeki yerleşim bölgelerinde de sivil kayıplar yaşanmıştır. İsrail resmi kaynaklarına göre, İran’a ait füzelerden birinin Tel Aviv yakınlarındaki Holon bölgesine isabet etmesi sonucu 5 sivilin hayatını kaybettiği, 30’dan fazla kişinin yaralandığı belirtilmiştir. Yaralılar Tel Aviv Sourasky ve Sheba Tıp Merkezine nakledilmiştir. Bazı apartman komplekslerinde camların kırıldığı ve siren sistemlerinin devreye girdiği rapor edilmiştir.
İsrail’in 13 Haziran 2025 tarihinde İran’a yönelik düzenlediği hava saldırılarına karşılık olarak İran yönetimi, çok yönlü bir misilleme süreci başlatmıştır. Bu kapsamda İran Silahlı Kuvvetleri ve Devrim Muhafızları Ordusu tarafından çeşitli askeri önlemler alınmış, hava saldırılarına yanıt olarak İHA ve füze sistemleri devreye sokulmuştur. Aynı zamanda sivil havacılığa ilişkin güvenlik tedbirleri ve alarm durumları ilan edilmiştir.

İran İsrail'e yönelik misilleme saldırıları, 13 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
İran lideri Ayetullah Ali Hamaney, saldırının ardından yayımladığı yazılı mesajda, İsrail’in düzenlediği hava operasyonlarının “cezasız kalmayacağını” açıklamıştır. Açıklamada, “Bu rejim ağır bir cezanın kendisini beklediğini bilmelidir. Bu cinayetle kendisi için acı ve ıstıraplı bir kader hazırlamıştır ve kesinlikle bunun karşılığını alacaktır” ifadeleri yer almıştır. Ayrıca saldırılarda hayatını kaybeden üst düzey askeri yetkililer ve nükleer bilim insanlarının görevlerinin başka kadrolar tarafından derhal devralınacağını belirtmiştir.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, saldırının hemen ardından acil toplantıya çağrılmıştır. Toplantıda, savunma ve dış politika birimleriyle koordinasyon hâlinde misilleme ve diplomatik tepki süreçlerinin planlandığı açıklanmıştır. İran tarafı, bu süreçte yürütülen askeri karşı adımların tek seferlik değil; kademeli, zamana yayılan ve aşamalı biçimde sürdürüleceğini kamuoyuna duyurmuştur. İran tarafından yapılan açıklamalarda, herhangi bir askeri faaliyet durdurulmadan devam edeceği vurgulanmıştır.
İran Savunma Bakanlığı ve Devrim Muhafızları yetkililerince yapılan açıklamalarda, İsrail’e yönelik 100’ün üzerinde insansız hava aracıyla karşı saldırı başlatıldığı bildirilmiştir. Bu İHA’ların büyük kısmı İran’ın güney ve merkez üslerinden havalanmış ve farklı yönlerden İsrail hava sahasına yönlendirilmiştir. İHA’ların, uzun menzilli uçuş kabiliyetine sahip, özel yazılımla hedef kilitleme özelliği taşıyan sistemler olduğu belirtilmiştir.
Gönderilen İHA’ların çoğunluğunun “kamikaze” tipi olduğu ve hedefe çarparak patlayacak şekilde programlandığı İran basını tarafından aktarılmıştır. Ayrıca saldırıya eşlik eden keşif ve elektronik karıştırma (ECM) kapasiteli araçların İsrail’in radar sistemlerini zayıflatmayı amaçladığı belirtilmiştir. Sepahnews ajansı, bu İHA’ların çeşitli askeri üsler, hava savunma radarları ve mühimmat depoları gibi noktaları hedef aldığını açıklamıştır.
İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı Sözcüsü Tuğgeneral Ebulfazl Şikarçi, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada İsrail’e karşı “ağır bir bedel ödetileceğini” belirtmiştir. Açıklamada, saldırıların doğrudan Amerika Birleşik Devletleri'nin istihbarat, operasyonel ve siyasi desteğiyle gerçekleştiği iddia edilmiştir. İran’ın meşru müdafaa hakkını kullanacağı ve bu yanıtın yasal, orantılı ve kararlı olacağı ifade edilmiştir. İran Silahlı Kuvvetleri’nin kara ve hava unsurlarının tam alarm seviyesine geçirildiği ve operasyonel pozisyona alındığı da aynı açıklamada vurgulanmıştır.
İran Sivil Havacılık Kurumu tarafından yapılan açıklamada, ülke hava sahasının ikinci bir bildirime kadar tüm iç ve dış uçuşlara kapatıldığı duyurulmuştur. Bu karar, güvenlik gerekçesiyle alınmış olup, Tahran İmam Humeyni Uluslararası Havalimanı başta olmak üzere Meşhed, İsfahan, Tebriz ve Şiraz havalimanlarında tüm uçuşlar askıya alınmıştır. Havalimanlarında yoğunluk yaşanmış, bazı yolcular havaalanlarında mahsur kalmıştır. Irak Ulaştırma Bakanlığı da İran hava sahasındaki durum nedeniyle Irak hava sahasının tüm uçuşlara geçici olarak kapatıldığını ilan etmiştir.
İran Silahlı Kuvvetleri, saldırının ardından ülke genelindeki hava savunma sistemlerini tam operasyonel duruma geçirmiştir. Özellikle başkent Tahran çevresindeki orta menzilli füze sistemleri, radar platformları ve komuta-kontrol merkezleri aktif hâle getirilmiştir. İran ordusuna bağlı hava savunma tugayları, stratejik tesislerin çevresinde konuşlandırılmıştır. Yerli üretim sistemler olan “Bavar-373” ve “Khordad-15” hava savunma sistemleri, alarm seviyesinde konuşlandırılmıştır.
İran, insansız hava araçlarıyla başlattığı misilleme operasyonunu 14 Haziran 2025 sabahına karşı balistik füze saldırılarıyla genişletmiştir. Devrim Muhafızları Ordusu’nun yönlendirmesiyle gerçekleştirilen bu karşı saldırılar, İsrail topraklarının birçok stratejik ve yerleşim noktasını hedef almıştır. Füze saldırılarında askeri, bilimsel ve sivil bölgeler eş zamanlı olarak hedeflenmiş, çok sayıda can kaybı ve fiziki yıkım meydana gelmiştir.
İsrail makamları, İran’ın füze saldırılarında toplam 13 sivilin hayatını kaybettiğini, 380’den fazla kişinin ise yaralandığını açıklamıştır. Yaralananların bir kısmının durumu ağır olup, yoğun bakımda tedavi altına alınan hasta sayısının 40’ın üzerinde olduğu belirtilmiştir. Yaralılar ülke genelinde farklı hastanelere sevk edilmiş, sağlık altyapısında geçici yoğunluk yaşanmıştır.
İran, İsrail’in nükleer ve askeri altyapılarına yönelik gerçekleştirdiği saldırılara karşılık olarak 13 Haziran 2025’te “Sadık Vaad-3” adı verilen balistik füze harekâtını başlatmıştır. İran Devrim Muhafızları tarafından yürütülen bu operasyon kapsamında İsrail'in çeşitli şehirlerine, özellikle de Tel Aviv, Hayfa ve Dimona çevresine yönelik yüzlerce füze fırlatıldığı bildirilmiştir. İran kaynakları, hedef alınan bölgelerin “işgal altındaki topraklarda” yer alan askeri üsler ve stratejik altyapılar olduğunu açıklamıştır.
Tel Aviv'deki İsrail Savunma Bakanlığı yakınlarına isabet eden füzeler nedeniyle ciddi hasar meydana gelmiş, dört farklı noktada binalar yıkılmıştır. Hayfa bölgesinde saldırıların etkisine ilişkin ayrıntı verilmemekle birlikte güvenlik önlemlerinin en üst seviyeye çıkarıldığı belirtilmiştir. Dimona çevresinde yer alan stratejik tesislerin hedef alındığına dair doğrulanmamış bilgiler kamuoyuna yansımıştır.

İran saldırısı sonrasında sığınaklara sığınan İsrailliler, 13 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
Füzelerden biri, Rehovot şehrinde yer alan Weizmann Bilim Enstitüsü’nün ana kampüs alanına isabet etmiştir. Enstitüdeki bazı araştırma binaları ciddi hasar görmüş; laboratuvar komplekslerinin cam ve çatı yapılarında çökme yaşanmıştır. Yerel yetkililer, kampüs içinde bulunan iki araştırmacının yaralandığını açıklamıştır. Elektrik altyapısında yaşanan kesinti nedeniyle Rehovot genelinde geçici olarak enerji verilememiştir.
İran füzelerinden biri Bat Yam kentine düşmüş ve yüksek yoğunluklu yerleşim bölgesinde çok katlı bir konutu hedef almıştır. Binanın çökmesi sonucu enkaz altında kalanlar olmuştur. İsrail sivil savunma birimleri, olaydan hemen sonra arama-kurtarma çalışmalarına başlamış; 6 kişi enkaz altından çıkarılmış, 2 kişinin ise hayatını kaybettiği açıklanmıştır. Belediye, bölgeyi boşaltarak halkı geçici barınma alanlarına yönlendirmiştir.
İsrail’in kuzeyindeki Haifa ve Tamra şehirleri de İran’ın füze saldırılarında doğrudan etkilenmiştir. Haifa limanı yakınlarına düşen füzelerden biri, sivil bir apartmana isabet etmiş; olayda dört kadın hayatını kaybetmiştir. Aynı bölgede en az 15 kişinin yaralandığı bildirilmiştir. Yaralılar Rambam Sağlık Merkezi’ne nakledilmiş, hastanede acil durum protokolü uygulanmıştır. Tamra kentinde ise bir okul binasında meydana gelen patlama sonucu öğrenciler tahliye edilmiştir.
İran füzelerine karşı İsrail hava savunma sistemleri eş zamanlı olarak aktive edilmiştir. “Demir Kubbe” sistemi özellikle kısa menzilli füzeleri engellemek üzere devreye sokulmuş, “David’s Sling” ve “Arrow” sistemleri ise orta ve uzun menzilli tehditlere karşı kullanılmıştır. İsrail Savunma Bakanlığı, fırlatılan 80’e yakın füzenin çoğunun durdurulduğunu açıklamıştır. Bazı füzelerin sistemlerden kaçtığı ve hedeflerine ulaştığı doğrulanmıştır.
Saldırı sırasında ülke genelinde erken uyarı sirenleri çalıştırılmış, Tel Aviv, Kudüs, Hayfa ve Beerşeva dahil olmak üzere birçok şehirde sivil halk sığınaklara yönlendirilmiştir. Yerel yönetimler, halkı kalabalık alanlardan uzak durmaya ve resmi uyarılara uymaya çağırmıştır. Belediye birimleri tarafından sığınaklar yeniden kontrol edilip aktif hâle getirilmiştir. Özellikle Bat Yam ve Rehovot’ta okullar, sinagoglar ve kamu binaları geçici barınma alanları olarak düzenlenmiştir.
Füze saldırıları sonrasında Hayfa ve Aşdod limanlarında faaliyetler geçici olarak durdurulmuştur. Liman çevresinde konteyner yükleme alanlarında patlamaların etkisiyle yangın çıkmış, itfaiye ekipleri müdahalede bulunmuştur. Ayrıca Tel Aviv – Kudüs hızlı tren hattında bazı bölümlerde hasar meydana geldiği, seferlerin askıya alındığı bildirilmiştir. İsrail Demiryolları tarafından yapılan açıklamada yolculara alternatif güzergâhlar önerilmiştir.
İsrail’in 13 Haziran 2025 sabahı İran’a karşı başlattığı “Yükselen Aslan Operasyonu” sonrasında Amerika Birleşik Devletleri’nin resmî makamlarından açıklamalar yapılmıştır. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Tel Aviv yönetiminin operasyon hakkında kendilerini önceden bilgilendirdiğini ancak Washington’un operasyona doğrudan dâhil olmadığını belirtmiştir. Rubio, “İsrail bu gece İran’a karşı tek taraflı bir harekette bulunmuştur. ABD olarak bu saldırılara katılmadık. Önceliğimiz bölgede bulunan Amerikan vatandaşlarının ve üslerinin korunmasıdır.” açıklamasında bulunmuştur.
Ayrıca ABD Dışişleri, İran’ın ABD çıkarlarını doğrudan hedef alması durumunda “orantılı ve hızlı bir karşılık verileceğini” duyurmuştur. Bu bağlamda ABD’nin bölgedeki askeri personelinin güvenliği için alarm seviyesi yükseltilmiş, Ürdün, Kuveyt ve Bahreyn’deki üslerde operasyonel hazırlık seviyeleri güncellenmiştir.
Savunma Bakanlığı (Pentagon) ise olayın ardından herhangi bir hava saldırısına iştirak etmediklerini yinelemiş, İsrail’in operasyonunda kendi askeri unsurlarının kullanılmadığını vurgulamıştır. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), bölgedeki hareketliliği gözlemlemek üzere istihbarat ve keşif faaliyetlerini artırmıştır. Güney Kıbrıs açıklarında konuşlu savaş gemilerinin muharip pozisyona geçirilmesine yönelik önleyici tedbirler alınmıştır.
ABD Başkanı Donald Trump, İsrail’in İran’a yönelik başlattığı hava saldırılarının ardından Fox News kanalına verdiği röportajda, “İran anlaşma yapmalı, yoksa geriye hiçbir şey kalmayacak.” ifadesini kullanmıştır. Trump, İran’ın nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini belirtmiş ve diplomatik çözümün halen geçerli olduğunu, ancak zamanın daraldığını ifade etmiştir.
Trump ayrıca İran’a yönelik 60 günlük bir süre tanındığını, bu sürenin ardından “çok daha fazlası”nın gündeme geleceğini açıklamıştır. Aynı gün içinde Beyaz Saray tarafından Ulusal Güvenlik Konseyi'nin 13 Haziran sabahı olağanüstü toplantıya çağrıldığı bildirilmiştir. Toplantıda İsrail’in hava operasyonunun sonuçları ve İran’ın olası misillemelerine karşı alınacak önlemler ele alınmıştır.
Pentagon, 13 Haziran’da yaptığı duyuruda, USS Dwight D. Eisenhower uçak gemisinin Doğu Akdeniz’e sevk edildiğini açıklamıştır. ABD Savunma Bakanlığı kaynakları, bu sevkiyatın bölgedeki Amerikan personelinin korunması amacıyla gerçekleştirildiğini bildirmiştir.
Trump’ın açıklamalarının ardından ABD Kongresi’nde değerlendirmeler yapılmış ve bazı senatörler Beyaz Saray’dan operasyonun kapsamı ve ABD’nin pozisyonu hakkında ek bilgi talebinde bulunmuştur. Orta Doğu politikası çerçevesinde mevcut güvenlik stratejilerinin tekrar gözden geçirildiği bildirilmiştir.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, 14 Haziran 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, İsrail ile İran arasında artan çatışmalardan endişe duyulduğunu belirtmiştir. Guterres, taraflara azami itidal çağrısında bulunmuş ve bölgede yaşanabilecek daha büyük bir krizin önlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Açıklamada, sivillerin korunması ve uluslararası hukuka riayet edilmesi gerektiği de ifade edilmiştir.

BM Güvenlik Konseyi'nin, İsrail’in İran’a yönelik saldırısı sonrası düzenlediği acil toplantı, 13 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 13 Haziran 2025 tarihinde olağanüstü gündemle toplanmıştır. Toplantının çağrısı, İran’ın BM Daimi Temsilciliği tarafından yapılmıştır. Toplantıda İran, İsrail’in saldırılarının ABD’nin bilgisi ve onayıyla gerçekleştiğini iddia etmiş; buna karşılık İsrail heyeti, operasyonun İran’ın nükleer silah üretim kapasitesini durdurmaya yönelik olduğunu belirtmiştir.
BM Sözcü Yardımcısı Farhan Haq tarafından yapılan açıklamada, Genel Sekreter’in taraflarla doğrudan iletişim kurduğu bildirilmiştir. Haq, diplomatik kanalların açık tutulması ve tüm tarafların diplomasi yolunu tercih etmesi gerektiğini aktarmıştır. BM Güvenlik Konseyi üyeleri arasında saldırılara dair görüş ayrılıkları yaşanmış, bazı üyeler İsrail’i kınarken, bazıları İran’ın nükleer faaliyetlerine dikkat çekmiştir. Toplantının sonunda alınan bağlayıcı bir karar bulunmamaktadır. BM Sekretaryası, gelişmeleri izlemeye devam edeceğini ve taraflara çağrılarını sürdüreceğini bildirmiştir.
Almanya, Fransa ve Birleşik Krallık tarafından 15 Haziran 2025 tarihinde ortak bir açıklama yayımlanmıştır. Açıklamada, İsrail ile İran arasında yaşanan askeri gerilimin bölgesel ve küresel düzeyde istikrarsızlık yaratma potansiyeline sahip olduğu ifade edilmiştir. Üç ülke, taraflara çatışmaya son verilmesi ve diplomatik çözüm yollarının devreye sokulması çağrısında bulunmuştur.
Aynı gün, Almanya Dışişleri Bakanı Maria Wadephul, Berlin’de düzenlenen basın toplantısında İran’a nükleer programını denetime açma çağrısını yinelemiş; Fransa Dışişleri Bakanlığı ise taraflara müzakereyi kabul etmeleri halinde ev sahipliği yapabileceklerini açıklamıştır. Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan bildiride ise, İsrail’in meşru güvenlik kaygılarının anlaşılır olduğu ancak gerilimin daha da tırmanmaması için karşılıklı güven artırıcı adımların gerekli olduğu vurgulanmıştır.
Üç ülke tarafından sunulan teklif, İran Dışişleri Bakanlığı’na diplomatik kanallardan resmi olarak iletilmiştir. Bu teklif kapsamında, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) gözetiminde yapılacak müzakerelerin Viyana ya da Cenevre’de gerçekleştirilmesi önerilmiştir. Ayrıca İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT) yükümlülüklerine geri dönmesi ve uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurması beklenmiştir.
Bu gelişmelerin ardından, Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de sürece destek açıklamasında bulunmuş ve Brüksel’de diplomatik düzeyde yeni bir toplantı düzenlenebileceğini belirtmiştir.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İsrail’in 13 Haziran 2025 tarihinde İran’a yönelik başlattığı hava saldırılarının ardından diplomatik temaslarını artırmıştır. 14-16 Haziran 2025 tarihleri arasında Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından yapılan açıklamalara göre Erdoğan; Kuveyt Emiri Meşal el-Ahmed el-Cabir es-Sabah, Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, Umman Sultanı Heysem bin Tarık ve Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani ile telefon görüşmeleri gerçekleştirmiştir.
Bu görüşmelerde, bölgede artan gerginliğin kontrol altına alınması gerektiği belirtilmiş; sivillerin zarar görmesinin engellenmesi ve diplomatik çözüm yollarının açık tutulması gerektiği vurgulanmıştır. Türkiye’nin çatışmaların genişlemesini önleme yönünde tüm diplomatik imkânlarını kullanmaya hazır olduğu ifade edilmiştir.
Ayrıca Türkiye Dışişleri Bakanlığı, 14 Haziran 2025 günü yaptığı yazılı açıklamada, taraflara itidal çağrısı yapmış; Birleşmiş Milletler çatısı altında acil bir diplomatik sürecin başlatılması gerektiğini duyurmuştur. Türkiye’nin İran ve İsrail ile sahip olduğu diplomatik temas kanallarının kullanılarak arabuluculuk için hazır olduğu açıklanmıştır. Bu gelişmelerin ardından Ankara’nın bölgedeki diğer aktörlerle de diplomatik istişarelere devam ettiği ve ilerleyen günlerde uluslararası platformlarda yeni diplomatik öneriler sunmaya hazırlandığı duyurulmuştur.
Avrupa Birliği, bölgedeki askeri gerginlikten duyduğu “derin endişeyi” dile getirmiş ve sivillerin korunması çağrısında bulunmuştur. NATO, saldırının İsrail tarafından “tek taraflı bir eylem” olarak gerçekleştirildiğini ve tansiyonu düşürecek adımlar atılması gerektiğini ifade etmiştir.
Fransa, İsrail’in kendini savunma hakkını tekrar ifade ederken, saldırının bölgesel barışı tehdit edici bir boyuta ulaştığına dikkat çekmiştir. Almanya, İsrail vatandaşlarının güvenliğini desteklediklerini ancak tırmanan çatışmanın endişe verici olduğunu açıklamıştır. İngiltere, “saldırıya ilişkin haberlerin endişe verici” olduğunu bildirmiştir. İtalya, durumun oldukça karmaşık olduğunu ve çözümün yalnızca diplomasi yoluyla mümkün olabileceğini ifade etmiştir. Avusturya ise Orta Doğu’daki gelişmelerden büyük endişe duyduğunu belirtmiştir.
Hindistan, İran ile İsrail arasında yaşanan gerilimden derin endişe duyduklarını bildirmiştir. Çin, saldırıların olası ağır sonuçları konusunda uyarıda bulunmuş ve tarafları itidale davet etmiştir. Japonya, İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını şiddetle kınamış ve bölgedeki durumu tırmandırdığını açıklamıştır. Malezya, saldırılara karşı “en güçlü ifadelerle” tepki gösterdiğini bildirmiştir. Endonezya ise saldırıların “hukuksuz” olduğunu belirterek kınamıştır. Pakistan, İsrail’in eylemlerini şiddetle kınamış ve bölgesel barışa tehdit oluşturduğunu belirtmiştir. Avustralya hükümeti ise tüm taraflara diplomasi ve diyalog çağrısı yapmıştır.
Suudi Arabistan, saldırıları şiddetle kınadığını ve sivil kayıplardan derin endişe duyduğunu açıklamıştır. Katar, İsrail’in İran’ın egemenliğini ve güvenliğini ihlal ettiğini belirterek, saldırıyı “tehlikeli bir tırmanış” olarak nitelendirmiştir. Umman ve Lübnan da benzer açıklamalarda bulunmuş; Lübnan, saldırıların bölgesel istikrarı tehdit ettiğini ve barış çabalarını baltaladığını ifade etmiştir. Ürdün, İsrail saldırılarının bölgesel güvenlik açısından istikrarı bozucu olduğunu açıklamıştır. Azerbaycan ise İran’a karşı gerçekleştirilen askeri operasyonlardan ciddi şekilde endişe duyduğunu bildirmiştir. Rusya da çatışmanın tırmanmasından derin kaygı duyduğunu açıklamıştır.

BM Güvenlik Konseyi'nin, İsrail’in İran’a yönelik saldırısı sonrası düzenlediği acil toplantı, 13 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
İran, 13 Haziran 2025’te İsrail tarafından düzenlenen hava saldırılarının ardından çeşitli uluslararası platformlarda resmî girişimlerde bulunmuştur. 14 Haziran 2025 tarihinde İran’ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Emir Said İrevani, BM Güvenlik Konseyi’ne resmî başvuru yaparak, İsrail’in saldırılarının Birleşmiş Milletler Şartı’nın ihlali olduğunu belirtmiştir. Aynı açıklamada saldırıların “Amerika Birleşik Devletleri’nin doğrudan desteğiyle gerçekleştiği” ileri sürülmüş ve ABD'nin sorumluluğuna dikkat çekilmiştir.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi, 15 Haziran 2025 günü düzenlediği basın toplantısında, İsrail’in eylemlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu, meşru müdafaa haklarını kullandıklarını ve tüm diplomatik mekanizmaların devreye sokulacağını belirtmiştir. Araghchi ayrıca İran’ın Viyana merkezli Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) nezdindeki diplomatik heyeti aracılığıyla, saldırıların doğrudan nükleer tesisleri hedef aldığına dair belgeleri IAEA yönetimine sunduklarını açıklamıştır.
İran hükümeti, 15-16 Haziran tarihlerinde İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), Bağlantısızlar Hareketi ve Şanghay İşbirliği Örgütü nezdinde de çok taraflı diplomatik girişimlerde bulunmuş, özellikle İİT Genel Sekreterliği’ne acil toplantı çağrısı yapmıştır. Ayrıca Asya'daki bazı ülkeler ile diplomatik temaslar kurularak destek talebinde bulunulmuştur.
İran’ın BM Daimi Temsilciliği tarafından yapılan ikinci bir yazılı açıklamada, saldırılar sırasında öldüğü açıklanan nükleer bilim insanları ve yüksek rütbeli askeri personel hakkında ayrıntılı bilgiler sunulmuş ve bu kişilerin sivil statüde olduğu öne sürülmüştür. Bu bağlamda İsrail’in hedef seçimlerinin “uluslararası insancıl hukuk normlarına aykırı” olduğu iddia edilmiştir.
İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan resmî açıklamada, Çin Halk Cumhuriyeti'nin İran’a doğrudan askeri ve teknolojik destek sağladığı yönündeki değerlendirmelere yer verilmiştir. Açıklamada, Çin’in özellikle elektronik harp sistemleri ve radar bozucu ekipmanlar konusunda İran’a malzeme tedarik ettiği iddia edilmiştir. İsrail hükümeti, bu desteğin İran’ın füze ve İHA programlarının gelişmesine katkı sunduğunu belirtmiştir.
Aynı gün, ABD Dışişleri Bakanlığı da benzer içerikli bir açıklama yayımlamış ve Çin’in Orta Doğu’daki çatışmalarda dolaylı rol oynadığını öne sürmüştür. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Çin’e yönelik çağrısında, “Gerilimi tırmandıracak iş birliklerine son verilmelidir” ifadesini kullanmıştır.
İsrail ile ABD arasında yapılan diplomatik görüşmelerde, Çin'e yönelik ortak bir diplomatik baskı mekanizmasının işletilmesi kararlaştırılmıştır. Bu kapsamda, Tel Aviv ve Washington büyükelçilik düzeyinde Pekin yönetimi ile doğrudan iletişime geçmiştir.
Ayrıca G7 ülkelerinin 17 Haziran 2025 tarihinde yapılacak zirve toplantısının gündem maddeleri arasında Çin’in İran ile ilişkileri de dâhil edilmiştir. ABD ve İsrail tarafları, bu ilişkilerin İran’ın saldırı kapasitesini etkilediğini savunarak, G7 ortaklarının bu konuda ortak bir diplomatik çizgi oluşturmasını talep etmiştir.
İsrail’in 13 Haziran 2025 tarihinde İran’a düzenlediği hava saldırıları ve ardından gerçekleşen karşılıklı füze atışları, uluslararası enerji piyasalarında etkili olmuştur. 14 Haziran 2025 sabahı itibarıyla Brent tipi ham petrolün varil fiyatı %7,4 oranında yükselerek 89,88 dolara ulaşmıştır. Aynı zaman diliminde Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varil fiyatı da %7,86 oranında artmış ve 85,32 dolar seviyesine çıkmıştır.
Enerji analistleri, artışta Hürmüz Boğazı’na yakın bölgelerde gerilimin tırmanması ve Orta Doğu kaynaklı arz risklerinin etkili olduğunu belirtmiştir. İran’ın Huzistan bölgesindeki rafineri altyapısına yönelik tehditlerin gündeme gelmesi, piyasalarda ek fiyat dalgalanmalarına neden olmuştur. Aynı dönemde, Avrupa ve Asya enerji borsalarında doğal gaz vadeli işlemlerinde de artış yaşanmıştır. Rotterdam merkezli TTF endeksinde %5’i aşan yükselişler kaydedilmiştir. LNG taşıma şirketlerinin bazı seferlerini iptal ettiği ve seyrüsefer güzergâhlarında değişiklik yaptığı raporlanmıştır.
Finans piyasalarında ise güvenli liman varlıklarına yönelim gözlemlenmiştir. Altının ons fiyatı 2.420 dolara kadar çıkmış, İsviçre frangı ve Japon yeni gibi rezerv para birimlerine olan talep artmıştır. Asya borsalarında günü ekside kapatan endeksler arasında Tokyo Nikkei ve Şanghay Bileşik Endeksi yer almıştır.
İsrail'in başlattığı “Yükselen Aslan Operasyonu” kapsamında, ABD ile İsrail arasında önceden diplomatik ve askeri düzeyde koordinasyon sağlandığına dair çeşitli açıklamalar yapılmıştır. İsrailli güvenlik yetkilileri, operasyon öncesinde Washington yönetiminin bilgilendirildiğini ancak saldırının doğrudan ABD desteği olmadan yürütüldüğünü ifade etmiştir.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 14 Haziran 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, “İsrail’in gerçekleştirdiği hava saldırılarına ABD’nin doğrudan katılımı yoktur” ifadesini kullanmıştır. Rubio, saldırı öncesinde bilgi alışverişi yapılmış olabileceğini ancak ABD birliklerinin operasyona müdahil olmadığını belirtmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, 14 Haziran sabahı Fox News kanalına verdiği röportajda, İran’a “anlaşma yapılması” çağrısında bulunmuş, aksi hâlde “geriye hiçbir şeyin kalmayacağı” yönünde bir ifade kullanmıştır. Aynı röportajda Trump, İran’a yönelik 60 günlük süre tanındığını, bu sürenin ardından “daha fazlasının gündeme geleceğini” belirtmiştir. Bu açıklamaların ardından Beyaz Saray, 13 Haziran sabahında Ulusal Güvenlik Konseyi’ni olağanüstü toplantıya çağırmıştır.
Pentagon kaynaklarına göre, aynı gün USS Dwight D. Eisenhower uçak gemisi grubu Doğu Akdeniz’e sevk edilmiştir. ABD Savunma Bakanlığı, bu sevkiyatın bölgedeki Amerikan askerî personelinin güvenliği amacıyla yapıldığını açıklamıştır. Ayrıca Akdeniz merkezli ABD üslerinde hava savunma sistemlerinin aktif hâle getirildiği raporlanmıştır.
ABD Kongresi’nde de gelişmeler yakından izlenmiştir. Bazı senatörler, Beyaz Saray’dan operasyon öncesi bilgilendirme olup olmadığını resmî olarak sorgulamıştır. Savunma ve dış ilişkiler komitelerinde, ABD’nin Orta Doğu politikası çerçevesinde yeni stratejik değerlendirmelere ihtiyaç olduğu gündeme getirilmiştir.
İran Sivil Havacılık Kurumu, 13 Haziran 2025 sabahı gerçekleştirilen saldırıların ardından ülke hava sahasını ikinci bir bildirime kadar tamamen kapattığını açıklamıştır. Bu karar, sivil ve askeri tüm uçuşları kapsayacak şekilde yürürlüğe girmiştir. Açıklamada, saldırı tehdidinin devam ettiği belirtilmiş ve ulusal hava güvenliğinin sağlanması amacıyla tüm hava trafik faaliyetlerinin durdurulduğu bildirilmiştir.
İran’ın kararını takiben Irak Ulaştırma Bakanlığı da kendi hava sahasını kapattığını duyurmuştur. Iraklı yetkililer, İran sınırına yakın bölgelerde güvenlik riski oluştuğu gerekçesiyle bu adımın atıldığını ifade etmiştir. Bu kapsamda başta Bağdat ve Necef olmak üzere Irak hava sahası üzerindeki tüm ticari uçuşlar askıya alınmıştır.
Hava sahasının kapatılmasıyla birlikte İran’daki büyük havalimanlarında yoğunluk yaşanmıştır. Tahran İmam Humeyni Uluslararası Havalimanı, Meşhed Havalimanı ve İsfahan Şehid Beheşti Havalimanı başta olmak üzere birçok noktada yurt dışı seferler askıya alınmış, iç hat uçuşları durdurulmuştur. Yolculara alternatif planlamalar yapılması yönünde anonslar yapılmış, bazı terminallerde geçici barınma ve erzak desteği sağlanmıştır. Havalimanlarında güvenlik seviyesi yükseltilmiş, sivil personel tahliye sürecine hazırlanmıştır.
Uluslararası hava yolu taşımacılığı şirketleri, İran ve çevresindeki gelişmeler üzerine bölgeye olan uçuşlarını askıya aldıklarını bildirmiştir. Lufthansa, Qatar Airways, Emirates, Turkish Airlines, British Airways ve Air France gibi birçok şirket; İran hava sahası ve İran varışlı uçuşlarını iptal ettiğini ya da alternatif güzergâhlar belirlediğini duyurmuştur.

Beyrut'ta uçuşların iptal edildiği Uluslararası Refik Hariri Havalimanı, 13 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
Lufthansa, 13-14 Haziran tarihlerindeki Tahran uçuşlarını askıya aldığını ve bölgedeki gelişmelere göre yeni kararlar alınacağını belirtmiştir. Emirates ve Qatar Airways gibi Körfez merkezli hava yolu firmaları, İran hava sahasını pas geçerek Basra Körfezi’nin güneyinden geçen alternatif rotalara yönelmiştir. British Airways ise İsrail ve İran hava sahaları arasındaki geçiş noktalarını kullanmaktan kaçındığını, yolcu güvenliğini esas aldığını açıklamıştır.
Avrupa Hava Seyrüsefer Güvenliği Örgütü (EUROCONTROL) ve Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO), hava yolu şirketlerine yönelik yayımladıkları uyarılarda İran hava sahasının güvenli olmadığını ve bölgedeki rotaların dikkatle gözden geçirilmesi gerektiğini belirtmiştir. ABD Federal Havacılık İdaresi (FAA), Amerikan şirketlerine İran ve Irak hava sahalarında uçuş yasağı getirmiştir. Uyarılarda ayrıca, İsrail’in kuzey bölgesi ile Akdeniz’in doğusunda yer alan hava güzergâhlarında dikkatli olunması gerektiği vurgulanmıştır.
İsrail İran’a yönelik başlattığı hava operasyonunun ardından ülke genelinde güvenlik önlemleri yürürlüğe konulmuştur. Hükûmet, sivil ve askerî tedbirleri eş zamanlı biçimde devreye alarak ülke genelinde alarm durumuna geçmiştir.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz tarafından yapılan açıklamayla, 13 Haziran sabahı itibarıyla ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Karar kapsamında başta Tel Aviv, Hayfa, Kudüs ve güney sınır bölgeleri olmak üzere tüm stratejik merkezlerde güvenlik seviyesi artırılmıştır. Polis teşkilatı, iç güvenlik birimleri ve askeri unsurlar alarma geçirilmiş, şehir giriş ve çıkışlarında kontrol noktaları oluşturulmuştur.
İsrail İçişleri Bakanlığı, İran misillemeleri karşısında Sivil Savunma Komutanlığı’nı (Home Front Command) devreye sokmuştur. Ülke genelinde siren sistemleri test edilerek faaliyete geçirilmiş, vatandaşlara acil durum uygulamaları konusunda bilgilendirme yapılmıştır. Sığınaklara erişim protokolleri güncellenmiş ve bazı bölgelerde sığınaklar halka açılmıştır. Savunma Bakanlığı tarafından yayımlanan genelgeyle, vatandaşlara acil durum çantası hazırlamaları tavsiye edilmiştir.
Olağanüstü hâl ilanıyla birlikte Eğitim Bakanlığı, okulların ve üniversitelerin ikinci bir duyuruya kadar kapalı kalacağını duyurmuştur. Aynı şekilde tüm kamu etkinlikleri, açık hava organizasyonları ve yüksek katılımlı toplantılar iptal edilmiştir. Tel Aviv ve Hayfa gibi büyük kentlerde belediye hizmetleri asgari seviyeye indirilmiş, toplu taşıma seferlerinde düzenlemeler yapılmıştır.
İsrail Hava Kuvvetleri’ne bağlı savunma sistemleri devreye alınmıştır. “Demir Kubbe” (Iron Dome) hava savunma sistemi, özellikle Gazze ve Lübnan sınırlarına yakın bölgelerde aktif hâle getirilmiştir. Orta ve uzun menzilli tehditlere karşı geliştirilen “David’s Sling” ve “Arrow” füze sistemleri de ülke çapında konuşlandırılmıştır. İsrail Genelkurmay Başkanlığı, hava savunma sistemlerinin eş zamanlı ve koordineli biçimde faaliyete geçtiğini açıklamıştır
Shin Bet (İç Güvenlik Servisi) ve Mossad (Dış İstihbarat Servisi), İran ile bağlantılı kişi ve grupların iç tehdit oluşturabileceği gerekçesiyle yurt içi güvenlik önlemlerini artırmıştır. Tel Aviv, Batı Kudüs ve Negev bölgesinde hassas altyapılara yönelik güvenlik seviyeleri yükseltilmiş, potansiyel tehdit algısı yüksek noktalarda sivil-asker ortak güvenlik denetimleri başlatılmıştır.
İran ile İsrail arasında yaşanan geniş çaplı saldırıların arka planı, 2024 yılından itibaren giderek yoğunlaşan karşılıklı askeri ve diplomatik hamlelere dayanmaktadır. Nisan 2024’te İsrail’in Suriye’nin başkenti Şam’da bulunan İran Başkonsolosluğu’nu hedef alması, İran tarafından doğrudan egemenliğe yönelik bir ihlal olarak değerlendirilmiş, bu olayın ardından İran İsrail topraklarına yönelik ilk doğrudan füze saldırısını gerçekleştirmiştir. Aynı yılın Ekim ayında İsrail tarafından düzenlenen operasyonlarda, Lübnan Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah ile İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Kudüs Gücü'nün üst düzey komutanlarından Abbas Nilforushan farklı bölgelerde düzenlenen hava saldırılarında hayatını kaybetmiştir. Bu suikastlar, İran yönetimi tarafından açık bir tırmandırma hamlesi olarak kayda geçirilmiştir.
2025 yılında Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA), İran’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması (NPT) kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ettiğini belirten bir rapor yayımlamıştır. Raporda İran’ın uranyum zenginleştirme düzeyinin bildirilenden daha yüksek olduğu ve bazı nükleer tesislerin denetime kapatıldığı ifade edilmiştir.
İran ise IAEA'nın bu değerlendirmelerini kabul etmediğini açıklamış ve nükleer programının yalnızca barışçıl amaçlarla yürütüldüğünü savunmuştur. Bu gelişmeler, İsrail tarafından İran’ın nükleer silah geliştirmeye yakın olduğu şeklinde yorumlanmış ve askeri harekât gerekçesi olarak sunulmuştur.
İran ile İsrail arasında 13 Haziran 2025 tarihinde başlayan çatışmaların ardından, iki ülke 14 Haziran sabahından itibaren yeni saldırı dalgalarına yönelik askeri hazırlıklarını artırmıştır. İsrail ordusu, çeşitli askeri bölgelerde teyakkuz seviyesini yükseltmiş ve yeni sevkiyatlar gerçekleştirmiştir. Yerel kaynaklara göre, İsrail Hava Kuvvetleri’ne ait savaş uçakları ve keşif sistemleri aktif görevde tutulmuş, stratejik noktalarda füze savunma sistemleri yeniden yapılandırılmıştır. Savunma Bakanlığı, ülke genelinde hava sahasının sürekli olarak izlendiğini ve herhangi bir saldırı girişimine anında karşılık verileceğini açıklamıştır.
İran tarafında Devrim Muhafızları Ordusu’nun yüksek hazırlık seviyesine geçtiği bildirilmiştir. Ülkenin batısında yer alan bazı askeri tesislerde kısa menzilli füze sistemlerinin taşındığı ve Basra Körfezi çevresindeki hava üslerinde alarm seviyesinin artırıldığı aktarılmıştır. Ayrıca, mobil füze bataryalarının batı sınır hattına yönlendirildiği ve bu bölgelerde radar gözetim faaliyetlerinin yoğunlaştırıldığı ifade edilmiştir.
Aynı gün içinde, İsrail’e ait keşif uçaklarının Irak hava sahasında görüldüğü ve İran’a yakın bölgelerde gözlem uçuşları gerçekleştirdiği öne sürülmüştür. Bu faaliyetlerin yeni bir saldırı hazırlığı kapsamında değerlendirildiği açıklanmıştır. İsrail Genelkurmay Başkanlığı, İran kaynaklı olası saldırılara karşı geniş çaplı misilleme planlarının hazır olduğunu bildirmiştir.
İran’ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Emir Said İrevani, 14 Haziran 2025 günü yaptığı açıklamada, İsrail’in saldırılarını “uluslararası hukuka aykırı” olarak nitelemiş ve ülkesinin meşru müdafaa hakkını kullanacağını belirtmiştir. İrevani, saldırıların Amerika Birleşik Devletleri'nin bilgisi ve desteğiyle gerçekleştirildiğini iddia etmiş ve bu durumu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gündemine taşıyacaklarını ifade etmiştir.
Her iki taraf da 14 Haziran tarihi itibarıyla yeni askeri planlamalar ve konuşlanmalar gerçekleştirmiştir. Bu kapsamda savunma sistemleri güncellenmiş, kara ve hava unsurlarında yeniden yapılanmalara gidilmiştir.

İran'da binlerce kişi İsrail ve ABD'yi protesto ederken "intikam, intikam" sloganları atıyor, 14 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
İsrail ordusu, 14 Haziran 2025 sabahı itibarıyla kuzey (Lübnan sınırı) ve güney (Gazze ve Necef bölgesi) askeri bölgelerinde yeni bir savunma planlamasına gitmiştir. İsrail Hava Kuvvetleri’ne bağlı hava savunma sistemlerinin yerleri değiştirilmiş; özellikle Demir Kubbe, David’s Sling ve Arrow sistemleri stratejik noktalarda yeniden konumlandırılmıştır. Söz konusu konuşlandırmalar; Hayfa, Tel Aviv çevresi, Beerşeba ve Kudüs bölgesine uzanan geniş bir güvenlik kuşağını kapsayacak şekilde yapılmıştır.
Savunma Bakanlığı kaynakları, Bat Yam ve Dimona çevresindeki altyapı tesislerinin korunmasına özel öncelik verildiğini bildirmiştir. İsrail Ordu Sözcülüğü, İran’dan gelebilecek yeni balistik saldırılara karşı hazır olduklarını ve ikinci bir füze dalgasına karşı aktif önlemler alındığını açıklamıştır. Aynı gün, hava kuvvetlerine ait radar ve füze bataryalarının çalışma kapasitesi %100 seviyesine çıkarılmıştır.
İran Silahlı Kuvvetleri, 14 Haziran 2025 itibarıyla batı bölgelerinde (Kirmanşah, Kasrı Şirin, İlâm ve Huzistan) füze bataryaları ve hava savunma unsurlarını yeniden konuşlandırmıştır. İran ordusunun kısa menzilli Fatih-110 ve orta menzilli Şahab tipi füze sistemlerinin sınıra yakın askeri noktalara taşındığı raporlanmıştır. Bu kapsamda Parchin ve Arak yakınlarındaki askeri üslerden füze birliklerinin hareket ettirildiği, radar ve izleme ekipmanlarının Irak sınırı boyunca yerleştirildiği bildirilmiştir.
Aynı zamanda İran’ın Basra Körfezi kıyılarındaki Bandar Abbas ve Buşehr deniz üslerinde donanma hareketliliği gözlemlenmiştir. Devrim Muhafızları Ordusu’na (IRGC) bağlı deniz unsurları Hürmüz Boğazı’nda mevzilenmiş, hızlı saldırı botları ve radar izleme sistemleri aktif duruma geçirilmiştir. Ayrıca Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı birkaç insansız hava aracı biriminin Basra Körfezi kıyılarındaki üstlerden havalandığı belirtilmiştir.
İsrail Hava Kuvvetleri’ne ait keşif ve erken uyarı sistemleri, 14 Haziran 2025 itibarıyla Irak hava sahasında yoğun faaliyet göstermeye başlamıştır. Bazı kaynaklara göre, İsrail’e ait Heron TP ve Eitan tipi insansız hava araçları Irak’ın batısında ve İran sınırına yakın bölgelerde keşif uçuşları gerçekleştirmiştir. Bu gözlemler, İran’ın yeni füze konuşlandırmalarını tespit etmek ve balistik hazırlıkları izlemek amacıyla yapılmıştır.
Ayrıca İsrail Savunma Bakanlığı’na bağlı istihbarat birimlerinin, İran’ın batı sınırında faaliyet gösteren Devrim Muhafızları birliklerine dair sinyal istihbaratı topladığı açıklanmıştır. Bu kapsamda elektronik sinyal izleme ve görüntüleme sistemlerinin Irak hava sahasındaki uçuşlarla desteklendiği rapor edilmiştir. Bölgedeki Amerikan üsleriyle teknik veri paylaşımı yapıldığına dair haberler de kamuoyuna yansımıştır.
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, yeni bir “önleyici askeri adımın” gündemde olduğunu belirtmiş; İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı ise “çok katmanlı savunma pozisyonlarının” etkinleştirildiğini duyurmuştur.
İsrail Savunma Bakanlığı’nın yayımladığı hava trafiği ve radar analizlerine göre, İran’ın batı sınır hattında hareketlilik artmış, radar yansıma oranlarında düzensizlikler kaydedilmiştir. Aynı gün bazı açık kaynak istihbarat platformları, İran’ın kuzeydoğusundaki hava üslerinden birkaç orta menzilli füze taşıyıcı aracın batıya doğru ilerlediğini tespit ettiklerini bildirmiştir.
İran tarafından 15 Haziran 2025 tarihinde düzenlenen füze saldırısı, İsrail’in çeşitli kentlerinde ciddi hasara yol açmıştır. Aynı gün içerisinde, İsrail ordusunun İran’daki hedeflere yönelik yeni saldırıları da gerçekleşmiştir. Karşılıklı saldırıların etkisiyle can kayıpları ve altyapı zararları artmıştır.

İran'ın, İsrail'e balistik füze saldırıları, 15 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamaya göre, İran tarafından 15 Haziran sabahı erken saatlerde yaklaşık 80 balistik füze fırlatılmıştır. Bu füzelerden bir kısmı İsrail'in Demir Kubbe ve David’s Sling sistemleri tarafından engellenmiş ancak bazı füzeler sivil yerleşim bölgelerine isabet etmiştir. Özellikle Bat Yam, Rehovot, Hayfa, Tamra ve Petah Tikva gibi şehirlerde etkili olmuştur.

İran'ın, İsrail'e yönelik füze saldırısı, 15 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
İran’ın bu saldırısında hedeflerden biri, İsrail’in Rehovot kentindeki Weizmann Bilim Enstitüsü olmuştur. Tel Aviv’in güneyinde yer alan bu araştırma kurumu, İran füzelerinden biri ya da birkaçının doğrudan isabet etmesi sonucu yapısal hasar görmüştür. Enstitüdeki en az bir laboratuvar binasının ağır hasar aldığı ve yangın çıktığı bildirilmiştir. Yangının kontrol altına alınmasında itfaiye ekipleri gün boyunca görev yapmıştır.

İran füzelerinin isabet ettiği İsrail'deki Weizmann Bilim Enstitüsü, 15 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
Enstitü yerleşkesinde mahsur kalmış olabileceği değerlendirilen kişiler için arama-kurtarma çalışmaları yapılmıştır. İsrail İç Cephe Komutanlığı, söz konusu bilimsel altyapının yeniden işlevsel hale getirilmesi için ön hasar tespit çalışmaları yürütmüştür.
Hayfa ve çevresindeki bölgelerde saldırılar sonucunda 5 sivil hayatını kaybetmiştir. İsrail’in acil yardım servisi Magen David Adom, Hayfa’da iki binada yangın çıktığını, dört kişinin olay yerinde yaşamını yitirdiğini ve çok sayıda yaralı olduğunu açıklamıştır.
Benzer şekilde kuzeydeki Tamra kentinde de yıkım meydana gelmiş, burada da ölü ve yaralılar kaydedilmiştir. Bney Brak’ta bir ve Petah Tikva’da dört kişinin öldüğü, Tel Aviv çevresinde ise onlarca kişinin yaralandığı raporlanmıştır. İsrail genelindeki toplam yaralı sayısının 300’ü aştığı, aralarında ağır yaralıların da bulunduğu belirtilmiştir.

İran’ın İsrail’e fırlattığı balistik füzelerden bazılarının isabet ettiği Hayfa kenti, 15 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
İsrail’in 15 Haziran operasyonlarında İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (IRGC) üst düzey komuta kadrosunda ağır kayıplar yaşandığı aktarılmıştır. İran kaynaklarına göre, Devrim Muhafızları Hava ve Uzay Kuvvetleri İstihbarat Başkanı Emir Ali Hacızade ile birlikte aralarında Mahmud Bakıri, Davud Şeyhiyan, Muhammed Bakır Tahirpur, Mensur Seferpur, Mesud Tayyib, Hüsrev Hasani, Cevad Cursera ve Muhammed Ağacaferi’nin de bulunduğu toplamda 9 üst düzey generalin öldüğü açıklanmıştır.
Bu ölümlerin, İran'ın askeri komuta yapısında geniş çaplı bir etki oluşturduğu belirtilmiştir. Saldırılar sonucunda İran’ın üst düzey komuta zincirinde değişiklikler yapılması beklenmektedir. İran Silahlı Kuvvetleri’nin bazı karargâhları geçici olarak farklı bölgelere tahliye edilmiştir.
İran’ın 15 Haziran’da İsrail’e yönelik gerçekleştirdiği füze saldırılarında özellikle enerji ve ulaştırma altyapısı da etkilenmiştir. İsrail Enerji Bakanlığı, güney bölgelerdeki bazı elektrik iletim hatlarının geçici olarak devre dışı kaldığını duyurmuştur. Bazı sanayi bölgelerinde üretim faaliyetleri durdurulmuş, acil servislerin yoğunlaştığı Tel Aviv çevresinde trafik akışı kontrollü olarak yönlendirilmiştir.
İsrail Sivil Savunma Birimi, Bat Yam, Rehovot, Lakhish ve Hayfa kentlerinde bazı konut alanlarının tahliyesi için hazırlık yapılması talimatı vermiştir. İç Cephe Komutanlığı tarafından kurulan geçici barınma alanlarında 2.000’den fazla kişinin geçici olarak yerleştirildiği belirtilmiştir.
15 Haziran'daki saldırıların ardından çeşitli ülkelerden açıklamalar yapılmıştır. ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in kendini savunma hakkına vurgu yaparken, saldırıların daha fazla can kaybına yol açmaması gerektiğini bildirmiştir. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ise yaptığı açıklamada, bölgedeki gerilimin acil olarak düşürülmesi gerektiğini ifade etmiş ve sivil altyapının korunması çağrısında bulunmuştur.
Öte yandan, Avrupa Birliği Dış İlişkiler Servisi de taraflara itidal çağrısında bulunmuş, İran’ın gerçekleştirdiği füze saldırılarını “bölgesel güvenliği tehdit eden gelişmeler” olarak nitelemiştir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin olağanüstü toplanması yönünde diplomatik girişimlerin sürdüğü aktarılmıştır.

İran-İsrail arasındaki karşılıklı saldırıları gösteren infografik, 17 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
16 Haziran 2025 tarihinde İran Silahlı Kuvvetleri tarafından İsrail’e yönelik yeni bir saldırı dalgası başlatılmıştır. İran devlet televizyonu, saldırının balistik füzeler ve kamikaze tipi insansız hava araçları ile gerçekleştirildiğini bildirmiştir. Bu saldırı dalgası, önceki günlerde yaşanan karşılıklı saldırıların ardından bölgede artan gerilim ortamında gerçekleşmiştir.

İran'ın Tel Aviv'de bir binaya isabet eden balistik füze saldırısı, 16 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
İsrail kaynaklarına göre, İran’dan fırlatılan füzelerden ikisi İsrail’in orta kesimindeki yerleşim bölgelerine isabet etmiştir. Bu füzelerden biri Tel Aviv’in kuzeyindeki Herzilya şehrine, diğeri ise Gush Dan bölgesine düşmüştür. Bu bölgelerde yerel sivil savunma alarm sistemleri devreye alınmış, sirenlerin çalması üzerine halk sığınaklara yönlendirilmiştir. İsrail Acil Yardım Servisi (Magen David Adom), olayda on sivilin yaralandığını ve bazılarının olay yerinde ayakta tedavi edildiğini açıklamıştır. Yaralanmaların çoğunun füze düşmesi sonucu oluşan panik, cam kırıkları ve düşme kaynaklı olduğu belirtilmiştir.
Saldırıya eşlik eden kamikaze tipi İHA’ların bazı askeri alanlara yönlendirildiği, bir kısmının İsrail hava savunma sistemleri tarafından havada imha edildiği aktarılmıştır. İsrail ordusu tarafından tam sayı veya hedef isabet bilgisi verilmemiştir.
İran'ın saldırılarının ardından, İsrail ordusu aynı gün içinde Tahran çevresine yeni bir hava operasyonu düzenlediğini açıklamıştır. Hedef alınan yapılar arasında, İran Devrim Muhafızları’na bağlı komuta yapılarından biri olarak bilinen Hatemü’l Enbiya Karargâhı’na ait bir bina yer almıştır. İsrail ordusu, bu binada toplantı hâlinde bulunan üst düzey İranlı askerî yetkililerin hedef alındığını ve operasyonda ölümler yaşandığını bildirmiştir.
İsrail güvenlik kaynakları, operasyon sırasında 14 Haziran’da İran Devrim Muhafızları Ordusu’nda üst düzey bir göreve atandığı duyurulan Tümgeneral Ali Şadımani’nin etkisiz hâle getirildiğini açıklamıştır. İran tarafından bu bilgiye ilişkin resmi bir doğrulama yapılmamıştır.

İsrail tarafından vurulan İran Radyo ve Televizyon Kurumu'ndan (IRIB) duman yükseliyor, 16 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
16 Haziran 2025 tarihinde İsrail Hava Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen saldırılar kapsamında, İran’ın başkenti Tahran’da bulunan devlet televizyonu IRIB’in ana yayın merkezi hedef alınmıştır. Saldırının İran devlet televizyonu tarafından canlı yayın sırasında kaydedildiği belirtilmiştir. İran devlet ajansı IRNA’nın açıklamasına göre, saldırıda üç kişi hayatını kaybetmiştir. İlk açıklamalarda iki kişinin; bir haber editörü ile kurum çalışanlarından birinin öldüğü ifade edilmiş, ardından bu sayının üçe çıktığı duyurulmuştur.
İsrail füzeleri canlı yayın sırasında İran devlet televizyonu IRIB'i vuruyor, 16 Haziran 2025 - (Republic World)
Saldırı sırasında IRIB’in “Cam Bina” olarak bilinen yayın merkezinde ciddi yapısal hasar meydana gelmiştir. Televizyonun canlı yayınında, patlamayla birlikte yayın stüdyosunun karardığı ve tozla kaplandığı, yayın yapan sunucunun yayını terk etmek zorunda kaldığı görülmüştür. IRIB yayınlarına birkaç saat içinde yeniden başlamıştır.
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, saldırıdan önce yaptığı açıklamada İran devlet televizyonu ve radyosunun “yakında yok olacağını” söylemiştir. İran tarafı ise saldırının ardından yaptığı açıklamada İsrail’in işgal altındaki topraklarında yaşayanlara yönelik olarak “hayatta kalmak istiyorlarsa bölgeyi tahliye etmeliler” çağrısında bulunmuştur.
İsrail medyası, saldırının IRIB’in altyapısına karşı gerçekleştirildiğini belirtmiş; saldırıya misilleme olarak İran’ın İsrail televizyon kanalları olan Kanal 12 ve Kanal 14’ün tahliyesini istediği açıklanmıştır.
16 Haziran günü, İsrail İç Cephe Komutanlığı tarafından ülke genelinde hava savunma uyarı sistemleri devreye alınmıştır. Özellikle merkez bölgelere yönelen saldırı riski nedeniyle Tel Aviv, Ramat Gan, Herzilya ve çevre yerleşimlerde sığınaklara erişim sağlanmış, halkın acil durum talimatlarına uyması istenmiştir. Hava savunma sistemlerinden Demir Kubbe, Arrow ve David’s Sling sistemlerinin aktif olarak kullanıldığı, gelen füzelerin büyük kısmının havada etkisiz hâle getirildiği belirtilmiştir.
Saldırılar nedeniyle bazı kentlerde elektrik kesintileri ve iletişim aksaklıkları yaşanmış, sağlık ve itfaiye birimleri teyakkuz hâlinde tutulmuştur. İsrail, altyapıya verilen zararın sınırlı olduğunu ve kamu hizmetlerinin sürdürülebilirliğini sağlamak için ilave güvenlik tedbirlerinin alındığını açıklamıştır.
Aynı gün içerisinde Irak Savunma Bakanı, bölgede devam eden çatışmalar ve İran’ın batı sınır hattındaki hareketliliği nedeniyle “her türlü senaryoya karşı tam hazırlık durumuna geçildiğini” açıklamıştır. Irak ordusu, ülkenin batısında konuşlu radar sistemlerinin güçlendirildiğini ve hava sahasının dikkatle izlendiğini duyurmuştur. Açıklamada ayrıca, Irak hava sahasının ihlaline karşı gerekli önlemlerin alındığı vurgulanmıştır.

Irak’ta İran’a destek gösterileri, 16 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
16 Haziran 2025 tarihinde ABD Başkanı Donald Trump, resmi sosyal medya hesabından İran’daki Amerikan vatandaşlarına ve diplomatik personele yönelik acil bir tahliye çağrısında bulunmuştur. Trump, Tahran'da bulunan tüm ABD vatandaşlarının “derhal ve gecikmeksizin” ülkeyi terk etmeleri gerektiğini ifade etmiş, bölgede güvenliğin sağlanamayacağı ve yeni saldırı ihtimallerinin bulunduğu uyarısında bulunmuştur.
Bu çağrının hemen ardından ABD Dışişleri Bakanlığı, Tahran’daki büyükelçilik ve konsolosluk personeline yönelik tahliye prosedürünü başlatmış ve acil durum iletişim kanallarını devreye almıştır. Aynı gün içerisinde ABD’nin İran’daki diplomatik temsilcilikleri faaliyetlerini askıya aldıklarını bildirmiştir. Amerikan vatandaşlarına, kara yolları ve üçüncü ülkeler aracılığıyla İran’dan ayrılmaları için yönlendirme yapılmıştır.
Trump’ın yaptığı açıklamalarda, İran’ın nükleer faaliyetlerine karşı yürütülen mevcut baskı stratejisinin devam edeceği belirtilmiştir. ABD Başkanı, İran’ın son saldırı dalgasıyla “kendi izolasyonunu derinleştirdiğini” söylemiş; uluslararası toplumun bu duruma sessiz kalmaması gerektiğini ifade etmiştir. ABD Dışişleri Bakanlığı kaynakları, İran'a yönelik yeni ekonomik yaptırımların gündeme alındığını ve bu konuda G7 ülkeleriyle temas hâlinde olunduğunu açıklamıştır.
Bu kapsamda, Washington yönetiminin İran’ın füze ve İHA kapasitesine doğrudan katkı sunduğu iddia edilen firmalar ve teknoloji transfer zincirlerine karşı uluslararası bir yaptırım paketi hazırladığına dair bilgiler kamuoyuna yansımıştır. ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), bu yaptırımların İran Devrim Muhafızları’na lojistik destek sağlayan şirketleri de kapsayacak şekilde genişletilebileceğini bildirmiştir.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 16 Haziran akşamı düzenlediği basın toplantısında, İran’ın füze saldırılarına karşı İsrail’in tüm askerî kapasitesini kullanmaya hazır olduğunu açıklamıştır. Netanyahu, İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’e doğrudan hitaben, “Ne gerekiyorsa yapacağız.” demiş ve İran’ın nükleer programından sorumlu üst düzey isimlere yönelik daha fazla operasyonun gündeme gelebileceğini ima etmiştir.

İran'ın misilleme saldırısında hasar alan Bat Yam'da incelemelerde bulunan Netanyahu, 15 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
Aynı açıklamada, İsrail’in istihbarat kaynakları tarafından yürütülen takip ve hedefleme çalışmalarının sürdüğü bildirilmiştir. Netanyahu, İsrail’in ulusal güvenliği tehdit altındayken hiçbir diplomatik baskının kendilerini caydırmayacağını da belirtmiştir.
16 Haziran sabahı Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi, İran-İsrail krizine dair üçüncü olağanüstü toplantısını gerçekleştirmiştir. Toplantıya ABD Savunma Bakanı, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Genelkurmay Başkanı ve istihbarat direktörleri katılmıştır. Toplantı sonrası yapılan basın bilgilendirmesinde, bölgedeki Amerikan birliklerinin güvenliği için Doğu Akdeniz’de konuşlu deniz unsurlarının alarm seviyesinin yükseltildiği bildirilmiştir.
Aynı gün Pentagon, CENTCOM bünyesindeki birliklere “durumsal esneklik” yetkisi vermiş; İran ve çevresindeki bölgelerdeki ABD üslerine yönelik güvenlik seviyesinin artırıldığını açıklamıştır. Açıklamada ayrıca, ABD’nin bölgede bulunan müttefik ülkelerle koordinasyon hâlinde olduğu, özellikle İsrail, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan ile bilgi paylaşımının artırıldığı vurgulanmıştır.
17 Haziran 2025 tarihinde İran, İsrail’e yönelik yeni bir balistik füze saldırısı gerçekleştirmiştir. İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamaya göre, İran’dan yaklaşık 20 balistik füze ateşlenmiştir. Bu füzelerden en az ikisinin İsrail’in orta kesimlerine isabet ettiği belirtilmiştir. İsabet alan bölgelerin Tel Aviv’e bağlı Gush Dan ile Tel Aviv yakınlarındaki Herzilya kentleri olduğu açıklanmıştır. İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı, saldırılarda 10 kişinin hafif şekilde yaralandığını bildirmiştir. İsabet sonucu bazı binalarda yapısal hasar meydana geldiği aktarılmıştır. Saldırı esnasında alarmlar devreye sokulmuş, halk sığınaklara yönlendirilmiş ve İç Cephe Komutanlığı tarafından güvenlik protokolleri uygulanmıştır.

İran’ın yeni balistik füze saldırıları, 17 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
İran tarafından gerçekleştirilen saldırıların toplamında, 17 Haziran itibarıyla İsrail'deki can kaybının 8’e yükseldiği açıklanmıştır. Yaralı sayısının 300’ün üzerinde olduğu belirtilmiştir. Aynı şekilde, İsrail’in İran’a düzenlediği hava saldırılarında İran Genelkurmay Başkanı, Devrim Muhafızları Komutanı ve çok sayıda üst düzey komutan ile birlikte toplamda 224 sivilin öldüğü bildirilmiştir. İran’ın İsrail’e yönelik balistik füze saldırılarında ise 24 kişinin hayatını kaybettiği, 500’ü aşkın kişinin yaralandığı aktarılmıştır.
İsrail Hava Kuvvetleri 17 Haziran'da Tahran’ın kuzeyinde yer alan Enderzgu Bulvarı ile kuzeydoğusundaki İmam Hüseyin Üniversitesi çevresini hedef almıştır. Bu bölgelerde yoğun sivil nüfusun bulunduğu ifade edilmiştir. Saldırılar sırasında Tahran semalarında savaş uçaklarının görüldüğü ve patlama seslerinin duyulduğu belirtilmiştir.
İsrail, aynı zamanda İran’ın batısında yer alan bazı karadan karaya füze rampalarını ve radar sistemlerini hedef aldığını açıklamıştır. İsrail ordusunun açıklamasına göre, sabah saatlerinden itibaren İran’ın batısındaki askeri altyapıya yönelik istihbarata dayalı operasyonlar düzenlenmiştir. Bu saldırıların, İran’ın balistik kapasitesini sınırlandırmaya yönelik olduğu belirtilmiştir.
İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamalarda, Tahran’da uranyum zenginleştirme sürecinde kullanılan santrifüj üretim tesislerinin hedef alındığı ve bazı silah üretim altyapılarının da vurulduğu bildirilmiştir. Ayrıca, füze bileşenleri ile hava savunma sistemlerine ilişkin üretim yapan tesislerin hedeflendiği ve 50’den fazla savaş uçağının bu saldırılarda görev aldığı ifade edilmiştir.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, İran’ın başkentinde 10’dan fazla nükleer hedefin belirlendiğini ve İsrail savaş uçaklarının bu hedeflere yönelik operasyon düzenlediğini belirtmiştir. Katz ayrıca Fordo Nükleer Tesisi’nin yer aldığı Kum bölgesinin de hedefler arasında olduğunu ifade etmiştir.
İran devlet televizyonu, İsrail’in gerçekleştirdiği bu saldırılara karşılık olarak başkent Tahran'da yoğun şekilde hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini duyurmuştur. Tahran'da ilk kez savaş uçaklarının semalarda görüldüğü, şiddetli patlama seslerinin özellikle kentin batı yakasında duyulduğu belirtilmiştir. İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Abdurrahim Musevi, yaptığı açıklamada şimdiye kadar gerçekleştirilen operasyonların “caydırıcılık amaçlı” olduğunu, ancak ilerleyen süreçte “cezalandırıcı saldırıların” başlayacağını ifade etmiştir. Musevi, Tel Aviv ve Hayfa gibi yerleşimlerdeki sivillerin bölgeden ayrılması yönünde çağrıda bulunmuştur.
İran Devrim Muhafızları Ordusu, 17 Haziran günü yaptığı açıklamada “Gerçek Vaat 3” operasyonunun onuncu dalgası kapsamında İsrail’e yönelik yeni füze saldırıları gerçekleştirdiğini duyurmuştur. Açıklamada, misilleme saldırılarının özellikle İsrail’in hava üslerini hedef aldığı ve bu üslerin İsrail’in önceki saldırılarında kullanılan platformlar olduğu belirtilmiştir. Devrim Muhafızları, bu saldırıların süregelen, çok katmanlı ve kademeli şekilde devam edeceğini bildirmiştir.

İran'dan ateşlenen füzeler, Tel Aviv'den semalarında, 18 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
İran Silahlı Kuvvetleri aynı gün içerisinde Tel Aviv'deki Neve Tzedek bölgesi için tahliye çağrısı yayımlamıştır. Açıklamada, bu yerleşim biriminin hedef alınabileceği uyarısı yapılmış ve “işgalcilerin bu bölgeyi terk etmesi gerektiği” ifade edilmiştir.
İsrail, gece saatlerinde İran Devrim Muhafızları Ordusu Hatemü’l-Enbiya Merkezi Karargâhı Komutanı Tümgeneral Ali Şadımani’yi Tahran’daki bir hava saldırısında öldürdüğünü ileri sürmüştür. Tümgeneral Şadımani, sadece üç gün önce, 13 Haziran’da öldürülen General Gulam Ali Raşid’in yerine atanmıştır. Açıklamaya göre, söz konusu saldırı Tahran’ın merkezine yönelik gece yarısı gerçekleştirilen operasyonların bir parçasıdır.
İsrail Ordu Sözcüsü Effie Defrin, İran’ın batısından güçlerini ülkenin merkezine çekmeye başladığını ve bunun istihbarat birimleri tarafından tespit edildiğini belirtmiştir. Defrin, İsfahan bölgesinde konuşlanan İsrail savaş uçaklarının İran’ın merkezine yönelik saldırılarını sürdürdüğünü, yer altı füze üslerinin de bu operasyonlar kapsamında hedef alındığını aktarmıştır. Saldırılarda 12 yer altı füze rampasının hedeflendiği ileri sürülmüştür.

Times Meydanı’nda İran’a destek gösterisi, 17 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
İsrail Savunma Sanayii yetkilileri, İran’dan gelen balistik füzelerin büyük kısmının Arrow 2 ve Arrow 3 sistemleriyle durdurulduğunu, bazı durumlarda THAAD ve SM-3 sistemlerinin de kullanıldığını açıklamıştır. İsrail ordusunun yaptığı değerlendirmede, sadece 17 Haziran gecesi İran’dan atılan 10 ila 12 füzenin engellenmesine yönelik müdahalelerin maliyetinin yaklaşık 287 milyon dolara ulaştığı belirtilmiştir.
İsrail, ülke genelinde hava savunma sistemlerinin büyük bir baskı altında olduğunu bildirmiştir. Hava Kuvvetleri, Ölüdeniz bölgesinde doğudan gelen iki düşman İHA’yı etkisiz hale getirdiğini duyurmuştur. İsrail medyasında bu İHA’ların Ürdün hava sahasını kullanarak gelen İran menşeli hava araçları olduğu ileri sürülmüştür.
Tel Aviv ve çevresinde yeni prefabrik sığınakların inşasına başlanmıştır. İsrail Devlet Televizyonu KAN’ın haberine göre “Arbel” olarak adlandırılan bu sığınaklar, şarapnel ve patlama dalgalarına karşı dayanıklı olarak tasarlanmıştır. Projenin ilk aşamasının Tel Aviv çevresi ile Krayot bölgesini kapsadığı ve yaklaşık 14,2 milyon dolarlık bir bütçeye sahip olduğu bildirilmiştir.

İspanya'da İran’a destek gösterisi, 17 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
Birleşmiş Milletler (BM) yetkilileri, yaptıkları açıklamalarda taraflara “azami frenleme” çağrısı yapmışlardır. BM Genel Sekreteri Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, Orta Doğu’daki askeri tırmanışın derin endişe verici olduğunu belirtmiş ve İsrail-İran çatışmasındaki şiddetin artmasının durdurulması gerektiğini ifade etmiştir. BM Suriye Özel Temsilci Yardımcısı Najat Rochdi de Suriye’de düzenlenen Güvenlik Konseyi toplantısında, İsrail’in saldırılarıyla başlayan çatışmanın Orta Doğu’nun geneli için istikrarsızlık riski yarattığını belirtmiştir.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada çatışmalarda çocuklar da dahil olmak üzere sivillerin yaşamını yitirdiğini ve bu durumun son derece kaygı verici olduğunu ifade etmiştir.
İran’ın BM Daimi Temsilcisi Said İravani, BM Güvenlik Konseyi’nde yaptığı açıklamada İsrail’in saldırılarına ABD’nin “yeşil ışık” yaktığını iddia etmiştir. İravani, İsrail’in saldırganlığının Batılı ülkelerce örtbas edildiğini ve İran’ın bu saldırılar karşısında kendini savunma hakkına sahip olduğunu ifade etmiştir. İravani ayrıca, Başkan Trump’ın sivillerin Tahran’dan tahliyesi çağrısının kasıtlı olarak sivil nüfusu hedef alan bir politika izleniminin göstergesi olduğunu ileri sürmüştür.
ABD Başkanı Donald Trump, 17 Haziran 2025 tarihinde Truth Social üzerinden yaptığı açıklamalarda İran’a yönelik çeşitli değerlendirmelerde bulunmuştur. İran’ın mevcut çatışma sürecinde “bu savaşı kazanamayacağı” yönünde ifadeler kullanmış ve İran yönetiminin müzakere masasına oturması gerektiğini belirtmiştir. Aynı açıklamada İran’ın iç kamu düzeni ve karar alma mekanizmalarına ilişkin yorumlar yer almıştır.
Trump, aynı gün içerisinde yayımladığı başka bir açıklamada İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’i doğrudan hedef alan bir açıklamada bulunmuştur. Hamaney’in yerinin belirlendiğini, istihbarat servislerinin sürekli takipte olduğunu ve bu aşamada doğrudan bir eyleme başvurulmayacağını belirtmiştir. “Onu ortadan kaldırmayacağız, en azından şimdilik.” şeklindeki ifadeler kamuoyuna yansımıştır.
Trump, paylaşım dizisinin devamında ABD’nin İran hava sahasında “tam gözetim sağladığını” ve bölgedeki hareketliliği izlediğini ifade etmiştir. Pentagon’dan yapılan dolaylı açıklamalarda, bu tür operasyonlara ilişkin doğrudan teyit verilmemiş ancak bölgedeki askeri varlığın devam ettiği ve savunma alarm seviyesinin yüksek tutulduğu belirtilmiştir. Açıklamalarda ayrıca, ABD donanmasının Hürmüz Boğazı çevresindeki konuşlanmalarına dair bilgi verilmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, 17 Haziran 2025 tarihinde İsrail-İran gerilimini değerlendirmek üzere Beyaz Saray Durum Odası’nda ulusal güvenlik ekibiyle bir araya gelmiştir. Toplantı, Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt tarafından duyurulmuş ve basına kapalı şekilde gerçekleştirilmiştir. Görüşmede İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası ABD müdahalesi de gündeme alınmıştır.

ABD Başkanı Trump'ın, ulusal güvenlik ekibiyle bir araya geldiği Durum Odası'ndan bir görüntü, 17 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
İsrail’in saldırılarında hedef alınan nükleer tesislerin derin yapıları, 17 Haziran itibarıyla askeri ve teknik tartışmaların merkezine yerleşmiştir. Fordo Nükleer Tesisi, Kum eyaletinde bir dağın derinliklerinde konumlanmış olup, geçmişte ABD'nin ve İsrail'in "en güçlendirilmiş hedeflerinden biri" olarak tanımlanmıştır. Bu bağlamda, GBU-57 A/B sınıfı hassas güdümlü sığınak avcısı bombaların, söz konusu tesise yönelik kullanılabileceği ileri sürülmüştür. Bu mühimmatların yaklaşık 13.600 kilogram ağırlığında olduğu, patlamadan önce yaklaşık 60 metrelik derinliğe ulaşabildiği ve “sertleştirilmiş” yer altı yapılarına karşı tasarlandığı bildirilmektedir.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ise 13 Haziran’da Natanz Nükleer Tesisi’ne düzenlenen saldırının ardından elde edilen uydu görüntüleriyle yeni teknik bulgular yayımlamıştır. UAEA'nın açıklamasına göre, uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sürdürüldüğü yer altı bölümlerde yapısal hasar tespit edilmiştir. Ajansın daha önceki açıklamalarında yer altı bölümde doğrudan fiziksel hasar olmadığı ifade edilmiş olmasına rağmen; yeni bulgular bu beyanları güncellemiştir.
İsrail ordusu, 18 Haziran 2025 tarihinde Tahran merkezli olmak üzere İran’ın farklı noktalarına yönelik yeni bir hava saldırı dalgası başlatmıştır. Bu kapsamda 50’den fazla savaş uçağıyla Tahran’daki uranyum zenginleştirme faaliyetleriyle bağlantılı santrifüj üretim tesislerinin ve askeri altyapıların hedef alındığı açıklanmıştır. İsrail ordusu, saldırıların nükleer silah üretimini engelleme amacını taşıdığını belirtmiştir. Ayrıca İran’ın karadan karaya füze üretim tesisleri, füze montaj üsleri ve hava savunma sistemleri ekipmanı üretim merkezleri de hedef alınmıştır.

Tahran’da şiddetli bir patlamanın ardından çıkan yangın, 17 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
Aynı gün Celile bölgesinde tespit edilen doğudan gelen bir İHA’ya karşı İsrail hava kuvvetleri tarafından müdahale gerçekleştirilmiştir. Ordunun açıklamasına göre, 13 Haziran’dan bu yana İran’da 1100’den fazla hedef vurulmuştur. Ayrıca İran’a ait olduğu bildirilen ve İsrail İHA’larını hedef alan 5 helikopterin de imha edildiği belirtilmiştir.
İran’ın Elburz, Tahran ve İsfahan eyaletlerinde gerçekleştirilen iç güvenlik operasyonlarında İsrail ajanları tarafından kullanıldığı değerlendirilen toplam 14 insansız hava aracı (İHA) tespit edilerek imha edilmiştir. İran Polis Sözcüsü Said Muntazerulmehdi, intihar amaçlı İHA, dron ve patlayıcı malzeme üretimi yapan atölyelerin kapatıldığını açıklamıştır. Ayrıca, Elburz eyaletinde kamikaze dron ve teknik parçalar taşıyan bir kamyonetin ele geçirildiği bildirilmiş; olayla bağlantılı bir kişinin gözaltına alındığı duyurulmuştur.
Tahran eyaletinin Pişva bölgesinde de kamikaze İHA üretim atölyesi bulunduğu ve burada 15 İHA ele geçirildiği belirtilmiştir. Bu iki ayrı operasyonda toplam 23 İHA’ya el konulmuş, iki kişi tutuklanarak adli mercilere sevk edilmiştir. Ayrıca Hemedan’da bir insansız hava aracının düşürüldüğü, enkazının savunma otoritelerine teslim edildiği açıklanmıştır.
İran devlet televizyonu, İsrail’e ait olduğu ileri sürülen bir Hermes 900 tipi SİHA’nın İsfahan’ın doğusunda düşürüldüğünü duyurmuştur. Söz konusu hava aracının üzerinde sekiz adet gelişmiş füze bulunduğu belirtilmiştir. İsrail ordusu ise söz konusu İHA’nın İran hava sahasında karadan havaya füzeyle vurulduğunu ve düşen aracın veri güvenliği açısından risk teşkil etmediğini açıklamıştır.
İran lideri Ayetullah Ali Hamaney, 18 Haziran 2025 tarihinde yayımladığı açıklamada, İsrail’e karşı doğrudan müzakere seçeneğinin gündemlerinde olmadığını belirtmiş ve “Siyonistlerle asla pazarlık yapmayacağız” ifadesini kullanmıştır. Hamaney, ABD’nin bölgedeki müdahalesinin “Washington açısından telafisi olmayan hasarlara yol açacağını” da açıklamıştır. Açıklamasında, İsrail’in saldırılarının İran halkının kararlılığını etkileyemeyeceğini ifade etmiştir.

İran lideri Ayetullah Ali Hamaney - (Anadolu Ajansı)
Aynı gün İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami de kamuoyuna yaptığı açıklamada, İsrail saldırılarında hedef alınan nükleer tesislerin durumunun iyi olduğunu ve nükleer altyapının korunmaya devam ettiğini beyan etmiştir. İslami, uranyum zenginleştirme faaliyetlerinin sürdüğünü, sahadaki uzmanların görevlerinin başında olduğunu ve nükleer güvenliğin tehdit altında olmadığını vurgulamıştır.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) tarafından yayımlanan raporların “İsrail’e saldırı gerekçesi üretme amacı taşıdığını” ileri sürmüştür. Kenani, UAEA’nın İran’a ilişkin raporlarının siyasi saiklerle şekillendiğini savunmuş ve İran’ın nükleer programının barışçıl olduğunu yinelemiştir. Sözcü ayrıca, UAEA’nın İsrail’in saldırılarına dair sessizliğini eleştirmiştir.
Buna paralel olarak, İran’ın BM Daimi Temsilciliği de bir bildiri yayımlayarak, UAEA’nın raporlarının zamanlamasına dikkat çekmiş ve ajansın teknik değil politik gerekçelerle hareket ettiğini öne sürmüştür. Bu açıklamada, İran’ın nükleer faaliyetlerinin uluslararası denetim altında sürdüğü ve her türlü iddianın temelsiz olduğu ifade edilmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), 18 Haziran 2025 tarihinde İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını kınayan ve bölgesel barışa tehdit oluşturan çatışma ortamına karşı uluslararası toplumun acil önlemler alması gerektiğini bildiren bir karar almıştır. Söz konusu karar 18 Haziran 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Kararda, tüm taraflara itidal çağrısı yapılmış, nükleer tesislerin hedef alınmasının küresel güvenliği tehlikeye attığı vurgulanmış ve BM ile Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na daha etkin bir müdahale çağrısı yapılmıştır. Türkiye, karar metninde bölgede çatışmanın daha fazla yayılmaması için diplomatik girişimlerini sürdüreceğini belirtmiştir. Karar, tüm siyasi partilerin ortak mutabakatı ile kabul edilmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, 18 Haziran 2025 tarihinde Beyaz Saray’ın bahçesinde gerçekleştirilen bir etkinlikte basın mensuplarının sorularını yanıtlamıştır. İran’a yönelik olası bir saldırı kararı hakkında, “Yapabilirim de yapmayabilirim de. Kimse ne yapacağımı bilmiyor.” ifadelerini kullanmıştır. İran’ın nükleer tesislerine yönelik bir operasyonun gündemde olup olmadığı sorusuna karşılık, “Bunu söyleyemem, değil mi?” demiştir.
Trump, İran’ın kendileriyle müzakere etmek istediğini, ancak artık çok geç olduğunu dile getirmiştir. Aynı açıklamada İran’ın Beyaz Saray’a gelmek istediğini, ancak bu teklifin reddedildiğini belirtmiştir. Bu görüşme taleplerine rağmen, Trump daha sonra “Müzakere için hiçbir zaman çok geç değildir.” şeklinde bir ifadeyle sürecin açık olduğunu da kaydetmiştir.
Trump ayrıca İran’ın mevcut durumda savunmasız olduğunu ve hava savunma sistemlerinin yetersiz kaldığını iddia etmiştir. ABD’nin İran’ın hava sahasında tam gözetim sağladığını belirten Trump, İsrail Başbakanı Netanyahu ile her gün görüştüğünü ve “devam etmesini” söylediğini ifade etmiştir. Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in kendisine arabuluculuk teklifinde bulunduğunu ancak bunu reddettiğini belirtmiştir.
Aynı gün Oval Ofis’te yapılan bir kabul töreninde ise İran’ın nükleer silaha sahip olmasına yalnızca birkaç hafta kaldığını, ancak hedeflerinin sadece ateşkes değil, “nükleer silahlardan arındırılmış bir zafer” olduğunu ifade etmiştir. Orta Doğu’daki bir çatışmaya doğrudan dahil olmak istemediğini beyan eden Trump, “Ne yapacağım konusunda fikirlerim var ama henüz nihai kararımı vermedim. Kararımı son saniyeye bırakacağım.” açıklamasını yapmıştır.

Los Angeles'te düzenlenen İran'la savaşa hayır protestosu, 18 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
18 Haziran 2025 tarihinde ABD’nin Los Angeles kentinde, İsrail ve İran arasında yaşanan çatışmalı sürece ilişkin geniş çaplı protestolar düzenlenmiştir.
19 Haziran 2025 sabahı İran Devrim Muhafızları Ordusu, “Sadık Vaat 3” adlı operasyonun 15. dalgası kapsamında İsrail’in Tel Aviv ve Hayfa kentlerindeki askeri hedeflere yönelik yeni bir saldırı başlatmıştır. Açıklamaya göre operasyon, 100’ün üzerinde kamikaze insansız hava aracı (İHA) ve çok sayıda füzenin eş zamanlı şekilde ateşlenmesini kapsamaktadır. Saldırıların, özellikle İsrail’in füze savunma sistemlerini hedef almak amacıyla düzenlendiği belirtilmiştir.

İran'ın, İsrail'in saldırılarına misilleme olarak fırlattığı füzelerden bir kısmının isabet ettiği Ramat Gan kentinde hasar alan bir bina, 19 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
İran’ın fırlattığı füzeler ve İHA’lar sonucunda başkent Tel Aviv, Ramat Gan ve Holon’da çeşitli binalar doğrudan isabet almıştır. Güneydeki Birüssebi (Berşeva) kentinde ise Soroka Hastanesi yerleşkesine bir füzenin düştüğü kaydedilmiştir. İsrail acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı, bu saldırılarda 3’ü ağır olmak üzere toplam 65 kişinin yaralandığını açıklamıştır. İsrail basını, son saldırı dalgasında 271 kişinin yaralandığını, bunlardan 4’ünün durumunun ağır olduğunu aktarmıştır.
İsrail polis sözcülüğü, Birüssebi kentinde bir füzenin otoparka isabet ettiğini, burada bulunan çok sayıda aracın yandığını ve enkaz alanında çukur oluştuğunu bildirmiştir. Hava savunma sistemlerinin bir füzeyi engelleyememesi üzerine olayın araştırıldığı açıklanmıştır. İsrail’in kuzey bölgeleri, özellikle Hayfa çevresinde de sirenler çalmış, sivil halktan sığınaklara geçmeleri istenmiştir.
İran Devrim Muhafızları kaynakları, Tel Aviv’deki savunma sanayiine ait tesisler ve Hayfa’daki askeri altyapılar ile istihbarat noktalarının hedef alındığını, ayrıca bir füzenin Gav-Yam Teknoloji Parkı’ndaki İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) komuta ve istihbarat kampına isabet ettiğini duyurmuştur. Aynı saldırılar sırasında Ramat Gan bölgesindeki bazı binalarda ciddi hasar meydana geldiği ve vurulan yapılar arasında Tel Aviv'deki İsrail Borsası binasının da bulunduğu belirtilmiştir.
İran’ın füze saldırılarına yanıt olarak, İsrail ordusu gece saatlerinden itibaren İran’ın çeşitli kentlerine yönelik geniş çaplı hava operasyonları düzenlemiştir. İsrail Hava Kuvvetleri'ne ait 60’tan fazla savaş uçağı ile 120 mühimmat kullanılarak Tahran, Geylan, Gülistan ve Doğu Azerbaycan eyaletlerindeki askeri hedefler vurulmuştur.
İsrail ordusu açıklamasında, hedef alınan yerler arasında füze motoru ve bileşenlerinin üretildiği merkezler ile nükleer silah araştırma merkezlerinin bulunduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda, 2011 yılında Muhsin Fahrizade tarafından kurulan SEPAND adlı ileri teknoloji askeri araştırma merkezinin ve İran’ın nükleer silah projesine katkı sunduğu öne sürülen başka araştırma kuruluşlarının hedef alındığı aktarılmıştır. İsrail, aynı zamanda İran'ın batısında bulunan füze fırlatma ve depolama tesislerine yönelik hava saldırısı düzenlediğini duyurmuştur. Söz konusu saldırılarda İran askerlerinin de hedef alındığı ifade edilmiştir.
Doğu Azerbaycan eyaletinin Bostan Abad bölgesindeki askeri birliğe düzenlenen saldırı sonucunda Devrim Muhafızları Ordusuna bağlı 3 askerin hayatını kaybettiği bildirilmiştir. Gülistan eyaletinin Gürgan kentinde hava savunma sistemlerinin devreye girdiği, Geylan eyaletine bağlı Reşt kentinde ise 4 büyük patlama meydana geldiği kaydedilmiştir.
İsrail, sabah saatlerinde İran’ın Arak kentinde yer alan Arak Ağır Su Nükleer Tesisi’ni (Şehid Hondab Reaktörü) hedef almıştır. İran Atom Enerjisi Kurumu, bu saldırıda can kaybı ya da yaralanma olmadığını, daha önce alınan güvenlik önlemleri sayesinde sivil nüfusun zarar görmediğini açıklamıştır. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), söz konusu tesisin çalışır durumda olmadığını ve nükleer madde içermediğini belirtmiştir. UAEA’nın sosyal medya açıklamasına göre, olayın radyasyon sızıntısı yönünden bir etkisinin bulunmadığı bildirilmiştir.
İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Abdurrahim Musevi, 19 Haziran tarihinde Devrim Muhafızları Hava-Uzay Kuvvetleri’ne ait bir füze üssünü ziyaret etmiştir. Devlet televizyonu aracılığıyla yaptığı açıklamada Musevi, “Siyonist rejime ait her türlü hedefe durmaksızın saldırı düzenleneceğini” ve önlerinde hiçbir sınırlama bulunmadığını ifade etmiştir. Musevi, İran’ın askeri reflekslerinin süreceğini belirtmiştir.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın Hamaney’e yönelik suikast çağrısını destekleyen bir açıklamada bulunmuş ve İsrail ordusuna “İran’da hiç kimsenin dokunulmazlığı olmadığı” talimatını verdiğini belirtmiştir. Netanyahu, İsrail’in İran rejimini devirmeyi hedeflemediğini ancak nükleer programını bertaraf etmeye kararlı olduğunu vurgulamıştır. Katz da Hamaney’in “bedelini ödeyeceğini” ve sabahki saldırının “savaş suçu” olduğunu savunmuştur.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ise, İsrail vatandaşlarına askeri ve istihbarat tesislerinden uzak durmaları çağrısında bulunmuş ve Soroka Hastanesi’ne yönelik saldırının, bu tesisin Gazze’de görev yapan askerlerin tedavi merkezi olduğunu gerekçe göstererek meşru hedef olduğunu ifade etmiştir.
İsrail Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, ABD ve Almanya’dan gönderilen ekipman ve malzeme yüklü 14 yeni askeri kargo uçağının 19 Haziran günü İsrail’e ulaştığı bildirilmiştir. Bu sevkiyatın, 13 Haziran’da başlayan operasyonlara lojistik destek sağlamak üzere hava ve deniz köprüleri kapsamında gerçekleştirildiği kaydedilmiştir.
19 Haziran tarihinde Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik olası bir saldırı kararını iki hafta içinde vereceğini açıklamıştır. Leavitt, Trump’ın diplomasiye öncelik verdiğini ancak İran’ın müzakerelere oturmaması halinde diğer seçenekleri de değerlendireceğini belirtmiştir.
Trump yönetiminin, İran’ın nükleer silah sahibi olmasına kesinlikle karşı olduğu ve olası bir anlaşmanın “sıfır uranyum zenginleştirme” ilkesi temelinde şekillenmesi gerektiği ifade edilmiştir. ABD Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un İranlı muhataplarla doğrudan temaslarının sürdüğü bildirilmiştir.
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, İran ve İsrail arasında tırmanan karşılıklı saldırıların siviller üzerindeki etkilerine dikkat çekmiş ve taraflara “uluslararası insancıl hukuka tam saygı” çağrısı yapmıştır. Saldırıların tıbbi altyapıya, sivil yerleşimlere ve kamu hizmetlerine zarar verdiğini vurgulamıştır. Türk, ayrıca İran’da 224 kişinin, İsrail’de ise 24 kişinin hayatını kaybettiğini; 840’tan fazla kişinin yaralandığını ve başkent Tahran’da yoğun tahliyelerin sürdüğünü bildirmiştir. BM Sözcüsü Stephane Dujarric ise, çatışmaların kitlesel göç dalgalarına neden olabileceği uyarısında bulunmuş ve taraflara itidal ve diplomasi çağrısı yapmıştır.
19 Haziran günü İsrail Ordusu Sansür Şefi Tuğgeneral Kobi Mandelblit, İran’ın saldırılarında vurulan yerlerin görüntülerine ilişkin olarak yayın öncesi sansür uygulamasını devreye aldıklarını duyurmuştur. Mandelblit, bu kararın İsrail basını ve uluslararası medya organlarını kapsadığını belirtmiş ve yayınların sansür biriminden onay alınmadan yapılmasının "devlet güvenliğine zarar" anlamına geleceğini ifade etmiştir.
20 Haziran 2025 sabahı İran’dan ateşlenen bir füze, İsrail’in güneyindeki Birüssebi (Berşeva) kentine isabet etmiştir. Olayın ardından bölgede saldırı alarmları çalmış, İsrail ordusu isabet alınan noktaya acil müdahale ekiplerini yönlendirmiştir. İsrail polis sözcülüğü, bomba imha uzmanlarının da bölgeye sevk edildiğini ve olay yerinde inceleme yürütüldüğünü açıklamıştır. Yerel kaynaklara göre füze, yerleşim bölgesindeki bir otoparka düşmüş, çarpma etkisiyle çukur oluşmuş ve çok sayıda araç alev almıştır.
İsrail acil yardım servisi, saldırıda ilk belirlemelere göre 6 kişinin hafif yaralandığını bildirmiştir. Sosyal medya platformlarında yayımlanan görüntülerde, füzenin isabet ettiği noktada yangın çıktığı ve siyah dumanların yükseldiği gözlemlenmiştir. Haaretz gazetesine göre, füzenin durdurulamamasıyla ilgili hava savunma sistemlerinde yaşanan zafiyetin araştırıldığı belirtilmiştir.
İran Devrim Muhafızları Komutanlığı, 20 Haziran’da yayımladığı açıklamada, başkent Tahran’ın güneyindeki Şehri Rey ilçesi üzerinde uçan bir kamikaze insansız hava aracının (İHA) ve Tahran Petrol Rafinerisi çevresinde tespit edilen bir mini İHA’nın etkisiz hale getirildiğini bildirmiştir. Düşürülen araçların İsrail’e ait olduğu ve savunma sistemleri tarafından durdurulduğu kaydedilmiştir.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın İran’a destek açıklamalarına karşılık olarak sosyal medya üzerinden açıklama yapmıştır. Katz, geçmişte eski Hizbullah liderlerine düzenlenen suikastlara atıfta bulunarak, Kasım’ın da seleflerinin akıbetinden ders çıkarmadığını ifade etmiştir. Açıklamasında, Hizbullah’ın İran’ın talimatıyla İsrail’e tehdit oluşturduğunu öne süren Katz, İsrail’in kendisini tehdit eden gruplara karşı artık sabır göstermeyeceğini belirtmiş ve Hizbullah’ın çatışmalara dahil olması halinde “yok edileceğini” savunmuştur.
20 Haziran 2025 tarihli açıklamalarda önceki çatışma günlerine ilişkin toplam kayıplar yeniden teyit edilmiştir. İran kaynaklarına göre, İsrail’in 13 Haziran’da başlattığı saldırılarda en az 224 kişi hayatını kaybetmiş, 1277’den fazla kişi yaralanmıştır. İran tarafının İsrail’e yönelik balistik füze misillemelerinde ise İsrail’de 25 kişi ölmüş, 500’ün üzerinde kişi yaralanmıştır.
21 Haziran 2025 tarihinde İsrail ordusu, İran'ın çeşitli kentlerine yönelik hava saldırılarını sürdürmüştür. Yapılan resmi açıklamaya göre, İran’ın güneybatısındaki Ahvaz, Dezful ve Mahşehr şehirleri, İsrail tarafından savaş uçaklarıyla hedef alınmıştır. Bu saldırılarda radar sistemleri, balistik füze rampaları ve askeri altyapı unsurlarının vurulduğu açıklanmıştır. Ahvaz'daki hedeflere 50'den fazla bomba atıldığı, özellikle askeri üslerin ve füze stoklarının hedef alındığı bildirilmiştir.
Dezful’daki 4. Hava Üssü’nün doğrudan vurulduğu belirtilmiş; bu bölgelerde şiddetli patlama seslerinin halk tarafından hissedildiği aktarılmıştır. Aynı gün İsfahan'ın Necefabad ilçesinde altı kişinin öldüğü; ölenlerin arasında askerlerin de bulunduğu açıklanmıştır. İran ordusu, Loristan eyaletindeki Hürremabad kentinde düzenlenen saldırıda Devrim Muhafızlarına mensup beş askerin hayatını kaybettiğini duyurmuştur.
İsrail, 21 Haziran günü düzenlediği hava operasyonları çerçevesinde İran Devrim Muhafızlarına bağlı üst düzey bazı komutanları hedef aldığını duyurmuştur. Buna göre, Kudüs Gücü komutanlarından Said İzadi’nin Kum kentinde bir operasyonla öldürüldüğü öne sürülmüştür. İzadi’nin Hamas ve diğer Filistinli gruplarla İran adına koordinasyon sağladığı ileri sürülmüştür.
Ayrıca, İran Devrim Muhafızları İHA tümen komutanı Emin Pur Cudaki'nin de İsrail tarafından düzenlenen hava saldırısıyla öldürüldüğü iddia edilmiştir. Cudaki’nin, İran’ın güneybatısından İsrail’e yönelik İHA saldırılarını yönettiği belirtilmiştir. İsrail ordu sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, bu operasyonların İran’ın insansız hava araçları komuta zincirini hedef aldığı ifade edilmiştir.
21 Haziran’da İran, İsrail’in kuzeyindeki Beyt Şan kentine İran üretimi Şahid-136 tipi bir İHA ile saldırı gerçekleştirmiştir. Bu saldırı sonucunda iki katlı bir binaya isabet eden İHA hasara yol açmıştır ancak can kaybı veya yaralanma yaşanmamıştır. İsrail ordusu, bu olayın 13 Haziran’dan bu yana İran’dan fırlatılan İHA’lar arasında hedefe isabet eden ilk saldırı olduğunu iddia etmiştir.

İran'ın İsrail'e füze saldırısı, 21 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
İran ayrıca Tel Aviv ve Hayfa kentlerindeki 14 stratejik askeri noktanın füzelerle vurulduğunu duyurmuştur. İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Ali Muhammed Nayini, saldırılarda İsrail Savunma Bakanlığı’na bağlı bir yapay zeka şirketi binası ve Hayfa’daki Yelken Kulesi’nin hedef alındığını bildirmiştir. Kullanılan uzun menzilli füzenin Kadir-F olduğu açıklanmıştır.
İran Sağlık Bakanlığı, İsrail saldırılarında üç hastane ve altı ambulansın hedef alındığını açıklamıştır. Saldırılar sırasında bir kadın doğum uzmanı ve bir çocuk doktorunun yaralılara yardım ederken vurulduğu bildirilmiştir. Sağlık Bakanı Muhammed Rıza Zaferkendi, bu saldırıların uluslararası insani hukuka aykırı olduğunu vurgulamıştır.
İsrail’in İran’ın Kum kentindeki Salariye Mahallesi’ne düzenlediği hava saldırısında ise sivil bir bina vurulmuş, 16 yaşındaki bir çocuk hayatını kaybetmiş ve iki kişi yaralanmıştır. Tahran'daki hastanelerde halen çok sayıda yaralının tedavisinin sürdüğü, İsrail saldırılarında şu ana kadar hayatını kaybedenlerin sayısının 430’a, yaralı sayısının ise 3.500’e ulaştığı bildirilmiştir.
21 Haziran itibarıyla İran’ın Buşehr kentinde İsrail’e istihbarat desteği verdiği öne sürülen 9 kişi gözaltına alınmıştır. Emniyet yetkilileri, bu kişilerin kamuoyunu provoke etmeye çalıştığını ve psikolojik güvenliği hedef aldığını ifade etmiştir. Aynı gün Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi tarafından yapılan açıklamada, İsrail ile doğrudan veya dolaylı ilişki kuran kişilerin 22 Haziran’a kadar yetkililere teslim olmaları çağrısı yapılmış, aksi durumda bu kişilerin “beşinci kol” olarak değerlendirileceği bildirilmiştir.
İsrail tarafında ise İran’ın saldırılarına dair sansür politikaları tartışma konusu olmuştur. İsrail Ordusu Sansür Birimi tarafından yayımlanan acil emirle, İran tarafından vurulan yerlere dair haberlerin sansürlenmesi talep edilmiştir. İsrail Başsavcısı Gali Baharav-Miara, bu kararın yasal dayanaklarını sorgulamış ve basın özgürlüğüyle çeliştiğine dair bakanlıklardan açıklama istemiştir.

İran-İsrail arasındaki karşılıklı saldırıları gösteren infografik, 20 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nı (UAEA), İsrail saldırılarına sessiz kaldığı gerekçesiyle eleştirmiş ve denetimlerine güvenmediklerini açıklamıştır. İsrail’in saldırdığı tesislerin UAEA tarafından kayıtlı olduğunu belirten İslami, bu saldırıların Ajans tarafından kınanmadığı takdirde İran’ın nükleer programını daha hızlı sürdüreceğini belirtmiştir.
Öte yandan, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in danışmanı Ali Laricani, UAEA Başkanı Grossi’ye yönelik olarak “Savaş bitince hesabını göreceğiz” ifadelerini kullanmıştır.
22 Haziran 2025 sabah erken saatlerinde, Amerika Birleşik Devletleri tarafından İran topraklarındaki üç nükleer tesise yönelik kapsamlı bir hava saldırısı gerçekleştirilmiştir. Operasyonun gece yarısı ile sabah arasında bir zaman diliminde planlandığı ve saldırının eşzamanlı olarak üç ayrı hedefe yönlendirildiği açıklanmıştır. ABD Başkanı Donald Trump, saldırının Başkanlık kararıyla Pentagon ve ABD Merkez Komutanlığı'nın doğrudan koordinasyonunda yürütüldüğünü bildirmiştir.
ABD hava kuvvetleri tarafından hedef alınan nükleer tesisler, İran'ın nükleer programındaki üç ana merkez olan Fordo, Natanz ve İsfahan’da yer almaktadır. Fordo tesisi, yeraltı korunaklı yapısıyla öne çıkmakta olup Kum kentine bağlı bir bölgede konumlanmıştır. Natanz tesisi, zenginleştirme faaliyetleriyle tanınmakta, İsfahan’da ise uranyum dönüştürme ve diğer nükleer altyapılar yer almaktadır. İran yerel makamları, bu üç bölgedeki saldırıların doğruluğunu teyit etmiş; Kum Valiliği, Fordo tesisinin saldırıya uğradığını doğrularken, İsfahan Vali Yardımcısı Ekber Salihi de Natanz ve İsfahan çevresinde saldırılar meydana geldiğini beyan etmiştir.
Saldırıda kullanılan silah sistemleri hakkında resmi detay verilmemekle birlikte, ABD basınında yer alan değerlendirmelerde operasyonun çeşitli hipersonik seyir füzeleri, güdümlü mühimmatlar ve insansız hava araçları (İHA) ile desteklendiği aktarılmıştır. Ayrıca askeri kaynaklara göre, operasyonun yürütülmesinde B-2 Spirit tipi hayalet bombardıman uçaklarının da görev aldığı iddia edilmiştir. Saldırı anlarında İran hava savunma sistemlerinin aktif hâle getirildiği, bazı bölgelerde kısa süreli karşı önlemlerin devreye sokulduğu bildirilmiştir.
ABD’nin saldırılarında öncelikli hedefin İran’ın nükleer üretim kapasitesini etkisiz hâle getirmek olduğu ifade edilmiştir. Hedef alınan alanlarda, zenginleştirme tesislerinin yeraltı korunaklarına rağmen bazı yapısal hasarlar meydana geldiği belirtilmiştir. Tahribatın boyutu, özellikle Natanz ve Fordo’daki yerleşkelerdeki altyapı sistemlerine odaklanmıştır. İran devlet medyası ise saldırılardan önce bu tesislerdeki nükleer malzemelerin tahliye edildiğini ve personelin başka yerlere kaydırıldığını ileri sürmüştür.
Ayrıca Fordo’daki termal ısı görüntülerinin ve uydu gözlemlerinin, yapısal hasara dair sınırlı fakat doğrulanabilir bulgular sunduğu ifade edilmiştir.Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, Fordo, Natanz ve İsfahan’da bulunan üç İran nükleer tesisine yönelik hava saldırısının tamamlandığını duyurmuştur. Açıklamaya göre, operasyon savaş uçakları ve denizaltılardan fırlatılan seyir füzeleriyle gerçekleştirilmiştir. Fordo tesisi altı adet sığınak delici mühimmatla hedef alınırken, Natanz ve İsfahan tesisleri 30 Tomahawk füzesiyle vurulmuştur.
ABD Başkanı Trump, saldırının ardından yaptığı açıklamada operasyonun İran’ın nükleer kapasitesine karşı “meşru bir önleyici tedbir” olduğunu belirtmiştir. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise bu saldırıların, ABD’nin İsrail saldırılarının arkasındaki ana aktör olduğunu açık biçimde ortaya koyduğunu beyan etmiştir. Pezeşkiyan, “ABD'nin saldırıları Siyonist rejimin İran'a tek başına saldıracak kapasiteye sahip olmadığını göstermektedir,” ifadesini kullanmıştır.
İran Dışişleri Bakanlığı ise saldırıları uluslararası hukukun açık ihlali olarak değerlendirmiştir. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ise bölgede yapılan radyasyon ölçümlerine ilişkin yaptığı açıklamada, saldırılar sonrası üye ülkelerdeki radyolojik göstergelerin teknik olarak güvenli sınırlarda kaldığını bildirmiştir.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 22 Haziran 2025 tarihinde Tahran’da düzenlenen kabine toplantısında yaptığı açıklamada, ABD'nin İran’daki üç nükleer tesise düzenlediği hava saldırısını ele almıştır. Pezeşkiyan, bu saldırıların, ABD’nin İsrail’in askeri operasyonlarına doğrudan destek verdiğini gösterdiğini ifade etmiştir. ABD’nin başlangıçta çatışmalardaki rolünü gizlemeye çalıştığını belirten Pezeşkiyan, bu tutumun İran Silahlı Kuvvetlerinin tepkisi ve İsrail tarafının yetersizliği karşısında değiştiğini ileri sürmüştür.
Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, İran Silahlı Kuvvetleri tarafından İsrail’e yönelik düzenlenen füze saldırılarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunmuştur. İran’ın sabah saatlerinde gerçekleştirdiği operasyonun, ABD’nin bölgedeki saldırgan politikalarına karşılık verildiğini belirtmiştir. Pezeşkiyan, İsrail’in İran’a tek başına saldıracak kapasiteye veya siyasi cesarete sahip olmadığını ifade ederek, yürütülen misilleme eylemlerinin yalnızca İsrail’e değil, bu operasyonlara dolaylı destek sağlayan aktörlere de bir yanıt niteliği taşıdığını vurgulamıştır.
İran’da bölgesel yönetimler düzeyinde yapılan açıklamalarda, üç nükleer tesisin hedef alındığı doğrulanmıştır. Fordo nükleer tesisinin bağlı bulunduğu Kum kentinin valilik kaynakları, bu tesisin saldırıya uğradığını belirtmiştir. Aynı şekilde, İsfahan Vali Yardımcısı Ekber Salihi, İsfahan ile Natanz’daki tesislerin çevresinde de saldırılar meydana geldiğini açıklamıştır. Salihi, bu bölgelerde hasar tespit çalışmalarının başlatıldığını ve detaylı bilgilerin daha sonra kamuoyuyla paylaşılacağını ifade etmiştir.
22 Haziran 2025 sabah saatlerinde İran tarafından İsrail’in kuzey ve merkez bölgelerine yönelik kapsamlı bir füze saldırısı düzenlenmiştir. İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yürütülen operasyonda, toplamda 87 balistik füze fırlatılmıştır. Saldırılar, sabah saat 07.20 ile 08.10 arasında gerçekleşmiş ve çeşitli seriler hâlinde art arda atışlar yapılmıştır. Hedef alınan noktalar arasında Tel Aviv’in batı kesimleri ve Hayfa kenti öne çıkmıştır. İran kaynakları, saldırıda kısa menzilli taktik füzelerin yanı sıra orta menzilli stratejik kapasiteye sahip balistik füze sistemlerinin de kullanıldığını açıklamıştır.

İran'ın, İsrail'in saldırılarına misilleme olarak fırlattığı füzelerden biri, Tel Aviv'in Ramat Aviv semtine isabet etti, 22 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
İran’ın füze saldırılarında Hayfa’daki askeri ve lojistik liman altyapısında hasar meydana gelmiştir. Liman tesislerinin bir bölümünde yangın çıktığı bildirilmiş, bölgeye itfaiye ve güvenlik birimleri sevk edilmiştir. Tel Aviv’in batı mahallelerinde ise füze parçalarının isabet ettiği çeşitli yerleşim birimlerinde hasar oluşmuştur. İsrail makamları, saldırılarda bazı konutların ve ticari yapıların zarar gördüğünü açıklamış; altyapı hizmetlerinde yer yer kesintiler yaşanmıştır. Görgü tanıkları, saldırıların ardından bazı bölgelerde yoğun duman bulutlarının oluştuğunu ve sivil halkın sığınaklara yönlendirildiğini aktarmıştır.
İsrail Sağlık Bakanlığı, İran saldırılarında 45 kişinin yaralandığını ve bu kişilerden 11’inin durumu ağır olarak kaydedildiğini duyurmuştur. Yaralılar arasında Tel Aviv'deki sivil yerleşim bölgelerinde bulunanların yanı sıra Hayfa’daki liman personelinin de bulunduğu bildirilmiştir. Acil müdahale ekipleri saldırı sonrası kısa sürede olay yerlerine ulaşmış; ambulans ve kurtarma personeli, yaralılara ilk müdahaleyi gerçekleştirmiştir. İsrail İç Güvenlik Birimleri, bazı bölgelerde sivil tahliye prosedürlerini devreye sokmuştur. Saldırının ardından hastanelerde alarm düzeyine geçilmiş, Tel Aviv ve Hayfa’daki sağlık merkezlerinde acil servisler tam kapasiteyle hizmet vermeye başlamıştır.
İran Devrim Muhafızları, 22 Haziran'daki saldırılarda "Hayberşıken" adlı yeni bir balistik füze sistemini ilk kez operasyonel olarak kullandıklarını açıklamıştır. Bu füzenin önceki sistemlerden farklı olarak gelişmiş yönlendirme teknolojilerine sahip olduğu, yüksek manevra kabiliyeti ve zırh delici başlık yapısıyla öne çıktığı belirtilmiştir. İran kaynakları, Hayberşıken’in konvansiyonel harp başlığı taşıdığını ve 1.400 kilometreye kadar menzil kapasitesine sahip olduğunu bildirmiştir. Füzenin isabet oranının yüksekliği ve radar tespitinden kaçınma kabiliyetleri nedeniyle operasyonel etkinliğinin arttığı vurgulanmıştır. İsrail tarafı, bu füze türüne ait mühimmatın Tel Aviv çevresinde bazı bölgelerde tespit edildiğini doğrulamıştır.
İsrail Silahlı Kuvvetleri, 22 Haziran 2025 sabahı İran’ın farklı bölgelerinde bulunan askeri hedeflere yönelik misilleme saldırıları gerçekleştirmiştir. Operasyon kapsamında öncelikli olarak Kum kentinin güneydoğusunda, Dezful kent merkezinin kuzeybatısında ve İsfahan il sınırları içerisinde yer alan bazı askeri mevziler hedef alınmıştır. İsrail kaynakları, saldırıların İran tarafından gerçekleştirilen füze atışlarının yapıldığı bölgeleri ve bu bölgelerde bulunan komuta unsurlarını hedef aldığını belirtmiştir. Hedef alınan noktalarda askeri iletişim tesisleri, hava savunma sistemleri ve radar donanımları yer almıştır.
İsrail Ordusu’nun yürüttüğü hava operasyonlarında, İran Devrim Muhafızları’na ait bazı mobil balistik füze rampalarının etkisiz hâle getirildiği açıklanmıştır. İsrail İstihbarat birimleri tarafından önceden tespit edilen bu rampaların, 22 Haziran sabahı Tel Aviv ve Hayfa’ya yönelik düzenlenen saldırılarda kullanıldığı değerlendirilmiştir. Rampaların yer tespitinin, uydu ve sinyal istihbaratı yoluyla yapıldığı bildirilmiş, operasyonun GPS güdümlü mühimmatlar kullanılarak gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Söz konusu hedeflerin İsfahan çevresinde yoğunlaştığı ve saldırı sonrası bölgede patlama seslerinin duyulduğu aktarılmıştır.
İsrail Hava Kuvvetleri, Kum kentinin dış bölgesinde bulunan bir askeri kışlayı hedef almıştır. Saldırı, sabah saatlerinde gerçekleştirilmiş ve çok sayıda hava aracı ile desteklenmiştir. Kışlada konuşlu olduğu belirtilen Devrim Muhafızları unsurlarının konumu hedeflenmiş, yapıların bir kısmı kullanılamaz hâle gelmiştir. İran devlet medyasında yer alan ilk bilgilerde, saldırının ardından yangın çıktığı ve çevre hastanelere yaralı personel sevk edildiği ifade edilmiştir. Olay yerine İran Sivil Savunma ekiplerinin yönlendirildiği ve kışlada tahliye işlemlerinin başlatıldığı belirtilmiştir.
İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Sözcüsü Daniel Hagari, 22 Haziran günü düzenlediği basın toplantısında, İran’ın gerçekleştirdiği füze saldırılarına karşılık olarak meşru müdafaa kapsamında operasyon yürütüldüğünü açıklamıştır. Hagari, “İsrail topraklarına yönelen her türlü tehdit, hedefin kaynağına doğrudan yanıt verilecek şekilde bertaraf edilmektedir” ifadesini kullanmıştır. Saldırıların İran’ın füze altyapısını zayıflatmaya yönelik olduğunu belirten Hagari, operasyonların sınırlı fakat etkili olduğunu, hedeflerin istihbarata dayalı olarak seçildiğini vurgulamıştır. Ayrıca, ilerleyen günlerde yeni tehditlerin belirlenmesi hâlinde ek operasyonların planlandığı bilgisini de kamuoyuyla paylaşmıştır.

İran'ın, İsrail'in saldırılarına misilleme olarak fırlattığı füzelerden biri, Tel Aviv'in Ramat Aviv semtine isabet etti, 22 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
22 Haziran 2025 tarihinde Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) tarafından yapılan açıklamada, ABD'nin İran’daki nükleer tesislere yönelik düzenlediği saldırıların ardından bölgede yürütülen radyasyon izleme çalışmalarının sonuçları kamuoyuna duyurulmuştur. Riyad merkezli olarak yayımlanan yazılı açıklamada, KİK üyesi ülkelerde çevresel ve radyolojik parametrelerin düzenli olarak izlendiği ve bu kapsamda bölgesel düzeyde bir güvenlik değerlendirmesi yapıldığı belirtilmiştir. Ölçümlerin, saldırı sonrası özellikle Basra Körfezi’ne kıyısı olan ülkelerin topraklarında yoğunlaştırıldığı ifade edilmiştir.
KİK tarafından yayımlanan değerlendirme raporuna göre, ABD’nin İran’daki Fordo, Natanz ve İsfahan tesislerine yönelik saldırılarından sonra yapılan radyasyon ölçümlerinde, tüm üye ülkelerdeki değerlerin teknik olarak izin verilen sınırlar içinde seyrettiği belirlenmiştir. Açıklamada, bu bulguların uluslararası nükleer güvenlik normlarına uygun olduğu ve radyolojik tehdit oluşturacak bir sızıntının tespit edilmediği bildirilmiştir. KİK yetkilileri, bu bulguların çeşitli bağımsız teknik ekipler ve radyasyon izleme merkezleri tarafından doğrulandığını da kamuoyuna açıklamıştır.
Körfez İşbirliği Konseyi, radyolojik tehdit ihtimaline karşı önleyici tedbirlerin bölgede sürdürüldüğünü bildirmiştir. Açıklamada, özellikle hassas bölgelerde çevresel izleme istasyonlarının faaliyetlerini artırdığı, havadan ve yerden numune alma işlemlerinin sıklaştırıldığı kaydedilmiştir. Halk sağlığının korunması amacıyla belirli bölgelerde tıbbi tarama birimleri hazır durumda bekletilmekte; gerekli olması durumunda uygulanacak tahliye planlarının güncellendiği ifade edilmiştir. KİK ayrıca, radyasyon ölçümlerine ilişkin verilerin günlük olarak güncellenip ilgili sağlık otoriteleriyle paylaşıldığını vurgulamıştır.
22 Haziran 2025 sabah saatlerinden itibaren İsrail Sivil Havacılık Otoritesi tarafından ülke hava sahasında geçici kısıtlamalar yürürlüğe konulmuştur. Tel Aviv Ben Gurion Havalimanı başta olmak üzere ülke genelindeki tüm uluslararası ve yerel havaalanlarında uçuşlar askıya alınmıştır. Uçuş yasağına ilişkin karar, İran’dan fırlatılan füzelerin ardından ikinci bir duyuruya kadar geçerli olacak şekilde uygulanmaya başlanmıştır. İsrail Savunma Bakanlığı, hava sahasının kapatılmasının yalnızca sivil uçuşları kapsadığını, askeri hava trafiğinin operasyonel olarak sürdüğünü belirtmiştir.
İsrail İç Güvenlik Bakanlığı, saldırıların ardından ülkedeki tüm eğitim kurumlarının geçici olarak tatil edildiğini duyurmuştur. Karar, özellikle Tel Aviv, Hayfa, Aşkelon, Netanya ve Kudüs bölgelerinde uygulanmış; anaokullarından üniversitelere kadar tüm eğitim düzeylerini kapsamıştır. Aynı zamanda kalabalık kamusal toplantılar, sosyal etkinlikler ve gösteriler yasaklanmış; açık alanlardaki toplanmalara yönelik güvenlik önlemleri artırılmıştır. Sokağa çıkma yasağı ilan edilmemekle birlikte, yurttaşlara evlerinden çıkmamaları yönünde uyarı yapılmıştır.
İsrail Dışişleri Bakanlığı, çatışma ortamı nedeniyle yurtdışında bulunan vatandaşlarının güvenli biçimde ülkeye dönmesini sağlamak amacıyla özel bir tahliye programı başlatıldığını açıklamıştır. Özellikle Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya ülkelerinde bulunan İsrail vatandaşlarının taleplerine göre dönüş uçuşları organize edilmeye başlanmıştır.
İsrail’in farklı şehirlerinde, ABD Başkanı Donald Trump’a destek mahiyetinde çeşitli kamusal girişimlerde bulunulmuştur. Tel Aviv ve Batı Kudüs'teki bazı meydan ve ana caddelerde, Trump’a teşekkür mesajları içeren pankartlar ve afişler yerleştirilmiştir. Bu girişimlerin, sivil gruplar ve bazı yerel yönetim yetkilileri tarafından organize edildiği açıklanmıştır.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD’nin hava saldırılarının İran’ın güvenlik algısını kökten değiştirdiğini ve diplomatik süreçleri derinden etkilediğini belirtmiştir. Erakçi, saldırının ABD ile sürdürülmesi planlanan müzakereleri zora soktuğunu ve “diplomasiye açık bir ihanet” olarak görüldüğünü ifade etmiştir. İran Devrim Muhafızları Komutanlığı tarafından yayımlanan açıklamada ise ABD ve İsrail’in koordineli şekilde ülkenin nükleer altyapısına yönelik bir saldırı gerçekleştirdiği bildirilmiş, bu eylemin Birleşmiş Milletler Şartı ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması gibi uluslararası normları ihlal ettiği vurgulanmıştır. Devrim Muhafızları, İran’a saldıran tüm güçlerin “pişman olacakları karşılıklarla” yüzleşmeye hazır olması gerektiğini belirtmiştir. Aynı açıklamada, saldırıya katılan uçakların uçuş rotalarının tespit edildiği ve bölgede konuşlu ABD üslerinin kırılganlık taşıdığı da öne sürülmüştür.
ABD Başkanı Donald Trump, operasyonu “İran’ın nükleer programına karşı başarılı bir müdahale” olarak tanımlamış ve saldırının ardından Beyaz Saray’dan halka seslenmiştir. Trump, İran'ın üç nükleer tesisine yapılan saldırının “kilit nükleer zenginleştirme kapasitesini yok ettiğini” açıklamıştır. Ayrıca bu müdahalenin İran’a barışa yönelme çağrısı niteliği taşıdığını ve misilleme durumunda daha büyük bir karşılık verileceğini bildirmiştir.
Buna karşın, Kongre'de geniş bir tartışma başlamıştır. Demokrat Parti üyeleri Başkan Trump’ın saldırı kararını Kongre onayı olmadan almasını eleştirmiş, bunun anayasal olmayan bir askeri eylem olduğunu ileri sürmüşlerdir. Temsilciler Meclisi Üyesi Alexandria Ocasio-Cortez, kararın “azil için gerekçe teşkil ettiğini” ifade ederken, Senatör Bernie Sanders ve diğer bazı Cumhuriyetçi vekiller de saldırının Kongre onayı olmadan gerçekleştirilmesini eleştirmiştir. Demokrat Senatör Tim Kaine, 16 Haziran’da sunduğu “Savaş Yetkileri Kararı” tasarısıyla bu tür tek taraflı askeri adımların önüne geçilmesini talep etmiştir.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, ABD’nin İran’daki üç nükleer tesise yönelik saldırısından “derin endişe” duyduğunu açıklamıştır. Guterres, saldırının bölgedeki mevcut gerginliği tehlikeli biçimde artırdığını ve uluslararası barış ile güvenliğe doğrudan tehdit oluşturduğunu belirtmiştir. BM Güvenlik Konseyi'ne gönderilen resmi mektupta, İran'ın daimi temsilcisi Amir Said İravani, saldırının acilen incelenmesi ve kınanması çağrısında bulunmuş, ABD'nin eylemini uluslararası hukuka aykırı ve UAEA gözetiminde gerçekleşmiş bir ihlal olarak tanımlamıştır.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ise saldırı sonrasında yaptığı açıklamada, Fordo dahil olmak üzere hedef alınan nükleer tesislerde dış çevrede radyasyon seviyelerinde bir artış tespit edilmediğini bildirmiştir. Ajans Başkanı Rafael Grossi, durumu değerlendirmek üzere UAEA Yönetim Kurulu’nun olağanüstü toplantı düzenleyeceğini duyurmuştur.
Avrupa ülkeleri, ABD’nin İran’daki nükleer tesislere yönelik saldırılarına dair farklı tonlarda açıklamalar yapmıştır. Almanya, ABD ve İsrail’in bir an önce müzakerelere başlaması gerektiğini ve diplomatik çözüm arayışlarının öne çıkarılması gerektiğini vurgulamıştır. Fransa, saldırıya ilişkin endişelerini ifade etmiş, saldırının planlanması ve icrasına katılmadıklarını bildirmiştir. İngiltere, İran’ın nükleer silah geliştirmesinin kabul edilemez olduğunu, bu tehdidi azaltmak için ABD’nin harekete geçtiğini belirtmiştir. İtalya, saldırının ardından bölgesel gerilimin azalmasını temenni ettiğini ve nükleer silah üretiminin tüm bölge için tehlike oluşturduğunu açıklamıştır. İspanya, Orta Doğu’daki çözümün ancak diplomasi ve müzakereden geçtiğini ifade etmiştir. Avusturya ve Finlandiya da benzer şekilde tüm tarafları müzakere masasına dönmeye ve çatışmaların tırmanmasından kaçınmaya çağırmıştır.
Suudi Arabistan, saldırıyı kınayarak bölgesel istikrar için siyasi çözüm çağrısı yapmıştır. Birleşik Arap Emirlikleri, tansiyonun acilen düşürülmesi gerektiğini belirtmiş ve gerginliğin tırmanmasından duyulan derin endişeyi dile getirmiştir. Kuveyt, İran’daki nükleer tesislerin hedef alınmasının bölge ve dünya için ciddi tehdit oluşturduğunu ifade etmiştir. Umman, saldırıların Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın ciddi bir ihlali olduğunu bildirmiştir. Katar, saldırıların hem bölgesel hem de küresel düzeyde felaket sonuçlara yol açabileceğini ifade etmiştir. Mısır, bölgesel ve küresel güvenliği tehdit eden bu tür tırmanmaların kabul edilemez olduğunu belirtmiş ve siyasi çözümün zorunluluğuna işaret etmiştir. Irak ve Lübnan, nükleer tesislerin vurulmasının bölgesel güvenlik ve istikrarı tehdit ettiğini vurgulamıştır. Pakistan, saldırıyı kınamış ve İran’ın BM Şartı’na göre kendini savunma hakkı bulunduğunu dile getirmiştir. Türkiye ise saldırının muhtemel sonuçlarından derin endişe duyduğunu açıklamıştır.
Rusya, ABD Başkanı Trump’ın barışçıl bir lider olarak göreve gelip kısa sürede yeni bir savaşı başlattığını belirterek saldırıları eleştirmiştir. Çin, ABD’nin İran’daki denetim altındaki nükleer tesislere yönelik saldırılarını şiddetle kınamış ve uluslararası denetim düzenine zarar verildiğini ifade etmiştir. Hindistan, Orta Doğu’daki gerilim nedeniyle endişeli olduğunu bildirmiş ve tüm taraflara gerilimi düşürme çağrısı yapmıştır.
Latin Amerika ülkelerinden Şili, Küba, Venezuela, Kolombiya ve Bolivya, ABD’nin saldırılarını doğrudan kınamıştır. Küba, saldırıların Birleşmiş Milletler Şartı ve uluslararası hukuk açısından ciddi ihlaller barındırdığını belirtmiştir. Venezuela, bombardımanı kesin ve kararlı şekilde kınadığını açıklarken; Kolombiya, tek taraflı güç kullanımının uluslararası barışı tehdit ettiğini ifade etmiştir. Birleşmiş Milletler, ABD’nin İran’daki nükleer tesislere karşı güç kullanımından duyulan derin endişeyi bildirmiştir. Avrupa Birliği ise İran’ın nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini vurgulayarak diplomatik çözüme başvurulması çağrısında bulunmuştur.
23 Haziran 2025 tarihinde İran, sabah saatlerinden itibaren art arda üç ayrı füze saldırısı gerçekleştirmiştir. İsrail’in orta ve kuzey kesimlerinde yaklaşık 40 dakika boyunca hava saldırısı sirenleri çalmıştır. İsrail Ordusu İç Cephe Komutanlığı, saldırının sona erdiğini ve sığınaklardan çıkılabileceğini açıklamıştır. Yerel basına göre üç farklı salvo atışında İran tarafından yaklaşık 15 füze fırlatılmıştır. Füze saldırılarının ardından başta Aşdod (Usdud) olmak üzere güneydeki bazı kentlerde isabetler kaydedilmiştir. İsrail elektrik şirketi, güneydeki stratejik bir elektrik santralinin yakınına düşen bir füzenin, sekiz bin hanelik bir bölgede elektrik kesintisine neden olduğunu bildirmiştir.

İsrail' de sığınakların çevresinde görev yapan güvenlik güçleri, 23 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
İsrail ordusu, aynı gün içinde İran’ın başkenti Tahran’a yönelik kapsamlı hava saldırıları düzenlemiştir. Hedef alınan noktalar arasında İran Devrim Muhafızları Ordusu karargâhı, Besic milis gücüne ait yapılar, Evin Hapishanesi ve Filistin Meydanı gibi sembolik alanlar bulunmaktadır. İsrail Ordu Sözcüsü Effie Defrin ve Savunma Bakanı Yisrael Katz, saldırıların güvenlik birimlerine yönelik gerçekleştirildiğini belirtmiştir. İsrail, daha önce de benzer bölgeleri hedef almıştı. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, sosyal medya hesabından Evin Hapishanesi’ne yapılan saldırının görüntülerini paylaşmıştır. Mizan Haber Ajansı, Evin Hapishanesi’nin saldırıda hasar aldığını doğrulamış; ancak olay yerinde herhangi bir karışıklık yaşanmadığını ve durumun kontrol altında olduğunu açıklamıştır.
İsrail ordusu, Fordo Nükleer Tesisi'ne giden yolların vurulduğunu ve hedefler arasında İran Devrim Muhafızları Ordusu’na ait Sarullah Karargâhı, Seyyid eş-Şüheda birlikleri ve Genel İstihbarat Merkezi’nin de yer aldığını bildirmiştir. İsrail ayrıca 13 Haziran’dan bu yana İran’ın çeşitli bölgelerinde altı havalimanını hedef aldığını, Tahran Mehrabad, Tebriz ve Meşhed havalimanlarının pistleri ile bazı savaş uçaklarının imha edildiğini açıklamıştır.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Mariano Grossi, İran'daki nükleer tesislerde oluşan hasarın henüz tam olarak değerlendirilemediğini; Fordo tesisinin yer altı yapılarında ciddi hasar oluşmuş olabileceğini belirtmiştir. Ayrıca İran'ın, UAEA ekiplerinin inceleme yapabilmesi için çatışmaların sona ermesi gerektiğini ilettiği aktarılmıştır.

İran-İsrail arasındaki karşılıklı saldırıları gösteren infografik, 23 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
İsrail polisi, Tel Aviv’de İran adına casusluk yaptıkları iddiasıyla iki kişiyi gözaltına almıştır. Şüphelilerin stratejik alanları ve siyasilerin evlerini görüntüleyerek İran birimlerine gönderdiği, karşılığında kripto para ile ödeme aldığı öne sürülmüştür. İsrail basını, 7 Ekim 2023’ten bu yana İran’a çalışan 35 kişinin gözaltına alındığını aktarmıştır.
İran tarafında ise Gilan eyaletinde 36 kişinin “düşmanla işbirliği” gerekçesiyle gözaltına alındığı, bu kişilerin askeri bölgeleri dron ile izledikleri ve çeşitli sabotaj faaliyetlerinde bulundukları bildirilmiştir. Ele geçirilen malzemeler arasında 20 adet akü, 15 haberleşme cihazı, 1 dron, 4 el yapımı bomba ve çeşitli elektronik cihazlar yer almaktadır. Tahran Emniyet Sözcülüğü de kuzeybatıdaki dağlık bölgede İHA kontrol ekipmanlarıyla birlikte iki kişinin daha gözaltına alındığını duyurmuştur.
23 Haziran 2025 tarihinde İran Silahlı Kuvvetleri, Katar’da yer alan El-Udeyd Hava Üssü’nü hedef alan kapsamlı bir füze saldırısı başlatmıştır. Operasyon, İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından “Fetih Müjdesi” ya da “Blessings of Victory” olarak adlandırılmıştır. Saldırının, ABD tarafından İran’ın Natanz, Fordow ve İsfahan nükleer tesislerine düzenlenen bombardımana karşılık olarak düzenlendiği belirtilmiştir. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi, saldırının ABD’nin attığı bomba sayısıyla orantılı şekilde gerçekleştirildiğini açıklamıştır. İran, üssün Katar’daki yerleşim yerlerinden uzak olması nedeniyle sivillerin zarar görmediğini bildirmiş; saldırının yalnızca ABD askeri varlığına karşı yapıldığını ve Katar halkını tehdit etmediğini ifade etmiştir.
El-Udeyd Hava Üssü, Katar’ın başkenti Doha yakınlarında konumlanmış olup, Orta Doğu’daki en büyük ABD askeri tesisidir. Yaklaşık 10.000 Amerikan askerinin görev yaptığı üs, ABD Merkez Komutanlığı’nın (CENTCOM) ileri karargâhı olarak da hizmet vermektedir. Tesis, 100’e yakın savaş uçağı ve insansız hava aracı kapasitesine sahiptir.
Katar Savunma Bakanlığı, İran’ın El-Udeyd üssüne düzenlediği füze saldırısını hava savunma sistemlerinin engellediğini açıklamıştır. Saldırıda herhangi bir can kaybı yaşanmadığı bildirilmiştir. Katar, İran tarafından saldırı öncesinde bilgilendirildiğini ve bu çerçevede üssün boşaltıldığını belirtmiştir.
Katar Dışişleri Bakanlığı, saldırıyı “egemenliğe açık bir ihlal” olarak nitelendirmiş ve “uluslararası hukuka uygun şekilde karşılık verme hakkını” saklı tuttuğunu ilan etmiştir. Doha yönetimi ayrıca ülkenin hava sahasını geçici süreyle kapatmış ve ABD ile Birleşik Krallık büyükelçilikleri vatandaşlarına sığınaklarda kalmaları yönünde çağrıda bulunmuştur.
Saldırının gerçekleştiği saatlerde ABD Başkanı Donald Trump’ın, Genelkurmay Başkanı Dan Caine ve Savunma Bakanı Pete Hegseth ile birlikte Beyaz Saray Kriz Odası’nda olduğu bildirilmiştir. ABD yönetimi, Katar’daki El-Udeyd Üssü’ne yönelik tehditleri önceden tespit ettiklerini ve durumu anlık olarak takip ettiklerini açıklamıştır.
24 Haziran'da sabaha karşı, İsrail ordusu İran topraklarında füze fırlatma hazırlığı yaptığı tespit edilen bazı rampalara yönelik hava saldırıları gerçekleştirdiğini bildirmiştir. Söz konusu saldırılar, ABD Başkanı Donald Trump’ın ilan ettiği ateşkesin yürürlüğe girmesinden dakikalar önce düzenlenmiştir. İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), hava kuvvetlerinin İran’da tespit edilen fırlatma sistemlerini hedef aldığını ve bu operasyonlara ilişkin görsel kayıtların paylaşıldığını duyurmuştur.
24 Haziran sabahında İran, İsrail’e yönelik beşinci dalga balistik füze saldırısını başlatmıştır. İsrail ordusu, bu saldırının sabah saatlerinde gerçekleştiğini ve füze savunma sistemlerinin devreye sokulduğunu açıklamıştır. Kuzey bölgelerinde hava saldırısı uyarı sirenleri çalmış, ülkenin çeşitli kesimlerinde alarm hali sürdürülmüştür.

İsrail'in güneyindeki Birüssebi kentinde arama-kurtarma çalışmaları, 24 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
İran’dan fırlatılan füzelerden birinin Birüssebi’deki yedi katlı bir binaya doğrudan isabet etmesi sonucunda dört kişi hayatını kaybetmiştir. İsrail’in acil yardım servisi Kızıl Davut Yıldızı, enkazda bir kişinin daha cansız bedenine ulaşıldığını bildirmiştir. Yaralı sayısı 22 olarak açıklanmış; bunlardan ikisinin durumu ciddi, diğerlerinin ise hafif yaralı olduğu aktarılmıştır. Füze saldırılarının ardından bölgede arama-kurtarma çalışmaları sürdürülmüş ve ölü sayısının artabileceği belirtilmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, İran ve İsrail arasında “tam ve eksiksiz” bir ateşkes sağlandığını duyurmuştur. Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada ateşkesin sabah saatlerinde yürürlüğe girdiğini belirterek taraflara çağrıda bulunmuş ve "lütfen ihlal etmeyin" ifadesini kullanmıştır. Ayrıca Trump, ateşkesin önce İran tarafından başlatılacağını, 12 saat sonra İsrail’in de resmi olarak ateşkese katılacağını belirtmiştir.
İsrail hükümeti, Trump tarafından duyurulan ateşkes teklifini kabul ettiğini açıklamıştır. Başbakan Binyamin Netanyahu’nun gece düzenlediği güvenlik toplantısında, İran’a yönelik askeri operasyonlarda tüm hedeflerin yerine getirildiği değerlendirilmiştir. Açıklamada, İran’daki nükleer silah ve füze programlarının yarattığı tehdidin bertaraf edildiği iddia etmiş ve İsrail’in ateşkese yönelik herhangi bir ihlale sert karşılık vereceği bildirilmiştir.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, mevcut durumda resmî bir ateşkes anlaşmasının söz konusu olmadığını belirtmiştir ancak, İsrail’in saldırılarını sabah saat 04.00’e kadar durdurması halinde İran’ın da misilleme yapmayacağını ifade etmiştir. Erakçi, savaşın başlatıcısının İsrail olduğunu vurgulamış ve nihai kararın daha sonra alınacağını bildirmiştir.
İsrail, İran’ın füze saldırıları nedeniyle kapattığı hava sahasını yaklaşık üç saatlik aradan sonra yeniden açmıştır. İsrail ordusu ayrıca, son füze saldırılarının ardından kuzey bölgelerdeki vatandaşların artık sığınaklarda kalmalarına gerek olmadığını bildirmiştir. Hava savunma sistemlerinin aktif olduğu, özellikle Hafya bölgesinde sirenlerin çaldığı bildirilmiştir
25 Haziran 2025 tarihinde İsrail ordusu, İran’dan gönderildiği öne sürülen iki insansız hava aracını (İHA) ülke sınırlarına varmadan etkisiz hale getirdiğini açıklamıştır. İsrail Ordu Radyosu, söz konusu İHA'ların, ateşkes yürürlüğe girmeden önce sabah saatlerinde İran tarafından fırlatılan balistik füzelerle eşzamanlı olarak gönderilmiş olabileceğini bildirmiştir.
İsrail istihbarat yetkilileri, İsrail’in 12 günlük saldırıları ve ABD’nin Fordo, Natanz ve İsfahan’daki İran nükleer tesislerine yönelik operasyonları sonucunda İran’ın nükleer programının tamamen yok edilemediği değerlendirmesini yapmıştır. Bu saldırıların, İran’ın nükleer faaliyetlerini yalnızca birkaç yıl geriye attığı belirtilmiştir. Ayrıca İsrail kaynakları, bu saldırıların İran’ın uranyum zenginleştirme girişimlerini yeniden başlatmasını caydırmayı amaçladığını ifade etmiştir.
İran’ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Emir Said İravani, BM Güvenlik Konseyi’nde yaptığı konuşmada, İsrail ve ABD’nin İran’ın nükleer programını sona erdirme yönündeki beklentilerinin başarısız olduğunu belirtmiştir. İravani, İran’ın barışçıl nükleer programına yönelik saldırıları kınamış ve “Bugün diplomasiye her zamankinden daha yakınız.” açıklamasında bulunmuştur. Ayrıca, İsrail’in Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na taraf olmadığını ve UAEA denetimlerinden kaçındığını vurgulamıştır.
ABD'nin BM Daimi Temsilciliği Geçici Maslahatgüzarı Dorothy Shea ise, İran’ın yükümlülüklerine uymadığına dair Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın raporlarını hatırlatarak, ABD’nin İran tehdidini görmezden gelmeyeceğini ifade etmiştir.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed bin Zayid Al Nahyan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile telefon görüşmeleri gerçekleştirmiştir. Bu görüşmelerde Pezeşkiyan, İran ile ABD arasındaki meseleleri uluslararası çerçevede çözmeye hazır olduklarını dile getirmiştir. Suudi Arabistan Veliaht Prensi bin Selman, ülkesinin İsrail’in İran’a yönelik eylemlerini başından beri kınadığını ifade etmiştir. Ayrıca, Suudi Arabistan ve diğer bölge ülkelerinin hava sahasını İran’a karşı hiçbir askeri operasyon için açmadığını ve açmayacağını vurgulamıştır.

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan İran'da meydanda toplanan vatandaşların arasında, 22 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Al Nahyan ise Pezeşkiyan'ın iyi komşuluk temelinde görüşme gerçekleştirmesinden memnuniyet duyduğunu belirtmiş, İran-Pakistan görüşmesinde ise Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, İsrail ve ABD’nin İran topraklarına yönelik saldırılarını kınamıştır.
ABD Başkanı Donald Trump, NATO Zirvesi için bulunduğu Lahey’de İran nükleer tesislerine yönelik saldırılara ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Trump, İran’a yönelik hava operasyonunu “mükemmel” olarak nitelendirmiştir. Ayrıca İsrail savaş uçaklarının ateşkesi ihlal ettikleri gerekçesiyle havalanmalarının ardından geri döndüğünü ve bunun kendi talimatıyla gerçekleştiğini açıklamıştır.

ABD Başkanı Donald Trump, 24 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
İsrail İç Cephe Komutanlığı, İran ile varılan ateşkesin ardından 13 Haziran’dan bu yana yürürlükte olan ülke çapındaki güvenlik kısıtlamalarının kaldırıldığını açıklamıştır. Bu kapsamda okullarda eğitim yeniden başlamış, işyerlerinde çalışma hayatına geri dönülmüş ve sanat, kültür ile spor alanındaki toplu etkinlikler üzerindeki yasaklar sona erdirilmiştir.
İsrail Ulaştırma Bakanı Miri Regev, İsrail hava sahasının açıldığını duyurmuş ve uluslararası havayolu şirketlerinin ülkeye dönüşünü teşvik edeceklerini belirtmiştir. Tel Aviv’deki Ben Gurion Havalimanı'nın çalışma saatlerinin uzatılması planlanmıştır.
Tahran’da halkın ateşkese yönelik tepkileri temkinli iyimserlik ile karışık bir şekilde yansımıştır. İranlı bazı vatandaşlar ateşkes kararını desteklediklerini belirtirken, kimileri ise İsrail’in tamamen ortadan kaldırılmadan gerçek bir ateşkes olamayacağını savunmuştur. İranlı akademisyen Leyla Çeşme, ateşkesin İsrail’in yıkılmasıyla mümkün olabileceğini dile getirmiştir. Tahran İnkılap Meydanı’nda düzenlenen gösterilerde İranlılar, ABD ve İsrail karşıtı sloganlar atarak zafer kutlamaları gerçekleştirmiştir.

İranlıların, Tahran'daki İnkılap Meydanı'nda ateşkes sonrası "ABD ve İsrail'e karşı zafer" kutlaması, 24 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Tümgeneral İsmail Kaani’nin, İsrail saldırılarında öldüğü yönündeki iddialara rağmen Tahran’daki gösterilere katıldığına dair görüntüler İran resmi haber ajansı tarafından yayımlanmıştır.

İranlıların, Tahran'daki İnkılap Meydanı'nda ateşkes sonrası "ABD ve İsrail'e karşı zafer" kutlaması, 24 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
İsrail’de İran’ın füze saldırıları sonucu oluşan maddi hasarlar için yaklaşık 39 bin tazminat başvurusu yapılmıştır. Bu başvuruların 30 bin 809’u bina hasarı, 3 bin 713’ü araç hasarı ve 4 bin 85’i ise ekipman zararına ilişkin olmuştur. Özellikle Tel Aviv ve Askalan kentlerinden yoğun başvuru yapıldığı bildirilmiştir.
İsrail Kanal 7 televizyonunun daha önceki raporlarına göre, İran füze saldırıları nedeniyle yaklaşık 10 bin 630 kişi evlerinden tahliye edilmiştir.
26 Haziran 2025 tarihinde İran lideri Ayetullah Ali Hamaney, devlet televizyonunda yayımlanan bir video mesajla kamuoyuna seslenmiştir. Bu mesaj, İsrail’in saldırılarının başlamasından bu yana Hamaney tarafından yayımlanan üçüncü video mesaj olmuştur. Hamaney, mesajında İsrail’e karşı elde edilen sonuçları “zafer” olarak nitelendirmiştir. Söz konusu açıklamada, İsrail’in İran’ın darbeleriyle neredeyse çökme noktasına geldiği ve yıkılma sürecine girdiği iddia edilmiştir.

İran lideri Ayetullah Ali Hamaney - (Anadolu Ajansı)
Hamaney, ABD’nin İsrail’i kurtarmak amacıyla doğrudan savaşa dahil olduğunu öne sürmüş ve ABD’nin İran’a yönelik gerçekleştirdiği nükleer tesis saldırısından hiçbir stratejik kazanç elde edemediğini belirtmiştir. ABD’nin Fordo, Natanz ve İsfahan’daki tesislere yönelik hava saldırısını uluslararası hukuk çerçevesinde yargılatacaklarını ifade ederek, saldırının uluslararası mahkemelerde hesabının sorulacağını açıklamıştır.
Hamaney ayrıca, İran’ın ABD’ye yönelik askeri misilleme gerçekleştirdiğini ve özellikle Katar’da bulunan El-Udeyd Hava Üssü’nü hedef aldıklarını belirtmiştir. Bu saldırıyı “önemli bir darbe” olarak tanımlayan Hamaney, İran’ın bundan sonraki süreçte de kendisine yönelik her türlü saldırıya ABD üslerini tekrar tekrar hedef alarak karşılık vereceğini vurgulamıştır. Açıklamalarında “İslam Cumhuriyeti kazandı ve Amerika’ya ağır bir tokat attı” ifadelerine yer vermiştir.
28 Haziran 2025 tarihinde Tahran’da, İsrail’in 13 Haziran 2025 tarihinden itibaren gerçekleştirdiği saldırılarda hayatını kaybeden İranlı üst düzey askeri yetkililer, nükleer bilim insanları ve siviller için toplu cenaze törenleri düzenlenmiştir. Törenler sabah saatlerinde Tahran Üniversitesi yerleşkesinde kılınan cenaze namazlarıyla başlamıştır. Törene İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan başta olmak üzere çok sayıda hükümet yetkilisi katılım göstermiştir.

İsrail’in saldırılarında hayatını kaybeden yetkililer ve bilim insanları için Tahran’da düzenlenen cenaze törenleri, 28 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
Cenaze alanında toplanan kalabalık, ellerinde İran bayrakları ve matem sembolü olan siyah bayraklarla dualar okumuş, mersiyeler söylemiş ve ABD ile İsrail karşıtı sloganlar atmıştır. Katılımcılar arasında, daha önce hayatını kaybettiği iddia edilen İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Tümgeneral İsmail Kaani ile eski Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Başkanı ve İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in Başdanışmanı Ali Şemhani’nin de yer aldığı bildirilmiştir.

İsrail’in saldırılarında hayatını kaybeden yetkililer ve bilim insanları için Tahran’da düzenlenen cenaze törenleri, 28 Haziran 2025 - (Anadolu Ajansı)
Tören sonrası cenazeler, İnkılap Meydanı’ndan Azadi Meydanı’na kadar halkın eşlik ettiği bir yürüyüşle taşınmıştır. Cenazelerin bir kısmı Tahran’da, diğerleri ise ülkenin farklı kentlerinde toprağa verilmiştir.
13 Haziran 2025'te İsrail'in "Yükselen Aslan Operasyonu" adıyla İran'ın nükleer ve askeri altyapısına geniş çaplı hava saldırıları düzenlemesiyle tansiyon tırmandı. Bu saldırılarda Natanz nükleer tesisi, Parchin askeri alanı ve Tahran'daki komuta yerleşimleri gibi kritik hedefler vuruldu; İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri ve Devrim Muhafızları Komutanı Hüseyin Selami gibi üst düzey yetkililer ile nükleer bilim insanları hayatlarını kaybetti. İsrail'in saldırılarına misilleme olarak İran, yüzlerce insansız hava aracı ve balistik füzelerle İsrail'deki Tel Aviv, Hayfa ve Dimona gibi şehirlere saldırılar gerçekleştirdi. Çatışmalar devam ederken ABD, İran'ın Fordo, Natanz ve İsfahan'daki nükleer tesislerine "Gece Yarısı Çekici" adını verdiği bir operasyonla hava saldırıları düzenlediğini duyurdu. ABD'nin bu saldırılarına karşılık olarak İran, 23 Haziran'da Katar'daki El-Udeyd Hava Üssü ve Irak'taki bazı ABD üslerine füze saldırıları düzenlediğini açıkladı. 24 Haziran'da ABD Başkanı Donald Trump, İsrail ile İran arasında ateşkes için uzlaşmaya varıldığını duyurdu.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"İsrail-İran Çatışması (2025)" maddesi için tartışma başlatın
13 Haziran 2025
Saldırının Zamanı ve Kapsamı
13 Haziran 2025
Hedef Alınan Tesisler ve Komuta Yapıları
13 Haziran 2025
Öldürülen ve Yaralanan Üst Düzey Yetkililer
13 Haziran 2025
Saldırının Sivil Etkileri
13 Haziran 2025
İran’ın Yanıtı ve Misilleme Süreci
13 Haziran 2025
İran’ın Balistik Füze Saldırıları (Karşı Saldırı Evresi)
13 Haziran 2025
Uluslararası Tepkiler ve Diplomatik Tartışmalar
13 Haziran 2025
Avrupa Üçlüsü (Almanya-Fransa-İngiltere) Müzakere Önerisi
13 Haziran 2025
Türkiye’nin Diplomatik Temasları ve Bölgesel Arabuluculuk Çabası
13 Haziran 2025
İran’ın Diplomatik Girişimleri
13 Haziran 2025
Çin’e Yönelik İsrail ve ABD Baskısı
13 Haziran 2025
Enerji Piyasaları ve Ekonomik Etkiler
13 Haziran 2025
ABD-İsrail Koordinasyonu ve Askeri Planlama
14 Haziran 2025
Hava Sahası ve Havacılık Güvenliği
14 Haziran 2025
İsrail’in Güvenlik ve Askeri Tedbirleri
14 Haziran 2025
İran-İsrail Gerginliğinin Arka Planı
14 Haziran 2025
İran ve İsrail'in Karşılıklı Askeri Hazırlıkları
16 Haziran 2025
14 Haziran Sonrası Yeni Askeri Hazırlıklar
16 Haziran 2025
Yeni Saldırılar ve Kayıplar (15 Haziran 2025)
16 Haziran 2025
İran-İsrail Çatışmasının Kronolojisi (13–15 Haziran 2025)
17 Haziran 2025
Füze Saldırıları, Karşı Operasyonlar ve Güvenlik Önlemleri (16 Haziran 2025)
17 Haziran 2025
ABD Başkanı Trump’ın Uyarıları ve Tahliye Çağrısı
17 Haziran 2025
Netanyahu’nun Hamaney’e Yönelik Açıklamaları
17 Haziran 2025
Pentagon ve Beyaz Saray’ın Kriz Yönetimi Toplantıları
17 Haziran 2025
İran’ın Yeni Saldırıları (17 Haziran 2025)
18 Haziran 2025
17 Haziran 2025'te Karşılıklı Saldırılar ve Güncel Durum
18 Haziran 2025
ABD Başkanı Trump’ın Açıklamaları ve Tehdit Değerlendirmesi
18 Haziran 2025
Nükleer Tesislerin Durumu
18 Haziran 2025
18 Haziran 2025 İtibariyle Güncel Durum
18 Haziran 2025
ABD Başkanı Trump’ın Yeni Açıklamaları
19 Haziran 2025
19 Haziran 2025 Gelişmeleri
20 Haziran 2025
20 Haziran 2025 Gelişmeleri
22 Haziran 2025
21 Haziran 2025 Gelişmeleri
22 Haziran 2025
22 Haziran 2025 Gelişmeleri
23 Haziran 2025
ABD'nin Saldırısına Yönelik Uluslararası Tepkiler ve Diplomatik Açıklamalar
23 Haziran 2025
23 Haziran 2025 Gelişmeleri
23 Haziran 2025
İran’ın ABD Askeri Üslerine Füze Saldırısı
24 Haziran 2025
24 Haziran 2025 Gelişmeleri
25 Haziran 2025
Ateşkesin Ardından Yaşanan Gelişmeler (24-25 Haziran 2025)
25 Haziran 2025
İran-İsrail Çatışması (2025) – 13-25 Haziran Tarihli Askeri ve Diplomatik Gelişmelerin Kronolojisi
26 Haziran 2025
İran Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in Açıklamaları
30 Haziran 2025
Tahran’da Düzenlenen Toplu Cenaze Törenleri (28 Haziran 2025)
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.