
İran–ABD Görüşmeleri (2026), İran İslam Cumhuriyeti ile Amerika Birleşik Devletleri arasında 6 Şubat 2026 tarihinde Umman’ın başkenti Maskat’ta başlayan ve Umman’ın arabuluculuğunda yürütülen dolaylı nükleer müzakerelerdir. Süreç, Maskat’ta gerçekleştirilen ilk tur temasların ardından 17 Şubat 2026’da Cenevre’de yapılan ikinci tur görüşmelerle devam etmiştir. Görüşmelerin üçüncü turu, 26 Şubat 2026 tarihinde Cenevre’de gerçekleştirilmiş ve teknik düzeyde görüşmelerin Viyana’da sürdürülmesi kararlaştırılmıştır.
Müzakereler, tarafların nükleer program, uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve yaptırımların kaldırılması başlıklarında karşılıklı pozisyonlarını ele aldığı çok aşamalı diplomatik temasları kapsamaktadır.
Görüşmeler, Haziran 2025’te İran ile İsrail arasında yaşanan ve ABD’nin de dahil olduğu askeri çatışmalar sonrasında kesintiye uğrayan nükleer diplomasi sürecinin yeniden başlatılması amacıyla şekillenmiştir. Süreç, ABD–İran geriliminin arttığı ve ABD'nin Orta Doğu'da askeri yığınak yaptığı bir dönemde yürütülmektedir.

Toplantı öncesi Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, İran Dışişleri Bakanı Erakçi ile bir arada, 6 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
2026 yılı başında planlanan İran–ABD görüşmeleri, 13 Haziran 2025’te İran ile İsrail arasında yaşanan ve 12 gün süren askeri çatışmaların ardından oluşan diplomatik ortam içerisinde şekillenmiştir. Bu çatışmalar sırasında İran’daki nükleer tesisler hedef alınmıştır ve bu gelişme, İran ile Batılı ülkeler arasında yürütülen nükleer müzakere sürecini fiilen kesintiye uğratmıştır.
Söz konusu döneme kadar İran ile ABD arasında beş tur dolaylı nükleer görüşme gerçekleştirilmiştir. Altıncı turun yapılması planlanırken, Haziran 2025’teki çatışmalar nedeniyle müzakereler askıya alınmıştır. Bu askeri gerilimin ardından, 2025 yılının ikinci yarısı boyunca İran ile ABD arasında doğrudan ya da dolaylı müzakere yapılmamış; taraflar yalnızca kamuoyu açıklamaları ve üçüncü ülkeler aracılığıyla mesaj iletmiştir.
2025 yılı sonu ile 2026 yılı başında İran genelinde ekonomik koşullar, enflasyon ve ulusal para biriminin hızlı değer kaybı nedeniyle protestolar başlamıştır. Protestolar kısa sürede birçok kente yayılmıştır. Güvenlik güçlerinin müdahaleleri sonucunda yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği, binlerce kişinin gözaltına alındığı belirtilmiştir.
İran yönetimi, protestolar sırasında internet erişimini kısıtlamış, güvenlik önlemlerini artırmış ve geniş çaplı güvenlik operasyonları yürütmüştür. Bu gelişmeler, İran ile ABD arasındaki diplomatik süreci doğrudan etkilemiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, protestolara yönelik müdahaleleri gerekçe göstererek İran’a karşı “çok güçlü askeri seçenekler” ifadesini kullanmış ve askeri müdahale ihtimalini açık biçimde dile getirmiştir.
Amerika Birleşik Devletleri yönetimi, 2026 yılı Ocak ve Şubat aylarında yaptığı açıklamalarda İran ile diplomatik temaslara açık olduğunu belirtmiştir. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran konusunda önceliğin diplomasi olduğunu ancak askeri seçeneklerin tamamen dışlanmadığını ifade etmiştir.
Leavitt, İran ile yapılması planlanan görüşmelerin belirlenen takvim çerçevesinde gerçekleştirilmesinin hedeflendiğini ve bu görüşmelerin İran’ın nükleer faaliyetlerine ilişkin endişeleri ele alacağını açıklamıştır.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise görüşmelerin yalnızca nükleer programla sınırlı olmaması gerektiğini belirtmiş; balistik füze programı, İran’ın bölgesel silahlı gruplara verdiği destek ve ülke içindeki gelişmelerin de gündeme alınması gerektiğini açıklamıştır.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, 2026 yılı Ocak ayı boyunca yaptığı açıklamalarda İran’ın diplomatik sürece kapalı olmadığını belirtmiştir. Ancak Erakçi, müzakerelerin tehdit, baskı veya dayatma altında yürütülemeyeceğini vurgulamıştır. İstanbul’da düzenlenen basın toplantısında şu ifadeleri kullanmıştır: “Hiçbir koşulda dayatma veya emir kabul etmeye niyetimiz yoktur.”
Erakçi başka bir açıklamasında, İran’ın “adil ve hakkaniyetli” olarak tanımladığı bir diplomatik sürece katılmaya hazır olduğunu ancak görüşmelerin formatı, yeri ve gündeminin önceden netleşmesi gerektiğini belirtmiştir.
İranlı yetkililer ayrıca, balistik füze programının ve savunma kapasitesinin müzakere konusu olmayacağını ifade etmiş; bu alanların İran’ın ulusal güvenliği kapsamında değerlendirildiğini açıklamıştır.
2026 yılı Ocak ayı itibarıyla İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında diplomatik temasların yeniden başlatılmasına yönelik girişimler hız kazanmıştır. Bu süreçte taraflar, nükleer program odaklı görüşmelerin yeniden başlatılması konusunda karşılıklı açıklamalarda bulunmuştur.
ABD Başkanı Donald Trump, Ocak ayı içerisinde yaptığı açıklamalarda İranlı yetkililerle temasların sürdüğünü belirtmiş ve görüşmelerin planlandığını ifade etmiştir. Trump, bu açıklamalarında görüşmelerin içeriğine ilişkin ayrıntı vermemiştir.
Görüşmelerin yeniden başlatılmasına yönelik ilk temaslarda, toplantıların Türkiye’de, İstanbul’da yapılması seçeneği gündeme gelmiştir. İstanbul’un taraflar açısından erişilebilir ve diplomatik temaslara uygun bir merkez olarak değerlendirildiği belirtilmiştir.
Bu aşamada görüşmelerin çok taraflı bir formatta gerçekleştirilmesi ve bazı bölge ülkelerinin sürece kolaylaştırıcı olarak dahil edilmesi ihtimali üzerinde durulmuştur. Ancak İstanbul seçeneği, görüşmelerin kapsamı ve formatı konusunda taraflar arasında ortaya çıkan görüş ayrılıkları nedeniyle kesinlik kazanmamıştır.
İran tarafı, görüşmelerin Umman’da yapılmasını ve sürecin yalnızca iki ülke arasında, ikili formatta yürütülmesini talep etmiştir. İranlı yetkililer, bu talebin gerekçesi olarak önceki nükleer müzakerelerin Umman’da yürütülmüş olmasını ve bu görüşmelerin yalnızca nükleer dosyaya odaklanmasını göstermiştir. İran, görüşmelerin gündeminin yalnızca nükleer programla sınırlı olması gerektiğini ve balistik füze programı ile savunma kapasitesinin müzakere dışı tutulmasını istemiştir.
ABD yönetimi, İran’ın görüşmeleri yalnızca nükleer programla sınırlama talebine karşı çıkmıştır. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, görüşmelerin İran’ın balistik füze programı, bölgesel silahlı gruplara verdiği destek ve ülke içindeki gelişmeleri de kapsaması gerektiğini açıklamıştır.
Rubio, söz konusu görüşmelerin, Umman'da yapılacağı yönündeki haberleri teyit etmeyerek, "Buluşma yerinin Türkiye'de olacağı şeklinde anlaşmaya varıldığını düşünüyorduk. Ancak dün, İran tarafının buna katılmayı kabul etmediklerini belirten çelişkili haberler gördüm, bu yüzden bu konu üzerinde halen çalışılıyor." demiştir.
ABD'li Bakan, İran'la yapılacak görüşmelerde, bazı başlıkların mutlaka masada olması gerektiğini vurgulayarak, "Görüşmelerin gerçekten anlamlı bir sonuca ulaşması için bazı başlıkları içermesi gerekiyor. Bunlar arasında balistik füzelerin menzili, bölgedeki terör örgütlerine verdikleri destek, nükleer programları ve kendi halkına yönelik muameleleri yer alıyor." ifadelerini kullanmıştır.
Görüşmelerin yeri konusunda yaşanan tartışmaların ardından, tarafların Umman’ın başkenti Maskat üzerinde uzlaştığı açıklanmıştır. ABD ve İranlı yetkililer, görüşmelerin Maskat’ta yapılacağını kamuoyuna duyurmuştur. Görüşmelerin kesin tarihinin 6 Şubat 2026 olarak belirlendiği ifade edilmiştir.
İran tarafı, görüşmelerin ikili formatta yapılmasını istemiştir. Bu kapsamda, görüşmelerde üçüncü ülkelerin doğrudan masada yer almaması gerektiği vurgulanmıştır.
İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki görüşmeler, 6 Şubat tarihinde Umman’ın başkenti Maskat’ta gerçekleştirilmiştir. Görüşmeler, Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi’nin ev sahipliğinde ve arabuluculuğunda yürütülmüştür.
İran devlet televizyonunun aktardığına göre, ABD–İran görüşmeleri TSİ 11.00 sularında başlamış, gün içinde tamamlanmıştır. Görüşmelerin sona ermesinin ardından İranlı müzakere heyeti konutlarına dönmüştür.
Maskat’ta yapılan temaslar, Haziran 2025’te İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırıları sonrasında kesintiye uğrayan nükleer müzakere sürecinin ardından gerçekleştirilen ilk görüşmeler olma niteliğini taşımıştır. Görüşmeler, esas olarak dolaylı müzakereler şeklinde yürütülmüştür. Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, İran ve ABD heyetleri arasında mesaj alışverişine aracılık etmiştir.
Bununla birlikte, görüşmeler sırasında ABD heyeti ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi arasında doğrudan temaslar da gerçekleşmiştir. ABD Başkanı Donald Trump’ın danışmanları Steve Witkoff ve Jared Kushner, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile yüz yüze görüşmeler yapmıştır.

İran Dışişleri Bakanı Erakçi Umman'da, 6 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
İran İslam Cumhuriyeti’ni temsilen yürütülen müzakerelerde İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, İran heyetine başkanlık etmiştir. İran heyetinde, Dışişleri Bakanı Erakçi’ye eşlik eden isimler şu şekilde sıralanmıştır:
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, görüşmelerin tamamlanmasının ardından İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, sürece ilişkin şu ifadeleri kullanmıştır: “Bakış açılarımız birbirimize iletildi, bu çok önemliydi. Endişelerimiz, çıkarlarımız ve İran halkının hakları iletildi.”
Erakçi, görüşmelerin atmosferine ilişkin olarak ise şu açıklamada bulunmuştur: “Çok iyi bir atmosferde gerçekleşti ve karşı tarafın görüşleri de dinlendi.”
Amerika Birleşik Devletleri’ni temsilen yürütülen müzakerelerde, ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, ABD heyetinin baş temsilcisi olarak yer almıştır. ABD heyetinde ayrıca şu isimler bulunmuştur:
ABD heyetinin, görüşmeler sırasında İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile doğrudan temaslarda bulunduğu belirtilmiştir. Bu temasların, ABD tarafını temsilen Steve Witkoff ve Jared Kushner tarafından yürütüldüğü aktarılmıştır.
Görüşmelerde Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, İran ve ABD heyetleri arasında temel arabulucu rolünü üstlenmiştir. Umman Dışişleri Bakanı el-Busaidi, görüşmelere ilişkin yaptığı açıklamada her iki tarafın bakış açılarını netleştirmesi ve olası ilerleme alanlarının belirlenmesi açısından son derece ciddi ve faydalı geçtiğini vurgulayan Busaidi, şunları kaydetmiştir: "ABD ile İran arasındaki bu müzakerelerin uygun zamanda yeniden başlatılmasını hedefliyoruz. Görüşmelerin sonuçları ise Tahran ve Washington'da incelenmesi ve değerlendirilmesi üzere Tahran ve Washington'a sunulacak."

Toplantı öncesi Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı Trump'ın damadı ve danışmanı Jared Kushner ile bir arada, 6 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında Umman’ın başkenti Maskat’ta gerçekleştirilen görüşmelerin ana gündem maddesini İran’ın nükleer programı oluşturmuştur. Müzakereler, Haziran 2025’te kesintiye uğrayan nükleer müzakere sürecinin yeniden başlatılması amacıyla yürütülmüştür. Görüşmeler kapsamında, uranyum zenginleştirme faaliyetleri ile İran’daki yüksek düzeyli zenginleştirilmiş uranyumun durumu, taraflar arasındaki temel anlaşmazlık başlıkları olarak ele alınmıştır.
İran tarafı, görüşmeler sırasında nükleer programını atom bombası üretimini engelleyecek şekilde kısıtlamaya hazır olduğunu, bu çerçevede uluslararası denetimlere açık bir mekanizmaya sıcak baktığını ifade etmiştir. Buna karşılık, ABD tarafının İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını ve yüksek düzeyli zenginleştirilmiş uranyumun İran dışına çıkarılmasını talep ettiği bildirilmiştir.
Müzakerelerde İran heyeti, nükleer programda sınırlama karşılığında ABD ve müttefikleri tarafından uygulanan yaptırımların kaldırılmasını talep etmiştir. Yaptırımların kaldırılması meselesinin, nükleer başlıkla birlikte ve eş zamanlı olarak ele alındığı aktarılmıştır. Bu kapsamda, nükleer sınırlamalar ile yaptırımların kaldırılması arasında doğrudan bir bağlantı kurulmuştur.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, görüşmeler sırasında İran’ın taleplerine ilişkin olarak, “endişelerimizin, çıkarlarımızın ve İran halkının haklarının iletildiğini” belirtmiştir. Erakçi, İran tarafının müzakere sürecinde temel önceliklerini ABD heyetine açık biçimde aktardığını ifade etmiştir.
ABD yönetiminin, nükleer programın yanı sıra İran’ın balistik füze programı ile bölgedeki silahlı gruplara verdiği destek gibi başlıkları da müzakere gündemine dahil etmek istediği bildirilmiştir. İran tarafı ise, nükleer program dışındaki konuların müzakere edilmeyeceğini ABD heyetine iletmiştir. Bu tutum, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi tarafından açık şekilde dile getirilmiştir.

Toplantı öncesi Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, İran Dışişleri Bakanı Erakçi ile bir arada, 6 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
Görüşmeler sırasında, tarafların hangi başlıkların müzakere edileceği konusunda karşılıklı pozisyonlarını netleştirdiği aktarılmıştır. İran tarafı, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ile sınırlı kalması gerektiğini vurgulamıştır. Bu çerçevede, Maskat’taki temasların, görüşme çerçevesinin belirlenmesi, tarafların temel taleplerinin karşılıklı olarak iletilmesi ve ilerleyen müzakere sürecinin sınırlarının çizilmesi amacıyla yürütüldüğü belirtilmiştir.
Ürdün Haşimi Krallığı, ABD ile İran arasında Umman’ın başkenti Maskat’ta gerçekleştirilen dolaylı görüşmeleri memnuniyetle karşıladığını açıklamıştır. Ürdün Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, söz konusu görüşmelerin kapsamlı bir anlaşmayla sonuçlanmasının temenni edildiği belirtilmiştir. Açıklamada, görüşmelerin her iki tarafın çıkarlarını gözetmesi gerektiği ifade edilmiştir. Ayrıca, Umman’ın sürece ev sahipliği yaparak bölgesel güvenlik ve istikrara katkı sağlaması vurgulanmıştır. Ürdün Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, bölgedeki gerginliği azaltmayı amaçlayan tüm diplomatik girişimlerin desteklendiği ve barışçıl çözüm arayışlarının önemsendiği kaydedilmiştir.
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, ABD ile İran arasında Umman’da yapılan dolaylı görüşmelere ilişkin olarak memnuniyetini dile getirmiştir. BM Genel Sekreter Sözcülüğü tarafından yapılan yazılı açıklamada, görüşmelerin yeniden başlamasının olumlu karşılandığı belirtilmiştir.
Açıklamada, Genel Sekreter’in şu ifadesine yer verilmiştir: “Genel Sekreter, İran İslam Cumhuriyeti ile ABD arasındaki görüşmelerin bugün yeniden başlamasını memnuniyetle karşılıyor ve bu görüşmelerin bölgesel gerilimleri azaltmaya ve daha geniş bir krizi önlemeye yardımcı olacağını umuyor.”
BM Genel Sekreter Sözcülüğü açıklamasında ayrıca, görüşmelerin mümkün kılınmasına katkı sağlayan bölge ülkelerine ve ev sahibi Umman’a teşekkür edildiği belirtilmiştir. Açıklamada, BM Şartı’na uygun biçimde gerilimin azaltılması ve anlaşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesinin savunulduğu kaydedilmiştir.
Amerika Birleşik Devletleri, İran’da devam eden güvenlik riskleri gerekçesiyle, ülkede bulunan ABD vatandaşlarına “İran’ı hemen terk edin” çağrısında bulunmuştur. Bu çağrı, Maskat’ta İran–ABD görüşmelerinin yürütüldüğü dönemde yinelenmiştir.
ABD’nin Tahran Sanal Büyükelçiliği tarafından yayımlanan güvenlik uyarısında, ABD vatandaşlarından “Washington yönetiminin yardımına ihtiyaç duymadan İran’dan çıkış planı yapmaları” istenmiştir. ABD tarafından yapılan açıklamada, İran’da güvenlik önlemlerinin artırıldığı, bazı yolların kapatıldığı, toplu taşımanın aksadığı ve internet erişiminde engellemelerin devam ettiği belirtilmiştir.
Açıklamada ayrıca, hava yolu şirketlerinin İran’a ve İran’dan yapılan uçuşları sınırladığı veya iptal ettiği bilgisine yer verilmiştir. ABD vatandaşlarının İran’dan ayrılamamaları halinde, konut içinde veya güvenli bir binada sığınak niteliğinde bir alan belirlemeleri, yeterli miktarda gıda, su, ilaç ve temel ihtiyaç malzemesi bulundurmaları tavsiye edilmiştir.
ABD’nin yayımladığı güvenlik uyarısında, ABD vatandaşlarının alternatif iletişim araçları planlaması gerektiği ifade edilmiştir. Açıklamada, güvenli olması halinde İran’dan kara yoluyla Türkiye veya Ermenistan’a geçişin değerlendirilebileceği belirtilmiştir.
İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında Umman’ın başkenti Maskat’ta yürütülen görüşmeler, gün içerisinde tamamlanmıştır. İran devlet televizyonunun aktardığına göre, görüşmelerin sona ermesinin ardından İranlı müzakere heyeti konutlarına dönmüştür. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Maskat’ta yapılan görüşmelerin sonucuna ilişkin olarak şu açıklamayı yapmıştır: “İran ile ABD arasında Maskat’taki müzakereler, tarafların görüşmeleri sürdürme yönünde mutabakata varmasıyla sona erdi.”
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, görüşmelerin tamamlanmasının ardından yaptığı açıklamada, sürecin devamına ilişkin olarak şu ifadeleri kullanmıştır: “İyi bir başlangıç yaptık. Nasıl devam edeceğimiz konusunda temas kuracağız.” Erakçi, müzakere heyetlerinin istişareler sonrasında görüşmelerin nasıl sürdürüleceğine karar vereceğini belirtmiştir.
İran ile ABD arasında Umman’da yürütülen görüşmelerin sona erdiği gün, Amerika Birleşik Devletleri yönetimi, İran’a yönelik yeni yaptırımlar açıkladığını duyurmuştur.
Beyaz Saray tarafından paylaşılan kararnamede, İran hükümetinin eylemlerinin ABD ulusal güvenliği, dış politikası ve ekonomisine yönelik "alışılmadık ve olağanüstü tehdit" oluşturmaya devam ettiği belirtilmiştir. Kararnameye göre, ABD'nin İran'dan doğrudan veya dolaylı olarak mal veya hizmet alan ülkelerden ithal ettiği ürünlere, örneğin yüzde 25 oranında, ek gümrük vergisi uygulanabilecektir.
ABD Ticaret Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı ile istişare ederek İran'dan mal veya hizmet alan ülkeleri belirleyecektir. Bu tespitin ardından, söz konusu ülkelerin ürünlerine gümrük vergisi uygulanıp uygulanmayacağı ve uygulanacaksa bunun hangi oranda olacağı konusunda Başkana tavsiyede bulunulacaktır. Trump, İran veya diğer ülkelerin yanıtlarına ya da ek bilgilere bağlı olarak kararnamede değişiklik yapabilecektir. Dışişleri ve Ticaret bakanlıkları da İran ve ilgili ülkelerle ticari ilişkileri izleyecek ve gerektiğinde ek önlemler önerecektir.
Kararname 7 Şubat 2026 itibarıyla yürürlüğe girmiştir.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump, İran ile Umman’ın başkenti Maskat’ta gerçekleştirilen dolaylı görüşmeleri “çok iyi” olarak nitelendirmiştir. Trump, İran’ın yeni bir anlaşma yapma isteğini güçlü biçimde ortaya koyduğunu belirtmiştir.
Trump, Washington’dan Florida’ya giderken başkanlık uçağında gazetecilerin sorularını yanıtladığı sırada yaptığı açıklamada, Maskat’taki görüşmelere ilişkin olarak, “İran anlaşma yapmak istiyor gibi görünüyor ve bunu çok istiyorlar.” ifadesini kullanmıştır. Aynı açıklamada Trump, Rusya ve Ukrayna ile yapılan görüşmelerin yanı sıra İran’la da çok iyi görüşmeler gerçekleştirildiğini belirtmiştir.

Trump, Florida ziyareti öncesi gazetecilerin sorularını yanıtlıyor, 7 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
ABD Başkanı Trump, İran’a karşı büyük bir donanmanın bölgeye gönderildiğini hatırlatarak, “Yakında orada olacak. Bunun nasıl sonuçlanacağını göreceğiz.” demiştir. Trump, ABD’nin gerekli adımları atabileceğini, ancak acele edilmesini gerektiren bir durum bulunmadığını ifade etmiştir. Bu kapsamda, “Bolca zamanımız var. İran’la çok iyi görüşmeler gerçekleştiriyoruz.” açıklamasında bulunmuştur.
Trump, özel temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner’den oluşan ABD müzakere ekibinin, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile yaptığı temasları “yüksek temsilciler” arasında yürütülen görüşmeler olarak tanımlamıştır. Trump, “Anlaşma olmazsa sonuçların çok sert olacağı açık. Buna göre herkes kartlarını biliyor.” ifadesini kullanmıştır.
ABD Başkanı Trump, İran ile kabul edilebilir koşullarda bir anlaşmaya varılmasını istediğini, ancak bu sürecin temel şartının “nükleer silahın olmaması” olduğunu belirtmiştir. Trump, ikinci başkanlık döneminin ilk aylarında İran’ın müzakere edilen koşullara şimdiki gibi olumlu yaklaşmış olması hâlinde iki ülke arasında daha önce bir anlaşma sağlanmış olacağını ileri sürmüştür.
Trump, tarafların gelecek hafta yeniden bir araya gelmeyi planladığını ifade etmiş, görüşmelerin sonuçlarının bu yeni temasların ardından netleşeceğini belirtmiştir.
ABD ile İran arasında yürütülen dolaylı nükleer müzakerelerin ikinci turu 17 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde gerçekleştirilmiştir. Müzakereler, Cenevre’deki Umman Büyükelçiliği rezidansında ve Umman misyon binasında yapılmıştır. Görüşmeler mesaj alışverişi yoluyla dolaylı formatta gerçekleştirilmiştir.
İkinci tur dolaylı nükleer müzakereler yerel saatle yaklaşık 10.00’da (09.00 GMT) başlamıştır. Görüşme yaklaşık 2,5 saat sürmüştür. Görüşmelerin ardından tarafla açıklama yapmadan ayrılmıştır.
Görüşme sonrası Uranyum zenginleştirme oranı ve yüksek düzeyli zenginleştirilmiş uranyum stokunun ülke dışına çıkarılması konularının temel anlaşmazlık başlıkları olmaya devam ettiği aktarılmıştır. Tarafların görüşmelerin ardından kendi başkentlerine döneceği ve daha ileri bir tarihte yeniden bir araya geleceği bildirilmiştir.

Umman'ın Cenevre'deki Büyükelçiliği, 17 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
Görüşmeler öncesinde İran ile Umman arasında ön temasların gerçekleştirildiği, İran’ın nükleer meseleler, yaptırımların kaldırılması ve olası bir mutabakatın çerçevesine ilişkin görüşlerini Umman tarafına ilettiği bildirilmiştir. Aynı süreçte ABD tarafının da Umman Dışişleri Bakanı ile görüşmeler yaptığı aktarılmıştır.
ABD Başkanı Donald Trump, görüşmeler öncesinde yaptığı açıklamada ikinci tur temasların “çok önemli” olduğunu belirtmiş ve sürece “dolaylı” olarak dahil olacağını ifade etmiştir. İran Dışişleri Bakanlığı ise ABD’nin nükleer konudaki tutumunun “daha gerçekçi bir noktaya” yöneldiğini düşündüğünü açıklamıştır.
İkinci tur dolaylı görüşmelerde İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi başkanlık etmiştir. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Esmaeil Baghaei, İran heyetinin Cenevre’ye “tam kadro: siyasi, hukuki, ekonomik ve teknik bir ekip)” ile geldiğini açıklamıştır. Aynı açıklamada İran heyetinin hem teknik ve nükleer konularda hem de ekonomik alanda, özellikle yaptırımların kaldırılmasına ilişkin başlıklarda hazırlıklı olduğu belirtilmiştir.
ABD tarafını, Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff temsil etmiştir. ABD heyetinde ayrıca Başkan Donald Trump’ın danışmanı ve damadı Jared Kushner yer almıştır. Görüşmeler, Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi’nin koordinasyonunda yürütülmüştür.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi görüşmelerinin ikinci turu öncesinde, taraflar arasında arabuluculuk yapan Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi ile Cenevre'de bir arada, 16 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Baghaei, sabah saatlerinde ABD tarafının Umman Dışişleri Bakanı ile görüştüğünü ve İran’ın nükleer meseleler, yaptırımların kaldırılması ve olası bir mutabakatın çerçevesine ilişkin görüşlerinin ABD tarafına iletildiğini açıklamıştır. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi görüşmelerden bir gün önce 16 Şubat tarihinde, Cenevre’de Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) Başkanı ile görüşmüştür.
IAEA ile temasların ikinci tur öncesinde ve sırasında sürdüğü bildirilmiştir. Baghaei, İran ile IAEA arasında görüşmelerin bir gün önce yapıldığını ve benzer temasların ABD heyeti ile IAEA Genel Direktörü arasında da gerçekleştiğini aktarmıştır.

Tahran'daki İran gazeteleri, 17 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
İkinci tur görüşmelerde temel gündem başlığını İran’ın nükleer programı oluşturmuştur. Taraflar arasındaki temel anlaşmazlık başlıkları arasında uranyum zenginleştirme oranı ve yüksek düzeyli zenginleştirilmiş uranyum stokunun İran dışına çıkarılması yer almıştır.
ABD tarafının, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını ve yüksek düzeyli zenginleştirilmiş uranyum stokunun İran dışına çıkarılmasını istediği belirtilmiştir. Ayrıca ABD’nin, İran’ın uranyum zenginleştirmeyi tamamen terk etmesini talep ettiği aktarılmıştır.
İran tarafının ise nükleer faaliyetlerini atom bombası üretimini engelleyecek sınırlamalar çerçevesinde sürdürme karşılığında yaptırımların kaldırılmasını talep ettiği bildirilmiştir.
Erakçi, X platformunda yaptığı paylaşımda “Adil ve dengeli bir anlaşmaya ulaşmak için gerçek fikirlerle Cenevre’deyim” ifadesini kullanmış, devamında “Masada olmayan şey: tehditler karşısında boyun eğmek” demiştir.
İran tarafının müzakerelerde odaklandığı başlıklardan biri ekonomik yaptırımların kaldırılması olmuştur. Nükleer meselelerle birlikte yaptırımların kaldırılmasının da ele alındığı bildirilmiştir. İran Dışişleri Sözcüsü Esmail Baghaei, yaptırım reliefinin görüşmelerde ele alındığını teyit etmiştir.
İran tarafının bloke edilmiş veya kısıtlanmış fonlarının serbest bırakılmasının anlaşma unsurlarından biri olabileceği belirtilmiştir. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Hamid Ghanbari, anlaşmanın sürdürülebilir olması için ABD’nin ekonomik olarak fayda sağlaması gerektiğini belirtmiş ve “Önceki anlaşmada ABD mali olarak fayda sağlamadı. Bu kez anlaşmanın sürdürülebilir olması için Amerika’nın mali olarak fayda sağlaması gerekir. Yüksek ve hızlı ekonomik getiri sağlayan alanlarda” demiştir.
Ghanbari ayrıca İran’ın bloke edilmiş fonlarının serbest bırakılmasının anlaşma maddelerinden biri olması gerektiğini ifade ederek “İran’ın bloke edilmiş ya da kısıtlanmış fonlarının serbest bırakılması da anlaşmanın bir maddesi olacaktır” açıklamasında bulunmuştur. Fonların “gerçek ve kullanılabilir bir serbest bırakma” şeklinde olması gerektiğini belirtmiştir.
ABD yönetiminin müzakereleri nükleer başlıkların ötesine taşımak istediği bildirilmiştir. ABD tarafının İran’ın füze programı ve bölgedeki silahlı gruplara verdiği desteği de gündeme getirmek istediği aktarılmıştır. ABD’nin, İran’ın balistik füze kapasitesinin sınırlandırılmasını ve bölgesel silahlı gruplara verdiği desteğin kesilmesini talep ettiği belirtilmiştir. İran tarafı ise füze programı ve diğer konuların müzakere dışı olduğunu vurgulamıştır.
Görüşme öncesinde, İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Esmaeil Baghaei, ülkesinin Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması (NPT)’na bağlı olduğunu belirterek “Antlaşmanın 4. Maddesine göre hakkımız, zenginleştirmenin de bir parçası olduğu barışçıl nükleer enerji kullanımıdır” demiştir. Baghaei, İran’ın görüşmelere “tam bir şüphe ve güvensizlik koşulları altında” katıldığını ifade etmiştir. Ayrıca İran’ın görüşmeleri mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırmayı hedeflediğini belirtmiştir.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ikinci tur öncesinde yaptığı açıklamada hedeflerinin “adil ve dengeli bir anlaşma” olduğunu belirtmiştir. Erakçi, daha önceki tur sonrası ise “Her türlü diyalog tehdit ve baskıdan kaçınmayı gerektirir. [İran] yalnızca nükleer meselesini görüşür … ABD ile başka hiçbir konuyu görüşmeyiz” ifadelerini kullanmıştır.
ABD tarafının talepleri arasında İran’ın uranyum zenginleştirmeyi tamamen bırakması yer almaktadır. ABD’nin ayrıca İran’ın balistik füze kapasitesini sınırlandırmasını ve bölgedeki müttefik silahlı gruplara verdiği desteği sonlandırmasını istediği belirtilmiştir. Bu taleplerin bazı Avrupa ülkeleri ve İsrail tarafından da desteklendiği aktarılmıştır.
ABD Başkanı Donald Trump, görüşmeler hakkında yaptığı açıklamada “Bir anlaşma yapmamanın sonuçlarını istemediklerini düşünüyorum” demiştir. Trump ayrıca daha önce “sonuçlar çok ağır olur” uyarısında bulunmuştur.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise “Bu görüşmeler hakkında ön yargılı davranmayacağım” demiş ve “Endişe duyduğumuz konuları ele alan bir anlaşmaya diplomatik olarak ulaşma fırsatı varsa, buna çok açık ve memnun oluruz. Ancak bunu abartmak da istemem” ifadelerini kullanmıştır.
İkinci tur görüşmelerin başlamasıyla birlikte İran’ın üst düzey yetkilileri tarafından çeşitli açıklamalar yapılmıştır. İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, ABD’nin İran’a yönelik askeri tehditlerine ilişkin konuşmasında, ABD Başkanı’nın son 47 yıldır İran’ı yok edemediklerini söylediğini hatırlatarak “Kendi halkına şikayette bulundu. Bu iyi bir itiraftır. Bunu da başaramayacaksınız” ifadelerini kullanmıştır.
Hamaney, ABD’nin müzakere sonucunu önceden belirlemeye çalıştığını ifade ederek “Eğer müzakereler yapılacaksa, müzakerelerin sonucunu önceden belirlemek yanlış ve aptalcadır.” demiştir. Aynı konuşmada ABD’nin İran’ı müzakere masasına çağırmasının amacının İran’ın nükleer enerjiye sahip olmamasını sağlamak olduğunu belirtmiştir. Hamaney, ABD’nin uçak gemisi gönderme tehdidine karşılık olarak “Bir uçak gemisinden daha tehlikeli olan şey, onu denizin dibine gönderebilecek silahtır” demiştir. Ayrıca “‘Dünyanın en güçlü ordusu’ bazen öyle bir darbe alabilir ki ayağa kalkamaz” ifadelerini kullanmıştır.
İkinci tur görüşmeleri öncesinde ABD ve İran bölgedeki askeri varlığını artırmıştır. BBC Verify, uydu görüntüleri kullanarak USS Abraham Lincoln uçak gemisinin İran yakınlarında bulunduğunu doğrulamıştır. ABD’nin ayrıca dünyanın en büyük savaş gemisi olarak tanımlanan USS Gerald R. Ford’u bölgeye gönderdiği ve geminin üç hafta içinde bölgeye ulaşabileceği aktarılmıştır. ABD tarafının bölgedeki destroyer, savaş gemisi ve savaş uçağı sayısında artış olduğu belirtilmiştir.
İran tarafı da askeri faaliyetlerini artırmıştır. İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), Hürmüz Boğazı’nda “Smart Control of the Strait of Hormuz” adlı deniz tatbikatını başlatmıştır. Tatbikatın füze operasyonlarını, insansız hava araçlarını ve hızlı müdahale birimlerinin manevralarını içerdiği bildirilmiştir
İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), Hürmüz Boğazı’nda “Smart Control of the Strait of Hormuz” adlı deniz tatbikatını başlatmıştır. IRGC Donanma Komutanı Tümamiral Alireza Tangsiri, Hürmüz Boğazı’nın İran için yaşamsal önemde olduğunu belirterek “Bu adalar ve bu sular için her türlü düşmana karşı sonuna kadar duracağız” demiştir. Aynı komutan, IRGC’nin Hürmüz Boğazı üzerinde “tam 24 saatlik istihbarat hakimiyeti” sağladığını açıklamıştır. IRGC’nin gözetiminin yüzey, hava ve su altı seviyelerinde kapsamlı olduğu belirtilmiştir. Fars Haber Ajansı’na göre, güvenlik tedbirleri kapsamında Hürmüz Boğazı’nın bazı bölümlerinin birkaç saatliğine gemi trafiğine kapatılacağı bildirilmiştir.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ikinci tur görüşmelerin ardından dolaylı nükleer müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini açıklamıştır. Erakçi, tarafların bir çerçeve üzerinde mutabakata vardığını belirterek “Nihayetinde, bir dizi yönlendirici ilke üzerinde geniş bir anlaşmaya varmayı başardık; bu temelde ilerleyecek ve olası bir anlaşmanın metni üzerinde çalışmaya başlayacağız.” demiştir. Erakçi ayrıca “İyi ilerleme kaydedildi. Artık önümüzde net bir yol var, bunun olumlu olduğunu düşünüyorum.” diye eklemiştir.
Erakçi, taraflar arasındaki görüş ayrılıklarının daraltılmasının zaman alacağını ifade etmiştir. Taslak metin sürecine ilişkin olarak ise "her iki taraf bir anlaşma için taslak metinler hazırladığında, taslaklar karşılıklı olarak paylaşılacak ve üçüncü tur görüşmeler için bir tarih belirleneceği" bilgisini paylaşmıştır.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, müzakere görüşmelerine atıf yaparak, "Müzakereler Devrim Lideri’nin onayıyla yürütülmektedir. Amacımız konuşmak için konuşmak değil meseleleri çözüme kavuşturmaktır. Sonuca ulaşma noktasında ciddiyiz ve müzakere sürecinin somut sonuçlara varmasını ümit ediyoruz." demiştir.
Ayrıca, komşu ve İslam ülkeleriyle iyi ilişkilere sahip olduklarını vurgulayan Pezeşkiyan, bu sayede birçok sorunu çözdüklerini belirterek, “Ülkelerin İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını kınamaları ve komşuların bölgedeki gerilimi azaltmak için ortaya koyduğu çabalar söz konusu bu işbirliğinin yansımasıdır." diye eklemiştir.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, ikinci tur görüşmelerin ardından yaptığı değerlendirmede Donald Trump'ın İran ile görüşmeler konusunda "birçok seçeneği" olduğunu belirtmiş, "Çok güçlü bir ordumuz var. Başkan bunu kullanmaya istekli olduğunu gösterdi. Ayrıca olağanüstü bir diplomatik ekibi de var. Bunu da kullanmaya istekli olduğunu gösterdi." demiştir.
Vance, ABD'nin belli kırmızı çizgileri olduğunu, öncelikli olarak İran'ın nükleer silah edinmesini istemediklerini belirterek, "Eğer İran nükleer silah edinirse, onlardan sonra nükleer silah edinmeyi isteyecek birçok rejim daha var, bunlardan bazıları dostane, bazıları o kadar dostane değil." demiştir. Böyle bir durumun ABD halkı için felaket olacağını kaydeden Vance, Başkan Trump'ın bunu önlemeye çalıştığını savunmuştur.
Vance, "Şimdi, Başkan'ın da söylediği gibi, bunu diplomatik bir müzakere yoluyla çözmeyi çok isteriz, ancak Başkan'ın masada tüm seçenekleri duruyor." diye konuşmuştur.
Gerçekleştirilen görüşmelerin "bazı açılardan iyi gittiğini" belirten Vance, "Ancak İranlıların Trump'ın belirlediği bazı kırmızı çizgileri henüz kabul etmeye hazır olmadığı açık. Bu yüzden çalışmaya devam edeceğiz. Ancak elbette, Başkan diplomasinin sonuna gelindiğini söyleme yetkisini saklı tutuyor. Umuyoruz ki o noktaya ulaşmayız, ama bunu yapıp yapmayacağı Başkan'ın kararı olacak." değerlendirmesinde bulunmuştur.
Cenevre’de gerçekleştirilen ABD–İran görüşmelerinin ardından Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran konusundaki ilk tercihinin “diplomasi” olduğunu belirtmiş, “İran'ın, Başkan Trump ve bu yönetimle bir anlaşma yapması çok akıllıca olur.” ifadesini kullanmıştır.
Leavitt, ABD Başkanı'nın İran'la bir anlaşma sağlanamaması durumunda olası askeri saldırı hazırlıkları konusunda Beyaz Saray'da ulusal güvenlik ekibiyle ve diğer ilgili kişilerle sürekli temas halinde olduğunu, ABD'nin İran'la ilgili atacağı adımlar konusunda herhangi bir takvim paylaşmayacaklarını ifade etmiştir.
İsviçre'nin Cenevre kentindeki İran müzakerelerine değinen Leavitt, "Biraz ilerleme kaydedildi ancak bazı konularda hala anlaşmanın çok uzağındayız. İranlıların önümüzdeki birkaç hafta içinde bize daha ayrıntılı şekilde geri döneceklerini düşünüyoruz." değerlendirmesini yapmıştır. Trump’ın İran’ın cevabını ne kadar bekleyeceğine ilişkin soruya Leavitt, “Bu karar Başkan’a aittir, kendisi kararı verecektir.” yanıtını vermiştir.
ABD'nin olası İran saldırısı konusunda İsrail'le nasıl bir koordinasyon halinde olduğuna yönelik soruyu da yanıtlayan Leavitt, ABD'nin elbette İsrail'le yakın işbirliği içinde olduğunu ancak detaylara girmeyeceğini dile getirmiştir.

Tahran'daki İran gazeteleri, 17 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
18 Şubat tarihinde ABD’nin Avrupa ve Orta Doğu bölgesindeki üslerine çok sayıda savaş uçağı ve ilgili unsur sevk ettiği bildirilmiştir. ABD, İran ile Cenevre’de gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından Orta Doğu ve Avrupa bölgesine mühimmat ve hava unsuru sevkiyatını sürdürmüştür.

ABD’nin Avrupa ve Orta Doğu’daki üslerine savaş ve tanker uçağı sevkiyatını gösteren infografik, 18 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
Açık kaynaklardan edinilen uçuş bilgilerine göre, ABD’nin Virginia eyaletindeki Joint Base Langley-Eustis üssünden havalanan 6 adet F-22 tipi savaş uçağı İngiltere’de bulunan RAF Lakenheath üssüne ulaşmıştır.
Katar’daki El Udeid Hava Üssü’nden görev uçuşları yapan bir RC-135 Rivet Joint sinyal istihbarat uçağının Akdeniz’deki Girit Adası’na taşındığı bildirilmiştir. Hürmüz Boğazı’nda devriye gezen bir tanesi de dahil olmak üzere çok sayıda P-8 Poseidon deniz devriye uçağının Orta Doğu’da görev uçuşları yaptığı aktarılmıştır.
16 Şubat tarihinde İngiltere’deki RAF Lakenheath üssünden 18 adet F-35 uçağının havadan yakıt ikmal tankerleri eşliğinde bölgeye doğru hareket ettiği görülmüştür. ABD’nin İngiltere’deki RAF Mildenhall Hava Üssü’ne iki adet E-3 Sentry AWACS havadan komuta ve kontrol uçağı gönderdiği bildirilmiştir.
Amerikan Axios haber platformunun ismi paylaşılmayan kaynaklara dayandırdığı haberinde, ABD’nin Orta Doğu’da İran ile “büyük bir savaşa çoğu Amerikalının fark ettiğinden daha yakın olduğu ve bunun çok yakında başlayabileceği” ileri sürülmüştür.
Haberde, “ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonunun büyük, haftalarca süren ve tam teşekküllü olabileceği” belirtilmiş ve bu saldırının muhtemelen “ortak ABD-İsrail harekatı” olabileceği iddia edilmiştir. Ayrıca, 150'den fazla ABD askeri kargo seferi, Orta Doğu'ya silah sistemleri ve mühimmat taşıdı. Sadece son 24 saatte F-35, F-22 ve F-16 tipi 50 savaş uçağı daha bölgeye doğru yola çıktı.” ifadelerine yer verilmiştir.
Haberde, iki İsrailli yetkiliye dayandırılarak, İsrail hükümetinin İran’da rejim değişikliği ile nükleer ve füze programlarının hedef alınmasını savunduğu ve “günler içinde bir savaş senaryosu için hazırlandığı” öne sürülmüştür. Haberde, Trump’ın ismi paylaşılmayan bir danışmanının “gelecek birkaç haftada saldırıya ilişkin yüzde 90 ihtimal bulunduğu” iddiasına yer verilmiştir.

ABD Başkanı Donald Trump, 18 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
İsrail devlet televizyonu KAN’ın haberine göre, İsrail Meclisi Dış İlişkiler ve Güvenlik Komitesi toplantısında İran’a karşı muhtemel savaşa hazırlıkların ele alındığı bildirilmiştir. Komite yetkililerinin, İsrail Ordusu İç Cephe Komutanlığı Sekreteri Shai Clapper’den güvenlik değerlendirmesi aldığı aktarılmıştır.
Komite Başkanı Likud Milletvekili Boaz Bismuth, toplantı sonrasında yaptığı açıklamada, “İsrail'de İran'a karşı bir saldırının ne zaman başlatılacağını günde birkaç kez kendine sormayan vatandaş yok.” ifadesini kullanmıştır. Bismuth, İsraillilerin hazırlık yaptığını belirterek her türlü senaryoya hazırlıklı olduklarını ifade etmiştir.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 17 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
İran resmi haber ajansı IRNA’nın aktardığına göre, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Loristan eyaletinde sivil toplum temsilcileriyle bir araya gelmiştir. Pezeşkiyan burada yaptığı açıklamada, ABD’nin İran'daki demokrasi konusunda duyduğu endişenin bir aldatmacadan ibaret olduğuna vurgu yaparak, "ABD, Venezuela petrolünü ele geçirmek istediğini açıkça söyledi. Aynı şekilde Kanada ve diğer ülkelere karşı da benzer bir tutum içerisinde. Biz savaşmak istemiyoruz. Savaşı kenara bırakmamız gerektiği inancını taşıyorum. Ancak zorla bir dayatma yapılırsa boyun eğmeyiz." ifadelerini kullanmıştır.
Trump, "İran’la anlamlı bir anlaşma yapmalıyız, aksi takdirde kötü şeyler olur." diyerek, Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile damadı ve eski başdanışmanı Jared Kushner’in İranlılarla çok iyi görüşmeler yaptığını söylemiştir.
ABD Başkanı, "Orta Doğu’da bir adım daha ileri atabiliriz, ya da atamayabiliriz. Belki de bir anlaşma yapacağız, bunu muhtemelen önümüzdeki 10 gün içinde öğreneceksiniz." diye konuşmuştur.
20 Şubat'ta Trump, bir muhabirin, "İran'a yönelik sınırlı bir askeri saldırı mı düşünüyorsunuz?" şeklindeki sorusuna, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim." diye yanıt vermiştir.
20 Ocak tarihinde İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, MSNBC televizyonundaki Morning Joe programında, İran'ın nükleer programı konusunda ABD ile yürüttükleri müzakerelerdeki duruma ilişkin soruları yanıtlamıştır.
Konuya ilişkin ABD ve özellikle İsrail'e bağlı medyada ortaya atılan spekülasyonların doğru olmadığını kaydeden Erakçi, ABD'nin kendilerinden uranyum zenginleştirmesini sıfırlama talebinde bulunmadığını belirtmiştir.
"ABD zenginleştirmenin kalıcı olarak askıya alınmasını istemedi, öyle mi?" sorusunu "Evet" diye yanıtlayan Erakçi, "Şu anda konuştuğumuz şey, İran'ın nükleer programının, zenginleştirme de dahil olmak üzere, barışçıl olmasını ve sonsuza dek barışçıl kalmasını nasıl sağlayacağımızdır." ifadelerini kullanmıştır.
Müzakereler çerçevesinde bir iki gün içerisinde Washington yönetimine nükleer anlaşma taslağını sunacaklarını aktaran Erakçi, "Benim için bir sonraki adım, muhtemel bir anlaşmanın taslağını ABD'deki muhataplarıma sunmak. Bunun önümüzdeki iki üç gün içinde hazır olacağına ve üstlerimden nihai onay aldıktan sonra Steve Witkoff'a teslim edileceğine inanıyorum." demiştir.
Erakçi, muhtemel bir anlaşmanın adil ve eşitlikçi bir anlaşma olması gerektiğini belirterek, böyle bir anlaşmaya kısa sürede varılabileceğini aktarmıştır. ABD'nin askeri tehditlerini de değerlendiren Erakçi, "İran'ın nükleer programı için askeri bir çözüm yok. Bu geçen yıl denendi. Tesislerimize büyük saldırılar düzenlediler, bilim insanlarımızı öldürdüler ancak bizim nükleer programımızı yok edemediler çünkü bu bizim geliştirdiğimiz ve bize ait bir teknoloji. Tek çözüm diplomasi. Bu yüzden ABD müzakere masasına geri döndü ve bir anlaşma arıyor. Biz buna hazırız. Savaşa da, barışa da hazırız." demiştir.
20 Şubat tarihinde İran'ın BM Daimi Temsilcisi Amir Said İravani, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve BM Güvenlik Konseyi Başkanlığına hitaben bir mektup yayımlamıştır. İravani, ABD'nin yasa dışı güç kullanma tehditlerine derhal son verilmesi, BM Antlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesi ve gerilimi daha da tırmandırabilecek, bölgesel ve uluslararası barış ve güvenlik açısından ağır sonuçlar doğurabilecek bir askeri çatışmaya yol açabilecek her türlü eylemden kaçınması için BM Güvenlik Konseyinin tüm üyeleri ile Genel Sekreter Guterres'e çağrıda bulunmuştur.
İravani, "Güvenlik Konseyi, güç kullanma tehditlerinin normalleştirilmesi ve meşrulaştırılmasına izin vermemelidir. Bu tür hukuka aykırı davranışlar ele alınmazsa, başka bir egemen üye devletin sırası yakında gelecektir." demiştir.
İravani, "Askeri saldırıya maruz kalması durumunda İran, BM Antlaşması'nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkını kullanarak kararlı ve orantılı bir şekilde karşılık verecektir." ifadelerini kullanmıştır.
21 Şubat tarihinde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tahran'da Paralimpik Oyunları'nda madalya kazanan sporcuları onurlandırma töreninde yaptığı konuşmada "ulusal birlik, dayanışma ve zorluklara karşı direnç" vurgusu yapmıştır. Törende sporculara hitap eden Pezeşkiyan, ülkenin çeşitli baskı ve zorluklarla karşı karşıya olduğunu kaydederek, "Dünya korkakça ve zorbalıkla bizi kendilerine boyun eğmeye zorluyor ancak bilin ki siz zorluklara boyun eğmediğiniz gibi, biz de bu sorunlara boyun eğmeyeceğiz. Bize çıkardıkları tüm sıkıntılara ve toplumda açtıkları yaralara rağmen bu yaraları iyileştirmeliyiz." demiştir.
22 Şubat tarihinde Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan X hesabından yeni bir açıklama yayınlamıştır. Son müzakerelerde somut önerilerin karşılıklı olarak paylaşıldığı ve cesaret verici sinyallerin alındığını dile getiren Pezeşkiyan, "İran, bölgede barış ve istikrara bağlıdır. ABD’nin adımlarını yakından izlemeyi sürdürüyoruz ve olası her türlü senaryoya karşı gerekli tüm hazırlıkları yaptık." demiştir.
Aynı tarihte İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, CBS kanalına, ABD'ye sunulacak teklif üzerinde "hala çalıştıklarını" anlatmış, bu teklifi "her iki tarafın da endişelerini barındıracak hale" getirmeye çalıştıklarını söylemiştir.
Erakçi, ABD Başkanı Donald Trump'ın saldırı hazırlığı yaptığıyla ilgili soruya, "Barışçıl bir nükleer program için bir çözüm bulmak istiyorlarsa, tek yol diplomasi ve bunu geçmişte kanıtladık ve hala kazan-kazan oyununa dayalı diplomatik bir çözüm bulma şansının yüksek olduğuna inanıyorum ve çözüm elimizin altında." sözleriyle cevap vermiştir. Bu nedenle "herhangi bir askeri yığılmaya gerek olmadığını" dile getiren Erakçi, bölgeye askeri yığınak yapmanın bu sürece yardımcı olmayacağını ve bunun İran üzerinde baskı kuramayacağını söylemiştir.
"Şu anda sadece nükleer konusunda müzakere ediyoruz ve başka bir konu yok." diyen Erakçi, İran'ın uluslararası anlaşmalara göre zenginleştirme de dahil barışçıl nükleer enerjiden yararlanma hakkı olduğundan bahsetmiştir. İran Dışişleri Bakanı, "Eğer ABD bize saldırırsa, kendimizi savunma hakkımız var. ABD bize saldırırsa, bu bir saldırganlık eylemidir. Bizim karşılık olarak yaptığımız şey ise öz savunma eylemidir. Dolayısıyla, bu haklı ve meşrudur." demiştir.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, Colorado ziyareti sırasında basın mensuplarına İran’la devam eden müzakerelere ve askeri müdahale ihtimaline ilişkin değerlendirmede bulunmuştur. Hegseth, İran’ın anlaşma yapması gerektiğini ve Başkan Donald Trump’ın da bunu tercih ettiğini belirtmiştir. Anlaşmaya varılamaması durumunda Trump’a sunulacak seçeneklerin bulunduğunu ifade etmiştir.
Askeri saldırı ihtimalinin gündemde olup olmadığına yönelik soruya Hegseth, “Her şey masada. Bu Başkan'ın kararıdır. Biz bir anlaşmaya varılmasını sağlamak için buradayız. İran'ın iyi bir anlaşma yapmasının bilgece olacağını düşünüyorum.” yanıtını vermiştir.
Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi 22 Şubat'ta yaptığı açıklamada, "ABD-İran müzakerelerinin bu perşembe Cenevre'de yapılacağını ve anlaşmanın sonuçlandırılması için olumlu bir ivme yakalanacağını teyit etmekten memnuniyet duyuyorum." demiştir.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi üçüncü tur görüşmeler öncesinde 23 Şubat'ta Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi'nde düzenlenen Silahsızlanma Konferansı’nda konuşmuştur. İran’ın nükleer programını askeri amaçlarla ilerlettiğine dair ortaya atılan iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirten Garibabadi, ülkesinin nükleer silah peşinde olmadığını ve kitle imha silahlarını hem dinen hem de kültürel olarak reddettiklerini ifade etmiştir.
ABD, İran’la yaşanan gerilimin ardından Akdeniz’den Umman Denizi’ne uzanan hattaki askeri varlığını artırarak savaş gemisi sayısını 23’e çıkarmıştır. Açık kaynak istihbarat verilerine göre ABD’nin Akdeniz’de 10, Aden Körfezi’nde 1, Umman Denizi’nde 10 ve Basra Körfezi’nde 2 savaş gemisi bulunmaktadır.
Akdeniz’de konuşlu unsurlar arasında 1 uçak gemisi, 8 muhrip ve 1 akaryakıt gemisinin yer aldığı belirtilmiştir. Aden Körfezi’nde “Arleigh Burke” sınıfı muhriplerden USS Delbert D. Black’in konuşlu olduğu aktarılmıştır.
Basra Körfezi’nde 1 muhrip ve 1 kıyı muharebe gemisi olmak üzere toplam 2 savaş gemisinin bulunduğu belirtilmiştir. “Independence” sınıfı kıyı muharebe gemisi olan USS Tulsa’nın bölgede görev yaptığı ifade edilmiştir. Umman Denizi’nde 1 uçak gemisi, 5 muhrip, 2 akaryakıt gemisi ve 2 kıyı muharebe gemisi olmak üzere toplam 10 askeri unsurun konuşlandığı kaydedilmiştir. Bu kapsamda USS Abraham Lincoln’ün Umman Denizi’nde görev yaptığı belirtilmiştir. Ayrıca USS Gerald R. Ford’un Akdeniz’de bulunduğu aktarılmıştır.
24 Şubat tarihinde ABD’ye ait “USS Gerald R. Ford” isimli uçak gemisinin, Girit Adası’nda bulunan Suda Deniz Üssü’ne geldiği belirtilmiştir. Yunanistan’ın en çok okunan haber sitelerinden “in.gr”de yer alan haberde, “Bölgeye, İran yakınlarına ikinci uçak gemisinin de ulaşması, ABD'nin Tahran karşısında nasıl hareket edeceğine karar verme zamanının yaklaştığını gösteriyor.” ifadesine yer verilmiştir.

ABD'nin "USS Gerald R. Ford" isimli uçak gemisi Girit'teki Suda Deniz Üssü'nde, 24 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
Uluslararası Barış için Helenik Komite tarafından yapılan yazılı açıklamada ise şu ifadeler kullanılmıştır: “ABD'ye ait F-35, A-10 savaş uçaklarının, havada yakıt ikmal ve ulaştırma araçlarının yoğun varlığı ve ‘USS Gerald R. Ford’ uçak gemisinin yakında bulunuşu, Suda'nın İran ve genel olarak bölge halkları etrafında daralan savaş çemberinin önemli bir halkası haline gelmesi ve genel bir askeri çatışma olasılığının yaklaşmasını teyit eder niteliktedir.”
Açıklamada ayrıca, “Halkların, savaş planlarının artmasından kazanacakları hiçbir şey yok.” denilmiştir.
ABD ordusuna ait 2 yakıt ikmal uçağının 24 Şubat 2026 tarihinde İsrail’in başkenti Tel Aviv’de bulunan Ben Gurion Havalimanı’na indiği bildirilmiştir.
İsrail’in Kanal 12 televizyonu, ABD ordusuna ait yakıt ikmal uçaklarının Ben Gurion Havalimanı’ndaki fotoğraflarını paylaşmıştır. Paylaşılan fotoğraflara göre uçakların havalimanına iniş yaptığı belirtilmiştir.
24 Şubat tarihinde ABD Hava Kuvvetleri’ne ait 12 adet F-22 tipi savaş uçağının, İsrail’in güneyindeki bir askeri üsse iniş yaptığı bildirilmiştir.
İsrail devlet televizyonu KAN’ın haberinde, F-22’lerin ABD’nin Orta Doğu’daki askeri konuşlanmasının bir parçası olarak İsrail’e getirildiği aktarılmıştır. Haberde, söz konusu uçakların “düşman topraklarına girerek hava savunma sistemlerini ve radarları etkisiz hale getirme görevi” üstleneceğinin ileri sürülmüştür. Haberde, ABD’nin uçakları İsrail’e konuşlandırma kararının, “İsrail'in füze saldırılarına karşı hazırlıklı olması ve 12 gün savaşında edinilen deneyimlerden kaynaklandığı” iddia edilmiştir.

CENTCOM'un Orta Doğu'daki üslerine konuşlandırdığı 300'den fazla jet ve askeri uçakları gösteren bir infografik, 25 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
25 Şubat 2026 itibariyle Washington yönetiminin, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) üslerine gönderdiği jet ve askeri uçak sayısı 300'ü aşmıştır. Açık kaynak uçuş verilerine göre, söz konusu hava unsurları çoğunlukla Katar’daki El-Udeid Hava Üssü, Ürdün’deki Muwaffaq al Salti Hava Üssü ve Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü arasında dağıtılmıştır.
Bölgedeki konuşlanmaya ek olarak 25 Şubat itibariyle, USS Abraham Lincoln ve USS Gerald R. Ford uçak gemilerindeki 8 ve 9 numaralı uçak gemisi hava filoları da bölgede bulunmaktadır.
ABD Başkanı Donald Trump’ın 25 Şubat 2026 tarihinde Kongre’de yaptığı “Birliğin Durumu” konuşmasında İran’a ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Trump, ABD-İran gerilimine ilişkin, "Benim tercihim bu sorunu diplomasi yoluyla çözmektir. Ancak kesin olan bir şey var ki dünyanın bir numaralı terör destekçisi olan bu ülkenin nükleer silaha sahip olmasına asla izin vermeyeceğim. Bunun olmasına izin veremeyiz." demiştir.

ABD Başkanı Trump Kongre'de "Birliğin Durumu" konuşmasını gerçekleştiriyor, 25 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
İran'ın bölgesinde "terör destekçisi bir ülke" olduğunu savunan Trump, ABD'ye yönelik tehditler olduğunda askeri seçenekler dahil tüm ihtimalleri değerlendirmeye her zaman hazır olduğunu ifade etmiştir.
İran'ın artık ABD'ye de ulaşabilecek füzeler geliştirmeye çalıştığını savunan Trump, "Avrupa'yı ve denizaşırı üslerimizi tehdit edebilecek füzeler geliştirdiler ve Amerika Birleşik Devletleri'ne ulaşabilecek füzeler üretmek için de çalışıyorlar. Silah programlarını, özellikle de nükleer silahlarını yeniden inşa etmeye kalkışmamaları konusunda uyarıldılar. Yine de her şeye yeniden başlıyorlar." demiştir.
ABD Başkanı, "on yıllardır ABD'nin temel politikasının İran'ın nükleer silaha sahip olmasına izin vermemek olduğunu" söylemiş, "İranlılarla müzakerelerimiz devam ediyor. Anlaşma yapmak istiyorlar ancak şu gizli sözü henüz duymadık: Asla nükleer silaha sahip olmayacağız." ifadelerini kullanmıştır. İran'daki protestolarda 32 bin kişinin öldürüldüğünü iddia eden Trump, kendisinin devreye girmesiyle yüzlerce göstericinin infaz edilmesinin durdurulduğu yönündeki söylemlerini yinelemiştir.
Trump'ın “Birliğin Durumu” konuşması öncesinde, Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından Temsilciler Meclisi ve Senato liderliği ile her iki kanattaki İstihbarat Komitelerinin üst düzey üyelerine İran’a ilişkin gizli bir brifing verilmiştir. Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer gizli görüşme sonrası, “Bakın, bu ciddi bir durum ve yönetim Amerikan halkına gerekçesini açıklamak zorundadır.” demiştir.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kongre’de yaptığı “Birliğin Durumu” konuşmasında İran’a ilişkin ifadelerine sosyal medya üzerinden yanıt vermiştir.
Bekayi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Trump’ın İran’a yönelik beyanlarını eleştirmiştir. Açıklamasında, “Profesyonel yalancılar, sahte bir gerçeklik üretme konusunda özel bir uzmanlığa sahiptir.” demiştir.
Bekayi, Nazi Almanyası'nın Propaganda Bakanı ve Adolf Hitler’in danışmanı Joseph Goebbels'in “Yalan bir iddiayı, gerçek görünümü kazanana kadar tekrar et” sözünü hatırlatarak, bu yöntemin günümüzde de kullanıldığını ileri sürmüştür.
Açıklamasında şu ifadeler yer almıştır:
“Bu kural, bugün sistematik şekilde ABD hükümeti ve çevresindeki savaş yanlıları, özellikle de İsrail’in soykırımcı rejimi tarafından, İran halkına karşı yürütülen şeytani bir dezenformasyon kampanyası amacıyla kullanılmaktadır. İran’ın nükleer programı, kıtalararası balistik füzeleri ve ocak ayındaki olaylarda hayatını kaybedenlerin sayısına ilişkin ortaya atılan iddialar, büyük yalanların tekrarından ibarettir. Hiç kimse bu tür yalanlara aldanmamalıdır.”
İran ile ABD arasında yürütülen nükleer müzakerelerin üçüncü turu, 26 Şubat 2026 tarihinde İsviçre’nin Cenevre kentinde gerçekleştirilmiştir. Toplantılar, Umman Büyükelçiliği rezidansında yapılmış, görüşmenin ardından heyetler açıklama yapmadan rezidanstan ayrılmıştır.
Cenevre’deki görüşmelerde İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi başkanlık etmiştir. ABD tarafını ise ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff temsil etmiştir. ABD heyetinde ayrıca Trump’ın danışmanı Jared Kushner da yer almıştır. Görüşmeler, Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi’nin koordinasyonunda yürütülmüştür.

ABD Başkanı Donald Trump'ın kongredeki İran'la ilgili konuşmasına geniş yer veren Tahran gazeteleri, 26 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
Taraflar arasında görüşmeler dolaylı formatta, mesaj alışverişi yöntemiyle yürütülmüştür. Bununla birlikte üçüncü turun iki formatta gerçekleştiği, dolaylı temasların yanı sıra sınırlı doğrudan temasların da yapıldığı aktarılmıştır.
Toplantıların sabah yerel saatle 09.00’da başlamış ve yaklaşık 3 saat sürmüştür. Ardından ara verilmiş ve akşam saatlerinde yeniden bir araya gelinmiştir. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, sabah oturumunun yaklaşık dört saat, akşam oturumunun ise iki saat sürdüğünü söylemiştir.
İran devlet televizyonuna göre, Birleşmiş Milletler nükleer gözlem kurumu başkanı Rafael Grossi, görüşmelere katılmıştır. Haberde Grossi’nin, “görüşmelere katıldığı ve tartışmaların daha hassas ve ciddi şekilde ilerlemesine yardımcı olabilecek teknik bir gözlemci olarak görev yaptığı” ifade edilmiştir.

Cenevre'deki Umman Büyükelçiliği rezidansı, 26 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
25 Şubat tarihinde İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ve beraberindeki heyet, İran-ABD nükleer görüşmelerinin üçüncü turuna katılmak üzere Tahran’dan Cenevre’ye hareket etmiştir.
Cenevre’ye hareket etmeden önce Tahran’da açıklamalarda bulunan Abbas Erakçi, üçüncü tur görüşmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Erakçi, nükleer faaliyetlere ilişkin sorulara yanıt vermeye ve endişeleri gidermeye hazır olduklarını ifade ederek şu açıklamada bulunmuştur: “Nükleer teknolojiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkımızdan vazgeçmeye hazır değiliz. Bu bizim tutumumuz ve istediğimiz şeydir. Bu nedenle yarın Cenevre’de üzerinde uzlaşılmış, adil ve dengeli bir çözüme ulaşma imkanı bulunduğuna inanıyorum.”
İkinci tur görüşmelere ilişkin olarak “(İkinci turda) bir tür karşılıklı anlayışa varmayı başardık. Sanırım bu anlayış temelinde bir anlaşma, bir mutabakat inşa edebiliriz.” demiştir.
ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’ın ABD’ye ulaşabilecek füze geliştirdiğine yönelik ifadelerinin hatırlatılması üzerine Erakçi, “Bence kendisi sahte haberlere kurban gidiyor. Biz böyle füze geliştirmiyoruz. Füze menzilimizi kasıtlı olarak 2 bin kilometreyle sınırlı tuttuk. Bu sadece kendimizi savunmak içindir. Füzelerimiz savunma niteliği taşır. Sadece caydırıcılık amacıyla yapılmıştır ve kendimizi savunmamıza yardımcı olmak için tasarlanmıştır.” diye konuşmuştur.
ABD’nin İran çevresindeki askeri varlığına ilişkin soruya yanıt veren Erakçi, “Çevremizde geniş bir askeri varlık oluşturmuş durumdalar. Eğer amaçları bizi tehdit ederek teslim olmamızı sağlamaksa böyle bir şey asla olmayacak. Bu kesin. Bu yıkıcı bir savaş olacak. Böyle bir koşulda, kimse için zafer olmayacaktır. ABD üsleri bölgenin farklı noktalarına dağılmış olduğundan, maalesef tüm bölge bu savaşa sürüklenebilir. Bu çok korkunç bir senaryo. Bunun hakkında konuşmak bile istemiyorum.” ifadelerini kullanmıştır.
Savaş isteyen tarafın İsrail olduğunu dile getiren Erakçi, Tel Aviv yönetiminin ABD'yi İran ile savaşa sürüklemeye çalıştığını söylemiş ve "İsrail bunu tek başına yapamaz. Denediler, başarısız oldular. ABD'den yardım istediler. İçerisinde bulunduğumuz durumun, İsrail'in ABD'yi savaşa çekme planı olduğuna inanıyorum." diye eklemiştir.
İran resmi haber ajansı IRNA'ya göre, Mazenderan eyaletinde katıldığı bir programda konuşan Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD ile 26 Şubat'ta İsviçre'nin Cenevre kentinde devam edecek nükleer görüşmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur.
Pezeşkiyan, "Bu süreç yarın Cenevre'de Dışişleri Bakanı'nın (Abbas Erakçi) katılımıyla devam edecek. Hükümet olarak, Devrim Rehberi'nin (Hamaney) yönlendirmesi ve talimatları doğrultusunda müzakere sürecini yönlendirmeye ve 'ne savaş ne de barış' şeklindeki yıpratıcı durumun üstesinden gelecek şekilde yönetmeye çalıştık." ifadelerini kullanmıştır.
Müzakerelerin iyi bir gelecek vadettiğini söyleyen Pezeşkiyan, "Müzakere süreci istenen sonucu verirse, önümüzdeki engelleri kaldırmak ve ülkenin kalkınma sürecini daha hızlı ve kolay bir şekilde ilerletmek şüphesiz mümkün olacaktır." demiş, komşu ülkelerle ilişkilerin önemli ölçüde geliştiğini ve bunu daha da güçlendirmeye kararlı olduklarını da sözlerine eklemiştir.
Üçüncü tur müzakereler öncesinde, 25 Şubat'ta İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Cenevre’de Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi ile bir araya gelmiştir.
İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre, görüşmede Erakçi, İran’ın yaptırımların kaldırılması ve nükleer konular olmak üzere iki alandaki pozisyon ve görüşlerini Ummanlı mevkidaşına iletmiştir.
Görüşmenin, önceki müzakerelerde olduğu gibi prosedürlere uygun şekilde ve Tahran ile Washington arasında dolaylı görüşmelerin resmi olarak başlamasından önce son koordinasyonu sağlamak amacıyla gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
İran’ın, üçüncü tur öncesinde ABD’ye iletilmek üzere bir taslak öneri sunduğu bildirilmiştir. İran devlet medyası IRNA’ya göre, söz konusu teklifin ABD’nin “ciddiyetini” ölçmeyi amaçladığı ifade edilmiştir.
IRNA’da yer alan ifadede şöyle denmiştir: “Bunu reddetmek, Amerika Birleşik Devletleri’nin gerçekten diplomasiye bağlı olmadığı ve diplomatik tutumunun yalnızca bir oyun olduğu yönündeki ilk şüpheyi doğrulamak anlamına gelecektir.” Taslağın içeriğine ilişkin ayrıntı verilmemiştir.
ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Cenevre’ye varışının ardından Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi ile bir görüşme gerçekleştirmiştir. Söz konusu görüşmede not alışverişinde bulunulduğu ve İran tarafından iletilen taslağın alındığı belirtilmiştir.
ABD basınına göre, Rubio, Karayip ülkesi Saint Kitts ve Nevis ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, İran'ın ABD'yi bölgedeki üslerini ve ortaklarını tehdit eden, özellikle kısa menzilli olmak üzere çok sayıda balistik füzeye sahip olduğunu, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar ve Bahreyn'deki tüm üslerinin bu kapsama girdiğini söylemiştir.
Ayrıca deniz taşımacılığını ve ABD Donanması'nı tehdit etmeye çalışan deniz unsurlarına da sahip olduğunu öne süren Rubio, "Bu nedenle, herkesin şunu anlamasını istiyorum. Nükleer programın ötesinde, yalnızca Amerika'ya ve Amerikalılara saldırmak için tasarlanmış bu konvansiyonel silahlara da sahipler." demiştir.
Rubio, bu konuların ele alınması gerektiğini ve yapılacak müzakereler ile görüşmelerin büyük ölçüde nükleer programa odaklanacağını belirterek, şunları kaydetmiştir: "İlerleme kaydedilebileceğini umuyoruz çünkü Başkan'ın tercihi diplomatik alanda ilerleme sağlamak ancak şunu da unutmamak önemli, İran balistik füzeler hakkında bizimle veya herhangi kimseyle konuşmayı reddediyor ve bu büyük bir sorun."
İranlı Öğrenciler Haber Ajansı'na (ISNA) göre, Bekayi, İran ile ABD heyetlerinin Cenevre’de sürdürdüğü üçüncü tur müzakere görüşmeleri öncesi açıklamalarda bulunmuştur. Bekayi, ülkesinin görüş ve değerlendirmelerini görüşmelerde arabuluculuk yapan Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi’ye ayrıntılı şekilde ilettiğini belirterek, görüşmelerin yalnızca nükleer konulara ve yaptırımların kaldırılmasına odaklanacağını söylemiştir.
İran müzakere heyetinin görüşmelere tam hazırlık ve ciddiyetle katıldığını vurgulayan Bekayi, çelişkili açıklamaların diplomasinin ilerlemesine fayda sağlamayacağını vurgulayarak, ABD’li yetkililerin açıklamalarını medyaya değil müzakere masasında yapmaları gerektiğini söylemiştir.
İran Savunma Konseyi Genel Sekreteri Ali Şemhani, İran ile ABD arasındaki müzakerelerde acil bir anlaşmaya varmanın mümkün olduğunu belirtmiştir. Cenevre’de gerçekleşen İran ile ABD arasındaki nükleer müzakerelere ilişkin Şemhani, görüşmelerde asıl konunun ülkesinin nükleer silah sahibi olmaması ise bunun, İran lideri Ali Hamaney'in de fetvasıyla uyumlu olduğunu aktarmıştır. Şemhani, "Bu durumda acil bir anlaşmaya varmak da mümkündür. Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi anlaşmaya varmak için gerekli desteğe ve yetkiye sahiptir." ifadelerini kullanmıştır.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (ortada) ve ABD Başkanı Trump'ın damadı ve danışmanı Jared Kushner (solda), İsviçre'nin Cenevre kentinde düzenlenen İran-ABD müzakere görüşmelerinin üçüncü turunda, taraflar arasında arabuluculuk yapan Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi (sağda) ile Cenevre'de bir arada, 26 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
Üçüncü tur müzakerelerde en temel başlıklardan biri İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri olmuştur. ABD tarafı, İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını ve elindeki yüksek düzeyli zenginleştirilmiş uranyum stokunun ülke dışına çıkarılmasını talep etmiştir. Ayrıca ABD’nin, gelecekte yapılacak herhangi bir anlaşmanın süresiz olarak yürürlükte kalmasını istediği belirtilmiştir.
ABD’nin taleplerinden birinin, İran’ın yaklaşık 10.000 kilogram zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçmesi olduğu aktarılmıştır. ABD tarafının, İran’ın uranyum zenginleştirme hakkını tamamen reddetmediği ancak bu hakkın korunabilmesi için Tahran’ın nükleer silaha giden bir yol bulunmadığını kanıtlaması gerektiğini savunduğu bildirilmiştir.
İran tarafı ise uranyum zenginleştirmeden tamamen vazgeçme talebini reddetmiştir.
Müzakerelerde ele alınan bir diğer temel konu ABD yaptırımlarının kaldırılması olmuştur. İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, görüşmelerde hem nükleer alanda hem de yaptırımlar alanında bir anlaşmanın unsurlarının ciddi biçimde incelenmeye başlandığını belirtmiştir. Genel olarak, bu uzun ve çok yoğun saatler boyunca iyi ilerleme kaydedildi ve hem nükleer alanda hem de yaptırımlar alanında bir anlaşmanın unsurlarının ciddi bir şekilde incelenmesine başlandı." diye konuşmuştur.
Erakçi, bazı konularda anlaşmaya çok yaklaşıldığını ancak görüş ayrılıklarının sürdüğünü şu sözlerle ifade etmiştir: “Bazı konularda, anlaşmaya çok yaklaşıldı. Elbette, doğal olarak hala görüş ayrılıkları mevcut ancak her iki taraf da müzakere yoluyla bir çözüme ulaşmak konusunda geçmişe kıyasla daha ciddi bir yaklaşım sergiliyor.”

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi taraflar arasında arabuluculuk yapan Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi ile Cenevre'de bir arada, 26 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
Umman'ın Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, "ABD ve İran arasındaki müzakerelerde önemli ilerlemeler kaydedildikten sonra günü tamamladık. İlgili başkentlerde yapılacak istişarelerin ardından kısa süre içinde görüşmelere devam edeceğiz. Teknik düzeydeki görüşmeler önümüzdeki hafta Viyana'da gerçekleşecek. Müzakerecilere, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'na ve ev sahibimiz İsviçre hükümetine emekleri için teşekkür ederim." açıklamalarında bulunmuştur.
Ummanlı Bakan, İran ve ABD heyetlerinin, benzeri görülmemiş bir şekilde yeni ve yaratıcı fikir ve çözümlere açık olup, ilerlemeyi destekleyen ve sürdürülebilir güvencelerle adil bir anlaşmaya varılmasını sağlayan koşullar oluşturduğunu aktarmıştır.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD ile Cenevre'de yapılan müzakerelerin sona ermesinin ardından İran devlet televizyonuna açıklama yapmıştır. Bu müzakere turunda oldukça ciddi konuların ele alındığını aktaran Erakçi, "Bugün, en ciddi ve en uzun müzakerelerimizden birinin gerçekleştiğini söyleyebilirim. Görüşme sabah yaklaşık dört saat, akşam ise iki saat sürdü. Genel olarak, bu uzun ve çok yoğun saatler boyunca iyi ilerleme kaydedildi ve hem nükleer alanda hem de yaptırımlar alanında bir anlaşmanın unsurlarının ciddi bir şekilde incelenmesine başlandı." diye konuşmuştur.
Erakçi, "Bazı konularda, anlaşmaya çok yaklaşıldı. Elbette, doğal olarak hala görüş ayrılıkları mevcut ancak her iki taraf da müzakere yoluyla bir çözüme ulaşmak konusunda geçmişe kıyasla daha ciddi bir yaklaşım sergiliyor." demiştir. Viyana'da pazartesi gününden itibaren teknik düzeyde görüşmelerin yapılmasının kararlaştırıldığını belirten Erakçi, "Bir sonraki müzakere turunun yakın gelecekte muhtemelen bir haftadan kısa bir süre içinde yapılacağına karar verildi." diye eklemiştir.
ABD medyasına konuşan ve adı açıklanmayan üst düzey bir ABD’li yetkili, Cenevre’deki görüşmeleri “olumlu” olarak nitelendirmiştir.
İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında nükleer müzakereler 6 Şubat 2026’da Umman’ın başkenti Maskat’ta yeniden başladı. Görüşmeler, Umman’ın arabuluculuğunda dolaylı formatta yürütüldü ve taraflar arasında sınırlı doğrudan temaslar da gerçekleşti. Süreç, Haziran 2025’te İran ile İsrail arasında yaşanan ve ABD’nin de dahil olduğu askeri çatışmalar nedeniyle kesintiye uğrayan nükleer müzakere sürecinin yeniden başlatılması amacıyla başlatıldı. İlk turun ardından ikinci tur görüşmeler 17 Şubat 2026’da İsviçre’nin Cenevre kentinde gerçekleştirildi.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"İran-ABD Görüşmeleri (2026)" maddesi için tartışma başlatın
5 Şubat 2026
Görüşmelerin Siyasal ve Diplomatik Arka Planı (2025–2026)
5 Şubat 2026
Görüşmelerin Planlanma Süreci ve Mekan Tartışmaları
6 Şubat 2026
ABD–İran Nükleer Görüşmeleri – Birinci Tur
17 Şubat 2026
ABD–İran Nükleer Görüşmeleri – İkinci Tur
19 Şubat 2026
Cenevre Müzakereleri Sonrası Diplomatik ve Askeri Gelişmeler (18-24 Şubat)
19 Şubat 2026
ABD’nin Askeri Yığınağının Güncel Durumu (24-25 Şubat 2026)
26 Şubat 2026
ABD–İran Nükleer Görüşmeleri – Üçüncü Tur