ABD’nin Venezuela’ya Yönelik Hava Saldırıları ve Maduro’nun Kaçırılması (2026), 3 Ocak 2026 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri tarafından Venezuela’ya düzenlenen geniş kapsamlı askeri operasyon ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in ABD güçlerince kaçırılarak ülke dışına çıkarılması olayıdır.
Operasyon, Donald Trump yönetimi tarafından “büyük ölçekli bir saldırı” olarak tanımlanmış, başkent Caracas ve çevresindeki askeri bölgelerde yoğun hava bombardımanları gerçekleşmiştir. Caracas’ta yerel saatle 02.00 civarında en az yedi patlama meydana gelmiş, Miraflores Başkanlık Sarayı ve La Carlota Askeri Üssü çevresinde yoğun dumanlar yükselmiştir.
Caracas'ta Yaşanan Patlamalar (Anadolu Ajansı)
Trump, saldırının “ABD kolluk kuvvetleriyle işbirliği içinde” yürütüldüğünü açıklamış ve Maduro’nun “yakalanarak ülke dışına çıkarıldığını” doğrulamıştır. Venezuela hükümeti olayı “egemenliğe yönelik askeri saldırı” olarak nitelendirmiş ve ülke genelinde “dış müdahaleden kaynaklanan olağanüstü durum” ilan etmiştir.
Operasyonun Arka Planı
2025 yılı boyunca Amerika Birleşik Devletleri yönetimi, Venezuela’ya yönelik ekonomik ve askeri baskı politikalarını yoğunlaştırmıştır. Bu süreçte Karayipler ve Pasifik Okyanusu’nda “narko tekneleri” olarak tanımlanan gemilere yönelik 30’dan fazla hava saldırısı gerçekleştirilmiş, ABD Başkanı Donald Trump bu saldırıların amacını uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele olarak açıklamıştır.
Aralık 2025’te Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA), Venezuela kıyısındaki bir liman tesisine insansız hava aracıyla saldırı düzenlemiştir. Saldırı, “ülke içindeki ilk bilinen ABD saldırısı” olarak kaydedilmiştir.
Bu saldırı, ABD’nin Venezuela topraklarını doğrudan hedef aldığı ilk operasyon olmuştur. ABD yetkilileri, tesisin uyuşturucu sevkiyatında kullanıldığını ileri sürmüştür. Trump, aynı ay içinde yapılan bir röportajda bu saldırıya değinmiş ve “bütün tekneleri vurduk, şimdi de bölgeyi vurduk” ifadesini kullanmıştır.
ABD’li Emekli General Laura J. Richardson’ın geçmişte yaptığı ve “Venezuela zengin petrol, nikel ve altın rezervlerine sahip. Ulusal güvenliğimiz doğrultusunda oyunumuzu ilerleteceğiz.” ifadelerini kullandığı bir konuşma. - (Kawsachun News)
2 Ocak 2026 tarihinde, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, devlet televizyonuna verdiği bir röportajda ABD ile uyuşturucu kaçakçılığına karşı olası bir anlaşma için müzakereye açık olduğunu belirtmiş, ancak CIA tarafından düzenlenen drone saldırısı hakkında yorum yapmamıştır. Maduro, “ABD hükümeti biliyor, eğer uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele konusunda ciddi bir anlaşma görüşmesi istiyorlarsa, biz hazırız” demiştir.

Nicolas Maduro Venezuela Devlet Başkanı (AA)
Maduro, aynı röportajda ABD’nin hedefinin “ülkesinde rejim değişikliği sağlamak ve Venezuela’nın doğal kaynaklarına erişim kazanmak” olduğunu iddia etmiş, “Açıkça görülüyor ki tehditler, korkutma ve güç yoluyla kendilerini dayatmak istiyorlar” ifadelerini kullanmıştır.
3 Ocak 2026 Tarihli Hava Saldırıları
Saldırıların Başlangıcı
3 Ocak 2026 tarihinde yerel saatle 01.50–02.00 civarında Venezuela’nın başkenti Caracas ve çevresinde patlama sesleri duyulmuştur. Şehir genelinde en az yedi patlama gerçekleşmiş, bazı bölgelerde halk evlerinden çıkarak sokaklara yönelmiştir.
Caracas’ın kuzeyindeki La Guaira ve Miranda eyaletine bağlı sahil kenti Higuerote’de de patlamalar tespit edilmiştir. Higuerote Havalimanı yoğun bombardımana maruz kalmış, kent genelinde elektrik kesintileri yaşanmıştır. Alçaktan uçan uçakların ve helikopterlerin şehir üzerinde görüldüğünü aktarmıştır. La Carlota Askeri Havaalanı, Fuerte Tiuna Askeri Üssü ve doğudaki Higuerote Havaalanının hedef alındığı belirtilmiştir.
Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, sosyal medya hesabı üzerinden “Şu anda Caracas bombalanıyor... füze saldırısı düzenleniyor” ifadelerini paylaşmıştır. Saldırılar sırasında La Carlota Askeri Havaalanı ve Fuerte Tiuna Üssü’nden dumanların yükseldiği görüntüler uluslararası basına yansımıştır.

Venezuela Coğrafi Konumu ve Başkent Caracas (AA)
Saldırıların ardından Caracas genelinde elektrik kesintileri yaşanmış ve bazı bölgelerde iletişim ağları devre dışı kalmıştır. Venezuela hükümeti tarafından yayımlanan yazılı açıklamada, saldırının amacının “ülkenin stratejik kaynaklarını ele geçirmek ve siyasi bağımsızlığını zorla ortadan kaldırmak” olduğu belirtilmiş, Devlet Başkanı Maduro’nun “olağanüstü hal ilanına” ilişkin kararnameyi imzaladığı duyurulmuştur.
Maduro ve Eşinin Kaçırılması
ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social platformundaki açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştır: “Amerika Birleşik Devletleri, Venezuela ve lideri Başkan Nicolás Maduro’ya karşı büyük çaplı bir saldırı gerçekleştirmiş ve Maduro ile eşi yakalanarak ülke dışına çıkarılmıştır.” CBS News kaynaklarına göre, Maduro ve eşi Cilia Flores, ABD ordusunun bir birimi olan Delta Force tarafından kaçırılmıştır.

ABD Başkanı Donald Trump'ın konuya ilişkin sosyal medya paylaşımı (Social Truth)
Venezuela Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez, devlet televizyonuna bağlanarak “Başkan Maduro ve First Lady’nin nerede olduğunu bilmiyoruz... derhal yaşam kanıtı istiyoruz” açıklamasında bulunmuştur.
Venezuela Hükümeti ve Ordusunun Tepkileri
Venezuela hükümeti, saldırıların ardından yayımladığı resmi bildiride, ABD’nin başkent Caracas ile Miranda, Aragua ve La Guaira eyaletlerinde sivillere ve askeri tesislere yönelik saldırılar gerçekleştirdiğini açıklamıştır. Açıklamada, bu eylemlerin Birleşmiş Milletler Şartı’nın 1. ve 2. maddelerinde yer alan egemenlik, hukuksal eşitlik ve güç kullanma yasağı ilkelerinin açık ihlali olduğu ifade edilmiştir.
Venezuela Savunma Bakanı Vladimir Padrino López, televizyon üzerinden yaptığı açıklamada saldırıyı “en acınası ve suç teşkil eden bir rejim değişikliği operasyonu” olarak tanımlamış ve ordunun ülke genelinde seferber edildiğini bildirmiştir. López, “Bize saldırdılar ama bizi yenemeyecekler... bizim yönelimimiz barış, fakat mirasımız özgürlük için mücadeledir” ifadelerini kullanmıştır.
Devlet televizyonu VTV üzerinden yayınlanan hükümet duyurusunda, Başkan Maduro’nun “Constitutional Emergency Decree” (Anayasal Olağanüstü Hal Kararnamesi) imzaladığı ve tüm ulusal savunma planlarının uygun zamanda yürürlüğe girmesi için emir verdiği bildirilmiştir. Aynı açıklamada, “Ülkedeki tüm sosyal ve politik güçler seferberlik planlarını etkinleştirmeli ve bu emperyalist saldırıyı kınamalıdır.”) ifadeleri yer almıştır.
Başkan Yardımcısı Delcy Rodríguez, devlet televizyonuna yaptığı kısa telefon bağlantısında, "Venezuel'nın sakin olduğunu, bu türden bir askeri saldırının anlamını kavramaya çalıştığını” söylemiştir.
Venezuela ordusu, resmi bildirilerinde tüm askeri birliklerin ve savunma hatlarının ülke çapında “tam seferberlik durumu”na geçtiğini duyurmuştur. Caracas ve çevresinde konuşlu zırhlı birlikler Miraflores Başkanlık Sarayı çevresinde güvenlik önlemlerini artırmıştır. Venezuela hükümeti, ayrıca Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi uyarınca “halkını, topraklarını ve bağımsızlığını koruma amacıyla meşru müdafaa hakkını saklı tuttuğunu” açıklamıştır.
Uluslararası Tepkiler
ABD’nin 3 Ocak 2026 tarihinde Venezuela’ya düzenlediği hava saldırısı, Latin Amerika’dan Avrupa’ya ve Asya’ya kadar geniş bir diplomatik yankı yaratmıştır. Farklı ülkeler olayı egemenliğe, uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’na aykırı olarak değerlendirmiş; Washington yönetimine “itidal, diyalog ve barışçıl çözüm” çağrısında bulunmuştur.
Türkiye
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin Venezuela'da geniş çaplı saldırılar düzenlemesine ilişkin yazılı açıklama yapmıştır. Açıklamada, Venezuela'da meydana gelen son gelişmelerin yakından takip edildiği vurgulanarak, "Türkiye, Venezuela’nın istikrarına ve Venezuela halkının huzur ve esenliğine önem atfetmektedir. Mevcut durumun bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından olumsuz sonuçlar doğurmamasını teminen tüm tarafları itidalli davranmaya çağırıyoruz." ifadelerine yer verilmiştir.
Türkiye'nin, Venezuela’daki krizin uluslararası hukuk çerçevesinde çözüme kavuşturulması yönünde her türlü yapıcı katkıyı sunmaya hazır olduğuna işaret edilen açıklamada, Türkiye'nin Caracas Büyükelçiliğinin, ülkede bulunan Türk vatandaşlarıyla iletişimi ve gerekli koordinasyonu kesintisiz biçimde sürdürdüğü kaydedilmiştir.
Latin Amerika Ülkeleri
Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, sosyal medya platformu X’te yaptığı açıklamada, “Şu anda Caracas bombalanıyor. Venezuela’ya füze saldırısı düzenleniyor. Amerikan Devletleri Örgütü (OAS) ve Birleşmiş Milletler (BM) derhal toplanmalıdır.” ifadelerini kullanmıştır. Petro, daha sonra yaptığı ikinci paylaşımda Latin Amerika’nın egemenliğine yönelik her türlü saldırıyı reddettiklerini vurgulamış, Venezuela’dan gelebilecek olası mülteci akınına karşı Kolombiya ordusuna sınır bölgelerinde güvenlik önlemlerini artırma talimatı vermiştir. Ayrıca Kolombiya hükümeti, BM Güvenlik Konseyi’nin acil toplantıya çağrılması için resmi girişimde bulunmuştur.
Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Küba, ABD'nin Venezuela'ya karşı suç teşkil eden saldırısını kınıyor ve uluslararası toplumdan acil bir tepki talep ediyor..” ifadelerini kullanmış; ABD’yi “Venezuela halkına ve Amerika kıtasına karşı devlet terörü uygulamakla” suçlamıştır. Küba Dışişleri Bakanlığı, bölgenin “barış bölgesi” olma niteliğinin korunması gerektiğini belirterek Latin Amerika ülkeleri arasında ortak dayanışma çağrısı yapmıştır.
Meksika Dışişleri Bakanlığı, yayımladığı açıklamada, “Meksika hükümeti, ABD silahlı kuvvetlerinin Venezuela topraklarına karşı tek taraflı gerçekleştirdiği ve BM Şartı'nın 2. maddesini açıkça ihlal eden askeri eylemleri şiddetle kınamakta ve reddetmektedir.” ifadelerine yer vermiştir. Açıklamada, ABD’nin eylemlerinin “bölgesel barışı tehlikeye attığı” vurgulanmış ve tüm taraflara uluslararası hukuk çerçevesinde barışçıl çözüm çağrısı yapılmıştır. Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum da BM Şartı’nın 2. maddesini alıntılayarak saldırının uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir.
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva, X şirketinin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Venezuela topraklarının bombalanması ve devlet başkanının alıkonulması kabul edilemez çizgiyi aşmıştır. Bu eylemler, Venezuela'nın egemenliğine yönelik ciddi bir saldırı ve uluslararası toplum için son derece tehlikeli bir emsal teşkil etmektedir." ifadelerini kullanmıştır.
Brezilya Devlet Başkanı, "Uluslararası hukuku açık bir şekilde ihlal ederek ülkelere saldırıda bulunmak, çok taraflılığın yerine en güçlü olanın hukukunun geçerli olduğu, şiddet, kaos ve istikrarsızlıkla dolu bir dünyaya doğru atılan ilk adımdır." değerlendirmesinde bulunmuş Brezilya'nın "güç kullanımını kınadığını" vurgulayan Lula da Silva, ABD'nin Venezuela'ya müdahalesinin bölgedeki "kötü askeri müdahale anılarını akıllara getirdiğini ve bölgesel barışı tehdit ettiğini" kaydetmiştir. Lula, uluslararası toplumun Birleşmiş Milletler aracılığıyla duruma müdahale etmesi gerektiğini ve ülkesinin diyalog ile işbirliğini desteklediğini ifade etmiştir.
Avrupa Birliği ve Avrupa Ülkeleri
Avrupa ülkeleri ABD’nin Venezuela’ya saldırısına farklı tonlarda tepki göstermiştir. Avrupa Birliği (AB) kurumlarından yapılan açıklamalarda ise Washington yönetimine doğrudan eleştiri yöneltilmemiş, ancak “uluslararası hukuka ve BM Şartı’na uyulması gerektiği” mesajı verilmiştir.
AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, “Venezuela’daki durumu büyük bir endişeyle takip ediyorum. Avrupa Birliği, uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nda yer alan ilkelere tam saygı çerçevesinde gerilimin düşürülmesi ve bir çözüme ulaşılması çağrısında bulunmaktadır.” ifadelerini kullanmıştır. Costa, AB’nin Venezuela’da barışçıl, demokratik ve kapsayıcı bir çözüm desteklemeye devam edeceğini ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın bu yöndeki diplomatik çabalarına destek verdiklerini belirtmiştir. AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Venezuela'daki durumu çok yakından takip ettiğini belirterek, Kallas'a desteğini yinelemiştir. Her türlü çözümün uluslararası hukuka ve BM Şartı'na saygı temelinde olması gerektiğini vurgulayan von der Leyen, "Venezuela halkının yanındayız ve barışçıl, demokratik bir geçişi destekliyoruz." demiştir.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kallas da Venezuela'daki AB vatandaşlarının güvenliğinin en büyük öncelikleri olduğunun altını çizmiştir. AB'nin Karakas'taki büyükelçisi ve ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'yla telefon görüşmesi gerçekleştirdiklerini bildiren Kallas, "AB, Venezuela'daki gelişmeleri yakından takip ediyor." bilgisini vermiştir. Kallas, "AB, Sayın (Venezuela Devlet Başkanı Nicolas) Maduro’nun meşruiyetten yoksun olduğunu defalarca dile getirmiş ve barışçıl bir geçişi savunmuştur. Her koşulda uluslararası hukuk ve BM Şartı'na saygı gösterilmelidir. Tüm tarafları itidale davet ediyoruz." vurgusunu yapmıştır.
Avrupa Parlamentosu (AP) Sosyalistler ve Demokratlar (S&D) Grubu Başkanı Iratxe Garcia-Perez, “Demokrasi, bombalarla ya da güç kullanımıyla elde edilemez. Hele ki (ABD Başkanı Donald) Trump’ın çıkarlarına hizmet edecek şekilde hiç inşa edilemez. Uluslararası hukuka ve BM Şartı’na saygı gösterilmelidir.” demiştir. Garcia-Perez, AB’nin diyalog ve arabuluculuk yoluyla liderlik etmesi gerektiğini savunmuş, S&D Grubu’nun Venezuela’daki durumu tartışmak üzere Avrupa Parlamentosu’nda genel kurul oturumu düzenlenmesi talebinde bulunduğunu açıklamıştır.
İngiltere Başbakanı Keir Starmer, ABD'nin Venezuela'ya yaptığı saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada, "Şunu söyleyebilirim ki İngiltere bu operasyona hiçbir şekilde dahil olmadı." ifadesini kullanmıştır. "Hızla gelişen bir durum" hakkında Trump ile konuşmadığını belirten Starmer, "Başkan (Trump) ile konuşmak istiyorum, müttefiklerle de konuşmak istiyorum." demiştir.
Başbakan Starmer, Trump'ın Venezuela Devlet Başkanı Maduro'nun yakalandığına yönelik açıklamasına ilişkin, "Her zaman söylediğim ve inandığım üzere hepimizin uluslararası hukuka uyması gerekir ancak bu aşamada durum çok hızlı gelişiyor. Önce gerçekleri tespit edelim ve sonrasında buna göre hareket edelim." değerlendirmesini yapmıştır. Starmer ayrıca, Venezuela'da yaklaşık 500 İngiliz vatandaşı olduğuna değinerek, "Büyükelçilikle birlikte onların iyi şekilde gözetildiğinden, güvenliklerinin sağlandığından ve uygun tavsiyeler aldıklarından emin olmak için çalışıyoruz. Bu nedenle büyükelçilikle bu konuda hızlı şekilde çalışıyoruz." şeklinde konuşmuştur.
Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Lokke Rasmussen ise "Venezuela’da yakından takip ettiğimiz dramatik bir gelişme yaşanıyor. Gerilimin düşürülmesi ve diyaloğa yeniden dönülmesi gerekiyor. Uluslararası hukuka saygı gösterilmelidir." vurgusunu yapmıştır. Belçika Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Maxime Prevot da Venezuela'daki vatandaşların güvenliğinin en büyük öncelikleri olduğunu kaydetmiştir. Durumu yakından takip ettiklerini bildiren Prevot, Avrupalı müttefiklerle koordinasyon halinde olduklarını ifade etmiştir.
Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prevot, “Venezuela’daki vatandaşlarımızın güvenliği en büyük önceliğimizdir.” ifadesini kullanmıştır. İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, “Gelişmeleri ve İtalyan vatandaşlarının güvenliğini yakından izliyoruz. Başbakan Giorgia Meloni durumu düzenli olarak takip ediyor.” açıklamasını yapmıştır.
Slovenya Dışişleri Bakanlığı, Venezuela’daki durumu büyük bir endişeyle takip ettiklerini bildirmiş, “gerilimin azaltılması ve uluslararası hukuka saygı” çağrısı yapmıştır. Slovenya ayrıca Venezuela’daki son seçimlerin sonuçlarını tanımadığını hatırlatmıştır.
İspanya, ABD'nin Venezuela'ya askeri saldırısının ardından iki ülke arasındaki krizi sona erdirmek için arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu duyurmuştur. İspanya Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, "İspanya, gerilimin azaltılması, ılımlılığın sağlanması ve her zaman uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın ilkelerine saygı gösterilmesi çağrısında bulunuyor. Bu bağlamda İspanya, mevcut krize barışçıl ve müzakere yoluyla bir çözüm bulunması için arabuluculuk yapmaya hazırdır." ifadeleri kullanılmıştır.
İspanya'nın Venezuela'daki 28 Temmuz 2024 seçimlerinin sonuçlarını tanımadığı ve Venezuela için demokratik bir çözüm elde etme girişimlerini her zaman desteklediği belirtilen açıklamada, "İspanya, siyasi nedenlerle ülkelerini terk etmek zorunda kalan on binlerce Venezuelalıyı memnuniyetle karşıladığını, karşılamaya devam edeceğini ve ülke için demokratik, müzakere edilmiş ve barışçıl bir çözüm arayışına yardımcı olmaya hazır olduğunu yinelemektedir." denilmiştir. İspanya Başbakanı Pedro Sanchez de ABD'nin Venezuela'ya düzenlediği askeri hava saldırısının ardından "gerginliğin azaltılması, uluslararası hukuka ve BM Şartı'nın ilkelerine saygı gösterilmesi" çağrısında bulunmuştur.
Sanchez, ABD merkezli sosyal paylaşım şirketi X'ten yaptığı paylaşımda, "İspanya hükümeti, Venezuela'daki durumu yakından takip etmektedir. Büyükelçiliğimiz ve konsolosluklarımız açık kalmaya devam etmektedir. Herkesi gerginliği azaltmaya ve sorumlu davranmaya çağırıyoruz. Uluslararası hukuka ve BM Şartı'nın ilkelerine saygı gösterilmelidir." ifadelerini kullanmıştır.
İrlanda Dışişleri, Savunma ve Ticaret Bakanı Helen McEntee, “İrlanda, AB'den ortaklarımızla birlikte uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın ilkelerine tam saygının mutlak gereklilik olduğunu vurguluyor. Başkan Maduro'nun herhangi bir demokratik meşruiyete sahip olmadığı konusunda net olmamıza rağmen Venezuela'da barışçıl ve müzakere edilmiş geçiş çağrısında tutarlı şekilde bulunduk ve bu doğrultudaki tüm uluslararası çabaları destekledik.” açıklamasında bulunmuştur. McEntee, AB ortaklarıyla koordinasyon içinde konsolosluk durumunu izlediklerini bildirmiştir.
Hollanda'da geçici hükümetin Başbakanı Dick Schoof, ülke hükümetinin ABD’nin Maduro operasyonu ve Venezuela'ya yaptığı saldırılarının ardından Karayipler bölgesindeki gelişmeleri ve Venezuela’daki durumu yakından takip ettiklerini söylemiştir. Schoof, Amerikan X şirketinin sosyal medya platformundan, "Bölgedeki güvenlik, Aruba, Curaçao ve Bonaire için büyük önem taşıyor." paylaşımında bulunmuştur.
Hollanda Krallığı'na bağlı olan söz konusu ülkelerin başbakanlarıyla yakın temas halinde olduklarını paylaşan Schoof, “Bu belirsiz dönemde kendilerinin ve adalardaki insanların desteğimize güvenebileceğini ilettim.” ifadelerini kullanmıştır. Hollanda Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada ise Venezuela’daki Hollanda vatandaşlarının durumlarının iyi olup olmadığını aileleri ve arkadaşlarıyla paylaşmaları çağrısında bulunulmuştur.
İsviçre Dışişleri Bakanlığı, “(Venezuela ile ABD arasında) İsviçre, gerilimin azaltılması, itidal ve uluslararası hukuka saygı gösterilmesi çağrısında bulunuyor. Bu kapsamda güç kullanımının yasaklanması ve toprak bütünlüğüne saygı ilkesine uyulması gerekiyor.” ifadelerini paylaşmıştır. Çekya Dışişleri Bakanı Petr Macinka, “ABD, Başkan Trump aracılığıyla Maduro'nun gayrimeşru rejiminin eylemleri nedeniyle gerginliğin tırmanabileceği konusunda defalarca uyarıda bulunmuştur. Şu anda durumu sakinleştirmek ve Venezuela muhalefetinin de katılımıyla diplomatik müzakereler başlatmanın önemli olduğunu düşünüyoruz.” demiştir. Avusturya Dışişleri Bakanı Beate Meinl-Reisinger, X'teki hesabından yaptığı açıklamada, gerilimin artmasını önlemek ve uluslararası hukuku korumak gerektiğini belirterek, tüm tarafları itidal göstermeye çağırmıştır. Meinl-Reisinger, Avusturya'nın AB ortaklarıyla BM Şartı temelinde Venezuela'da barışçıl ve demokratik bir çözüm için çalışmaya devam edeceğini kaydetmiştir.
Asya ve Diğer Ülkeler
İranlı Öğrenciler Haber Ajansı'na (ISNA) göre, İran Dışişleri Bakanlığı yaptığı yazılı açıklamayla, ABD’nin Venezuela’nın “toprak bütünlüğü ve egemenliğine” yönelik askeri saldırısını kınadığını bildirmiştir. Açıklamada, ABD’nin Venezuela’ya yönelik silahlı saldırısının Birleşmiş Milletler (BM) Şartındaki amaç ve ilkelere aykırı olduğu vurgusu yapılırken, BM’den saldırıyı kınaması istenmiştir. Bakanlık, ABD’nin BM üyesi bağımsız bir devlete askeri müdahale bulunduğunu ve bunun istikrarsızlığa neden olacağını vurgulayarak, “Bu girişim bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliğin ihlalidir.” demiştir. Venezuela’ya yönelik askeri saldırı sırasında işlenen suçların planlayıcıları ile faillerinin hesap vermesi gerektiğini belirten Bakanlık, BM ve Güvenlik Konseyi’ne ABD’nin “yasa dışı saldırısını” durdurma çağrısı yapmıştır.
Rusya Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, ABD'nin bu sabah Venezuela'ya karşı silahlı saldırı eyleminde bulunduğu hatırlatılarak, "Bu, son derece endişe verici ve kınanması gereken bir durum." ifadesi kullanılmıştır. Bu tür eylemleri haklı çıkarmak için kullanılan bahanelerin temelsiz olduğunun altı çizilen açıklamada, ideolojik düşmanlığın iş odaklı pragmatizm ve güvene dayalı, öngörülebilir ilişkiler kurma isteğinin önüne geçtiğine işaret edilmiştir.
Mevcut durumda, her şeyden önce daha fazla gerilimin tırmanmasını önlemek gerektiği ve diyalog yoluyla bir çıkış yolu bulmaya odaklanmanın çok önemli olduğu vurgulanan açıklamada, "Birbirlerine karşı suçlamaları olan tüm ortakların, sorunlara diyalog yoluyla çözüm aramaları gerektiğine inanıyoruz. Bu konuda onları desteklemeye hazırız." ifadelerine yer verilmiştir.
Latin Amerika'nın bir barış bölgesi olarak kalmaya devam etmesi gerektiği belirtilen açıklamada, "Venezuela'ya, yıkıcı olmayan, hele ki askeri, dış müdahale olmaksızın kendi kaderini belirleme hakkı garanti edilmelidir. Venezuela halkıyla dayanışmamızı ve ülkenin ulusal çıkarlarını ve egemenliğini korumayı amaçlayan Bolivarcı yönetimin izlediği yolu desteklediğimizi yeniden teyit ediyoruz." değerlendirmesi yer almıştır. Rusya'nın, Venezuela yetkililerinin ve Latin Amerika ülkelerinin liderlerinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) acil olarak toplanması çağrısına destek verdiği bildirilen açıklamada, Venezuela'daki Rus Büyükelçiliğinin normal şekilde faaliyet gösterdiği aktarılmıştır.
Belarus Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin saldırısını “uluslararası barış ve güvenliğe doğrudan tehdit” olarak tanımlamış, “Belarus tarafı, Venezuela'nın meşru hükümetine sarsılmaz desteğini ifade etmekte ve barışın korunmasında birincil sorumluluğu taşıyan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) acil toplantısı çağrısına katılmaktadır” açıklamasını yapmıştır.
Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha, X paylaşımında, Venezuela'da meydana gelen gelişmeleri değerlendirmiştir. Ukrayna'nın, "ulusların diktatörlükten, baskıdan ve insan hakları ihlallerinden uzak ve özgür yaşama" hakkını her zaman savunduğunu kaydeden Sybiha, Maduro yönetiminin bu ilkeleri her yönüyle ihlal ettiğini iddia etmiştir. Sybiha, ülkesinin Maduro yönetimini "meşru" olarak görmediğini vurgulayarak, "Venezuela halkı, normal bir yaşam, güvenlik, refah ve insan onuruna yakışır hayat için bir şansa sahip olmalı. Biz de onların bu normal yaşama, saygıya ve özgürlüğe yönelik haklarını desteklemeye devam edeceğiz." ifadesini kullanmıştır. Bakan Sybiha ayrıca, uluslararası hukuk ilkeleri doğrultusunda demokrasi, insan hakları ve "Venezuellalıların çıkarlarına öncelik veren gelişmelerden" yana oldukları mesajını vermiştir. Kosova Cumhurbaşkanı Vjosa Osmani yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Trump'a desteklerini iletmiştir. Trump'ın Venezuela halkının yanında olduğunu aktaran Osmani, ülkesinin ABD'nin "kararlılığının" etkisini anladığını kaydetmiştir.
Diplomatik ve Askeri Sonuçlar
ABD Başkanı Donald Trump, saldırının ardından Truth Social platformundaki mesajında şu ifadeleri paylaşmıştır: “Bu operasyon, ABD kolluk kuvvetleriyle işbirliği içinde gerçekleştirilmiştir. Ayrıntılar daha sonra açıklanacaktır. Bugün saat 11.00’de Mar-a-Lago’da bir basın toplantısı yapılacaktır.”
CBS News’e konuşan ABD’li yetkililer, saldırıların Trump’ın doğrudan emriyle gerçekleştirildiğini ve hedeflerin askeri tesisler olduğunu bildirmiştir. Yetkililer, operasyonun daha önce Noel günü yapılmasının planlandığını, ancak Nijerya’daki DEAŞ hedeflerine yönelik hava saldırıları ve olumsuz hava koşulları nedeniyle ertelendiğini açıklamıştır.
ABD Beyaz Saray ve Pentagon yetkilileri, saldırıların ardından gelen ilk saatlerde medyanın yorum taleplerine yanıt vermemiştir. ABD Federal Havacılık İdaresi (FAA), 3 Ocak 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, “devam eden askeri faaliyetler” nedeniyle ABD ticari uçuşlarının Venezuela hava sahasında yasaklandığını duyurmuştur.
Venezuela Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne ve Güvenlik Konseyi’ne resmi bir şikayet dosyası hazırlanacağı belirtilmiştir. Açıklamada, saldırının uluslararası barış ve güvenliğe tehdit oluşturduğu ve uluslararası hukuk normlarını ihlal ettiği vurgulanmıştır. Saldırıların ardından Caracas’taki askeri altyapının ağır hasar gördüğü, Higuerote havaalanı ve La Carlota askeri hava üssünün devre dışı kaldığı rapor edilmiştir. Venezuela hava kuvvetleri ve kara birliklerinin ülke genelinde "acil konuşlanma" emri aldığı, başkent çevresinde tank ve zırhlı araçların devriye gezdiği gözlemlenmiştir.
Venezuela hükümeti, operasyonun ardından "ulusal savunma koordinasyon birimleri"ni faaliyete geçirmiştir. Caracas’taki Miraflores Başkanlık Sarayı çevresinde güvenlik önlemleri artırılmıştır. ABD tarafından, Maduro ve eşi Cilia Flores’in nerede tutulduğuna ilişkin herhangi bir resmi bilgi paylaşılmamıştır.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Açıklamaları ve Sonraki Gelişmeler
ABD Başkanı Donald Trump, 3 Ocak 2026’da Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, Venezuela’ya yönelik saldırıların ABD tarafından gerçekleştirildiğini duyurmuştur. Trump, açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştır: "ABD, Venezuela ve lideri Başkan Nicolas Maduro'ya karşı büyük çaplı bir saldırı düzenlemiş ve Maduro ile eşi yakalanarak ülke dışına çıkarılmıştır."
New York Times'a konuşan Trump, operasyonun başarısının iyi bir planlama ve sahadaki askeri unsurlar sayesinde sağlandığını savunmuştur. Trump, "Çok iyi bir planlama vardı, çok güçlü ve çok yetkin askerler görev aldı. Açıkçası son derece başarılı bir operasyondu." ifadelerini kullanmıştır. Operasyon için ABD Kongresinden yetki alıp almadığı ve Venezuela'ya ilişkin bundan sonraki adımların ne olacağına ilişkin sorulara ise Trump, bu konuları Mar-a-Lago'da düzenleyeceği basın toplantısında konuşacağını söylemiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, Fox televizyonunda Venezuela'da düzenlenen operasyona ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Söz konusu operasyonun ordudan generallerin de olduğu bir odada çok sayıda kişiyle takip edildiğini belirten Trump, "Sanki bir televizyon programı izler gibi izledim." demiştir.
Operasyonda her türlü senaryo için savaş uçağı bulundurduklarını kaydeden Trump, "İçeri girdiler, girilemeyecek çelik kapılı yerlere girdiler. Saniyeler içinde de dışarı çıkarıldılar, hiç böyle bir şey görmemiştim." ifadesini kullanmıştır. Söz konusu operasyonun 4 gün önce yapılacağını ancak hava şartlarının el vermediğini söyleyen Trump, hava düzelir düzelmez operasyonun başladığını kaydetmiştir.
ABD tarafında birkaç kişinin yaralandığını ancak can kaybı olmadığı bilgisini paylaşan Trump, operasyonda bir helikopterin hasar aldığını ancak tüm helikopterler ve uçakların geri döndüğünü ifade etmiştir.
Operasyon için doğru zaman olduğunu belirten Trump, "Bunu yapmak zorundaydık çünkü bu bir savaş. Her yıl 300 bin kişiyi kaybediyoruz. Bu kadar kişiyi savaşta olsak kaybetmezdik." ifadesini kullanmıştır. Maduro'nun evinden alındığını belirten Trump, "Evden çok bir kale gibiydi. Çelik kapıları olan güvenli bir yer vardı, her yerde dayanıklı çelikler vardı. Ama buraya giremedi. Buraya girmeye çalışıyordu ama onları yakaladık." ifadesini kullanmıştır. Venezuela'yı bundan sonra neyin beklediğine ilişkin ise Trump,"Bu konuda karar veriyoruz. Başka birinin yönetimi devralıp işi kaldığı yerden devam ettirmesine izin veremeyiz. Bu sürece çok müdahil olacağız. Venezuela halkı için özgürlük istiyoruz." değerlendirmesinde bulunmuştur.
Maduro ve Eşinin New York’a Getirilmesi
Trump, Maduro ve eşi hakkında New York'ta suç duyurusunda bulunulduğunu belirterek, "Şu anda bir gemideler, New York'a getiriliyorlar, gemiye de helikopterle götürüldüler." ifadesini kullanmıştır. "Venezuela'nın petrol endüstrisinin geleceğinde ne görüyorsunuz?" sorusuna Trump, "Gördüğüm şu ki son derece müdahil olacağız. Söyleyebileceğim bu. Dünyadaki en mükemmel en büyük petrol şirketleri ve son derece müdahil olacağız." yanıtını vermiştir. Operasyonun ikinci dalgasına hazır olunduğunu kaydeden Trump, "(Saldırı) O kadar güçlüydü ki, buna gerek kalmadı. Ama hazırlıklıydık." diye konuşmuştur.

Venezuela lideri Nicolas Maduro’nun, ABD güçleri tarafından yakalanmasının ardından çekildiği belirtilen ilk kareler, 3 Ocak 2025 - (Sosyal Medya)
Maduro destekçilerine yönelik de konuşan Trump, "Eğer ona sadık kalırlarsa, gelecekleri gerçekten kötü olacak." dedi. Öte yandan bu kişilerin çoğunluğunun fikrini değiştirdiğini ve Maduro'ya yönelik sadakatin "oldukça az" olduğunu savunan Trump, "Bugün bazı insanların sokaklarda ABD bayrakları sallayarak yürüdüklerini ve çok destekleyici olduklarını fark ettim." ifadesini kullanmıştır.
Maduro'nun Fotoğrafının Yayınlanması

Nicolas Maduro (Truth Social)
Donald Trump, Truth Social hesabından Maduro'nun yakalandığına dair bir fotoğraf paylaşmıştır. Trump, paylaşımında "Nicolas Maduro, USS Iwo Jima gemisinde." ifadesini kullanmıştır.
ABD Adalet Bakanlığı’nın İddianamesi
Adalet Bakanlığının internet sitesinde yayımlanan belgede, Maduro "yolsuz, gayrimeşru bir hükümeti yıllarca yönetmek" ile suçlanmaktadır. Ayrıca belgede Maduro'nun, hükümetin gücünü uyuşturucu kaçakçılığı başta olmak üzere hukuksuz eylemler için kötü kullandığı belirtilmektedir. Belgede, Maduro'nun uyuşturucu kaçakçılığı eylemlerinin Venezuela'nın askeri ve siyasi elitini zenginleştirdiği öne sürülmekte ve "Maduro dünyadaki en tehlikeli uyuşturucu kaçakçıları ve narko teröristler ile işbirliği yapmıştır." ifadesi yer almaktadır.
ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores hakkında New York Güney Bölgesi'nde iddianame düzenlenerek suç duyurusunda bulunulduğunu bildirmiştir. Maduro hakkında "uyuşturucu terörizmi, kokain kaçakçılığı, ABD'ye karşı makineli tüfek ve yıkıcı cihazlara sahip olma" suçlamalarının yöneltildiğini kaydeden Bondi, "Yakında Amerikan topraklarında, Amerikan mahkemelerinde, Amerikan adaletinin tüm hiddetiyle karşı karşıya kalacaklar." demiştir. Bondi, son olarak başta ABD Başkanı Donald Trump olmak üzere operasyona dahil olan kişilere teşekkür etmiştir.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve Kongre Tepkileri
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan, ABD'nin Venezuela'ya düzenlediği saldırı ve Maduro'nun yakalanmasına ilişkin paylaşım yapmıştır. Başkan Trump'ın Venezuela'ya birçok "çıkış yolu" önerdiğini savunan Vance, öte yandan, "uyuşturucu kaçakçılığına son verilmesi ve çalınan petrolün ABD'ye geri verilmesi" konusunda net bir tavır sergilediği değerlendirmesinde bulunmuştur.
Vance, "Maduro, Başkan Trump'ın söylediklerinde ciddi olduğunu anlayan en son kişi oldu." ifadesini kullanmıştır. Maduro'nun "narko terörizm" kapsamında ABD'de çok sayıda suçlamayla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Vance, "Caracas'ta bir sarayda yaşıyor olman, ABD'de uyuşturucu kaçakçılığı suçundan adaletten kaçmanı sağlamaz." yorumunu yapmıştır.
Utah eyaletinin Cumhuriyetçi Senatörü Mike Lee, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun, kendisine "Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun ABD'de cezai suçlamalarla yargılanmak üzere tutuklandığını ve bu ülkeye düzenlenen saldırıların tutuklama emrini uygulayanları korumak için gerçekleştirildiğini" bildirdiğini belirtmiştir.
Lee, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan, Rubio ile ABD'nin Venezuela'ya düzenlediği saldırılara ve Venezuela Devlet Başkanı Maduro'nun ülke dışına çıkarılmasına ilişkin gerçekleştirdiği telefon görüşmesine yönelik paylaşım yapmıştır. Lee, paylaşımında şunları kaydetiştir: "(Rubio) Bana, Nicolas Maduro'nun ABD'de cezai suçlamalarla yargılanmak üzere ABD personeli tarafından tutuklandığını ve bu gece gördüğümüz kinetik eylemin, tutuklama emrini uygulayanları korumak ve savunmak için gerçekleştirildiğini bildirdi. Bu eylem, Anayasa'nın 2. maddesi uyarınca, ABD personelini fiili veya yakın bir saldırıdan korumak için Başkanın doğal yetkisi kapsamında yer almaktadır."





