12-13 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler
Hükümet Yanlısı Gösteriler ve Devam Eden Eylemler
12 Ocak 2026 tarihinde İran genelinde hem hükümet yanlısı hem de hükümet karşıtı gösteriler eş zamanlı olarak sürmüştür. Tahran’daki Enghelab Meydanı’nda, Tahran Üniversitesi yakınlarında toplanan kalabalık gruplar İran bayrakları taşıyarak sokaklarda yürüyüş yapmıştır. Kalabalık “son günlerdeki şiddet olaylarını kınamış” ve aynı zamanda ekonomik sıkıntıların çözülmesi yönünde çağrılarda bulunmuştur
Protestocular, ekonomik taleplerini dile getirirken aynı zamanda “yabancı müdahalesine karşı olduklarını” belirtmişlerdir. Hükümet yanlısı mitinglerle eş zamanlı olarak ülkenin çeşitli bölgelerinde rejim karşıtı gösteriler de devam etmiştir. Tahran’ın yanı sıra Kerman, Zahedan ve Birjand gibi şehirlerde de destek yürüyüşleri düzenlenmiştir.
İran İstihbarat Bakanlığı, 12 Ocak günü yaptığı açıklamada bir uluslararası yük kamyonu içinde 273 adet silahın ele geçirildiğini ve üç kişinin gözaltına alındığını duyurmuştur. Aynı açıklamada, “yasaklı bir Kürt partisinin beş üyeli terör hücresinin” Hurramabad kentinde yakalandığı, ayrıca “İran dışındaki muhalif Farsça kanallarla bağlantılı” 15 kişinin gözaltına alındığı bildirilmiştir.
Dış Tepkiler ve Uluslararası Boyut
ABD Başkanı Donald Trump, Florida’dan Washington’a dönüşü sırasında uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada, İran yönetiminin ABD ile görüşme talebinde bulunduğunu söylemiştir. Trump, “Dün aradılar... İran dün müzakere etmek için aradı. Sanırım Amerika Birleşik Devletleri tarafından hırpalanmaktan bıktılar. İran müzakere etmek istiyor.” ifadelerini kullanmıştır
Trump aynı açıklamada, görüşmeler için hazırlıkların sürdüğünü ancak sahadaki gelişmeler nedeniyle askeri seçeneğin gündemde olduğunu belirtmiş ve “Toplantıdan önce olup bitenler nedeniyle harekete geçmemiz gerekebilir. Ancak bir toplantı düzenleniyor. İran aradı. Müzakere etmek istiyorlar.” sözlerini dile getirmiştir
Trump ayrıca, İran’daki olayları yakından takip ettiklerini ve “çok güçlü seçenekler” üzerinde değerlendirme yaptıklarını ifade etmiş, “Ordu bunu inceliyor ve biz de çok güçlü seçenekleri değerlendiriyoruz. Bir karara varacağız.” demiştir.
Trump’ın bu açıklamalarının ardından İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Tahran’daki bir mitingde yaptığı konuşmada ABD’ye yönelik olarak, “Bölgedeki tüm varlıklarınız yok edilecek. Zalim yöneticileri disipline edeceğiz.” ifadelerini kullanmıştır. Kalibaf, ABD Başkanı’na “unutulmaz bir ders verileceğini” söylemiştir. Tahran’daki bu mitinge İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkian ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de katılmıştır.
Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Açıklamaları
12 Ocak 2026 tarihinde İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, düzenlediği basın toplantısında ülkede devam eden gösteriler hakkında açıklamalarda bulunmuştur. Arakçi, “Şu anda yaşanan şey protesto değildir, ülkeye karşı yürütülen bir terör savaşıdır.” ifadelerini kullanmıştır
Arakçi, yetkililerin sivil halk ile güvenlik güçlerine ateş açılmasını emreden ses kayıtlarına ulaştıklarını belirtmiş ve “İranlı yetkililer, terör unsurlarına sivillere ve güvenlik güçlerine ateş açma emri verilen ses kayıtlarına sahiptir.” açıklamasını yapmıştır. Dışişleri Bakanı, silahlı grupların kamu binalarını, polis karakollarını ve dükkanları hedef aldığını, ayrıca güvenlik güçlerine karşı kullanılan silahların görüntülerinin mevcut olduğunu ifade etmiştir. Arakçi, protestoların 28 Aralık’ta “barışçıl ve meşru biçimde tüccarlar tarafından başlatıldığını” ancak kısa sürede “şiddet olaylarına dönüştüğünü” söylemiştir.
Arakçi, İran güvenlik güçlerinin olaylara “sakin bir şekilde” müdahale ettiğini ve hükümetin hemen ilgili taraflarla görüşmeler başlatarak taleplerini dinlediğini belirtmiştir. Aynı açıklamada, “gösteriler sırasında ölenlerin çoğu arkadan vurulmuştur” ifadesiyle güvenlik güçlerinin ölümlerden sorumlu olmadığını savunmuştur.
Arakçi, “terörist unsurların hem protestocuları hem güvenlik güçlerini hedef aldığını” açıklamış ve durumun “tamamen kontrol altına alındığını” bildirmiştir. Aynı basın toplantısında Arakçi, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını “İran’ın içişlerine müdahale” olarak nitelendirmiştir. “Trump’ın protestolar hakkındaki açıklamaları iç işlerimize müdahaledir.” demiştir
Trump’ın müdahale tehdidinin ardından olayların kanlı bir hal aldığını belirten Arakçi, “Trump müdahale tehdidinde bulunduktan sonra protestolar yabancı müdahaleyi meşrulaştırmak için kanlı eylemlere dönüştü.” ifadelerini kullanmıştır.
Trump’ın İran’a karşı “çok güçlü önlemler almayı değerlendirdiği” yönündeki sözlerine yanıt olarak Arakçi, “Tahran hem savaşa hem de diyaloğa hazırdır.” demiştir. Arakçi, İran hükümetinin “ABD ve İsrail’in olaylara karıştığını kanıtlayan belgeleri” elinde bulundurduğunu da açıklamıştır. Ayrıca internet hizmetlerinin “güvenlik makamlarıyla koordinasyon içinde” yeniden sağlanacağını belirtmiştir.
İran’ın Avrupa Ülkelerine Diplomatik Tepkisi
12 Ocak 2026 tarihinde İran Dışişleri Bakanlığı, İngiltere, Almanya, Fransa ve İtalya büyükelçilerini protestolara verilen dış destek gerekçesiyle Tahran’a çağırmıştır. İran devlet medyasına göre, bakanlık yetkilileri dört büyükelçiye ülkedeki son olaylara ilişkin şiddet içeren görüntüler izletmiş ve bu eylemlerin “barışçıl gösterilerden öteye geçerek organize sabotaj faaliyetlerine dönüştüğünü” ifade etmiştir.
Büyükelçilerden bu görüntüleri kendi dışişleri bakanlıklarına doğrudan iletmeleri istenmiş, ayrıca ülkelerinin protestoculara verdiği desteğe ilişkin resmi açıklamaları geri çekmeleri talep edilmiştir. İranlı yetkililer, söz konusu ülkelerin siyasi ya da medya aracılığıyla verdikleri her türlü desteğin “İran’ın içişlerine kabul edilemez bir müdahale ve ulusal güvenliğe tehdit” oluşturduğunu belirtmiştir.
Bu diplomatik çağrının hemen öncesinde, Londra’da İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen bir gösteride bir protestocunun İran bayrağını indirip yerine eski monarşi dönemini simgeleyen aslan ve güneş amblemli bayrağı çektiği bildirilmiştir.
HRANA’nın 16. Gün Raporu ve Güncel Durum
ABD merkezli Human Rights Activists News Agency (HRANA), 13 Ocak 2026 tarihinde yayımladığı raporda, İran’daki protestoların 16. gününe ilişkin verileri açıklamıştır. Raporda, gösterilerin ülkenin 31 eyaletine yayıldığı belirtilmiştir. HRANA’nın açıklamasına göre, protestoların başlamasından itibaren 133’ü emniyet görevlisi, biri savcı ve 9’u 18 yaşından küçük olmak üzere toplam 664 kişi hayatını kaybetmiştir. Aynı raporda, 10.721 kişinin gözaltına alındığı bildirilmiştir.
İnternet Kesintileri ve İletişim Durumu
13 Ocak 2026 itibarıyla İran genelinde internet bağlantısı 100 saati aşkın süredir kesintili kalmıştır. Londra merkezli internet izleme kuruluşu NetBlocks, ülke genelindeki çevrimiçi bağlantı seviyelerinin “normal seviyelerin yaklaşık yüzde 1’i düzeyinde” olduğunu açıklamıştır
NetBlocks’un ABD merkezli sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşıma göre, ulusal düzeyde bağlantı seviyeleri “düz bir çizgide sabit kalmaya devam ediyor” şeklinde rapor edilmiştir. Söz konusu kesinti, 9 Ocak’tan itibaren ülkede protestoların yoğunlaştığı dönemde başlamıştır.
ABD’nin Vatandaşlarına Yönelik “İran’ı Terk Et” Çağrısı
13 Ocak 2026 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri, İran’daki güvenlik durumuna ilişkin olarak vatandaşlarına “derhal ülkeyi terk etmeleri” yönünde bir çağrıda bulunmuştur. Bu uyarı, ABD’nin Tahran Sanal Büyükelçiliği tarafından yayımlanan güvenlik bildiriminde duyurulmuştur
Uyarıda, ABD vatandaşlarından “ Washington yönetiminin yardımına ihtiyaç duymadan İran’dan çıkış planı yapmaları” istenmiştir. Açıklamada şu ifadeler yer almıştır: “İran’dan hemen ayrılın. Ayrılamıyorsanız, evinizde ya da başka bir güvenli binada emniyetli bir yere geçin.”)
Bildiride, ülkede devam eden gösteriler ve artan güvenlik riskleri nedeniyle ABD vatandaşlarının korunmasına yönelik olağan tedbirlerin uygulanamayabileceği vurgulanmıştır. Aynı dönemde Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran konusundaki yaklaşımını değerlendirmiş ve “ Trump'ın öncelikle diplomasiyi tercih ettiğin, ancak askeri güç seçeneğini her zaman masada tuttuğunu” söylemiştir.
ABD’nin İran’a Yönelik Yeni Politikaları ve Yeni Gümrük Vergileri
13 Ocak 2026 tarihinde ABD Başkanı Donald Trump, İran ile ekonomik ilişkilerini sürdüren ülkelere karşı yeni bir ticaret uygulaması başlatıldığını açıklamıştır. Trump, ABD merkezli Truth Social platformundaki paylaşımında, “İran ile iş yapan ülkeler, ABD ile yaptıkları ticarette yüzde 25 gümrük vergisi ödeyecek. Karar derhal yürürlüğe girmiştir.” ifadelerini kullanmıştır.
Trump aynı paylaşımda, kararın “kesin ve nihai” olduğunu belirtmiştir. Bu duyurunun ardından Çin, ABD’nin kararına tepki göstermiştir, ancak açıklamanın detayları belirtilmemiştir.
Aynı gün CBS News’e konuşan, adlarının açıklanmasını istemeyen iki ABD Savunma Bakanlığı yetkilisi, Trump’a İran’a yönelik askeri ve örtülü operasyon seçeneklerinin sunulduğunu aktarmıştır. Yetkililer, “siber ve psikolojik operasyonlar” seçeneklerinin değerlendirildiğini, bu operasyonların İran’ın komuta yapısı, iletişim ağları ve devlet kontrolündeki medya kuruluşlarını hedef alabileceğini ifade etmiştir.
Aynı kaynaklara göre, Trump’a yapılan sunumda hava gücü ve uzun menzilli füze kabiliyetlerinin merkezi rolünü koruduğu, ancak siber ve psikolojik unsurların da “tamamlayıcı araçlar” olarak değerlendirildiği aktarılmıştır.
Tahran Üniversitesi’nin Kararı
Tesnim Haber Ajansı, Tahran Üniversitesi Eğitim İşleri Başkanlığı tarafından yapılan açıklamayı yayımlamıştır. Açıklamada, lisans düzeyindeki öğrenci yurtlarının 10 gün süreyle kapatıldığı ve öğrencilerden yurtları kısa sürede boşaltmalarının istendiği belirtilmiştir. Kararın, ülkede devam eden protestolara katılımı azaltmaya yönelik bir önlem olduğu bildirilmiştir.
İran Adli Tıp Kurumu Açıklamaları
13 Ocak'ta İran Adli Tıp Kurumu Başkanı Abbas Mescidi Arani, hayatını kaybeden çoğu protestocunun silahlı teröristler tarafından kesici aletlerle hayati organları hedef alınarak veya yakın mesafeden av tüfeğiyle vurularak öldürüldüğünü açıklamıştır. İran devlet televizyonuna göre Arani, hayatını kaybeden protestocuların ölüm nedenlerine dair açıklamalarda bulunmuştur.
Arani, olaylarda hayatını kaybedenlerin önemli bir kısmının, "kesici aletlerle hayati organlarının hedef alındığını, çok yakın mesafeden av tüfeğiyle ateş edilmesi veya çatılardan hedef alınmaları sonucu yaşamını yitirdiğini" söylemiştir. Protestocuların arasına silah eğitimi almış bazı unsurların sızdığını iddia eden Arani, söz konusu unsurların göstericileri hayati organlarını vuracak şekilde hedef aldığını öne sürmüştür.
Uluslararası Tepkiler ve Diplomatik Açıklamalar
12–13 Ocak 2026 tarihlerinde İran’daki protestoların devam ettiği süreçte birçok ülke ve uluslararası aktör farklı açıklamalarda bulunmuştur.
Rusya’nın Açıklaması
Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Sergey Şoygu, İran Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani ile yaptığı telefon görüşmesinde, “dış güçlerin İran’ın içişlerine karışma yönündeki yeni girişimlerini kararlılıkla kınadığını” ifade etmiştir.
Görüşmede Şoygu, İran’da “çok sayıda can kaybı” nedeniyle Laricani’ye taziyelerini iletmiş ve iki ülke arasındaki 2025 tarihli Kapsamlı Stratejik Ortaklık Antlaşması temelinde işbirliğini sürdürmeye hazır olduklarını belirtmiştir.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, 13 Ocak 2026 tarihinde Moskova’da düzenlediği basın toplantısında İran’daki protestolara ilişkin bir değerlendirme yapmıştır. Zaharova, dış güçlerin İran’ı istikrarsızlaştırmak amacıyla toplumsal gerilimi kullanmaya çalıştığını belirterek, şu ifadeyi kullanmıştır: “İran’a düşman dış güçler, devleti istikrarsızlaştırmak ve yıkmak için artan toplumsal gerilimi kullanmaya çalışıyor. İran’ın iç siyasi süreçlerine yönelik dışarıdan yıkıcı müdahaleyi şiddetle kınıyoruz.”
Zaharova, İran’daki protestolarda “renkli devrim yöntemlerinin” uygulandığını ileri sürmüş ve bu durumun ülkenin iç istikrarını hedef aldığını ifade etmiştir. Zaharova, konuşmasında ABD’nin İran’a yönelik eylemlerini eleştirmiştir. Açıklamasında, “Washington'un İran topraklarına yeniden saldırı düzenleme yönündeki tehditleri kesinlikle kabul edilemez. Yeniden saldırı düzenlemek içim dışarıdan kışkırtılan olayları kullanmayı planlayanlar, bu tür eylemlerinin Orta Doğu'daki durum ve küresel uluslararası güvenlik için vahim sonuçlar doğuracağının farkında olmalı. İran'ın dış ortaklarına tarifeleri artırarak şantaj yapma yönündeki girişimleri reddediyoruz.” ifadelerine yer vermiştir.
Almanya’nın Açıklaması
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, 13 Ocak 2026’da Hindistan ziyareti sırasında yaptığı basın açıklamasında İran’daki mevcut duruma ilişkin olarak, “Bir rejim gücünü yalnızca şiddet yoluyla koruyabiliyorsa, fiilen sona ermiştir. Şu anda bu rejimin son günlerine ve haftalarına tanıklık ettiğimizi düşünüyorum.” ifadelerini kullanmıştır.
Merz, İran yönetiminin meşruiyetini kaybettiğini savunarak, Almanya’nın ABD, İngiltere ve Fransa ile yakın temas içinde olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, “Dışişleri bakanları, İran’da demokratik meşruiyete sahip bir yönetime barışçıl geçişin sağlanması için birbirleriyle yakın temas hâlindedir.” sözlerini dile getirmiştir.
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Washington’da ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptığı görüşmenin ardından İran’a yönelik daha sert yaptırımlar uygulanması gerektiğini açıklamıştır. Wadephul, “Bu rejime yaptırım uygulamak için mevcut tüm önlemleri kullanacağız.” ifadelerini kullanmıştır. Ayrıca Almanya’nın, Avrupa Birliği’nin terör yaptırımları listesine İran’ın eklenmesi yönünde çalışacağını belirtmiştir.
Fransa’nın Tepkileri
13 Ocak 2026 tarihinde Fransız basınına yansıyan haberlere göre, Fransa’nın Tahran Büyükelçiliği’nde görev yapan elzem olmayan personel, ülkedeki güvenlik riskleri nedeniyle 12 Ocak’tan itibaren İran’dan ayrılmaya başlamıştır. Kaynaklar, personelin ne kadarının ayrıldığına ilişkin net bir sayı paylaşmamış ancak ayrılışların protestoların devam ettiği dönemde gerçekleştiğini bildirmiştir.
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, İran Büyükelçisi Mohammad Amin-Nejad’ı çağırdığını duyurmuş ve İran güvenlik güçlerinin eylemlerdeki müdahalesini “devlet şiddeti” olarak tanımlamıştır. Barrot, parlamentoya hitaben yaptığı konuşmada, “Barışçıl protestoculara silah doğrultanların cezasız kalması söz konusu olamaz.” ifadesini kullanmıştır.
Avrupa Birliği’nin Açıklamaları
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, İran’daki protestolar ve artan can kayıplarıyla ilgili olarak 13 Ocak 2026 tarihinde sosyal medya hesabından bir açıklama yapmıştır. Von der Leyen, şu ifadeyi kullanmıştır: “İran’daki artan can kayıpları dehşet verici. Aşırı güç kullanımını ve özgürlüklerin sürekli kısıtlanmasını kınıyoruz.” Von der Leyen, Avrupa Parlamentosu’nun (AP) İranlı tüm diplomatik personel ve temsilcilerinin AP binalarına girişini yasaklama kararını desteklediğini ve bu kararın ardından Avrupa Birliği’nin ek yaptırımlar hazırlığında olduğunu belirtmiştir. Açıklamasında, İran’daki “aşırı güç kullanımının” kabul edilemez olduğunu ifade etmiştir.
Avrupa Komisyonu’nun Dış İlişkiler Sözcüsü Anouar El Anouni, aynı gün yapılan basın toplantısında, “siyasi işler ve güvenlikten sorumlu komitenin bugün toplanacağını ve atılacak adımları görüşeceğini” duyurmuştur.
Avrupa Parlamentosu Kararı ve İran’ın Tepkisi
Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, İran’daki protestolara destek amacıyla İranlı tüm diplomatik personelin AP binalarına girişinin yasaklandığını açıklamıştır. Bu karara karşılık, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD merkezli sosyal medya platformu X hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullanmıştır: “İran, AB ile düşmanlık peşinde değil ancak herhangi bir kısıtlamaya karşılık verecektir. İnsanlar aptal değil, olan biteni kendi gözleriyle görüyorlar.” Erakçi ayrıca Avrupa Parlamentosu’nu Gazze’deki savaş bağlamında çifte standartla suçlamış ve “Avrupalı yetkililerin İsrail’e karşı adım atmaktan kaçındığını” belirtmiştir.
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, can kayıplarının artışını “dehşet verici” olarak nitelendirmiştir. Von der Leyen, “Aşırı güç kullanımını ve özgürlüklerin sürekli kısıtlanmasını kesin bir dille kınıyorum.” açıklamasını yapmıştır. Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ile birlikte İran’daki bastırmadan sorumlu kişilere yönelik yeni yaptırım önerilerinin hızla hazırlanacağını bildirmiştir.
Birleşik Krallığın Açıklaması
13 Ocak 2026 tarihinde çeşitli Avrupa ülkeleri, İran’daki protestoların bastırılmasına ilişkin ortak açıklamalarda bulunmuştur. Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada İran elçisinin çağrıldığını açıklamış ve Tahran yönetiminden “dehşet verici raporların hesabını vermesini” istemiştir.
Birleşmiş Milletler Açıklaması
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, 13 Ocak 2026 tarihinde Cenevre Ofisi aracılığıyla İran’daki protestolara ilişkin bir açıklama yayımlamıştır. Türk’ün açıklaması BM Sözcüsü Jeremy Laurence tarafından haftalık basın toplantısında okunmuştur.
Volker Türk, “İranlı yetkilileri barışçıl protestoculara karşı her türlü şiddet ve baskıyı derhal durdurmaya çağırıyoruz.” ifadesini kullanmıştır. Ayrıca İran genelinde yüzlerce kişinin öldüğünü, binlercesinin tutuklandığını belirterek şu ifadeye yer vermiştir: “Protestocuların ‘terörist’ olarak etiketlenerek onlara karşı şiddetin meşrulaştırılması kabul edilemez.”
Türk, İranlı yetkililere internet ve telekomünikasyon hizmetlerini yeniden sağlamaları çağrısında bulunmuştur. Açıklamasında ayrıca, “Tüm ölümler ve protestoculara karşı uygulanan şiddet uluslararası insan hakları standartlarına göre soruşturulmalı ve sorumlular hesap vermelidir.” ifadeleri yer almıştır.
Birleşmiş Milletler Sözcüsü Stephane Dujarric, 13 Ocak 2026 tarihinde yaptığı basın açıklamasında, ABD Başkanı Donald Trump’ın İranlı protestoculara yönelik "yardım yolda" mesajına ilişkin değerlendirmede bulunmuştur. Dujarric, "Elbette İran’daki durum etrafında giderek artan askerî söylemlerden çok endişeliyiz" ifadesini kullanmıştır.
BM Sözcüsü ayrıca, “Tüm üye devletlerin askerî söylemler yerine diplomasiye yönelmesi zorunludur.” demiştir. Dujarric, BM’nin İran’daki personelini tahliye etme planı bulunmadığını, ülkede 46 uluslararası personel ve 448 yerel çalışanın görevde olduğunu belirtmiştir.
İtalya'nın Açıklamaları
İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, İran Büyükelçisi Mohammad Reza Sabouri’yi çağırarak, “Protestocuların kanla ödediği son derece yüksek bedel kesinlikle kabul edilemezdi.” açıklamasında bulunmuştur. Tajani ayrıca, “İranlı kadınlar ve erkekler sokaklarda mücadele ediyor, kan, acı, hapis ve muhtemelen işkenceyle son derece yüksek bir bedel ödüyorlar.” ifadelerini kullanmıştır.
İspanya'nın Açıklamaları
İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, Catalunya Radyosu’na yaptığı açıklamada, “İran’da günlerdir yaşanan olaylara yönelik güçlü reddimizi ve kınamamızı ifade etmek istiyoruz.” demiştir. Portekiz Dışişleri Bakanlığı, İran Büyükelçisini çağırarak, “gösterilerin şiddetli şekilde bastırılmasını kınamak için” açıklamasında bulunmuştur.
Hollanda'nın Açıklamaları
Hollanda Dışişleri Bakanı David van Weel, İran’daki olaylar hakkında “İran’daki barışçıl gösterilerin kanlı biçimde bastırılmasından derin şok duyduk.” ifadesini paylaşmıştır. İrlanda Başbakanı Micheál Martin, Avrupa Birliği ortaklarıyla birlikte İran’a yaptırım uyguladıklarını belirterek, “Baskının sona ermesi çağrısında bulunduk. Farklı bir yönetime, daha fazla özgürlüğe, toplanma ve ifade hakkına ihtiyaç vardır.” demiştir. Finlandiya Dışişleri Bakanı Elina Valtonen, X platformundaki paylaşımında, "İran rejiminin interneti sessizce öldürme ve baskı yapabilmek için kapattığını" yazmıştır.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Açıklamaları
ABD Başkanı Donald Trump, 13 Ocak 2026 tarihinde sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda İran’daki protestolara ilişkin bir açıklama yayımlamıştır. Trump, paylaşımında şu ifadeleri kullanmıştır: “İranlı vatanseverler, protestolarınıza devam edin, kurumlarınızı ele geçirin. Katillerin ve istismarcıların isimlerini kaydedin. Onlar büyük bir bedel ödeyecekler. Protestocuların anlamsızca öldürülmesi durana kadar İranlı yetkililerle olan tüm toplantılarımı iptal ettim. Yardım yolda.” Trump, mesajının sonunda “MIGA” (Make Iran Great Again – İran’ı Yeniden Büyük Yapalım) ifadesini eklemiştir.
Detroit Konuşması
Trump, aynı gün Detroit kentinde gerçekleştirdiği ekonomi temalı konuşmasında, İran’daki protestolara ilişkin mesajını yeniden dile getirmiştir.
Trump konuşmasında şu ifadeleri kullanmıştır: “Tüm İranlı vatanseverlere sesleniyorum: Protestolara devam edin, mümkünse kurumlarınızı ele geçirin ve sizi istismar eden katillerin ve istismarcıların isimlerini kaydedin.”
Ayrıca, “Protestocuların anlamsızca öldürülmesi durana kadar İranlı yetkililerle tüm toplantıları iptal ettim. Göstericilere tek söylediğim şey, yardım yolda.” ifadelerini kullanmıştır. Trump, aynı konuşmada İran’la ticaret yapan ülkelere ek gümrük vergisi getirildiğini hatırlatarak bu uygulamanın “13 Ocak itibarıyla yürürlüğe girdiğini” belirtmiştir.
CBS News Röportajı ve İdam Uyarısı
Trump, 13 Ocak 2026 tarihinde CBS News kanalına verdiği röportajda, İran’ın protestocuları idam edeceğine dair haberler üzerine şu ifadeleri kullanmıştır: “İdamdan haberim yok. Eğer onları asarlarsa bazı şeyler göreceksiniz… Böyle bir şey yaparlarsa çok güçlü bir karşılık vereceğiz.” Aynı röportajda Trump’a İran konusundaki “nihai hedefi” sorulmuştur. Trump bu soruya, “Nihai hedef kazanmak. Kazanmayı severim.” yanıtını vermiştir.
Trump, açıklamasının devamında İran’daki can kayıplarına ilişkin belirsizliklere değinmiştir: “Kaç kişiyi öldürdüklerine dair bize kimse kesin sayılar veremedi.” Ayrıca, protestocuların idam edilmesi hâlinde “güçlü bir tepki” verileceğini tekrar etmiştir.
ABD Güvenlik Uyarısı
ABD’nin İran’daki diplomatik temsilciliği bulunmadığından, Sanal ABD Büyükelçiliği (Virtual U.S. Embassy for Iran) bir güvenlik uyarısı yayımlamıştır. Açıklamada şu ifadeler yer almıştır: “ABD vatandaşları İran’ı derhal terk etmelidir. Güvenli olduğu takdirde kara yoluyla Türkiye veya Ermenistan’a geçmeyi değerlendirin.” Uyarıda ayrıca İran’daki çifte vatandaşlık durumuna dikkat çekilmiştir: “İran hükümeti çifte vatandaşlığı tanımamaktadır ve çifte vatandaşları yalnızca İran vatandaşı olarak değerlendirecektir.”
Bu güvenlik duyurusunda, ABD vatandaşlarının “Amerikan pasaportu göstermelerinin veya ABD bağlantılarını belirtmelerinin gözaltı için gerekçe sayılabileceği” uyarısı da yer almıştır.