Gündem
kure star outline

İran Protestoları ve ABD-İran Gerilimi (2025-2026)

fav gif
Kaydet
İran genelinde Aralık 2025’te başlayan ekonomik protestolarda, ABD merkezli HRANA’nın verilerine göre 209 güvenlik görevlisi dahil 5.848 kişi hayatını kaybetmiştir.
İran Protestoları ve ABD-İran Gerilimi (2025-2026) image
Broadcast IconSon Eklenen:

31 Aralık 2025

İran Protestoları, 28 Aralık 2025 tarihinde Tahran’da döviz krizine ve hayat pahalılığına tepki olarak başlayan, kısa sürede ülke geneline yayılan protesto dalgasıdır. Gösteriler, İran riyalinin ABD doları karşısında 1.390.000 riyal seviyesine düşmesi, yüksek enflasyon, artan işsizlik ve uluslararası ekonomik yaptırımların yol açtığı geçim sıkıntısı nedeniyle başlamıştır.


28 Aralık 2025’te Tahran Büyük (Kapalı) Çarşısı’nda esnafın kepenk kapatma eylemiyle başlayan protestolar, takip eden günlerde ülkenin 31 eyaletine ve yüzlerce kentine yayılmıştır. Gösteriler, ekonomik taleplerin yanı sıra sosyal koşullar, iletişim kısıtlamaları ve devlet politikalarına yönelik tepkileri de içermiştir.


ABD merkezli Human Rights Activists News Agency (HRANA) tarafından 26 Ocak 2026 tarihinde yayımlanan son güncellemeye göre, ülke genelinde yaşanan olaylarda 5.848 kişi hayatını kaybetmiş, 41.283 kişi gözaltına alınmıştır. İran Şehit ve Gaziler Vakfı Adli Tıp Kurumu, 21 Ocak 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, olaylarda güvenlik güçleri ve siviller dahil 3.117 kişinin hayatını kaybettiğini, bunlardan 2.427’sinin “silahlı terör grupları” tarafından öldürülen güvenlik görevlileri ve sivil vatandaşlar olduğunu, 690 kişi hakkında ise bilgi paylaşılmadığını bildirmiştir.


İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, 19 Ocak tarihinde yaptığı açıklamada, protestolar sürecinde 3.700’den fazla polis memurunun yaralandığını belirtmiştir.


Protestolar sırasında Tahran, Meşhed, İsfahan, Tebriz, Kirmanşah ve Şiraz başta olmak üzere birçok kentte kamu binaları, banka şubeleri, otobüsler, camiler ve hastaneler zarar görmüştür. İran yönetimi, güvenlik güçleri arasında meydana gelen kayıplar nedeniyle 11 Ocak 2026 tarihinde üç günlük ulusal yas ilan etmiştir. Aynı dönemde ülke genelinde internet erişimi engellenmiş, sosyal medya ve haberleşme ağları kısıtlanmıştır. 19 Ocak 2026 itibarıyla protestoların büyük ölçüde sona erdiği, güvenlik güçlerinin çok sayıda şehirde kontrolü yeniden sağladığı bildirilmiştir. Aynı tarihte internet erişimi kademeli olarak yeniden açılmıştır.


Arka Plan ve Protestoların Genel Çerçevesi

İran’daki protestolar, 28 Aralık 2025 tarihinde Tahran’da Kapalıçarşı, Jomhuri ve Saadi bölgelerinde başlamış ve kısa sürede ülke geneline yayılmıştır. İlk olarak esnafın kepenk kapatmasıyla başlayan eylemlere, takip eden günlerde üniversite öğrencileri, işçiler, öğretmenler, emekliler ve farklı meslek gruplarından kişiler katılmıştır.


Gösteriler, 2025 yılı boyunca derinleşen ekonomik kriz, yüksek enflasyon ve İran riyalinin hızlı değer kaybı bağlamında ortaya çıkmıştır. İran riyali, Aralık 2025’in son haftasında ABD doları karşısında 1,42 milyon seviyesine kadar gerilemiş; bir yıl önce aynı dönemde yaklaşık 820.000 seviyesinde işlem görmüştür. Resmi verilere göre Aralık 2025 enflasyonu %42,2’ye yükselmiş, gıda fiyatları bir önceki yıla kıyasla %72, sağlık ve tıbbi ürün fiyatları ise %50 oranında artmıştır. İranlı yetkililer, protestoların nedenini “ekonomik baskılar, enflasyon ve döviz dalgalanmaları” olarak açıklamıştır.


Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 28 Aralık 2025’te Meclis’te yaptığı konuşmada, bütçedeki dengesizliklere dikkat çekerek milletvekillerine şu soruyu yöneltmiştir: “Bana çok vergi koyduğumu söylüyorlar, maaşları artırmam gerektiğini de söylüyorlar. Peki, biri bana söylesin, bu parayı nereden bulayım?” Pezeşkiyan, 30 Aralık 2025’te yaptığı bir başka açıklamada ise “İçişleri Bakanı’na, protestocuların temsilcileriyle diyalog yoluyla meşru taleplerini dinleme görevi verdim” ifadelerini kullanmıştır. Hükümet, protestoların üçüncü gününde yaptığı açıklamada, “Protestoları, krizleri ve zorlukları görüyor, duyuyor ve resmen tanıyoruz” ifadesine yer vermiştir. Bu açıklamalara rağmen protestolar sona ermemiş, başta Tahran olmak üzere birçok kentte güvenlik önlemleri artırılmıştır.


Protestolar kısa sürede Tahran dışındaki kentlere de yayılmış; İsfahan, Şiraz, Meşhed, Kirmanşah, Yezd, Hamedan, Karac ve Zencan gibi şehirlerde eylemler düzenlenmiştir. Protestoların ilerleyen günlerinde can kayıpları yaşanmış, bazı bölgelerde güvenlik güçleri ile protestocular arasında silahlı çatışmalar meydana gelmiştir.


Ekonomik krizi derinleştiren faktörler arasında "ABD ve Batı yaptırımları, Birleşmiş Milletler tarafından Eylül 2025’te yeniden yürürlüğe konulan nükleer yaptırımlar, enerji krizi, şiddetli su kıtlığı ve altyapı eksiklikleri" yer almıştır. Başkent Tahran dahil olmak üzere birçok büyük kentin su kaynaklarını besleyen barajların “neredeyse boş” olduğu bildirilmiştir. İran devlet medyası, yaşanan ekonomik sorunların nedenini “yaptırımlar ve döviz değer kaybı” olarak tanımlamış, protestoların ekonomik taleplerle sınırlı olduğunu vurgulamıştır.


Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, ekonomik kriz karşısında parasal ve bankacılık sisteminde köklü reformlar planladıklarını duyurmuş, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada “Parasal ve bankacılık sistemini reforme etmek ve halkın alım gücünü korumak için gündemimizde köklü adımlar var” ifadelerini kullanmıştır.

Protestoların Başlangıcı (28–29 Aralık 2025)

İran’daki protestoların başlangıcı 28 Aralık 2025 tarihinde başkent Tahran’da gerçekleşmiştir. İlk eylemler, Cumhuriyet Caddesi ve Tahran Büyük Pazarı çevresindeki ticari bölgelerde faaliyet gösteren cep telefonu satıcıları ve esnaf grupları tarafından başlatılmıştır. Gösterilerin nedeni olarak, İran riyalinin kısa süre içinde yaşadığı değer kaybı ve döviz kuru istikrarsızlığı gösterilmiştir. Esnaf, yükselen fiyatlar nedeniyle ticaret yapamaz hale geldiklerini ifade etmiştir.


Tahran’ın ticari bölgelerinde başlayan bu eylemler, gün içinde şehir merkezine doğru yayılmıştır. Güvenlik güçleri, kalabalığın dağılması amacıyla göz yaşartıcı gaz kullanmıştır. Olaylar sırasında çok sayıda kişi gözaltına alınmıştır. Protestolarda atılan sloganlar arasında “İş, ekmek, adalet” ve “Korkma, birlikteyiz” ifadeleri yer almıştır. Protestoların başlamasının ardından güvenlik güçleri başkent merkezinde konuşlandırılmış, kalabalıkların dağılması sağlanmıştır. Aynı günün akşamında sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, Ferdowsi Meydanı ve çevresinde çok sayıda protestocunun toplandığı görülmüştür. Tahran polisi olaylara müdahale etmiş, bazı bölgelerde çatışmalar yaşanmıştır. İran Hükümet Sözcüsü Fatemeh Mohajerani, bu dönemde yaptığı açıklamada, “Protestoları, krizleri ve zorlukları izliyoruz, dinliyoruz ve resmen tanıyoruz.” demiştir.


29 Aralık 2025 tarihinde gösteriler Tahran dışına yayılmaya başlamıştır. Aynı gün İsfahan, Yezd, Kirmanşah ve Hamedan gibi şehirlerde benzer eylemler düzenlenmiştir. Protestolar, bazı bölgelerde yolların trafiğe kapatılması ve dükkanların toplu olarak kepenk indirmesiyle devam etmiştir.


Protestoların ikinci gününde devlet televizyonu ve yerel haber ajansları olaylara sınırlı şekilde yer vermiştir. Buna karşın sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, Tahran merkezindeki kalabalık grupların slogan attığı ve güvenlik güçleriyle karşı karşıya geldiği görülmüştür. Fars Haber Ajansı, olayların seyrini “Bazı protestocular eyalet valiliği, cami, Şehitler Vakfı, belediye ve banka binalarına taş atmaya başladı” ifadeleriyle aktarmıştır. Bu gelişme üzerine güvenlik güçleri, Tahran çevresinde ve pazar bölgesinde devriye faaliyetlerini artırmıştır. İran polisi, olaylara karıştığı tespit edilen bazı kişilerin “elebaşılar” olarak nitelendirilip gözaltına alındığını açıklamıştır.

Protestoların Yayılması ve Can Kayıpları (30 Aralık 2025 – 1 Ocak 2026)

30 Aralık 2025 tarihi itibarıyla protestolar Tahran dışına yayılmıştır. Gösteriler, İsfahan, Yezd, Kirmanşah, Şiraz, Hamedan, Lorestan, İlâm ve Fars gibi eyaletlerde de rapor edilmiştir. Olaylar, Tahran’daki ticari grevlerin ardından farklı toplumsal kesimlerin katılımıyla büyümüştür.


İran resmi haber ajansı IRNA, bu dönemde protestoların “barışçıl gösteriler” olarak başladığını, ancak bazı bölgelerde “kamu düzenini ihlal eden olaylar” yaşandığını bildirmiştir. İran Yargı Erki Sözcüsü Asgar Cihangir, yaptığı açıklamada halkı “itidale” davet etmiş ve şu ifadeyi kullanmıştır: “Yasal izinler alınmadan yapılan sokak protestoları hukuki nitelik taşımaz. Bir protestonun meşruiyeti, ancak kanunda öngörülen kurallar ve izinler çerçevesinde gerçekleştirilmesiyle mümkündür. Vatandaşlara itidal ve sağduyu çağrısında bulunuyorum.”


İlk can kayıpları 31 Aralık 2025 tarihinde yaşanmıştır. Hamedan kentinde bir genç iş insanı ve bir güvenlik görevlisinin öldüğü, eyalet yetkilileri tarafından doğrulanmıştır. Bölge Valiliği’nin siyasi ve güvenlik işleri yardımcısı Hamzeh Amraei, olayla ilgili olarak şu açıklamayı yapmıştır: “Bu ölüm ‘şüphelidir’ ve İran makamlarını medyada olumsuz göstermek amacıyla ‘düşman unsurlar’ tarafından gerçekleştirilmiştir.”


Aynı dönemde Qom kentinde 17 yaşında bir gencin vurularak hayatını kaybettiği rapor edilmiştir. Şehrin üst düzey güvenlik yetkilisi Morteza Heydari, olayla ilgili olarak “düşman unsurlar” ifadesini kullanmıştır: “17 yaşında bir çocuk vurularak öldürüldü... olayın arkasında düşman unsurlar bulunmaktadır.”

İlam eyaletine bağlı Malekşahi ilçesinde bir İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) üyesinin “masked men” (maskeli kişiler) tarafından öldürüldüğü bildirilmiştir. Fars Haber Ajansı, olay sırasında üç kişinin yaşamını yitirdiğini açıklamıştır. Aynı tarihlerde Lorestan eyaletinin Kuhdaş (Kouhdasht) kentinde bir Basij üyesi öldürülmüş, Lorestan Valiliği Yardımcısı Said Pourali şu açıklamayı yapmıştır: “Kuhdaş kentinden 21 yaşındaki bir Basij üyesi, kamu düzenini savunurken dün gece isyancılar tarafından öldürülmüştür.”


Pourali ayrıca, 13 polis memuru ve Basij mensubunun taş isabeti sonucu yaralandığını bildirmiştir. Lorestan Eyaleti Başsavcısı Kazem Nazari, olaylardan sonra 20 kişinin gözaltına alındığını ve “şehrin sakinleştiğini” açıklamıştır. Lorestan ve Çaharmahal-Bahtiyari eyaletlerinde protestoların dördüncü günü olan 31 Aralık 2025’te güvenlik güçleriyle göstericiler arasında çatışmalar yaşanmıştır. Fars Haber Ajansı, Lordegan bölgesinde yaklaşık 150 kişinin toplandığını, kamu binalarına taş atıldığını ve polis müdahalesi sonucunda iki kişinin öldüğünü bildirmiştir.


Aynı gün Azna kentinde de bir polis merkezine yönelik saldırı girişimi yaşanmıştır. Yerel yetkililer, “isyancılar Lorestan eyaletinde bir polis karakoluna saldırarak memurları silahsızlandırmaya ve cephaneliği ele geçirmeye çalıştı” açıklamasını yapmıştır. Çıkan çatışmalarda üç kişi ölmüş, 17 kişi yaralanmıştır. Fars Haber Ajansı, olayların ardından şehirdeki bazı binaların ağır hasar gördüğünü bildirmiş ve şu ifadeleri kullanmıştır: “Bazı protestocular eyalet valiliği, cami, Şehitler Vakfı, belediye binası ve bankalar dâhil olmak üzere şehrin idari binalarına taş atmaya başladı.”


Fars Eyaleti’ne bağlı Şiraz kentinde de 31 Aralık günü protestolar yoğunlaşmıştır. Yerel basın, güvenlik güçlerinin valilik binasına girmeye çalışan bir gruba ateş açtığını aktarmıştır. Fars Eyaleti Valiliği, olayların “ekonomik zorluklar” nedeniyle başladığını, ancak “bazı medya ve dış unsurların etkisiyle büyüdüğünü” açıklamıştır. Mizan Haber Ajansı, Fars Valisi’nin sözlerini şu şekilde aktarmıştır: “Protestolar enflasyon ve ekonomik koşullar nedeniyle meydana geldi. Düşmanca medya tarafından etkilenen kişiler bu eylemlere katıldı... Durum normale döndü.”


Aynı dönemde ülke genelinde internet kesintileri başlamıştır. ABD merkezli Cloudflare şirketine göre, İran’daki internet trafiği %35 azalmıştır. İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Sattar Haşimi, bu durumu olası bir siber saldırıyla ilişkilendirerek şu ifadeyi kullanmıştır: “İran, son dönemin en büyük siber saldırılarından birini püskürtmüştür.”


1 Ocak 2026 tarihinde protestolar İran’ın batı ve güneybatı bölgelerinde yoğunlaşmıştır. Olaylar sırasında Lordegan, Azna ve Kuhdaş (Kouhdasht) kentlerinde güvenlik güçleri ile protestocular arasında çatışmalar yaşanmıştır. Çaharmahal-Bahtiyari ve Lorestan eyaletlerinde toplamda altı kişi hayatını kaybetmiş, onlarca kişi yaralanmıştır. Bu dönemde İran devlet televizyonu, olayları “yabancı destekli isyancılar tarafından organize edildiği” şeklinde tanımlamıştır. Olayların şiddetlenmesiyle birlikte İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) ve Basij güçleri, ülkenin batı ve güneybatısındaki şehirlerde konuşlandırılmıştır.

İdari Tedbirler ve Resmi Tatil Kararları

Protestoların sürdüğü dönemde, 30 Aralık 2025 tarihinde yayımlanan resmi duyurulara göre soğuk hava koşulları gerekçesiyle İran genelinde 21 eyalette resmi tatil ilan edilmiştir. Fars Haber Ajansı’na dayandırılan bilgilere göre ilgili valilikler, 31 Aralık 2025 Çarşamba günü için okullar, üniversiteler, bankalar ve bazı resmi kurumların tatil edildiğini açıklamıştır.


Tatil ilan edilen eyaletler; Tahran, Hemedan, Kum, Elburz, Merkezi, Yezd, Lorestan, Kuzey Horasan, Razavi Horasan, Kirmanşah, Kürdistan, Erdebil, Zencan, İlam, Kirman, Kohgiluye-Buyer Ahmed, Fars, Çaharmahal ve Bahtiyari, Doğu Azerbaycan, Mazenderan ve Geylan olarak bildirilmiştir. İran’da toplam 31 eyalet bulunduğu bilgisi de aynı kaynaklarda yer almıştır.


Açıklamalara göre resmî tatil kapsamında eğitim kurumları, yükseköğretim kurumları, bankalar ve çeşitli kamu daireleri faaliyetlerine bir gün süreyle ara vermiştir. Aynı dönemde, başkent Tahran ve bazı eyalet merkezlerinde protestoların devam ettiği, güvenlik güçlerinin yoğun tedbirler aldığı ve kamu düzenine yönelik uygulamaların sürdüğü bildirilmiştir.

Üniversite Katılımı

Gösteriler başladıktan iki gün sonra, Tahran’daki üniversiteler de protestolara katılmıştır. 30 Aralık 2025 tarihinde Tahran Üniversitesi, Şerif Teknoloji Üniversitesi, Hâce Nasirüddin Tûsi Üniversitesi, Şehit Beheşti Üniversitesi, Amirkabir Üniversitesi, İran Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, Allame Tabatabai Üniversitesi ve Bilim ve Kültür Üniversitesi öğrencileri kampüslerde toplanarak gösteriler düzenlemiştir. Üniversite öğrencilerinin eylemleri sırasında bazı yerleşkelerde Basij (Besic) güçleriyle gerilim yaşanmış, güvenlik güçleri kampüs çevresinde önlem almıştır. Protestolar, öğrencilerin “Öğrenciler susturulamaz” sloganlarıyla devam etmiştir.


Protestoların dördüncü gününe gelindiğinde, 31 Aralık tarihinde gösteriler ülke geneline yayılmış; hem batı (Lorestan, Kürdistan, Kirmanşah) hem de güney illerinde (Fars, Çaharmahal-Bahtiyari) katılım gözlenmiştir. Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, bu aşamada yaptığı açıklamada “Hükümet meşru talepleri dinlemelidir” diyerek İçişleri Bakanı’na protestocularla doğrudan temas kurulması talimatı vermiştir.

Hükümet ve Resmi Kurumların Tepkileri

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Açıklamaları

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, protestoların başlamasının ardından yaptığı açıklamalarda halkın ekonomik taleplerinin meşru olduğunu belirtmiştir. Pezeşkiyan, X platformunda yayımladığı mesajında şu ifadeyi kullanmıştır: “İçişleri Bakanı’na, protestocuların temsilcileriyle görüşmeler yaparak sorunların çözülmesi ve sorumlu davranılması için önlemler alınması talimatını verdim.” Aynı açıklama bağlamında Cumhurbaşkanı, protestoların ülke genelinde yayılmasına değinmiş ve ekonomik taleplerin doğrudan muhatap alınması gerektiğini vurgulamıştır.


Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, halkın geçim sorunlarına ilişkin olarak yaptığı bir başka değerlendirmede şu ifadeyi kullanmıştır: “İslami bakış açısından, eğer halkın geçim sorunlarını çözmezsek cehennemde oluruz.” Pezeşkiyan, ekonomik sorunların nedenlerine ilişkin açıklamalarında “dış baskılar” vurgusu yapmıştır. 31 Aralık 2025 tarihinde düzenlenen bir iş forumunda şu ifadeyi kullanmıştır: “Ülkenin düşmanları tarafından dış baskıların uygulandığı, ne yazık ki ülke içinde de baskıların yaşandığı bir durumdayız.”


Aynı konuşmada Pezeşkiyan, İran’ın karşı karşıya olduğu süreci “tam ölçekli bir savaş” olarak tanımlamış ve şu ifadeyi kullanmıştır: “Şu anda düşman, bizi ekonomik baskıyla yıkma umuduna bel bağlamış durumda. Bir ulusu bombalarla, savaş uçaklarıyla ya da füzelerle fethedemezsiniz.”

Hükümet Sözcüsü Fatemeh Mohajerani’nin Basın Toplantısı

İran Hükümet Sözcüsü Fatemeh Mohajerani, 30 Aralık 2025 tarihinde Tahran’da düzenlediği basın toplantısında protestolara ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Mohajerani, hükümetin halkın taleplerini resmi olarak tanıdığını belirterek şu ifadeyi kullanmıştır: “Protestoları, zorlukları ve krizleri görüyor, duyuyor ve resmen tanıyoruz.”


Mohajerani, hükümetin protestolara yaklaşımının diyalog ve sabır temelinde olacağını ifade etmiş ve şu açıklamayı yapmıştır: “Hükümet sert sesleri bile sabırla dinleyecektir, çünkü halkımızın sabırlı olduğuna inanıyoruz ve seslerini yükselttiklerinde üzerlerindeki baskıyı göstermektedir.”

Hükümet Sözcüsü, barışçıl protesto hakkının anayasal bir hak olduğunu vurgulayarak şu ifadeyi kullanmıştır: “Protesto meşru ve anayasada tanımlanmış barışçıl bir haktır.”

Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Değerlendirmesi

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada protestoların üçüncü gününe değinmiştir. Kalibaf, şu ifadeyi kullanmıştır: Kötü niyetli çevreler ve örgütlü akımlar, halkın her türlü talep ve protestosunu, sahadaki eğitimli unsurlarını kullanarak kargaşa ve şiddete dönüştürmek istiyor.


Kalibaf, ekonomik taleplerin diyalog yoluyla ele alınması gerektiğini belirterek şu değerlendirmede bulunmuştur: “Halkın geçim sorunlarına ilişkin kaygı ve itirazlar, tam anlamıyla sorumluluk üstlenilerek karşılanmalı. Özellikle esnaf temsilcileriyle diyalog kurulması, halkın satın alma gücünün artırılması ve ekonomik karar alma süreçlerinin düzeltilmesi ekseninde gerekli adımların atılması, yürütme makamlarının gündeminde yer almalıdır.”

Yargı Erki Sözcüsü Asgar Cihangir’in Açıklamaları

İran Yargı Erki Sözcüsü Asgar Cihangir, 30 Aralık 2025 tarihinde yaptığı açıklamada halka sağduyu çağrısında bulunmuştur. Düşmanların istismarına zemin hazırlayabilecek eylemlerden kaçınılması, taleplerin yasal yollarla ve somut çözüm önerileriyle dile getirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Cihangir, şu ifadeleri kullanmıştır: "Yasal izinler alınmadan yapılan sokak protestoları hukuki nitelik taşımaz . Bir protestonun meşruiyeti, ancak kanunda öngörülen kurallar ve izinler çerçevesinde gerçekleştirilmesiyle mümkündür. Vatandaşlara, itidal ve sağduyu çağrısında bulunuyorum."

2 Ocak 2026

Resmi Tedbirler ve Gelişmeler

Merkez Bankası Başkanının Değişimi

Protestoların üçüncü gününde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İran Merkez Bankası Başkanı Muhammed Rıza Farzin’in istifasını kabul etmiş ve yerine eski Ekonomi ve Maliye Bakanı Abdolnasser Hemmati’yi atamıştır. Pezeşkiyan, X hesabında yaptığı açıklamada, bu adımın ekonomik istikrarın yeniden sağlanması amacıyla atıldığını belirtmiştir.

Gözaltılar ve Güvenlik Önlemleri

Tasnım Haber Ajansı, 31 Aralık 2025 akşamında yaptığı açıklamada, güvenlik güçlerinin “Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa merkezli, İran İslam Cumhuriyeti’ne düşman gruplar” ile bağlantılı olduğu iddia edilen yedi kişiyi tutukladığını bildirmiştir


İran devlet televizyonu, ayrıca beş kişinin monarşist gruplarla, iki kişinin ise Avrupa merkezli örgütlerle bağlantılı olduğu yönünde açıklama yapmıştırç Güvenlik güçleri tarafından düzenlenen bir başka operasyonda, 100 adet kaçak tabancanın ele geçirildiği duyurulmuştur.

İran Başsavcılığı’nın Açıklaması

İran Başsavcısı Mohammad Movahedi-Azad, 1 Ocak 2026 tarihinde yaptığı açıklamada protestoların ekonomik nedenlerle ortaya çıktığını, ancak ülke güvenliğini tehlikeye atacak girişimlerin yasal olarak engelleneceğini belirtmiştir.


Açıklamada şu ifadeler yer almıştır: “Barışçıl geçim protestoları toplumsal ve anlaşılabilir gerçekliklerin bir parçasıdır. Ekonomik protestoları güvensizlik aracına, kamu malı yıkımına veya dışarıdan tasarlanmış senaryolara dönüştürme girişimleri kararlı bir yanıtla karşılanacaktır.”

Cumhurbaşkanlığı Ofisinden Ekonomik Reform Vurgusu

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Fatemeh Mohajerani, 1 Ocak 2026 günü yaptığı açıklamada hükümetin ekonomik önlemler planını doğrulamıştır. Mohajerani, reformların protestoların nedenlerine yanıt verecek şekilde tasarlandığını ifade etmiş ve şunları söylemiştir: “Hükümet, sert sesler olsa bile sabırla dinleyecektir, çünkü halkımızın yeterince sabırlı olduğuna inanıyoruz ve seslerini yükselttiklerinde, üzerlerinde büyük bir baskı olduğunu biliyoruz.”

Üniversitelerde Güvenlik Önlemleri

Protestoların dördüncü gününde, İran Eğitim Bakanlığı’na bağlı güvenlik birimleri tarafından Tahran’daki Tahran Üniversitesi, Şerif Teknoloji Üniversitesi, Beheşti Üniversitesi ve Amir Kabir Üniversitesi çevresinde özel önlemler alınmıştır. Basij güçlerinin bazı kampüslerde konuşlandığı, giriş çıkışların kontrol altına alındığı bildirilmiştir.


Hamaney’in Açıklamaları (3 Ocak 2026)

3 Ocak 2026 tarihinde İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, ülke genelinde devam eden protestolara ilişkin ilk kamu açıklamasını yapmıştır. Konuşma, başkent Tahran’da düzenlenen bir toplantı sırasında gerçekleştirilmiştir. Hamaney, protestoların başlıca katılımcılarının esnaf ve tüccar kesimi olduğunu belirtmiş ve bu grupların ekonomik kaygılarını “legitimate” (meşru) olarak nitelendirmiştir. Dini lider, tüccar sınıfının İran İslam Cumhuriyeti sistemine en bağlı kesimlerden biri olduğunu vurgulamıştır: “Tüccar sınıfı ve esnaflar, ülkenin İslami sisteme en sadık kesimleri arasındadır.”



Hamaney, ulusal para birimi riyaldeki keskin değer kaybı ve döviz piyasalarındaki istikrarsızlığın ticaret hayatını olumsuz etkilediğini kabul etmiştir. Bu durumun ticaretin sürdürülebilirliğini zorlaştırdığını belirterek şu sözleri söylemiştir: “Bir pazar tüccarı, ülkenin para durumuna, ulusal paranın değer kaybına ve iç-dış döviz fiyatlarındaki istikrarsızlığa baktığında iş ortamının dengesizleştiğini görür ve ‘Ben ticaret yapamıyorum’ der. Doğruyu söylüyor.”


Ancak Hamaney, döviz piyasasındaki ani yükselişlerin doğal bir süreç olmadığını savunarak, bu gelişmelerin arkasında “yabancı etkiler” bulunduğunu ileri sürmüştür: “Yabancı para fiyatlarındaki ani ve kontrolsüz yükseliş ile bunun yarattığı istikrarsızlık doğal değildir. Bu düşmanın işidir. Elbette durdurulmalıdır.”


Hamaney, hükümetin ekonomik koşulları iyileştirmek için girişimlerde bulunduğunu vurgulamıştır: “Cumhurbaşkanı, diğer erklerin başkanları ve yetkililer çeşitli önlemler alarak durumu düzeltmeye çalışmaktadır. Dolayısıyla pazarcıların bu konudaki protestosu meşrudur.”


Konuşmasında protestoların doğası ile “isyancılık” arasında ayrım yapan Hamaney, şiddet eylemlerinin kabul edilemez olduğunu ifade etmiştir: “Protestolar haklıdır, ancak isyanlardan farklıdır. Yetkililer protestocularla konuşmalıdır, isyancılarla değil.”



Hamaney, bazı kişilerin protestoları ülkeyi istikrarsızlaştırmak amacıyla kullandığını belirtmiştir: “Bazı kişiler, ülkeyi güvensiz hâle getirme niyetiyle tüccarların protestolarını istismar ederek huzursuzluk yaratmaktadır. Bu tür eylemler kabul edilemez.” Ayrıca, protestoları manipüle etmeye çalışan unsurların “dış bağlantılı paralı ajanlar” olduğunu iddia etmiştir: “Kışkırtılmış, paralı düşman ajanlarının bir grubu pazarcıların arkasında durarak İslam’a, İran’a ve İslam Cumhuriyeti’ne karşı sloganlar atmaktadır.”


Dini lider, İran’a yönelik dış müdahale çabalarına da dikkat çekerek şu ifadeleri kullanmıştır: “Bir kimse düşmanın eylemlerini tanımalıdır; düşman boş durmaz ve her fırsatı değerlendirir. Burada bir fırsat gördüler ve bundan yararlanmak istediler.” Açıklamasının sonunda Hamaney, ekonomik sorunlara ilişkin önlemlerin sürdüğünü ve devletin ticari istikrarı yeniden sağlamak için çalışmalar yürüttüğünü belirtmiştir.

Güvenlik Operasyonları, Tutuklamalar ve Devletin Açıklamaları (3-4 Ocak 2026)

3 Ocak 2026 tarihinde protestolar ülke genelinde devam etmiştir. İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) 3 Ocak tarihinde, Lorestan eyaletinin Hürremabad kentinde üç protesto liderinin tutuklandığını açıklamıştır. Açıklamada, “Hürremabad’daki son ayaklanmaların üç ana lideri tutuklanmıştır” ifadesi kullanılmıştır Devlet televizyonu, gözaltına alınan bazı kişilerin silahlı olduklarını ve yabancı ajanlarla temasta bulunduklarını itiraf ettiklerini iddia etmiştir. Yayında, gözleri bağlı ya da yüzleri bulanıklaştırılmış kişilerin görüntüleri paylaşılmıştır.


Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 3 Ocak'ta yaptığı konuşmada ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumdan hükûmetin sorumluluğunu kabul ettiğini belirtmiş, “mevcut ekonomik sorunlardan hükümet sorumludur” sözlerini tekrarlamıştır.


4 Ocak 2026 tarihinde protestolar Tahran ve batı illerinde sürmüştür. Fars Haber Ajansı, Tahran’daki eylemleri "sınırlı" olarak tanımlamış, protestocuların “50 ila 200 kişilik gruplardan” oluştuğunu bildirmiştir. Gösteriler; Novobat, Tehran Pars, Ekbatan, Sadeghiyeh, Sattarkhan, Nazıabad ve Abdolabad bölgelerinde gerçekleşmiştir. Malekşahi ilçesinde bir güvenlik görevlisi ile iki protestocunun öldüğü, olayların bir kısmının polis karakoluna yapılan saldırı girişimi sırasında gerçekleştiği belirtilmiştir. Fars Haber Ajansı, “İsyancılar bir polis karakolunu basmaya teşebbüs etti” ifadesini kullanmıştır.


Ayetullah Ali Hamaney, 3 Ocak'ta yaptığı konuşmada şunları söylemiştir: “Biz protestocularla konuşuruz, yetkililer de onlarla konuşmalıdır. Ancak isyancılarla konuşmanın bir faydası yoktur. İsyancılar yerlerine konulmalıdır.”

ABD Başkanı Donald Trump’ın Açıklamaları ve İran’ın Yanıtları

ABD Başkanı Donald Trump 2 Ocak Cuma günü yaptığı bir paylaşımda, Tahran'ın protestoculara karşı ölümcül güç kullanması halinde Washington'un protestocuların "yardımına koşacağını" söylemiştir. Trump’ın bu açıklaması, İran yönetiminin tepkisini çekmiştir. İran Dışişleri Bakanlığı, yayımladığı yazılı açıklamada şu ifadeyi kullanmıştır: "Trump’ın son açıklamaları, ülkelerin egemenliğine saygı ilkesine dayanan Birleşmiş Milletler Şartı ve uluslararası hukukun temel kurallarının açık bir ihlalidir; ayrıca İran vatandaşlarına karşı şiddet ve terör eylemlerine teşvik anlamına gelmektedir.” Açıklamada, İran’ın olası bir dış saldırıya karşı “hızlı, kararlı ve kapsamlı bir karşılık” vereceği belirtilmiştir.


Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi, Trump’ın açıklamalarına sosyal medya üzerinden yanıt vermiştir: “İran’daki son döviz dalgalanmalarından etkilenen kişiler, hakları olduğu üzere barışçıl biçimde protesto etmektedirler.” Araghchi, Trump’ın mesajını “pervasız ve tehlikeli” olarak tanımlamış ve şu ifadeleri kullanmıştır: “Bugün Başkan Trump’ın mesajı, diplomasiye korkuyla yaklaşan ya da onu gereksiz sanan kişiler tarafından yönlendirilmiş olup pervasız ve tehlikelidir.”. Aynı açıklamada Araghchi, ülkesinin askeri hazırlık durumuna da değinmiştir: “İran silahlı kuvvetleri alarm hâlindedir ve İran egemenliğinin ihlali durumunda tam olarak nereye hedef alınacağını bilmektedir.”


ABD Başkanı Donald Trump 4 Ocak'ta yaptığı açıklamada, “Durumu çok yakından izliyoruz. Eğer geçmişte olduğu gibi insanları öldürmeye başlarlarsa, bence Amerika Birleşik Devletleri tarafından çok sert vurulacaklar.” ifadelerini kullanmıştır.

6 Ocak 2026

Gösterilerin Genel Seyri ve 5 Ocak İtibarıyla Durum

İran’da 28 Aralık 2025 tarihinde Tahran Kapalı Çarşı’da başlayan ekonomik protestolar, 5 Ocak 2026 itibarıyla dokuzuncu gününe girmiştir. İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) tarafından yayımlanan rapora göre, gösteriler ülkenin 31 eyaletinden 27’sine yayılmış ve toplam 257 farklı noktada gerçekleşmiştir. Protestoların temel nedeninin, İran riyalinin Amerikan doları karşısında keskin değer kaybı ve bunun sonucu olarak artan yaşam maliyetleri olduğu bildirilmiştir. İran para birimi, 1 Amerikan doları karşısında 1.390.000 riyal seviyesine gerilemiştir.


HRANA’nın 5 Ocak tarihli güncellemesine göre, gösterilerde 27 eylemci ile güvenlik güçlerinden 2 kişi olmak üzere toplam 29 kişi hayatını kaybetmiştir. Yaralı sayısı 64, gözaltına alınanların sayısı ise 1203 olarak bildirilmiştir. Raporda yaralanmaların çoğunun plastik ve saçma mermilerden kaynaklandığı belirtilmiştir. Fars Haber Ajansı ise güvenlik güçleri arasında 250 polis memuru ve 45 Besic milisinin yaralandığını duyurmuştur.


İran makamları tarafından resmi ölü veya yaralı sayısına ilişkin bir açıklama yapılmamıştır. Protestoların Tahran dışına taşarak özellikle ülkenin batısında yoğunlaştığı bildirilmiştir. Tahran’da son günlerde protesto gösterilerinin kısmen azaldığı, ancak ülkenin diğer büyük şehirlerinde gösterilerin sürdüğü kaydedilmiştir. Başkentteki eylemlerin çoğu kentin kuzeydoğu ve kuzeybatı bölgelerinde gerçekleşmiştir.


HRANA raporunda, gösterilere öğrenciler, işçiler ve 16 ile 45 yaş arasındaki sivillerin katıldığı belirtilmiştir. Ayrıca 17 üniversitede protestoların düzenlendiği, üniversite topluluklarının dayanışma eylemlerinde bulunduğu bildirilmiştir.

İran Yargı ve Güvenlik Kurumlarının Açıklamaları

Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei’nin Açıklamaları

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, 5 Ocak 2026 tarihinde yaptığı açıklamada protestolara ilişkin olarak “hiçbir müsamaha gösterilmeyecek” ifadesini kullanmıştır. Ejei, “kargaşa çıkaranlar ve kışkırtıcılar yasalar çerçevesinde kararlılıkla cezalandırılacaktır” demiştir.


Ejei, hükümetin ekonomik ve sosyal taleplerini dile getiren protestocuları dinlemeye açık olduğunu, ancak “kargaşa çıkaranlar ve kışkırtıcılar” için yasal süreçlerin hızla yürütüleceğini belirtmiştir. Ayrıca ABD ve İsrail’in “açık ve net biçimde huzursuzlukları desteklediği” iddiasında bulunmuştur.


Ejei, yargı makamlarına verdiği talimatlarda, gösteriler sırasında silah taşıyan veya diğer suçlarla itham edilen kişilerin dosyalarının “savcılıklarda derhal ve titizlikle incelenip tamamlanması” gerektiğini bildirmiştir. Bu kapsamda, eyaletlerdeki başsavcılara bu davalar için özel mahkeme şubeleri oluşturma emri verilmiştir.

Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) ve Güvenlik Kurumlarının Açıklamaları

İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) Loristan Komutanlığı, 5 Ocak’ta yaptığı yazılı açıklamada, protestolara katılanlara yönelik “müsamaha dönemi sona ermiştir” ifadesini kullanmıştır. Açıklamada, “Kamu mallarına ve vatandaşların kişisel araçlarına yönelik tahribat, savaş silahlarının açıkça kullanılması ve ölüm üretme projesini hayata geçirme girişimleri dikkate alınarak son dönemdeki olayların failleriyle müsamaha dönemi sona ermiştir.” ifadeleri yer almıştır.


Açıklamada protestocular “düşman devletlerin taşeronu” olarak nitelendirilmiş ve “Güvenlik karşıtı bu hareketlerin kışkırtıcıları, organizatörleri ve liderleri, kanun çerçevesinde ve en kısa sürede hak ettikleri cezayı alacaklar. Bu komploların tüm asli ve uygulayıcı unsurları son kişiye kadar tespit edilerek yakalanacaktır.” denilmiştir.

Polis Teşkilatı’nın Açıklamaları

İran Polis Teşkilatı Başkanı Ahmed Rıza Radan, protestoların başlangıçta ekonomik taleplerle ortaya çıktığını, ancak zamanla “sokak kargaşalarına” dönüştüğünü ifade etmiştir. Radan, son iki gün içinde “kargaşa liderleri” olarak tanımladığı kişilerin, özellikle sosyal medya üzerinden kitleleri yönlendirenlerin gözaltına alındığını açıklamıştır.


Radan’ın verdiği bilgiye göre, gözaltına alınan protestocuların büyük bir kısmı gençlerden oluşmakta olup, uyarı sonrası serbest bırakılmışlardır. Ancak “protestolara öncülük edenler gözaltında tutulmaktadır” ifadesiyle, organizatör konumundaki kişilerin halen tutuklu oldukları belirtilmiştir.

Üst Düzey İranlı Yetkililerin Tepkileri

Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın Açıklamaları

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, 5 Ocak 2026 tarihinde Meclis açık oturumunda yaptığı konuşmada, halkın ekonomik sıkıntılardan doğan taleplerinin dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir. Ancak Galibaf, “protestoları gasp etmeye çalışan yabancı istihbarat bağlantılı unsurların kararlılıkla cezalandırılması gerektiğini” söylemiştir.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bagai’nin Açıklamaları

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bagai, 5 Ocak 2026 tarihli haftalık basın toplantısında, İsrail ve ABD’nin gösteriler üzerindeki etkisine değinmiştir. Bagai, “İsrail, İran içinde bölünme yaratmak için her fırsatı kullanmaktadır” demiştir. Sözcü ayrıca, yabancı yetkililerin protestolara ilişkin açıklamalarını, “şiddet, terörizm ve cinayeti teşvik eden açıklamalar” olarak nitelendirmiştir.

İran Genelkurmay Başkanı General Abdolrahim Musevi’nin Açıklamaları

İran Ordusu Genelkurmay Başkanı General Abdolrahim Musevi, 5 Ocak 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, ülkede süren protestoların “ülkeyi istikrarsızlaştırmayı amaçlayan bir yumuşak savaşın parçası” olduğunu ileri sürmüştür. Musevi, bu eylemlerin ABD ve İsrail tarafından yürütülen bir “soft war” stratejisi kapsamında görüldüğünü belirtmiştir.

Ulusal Güvenlik Konseyi Üyesi Ali Laricani’nin Açıklamaları

İran’ın üst düzey güvenlik yetkililerinden Ali Laricani, 5 Ocak 2026 tarihinde yaptığı açıklamada ABD’nin İran’daki olaylara yönelik açıklamalarına yanıt vermiştir. Laricani, ABD’nin İran’a müdahalesinin “Orta Doğu’yu istikrarsızlaştıracağı ve Amerikan çıkarlarına zarar vereceği” uyarısında bulunmuştur.

Uluslararası Tepkiler ve Birleşmiş Milletler Açıklamaları

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, 5 Ocak 2026 tarihinde İran’daki protestolarla ilgili olarak “can kayıpları ve yaralanmalar nedeniyle derin üzüntü duyduğunu” ifade etmiştir. BM Sözcüsü Stéphane Dujarric, New York’ta düzenlenen basın toplantısında Genel Sekreter adına yaptığı açıklamada, “Güvenlik güçleri ile göstericiler arasındaki çatışmalar sonucu yaşanan can kayıpları ve yaralanmalar nedeniyle derin üzüntü duymaktadır” demiştir.


Guterres, İran makamlarına yönelik çağrısında “ifade özgürlüğü, toplanma hakkı ve barışçıl gösteri hakkına saygı gösterilmesi” gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca “her bireyin barışçıl biçimde protesto etmesine ve şikayetlerini ifade etmesine izin verilmelidir” ifadelerini kullanmıştır.


Açıklamada, “İran ve bölgedeki tüm aktörlerin gerginliği artırabilecek veya istikrarsızlığa yol açabilecek eylemlerden kaçınmalarının önemi” vurgulanmıştır.

7 Ocak 2026

Protestoların Genel Seyri (6–7 Ocak 2026)

6–7 Ocak 2026 tarihlerinde İran genelinde ekonomik sorunlara karşı düzenlenen protestolar birçok kentte devam etmiştir.

İlam ve Melikşahi Olayları

İlam Eyaleti’nde yer alan Melikşahi kentinde 6 Ocak 2026 tarihinde güvenlik güçleri ile protestocular arasında şiddetli çatışmalar yaşanmıştır. Olaylar, 4 Ocak’ta hayatını kaybeden iki kişinin İmam Hüseyin Mezarlığı’nda düzenlenen cenaze töreni sonrasında başlamıştır. Cenazenin ardından yaklaşık 100 kişilik bir grup sloganlar atarak protesto başlatmış, üç banka binasını ateşe vermiştir. Çatışmalar sırasında iki polis memuru yaralanmış, bir kişi yaşamını yitirmiştir. Aynı bölgede 6 Ocak günü düzenlenen eylemler sırasında bir polis memuru silahlı saldırı sonucu vurularak hayatını kaybetmiştir. Söz konusu memur, Melikşahi’deki protestolar sırasında doğrudan ateş edilmesi sonucu yaralanmış ve kaldırıldığı hastanede ölmüştür.


Melikşahi ilçesinde cumartesi günü gerçekleşen cenaze töreni sonrası, silahlı protestocuların sokaklarda hükümet karşıtı sloganlar atarak gösterilere devam ettiği bildirilmiştir. Aynı olaylarda üç polis memuru yaralanmıştır. Çatışmaların ardından yaralıların sevk edildiği hastane çevresinde yeni olaylar yaşanmıştır. İlam kent merkezinde bulunan bir hastanede güvenlik güçleri ile protestocular arasında çıkan arbede sonucunda sağlık hizmetlerinde aksama meydana gelmiştir. Yerel medyaya göre olaylar, hastane binasından çevre sokaklara da taşmıştır.


Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İlam’daki olaylarla ilgili “kapsamlı soruşturma” talimatı vermiştir. Bu kapsamda İçişleri Bakanlığı’ndan bir heyet bölgeye gönderilmiştir. Ayrıca Sağlık Bakanı Muhammed Rıza Zafarğandi, hastanedeki olayların incelenmesi için ayrı bir idari soruşturma başlatmıştır.


İlam kentinin son günlerde en yoğun protestoların yaşandığı bölgelerden biri olduğu bildirilmiştir. Kentteki protestolar sırasında kamu binaları ve altyapı tesislerinin hedef alındığı, bazı karakollarda hasar meydana geldiği aktarılmıştır.


Can Kaybı, Yaralanmalar ve Gözaltılar

6 Ocak 2026 itibarıyla İran’daki protestolarda ölü, yaralı ve gözaltı sayıları artış göstermiştir. İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), yayımladığı raporda ülkede 36 kişinin hayatını kaybettiğini, bunlardan 34’ünün eylemci, 2’sinin güvenlik görevlisi olduğunu açıklamıştır. Raporda, 31 eyaletten 27’sinde protestoların yaşandığı, toplam 285 noktada eylemlerin gerçekleştiği ve 2.076 kişinin gözaltına alındığı belirtilmiştir.


Yaralanmaların büyük kısmının saçma ve plastik mermi isabeti sonucu meydana geldiği kaydedilmiştir. HRANA verilerine göre olaylarda onlarca kişi yaralanmıştır. İran makamları, ölen ya da yaralananlara ilişkin resmi bir açıklama yapmamıştır. Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı ise 6 Ocak itibarıyla güvenlik güçlerine ilişkin ayrıntılı veriler paylaşmıştır. Buna göre, 568 polis memuru ve 66 gönüllü milis (Besic) mensubu protestolar sırasında yaralanmıştır. Tesnim’e göre yaralanmaların ikisi gerçek mermiyle, 152’si av tüfeği mermisiyle ve 11’i bıçaklı saldırı sonucu meydana gelmiştir.


İran Yargı Erki Başkanı Gulamhüseyin Muhsin Ejei, güvenlik güçlerinin protestolara katılan “provokatörler” hakkında hazırlayacakları dosyaların önemine dikkat çekmiştir. Ejei, “Böylece yargı sürecinde işlemler daha hızlı hale gelebilir. Olaylara karışan provokatörlerin hızlı bir şekilde yargılanması gündemde” ifadelerini kullanmıştır.


Ejei ayrıca, savcılar ve hakimlerin kanunlara riayet etmeleri ve caydırıcı cezalar konusunda dikkatli davranmaları gerektiğini söylemiştir. Bu açıklamalar, protestolarda gözaltına alınan kişilere yönelik yargı sürecinin hızlandırılacağının sinyali olarak kaydedilmiştir.

Aylık Gıda Kredisi Destek Programı

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 4 Ocak 2026 tarihinde yaptığı açıklamada yeni bütçe kapsamında ucuz ithalat kurlarının kaldırıldığını, ancak bu uygulamadan elde edilen kaynakların halkın temel gıda ihtiyaçlarını desteklemek amacıyla kullanılacağını belirtmiştir.


İran hükümeti, ekonomik baskıyı hafifletmek için vatandaşlara aylık 10 milyon riyal (yaklaşık 7 ABD doları) tutarında dijital kredi verilmesine karar vermiştir. Devlet sözcüsü Fatemeh Mohajerani, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada şu ifadeyi kullanmıştır: “Bireyler, dört ay boyunca kişi başına aylık 1 milyon tümenlik bir tutarı hesaplarına yatırılmış olarak alabileceklerdir”


Bu uygulamanın ülke nüfusunun tamamını kapsadığı ve yalnızca belirli ürünlerin satın alınmasında kullanılabileceği bildirilmiştir. Açıklamada ayrıca yardımın amacının, “halk üzerindeki ekonomik baskıyı azaltmak” olduğu belirtilmiştir.


Yargı ve Güvenlik Kurumlarının Açıklamaları (6–7 Ocak 2026)

6 Ocak 2026 tarihinde İran Yargı Erki Başkanı Gulamhüseyin Muhsin Ejei, emniyet teşkilatı yetkilileriyle yaptığı toplantıda protestolar sırasında gözaltına alınan kişilerle ilgili “hızlı yargılama” sürecine gidileceğini açıklamıştır. Ejei, emniyet birimlerinden “provokatörlerle ilgili hazırlayacakları dosyalara dikkat etmelerini” istemiştir. Yargı sürecinin hızlandırılması amacıyla, bu dosyaların eksiksiz biçimde hazırlanmasının önemine vurgu yapmıştır.


Ejei, “Böylece yargı sürecinde işlemler daha hızlı hale gelebilir. Olaylara karışan provokatörlerin hızlı bir şekilde yargılanması gündemde” ifadelerini kullanmıştır.


Aynı açıklamada Ejei, savcılar ve hakimlerin kanunlara titizlikle uymaları gerektiğini belirterek, “Savcılar ve hakimler, kanunlara riayet etme ve caydırıcı cezaları dikkate almaları yönünde görevlendirildi” demiştir. Ejei ayrıca inceleme ve yargılama süreçlerinde gecikme veya aksaklığa yer verilmemesi talimatını vermiştir. Ejei’nin açıklamasının ardından, İran güvenlik güçlerinin yargı süreciyle eşgüdüm içinde hareket edeceği ve gözaltı süreçlerinde hızlı yargılama uygulamalarına başlanacağı bildirilmiştir.


Aynı tarihte, Yargı Erki Başkanı Gholamhüseyin Mohseni-Ejei de “Bu kez isyancılara merhamet göstermeyeceğiz” demiştir.

ABD Senatörü Lindsey Graham'ın Açıklamaları

7 Ocak 2026 tarihinde ABD Senatörü Lindsey Graham, Fox News televizyonuna verdiği röportajda İran’daki protestolar ve güvenlik güçlerinin müdahalesiyle ilgili açıklamalarda bulunmuştur. Graham, İran yönetimine hitaben “Ayetullahlara şunu anlamanız gerekiyor—eğer daha iyi bir yaşam talep eden halkınızı öldürmeye devam ederseniz, Donald J. Trump sizi öldürecek” ifadelerini kullanmıştır.


Aynı açıklamada Graham, “İran’a değişim geliyor” ve “bu Nazi rejiminden kurtulmak için” sözleriyle İran’daki mevcut duruma değinmiştir. Graham ayrıca, İran halkına hitaben “İran halkına, yardım yolda” ifadesini kullanmıştır.

8 Ocak 2026

8 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

İran’da Aralık 2025 sonunda başlayan ekonomik temelli gösteriler, 8 Ocak 2026 itibarıyla 12’nci gününe ulaşmıştır. İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), ülke genelinde 31 eyaletin tamamında protestoların sürdüğünü bildirmiştir. Gösteriler 348 farklı noktada gerçekleşmiş, HRANA verilerine göre 34 protestocu ve 8 güvenlik görevlisi olmak üzere toplam 42 kişi yaşamını yitirmiştir. Ajans, 12 günlük süreçte 2.277 kişinin gözaltına alındığını ve çok sayıda kişinin yaralandığını bildirmiştir.



Ekonomik nedenlerle başlayan protestolar, ülkenin farklı kentlerine yayılmıştır. Tahran Kapalıçarşı’da başlayan eylemler, kısa sürede Abadan, Tebriz, Şiraz, Kirmanşah, Reşt, Burucerd, Kereç ve Sistan-Beluçistan gibi şehirlere sıçramıştır. Gürgan kentinde valilik binası ateşe verilmiş, Tahran’daki Settar Han Köprüsü çevresinde göstericilerin polis araçlarını ateşe verdiği görüntüler yayılmıştır. Tahran’ın Gholhak ve Sa’dat Abad mahallelerinde iki caminin ateşe verildiğini bildirmiştir. Tesnim Haber Ajansı verilerine göre, gösterilerde toplamda 568 polis memuru ve 66 Besic (Besiç) üyesi yaralanmıştır.


İran Dışişleri Bakanlığı'nın Açıklaması

İran Dışişleri Bakanlığı, 8 Ocak 2026 tarihli yazılı açıklamasında ABD’yi “İran’ın içişlerine müdahale” ile suçlamıştır. Bakanlık açıklamasında, “ABD, İran halkına karşı düşmanlık beslemektedir.” ifadeleri kullanılmıştır.


Aynı açıklamada, İran Anayasası’na atıfta bulunularak “barışçıl protestolar resmi olarak tanınmaktadır ve meşru taleplerin yasal çerçevede ele alınması için çabalar sürdürülmektedir” ifadesi yer almıştır


İran Dışişleri Bakanlığı, ABD’yi “ekonomik ve psikolojik savaş yoluyla yanlış bilgi yayarak şiddet ve terörizmi kışkırtmakla” suçlamıştır. İran yönetimi ayrıca, ülkenin ekonomik sorunlarının “ABD yaptırımlarının bir sonucu” olduğunu vurgulamıştır.

İletişim Kesintileri ve İnternet Engeli

Londra merkezli internet izleme kuruluşu NetBlocks, 8 Ocak 2026 tarihinde yaptığı açıklamada İran’da ülke genelinde internetin kesildiğini bildirmiştir. Kuruluşun açıklamasında “Canlı ölçümler, İran’ın şu anda ülke çapında bir internet karartmasının ortasında olduğunu gösteriyor” ifadesi yer almıştır. NetBlocks’un açıklamasından kısa süre sonra, ülke genelinde telefon hizmetlerinin de kesildiği bildirilmiştir.


İnternet kesintilerinin ulusal düzeyde ve tüm eyaletlerde etkili olduğu belirtilmiştir. NetBlocks, 9 Ocak sabahı yayımladığı değerlendirmede İran’ın 12 saat boyunca çevrimdışı kaldığını bildirmiştir. İranlı Öğrenciler Haber Ajansı (ISNA), sosyal medya paylaşımları ve kullanıcı geri bildirimlerine dayanarak ülke genelinde internet erişiminde ciddi kesintiler ve yavaşlamalar yaşandığını duyurmuştur.


Cloudflare tarafından paylaşılan ağ analitik verilerine göre, İran’daki internet trafiğinde “dikkat çekici dalgalanmalar” meydana gelmiştir. Veriler, internet kullanım hacminin belirli zaman dilimlerinde “olağan seviyelerin altına düştüğünü” ve “ani, kısa süreli gerilemeler” kaydedildiğini göstermiştir.


ISNA raporunda kullanıcıların günün farklı saatlerinde bağlantı istikrarsızlığı ve hizmet kalitesinde düşüş yaşadıklarını, kesintilerin belirli bir bölgeyle sınırlı olmadığını belirttiği aktarılmıştır. NetBlocks ve medya kaynaklarının bildirdiğine göre, İran'da 12. gün akşamında tüm eyaletlerde geniş katılımlı protestolar başlamış, aynı saatlerde internet ve telefon hizmetleri de kesilmiştir.

Donald Trump’ın Açıklamaları ve ABD Yönetiminin Tutumu

ABD Başkanı Donald Trump, 8 Ocak 2026 tarihinde İran’da devam eden protestolar hakkında açıklamalarda bulunmuştur. Trump, protestolar sırasında insanların öldürülmesi hâlinde Washington yönetiminin İran’ı “çok sert şekilde vuracağını” ifade etmiştir. Trump, “The Hugh Hewitt Show” adlı radyo programına katılarak İran’daki gelişmeleri değerlendirmiştir. Açıklamasında, ülkede “çok büyük kalabalıkların oluştuğunu ve izdiham yaşandığını” belirtmiştir. Protestolar sırasında ölümler yaşandığını dile getiren Trump, olayların sorumluluğuna ilişkin net bir değerlendirme yapmadığını söylemiştir.


Trump, programda şu ifadeleri kullanmıştır: “Çok kötü durumdalar. Onlara şunu da ilettim: Eğer insanları öldürmeye başlarlarsa ki ayaklanmaları sırasında bunu yapma eğilimleri var, sık sık ayaklanma çıkarıyorlar eğer bunu yaparlarsa, onları (İran) çok sert şekilde vuracağız.”


ABD Başkanı Donald Trump, aynı gün Truth Social adlı sosyal medya platformunda İran’daki protestolara ilişkin bir video paylaşmıştır. Video, İsrail’de yayın yapan Kanal 13 Televizyonu tarafından hazırlanmıştır. Trump, videoyu paylaşırken şu başlığı kullanmıştır: “Bir milyondan fazla kişi gösteri düzenledi: İran'ın ikinci büyük şehri protestocuların kontrolü altına girdi, rejim güçleri şehri terk etti.”


Videoda, “İran'ın ikinci büyük şehri Meşhed'deki protestolara katılanların sayısı bir milyonu aştı.” ifadesi yer almıştır.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in Açıklamaları

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 8 Ocak 2026 tarihinde Beyaz Saray’da düzenlediği basın toplantısında İran’daki protestolar hakkında açıklamalarda bulunmuştur. Vance, “İran'da devam eden gösterileri yakından takip ettiklerini” belirtmiştir. Vance, şu ifadeleri kullanmıştır: “Barışçıl protestolara katılan, özgürce örgütlenme ve seslerini duyurma haklarını kullanmaya çalışan herkesi destekliyoruz.”


Basın toplantısında, İran yönetiminin “birçok sorunu” olduğunu söyleyen Vance, Tahran’a nükleer program konusunda ABD ile masaya oturması tavsiyesinde bulunmuştur. ABD’nin İran’a yönelik atacağı adımların ise “Başkan Donald Trump’ın tasarrufunda olduğunu” ifade etmiştir. Vance ayrıca, “İran halkı da dahil olmak üzere dünyanın her yerinde haklarını savunan herkesin yanındayız.” demiştir.

Şiddet Eylemleri

8 Ocak 2026 gecesi, İran genelinde süren protestolar şiddet eylemlerine dönüşmüştür. 9 Ocak sabahına kadar devam eden olayların, İran kamuoyunda babası 1979 Devrimi öncesinde ülkeden kaçan Rıza Pehlevi’nin ve ayrılıkçı grupların çağrılarının ardından gerçekleştiği bildirilmiştir.


Tahran başta olmak üzere ülkenin bazı kentlerinde düzenlenen gösteriler sırasında şiddet olayları yaşanmıştır. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, dağınık gruplar halinde toplanan ve bir kısmı silahlı, yüzleri maskeli kişilerin özel araçlara, motosikletlere, metro istasyonlarına, bankalara, itfaiye araçlarına ve otobüslere saldırdığı ve tahrip ettiği görülmüştür.


Yerel kaynaklara göre, başkent Tahran’da belediyeye ait bazı otobüsler bu gruplar tarafından ateşe verilmiştir. İran devlet televizyonu, bu olaylar sonucunda bazı kentlerde can kayıpları yaşandığını ve çok sayıda kişinin yaralandığını açıklamıştır. Olaylara ilişkin ayrıntılar ve saldırıları gerçekleştiren grupların kimlikleri bilinmemekte olup, güvenlik güçlerinin bölgelerde önlemlerini artırdığı bildirilmiştir.

Tahran’da Kamu ve Özel Mülklere Verilen Zarar

8 Ocak gecesi Tahran’da yaşanan olaylar sırasında, protestocular arasındaki bazı gruplar tarafından çok sayıda kamu ve özel bina hedef alınmıştır. Tahran Belediye Başkanı Ali Rıza Zakani, yaptığı açıklamada, “protestocuların otobüs, itfaiye aracı ve 42 araç, 24 ev, 25 cami, 2 hastane ve 26 bankanın da aralarında bulunduğu kamu binalarını tahrip ettiğini” bildirmiştir.


Zakani, açıklamasında ayrıca, “yabancı düşmanların Tahranlı çocuk ve gençleri kamu mallarına zarar vermek için kullandığını” söylemiştir.

İran’ın başkenti Tahran’da çıkan olaylarda çok sayıda otobüs ve ambulansın yanı sıra 24 ev, 25 cami, 2 hastane ve 26 bankanın kundaklandığı bildirilmiştir. Bu olaylar, kamu ve özel mülklere geniş çaplı zarar verildiğini göstermiştir.


İran devlet televizyonu, 8 Ocak gecesi ülke genelinde yaşanan olaylarda can kayıpları ve çok sayıda yaralanma meydana geldiğini duyurmuştur. Ülke medyası ve sosyal medya platformlarında paylaşılan görüntülerde, silahlı ve maskeli grupların metro istasyonları, kamu binaları, bankalar ve araçlara saldırdığı görülmüştür.

Kuzey Horasan’da Savcı Ali Ekber Hüzeyinzade’nin Ölümü

Kuzey Horasan eyaletine bağlı İsferayen kentinde 8 Ocak gecesi düzenlenen gösteriler sırasında bir savcı hayatını kaybetmiştir. Kuzey Horasan Savcılığı’ndan yapılan açıklamada, “çeşitli bölgelerden gelen provokatörlerin, içinde savcı Ali Ekber Hüzeyinzade ile emniyet görevlilerinin bulunduğu konteyneri ateşe verdiği” bildirilmiştir.


Olay sırasında, göstericilerin itfaiye ekiplerinin müdahalesine izin vermediği, bunun sonucunda savcı ve beraberindeki emniyet görevlilerinin yanarak yaşamını yitirdiği belirtilmiştir.


Kuzey Horasan Savcılığı, soruşturmanın devam ettiğini ve saldırıya karışanların yakalanması için çalışmaların sürdüğünü açıklamıştır. Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsin Ejei, savcı Hüzeyinzade’nin ölümünün ardından başsağlığı mesajı yayımlamıştır.

10 Ocak 2026

9 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in Açıklamaları

İran lideri Hamaney, Ocak 1977'de devrik Şah yönetimine karşı Kum kentinde başlayan ayaklanmanın yıl dönümü vesilesiyle bu kentin sakinlerini kabul ettiği toplantıda, ülkede ekonomik sorunlar nedeniyle başlayan ve 8 Ocak gecesi şiddetlenen olaylara ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur.



ABD Başkanı Trump'ın ülkedeki gösteriler üzerinden İran yönetimini tehdit ettiğini belirten Hamaney, "Dün gece Tahran'da bir grup vandal, ABD Başkanı'nı memnun etmek için kendilerine ait olan kamu mallarını tahrip etti. O (Trump) yapabiliyorsa, kendi ülkesini yönetsin." ifadelerini kullanmıştır.


İsrail ve ABD'nin Haziran 2025'te İran'a saldırılarında 1000'den fazla kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Hamaney, "Bu kişi, 'Emri ben verdim; savaş sırasında ben komuta ettim' dedi. Yani, ellerinin İranlıların kanıyla lekelendiğini itiraf etti. Ardından, 'Ben İran'ın destekçisiyim' diyor. Bir avuç, deneyimsiz ve düşüncesiz insan da buna inanıp, onun isteklerine göre hareket ediyor." demiştir. İran'ın, "yabancı güçler tarafından desteklenen ajanlara müsamaha göstermeyeceğini" söyleyen Hamaney, şöyle devam etmiştir: "Milletimiz yabancılar için paralı askerliği hoş görmez. Kim olursanız olun, bir yabancı için paralı asker olduğunuzda, bir yabancı için çalıştığınızda, o ülke sizi reddedilmiş sayar.


Orada kibirle tüm dünyayı yargılayan o şahıs (Trump) da bilmeli ki genellikle dünyanın zalim ve kibirli güçleri olan Firavun, Nemrut, Rıza Han, Muhammed Rıza ve benzerleri tam da gururlarının zirvesindeyken devrilmişlerdir. Bu da devrilecektir."


Hamaney, "Herkes bilmelidir ki İslam Cumhuriyeti yüz binlerce şerefli insanın kanıyla iktidara geldi, sabotajcıların karşısında geri adım atmayacaktır." diye konuşmuştur.

Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Açıklaması

İran devlet televizyonuna göre Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreterliği, İran’daki protestolara ilişkin açıklama yayımlamıştır. Açıklamada, İran Emniyet Güçlerinin, “Siyonist rejim ile onun vaftiz babası ABD’nin planlarını boşa çıkaracağına" vurgu yapılarak "Güvenlik güçleri ve yargı erki, sabotajcılara hiçbir şekilde müsamaha göstermeyecek.” ifadeleri kullanılmıştır.


"Ekonomik koşullardan şikayet edenlerin ekonomik zarara yol açacak davranışlar sergilememesi gerektiği" belirtilen açıklamada, İran halkının ülkelerinde güvensiz bir ortam oluşmasına razı olmayacağı vurgusu yapılmıştır. İsrail’in, 12 günlük çatışma sürecinden bu yana İran halkına karşı savaşçı tutumunu sürdürdüğüne işaret edilen açıklamada şu ifadeler yer almıştır: Son günlerde yaşananlar her ne kadar piyasadaki istikrarsızlıktan dolayı ortaya çıkmışsa da bu durum, Siyonist düşmanın yönlendirmesiyle ülkenin güvensizliğe sürüklendiği bir sahneye dönüştürüldü.


Trump’ın geçtiğimiz günlerdeki konuşması, İsrail ile ABD’nin İran halkının kaosa sürüklenmesi konusunda ortak hareket ettiğini göstermiştir. İran halkı birlik olması sayesinde 12 günlük savaşta düşmanı yenilgiye uğrattı. Bugün de onları aynı şekilde yeneceğiz."


Açıklamada ayrıca, İran’ın bazı kentlerinde hem İran bayraklarının hem Kasım Süleymani heykellerinin yakılması konusuna dair ise “Hiçbir insan, bayrağının ateşe verilmesine izin vermez. Hiçbir İranlı Kasım Süleymani’nin heykelinin ateşe verilmesine müsaade etmez.” ifadelerine yer verilmiştir.

Güncel Can Kaybı ve Yaralanma Verileri

ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), 9 Ocak 2026 sabah tarihli raporunda ülkede 13 gündür süren protestolara ilişkin güncel verileri yayımlamıştır. Rapora göre, ülke genelinde 31 eyalete yayılan protestolarda toplam 65 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu kişilerin 7’si 18 yaşından küçük 50 eylemci, 15’i emniyet güçleri personelidir.



Raporda, ülke genelinde 2.311 kişinin gözaltına alındığı belirtilmiştir. Devam eden olaylarda onlarca kişinin yaralandığı, bu yaralanmaların “büyük ölçüde saçma ve plastik mermi isabeti sonucu meydana geldiği” ifade edilmiştir. İran makamları, 9 Ocak itibarıyla gösterilerde hayatını kaybeden veya yaralananlara ilişkin resmi bir açıklama yapmamıştır.

12 Ocak 2026

10 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

İran’da 28 Aralık 2025 tarihinde Tahran Büyük Çarşı’da yerel para biriminin dövize karşı yüksek değer kaybı ve ekonomik sorunlar nedeniyle başlayan protestolar, 10 Ocak 2026 itibarıyla 14. gününe ulaşmıştır. Olayların 10 Ocak’a kadar geçen iki haftalık sürede giderek şiddetlendiği ve özellikle başkent Tahran’da yoğunlaştığı bildirilmiştir.


İran devlet televizyonu ve yerel ajanslar, gösterilerde yaşanan güvenlik sorunlarıyla birlikte kamu düzeninin korunmasına yönelik uyarılara yer vermiştir.

İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) Raporu

ABD’nin Virginia eyaletinde bulunan İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), 11 Ocak 2026 tarihinde yayımladığı raporda İran’daki protestolarda ölü sayısının 116’ya yükseldiğini bildirmiştir.


Haberde, 14. gününe giren gösterilerde 37’si güvenlik görevlisi, 4’ü sağlık çalışanı olmak üzere toplam 116 kişinin yaşamını yitirdiği ifade edilmiştir. Ayrıca bir savcının da olaylar sırasında öldüğü belirtilmiştir. HRANA, 2.600’den fazla kişinin yaralandığını ve 2.638 kişinin gözaltına alındığını açıklamıştır.

İran Ordusunun Açıklaması

İran ordusu, 10 Ocak 2026 tarihinde İran devlet televizyonu aracılığıyla protestolar ve artan şiddet olaylarına ilişkin bir açıklama yayımlamıştır. Açıklamada, “İran halkının birlik ve beraberlik içinde hareket etmesinin gerekliliği” vurgulanmış ve ordunun diğer silahlı kuvvetlerle birlikte “ulusal çıkarları, stratejik altyapıları ve kamu mallarını güçlü bir şekilde koruyacağı” belirtilmiştir.


Ordu açıklamasında, ülkedeki şiddet olaylarının dış etkenlerle ilişkilendirildiği bir bölüm yer almıştır. Bu kısımda, “Bugün düşman farklı taktiklerle kamu düzenini bozarak ülkede güvensiz bir ortam yaratmaya çalışıyor. 12 günlük savaşta çocukların kanı eline bulaşan düşman, İran halkını koruma bahanesiyle yeni fitne çıkarmaya çalışıyor.” ifadeleri kullanılmıştır


Metinde, ordunun güvenlik güçleriyle koordineli biçimde hareket edeceği ve ülkenin “ulusal çıkarlarını koruma kararlılığını” sürdürdüğü vurgulanmıştır. Açıklamanın ardından İran genelinde güvenlik önlemlerinin artırıldığı ve özellikle kamu binaları ile altyapı tesislerinin korunmasına yönelik tedbirlerin sıkılaştırıldığı bildirilmiştir.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Açıklamaları

ABD Başkanı Donald Trump, 10 Ocak 2026 tarihinde Truth Social adlı sosyal medya platformu üzerinden İran’daki gelişmelere ilişkin paylaşımlarda bulunmuştur. İran'da bir süredir devam eden gösterilere dikkati çektiği paylaşımında, ABD'nin İran halkına "yardıma hazır olduğunu" belirtmiştir. Trump, "İran, belki de daha önce hiç olmadığı kadar özgürlüğe bakıyor." değerlendirmesinde bulunmuştur.

12 Ocak 2026

11 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

İran’da 28 Aralık 2025 tarihinde döviz krizi ve ekonomik sıkıntılar nedeniyle başlayan protestolar, 11 Ocak 2026 itibarıyla üçüncü haftasına girmiştir. Gösteriler, ülkenin birçok kentinde sürmektedir. NetBlocks tarafından yapılan açıklamada, ülke genelinde 72 saati aşkın süredir internet ve telefon hizmetlerinin kesik olduğu belirtilmiştir.


Tahran’ın banliyölerinde çıkan çatışmalarda bir polis memurunun hayatını kaybettiği bildirilmiştir. Çatışmalarda hem güvenlik güçleri hem de göstericiler arasında can kayıpları meydana gelmiştir.


ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), 11 Ocak 2026 tarihli raporunda, ülke genelinde en az 544 kişinin öldüğünü, bu sayıya güvenlik görevlileri ile protestocuların da dahil olduğunu ve 1.000’den fazla kişinin yaralandığını bildirmiştir. HRANA ayrıca, 31 eyaletin tamamında 186 şehirde olmak üzere 585 farklı noktada gerçekleştirilen eylemler sırasında 10.681 kişinin gözaltına alındığını açıklamıştır.


İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Açıklamaları

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 11 Ocak 2026 tarihinde devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, ülkede devam eden protestolara ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Pezeşkiyan, “Biz protestocuların sesini duyuyoruz ve onların sorunlarını çözmek için tüm çabamızı ortaya koyuyoruz.” ifadesini kullanmıştır.


Pezeşkiyan, açıklamasında ABD ve İsrail’i ülke içindeki kargaşayı tahrik etmekle suçlamış

ve şu ifadeleri kullanmıştır: “ABD ve İsrail, ‘Kargaşa çıkarın, öldürün, ardınızdan biz geliyoruz’ diye tembihliyor. Bunlar da (göstericiler) yapıyor. Ailelerden rica ediyorum, çocuklarını bozgunculuk yapanlardan uzaklaştırsınlar.”


Cumhurbaşkanı ayrıca ekonomik reformlara vurgu yaparak, “Ekonomiyi iyileştirmek için bazı yapısal adımlar attıklarını ve bunların yakın gelecekte meyvesini vereceğini” belirtmiştir. Pezeşkiyan, bu konuda “Bizim görevimiz halkın sorunlarını çözmek ve endişelerini gidermektir. Aynı zamanda kargaşa çıkaranların ülkeyi altüst etmesine izin vermemektir.” açıklamasında bulunmuştur.


İran devlet televizyonunun aktardığına göre Pezeşkiyan, ülke genelinde çıkan olayları “ülke düşmanlarının huzursuzluğu tırmandırma çabası” olarak nitelendirmiştir. Açıklamasında “Düşman, eğitilmiş teröristleri ülkeye soktu. Kargaşa çıkaranlar ve isyan edenler, protesto eden halk değildir.” sözlerine yer verilmiştir.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Açıklamaları

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, 11 Ocak 2026 tarihinde Meclis oturumunda yaptığı konuşmada, ülkede devam eden protestolar ve ABD’nin olası askeri müdahalesi hakkında değerlendirmelerde bulunmuştur. İran devlet televizyonuna göre, Kalibaf, “ABD'nin askeri bir saldırı düzenlemesi halinde, hem İsrail hem de ABD'nin askeri ve denizcilik merkezleri bizim için meşru hedef olacaktır.” demiştir.


Kalibaf, konuşmasında ABD ve İsrail’in ülke içindeki göstericileri desteklediğini belirterek, “Düşmanlar, 12 gün savaşında ülke içi teröristleri harekete geçirmeyi planlamışlar ama başarılı olamamışlardı. Şimdi, ülke içi teröristleri harekete geçirdiler. Teröristlerle savaşıyoruz.” ifadelerini kullanmıştır. Kalibaf’ın konuşması sırasında meclis genel kurulunda ABD karşıtı sloganlar atılmıştır.

Can Kayıpları, Gözaltılar ve Güvenlik Durumu

11 Ocak 2026 itibarıyla İran genelinde yaşanan gösterilerdeki can kayıpları ve gözaltı sayıları farklı kaynaklarca farklı şekilde bildirilmiştir. ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), yayımladığı güncel raporda, ülke genelinde en az 538 kişinin hayatını kaybettiğini, bunların 490’ının protestocu, 48’inin ise güvenlik görevlisi olduğunu açıklamıştır. HRANA ayrıca, 10 bin 600’den fazla kişinin gözaltına alındığını bildirmiştir.


Aynı tarihte yayımlanan Anadolu Ajansı kaynaklı haberde, Tasnim Haber Ajansı’nın verilerine göre en az 109 güvenlik mensubunun öldüğü belirtilmiştir. Haberde, “Ülkenin birçok bölgesini saran olaylarda en az 109 İranlı güvenlik mensubu öldürüldü.” ifadesi yer almıştır. Resmi makamlar tarafından protestolardaki toplam ölü sayısına ilişkin herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Associated Press (AP) ise söz konusu rakamları bağımsız olarak doğrulayamadığını bildirmiştir.


İran yönetimi, güvenlik güçlerinin protestolar sırasında hayatını kaybeden mensupları için üç günlük ulusal yas ilan etmiştir.

Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Tepkiler

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, 11 Ocak 2026 tarihinde İran’da devam eden protestolara ilişkin yazılı bir açıklama yapmıştır. Açıklamada, Guterres’in İran genelinde yaşanan şiddet olaylarından “şok duyduğu” ifade edilmiştir. BM tarafından yapılan bildiride, “Genel Sekreter (Guterres), İran İslam Cumhuriyeti'nin birçok yerinde İran yetkilileri tarafından protestoculara karşı uygulanan şiddet ve aşırı güç kullanımıyla ilgili raporlardan şok olmuştur.” denilmiştir


Açıklamada ayrıca, “İran halkının şikayetlerini barışçıl şekilde ve korkusuzca ifade edebilmesi gerektiği” belirtilmiş ve “uluslararası hukukta yer alan ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü ve barışçıl toplanma özgürlüğü haklarına tam olarak saygı duyulması ve bu hakların korunması gerektiği” vurgulanmıştır.


Genel Sekreter, İran yetkililerine doğrudan çağrıda bulunarak, “azami itidal gösterilmesi ve gereksiz veya orantısız güç kullanımından kaçınılması” gerektiğini ifade etmiştir. Açıklamada bu husus, “Genel Sekreter, İran yetkililerini azami itidal göstermeye ve gereksiz veya orantısız güç kullanımından kaçınmaya çağırmaktadır.” şeklinde yer almıştır.


Guterres ayrıca, ülkede bilgiye erişim konusunda yaşanan kesintilere değinmiş ve “iletişim hatlarının yeniden kurulması da dahil olmak üzere bilgiye erişimi sağlayacak adımların atılması” yönünde çağrıda bulunmuştur.


Uluslararası düzeyde, Avustralya Dışişleri Bakanlığı, vatandaşlarına İran’ı “en kısa sürede” terk etme çağrısında bulunmuştur. Bu çağrı, ülke genelinde devam eden gösterilerin “hiçbir uyarı olmadan tırmanabileceği” gerekçesiyle yapılmıştır.

Rıza Pehlevi’nin Açıklamaları

11 Ocak 2026 tarihinde, 1979’da devrilen İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi’nin oğlu Rıza Pehlevi, ülke dışında yaptığı açıklamalarla İran’daki protestoları desteklemiştir. Rıza Pehlevi, sürgünde bulunduğu yerden gönderdiği mesajlarda protestoculara yönelik desteğini yinelemiş ve “İslam Cumhuriyeti’ni ve onun yıpranmış, kırılgan baskı aygıtını tamamen diz çöktüreceğiz” ifadelerini kullanmıştır.


Pehlevi “bir geçiş sürecine liderlik etmeye hazır” olduğunu söylediğini aktarmıştır. Bu açıklama, “Barışa ulaşmanın tek yolu vardır: seküler, demokratik bir İran. Bugün yurttaşlarıma kendimi, onları barışa ve demokratik bir geçişe götürecek bu yolda hizmete sunmak için buradayım.” sözleriyle verilmiştir


Rıza Pehlevi son yıllarda çeşitli dönemlerde reform çağrıları yapmış ve İran’ın 2022’deki Mahsa Amini gösterileri dahil olmak üzere önceki toplumsal olaylarında da benzer çağrılar yayımlamıştır. Reuters’a göre, Pehlevi’nin “özellikle huzursuzluk dönemlerinde sık sık değişim çağrısı yaptığı” ifade edilmiştir.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Açıklamaları

ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilerin sorularını yanıtlamıştır. Trump, İran’daki protestolar ve Tahran yönetimine ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Trump, “İran'ın kırmızı çizgisini aşmaya başladığını” söylemiş ve “Tahran yönetimine karşı ne zaman, nerede veya nasıl hareket edecekleri konusunda yorum yapmayacağını” ifade etmiştir


İran’daki gelişmelere ilişkin olarak “saat başı rapor aldığını” belirten Trump, İranlı yöneticiler için “Onlar lider değiller. Şiddet yoluyla yönetiyorlar. Bunu çok ciddiye alıyoruz. Ordu da bunu inceliyor ve masada çok güçlü seçeneklerimiz var.” ifadelerini kullanmıştır.


Trump, İran’ın bir gün önce ABD ile iletişime geçtiğini ve “nükleer bir anlaşma müzakere etmeyi teklif ettiğini” söylemiştir. Bu konuda “Onlarla görüşebiliriz. Bir görüşme ayarlanıyor. Ancak yaşananlar (ülkedeki gösteriler) nedeniyle görüşmeden önce harekete geçmemiz gerekebilir.” sözlerini sarf etmiştir


İnternet erişiminin kesilmesine ilişkin olarak, Trump Elon Musk ile görüşmeyi planladığını açıklamış ve “Starlink aracılığıyla ülkedeki interneti tekrar aktif hale getirebileceklerini” belirtmiştir.

13 Ocak 2026

12-13 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

Hükümet Yanlısı Gösteriler ve Devam Eden Eylemler

12 Ocak 2026 tarihinde İran genelinde hem hükümet yanlısı hem de hükümet karşıtı gösteriler eş zamanlı olarak sürmüştür. Tahran’daki Enghelab Meydanı’nda, Tahran Üniversitesi yakınlarında toplanan kalabalık gruplar İran bayrakları taşıyarak sokaklarda yürüyüş yapmıştır. Kalabalık “son günlerdeki şiddet olaylarını kınamış” ve aynı zamanda ekonomik sıkıntıların çözülmesi yönünde çağrılarda bulunmuştur


Protestocular, ekonomik taleplerini dile getirirken aynı zamanda “yabancı müdahalesine karşı olduklarını” belirtmişlerdir. Hükümet yanlısı mitinglerle eş zamanlı olarak ülkenin çeşitli bölgelerinde rejim karşıtı gösteriler de devam etmiştir. Tahran’ın yanı sıra Kerman, Zahedan ve Birjand gibi şehirlerde de destek yürüyüşleri düzenlenmiştir.


İran İstihbarat Bakanlığı, 12 Ocak günü yaptığı açıklamada bir uluslararası yük kamyonu içinde 273 adet silahın ele geçirildiğini ve üç kişinin gözaltına alındığını duyurmuştur. Aynı açıklamada, “yasaklı bir Kürt partisinin beş üyeli terör hücresinin” Hurramabad kentinde yakalandığı, ayrıca “İran dışındaki muhalif Farsça kanallarla bağlantılı” 15 kişinin gözaltına alındığı bildirilmiştir.

Dış Tepkiler ve Uluslararası Boyut

ABD Başkanı Donald Trump, Florida’dan Washington’a dönüşü sırasında uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada, İran yönetiminin ABD ile görüşme talebinde bulunduğunu söylemiştir. Trump, “Dün aradılar... İran dün müzakere etmek için aradı. Sanırım Amerika Birleşik Devletleri tarafından hırpalanmaktan bıktılar. İran müzakere etmek istiyor.” ifadelerini kullanmıştır


Trump aynı açıklamada, görüşmeler için hazırlıkların sürdüğünü ancak sahadaki gelişmeler nedeniyle askeri seçeneğin gündemde olduğunu belirtmiş ve “Toplantıdan önce olup bitenler nedeniyle harekete geçmemiz gerekebilir. Ancak bir toplantı düzenleniyor. İran aradı. Müzakere etmek istiyorlar.” sözlerini dile getirmiştir


Trump ayrıca, İran’daki olayları yakından takip ettiklerini ve “çok güçlü seçenekler” üzerinde değerlendirme yaptıklarını ifade etmiş, “Ordu bunu inceliyor ve biz de çok güçlü seçenekleri değerlendiriyoruz. Bir karara varacağız.” demiştir.


Trump’ın bu açıklamalarının ardından İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Tahran’daki bir mitingde yaptığı konuşmada ABD’ye yönelik olarak, “Bölgedeki tüm varlıklarınız yok edilecek. Zalim yöneticileri disipline edeceğiz.” ifadelerini kullanmıştır. Kalibaf, ABD Başkanı’na “unutulmaz bir ders verileceğini” söylemiştir. Tahran’daki bu mitinge İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkian ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de katılmıştır.

Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Açıklamaları

12 Ocak 2026 tarihinde İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, düzenlediği basın toplantısında ülkede devam eden gösteriler hakkında açıklamalarda bulunmuştur. Arakçi, “Şu anda yaşanan şey protesto değildir, ülkeye karşı yürütülen bir terör savaşıdır.” ifadelerini kullanmıştır


Arakçi, yetkililerin sivil halk ile güvenlik güçlerine ateş açılmasını emreden ses kayıtlarına ulaştıklarını belirtmiş ve “İranlı yetkililer, terör unsurlarına sivillere ve güvenlik güçlerine ateş açma emri verilen ses kayıtlarına sahiptir.” açıklamasını yapmıştır. Dışişleri Bakanı, silahlı grupların kamu binalarını, polis karakollarını ve dükkanları hedef aldığını, ayrıca güvenlik güçlerine karşı kullanılan silahların görüntülerinin mevcut olduğunu ifade etmiştir. Arakçi, protestoların 28 Aralık’ta “barışçıl ve meşru biçimde tüccarlar tarafından başlatıldığını” ancak kısa sürede “şiddet olaylarına dönüştüğünü” söylemiştir.


Arakçi, İran güvenlik güçlerinin olaylara “sakin bir şekilde” müdahale ettiğini ve hükümetin hemen ilgili taraflarla görüşmeler başlatarak taleplerini dinlediğini belirtmiştir. Aynı açıklamada, “gösteriler sırasında ölenlerin çoğu arkadan vurulmuştur” ifadesiyle güvenlik güçlerinin ölümlerden sorumlu olmadığını savunmuştur.


Arakçi, “terörist unsurların hem protestocuları hem güvenlik güçlerini hedef aldığını” açıklamış ve durumun “tamamen kontrol altına alındığını” bildirmiştir. Aynı basın toplantısında Arakçi, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarını “İran’ın içişlerine müdahale” olarak nitelendirmiştir. “Trump’ın protestolar hakkındaki açıklamaları iç işlerimize müdahaledir.” demiştir


Trump’ın müdahale tehdidinin ardından olayların kanlı bir hal aldığını belirten Arakçi, “Trump müdahale tehdidinde bulunduktan sonra protestolar yabancı müdahaleyi meşrulaştırmak için kanlı eylemlere dönüştü.” ifadelerini kullanmıştır.


Trump’ın İran’a karşı “çok güçlü önlemler almayı değerlendirdiği” yönündeki sözlerine yanıt olarak Arakçi, “Tahran hem savaşa hem de diyaloğa hazırdır.” demiştir. Arakçi, İran hükümetinin “ABD ve İsrail’in olaylara karıştığını kanıtlayan belgeleri” elinde bulundurduğunu da açıklamıştır. Ayrıca internet hizmetlerinin “güvenlik makamlarıyla koordinasyon içinde” yeniden sağlanacağını belirtmiştir.

İran’ın Avrupa Ülkelerine Diplomatik Tepkisi

12 Ocak 2026 tarihinde İran Dışişleri Bakanlığı, İngiltere, Almanya, Fransa ve İtalya büyükelçilerini protestolara verilen dış destek gerekçesiyle Tahran’a çağırmıştır. İran devlet medyasına göre, bakanlık yetkilileri dört büyükelçiye ülkedeki son olaylara ilişkin şiddet içeren görüntüler izletmiş ve bu eylemlerin “barışçıl gösterilerden öteye geçerek organize sabotaj faaliyetlerine dönüştüğünü” ifade etmiştir.


Büyükelçilerden bu görüntüleri kendi dışişleri bakanlıklarına doğrudan iletmeleri istenmiş, ayrıca ülkelerinin protestoculara verdiği desteğe ilişkin resmi açıklamaları geri çekmeleri talep edilmiştir. İranlı yetkililer, söz konusu ülkelerin siyasi ya da medya aracılığıyla verdikleri her türlü desteğin “İran’ın içişlerine kabul edilemez bir müdahale ve ulusal güvenliğe tehdit” oluşturduğunu belirtmiştir.


Bu diplomatik çağrının hemen öncesinde, Londra’da İran Büyükelçiliği önünde düzenlenen bir gösteride bir protestocunun İran bayrağını indirip yerine eski monarşi dönemini simgeleyen aslan ve güneş amblemli bayrağı çektiği bildirilmiştir.

HRANA’nın 16. Gün Raporu ve Güncel Durum

ABD merkezli Human Rights Activists News Agency (HRANA), 13 Ocak 2026 tarihinde yayımladığı raporda, İran’daki protestoların 16. gününe ilişkin verileri açıklamıştır. Raporda, gösterilerin ülkenin 31 eyaletine yayıldığı belirtilmiştir. HRANA’nın açıklamasına göre, protestoların başlamasından itibaren 133’ü emniyet görevlisi, biri savcı ve 9’u 18 yaşından küçük olmak üzere toplam 664 kişi hayatını kaybetmiştir. Aynı raporda, 10.721 kişinin gözaltına alındığı bildirilmiştir.

İnternet Kesintileri ve İletişim Durumu

13 Ocak 2026 itibarıyla İran genelinde internet bağlantısı 100 saati aşkın süredir kesintili kalmıştır. Londra merkezli internet izleme kuruluşu NetBlocks, ülke genelindeki çevrimiçi bağlantı seviyelerinin “normal seviyelerin yaklaşık yüzde 1’i düzeyinde” olduğunu açıklamıştır


NetBlocks’un ABD merkezli sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşıma göre, ulusal düzeyde bağlantı seviyeleri “düz bir çizgide sabit kalmaya devam ediyor” şeklinde rapor edilmiştir. Söz konusu kesinti, 9 Ocak’tan itibaren ülkede protestoların yoğunlaştığı dönemde başlamıştır.

ABD’nin Vatandaşlarına Yönelik “İran’ı Terk Et” Çağrısı

13 Ocak 2026 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri, İran’daki güvenlik durumuna ilişkin olarak vatandaşlarına “derhal ülkeyi terk etmeleri” yönünde bir çağrıda bulunmuştur. Bu uyarı, ABD’nin Tahran Sanal Büyükelçiliği tarafından yayımlanan güvenlik bildiriminde duyurulmuştur


Uyarıda, ABD vatandaşlarından “ Washington yönetiminin yardımına ihtiyaç duymadan İran’dan çıkış planı yapmaları” istenmiştir. Açıklamada şu ifadeler yer almıştır: “İran’dan hemen ayrılın. Ayrılamıyorsanız, evinizde ya da başka bir güvenli binada emniyetli bir yere geçin.”)


Bildiride, ülkede devam eden gösteriler ve artan güvenlik riskleri nedeniyle ABD vatandaşlarının korunmasına yönelik olağan tedbirlerin uygulanamayabileceği vurgulanmıştır. Aynı dönemde Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran konusundaki yaklaşımını değerlendirmiş ve “ Trump'ın öncelikle diplomasiyi tercih ettiğin, ancak askeri güç seçeneğini her zaman masada tuttuğunu” söylemiştir.

ABD’nin İran’a Yönelik Yeni Politikaları ve Yeni Gümrük Vergileri

13 Ocak 2026 tarihinde ABD Başkanı Donald Trump, İran ile ekonomik ilişkilerini sürdüren ülkelere karşı yeni bir ticaret uygulaması başlatıldığını açıklamıştır. Trump, ABD merkezli Truth Social platformundaki paylaşımında, “İran ile iş yapan ülkeler, ABD ile yaptıkları ticarette yüzde 25 gümrük vergisi ödeyecek. Karar derhal yürürlüğe girmiştir.” ifadelerini kullanmıştır.


Trump aynı paylaşımda, kararın “kesin ve nihai” olduğunu belirtmiştir. Bu duyurunun ardından Çin, ABD’nin kararına tepki göstermiştir, ancak açıklamanın detayları belirtilmemiştir.


Aynı gün CBS News’e konuşan, adlarının açıklanmasını istemeyen iki ABD Savunma Bakanlığı yetkilisi, Trump’a İran’a yönelik askeri ve örtülü operasyon seçeneklerinin sunulduğunu aktarmıştır. Yetkililer, “siber ve psikolojik operasyonlar” seçeneklerinin değerlendirildiğini, bu operasyonların İran’ın komuta yapısı, iletişim ağları ve devlet kontrolündeki medya kuruluşlarını hedef alabileceğini ifade etmiştir.


Aynı kaynaklara göre, Trump’a yapılan sunumda hava gücü ve uzun menzilli füze kabiliyetlerinin merkezi rolünü koruduğu, ancak siber ve psikolojik unsurların da “tamamlayıcı araçlar” olarak değerlendirildiği aktarılmıştır.

Tahran Üniversitesi’nin Kararı

Tesnim Haber Ajansı, Tahran Üniversitesi Eğitim İşleri Başkanlığı tarafından yapılan açıklamayı yayımlamıştır. Açıklamada, lisans düzeyindeki öğrenci yurtlarının 10 gün süreyle kapatıldığı ve öğrencilerden yurtları kısa sürede boşaltmalarının istendiği belirtilmiştir. Kararın, ülkede devam eden protestolara katılımı azaltmaya yönelik bir önlem olduğu bildirilmiştir.

İran Adli Tıp Kurumu Açıklamaları

13 Ocak'ta İran Adli Tıp Kurumu Başkanı Abbas Mescidi Arani, hayatını kaybeden çoğu protestocunun silahlı teröristler tarafından kesici aletlerle hayati organları hedef alınarak veya yakın mesafeden av tüfeğiyle vurularak öldürüldüğünü açıklamıştır. İran devlet televizyonuna göre Arani, hayatını kaybeden protestocuların ölüm nedenlerine dair açıklamalarda bulunmuştur.


Arani, olaylarda hayatını kaybedenlerin önemli bir kısmının, "kesici aletlerle hayati organlarının hedef alındığını, çok yakın mesafeden av tüfeğiyle ateş edilmesi veya çatılardan hedef alınmaları sonucu yaşamını yitirdiğini" söylemiştir. Protestocuların arasına silah eğitimi almış bazı unsurların sızdığını iddia eden Arani, söz konusu unsurların göstericileri hayati organlarını vuracak şekilde hedef aldığını öne sürmüştür.

Uluslararası Tepkiler ve Diplomatik Açıklamalar

12–13 Ocak 2026 tarihlerinde İran’daki protestoların devam ettiği süreçte birçok ülke ve uluslararası aktör farklı açıklamalarda bulunmuştur.

Rusya’nın Açıklaması

Rusya Güvenlik Konseyi Sekreteri Sergey Şoygu, İran Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani ile yaptığı telefon görüşmesinde, “dış güçlerin İran’ın içişlerine karışma yönündeki yeni girişimlerini kararlılıkla kınadığını” ifade etmiştir.


Görüşmede Şoygu, İran’da “çok sayıda can kaybı” nedeniyle Laricani’ye taziyelerini iletmiş ve iki ülke arasındaki 2025 tarihli Kapsamlı Stratejik Ortaklık Antlaşması temelinde işbirliğini sürdürmeye hazır olduklarını belirtmiştir.


Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, 13 Ocak 2026 tarihinde Moskova’da düzenlediği basın toplantısında İran’daki protestolara ilişkin bir değerlendirme yapmıştır. Zaharova, dış güçlerin İran’ı istikrarsızlaştırmak amacıyla toplumsal gerilimi kullanmaya çalıştığını belirterek, şu ifadeyi kullanmıştır: “İran’a düşman dış güçler, devleti istikrarsızlaştırmak ve yıkmak için artan toplumsal gerilimi kullanmaya çalışıyor. İran’ın iç siyasi süreçlerine yönelik dışarıdan yıkıcı müdahaleyi şiddetle kınıyoruz.”


Zaharova, İran’daki protestolarda “renkli devrim yöntemlerinin” uygulandığını ileri sürmüş ve bu durumun ülkenin iç istikrarını hedef aldığını ifade etmiştir. Zaharova, konuşmasında ABD’nin İran’a yönelik eylemlerini eleştirmiştir. Açıklamasında, “Washington'un İran topraklarına yeniden saldırı düzenleme yönündeki tehditleri kesinlikle kabul edilemez. Yeniden saldırı düzenlemek içim dışarıdan kışkırtılan olayları kullanmayı planlayanlar, bu tür eylemlerinin Orta Doğu'daki durum ve küresel uluslararası güvenlik için vahim sonuçlar doğuracağının farkında olmalı. İran'ın dış ortaklarına tarifeleri artırarak şantaj yapma yönündeki girişimleri reddediyoruz.” ifadelerine yer vermiştir.

Almanya’nın Açıklaması

Almanya Başbakanı Friedrich Merz, 13 Ocak 2026’da Hindistan ziyareti sırasında yaptığı basın açıklamasında İran’daki mevcut duruma ilişkin olarak, “Bir rejim gücünü yalnızca şiddet yoluyla koruyabiliyorsa, fiilen sona ermiştir. Şu anda bu rejimin son günlerine ve haftalarına tanıklık ettiğimizi düşünüyorum.” ifadelerini kullanmıştır.


Merz, İran yönetiminin meşruiyetini kaybettiğini savunarak, Almanya’nın ABD, İngiltere ve Fransa ile yakın temas içinde olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, “Dışişleri bakanları, İran’da demokratik meşruiyete sahip bir yönetime barışçıl geçişin sağlanması için birbirleriyle yakın temas hâlindedir.” sözlerini dile getirmiştir.


Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, Washington’da ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yaptığı görüşmenin ardından İran’a yönelik daha sert yaptırımlar uygulanması gerektiğini açıklamıştır. Wadephul, “Bu rejime yaptırım uygulamak için mevcut tüm önlemleri kullanacağız.” ifadelerini kullanmıştır. Ayrıca Almanya’nın, Avrupa Birliği’nin terör yaptırımları listesine İran’ın eklenmesi yönünde çalışacağını belirtmiştir.

Fransa’nın Tepkileri

13 Ocak 2026 tarihinde Fransız basınına yansıyan haberlere göre, Fransa’nın Tahran Büyükelçiliği’nde görev yapan elzem olmayan personel, ülkedeki güvenlik riskleri nedeniyle 12 Ocak’tan itibaren İran’dan ayrılmaya başlamıştır. Kaynaklar, personelin ne kadarının ayrıldığına ilişkin net bir sayı paylaşmamış ancak ayrılışların protestoların devam ettiği dönemde gerçekleştiğini bildirmiştir.


Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, İran Büyükelçisi Mohammad Amin-Nejad’ı çağırdığını duyurmuş ve İran güvenlik güçlerinin eylemlerdeki müdahalesini “devlet şiddeti” olarak tanımlamıştır. Barrot, parlamentoya hitaben yaptığı konuşmada, “Barışçıl protestoculara silah doğrultanların cezasız kalması söz konusu olamaz.” ifadesini kullanmıştır.

Avrupa Birliği’nin Açıklamaları

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, İran’daki protestolar ve artan can kayıplarıyla ilgili olarak 13 Ocak 2026 tarihinde sosyal medya hesabından bir açıklama yapmıştır. Von der Leyen, şu ifadeyi kullanmıştır: “İran’daki artan can kayıpları dehşet verici. Aşırı güç kullanımını ve özgürlüklerin sürekli kısıtlanmasını kınıyoruz.” Von der Leyen, Avrupa Parlamentosu’nun (AP) İranlı tüm diplomatik personel ve temsilcilerinin AP binalarına girişini yasaklama kararını desteklediğini ve bu kararın ardından Avrupa Birliği’nin ek yaptırımlar hazırlığında olduğunu belirtmiştir. Açıklamasında, İran’daki “aşırı güç kullanımının” kabul edilemez olduğunu ifade etmiştir.


Avrupa Komisyonu’nun Dış İlişkiler Sözcüsü Anouar El Anouni, aynı gün yapılan basın toplantısında, “siyasi işler ve güvenlikten sorumlu komitenin bugün toplanacağını ve atılacak adımları görüşeceğini” duyurmuştur.

Avrupa Parlamentosu Kararı ve İran’ın Tepkisi

Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, İran’daki protestolara destek amacıyla İranlı tüm diplomatik personelin AP binalarına girişinin yasaklandığını açıklamıştır. Bu karara karşılık, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD merkezli sosyal medya platformu X hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullanmıştır: “İran, AB ile düşmanlık peşinde değil ancak herhangi bir kısıtlamaya karşılık verecektir. İnsanlar aptal değil, olan biteni kendi gözleriyle görüyorlar.” Erakçi ayrıca Avrupa Parlamentosu’nu Gazze’deki savaş bağlamında çifte standartla suçlamış ve “Avrupalı yetkililerin İsrail’e karşı adım atmaktan kaçındığını” belirtmiştir.


Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, can kayıplarının artışını “dehşet verici” olarak nitelendirmiştir. Von der Leyen, “Aşırı güç kullanımını ve özgürlüklerin sürekli kısıtlanmasını kesin bir dille kınıyorum.” açıklamasını yapmıştır. Avrupa Birliği Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ile birlikte İran’daki bastırmadan sorumlu kişilere yönelik yeni yaptırım önerilerinin hızla hazırlanacağını bildirmiştir.

Birleşik Krallığın Açıklaması

13 Ocak 2026 tarihinde çeşitli Avrupa ülkeleri, İran’daki protestoların bastırılmasına ilişkin ortak açıklamalarda bulunmuştur. Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Avam Kamarası’nda yaptığı konuşmada İran elçisinin çağrıldığını açıklamış ve Tahran yönetiminden “dehşet verici raporların hesabını vermesini” istemiştir.

Birleşmiş Milletler Açıklaması

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, 13 Ocak 2026 tarihinde Cenevre Ofisi aracılığıyla İran’daki protestolara ilişkin bir açıklama yayımlamıştır. Türk’ün açıklaması BM Sözcüsü Jeremy Laurence tarafından haftalık basın toplantısında okunmuştur.


Volker Türk, “İranlı yetkilileri barışçıl protestoculara karşı her türlü şiddet ve baskıyı derhal durdurmaya çağırıyoruz.” ifadesini kullanmıştır. Ayrıca İran genelinde yüzlerce kişinin öldüğünü, binlercesinin tutuklandığını belirterek şu ifadeye yer vermiştir: “Protestocuların ‘terörist’ olarak etiketlenerek onlara karşı şiddetin meşrulaştırılması kabul edilemez.”


Türk, İranlı yetkililere internet ve telekomünikasyon hizmetlerini yeniden sağlamaları çağrısında bulunmuştur. Açıklamasında ayrıca, “Tüm ölümler ve protestoculara karşı uygulanan şiddet uluslararası insan hakları standartlarına göre soruşturulmalı ve sorumlular hesap vermelidir.” ifadeleri yer almıştır.


Birleşmiş Milletler Sözcüsü Stephane Dujarric, 13 Ocak 2026 tarihinde yaptığı basın açıklamasında, ABD Başkanı Donald Trump’ın İranlı protestoculara yönelik "yardım yolda" mesajına ilişkin değerlendirmede bulunmuştur. Dujarric, "Elbette İran’daki durum etrafında giderek artan askerî söylemlerden çok endişeliyiz" ifadesini kullanmıştır.


BM Sözcüsü ayrıca, “Tüm üye devletlerin askerî söylemler yerine diplomasiye yönelmesi zorunludur.” demiştir. Dujarric, BM’nin İran’daki personelini tahliye etme planı bulunmadığını, ülkede 46 uluslararası personel ve 448 yerel çalışanın görevde olduğunu belirtmiştir.

İtalya'nın Açıklamaları

İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, İran Büyükelçisi Mohammad Reza Sabouri’yi çağırarak, “Protestocuların kanla ödediği son derece yüksek bedel kesinlikle kabul edilemezdi.” açıklamasında bulunmuştur. Tajani ayrıca, “İranlı kadınlar ve erkekler sokaklarda mücadele ediyor, kan, acı, hapis ve muhtemelen işkenceyle son derece yüksek bir bedel ödüyorlar.” ifadelerini kullanmıştır.

İspanya'nın Açıklamaları

İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, Catalunya Radyosu’na yaptığı açıklamada, “İran’da günlerdir yaşanan olaylara yönelik güçlü reddimizi ve kınamamızı ifade etmek istiyoruz.” demiştir. Portekiz Dışişleri Bakanlığı, İran Büyükelçisini çağırarak, “gösterilerin şiddetli şekilde bastırılmasını kınamak için” açıklamasında bulunmuştur.

Hollanda'nın Açıklamaları

Hollanda Dışişleri Bakanı David van Weel, İran’daki olaylar hakkında “İran’daki barışçıl gösterilerin kanlı biçimde bastırılmasından derin şok duyduk.” ifadesini paylaşmıştır. İrlanda Başbakanı Micheál Martin, Avrupa Birliği ortaklarıyla birlikte İran’a yaptırım uyguladıklarını belirterek, “Baskının sona ermesi çağrısında bulunduk. Farklı bir yönetime, daha fazla özgürlüğe, toplanma ve ifade hakkına ihtiyaç vardır.” demiştir. Finlandiya Dışişleri Bakanı Elina Valtonen, X platformundaki paylaşımında, "İran rejiminin interneti sessizce öldürme ve baskı yapabilmek için kapattığını" yazmıştır.


ABD Başkanı Donald Trump’ın Açıklamaları

ABD Başkanı Donald Trump, 13 Ocak 2026 tarihinde sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda İran’daki protestolara ilişkin bir açıklama yayımlamıştır. Trump, paylaşımında şu ifadeleri kullanmıştır: “İranlı vatanseverler, protestolarınıza devam edin, kurumlarınızı ele geçirin. Katillerin ve istismarcıların isimlerini kaydedin. Onlar büyük bir bedel ödeyecekler. Protestocuların anlamsızca öldürülmesi durana kadar İranlı yetkililerle olan tüm toplantılarımı iptal ettim. Yardım yolda.” Trump, mesajının sonunda “MIGA” (Make Iran Great Again – İran’ı Yeniden Büyük Yapalım) ifadesini eklemiştir.

Detroit Konuşması

Trump, aynı gün Detroit kentinde gerçekleştirdiği ekonomi temalı konuşmasında, İran’daki protestolara ilişkin mesajını yeniden dile getirmiştir.

Trump konuşmasında şu ifadeleri kullanmıştır: “Tüm İranlı vatanseverlere sesleniyorum: Protestolara devam edin, mümkünse kurumlarınızı ele geçirin ve sizi istismar eden katillerin ve istismarcıların isimlerini kaydedin.”


Ayrıca, “Protestocuların anlamsızca öldürülmesi durana kadar İranlı yetkililerle tüm toplantıları iptal ettim. Göstericilere tek söylediğim şey, yardım yolda.” ifadelerini kullanmıştır. Trump, aynı konuşmada İran’la ticaret yapan ülkelere ek gümrük vergisi getirildiğini hatırlatarak bu uygulamanın “13 Ocak itibarıyla yürürlüğe girdiğini” belirtmiştir.

CBS News Röportajı ve İdam Uyarısı

Trump, 13 Ocak 2026 tarihinde CBS News kanalına verdiği röportajda, İran’ın protestocuları idam edeceğine dair haberler üzerine şu ifadeleri kullanmıştır: “İdamdan haberim yok. Eğer onları asarlarsa bazı şeyler göreceksiniz… Böyle bir şey yaparlarsa çok güçlü bir karşılık vereceğiz.” Aynı röportajda Trump’a İran konusundaki “nihai hedefi” sorulmuştur. Trump bu soruya, “Nihai hedef kazanmak. Kazanmayı severim.” yanıtını vermiştir.


Trump, açıklamasının devamında İran’daki can kayıplarına ilişkin belirsizliklere değinmiştir: “Kaç kişiyi öldürdüklerine dair bize kimse kesin sayılar veremedi.” Ayrıca, protestocuların idam edilmesi hâlinde “güçlü bir tepki” verileceğini tekrar etmiştir.

ABD Güvenlik Uyarısı

ABD’nin İran’daki diplomatik temsilciliği bulunmadığından, Sanal ABD Büyükelçiliği (Virtual U.S. Embassy for Iran) bir güvenlik uyarısı yayımlamıştır. Açıklamada şu ifadeler yer almıştır: “ABD vatandaşları İran’ı derhal terk etmelidir. Güvenli olduğu takdirde kara yoluyla Türkiye veya Ermenistan’a geçmeyi değerlendirin.” Uyarıda ayrıca İran’daki çifte vatandaşlık durumuna dikkat çekilmiştir: “İran hükümeti çifte vatandaşlığı tanımamaktadır ve çifte vatandaşları yalnızca İran vatandaşı olarak değerlendirecektir.”


Bu güvenlik duyurusunda, ABD vatandaşlarının “Amerikan pasaportu göstermelerinin veya ABD bağlantılarını belirtmelerinin gözaltı için gerekçe sayılabileceği” uyarısı da yer almıştır.


14 Ocak 2026

14 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

Protestoların 17. Gününe İlişkin Güncel Veriler

Human Rights Activists News Agency (HRANA) tarafından 14 Ocak 2026 tarihinde yayımlanan raporda, olayların 17. gününde protestoların ülke genelinde sürdüğü belirtilmiştir. Rapora göre, toplam can kaybı 2.550’ye ulaşmıştır. Bu sayının 2.403’ü gösterici, 147’si emniyet gücü mensubu olarak kaydedilmiştir. Olaylarda 1.134 kişi yaralanmış ve 18.434 kişi gözaltına alınmıştır.


HRANA raporuna göre gösteriler, 31 eyaletin tamamına ve çok sayıda kente yayılmıştır. İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, protestoların “bazı faillerinin” kamuya açık şekilde yargılanacağını bildirmiştir. İran Genel Başsavcısı Muhammed Muvahhidi ise olaylarda yakalanan kişilerin “terörist” olarak değerlendirileceğini ve bu kişilere ait mal varlıklarının tespit edilmesi yönünde emir verdiğini açıklamıştır.


Ayrıca Muvahhidi, “teröristlere ve onları destekleyenlere karşı ibret verici işlemler yapılabilmesi” amacıyla, olaylar sırasında maddi zarar görenlerin belge ve kanıtlarını yetkililere teslim etmeleri çağrısında bulunmuştur. İran devlet televizyonu, protestolarda hayatını kaybeden 100 emniyet görevlisi için Tahran Üniversitesi önünde tören düzenlendiğini duyurmuştur. Tören sırasında ABD ve İsrail karşıtı sloganlar atılmış, pankartlar taşınmıştır.

İran Yönetiminden ve Askeri Kurumlardan Açıklamalar

Devrim Muhafızları’nın (IRGC) Açıklamaları

İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) Hava-Uzay Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Seyyid Mecid Musevi, ülkesinin “en yüksek savunma hazırlığı seviyesinde” olduğunu belirtmiştir. Musevi, bu açıklamayı yarı resmi Fars Haber Ajansı’na yaptığı konuşmada ifade etmiştir. Musevi, kuvvetin füze stoklarının artırıldığını ve çeşitli üretim alanlarında Haziran 2025’teki 12 günlük savaş öncesine kıyasla daha yüksek kapasiteye ulaşıldığını açıklamıştır. Açıklamasında, “IRGC Hava-Uzay Kuvvetleri en yüksek savunma hazırlığı seviyesindedir ve herhangi bir saldırıya karşı koymaya hazırdır” ifadelerini kullanmıştır.


Musevi ayrıca, Haziran 2025’teki 12 günlük savaşta yaşanan tüm hasarların tamamen onarıldığını ve kuvvetin “en yüksek hazırlık seviyesinde” tutulduğunu vurgulamıştır. Bu çatışmalarda İran, Tel Aviv’in saldırısına yanıt olarak İsrail’e yüzlerce balistik füze fırlatmış, ABD de İran’ın üç nükleer tesisini bombalamıştır.


Musevi’nin açıklamaları, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’daki protestoculara destek veren açıklamalarının ve “olası askeri harekat” sinyallerinin ardından gelmiştir. Bu kapsamda İran Devrim Muhafızları, ABD’nin veya İsrail’in herhangi bir saldırısına “ bölgesel düzeyde karşılık” vereceği yönünde uyarılarda bulunmuştur. İran’ın BM Daimi Temsilcisi Amir Said İravani, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’e gönderdiği mektupta, Trump yönetimini “şiddeti teşvik etmek” ve İran’a karşı askeri müdahale tehdidinde bulunmakla suçlamıştır. İran Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Laricani, ABD Başkanı Trump’ı “İranlıların başlıca katillerinden biri” olarak nitelendirmiştir.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’nin Açıklamaları

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD merkezli X sosyal medya platformunda yaptığı paylaşımda, “İsrail’in ABD’yi kendi adına savaşlara sürüklemeye çalıştığını” ve “bunu gizlemediklerini” belirtmiştir. Erakçi, İsrail’in ABD’yi yönlendirdiğine dair açıklamasında, “İsrail silahlarla donatmış oldukları protestocularla övünüyor, yüzlerce ölümün nedeni budur.” ifadesini kullanmıştır


Erakçi paylaşımında ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’a seslenerek “İran'daki ölümleri durdurmak istiyorsa İsrail'e yönelmesi gerektiğini” bildirmiştir. Bu açıklama, İsrail’in ABD’yi İran’a karşı askerî bir çatışmaya çekmeye çalıştığı yönündeki diplomatik suçlamaların ardından yapılmıştır.


Erakçi’nin açıklamasına konu olan iddia, İsrail’e ait Kanal 14 televizyonu diplomasi muhabiri Tamir Morag’ın paylaşımında yer almıştır. Morag, “Yabancı unsurlar İran’daki protestocuları ateşli silahlarla donatıyor; bu da rejim güçleri arasında yüzlerce ölüme yol açtı. Kimin kastedildiğini herkes tahmin edebilir.” ifadelerini kullanmıştır.


Erakçi’nin paylaşımı, Morag’ın bu açıklamasını alıntılayarak yapılmıştır. İran Dışişleri Bakanı, söz konusu açıklamayı “İsrail’in eylemlerini gizlemediğinin kanıtı” olarak nitelendirmiştir.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Açıklamaları

ABD Başkanı Donald Trump, 14 Ocak 2026 tarihinde Beyaz Saray’da başkanlık kararnameleri imza töreninde yaptığı konuşmada İran’daki gelişmelere değinmiştir. Trump, “Bize, İran'da infazların durdurulduğu bildirildi. Şu anda bir infaz planı ya da idam yok. Eğer böyle bir şey olursa hepimiz üzülürüz. Ancak bana ulaşan bilgilere göre infazlar durmuş.” ifadelerini kullanmıştır


Trump, aynı açıklamasında, İranlı yetkililerin “protestocuların öldürülmesini soruşturacağını” da belirtmiştir. İnfazların durdurulması bilgisinin “yetkili kaynaklardan” geldiğini açıklamış, “Yetkili kaynaklardan bu bilgiyi aldık ve umarım bu bilgi doğrudur.” demiştir. Askeri müdahale olasılığına ilişkin bir soru üzerine ise Trump, “Sürecin nasıl gelişeceğini izleyip göreceğiz.” cevabını vermiştir.


Ayrıca Trump, 13 Ocak 2026 tarihinde Michigan’da yaptığı bir konuşmada ve sosyal medya hesabında İran’daki protestoculara doğrudan destek vermiştir. X platformunda yaptığı paylaşımda, “Tüm İranlı yurtseverler, protestolara devam edin. Kurumları ele geçirin. Katiller ve işkenceciler olarak tanımlananlar çok büyük bir bedel ödeyecek.” ifadelerini kullanmıştır. Trump, protestoculara yönelik “Yardım yolda” mesajını da yinelemiştir.

İsrail’in Askeri Alarm Durumu ve Güvenlik Önlemleri

İsrail, ABD’nin İran’a olası askeri saldırı ihtimaline karşı hazırlık seviyesini yükseltmiştir. İsrailli yetkililer, bir ABD saldırısının “olasılıktan ziyade zamanlama meselesi” haline geldiğini bildirmiştir. İsrail merkezli Army Radio askeri muhabiri Dorron Kadosh, İsrail’deki değerlendirme, ABD İran’a saldırırsa, İran lideri Ali Hamaney’in hem Orta Doğu’daki Amerikan hedeflerine hem de İsrail’e saldırı emri vereceği yönündedir.” ifadelerini kullanmıştır.


İsrailli askeri analist Avi Ashkenazi, ülkesinin ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) ile yakın koordinasyon hâlinde olduğunu belirtmiştir. Ashkenazi, “İsrail ordusu, özellikle hava kuvvetleri, askerî istihbarat ve Kuzey Komutanlığı, İran’a odaklanarak sürekli istihbarat takibiyle yüksek alarm halindedir.” açıklamasını yapmıştır.


İsrail basınında yer alan bilgilere göre, hava kuvvetleri ve askeri istihbarat birimleri, olası bir İran misillemesine karşı alarm düzeyini artırmıştır. İsrail Savunma Bakanlığı’na yakın kaynaklar, olası bir ABD operasyonunun ardından İran’ın doğrudan veya müttefik güçleri aracılığıyla karşılık verebileceğini aktarmıştır. İsrailli analist Ronen Bergman, Yedioth Ahronoth gazetesine yaptığı açıklamada, “İran’ın saldırının eşiğinde olduğuna dair açık bir işaret yok ve ABD’nin büyük çaplı bir operasyon başlatmak üzere olduğuna dair kesinlik bulunmamaktadır.” demiştir.


İsrail’in güneyindeki Dimona ve Beersheba kentleri ile merkezdeki Gan Yavne belediyeleri, kamu sığınaklarını açma kararı almıştır. Dimona Belediye Başkanı Benny Biton, İsrail Hayom gazetesine yaptığı açıklamada, “Hazırlıklı olmak, şaşırmaktan iyidir” ifadesini kullanmıştır. Beersheba ve Gan Yavne belediyeleri de aynı şekilde kamu sığınaklarını açmıştır. İsrail Kanal 13 televizyonunun haberine göre, bu karar ordu tarafından resmi bir talimat verilmeden alınmıştır. Bu önlemin, bölgede artan İran-ABD gerilimleriyle bağlantılı olduğu belirtilmiştir. İsrail ordusu sözcüsü Effie Defrin, X platformunda yaptığı paylaşımda, ordunun “yüksek alarmda” olduğunu ve “gelişmeleri yakından izlediğini” açıklamıştır.


İsrail sosyal medya platformlarında, Iron Dome hava savunma sisteminin Kudüs’e konuşlandırıldığına dair görüntüler paylaşılmıştır. Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre bu görüntülerin bağımsız doğrulaması yapılmamıştır.

Uluslararası Diplomatik Tepkiler ve Önlemler

G7 Ülkelerinin Açıklaması

G7 ülkelerinin dışişleri bakanları ve Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, İran’da süren protestolara ilişkin ortak bir bildiri yayımlamıştır. Açıklamada, İran’daki gelişmelerin “derin endişe verici” olduğu ifade edilmiştir. Bildiride, “İran makamlarının, Aralık 2025 sonundan itibaren daha iyi bir hayat, haysiyet ve özgürlük için meşru arzularını dile getirerek cesaret örneği sergileyen İran halkına yönelik acımasız baskının artmasına sert bir şekilde karşı çıkıyoruz.” denilmiştir.


G7 ve AB temsilcileri, “Şiddetin kasıtlı olarak kullanılmasını, göstericilerin öldürülmesini, keyfi şekilde tutuklanmalarını ve güvenlik güçlerinin korkutma taktiklerini kınıyoruz.” ifadesine yer vermiştir. Açıklamada ayrıca, İran yönetiminden halkın temel haklarını koruması istenmiş, “İran uluslararası insan hakları hukukunu ihlal ederek baskıya devam ederse, G7 üyeleri olarak kısıtlayıcı ek tedbirler almaya hazırız.” ifadeleri kullanılmıştır.

Avrupa Ülkelerinin Vatandaşlarına Yönelik Uyarıları

Avrupa ülkeleri, 14 Ocak 2026 itibarıyla İran’daki güvenlik durumunun kötüleşmesi üzerine vatandaşlarına ülkeyi derhal terk etme çağrısında bulunmuştur. Almanya Dışişleri Bakanlığı, yayımladığı seyahat uyarısında, “keyfi gözaltı riski bulunduğu” ifadesine yer vermiştir.


Uyarıda, Almanya’nın Tahran Büyükelçiliği’nin sahada yalnızca sınırlı konsolosluk hizmeti verebildiği bildirilmiştir. Bakanlık ayrıca, “Bölgedeki güvenlik durumunun yeniden kötüleşmesi ve daha fazla askerî çatışma olasılığı göz ardı edilemez.” açıklamasını yapmıştır. İtalya, Polonya ve İspanya, benzer uyarılarda bulunarak vatandaşlarını İran’dan ayrılmaya çağırmıştır. İtalya Dışişleri Bakanlığı, ülkede yaklaşık 600 İtalyan vatandaşının bulunduğunu açıklamış ve “Roma, İran’daki İtalyan vatandaşlarına ülkeyi terk etmeleri yönündeki çağrısını güçlü şekilde yineliyor.” ifadelerini kullanmıştır.


Polonya Dışişleri Bakanlığı, ABD merkezli X sosyal medya platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, “İran’a seyahat etmeyin.” uyarısını yapmıştır. İspanya Dışişleri Bakanlığı da kendi seyahat duyurusunda, “İran’daki ve bölgedeki son derece istikrarsız durum nedeniyle İran’a seyahat etmek şiddetle tavsiye edilmez. Hâlihazırda İran’da bulunan İspanyol vatandaşlarının mevcut imkânları kullanarak ülkeyi terk etmeleri tavsiye edilir.” açıklamasını yapmıştır.

İngiltere’nin Diplomatik Önlemleri ve Büyükelçilik Kapatılması

İngiltere Hükümeti, İran’daki protestoların yayılması üzerine 14 Ocak gecesi Tahran Büyükelçiliği’ni geçici olarak kapattığını duyurmuştur. Hükümet açıklamasında, “İngiltere'nin Tahran Büyükelçiliği geçici olarak kapatılmıştır.” denilmiştir. Açıklamada, “Büyükelçilik artık uzaktan faaliyet gösterecektir. ” ifadesi yer almıştır.


İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nın 14 Ocak 2026 tarihli güncellemesine göre, “Güvenlik nedeniyle büyükelçilik personeli geçici olarak İran’dan çekilmiştir.” bilgisi paylaşılmıştır. Aynı uyarıda, “İran’da zor durumda kalırsanız İngiltere hükümeti size yardım edemez.” ifadeleri yer almıştır.


İngiltere hükümeti, vatandaşlarına yönelik uyarıda “possibility of detention or questioning” bulunduğunu ve İngiltere pasaportu taşımanın bu risk için “yeterli gerekçe sayılabileceğini” belirtmiştir.

Katar’ın Al Udeid Hava Üssü’ndeki Personel Çekilmesi

Katar Uluslararası Medya Ofisi, 14 Ocak 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, Al Udeid Hava Üssü’nden bazı personelin bölgedeki artan gerilim nedeniyle çekildiğini doğrulamıştır. Açıklamada, “Bu tür tedbirler mevcut bölgesel gerilimlere yanıt olarak alınmaktadır.” denilmiştir. Katar yetkilileri, önlemlerin “vatandaşlarının ve ikamet edenlerin güvenliğini en yüksek öncelik olarak korumak amacıyla” alındığını belirtmiştir. Açıklamada, ayrıca “Herhangi bir gelişme olması durumunda, bu durum resmi kanallar aracılığıyla duyurulacaktır.” ifadesine yer verilmiştir.

15 Ocak 2026

15 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (Human Rights Activists News Agency – HRANA), 15 Ocak 2026 tarihinde yayımladığı güncellemede, İran genelinde devam eden protestolarda ölü sayısının 2.615’e yükseldiğini bildirmiştir. Aynı raporda, 2.054 kişinin yaralandığı ve 18.470 kişinin gözaltına alındığı aktarılmıştır. Ajans, olayların ülkenin birçok noktasında sürdüğünü ve protestolarda ölü sayısının artmaya devam ettiğini bildirmiştir.

ABD’nin Yeni Yaptırım Kararları

15 Ocak 2026 tarihinde ABD Hazine Bakanlığı, İran’daki protestoların devam ettiği süreçte yeni yaptırım kararlarını duyurmuştur. Açıklama, Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi (OFAC) tarafından yapılmıştır. OFAC’ın açıklamasında, İran’daki protestolara yönelik “baskının mimarları” olarak tanımlanan güvenlik yetkililerine yaptırım uygulandığı bildirilmiştir.


Yaptırım listesinde İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin de bulunduğu belirtilmiştir. Laricani’nin, “halkın meşru taleplerine şiddetle yanıt verilmesini isteyen ilk İranlı liderlerden biri” olduğu ifade edilmiştir. OFAC açıklamasında ayrıca, İran’ın petrol ve petrokimya gelirlerinin “ülkenin seçkin kesimi tarafından çalınmasına ve aklanmasına imkan tanıyan” “gölge bankacılık ağlarına” karşı da yaptırım uygulandığı bildirilmiştir. Bu kapsamda, Bank Melli ve Shahr Bank dâhil olmak üzere 18 kişi ve kuruluşun yaptırım listesine eklendiği belirtilmiştir.


ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “ABD özgürlük ve adalet çağrısında bulunan İran halkının yanında kararlılıkla durmaktadır” demiştir. Aynı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatıyla kilit İranlı liderlere yaptırım uygulandığı, “İran halkına yönelik baskıda rol alan kişilere karşı tüm araçların kullanılacağı” vurgulanmıştır. ABD Dışişleri Bakanlığı ise ayrıca, İranlı kadınların tutuklu bulunduğu Fardis Cezaevi’nin de “insanlık dışı muamele” gerekçesiyle yaptırım listesine eklendiğini duyurmuştur. ABD tarafından yapılan bu yaptırım açıklamaları sırasında İranlı yetkililer, ABD ve İsrail’i protestoları “terör eylemlerine dönüştürmekle” suçlamıştır.

Beyaz Saray’ın Açıklaması ve İdamların Durdurulması

15 Ocak 2026 tarihinde Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, İran’daki protestolar sırasında planlanan toplu idamların durdurulduğunu açıklamıştır. Leavitt, basın toplantısında, “Başkan, dün gerçekleştirilmesi planlanan 800 infazın durdurulduğunu anlamış bulunmaktadır” ifadesini kullanmıştır. Sözcü Leavitt, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’daki gelişmeleri yakından izlediğini belirterek, “Başkan ve ekibi durumu yakından takip etmektedir ve tüm seçenekler Başkan için masada kalmaktadır” açıklamasında bulunmuştur.


Beyaz Saray açıklamasında, İran’ın “protestolara yönelik şiddet içeren baskısının binlerce can kaybına yol açtığı” yönündeki uluslararası insan hakları örgütlerinin raporlarına atıf yapılmıştır. Aynı açıklamada, ABD’nin İran yönetiminin protestoculara yönelik olası infazları gerçekleştirmesi halinde güçlü tepki vereceği vurgulanmıştır. Beyaz Saray açıklamasında ayrıca, ABD’nin İran’daki protestoculara destek taahhüdünü sürdürdüğü ve “gerektiğinde yeni adımların değerlendirileceği” ifade edilmiştir. İranlı yetkililer ise ABD’yi ve İsrail’i “ülkede kargaşa ve terörizmi desteklemekle” suçlamıştır.

İspanya’nın İran Açıklaması

15 Ocak 2026 tarihinde İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares, ülkesinin İran’daki gelişmelere ilişkin tutumunu açıklamıştır. İspanya Parlamentosu Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, ABD’nin İran’a yönelik tek taraflı bir müdahalesinin istikrar getirmeyeceğini belirtmiştir. Albares, konuşmasında, “Tek taraflı dış müdahale, şu anda ihtiyaç duyulan istikrarı İran’a sağlayamayacaktır” ifadesini kullanmıştır. İspanya Dışişleri Bakanı, İran’da “kaos ortamına yol açabilecek gelişmelerin” önlenmesi gerektiğini vurgulamış ve “Öncelik, istikrarsızlıktan kaçınmak olmalıdır” demiştir


Albares, İran makamlarına “ifade özgürlüğüne, barışçıl protesto hakkına ve dış dünya ile iletişimin yeniden tesis edilmesine” yönelik çağrıda bulunmuştur. Ayrıca, “kaos ortamlarından kaçınma çağrısı” yapmıştır. Bakan, aynı açıklamasında ölüm cezasına karşı olduklarını ve “İspanya’nın infazları reddettiğini” ifade etmiştir. İran’daki İspanyol vatandaşlarına ilişkin olarak ise, ülkede bulunan yaklaşık 140 İspanyol vatandaşı ve diplomatik personelin şu anda tahliye planı yapmadığı bildirilmiştir. Albares, ülkede kalan vatandaşların İspanya Büyükelçiliği ile temas halinde olmaları uyarısında bulunmuştur.

Türkiye’nin Vatandaşlarına Yönelik Uyarısı

15 Ocak 2026 tarihinde Türkiye’nin Tahran Büyükelçiliği, İran’daki protestoların devam eden etkileri nedeniyle Türk vatandaşlarına yönelik bir uyarı yayımlamıştır. Büyükelçilik açıklamasında, “Vatandaşlarımızın son gelişmeleri yakından takip etmeleri tavsiye edilmektedir” ifadesine yer verilmiştir. Açıklamada ayrıca, “Vatandaşlarımızın, Bakanlığımızın ve İran’daki diplomatik misyonlarımızın resmi internet siteleri ile sosyal medya hesapları üzerinden yapılabilecek duyuruları takip etmeleri tavsiye edilmektedir.” denilmiştir.


Büyükelçilik, İran’a seyahat etmeyi planlayan Türk vatandaşlarının “kişisel güvenlikleri konusunda dikkatli olmaları” gerektiğini belirtmiştir. İran’da hâlihazırda bulunan Türk vatandaşlarına da gelişmeler konusunda dikkatli olmaları ve acil durumlarda temas kurabilecekleri telefon hatlarını kullanmaları önerilmiştir.Acil durumlar için 24 saat hizmet veren Konsolosluk Çağrı Merkezi iletişim hattı ve Tahran, Meşhed, Tebriz ile Urmiye’deki diplomatik misyonların telefon ve e-posta bilgileri kamuoyuyla paylaşılmıştır.

17 Ocak 2026

16 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

İran Polis Şefinin Açıklaması

16 Ocak 2026 tarihinde İran Polis Teşkilatı Komutanı Tuğgeneral Ahmedreza Radan, ülke genelinde protestoların ardından güvenlik durumuna ilişkin açıklama yapmıştır. Devlet televizyonu Press TV tarafından aktarılan açıklamada, “Perşembe gecesi, olayların başladığından bu yana en sakin gece olmuştur; ülke genelinde hiçbir toplanma bildirilmemiştir” ifadesi kullanılmıştır.


Radan, açıklamasında ayrıca “Tanrı’nın lütfuyla ve halkın bilinçli varlığıyla terörizmin tabutuna son çivi çakılmıştır” sözleriyle güvenlik güçlerinin müdahalesinin ardından ülkede sükunetin sağlandığını belirtmiştir.


Yetkililer, ekonomik koşullar nedeniyle başlayan protestoların “kamu mallarına ve güvenlik güçlerine yönelik saldırıları içeren şiddetli ayaklanmalara” dönüştüğünü açıklamıştır. İran güvenlik birimleri, protestolar sırasında Fars, Kirman, Hürmüzgan ve Gülestan eyaletlerinde yürütülen operasyonlarda “silahlar, patlayıcılar ve askeri mühimmat ele geçirilmiştir” bilgisini paylaşmıştır


Açıklamada ayrıca ABD ve İsrail’in protestoları “şiddeti destekleyip finanse etmekle” suçlandığı belirtilmiştir. Radan’ın açıklamasının yayımlandığı gün, İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) verilerine göre, protestolarda en az 2.677 kişinin öldüğü ve yaklaşık 19.100 kişinin gözaltına alındığı belirtilmiştir.

3.000 Kişinin Gözaltına Alınması

16 Ocak 2026 tarihinde İran devlet televizyonu, protestolar kapsamında 3.000 kişinin gözaltına alındığını duyurmuştur. Haberde, gözaltına alınan kişilerin “ülke genelinde huzursuzluk çıkarmak veya gösterileri kışkırtmak” ile suçlandığı belirtilmiştir.


Devlet televizyonuna konuşan ve ismi açıklanmayan bir güvenlik kaynağı, gözaltına alınan kişilerin bir kısmının “terörist gruplarla bağlantılı” olduğu, diğerlerinin ise “olayları tahrik etmekle suçlandığı” bilgisini paylaşmıştır.

İran’ın BM Güvenlik Konseyi’ndeki Açıklamaları

16 Ocak 2026 tarihinde İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilci Yardımcısı Gulamhüseyin Darzi, BM Güvenlik Konseyi’nde İran’daki protestoların görüşüldüğü acil oturumda konuşma yapmıştır. Darzi, konuşmasında ABD’nin insani söylemleri kullanarak İran’da siyasi istikrarsızlık ve askeri müdahale için zemin hazırladığını belirtmiştir.


Darzi, BM toplantısında, “Bu toplantı, ülkesinin İran’daki huzursuzluğu şiddete yönlendirmedeki doğrudan rolünü gizlemek için yalanlara başvuran ABD temsilcisinin talebiyle düzenlenmiştir” ifadesini kullanmıştır. Darzi, protestoların 28 Aralık 2025’te meşru ekonomik taleplerle barışçıl şekilde başladığını, ancak sonrasında “organize silahlı grupların protestoları kasıtlı olarak ele geçirip şiddet olaylarına dönüştürdüğünü” söylemiştir. İranlı temsilci ayrıca, İsrail’in ABD’yi İran’la savaşa sürüklemeye çalıştığını ifade etmiştir. .


Darzi, ABD’nin İran ile ilgili insani söylemleri için, “Bunlar, ABD’nin uzun ve iyi belgelenmiş yasadışı askeri müdahaleleri, rejim değiştirme operasyonları ve uluslararası hukukun ve BM Şartı'nın sistematik ihlalleri ile ilgili sicili göz önüne alındığında özellikle alaycıdır.” demiştir. İran’a karşı güç kullanma tehdidinin uluslararası hukuk ve BM Şartı'nın açık bir ihlali olduğunu belirten Darzi, İran’ın çatışma hedeflemediğini ancak herhangi bir saldırganlık eylemine de karşılık vereceğini sözlerine eklemiştir.

Donald Trump’ın Açıklamaları

16 Ocak 2026 tarihinde ABD Başkanı Donald Trump, İran’daki gelişmelere ilişkin olarak sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunmuştur. Trump, paylaşımında İran yönetiminin 800’den fazla planlı infazı iptal etmesine duyduğu memnuniyeti dile getirmiştir. Paylaşımında, “Dün gerçekleştirilmesi planlanan tüm infazların —800’den fazlasının— İran liderliği tarafından iptal edilmiş olmasına büyük saygı duyuyorum. Teşekkürler!” ifadelerini kullanmıştır.


Trump, aynı gün gazetecilere yaptığı açıklamada İran’a yönelik askeri saldırı seçeneğini değerlendirdiğini, ancak askeri operasyon kararından kendi iradesiyle vazgeçtiğini belirtmiştir. “Beni kimse ikna etmedi. Kendimi ikna ettim.” sözleriyle kararın tamamen kendisine ait olduğunu vurgulamıştır.

Katar Başbakanı’nın İran Dışişleri Bakanı ile Görüşmesi

16 Ocak 2026 tarihinde Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. Görüşmeye ilişkin açıklama, Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılmıştır.


Bakanlık açıklamasında, görüşmede Katar ve İran arasındaki ikili ilişkilerin yanı sıra “bölgesel gelişmeler ve karşılıklı ilgi alanına giren konular”ın ele alındığı belirtilmiştir. Katar Başbakanı, görüşmede ülkesinin “gerilimi düşürme ve barışçıl çözümler” yönündeki tutumunu yinelemiştir. Açıklamada, Şeyh Muhammed’in “gerilimi azaltmaya ve anlaşmazlıkları barışçıl yollarla çözmeye yönelik çabalara destek verdiğini” vurguladığı ifade edilmiştir.


Katar tarafından yapılan açıklamada, bu tür yaklaşımların “bölgesel güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesi için hayati önem taşıdığı” belirtilmiştir.

17 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

İletişim Kısıtlamalarının Kaldırılmaya Başlanması

17 Ocak 2026 tarihinde yarı resmi Fars Haber Ajansı, İran’daki internet ve iletişim kısıtlamalarının kademeli olarak kaldırılacağını bildirmiştir. Bu kararın “güvenlik sorunlarının kontrol altına alınması ve terör örgütlerinin kilit isimlerinin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alınmasının ardından” alındığı belirtilmiştir.


Aynı haberde, İranlı yetkililerin “internet erişimini sınırlamanın yurt dışındaki muhalif ağların iç bağlantılarını önemli ölçüde zayıflattığı” ve bu durumun “terör hücrelerinin faaliyetlerini engellediği” yönünde açıklama yaptıkları aktarılmıştır.


Yetkililer, iletişim hizmetlerinin yeniden sağlanmasına ilişkin üç aşamalı bir plan açıklamıştır. Buna göre:


İlk aşamada kısa mesaj (SMS) hizmetleri yeniden aktif edilmiştir, ikinci aşamada ulusal internet ağı ve yerli mesajlaşma uygulamaları (Eita ve Bale) üzerinden erişimin tamamen sağlanacağı, üçüncü aşamada ise uluslararası internet erişiminin yeniden devreye alınacağı bildirilmiştir.


Yerel kaynaklar, “Eita ve Bale gibi yerli mesajlaşma uygulamalarına erişimin günler süren kesintinin ardından yeniden sağlandığını” doğrulamıştır. İran hükümeti yetkilileri, yapılan açıklamada “insan hakları konusundaki yükümlülüklerinin tamamen farkında olduğunu” ve güvenlik güçlerinin “azami itidal göstermeleri için gerekli tüm önlemleri aldıklarını” belirtmiştir.


Bağımsız internet izleme kuruluşu NetBlocks, 17 Ocak sabahı itibarıyla İran genelinde bağlantı seviyesinde hafif bir artış kaydedildiğini, ancak toplam bağlantı oranının “normal seviyelerin yüzde 2’si” düzeyinde olduğunu açıklamıştır.

HRANA’nın Güncel Can Kaybı ve Gözaltı Verileri

17 Ocak 2026 tarihinde ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (Human Rights Activists News Agency – HRANA), İran genelinde Aralık 2025’te başlayan protestolara ilişkin yeni bir rapor yayımlamıştır. Raporda, protestoların başlamasından bu yana 3.090 kişinin hayatını kaybettiği, 2.055 kişinin yaralandığı ve 22.123 kişinin gözaltına alındığı belirtilmiştir. İran genelinde güvenlik güçlerinin protestolar sırasında “terör örgütlerine mensup olduğu öne sürülen veya olayları provoke eden 3.000 kişiyi gözaltına aldığı” bilgisi verilmiştir. İranlı yetkililer, olaylarda ölen veya yaralananlara ilişkin resmi bir sayı açıklamamıştır.

19 Ocak 2026

18-19 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), 18 Ocak 2026 tarihli açıklamasında olaylarda 3.308 kişinin hayatını kaybettiğini ve 24.266 kişinin gözaltına alındığını bildirmiştir. İran lideri Ayetullah Ali Hamaney, 17 Ocak'ta protestolarla ilgili olarak yaptığı açıklamada “Son fitne olayları ABD kaynaklıydı, amaç İran’ı yutmaktı” ifadesini kullanmıştır.



İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, 19 Ocak 2026 tarihinde yaptığı basın toplantısında ülkede süren protestolara ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Mehr Haber Ajansı tarafından aktarılan bilgilere göre Azizi, protestolar sırasında 3.700’den fazla polis memurunun yaralandığını bildirmiştir.


Basın toplantısında Azizi, protestoların "geçen aydan itibaren ülke geneline yayıldığını ve güvenlik güçlerinin birçok bölgede olaylara müdahale ettiğini" belirtmiştir. Olaylardaki ölü sayısına ilişkin herhangi bir resmi veri paylaşılmamıştır.


HRANA tarafından 19 Ocak'ta paylaşılan son verilere göre protestolarda ölü sayısı 3.700’ün üzerinde, gözaltı sayısı ise 24.300’ü aşmıştır.

Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın 18 Ocak 2026 Tarihli Açıklamaları

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 18 Ocak 2026 tarihinde gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu toplantısında ülkedeki iletişim kısıtlamalarına ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. İran basınında yer alan haberlere göre Pezeşkiyan, internet erişiminin engellenmesine dair yapılan değerlendirmeler sonucunda, “İnternet kısıtlamasının en kısa sürede kaldırılması yönünde tavsiyede bulundum.” ifadesini kullanmıştır.



İran'daki gösterilerle bağlantılı olarak gözaltına alınan kişilerin dosyalarının incelenmesinde adaletli ve dikkatli davranılması gerektiğini söyleyen Pezeşkiyan, "Terör eylemlerine karışmamış kişilere karşı İslami merhametle muamele edilmeli. Ancak terör olaylarına liderlik yapanlara karşı müsamaha gösterilmemeli." ifadelerini kullanmıştır.


İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 18 Ocak 2026 tarihinde ABD merkezli sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’e yönelik olası bir saldırıya ilişkin açıklamada bulunmuştur. Pezeşkiyan mesajında, "İran halkının hayatında zorluk veya geçim sıkıntısı varsa, bunun en önemli nedenlerinden biri ABD'nin ve müttefiklerinin uzun süredir devam eden düşmanlığı ile insanlık dışı yaptırımlarıdır. Liderimize yönelik bir saldırı, İran halkıyla topyekün savaş anlamına gelir." ifadelerini kullanmıştır.



HRANA tarafından aktarılan bilgilere göre, protestolar 18–19 Ocak 2026 döneminde ülkenin çeşitli kentlerinde büyük ölçüde sona ermiş durumdadır.


HRANA’nın Güncel Verileri (21 Ocak 2026)

ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), 21 Ocak 2026 tarihinde yayımladığı yeni raporda, "ekonomik sorunlar nedeniyle başlayan eylemlerde hayatını kaybedenlerin sayısının 4.519’a yükseldiğini" belirtmiştir. Ülke genelinde yaşanan olaylarda 26.314 kişinin gözaltına alındığı belirtilmiştir. Aynı rapora göre, protestolar sırasında 197 güvenlik görevlisi de yaşamını yitirmiştir.

23 Ocak 2026

21-22-23 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

Resmi ve Gayriresmi Can Kaybı Sayıları

İran Şehit ve Gaziler Vakfı, Adli Tıp Kurumu verilerine dayanarak 21 Ocak 2026 tarihinde yaptığı yazılı açıklamada, ülke genelindeki protestolar sırasında meydana gelen olaylarda toplam 3.117 kişinin hayatını kaybettiğini bildirmiştir.


Açıklamada, ölenlerden 2.427’sinin “silahlı terör grupları” tarafından öldürülen güvenlik güçleri ve sivil vatandaşlar olduğu ve bu kişilerin “şehit” sayıldığı belirtilmiştir. Vakıf, olaylarda ölenlerin bir kısmının “terör eylemleri sonucu yoldan geçen vatandaşlar ve gösteriler sırasında hedef alınan protestocular” olduğunu bildirmiştir.


İranlı yetkililer, ayrıca 3.700’den fazla güvenlik görevlisinin yaralandığını ve terör örgütlerine mensup olduğu öne sürülen veya olayları provoke eden yaklaşık 3.000 kişinin gözaltına alındığını açıklamıştır.


ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), 23 Ocak 2026 tarihinde yayımladığı raporda, İran genelinde yaşanan protestolarda 5.002 kişinin hayatını kaybettiğini duyurmuştur. Aynı raporda, 26.752 kişinin gözaltına alındığı ve 7.391 kişinin ağır yaralandığı bilgisi yer almıştır.


HRANA, bir önceki gün 4.902 olarak açıkladığı ölü sayısını, doğrulanan yeni vakalar sonucunda güncellediğini belirtmiştir.

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Açıklamaları

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, protestolarda yaşanan ölümlerle ilgili 22 Ocak 2026 tarihinde yazılı bir mesaj yayımlamıştır. Protestoların halkın doğal hakkı olduğunu ancak şiddet olaylarının protestolardan farklı olduğunu belirten Pezeşkiyan, "Bugün kaybedilen tüm canlar için yas tutuyor ve bu günlerde büyük acılar çeken her bir vatandaşımızla dayanışma içindeyim. Protesto, vatandaşların doğal hakkıdır ve hükümet halkın sesini dinlemeyi görev bilir." ifadelerini kullanmıştır.


Yaşanan olayları "Amerikan Siyonist komplosu" olarak niteleyen Pezeşkiyan, İsrail ve ABD'nin Haziran 2025'te ülkeye saldırılarında bu ülkelerin aldığı "yenilginin haince bir intikamı" olduğunu ifade eden Pezeşkiyan, "12 günlük savaşta binlerce kadın, erkek, genç, çocuk, bilim insanı ve komutanın kanına bulanan eller bugün farklı bir şekilde yeniden ortaya çıktı." değerlendirmesinde bulunmuştur.


Pezeşkiyan, olaylar sonrasında yapılan tutuklamalarla ilgili durum ve suçlamaların incelenmesinde azami özen gösterileceğini belirtmiştir. Mesajında, yaşanan "acı tecrübelerden ders çıkarılmasının ve zayıf noktaların tespit edilerek giderilmesinin geleceğin inşası açısından önemli olduğunu" vurgulayan Pezeşkiyan, ülkesinin "birlik ve beraberlik halinde İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in rehberliğinde sağlam bir gelecek inşa edeceğini" ifade etmiştir.

Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Uyarısı

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, 21 Ocak 2026 tarihinde The Wall Street Journal gazetesinde yayımlanan makalesinde, ABD’ye yönelik bir uyarıda bulunmuştur. Arakçi, “Eğer yeniden saldırıya uğrarsak, güçlü silahlı kuvvetlerimiz elimizdeki her şeyle karşılık vermekten çekinmeyecektir.” ifadelerini kullanmıştır.


Ayrıca, “Kapsamlı bir çatışma kesinlikle şiddetli olacak ve İsrail ile müttefiklerinin Beyaz Saray’a sunmaya çalıştığı hayali zaman çizelgelerinden çok daha uzun sürecektir.” demiştir. Arakçi, “Bu çatışma kesinlikle daha geniş bölgeyi içine alacak ve dünya genelinde sıradan insanlar üzerinde etkiler yaratacaktır.” ifadelerini kullanmıştır.


Al Jazeera’nın 23 Ocak tarihli haberine göre İranlı yetkililer, protestolar sırasında herhangi bir idam kararı alınmadığını belirtmiş ve bu iddiaları reddetmiştir.

ABD'nin İran'a Donanma Filosu Göndermesi

ABD Başkanı Donald Trump, 22 Ocak 2026 tarihinde Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, ülkesinin İran yönüne doğru hareket eden bir donanma filosu gönderdiğini açıklamıştır. Trump,“Herhangi bir şey olmasını istemem, fakat onları çok yakından izliyoruz.” demiştir.


Trump, İran’da protestocuların öldürülmesi durumunda askeri müdahale seçeneğini masada tuttuğunu, ancak “yüzlerce planlanmış idamın iptal edildiğini” duyduktan sonra bu yöndeki sert tutumunu geçici olarak yumuşattığını belirtmiştir


Trump, söz konusu iddialarla ilgili olarak, “Dedim ki: ‘Eğer o insanları asarsanız, bugüne kadar aldığınız en sert darbeyi alacaksınız. İran nükleer programınıza yaptıklarımız bunun yanında önemsiz kalır.’” ifadelerini kullanmıştır.


ABD Başkanı, Davos’taki Dünya Ekonomik Forumu dönüşünde yaptığı bir diğer açıklamada, “İran’a doğru ilerleyen büyük bir gücümüz var.” demiştir. Trump, CNBC’ye verdiği röportajda ise İran’ın nükleer faaliyetlerine yeniden başlaması halinde askeri eylem uygulanacağını belirterek, “Nükleer faaliyetlere devam edemezler. Eğer yaparlarsa, aynı şey tekrar olacak.” ifadelerini kullanmıştır.


ABD yetkilileri, USS Abraham Lincoln uçak gemisi ile birlikte güdümlü füze destroyerlerinin Orta Doğu’ya yönlendirildiğini açıklamıştır. Bir ABD donanma yetkilisi, “Lincoln görev grubu Hint Okyanusu’nda bulunuyor.” bilgisini paylaşmıştır. Bu yığınak kapsamında ayrıca ek hava savunma sistemlerinin Orta Doğu üslerine konuşlandırılabileceği belirtilmiştir.

26 Ocak 2026

25-26-27 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

Protesto Kaynaklı Can Kayıpları ve Gözaltılar

ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), 25 Ocak 2026 tarihinde yayımladığı raporda, İran’da ekonomik sorunlar nedeniyle başlayan eylemler sırasında 5.459 kişinin yaşamını yitirdiğini, 40.887 kişinin gözaltına alındığını açıklamıştır.


26 Ocak 2026 tarihinde HRANA, verilerini yeniden güncellemiş ve ölü sayısının 5.848’e, gözaltı sayısının 41.283’e yükseldiğini duyurmuştur. HRANA'nın, 27 Ocak 2026 tarihinde yayımladığı güncel raporda ise, İran’daki ekonomik sorunlar nedeniyle başlayan eylemler sırasında 6.126 kişinin öldüğünü bildirmiştir. HRANA verilerine göre, ölenlerin arasında 214 güvenlik görevlisi bulunmaktadır ve toplam 41.880 kişi gözaltına alınmıştır.


HRANA, olayların sona erdiğini ancak daha fazla vakayı doğrulamaya devam ettiklerini ve bu nedenle ölü ile gözaltı sayılarını güncellediklerini açıklamıştır.

Sağlık Bakanlığı Verileri ve Yaralıların Durumu

İran Sağlık Bakanlığı Halkla İlişkiler Merkezi Başkanı Hüseyin Kermanpur, 26 Ocak 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, gösterilerde yaralanan ve daha önce sağlık merkezlerine gitmeyen yaklaşık 3.000 kişinin, son altı gün içinde hastanelere başvurduğunu bildirmiştir. Kermanpur, Tesnim Haber Ajansına yaptığı açıklamada, “Tüm yaralıların tarafsız şekilde tedavi edileceğine dair Sağlık Bakanlığı tarafından verilen güvence sonrasında, 6 gün içinde evde kendini tedavi etmeye çalışan yaklaşık 3 bin kişi hastanelere başvurdu.” demiştir.


Yetkili, ev ortamında yapılan tedavilerin yeterli olmayabileceğini vurgulayarak, “Çünkü yaralanmalar ev ortamında tedavi edilebilir değildir. Hatta bazı meslektaşlarımız bile evde bulunan imkanlarla bu tür yaraları tek başına tedavi edemez.” ifadelerini kullanmıştır. Ayrıca, sağlık kurumlarının olaylara karışan kişilerin tespit edilmesiyle ilgisi olmadığını belirterek, “Bizim görevimiz yalnızca, hangi nedenle olursa olsun yaralanan kişilere sağlık hizmeti sunmaktır.” açıklamasında bulunmuştur.

Yargı Erki Başkanının Açıklamaları

İran Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsin Ejei, protestolar sırasında tutuklananların yargılama süreçlerine ilişkin bir toplantıda açıklamalarda bulunmuştur. Ejei, yargılamaların kanunlara uygun ve hızlı bir şekilde yapılacağını belirterek, "Halk, şiddet eylemi gerçekleştirenlerin hızlıca yargılanmasını ve suçlu bulunanların cezalandırılmasını bekliyor. Bu konu bizim de gündemimizde." ifadelerini kullanmıştır.



"Adaletin tam olarak tesis edilebilmesi için, protestolar sırasında silah kullanan veya kundaklama faaliyetlerinde bulananların müsamaha gösterilmeden cezalandırılması gerektiğini söyleyen Ejei, yargılama ve cezalandırma süreçlerinde hukuk ilkelerine bağlı kalınmasının önemine" dikkati çekmiştir.


Ejei, protestolar sırasında oluşan maddi hasarın ne şekilde tanzim edileceği hususunda da açıklamalarda bulunmuştur. "Şiddet eylemlerine katılan, kışkırtan veya emir veren şahısların cezalandırılmasının yanı sıra mallarına da el konulacağını" kaydeden Ejei, "Yargı makamları konuyla ilgili yasal süreçleri titizlikle yürütmelidir." demiştir.


Ejei, ABD ve İsrail'in, protestolar sırasında şiddet eylemi sergileyenleri dolaylı değil doğrudan desteklediğini ve çeşitli alanlarda eğittiğini de öne sürmüştür.


İnternet Kesintisi ve Ekonomik Etkiler

Entekhab haber sitesine göre, İran Bilgisayar Mühendisleri ve Bilişim Sektörü Meslek Örgütü Başkanı Ali Hekimcevadi, 28 Aralık 2025'te başlayan protestolar sonrası yönetim tarafından uygulanan internet kesintisinin ekonomik etkilerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Hekimcevadi, "İnternetin kesilmesi ülkeye günlük 2 ila 3 bin milyar tümen ekonomik zarar yüklüyor." demiştir.


İnternet kesintisinden en fazla etkilenen kesimin dijital işletmeler ile bilişim hizmetleri sunan şirketler olduğunu belirten Hekimcevadi, gelirlerinin önemli bölümünü küresel internete kesintisiz erişime dayandıran bu işletmelerin mevcut koşullarda faaliyetlerinde ciddi düşüş yaşadığını, bazılarının ise tamamen durma noktasına geldiğini ifade etmiştir.


Söz konusu ekonomik zararın yalnızca "doğrudan" kayıpları kapsadığını vurgulayan Hekimcevadi, "güven kaybı, uluslararası sıralamalardaki gerileme, yatırım kaçışı ve beyin göçü gibi "dolaylı" zararların bu hesaplamaya dahil edilmediğini" kaydetmiştir.


Fararu haber sitesine göre, "İran Ticaret Odası tarafından yapılan yazılı açıklamada, tüccar ve iş insanlarının hala internete erişimde ciddi sorunlar yaşadığı" bildirilmiştir. Açıklamada, "Sadece İran Ticaret Odası'na birkaç sistem yerleştirildi ancak bunlar bu kadar çok sayıda tüccar için yeterli ve kullanılabilir değil. Yurt dışındaki ortaklar ve müşterilerle iletişim kurmak son derece zorlaştı ve ticaretin bir bölümü fiilen sekteye uğradı." ifadelerine yer verilmiştir.


İran İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Seyyid Settar Haşimi, 26 Ocak 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, protestoların başlamasının ardından 8 Ocak’ta uygulanan internet kesintisinin ülke ekonomisine günlük yaklaşık 34 milyon 500 bin dolar zarar verdiğini bildirmiştir. Haşimi, "Dijital ekonominin çekirdek kısmına yönelik günlük zararın yaklaşık 3 milyon 500 bin dolar olduğu tahmin ediliyor. Bu zarar ağırlıklı olarak operatörler ve ağ altyapısıyla ilgili sektörleri kapsıyor. Makroekonomi üzerindeki günlük zararın ise yaklaşık 34 milyon 500 bin dolar olduğu öngörülüyor." demiştir.


İran'da dijital ekonomi alanında doğrudan ve dolaylı olarak yaklaşık 10 milyon kişinin istihdam edildiğine dikkati çeken İranlı Bakan, internet kesintisi nedeniyle istihdamın ve halkın geçiminin doğrudan zarar gördüğünü, bunun da "sosyal" ve "güvenlik" boyutlu sonuçlar doğurabileceğini kaydetmiştir.

İsrail Ordusunun Hazırlıkları

İsrail ordusunun Kuzey Cephesi Komutanı Tümgeneral Rafi Milo, 26 Ocak 2026 tarihinde Kanal 12 televizyonunda yayınlanan açıklamasında, ABD'nin İran'a saldırma olasılığı çerçevesinde İsrail ordusunun yaptığı hazırlıklara değinmiştir.


Tümgeneral Milo, "Amerikalıların hem Basra Körfezi'ne hem de Orta Doğu geneline yaptığı askeri yığınağı görüyoruz." ifadelerini kullanmıştır. "Bu durumun nereye gideceğini bilmiyoruz." diyen Milo, Washington'un Tahran'a saldırmayı seçmesi halinde "bunun İsrail'i de etkileyebileceğini ve İran'ın vereceği yanıtın kendileri üzerinden olma ihtimalinin bulunduğunu" kaydetmiştir.


İsrailli komutan, ayrıca Hizbullah'ın daha geniş bir çatışmaya dahil olup olmayacağının yakından izlendiğini belirterek, "Çok dikkatliyiz, hazırlıklıyız ve hem güçlü savunma hem de taarruz hazırlıkları yapıyoruz." diye konuşmuştur.


"Türkiye ve Katar'ın bölgesel dengeler açısından "büyük bir sorun" olduğunu" iddia eden Tümgeneral Milo, Suriye'ye ilişkin olarak sahadaki durumun "karmaşık ve zor" olduğunu, İsrail ordusunun güneyinde işgali sürdürdüğü Suriye'de saldırılara devam edeceğine işaret etmiştir.


İsrail Ordu Sözcüsü Effie Defrin ise yaptığı açıklamada, ABD'nin muhtemel İran saldırısına atıfla, İsrail ordusunun hafta boyunca tüm alanlarda yaşanabileceklere karşı hazırlık seviyesini yükseltmeye yoğunlaştığını duyurmuştur.

İran Dışişleri Bakanlığı’nın Açıklaması

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, 26 Ocak 2026 tarihinde düzenlediği haftalık basın toplantısında ABD’nin ülkesine yönelik olası bir askeri saldırı hazırlığında bulunduğu yönündeki iddialara yanıt vermiştir.


Bekayi, açıklamasında “İran, hem kapasite ve kabiliyetlerine hem de haziran ayı (savaşı) dahil geçmiş tecrübelerine güvenmektedir. Daha güçlü durumdayız. İran, her türlü saldırıya daha geniş kapsamlı ve pişman edici bir karşılık verecektir.” ifadelerini kullanmıştır.


Bekayi, açıklamasında askeri tehditlerin ve güç sevkiyatlarının uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu belirtmiştir. Sözcü, “Savaş gemilerinin bölgeye sevk edilmesi, İran'ın kendi varlığını savunma konusundaki irade ve kararlılığında en küçük bir zafiyet oluşturmayacaktır.” demiştir.


Bekayi, İran’ın haziran ayındaki saldırıların devamı niteliğinde bir “hibrit savaş” ile karşı karşıya olduğunu belirtmiştir. Açıklamasında şu ifadeler yer almıştır: “Son birkaç ayda ABD ve Siyonist rejim kaynaklı iddialar veya tehditlerle karşı karşıyayız. Bölge ülkeleri, bölgede yaşanacak herhangi bir emniyet sorununun hedefinin yalnızca İran olmadığının farkındadır. Bu nedenle bölge ülkeleri arasında ortak bir kaygı söz konusudur.”


Ayrıca Bekayi, Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff'un mesaj alışverişinde bulundukları iddialarını da yalanlamıştır.

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Açıklamaları

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 26 Ocak 2026 tarihinde başkent Tahran’da valilerle yaptığı toplantıda, ülkedeki ekonomik duruma ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Pezeşkiyan, "Bugünkü endişem halkın geçim, barınma, sağlık ve eğitim sorunudur. Bazı grupların sergilediği kötü davranışlar, yöneticileri halka karşı adil davranmaktan alıkoymamalı." demiştir. Halk ile doğrudan irtibatı kurmanın ve sorunlarını yakından takip etmenin önemine değinen Pezeşkiyan, "Halkın güvenliği için halkla bir arada olmak gerekir. Tüm kurumlar kendisini halkın sesini dinlemekle yükümlü kılmalı." diye konuşmuştur. Pezeşkiyan ayrıca, halka hizmet edildiği sürece hiçbir gücün İran’ı teslim alamayacağını savunmuştur.


İçişleri Bakanı İskender Mumini’nin Değerlendirmeleri

Aynı toplantıda İran İçişleri Bakanı İskender Mumini de değerlendirmelerde bulunmuştur. Mumini, İran halkının sesinin her zaman duyulduğunu ve bu nedenle protestolara sağduyu ile yaklaşıldığını belirterek, "Gösteriler doğal bir şekilde sürerken düşmanlar tarafından şiddet eylemlerine dönüştürüldü." demiştir. Gösterilerin başladığı sırada hükümet olarak çeşitli toplantılar gerçekleştirdiklerini ve ekonomik sorunların ortadan kaldırılması için önemli kararlar aldıklarını vurgulayan Mumini, "Gösteriler devam ederken yabancı istihbarat servislerin rolü ortaya çıktı." ifadesini kullanmıştır. Mumini de Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan gibi halkla sürekli irtibat kurulmasının önemine değinerek, "Valiler halkla doğrudan temas kurmak için fırsatlardan yararlanmalı." şeklinde konuşmuştur.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin Açıklaması (26 Ocak 2026)

26 Ocak'ta BAE Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, "BAE hava sahasının, topraklarının veya karasularının İran'a karşı herhangi bir askeri saldırıda kullanılmasına izin vermeyeceğini teyit ediyor." denilmiştir. İran'a yönelik saldırı için herhangi bir lojistik destek de sağlamayacaklarına dikkat çekilen açıklamada, krizlerin çözümü için uluslararası hukuka uyma ve devletlerin egemenliğine saygı gösterme çağrısı yapılmıştır. Açıklamada, BAE olarak anlaşmazlıkların diplomatik yollarla çözülmesinden yana oldukları ifade edilmiştir.

ABD’nin Askeri Hazırlıkları

ABD basınında yer alan haberlere göre, New York Times’a konuşan ABD’li yetkililer, Başkan Donald Trump yönetiminin İran’a olası bir saldırıya karşı askeri hazırlıkları artırdığını belirtmiştir. Yetkililer, Abraham Lincoln uçak gemisinin 26 Ocak itibarıyla Tomahawk füzeleriyle donatılmış üç savaş gemisi eşliğinde ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın Batı Hint Okyanusu sorumluluk alanına girdiğini bildirmiştir. Yetkililer, Beyaz Saray’ın olası bir saldırı emri vermesi durumunda uçak gemisinin “bir veya iki gün içinde savaşa hazır hale gelebileceğini” ifade etmiştir.


Yetkililer, ABD'nin saldırı uçağı sayısını artırmak için bölgeye bir düzine daha F-15E uçağı sevk ettiğini, ayrıca İran'ın kısa ve orta menzilli füzelerinden gelebilecek misilleme saldırılarına karşı ABD birliklerini korumak için bölgeye daha fazla Patriot ve THAAD hava savunma sistemi gönderdiğini öne sürmüştür. Yetkililerden biri, Washington yönetiminin, İsrailli yetkililerle yapılan görüşmelerin ve Bağdat'taki toplantıların yanı sıra Suudi ve Katarlı yetkililerle de görüşmeler yaptığını aktarmıştır.

Hükümet Sözcüsü Fatma Muhacerani’nin Açıklamaları

İran basınında yer alan haberlere göre Muhacerani 27 Ocak tarihinde, başkent Tahran’da basın mensuplarına açıklamalarda bulunmuştur. Dış basında İran’a yönelik bir savaş algısı oluşturulduğunu ve bu şekilde İran halkının endişeye sevk edildiğini söyleyen Muhacerani, şunları kaydetmiştir: "Savaş tehdidi koşullarında savaş davullarının sesini dış basında duyabiliyoruz. Elbette bu tehditle ilk kez karşılaşmıyoruz. Daha önce de çok aşamalı bir savaşın içinde olduğumuzun farkındaydık. Önceliğimiz sorunları diplomasi yoluyla çözmektir. Ancak diğer seçenekler de gündemimizde yer alıyor. (Savaşa) Tam hazırlık içerisindeyiz."


İran’daki protestolarda hayatını kaybedenlere dair ise Muhacerani, “Cumhurbaşkanı’nın da söylediği gibi hayatını kaybeden herkes için yas tutuyoruz. 3 binden fazla can kaybı az bir sayı değil. Söz konusu olan bir insanın hayatıdır. Emniyet güçlerimizin vahşice öldürüldüğünü unutmuyoruz. Bu zor günlerin yabancısı değiliz.” diye konuşmuştur. Muhacerani, ülkesinin bu zor günlerini halk ile iletişim kurarak aşacağına inandığını belirterek “Bu süreçten halk ile diyalog kurup meşru itirazlarını tanıyarak çıkmamız gerektiğini düşünüyoruz.” ifadelerini kullanmıştır.


Hükümet olarak protestolara farklı bir yaklaşım sergilediklerini ve barışçıl gösterilerin liderleri ile görüşmeler yaptıklarını vurgulayan Muhacerani, bazı üniversitelerde öğrencilere karşı sert tavır takınan yöneticilerin görevden alındığını belirtmiştir. Muhacerani ayrıca, protestolar ve şiddet eylemleri ile ilgili incelemelerin devam ettiğini ve konuya ilişkin raporların gelecek günlerde yayımlanacağını kaydetmiştir.

28 Ocak 2026

28 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

ABD’nin Askeri Hazırlığı ve Trump’ın Açıklamaları

ABD Başkanı Donald Trump, 28 Ocak 2026 tarihinde sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Devasa bir armada İran'a ilerliyor." ifadesini kullanmıştır. Trump, bu filonun başında USS Abraham Lincoln adlı büyük uçak gemisinin bulunduğunu ve Venezuela’ya gönderilenden daha büyük bir filo olduğunu belirtmiştir. Açıklamasında, “(Filo) Venezuela’daki gibi, gerekirse hızla ve şiddetle görevini yerine getirmeye hazır, istekli ve kabiliyetli.” demiştir.


ABD Başkanı, İran’a “adil, eşit ve herkes için iyi bir anlaşma” yapmak üzere hızla masaya oturma çağrısında bulunarak, bu anlaşma kapsamında nükleer silah bulunmayacağını vurgulamıştır. “Zaman daralıyor. Bu gerçekten önemli. İran’a daha önce dediğim gibi, anlaşma yapın.” ifadelerini kullanmış, aksi takdirde “Bir sonraki saldırı daha kötü olacak. Buna izin vermeyin.” şeklinde uyarmıştır.


Trump, açıklamasında 22 Haziran 2025 tarihli “Gece Yarısı Çekici” adlı operasyonu hatırlatmıştır. Bu operasyon, İsrail’in 13 Haziran 2025’te başlattığı saldırıların ardından ABD tarafından İran’ın Natanz, Fordo ve İsfahan kentlerindeki nükleer tesislere yönelik olarak yürütülmüştür.

Diplomatik Çağrılar

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 28 Ocak 2026 tarihinde Katar merkezli Al Jazeera kanalına verdiği röportajda İran’a yönelik olası askeri adımlara ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Fidan, “İran’a saldırmak yanlıştır. Savaşı yeniden başlatmak yanlıştır. Siz (müzakereye) başladığınızda, İran nükleer dosya üzerinde yeniden müzakere etmeye hazır.” ifadelerini kullanmıştır.


Fidan, "Amerikalılara her zaman tavsiyem şu oldu, İran'la dosyaları tek tek kapatın, nükleerle başlayın, kapatın, sonra diğerlerine geçin. Hepsini bir bütün içinde sunarsanız İranlı dostlarımızın hazmetmesi ve işlemesi çok zor olur, hatta bazen küçük düşürücü görünebilir. Bunu sadece kendilerine değil, liderliğe de anlatmak çok zor olur. Eğer işleri daha tolere edilebilir hale getirebilirsek, bunun yardımcı olacağını düşünüyorum." ifadelerini kullanmıştır.


Avrupa Birliği (AB), İran’a karşı olası bir askeri adım senaryosuna ilişkin olarak devlet ve devlet dışı tüm aktörlere uluslararası hukuka saygı gösterme ve itidalli davranma çağrısında bulunmuştur. AB Komisyonu Dış İlişkiler Sözcüsü Anouar El Anouni, 28 Ocak 2026 tarihinde Brüksel’de düzenlenen günlük basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtlamıştır.


El Anouni, ABD’nin İran’a yönelik olası bir askeri saldırısına ilişkin soruya, “Varsayımsal senaryolar hakkında yorum yapmayacağım.” yanıtını vermiştir. Askeri tırmanmanın bölgesel istikrar üzerinde ciddi sonuçlar doğurma riski taşıdığını ve diplomasiye şans verilmesi gerektiğini belirten El Anouni, AB'nin Orta Doğu’da barışa, güvenliğe ve istikrara güçlü biçimde bağlı olduğunu dile getirmiştir. El Anouni, “Bu çerçevede, devlet ve devlet dışı tüm aktörleri uluslararası hukuka saygı göstermeye, itidalli davranmaya ve Orta Doğu’da gerilimi tırmandırabilecek her türlü eylemden kaçınmaya çağırıyoruz.” ifadelerini kullanmıştır.

29 Ocak 2026

29 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

ABD-İran Gerginliğinin Askeri Boyutu

ABD’nin Orta Doğu’daki Askeri Yığınağı

ABD, İran ile artan gerilim ortamında Orta Doğu’daki askeri varlığını önemli ölçüde artırmıştır. Pentagon, bölgeye uçak gemisi taarruz grupları, gelişmiş savaş uçağı filoları ve füze savunma sistemleri konuşlandırmıştır.


USS Abraham Lincoln (CVN 72) uçak gemisi, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) sorumluluk alanına girmiştir. Gemide, Carrier Air Wing (CVW) 9 adlı hava kanadı yer almakta; bu yapı, VMFA-314 filosuna ait F-35C Lightning II savaş uçakları, çok sayıda F/A-18E/F Super Hornet ve elektronik taarruz için tasarlanmış EA-18G Growler uçaklarını içermektedir. Uçak gemisine, “Destroyer Squadron 21” kapsamında USS Frank E. Petersen Jr. (DDG-121), USS Michael Murphy (DDG-112) ve USS Spruance (DDG-111) destroyerleri eşlik etmektedir.


Bu gemilerin, Aegis Savaş Sistemi ve MK 41 Dikey Fırlatma Sistemi ile donatıldığı, “BGM-109 Tomahawk” seyir füzeleri dahil çeşitli mühimmat ateşleme kapasitesine sahip oldukları bildirilmiştir. Ayrıca bölgedeki ABD deniz varlığına nükleer güçle çalışan saldırı denizaltılarının da dahil olduğu ve bu unsurların “armadaya gizli seyir füzesi kabiliyeti” kazandırdığı belirtilmiştir.


ABD Hava Kuvvetleri de bölgeye kara temelli hava desteği sağlamıştır. İngiltere’nin Lakenheath üssünden Ürdün’deki Muwaffaq al Salti Hava Üssü’ne F-15E Strike Eagle uçakları konuşlandırılmıştır. Bu platformların derin taarruz görevleri için tasarlandığı, hassas güdümlü mühimmat ve sığınak delici bombalar taşıma kapasitesine sahip olduğu aktarılmıştır. Ayrıca KC-135 Stratotanker tanker uçaklarının yakıt ikmali sağladığı, RC-135W Rivet Joint istihbarat uçaklarının ise İran’ın radar ve iletişim ağlarını izleyerek hedefleme verisi topladığı ifade edilmiştir.


Katar’daki El-Udeyd Hava Üssü’nde, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) ve müttefik ortakların katılımıyla

MEAD-CDOC adlı yeni bir “Orta Doğu Hava Savunma ve Birleşik Operasyonlar Birimi” kurulmuştur. Bu birimin amacının entegre füze savunma ağını güçlendirmek olduğu açıklanmıştır. Aynı dönemde Patriot ve THAAD sistemleri İsrail, BAE ve Ürdün’e yerleştirilmiştir. Ayrıca Katar, Kuveyt ve Ürdün’deki üslerde ek Patriot bataryalarıyla savunma hattı güçlendirilmiştir. ABD’nin bölgeye 5.700 ek asker sevk ettiği ve toplam mevcudun yaklaşık 50.000’e ulaştığı bildirilmiştir.

İran’ın Askeri Hazırlıkları ve Yanıtı

İran, ABD’nin bölgedeki askeri yığınağına karşı savunma kapasitesini artırmaya yönelik adımlar atmıştır. İran Ordusu Komutanı Tümgeneral Emir Hatemi, ülke genelinde geliştirilen 1.000 yeni insansız hava aracının (İHA) ordu envanterine entegre edildiğini açıklamıştır. Bu sistemlerin saldırı, keşif ve elektronik harp görevleri için tasarlandığı, hem sabit hem de hareketli hedefleri deniz, hava ve kara ortamlarında vurma kapasitesine sahip oldukları bildirilmiştir.


Hatemi, söz konusu sistemlerin “yeni güvenlik tehditleri ve son 12 günlük savaşın operasyonel dersleri doğrultusunda” geliştirildiğini belirtmiştir. İHA’ların, ordu uzmanları ile Savunma Bakanlığı işbirliğiyle üretildiği ve “stratejik üstünlüğü korumak ve geliştirmek İran ordusunun sürekli önceliği olmaya devam ediyor.” ifadesini kullanmıştır.


Hatemi ayrıca, “Hızlı savaş operasyonlarına ve her türlü saldırıya kararlı yanıt verme hazırlığı, İran’ın savunma planlamasına yön vermeye devam etmektedir.” sözleriyle İran Silahlı Kuvvetleri’nin temel savunma yaklaşımını tanımlamıştır.


Tahran yönetimi, ABD’den gelebilecek herhangi bir askeri saldırıya “hızlı ve kapsamlı bir yanıt”verileceğini açıklamıştır. Aynı zamanda İran yetkilileri, müzakerelere yalnızca “adil, dengeli ve zorlayıcı olmayan şartlar” altında açık olduklarını yinelemiştir. Bu açıklamalar, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik olarak kullandığı “İran’a doğru devasa bir armada ilerliyor” ifadesi sonrasında yapılmıştır.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi’nin Açıklamaları

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, ABD ile yürütülen sürece ilişkin olarak Tahran’ın önceliğinin müzakere değil, ülkeyi savunmaya tam hazırlık olduğunu açıklamıştır. Yarı resmi Tesnim Haber Ajansı’na verdiği demeçte Garibabadi, “Amerikalılar sonucu önceden belirlenmeyen müzakere istiyorsa İran bunu kabul edecektir ancak ABD bizi askeri konuşlandırma yoluyla müzakereye zorlayamaz” ifadelerini kullanmıştır.


ABD’nin sınırlı saldırı ihtimaline değinen Garibabadi, “Bize karşı saldırı düzenlenen her üssü veya noktayı hedef alacağız. Askeri müdahale ABD için kolay bir seçenek değil çünkü İran'ın cevabının sadece orantılı bir cevap olmayacağını biliyorlar” açıklamasını yapmıştır. Garibabadi ayrıca, İran’ın olası bir yanıtının, “bir daha sınırlı saldırılar düzenlemeyi akıllarından bile geçirmeyecek şekilde tasarlandığını” belirtmiştir.


İranlı yetkili, olası müzakere süreci hakkında da “Düşmanın savaş düzeni göz önüne alındığında bizim için müzakere öncelik değil, İran’ın önceliği ülkeyi savunmaya yüzde 200 hazır olmaktır” ifadelerini kullanmıştır. Garibabadi, mevcut durumda ABD ile herhangi bir resmi müzakere sürecinin bulunmadığını, yalnızca dolaylı mesaj alışverişinin sürdüğünü bildirmiştir.


Aynı gün içerisinde İran’ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği, ABD Başkanı Donald Trump’ın askeri tehditlerine yanıt olarak sosyal medya platformu X üzerinden bir paylaşım yapmıştır. Açıklamada, “İran, karşılıklı saygı ve çıkarlara dayalı diyaloğa hazırdır ancak zorlanırsa kendini savunacak ve daha önce hiç olmadığı gibi karşılık verecektir” ifadesi yer almıştır.


Ayrıca İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in danışmanı Ali Şemhani, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Sınırlı bir saldırı yanlış bir algıdır. Herhangi bir kaynaktan ve herhangi bir düzeyden yapılacak herhangi bir askeri eylem, savaşın başlangıcı olarak kabul edilecek ve karşılığı anında, topyekün ve emsalsiz olacaktır. Tel Aviv’in kalbini ve saldırganı destekleyen herkesi hedef alacaktır.” ifadelerini kullanmıştır. Şemhani’nin mesajını İbranice dahil farklı dillerde paylaşması dikkat çekmiştir.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’nin Açıklamaları

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ABD Başkanı Donald Trump’ın anlaşma çağrısına yanıt vermiştir. İran'ın her zaman karşılıklı yarar sağlayan, adil ve eşitlikçi bir nükleer anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını vurgulayan Erakçi, "Bu anlaşma eşitlik temelinde, baskı, tehdit ve yıldırma içermeyen, İran'ın barışçıl nükleer teknolojiye sahip olma hakkını güvence altına alan ve nükleer silah edinmemesini garanti eden bir anlaşma olmalıdır." ifadelerini kullanmıştır.


Erakçi, İran'ın güvenlik doktrininde kitle imha silahlarına yer olmadığını ve bu tür silahları edinmeye asla çalışmadıklarını kaydetmiştir.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın Açıklamaları

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD’nin askeri tehdit yoluyla Tahran’la müzakere girişiminde bulunmasına tepki göstermiştir. Kalibaf, "Diplomasi, karşılıklı saygı ve güven temelinde yürütülmelidir. Tehdit ve askeri güç gölgesindeki müzakere sorunları çözmez, aksine istikrarsızlığı artırır." ifadelerini kullanmıştır.


Tahran yönetiminin diyalog ve diplomasiyi ilkesel olarak reddetmediğini ancak diplomasinin samimiyet, karşılıklı saygı ve güvence içermesi gerektiğini dile getiren Kalibaf, şunları kaydetmiştir: "İran halkının ekonomik kazanımı güvence altına alınmadıkça müzakere söz konusu değildir. Biz dayatmayı müzakere olarak görmüyoruz. Diyalog, uluslararası teamüller, kurallar ve düzenlemeler çerçevesinde yürütülecek gerçek bir diyalogsa, buna olumlu bakarız. Ancak geçmiş tecrübelere bakmalı ve mevcut koşulları da dikkate almalıyız. Bugüne kadar ABD Başkanı’ndan gördüklerimiz, onun dayatma peşinde olduğunu gösteriyor. Siyasi dayatma ve kendi görüşünü kabul ettirme çabası içinde. (Donald Trump) Bu görüş kabul edilmezse, savaşı dayatmaya yöneliyor."

30 Ocak 2026

30 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

ABD Yönetiminin Askeri Planlama Süreci

30 Ocak 2026 tarihinde ABD basınına yansıyan bilgilere göre, Başkan Trump’ın Beyaz Saray ve Pentagon tarafından ortaklaşa hazırlanan İran’a yönelik olası saldırı seçenekleri hakkında bilgilendirildiği ileri sürülmüştür. Bu bilgilendirme, ABD’nin bölgeye ek askeri güç sevk etmesiyle eş zamanlı gerçekleşmiştir. Askeri planlamaların, diplomatik girişimlerle paralel biçimde yürütüldüğü belirtilmiştir.


Yetkililerin aktardığına göre söz konusu planlar arasında, İran yönetimine ait tesisler ile Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı hedeflerin kapsandığı geniş çaplı bombardıman senaryoları yer almıştır. Bunun yanında daha sınırlı, sembolik hedefleri içeren seçeneklerin de değerlendirildiği ifade edilmiştir. Bu askerî seçeneklerin, İran’ın nükleer faaliyetlerini durdurmaması halinde aşamalı olarak genişletilebilecek biçimde tasarlandığı aktarılmıştır.


Planlama sürecine askeri operasyonların yanı sıra siber saldırılar ve ekonomik yaptırımların sertleştirilmesi gibi araçların da dahil edildiği belirtilmiştir. İran bankacılık sistemini hedef alabilecek siber operasyonlar ile yeni ekonomik yaptırım seçenekleri, ABD yönetiminin gündeminde bulunan unsurlar arasında yer almıştır.

ABD Donanması’nın Orta Doğu’daki Konuşlanması

Aynı gün ABD merkezli medya kuruluşları, ABD Donanması’nın Orta Doğu’daki askeri varlığını artırdığını bildirmiştir. Bu kapsamda “USS Delbert D. Black” adlı muhribin bölgeye konuşlandırıldığı ve ABD’nin Orta Doğu’daki muhrip sayısının altıya yükseldiği aktarılmıştır. Bölgede ayrıca üç savaş gemisi ile “USS Abraham Lincoln” uçak gemisinin bulunduğu belirtilmiştir.


ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), 26 Ocak’ta “USS Abraham Lincoln” uçak gemisi taarruz grubunun bölgesel güvenlik ve istikrarı desteklemek amacıyla Orta Doğu’ya konuşlandırıldığını duyurmuştur. Bu konuşlanma, 30 Ocak itibarıyla devam eden askerî hazırlıkların altyapısını oluşturmuştur.

Başkan Trump, 28 Ocak’ta yaptığı açıklamada İran’a doğru ilerleyen büyük bir ABD donanma gücüne işaret etmiş, bu gücün daha önce Venezuela’ya gönderilen filodan daha büyük olduğunu ifade etmiştir. Bu açıklama, askerî baskı ile diplomatik müzakere çağrılarının eş zamanlı yürütüldüğünü göstermiştir.

Trump’ın Siyasi Söylemleri ve Kamuoyu Açıklamaları

30 Ocak’ta kamuoyuna yansıyan açıklamalarda Başkan Trump, İran’ın nükleer silah programına ve iç protestolara ilişkin sert ifadeler kullanmıştır. Trump, İran’a yönelik askerî güç kullanımının bir seçenek olarak masada bulunduğunu belirtmiş, buna rağmen bu gücün kullanılmamasını tercih edeceğini ifade etmiştir.

Trump, İran yönetimine iki temel mesaj ilettiğini açıklamıştır. Bu mesajlar arasında İran’ın nükleer silah edinmemesi ve protestoculara yönelik ölümlerin sona erdirilmesi yer almıştır. Başkan, önceki haftalarda infazların durdurulmasına yönelik girişimlerde bulunduğunu da dile getirmiştir.


Aynı açıklamalar sırasında Trump, İngiltere’nin Çin ile iş birliği planlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunmuş ve farklı ülkelerin dış politika tercihlerini eleştiren ifadeler kullanmıştır. Bu açıklamalar, İran merkezli gerilimin ABD dış politikasındaki daha geniş bir söylem çerçevesi içinde ele alındığını göstermiştir.

Türkiye’nin Diplomatik Girişimleri

30 Ocak’ta Recep Tayyip Erdoğan ile Mesud Pezeşkiyan arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Görüşmede Türkiye-İran ikili ilişkileri ve bölgede tırmanan askerî gerilim ele alınmıştır. Erdoğan, Türkiye’nin İran ile ABD arasında kolaylaştırıcı rol üstlenmeye hazır olduğunu ifade etmiştir.


Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada, gerilimin düşürülmesi ve sorunların diplomatik yollarla çözülmesinin önemi vurgulanmıştır. Erdoğan, aynı gün İran Dışişleri Bakanı’nı kabul edeceğini de belirtmiştir. Bu temaslar, Türkiye’nin kriz sürecinde aktif diplomatik rol üstlendiğini göstermiştir.

İran Yönetiminin Diplomatik Tutumu

İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, ABD ile diplomatik girişimlerin başarılı olabilmesi için tehdit içeren eylemlerden kaçınılması gerektiğini belirtmiştir. Pezeşkiyan, diplomasinin etkin olabilmesi için karşılıklı güven ortamının tesis edilmesinin zorunlu olduğunu ifade etmiştir.


Pezeşkiyan, İran’ın uluslararası hukuk çerçevesinde diyalog, karşılıklı saygı ve şiddetin reddine dayalı bir diplomatik yaklaşımı benimsediğini açıklamıştır. İran’ın diplomatik süreci “onurlu diplomasi” ilkesi doğrultusunda yürütmeyi hedeflediği vurgulanmıştır.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı’nın Açıklamaları

30 Ocak’ta Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile düzenlenen ortak basın toplantısında açıklamalarda bulunmuştur. Fidan, İran’a yönelik askerî bir müdahaleye karşı olunduğunu ve sorunların müzakere yoluyla çözülmesi gerektiğini ifade etmiştir.



Fidan, İran’daki gelişmelerin yakından takip edildiğini, protestolarda yaşanan can kayıplarından duyulan üzüntüyü dile getirmiştir. Ayrıca PKK’nın bölgedeki gelişmelerden faydalanma girişimlerine dikkat çekmiş ve Türkiye ile İran’ın ortak güvenlik kaygılarına vurgu yapmıştır.


Basın toplantısında, İran ile ABD arasındaki nükleer müzakerelerin yeniden başlamasının bölgesel gerilimin azaltılması açısından önemli olduğu belirtilmiştir. Türkiye’nin askeri seçeneklere karşı olduğu ve diplomasiyi savunduğu açıklanmıştır.

31 Ocak 2026

31 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Ajansı (HRANA), İran’daki protestolar sırasında yaşanan olaylarda 6 bin 563 kişinin hayatını kaybettiğini ve 49 bin kişinin gözaltına alındığını açıklamıştır. HRANA verilerine göre ölenler arasında 214 güvenlik görevlisi bulunmaktadır. HRANA, olayların ardından daha fazla vakayı doğruladığını ve ölü sayısına ilişkin güncellemelerini sürdürdüğünü açıklamıştır.

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın Açıklamaları

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İran İslam Devrimi’nin 47. yılı münasebetiyle düzenlenen törende yaptığı konuşmada, halkın ekonomik ve sosyal sorunlara ilişkin memnuniyetsizliğini dile getirerek şu ifadeyi kullanmıştır: "Eğer halk genel olarak memnun olmazsa belirli bir azınlığın memnuniyetinin hiçbir faydası olmaz. Adalet ilkesiyle hareket eden bir hükümeti ve milleti hiçbir güç yıkamaz. Halka karşı davranış biçimimizi değiştirmemiz gerekiyor. Onları emir verdiğimiz kimseler olarak değil hizmet sunduğumuz kimseler olarak görmeliyiz."



Kendisine daha önce sık sık “Bu şekilde konuşma” uyarısı yapıldığını hatırlatan Pezeşkiyan, “Peki neler söylemeliyim? Bu yapılması gerekenleri zaten yapmış olmalıydık. Sergilediğimiz tutum ile yerine getirmemiz gerekenler uyumlu olsaydı süreç acı bir hale gelmezdi.” demiştir.


Bazı kişilerin "rant yoluyla" büyük servetler elde ederken, halkın geniş kesimlerinin geçim sıkıntılarıyla boğuşmasının kabul edilemez olduğunu söyleyen Pezeşkiyan, “Ayrıcalıkçılığın ortadan kaldırılması ve kaynakların adil dağıtılması için Meclisin, din adamlarının, siyasetçilerin ve sivil toplum örgütlerinin samimi desteğine ihtiyaç duyuyoruz.” ifadelerini kullanmıştır.


Pezeşkiyan, kendisi dahil tüm yetkililerin barışçıl protestocuların sesini dinlemek ve sorunlarını çözmekle görevli olduğu hatırlatmasında bulunarak, "Milletin sadakati toplumun parçalanmasına yönelik planları boşa çıkarsa da bu durum yöneticilerin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz." diye konuşmuştur.


İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, İran’daki protestoların şiddet eylemlerine dönüşmesi hakkında da açıklamalarda bulunmuştur. Pezeşkiyan, ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile bazı Avrupa ülkelerinin, protestolar sırasında bazı unsurları silahlandırarak şiddet eylemlerine sebep olduğunu iddia etmiştir.


Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, konuya dair şu ifadeleri kullandı: “Bununla birlikte halk arasında ayrışma meydana getirmek istediler. Normal protestocu eline silah almaz, emniyet güçlerini öldürmez ve ambulanslar dahil hiçbir yeri ateşe vermez. Herkes biliyor ki mesele yalnızca toplumsal protestolar değildi. Mevcut sorunlarımızı kullanarak toplumu kışkırtıyorlar ve toplumu bölmek istiyorlar."


Eski İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin Açıklamaları

"Ruhani, ülkesinde 11 ve 12. hükümet döneminde görev yapan eski bakanlarla bir araya gelmiştir. Ruhani burada yaptığı konuşmada, “Halk verdiği mesajı aldığımızı hissetmeli. Hedef, halkın memnuniyeti olmalı. Büyük bir reformla halka cevap vermeliyiz.” ifadelerini kullanmıştır.


Protestolar amacıyla sokağa inen hatta “biraz da şiddet eylemlerine katılan halkın” yöneticilere aynı mesajı ilettiğini söyleyen Ruhani, “Halkın mesajı şuydu: Yanlış uygulamaları protesto etmek meşrudur ve yabancı güçlerin İran’a yönelik müdahalesine karşı duracağız." diye konuşmuştur.


Ruhani, İran halkının İsrail ile yaşanan 12 günlük çatışma sürecinde de yabancı güçlerin İran’ın iç işlerine karışmasına müsaade etmediğini belirterek “Sokaktaki insanlar ne söylemiş olursa olsunlar seslerini duymalıyız." demiştir. Eski Cumhurbaşkanı Ruhani şunları kaydetti: "İran İslam Devrimi’nin üzerinden 47 yıl geçti ve bugün bir İranlının yabancı güçlerin müdahalesinden yana tavır almasının bizi üzüntüden uyuyamaz hale getirmesi lazım. Bu durum bizim için kabul edilebilir değil ve demek ki bir sorunumuz var. Kürsülerimizde, televizyonlarımızda, radyomuzda ve okullarımızda sorun var."


Hedeflerinin yalnızca halkı sakinleştirmek olmaması gerektiğini söyleyen Ruhani, “Hedefimiz İran’ı güçlendirmek olmalı. Askeri olarak güçlenmek vakit alabilir ancak İran halkının iradesi karşısında saygılı olmak anlık bir iştir." değerlendimesinde bulunmuştur.

İran Ordusu’nun Açıklaması

İran Ordusu Genel Komutanı Tümgeneral Emir Hatemi, İran Ordusu Genç Askerler Töreni’nde yaptığı konuşmada, ülkesinin savunma hazırlıkları hakkında açıklamada bulunmuştur. Hatemi, İran ordusunun teyakkuz halinde olduğunu belirterek şunları söylemiştir: “Elimiz tetikte, bölgedeki düşmanın hareketlerini yakından izliyoruz. İran ortadan kaldırılabilecek bir ülke değil.


Hatemi, olası bir saldırı girişimi durumunda İsrail’in güvenliğinin tehlikeye gireceğini ifade etmiş ve şu uyarıda bulunmuştur: “Eğer düşman bir hata yaparsa, kendi güvenliğini, bölgenin güvenliğini ve siyonist rejimin güvenliğini tehlikeye atacaktır.” Ayrıca komşu ülkelerin olası bir saldırıda topraklarının kullanılmasına izin vermeyeceklerini belirterek, “Bu takdire şayan bir davranıştır. Çünkü İran’a karşı bir girişimin tüm bölgeyi güvensizliğe sürükleyeceğinin farkındalar.” demiştir.


Hatemi, konuşmasının devamında şu ifadeyi kullanmıştır: “Savaş tecrübesine sahip komutanlarımız tehditlere karşılık vermeye hazır. Düşman sorunları çözmek istiyorsa İran halkına saygıyla yaklaşmalı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Uyarısı ve Trump'ın Açıklamaları

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran ordusunun Hürmüz Boğazı’nda gerçekleştireceği atış faaliyeti öncesinde bir “güvenlik uyarısı” yayımlamıştır. CENTCOM’un açıklamasında, İran’ın “tansiyonu artıracak eylemlerden kaçınması gerektiği” belirtilmiştir


İran'ın 1 Şubat 2026 pazar günü Hürmüz Boğazı'nda başlayacak ve iki gün sürecek olan atış faaliyetine atıf yapılan açıklamada, "CENTCOM, İran Devrim Muhafızları Ordusu tarafından duyurulan deniz tatbikatını güvenli, profesyonel ve uluslararası deniz trafiğinin seyrüsefer özgürlüğünü riske atmayacak şekilde gerçekleştirmesini tavsiye ediyor." ifadesine yer verilmiştir. Açıklamada, "Hürmüz Boğazı'nın uluslararası deniz ticareti için önemine işaret edilerek, İran'ın bu bölgede tansiyonu artıracak her türlü eylemden sakınması gerektiği" kaydedilmiştir.


ABD Başkanı Donald Trump, 30 Ocak 2026 tarihinde Beyaz Saray’daki bir başkanlık kararnamesi imza töreninde yaptığı açıklamada, İran’a yönelik askeri sevkiyat ve olası müzakere konularında açıklamalarda bulunmuştur. Trump, konuşmasında şu ifadeyi kullanmıştır: “Şu anda İran’a çok fazla sayıda gemi gönderiyoruz. Umarım bir anlaşma yapabiliriz. Anlaşma yaparsak bu iyi olur, anlaşma yapamazsak neler olacağını göreceğiz.


Trump, ayrıca İran’a doğru ilerleyen Amerikan filosunun Venezuela için Karayipler’e gönderilenlerden daha büyük olduğunu belirtmiştir. Trump, İran’la temaslarının sürdüğünü belirterek “Şunu söyleyebilirim ki, İran gerçekten bir anlaşma yapmak istiyor.” ifadesini kullanmıştır.


Trump, ABD'nin Venezuela'da yaptığı askeri "operasyonun" bir benzerini İran'da da yapıp yapmayacağı ile ilgili bir soruya ise "Bunu söylemek istemem. Askeri olarak faaliyette bulunduğum herhangi bir şeyle ilgili konuşmak istemiyorum ancak oraya doğru giden büyük bir filomuz var." cevabını vermiştir.

Güney İran’da Yaşanan Güvenlik Olayları ve Patlamalar

Bender Abbas’taki Patlama

İran’ın Hürmüzgan eyaletine bağlı Bender Abbas kentinde, 31 Ocak 2026 tarihinde bir binada patlama meydana gelmiştir. İran basınında yer alan bilgilere göre olay, Muallim Bulvarı üzerinde bulunan sekiz katlı bir binada gerçekleşmiştir.


Hürmüzgan Eyaleti Kriz Yönetimi Genel Müdürü, olayın ardından yaptığı açıklamada, “4 kişinin hayatını kaybettiği, 10 kişinin yaralandığı yönünde iddialar bulunduğunu ancak şu ana kadar bunu doğrulayamadıklarını” bildirmiştir. Patlama sonrası bölgeye çok sayıda itfaiye ve arama-kurtarma ekibi sevk edilmiştir. Patlamanın nedenine ilişkin olarak henüz resmi bir açıklama yapılmamıştır.


Patlama olayı sırasında bölgedeki sivil yapılarda maddi hasar meydana geldiğine dair yerel haberler yayımlanmış, ancak İran makamları olayın sabotaj veya teknik bir nedenden kaynaklanıp kaynaklanmadığı konusunda açıklama yapmamıştır.


Patlamanın ardından Bender Abbas ve çevresinde ek güvenlik önlemleri alınmış, bölgeye arama-kurtarma ve inceleme ekipleri yönlendirilmiştir. Yetkililer, patlamaya dair teknik incelemenin devam ettiğini, olayın nedenine ilişkin soruşturmanın sürdüğünü açıklamıştır.


Aynı gün içinde İran basınında yer alan diğer haberlerde, başkent Tahran’daki Beheşti Zehra Mezarlığı’nda olası bir İran-ABD çatışması senaryosuna yönelik 5 bin mezarın hazırlandığı bildirilmiştir. Bu mezarlıkların, ABD askerlerinin geçici olarak defnedilmesi amacıyla oluşturulduğu ve bunun “önleyici bir tedbir” kapsamında değerlendirildiği ifade edilmiştir. İranlı yetkililer, söz konusu mezarlık hazırlıklarına ilişkin olarak herhangi bir resmi açıklama yapmamıştır.

İran Devrim Muhafızları Komutanı’na Yönelik İddiaların Yalanlanması

31 Ocak 2026 tarihinde sosyal medyada, Devrim Muhafızları Ordusu Deniz Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Ali Rıza Tengsiri’ye yönelik bir suikast girişimi olduğu yönünde iddialar ortaya çıkmıştır. Devrim Muhafızları’na yakınlığıyla bilinen “Sepah Pasdaran” Telegram hesabı, söz konusu iddiaları yalanlayan bir açıklama yayımlamıştır. Açıklamada şu ifadeler kullanılmıştır: “Hürmüzgan’da Devrim Muhafızları Ordusu Donanması’na bağlı karargaha İHA saldırısı gerçekleştiği yönündeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Karargahta hiçbir bina zarar görmemiştir.”


Açıklama, Tümgeneral Tengsiri’nin sağlık durumuna ilişkin herhangi bir olumsuzluk bulunmadığını ve komutanın görevine devam ettiğini teyit etmiştir.

2 Şubat 2026

1-2 Şubat 2026 Tarihli Gelişmeler

ABD Donanmasının Bölgedeki Varlığına İlişkin İran'ın Açıklaması

İran Devrim Muhafızları Ordusu Komutan Yardımcısı Ahmed Vahidi, 1 Şubat'ta yaptığı açıklamada ABD donanmasının bölgedeki varlığının “psikolojik harekatın bir parçası” olduğunu belirtmiştir. Vahidi, "Bu donanma gruplarının bölgede varlığı yeni bir durum değil. Biz bunu düşmanın psikolojik harekatının bir parçası olarak değerlendiriyoruz ve buna itibar edilmemesi gerektiğini düşünüyoruz." demiştir.


İran silahlı kuvvetlerinin hazırlık düzeyinin İran-İsrail 12 günlük savaşına kıyasla çok daha yüksek olduğunu dile getiren Vahidi, "düşmanların tüm hareketlerinin tamamen kontrol ve gözetim altında" olduğunu kaydetmiştir.

İran Lideri Ali Hamaney’in Savaş Uyarısı

İran lideri Ali Hamaney, 1 Şubat tarihinde devrimin 47. yılı dolayısıyla Tahran’daki konutunda yaptığı konuşmada, ABD’nin ülkesine saldırması durumunda savaşın bölgesel olacağını ifade etmiştir. Washington yönetiminin zaman zaman savaştan söz etmeleri, uçaklardan ve savaş gemilerinden bahsetmelerinin yeni bir durum olmadığını dile getiren Hamaney, "Geçmişte de Amerikalılar defalarca söylemlerinde tehdit etmiş, 'tüm seçenekler masada' demişlerdi. Buna savaş seçeneği de dahildi." ifadelerini kullanmıştır.



Tahran yönetiminin, savaş başlatan taraf olmak istemediğini ve hiçbir ülkeye saldırmak istemediğini dile getiren Hamaney, "İran halkı, kendisine saldıran ve zarar veren olursa, ona çok sert bir karşılık verir." şeklinde konuşmuştur.


Ülkesinde sokak gösterilerinde yaşanan olayları darbe girişimine benzeten Hamaney, "Yaşanan fitne, bir darbeye benziyordu. Bu darbe bastırıldı. Amaçları, ülkenin yönetiminde etkili ve kritik merkezleri tahrip etmekti. Bu nedenle polise, devlet kurumlarına, Devrim Muhafızları merkezlerine, bankalara ve camilere saldırdılar, Kur’an yaktılar. Ülkeyi yöneten merkezleri hedef aldılar. Bu, darbe girişimine benzer bir durumdu." demiştir.

İsrailli Askeri Yetkilinin Füze Değerlendirmesi

İsrail devlet televizyonu KAN’ın haberine göre, İsrailli üst düzey bir askeri yetkili, İran’ın balistik füze kapasitesine ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Askeri yetkili, İran'ın balistik füzelerine ilişkin, "İsrail, İran'ın balistik füzeleriyle bir arada yaşayamaz. İran'ın balistik füzeleri sınırlı bir askeri meydan okuma değil, varoluşsal bir tehdit." ifadelerini kullanmıştır.


Askeri yetkili, İsrail'in İran'a son saldırıları öncesinde Tahran'ın yaklaşık 2 bin balistik füzeye sahip olduğunu ve o zamandan beri yeniden üretime geçerek füze sistemlerini kayda değer bir hızla genişlettiğini öne sürmüştür.


İran'ın aynı anda onlarca füze fırlatma kapasitesine ulaşmış olabileceğini iddia eden İsrailli yetkili, bu durumun gelecekteki olası çatışma senaryolarını daha karmaşık hale getireceğini ileri sürmüştür. Askeri yetkili, İran'a yönelik olası bir saldırıda yalnızca nükleer programa odaklanılmasının yeterli olmayacağını savunarak, füze fırlatma altyapısı, depolama alanları ve üretim kapasitesinin de hedef alınması gerektiğini iddia etmiştir. Ayrıca, İran'ın füze tehdidinin artık ikincil bir mesele olmadığını ve İsrail'in güvenlik stratejisinin merkezinde yer aldığını söylemiştir.

Trump’ın Müzakere Açıklamaları

ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan Fox News kanalına yaptığı açıklamada, İran’ın nükleer programı konusunda ABD ile müzakere halinde olduğunu belirtmiştir.


İran ile ilgili planlarının Orta Doğu'daki müttefik ülkelere bildirmenin doğru olmadığını savunan Trump, söz konusu hazırlıklarla ilgili gelişmeleri bölge müttefikleriyle paylaşmanın "medya ile paylaşmaktan daha kötü olabileceğini" ifade etmiştir. Trump, "Ama bakın, plan şu ki (İran) bizimle konuşuyor. Bir şeyler yapıp yapamayacağımıza bakacağız, aksi takdirde neler olacağını göreceğiz." demiştir.


ABD'nin bölgedeki müttefiklerinin İran'ın her zaman müzakereye açık olduğu yönündeki açıklamaları hatırlatılan ABD Başkanı, bu bilgiyi doğrularken İran ile yapılacak müzakereden bir sonuç alınması konusunda daha önceki olumsuz pazarlıklara atıfta bulunmuştur.


Trump, "Bu doğru ama müzakere ediyorlar, dolayısıyla ne olacağını göreceğiz. En son müzakere ettiklerinde nükleerlerini devre dışı bırakmak zorunda kaldık, işe yaramadı." değerlendirmesinde bulunmuştur.


İsrail medyasında yer alan haberlere göre, İsrail ordusu, ABD’nin İran’a saldırı düzenleme konusunda kararlı olduğunu, ancak Orta Doğu’ya askeri unsurların yönlendirilmesinin zaman alacağını değerlendirmiştir. İsrail devlet televizyonu KAN, ABD ile İsrail arasında üst düzey koordinasyonun sürdüğünü, Washington yönetiminin olası bir saldırıdan saatler önce Tel Aviv’i haberdar edeceği yönünde değerlendirmelerin yapıldığını bildirmiştir.

Abbas Erakçi'nin Nükleer Anlaşma Açıklaması

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, resmi Telegram hesabından yayımladığı CNN röportajında yalnızca nükleer alanda anlaşmanın mümkün olduğunu belirtmiştir. Bölge ülkeleriyle birlikte ABD ile müzakerelerin yeniden başlatılmasına yönelik bir yol bulmaya çalıştıklarını söyleyen Erakçi, şunları kaydetmiştir: "Başkan Trump nükleer silah olmaması gerektiğini söyledi ve biz de onunla tamamen aynı fikirdeyiz. Yalnızca nükleer alanda anlaşmak mümkün. Nükleer programımızın tamamen barışçıl olduğunun güvence altına alınması için nükleer programımız hakkında müzakere edebiliriz. Buna karşılık olarak yaptırımların kaldırılmasını bekliyoruz. Ancak bizim güvene ihtiyacımız var. Asgari düzeyde bir güven mutlaka gereklidir."


Erakçi, İran'ın barışçıl amaçlarla uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sürdürmesi halinde tüm ayrıntıları konuşmaya hazır olduğunu söylemiştir.


Ülkesinin 2015'te ABD, Çin, Rusya, İngiltere, Fransa ve Almanya ile imzalanan ve ABD'nin 2018'de çekildiği nükleer anlaşmadan dolayı güven sorunu yaşadığını vurgulayan Erakçi, "ABD gerekçe sunmadan anlaşmadan çekildi. Geçtiğimiz yıl ise müzakere kararı verdiğimiz bir zamanda saldırıya uğradık. Bu nedenle ABD'ye olan güvenimizi kaybettik." demiştir.


Erakçi, son dönemde artan İran-ABD askeri gerilimine ilişkin de değerlendirmelerde bulunmuştur. Savaş için hazırlıklı olmalarından dolayı herhangi bir endişeye duymadıklarını söyleyen Erakçi, "Bana göre savaş kaçınılmaz değil ve önlenebilir. Savaşı önlemenin en iyi yolu savaşa hazır olmaktır. Savaşa hazır olmamız savaşmak istediğimiz manasına gelmez, aksine savaştan kaçındığımız anlamına gelir. En büyük endişem, yanlış bilgilere dayalı askeri operasyonlar ve bu konulardaki hesap hatalarıdır." diye konuşmuştur.


ayrıca, "farklı unsurların" ABD'yi savaşa çekmeye çalıştığını ancak ABD Başkanı Trump'ın "doğru kararı verecek kadar akıllı" olduğunu dile getirmiştir. İran ile ABD arasında yaşanacak olası bir savaştan tüm bölgenin olumsuz etkileneceğini vurgulayan Erakçi, "İsrail ile savaşta, çatışmanın genişlememesi için çaba gösterdik. Ancak ABD ile savaşırsak bölgedeki ABD üsleri göz önüne alındığında çatışmanın daha geniş alanlara yayılacağı da bir gerçektir." uyarısında bulunmuştur.


Erakçi, İran ile ABD arasında olası bir anlaşma gerçekleşmesi halinde bölge ekonomisinin de canlanacağın belirterek, şöyle konuşmuştur: "ABD şirketlerinin İran'da çeşitli alanlarda faaliyet göstermesi noktasında bizim açımızdan herhangi bir sorun bulunmamaktadır. Bu konuda sorun çıkaran taraf ABD'dir çünkü kendi şirketlerine İran'da çalışmaları için izin vermemekteler."

Pezeşkiyan’ın Nükleer Görüşmeleri Yeniden Başlatma Talimatı

2 Şubat tarihinde İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İran medyasına yansıyan haberlere göre, ABD ile nükleer müzakerelerin yeniden başlatılması talimatını vermiştir. Tasnim Haber Ajansı’na dayandırılan bilgilere göre, görüşmelerin kısa süre içinde, iki ülke üst düzey yetkililerinin katılımıyla yeniden başlaması beklenmektedir.


Haberde, müzakerelerin İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile ABD temsilcisi Steve Witkoff düzeyinde yapılmasının öngörüldüğü belirtilmiştir. Görüşmelerin zamanı ve yerinin henüz kesinleşmediği, bu konuların iki taraf arasında istişare edilmekte olduğu ifade edilmiştir.

Tahran’ın Trump’ın “Ültimatomu”nu Reddetmesi

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bagai, haftalık basın toplantısında ABD’den herhangi bir “ültimatom” ya da “süre” alınmadığını açıklamıştır. Bagai, “Tahran diplomatik süreçlerde her zaman dürüst ve ciddi davranmıştır ancak hiçbir şekilde ültimatom veya süre kabul etmemiştir” ifadelerini kullanmıştır.


Bagai, ABD Başkanı Donald Trump’ın daha önce İran’a süre verdiğini söylemesine ilişkin, “Bu nedenle, İran’ın ABD’den herhangi bir süre aldığı iddiası doğrulanamaz” açıklamasını yapmıştır. Sözcü, İran ile ABD arasında gerilimin sürdüğünü, iki tarafın gerginliği azaltmak için mesaj alışverişinde bulunduğunu belirtmiştir. İran’ın, diplomatik süreçlerde “dürüst ve kararlı” davrandığını, ancak “baskı veya süre dayatmalarını asla kabul etmediğini” vurgulamıştır.


Bagai, Trump’ın “adil bir anlaşma” talebine değinerek, “İran İslam Cumhuriyeti ve diğer taraf için adil bir anlaşmadan ne kastedildiği tamamen açıktır. Bizim dayanağımız uluslararası anlaşmalar ve uluslararası hukukun ilkeleridir.” ifadelerini kullanmıştır.


Açıklamada, nükleer konuda İran’ın barışçıl enerji kullanım hakkının ilgili uluslararası anlaşmalarda tanındığı hatırlatılmıştır. Bagai, bu çerçevede “yeni bir müzakere çerçevesi oluşturulmayacağını” belirtmiştir.

Avrupa Ordularının Terör Listesine Alınması

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Avrupa Birliği ülkelerinin ordularının terör listesine alındığını açıklamıştır. Kalibaf, İran Meclisi’nde yaptığı konuşmada, “Mütekabiliyet yasası gereğince, Devrim Muhafızları’nın terör örgütü ilan edilmesine karşı, Avrupa ülkelerinin orduları terörist grup olarak kabul edilmektedir. Bu adımın sonuçlarının sorumluluğu Avrupa Birliği’ne ait olacaktır.” ifadelerini kullanmıştır.


Kalibaf, AB’nin bu kararı ABD etkisinde aldığını belirtmiştir. Meclis oturumunda bazı milletvekilleri Devrim Muhafızları Ordusu askeri kıyafetleriyle yerlerini almış ve ABD ile AB karşıtı sloganlar atmıştır.


Kalibaf’ın konuşmasının ardından söz alan Meclis Divan üyesi Alirıza Selimi, Stratejik Eylem Yasası’na atıfta bulunarak, “Bu yasa uyarınca Avrupa ülkelerinin ordularının terör örgütleri kapsamında ilan edildiğini ve bunun da resmen duyurulup yasalaştığını siz ifade ettiniz. Bu çerçevede, söz konusu ülkelerin büyükelçiliklerinde ülkemizde bulunan askeri ataşelerinin en kısa sürede sınır dışı edilmesi gerekir, çünkü bunlar teröristtir.” açıklamasını yapmıştır.


Selimi ayrıca, “Teröristlere barınak sağlamak yürürlükteki yasalara aykırıdır” demiş ve bu kişilerin askeri ataşe sıfatıyla ülkede bulunamayacağını vurgulamıştır. Meclis Başkanı Kalibaf, bu konunun Meclis Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu tarafından takip edilmesi ve Dışişleri Bakanlığı ile koordineli yürütülmesi talimatını vermiştir.


AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, 29 Ocak'ta "X" hesabından yaptığı yazılı paylaşımında, AB dışişleri bakanlarının İran Devrim Muhafızları Ordusunu terör örgütü olarak tanımladığını bildirmiştir.

Cumhurbaşkanlığı Ofisinin Protestolarda Hayatını Kaybedenlere İlişkin Raporu

İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi, ülkede Aralık 2025’te başlayan protestolarda hayatını kaybedenlere ilişkin bir rapor yayımlamıştır. Raporda, toplam 3.117 kişiden 2.986’sının isimlerinin açıklandığı, 131 kişinin kimlik tespitinin ise henüz yapılamadığı belirtilmiştir.


Rapor, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın “şeffaflık, sorumluluk ve hesap verebilirlik” politikası kapsamında hazırlanmıştır. Belgede, “Son dönemde yaşanan olaylarda hayatını kaybedenlerin tamamı bu toprağın evlatlarıdır ve hiçbir acılı yakını sahipsizlik içinde bırakılmamalıdır.” ifadesi yer almıştır.


Aynı raporda, İran İslam Cumhuriyeti’nin bu ölümleri yalnızca istatistiksel bir veri olarak görmediği belirtilmiş, “Bu toprakların tarihsel düşmanları, insanların hayatını bir sayıdan ibaret görüp onu siyasi çıkarları için artırıp azaltılabilir bir rakam gibi kullanan yaklaşımlarının aksine, İran İslam Cumhuriyeti'ne göre bu acı olaylarda hayatını kaybedenler yalnızca birer sayı değildir, her biri birer toplum ve bir dünyadır.” ifadelerine yer verilmiştir.


İran Şehit ve Gaziler Vakfı’nın 21 Ocak tarihli açıklamasında, protestolar sırasında çıkan olaylarda güvenlik güçleri ve siviller dahil 3.117 kişinin yaşamını yitirdiği belirtilmiştir. Açıklamada, 2.427 kişinin “silahlı terör grupları” tarafından öldürülen güvenlik personeli ve sivillerden oluştuğu ve bu kişilerin “şehit” olarak tanımlandığı bildirilmiştir.


ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) ise gösterilerde 6.713 kişinin hayatını kaybettiğini, 49.000 kişinin gözaltına alındığını duyurmuştur.

Donald Trump’ın Açıklaması

ABD Başkanı Donald Trump, Florida eyaletine yaptığı ziyaret sırasında gazetecilere, Hindistan’ın İran yerine Venezuela’dan petrol satın alacağını açıklamıştır. Trump, “Hindistan geliyor ve İran'dan almak yerine Venezuela'dan petrol satın alacak.” demiş ve bu konuda “anlaşma konseptinin halihazırda oluşturulduğunu” belirtmiştir.



Trump, Venezuela petrolü konusunda Çin'e de kapının açık olduğunu belirtmiştir. Küba'yla görüşmelere başladıklarını kaydeden Trump, Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum'un Küba'ya yönelik ambargonun insani krizi tetikleyebileceği uyarısında bulunmasına ilişkin, "İnsani kriz olması gerekmiyor. Bence onlar bize gelecek ve anlaşma yapmak isteyecekler. Böylece Küba yeniden özgür olacak." ifadelerini kullanmıştır.


Trump, İran konusunda ise nihai karar alıp almadığı yönündeki soruya, bölgede güçlü askeri unsurların bulunduğunu vurgulayarak yanıt vermiştir. "Bunu kesin olarak söyleyemem ancak o yöne doğru ilerleyen çok büyük ve güçlü gemilerimiz var. Umarım kabul edilebilir bir şey üzerinde müzakere ederler." diye konuşan Trump, İran'ın nükleer silah edinmemesi gerektiğini dile getirmiştir.


Trump, "Nükleer silahların olmadığı, herkes için tatmin edici bir müzakere anlaşması yapılabilir ve bunu yapmaları gerekir ancak bunu yapıp yapmayacaklarını bilmiyorum. Ama bizimle görüşüyorlar. Ciddi şekilde bizimle görüşüyorlar." değerlendirmesinde bulunmuştur.

4 Şubat 2026

3-4 Şubat 2026 Tarihli Gelişmeler

Donald Trump’ın ve Karoline Leavitt'ın İran’a Yönelik Açıklamaları

ABD Başkanı Donald Trump, 3 Şubat 2026 tarihinde Beyaz Saray’da düzenlediği imza töreninde, İran gündemine ilişkin açıklamalarda bulunmuştur.


Trump, konuşmasında İran’a yönelik diplomatik sürecin devam ettiğini belirterek, “İran’la bir anlaşmaya varmak isterim. Şu anda İran’la görüşüyoruz. Eğer anlaşabilirsek bu çok iyi olur, anlaşamazsak muhtemelen kötü şeyler olacak.” ifadelerini kullanmıştır.


Trump, aynı açıklamada “İran’a doğru giden çok büyük gemilerinin olduğunu” söyleyerek bölgedeki askeri hareketliliğe dikkat çekmiştir. İran ile olası anlaşma sürecine açık olduğunu vurgulayan Trump, sürecin olumsuz ilerlemesi halinde neler olabileceği sorusuna ise “Bunu size söylemem aptalca olurdu” yanıtını vermiştir.


Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, 3 Şubat 2026 tarihinde Washington’da basın mensuplarına yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur.


Trump'ın Özel Temsilcisi Witkoff ile bugün görüştüğünü ve İran'la görüşmelerin "planlandığı şekilde" gerçekleştirileceğini vurgulayan Leavitt, "Başkan Trump, her zaman önce diplomasi yolunu izlemek istiyor ancak tabii ki bu iki tarafın da işbirliğini gerektirir." demiştir.


Trump'ın İran konusunda tüm seçenekleri her zaman masada tuttuğunun altını çizen Beyaz Saray Sözcüsü, ABD'nin geçen yıl İran'ın nükleer tesislerine yönelik saldırısını hatırlatmıştır. Leavitt, "Ancak İran'la bu görüşmeler bu hafta sonuna doğru yapılacak." diye konuşmuştur.


Donald Trump, 4 Şubat 2026 tarihinde Beyaz Saray’da geçici bütçe imza töreni sırasında basın mensuplarının sorularını yanıtlamış ve İran’la ilgili müzakerelere dair açıklamalarda bulunmuştur.


ABD Başkanı, "(İran'la) bir şeyler yapılıp yapılmayacağını göreceğiz. Bir süre önce anlaşma yapma şansları vardı ama olmadı. Onlar müzakere etmek istiyorlar. Şu anda onlarla (İran'la) müzakere ediyoruz." şeklinde konuşmuştur. Trump, İran'la görüşmelerin nerede yapılacağı konusundaki bir soruya ise yanıt vermekten kaçınmıştır.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın Talimatı

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, 3 Şubat 2026 tarihinde X platformu üzerinden yaptığı yazılı açıklamada, ABD ile müzakerelerin yeniden başlatılması amacıyla Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi’ye talimat verdiğini duyurmuştur.


Pezeşkiyan açıklamasında, bölgedeki dost devletlerin ABD Başkanı Donald Trump’ın müzakere teklifine yanıt verilmesi yönündeki taleplerini dikkate aldıklarını belirterek, “Uygun bir ortamın bulunması, tehditten arındırılmış olması, gayrimeşru ve akıl dışı beklentilerden uzak kalınması şartıyla, izzet, hikmet, maslahat ilkeleri temelinde ve ulusal çıkarlar çerçevesinde adil, hakkaniyetli bir müzakerenin zemininin hazırlanması için Dışişleri Bakanı'na talimat verdim.” ifadelerini kullanmıştır.


Umman Denizi’nde İran İHA'sının Düşürülmesi

CENTCOM (ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı), 3 Şubat 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, Umman Denizi’nde ABD uçak gemisine yaklaşan bir İran’a ait insansız hava aracının (İHA) düşürüldüğünü bildirmiştir.


CENTCOM yetkilileri, Amerikan Fox News kanalına yaptıkları açıklamada, İran’a ait olduğu belirtilen İHA’nın bir F-35C savaş uçağı tarafından “meşru müdafaa” kapsamında düşürüldüğünü ifade etmiştir.


CENTCOM Sözcüsü Tim Hawkins, olaya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştır: "USS Abraham Lincoln uçak gemisi, İran'ın güney kıyısından yaklaşık 500 mil (800 km) uzaklıkta Arap Denizi'nde seyir halindeyken, İran'a ait bir Shahed-139 insansız hava aracı gereksiz bir şekilde gemiye doğru manevra yaptı. Abraham Lincoln'den bir F-35C savaş uçağı, kendini savunmak ve uçak gemisini ve gemideki personeli korumak için İran insansız hava aracını düşürdü."


İran basınında yer alan haberlere göre, Tesnim Haber Ajansı, İran’a ait Şahid-129 tipi İHA’nın uluslararası sularda “rutin ve yasal bir keşif görevi” yürüttüğünü ve bu görev esnasında iletişimin kesildiğini bildirmiştir.


Haberde, İHA’nın görevi sırasında elde ettiği görüntüleri başarıyla üsse ilettiği, ancak bağlantı kaybının nedenine ilişkin inceleme başlatıldığı ve detayların daha sonra paylaşılacağı ifade edilmiştir.

Umman’da Yapılması Planan Görüşme

Axios haber platformu, 4 Şubat 2026 tarihinde yayımladığı haberde, ABD ile İran arasındaki görüşmelerin Umman’da yapılacağını öne sürmüştür.


Haberde, ismi açıklanmayan iki yetkiliye dayandırılarak, İran’ın müzakerelerin formatı ve yapılacağı yer konusunda değişiklik talep ettiği belirtilmiştir. Bu kapsamda, İran’ın talebi üzerine 6 Şubat Cuma günü İstanbul’da yapılacağı iddia edilen görüşmelerin Umman’a taşındığı ve ABD’nin de bu talebi kabul ettiği aktarılmıştır.


Axios’a göre, “İstanbul’daki görüşmelere birçok Arap ve Müslüman ülkenin gözlemci olarak katılmasının planlandığı”, ancak İran’ın müzakerelerin yalnızca ABD ile ikili formatta yürütülmesini istediği ifade edilmiştir.


Tahran yönetiminin bu talebinin nedeninin, “görüşmeleri yalnızca nükleer konularla sınırlandırmak istemesi ve bölgedeki diğer ülkeler için öncelik taşıyan füze programı ile vekil gruplar gibi başlıkların gündeme getirilmesinden kaçınmak” olduğu bildirilmiştir.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarEdanur Karakoç31 Aralık 2025 08:47

Etiketler

Özet

İran’da 28 Aralık 2025’te ekonomik kriz ve riyalin değer kaybı nedeniyle başlayan protestolar, kısa sürede ülkenin tüm eyaletlerine yayıldı. Gösterilerde kamu binaları, banka şubeleri ve toplu taşıma araçları tahrip edildi. HRANA’nın 26 Ocak 2026 tarihli güncellemesine göre, olaylarda 209 güvenlik görevlisi dahil 5.848 kişi hayatını kaybetti, 41.283 protestocu gözaltına alındı. İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, protestolar sürecinde 3.700’den fazla polis memurunun yaralandığını bildirdi. Protestolar büyük ölçüde sona erdi.


ABD basını, Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik olası askerî saldırı seçenekleri hakkında Beyaz Saray ve Pentagon tarafından bilgilendirildiğini öne sürerken, ABD Donanması Orta Doğu’daki askerî varlığını yeni muhrip konuşlandırmalarıyla artırdı. Aynı süreçte Trump İran’a sert uyarılarda bulunurken, Türkiye diplomatik çözüm çağrısı yaparak ABD ile İran arasında kolaylaştırıcı rol üstlenmeye hazır olduğunu açıkladı; Tahran yönetimi ise diplomasinin başarıya ulaşması için Washington’un tehditlerden kaçınması gerektiğini vurguladı.

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"İran Protestoları ve ABD-İran Gerilimi (2025-2026)" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • 31 Aralık 2025

    Arka Plan ve Protestoların Genel Çerçevesi

  • 31 Aralık 2025

    Protestoların Başlangıcı (28–29 Aralık 2025)

  • 31 Aralık 2025

    Protestoların Yayılması ve Can Kayıpları (30 Aralık 2025 – 1 Ocak 2026)

  • 31 Aralık 2025

    İdari Tedbirler ve Resmi Tatil Kararları

  • 31 Aralık 2025

    Üniversite Katılımı

  • 31 Aralık 2025

    Hükümet ve Resmi Kurumların Tepkileri

  • 2 Ocak 2026

    Resmi Tedbirler ve Gelişmeler

  • 2 Ocak 2026

    Hamaney’in Açıklamaları (3 Ocak 2026)

  • 2 Ocak 2026

    Güvenlik Operasyonları, Tutuklamalar ve Devletin Açıklamaları (3-4 Ocak 2026)

  • 2 Ocak 2026

    ABD Başkanı Donald Trump’ın Açıklamaları ve İran’ın Yanıtları

  • 6 Ocak 2026

    Gösterilerin Genel Seyri ve 5 Ocak İtibarıyla Durum

  • 6 Ocak 2026

    İran Yargı ve Güvenlik Kurumlarının Açıklamaları

  • 6 Ocak 2026

    Üst Düzey İranlı Yetkililerin Tepkileri

  • 6 Ocak 2026

    Uluslararası Tepkiler ve Birleşmiş Milletler Açıklamaları

  • 7 Ocak 2026

    Protestoların Genel Seyri (6–7 Ocak 2026)

  • 8 Ocak 2026

    8 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

  • 10 Ocak 2026

    9 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

  • 12 Ocak 2026

    10 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

  • 12 Ocak 2026

    11 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

  • 13 Ocak 2026

    12-13 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

  • 14 Ocak 2026

    14 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

  • 15 Ocak 2026

    15 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

  • 17 Ocak 2026

    16 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

  • 17 Ocak 2026

    17 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

  • 19 Ocak 2026

    18-19 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

  • 23 Ocak 2026

    21-22-23 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

  • 26 Ocak 2026

    25-26-27 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

  • 28 Ocak 2026

    28 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

  • 29 Ocak 2026

    29 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

  • 30 Ocak 2026

    30 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

  • 31 Ocak 2026

    31 Ocak 2026 Tarihli Gelişmeler

  • 2 Şubat 2026

    1-2 Şubat 2026 Tarihli Gelişmeler

  • 4 Şubat 2026

    3-4 Şubat 2026 Tarihli Gelişmeler

KÜRE'ye Sor