ABD’nin Rusya bayraklı “Marinera” adlı petrol tankerine el koyması, 7 Ocak 2026 tarihinde Kuzey Atlantik’te gerçekleştirilmiş bir deniz operasyonudur. ABD Avrupa Komutanlığı (U.S. European Command), operasyonun “ABD yaptırımlarını ihlal eden” bir gemiye yönelik olduğunu açıklamıştır. Tanker, daha önce “Bella 1” adıyla faaliyet göstermekte olup, 2024 yılından itibaren Venezuela bağlantılı yasa dışı petrol taşımacılığı iddiasıyla ABD yaptırımlarına tabi tutulmuştur.
ABD Adalet Bakanlığı, İç Güvenlik Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı tarafından ortak yürütülen operasyon, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin “Batı Yarımküre’de yasa dışı petrol sevkiyatlarını durdurma stratejisi” kapsamında gerçekleştirilmiştir. Operasyonun öncesinde, “Marinera” gemisi yaklaşık iki hafta boyunca ABD Sahil Güvenliği’nin takibinden kaçmış, kuzeydoğu yönünde hareket ederek İzlanda yakınlarında tespit edilmiştir.
Tanker, 24 Aralık 2025 tarihinde Rusya mevzuatına göre geçici tescil almış ve Rus bayrağı altında seyir izni elde etmiştir. ABD kuvvetlerinin el koymasının ardından Rusya Ulaştırma Bakanlığı, operasyonun uluslararası hukuka aykırı olduğunu açıklamış; Moskova yönetimi, olayı Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne (1982) aykırı bir eylem olarak nitelendirmiştir
ABD’nin “Marinera” adlı petrol tankerine el koyması, 7 Ocak 2026 - (Scripps News)
9 Ocak 2026 tarihinde ise Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatıyla Marinera mürettebatından iki Rus vatandaşının serbest bırakılacağını açıklamıştır.
Operasyonun Seyri
ABD kuvvetleri, 7 Ocak 2026 tarihinde Kuzey Atlantik’te Rusya bayraklı Marinera petrol tankerine el koymuştur. Operasyon, ABD Adalet Bakanlığı, İç Güvenlik Bakanlığı ve Savunma Bakanlığı tarafından ortak şekilde yürütülmüştür. ABD Avrupa Komutanlığı (EUCOM) tarafından yapılan açıklamada, operasyonun “ABD yaptırımlarının ihlali” gerekçesiyle gerçekleştirildiği bildirilmiştir.
ABD Sahil Güvenliği’ne ait USCGC Munro adlı gemi, tanker üzerinde takip ve durdurma işlemini gerçekleştirmiştir. ABD Donanması Özel Kuvvetleri (Navy SEALs), gemiye helikopterle intikal etmiş ve operasyon sırasında ABD Ordusu’nun 160th Special Operations Aviation Regiment (Night Stalkers) birimi hava desteği sağlamıştır.
El koyma, İzlanda’nın güney kıyılarının yaklaşık 190 mil açığında, uluslararası sularda gerçekleştirilmiştir. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, operasyonun ardından yaptığı açıklamada, “Yaptırımlı ve yasa dışı Venezuela petrolü üzerindeki abluka, dünyanın her yerinde tam etkidedir” ifadesini kullanmıştır.
ABD İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, sosyal medya hesabı üzerinden şu açıklamayı yapmıştır: “Bugün şafak öncesi gerçekleştirilen iki operasyonda, Sahil Güvenlik iki ‘hayalet filo’ tankerine yönelik titizlikle koordine edilmiş art arda operasyonlar düzenlemiştir.” Noem ayrıca, “Dünyanın suçluları uyarıldı. Kaçabilirsiniz ama saklanamazsınız” açıklamasını yapmıştır.
Operasyonun İngiltere tarafından desteklendiği, Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı tarafından doğrulanmıştır. Açıklamada, “İngiltere, ABD’nin talebi üzerine Bella 1 gemisine yönelik müdahaleye destek vermiştir” denilmiştir.
İngiltere Savunma Bakanı John Healey, yapılan açıklamada “Birleşik Krallık silahlı kuvvetleri, Kuzey Atlantik’te Rusya bayraklı bir geminin başarılı şekilde durdurulmasına destek vererek profesyonelliğini göstermiştir” ifadesini kullanmıştır.
ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, operasyonun ardından şu açıklamayı yapmıştır: “Yoğun kaçma çabalarına rağmen ABD güçleri gemiye güvenli şekilde el koymayı başarmıştır.” Bondi ayrıca mürettebata ilişkin olarak, “Gemi mürettebatı, ABD Sahil Güvenliği emirlerine uymadığı için tam soruşturma altındadır ve tüm sorumlu kişiler hakkında cezai işlemler başlatılacaktır.” demiştir.
Operasyon sırasında gemide çatışma yaşanmadığı bildirilmiştir. ABD Güney Komutanlığı (SOUTHCOM) tarafından yapılan açıklamada, “Ele geçirilen M/T Sophia gemisi, uluslararası sularda faaliyet göstermekteydi ve Karayip Denizi’nde yasa dışı faaliyetlerde bulunmaktaydı” ifadeleri kullanılmıştır. ABD ordusunun İngiltere, İzlanda ve Grönland arasındaki bölgede konuşlu unsurları operasyonel destek sağlamış, Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin (RAF) keşif uçakları ile RFA Tideforce gemisi lojistik destek vermiştir.
Rusya’nın Tepkisi ve Diplomatik Süreç
Rusya Ulaştırma Bakanlığı, Marinera adlı petrol tankerine ABD tarafından el konulmasını Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne (1982) aykırı bir eylem olarak tanımlamıştır. Bakanlığın yazılı açıklamasında, “1982 tarihli BM Deniz Hukuku Sözleşmesi uyarınca açık denizlerde seyrüsefer özgürlüğü geçerlidir ve hiçbir devlet başka devletlerin yargı yetkisine uygun şekilde kayıtlı gemilere karşı güç kullanma hakkına sahip değildir” ifadeleri yer almıştır.
Açıklamada ayrıca, geminin 24 Aralık 2025 tarihinde Rusya bayrağı altında seyir için geçici izin aldığı belirtilmiş ve “ABD deniz kuvvetlerinin gemiye herhangi bir devletin kara suları dışında, açık denizde çıkmasının ardından gemiyle iletişim kesilmiştir” bilgisi paylaşılmıştır.
Rusya Parlamentosu üyesi Leonid Slutskiy, el koyma olayını “21. yüzyıl korsanlığı eylemi” olarak nitelendirmiştir. Rusya Savunma Bakanlığı, el koyma öncesinde geminin güvenliğini sağlamak amacıyla bir denizaltı ve diğer donanma unsurlarını bölgeye gönderdiğini bildirmiştir. Reuters kaynaklarına göre, Rus deniz unsurları olay anında bölgede bulunmuş, ancak herhangi bir çatışma yaşanmamıştır.
Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin eylemlerine ilişkin bir başka açıklamasında, “Bizim için anlaşılmaz nedenlerle, Rus gemisi ABD ve NATO güçlerinden artan bir dikkat görmekte — bu dikkat geminin barışçıl statüsüne açıkça orantısızdır” ifadelerini kullanmıştır.
Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin el koyduğu gemide Rus vatandaşlarının bulunduğunu bildirmiş ve bu kişilerin haklarına saygı gösterilmesi çağrısında bulunmuştur. Bakanlık açıklamasında, “Gemideki Rus vatandaşlarının haklarına saygı gösterilmelidir. ABD, Marinera gemisindeki Rus vatandaşlarının anavatanlarına hızlı şekilde dönmelerini engellememelidir” ifadelerine yer verilmiştir.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova, 9 Ocak 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump’ın iki Rus mürettebatı serbest bırakma kararı aldığını duyurmuştur. Zaharova, “Talebimiz üzerine, ABD Başkanı Donald Trump, Kuzey Atlantik’teki operasyon sırasında Amerikan tarafınca gözaltına alınan Marinera tankerinin mürettebatından iki Rus vatandaşını serbest bırakmaya karar vermiştir” açıklamasını yapmıştır.
Zaharova ayrıca, serbest bırakılan kişilerin Rusya’ya dönmeleri için gerekli hazırlıkların başlatıldığını belirtmiştir. Moskova yönetimi, bu kararı “memnuniyetle karşıladığını” ve ABD yönetimine teşekkür ettiğini bildirmiştir.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Boyut
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, ABD’nin Kuzey Atlantik ve Karayipler’de iki petrol tankerine el koymasına ilişkin yaptığı açıklamada, mevcut durumu yakından takip ettiklerini belirtmiştir. Dujarric, "Şu anki pozisyonumuz, açık denizlerde deniz güvenliğini sağlamak amacıyla okyanuslarda ve denizlerde tüm kolluk kuvvetlerinin eylemlerinin geçerli uluslararası hukuka uygun olarak gerçekleştirilmesi gerektiğidir." demiştir.
Herhangi bir gerginliğin daha da tırmanmasının önlenmesini istediklerini belirten Dujarric, ABD'nin Venezuela'nın petrolünü kontrol edeceği yönündeki açıklamasıyla ilgili de şunları aktarmıştır: "Venezuela veya başka bir ülke konusunda BM olarak baştan beri savunduğumuz tutum bellidir. Venezuela'daki petrol Venezuela halkına aittir, tıpkı Suriye'deki petrolün Suriye halkına ait olması gibi. Herhangi bir ülkenin doğal kaynakları o ülkenin halkına aittir."
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, Pekin’de düzenlediği basın toplantısında ABD’nin eylemlerine ilişkin olarak, “Çin, uluslararası hukuka dayanmayan ve BM Güvenlik Konseyi tarafından onaylanmamış yasa dışı tek taraflı yaptırımlara her zaman karşı çıkmıştır” açıklamasını yapmıştır. Mao, “ve BM Şartı’nın amaç ve ilkelerini ihlal eden, diğer ülkelerin egemenliğini ve güvenliğini zedeleyen her türlü eyleme karşı çıkmaktadır” ifadelerini de eklemiştir.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, “Gemi, sahte bayrak altında seyrettiği için devletsiz kabul edilmiştir ve yargısal el koyma emrine tabidir” açıklamasını yapmıştır. Savunma Bakanı John Healey, operasyonun uluslararası hukuka uygun şekilde gerçekleştirildiğini belirtmiş ve “Birleşik Krallık silahlı kuvvetleri uluslararası hukuka tam uygunluk içinde hareket etmiştir” demiştir.
Marinera Tankerinin Kimliği ve Faaliyet Geçmişi
Marinera adlı tankerin, daha önce “Bella 1” ismiyle faaliyet gösterdiği bilinmektedir. Gemi, 2024 yılından itibaren yasa dışı petrol taşımacılığı iddiasıyla ABD yaptırımlarına tabi tutulmuştur. Tankerin, Venezuela kaynaklı petrol taşımacılığı yaptığı ve “gölge filo” olarak adlandırılan yaptırımdan kaçınan ticari ağın bir parçası olduğu bildirilmiştir.
ABD Sahil Güvenliği, Aralık 2025’te gemiyi ilk kez durdurmak istemiş ancak mürettebatın yön değiştirerek Atlantik Okyanusu’na gitmesi nedeniyle bu girişim başarısız olmuştur. Bu süreçte mürettebat, geminin gövdesine Rusya bayrağı çizmiş, adını “Marinera” olarak değiştirmiş ve Rusya bayrağı altında geçici tescil almıştır. Rusya Ulaştırma Bakanlığı, geminin 24 Aralık 2025 tarihinde Rusya Federasyonu’nun mevzuatına göre seyir izni aldığını açıklamıştır.
ABD yetkilileri, gemiyi “devletsiz” olarak tanımlamış ve sahte bayrak altında seyrettiğini belirtmiştir. Bu durum, ABD’nin uluslararası deniz hukukuna dayanarak müdahale etmesinin gerekçesi olarak bildirilmiştir.
Uydu izleme verilerine göre, Marinera gemisi rotasında iki kez uzun süreli AIS (Automatic Identification System) kapatma işlemi gerçekleştirmiştir. Bu sistemin kapatılması, geminin kimlik ve konum bilgilerinin geçici olarak gizlenmesine yol açmıştır.
ABD Avrupa Komutanlığı, el koyma sırasında geminin yük taşımadığını açıklamıştır. ABD merkezli enerji analitik firması Kpler, Marinera’nın el konulduğu anda ham petrol taşımadığını, ancak daha önce Venezuela limanlarından sevkiyat amacıyla ayrıldığını belirtmiştir.
Rusya tarafı, Marinera’nın Soçi limanına kayıtlı olduğunu ve Rusya bayrağı altında uluslararası deniz hukukuna uygun şekilde seyrettiğini bildirmiştir. ABD’nin el koyma operasyonu sonrasında Rusya Ulaştırma Bakanlığı, gemiyle iletişimin kesildiğini doğrulamıştır.


