Gündem
kure star outline

Filistin Devleti’nin Uluslararası Tanınması

fav gif
Kaydet
Alıntıla
Filistin Devleti, 15 Kasım 1988'de ilan edilen bağımsızlığının ardından hızla diplomatik tanınma sürecine girmiştir. 2025 yılı Eylül ayı itibarıyla Birleşmiş Milletler üyesi 157 ülke Filistin'i egemen bir devlet olarak tanımıştır.
Filistin Devleti’nin Uluslararası Tanınması image
Broadcast IconSon Eklenen:

1 Ağustos 2025

Filistin Devleti’nin uluslararası tanınması, 15 Kasım 1988 tarihinde Filistin Kurtuluş Örgütü tarafından bağımsızlık ilan edilmesinin ardından dünya devletlerinin egemen Filistin’i tanıma sürecidir. Bu tanıma süreci, özellikle 1988 sonrası hız kazanmış ve 2025 Eylül ayı itibarıyla 157 Birleşmiş Milletler üyesi ülkeyi kapsamıştır.


Filistin bayrağı - (Anadolu Ajansı)


Tanımanın Tarihçesi ve Başlangıcı (1988–1999)

Filistin Kurtuluş Örgütü Başkanı Yaser Arafat, 15 Kasım 1988 tarihinde Cezayir’de Filistin Devleti’nin bağımsızlığını ilan etmiştir. Bu ilan, özellikle Asya, Afrika ve Arap ülkeleri arasında hızlı bir diplomatik tanınma sürecini tetiklemiştir. Bağımsızlık ilanının yapıldığı gün ve takip eden haftalarda aralarında Türkiye, Cezayir, Endonezya, Irak, Kuveyt, Libya, Malezya, Moritanya, Fas, Somali, Tunus ve Yemen’in bulunduğu 13 ülke Filistin’i tanıdığını bildirmiştir.


16 Kasım 1988 tarihinde ise Afganistan, Bangladeş, Küba, Ürdün, Madagaskar, Malta, Nikaragua, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan, Sırbistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve Zambiya’nın da aralarında yer aldığı 13 ülke tanıma kararını açıklamıştır. Takip eden günlerde Arnavutluk, Brunei, Cibuti, Mauritius ve Sudan tanıyan ülkeler listesine eklenmiştir. Bu dönemde tanımaların çoğunluğu Asya ve Afrika kıtalarındaki devletlerden gelmiştir.


Filistin’in bağımsızlık ilanından sonraki dört gün içinde toplam 46 ülke tanıma kararını açıklamıştır. Bu ülkeler arasında Mısır, Hindistan, Nijerya, Slovakya, Sri Lanka, Beyaz Rusya, Namibya, Rusya, Ukrayna, Vietnam, Çin ve Burkina Faso da yer almıştır. Tanıyan ülkelerden bazıları Doğu Avrupa kökenlidir ve bu tanımaların bir kısmı Sovyetler Birliği’nin dağılmasından önce gerçekleşmiştir.


1988 yılının sonuna kadar Filistin Devleti’ni tanıyan ülke sayısı 83’e ulaşmıştır. Bu tanımaların zamanlaması, Filistin’in bağımsızlık ilanıyla eş zamanlı olup, başta Arap Birliği ve Afrika Birliği ülkeleri olmak üzere geniş bir diplomatik çevre tarafından desteklenmiştir. 1989 yılı içerisinde Etiyopya, Kenya, Benin ve Ekvator Ginesi gibi Afrika ülkeleri tanımalarını açıklamıştır. 1990’lı yıllarda ise Orta Asya ve Doğu Avrupa’da yeni bağımsızlık kazanan devletler sürece dâhil olmuştur.


1991’de Svaziland (bugünkü Esvatini) ve 1992’de Kazakistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Gürcistan, Bosna-Hersek gibi ülkeler Filistin’i tanımıştır. 1994 yılında Tacikistan ve Özbekistan; 1995’te Papua Yeni Gine, Güney Afrika ve Kırgızistan da tanıma kararı almıştır. 1998’e gelindiğinde Malavi ve diğer bazı Afrika ülkeleri de bu sürece katılmıştır.


1999 yılı sonu itibarıyla Filistin Devleti’ni tanıyan ülke sayısı 103 olmuştur. Batı Avrupa ülkeleri bu dönemde tanıma açıklaması yapmamıştır.

2000–2012 Arası Tanımalar ve Latin Amerika’nın Rolü

2000–2012 yılları arasında Filistin Devleti’nin uluslararası tanınırlığı, özellikle Latin Amerika ülkeleri aracılığıyla genişlemiştir. Bu süreçte Venezuela (2009), Dominik Cumhuriyeti (2009), Brezilya (2010), Arjantin (2010), Bolivya (2010), Ekvador (2010), Şili (2011), Guyana (2011), Peru (2011), Surinam (2011), Paraguay (2011) ve Uruguay (2011) Filistin’i bağımsız devlet olarak tanıdıklarını ilan etmiştir.


Bu dönemde Latin Amerika dışında da tanımalar gerçekleşmiştir. Karayip bölgesinden Saint Vincent ve Grenadinler, Belize, Dominika, Antigua ve Barbuda, Grenada gibi ülkeler 2011 yılında tanıma kararlarını açıklamıştır. Aynı yıl içerisinde Afrika kıtasından Lesotho ve Liberya ile Ortadoğu'dan Suriye, Filistin’i tanıyan ülkeler arasına katılmıştır.


2012 yılında Tayland, Asya kıtasında Filistin’i tanıyan ülkeler arasına katılmıştır. Ayrıca 2012 Kasım ayında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Filistin’in statüsünü "üye olmayan gözlemci devlet" olarak değiştiren 67/19 sayılı kararı kabul etmiştir. Oylamada 138 ülke lehte oy kullanmış, 9 ülke karşı çıkmış ve 41 ülke çekimser kalmıştır.


Bu karar, diplomatik tanıma sürecini doğrudan değiştirmemekle birlikte, Filistin’in uluslararası kurumlarda daha fazla temsiliyet elde etmesini sağlamıştır. BM kararının ardından tanıma yönündeki siyasi destek artmış, ancak birçok Batı Avrupa ülkesi bu süreçte tanıma yönünde somut bir adım atmamıştır.


2011 sonu itibarıyla Afrika kıtasındaki ülkelerin büyük çoğunluğu – Eritre ve Kamerun hariç – Filistin’i tanımış duruma gelmiştir. Avrupa’dan ise İzlanda 2011 yılında Filistin’i tanımıştır. Doğu Avrupa’dan Slovakya, Macaristan, Polonya ve Romanya gibi ülkeler 1988-1990 döneminde tanıma kararlarını açıklamıştı. Bu bağlamda, Avrupa kıtasında Filistin’in tanınması daha sınırlı ve kademeli bir seyir izlemiştir.


Bu dönemde tanıma kararları, özellikle Latin Amerika’nın siyasi blokları içinde koordineli şekilde alınmış; Venezuela, Brezilya ve Arjantin gibi bölgesel aktörler, diğer ülkelere örnek teşkil etmiştir. Böylece, 2012 yılı itibarıyla Filistin’i tanıyan ülke sayısı 133’e ulaşmıştır.

2013–2024 Yılları Arasında Alınan Tanıma Kararları

2013 yılı itibarıyla Filistin Devleti’ni tanıyan ülkelere Vatikan da resmen katılmıştır. Katolik Kilisesi’nin yönetim merkezi olan ve Birleşmiş Milletler’de gözlemci statüsüne sahip olan Vatikan, Filistin’in devlet statüsünü desteklediğini diplomatik olarak ilan etmiştir. Aynı yıl Guatemala ve Haiti de tanıma kararı almıştır.


2014 yılında İsveç, Batı Avrupa’da Filistin Devleti’ni tanıyan ilk ülke olmuştur. İsveç hükümeti, tanıma kararını Avrupa Birliği’nin Filistin politikasında bir dönüm noktası olarak duyurmuştur. 2015 yılında ise Saint Lucia Filistin’i tanımış, Vatikan ve diğer küçük ada ülkeleri bu süreci desteklemiştir.


2018 yılında Kolombiya, 2019’da Saint Kitts and Nevis tanıma açıklaması yapmıştır. 2023 yılına gelindiğinde ise Meksika Filistin’i tanıyan ülkeler arasına katılmıştır.


2024 yılında ise dört Karayip ülkesi Filistin Devleti’ni resmen tanıma kararı almıştır: Barbados (20 Nisan), Jamaika (24 Nisan), Trinidad ve Tobago (3 Mayıs) ve Bahamalar (8 Mayıs).


Aynı yıl içinde Norveç, İrlanda ve İspanya 22 Mayıs tarihinde eş zamanlı açıklamalarla Filistin’i tanıdıklarını ilan etmiştir. Bu üç ülke, tanımayı 1967 sınırları çerçevesinde ve Doğu Kudüs’ü başkent olarak kabul eden iki devletli çözüm perspektifine dayandırmıştır. Bu tanımaların ardından Slovenya da 4 Haziran 2024’te benzer bir kararı yürürlüğe koymuştur. Ermenistan ise 21 Haziran 2024 tarihinde tanıma kararını ilan eden ülkeler arasında yer almıştır.


Bu dönemdeki tanımalarla birlikte Filistin Devleti’ni tanıyan ülke sayısı 147’ye yükselmiştir. Bu ülkelerden bir kısmı tanımayı Birleşmiş Milletler nezdinde de teyit etmiştir. Tanıyan ülkelerin büyük çoğunluğu Afrika, Asya, Latin Amerika ve Karayipler’den oluşurken; Batı Avrupa’dan yalnızca İsveç, İrlanda, Norveç ve İspanya bu yönde resmi adım atmıştır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinden Rusya, Çin ve Fransa tanımayı gerçekleştirmiştir.

11 Ağustos 2025

"New York Çağrısı" ve 15 Ülkenin Ortak Açıklaması (Temmuz 2025)

30 Temmuz 2025 tarihinde Andorra, Avustralya, Kanada, Finlandiya, Fransa, İzlanda, İrlanda, Lüksemburg, Malta, Yeni Zelanda, Norveç, Portekiz, San Marino, Slovenya ve İspanya dışişleri bakanları tarafından “New York Çağrısı” başlığıyla ortak bir açıklama yayımlanmıştır.


Bu açıklamada, Filistin Devleti’nin tanınmasının iki devletli çözüm sürecinde “atılması gereken temel bir adım” olduğu ifade edilmiştir. Açıklamayı yayımlayan ülkeler, Filistin’i henüz tanımamış veya tanımaya yönelik olumlu bir değerlendirme bildirmemiş tüm devletleri, bu sürece katılmaya davet etmiştir.


Metinde, İsrail ile Filistin’in uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler kararlarıyla uyumlu, güvenli ve tanınmış sınırlar içinde iki demokratik devlet olarak yan yana yaşaması vizyonuna bağlılık teyit edilmiştir. Açıklamada ayrıca Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nin Filistin Yönetimi altında birleşmesinin önemi vurgulanmıştır.


Ortak çağrıda, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın 10 Haziran 2025’te iki devletli çözüme yönelik verdiği taahhütlerin memnuniyetle karşılandığı belirtilmiştir. Söz konusu açıklama, Avrupa Birliği, Arap Birliği ve diğer bölgesel kuruluşlarla yapılan koordinasyon toplantılarının ardından yayımlanmış ve kamuoyuna sunulmuştur.

23 Eylül 2025

Kanada, Avustralya, Birleşik Krallık ve Portekiz’in Filistin Devleti’ni Tanıması (2025)

Kanada, Avustralya, Birleşik Krallık ve Portekiz, 21 Eylül 2025 tarihinde Filistin Devleti’ni resmen tanıdıklarını açıklamışlardır. Dört ülkenin eşgüdümlü şekilde duyurduğu bu karar, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun yüksek düzeyli görüşmelerinin başlamasından önce ilan edilmiştir.


Tanıma süreci, özellikle Gazze’deki çatışmalar ve Batı Şeria’da devam eden yerleşim faaliyetleri bağlamında şekillenmiştir. Açıklamalar, her ülkenin kendi başbakanı veya dışişleri bakanı tarafından yapılmış, Filistin yönetimiyle yapılacak işbirlikleri ve reform sürecine dair koşullar da belirtilmiştir.

Kanada’nın Açıklaması

Kanada Başbakanı Mark Carney, 21 Eylül 2025 tarihinde yaptığı yazılı açıklamada ülkesinin Filistin Devleti’ni tanıdığını bildirmiştir. Carney, 1947 yılından bu yana Kanada hükümetlerinin iki devletli çözümü desteklediğini, ancak geçen yıllar içinde bu çözüme dair umutların azaldığını ifade etmiştir. İsrail’in Batı Şeria’daki yerleşim faaliyetlerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunu, Gazze’de on binlerce sivilin öldürüldüğünü ve milyonlarca kişinin yerinden edildiğini vurgulamıştır.


Başbakan Carney, tanıma kararının Filistin halkı için kalıcı barışa katkı sunmayı amaçladığını belirtmiştir. “Kanada bu tanımanın her derde deva olacağı illüzyonuna kapılmadı” ifadesiyle, kararın Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’ndeki temel insan hakları prensipleri ve Kanada’nın uzun süreli politikası çerçevesinde alındığını açıklamıştır.


Carney, Filistin yönetiminin reformlar konusunda Kanada ve uluslararası topluma doğrudan taahhütlerde bulunduğunu belirtmiştir. Bu taahhütler arasında genel seçimlerin düzenlenmesi, Hamas’ın sürece dâhil edilmemesi ve Filistin Devleti’nin demilitarizasyonu yer almıştır. Kanada, bu reformların uygulanması sürecinde Filistin’e destek vereceğini ve uluslararası ortaklarla birlikte güvenilir bir barış planı, demokratik yönetim, kesin güvenlik düzenlemeleri ile Gazze’ye sürekli insani yardım sağlanmasını desteklediğini açıklamıştır.

Avustralya’nın Açıklaması

Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, 21 Eylül 2025 tarihinde yaptığı resmi açıklama ile ülkesinin Filistin Devleti’ni tanıdığını bildirmiştir. Albanese, sosyal medya üzerinden yaptığı duyuruda, Avustralya’nın bağımsız ve egemen Filistin Devleti’ni tanıyarak Filistin halkının uzun süredir hedeflediği amacın kabul edildiğini belirtmiştir. Açıklamasında ayrıca, Avustralya’nın iki devletli çözüme desteğini yinelemiştir.


Başbakan Albanese, Dışişleri Bakanı Penny Wong ile birlikte yayımladığı ortak bildiride, kararın Kanada ve Birleşik Krallık ile eşgüdümlü uluslararası bir çabanın parçası olduğunu vurgulamıştır. Bildiride, iki devletli çözümün yeniden canlandırılabilmesi için sürecin Gazze’de ateşkesin sağlanması ve esirlerin serbest bırakılmasıyla başlaması gerektiği ifade edilmiştir.


Avustralya hükümeti, Hamas’ın bu süreçte herhangi bir rol üstlenemeyeceğini de açıklamıştır. Böylece, Filistin’in tanınması kararına, Gazze’deki çatışmaların sona erdirilmesi ve siyasi sürecin meşru temsilciler eliyle yürütülmesi yönündeki şartlar eşlik etmiştir.

Birleşik Krallık’ın Açıklaması

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, 21 Eylül 2025 tarihinde yaptığı açıklamada ülkesinin Filistin Devleti’ni resmen tanıdığını duyurmuştur. Starmer, sosyal medya üzerinden yayımladığı yaklaşık altı buçuk dakikalık video mesajında, Orta Doğu’da süregelen şiddet ortamında iki devletli çözüm ve barış umudunun canlı tutulması gerektiğini belirtmiştir. “Barış ve iki devletli çözüm güvenli bir İsrail ile yaşayabilir bir Filistin’e işaret ediyor” ifadeleriyle iki tarafın barış içinde yaşama hakkını vurgulamıştır.


Başbakan Starmer, Gazze’deki İsrailli esirlerin serbest bırakılması çağrısında bulunmuş ve Hamas’ın iki devletli çözüme karşı olduğunu ileri sürmüştür. Ayrıca İngiltere’nin önümüzdeki haftalarda bazı Hamas üyelerine yönelik yaptırımlar uygulayacağını açıklamıştır. İsrail’in Gazze’de yürüttüğü bombardımanların yol açtığı açlık ve yıkımı “kabul edilemez” olarak nitelemiş, Batı Şeria’daki toprak gasplarının da iki devletli çözüm ihtimalini zayıflattığını ifade etmiştir.


Starmer, Filistin Devleti’nin tanındığını Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a gönderdiği mektupla resmen bildirmiştir. Bu mektupta kararın, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkına verilen desteğin göstergesi olduğu belirtilmiştir. İngiltere’nin, Filistin yönetiminin reformları uygulama taahhütlerini memnuniyetle karşıladığı ve bu süreçte destek sunacağı açıklanmıştır.


İngiltere Başbakanı ayrıca ülkesinin tarihsel rolüne atıfta bulunmuş, 1917’de yayımlanan Balfour Deklarasyonu’na değinerek, Filistin halkının da eşit haklara sahip olması gerektiğini vurgulamıştır. Starmer, bu kararın İngiltere ve Filistin halkları arasında yeni bir dostluk ve işbirliği döneminin başlangıcı olduğunu ifade etmiştir. İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper’ın Filistinli mevkidaşıyla diplomatik ilişkilerin kurulması için görüşmeler yapacağı da duyurulmuştur.

Portekiz’in Açıklaması

Portekiz Dışişleri Bakanı Paulo Rangel, 21 Eylül 2025 tarihinde Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliğinde yaptığı açıklamada ülkesinin Filistin Devleti’ni resmen tanıdığını bildirmiştir. Rangel, tanıma kararının Bakanlar Kurulu tarafından alındığını, Cumhurbaşkanı ile parlamentoda temsil edilen siyasi partilerin de desteğini aldığını açıklamıştır. Bu kararın Portekiz dış politikasının temel, sürekli ve uzlaşıya dayalı çizgisinin bir yansıması olduğu belirtilmiştir.


Bakan Rangel, tanımanın üç temel ilkeye dayandığını ifade etmiştir. Birincisi, Filistin yönetiminin uluslararası topluma verdiği garantilerdir. Bu garantiler arasında terörizmin kınanması, kurumsal reformların hayata geçirilmesi, seçimlerin hazırlanması, Gazze’de hükümet sorumluluğunun üstlenilmesi ve İsrail’in tanınması yer almıştır. İkinci ilke, İsrail’i henüz tanımayan Arap devletlerinin bu adımı atması ve Hamas’ı açık şekilde kınayarak örgütün Filistin Devleti’nde herhangi bir yetki sahibi olmasını reddetmesidir. Üçüncü ilke ise henüz Filistin’i tanımamış Batılı devletlerin aynı yönde karar almalarıdır.


Portekiz Cumhurbaşkanı Marcelo Rebelo de Sousa da aynı gün yaptığı açıklamada, ülkesinin Filistin Devleti’ni tanıma kararına tam destek verdiğini belirtmiştir. De Sousa, bu kararın iki devletli çözüm yolunu açacağına inandığını ve tanımanın Portekiz için bir “vicdan ve ilke meselesi” olduğunu ifade etmiştir.

Filistin’in Tepkileri

Filistin Dışişleri Bakanlığı, Kanada, Avustralya ve Birleşik Krallık’ın Filistin Devleti’ni tanıma kararlarını memnuniyetle karşıladığını açıklamıştır. Yapılan yazılı açıklamada, bu kararların uluslararası hukuk ve meşruiyet ilkeleriyle uyumlu, cesur adımlar olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, söz konusu tanımaların işgali sona erdirmeye ve bölgesel güvenlik ile istikrarı sağlamaya yönelik hassasiyetlerden kaynaklandığı ifade edilmiştir. Açıklamada, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere Filistin’i henüz tanımayan ülkelere de benzer bir süreç başlatmaları çağrısı yapılmıştır.


Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Kanada, Avustralya ve Birleşik Krallık’ın kararlarını memnuniyetle karşılamış ve bu adımları adil ve kalıcı barışın tesisinde önemli bir gelişme olarak nitelemiştir. Abbas, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’dan aldığı mektup aracılığıyla tanıma kararının kendisine iletildiğini belirtmiş, bu adımı Filistin halkının kendi kaderini tayin ve bağımsız devlet hakkının teyidi olarak değerlendirmiştir.


Abbas ayrıca Portekiz’in kararını da “cesur bir adım” olarak tanımlamıştır. Bu tanımanın iki devletli çözümün uygulanmasına katkı sunacağını, önceliğin Gazze’de ateşkesin sağlanması, insani yardımların girişine izin verilmesi, esir ve tutukluların serbest bırakılması, İsrail’in çekilmesi ve yerleşim faaliyetlerinin durdurulması olduğunu ifade etmiştir.


Fetih Hareketi Başkan Yardımcısı Mahmud el-Alul, Birleşik Krallık, Kanada ve Avustralya’nın tanıma kararlarını Filistin’in bağımsızlık mücadelesinde “tarihi bir aşama” olarak nitelendirmiştir. Açıklamada, bu kararların halkların iradesinin ve meşru haklarının teyidi olduğu belirtilmiştir.


Hamas ise söz konusu tanımaları “önemli bir adım” olarak değerlendirmiş, ancak bu adımların Gazze’deki saldırıların durdurulması ve Batı Şeria’daki ilhak projelerine karşı somut eylemlerle desteklenmesi gerektiğini açıklamıştır. Hamas’ın açıklamasında, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını kullanıncaya ve bağımsız devlet kuruluncaya kadar uluslararası toplumun desteğinin sürmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Uluslararası Tepkiler

Kanada, Avustralya ve Birleşik Krallık’ın Filistin Devleti’ni tanıma kararları, bölgedeki Arap ülkeleri ve uluslararası örgütler tarafından olumlu karşılanmıştır. Ürdün Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Fuad el-Mecali, kararın Filistin halkının kendi devletini kurma hakkının gerçekleşmesine yönelik artan uluslararası irade ile uyumlu olduğunu belirtmiştir.


Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada üç ülkenin adımını selamlamış ve bu kararın 2002 Arap Barış Girişimi’nde belirtilen şekilde bağımsız Filistin Devleti kurulmadan bölgede kalıcı çözüm veya istikrar olmayacağını teyit ettiğini ifade etmiştir.


Kuveyt Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, bu kararın bölgedeki barış umutlarını güçlendireceği ve iki devletli çözüm yönündeki uluslararası çabaları destekleyeceği belirtilmiştir. Açıklamada ayrıca, tüm ülkelerin benzer adımlar atarak güvenlik, istikrar ve refahı sağlamak için katkı sunmaları gerektiği vurgulanmıştır.


Umman Dışişleri Bakanlığı, kararın iki devletli çözümün gerçekleşmesi ve bölgede güvenlik ile barışın temellerinin sağlamlaştırılması açısından önemli bir gelişme olduğunu bildirmiştir. Açıklamada, Filistin’i henüz tanımamış devletlere de benzer adımlar atmaları yönünde çağrı yapılmıştır.


Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, kararları memnuniyetle karşılamış ve bu tutumları “cesur” olarak nitelendirmiştir. Genel Sekreter, söz konusu tanımanın Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir devlet kurma hakkını temsil ettiğini vurgulamıştır.

İsrail ve ABD’nin Tepkileri

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Kanada, Avustralya ve Birleşik Krallık’ın Filistin Devleti’ni tanıma kararına karşı çıkmış ve bu adımı “terörizme ödül” olarak nitelendirmiştir. Netanyahu, video mesajında işgal altındaki Batı Şeria’nın ilhak edilebileceği yönünde üstü kapalı bir tehditte bulunmuş ve “Bekleyin ve görün” ifadelerini kullanmıştır. Ayrıca, yasa dışı Yahudi yerleşimlerinin artırılacağını belirtmiştir.


İsrail hükümetinden farklı bakanlar da benzer yönde açıklamalar yapmıştır. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Kültür ve Spor Bakanı Miki Zohar, Batı Şeria’nın ilhak edilmesi çağrısında bulunmuşlardır. İsrail Dışişleri Bakanlığı ise sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Filistin’in tanınmasına yönelik kararların “barışı teşvik etmediğini ve bölgeyi istikrarsızlaştırdığını” ileri sürerek, tek taraflı tanıma açıklamalarını kategorik olarak reddettiklerini bildirmiştir.


İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Filistin’i tanıyan devletleri “ahlak dışı, çirkin ve iğrenç” bir eylemde bulunmakla suçlamıştır. Amerika Birleşik Devletleri ise daha önce defalarca Filistin Devleti’nin tanınmasının Hamas için bir “ödül” olacağı yönündeki tutumunu yinelemiştir. ABD yönetimi, tanıma kararlarının mevcut koşullarda barış sürecine katkı sağlamayacağını ve İsrail’in güvenliği için risk oluşturduğunu iddia etmiştir.

23 Eylül 2025

Fransa, Monako, Belçika, Lüksemburg, Malta ve Andorra’nın Filistin Devleti’ni Tanıması (2025)

Fransa, Monako, Belçika, Lüksemburg, Malta ve Andorra’nın Filistin Devleti’ni tanıması, 22 Eylül 2025 tarihinde New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu görüşmeleri öncesinde düzenlenen yüksek düzeyli uluslararası konferansta açıklanmıştır. Konferans, Fransa ve Suudi Arabistan öncülüğünde gerçekleştirilmiş ve “Filistin Meselesine Çözüm Bulunması ve İki Devletli Çözümün Hayata Geçirilmesi” başlığını taşımıştır.


“Filistin Meselesine Çözüm Bulunması ve İki Devletli Çözümün Hayata Geçirilmesi” başlıklı Yüksek Düzeyli Uluslararası Konferans, 22 Eylül 2025 - (Anadolu Ajansı)


Söz konusu tanımalar, Kanada, Avustralya, Birleşik Krallık ve Portekiz’in 21 Eylül 2025’te açıkladığı benzer kararların hemen ardından duyurulmuştur. Kısa süre içinde Batı Avrupa ve Anglosakson ülkeleri arasında Filistin’i tanıyan devletlerin sayısı genişlemiştir. Bu gelişme sonucunda, 193 BM üyesi devletten 157’si Filistin’i resmen tanıyan ülkeler arasına katılmıştır. Vatikan da üye olmamakla birlikte Filistin Devleti’ni tanıyan aktörler arasında yer almaktadır.


Yeni tanımalar, Gazze’de süregelen çatışmalar ve Batı Şeria’daki yerleşim faaliyetleri bağlamında gerçekleşmiş, uluslararası toplumun iki devletli çözüm sürecine ivme kazandırma girişimlerinden biri olarak kayda geçmiştir.

Fransa’nın Tanıma Kararı

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 22 Eylül 2025’te Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde düzenlenen “Filistin Meselesine Çözüm Bulunması ve İki Devletli Çözümün Hayata Geçirilmesi” konulu yüksek düzeyli uluslararası konferansta ülkesinin Filistin Devleti’ni tanıdığını açıklamıştır. Macron, konuşmasında “Gazze’de savaşı durdurmanın zamanı geldi” ifadesini kullanmış ve uluslararası toplumun ortak sorumluluğuna vurgu yapmıştır.


Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, New York'taki BM Genel Merkezi’nde düzenlenen “Filistin Meselesine Çözüm Bulunması ve İki Devletli Çözümün Hayata Geçirilmesi Konulu Yüksek Düzeyli Uluslararası Konferansı”nda konuşuyor, 22 Eylül 2025 - (Anadolu Ajansı)


Cumhurbaşkanı, Fransa’nın Orta Doğu’ya olan tarihsel bağlılığını hatırlatarak, tanımanın Filistin halkının meşru haklarını teyit ettiğini, bunun İsrail’in haklarını eksiltmeyeceğini ve aynı zamanda İsrail’in güvenliğine de katkı sağlayacağını belirtmiştir. Tanımanın, İsrail ve Filistin arasında faydalı müzakerelerin yürütülmesine imkân sağlayacağını, sahadaki şiddet döngüsünü kıracak ve her iki taraf için de barış ve güvenlik üretecek bir mekanizmanın kurulmasına katkıda bulunacağını ifade etmiştir.


Macron, Hamas’ın elindeki esirlerin derhal ve koşulsuz serbest bırakılması gerektiğini ve İsrail’in Gazze’deki tüm askeri operasyonlarına son vermesi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca, Gazze’ye engelsiz insani yardım girişinin sağlanmasının zorunlu olduğunu dile getirmiştir. İkinci aşamada Gazze’de istikrarın ve yeniden inşa sürecinin başlatılması gerektiğini, Hamas’ın silahsızlandırılması gerektiğini ve Gazze’nin güvenliğinin Filistin yönetiminin dahil olacağı bir geçiş hükümetine bırakılması gerektiğini savunmuştur.


Macron, ateşkesin sağlanmasının ardından Fransa’nın Filistin’de büyükelçilik açmayı değerlendireceğini belirtmiştir. Ayrıca, Avrupalı ortaklarla birlikte İsrail ile işbirliğinin düzeyinin, İsrail’in savaşı sona erdirmek ve barış müzakereleri yürütmek için atacağı adımlara bağlı olacağını açıklamıştır. Fransa’nın hedefinin, toprak bütünlüğünü sağlayan, İsrail’i tanıyan ve İsrail tarafından tanınan, egemen, bağımsız ve silahsızlandırılmış bir Filistin Devleti’nin kurulması olduğunu vurgulamıştır.


Fransa Cumhurbaşkanı, Arap ve Müslüman ortaklarından da Filistin Devleti kurulduğu anda İsrail’i tanıma ve normal ilişkiler kurma taahhütlerini yerine getirmelerini beklediğini belirtmiştir. Konferansta yaptığı konuşmada barış için zorlu bir mekanizma kurulacağını, tarafların el sıkışmaya hazır olduğunu ve savaşın acilen sona erdirilmesi gerektiğini ifade etmiştir.


Filistin Dışişleri Bakanlığı, Fransa’nın tanıma kararını memnuniyetle karşılamış ve bu adımı uluslararası hukuk ve BM kararlarıyla uyumlu, tarihi ve cesur bir karar olarak nitelendirmiştir. Açıklamada, bu kararın iki devletli çözüm çabalarına destek sağlayacağı da belirtilmiştir.

Monako’nun Tanıma Kararı

Monako Prensi II. Albert, 23 Eylül 2025 tarihinde yapılan konferansta ülkesinin Filistin Devleti’ni tanıdığını açıklamıştır. Prens, Monako’nun başından beri iki temel ilkeyi savunduğunu belirtmiştir: İsrail’in güvenli ve tanınmış sınırlar içinde varlığını sürdürmesi ve Filistin halkının egemen, demokratik bir devlete sahip olma hakkı. Bu bağlamda, tanıma kararıyla İsrail’in varlığına verilen desteğin yinelendiğini ve aynı zamanda Filistin’in uluslararası hukuk çerçevesinde devlet olarak kabul edildiğini ifade etmiştir.


Prens II. Albert, temel haklara saygı esas alınarak sürdürülebilir bir çözüme ulaşmanın her zamankinden daha acil hale geldiğini vurgulamıştır. Ayrıca barışın belirsiz bir umut olarak kalmaması gerektiğini dile getirerek, iki devletli çözümün kalıcı istikrarın yolunu açacağını ve Monako’nun bu çözümü savunmaya devam edeceğini belirtmiştir.

Belçika’nın Tanıma Kararı

Belçika Başbakanı Bart De Wever, 22 Eylül 2025’te düzenlenen konferansta ülkesinin Filistin Devleti’ni tanıdığını açıklamıştır. De Wever, Belçika’nın her zaman iki devletli çözümü savunduğunu ve New York Bildirgesi’nin imzacıları arasına katılarak bu tutumunu bir kez daha teyit ettiğini belirtmiştir. Ayrıca ülkesinin bu duruşunu Gazze’ye gönderdiği insani yardımlarla da ortaya koyduğunu ifade etmiştir.


Başbakan, Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşim faaliyetlerine değinerek, uluslararası toplumun Filistin Devleti olasılığını canlı tutacak bir yanıt üretmemesi halinde iki devletli çözüm ihtimalinin kaybedilmesinden duyulan endişeyi dile getirmiştir.


De Wever, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da dahil olmak üzere bazı İsrailli bakanların Filistin Devleti’nin asla var olmayacağı yönündeki açıklamalarına da değinmiştir. Bu söylemlerin, Filistinlilerin kendi devletlerine sahip olma hakkını yeniden teyit etmek için ek bir gerekçe oluşturduğunu ifade etmiştir. Bu nedenle Belçika’nın Filistin Devleti’ni tanıyan ülkeler grubuna katılarak dünyaya güçlü bir siyasi ve diplomatik mesaj verdiğini belirtmiştir.

Lüksemburg’un Tanıma Kararı

Lüksemburg Başbakanı Luc Frieden, düzenlenen konferansta ülkesinin Filistin Devleti’ni tanıdığını açıklamıştır. Frieden, bu tanımanın bir sürecin sonu değil; umut, diplomasi, diyalog ve birlikte yaşama fikrine bağlılığın başlangıcı olduğunu vurgulamıştır.


Başbakan, Lüksemburg’un iki devletli çözümü desteklediğini hatırlatarak, önlerindeki yolun kolay olmayacağını, ancak tanımanın kaybedilen siyasi ufka yeniden ivme kazandırmaya katkıda bulunacağını belirtmiştir. Tanımanın tek başına yeterli olmayacağını, fakat yeni bir sürecin başlatılmasına yardımcı olacağını ifade etmiştir.


Frieden, barışın adım adım ve “tuğla tuğla” inşa edildiğini söyleyerek, bu kararın yas tutan ailelere bir mesaj, çocuklara bir umut ve vazgeçmeyenlere bir destek olduğunu dile getirmiştir.

Malta’nın Tanıma Kararı

Malta Başbakanı Robert Abela, 22 Eylül 2025’te düzenlenen konferansta ülkesinin Filistin Devleti’ni tanıdığını açıklamıştır. Konuşmasının başında “Malta Cumhuriyeti, Filistin Devleti’ni resmen tanıdığını gururla teyit etmektedir” ifadelerini kullanmış ve bu kararın iki halkın geleceğini güvence altına alacak tek yol olarak barışçıl iki devletli çözüme somut bir bağlılık göstergesi olduğunu belirtmiştir.


Abela, Filistinlilerin tek devlet ve tek hükümet yaklaşımını desteklediklerini dile getirmiştir. Bunun yanı sıra İsrail hükümetlerinin de acil sorumluluklar üstlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Sivillere ve altyapıya yönelik saldırıların derhal durdurulması gerektiğini söyleyen Başbakan, Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşimci işgali ve buna bağlı şiddetin de sona erdirilmesi çağrısında bulunmuştur. Abela ayrıca, Gazze’de açlık yaşandığını ve yetersiz miktardaki gıda yardımına ulaşmaya çalışan sivillerin ölümüne izin verilemeyeceğini ifade etmiştir.

Andorra’nın Tanıma Kararı

Andorra, New York’ta düzenlenen yüksek düzeyli konferansta Filistin Devleti’ni tanıdığını açıklayan ülkeler arasında yer almıştır. Tanıma kararı, Fransa, Belçika, Lüksemburg, Malta ve Monako ile birlikte eş zamanlı olarak duyurulmuştur.

Uluslararası Tepkiler

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, ABD yönetiminin kendisine vize vermemesi nedeniyle toplantıya bizzat katılamamış, mesajını video konferans yoluyla iletmiştir. Abbas, tanıma kararlarını açıklayan ülkelere teşekkür ederek diğer devletleri de benzer adımlar atmaya davet etmiştir. Ayrıca Filistin’in BM’de tam üyelik hakkı için destek talebinde bulunmuştur.


Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre, konferansta yaptığı konuşmada yeni tanıma kararlarını “tarihi bir zirve” olarak nitelendirmiştir. Norveç’in geçen yıl İspanya, İrlanda ve Slovenya ile birlikte Filistin’i tanıdığını hatırlatan Støre, Gazze’deki durumun felaket boyutunda olduğunu, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkına sahip bulunduğunu ve ülkesinin bu yönde desteğini sürdüreceğini vurgulamıştır.


Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, konferansta yaptığı konuşmada Filistinliler için devlet kurmanın bir “ödül” değil, bir “hak” olduğunu belirtmiştir. Guterres, İsrail-Filistin çatışmasının nesillerdir çözümsüz kaldığını, uluslararası hukukun ihlal edildiğini ve yerleşim faaliyetlerinin iki devletli çözümü tehdit ettiğini ifade etmiştir. Ayrıca Gazze’deki toplu cezalandırma ve sivillere yönelik saldırıların hiçbir şekilde meşrulaştırılamayacağını söylemiştir.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarEdanur Karakoç1 Ağustos 2025 11:30

Etiketler

Özet

Filistin, 15 Kasım 1988’de bağımsızlığını ilan ettikten sonra özellikle Asya, Afrika ve Arap dünyasında hızla tanındı. İlk dört gün içinde 46 ülke tanıma kararı aldı, yıl sonuna kadar bu sayı 83’e ulaştı. 2000 sonrası dönemde Latin Amerika ülkeleri ve Karayipler sürece dahil oldu, 2012 itibarıyla tanıyan ülke sayısı 133’e yükseldi. 2013–2023 döneminde Vatikan, İsveç, Kolombiya ve Meksika gibi ülkeler Filistin’i tanıyanlar arasına katıldı. 2024 yılında Barbados, Jamaika, Trinidad ve Tobago, Bahamalar, Norveç, İrlanda, İspanya, Slovenya ve Ermenistan gibi ülkelerin açıklamalarıyla sayı 147’ye çıktı. 2025 yılında ise Kanada, Avustralya, İngiltere, Portekiz, Fransa, Monako, Belçika, Lüksemburg ve Malta’nın eş zamanlı tanımalarıyla Filistin’i tanıyan ülke sayısı 157’ye yükseldi.

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Filistin Devleti’nin Uluslararası Tanınması" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • 1 Ağustos 2025

    Tanımanın Tarihçesi ve Başlangıcı (1988–1999)

  • 1 Ağustos 2025

    2000–2012 Arası Tanımalar ve Latin Amerika’nın Rolü

  • 1 Ağustos 2025

    2013–2024 Yılları Arasında Alınan Tanıma Kararları

  • 11 Ağustos 2025

    "New York Çağrısı" ve 15 Ülkenin Ortak Açıklaması (Temmuz 2025)

  • 23 Eylül 2025

    Kanada, Avustralya, Birleşik Krallık ve Portekiz’in Filistin Devleti’ni Tanıması (2025)

  • 23 Eylül 2025

    Fransa, Monako, Belçika, Lüksemburg, Malta ve Andorra’nın Filistin Devleti’ni Tanıması (2025)

Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.

KÜRE'ye Sor