
ORCID ID
0000-0003-0230-6460
29 Kasım 2012 tarihinde BM Genel Kurulunda alınan A/RES/67/19 sayılı kararla, Filistin’in BM nezdindeki statüsü “gözlemci varlık” konumundan “üye olmayan gözlemci devlet” düzeyine yükseltilmiş ve BM, Filistin’i devlet sıfatıyla tanımıştır (United Nations General Assembly, 2012). Filistin halkı açısından tarihi önem taşıyan bu karar, Filistin’in egemenlik ve bağımsızlık yönündeki uzun süreli diplomatik çabalarının somut bir yansıması niteliğindedir【1】. Oylama, Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü’nde gerçekleştirilmiş ve 9 ülkenin aleyhte oyuna karşı 138 ülkenin lehte oyuyla kabul edilmiştir; 41 ülke çekimser kalmış, 3 ülke ise oylamaya katılmamıştır. “Hayır” oyu kullanan ülkeler arasında ABD, İsrail ve Kanada gibi ülkeler yer almıştır (UN Press, 2012).Bu karar, Filistin Kurtuluş Örgütünün (FKÖ) Filistin halkının meşru temsilcisi olarak sahip olduğu hakları ve uluslararası düzeydeki tanınırlığını korurken, Filistin’e açık biçimde “devlet” sıfatı atfetmiştir. Filistin Devleti, 23 Eylül 2011 tarihinde BM’ye tam üyelik başvurusunda bulunmuştur. Bu gelişme, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı çerçevesinde devlet statüsü elde etme mücadelesinin uluslararası hukuk sahasında daha fazla meşruiyet kazandığını göstermektedir (United Nations General Assembly, 2012).Filistin’in henüz BM’e tam üyeliğine kabul edilmemişken 2011’de UNESCO’ya tam üye olması, uluslararası toplum nezdinde devlet olarak tanınma iradesinin güçlendiğini ve bu iradenin çok sayıda devlet tarafından benimsendiğini ortaya koymuştur. Bu süreç, BM Genel Kurulundaki oylamaya zemin hazırlamış ve Filistin’in uluslararası hukukta görünürlüğünü pekiştirmiştir (UN Press, 2012).Filistin’in 1933 tarihli Montevideo Sözleşmesi’nde belirtilen sürekli nüfus, tanımlanmış toprak, işleyen hükümet ve diğer devletlerle ilişki kurma kapasitesi gibi ölçütlere göre, devlet niteliklerine sahip olduğu savunulmaktadır. Her ne kadar işgal ve siyasi bölünmeler gibi fiili durumlar bu unsurları karmaşık hale getirse de Filistin, uluslararası toplumun büyük çoğunluğu tarafından tanınmakta ve bu tanınma, onun devlet statüsü iddiasını güçlendirmektedir (Aral, 2024).Filistin’in Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) nezdinde Roma Statüsü’ne taraf olma süreci de bu bağlamda değerlendirilmektedir. Devlet statüsüne ilişkin uluslararası tartışmaların gölgesinde ilerleyen bu süreç, 22 Ocak 2009 tarihinde Filistin Adalet Bakanlığı tarafından UCM’ye sunulan, Roma Statüsü’nün 12 (3) maddesine dayanan bir beyanla başlamıştır. Bu beyanla, Filistin Devleti, UCM’nin ad hoc (geçici/özel amaçlı) yargı yetkisini tanımış ve bu yetki 1 Temmuz 2002 tarihinden itibaren Filistin topraklarında işlenen suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiştir (Pekmez, 2024: 60). Ancak UCM Savcılık Ofisi, 3 Nisan 2012 tarihinde yaptığı değerlendirmede, Filistin’in BM nezdindeki konumunun “üye olmayan devlet” değil, yalnızca “gözlemci” statüsünde olduğu kanaatine varmış, bu nedenle Filistin’in söz konusu madde kapsamında geçerli bir beyan sunamayacağı sonucuna ulaşmıştır.Bu yaklaşım, BM Genel Kurulunun Kasım 2012 tarihinde Filistin’i “üye olmayan gözlemci devlet” olarak kabul etmesiyle değişmiştir. Bu gelişmenin ardından Filistin, 31 Aralık 2014 tarihinde UCM’ye yeni bir ad hoc deklarasyon sunarak mahkemenin yargı yetkisini 13 Haziran 2014 tarihinden itibaren Gazze, Batı Şeria ve Kudüs’ün doğusunu kapsayan İşgal Altındaki Filistin Toprakları için tanıdığını beyan etmiştir (Pekmez, 2024: 61). Söz konusu deklarasyonun ardından, Filistin’in Roma Statüsü’ne taraf olma süreci 1 Nisan 2015 tarihinde resmen tamamlanmıştır. Bu süreç, Filistin’in uluslararası hukukta devlet olarak tanınma çabalarının, UCM gibi uluslararası yargı mekanizmaları nezdinde yürütülen meşruiyet ve yetki tanıma tartışmalarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu göstermektedir.Filistin’in BM’de “üye olmayan gözlemci devlet” statüsüne yükseltilmesi, bir yandan Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını uluslararası sahnede daha güçlü şekilde dile getirme zeminini yaratırken, diğer yandan uluslararası kuruluşlara katılım ve adalet mekanizmalarına başvuru kanallarını da açmıştır. Ancak bu kazanımların somut etkiler yaratabilmesi, büyük ölçüde uluslararası toplumun siyasi iradesine, özellikle de etkili devletlerin pozisyonlarına bağlıdır.Buna rağmen, Filistin için bu statü, devlet olarak tanınma yolunda stratejik bir mevzi, bağımsızlık ve egemenlik mücadelesinde diplomatik bir dayanak noktası olma niteliğindedir. Bu gelişmeler, Filistin ulusal hareketinin mevcut evresinde bir “meşruiyet mücadelesi” bağlamında değerlendirilmekte olup hukukun bu doğrultuda anlamlı ve işlevsel bir rol üstlendiği ifade edilmektedir (Falk,2017: 93).
29 Kasım 2012 tarihinde BM Genel Kurulunda alınan A/RES/67/19 sayılı kararla, Filistin’in BM nezdindeki statüsü “gözlemci varlık” konumundan “üye olmayan gözlemci devlet” düzeyine yükseltilmiş ve BM, Filistin’i devlet sıfatıyla tanımıştır (United Nations General Assembly, 2012). Filistin halkı açısından tarihi önem taşıyan bu karar, Filistin’in egemenlik ve bağımsızlık yönündeki uzun süreli diplomatik çabalarının somut bir yansıması niteliğindedir【1】. Oylama, Filistin Halkıyla Uluslararası Dayanışma Günü’nde gerçekleştirilmiş ve 9 ülkenin aleyhte oyuna karşı 138 ülkenin lehte oyuyla kabul edilmiştir; 41 ülke çekimser kalmış, 3 ülke ise oylamaya katılmamıştır. “Hayır” oyu kullanan ülkeler arasında ABD, İsrail ve Kanada gibi ülkeler yer almıştır (UN Press, 2012).
Bu karar, Filistin Kurtuluş Örgütünün (FKÖ) Filistin halkının meşru temsilcisi olarak sahip olduğu hakları ve uluslararası düzeydeki tanınırlığını korurken, Filistin’e açık biçimde “devlet” sıfatı atfetmiştir. Filistin Devleti, 23 Eylül 2011 tarihinde BM’ye tam üyelik başvurusunda bulunmuştur. Bu gelişme, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı çerçevesinde devlet statüsü elde etme mücadelesinin uluslararası hukuk sahasında daha fazla meşruiyet kazandığını göstermektedir (United Nations General Assembly, 2012).
Filistin’in henüz BM’e tam üyeliğine kabul edilmemişken 2011’de UNESCO’ya tam üye olması, uluslararası toplum nezdinde devlet olarak tanınma iradesinin güçlendiğini ve bu iradenin çok sayıda devlet tarafından benimsendiğini ortaya koymuştur. Bu süreç, BM Genel Kurulundaki oylamaya zemin hazırlamış ve Filistin’in uluslararası hukukta görünürlüğünü pekiştirmiştir (UN Press, 2012).
Filistin’in 1933 tarihli Montevideo Sözleşmesi’nde belirtilen sürekli nüfus, tanımlanmış toprak, işleyen hükümet ve diğer devletlerle ilişki kurma kapasitesi gibi ölçütlere göre, devlet niteliklerine sahip olduğu savunulmaktadır. Her ne kadar işgal ve siyasi bölünmeler gibi fiili durumlar bu unsurları karmaşık hale getirse de Filistin, uluslararası toplumun büyük çoğunluğu tarafından tanınmakta ve bu tanınma, onun devlet statüsü iddiasını güçlendirmektedir (Aral, 2024).
Filistin’in Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) nezdinde Roma Statüsü’ne taraf olma süreci de bu bağlamda değerlendirilmektedir. Devlet statüsüne ilişkin uluslararası tartışmaların gölgesinde ilerleyen bu süreç, 22 Ocak 2009 tarihinde Filistin Adalet Bakanlığı tarafından UCM’ye sunulan, Roma Statüsü’nün 12 (3) maddesine dayanan bir beyanla başlamıştır. Bu beyanla, Filistin Devleti, UCM’nin ad hoc (geçici/özel amaçlı) yargı yetkisini tanımış ve bu yetki 1 Temmuz 2002 tarihinden itibaren Filistin topraklarında işlenen suçları kapsayacak şekilde düzenlenmiştir (Pekmez, 2024: 60). Ancak UCM Savcılık Ofisi, 3 Nisan 2012 tarihinde yaptığı değerlendirmede, Filistin’in BM nezdindeki konumunun “üye olmayan devlet” değil, yalnızca “gözlemci” statüsünde olduğu kanaatine varmış, bu nedenle Filistin’in söz konusu madde kapsamında geçerli bir beyan sunamayacağı sonucuna ulaşmıştır.
Bu yaklaşım, BM Genel Kurulunun Kasım 2012 tarihinde Filistin’i “üye olmayan gözlemci devlet” olarak kabul etmesiyle değişmiştir. Bu gelişmenin ardından Filistin, 31 Aralık 2014 tarihinde UCM’ye yeni bir ad hoc deklarasyon sunarak mahkemenin yargı yetkisini 13 Haziran 2014 tarihinden itibaren Gazze, Batı Şeria ve Kudüs’ün doğusunu kapsayan İşgal Altındaki Filistin Toprakları için tanıdığını beyan etmiştir (Pekmez, 2024: 61). Söz konusu deklarasyonun ardından, Filistin’in Roma Statüsü’ne taraf olma süreci 1 Nisan 2015 tarihinde resmen tamamlanmıştır. Bu süreç, Filistin’in uluslararası hukukta devlet olarak tanınma çabalarının, UCM gibi uluslararası yargı mekanizmaları nezdinde yürütülen meşruiyet ve yetki tanıma tartışmalarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu göstermektedir.
Filistin’in BM’de “üye olmayan gözlemci devlet” statüsüne yükseltilmesi, bir yandan Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını uluslararası sahnede daha güçlü şekilde dile getirme zeminini yaratırken, diğer yandan uluslararası kuruluşlara katılım ve adalet mekanizmalarına başvuru kanallarını da açmıştır. Ancak bu kazanımların somut etkiler yaratabilmesi, büyük ölçüde uluslararası toplumun siyasi iradesine, özellikle de etkili devletlerin pozisyonlarına bağlıdır.
Buna rağmen, Filistin için bu statü, devlet olarak tanınma yolunda stratejik bir mevzi, bağımsızlık ve egemenlik mücadelesinde diplomatik bir dayanak noktası olma niteliğindedir. Bu gelişmeler, Filistin ulusal hareketinin mevcut evresinde bir “meşruiyet mücadelesi” bağlamında değerlendirilmekte olup hukukun bu doğrultuda anlamlı ve işlevsel bir rol üstlendiği ifade edilmektedir (Falk,2017: 93).
Aral, Berdal (2024). “Uluslararası Hukuk ve Filistin Sorunu Üzerine”. Perspektif. Erişim Tarihi: 16.05.2025, https://www.perspektif.online/uluslararasi-hukuk-ve-filistin-sorunu-uzerine-ii/.Falk, Richard (2017). Palestine’s Horizon: Toward a Just Peace. London: Pluto Press. Pekmez, Kelep T. (2024). “Uluslararası Ceza Mahkemesi Tarafından Yürütülen Soruşturmanın Genişletilmesi: Filistin Devleti’ndeki Durum Örneği”. Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, 15 (60), 53-78. United Nations General Assembly (2012). Status of Palestine in the United Nations (A/RES/67/19). Erişim Tarihi:16.05.2025, https://undocs.org/en/A/RES/67/19.UN Press (2012). General Assembly Votes to Accord Palestine Non-Member Observer State Status at United Nations. Erişim tarihi: 15.05.2025, https://press.un.org/en/2012/ga11317.doc.htm.
[1]
Ayrıca bkz. Filistin Bağımsızlık Günü
| apa | Toçoğlu, F. Z. (2026). Gözlemci Devlet Statüsü. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 652-654) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Toçoğlu, Fatma Zehra. “Gözlemci Devlet Statüsü”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 652-654. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Gözlemci Devlet Statüsü" maddesi için tartışma başlatın