
ORCID ID
0000-0001-7123-2173
Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin kuruluş süreci, 17 Temmuz 1998’de 137 devletin Roma Anlaşması’nı imzalamasıyla başlamış ve anlaşmanın 2002’de yürürlüğe girmesiyle tamamlanmıştır (UCMRT, 1998). Merkezi Hollanda’nın Lahey şehrinde bulunan mahkeme, uluslararası toplumu bütün olarak ilgilendiren soykırım suçu, insanlığa karşı suç, savaş suçları ve saldırı suçları【1】 kapsamında yargı yetkisine sahiptir (UCMRT, 1998: m. 5/1). Bugün 124 devletin taraf olduğu etkili bir yargı organı olarak faaliyetlerine devam etmektedir. Uluslararası Ceza Mahkemesi, yaygın kanaatin aksine BM’nin bir organı olmayıp tümüyle bağımsız bir yargı kuruluşudur. Roma Anlaşması’na taraf olan devletlerin toprakları ve vatandaşları üzerinde mahkemenin yargı yetkisi bulunmaktadır. Ulusal veya uluslararası hukuk çerçevesindeki ayrıcalık ve bağışıklıklar, mahkemenin ilgili kişi üzerinde yargı yetkisini kullanmasına engel teşkil etmez (UCMRT, 1998: m. 27).II. Dünya Savaşı sırasında yaşanan ve soykırım boyutuna ulaşan sistematik insan hakları ihlallerinden ders çıkaran uluslararası toplum, savaş sonrasında inşa edilecek küresel düzenin ön şartının bu tür suçların önlenmesi olduğunu anlamıştır. Uluslararası hukukun ağır ihlalleri neticesinde oluşan devletlerin sorumluluğunun yanı sıra bireylerin sorumluluğuna odaklanma eğilimi, savaş devam ederken galip devletler arasında müzakere edilmeye başlanmıştır (Ambos, 2013: 4). Bu kapsamdaki ilk somut adım, savaş sonrası yenik devletlerin işledikleri savaş suçlarından dolayı yargılanmaları için ad hoc olarak kurulan Tokyo ve Nürnberg mahkemeleridir (Schabas, 2009: 14). Galiplerin eylemlerinin yargılama yetkisinin dışında bırakılması, haklı olarak yoğun eleştirilere neden olmasına rağmen uluslararası hukuk çerçevesinde bireysel sorumluluğun anlaşılmasına önemli katkılar sağlamıştır (Cassese, 2011: 333). Ayrıca Soğuk Savaş sonrasında eski Yugoslavya ve Ruanda’da etnik temelli iç savaşlar sırasında işlenen suçların yargılanması için ad hoc niteliğindeki Eski Yugoslavya ve Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemeleri, BM Güvenlik Konseyi kararlarıyla kurulmuştur (Cryer vd., 2007: 102). Tüm bu süreçte edinilen deneyimler, 2002 yılında daimî olarak faaliyet gösteren Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin kurulmasıyla sonuçlanmıştır.Filistin, devlet olarak Roma Anlaşması’na katılmak için 2015 yılında başvuruda bulunmuştur. Şubat 2021’de mahkeme, 1967’den sonra İsrail işgali altındaki Filistin topraklarında (Kudüs’ün doğusu, Gazze ve Batı Şeria) işlenen suçlar üzerinde yer bakımından yargı yetkisinin olduğuna dair kararı oy çokluğuyla kabul etmiştir (ICC, 2021). Böylece İsrail görevlilerinin silahlı çatışmalar sırasında sistematik olarak işlediği tüm suçların belirlenmesi konusunda ilgili mahkemeye önemli görevler düşmüştür. Zira 7 Ekim olayları bahane edilerek başlatılan askeri operasyonlar dahil olmak üzere, mahkemenin yargı yetkisine giren dört suçun Filistin’in işgal altındaki topraklarında işlendiğine dair çok ciddi kanıtlar vardır (ayrıntılı bilgi için bkz. TİHEK, 2024). Nitekim Uluslararası Adalet Divanı, 26 Ocak 2024 tarihli ara kararında, Gazze halkının gerçek ve yakın bir soykırım tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu karara bağlamıştır (ICJ, 2024).İlgili veriler ışığında ilk olarak, İsrail’in Filistin halkını tamamen yok etmek amacıyla sistemli soykırım eylemleri gerçekleştirdiği özellikle son saldırılarında açıkça görülmektedir. İkinci olarak, Filistin topraklarında işgalci güç olarak İsrail’in sahip olduğu iktidarı, bölgedeki sivil nüfusa karşı planlı, yaygın ve sistematik bir şekilde kullanması insanlığa karşı suç teşkil etmektedir. Üçüncü olarak Filistin topraklarında süregelen işgal sırasında, kasten adam öldürme, işkence ve insanlık dışı muamele, sivillerin öldürülmesi, sivil mallara bilinçli zarar verilmesi, sivillerin zorla yerinden edilmesi veya temel ihtiyaçlara erişimin engellenmesi gibi sayısız savaş suçlarına İsrail her gün bir yenisini eklemekte ve silahlı çatışmalarda uyulması gereken kuralları ağır şekilde ihlal etmektedir【2】. Son olarak ise kuvvet kullanma yasağı kapsamında 1948 BM Anlaşması’nın 2(4) maddesinin ihlal edilmesi suretiyle İsrail’in işlediği saldırı suçu, sayısız BM kararıyla tescil edilmiştir (örneğin bkz. BM Güvenlik Konseyi, 2016).Roma Anlaşmasına taraf olan Filistin Devleti’nin topraklarında 7 Ekim’den sonra işlenen ve Uluslararası Ceza Mahkemesinin yargı yetkisine giren ilgili suçların tespiti ve sorumluların yargılanma süreci devam etmektedir. Bu bağlamda mahkemenin uluslararası toplumda şimdiye kadar en olumlu ve somut adımları ivedilikle atan kuruluş olduğu söylenebilir. Mahkemenin yargı yetkisi olmadığını öne süren İsrail’in talepleri mahkeme tarafından reddedilmiş ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile Savunma Bakanı Yoav Galant hakkında tutuklama emri çıkarılmıştır (ICC, 2024). Ancak mahkeme kararlarının uygulanabilmesi için diğer devletlerin iş birliği ve katılımı gereklidir. Bu kapsamda başta Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye olmak üzere bazı devletler, mahkemenin kararına uygun olarak ilgili kişilerin kendi topraklarına girmesi halinde tutuklayacaklarını duyurmuşlardır. Öte yandan ABD başta olmak üzere bazı diğer devletler【3】 ise bu kararı tanımadıklarını açıkça deklare etmişlerdir.
Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin kuruluş süreci, 17 Temmuz 1998’de 137 devletin Roma Anlaşması’nı imzalamasıyla başlamış ve anlaşmanın 2002’de yürürlüğe girmesiyle tamamlanmıştır (UCMRT, 1998). Merkezi Hollanda’nın Lahey şehrinde bulunan mahkeme, uluslararası toplumu bütün olarak ilgilendiren soykırım suçu, insanlığa karşı suç, savaş suçları ve saldırı suçları【1】 kapsamında yargı yetkisine sahiptir (UCMRT, 1998: m. 5/1). Bugün 124 devletin taraf olduğu etkili bir yargı organı olarak faaliyetlerine devam etmektedir. Uluslararası Ceza Mahkemesi, yaygın kanaatin aksine BM’nin bir organı olmayıp tümüyle bağımsız bir yargı kuruluşudur. Roma Anlaşması’na taraf olan devletlerin toprakları ve vatandaşları üzerinde mahkemenin yargı yetkisi bulunmaktadır. Ulusal veya uluslararası hukuk çerçevesindeki ayrıcalık ve bağışıklıklar, mahkemenin ilgili kişi üzerinde yargı yetkisini kullanmasına engel teşkil etmez (UCMRT, 1998: m. 27).
II. Dünya Savaşı sırasında yaşanan ve soykırım boyutuna ulaşan sistematik insan hakları ihlallerinden ders çıkaran uluslararası toplum, savaş sonrasında inşa edilecek küresel düzenin ön şartının bu tür suçların önlenmesi olduğunu anlamıştır. Uluslararası hukukun ağır ihlalleri neticesinde oluşan devletlerin sorumluluğunun yanı sıra bireylerin sorumluluğuna odaklanma eğilimi, savaş devam ederken galip devletler arasında müzakere edilmeye başlanmıştır (Ambos, 2013: 4). Bu kapsamdaki ilk somut adım, savaş sonrası yenik devletlerin işledikleri savaş suçlarından dolayı yargılanmaları için ad hoc olarak kurulan Tokyo ve Nürnberg mahkemeleridir (Schabas, 2009: 14). Galiplerin eylemlerinin yargılama yetkisinin dışında bırakılması, haklı olarak yoğun eleştirilere neden olmasına rağmen uluslararası hukuk çerçevesinde bireysel sorumluluğun anlaşılmasına önemli katkılar sağlamıştır (Cassese, 2011: 333). Ayrıca Soğuk Savaş sonrasında eski Yugoslavya ve Ruanda’da etnik temelli iç savaşlar sırasında işlenen suçların yargılanması için ad hoc niteliğindeki Eski Yugoslavya ve Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemeleri, BM Güvenlik Konseyi kararlarıyla kurulmuştur (Cryer vd., 2007: 102). Tüm bu süreçte edinilen deneyimler, 2002 yılında daimî olarak faaliyet gösteren Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin kurulmasıyla sonuçlanmıştır.
Filistin, devlet olarak Roma Anlaşması’na katılmak için 2015 yılında başvuruda bulunmuştur. Şubat 2021’de mahkeme, 1967’den sonra İsrail işgali altındaki Filistin topraklarında (Kudüs’ün doğusu, Gazze ve Batı Şeria) işlenen suçlar üzerinde yer bakımından yargı yetkisinin olduğuna dair kararı oy çokluğuyla kabul etmiştir (ICC, 2021). Böylece İsrail görevlilerinin silahlı çatışmalar sırasında sistematik olarak işlediği tüm suçların belirlenmesi konusunda ilgili mahkemeye önemli görevler düşmüştür. Zira 7 Ekim olayları bahane edilerek başlatılan askeri operasyonlar dahil olmak üzere, mahkemenin yargı yetkisine giren dört suçun Filistin’in işgal altındaki topraklarında işlendiğine dair çok ciddi kanıtlar vardır (ayrıntılı bilgi için bkz. TİHEK, 2024). Nitekim Uluslararası Adalet Divanı, 26 Ocak 2024 tarihli ara kararında, Gazze halkının gerçek ve yakın bir soykırım tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğunu karara bağlamıştır (ICJ, 2024).
İlgili veriler ışığında ilk olarak, İsrail’in Filistin halkını tamamen yok etmek amacıyla sistemli soykırım eylemleri gerçekleştirdiği özellikle son saldırılarında açıkça görülmektedir. İkinci olarak, Filistin topraklarında işgalci güç olarak İsrail’in sahip olduğu iktidarı, bölgedeki sivil nüfusa karşı planlı, yaygın ve sistematik bir şekilde kullanması insanlığa karşı suç teşkil etmektedir. Üçüncü olarak Filistin topraklarında süregelen işgal sırasında, kasten adam öldürme, işkence ve insanlık dışı muamele, sivillerin öldürülmesi, sivil mallara bilinçli zarar verilmesi, sivillerin zorla yerinden edilmesi veya temel ihtiyaçlara erişimin engellenmesi gibi sayısız savaş suçlarına İsrail her gün bir yenisini eklemekte ve silahlı çatışmalarda uyulması gereken kuralları ağır şekilde ihlal etmektedir【2】. Son olarak ise kuvvet kullanma yasağı kapsamında 1948 BM Anlaşması’nın 2(4) maddesinin ihlal edilmesi suretiyle İsrail’in işlediği saldırı suçu, sayısız BM kararıyla tescil edilmiştir (örneğin bkz. BM Güvenlik Konseyi, 2016).
Roma Anlaşmasına taraf olan Filistin Devleti’nin topraklarında 7 Ekim’den sonra işlenen ve Uluslararası Ceza Mahkemesinin yargı yetkisine giren ilgili suçların tespiti ve sorumluların yargılanma süreci devam etmektedir. Bu bağlamda mahkemenin uluslararası toplumda şimdiye kadar en olumlu ve somut adımları ivedilikle atan kuruluş olduğu söylenebilir. Mahkemenin yargı yetkisi olmadığını öne süren İsrail’in talepleri mahkeme tarafından reddedilmiş ve İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile Savunma Bakanı Yoav Galant hakkında tutuklama emri çıkarılmıştır (ICC, 2024). Ancak mahkeme kararlarının uygulanabilmesi için diğer devletlerin iş birliği ve katılımı gereklidir. Bu kapsamda başta Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye olmak üzere bazı devletler, mahkemenin kararına uygun olarak ilgili kişilerin kendi topraklarına girmesi halinde tutuklayacaklarını duyurmuşlardır. Öte yandan ABD başta olmak üzere bazı diğer devletler【3】 ise bu kararı tanımadıklarını açıkça deklare etmişlerdir.
Ambos, Kai (2013). Treatise on International Criminal Law Volume I: Foundations and General Part. Oxford: Oxford University Press.
BM Güvenlik Konseyi (2016). Resolution 2334. Erişim Tarihi: 02.02.2025, http://unscr.com/en/resolutions/doc/2334.
Cassese, Antonio (2011). International Criminal Law. Oxford: Oxford University Press.
Cryer, Robert; Friman, Hakan; Robinson, Darryl & Wilhshurst, Elizabeth (2007). An Introduction to International Criminal Law and Procedure. Cambridge: Cambridge University Press.
ICC (2021). Questions and Answers on the Decision on the International Criminal Court’s Territorial Jurisdiction in the Situation in Palestine. Erişim Tarihi: 02.02.2025, https://www.icc-cpi.int/sites/default/files/itemsDocuments/palestine/210215-palestine-q-a-eng.pdf.
ICC (2024). Situation in the State of Palestine: ICC Pre-Trial Chamber I rejects the State of Israel’s Challenges to Jurisdiction and Issues Warrants of Arrest for Benjamin Netanyahu and Yoav Gallant. Erişim Tarihi: 02.02.2025, https://www.icc-cpi.int/news/situation-state-palestine-icc-pre-trial-chamber-i-rejects-state-israels-challenges.
ICJ (2024). Application of the Convention on the Prevention and Punishment of the Crime of Genocide in the Gaza Strip (South Africa v. Israel). Erişim Tarihi: 02.02.2025, https://www.icj-cij.org/sites/default/files/case-related/192/192-20241002-pre-01-00-en.pdf.
Schabas, William A. (2009). Genocide in International Law: The Crimes of Crimes. Cambridge & New York: Cambridge University Press.
TİHEK (2024). Filistin’de İnsan Hakları İhlalleri ve Gazze Soykırımı Raporu. Erişim Tarihi: 02.02.2025, https://www.tihek.gov.tr/public/editor/uploads/HA4SVxYn.pdf.
UCMRT (1998). United Nations, Treaty Series, vol. 2187. Erişim Tarihi: 02.02.2025, https://treaties.un.org/pages/ViewDetails.aspx?src=IND&mtdsg_no=XVIII-10&chapter=18&clang=_en.
[1]
Ayrıca bkz. Hukuksuz İşgal
[2]
Bkz. İşgal Hukuku
[3]
ABD ve diğer bazı batılı devletlerin tutumu için bkz. Çifte Standart.
| apa | Güreşci, R. (2026). Uluslararası Ceza Mahkemesi. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 1531-1533) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Güreşci, Ramazan. “Uluslararası Ceza Mahkemesi”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 1531-1533. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Uluslararası Ceza Mahkemesi" maddesi için tartışma başlatın