
ORCID ID
0000-0001-7559-7583
Kuvvet kullanma yasağı ve kuvvet kullanma tehdidinin yasaklanması ilkeleri, devletlerin başka bir devletin egemenliğine ya da toprak bütünlüğüne karşı güç kullanmasını veya güç kullanma tehdidinde bulunmasını yasaklayan BM Şartı’nın 2(4) maddesi【1】 ile güvence altına alınır (UN Charter, 1945: 3). Devletlerin kuvvet kullanmasına BM Şartı’nın 51. maddesine göre yalnızca silahlı bir saldırıya maruz kalması halinde ve meşru müdafaayı aşmayacak ölçüde izin verilir (UN Charter, 1945: 10-11). Öte yandan, devletler ilgili kısıtlamalara rağmen, uluslararası kamuoyunun tepkilerine aldırmaksızın, kendilerine uygun bir açıklık yaratarak kuvvet kullanma yoluna gidebilmektedir. Kuvvet kullanma yasağı ve kuvvet kullanma tehdidinin yasaklanması, İsrail’in saldırganlığına karşı uluslararası hukuk çerçevesinde çözüm bulmak için oldukça önem arz eden normlardır. İsrail tarafından bu ilkelerin sıklıkla ihlal edildiği görülmektedir.【2】İsrail, uzun yıllardır Gazze ve Batı Şeria’daki askeri faaliyetlerini meşru müdafaa hakkıyla savunmaktadır. Ancak gerçekleştirilen operasyonların kapsamı, yol açtığı yıkım, gaspla toprak genişletme politikaları ve Filistin tarafındaki sivil kayıplar dikkate alındığında, uluslararası hukukun ihlal edildiği açıkça görülmektedir (Erkiner, 2024). Batı Şeria’daki askeri varlık ve Gazze Şeridi’ne uygulanan abluka, güç kullanma tehdidi yasağını da ihlal ettiğini ortaya koymaktadır. İsrail’in gerçekleştirdiği şiddetli kıyımlarda da görüldüğü üzere, kuvvet kullanımını yasaklayan BM’nin karşı eylemleri oldukça yetersiz kalmaktadır (Yılmaz, 2022: 73). BM, şiddet eylemlerini raporlarla tespit etmenin ötesine geçememekte dolayısıyla BM’nin kararları İsrail tarafından uygulanmamaktadır. BM’nin, uluslararası hukuku ihlal eden devletlere karşı zorlayıcı tedbirler alabilme kapasitesi sınırlıdır. Ayrıca, müdahale kararı verebilecek olan Güvenlik Konseyi, genellikle ABD’nin vetosu nedeniyle etkisiz kalmaktadır.İsrail, Ekim 2023‘den itibaren Gazze Şeridi gibi yoğun nüfuslu bir bölgeye yönelik kara ve hava saldırıları başlatmıştır. Ancak bu askeri saldırılar yalnızca Filistin topraklarıyla sınırlı kalmamıştır. İsrail, işgal altındaki Filistin topraklarının yanı sıra Lübnan, Suriye, Yemen ve İran dahil olmak üzere beş ülkede 17.000’den fazla saldırı gerçekleştirmiştir (Aljazeera, 2024). Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin 55. maddesi uyarınca, işgalci güç olarak İsrail, kontrolü altındaki nüfusun insani ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüdür (IV Geneva Convention, 1949: 187). Ancak bölgede faaliyet gösteren bazı sivil toplum kuruluşları, İsrail hükümetinin bu sorumluluklarını yerine getirmediğini ve insani yardımların dağıtımını engellediğini belirterek, orantısız güç kullanıldığını ifade etmektedir (Norwegian Refugee Council, 2024). Sonuç olarak işgal edilen Filistin topraklarındaki insani dram, kuvvet kullanma yasağına rağmen devam etmektedir.Her iki yasakla da amaçlanan, ihtilaflı hususlarda güç kullanımını en aza düşürebilmektir. Böylelikle diplomasi ve uluslararası hukuk mekanizmalarının işleyişine öncelik verilmesi beklenmektedir. İnsan haklarına ve Filistinlilerin kendi kaderini tâyin hakkına saygı duyulması halinde BM’nin ve uluslararası hukukun bu temel normlarına bağlılık da artacaktır. Bu sayede güvenlik ve barış ortamının korunması sağlanabilecek ve anlaşmazlıkların çözülebileceği bir ortam oluşturulabilecektir.Okuma ÖnerileriÖzturanlı, Beyza (2024). “Medyada Filistin İşgali ve Uluslararası İnsancıl Hukuk”.TRT Akademi, 9 (20), 56-79. Gürseler, Ceren (2024). “Filistin-İsrail Sorununda Paradigma Değişikliği: Apartheid, Uzatılmış Yasa Dışı İşgal ve Self-Determinasyon”.Filistin Araştırmaları Dergisi, 15, 195-236.
Kuvvet kullanma yasağı ve kuvvet kullanma tehdidinin yasaklanması ilkeleri, devletlerin başka bir devletin egemenliğine ya da toprak bütünlüğüne karşı güç kullanmasını veya güç kullanma tehdidinde bulunmasını yasaklayan BM Şartı’nın 2(4) maddesi【1】 ile güvence altına alınır (UN Charter, 1945: 3). Devletlerin kuvvet kullanmasına BM Şartı’nın 51. maddesine göre yalnızca silahlı bir saldırıya maruz kalması halinde ve meşru müdafaayı aşmayacak ölçüde izin verilir (UN Charter, 1945: 10-11). Öte yandan, devletler ilgili kısıtlamalara rağmen, uluslararası kamuoyunun tepkilerine aldırmaksızın, kendilerine uygun bir açıklık yaratarak kuvvet kullanma yoluna gidebilmektedir. Kuvvet kullanma yasağı ve kuvvet kullanma tehdidinin yasaklanması, İsrail’in saldırganlığına karşı uluslararası hukuk çerçevesinde çözüm bulmak için oldukça önem arz eden normlardır. İsrail tarafından bu ilkelerin sıklıkla ihlal edildiği görülmektedir.【2】
İsrail, uzun yıllardır Gazze ve Batı Şeria’daki askeri faaliyetlerini meşru müdafaa hakkıyla savunmaktadır. Ancak gerçekleştirilen operasyonların kapsamı, yol açtığı yıkım, gaspla toprak genişletme politikaları ve Filistin tarafındaki sivil kayıplar dikkate alındığında, uluslararası hukukun ihlal edildiği açıkça görülmektedir (Erkiner, 2024). Batı Şeria’daki askeri varlık ve Gazze Şeridi’ne uygulanan abluka, güç kullanma tehdidi yasağını da ihlal ettiğini ortaya koymaktadır. İsrail’in gerçekleştirdiği şiddetli kıyımlarda da görüldüğü üzere, kuvvet kullanımını yasaklayan BM’nin karşı eylemleri oldukça yetersiz kalmaktadır (Yılmaz, 2022: 73). BM, şiddet eylemlerini raporlarla tespit etmenin ötesine geçememekte dolayısıyla BM’nin kararları İsrail tarafından uygulanmamaktadır. BM’nin, uluslararası hukuku ihlal eden devletlere karşı zorlayıcı tedbirler alabilme kapasitesi sınırlıdır. Ayrıca, müdahale kararı verebilecek olan Güvenlik Konseyi, genellikle ABD’nin vetosu nedeniyle etkisiz kalmaktadır.
İsrail, Ekim 2023‘den itibaren Gazze Şeridi gibi yoğun nüfuslu bir bölgeye yönelik kara ve hava saldırıları başlatmıştır. Ancak bu askeri saldırılar yalnızca Filistin topraklarıyla sınırlı kalmamıştır. İsrail, işgal altındaki Filistin topraklarının yanı sıra Lübnan, Suriye, Yemen ve İran dahil olmak üzere beş ülkede 17.000’den fazla saldırı gerçekleştirmiştir (Aljazeera, 2024). Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin 55. maddesi uyarınca, işgalci güç olarak İsrail, kontrolü altındaki nüfusun insani ihtiyaçlarını karşılamakla yükümlüdür (IV Geneva Convention, 1949: 187). Ancak bölgede faaliyet gösteren bazı sivil toplum kuruluşları, İsrail hükümetinin bu sorumluluklarını yerine getirmediğini ve insani yardımların dağıtımını engellediğini belirterek, orantısız güç kullanıldığını ifade etmektedir (Norwegian Refugee Council, 2024). Sonuç olarak işgal edilen Filistin topraklarındaki insani dram, kuvvet kullanma yasağına rağmen devam etmektedir.
Her iki yasakla da amaçlanan, ihtilaflı hususlarda güç kullanımını en aza düşürebilmektir. Böylelikle diplomasi ve uluslararası hukuk mekanizmalarının işleyişine öncelik verilmesi beklenmektedir. İnsan haklarına ve Filistinlilerin kendi kaderini tâyin hakkına saygı duyulması halinde BM’nin ve uluslararası hukukun bu temel normlarına bağlılık da artacaktır. Bu sayede güvenlik ve barış ortamının korunması sağlanabilecek ve anlaşmazlıkların çözülebileceği bir ortam oluşturulabilecektir.
Özturanlı, Beyza (2024). “Medyada Filistin İşgali ve Uluslararası İnsancıl Hukuk”.TRT Akademi, 9 (20), 56-79. Gürseler, Ceren (2024). “Filistin-İsrail Sorununda Paradigma Değişikliği: Apartheid, Uzatılmış Yasa Dışı İşgal ve Self-Determinasyon”.Filistin Araştırmaları Dergisi, 15, 195-236.
Al Jazeera (2024). What Countries has Israel Attacked since October 7?. Erişim Tarihi: 19.09.2024, https://www.aljazeera.com/news/2024/8/1/what-countries-has-israel-attacked-since-october-7.
Erkiner, Hakkı Hakan (2024). “Filistin israil Meselesinin Analizinde Uluslararası Hukukun Metodolojisi”. Tesam Strateji. Erişim Tarihi: 20.09.2024, https://tesamstrateji.com/yazi.php?link=filistin-israil-meselesinin-analizinde-uluslararasi-hukukun-metodolojisi.
IV Geneva Convention (1949). IV Geneva Convention Relative to the Protection of Civilian Persons In Time of War of 12 August 1949. Erişim Tarihi: 19.09.2024, https://www.un.org/en/genocideprevention/documents/atrocity-crimes/Doc.33_GC-IV-EN.pdf.
Norwegian Refugee Council (2024). Israel’s Siege Now Blocks 83% of Food Aid Reaching Gaza, New Data Reveals. Erişim Tarihi: 19.09.2024, https://www.nrc.no/news/2024/september/israels-siege-now-blocks-83-of-food-aid-reaching-gaza-new-data-reveals/.
UN Charter (1945). Charter of the United Nations and Statute of the International Court of Justice. San Francisco, CA: United Nations.
Yılmaz, Yağmur Ekim (2022). “Uluslararası Hukukta Kuvvet Kullanma Yasağı Kapsamında Rusya’nın Ukrayna’ya Müdahalesi”.Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi, 5 (2), 58-80.
[1]
BM Şartı’nda yer alan hüküm şu şekildedir: “Teşkilatın üyeleri, milletlerarası münasebetlerinde gerek herhangi bir başka devletin toprak bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı gerekse BM’nin amaçları ile telif edilemeyecek herhangi bir surette, tehdide veya kuvvet kullanılmasına başvurmaktan kaçınırlar.” (UN Charter, 1945: 3).
[2]
Ayrıca bkz. Abluka ; İsrail İşgalciliği ; İşgal; İşgal Hukuk u
| apa | Yılmaz, Ö. (2026). Kuvvet Kullanma Yasağı. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 1021-1022) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Yılmaz, Özgür. “Kuvvet Kullanma Yasağı”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 1021-1022. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Kuvvet Kullanma Yasağı" maddesi için tartışma başlatın
Okuma Önerileri