Güvenli İnternet

Bilişim Ve İletişim Teknolojileri+2 Daha
fav gif
Kaydet
kure star outline
Alternatif İsim
Güvenli Web
Tür
Siber Güvenlik Alanı
Kapsam
İçerik ve Etkileşim GüvenliğiKişisel Veri ve MahremiyetHesap/cihaz GüvenliğiSiber HijyenÇocukların Çevrimiçi Korunması (COP)
İlgili Alanlar
Siber GüvenlikDijital OkuryazarlıkÇocuk Koruma PolitikalarıRisk YönetimiUygulama Güvenliği
Hedef Kitle
Genel KullanıcılarÇocuklar ve gGnçlerEbeveynlerEğitim KurumlarıHizmet SağlayıcılarKamu KurumlarıÖzel Sektör
Temel Amaç
Zararlı içerik ve temas risklerini azaltmakKişisel veri ve dijital kimliği korumakSiber tehditlere karşı korunma kapasitesini artırmak
Türkiye Güvenli İnternet Hizmet Sağlayıcı
https://internet.btk.gov.tr/guvenli-internet-hizmetihttps://guvenlinet.org.tr/basvuru

Güvenli internet, çevrimiçi ortamda kullanıcıların (özellikle çocukların) zararlı içerik ve etkileşimlerle karşılaşma olasılığını azaltmayı; kişisel verilerin, mahremiyetin ve dijital kimliğin korunmasını; hesap ve cihaz güvenliğinin sağlanmasını hedefleyen çok bileşenli bir yaklaşımdır.


Bu yaklaşım yalnızca teknik tedbirlerden ibaret değildir: İnternetin güvenli kullanımı, bireysel alışkanlıklar (parola/kimlik doğrulama, güncelleme, dikkatli bağlantı kullanımı gibi), aile içi rehberlik ve denetim pratikleri, eğitim kurumlarının dijital okuryazarlık süreçleri ve kurumların risk yönetimi mantığıyla geliştirdiği politika–süreç bütünlüğü üzerinden birlikte şekillenir.


Uluslararası düzeyde çocukların çevrimiçi korunmasına (Child Online Protection) ilişkin rehberler, sektör ve kurumlar için ortak bir “koruma ve sorumluluk dili” kurmaya çalışırken; kurumsal siber risk yönetimi çerçeveleri, farklı büyüklük ve olgunluk düzeyindeki örgütlerin siber riskleri sistematik biçimde yönetebilmesi için yüksek düzeyli hedef ve çıktılar tanımlamaktadır.

Kavram, Kapsam ve İlgili Terimler

Güvenli internet, internetin sunduğu içerik ve hizmetlere erişimin; kullanıcıların yaş, ihtiyaç ve risk düzeyleri gözetilerek daha korunaklı hâle getirilmesini amaçlayan bütüncül bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım, yalnızca belirli sitelere erişimi engelleme veya filtreleme gibi dar bir teknik uygulamaya indirgenmez; çevrimiçi ortamda zararlı içeriklere maruz kalma, riskli etkileşim ve iletişim biçimleri, kişisel verilerin korunması, dijital kimliğin ve hesapların güvenliği, cihaz ve ağ güvenliği ile kullanım alışkanlıklarının geliştirilmesini aynı çerçevede ele alır. Dolayısıyla “güvenli internet” ifadesi, hem çocukların çevrimiçi korunmasını hem de yetişkin kullanıcıların dijital ortamdaki güvenlik gereksinimlerini kapsayan bir üst başlık niteliği taşır.


Kavramın kapsamı, pratikte üç ana düzlemde görünür hâle gelir. Birinci düzlem içerik ve temas güvenliğidir: kullanıcıların yaş ve gelişim düzeyine uygun olmayan içeriklerle karşılaşması, zararlı topluluklara yönlendirilmesi veya çevrimiçi ortamda istismar ve zorbalık gibi etkileşim riskleri bu kapsamda değerlendirilir. İkinci düzlem veri ve mahremiyet güvenliğidir: çevrimiçi davranışların iz bırakması, kişisel verilerin rıza dışı işlenmesi, konum verisi dâhil farklı veri türlerinin toplanması ve paylaşılması gibi süreçler, doğrudan güvenli internetin konusudur. Üçüncü düzlem ise siber güvenliktir: kullanıcı hesabının ele geçirilmesi, kimlik avı ve dolandırıcılık girişimleri, zararlı yazılım bulaşması veya cihazın/hesabın yetkisiz kullanımı gibi riskler; güvenli interneti sadece içerik filtresi değil, aynı zamanda dijital güvenlik pratikleriyle ilişkili bir alan hâline getirir.


Bu çerçevede sıklıkla kullanılan bazı terimler, kavramın sınırlarını daha netleştirir. Çocukların çevrimiçi korunması (Child Online Protection – COP), çocukların dijital ortamdaki haklarının ve güvenliğinin korunmasına odaklanan; kamu otoriteleri, eğitim kurumları, sektör aktörleri ve ailelerin sorumluluklarını birlikte ele alan bir yaklaşım alanıdır. Siber hijyen, kullanıcıların günlük dijital pratiklerinde (kimlik doğrulama, parola yönetimi, güncelleme, güvenli bağlantı alışkanlıkları gibi) istikrarlı ve sürdürülebilir davranışlar geliştirmesini ifade eden bir kavramdır. Dijital güvenlik risk yönetimi ise siber riskleri yalnız teknik bir mesele olarak değil, kurumların ve bireylerin hedefleriyle ilişkili bir risk alanı olarak ele alıp karar süreçlerine dâhil eden yönetişim yaklaşımını karşılar.


Kişisel veri güvenliği kavramı, kişisel verilerin işlenmesi süreçlerinde teknik ve idari tedbirlerle gizlilik, bütünlük ve erişilebilirliğin korunması hedefini vurgular. Uygulama güvenliği ve bu alanda kullanılan sınıflandırmalar ise (örneğin yaygın zafiyet kategorileri) güvenli internetin “hizmet ve platform güvenliği” boyutunu somutlaştırır. Bu bağlamda güvenli internet, tek bir araç veya tek bir kurum uygulamasından ziyade, çok katmanlı risk alanlarına karşı çok katmanlı korunma mekanizmalarının bütününü ifade eder.

Çocuklar ve Gençler Açısından Risk Alanları

Çocuklar ve gençler için internet güvenliği, tek bir risk türüne indirgenemeyen; içerik, iletişim/temas, davranış ve zaman-kullanım boyutlarının birlikte ele alındığı bir alan olarak tanımlanır. Çevrimiçi ortamda karşılaşılan riskler, yalnızca “yasaklı içerik” meselesi değildir; dijital kimliğe ve mahremiyete uzanan sonuçlar üretebilen etkileşim biçimleri, akran ilişkileri içinde gelişen zarar verici davranışlar ve ekran süresi–alışkanlık düzeyinde görülen problemler de aynı çerçevenin parçasıdır.


Çocukların internete erişim koşulları (evde bağlantı, kişisel cihaz sahipliği, günlük kullanım sıklığı) risklerin görünürlüğünü ve yoğunluğunu doğrudan etkiler. Örneğin ilkokul düzeyinde yürütülen bir çalışmada öğrencilerin büyük kısmında evde internet erişimi bulunduğu (95,5/100) ve interneti “her gün” kullanan kayda değer bir grubun yer aldığı görülür; bu durum, risklerin yalnızca “nadir karşılaşılan olaylar” olarak değil, gündelik pratiklerin içine yerleşen bir olgu olarak değerlendirilmesini gerektirir.【1】

İçerik Riskleri

İçerik riskleri; çocukların yaş ve gelişim düzeyine uygun olmayan, korkutucu ya da travmatik olabilecek görsellere ve anlatılara, şiddet içeriklerine, nefret söylemi veya zararlı davranışları özendiren paylaşımlara maruz kalmasını kapsar. Ebeveyn görüşlerine dayalı geniş ölçekli bir saha çalışmasında, çocukların belirli içerik türleriyle karşılaşmasına ilişkin bildirimlerin öne çıktığı görülür: Ebeveynlerin beşte birine yakını çocuklarının “insanların ya da hayvanların fiziksel olarak zarar gördüğü” içerikleri gördüğünü ifade eder; daha düşük oranlarda olmakla birlikte zararlı maddelere ilişkin içerikler, nefret mesajları veya kişisel bilgileri ele geçirme yöntemlerini konu alan siteler de ebeveynlerin işaret ettiği risk kümeleri arasında yer alır.【2】 İçerik riskleri yalnız “uygunsuzluk” başlığı altında değil, çocuğun duygulanımı ve güvenlik algısı üzerinde etkiler doğurabilen bir maruziyet alanı olarak anlam kazanır.

İletişim ve Temas Riskleri

Çocukların çevrimiçi ortamlarda tanımadıkları kişilerle temas kurması, özel bilgi paylaşımına yönlendirilmesi, rahatsız edici mesajlar alması veya dolandırıcılık amaçlı manipülasyonlarla karşılaşması temas riskler içinde değerlendirilir. Ebeveyn verileri, bu tür olayların her çocuk için “sürekli” yaşanan bir durum olmadığını; ancak tamamen istisna da sayılamayacağını düşündürür: Ebeveynlerin küçük bir kısmı, çocuklarının internette “her gün”, “haftada 1–2 kez” ya da “ayda 1–2 kez” üzücü veya endişe verici bir olayla karşılaştığını belirtirken; büyük bir kısmı böyle bir karşılaşma olmadığını bildirir.【3】 Bu dağılım, temas risklerinin çoğu zaman episodik biçimde ortaya çıktığını, fakat gerçekleştiğinde çocuğun güvenliği ve mahremiyeti açısından kritik sonuçlar doğurabildiğini gösteren bir örüntüyle uyumludur.

Davranış Riskleri ve Akran İlişkileri

Siber zorbalık, çocukların ve gençlerin akran ilişkileri içinde çevrimiçi araçları kullanarak hakaret, aşağılamaya dayalı iletişim, tehdit veya dışlama gibi zarar verici davranışlara maruz kalması ya da bu davranışları uygulamasıyla ilişkilidir. İlkokul düzeyindeki nitel bulgular, öğretmenlerin güvenli interneti çoğunlukla “uygunsuz sitelere erişimin engellenmesi” şeklinde anlamlandırabildiğini; siber zorbalık bilgisinin ise örnek ve deneyimler üzerinden şekillendiğini gösterir.


Ortaokul çağındaki geniş örneklemli çalışmalarda ise ebeveynlerin çocuklarını çevrimiçi ortamda rahatsız eden davranışlar ve güvenlik önlemleri gibi başlıklarda değerlendirmeler yaptığı, siber zorbalık ve aldatma/dolandırma türü risklerin ebeveyn anlatılarında belirli bir yer tuttuğu görülür. Davranış riskleri, yalnız “teknik güvenlik” başlığı altında değil; okul iklimi, akran kültürü ve ev içi rehberlik pratikleriyle birlikte düşünülmesi gereken bir alan olarak öne çıkar.

Zaman-Kullanım ve Alışkanlık Riskleri

İnternetin aşırı ya da denetimsiz kullanımına bağlı riskler, çocukluk döneminde özellikle ekran süresi, içerik türü ve kullanım motivasyonlarıyla ilişkilidir. Literatürde internet bağımlılığına ilişkin belirtiler, yalnız çevrimiçi geçirilen süreyle değil; çevrimdışı yaşam, duygudurum ve sosyal ilişkilerle kurulan bağ üzerinden tartışılır.


İlkokul düzeyinde sunulan değerlendirmelerde, çocukların interneti kullanma sıklığı ve günlük süreleri; ebeveynlerin “olumsuz etkilenme” algılarıyla birlikte ele alınır.【4】 Bu alan, doğrudan güvenlik ihlali biçiminde ortaya çıkmasa bile, çocuğun dikkat, uyku düzeni ve sosyal etkileşimleri üzerinde sonuçlar üretebildiği için güvenli internet kapsamında ayrıca değerlendirilir.

Risklerin Ölçülmesi ve Görünürlük Sorunu

Çocukların internet riskleriyle karşılaşması, çoğu zaman ebeveynin veya öğretmenin farkındalığına bağlı olarak görünür hâle gelir. Ebeveynlerin bir bölümünün “bilmiyorum” yanıtını vermesi, risklerin bir kısmının yetişkin denetimi dışında gerçekleşebileceğini ya da çocukların yaşadıklarını paylaşmaktan kaçınabileceğini düşündürür.【5】 Bu nedenle çocukların çevrimiçi risk alanları, yalnız “maruz kalma” üzerinden değil; fark etme, bildirme, başa çıkma kapasitesiyle birlikte ele alınan bir güvenlik sorunu olarak değerlendirilir.

Ebeveyn Arabuluculuğu ve Ev İçi Uygulamalar

Ebeveyn arabuluculuğu, çocukların internet kullanımını yalnızca “yasaklama” veya “süre kısıtlama” yoluyla değil; rehberlik, birlikte kullanım, kuralların gerekçelendirilmesi ve güvenli davranışların öğretilmesi üzerinden düzenleyen bir pratikler bütünüdür. Ev içi arabuluculuk, çocuğun yaşına ve dijital deneyimine göre biçimlenir: Erken çocukluk döneminde ebeveyn kontrolü daha doğrudan ve gözetim temelliyken, yaş ilerledikçe çocuğun otonomisi artar; bu durumda arabuluculuk, yalnız teknik sınırlarla değil, çocuğun riskleri tanıma ve kendi kendini koruma becerilerini geliştirmeye yönelen bir karakter kazanır. Bu nedenle ev içi uygulamalar, “internetin güvenli olması” hedefini, hem davranışsal hem de teknik düzeyde kuran temel mekanizmalardan biri olarak değerlendirilir.


Ev ortamında görülen arabuluculuk biçimleri genellikle üç kümede toplanır. Birinci küme kural koyma ve sınırlandırmadır: İnternete ayrılan zamanın belirlenmesi, cihazların ortak alanlarda kullanılması, belirli uygulama ve platformlara erişimin sınırlandırılması veya yaşa uygun içerik tercihlerinin yapılması bu kapsamdadır. İkinci küme aktif arabuluculuktur: Ebeveynin çocukla konuşarak içerikleri birlikte değerlendirmesi, riskli durumları örnekler üzerinden açıklaması, çocukla güven ilişkisi kurarak çevrimiçi yaşantıları paylaşmaya teşvik etmesi ve çevrimiçi davranışların sonuçlarını anlatması aktif arabuluculuğun çekirdeğini oluşturur. Üçüncü küme birlikte kullanım ve eşlik etmedir: Özellikle okul öncesi dönemde çocukların dijital içerikleri çoğunlukla ebeveyn eşliğinde deneyimlemesi, riskli karşılaşmaları azaltmanın yanı sıra çocuğun dijital okuryazarlığının gelişimine de katkı sunar. Bu üç küme, birbirini dışlayan değil; çoğu evde birlikte görülebilen, ihtiyaç ve koşullara göre ağırlığı değişen pratiklerdir.


Ebeveyn arabuluculuğu ile risk görünürlüğü arasında güçlü bir ilişki bulunur. Ebeveynin çocuğun dijital etkinliklerini yakından izlemesi, bazı riskleri erken fark etmeyi kolaylaştırırken; aşırı kısıtlayıcı veya yalnız teknik önlemlere dayalı yaklaşımlar, çocukların karşılaştıkları olumsuz durumları ebeveynle paylaşmasını zorlaştırabilir. Ebeveyn görüşlerine dayanan çalışmalarda, çocukların çevrimiçi ortamda rahatsız edici ya da endişe verici bir durumla karşılaşma sıklığının çoğu ailede düşük bildirilmesi, bir yandan bazı ev içi önlemlerin etkisine işaret edebileceği gibi, diğer yandan farkındalık ve bildirim sınırlılığı nedeniyle risklerin her zaman görünür olmayabileceğini de düşündürür. Aynı şekilde ebeveynlerin belirli risk türlerine ilişkin “bilmiyorum” yanıtları, çocukların çevrimiçi yaşantısının tümünün yetişkin gözetimine açık olmadığını; dolayısıyla arabuluculuğun, yalnız kontrol değil iletişim kanalı kurma becerisiyle de doğrudan ilişkili olduğunu gösteren bir bulgudur.


Ev içi uygulamalar, teknik araçlarla desteklendiğinde daha sistematik bir nitelik kazanabilir. Filtreleme ve profil temelli erişim modelleri, yaşa uygun içerik alanı oluşturma amacıyla kullanılabilmektedir; ancak bu tür araçların tek başına yeterli bir güvenlik üretmediği, ebeveyn rehberliği ve çocukla kurulan iletişim olmadan etkisinin sınırlı kaldığı, ebeveyn değerlendirmeleri ve eğitim temelli çalışmalarda sıkça vurgulanan bir yaklaşımdır. Ayrıca ev içinde kullanılan teknik tedbirler (hesap güvenliği için güçlü parola kullanımı, çok adımlı doğrulama, cihaz güncellemeleri gibi) çocuğun dijital güvenlik kültürünü dolaylı biçimde etkiler; ebeveynin bu uygulamaları gerekçeleriyle açıklaması, çocuğun güvenliği “kural” olarak değil, anlamlandırılmış bir davranış seti olarak öğrenmesine katkı sağlar.


Ebeveyn arabuluculuğunun etkinliği, ailelerin dijital okuryazarlık düzeyi, çocuğun interneti hangi amaçlarla kullandığı, evdeki cihaz ve bağlantı düzeni gibi değişkenlere bağlıdır. Bu nedenle ev içi uygulamalar, standart bir “reçete”den ziyade; çocuğun yaşına, gelişimsel ihtiyaçlarına ve karşılaşılan risk tiplerine göre ayarlanan, süreklilik taşıyan bir düzenleme alanı olarak ele alınır. Bu çerçevede arabuluculuk, çocuğun çevrimiçi karşılaşmalarıyla başa çıkmasını hedefleyen bir koruma pratiği olmasının yanı sıra, çocuğun dijital ortamda sorumluluk ve özdenetim geliştirmesine zemin hazırlayan bir sosyalizasyon süreci olarak da anlam kazanır.

Eğitim Kurumları ve Dijital Okuryazarlık

Eğitim kurumları, güvenli internetin “teknik önlem” boyutunu aşan kısmında, özellikle dijital okuryazarlık ve koruyucu-önleyici eğitim işlevleriyle belirleyici bir konuma sahiptir. Çocukların internetle karşılaşma yaşı düşerken, çevrimiçi ortamlar günlük iletişim ve öğrenme pratiklerinin doğal bir parçası hâline gelir. Bu durum, okulun rolünü yalnızca bilişsel öğrenme çıktılarıyla sınırlamaz; öğrencilerin çevrimiçi riskleri tanıma, güvenli davranış geliştirme, mahremiyet ve dijital iz farkındalığı kazanma, hak ve sorumluluklarını bilme gibi alanlarda da sistematik destek gerektirir. Okul, öğrencilerin farklı aile ve sosyoekonomik çevrelerden getirdikleri dijital deneyim farklarını dengeleyebilen ortak bir öğrenme zemini sağlayabildiği için, güvenli internetin toplumsal boyutunda da işlevseldir.


Öğretmenlerin güvenli interneti nasıl anlamlandırdığı, okul temelli uygulamaların niteliğini doğrudan etkiler. İlkokul düzeyinde yürütülen nitel bir çalışmada, öğretmenlerin güvenli internet kavrayışının sıklıkla “uygunsuz sitelere erişimin engellenmesi” çerçevesinde şekillendiği; buna karşılık siber zorbalık, mahremiyet ve çevrimiçi iletişim riskleri gibi alanların daha çok örnek olaylar ve günlük deneyimler üzerinden gündeme geldiği görülür.【6】 Bu örüntü, okulda güvenli internetin yalnız teknik filtreleme mantığıyla ele alınması hâlinde, risklerin önemli bir bölümünün (özellikle akran ilişkileri ve davranışsal riskler) eğitim gündeminde ikincil kalabileceğine işaret eder. Dolayısıyla eğitim kurumlarında güvenli internet yaklaşımı, “erişim engeli” ile sınırlanmayan; öğrencinin çevrimiçi dünyada karşılaşabileceği farklı risk tiplerini tanıyan ve bunlara karşı davranışsal repertuvar geliştirmeyi amaçlayan bir pedagojik çerçeveye ihtiyaç duyar.


Dijital okuryazarlık, güvenli internetin eğitim boyutunda bir “üst kavram” olarak öne çıkar. Dijital okuryazarlık; içerik doğrulama ve eleştirel düşünme becerileri kadar, kişisel verilerin korunması, hesap güvenliği, güvenli parola ve kimlik doğrulama alışkanlıkları, paylaşım ve görünürlük ayarlarını anlama, riskli bağlantı ve mesajları ayırt etme gibi güvenlik bileşenlerini de içerir. Bu alanın okulda ele alınması, öğrencilerin “risk” kavramını soyut bir tehdit olarak değil; gündelik çevrimiçi davranışların sonuçlarıyla ilişkili bir gerçeklik olarak kavramasını kolaylaştırır. Ayrıca okul ortamı, güvenli internetin normatif dilini (saygı, hak ihlali, mahremiyet, rıza, sorumluluk) öğrencilerin akran ilişkileri içinde somutlaştırabildiği bir bağlamdır.


Okul temelli güvenli internet yaklaşımının bir diğer kritik boyutu raporlama ve yönlendirme mekanizmalarıdır. Siber zorbalık, çevrimiçi taciz veya rahatsız edici içeriklerle karşılaşma gibi durumlarda öğrencinin kimi, nasıl bilgilendireceğini bilmesi; okulun ise bu bildirimleri nasıl ele alacağına dair açık bir işleyişe sahip olması, koruyucu kapasiteyi güçlendirir. Bu noktada öğretmenlerin ve rehberlik servislerinin rolü iki yönlüdür: Bir yandan öğrenciyi suçlayıcı olmayan bir dille dinlemek ve güvenli destek kanalları sunmak; diğer yandan sınıf içi iklimi ve akran ilişkilerini gözeterek zorbalık ve dışlama pratiklerinin çevrimiçi ortama taşınmasını önleyici bir tutum geliştirmek. Nitel bulgular, öğretmenlerin güvenli internet konusunu çoğu zaman “kontrol/engel” ekseninde ele alma eğilimine işaret ettiğinden, raporlama–rehberlik–sosyal öğrenme bileşenlerinin ayrıca yapılandırılması önem kazanır.


Eğitim kurumlarının işlevi, yalnız öğrenciye dönük öğretimle sınırlı değildir; aile–okul iş birliği güvenli internetin sürekliliği açısından tamamlayıcı bir unsurdur. Ev içi arabuluculuk ile okulda verilen mesajların uyumlu olması, öğrencinin aynı davranışı farklı bağlamlarda tutarlı biçimde sürdürmesini kolaylaştırır. Özellikle küçük yaş gruplarında, okulun ebeveyne yönelik bilgilendirme ve farkındalık çalışmaları; teknik önlemlerden ziyade, çocuğun çevrimiçi davranışlarını konuşabilen bir iletişim zemini kurmaya katkı sağlamaktadır. Bu çerçevede okul, güvenli interneti “yasaklar listesi” değil; riskleri tanıma, güvenli seçim yapma ve gerektiğinde yardım isteme becerilerinin kazandırıldığı bir sosyal öğrenme alanı olarak konumlanır.

Bireyler İçin Temel Siber Tehditler

Bireysel kullanıcılar açısından internet güvenliği, yalnızca “zararlı site” veya “uygunsuz içerik” sorununa indirgenmeyen; kişinin dijital kimliği, hesapları, cihazları ve kişisel verileri üzerinde gerçekleşebilen farklı tehdit türlerini kapsayan bir güvenlik alanıdır. Günlük kullanım pratiklerinde risk, çoğu zaman teknik altyapıdan çok, kullanıcıyı hedef alan ikna ve yönlendirme mekanizmalarıyla başlar; bu nedenle bireysel tehditler, hem teknik saldırı yöntemlerini hem de sosyal mühendislik temelli manipülasyonları içerir.

Kimlik Avı ve Sosyal Mühendislik

Kimlik avı (phishing), kullanıcıyı güvenilir bir kurum veya kişi gibi görünen mesajlar, e-postalar, bağlantılar ya da sahte sayfalar aracılığıyla kandırarak parola, doğrulama kodu, kart bilgisi veya kişisel veri elde etmeyi amaçlayan bir saldırı biçimidir. Bireyler, çoğu zaman “acil işlem”, “hesabınız askıya alınacak”, “ödül kazandınız” gibi zaman baskısı yaratan mesajlarla harekete geçirilir. Bu tehdit türü, yalnız teknik bir açık aramak yerine, kullanıcının dikkat ve karar süreçlerindeki zayıf anlardan yararlanır. Dolandırıcılık senaryoları da benzer biçimde, sahte ödeme sayfaları, taklit müşteri hizmetleri veya mesajlaşma uygulamalarında kimlik taklidi gibi yöntemlerle ilerleyebilir.

Hesap Ele Geçirme ve Kimlik Doğrulama Zafiyetleri

Hesap ele geçirme, bir kullanıcının e-posta, sosyal medya, bankacılık ya da farklı dijital hizmet hesaplarına yetkisiz erişim sağlanmasıdır. Bu durum çoğu zaman zayıf veya tekrar kullanılan parolalar, parola sızıntıları, üçüncü taraf uygulamalara verilen aşırı izinler ya da kimlik avı yoluyla ele geçirilen giriş bilgileri üzerinden gerçekleşir.


Hesabın ele geçirilmesi, yalnız ilgili hizmetin kaybına yol açmaz; aynı e-posta adresiyle bağlı diğer hesapların zincirleme biçimde risk altına girmesine, hesap üzerinden başkalarına zarar verici içerik ve bağlantıların yayılmasına ve kimlik sahteciliğine kadar uzanan sonuçlar doğurabilir. Çok adımlı doğrulama (MFA) gibi ek doğrulama mekanizmaları, bu risk alanında kritik bir dengeleyici önlem olarak öne çıkar.

Zararlı Yazılımlar ve Cihaz Güvenliği

Zararlı yazılımlar (malware), cihaz üzerinde yetkisiz işlem yapmayı, veri çalmayı, sistemi bozmayı veya kullanıcıyı başka saldırılara açık hâle getirmeyi amaçlayan yazılımlardır. Truva atları, casus yazılımlar, reklam yazılımları, botnet bileşenleri ve fidye yazılımları bu geniş grubun farklı örnekleridir. Zararlı yazılım bulaşması; sahte yazılım güncellemeleri, korsan yazılım paketleri, e-posta ekleri, mesajlaşma bağlantıları ya da güvenilir görünen web sayfaları üzerinden gerçekleşebilir. Bireysel düzeyde cihaz güvenliği, yalnız antivirüs kullanımıyla sınırlı değildir; işletim sistemi ve uygulama güncellemelerinin düzenli yapılması, güvenilmeyen kaynaklardan yazılım yüklenmemesi ve yetkisiz erişimi önleyici temel ayarların sürdürülmesi de aynı bütünün parçasıdır.

Veri İhlalleri, Mahremiyet Kaybı ve Dijital İz

Bireyler için siber tehditlerin önemli bir bölümü, kişisel verilerin ifşası veya kötüye kullanımıyla ilişkilidir. Veri ihlalleri, doğrudan kullanıcının hatasından kaynaklanmayabilir; hizmet sağlayıcılarda yaşanan sızıntılar, kullanıcıların e-posta ve parola kombinasyonlarının ifşa olması ve bu bilgilerin başka platformlarda denenmesi (credential stuffing) gibi süreçler, bireylerin istemeden risk altına girmesine yol açabilir. Bunun yanı sıra mahremiyet kaybı, açık profil ayarları, aşırı paylaşım, konum bilgisinin kontrolsüz biçimde görünür kılınması veya uygulamalara gereksiz izinler verilmesi üzerinden de gelişebilir. Mahremiyet riskleri, yalnız “veri çalınması” değil; kişinin çevrimiçi davranışlarının izlenmesi, profil çıkarımı yapılması ve bunun farklı amaçlarla kullanılabilmesi gibi daha geniş bir çerçevede ele alınır.

Güvensiz Ağlar ve Bağlantı Riskleri

Açık veya zayıf korunan kablosuz ağlar, özellikle kamusal alanlarda, veri dinleme ve oturum ele geçirme risklerini artırabilir. Bu bağlamda risk, yalnız ağın teknik güvenliğiyle değil; kullanıcının hassas işlemleri (bankacılık, kimlik doğrulama, şifre değişimi) hangi koşullarda yaptığıyla da ilişkilidir. Güvenli bağlantı alışkanlıkları; güvenilmeyen ağlarda hassas işlem yapmama, HTTPS kullanımına dikkat etme, cihazın otomatik bağlanma ayarlarını kontrol etme gibi pratikleri kapsar.

Uygulama ve Hizmet Kaynaklı Riskler

Bireyler, giderek daha fazla işlemi mobil uygulamalar ve çevrimiçi platformlar üzerinden yürüttüğü için uygulama tasarımındaki zafiyetler veya yanlış yapılandırmalar da bireysel güvenliği etkileyebilir. Kimlik doğrulama akışlarının zayıf tasarlanması, yetkilendirme hataları, veri bütünlüğü sorunları ya da güvenli olmayan veri saklama pratikleri gibi alanlar; kullanıcı hatası olmasa bile risk üretebilir. Bu nedenle bireysel tehditler, yalnız “kullanıcı dikkatine” indirgenmeden, hizmetlerin güvenlik düzeyiyle birlikte değerlendirilmelidir.


Bireyler için temel siber tehditler, çoğu zaman birbiriyle bağlantılıdır: Kimlik avı, hesap ele geçirmeye; hesap ele geçirme, kişisel veri sızıntısına; veri sızıntısı ise yeni kimlik avı ve dolandırıcılık girişimlerine zemin hazırlayabilir. Bu nedenle bireysel siber güvenlik, tekil bir önlem yerine, günlük kullanım alışkanlıklarıyla desteklenen katmanlı bir korunma yaklaşımı gerektirir.

Korunma ve Önleme Yöntemleri

Güvenli internetin korunma boyutu, tek bir araca veya tek bir davranışa indirgenmeyen; kimlik–hesap güvenliği, cihaz ve yazılım güvenliği, bağlantı güvenliği, veri ve mahremiyet yönetimi ile olaylara müdahale alışkanlıkları gibi tamamlayıcı unsurlardan oluşan bir önlemler bütünüdür. Bu önlemler, bireysel kullanıcı düzeyinde “siber hijyen” olarak adlandırılan günlük güvenlik pratikleriyle görünür hâle gelirken; kurumlar ve hizmet sağlayıcılar açısından daha sistematik politika, süreç ve teknik kontrollerle desteklenir. Korunma yaklaşımının temel mantığı, riskleri tamamen ortadan kaldırmaktan çok, riskin gerçekleşme olasılığını düşürmek ve gerçekleştiğinde etkisini sınırlamak üzerine kuruludur.

Kimlik Doğrulama ve Hesap Güvenliği

Bireysel güvenliğin merkezinde, çevrimiçi hesapların korunması yer alır. Bu alanda öne çıkan temel önlemler şunlardır:

  • Güçlü ve benzersiz parola kullanımı: Aynı parolanın birden fazla hizmette kullanılması, herhangi bir veri sızıntısında diğer hesapların da hızla risk altına girmesine yol açabilir. Bu nedenle parolaların hizmetler arasında ayrıştırılması ve kolay tahmin edilebilir örüntülerden kaçınılması önem taşır.
  • Çok adımlı doğrulama (MFA): Parolanın ele geçirilmesi durumunda dahi hesap erişimini zorlaştıran ek bir güvenlik katmanı sağlar. Özellikle e-posta hesabı gibi “diğer hesaplara anahtar” niteliği taşıyan hesaplarda MFA’nın etkinliği artar.
  • Hesap kurtarma güvenliği: Kurtarma e-postası/telefon numarası, güvenlik soruları ve cihaz doğrulama ayarları, hesap ele geçirme senaryolarında kritik hâle gelir. Bu alanın zayıf bırakılması, güçlü parola ve MFA kullanımını da işlevsizleştirebilir.
  • Oturum ve cihaz kontrolü: Hesaba bağlı cihazlar ve aktif oturumlar düzenli aralıklarla kontrol edilerek tanınmayan girişlerin tespiti sağlanabilir.

Cihaz, Yazılım ve Uygulama Güvenliği

Zararlı yazılım bulaşması ve yetkisiz erişim riskleri, çoğu zaman cihaz güvenliği zayıflıklarından beslenir. Bu nedenle:

  • Güncellemelerin düzenli uygulanması: İşletim sistemi ve uygulama güncellemeleri, bilinen güvenlik açıklarının kapatılması açısından temel bir önlemdir. Güncellemelerin ertelenmesi, saldırı yüzeyini genişletebilir.
  • Resmî kaynaklardan yazılım edinme: Güvenilmeyen bağlantılar ve korsan yazılım paketleri, zararlı yazılım riskini artırır. Uygulama mağazaları dışındaki kaynaklara karşı temkinli yaklaşım, “en düşük risk” davranışı olarak değerlendirilir.
  • Temel güvenlik yazılımları ve izin yönetimi: Güvenlik yazılımları tek başına yeterli olmamakla birlikte, bilinen tehditleri engelleme ve kullanıcıyı uyarma işlevi görebilir. Bunun yanında uygulama izinlerinin (konum, mikrofon, rehber vb.) gereksiz yere verilmemesi, mahremiyet ve veri güvenliği açısından önemlidir.

Bağlantı Güvenliği ve Güvenli Gezinme Alışkanlıkları

Bireysel kullanıcılar açısından saldırıların önemli bir bölümü, “tıklama” ve “indirme” gibi basit eylemlerle tetiklenebildiği için güvenli gezinme alışkanlıkları koruyucu bir rol oynar:

  • Bağlantı ve ek şüphesi: E-posta ve mesajlaşma uygulamalarındaki bağlantıların doğrulanması; beklenmeyen eklerin açılmaması, kimlik avı ve zararlı yazılım riskini azaltır.
  • Güvensiz ağlarda hassas işlem yapmama: Açık Wi-Fi ağlarında kimlik doğrulama, para transferi veya kritik hesap işlemleri gibi hassas eylemlerden kaçınmak, oturum ele geçirme ve veri dinleme risklerini düşürür.
  • Tarayıcı ve hesap senkronizasyon güvenliği: Tarayıcı eklentileri, otomatik parola doldurma ve oturum açık kalma alışkanlıkları, kolaylık sağlarken risk de üretebilir. Bu nedenle düzenli kontrol ve minimal eklenti yaklaşımı önemlidir.

Kişisel Veri ve Mahremiyet Yönetimi

Güvenli internetin mahremiyet boyutu, yalnız “veri çalınması” üzerinden değil, verinin kim tarafından, hangi amaçla, ne ölçüde işlendiği üzerinden anlam kazanır. Bireysel düzeyde etkili görülen önlemler arasında:

  • Paylaşımın sınırlandırılması: Kişisel bilgi, konum verisi, günlük rutinler ve aile bireylerine ilişkin detayların kontrolsüz paylaşımı; hedefli dolandırıcılık, taciz ve sosyal mühendislik risklerini artırabilir.
  • Gizlilik ayarlarının düzenlenmesi: Sosyal medya ve platformlarda görünürlük, etiketleme, mesaj isteği filtreleri ve veri paylaşım seçenekleri; mahremiyet risklerini doğrudan etkiler.
  • İzin ve üçüncü taraf erişimlerinin gözden geçirilmesi: “Hesabınla giriş yap” türü bağlantılarda verilen yetkiler, zaman içinde birikerek hesap güvenliğini zayıflatabilir.

Olaylara Müdahale ve Zarar Azaltma Alışkanlıkları

Korunma yaklaşımı, olay gerçekleştiğinde ne yapılacağını da içerir. Bireysel düzeyde temel müdahale adımları şunlardır:

  • Parola değişimi ve oturum kapatma: Şüpheli giriş tespitinde hızlı parola değişimi ve tüm oturumların kapatılması.
  • MFA etkinleştirme ve kurtarma bilgilerini güncelleme: Hesap ele geçirme riskinin yinelenmesini azaltır.
  • Cihaz taraması ve güvenlik kontrolü: Zararlı yazılım şüphesinde cihazın taranması, gerekirse temiz kurulum gibi daha kapsamlı müdahaleler.
  • Dolandırıcılık şüphesinde işlem durdurma: Kart veya ödeme bilgisi paylaşımı söz konusuysa bankacılık kanallarıyla hızlı iletişim kurma ve hesap hareketlerini izleme.

Kurumsal Düzeyde Temel Yaklaşım

Kurumlar açısından güvenli internet, kullanıcıların güvenli davranış geliştirmesini destekleyen eğitimlerin yanı sıra, risk yönetimi yaklaşımı ve standart/çerçeve temelli güvenlik yönetişimiyle ilişkilidir. Kurumsal düzeyde tipik önlem kümeleri; varlık ve erişim yönetimi, güvenli yapılandırma, güvenlik izlemesi, olay müdahale planları, tedarik zinciri güvenliği ve uygulama güvenliği kontrolleri gibi başlıklarda toplanır. Bu önlemler, bireysel siber hijyenin kurumsal karşılığı olarak değerlendirilebilecek “süreç ve kontrol mimarisi”ni oluşturur.


Korunma ve önleme yöntemleri, içerik filtreleme gibi tekil çözümlerden farklı olarak, kullanıcı davranışlarını ve teknik kontrolleri birlikte ele alan bir güvenlik pratiği üretir. Bu nedenle güvenli internet, günlük kullanım alışkanlıklarıyla beslenen ve farklı risk türlerine karşı katmanlı biçimde işleyen bir korunma düzeni olarak tanımlanır.

Türkiye’de Güvenli İnternet: Model ve Uygulama

Türkiye’de “güvenli internet” kavramı, genel anlamının yanında, internet erişiminin profil temelli biçimde düzenlenmesine imkân veren bir hizmet modeli ile de somutlaşmıştır. Bu model, internetin güvenli kullanımına yönelik toplumsal şikâyet ve taleplerin artmasıyla birlikte kurumsal gündeme taşınmış; düzenleyici çerçevede yürütülen çalışmalar, Anayasa’nın “Ailenin korunması ve çocuk hakları” (m. 41) ile “Gençliğin korunması” (m. 58) hükümlerine dayandırılmıştır. Uygulama, ilgili kurul kararlarıyla “internetin güvenli kullanımına ilişkin usul ve esaslar” biçiminde ele alınmış; daha sonra “Güvenli İnternet Hizmetine İlişkin Usul ve Esaslar” adıyla yeniden düzenlenmiştir. Hizmetin başlangıç tarihi 22 Kasım 2011'dir.【7】

Hizmetin Niteliği ve Temel İşleyiş Mantığı

Güvenli İnternet Hizmeti, erişim sağlayıcıların altyapısı üzerinden sunulan ücretsiz, talebe bağlı ve alternatif bir internet erişim hizmeti olarak tanımlanır. Kullanıcılar bu hizmeti zorunlu olarak değil, bireysel tercihlerine dayanarak talep ettiklerinde kullanır. Hizmetin işleyişinde üç temel ilke öne çıkar:

  • Tercihe bağlı katılım: Kullanıcı hizmete dahil olmayı kendisi seçer.
  • Esneklik: Kullanıcı, seçtiği profil üzerinde daha sonra değişiklik yapabilir.
  • Çıkış imkânı: Kullanıcı, istediği an hizmet dışına çıkabilir (profil kullanımını sonlandırabilir).

Bu yapı, güvenli interneti tek bir “engelleme sistemi” olarak değil, kullanıcının kendi tercihine göre devreye aldığı bir erişim düzenleme seçeneği olarak konumlandırır.

Profiller: Çocuk Profili ve Aile Profili

Hizmet, iki profilden oluşur: Çocuk Profili ve Aile Profili. Profil yaklaşımı, erişimi “tamamen serbest/ tamamen yasak” ikiliğine indirgemeden, kullanıcının risk algısına ve ihtiyaçlarına göre farklı düzeylerde koruma sağlamayı hedefler.


Çocuk Profili, “yararlı web sitelerinin bulunduğu” bir profil olarak tanımlanır ve içerik mantığı bakımından onaylanmış siteler çerçevesinde kurgulanır. Bu profilde eğitim ve günlük yaşamla ilişkili geniş bir kategori yelpazesinden örnekler verilir: eğitim, kültür, sanat, iş, ekonomi, ödev, bankacılık-finans, kariyer, alışveriş, sağlık, müzik, haber, e-posta, resmî/kamu siteleri, tatil, özel şirketler, eğitim kurumları ve e-devlet gibi alanlar, çocuk profilinin kapsadığı “yararlı site türleri” içinde sayılır. Bu tanım, çocuk profilinin mantığını “riskli içeriği ayıklama”dan çok, “güvenli kabul edilen içerik kümesine erişim” üzerinden kurar.


Aile Profili ise çocuk profiline kıyasla daha geniş bir erişim alanı tanımlar; bununla birlikte belirli risk kategorilerine giren içeriklere yer vermeyen bir profil olarak açıklanır. Aile profilinde dışarıda bırakıldığı belirtilen içerik türleri arasında kumar, intihara yönlendirme, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımını kolaylaştırma, sağlık için tehlikeli madde temini, fuhuş, müstehcenlik, ırkçılık, ayrımcılık, nefret, terör, şiddet/vahşet görüntüleri, kan ve şiddet içeren dövüş sporları, hayvan dövüşleri, dolandırıcılık ve zararlı yazılım gibi başlıklar yer alır.


Ayrıca aile profilinde, çocuk profiline ek olarak kişisel sitelere, forumlara ve paylaşım sitelerine erişim mümkün görülür. Bununla birlikte oyun siteleri, sohbet siteleri ve sosyal medya türleri için ayrıca kısıtlama seçeneğinin bulunması, profil yaklaşımının “tek parça engelleme” yerine seçimli kısıtlama mantığıyla da desteklendiğini gösterir.【8】

Abonelik ve Kullanım Kanalları

Abonelik süreci, internet hizmeti alınan işletmeci üzerinden yürütülen yöntemlerle ilişkilendirilir. Hizmete geçiş için çağrı merkezi, SMS, bayi veya çevrim içi işlem merkezi gibi kanallar kullanılabilir. Abonelikten sonra profil değişikliği yapılabilmesi, hizmetin “tek seferlik karar” yerine kullanım içinde ayarlanabilen bir seçenek olarak tasarlandığını gösteren ayrıntılardan biridir.


Bu çerçevede Türkiye’deki güvenli internet modeli, bir yandan profil temelli erişim düzenlemesi ile içerik/etkileşim risklerini azaltmayı hedeflerken, diğer yandan kullanıcı tercihine bağlılık ve esnek kullanım ilkeleri üzerinden işleyen bir hizmet biçimi olarak tanımlanır.【9】

Uluslararası Çerçeveler ve Standartlar

Güvenli internetin uluslararası düzeyde ele alınışı, “tek bir teknik çözüm” fikrinden ziyade; çocukların çevrimiçi korunması, dijital güvenlik risk yönetimi, kurumsal siber güvenlik çerçeveleri ve günlük kullanım pratikleri (siber hijyen) üzerinden şekillenen çok katmanlı bir yaklaşımı yansıtır. Bu çerçeveler, farklı aktörlerin (aileler, eğitim kurumları, kamu otoriteleri, hizmet sağlayıcılar ve özel sektör) sorumluluklarını tanımlarken; riskin yalnızca teknik değil, sosyal ve yönetsel boyutları bulunduğunu da kabul eder.

Çocukların Çevrimiçi Korunması (COP) Yaklaşımı

Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’nin (ITU) COP kılavuzları, çocukların çevrimiçi güvenliğini çok paydaşlı bir koruma alanı olarak ele alır. Yaklaşımın belirgin yönü, çocukların karşılaşabileceği riskleri azaltma hedefini; yalnızca filtreleme ve engelleme gibi araçlara değil, aynı zamanda ürün/hizmet tasarımında yaşa uygunluk, raporlama ve şikâyet mekanizmaları, içerik ve iletişim güvenliği için işletim süreçleri, farkındalık ve eğitim, gizlilik/mahremiyet ilkeleri ve paydaşlar arası koordinasyon gibi bileşenlere bağlamasıdır. Bu çerçevede “güvenli internet”, çocukların dijital haklarını ve korunma ihtiyacını birlikte düşünen; hem teknik hem yönetişimsel önlemleri aynı çatı altında toplayan bir alan olarak konumlanır.【10】

Dijital Güvenlik Risk Yönetimi (OECD)

OECD’nin dijital güvenlik risk yönetimi yaklaşımı, güvenliği bir “teknik uyum listesi”nden çok, ekonomik ve toplumsal faaliyetleri etkileyen bir risk yönetimi konusu olarak tanımlar. Bu bakış açısında risk; mutlak biçimde sıfırlanması gereken bir tehdit değil, belirli amaç ve faaliyetlerle ilişkili olarak değerlendirilen, önceliklendirilen ve yönetilen bir unsurdur. Kurumlar açısından bu yaklaşım; siber riskin kurumsal yönetişim içinde ele alınmasını, karar süreçlerine dâhil edilmesini, paydaşlarla ilişkili bağımlılıkların (tedarik zinciri, hizmet sağlayıcılar, kullanıcı ekosistemleri) dikkate alınmasını ve güvenlik kararlarının maliyet–fayda dengesiyle birlikte değerlendirilmesini öne çıkarır. Güvenli internet bağlamında bu çerçeve, “hangi riskler hangi kullanım amaçlarıyla bağlantılıdır” sorusunu kurucu bir ilke hâline getirir.【11】

Kurumsal Siber Güvenlik Çerçevesi (NIST CSF 2.0)

NIST Siber Güvenlik Çerçevesi (CSF) 2.0, siber güvenliği kurumsal düzeyde strateji, yönetişim ve operasyon ekseninde yapılandıran bir çerçeve dili sunar. CSF 2.0’da öne çıkan yeniliklerden biri, “Govern (Yönet)” işlevinin açık biçimde çerçeveye yerleştirilmesidir; bu durum, güvenliğin yalnız teknik ekiplerin sorumluluğu olmadığını, kurumsal politika ve hesap verebilirlik düzenekleriyle birlikte ele alınması gerektiğini vurgular.


Çerçevedeki işlev mantığı (yönetim/önleme/tespit/müdahale/iyileştirme türü güvenlik yaşam döngüsü), kurumların olgunluk düzeyinden bağımsız olarak güvenliği sistematik biçimde konuşabilmesini sağlar. Güvenli internetin “kurum ve hizmet güvenliği” boyutunda CSF, teknik kontrollerin ötesinde rol, sorumluluk, ölçümleme ve sürekli iyileştirme kavramlarını belirginleştirir.【12】

Siber Hijyen ve İyi Uygulamalar (ENISA)

ENISA’nın siber hijyen yaklaşımı, güvenli internetin bireysel ve kurumsal düzeyde sürdürülebilirliğini, günlük pratiklerin düzenli biçimde uygulanmasına bağlar. Siber hijyen; parola ve kimlik doğrulama, güncelleme ve yama yönetimi, yedekleme, güvenli yapılandırma, şüpheli bağlantı/ek farkındalığı, cihaz ve hesapların düzenli kontrolü gibi “temel ama kritik” uygulamaları kapsayan bir davranışlar seti olarak öne çıkar. Bu yaklaşım, güvenliği yüksek uzmanlık gerektiren tekil önlemlerden ziyade, geniş kullanıcı kitlesinin uygulayabileceği tekrarlanabilir ve denetlenebilir pratikler üzerinden kurar. Böylece güvenli internet, kullanıcı davranışlarıyla desteklenmeyen teknik çözümlerin sınırlı kalacağı varsayımını güçlendirir.【13】

Uygulama Güvenliği Risk Sınıflandırmaları (OWASP)

Güvenli internetin bir diğer uluslararası ayağı, çevrimiçi hizmetlerin ve uygulamaların güvenli tasarlanmasıyla ilgilidir. OWASP gibi oluşumların sunduğu risk sınıflandırmaları, yaygın zafiyet türlerini kategorize ederek, geliştiriciler ve hizmet sağlayıcılar için ortak bir risk dili oluşturur. Bu sınıflandırmalar; kimlik doğrulama ve yetkilendirme hataları, veri bütünlüğü sorunları, güvenli olmayan veri işleme/saklama pratikleri ve tasarım kaynaklı zafiyetler gibi alanları görünür kılar. Kullanıcı açısından bakıldığında bu çerçeve, riskin yalnız “kullanıcı hatası” ile açıklanamayacağını; hizmetlerin güvenlik tasarımının da güvenli internetin belirleyici bir bileşeni olduğunu hatırlatır.【14】

Ulusal Düzeyde Kullanıcı Odaklı Rehberlik (USOM)

Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) tarafından sunulan bireysel güvenlik önerileri, uluslararası çerçevelerle uyumlu biçimde, güvenli internetin pratik yönünü güçlendiren bir rehberlik hattı oluşturur. Bu tür rehberlikler, günlük kullanıcı davranışlarını hedef alır ve özellikle kimlik avı/dolandırıcılık, hesap güvenliği, güncelleme ve güvenli kullanım alışkanlıkları gibi alanlarda kullanıcıların uygulayabileceği somut önlemleri öne çıkarır. Böylece güvenli internet, çerçeve ve standartların kavramsal dili ile kullanıcı pratikleri arasında doğrudan bir bağ kuran, uygulama odaklı bir destek alanına kavuşur.


Bu uluslararası çerçeveler ve standartlar birlikte değerlendirildiğinde “güvenli internet”, çocukların korunması ile kurumsal siber risk yönetimini aynı geniş çerçevede buluşturan; güvenliği teknik önlemler, yönetişim ilkeleri ve günlük kullanım pratikleri arasında dağıtan bir yaklaşım alanı olarak belirginleşir.【15】

citation:list

  • [1]

    Gizem İleri Aksoy, "Okul Öncesi Dönem Çocuklarının Dijital Medya ve Güvenli İnternet Kullanımının Ebeveyn Görüşlerine Göre İncelenmesi" (Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi, 2024), erişim 8 Şubat 2026, s. 41.

  • [2]

    Arman Aksoy, "Ortaokul Öğrencilerinin Riskli İnternet Davranışları ve Güvenli İnternet Kullanımı Hakkında Öğrenci ve Ebeveyn Görüşleri" (Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, 2019), erişim 8 Şubat 2026, s. 89.

  • [3]

    Arman Aksoy, "Ortaokul Öğrencilerinin Riskli İnternet Davranışları ve Güvenli İnternet Kullanımı Hakkında Öğrenci ve Ebeveyn Görüşleri" (Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, 2019), erişim 8 Şubat 2026, s. 85.

  • [4]

    Gizem İleri Aksoy, "Okul Öncesi Dönem Çocuklarının Dijital Medya ve Güvenli İnternet Kullanımının Ebeveyn Görüşlerine Göre İncelenmesi" (Yüksek Lisans Tezi, Gazi Üniversitesi, 2024), erişim 8 Şubat 2026, s. vıı.

  • [5]

    Arman Aksoy, "Ortaokul Öğrencilerinin Riskli İnternet Davranışları ve Güvenli İnternet Kullanımı Hakkında Öğrenci ve Ebeveyn Görüşleri" (Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, 2019), erişim 8 Şubat 2026, s. 85.

  • [6]

    Zehra Nur Koynoğlu, "İlkokul 3. ve 4.sınıf Öğrencilerinin Güvenli İnternet Kullanımlarına Yönelik Öğrenci, Veli ve Sınıf Öğretmenleri Görüşlerinin İncelenmesi" (Yüksek Lisans Tezi, Trabzon Üniversitesi, 2022), erişim 8 Şubat 2026, s. 73.

  • [7]

    Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), "Güvenli İnternet Hizmeti," erişim 8 Şubat 2026, https://internet.btk.gov.tr/guvenli-internet-hizmeti.

  • [8]

    Güvenli Web, "Güvenli İnternet Hizmeti," erişim 8 Şubat 2026 https://www.guvenlinet.org.tr/guvenli-internet-hizmeti.

  • [9]

    Güvenli Web, "Güvenli İnternet Hizmeti," erişim 8 Şubat 2026, https://www.guvenlinet.org.tr/.

  • [10]

    International Telecommunication Union (ITU), "Guidelines for Industry on Child Online Protection" (2020), erişim 8 Şubat 2026, https://www.unicef.org/media/90796/file/ITU-COP-guidelines%20for%20industry-2020.pdf.

  • [11]

    OECD, Digital Security Risk Management for Economic and Social Prosperity: OECD Recommendation and Companion Document (Paris: OECD Publishing, 2015), erişim 8 Şubat 2026, https://www.oecd.org/en/publications/2015/10/digital-security-risk-management-for-economic-and-social-prosperity_g1g5c3dc.html.

  • [12]

    National Institute of Standards and Technology (NIST), "The NIST Cybersecurity Framework (CSF) 2.0," NIST CSWP 29 (26 Şubat 2024), erişim 8 Şubat 2026, https://nvlpubs.nist.gov/nistpubs/CSWP/NIST.CSWP.29.pdf.

  • [13]

    ENISA (European Union Agency for Cybersecurity), "Cyber Hygiene," erişim 8 Şubat 2026, https://www.enisa.europa.eu/topics/cyber-hygiene.

  • [14]

    OWASP Minneapolis-St. Paul, "OWASP Top Ten 2021: Where We’ve Been and Where We Are" (16 Aralık 2021), erişim 8 Şubat 2026, https://owasp.org/www-chapter-minneapolis-st-paul/download/20211216_OWASP-MSP_OWASP_Top_Ten_2021.pdf.

  • [15]

    Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM), "Bireysel Siber Güvenlik Önlemleri," erişim 8 Şubat 2026, https://www.usom.gov.tr/faydali-dokumanlar/bireysel-siber-guvenlik-onlemleri.

Ayrıca Bakınız

Yazarın Önerileri

Ölü İnternet Teorisi

Ölü İnternet Teorisi

Genel Kültür +2
İnternet Protokolleri

İnternet Protokolleri

Yazılım Ve Yapay Zekâ +2
Günün Önerilen Maddesi
2/10/2026 tarihinde günün önerilen maddesi olarak seçilmiştir.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarOnur Çolak8 Şubat 2026 11:35

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Güvenli İnternet" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Kavram, Kapsam ve İlgili Terimler

  • Çocuklar ve Gençler Açısından Risk Alanları

    • İçerik Riskleri

    • İletişim ve Temas Riskleri

    • Davranış Riskleri ve Akran İlişkileri

    • Zaman-Kullanım ve Alışkanlık Riskleri

    • Risklerin Ölçülmesi ve Görünürlük Sorunu

  • Ebeveyn Arabuluculuğu ve Ev İçi Uygulamalar

  • Eğitim Kurumları ve Dijital Okuryazarlık

  • Bireyler İçin Temel Siber Tehditler

    • Kimlik Avı ve Sosyal Mühendislik

    • Hesap Ele Geçirme ve Kimlik Doğrulama Zafiyetleri

    • Zararlı Yazılımlar ve Cihaz Güvenliği

    • Veri İhlalleri, Mahremiyet Kaybı ve Dijital İz

    • Güvensiz Ağlar ve Bağlantı Riskleri

    • Uygulama ve Hizmet Kaynaklı Riskler

  • Korunma ve Önleme Yöntemleri

    • Kimlik Doğrulama ve Hesap Güvenliği

    • Cihaz, Yazılım ve Uygulama Güvenliği

    • Bağlantı Güvenliği ve Güvenli Gezinme Alışkanlıkları

    • Kişisel Veri ve Mahremiyet Yönetimi

    • Olaylara Müdahale ve Zarar Azaltma Alışkanlıkları

    • Kurumsal Düzeyde Temel Yaklaşım

  • Türkiye’de Güvenli İnternet: Model ve Uygulama

    • Hizmetin Niteliği ve Temel İşleyiş Mantığı

    • Profiller: Çocuk Profili ve Aile Profili

    • Abonelik ve Kullanım Kanalları

  • Uluslararası Çerçeveler ve Standartlar

    • Çocukların Çevrimiçi Korunması (COP) Yaklaşımı

    • Dijital Güvenlik Risk Yönetimi (OECD)

    • Kurumsal Siber Güvenlik Çerçevesi (NIST CSF 2.0)

    • Siber Hijyen ve İyi Uygulamalar (ENISA)

    • Uygulama Güvenliği Risk Sınıflandırmaları (OWASP)

    • Ulusal Düzeyde Kullanıcı Odaklı Rehberlik (USOM)

KÜRE'ye Sor