
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Birliği Olağanüstü Doha Zirvesi, 15 Eylül 2025 tarihinde Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen uluslararası toplantıdır. Zirve, İsrail’in 9 Eylül 2025’te Doha’da Hamas müzakere heyetini hedef alan hava saldırısının ardından toplanmıştır. Toplantıda Katar’ın egemenliğine yönelik saldırı ele alınmış, Gazze’deki insani kriz ve Filistin meselesi gündemde yer almıştır. Zirve, İİT ve Arap Birliği’nin ortak güvenlik, dayanışma ve uluslararası hukuk çerçevesinde aldığı kararlarla sonuçlanmıştır.

Doha’da İslam İşbirliği Teşkilatı-Arap Ligi Olağanüstü Ortak Zirvesi Dışişleri Bakanları Toplantısı - 14 Eylül 2025 (NSosyal)
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Birliği Ortak Olağanüstü Zirvesi, İsrail’in 9 Eylül 2025 tarihinde Katar’ın başkenti Doha’da Hamas müzakere heyetini hedef aldığı hava saldırısının ardından toplanmıştır. İsrail savaş uçaklarının gerçekleştirdiği saldırı sırasında Hamas’ın lider kadrosunun bulunduğu bina hedef alınmıştır.
Saldırı sonucunda Hamas Siyasi Büro üyesi Halil el-Hayye’nin oğlu, dört Hamas mensubu ve bir Katarlı polis yaşamını yitirmiştir. Böylece toplam altı kişinin hayatını kaybettiği bildirilmiştir. Hamas’ın üst düzey yöneticilerinin saldırıdan kurtulduğu açıklanmıştır. Saldırının, Hamas ve İsrail arasında ABD’nin desteğiyle yürütülen ateşkes görüşmeleri sırasında gerçekleştiği belirtilmiştir. Hamas heyetinin saldırı esnasında Katar ve Mısır üzerinden aktarılan ABD teklifini değerlendirmekte olduğu kaydedilmiştir.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 10 Eylül’de yaptığı açıklamada Katar’a “Hamas liderlerini ya sınır dışı edin ya da adalete teslim edin, aksi takdirde biz yaparız” ifadeleriyle yeni bir saldırı tehdidinde bulunmuştur. Bu gelişmeler üzerine Katar, İİT ve Arap Birliği’ni olağanüstü toplantıya çağırmıştır. Dönem başkanlığını yürüten Türkiye’nin desteğiyle zirvenin 15 Eylül’de devlet başkanları düzeyinde Doha’da yapılmasına karar verilmiştir.
Katar’ın çağrısı üzerine, 15 Eylül 2025 tarihinde İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Birliği üyesi devletler Doha’da olağanüstü zirve için bir araya gelmiştir. Zirve, İİT Dışişleri Bakanları Konseyi Dönem Başkanı sıfatıyla Türkiye’nin de desteğiyle düzenlenmiştir.
Bu toplantı, 7 Ekim 2023’ten itibaren İsrail’in Gazze’de başlattığı ve daha sonra Lübnan, Suriye, Yemen ve İran gibi bölge ülkelerine genişlettiği saldırılar sonrasında yapılan olağanüstü İİT-Arap Birliği zirvelerinin üçüncüsü olma özelliğini taşımaktadır.
Zirveye hazırlık kapsamında, 14 Eylül 2025 tarihinde Arap ve İslam ülkelerinin dışişleri bakanları Doha’da bir araya gelmiş ve gündem maddeleri üzerinde uzlaşmaya varmışlardır. Bu hazırlık toplantısında Katar’a yönelik saldırı, Gazze’deki insani kriz ve Filistin meselesi zirvenin temel konuları olarak belirlenmiştir.
13 Eylül 2025’te Doha’da dışişleri bakanları düzeyinde hazırlık toplantısı yapılmıştır. Toplantıda liderler zirvesine sunulacak karar tasarıları üzerinde çalışılmıştır.
14 Eylül 2025’te İİT Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha ve Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt açıklamalarda bulunmuştur. Taha, Filistin devletinin kurulması ve İsrail saldırılarının durdurulması için İslam dünyasının dayanışma göstermesi gerektiğini vurgulamıştır. Ebu Gayt ise Doha’daki zirvenin İsrail saldırılarına karşı güçlü bir mesaj vermesi gerektiğini belirtmiş, uluslararası toplumun sessizliğinin İsrail’i cesaretlendirdiğini ifade etmiştir.
Aynı gün Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da açıklamalarda bulunmuş ve İsrail’in “yayılmacı politikalarının” bölgedeki en temel sorun haline geldiğini söylemiştir. Fidan, bu politikanın iki sebebi bulunduğunu belirtmiş; İsrail’in “Büyük İsrail” ideali doğrultusunda toprak genişletme amacı güttüğünü ve bölge ülkelerini parçalanmış, zayıf durumda bırakmaya çalıştığını ifade etmiştir.
Hazırlık görüşmeleri sırasında Fidan, Katarlı, Mısırlı, Iraklı ve Pakistanlı mevkidaşlarıyla ayrı görüşmeler yapmıştır. Bu temaslarda İsrail’in Katar’a saldırısının yalnızca Doha’yı değil, bölgesel barışı da hedef aldığı vurgulanmıştır.

Hakan Fidan, Doha’da Şeyh Muhammed Bin Abdurrahman Âl Sani ile Bir Araya Geldi - 14 Eylül 2025 (Anadolu Ajansı)
İİT Genel Sekreteri Taha, Filistin devletinin kurulması ve İsrail saldırılarının önlenmesi için Arap-İslam dayanışmasının şart olduğunu, BM Genel Kurulu’na sunulacak bir karar tasarısının iki devletli çözüm sürecini canlandırması gerektiğini vurgulamıştır.
Arap Birliği Genel Sekreteri Ebu Gayt ise Doha zirvesinin İsrail saldırganlığına karşı güçlü bir mesaj vermesi gerektiğini, uluslararası toplumun sessizliğinin İsrail’i cesaretlendirdiğini ve sivillere yönelik saldırıların hesap sorulması gereken savaş suçları olduğunu ifade etmiştir.
Zirveye İİT üyesi 57 ülke ile Arap Birliği üyesi 22 ülkeden liderler davet edilmiştir. Katılımcılar arasında İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ve Malezya Başbakanı Enver İbrahim de yer almıştır.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 12 Eylül’de aldığı kararla İsrail’in Doha saldırısını oybirliğiyle kınamış; bu saldırının uluslararası barış ve güvenliği tehdit ettiğini belirtmiştir.
İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği Ortak Olağanüstü Zirvesi, 15 Eylül 2025 tarihinde Doha’da devlet ve hükümet başkanları seviyesinde yapılmıştır. Zirveye İİT üyesi 57 ülke ile Arap Birliği üyesi 22 ülkeden temsilciler katılmıştır. Katılımcılar arasında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da yer almıştır.
Zirvenin açılışı, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani tarafından yapılmıştır. Emir, konuşmasında ülkesinin saldırıya maruz kaldığını ve bu saldırının Katar’ın yanı sıra bölge güvenliğini hedef aldığını belirtmiştir. Açılış oturumunda ayrıca saldırının, devam eden ateşkes görüşmelerine yönelik doğrudan bir tehdit oluşturduğu dile getirilmiştir.
Zirve öncesinde katılımcı liderler ve heyet başkanları aile fotoğrafı çektirmiştir. Bu resmi bölümün ardından, delegasyonlar oturumların yapılacağı salona geçmiş ve zirve görüşmeleri başlamıştır. Açılışın ardından, Katar Emiri’nin başkanlığında resmi oturumlara geçilmiş, ilk söz alan liderler saldırının diplomasiye, bölgesel istikrara ve uluslararası hukuka etkileri üzerinde durmuştur.

İslam İşbirliği Teşkilatı-Arap Ligi Olağanüstü Zirvesi, 15 Eylül 2025 - (Anadolu Ajansı)
Doha’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği Ortak Olağanüstü Zirvesi’nin ana gündem maddesi, İsrail’in 9 Eylül 2025 tarihinde Katar’ın başkentinde gerçekleştirdiği hava saldırısı olmuştur. Bu saldırı, Hamas’ın müzakere heyetini hedef almış ve arabuluculuk faaliyetlerini doğrudan etkilemiştir.
Zirvede, saldırının Katar’ın egemenliğine ve bölgesel barışa yönelik ciddi bir ihlal olduğu görüşü üzerinde durulmuştur. Katılımcılar, saldırının tüm Arap ve İslam ülkelerine yapılmış sayılacağını ifade etmişlerdir.
Gazze’de devam eden saldırılar ve ağır insani koşullar da gündemin diğer önemli başlıkları arasında yer almıştır. İsrail’in yürüttüğü askeri operasyonların “soykırıma dönüşen bir savaş” olduğu ve sivillerin zorla göç ettirilmesi riskini beraberinde getirdiği dile getirilmiştir. Batı Şeria’da devam eden ilhak ve yerleşim faaliyetleri ise uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler kararlarının ihlali olarak değerlendirilmiştir.
Ayrıca Arap Barış Girişimi’nin geleceği tartışılmış, İsrail’in bu girişimi reddetmesinin bölgedeki şiddet döngüsünü pekiştirdiği vurgulanmıştır. Kolektif güvenlik mekanizmalarının devreye sokulması konusu da gündemde yer almıştır. Körfez İşbirliği Konseyi (KİK), ortak savunma mekanizmalarını etkinleştirme sürecini başlatma kararı almıştır
Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, zirvenin açılış konuşmasında ülkesinin başkentinin “hain ve korkakça” bir saldırıya maruz kaldığını belirtmiştir. Emire göre saldırı, Hamas liderlerinin aileleriyle birlikte bulunduğu bir konutu hedef almıştır. Emir, İsrail’in bu saldırıyla devam eden müzakereleri sabote etmeye çalıştığını vurgulamıştır. Ayrıca İsrail’in bölgeyi nüfuz alanına dönüştürme çabasının “tehlikeli bir yanılsama” olduğunu ifade etmiştir. Gazze’ye yönelik operasyonlar “imha savaşı” olarak nitelendirilmiş ve İsrail’in bölgeyi yaşanmaz hale getirerek nüfusunu zorla göç ettirmeyi amaçladığı belirtilmiştir.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, konuşmasında İsrail’in “suçlarının” uluslararası toplum tarafından cezalandırılması gerektiğini ifade etmiştir. Abbas, Arap dünyasının “kesin ve pratik” bir yanıt vermesi gerektiğini vurgulamıştır. Güvenliğin, İsrail’in 1967 sınırlarına çekilmesi ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasıyla sağlanabileceğini dile getirmiştir. Abbas ayrıca, Gazze’deki savaşın ve zorla yerinden etme uygulamalarının sona erdirilmesini istemiştir.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasında İsrail’in Katar’daki Hamas müzakere heyetine yönelik saldırısının “İsrail’in haydutluğunu farklı bir boyuta taşıdığı”nı belirtmiştir. Erdoğan, dünya kamuoyunun bu toplantıyı “İslam âleminin Katar’a koşulsuz desteğinin bir tezahürü” olarak görmesi gerektiğinin altını çizmiş ve Türkiye’nin “dost ve kardeş müttefik ülke Katar’ın yanında olduğunu” vurgulamıştır.
Erdoğan, İsrail’i “kaostan ve kandan beslenen bir terör zihniyeti ve onun vücut bulduğu bir devlet” olarak tanımlamış; Netanyahu hükümetinin Filistin’de “katliam ve soykırımı sürdürürken aynı zamanda bölgeyi istikrarsızlığa sürüklemeyi amaçladığını” söylemiştir.
Cumhurbaşkanı, İslam dünyasının İsrail’in “yayılmacı emellerini boşa çıkaracak dirayete ve imkâna sahip olduğunu” ifade etmiştir. Erdoğan, “Diplomatik gayretlerimizi İsrail’e yaptırım uygulamalarının artması için yoğunlaştırmalıyız. İsrail’in ekonomik olarak da sıkıştırılması gerektiğine inanıyorum.” sözleriyle ekonomik ve diplomatik baskının artırılması çağrısında bulunmuştur.
Ayrıca, savunma sanayi alanındaki yeteneklerin kardeş ülkelerle paylaşılabileceğini belirtmiş, “gelecek on yılları kazanmak için işbirliğinin yoğunlaştırılması gerektiğini” ifade etmiştir. Konuşmasının sonunda Erdoğan, 1967 sınırları temelinde, coğrafi bütünlüğe sahip ve başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devleti kurulana kadar mücadelenin süreceğini dile getirmiştir.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, İsrail’in “sınırları aşan” saldırganlığını kınamıştır. Sisi, İsrail’in güvenliğinin ancak diğer devletlerin egemenliğine ve uluslararası hukuka saygı göstermesiyle sağlanabileceğini belirtmiştir. Sivillerin hedef alınmasının ve bir halkın aç bırakılmasının kabul edilemeyeceğini vurgulamıştır. Ayrıca, İsrail’in davranışlarının diplomatik ve askeri mantığın ötesine geçtiğini, kırmızı çizgilerin aşıldığını ifade etmiştir.
Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani, İslam dünyasında NATO benzeri bir kolektif güvenlik mekanizmasının kurulmasını önermiştir. Sudani, herhangi bir Arap veya İslam ülkesine saldırının tüm bölgeye yapılmış kabul edilmesi gerektiğini söylemiştir. Zirvede BM Güvenlik Konseyi’ne ortak bir mesaj iletilmesi gerektiğini, kalıcı ateşkes için kapsamlı bir yol haritası hazırlanabileceğini ifade etmiştir. İsrail’in Katar’a saldırısının “tüm insani ilkeleri ihlal ettiğini” belirten Sudani, caydırıcı bir ortak tavır alınmadığı takdirde istikrarsızlığın artacağını dile getirmiştir.
Ürdün Kralı II. Abdullah, Doha saldırısının İsrail’in sınırsız bir tehdit oluşturduğunu kanıtladığını belirtmiştir. Kral Abdullah, zirveden çıkacak cevabın “açık, kararlı ve caydırıcı” olması gerektiğini söylemiştir. İsrail’in Batı Şeria’daki genişleme politikalarının iki devletli çözümü ortadan kaldırdığını ifade etmiş, Gazze’deki savaşın sona erdirilmesi ve Filistinlilerin yerinden edilmesinin engellenmesi gerektiğini dile getirmiştir.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, İsrail saldırılarına karşı Müslüman ülkeler arasında “birlik ve dayanışmanın” güçlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Pezeşkiyan, İsrail’in yalnızca Katar’a değil, aynı zamanda İran’a yönelik saldırılarla da “egemenliği ihlal ettiğini” söylemiştir.
Cumhurbaşkanı, Gazze’de yaşananların İsrail’in “cezasızlıktan güç aldığı politikalarının” sonucu olduğunu ifade etmiş ve uluslararası toplumun zayıf tepkisinin İsrail’in saldırılarını sürdürmesine olanak tanıdığını belirtmiştir. Pezeşkiyan, Müslüman ülkelerin bu davranışlara karşı ortak hareket etmesi gerektiğini vurgulamış, birlik çağrısını yalnızca dinî değil aynı zamanda “ortak insani değerler” temelinde yapmıştır.
Malezya Başbakanı Enver İbrahim, yalnızca kınama ve deklarasyonlarla yetinilmemesi gerektiğini, İsrail ile diplomatik ilişkilerin kesilmesi ve daha ağır yaptırımlar uygulanması çağrısında bulunmuştur. Endonezya Cumhurbaşkanı Yardımcısı Gibran Rakabuming Raka, Filistin meselesinin yalnızca Filistinlilerin değil, tüm İslam ülkelerinin onuru ve uluslararası hukukun korunmasıyla ilgili olduğunu vurgulamıştır. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Katar’a saldırının en güçlü şekilde kınandığını ve Pakistan’ın iki devletli çözüm konusundaki kararlılığını bir kez daha teyit ettiğini açıklamıştır.

İslam İşbirliği Teşkilatı-Arap Ligi Olağanüstü Zirvesi, 15 Eylül 2025 - (Anadolu Ajansı)
Doha’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği Ortak Olağanüstü Zirvesi sonunda yayımlanan sonuç bildirisi, İsrail’in Katar’a yönelik saldırısının en sert şekilde kınandığını ilan etmiştir. Bildiride, 9 Eylül 2025’te Doha’da gerçekleştirilen saldırının yalnızca Katar’a değil, tüm Arap ve İslam devletlerine yapılmış sayıldığı vurgulanmıştır. Saldırının Katar’ın egemenliğinin ihlali ve uluslararası hukukun açık bir çiğnenmesi olduğu ifade edilmiştir.
Bildiride öne çıkan hususlar arasında şunlar yer almıştır:
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, zirve sırasında yaptığı açıklamalarda Hamas liderlerini “nerede olurlarsa olsunlar” hedef almaya devam edeceklerini belirtmiştir. Netanyahu ayrıca, bazı ülkelerin Filistin’i tanıma girişimlerine karşılık Batı Şeria’nın ilhak edilebileceğini dile getirmiştir.
Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Marco Rubio, zirveyle eş zamanlı olarak İsrail’de temaslarda bulunmuştur. Washington yönetiminin Katar’a yönelik saldırıdan önceden haberdar edilmediği ve bu durumdan rahatsızlık duyduğu açıklanmıştır. Rubio, Hamas’ın silahsızlandırılması ve esirlerin serbest bırakılmasının kalıcı barış için ön şart olduğunu ifade etmiştir. ABD Başkanı Donald Trump, Katar’ın “ABD’nin önemli bir müttefiki” olduğunu belirterek İsrail’in daha dikkatli davranması gerektiğini açıklamıştır. Trump, Katar’ın bölgesel krizlerde arabulucu rolüne vurgu yapmıştır.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 11 Eylül 2025 tarihinde Katar saldırısını görüşmüş ve yayımladığı basın açıklamasıyla saldırıyı kınamıştır. Konsey, Katar’ın egemenliğine saygı gösterilmesi gerektiğini vurgulamış ve Katar’ın bölgesel arabuluculuk rolünü desteklediğini açıklamıştır.Körfez İşbirliği Konseyi (KİK), İsrail’in saldırılarının bölgesel istikrarı tehdit ettiğini belirterek üye ülkeler arasında ortak savunma ve caydırıcılık mekanizmalarının güçlendirilmesi kararı almıştır.
Ayrıca, zirve sonuç bildirisi kapsamında devletlere İsrail ile diplomatik ve ekonomik ilişkilerini gözden geçirme çağrısı yapılmıştır.
15 Eylül 2025’te Doha’da toplanan İİT ve Arap Birliği Ortak Olağanüstü Zirvesi, İsrail’in 9 Eylül’de Katar’a düzenlediği hava saldırısının ardından gerçekleştirildi. Zirvede, saldırı en sert şekilde kınandı ve bunun yalnızca Katar’a değil tüm Arap ve İslam ülkelerine yapılmış sayıldığı ifade edildi. Liderler, İsrail’in yeni fiili durum yaratma girişimlerine karşı çıkılması gerektiğini vurguladı ve uluslararası topluma yaptırım ile hukuki süreçleri işletme çağrısı yaptı. Sonuç bildirisiyle ayrıca Filistin’in bağımsız devlet olarak tanınması ve Gazze’nin yeniden inşası için konferans düzenlenmesi kararlaştırıldı.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"İİT ve Arap Birliği Olağanüstü Doha Zirvesi (2025) " maddesi için tartışma başlatın
14 Eylül 2025
Arka Plan
14 Eylül 2025
Zirvenin Toplanma Süreci
14 Eylül 2025
Hazırlık Toplantıları (13–14 Eylül 2025)
14 Eylül 2025
Genel Sekreterlerin Açıklamaları
14 Eylül 2025
Katılımcılar ve Tepkiler
15 Eylül 2025
Zirvenin Başlangıcı
15 Eylül 2025
Zirve Gündemi
15 Eylül 2025
Liderlerin Açıklamaları
15 Eylül 2025
Sonuç Bildirisi
15 Eylül 2025
Uluslararası Tepkiler
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.