
Psikodinamik Terapi
Psikodinamik terapi, bireylerin yaşadığı psikolojik sorunların temelinde bilinçdışı çatışmaların, arzuların ve erken dönem yaşantıların yattığı varsayımına dayanan bir psikoterapi yaklaşımıdır. Bu yaklaşım, terapötik ilişkinin, aktarım (hastanın geçmişteki önemli figürlerle olan ilişkilerini ve duygularını terapiste yansıtması) ve yorumlama gibi tekniklerin kullanılması yoluyla bu bilinçdışı süreçleri keşfetmeyi ve çözümlemeyi hedefler. Terapinin birincil amacı, yalnızca belirtilerin giderilmesi değil, aynı zamanda kişilik yapısında veya karakterde daha köklü bir değişim sağlamaktır. Depresyon gibi rahatsızlıkları, bilinçdışı çatışmalardan kaynaklanan içselleştirilmiş öfke ve intrapsişik örüntüler (bireyin zihni içinde yer alan tekrarlayan düşünce ve çatışma kalıpları) olarak kavramsallaştırır. Terapi sürecinde, bu çatışmaların yansıtıldığı yaşam öyküsü ve deneyimler üzerine odaklanılarak hastanın kendi içsel süreçlerine dair farkındalık, yani içgörü (hastanın kendi bilinçdışı süreçleri ve bunların davranışları üzerindeki etkileri hakkında anlayış kazanması) geliştirmesi amaçlanır.
Psikodinamik terapinin kökenleri, Sigmund Freud'un geliştirdiği psikanalitik kurama dayanmaktadır. Depresyon gibi rahatsızlıkların tedavisinde psikoterapinin kullanımı psikanalitik modellerle başlamıştır. Freud’un temel ilkelerinden yola çıkan ancak farklılaşan yaklaşımlar zamanla ortaya çıkmıştır. Örneğin Wilhelm Reich gibi kuramcılar, psikanalizi uyarlayarak özellikle
narsisistik savunmaların (bireyin benlik saygısını korumak için kullandığı büyüklenme veya başkalarını değersizleştirme gibi mekanizmalar) yeniden yapılandırılmasına odaklanmışlardır. Psikodinamik yaklaşımı benimseyen terapistler, daha az yapılandırılmış ve spontan bir çalışma kültürüne sahip olmaları nedeniyle, yaklaşımlarının etkililiğini deneysel olarak kanıtlama yönündeki baskılara yanıt vermekte başlangıçta daha yavaş kalmışlardır.
Psikodinamik terapi, tek bir yekpare kuramdan ziyade, ortak temel kavramları paylaşan farklı okulları içinde barındırır. Terapinin temelinde, hastanın bilinçdışı materyali serbest çağrışım gibi tekniklerle ifade etmesi ve terapistin bu materyali yorumlayarak hastanın içgörü kazanmasına yardımcı olması yatar. Bu süreçte terapötik ilişki, aktarım (hastanın geçmişteki önemli figürlerle olan ilişkilerini ve duygularını terapiste yansıtması) ve karşı-aktarım (terapistin hastanın aktarımlarına verdiği bilinçdışı duygusal tepkiler) kilit rol oynar.
Bu alandaki başlıca kuramsal katkılar şu figürler tarafından yapılmıştır:
Kohut, psikolojik sorunların kökenini başarısız ebeveyn-çocuk ilişkilerinde aramıştır. Ona göre terapist, hastanın çocukluk döneminde eksikliğini hissettiği onaylayıcı ve idealize edilen ebeveyn rolünü üstlenmelidir. Bu yaklaşımda amaç, hastanın gelişmemiş ya da uyumsuz çocukluk dönemi imgelerini (büyüklenmeci benlik ve idealize edilmiş ebeveyn imgesi) yeniden yapılandırarak sağlıklı bir benlik geliştirmesini sağlamaktır. Terapist, hastanın büyüklenmeci tavırlarına "ayna tutarak" ("ayna aktarımı") veya kendisinin idealize edilmesine izin vererek bu süreci kolaylaştırır. Nihai hedef, hastanın terapistin işlevini içselleştirerek kendi psişik yapısını sağlıklı bir biçimde geliştirmesidir.
Kernberg, patolojik narsisizm gibi durumlarda hastanın yardım almasını engelleyen saldırganlık, rekabetçilik ve özellikle "gıpta" (envy) gibi duygulara odaklanmıştır. Terapistin bu olumsuz duygu durumlarıyla yüzleşmesi gerektiğini savunur. Kernberg'e göre patoloji, "ideal benlik", "ideal nesne" ve "gerçek benlik" imgelerinin birbiriyle karışarak bütünleşememesinden kaynaklanır. Terapinin amacı, bu bütünleşememiş temsillerin entegrasyonunu desteklemek ve hastanın korku, nefret, kıskançlık gibi olumsuz duyguları tolere etme kapasitesini artırmaktır. Kernberg'in yaklaşımı zamanla, aktarım odaklı bir model olan Aktarım Odaklı Terapi'ye (Transference-Focused Therapy) evrilmiştir.
Psikodinamik yaklaşımların temeli Freud’un psikanalitik modeline dayanır. Freud’un ilk modeli, savunma mekanizmaları aracılığıyla bastırılmış olan dürtü ve duyguları ortaya çıkarmayı hedeflemekteydi. Bu yaklaşımda analistin tarafsız duruşu, terapi sürecinin temel bir bileşeni olarak görülse de, bu durumun bazı vakalarda terapötik ilişki kurmayı zorlaştırabildiği belirtilmiştir.
Freud’un çalışmalarını takiben Reich gibi psikanalistler, kuramı uyarlayarak özellikle karakter yapısı ve savunma mekanizmaları üzerine odaklanmışlardır. Reich, patolojik narsisizm gibi durumların tedavisinde narsisistik savunmaların yeniden yapılandırılması yoluyla tedaviye ilerlemeyi önermiştir.
Psikodinamik terapi, başta Majör Depresif Bozukluk (MDB) ve Narsisistik Kişilik Bozukluğu (NKB) olmak üzere çeşitli ruhsal bozuklukların tedavisinde kullanılmaktadır. Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) rehberleri, hafif ve orta şiddetteki MDB için psikodinamik terapiyi "orta düzeyde klinik güvenle" önermektedir.
Terapi hem uzun süreli hem de zaman sınırlı formatlarda uygulanabilir. Zaman sınırlı yaklaşımlar, genellikle belirli bir "dinamik hedef" üzerine yoğunlaşır ve bu yaklaşımlar için anksiyete ve engellenme toleransı, değişim motivasyonu ve anlamlı ilişki kurma kapasitesi gibi belirli hasta seçim ölçütleri bulunur.
Yapılan çalışmalar, psikodinamik terapinin depresyon tedavisinde etkili olduğunu ve aynı zamanda kişilik yapısı ile savunma mekanizmalarında iyileşmeler sağlayabildiğini göstermektedir. Ancak mevcut veriler, bu yaklaşımın diğer temel psikoterapi türlerinden (örneğin Bilişsel Davranışçı Terapi veya Kişilerarası Terapi) daha üstün olduğuna işaret etmemektedir. Daha şiddetli depresyon vakalarında ise ilaç tedavisi ile kombine edilmesi gerekli görülmektedir.
Nörobiyoloji alanındaki araştırmalar, psikodinamik terapinin beyin işlevleri üzerinde ölçülebilir değişikliklere yol açtığını ortaya koymaktadır. Yapılan çalışmalar, bu terapi türünün özellikle prefrontal korteks ve singulat korteksteki anormal aktiviteleri iyileştirdiğini raporlamaktadır. MDB hastalarıyla yapılan bir fMRI çalışmasında, 15 aylık psikodinamik terapi sonrasında, tedavi öncesinde yüksek aktivite gösteren singulat ve medial prefrontal korteks bölgelerindeki aktivitenin düştüğü saptanmıştır.【1】 Bu bulgular, terapinin beynin duygu düzenlemeden sorumlu bölgelerindeki işlev bozukluklarını düzenlediğini düşündürmektedir.
Psikodinamik terapi, bu alanda özel eğitim almış psikiyatristler ve klinik psikologlar tarafından uygulanır. Bununla birlikte, bazı durumlarda, gerekli eğitimi almış ve süpervizyon altında çalışan ruh sağlığı hemşireleri gibi diğer ruh sağlığı profesyonelleri de genel psikiyatri hizmetleri bağlamında basit psikodinamik müdahaleler uygulayabilmektedir.
[1]
Lale Erbay ve Süheyla Ünal, “Terapi beyinde ne yapar,” Türkiye Klinikleri Journal of Child Psychiatry – Special Topics3, no. 2 (2017): 166, https://www.researchgate.net/publication/320042263_Terapi_beyinde_ne_yapar. Erişim 2 Temmuz 2025.

Psikodinamik Terapi
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Psikodinamik Terapi" maddesi için tartışma başlatın
Tarihsel Gelişim
Kuramsal Yaklaşımlar ve Temel Kavramlar
Heinz Kohut ve Kendilik Psikolojisi
Otto Kernberg ve Nesne İlişkileri Kuramı
Sigmund Freud
Wilhelm Reich
Kuramcıların Karşılaştırmalı Tablosu
Uygulama Alanları ve Yöntemler
Etkinlik ve Nörobiyolojik Bulgular
Uygulayıcılar
Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.