
ORCID ID
0000-0003-0230-6460
Sabra ve Şatilla Katliamı, 16-18 Eylül 1982 tarihlerinde, Beyrut’un güneybatısındaki Sabra Mahallesi ile bitişiğindeki Şatilla Filistin Mülteci Kampı’nda yaşanmıştır. Katliam, İsrail ordusunun kuşattığı bölgede, İsrail’in müttefiki olan Lübnanlı Hristiyan Falanjist milisler tarafından gerçekleştirilmiştir (Al Jazeera, 2022). Katledilenler, büyük ölçüde 1948 yılında İsrail’in kuruluşu sırasında zorla yerinden edilen ve Lübnan’a sığınan Filistinli mültecilerdir.Haziran 1982’de İsrail, Filistin Kurtuluş Örgütünü (FKÖ) ortadan kaldırmak ve Lübnan’daki etkisini sona erdirmek amacıyla Lübnan’ı işgal etmeye başlamış ve Beyrut’u kuşatma altına almıştır (Shahid, 2002: 43). Ağustos sonunda sağlanan anlaşmalarla FKÖ’nün Lübnan’dan çekilmesi sağlanmış ve ABD öncülüğündeki çok uluslu bir barış gücü mültecilerin güvenliği için bölgeye konuşlandırılmıştır. Ancak bu güç sadece 10 gün görevde kalmış ve 10 Eylül’de çekilmiştir (Al Jazeera, 2022). 14 Eylül 1982’de, İsrail’in desteklediği Lübnan Cumhurbaşkanı Beşir Cemayel bir bombalı saldırıyla öldürülmüş, iki gün sonra İsrail ordusu Batı Beyrut’a girerek Sabra ve Şatilla kamplarını kuşatmıştır. Bu süreçte İsrail ordusu, Falanjist milislerin kamplara girişine izin vermiş böylece katliamın yolu açılmıştır (Al Jazeera, 2022; Uçar, 2024).Katliam, 16 Eylül Perşembe günü akşam saatlerinde başlamış ve 18 Eylül Cumartesi günü öğle saatlerine kadar, yaklaşık 43 saat boyunca sürmüştür (al-Shaikh, 1984: 58). Kamplarda çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan, tahminen 2000 ila 3500 sivil sistematik biçimde katledilmiştir (Uçar, 2024; Aljazeera, 2022). Tanık anlatımlarına göre, katliam sırasında siviller sokak ortasında ya da evlerinde topluca infaz edilmiş; kadınlara yönelik cinsel saldırılar (Fox, 2020), işkence ve cesetlerin buldozerlerle topluca gömülmesi gibi savaş suçları işlenmiştir. Örneğin Zakaria al-Shaikh bizzat annelere nasıl eziyet edildiğine ve onların gözleri önünde bebeklerinin/çocuklarının【1】 nasıl acımasızca katledildiğine şahit olmuştur (al-Shaikh, 1984: 64vd).Bu katliam üzerine yürütülen en kapsamlı sözlü tarih çalışması, Lübnanlı araştırmacı Bayan Nuwayhed Al-Hout tarafından gerçekleştirilmiştir. Al-Hout, 1982’nin sonlarından itibaren tanıklarla görüşmeler yapmış, mağdur yakınlarının ifadelerini toplamış ve olayın kronolojisini belgeleyerek 1984 yılında kapsamlı bir alan araştırmasına dönüştürmüştür. Bu çalışmada toplanan belgeler ve isim listeleri değerlendirilerek en az 3500 kişinin öldürüldüğü sonucuna ulaşılmıştır (Al-Hout, 2004: 290). Al-Hout’un çalışması, Sabra ve Şatilla’daki olayların iki taraflı bir çatışma değil, planlı ve bilinçli bir sivil katliamı olduğunu belgeler niteliktedir (Stork, 2005: 491).Katliamın ardından uluslararası toplumdan tepkiler yükselmiş, BM Genel Kurulu 1982’de kabul ettiği bir kararla bu olayları “soykırım” olarak tanımlamıştır (Uçar, 2024). Ancak gerek İsrailli gerek Lübnanlı hiçbir faile adalet önünde hesap sorulamamıştır. İsrail’de kurulan Kahan Komisyonu, dönemin Savunma Bakanı Ariel Şaron’u “dolaylı kişisel sorumluluk”la suçlamış; Şaron bakanlıktan istifa etmiş fakat herhangi bir ceza almamıştır (Al Jazeera, 2022). 2001 yılında Belçika’da açılan dava ise uluslararası baskılar nedeniyle sonuçsuz kalmıştır (Stork, 2005: 492).Bugün Sabra ve Şatilla yalnızca birer yer adı değil, Filistin mülteci hafızasında adalet arayışının ve travmanın sembolüdür. Her yıl eylül ayında bu olay anılmakta; toplu mezarların başında düzenlenen törenlerle kurbanlar hatırlanmaktadır. İzleri hala silinmeyen katliam, Filistin halkının hafızasında varlığını sürdürmektedir (al-Shaikh, 1984: 67). İsrail’in kuruluşu öncesinde ve sonrasında işlediği katliamlar (Sabra ve Şatila dahil) karşısında uluslararası toplumun yaptırım uygulamaması, bugün Filistinlilere yönelik soykırıma varan şiddetin sürmesinde kritik bir rol oynamıştır. Tarihsel cezasızlık, sistematik insan hakları ihlallerinin önünü açarak mevcut vahşete zemin hazırlamıştır.
Sabra ve Şatilla Katliamı, 16-18 Eylül 1982 tarihlerinde, Beyrut’un güneybatısındaki Sabra Mahallesi ile bitişiğindeki Şatilla Filistin Mülteci Kampı’nda yaşanmıştır. Katliam, İsrail ordusunun kuşattığı bölgede, İsrail’in müttefiki olan Lübnanlı Hristiyan Falanjist milisler tarafından gerçekleştirilmiştir (Al Jazeera, 2022). Katledilenler, büyük ölçüde 1948 yılında İsrail’in kuruluşu sırasında zorla yerinden edilen ve Lübnan’a sığınan Filistinli mültecilerdir.
Haziran 1982’de İsrail, Filistin Kurtuluş Örgütünü (FKÖ) ortadan kaldırmak ve Lübnan’daki etkisini sona erdirmek amacıyla Lübnan’ı işgal etmeye başlamış ve Beyrut’u kuşatma altına almıştır (Shahid, 2002: 43). Ağustos sonunda sağlanan anlaşmalarla FKÖ’nün Lübnan’dan çekilmesi sağlanmış ve ABD öncülüğündeki çok uluslu bir barış gücü mültecilerin güvenliği için bölgeye konuşlandırılmıştır. Ancak bu güç sadece 10 gün görevde kalmış ve 10 Eylül’de çekilmiştir (Al Jazeera, 2022). 14 Eylül 1982’de, İsrail’in desteklediği Lübnan Cumhurbaşkanı Beşir Cemayel bir bombalı saldırıyla öldürülmüş, iki gün sonra İsrail ordusu Batı Beyrut’a girerek Sabra ve Şatilla kamplarını kuşatmıştır. Bu süreçte İsrail ordusu, Falanjist milislerin kamplara girişine izin vermiş böylece katliamın yolu açılmıştır (Al Jazeera, 2022; Uçar, 2024).
Katliam, 16 Eylül Perşembe günü akşam saatlerinde başlamış ve 18 Eylül Cumartesi günü öğle saatlerine kadar, yaklaşık 43 saat boyunca sürmüştür (al-Shaikh, 1984: 58). Kamplarda çoğunluğu kadın, çocuk ve yaşlılardan oluşan, tahminen 2000 ila 3500 sivil sistematik biçimde katledilmiştir (Uçar, 2024; Aljazeera, 2022). Tanık anlatımlarına göre, katliam sırasında siviller sokak ortasında ya da evlerinde topluca infaz edilmiş; kadınlara yönelik cinsel saldırılar (Fox, 2020), işkence ve cesetlerin buldozerlerle topluca gömülmesi gibi savaş suçları işlenmiştir. Örneğin Zakaria al-Shaikh bizzat annelere nasıl eziyet edildiğine ve onların gözleri önünde bebeklerinin/çocuklarının【1】 nasıl acımasızca katledildiğine şahit olmuştur (al-Shaikh, 1984: 64vd).
Bu katliam üzerine yürütülen en kapsamlı sözlü tarih çalışması, Lübnanlı araştırmacı Bayan Nuwayhed Al-Hout tarafından gerçekleştirilmiştir. Al-Hout, 1982’nin sonlarından itibaren tanıklarla görüşmeler yapmış, mağdur yakınlarının ifadelerini toplamış ve olayın kronolojisini belgeleyerek 1984 yılında kapsamlı bir alan araştırmasına dönüştürmüştür. Bu çalışmada toplanan belgeler ve isim listeleri değerlendirilerek en az 3500 kişinin öldürüldüğü sonucuna ulaşılmıştır (Al-Hout, 2004: 290). Al-Hout’un çalışması, Sabra ve Şatilla’daki olayların iki taraflı bir çatışma değil, planlı ve bilinçli bir sivil katliamı olduğunu belgeler niteliktedir (Stork, 2005: 491).
Katliamın ardından uluslararası toplumdan tepkiler yükselmiş, BM Genel Kurulu 1982’de kabul ettiği bir kararla bu olayları “soykırım” olarak tanımlamıştır (Uçar, 2024). Ancak gerek İsrailli gerek Lübnanlı hiçbir faile adalet önünde hesap sorulamamıştır. İsrail’de kurulan Kahan Komisyonu, dönemin Savunma Bakanı Ariel Şaron’u “dolaylı kişisel sorumluluk”la suçlamış; Şaron bakanlıktan istifa etmiş fakat herhangi bir ceza almamıştır (Al Jazeera, 2022). 2001 yılında Belçika’da açılan dava ise uluslararası baskılar nedeniyle sonuçsuz kalmıştır (Stork, 2005: 492).
Bugün Sabra ve Şatilla yalnızca birer yer adı değil, Filistin mülteci hafızasında adalet arayışının ve travmanın sembolüdür. Her yıl eylül ayında bu olay anılmakta; toplu mezarların başında düzenlenen törenlerle kurbanlar hatırlanmaktadır. İzleri hala silinmeyen katliam, Filistin halkının hafızasında varlığını sürdürmektedir (al-Shaikh, 1984: 67). İsrail’in kuruluşu öncesinde ve sonrasında işlediği katliamlar (Sabra ve Şatila dahil) karşısında uluslararası toplumun yaptırım uygulamaması, bugün Filistinlilere yönelik soykırıma varan şiddetin sürmesinde kritik bir rol oynamıştır. Tarihsel cezasızlık, sistematik insan hakları ihlallerinin önünü açarak mevcut vahşete zemin hazırlamıştır.

Sabra ve Şatilla katliamından bir fotoğraf (GZT)
Al Jazeera (2022). Sabra and Shatila Massacre: What Happened in Lebanon in 1982?. Erişim Tarihi: 17.06.2025, https://www.aljazeera.com/news/2022/9/16/sabra-and-shatila-massacre-40-years-on-explainer.
Al-Hout, Bayan Nuwayhed (2004). Sabra and Shatila: September 1982. London: Pluto Press.
Al-Shaikh, Zakaria (1984). “Sabra and Shatila 1982: Resisting the Massacre”. Journal of Palestine Studies, 14 (1), 57–90.
Fox, Tessa (2020). “Rape Used ‘Systematically’ During Lebanon’s Civil War, Report Finds”. The Guardian. Erişim Tarihi: 17.06.2025, https://www.theguardian.com/global-development/2020/nov/09/rape-used-systematically-during-lebanons-civil-war-report-finds.
Shahid, Leila (2002). “The Sabra and Shatila Massacres: Eye-Witness Reports”. Journal of Palestine Studies, 32 (1), 36–58.
Stork, Joe (2005). “Review of Sabra and Shatila: September 1982, by B. N. Al-Hout”. Middle East Journal, 59 (3), 490–492.
Uçar, Mehmet Nuri (2024). “Filistinlilerin Zihinlerinde 42 Yıldır Kanayan Yara: Sabra Ve Şatilla Katliamı.” AA. Erişim Tarihi: 17.06.2025, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/filistinlilerin-zihinlerinde-42-yildir-kanayan-yara-sabra-ve-satilla-katliami/3331616.
[1]
Ayrıca bkz. Analıkkırım
| apa | Toçoğlu, F. Z. (2026). Sabra ve Şatilla. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 1276-1278) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Toçoğlu, Fatma Zehra. “Sabra ve Şatilla”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 1276-1278. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Sabra ve Şatilla" maddesi için tartışma başlatın