
Terörsüz Türkiye Süreci, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, terör örgütü PKK’nın silahlı varlığını tamamen sona erdirerek, Türkiye'ye karşı iç ve dış terör tehdidini ortadan kaldırmayı amaçlayan çok aşamalı bir terörsüzleşme programıdır. Bu süreç; güvenlik reformları, siyasi diyalog, toplumsal uzlaşı, silahsızlanma ve anayasal düzenlemeleri kapsayan çok aşamalı bir devlet politikası olarak yürütülmektedir.
Türkiye'nin yaklaşık yarım asırdır devam eden terörle mücadelesinde kritik bir dönemeç olan bu süreç, devlete yönelik iç güvenlik tehditlerini bertaraf etmek, bölgesel güvenliği sağlamak, siyasi istikrarı artırmak ve toplumsal uyumu pekiştirmek amacıyla başlatılmıştır. Terörsüz Türkiye Süreci, devletin askeri, siyasi ve toplumsal alanlarda eş zamanlı yürüttüğü bir dönüşüm programıdır.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Kızılcahamam’da düzenlediği 32. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nda, 12 Temmuz 2025 - (Anadolu Ajansı)
Sürecin başlatılmasında, Türkiye’nin savunma sanayiindeki ilerlemeler ve terörle mücadelede elde edilen askeri başarılar belirleyici rol oynamıştır. Özellikle FETÖ’nün devlet kurumlarından tasfiye edilmesiyle birlikte, güvenlik birimlerinin etkinliği artırılmış, Terör Örgütü PKK’nın hem yurt içinde hem de sınır ötesindeki faaliyet alanı daraltılmıştır.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim 2024 tarihinde TBMM açılışında DEM Parti sıralarına yönelik gerçekleştirdiği tokalaşma ve ardından yaptığı açıklamalar sürecin ilk siyasi adımı olarak kayda geçmiştir. Bahçeli, “Teröristbaşı işin içinde olmazsa bir şey çıkmaz diyenlere sesleniyorum. Tecridi kaldırırsınız, gelsin TBMM’de konuşsun, örgütün feshedildiğini haykırsın.” ifadeleriyle, Terör Örgütü PKK’nın lağvedilmesi için Meclis zeminini işaret etmiştir.
Bu çağrı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından sahiplenilmiş ve süreç, Cumhur İttifakı’nın ortak iradesi olarak yürütülmeye başlanmıştır. Erdoğan, sürecin müzakere ve pazarlık zemini olmadığını vurgulamış, “Ne yapıyorsak Türkiye için yapıyoruz. Terörsüz Türkiye projemiz, devletimizin onurunu çiğnetmeden, milletimizin başını öne eğdirmeden yürütülmektedir.” açıklamasını yapmıştır.
DEM Parti heyeti, sürece aktif ve yapıcı katılım sağlamış, teröristbaşı Abdullah Öcalan ile gerçekleştirilen İmralı görüşmeleri sonrasında, örgüte yönelik silah bırakma ve fesih çağrılarını kamuoyuyla paylaşmıştır. DEM Parti temsilcileri, çözüm zemininin TBMM olduğunu belirterek, Meclis zemininde tüm siyasi partilerle temas yürütmüşlerdir.
Terörsüz Türkiye Süreci, devletin iç güvenlik politikalarının yeniden yapılandırılması, terörle mücadele stratejilerinin sınır ötesine taşınması ve demokratik siyasi alanın güçlendirilmesi temelinde ilerlemiştir. Türkiye, bu süreçte üçüncü taraf aktörlerin müdahalesine kapalı kalmayı ilke edinmiş ve süreci kendi ulusal çıkarları doğrultusunda yürütmüştür.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli - (Anadolu Ajansı)
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye Süreci’nin siyasi aşamasını başlatan çağrılarını 22 Ekim 2024 tarihinde TBMM’de partisinin grup toplantısında dile getirmiştir. Bahçeli, konuşmasında Türkiye’nin çözüm sürecine ihtiyacı olmadığını vurgulamış ve teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın tecridinin kaldırılması halinde, TBMM’de DEM Parti grup toplantısında konuşarak terörün sona erdiğini ve örgütün feshedildiğini ilan etmesi çağrısında bulunmuştur. Bahçeli, “Ne Kandil ne de Edirne, adres İmralı'dan DEM'e uzansın, bu ağır ve tarihi terör sorunu ülke gündeminden tamamen çıkarılsın. Hodri meydan, buna varız, vatan, millet, devlet, bayrak, ortak gelecek ve tam bağımsızlık için bunu dahi sineye çekmeye sonuna kadar hazırız. Türkiye ve Türk milleti için her fedakarlığı yapmaya, her çileye katlanmaya, lazım gelen her adımı atmaya kararlıyız, inançlıyız, tarih huzurunda diyorum ki yeminliyiz.” ifadelerini kullanmıştır.
Bahçeli, terörsüz siyaset, terörsüz ülke ve terörsüz gelecek hedefinde herkesin ittifak etmesi durumunda “Elimizi taşın altına koymaya değil, gövdemizi koymaya varız ve buradayız” demiştir. Bu çağrı, sürecin Meclis çatısı altında çözülmesi gerektiğine dair siyasi zemin oluşturmuştur.
Bahçeli’nin çağrısı, Meclis zemininde doğrudan adımlarla ilerlemiştir. 2 Ocak 2025 tarihinde DEM Parti heyeti, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından kabul edilmiş, görüşmede İmralı ziyaretleri ve sürecin Meclis’teki yasal düzenlemeleri hakkında bilgi verilmiştir.
Bahçeli, çözüm süreci benzeri modellerin Türkiye’yi bugüne kadar sonuca ulaştırmadığını ifade ederek, “Meselenin can alıcı noktası şudur. Terör örgütünün taleplerini kabul etmek tehdide boyun eğmek demektir. Üstelik yeni saldırıları kışkırtmaktan başka bir netice de vermeyecektir. Ancak silah ve şiddet karşısında toplumun boyun eğdiğini göstermek ne kadar yanlış ise terörü yaratan ortamın iyileştirilmesi amacıyla demokratik adımları atmaktan imtina edilmesi o ölçüde hatalıdır. Medyanın tavrı ve tutumu da çok önemlidir. Terör eylemlerinin, teröristlerin bir başarısı ya da toplum açısından bir panik havası şeklinde sunulması, bölücü örgütün değirmenine su taşımakla eş anlamlıdır. Teröristin moralini bozan ve direncini azaltan iki faktörden birisi, temel iddialarına yönelik kuşkular duymaya başlaması, diğeri de silahlı eylemlerin başarısızlığa mahkum olduğuna ikna edilmesidir. Bölücü terör örgütü PKK'nın silahlı eylemleri başarısızlığa mahkumdur. Terörle hiçbir yere varılmaz, varılamaz, varılamayacaktır. Türkiye, bölücü teröre asla rıza göstermeyecek, müzakere ve mütareke dayatmaları işe yaramayacaktır. Bir yanda terörle amansız mücadele ederken, diğer yanda demokratik reformların, sosyal ve ekonomik düzenlemelerin yapılması akla en yatkın seçenektir. Kürt kardeşlerimizle terör örgütü arasında hiçbir ortak taraf yoktur." demiştir.
MHP’nin sürece dair net tavrı, devlet kurumlarının tüm unsurlarıyla bu süreci yürütmesi gerektiği yönünde olmuştur. Bahçeli, teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın terörün sona erdiğini ilan etmesi halinde, yasal zeminde “umut hakkı” başta olmak üzere gerekli düzenlemelerin yapılabileceğini ifade etmiştir. Bu süreçte DEM Parti ile yürütülen temaslar, Bahçeli’nin “el uzatma” çağrısıyla siyasi diyalog zemininde devam etmiştir.
Terörsüz Türkiye Süreci kapsamında DEM Parti heyeti, teröristbaşı Abdullah Öcalan ile İmralı Cezaevi’nde bir dizi görüşme gerçekleştirmiştir. Bu görüşmelerin ilki, 28 Aralık 2024 tarihinde yapılmıştır. DEM Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ve Van Milletvekili Pervin Buldan’ın katıldığı görüşmede, Öcalan sürece dair “pozitif adım atmaya ve çağrıyı yapmaya hazır olduğunu” belirtmiştir. DEM Parti, görüşme sonrası yaptığı açıklamada, “Türk-Kürt kardeşliğini güçlendirmek tarihi bir sorumluluktur. Sürecin başarısı için en önemli zemin TBMM’dir.” ifadelerine yer vermiştir.
İkinci İmralı görüşmesi, 22 Ocak 2025 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmede de sürecin TBMM çatısı altında ilerlemesi gerektiği ve tüm siyasi çevrelerin dar ve dönemsel hesaplardan uzak durarak inisiyatif almasının elzem olduğu vurgulanmıştır. Teröristbaşı Abdullah Öcalan, “Sayın Bahçeli ve Sayın Erdoğan’ın güç verdiği yeni paradigmaya ben de gerekli katkıyı sunacak ehil ve kararlılığa sahibim” ifadelerini kullanmıştır.
Üçüncü ve kritik İmralı görüşmesi ise 27 Şubat 2025 tarihinde yapılmıştır. Bu görüşmede teröristbaşı Abdullah Öcalan, “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı” başlıklı metni İmralı Heyeti aracılığıyla kamuoyuna iletmiştir. Bu metinde, PKK’nın tarihsel misyonunu tamamladığı, reel-sosyalist etkiyle doğmuş yapısının anlamını yitirdiği ve örgütün kendisini feshetmesi gerektiği belirtilmiştir. Öcalan, PKK’nın kongre toplayarak fesih kararı alması ve tüm grupların silah bırakması gerektiğini vurgulamıştır.
DEM Parti, İmralı görüşmeleri sonrası Meclis’te temsil edilen tüm siyasi partilerle temas kurarak süreci istişare yoluyla yürütmüştür. DEM Parti heyeti, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüşmeler gerçekleştirmiş, görüşmelerde sürece ilişkin önerilerini sunmuş ve Meclis bünyesinde oluşturulacak komisyon için destek istemiştir.
Teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın yaptığı çağrı, Terör Örgütü PKK’nın 12. Olağanüstü Kongresi’ni toplaması ve fesih sürecini başlatması için doğrudan tetikleyici olmuştur. Öcalan, çağrısında “Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi, devlet ve toplumla bütünleşmek için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.” ifadelerine yer vermiştir.
DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan 9 Mayıs 2025'te, süreçle ilgili yaptığı açıklamada, PKK’nın fesih kararı almasının ardından demokratikleşme alanında adımlar atılması gerektiğini belirtmiştir. Doğan, “Eşit, adil ve kalıcı bir barışın sağlandığı, demokratik toplum tahayyülümüzü gerçekleştirecek bir Türkiye için üzerimize düşen tüm sorumluluğu cesaret, özveri ve kararlılıkla yapmaya hazırız.” ifadelerini kullanmıştır.
Teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli “Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı”nın ardından, Terör Örgütü PKK 5-7 Mayıs 2025 tarihlerinde 12. Olağanüstü Kongresi’ni toplamıştır. Kongre sonucunda örgütün feshedilmesi kararı alınmıştır. Bu karar, “PKK’nın tarihsel misyonunu tamamladığı, örgütsel yapısının lağvedildiği ve silahlı mücadele yönteminin sonlandırıldığı” ifadeleriyle kamuoyuna duyurulmuştur.
Fesih kararı, Terörsüz Türkiye Süreci’nin en kritik aşaması olarak değerlendirilmiştir. Terör Örgütü PKK, bu kararla birlikte adını ve silahlı varlığını sonlandırdığını ilan etmiştir. Örgütün fesih bildirisinde, “PKK adıyla yürütülen tüm çalışmaların sona erdirilmesi” kararı açıklanmıştır. Bu kararın alınmasında, teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın çağrısının belirleyici olduğu ifade edilmiştir.
Fesih kararının ardından, silah bırakma sürecinin nasıl yürütüleceğine dair detaylar kamuoyuna açıklanmıştır. Teslim sürecinin Birleşmiş Milletler gözetiminde yürütülmesi, uluslararası gözlemcilerin denetiminde gerçekleştirilmesi kararlaştırılmıştır. Teslimatın yapılacağı bölgeler; Irak’ın kuzeyinde yer alan Duhok vilayetinin Amediye ilçesi, Erbil’in Binar ve Köysancak bölgeleri ile Süleymaniye’nin Seyid Sadık ilçesi olarak belirlenmiştir. Teslim süreci, üç aşamalı bir plan çerçevesinde yürütülecektir.
Fesih kararının ardından MHP’den ilk açıklama Grup Başkanvekili Celal Adan tarafından yapılmıştır. Adan, “Liderimiz Devlet Bahçeli Bey’in çelikten iradesi sayesinde; en derin yaramız sarılmış, kan ve kin devri kapanmıştır.” ifadelerini kullanmıştır.
Sürecin sonraki aşamalarında, Terör Örgütü PKK’nın silah bırakma ve kamplarını boşaltma süreci başlamış; devlet yetkilileri bu sürecin BM gözetiminde, şeffaf ve takvimlendirilmiş bir şekilde yürütülmesini sağlamıştır.
Terör Örgütü PKK’nın 12. Kongresi’nde aldığı fesih kararının ardından silahsızlanma süreci başlamıştır. Bu süreç, üç aşamalı teslim planı çerçevesinde yürütülmüş ve uluslararası gözlemciler ile Birleşmiş Milletler gözetiminde gerçekleştirilmiştir. Silahların teslim edileceği bölgeler Irak’ın kuzeyindeki Duhok vilayetinin Amediye ilçesi, Erbil’in Binar ve Köysancak bölgeleri ile Süleymaniye’nin Seyid Sadık ilçesi olarak belirlenmiştir.

Terör örgütü PKK'dan bir grubun, Irak’ın Süleymaniye kentinde imha ettiği silahlar, 11 Temmuz 2025 - (Anadolu Ajansı)
Silahsızlanma sürecinin ilk somut adımı 11 Temmuz 2025 tarihinde Süleymaniye’de düzenlenen törenle atılmıştır. Bu törende, Terör Örgütü PKK’nın 30 kişilik bir grubu silahlarını imha etmiştir. Grubun öncülüğünü terör örgütü elebaşları Bese Hozat, Behzat Çarçel ve Tekoşin Ozan yapmıştır. Silahların arasında otomatik, yarı otomatik ve ağır makineli silahlar da yer almıştır.
Tarihi silah bırakma töreninde, Türkiye Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) yetkilileri, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi güvenlik güçleri, DEM Parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşlarından gözlemciler ve medya mensupları da hazır bulunmuştur. Teslim törenine DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları ile Ahmet Türk de katılmıştır.
Silahsızlanma sürecinin 2025 yılı Eylül ayı sonuna kadar tamamlanması planlanmıştır. Süreç kapsamında, Terör Örgütü PKK’nın Kuzey Irak’taki tüm kamplarını boşaltması hedeflenmektedir. Özellikle Kandil ve Mahmur kamplarının boşaltılması, sürecin önemli aşamalarından biri olarak belirlenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu kampların kapatılmasının ardından Irak Merkezi Hükümeti ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin bölgedeki kontrolünü sağlamlaştırmasını beklemektedir.
Silahsızlanma sürecinin tamamlanmasının ardından, terör örgütü mensuplarının geleceğine ilişkin planlamalar da devreye alınacaktır. Silahlı eylemlere katılmamış örgüt mensuplarının sivil hayata entegrasyonu ve toplumla uyum süreçleri devlet kurumlarının gözetiminde yürütülecektir. Örgüt yöneticilerinin ve ağır suç unsurlarının üçüncü ülkelere gönderilmesi planlanmaktadır. Bu süreçte Irak Merkezi Hükümeti ve Kürt Bölgesel Yönetimi, kolaylaştırıcı rol üstlenmektedir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sürecin pazarlık ve müzakere değil, devletin kararlı iradesiyle yürütüldüğünü vurgulamış, “Şimdi oturup konuşacağız. Silahlarla değil, şiddetle değil, kavga için değil; muhabbet için, kardeşlik için aradaki terör engelini kaldırarak yüz yüze, gönül gönüle, ruberu konuşacağız. Her meselemizi konuşarak çözeceğiz.” demiştir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Terörsüz Türkiye Süreci kapsamında yaptığı açıklamalarda, sürecin devletin kararlı iradesiyle yürütüldüğünü ve Türkiye’nin terörden arındırılmasında geri dönüşü olmayan bir aşamaya gelindiğini belirtmiştir. 12 Temmuz 2025 tarihinde Kızılcahamam’da düzenlenen 32. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda yaptığı konuşmada Erdoğan, “Bugün büyük ve güçlü Türkiye'nin şafağı söküyor. Şimdi oturup konuşacağız. Silahlarla, şiddetle değil; muhabbet, kardeşlik için, aradaki terör engelini kaldırarak yüz yüze, gönül gönüle konuşacağız.” ifadelerini kullanmıştır.
Erdoğan, Terör Örgütü PKK’nın teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın çağrısı doğrultusunda fesih kararı alarak silahlarını bıraktığını hatırlatarak, “Dün itibarıyla 47 yıllık terör belası inşallah sona erme sürecine girmiştir. Türkiye, uzun, acılı, sancılı, gözyaşlarıyla dolu bir sayfayı kapatmaktadır.” demiştir. Bu sürecin bir müzakere ya da pazarlık neticesi olmadığını vurgulayan Erdoğan, “Son dönemde takip ettiğimiz Terörsüz Türkiye Projesi, bir müzakerenin, bir pazarlığın neticesi değildir. Kanı durduracak, annelerin gözyaşını dindirecek her türlü girişimi yakından takip ediyoruz.Herkes şundan emin olsun Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin onurunu çiğnetmeyiz, başını öne asla eğdirtmeyiz. Terörsüz Türkiye projemizi bu anlayışla izliyoruz.” ifadelerini kullanmıştır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, süreçte Cumhur İttifakı'nın ve DEM Parti’nin birlikte hareket ettiğini belirterek, “MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve kadrosunun milliyetçiliğini, vatanseverliğini sorgulamak kimsenin haddi değildir. Aynı şekilde bizim de Türkiye aşkımızı kimse sorgulayamaz. Biz ne yapıyorsak Türkiye için yapıyoruz.” demiştir. Erdoğan, süreçte her türlü spekülasyona kapalı olduklarını vurgulayarak, terörden nemalanan yapıların bu gelişmelerden rahatsız olduğunu ifade etmiştir: “Terörün bitiyor olması en çok onları rahatsız ediyor. Çünkü rant kapıları kapanıyor. Çünkü çıkarları zedeleniyor. Çünkü tezgahları bozuluyor. Ortalığı bulandırmak, zihinleri karartmak için yoğun bir gayret içindeler. Milliyetçiyiz diyorlar vatanseveriz diyorlar. Terör bitiyor sevinsenize. Ama sevinemiyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar terör bitecek.” açıklamasında bulunmuştur.
Erdoğan, Türkiye’deki tüm vatandaşların devlet karşısında birinci sınıf vatandaş olduğunu belirterek, “Bu ülkenin her bir vatandaşı, ister Türk, ister Kürt, ister Arap, ister Sünni, ister Alevi, devlet karşısında eşit haklara sahiptir. Türkiye Cumhuriyeti hepimizin ortak yuvası, ortak çatısıdır.” ifadelerini kullanmıştır. Erdoğan, teröristbaşı Abdullah Öcalan ile yürütülen sürece ilişkin olarak, “Bir adım atana her türlü kolaylığı sağlarız. Çıkış yolu arayana kapıyı ardına kadar açarız, ama sular tersine akarsa da gereğini yaparız.” demiştir.
Sürecin TBMM zemininde devam edeceğini belirten Erdoğan, “İlk adım olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir komisyon kuracak, sürecin yasal ihtiyaçlarını Meclis çatısı altında konuşmaya başlayacağız.” ifadelerini kullanmıştır. Cumhur İttifakı’nın AK Parti, MHP ve DEM Parti ile birlikte bu süreci geleceğe taşıyacağını vurgulamıştır. Erdoğan, Irak ve Suriye’de yaşayan Kürtlerin de sürecin bir parçası olduğunu ifade ederek, “Suriyeli Kürt kardeşimizin de huzur, barış ve emniyet içinde yaşaması bizim olmazsa olmazımızdır.” demiştir.
Erdoğan konuşmasına şu ifadeleri de eklemiştir: “El ele, gönül gönüle Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa edeceğiz. Terörün bitmesiyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti çok daha güçlü, çok daha özgüvenli olacaktır. Enerjimizi artık asli işimize vereceğiz. Türkiye kardeşlikle büyüyecek, demokrasiyle güçlenecek, istikrar ve güven içinde geleceğe yürüyecek.”
Terörsüz Türkiye Süreci kapsamında Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) bünyesinde kurulacak olan Terörsüz Türkiye Komisyonu için siyasi partilere üye bildirme çağrısı yapılmıştır. Meclis Başkanlığı, 51 üyeden oluşacak komisyon için parti gruplarına ve Meclis’te temsil edilen diğer siyasi partilere 31 Temmuz 2025 saat 17.00’ye kadar üye bildiriminde bulunmaları için süre tanımıştır.
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), komisyona 21 üye bildirmiştir. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) 10 milletvekili ile komisyona katılmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve DEM Parti dörder üye vermiştir. Yeni Yol Partisi 3 üye, Hür Dava Partisi (HÜDA PAR), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Demokratik Sol Parti (DSP) ve Yeniden Refah Partisi birer üye bildirmiştir.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda kurulacak komisyonun ilk toplantısına başkanlık ediyor, 5 Ağustos 2025 - (Anadolu Ajansı)
Komisyon üyeliği için bildirilen milletvekilleri arasında AK Parti’den Mustafa Şen, Abdulhamit Gül, Cüneyt Yüksel, Selami Altınok, Mehmet Sait Yaz; CHP’den Murat Emir, Okan Konuralp, Sezgin Tanrıkulu; MHP’den Feti Yıldız, Levent Bülbül; DEM Parti’den Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Meral Danış Beştaş; TİP’ten Ahmet Şık, EMEP’ten İskender Bayhan, HÜDA PAR’dan Zekeriya Yapıcıoğlu ve DSP’den Önder Aksakal yer almıştır.
İYİ Parti, Meclis Başkanlığı tarafından kendisine ayrılan üç üyelik için bildirimde bulunmamıştır. Demokrat Parti de komisyon için üye bildirmemiştir. Demokrat Parti yetkilileri, komisyona ilişkin nihai kararın Genel İdare Kurulu toplantısı sonrasında verileceğini belirtmiştir. Komisyonun kuruluş süreciyle birlikte, siyasi partilerin katılım oranları ve temsil düzeyleri belirlenmiş, TBMM’de Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda yürütülecek çalışmalara ilişkin ilk adımlar atılmıştır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye Komisyonu’nun ilk toplantısı için 1 Ağustos 2025 tarihinde resmi bir davette bulunmuştur. TBMM’nin resmi sosyal medya hesapları üzerinden yapılan açıklamada, komisyon üyesi olarak belirlenen milletvekillerinin 5 Ağustos 2025 Salı günü saat 11.00’de TBMM Tören Salonu’nda gerçekleştirilecek toplantıya katılmaları istenmiştir.
Meclis Başkanı Kurtulmuş’un çağrısında, açılış toplantısında komisyonun çalışma usul ve esaslarının belirleneceği, siyasi partilerin görüş ve değerlendirmelerini paylaşacakları belirtilmiştir. Toplantıda ayrıca komisyonun işleyişiyle ilgili prensiplerin de ele alınacağı duyurulmuştur.
Komisyonun açılış toplantısına davet edilen milletvekilleri arasında AK Parti, CHP, MHP, DEM Parti, Yeni Yol Partisi, HÜDA PAR, TİP, EMEP, DSP ve Yeniden Refah Partisi’nden bildirilen üyeler yer almıştır.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 4 Ağustos 2025 tarihinde yaptığı yazılı açıklamada, Terörsüz Türkiye Süreci kapsamında TBMM’de kurulan komisyona ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Bahçeli, “Suyu bulandırmaya, kuşkuları tırmandırmaya yer ve gerek yoktur. Kaldı ki Terörsüz Türkiye hususunda tarihi gelişmeler yaşanmaktadır.” ifadelerini kullanmıştır.
Bahçeli, komisyon çalışmalarını baltalama arayışlarının taktiksel bir yıldırma ve yıpratma kampanyası olduğunu belirtmiş, komisyona üye veren partilerin bu tür girişimlere karşı direniş göstereceklerine inandığını ifade etmiştir. Bahçeli açıklamasında, “Türk milleti kronikleşmiş ve kristalize olmuş ağır sorunlarla yüzleşecek kadar cesaretli ve dirayetlidir.” sözlerine yer vermiştir.
Komisyon sürecine katılmayan İYİ Parti’ye yönelik eleştirilerde bulunan Bahçeli, “Komisyonculukla” ilgili ithamların ciddiyetsiz ve değersiz açıklamalar olduğunu belirtmiştir. Bahçeli, Gazi Meclis’in işleyişinde komisyonların önemli bir yeri olduğunu vurgulamış ve süreçte yer almayan partilerin TBMM’deki diğer komisyonlardan da çekilmeleri gerektiğini ifade etmiştir.
Bahçeli, “Terörsüz Türkiye, milli birlik ve kardeşliği güncellemiş ve güçlendirmiş Türkiye’dir.” diyerek, sürecin sadece Türkiye’nin değil, bölgenin güvenliği açısından da hayati önem taşıdığını belirtmiştir. Bahçeli açıklamasında, komisyon sürecini tıkamaya çalışan çevrelerin ideolojik ve çıkar odaklı hareket ettiğini, bu durumun sürecin başarısını engelleyemeyeceğini dile getirmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında kurulan Terörsüz Türkiye Komisyonu, 5 Ağustos 2025 tarihinde ilk toplantısını gerçekleştirmiştir. Toplantı, TBMM Tören Salonu’nda, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un açılış konuşmasıyla başlamıştır. Toplantıya, komisyon üyeliği bildiren AK Parti, CHP, MHP, DEM Parti, Yeniden Refah Partisi, Yeni Yol Partisi, HÜDA PAR, DSP, TİP ve EMEP milletvekilleri katılmıştır. İYİ Parti ve Demokrat Parti toplantıda yer almamıştır.

"Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda kurulacak komisyonun ilk toplantısı, 5 Ağustos 2025 - (Anadolu Ajansı)
Toplantıda komisyonun isminin resmen “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” olarak belirlenmesine karar verilmiştir. Komisyonun ilk gündem maddeleri arasında çalışma usul ve esaslarının belirlenmesi, toplantı takviminin oluşturulması ve görev çerçevesinin netleştirilmesi yer almıştır.
Komisyonun adı, toplantı sırasında oy birliği ile “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” olarak belirlenmiştir. Komisyonun toplantı yeter sayısı üçte bir olarak kabul edilmiştir. Karar alma yeter sayısı ise toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğu olarak belirlenmiştir. Komisyonun görev süresinin başlangıç olarak bir yıl olduğu açıklanmış, ihtiyaç halinde Meclis Başkanlığı tarafından bu sürenin uzatılabileceği ifade edilmiştir.
Toplantıların haftada en az bir kez yapılması, gerektiğinde olağanüstü oturumların düzenlenebilmesi yönünde karar alınmıştır. Toplantıların gizli ya da açık yürütüleceğine komisyon üyeleri karar verecektir. Komisyon çalışmalarına kamu kurumlarından yöneticiler, uzmanlar, sivil toplum temsilcileri ve akademisyenler de davet edilebilecektir. Bu çerçevede bir sekretarya kurulmuş, komisyon üyelerine teknik ve idari destek sağlanacak bir yapı oluşturulmuştur.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun görev alanı, Terörsüz Türkiye Süreci çerçevesinde toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi, milli dayanışmanın pekiştirilmesi ve demokratik işleyişin kurumsallaştırılması hedefleri doğrultusunda belirlenmiştir. Komisyonun temel sorumlulukları arasında, süreç kapsamında ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeleri tespit etmek, bu doğrultuda öneriler geliştirmek ve yasa teklifleri hazırlamak yer almıştır.
Komisyona, ilgili bakanlıklar ve kamu kurumlarından temsilciler davet edilerek yasal ve idari yapıdaki boşlukların giderilmesine yönelik bilgi paylaşımı sağlanacaktır. Süreç boyunca kamuoyunu düzenli biçimde bilgilendirme görevi de komisyonun yetki alanına dahil edilmiştir. Bu kapsamda düzenli raporlamalar, bilgilendirme toplantıları ve toplumsal katılımı artırıcı etkinliklerin yürütülmesi planlanmıştır.
Komisyonun, TBMM çatısı altında görev yapacak şekilde tüm siyasi partilerin temsiline açık yapısı, yasama faaliyetlerine doğrudan katkı sunacak şekilde organize edilmiştir. Karar alma süreçlerinde her siyasi partinin eşit söz hakkına sahip olması ve önerilerin çoğunluk esasına göre değerlendirilmesi esas kabul edilmiştir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye Süreci kapsamında Meclis’te kurulan komisyonun 5 Ağustos 2025 tarihindeki ilk toplantısında açılış konuşmasını gerçekleştirmiştir. Toplantı, TBMM Tören Salonu’nda yapılmış, toplantıya tüm siyasi partilerin komisyona bildirdiği üyeler katılmıştır. Konuşmasına “hayırlı, uğurlu olması” temennisiyle başlayan Kurtulmuş, “Milletlerin tarihinde öyle anlar vardır ki yalnız o günü, o anı değil; milletlerin yarınlarını da şekillendirir. Bugün de öylesi günlerden birindeyiz.” ifadelerini kullanmıştır.
Numan Kurtulmuş, Türkiye’nin yaklaşık yarım asırdır terörle mücadele ettiğini, gelinen noktanın “tarihi bir dönüm noktası” olduğunu belirtmiş ve şu ifadeleri kullanmıştır: “Yarım asırdır milletimizin başına bela olmuş terör illetinden kurtulmak için tarihi bir dönüm noktasına gelmiş olduğumuzu müşahede ediyoruz.” Bu komisyonun yalnızca çalışmaların başlangıcı olmadığını, aynı zamanda milletin geleceğe dair umutlarının yeşermesinin başlangıcı olduğunu vurgulamıştır.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda kurulacak komisyonun ilk toplantısına başkanlık ediyor, 5 Ağustos 2025 - (Anadolu Ajansı)
Komisyonu “sıradan bir heyet” olarak nitelendirmediğini belirten Kurtulmuş, bu yapının yarınları onarma cesareti ve toplumsal bütünleşmeyi pekiştirme iradesi gösteren tarihi bir misyon taşıdığını ifade etmiştir. “Bu salonda milletin iradesini temsilen yeni bir dönemin başlangıcına şahitlik ediyoruz.” diyen Kurtulmuş, komisyonun Meclis adına, millet adına çözüm süreçlerine vaziyet etmesi için kurulduğunu söylemiştir.
Konuşmasında anayasa yazmak ya da tüm sorunları bir anda çözmek gibi hedeflerinin olmadığını belirten Kurtulmuş, komisyonun işlevini “Meclisin halkın sesi olmanın yanında, toplumsal barışın taşıyıcısı, kardeşliğin teminatı, çözümün meşru adresi olduğunu hatırlatma iradesidir.” şeklinde tanımlamıştır. Silahların sustuğu ve örgütün kendini feshettiği bir aşamada, bu sürecin herhangi bir kişi, kurum ya da siyasi yapıya değil, doğrudan milletin iradesine ait olduğunu vurgulamıştır.
Komisyonun hedefinin toplumsal dokuyu tahkim etmek, kardeşliği kalıcılaştırmak ve farklılıkları zenginlik olarak kabul edip ortak yaşamı güçlendirmek olduğunu söyleyen Kurtulmuş, “Milletimizin arasındaki birlik, beraberlik ve kardeşlik duyguları toplumumuzun en önemli yapı taşı olmuştur.” demiştir.
Konuşmasında küresel güçlerin “böl, parçala, yönet” politikalarına da değinen Kurtulmuş, terörün Türkiye’ye yaşattığı kayıplara dikkat çekmiştir. “Terör eylemlerinin ülkemize yaşattığı karanlık yıllar her bir yurttaşımızın ortak kaybıdır, ortak acısıdır.” demiş ve terörün can kayıplarının yanı sıra emeği, umudu ve ortak hayalleri de hedef aldığını belirtmiştir. Cumhuriyet tarihinin önemli bir bölümünde enerjinin içerideki karanlıkla boğuşmaya harcandığını söylemiş; farklı terör örgütlerinin Türkiye'nin huzurlu ve güçlü bir ülke olma hedefi önünde engel teşkil ettiğini ifade etmiştir.
Farklı isimler ve maskeler altında faaliyet gösteren birçok yapının Türkiye’nin önünü kesmeye çalıştığını söyleyen Kurtulmuş, bu yapıların vekalet savaşlarının yürütülmesinde kullanıldığını, bölgede istikrarsızlık, çatışma ve göç dalgalarına neden olduklarını ifade etmiştir. Bu süreçlerin Türkiye’nin demokratik gelişimine de ket vurduğunu belirtmiştir.
Kurtulmuş, “Bugün FETÖ dahil darbe girişimlerini boşa çıkaran ve terör örgütünün etkisini kıran kararlı adımlarla birlikte yeni bir dönemin eşiğindeyiz.” demiş ve bu dönemin siyasetin, düşüncenin ve vicdanın daha çok konuşulduğu bir dönem olması gerektiğini ifade etmiştir. Sürecin yalnızca Türkiye’yi değil, bölgeyi de etkileyen yönlerine değinmiş; “Terörsüz Türkiye, aslında açıkçası terörsüz bir bölge demektir.” ifadeleriyle sürecin bölgesel yansımasına işaret etmiştir. Türk-Kürt kardeşliğinin bu coğrafyanın asli kodu olduğunu vurgulamış, ortak kaderin Çanakkale ve benzeri tarihi deneyimlerle şekillendiğini belirtmiştir.
Komisyonun yalnızca teknik değil, toplumsal düzeyde de bir anlam taşıdığını belirten Kurtulmuş, “Meclisimiz bin yıllık kardeşliği yeniden hatırlatmakla kalmayacak, siyasal düzlemde yeniden tarif edecektir.” demiştir. Şahit olunan silah bırakma sürecinin bir pazarlığın değil, milletin huzura ve birliğe dair kararlılığının sonucu olduğunu vurgulamıştır. Terörle mücadeleye ayrılan kaynakların başka alanlara yönlendirilmesi halinde ülkenin kalkınma sürecinin daha önceki yıllarda tamamlanabileceğini ifade etmiştir.
Şehitlerin ve gazilerin bu sürecin manevi mimarları olduğunu belirten Kurtulmuş, “Bu istikamette atacağımız her adımda onların emanetine sadakatle bağlı kalacağımızı ilan ediyoruz.” demiştir.
Komisyonun temel ilkelerinin “şeffaflık”, “açıklık” ve “çoğulculuk” olduğunu belirtmiştir. Her bilgilendirme ve adımın şeffaf biçimde yapılacağını, kamuoyunun yalnızca TBMM Başkanlığı tarafından bilgilendirileceğini açıklamıştır. Kamuoyunun provoke edici açıklamalardan korunmasının da komisyonun görevleri arasında yer aldığını ifade etmiştir.
Kurtulmuş, bu sürecin yalnızca siyaset kurumuna bırakılmayacağını, kanaat önderleri, akademi, hukuk çevresi ve sivil toplumun katkı sağlayacağını ifade etmiştir. “Hiç kimse dışarıda bırakılmamalıdır, hiçbir fikir kenara itilmemelidir.” demiştir. Bu yapının müzakereci bir istişare organı olarak çalışacağını, farklı fikirlerin ortak akılda birleşmesini amaçladığını açıklamıştır.
Komisyonun görevleri arasında silah bırakma sürecinin takibi, hukuki ve siyasal çerçevede yönlendirilmesi ve gerektiğinde öneriler geliştirilmesi olduğunu söylemiştir. Bu bağlamda toplumsal psikolojinin iyi yönetilmesinin önemine değinmiş, karşılıklı toplumsal saygının bu sürecin başarısı açısından belirleyici olacağını ifade etmiştir.
Meclis’in bu süreci provokasyonlara karşı koruyacak bir güç olduğunu belirtmiş ve demokratik yapının bu anlamda güvence olduğunu ifade etmiştir. Komisyonun hakikatin göz ardı edilmediği, duyguların inkar edilmediği ve çözüm üretme cesaretinin gösterildiği bir anlayışla çalışacağını söylemiştir.
Konuşmasının sonunda Kurtulmuş, “Her kimlik, milletimizin asli rengidir. Hiçbir vatandaşımız kimliğinden, dilinden ve inancından dolayı ötekileştirilemez. Bu uğurda milletin iradesine sonuna kadar bağlıyız.” ifadelerine yer vermiştir. Komisyonun, “milli birlik ve kardeşlik içinde yürütülen bu tarihi misyonu layıkıyla gerçekleştireceğini” beyan etmiştir. Komisyonun “barış”ı ortak kelime, “kardeşlik”i ortak hedef olarak benimseyeceğini açıklamıştır.
Verilen aranın ardından başlayan ikinci oturumun açılışında Kurtulmuş, sürece katkı sunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, Yeni Yol Partisi ve DEM Parti yetkilileri başta olmak üzere tüm siyasi parti yönetimlerine ve milletvekillerine teşekkür etmiştir. Komisyonun “nevi şahsına münhasır bir istişare komisyonu” olduğunu, siyasi partiler tarafından yetkilendirilmiş güçlü bir yapı olduğunu vurgulamıştır. Elde edilecek sonuçların TBMM Genel Kurulu’na taşınacağını açıklamış, sürecin “siyasi parti hesaplarının yapılacağı bir yer değil” olduğunu ifade etmiştir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 7 Ağustos 2025 tarihinde, “Terörsüz Türkiye” Süreci kapsamında şehit yakınları, gaziler, gazi yakınları ve tüm vatandaşlara hitaben iki ayrı mektup kaleme almıştır. Mektuplarda sürecin temel ilkeleri, devletin yaklaşımı ve yürütülen adımlar detaylı biçimde kamuoyuna aktarılmıştır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan - (Anadolu Ajansı)
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehit aileleri ile gazilere yönelik kaleme aldığı mektupta, selamlama sözlerinin ardından “şehitleri rahmetle, gazileri şükranla” andığını ifade etmiştir. Mektubun girişinde, “Şüheda yurdu toprakların her karışının, şehit ve gazilerimizin kanlarıyla yoğrulduğu”na belirten Erdoğan, “Bugün semalarımızda Ezan-ı Muhammediler huşu ile yankılanıyorsa, ay yıldızlı al bayrağımız göklerde gururla dalgalanıyorsa, 86 milyon vatandaşımız huzur ve emniyet içinde yaşıyorsa, bunda en büyük pay, hiç şüphesiz, şehit ve gazilerimizindir. Onların emanetlerine sahip çıkmak, devletimizin en temel vazifesidir.” ifadelerine yer vermiştir.
Göreve geldikleri ilk günden itibaren ülkede, sınırlarda ve bölgede terörün her türlüsüyle en etkin şekilde mücadele ettiklerini vurgulayan Erdoğan, bu uğurda binlerce canı şehit verdiklerini, binlerce kişinin de gazilikle müşerref olduğunu, ancak şehit ve gazilerin uğruna kanlarını akıttıkları mukaddes ve muazzez değerlere leke sürdürmediklerini kaydetmiştir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin ve milletin birlikte “Türkiye Yüzyılı” hedeflerine yürüdüğünü vurgulayarak şu açıklamada bulunmuştur: “Şundan emin olmanızı hassaten rica ve istirham ediyorum, bu sürecin hiçbir noktasında pazarlığa, müzakereye, tavize, gizli ve süfli girişimlere yer verilmemiştir, bundan sonra da verilmeyecektir. Şehitlerimizin aziz ruhlarını muazzep edecek, şehit ailelerimizi ve gazilerimizi incitecek hiçbir adım atılmamıştır ve atılmayacaktır. Terörsüz Türkiye ve ardından terörsüz bölge hedeflerimize salimen vasıl olduğumuzda önümüzde yepyeni bir sayfa açılacak; bin yıllık kardeşliğimiz yepyeni bir merhaleye ulaşacak; aramıza ekilen nifak tohumları sonsuza kadar sökülüp atılacaktır.”
Mektubun sonunda Erdoğan, Allah’tan yar ve yardımcı olmasını dilemiş, şehitlere rahmet, gazilere ise hayırlı ömür temennisinde bulunmuştur. Şehit ve gazileri yetiştiren anne ve babaların mübarek ellerinden, şehitlerin emaneti olan evlatları ise gözlerinden öptüğünü belirtmiştir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan aynı gün tüm vatandaşlara hitaben ayrı bir mektup daha göndermiştir. Bu mektupta, Terörsüz Türkiye Süreci’ne dair genel çerçeve çizilmiş, devletin yürüttüğü adımların gerekçesi ve hedefleri anlatılmıştır.
Mektupta, milletin her bir ferdinin mesuliyetini omuzlarında taşıdıklarının bilinciyle büyük ve güçlü bir Türkiye için canla başla çalışmaya devam ettiklerini belirten Erdoğan, son 23 yılda yaptıkları yatırımlarla, hayata geçirdikleri proje, reform, hizmet ve düzenlemelerle, Türkiye'yi bölgesinde ve dünyada muteber bir konuma getirdiklerini belirtmiştir.
Erdoğan, önlerine çıkarılan tüm engellere rağmen milletle el ele vererek demokrasiyi güçlendirdiklerini, hak ve özgürlüklerin önünü açtıklarını, vesayet odaklarını bertaraf ettiklerini ve milli iradeyi ülkenin tüm kurumlarında egemen kıldıklarını kaydetmiştir.
Terörün her türlüsüyle tavizsiz şekilde mücadele ederken, 86 milyon vatandaşın barış, huzur ve kardeşlik içinde yaşaması için gerekli tüm adımları attıklarını vurgulayan Erdoğan, mektubunda şu ifadelere yer vermiştir: "Fitne duvarlarını yıkmak, kardeşliğimize kurulan sinsi tuzakları bozmak, kavlimizi ve muhabbetimizi tazeleyip ülkemizi çok daha parlak bir istikbale taşımak için tarihi bir sorumluluk üstlenerek Terörsüz Türkiye sürecini başlattık. Ülkemizi yarım asırdır hedeflerinden alıkoyan kanlı zinciri milletimizle birlikte kırıp atmakta kararlıyız. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge menziline inşallah eninde sonunda varacağız. İşte o zaman önümüzde yepyeni bir geleceğin doldurulmayı bekleyen beyaz sayfaları açılacak, bu sayfaları hep birlikte yazacağımız zaferlerle, destanlarla, kardeşlik türküleriyle süsleyeceğiz. Şundan emin olunuz, ne yaptığımızı gayet iyi biliyor, stratejik bir akılla, çok büyük bir dikkat ve hassasiyetle hareket ediyoruz. Attığımız her adımı inceden inceye hesap ediyoruz. Terörsüz Türkiye çalışmalarında herhangi bir al-ver sürecinin, pazarlığın, istiklal ve istikbalimizi tehlikeye atacak hiçbir adımın yeri yoktur, asla da olmayacaktır. Şehitlerimizin asil ruhlarını incitecek, gazilerimizi üzecek, şehit ailelerimizi mahzun ve mahcup edecek hiçbir teşebbüse müsaade etmedik, bundan sonra da etmeyiz. Cenabıallah'ın izni, milletimizin dua ve desteğiyle aydınlık bir gelecek için mücadele etmeyi sabırla, kararlılıkla sürdüreceğiz. Rabb'im hepimizin yar ve yardımcısı olsun, umduklarımıza nail eylesin."
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun ilk toplantısı 5 Ağustos 2025 tarihinde TBMM Tören Salonu’nda yapılmıştır. Toplantıya TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlık etmiştir. Bu ilk oturumda, komisyonun çalışma usul ve esasları belirlenmiş, sonraki süreçte ele alınacak konuların çerçevesi çizilmiş ve kimlerin davet edileceği karara bağlanmıştır.
Komisyonun ikinci toplantısı 8 Ağustos 2025 tarihinde yine TBMM Tören Salonu’nda gerçekleştirilmiştir. Bu toplantıya İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın katılmıştır. Bakanlar ve MİT Başkanı, kendi kurumları adına yürüttükleri çalışmalar ve güncel gelişmeler hakkında komisyonu bilgilendirmiştir.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, toplantının niteliği gereği kapalı oturum yapılması gerektiğini belirtmiş ve konuyu komisyon üyelerinin oylamasına sunmuştur. Yapılan oylama sonucunda toplantıların tam kapalılık ilkesi çerçevesinde yürütülmesi oy birliğiyle kabul edilmiştir. Bu ilkeye göre, toplantılarda yapılan tüm konuşmalar tutanak altına alınacak, ancak on yıl süreyle yayımlanmayacak ve hiçbir şekilde paylaşılmayacaktır.
Kapalı oturum ilkesine uygun olarak gerçekleştirilen ikinci toplantı yaklaşık 5,5 saat sürmüştür. Bu oturumda bakanlar ve MİT Başkanı, güvenlik, savunma ve istihbarat alanlarında kapsamlı sunumlar yapmış, ardından komisyon üyelerinin sorularını yanıtlamışlardır.
Komisyonun üçüncü toplantısının tarihi 12 Ağustos 2025 olarak belirlenmiştir. Bu toplantıda üyelerden komisyon çalışmalarına yönelik önerilerin alınması ve sonraki aşamaların planlanması öngörülmüştür.
Komisyonun üçüncü toplantısı 12 Ağustos 2025 tarihinde TBMM Tören Salonu’nda yapılmıştır. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlığında gerçekleşen toplantıya milletvekilleri katılım göstermiştir. Toplantıda toplam 38 milletvekili söz alarak gündeme ilişkin önerilerini dile getirmiştir.
Toplantı öncesinde, İYİ Parti’nin komisyona üye vermemesi nedeniyle boş kalan üç üyelik diğer siyasi partilere dağıtılmış ve bu üyelikler doldurulmuştur. Bu çerçevede AK Parti Denizli Milletvekili Cahit Özkan, CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan ve DEM Parti İstanbul Milletvekili Celal Fırat komisyonun yeni üyeleri olarak görevlerine başlamıştır.
Toplantı gündeminde, terörün Türkiye’nin gündeminden tamamen çıkarılması amacıyla toplumsal duyarlılığın artırılması, milli birlik ve kardeşliğin güçlendirilmesi, özgürlük, demokrasi ve adaletin pekiştirilmesi gibi başlıklar ele alınmıştır. Kurtulmuş, komisyonda herkesin farklı açılardan baksa da fikirlerini açık bir şekilde dile getirdiğini ve bunun sürece katkı sağladığını belirtmiştir.
Kurtulmuş’un toplantıda öne çıkardığı üç ana nokta olmuştur:
Komisyonun özgün bir yapıya sahip olduğu, klasik komisyonlardan farklı olarak özellikle silahların bırakılması sonrası gerekli yasal düzenlemeler için öneriler geliştireceği ve demokratikleşme, barış, adalet gibi başlıklarda kamuoyunu bilgilendireceği vurgulanmıştır.
Toplantının sonunda, komisyonun dördüncü toplantısının 19 Ağustos 2025’te yapılacağı açıklanmıştır. Bu toplantıya şehit yakınları, gaziler ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın davet edileceği belirtilmiştir.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplantısı, 19 Ağustos 2025 - (Anadolu Ajansı)
Komisyonun dördüncü toplantısı 19 Ağustos 2025 tarihinde TBMM Tören Salonu’nda yapılmıştır. Toplantıya TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlık etmiştir. Oturumda şehit yakınları ve gaziler ile onları temsil eden sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri dinlenmiştir. Katılımcılar arasında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Genel Başkanı Mustafa Işık, Türkiye Gaziler ve Şehit Aileleri Vakfı Başkanı Lokman Aylar, Türkiye Şehit Yakınları ve Gaziler Dayanışma Vakfı Başkanı Bilge Gürs ve Türkiye Muharip Gaziler Derneği Genel Başkanı Beyazıt Yumuk yer almıştır.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, açılış konuşmasında komisyonun kuruluş sürecine değinmiştir. Silah bırakma kararının ardından Türkiye’nin tarihi bir dönemece girdiğini, bu bağlamda komisyonun çalışmalarının Meclis çatısı altında yoğunlaştırıldığını belirtmiştir. Şehitlerin fedakârlıklarının önemine işaret ederek, onların mücadelesi olmasaydı bu sürecin bugün gerçekleşmeyeceğini ifade etmiştir. Konuşmasında “vatan sağ olsun” ifadesinin şehit ailelerinin ortak cevabı haline geldiğini ve bunun nesiller boyunca aktarılan bir motto olduğunu dile getirmiştir.
Kurtulmuş, gazilerin de milletin en önemli unsurlarından biri olduğunu, onların “ölürsem şehit, kalırsam gazi” anlayışıyla mücadeleye katıldığını ve toplumun emaneti olduklarını vurgulamıştır. Ayrıca komisyonun başından itibaren herhangi bir pazarlığın söz konusu olmadığını, bu sürecin pazarlık konusu yapılmadan yürütüldüğünü açıklamıştır. TBMM’nin hiçbir pazarlığın içerisinde olmadığını ve olmayacağını, tek hedefin ezeli ve ebedi kardeşliğin yeniden tesis edilmesi olduğunu belirtmiştir.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda, 19 Ağustos 2025 - (Anadolu Ajansı)
Toplantıda sürece katkı sunabilecek tüm kurumsal yapıların komisyona davet edilerek dinleneceği açıklanmıştır. Bu doğrultuda toplumun farklı kesimlerinden kanaat önderleri, sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütlerinin görüşlerinin alınacağı ifade edilmiştir. Komisyonun çalışmalarında toplumsal rızanın artırılması, duyarlılığın geliştirilmesi ve farklı kesimlerin sürece katılımının sağlanmasının temel hedefler arasında olduğu vurgulanmıştır.
Komisyonun beşinci toplantısı 20 Ağustos 2025 tarihinde TBMM Tören Salonu’nda yapılmıştır.. Bu toplantıda toplumun farklı kesimlerinden sivil toplum kuruluşları ve aile temsilcileri dinlenmiştir. Katılımcılar arasında Cumartesi Anneleri ve Barış Anneleri ile birlikte İnsan Hakları Derneği (İHD), İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER), Tahir Elçi İnsan Hakları Vakfı ve İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı temsilcileri yer almıştır.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu toplantısında bulunan "Cumartesi Anneleri" ve "Barış Anneleri", 20 Ağustos 2025 - (Anadolu Ajansı)
Kurtulmuş toplantının açılışında, ilk üç toplantıda komisyonun çalışma düzeninin oluşturulduğunu, dördüncü toplantıda şehit yakınları ve gazilerin dinlendiğini, bu beşinci toplantıda ise sivil toplum temsilcilerinin görüşlerini almak üzere bir araya gelindiğini belirtmiştir. Geçmişte yaşanan acıların herkesin ortak acısı olduğunu, bunların yarıştırılmaması gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca komisyonun amacının geçmişin tartışmalarını tekrar etmek değil, gelecekte benzer acıların yaşanmaması için tedbirler almak olduğunu ifade etmiştir.
Toplantıda söz alan sivil toplum temsilcileri farklı önerilerde bulunmuştur. İHD temsilcileri, komisyonun yasayla kurulmamasını eleştirmiş, çalışma süresinin kısa olduğunu belirtmişlerdir. Kürt meselesi bağlamında mağduriyetlerin ve hak ihlallerinin görünür kılınması gerektiğini dile getirmişlerdir. Kalıcı barışın sağlanabilmesi için, PKK militanlarının silahsızlanarak toplumsal yaşama katılmalarına imkân tanıyacak yasal düzenlemelerin yapılması önerilmiştir. Ayrıca geçmişteki önemli figürlerin, örneğin Şeyh Said, Seyit Rıza ve Said Nursi gibi isimlerin mezar yerlerinin açıklanması gerektiği, naaşlarının ailelerine teslim edilmesinin toplumsal güveni artıracağı ifade edilmiştir.
MAZLUMDER temsilcileri, sürecin hukuki metinlerle desteklenmesi gerektiğini, adımların tekrar silaha dönüşü engelleyecek şekilde yapılandırılmasının önemini vurgulamışlardır. İnfaz kanununun değiştirilmesi gerektiği, bazı belediyelere yapılan kayyum atamalarının sona erdirilmesi gerektiği görüşü dile getirilmiştir. İHH temsilcileri ise uluslararası arabuluculuk deneyimlerinden örnekler sunarak, dış müdahalelerin süreci olumsuz etkilediğini, çözümün Meclis ve Türkiye iç dinamikleriyle sağlanabileceğini ifade etmişlerdir.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, toplantının ardından yaptığı açıklamada, komisyona davet edilen sivil toplum kuruluşlarının kendi görüşlerini dile getirdiğini, bunların komisyonun ortak ve resmi görüşleri olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtmiştir. Tüm konuşmaların tutanaklara geçirildiğini ve kayıt altına alındığını vurgulamıştır. Ayrıca, komisyon üyelerinin 51 kişi olarak ortak bir kararlılık içinde olduklarını, provokatif girişimlere karşı sürecin korunacağını ifade etmiştir.
Toplantının sonunda, komisyonun altıncı toplantısının 27 Ağustos 2025 tarihinde yapılacağı ve bu toplantıya önceki dönem TBMM başkanlarının davet edileceği, ardından 28 Ağustos 2025 tarihinde yedinci toplantıda Türkiye Barolar Birliği’nin dinleneceği duyurulmuştur.
Komisyonun altıncı toplantısı 27 Ağustos 2025 tarihinde TBMM Tören Salonu’nda yapılmıştır. Toplantıya TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlık etmiştir. Bu oturumda, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan ile Ankara 2 Nolu, Bingöl, Diyarbakır, Hatay, İstanbul 2 Nolu, Malatya, Mardin, Mersin, Van ve Sivas baro başkanları hazır bulunmuştur.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu 6.toplantısı, 27 Ağustos 2025 - (Anadolu Ajansı)
Kurtulmuş, toplantının açılışında Türkiye’de “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda tarihi bir fırsatın ortaya çıktığını, bu fırsatın İmralı’dan yapılan açıklama ve örgütün kendisini feshetme kararına uymasının ardından oluştuğunu belirtmiştir. Bu ortamda artık silahların konuşulmadığı, huzur ve esenliğin sağlandığı bir düzenin tesis edilebilmesi için siyasetin sorumluluk üstlendiğini, bu amaçla Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun kurulduğunu vurgulamıştır.
TBMM Başkanı, komisyonun önemli bir mesai ortaya koyduğunu, bundan sonraki süreçte yasal altyapının hazırlanmasının kaçınılmaz olduğunu ifade etmiştir. Bu bağlamda, Barolar Birliği ve baroların sürece katkılarının çok değerli olduğunu, hukuk camiasının görüşlerinin sürecin tamamlanmasına ilişkin önemli bir rol oynayacağını açıklamıştır. Kurtulmuş, “Türkiye modelini ortaya koymak, Türkiye’ye özgü bir modeli gerçekleştirmek de bu tarihi komisyonun tarihi başarılarından birisi olacaktır. Milletimizin beklentisi budur.” ifadelerini kullanmıştır.
Toplantıda, daha önceki oturumlarda dinlenen kesimlere atıfla Diyarbakır Anneleri, Cumartesi Anneleri, Barış Anneleri, şehit yakınları ve gazilerin dile getirdiği ortak görüşlere değinilmiştir. Kurtulmuş, bu kesimlerin “Artık evlatlarımızı değil, silahlarımızı gömelim” yönündeki çağrılarını komisyon çalışmalarında temel bir motivasyon olarak aktarmıştır.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu 6.toplantısı, 27 Ağustos 2025 - (Anadolu Ajansı)
Altıncı toplantıda ayrıca, İstanbul 1 Nolu Barosunun davet edilmediği yönündeki değerlendirmelere ilişkin açıklama yapılmış, söz konusu baronun da aynı usullerle davet edildiği ancak program yoğunluğu nedeniyle katılamadığı bildirilmiştir. Böylelikle dışarıda oluşturulan “davet edilmedi” algısının doğru olmadığı belirtilmiştir.
Kurtulmuş, komisyon üyelerinden gelen tekliflerin sayısının 400’ün üzerinde olduğunu açıklamış ve tüm tekliflerin kayıt altına alındığını belirtmiştir. Komisyonun yalnızca dinleme değil, sonuç odaklı çalışma sorumluluğuna sahip olduğunu, işin nihai amacının devlet politikası olarak başlayan süreci millet politikası haline getirmek olduğunu vurgulamıştır.
Toplantının sonunda, Türkiye Barolar Birliği Başkanı ile baro başkanları görüşlerini paylaşmış, milletvekilleri de değerlendirmelerde bulunmuştur. TBMM Başkanlığından yapılan yazılı açıklamada, komisyonun bu toplantısıyla birlikte toplumsal rızanın artırılmasına yönelik katkıların öneminin bir kez daha ortaya çıktığı, hukuk camiasının sürece dâhil edilmesinin sürecin yasal temellerinin güçlendirilmesi açısından değerli olduğu ifade edilmiştir.
Komisyonun yedinci toplantısı 28 Ağustos 2025 tarihinde TBMM Tören Salonu’nda gerçekleştirilmiştir. Bu toplantının temel gündemini, eski Türkiye Büyük Millet Meclisi başkanlarının sürece ilişkin değerlendirmeleri oluşturmuştur. Toplantı iki oturum halinde düzenlenmiştir. İlk oturumda eski TBMM başkanları Hikmet Çetin, Ömer İzgi, Bülent Arınç, Köksal Toptan ve Mehmet Ali Şahin söz almıştır. İkinci oturumda ise Cemil Çiçek, İsmet Yılmaz, İsmail Kahraman, Binali Yıldırım ve Mustafa Şentop görüşlerini aktarmıştır.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu 6.toplantısı, 28 Ağustos 2025 - (Anadolu Ajansı)
TBMM Başkanı Kurtulmuş açılış konuşmasında, eski Meclis başkanlarının tecrübelerinin komisyon için yol gösterici olduğunu ifade etmiş, daveti kabul ettikleri için kendilerine teşekkür etmiştir. Kurtulmuş, bu sürecin tarihi bir dönüm noktası olduğunu ve alınacak görüşlerin komisyonun çalışmalarına önemli katkı sağlayacağını vurgulamıştır.
İlk oturumda söz alan 20. TBMM Başkanı Hikmet Çetin, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sürece katkısına dikkat çekmiş, dağdan inenler arasında suç işlememiş olanların affedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Çetin ayrıca, silah bırakmış örgüt mensuplarının gelecekte toplumsal uyum açısından değerlendirilebileceğini, fakat ağır suç işlemiş kişilerin affının mümkün olmayacağını ifade etmiştir. Kürt ve Türk halklarının iç içe yaşadığını, ayrışmanın mümkün olmadığını dile getirmiştir.
21.TBMM Başkanı Ömer İzgi, sürecin Bahçeli’nin açıklamalarıyla başladığını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kararlılığıyla devam ettiğini belirtmiştir. Çocuk yaşta dağa çıkarılan, eylemlere katılmadığı tespit edilen kişilerin durumlarının TBMM’de ele alınması gerektiğini vurgulamıştır. İzgi ayrıca, gerekirse anayasa değişiklikleri yapılabileceğini, örnek olarak 1924 Anayasası’ndaki “Türkiye ahalisine din ve ırk ayrımı olmaksızın Türk denir” ifadesinin yeniden anayasaya eklenebileceğini önermiştir.
22.TBMM Başkanı Bülent Arınç, komisyonda İYİ Parti dışındaki tüm siyasi partilerin temsil edilmesini önemli bulduğunu, DEM Parti’nin sürece katkı sunmasını takdirle karşıladığını söylemiştir. Arınç, geçmişte yapılan radikal söylemlerin geride bırakılması gerektiğini, toplumsal mutabakatın güçlendirilmesinin zorunlu olduğunu belirtmiştir. Ayrıca genel affın zaruri bir ihtiyaç olduğunu dile getirmiştir.
23.TBMM Başkanı Köksal Toptan, geçmişte yürütülen anayasa çalışmalarına değinerek, mevcut komisyonun yeni ve özgürlükçü bir anayasa hazırlığı için umut verdiğini söylemiştir. Terörsüz Türkiye hedefine ulaşmada yeni mevzuat ve anlayışlarla hareket edilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
24.TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, sürecin dönüm noktası olduğunu, Bahçeli ve Erdoğan’ın katkılarıyla yeni bir dönemin başladığını belirtmiştir. Terörsüz Türkiye hedefinin hayırlı bir iş olduğunu, bu konuda acele edilmesi gerektiğini ifade etmiş, komisyonun zaman kaybetmeden özüne odaklanması gerektiğini vurgulamıştır.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu 7.toplantısı, 28 Ağustos 2025 - (Anadolu Ajansı)
İkinci oturumda 26. TBMM Başkanı İsmet Yılmaz, sürecin partiler üstü olduğunu, silah bırakma sürecinin zamana yayılmaması gerektiğini, sürecin toplum desteğiyle hızla tamamlanmasının önemini dile getirmiştir. 25. TBMM Başkanı Cemil Çiçek, komisyonun muğlaklıkları gidermesi gerektiğini, olgulara dayanarak çalışması gerektiğini, sürecin iç siyasetin malzemesi yapılmaması gerektiğini ifade etmiştir. 27. TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Meclisin hür iradesiyle bu sorunu çözmesinin tarihsel öneme sahip olduğunu belirtmiş, 15 Temmuz’da sağlanan birlik ruhuna vurgu yapmıştır.
28.TBMM Başkanı Binali Yıldırım, sürecin milli zemine oturtulmasının önemine dikkat çekmiş, Cumhuriyetin temel esaslarının tartışmaya kapalı olduğunu vurgulamıştır. Üniter devletin korunması gerektiğini, ancak yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin hizmetlerin etkinliği açısından faydalı olacağını belirtmiştir. Türklerin ve Kürtlerin ortak sorununun terör olduğunu, eşit vatandaşlık temelinde bir gelecek inşa edilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
29.TBMM Başkanı Mustafa Şentop, sürecin kurumsal ve kapsayıcı bir zemine taşındığını, barışın sağlanabilmesi için şeffaf ve çok boyutlu bir yaklaşım gerektiğini belirtmiştir. Silah bırakma sürecinin zamana yayılmaması gerektiğini, PKK’nın tüm uzantılarının bu sürecin muhatabı olduğunu ifade etmiştir. Şentop, komisyonun yol haritasının sadece terörün sonunu getirmeyeceğini, aynı zamanda milletin birlik ve beraberliğini güçlendirecek bir toplumsal uzlaşma projesi olacağını vurgulamıştır.
Toplantının sonunda TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, eski Meclis başkanlarının sunduğu görüşlerin ufuk açıcı olduğunu, hepsinin ortak vurgusunun sürecin gündelik siyasetin ötesinde, milli bir mesele olarak ele alınması gerektiği olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, toplantıların verimli geçtiğini ve bundan sonraki oturumlarda iş dünyası, sendikalar ve akademisyenlerin de davet edilerek sürece katkı sunmalarının planlandığını açıklamıştır.
1 Ekim 2025 tarihinde, TBMM 28. Dönem 4. Yasama Yılı açılış oturumunun ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un odasında siyasi parti liderleriyle bir araya gelmiştir. Görüşmenin yapıldığı mekân TBMM Genel Kurul kürsü arkasındaki Başkanlık odası ve Başkanlık Divanı olmuştur.

TBMM Tören Salonu'nda düzenlenen resepsiyona katılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1 Ekim 2025 - (Anadolu Ajansı)
Toplantıya katılanlar arasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, TBMM Başkanı Kurtulmuş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu ve DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ile Tülay Hatimoğulları yer almıştır. Ayrıca DEM Parti’den TBMM Başkanvekili Pervin Buldan ve Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit de hazır bulunmuştur. Görüşme, açılışın hemen sonrasında gerçekleşmiş ve yaklaşık yarım saat sürmüştür.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantı sonrasında basın mensuplarına yaptığı açıklamada, görüşmenin atmosferine ilişkin olarak “Çok samimi bir şekilde liderlerle görüşmemizi yaptık. Görüşme çok samimi geçti” ifadesini kullanmıştır.
Terör örgütü PKK’nın “Türkiye’den çekilme” kararına ilişkin açıklama 26 Ekim 2025 tarihinde Irak’ın Süleymaniye kenti yakınlarındaki Kandil Dağı eteklerinde yapılmıştır. Basın açıklamasında, örgütün 5–7 Mayıs 2025 tarihleri arasında düzenlediği 12. PKK Kongresi’nde alınan kararların uygulandığı ve Abdullah Öcalan’ın yönlendirmesiyle Türkiye sınırları içindeki tüm silahlı unsurların Irak’ın kuzeyine çekilmekte olduğu belirtilmiştir.
Açıklama, örgüt elebaşlarından Sabri Ok tarafından Türkçe okunmuş, Kürtçe versiyonu ise Vejîn Dêrsim tarafından seslendirilmiştir. Basın açıklaması yapılan bölgede 23 örgüt mensubu hazır bulunmuştur. Bu kişilerin Türkiye topraklarından ayrılarak Irak’a geçtikleri belirtilmiştir.
Yapılan açıklamada, şu ifadeler yer almıştır: "12. Kongre Kararlarına bağlıyız ve uygulamakta kararlıyız. Ama bunların pratikleşmesi için de yine PKK 12. Kongresinin aldığı kararlar doğrultusunda sürecin gerektirdiği hukuki ve siyasi yaklaşımlar gecikmeden gösterilmelidir. Bu çerçevede PKK'ye özgü Geçiş Hukuku esas alınmalı, demokratik siyasete katılabilmek için gerekli özgürlük ve demokratik entegrasyon yasaları gecikmeden çıkarılmalıdır."
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 26 Ekim 2025 tarihinde sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, terör örgütü PKK’nın çekilme kararını “doğru yönde atılmış önemli bir adım” olarak nitelendirmiştir.
Yılmaz, örgütün “kurucusunun çağrısına uyarak kendisini feshetme kararı aldığını” ve silahlı unsurlarını Türkiye’den ve sınır hattından uzaklaştırma kararının sürecin yeni evresini oluşturduğunu belirtmiştir.
Yılmaz’ın açıklamasında, sürecin “silahın ve terörün gölgesinden arınmış demokratik bir siyaset ortamı” oluşturacağı; ekonomik kalkınma ve sosyal refahın bu ortamda güç kazanacağı ifade edilmiştir. Ayrıca “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu”nun terör örgütünün tasfiyesi sürecinde ihtiyaç duyulacak düzenlemelerin çerçevesini belirleyeceği açıklanmıştır.
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, aynı gün yaptığı açıklamada, "PKK'nın bugünkü açıklaması, 'Terörsüz Türkiye' sürecinde yeni bir adımdır. Bu yeni adım, bütün unsurlarıyla PKK'nın silah bırakması hedefi doğrultusunda gerçekleşen olumlu bir gelişmedir. 'Terörsüz Türkiye' süreci Cumhurbaşkanı'mız ve Sayın Devlet Bahçeli'nin ortaya koyduğu kararlı ve cesur liderlik sayesinde sürdürülmektedir. Gayemiz, ülkemiz içinde huzur ve güvenliği tahkim etmek, bölgemizde ise barış ve istikrarı kalıcı hale getirmektir. Bölgemizde meydana gelen gelişmeler ve küresel ölçekte artan belirsizlikler, önümüzdeki dönemde Türkiye'ye yeni sorumluluklar yüklemektedir. 'Terörsüz Türkiye' ve 'terörsüz bölge' politikalarını kararlılıkla sürdürmek hem bu sorumlulukları yerine getirmek hem de 'güçlü Türkiye' idealine yürümek için vazgeçilmez önemdedir." demiştir.
AK Parti Sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, PKK’nın “Türkiye’den çekilme” kararına ilişkin açıklamasında, "Bugünkü gelişmelerle beraber, PKK'nın Türkiye'den çekilme kararı alması ve silah bırakma sürecine dönük yeni adımların atılacağının açıklanması, 'Terörsüz Türkiye' yol haritasındaki ilerlemenin somut sonuçlarıdır. Terör unsurlarının Türkiye'den çekilmesi ve silah bırakmaya dair yeni adımların açıklanması ana hedefe uygun ilerlemelerdir. Yol haritası 'Terörsüz Türkiye' hedefi için olumlu sonuçlar üretmeye devam etmektedir. 'Terörsüz Türkiye' süreci demokrasimizin tüm tehditlerden arındırılması için atılmış stratejik ve tarihi bir adımdır. Bunun doğal ve ayrılmaz sonucu olan 'terörsüz bölge' hedefi, komşu ülkeler başta olmak üzere yakın bölgemizde, terör örgütleri üzerinden emperyalist vesayet kurulmasına karşı bir duruştur." demiştir.
AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, 26 Ekim 2025 tarihli açıklamasında, "İç cephemizi tahkim ederek yürüttüğümüz 'Terörsüz Türkiye' sürecinde bugün önemli bir eşiği daha geride bırakmış bulunuyoruz. Yıllardır ülkemizin ayağında pranga olan terörün tamamen ortadan kalkmasıyla yeni bir dönemin kapıları açılacaktır." ifadelerini kullanmıştır.
Son dönemdeki açıklamalar ve atılan adımları, terörün tasfiyesine yönelik önemli bir aşamanın daha geride bırakılması olarak değerlendirdiklerini vurgulayan Ala, şunları kaydetmiştir: "İç cephemizi tahkim ederek yürüttüğümüz 'Terörsüz Türkiye' sürecinde bugün önemli bir eşiği daha geride bırakmış bulunuyoruz. Yıllardır ülkemizin ayağında pranga olan terörün tamamen ortadan kalkmasıyla yeni bir dönemin kapıları açılacaktır.
Dünyada ve Türkiye'nin çevresindeki gelişmeler dikkate alındığında 'Terörsüz Türkiye' hedefinin ne kadar önemli olduğu gerçeği izahtan varestedir. Enerjisini iç sorunlarıyla tüketmek yerine fırsatlarına odaklanarak imkan ve kabiliyetlerini tamamıyla 'Türkiye Yüzyılı' hedeflerine yöneltecek bir Türkiye'nin kazananı 86 milyon vatandaşımız, gönül coğrafyamızda umudunu bize bağlamış ve yönünü bize dönmüş kardeşlerimiz ve bütün bölgemiz, kaybedeni ise ülkemizi ve bölgemizi istikrarsızlaştırmak isteyenler, terörden, kandan ve şiddetten beslenenler olacaktır. Cumhurbaşkanı'mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ve Sayın Devlet Bahçeli'nin iradeleri ve dirayetleri ve milletimizin desteği ile ülkemiz, yıllardır her iyinin düşmanı olan bu sorundan kurtulacaktır. Ülkemizin ve bölgemizin istikrarını tahkim edecek bu sürecin sonuca ulaşması için herkesin katkısının önemli olduğunun altını bir kez daha çiziyoruz."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 30 Ekim 2025 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde DEM Parti heyetini kabul etmiştir. Basına kapalı gerçekleşen görüşmede, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala ile Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın da yer almıştır. Yaklaşık bir saat süren kabul, Cumhurbaşkanlığı protokol salonunda gerçekleştirilmiştir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve DEM Parti heyeti, 30 Ekim 2025 - (Anadolu Ajansı)
Heyet, DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan ile Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar’dan oluşmuştur. DEM Parti tarafından yapılan açıklamada, “Heyetimiz, yaklaşık 1 saat süren görüşmede barış ve demokratik toplum sürecinin geldiği aşama ile bundan sonra yapılacaklara ilişkin görüş ve önerilerini sundu” ifadeleri yer almıştır.
3 Kasım 2025 tarihinde DEM Parti heyeti, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile görüşmek üzere İmralı Adası’nı ziyaret etmiştir. Heyette DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan, Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar ve avukat Özgür Faik Erol yer almıştır. Görüşme yaklaşık üç saat sürmüştür.
Ziyaretin ardından yapılan açıklamada, görüşmenin “son derece olumlu bir atmosferde geçtiği” ve sürecin “pozitif bir aşamaya taşınması” yönünde çaba gösterildiği belirtilmiştir.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, 5 Kasım 2025 tarihinde TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada “Terörsüz Türkiye menziline doğru emin adımlarla yüründüğünü” ifade etmiştir. Erdoğan, tezkerelerin, "Terörsüz Türkiye" çalışmalarını zorlaştıran değil, tam tersine süreci kolaylaştıran, destekleyen bir adım olarak görülmesinin daha doğru bir yaklaşım olacağını belirtmiştir.
Her şeyin kendi mecrasında ilerlediğini vurgulayan Erdoğan, "Tahriklere aldırmadan, süreci kundaklamaya dönük gizli, açık girişimlere prim vermeden çalışmalarımızı devam ettiriyoruz." diye konuşmuştur.
Emniyet ve savunma noktasında işi çok sıkı tuttuklarının altını çizen Erdoğan, "Türkiye'yi yaklaşık yarım asırdır canını yakan büyük sıkıntıdan, büyük kamburdan kurtaracak adımları cesaretle attıklarını" söylemiştir. "Devletin başı olarak şahsımızın kararlı ve dirayetli tutumu, Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'nin cesur ve ufuk açıcı katkıları, partimizin toplumun her kesimini kucaklayan yoğun çalışmaları, devletimizin ilgili bütün kurumlarının olağanüstü gayretleri neticesinde, hamdolsun, Terörsüz Türkiye menziline doğru emin adımlarla yürüyoruz." ifadelerini kullanmıştır.
Son haftalarda önemli gelişmeler yaşandığını aktaran Erdoğan, Meclis Başkanvekili ve DEM Parti Van Milletvekili Pervin Buldan ile DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar'ı kabul ettiğini, "çok yapıcı bir görüşme" gerçekleştirdiklerini söylemiştir.
Erdoğan, görüşmede, sürecin büyük bir hassasiyetle ilerletilmesi noktasında benzer kaygıları paylaştıklarını bir kez daha teyit ve müşahede ettiklerini belirterek, "Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge hedefine giden yolda yeni bir kavşağa ulaştığımız görülüyor. Bu konuda herkesin elini taşın altına koyması, sürece destek vermesi, olabilecek en fazla katkıyı sunmaya odaklanması gerekiyor." değerlendirmelerinde bulunmuştur.
Erdoğan, Cumhur İttifak olarak üzerlerine düşeni yaptıklarını, bundan sonra da yapmaya devam edeceklerini ifade etmiştir. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun 5 Ağustos'tan bugüne kadar yaptığı toplantılarla kuruluş misyonunu başarıyla yerine getirdiği vurgulayan Erdoğan, Komisyon çatısı altında sürece dair tüm konuların tartışılmasını, kimsenin dışarıda bırakılmadan ilgili bütün tarafların dinlenmesini, aykırı da olsa farklı fikirlerin dile getirilmesini çok kıymetli bulduklarını kaydetmiştir.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un riyasetinde yürütülen çalışmalarla Komisyonun önemli bir boşluğu doldurduğunu, karar alıcılara rehberlik edecek güçlü bir birikim oluşturduğunu dile getiren Erdoğan, Komisyonun yazacağı kapsamlı raporu ve önümüzdeki döneme dair belirleyeceği hukuki yol haritasını önemsediklerini söylemiştir.
Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürmüştür: "Cumhur İttifakı olarak tam bir dayanışma içerisinde hareket ederek önce Terörsüz Türkiye, ardından da Terörsüz Bölge hedefimize ulaşacağız. Bu vesileyle, dünkü grup toplantısında yaptığı tarihi değerlendirmelerle, başta FETÖ'cü alçaklar olmak üzere, müfsit ve müflis zihniyetin bütün oyunlarını deşifre eden, bununla kalmayıp kirli heveslerini kursaklarında bırakan Sayın Devlet Bahçeli'ye canı gönülden teşekkür ediyorum. Sayın Bahçeli'nin de isabetle dikkat çektiği üzere, Terörsüz Türkiye, ayağındaki paslı zincirleri kıran muktedir Türkiye'dir. Terörsüz Türkiye, huzur ve barış içinde yaşayan mutlu Türkiye'dir. Terörsüz Türkiye, muazzam bir kardeşlik ve kucaklaşma sahnesi olacak muvaffak, muzaffer ve muteber Türkiye'nin nişanesidir. Komisyonumuzun ve aziz milletimizin de desteğiyle, inşallah, bu Türkiye'yi hep beraber inşa edeceğiz."
TBMM çatısı altında “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 18. toplantısını 21 Kasım 2025 tarihinde TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında gerçekleştirmiştir. Toplantı, TBMM Tören Salonu’nda yapılmış olup komisyonun 5 Ağustos 2025’ten itibaren yürüttüğü çalışmaların değerlendirilmesiyle birlikte İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’na ziyaret gündemi ele alınmıştır.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun 18. toplantısı, 21 Kasım 2025 - (Anadolu Ajansı)
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, toplantının açılışında komisyonun başlangıcından itibaren “fevkalade hassas ve titiz bir çalışmayı” sürdürdüklerini belirterek şu ifadeleri kullanmıştır: “Bu çalışmaların muradı nedir? Ortaya sağlam hem de komisyonun adında olduğu şekilde milli dayanışmayı, kardeşliği ve demokrasiyi güçlendirecek fevkalade sağlam bir raporu ortaya koymak. Bu, komisyonun önümüzdeki son düzlükte yerine getireceği en önemli görevlerden birisidir.”
Kurtulmuş, komisyonun kuruluşundan itibaren “usul esasa mukaddemdir” prensibiyle çalıştığını belirterek, alınan kararların yönergeye uygun biçimde yürütüldüğünü ifade etmiştir. Açıklamasında, “Hiçbir zaman da şimdiye kadar bu usulü zedeleyen, bu usulü aşan en ufak bir uygulama gerçekleştirmedik” sözleriyle komisyonun işleyiş disiplinine dikkat çekmiştir.
Komisyonun 5 Ağustos 2025’ten itibaren gerçekleştirdiği 17 toplantıda devletin farklı kurumlarından bilgi aldığı, özellikle Milli Savunma, İçişleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı başkanlarının kapalı oturumlarda sundukları değerlendirmelerin önemine işaret edilmiştir. Kurtulmuş, “Bu süre içerisinde özellikle 17. toplantıdaki bilgilerin fevkalade önemli olduğu, sürecin bundan sonrasının sağlıklı yürümesi bakımından da bizler için fevkalade ciddi notlar olarak önümüzde durduğunu biliyoruz” demiştir.
Toplantıda ayrıca, 17. oturumun ardından sürecin son aşamasına geçilmesi ve nihai raporun hazırlanması hedeflenmiştir. Bu kapsamda oylama yapılarak toplantının kapalı oturum şeklinde sürdürülmesi kararlaştırılmıştır.
Toplantının ana gündemi, komisyon heyetinin İmralı Adası’na gidip gitmeyeceği olmuştur. Komisyonun 51 üyeden oluşan yapısında bu konu oylamaya sunulmuş; oylama sonucunda 32 “evet”, 2 “hayır” oyu çıkmış, 3 üye çekimser kalmış ve komisyon oy çokluğuyla İmralı’ya gitme kararı almıştır.
TBMM Başkanlığı, 22 Kasım 2025 tarihinde yaptığı resmi açıklamada, komisyonun kararını teyit etmiş ve “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, üye tam sayısının beşte üç nitelikli çoğunluğunun oyuyla İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’na gidilmesini kararlaştırmıştır” ifadesini kullanmıştır. Açıklamada, parti gruplarının 22 Kasım sabahına kadar heyette yer alacak temsilcilerin isimlerini bildirmeleri, ayrıca nihai rapora ilişkin tekliflerin 28 Kasım akşamına kadar Meclis Başkanlığına sunulması gerektiği bildirilmiştir.
Komisyondaki oylama öncesinde CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, kapalı oturum kararına ve İmralı ziyaretine karşı çıkarak “Partimizden üye vermeyi doğru bulmuyoruz” açıklamasını yapmıştır. Emir, meselenin teknik bir kişiyle görüşme olarak değerlendirilemeyeceğini, şeffaflık gereği sürecin gizli yapılmaması gerektiğini savunmuştur.
MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, toplantı öncesi basın mensuplarına yaptığı açıklamada “MHP adına İmralı’ya ben gideceğim” demiş ve kararın açık oylamayla alınması gerektiğini vurgulamıştır. Yıldız, “MHP olarak Türk milletinden gizleyeceğimiz hiçbir şey yoktur” ifadesini kullanmıştır.
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Ada’ya gidilmesini desteklediklerini açıklamış ve “Oylamanın açık, gizli, kapalı olmasının bizim açımızdan hiçbir hükmü yoktur. Biz bütünlük olarak Ada'ya gidilmesi, Öcalan'ın dinlenmesi gerektiğini düşünüyoruz.” demiştir.
DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, İmralı’daki görüşmenin SEGBİS sistemiyle yapılmasını önermiş, böylece tüm üyelerin katılımıyla sürecin daha şeffaf yürütülebileceğini belirtmiştir. HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu da benzer şekilde “Komisyon üyelerinin soru sorabileceği bir formül oluşturulabilir, SEGBİS yöntemiyle Abdullah Öcalan dinlenebilir” değerlendirmesini yapmıştır.
Komisyondaki parti dağılımı, toplantı günü yayımlanan grafik bilgilendirmesine göre şu şekildedir: AK Parti: 22 üye, CHP: 11 üye, DEM Parti: 5 üye, MHP: 4 üye, Yeni Yol Grubu: 3 üye, HÜDA PAR, Yeniden Refah, TİP, EMEP, DSP ve Demokrat Parti: 1’er üye.
TBMM Başkanlığı, karara ilişkin açıklamasında ayrıca AK Parti’nin heyete Hatay Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman’ı bildirdiğini duyurmuştur. Yayman’ın, süreçle ilgili geçmiş çalışmaları ve akademik deneyimi nedeniyle heyet için belirlendiği ifade edilmiştir. Toplantının kapalı oturumla tamamlandığı bildirilmiş, İmralı ziyaretine ilişkin görüşmelerin bundan sonraki aşamada komisyonun nihai raporunda yer alacağı açıklanmıştır.
TBMM Başkanlığınca 25 Kasım 2025 tarihinde yapılan açıklamada, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ndan oluşturulan heyetin, 21 Kasım’da alınan karar doğrultusunda İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’na gittiği bildirilmiştir. Açıklamada, ziyaretin komisyonun aldığı beşte üç nitelikli çoğunluk kararı uyarınca gerçekleştirildiği ifade edilmiştir.
TBMM Başkanlığı açıklamasında şu ifadeler yer almıştır: “Görüşme neticesinde, toplumsal bütünleşme, kardeşliğin pekiştirilmesi ve bölgesel perspektife yönelik sürecin pozitif ilerletilmesi açısından olumlu sonuçlar alınmıştır.”
Açıklamada ayrıca, komisyonun 5 Ağustos 2025 tarihindeki ilk toplantısından itibaren 18 kez toplandığı, bu süre boyunca ilgili kesimlere dönük dinleme faaliyetleri yürüttüğü belirtilmiştir. Komisyonun son toplantısının 21 Kasım 2025’te yapıldığı hatırlatılmış ve bu toplantıda Terör Örgütü Ele Başı Abdullah Öcalan’ın dinlenmesi konusunda nitelikli çoğunlukla karar alındığı ifade edilmiştir.
TBMM Başkanlığının bildirimine göre, 24 Kasım 2025 tarihinde gerçekleşen ziyaret kapsamında, 27 Şubat’ta yapılan Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile bağlantılı gelişmeler, örgütün kendisini feshetmesi ve silah bırakması yönündeki açıklamalar ile Suriye’de 10 Mart mutabakatı hakkında detaylı sorular yöneltilmiş ve beyanlar alınmıştır.
Ziyaretin ardından yapılan değerlendirmede, sürecin “toplumsal bütünleşme, kardeşliğin güçlendirilmesi ve bölgesel istikrarın pekiştirilmesi yönünde olumlu ilerlediği” belirtilmiş, "komisyonun hedeflerini gerçekleştirme yönündeki azimli ve kararlı tutumunun sürdürüleceği" vurgulanmıştır.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu ziyaretinin ardından MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 25 Kasım 2025 tarihinde partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda açıklamalarda bulunmuştur. Bahçeli, konuşmasında “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak şu ifadeleri kullanmıştır: “'Terörsüz Türkiye', Türk milletinin ve Türk devletinin tavizsiz kararıdır. Bu karar ve kararlılığı sekteye uğratmaya, sabote etmeye hiçbir hayasız hamakat ve hamaset siyasetçinin takati yetmeyecektir.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, 25 Kasım 2025 - (Anadolu Ajansı)
Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” hedefinin en ciddi muhataplarından birinin İmralı olduğunu belirterek şu ifadeleri kullanmıştır: “Neymiş, bizi yargılayacaklarmış. Neymiş, bizden hesap soracaklarmış. Neymiş, anayasa ve kanunlara göre suç işliyormuşuz. Siz yargılasanız yargılasanız çantacı pespayeliğinizi ve cukka düşkünlüğünüzü yargılarsınız. Bakınız, şu yaşımda mertçe ve dürüstçe haykırıyorum, yeter ki Türkiye ve Türk milleti barış, huzur ve sükunet bulsun, yeter ki terör hayatımızdan kalıcı olarak sökülüp atılsın; bizim sonumuz da varsın darağacı olsun. Biz korkuyu korkutalı çok oldu. Bizim sahte korkuluklara eyvallah ettiğimiz de hiç duyulmadı, hiç görülmedi.
Kurt izine karışmış çakal izinin sahte meydan okumalarına aldırış etseydik ya ülkümüzden ya da ülkemizden çoktan şüpheye düşerdik. Kurdun takip edeceği yine kurttur, kimin kemik peşinde koşacağının cevabını verecek olanlar da bellidir. Şüphe istisna, güven asıldır. Bizim tarafımız asil Türk milletinin yeridir. 'Terörsüz Türkiye' hedefinin en ciddi muhataplarından birisi İmralı'dır. TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun geçtiğimiz cuma günü İmralı'ya gitmek üzere nitelikli çoğunlukla aldığı karar, bu karar doğrultusunda MHP, AK Parti ve DEM Parti'den birer milletvekilinin adaya gitmesi tarihi bir gelişmedir. Bu vesileyle Genel Başkan Yardımcımız ve İstanbul Milletvekilimiz Sayın Feti Yıldız ile diğer milletvekillerimize yürekten teşekkür ediyorum.”
Bahçeli, CHP ve diğer partilerin İmralı’ya gitmeme kararına da değinmiş ve “Varsın etsinler, hiç sorun değil, ondan bundan medet umarak 'Terörsüz Türkiye' hedefini takip etmiş olsaydık, yerimizden bile kıpırdayamazdık” demiştir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin bu süreçte seyirci değil, “hayatın yönünü değiştirme iradesi taşıyan” bir hareket olduğunu belirten Bahçeli, “Biz seyirci değiliz, hayatın yönünü değiştirme iradesi taşıyan zamanın ve zeminin müşahidi Milliyetçi Ülkücü hareketiz. Cesaret zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık felakete götürür. Yüreğimizle, gönlümüzle 'Terörsüz Türkiye'nin yanındayız. Tarihe, ecdada, şehitlere ve bayrağa sahip çıkmak, ortak geleceği kucaklamak, milli değerler etrafında birleşmek, Türkiye'nin onurunu muhafaza etmek, milli birliği, milli kimliği ve milli devleti korumak, bin yıllık kardeşliği yaşamak ve yaşatmak amacıyla 'Terörsüz Türkiye'nin sonuna kadar müdafaasındayız.
Siyasi, ahlaki ve vicdanı hiçbir ölçü tanımayan, ilkesi, iradesi ve heyecanı olmayan, yalan, riya ve istismardan başka sermayesi kalmayan, yolsuzluk, hırsızlık ve soygun çamuruna batmış, sorunlara başka başkentlerden bakan, başarısız, kötü niyetli, şaibeli bir muhalefet zihniyetinin ne yaptığına, ne söylediğine bakmıyoruz. Kalemi kiralanmış sözde yazarlara, üniversite zeminini kullanmaya çalışan fırsatçı mihraklara, siparişle sonuç çıkartan araştırma şirketlerine, güdümlü rapor üreten sözde düşünce kuruluşlarına, ecdadımıza hakaret eden kadrolu sahte aydınlara, menfaat bağı ile göbeklerinden bağlanmış medya kanallarına, sözde sivil toplum işbirlikçilerine, ekranlarda, manşetlerde, sütunlarda, kürsülerde boy gösteren bu şer cephesinin ortak paydasında kim varsa alayına birden teslim olursak, taviz verirsek, diyorum ki, kanımız kurusun. Bizim çağrımız, zedelenen, aşağılanan, hor görülen milli onurun çağrısıdır. Bizim çağrımız, 'Terörsüz Türkiye'nin, yeni yüzyılda hüküm veren, hükümran olacak Türk milletinin çağrısıdır. Nihayet bizim çağrımız Türkiye'nin kurtuluş çağrısıdır.” ifadelerini kullanmıştır.
Konuşmasını birlik ve bütünleşme çağrısıyla tamamlayan Bahçeli, “Bozgunculara, yıkıcılara fırsat vermeyeceğiz. İstismarcılara itibar etmeyeceğiz. Tahrik ve tertiplere ihtimam göstermeyeceğiz. Birlik olup kucaklaşacağız. Kürt ve Türk olarak tek bir ses, tek bir nefes olacağız. Türkiye'mizi ve aziz milletimizi çağların ötesine taşıyabilmemizin başka bir yolu ve yöntemi olmadığını aklımızdan çıkarmayacağız. Hepimiz bunu başaracak azim ve inanca sahibiz. Gün, kısır tartışmaların günü değildir. Gün birleşme, bütünleşme, saflarımızı sıkılaştırma günüdür. Hakikati arayan, hakkın peşinden giden hiç kimse gürültüye kulak asmaz, yalan ve dedikoduya itibar etmez.” demiştir.
MHP’nin Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyeleri, 26 Kasım 2025 tarihinde “Terörsüz Türkiye” başlıklı raporlarını tamamladıklarını duyurmuştur. Rapor, MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız başkanlığında, Tokat Milletvekili Yücel Bulut, Sakarya Milletvekili Muhammed Levent Bülbül ve Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk tarafından hazırlanmıştır.
Tokat Milletvekili Yücel Bulut, “Sonucun hayırlı olacağına, Türkiye'de kardeşlik duygularının bütünüyle egemen olacağı ve terörün son bulacağı yeni bir döneme girileceğine inanıyoruz. MHP; millet menfaatine, devletin bekasına ve milli onurumuza aykırı hiçbir politikanın içerisinde olamaz. İnşallah sürecin sonunda, liderimizi ve bizleri pazarlıklar yapmakla ve taviz vermekle itham edenlerin utanacakları, milletimizin huzur ve barış iklimiyle kucaklaşacağı bir dönem başlayacaktır.” sözleriyle raporun ana temasını vurgulamıştır.
MHP Sakarya Milletvekili Muhammet Levent Bülbül, "milli birlik, huzur ve kardeşliğin kökleştiği güçlü bir Türkiye'yi inşa etmenin motivasyonu ile yürüttükleri çalışmaların temel gayesinin milleti güvenli bir geleceğe taşımak ve devletin ilanihaye varlığı olduğunu" söylemiştir.
Bülbül, paylaşımında şu ifadelere yer yer vermiştir: "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun Milliyetçi Hareket Partisi üyeleri olarak, 'Terörsüz Türkiye' başlıklı kapsamlı raporumuzu tamamlamış bulunuyoruz. Nihai olarak 'Terörsüz Türkiye' ve 'Terörsüz Bölge' hedefi doğrultusunda hazırladığımız bu raporun hayırlı olmasını temenni ediyorum."
MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk de paylaşımında, "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun Milliyetçi Hareket Partisi üyeleri olarak 'Terörsüz Türkiye' raporumuzu tamamladık. Komisyonda bulunan partilerle fikir ve düşüncelerimizi paylaşacağımız raporumuzun temel gayesi barış ve kardeşliğin hakim olduğu huzurlu Türkiye'dir. Nihai hedefimiz 'Terörsüz Türkiye', 'Terörsüz Bölge'dir." değerlendirmesinde bulunmuştur.
18 Aralık 2025 tarihinde, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) tarafından hazırlanan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporu Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunulmuştur. 19 Aralık 2025 tarihinde rapor, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunulmasının ardından TBMM Başkanlığı’na teslim edilmiştir.
Raporun teslim törenine, AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Şen katılmıştır. Rapora ilişkin açıklama yapan Gül, şu ifadeleri kullanmıştır: “15 başlıkta raporumuzu sunduk, 60 sayfalık bir rapor. Çok yoğun bir çalışmayla tüm komisyon üyesi arkadaşlarımız, partideki yetkili, ilgili kurullarımızla birlikte değerlendirmemizi yaptık.”
Açıklamada raporun, “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda hazırlanmış kapsamlı bir çalışma olduğu, yaklaşık 15 başlık altında ve 60 sayfa uzunluğunda olduğu belirtilmiştir. Gül, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye ve TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a teşekkür etmiştir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunulmasının ardından TBMM’ye iletilen rapor, komisyonun yürüttüğü sürecin son aşamasını oluşturmuştur. Bu gelişmeyle birlikte, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu bünyesinde temsil edilen tüm siyasi partilerin hazırladığı raporlar resmen TBMM Başkanlığı’na sunulmuş, komisyonun raporlama aşaması tamamlanmıştır.
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, 18 Şubat 2026 tarihinde 21. toplantısını Türkiye Büyük Millet Meclisi Tören Salonu’nda, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında gerçekleştirmiştir. Toplantı, “Terörsüz Türkiye” hedefi doğrultusunda hazırlanan taslak raporun görüşülmesi ve kamuoyuyla paylaşılması amacıyla yapılmıştır.
Toplantının açılışında TBMM Başkanı Kurtulmuş konuşma yapmış; Komisyon tarafından uzunca bir süredir titizlikle ve demokratik olgunlukla hazırlanan raporun Komisyon üyeleri tarafından müzakere edileceğini ve Türkiye kamuoyuyla paylaşılacağını ifade etmiştir. Toplantıda, gruplar ve partiler adına konuşmalar yapılmış; konuşmaların ardından Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun hazırladığı taslak rapor oylamaya sunulmuştur. Komisyonun hazırladığı rapor, yapılan oylama sonucunda oy çokluğuyla kabul edilmiştir. TBMM Başkanı Kurtulmuş, oylamada 47 milletvekilinin “kabul”, 2 milletvekilinin “ret” ve 1 milletvekilinin “çekimser” oy kullandığını bildirmiştir. Toplantıya komisyon üyesi 50 milletvekili katılmıştır.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun 21. toplantısı, 18 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilen 11 siyasi partiden toplam 51 üyeyle teşekkül etmiştir. Komisyonun ilk toplantısı 5 Ağustos 2025 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Komisyon, 18 Şubat 2026 tarihine kadar yapılan 20 toplantıda 137 kişi ve kurumu dinlemiş, toplantılar boyunca 88 saat çalışmış ve 4 bin 199 sayfa tutanak tutulmuştur.
Komisyonun çalışma usul ve esaslarına göre, toplantı yeter sayısı üye tam sayısının salt çoğunluğundan oluşmaktadır. Kanun teklifi hazırlanmasına ilişkin kararlar, üye tam sayısının 5’te 3 çoğunluğuyla alınmaktadır. Diğer hususlarda karar yeter sayısı ise “toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğu” olarak uygulanmaktadır.
Komisyonun 20.toplantısı, 24 Aralık 2025 tarihinde TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında yapılmıştır. Bu toplantıda Üsküdar Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Prof. Dr. Havva Kök Arslan ile Dr. Murat Sevencan, Komisyon tutanaklarının içerik analizine ilişkin bulguları paylaşmıştır.
Söz konusu toplantının ardından yapılan oylamada, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun görev süresinin 31 Aralık 2025’ten geçerli olmak üzere 2 ay daha uzatılması oy birliğiyle kararlaştırılmıştır. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, rapor yazım sürecine ilişkin olarak Komisyon’daki siyasi partilerin temsilcileriyle son toplantıdan bu yana geçen yaklaşık iki aylık sürede pek çok kez bir araya gelmiştir.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun 21. toplantısı, 18 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından hazırlanan raporun 7 bölümden oluştuğu TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından açıklanmıştır. Raporun birinci bölümünde Komisyonun çalışmaları ve süreç anlatılmıştır. İkinci bölümde Komisyonun temel hedefleri çerçevesinde toplantılarda yapılan tartışmalara yer verilmiştir.
Üçüncü bölümde Türk-Kürt kardeşliğinin tarihi kökleri ve kardeşlik hukuku ele alınmıştır. Dördüncü bölümde Komisyonda dinlenen kişilerin söylemlerine ilişkin yapılan analizlerden ortaya çıkan mutabakat alanları aktarılmıştır.
Beşinci bölümde terör örgütü PKK’nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması süreci anlatılmıştır. Altıncı bölümde sürece ilişkin yasal düzenleme önerilerine yer verilmiştir. Yedinci bölümde ise demokratikleşmeye ilişkin öneriler düzenlenmiştir. Raporun altıncı ve yedinci bölümleri, TBMM Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Bozkurt tarafından Komisyon salonunda okunmuştur.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, ana raporun eki olarak bugüne kadar 5 ek hazırlandığını belirtmiştir. Bu ekler arasında şunlar yer almaktadır:
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunun altıncı bölümünde “Sürece İlişkin Yasal Düzenleme Önerileri” başlığı altında çeşitli alt başlıklara yer verilmiştir
Altıncı bölümün “Kritik Eşik: Örgütün Silah Bırakması” alt başlığında şu ifadeler yer almıştır: "Süreçte en kritik eşik, PKK terör örgütünün tüm unsurlarıyla silah bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin devletin güvenlik birimlerince tespit ve teyit edilmesidir. Tespit ve teyit sürecinin sağlıklı bir şekilde tamamlanması yalnızca silahlı örgüt tehdidinin sona erdiğinin ilanı ile sınırlı kalmayacak, aynı zamanda oluşan yeni durumun gerektirdiği hukuk ve politika çerçevesinin hayata geçirilmesi için bir başlangıç noktasını teşkil edecektir. Tespit ve teyit mekanizmasının, devletin ilgili kurumları arasındaki eş güdümle objektif, ölçülebilir, şeffaf ve denetlenebilir ölçütlere göre işlemesi gerekir. Örgütün tüm unsurlarıyla feshi ile silahların teslimi ve bırakılması sürecinde ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda genel anlayış birliği vardır."
Aynı bölümde yer alan “Toplumsal Bütünleşmeyi Güçlendirecek Yasal Düzenlemeler” alt başlığında şu değerlendirme yapılmıştır:
"Toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesini temin etmek üzere, silah bırakmayla birlikte süreci ve sonrasını yönetecek, amaca özgülenmiş, müstakil ve geçici mahiyette bir yasal düzenlemeye ihtiyaç duyulmaktadır." Bu alt başlıkta ayrıca şu ifadeler yer almıştır:
"Kanun, silahı ve şiddeti reddeden bireylerin topluma yeniden kazandırılmasını, silah ve şiddete kalıcı olarak son verilmesini ve meselenin bütünüyle hukuki ve siyasi zemine çekilmesini amaçlamalıdır. Bu doğrultuda kanun, örgüt mensuplarının yalnızca silah bırakma sonrasındaki hukuki durumlarını tespit ve tayine yönelik olmamalıdır. Kanun, aynı zamanda ilgili kişilerin adil, güvenli ve sağlıklı bir şekilde toplumla bütünleşmesini de hedeflemelidir. Kanun, kamu vicdanını ve toplumsal hassasiyetleri gözetmeli, kapsamı yorum yoluyla genişletilmeye müsait olmayacak şekilde net, bütüncül ve anlaşılır olmalıdır."

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun 21. toplantısı, 18 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
“Örgüt Mensuplarının Durumu” alt başlığında şu vurgu yer almıştır: "Yasal düzenlemeler, toplumda cezasızlık ve af algısı oluşturmamalıdır."
"Toplumsal Bütünleşme" ile ilgili ise raporda, "Yürütülen süreçte örgüt mensuplarının silahları bırakarak toplumsal düzene adapte olabilecek dönüşümü gerçekleştirmeleri hedeflenmelidir. Bu nedenle süreç, kişilerin toplumsal hayat içerisinde yaşamını idame ettirebilmesine yönelik tedbirleri içeren, kamu düzenine uyumuna ve toplumla bütünleşmesine yardımcı olacak hazırlık çalışmalarını kapsamalıdır." ifadeleri yer almıştır.
Toplumsal bütünleşme sürecinin sağlıklı biçimde ilerlemesi, adalet ve eşitlik duygusunun toplumun tüm kesimlerinde kökleşmesine ve her bireyin ortak geleceğe eşit fırsatlarla dahil olmasına dayanan kapsayıcı bir anlayışı ve buna yönelik politikaların belirlenmesini zorunlu kıldığı belirtilen raporda, "Toplumun uyum kapasitesinin artırılması açısından ekonomik ve sosyal imkanların geliştirilmesi öncelikler arasında yer almalıdır. Bu kapsamda, şimdiye kadar bölgeye yapılan yatırımlar ile ekonomik ve sosyal programların geliştirilerek, genişletilerek ve zenginleştirilerek uygulanmaya devam edilmesi beklenmektedir." tespiti yapılmıştır.
"İzleme ve Raporlama Mekanizması" alt başlığında ise kanunla, örgüt mensuplarının tabi olduğu sürecin izlenmesini ve raporlanmasını temin edecek yürütme içerisinde bir mekanizmanın oluşturulması gerektiği kaydedilerek, "Bu mekanizmanın tespit ve teyidi çerçevesinde, uygulamaların etkinliği ve hedefe ulaşma düzeyi denetlenmiş olacaktır. Böylece sürecin sağlıklı bir şekilde yürüyüp yürümediği gözlemlenecek ve gerekli tedbirler zaman kaybetmeksizin alınabilecektir. Bu çerçevede, kamuoyunun her aşamada bilgilendirilmesi de sağlanmış olacaktır. Kanunla yürütmeye verilecek çerçevesi belirlenmiş yetki kapsamında, kamu kurum ve kuruluşları arasında eş güdüm sağlanması ve bu suretle sürecin etkin bir şekilde yürütülmesi temin edilmelidir." denilmiştir.
Süreçte Görev Alanlara Yasal Güvence Sağlanması alt başlığında ise "Yürütülen süreçte görev alanlar, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun toplantılarına iştirak edip görüş, öneri ve değerlendirmelerde bulunanlar ile Komisyon çalışmalarında yer alanlar ve görevlilerin faaliyetlerinin yasal güvenceye kavuşturulması önerilmektedir." ifadesi kullanılmıştır.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun 21. toplantısı, 18 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
Raporun yedinci bölümünde “Demokratikleşme ile İlgili Öneriler” başlığı altında çeşitli düzenleme ve önerilere yer verilmiştir. Bu bölümde güvenli bir toplumsal ve siyasal ortamın, demokrasinin eksiksiz işleyebilmesi ve standartlarının yükseltilmesi ile kurumsallaşmasının ön koşulu olduğu belirtilmiştir.
"Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) Kararları" alt başlığında, AYM kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağladığı konusunda herhangi bir tereddüt bulunmadığı vurgulanmıştır.
Türkiye'nin AİHM kararlarını icra etme oranının yaklaşık yüzde 90 olduğu, hukuk devleti olma niteliğini perçinleme hususunda AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulmasının öneminin belirtildiği raporda, "AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyumu temin edecek mevcut mekanizmalar güçlendirilmeli, ayrıca etkili yeni mekanizmalar oluşturulmalıdır. Kararlara uyumun sağlanması çerçevesinde, idarenin işlemlerinden ve yargının işleyişinden kaynaklanan engellerin kaldırılması önerilmektedir." ifadelerine yer verilmiştir.
Raporun "Yargılama ve İnfaza İlişkin Düzenlemeler" alt başlığında, "İnfaz mevzuatının AİHM ve AYM içtihatları ile tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler bağlamında gözden geçirilerek infaz adaletini esas alan bir temelde yeniden ele alınması önerilmektedir" denilerek, şunlar kaydedilmiştir: "Özellikle mahkumların infaz süreçlerinin, koşullu salıverilme şartları ile infaz süreleri de dahil olmak üzere ceza hukukunun evrensel ilkeleri kapsamında daha adil, daha eşitlikçi ve daha bütüncül bir yaklaşımla ele alınması düşünülmelidir. Hasta ve yaşlı tutuklu ve hükümlüler için, yaşam hakkının her hakkın önünde olduğu gerçeği göz önüne alınarak, infaz ertelemesi müessesesi değerlendirilmelidir. Cezaevleri idare ve gözlem kurullarının yapısı ve karar süreçleri, uygulamadaki aksaklıklar tespit edilerek gözden geçirilmelidir. Hukukun evrensel ilkeleri çerçevesinde ve AİHM ile AYM'nin yerleşik içtihatları doğrultusunda, tutuksuz yargılamanın tüm yargısal süreçlerde esas alınmasına özen gösterilmelidir. Kanundaki tutuklama şartlarına bağlı kalınarak, tutuklamanın istisna olduğu ilkesine uygun biçimde mevzuat gözden geçirilmelidir."
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun hak ve özgürlükleri genişletecek ve hakkın özünü muhafaza edecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilen raporda, diğer öneriler şu şekilde sıralanmıştır: "Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu, etkinliği artırılacak şekilde yeniden yapılandırılmalıdır. Şiddet içermeyen hiçbir fiil terör suçu olarak nitelendirilmemeli ve ifade özgürlüğü kapsamında olması gereken eylemler terör suçu sayılmamalıdır. Bu bağlamda, Türk Ceza Kanunu, Terörle Mücadele Kanunu ve ilgili mevzuatın kanuni belirlilik ilkesi çerçevesinde ifade özgürlüğünü güçlendirecek şekilde yeniden düzenlenmesi önerilmektedir. Şiddet çağrısı, nefret söylemi ve terör propagandasıyla etkin mücadele sürdürülürken, hukuki sınırlar içinde kalan her türlü eleştiri, itiraz ve talebin demokratik yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak korunduğunu gözetmek ve temin etmek maksadıyla, basın ve yayınla ilgili kanunlar gözden geçirilmelidir.
Haberleşme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları, suç oluşturmaz. Bu hükme bağlı olarak uygulamada basın özgürlüğünü sınırlayıcı sonuçlar doğuran yasalar hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri çerçevesinde yeniden ele alınmalıdır. Şeffaflık, demokratik katılım, parti içi demokrasi, çoğulculuk ve temsilde adalet ilkeleri doğrultusunda Anayasa'nın 79'uncu maddesi çerçevesinde genel yargısal süreçler ile seçim yargısının belirlilik ve kanunilik ilkelerine uygun şekilde düzenlenmesi amacıyla yeni bir Siyasi Partiler Kanunu ile yeni seçim kanunlarının siyasi partilerin uzlaşısı ile hazırlanması önerilmektedir. Demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarından olan siyasi partilerin kurumsal kimliklerinin korunması esas alınarak eksik ve yanlış uygulamalar gözden geçirilmelidir. Siyasi Etik Kanunu'nun hazırlanması önerilmektedir."
Raporun "Yerel Yönetimler" alt başlığındaki önerilerinde, demokratik siyaset zeminini güçlendirmek amacıyla idari sistemin "daha demokratik ve hukuki standardı daha yüksek" bir şekilde organize edilmesinin mümkün olduğu anlatıldı. Söz konusu başlıkta, "Anayasadan kaynaklanan idari vesayet yetkisinin demokratik toplum gereklerine uygun olarak kullanılması, başkanın kanunda yer alan sebeplerle görevden el çektirilmesi durumunda sadece belediye meclisi tarafından seçim yapılması hususunda mevzuatın düzenlenmesi önerilmektedir." denilmiştir.
Raporun, "Sonuç ve Değerlendirme" bölümünde ise Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun Meclis'in temsil gücünü, siyasetin çözüm üretme kapasitesini ve milli iradenin denetim imkanlarını aynı zeminde buluşturan bir örneklik ortaya koyduğu belirtilmiştir.
Toplantılar boyunca oluşan müşterek kanaatin, şiddet ve terörle mücadele yönteminin sadece güvenlik tedbirleriyle sınırlı kalmaması gerektiği yönünde olduğuna dikkati çekilerek, "Tam demokrasiye dayanan yurttaşlık bilincinin, eşitlik temelli kardeşliğin ve kurumsal şeffaflığın kalıcı huzur ve barışı mümkün kılacağı değerlendirilmektedir. Komisyon raporu, idari ve hukuki düzenlemeler için yol gösteren bir çerçeve ortaya koyarken, toplumla uyum adımlarının ertelenemez bir alan olduğunu hatırlatmaktadır." ifadeleri kullanılmıştır.
Siyasetin görevinin, toplumun farklı seslerini ortak geleceğin dilinde buluşturmak olduğu kaydedilerek, "Milletin vicdanıyla, aklıyla ve irfanıyla yürüyen bu süreç, kalıcı sonuç üreterek kardeşlik, birlik ve bütünleşme temelli bir vatandaşlık anlayışıyla güçlendiğinde, 'Türkiye Modeli'nin en kıymetli kazanımı olan iç huzur, sağlam zeminler üzerinde yükselecektir." denilmiştir.
Raporda, "oluşan müşterek kanaatin sürecin kamu düzenini koruyan, hak ve hürriyetleri genişleten, toplumsal rızayı büyüten ve ortak geleceği kurumsal bir disiplin içinde taşıyan bir yol üzerinde ilerlemesi yönünde olduğu" aktarılmıştır.
TBMM Tören Salonu'nda gerçekleştirilen 21. toplantının açılışında konuşan Kurtulmuş, rapora ilişkin olarak şu açıklamaları yapmıştır:
"Komisyon çalışmaları başlıklı birinci bölümde Komisyon'un çalışmalarıyla ilgili süreç anlatılmakta, ikinci bölümde Komisyon'un temel hedefleri üzerinde, buradaki tartışmalarımız çerçevesinde vurgular yapılmakta. Üçüncü ana başlığımız Türk-Kürt kardeşliğinin tarihi kökleri ve kardeşlik hukuku, dördüncü başlığımız Komisyon'da dinlenen kişilerin yaptıkları söylem analizlerinden hareketle buradaki konuşmalardan ortaya çıkan mutabakat alanları, beşincisi PKK'nın kendisini feshetmesi ve silah bırakması süreci, altıncısı sürece ilişkin yasal düzenleme önerileri, yedincisi ise demokratikleşmeyle ilgili önerilerdir. Rapor, sonuç ve değerlendirme kısmıyla sona ermektedir.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun 21. toplantısında konuşuyor, 18 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
Bu ana raporun eki olarak da 5 ek yapıldı bugüne kadar. Bunlardan birisi Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuzun üyeleri, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışma usul ve esasları, Komisyon'daki siyasi partiler tarafından sunulan raporların dijital nüshalarının web sitesi linklerinin QR kodlarıyla kamuoyuyla paylaşılması, şimdiye kadarki toplantıların özetleri, dinlenen kurum, kuruluş temsilcileri, kişilerin listesi. Bu 21. toplantımızda partiler adına söz alacak değerli arkadaşlarımızın konuşmalarını da içeren tutanak tam şekliyle bu 21. toplantının özeti olarak ekin sonunda yayınlanacaktır."
Komisyon'un çalışmalarının, TBMM'nin temsil gücü ve demokratik meşruiyeti içerisinde yürütülen, toplumsal barışın, birliğin ve milli dayanışmanın güçlendirilmesine yönelik tarihi sorumluluğun yansıması olduğunu belirten Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürmüştür:
"Halkımızın uzun yıllar boyunca ağır bedeller ödeyerek karşı karşıya kaldığı sorunlar, Gazi Meclisimizin yasa yapıcı ve denetleyici niteliğiyle ele alındığında kalıcı bir çözüm ufku kazanmaktadır. Bugün terör meselesinde tarihi bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte milli iradenin tecelligahı olan Gazi Meclisimiz üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz biçimde üstlenmiştir.
On yıllardır ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını tüketen ve ülke olarak ağır bedeller ödediğimiz terör eylemleri, kalkınma ufkunu daraltmış, sosyal bağları örselemiş ve siyaseti sadece güvenlik reflekslerine sıkıştırmıştı. Soğuk Savaş'ın sona ermesiyle birlikte terör örgütleri, artan bir biçimde, bölgemizde bölünme ve parçalanmanın, vekalet savaşlarının aparatı olarak kullanılmış, yerel sorunlar küresel hesapların aracı haline getirilerek toplumsal fay hatları bilinçli biçimde derinleştirilmiştir. Coğrafyamızı bir asır önce etnik, mezhebi ve dini farklılıklar üzerinden bölmeye çalışanların, yine aynı hedef peşinde koşmalarını engellemek için terörün tamamen ortadan kaldırılması, tam manasıyla kalıcı barış ve huzur ortamının sağlanması, tarihi bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır. Bölgemizde bugün yaşanan istikrarsızlık, adaletsizlik ve demokratikleşme sorunları, emperyal müdahalelerin bıraktığı derin izlerin birer sonucudur. Bu müdahalelere bizim cevabımız, daha fazla kardeşlik ve bütünleşmedir."
Kurtulmuş, Türkiye'nin, küresel emperyal güçlerin hilafına, bölgede bütünleştirici politikaların öncüsü olmaya devam edeceğini vurgulayarak, "Güç dengelerinin değiştiği, jeopolitik risklerin arttığı bir ortamda Türkiye'nin, iç kalesini tahkim ederek, bölgesinde kalıcı barış ve istikrarı sağlaması hem kendi güvenliği hem de bölgesel düzen açısından yeni imkan ve fırsatları ortaya çıkaracaktır." demiştir.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun 21. toplantısında konuşuyor, 18 Şubat 2026 - (Anadolu Ajansı)
Türklerin, Kürtlerin, Arapların, bölgede yaşayan diğer kardeş halklarla birlikte oluşturacağı doğal ittifakın, bölgede emperyalistlerin kurguladığı dağılma ve parçalanma senaryolarını bozacak, planlarını etkisiz hale getirecek bir dönemi başlatacağına dikkati çeken Kurtulmuş, şöyle devam etmiştir: "Milletimiz, dağılma ve parçalanmayı durduracak, bozguncu emellerden daha güçlü bir birlik, kardeşlik ve bütünleşme iradesine sahiptir. Türkiye'de terör meselesinin kalıcı biçimde çözülmesi sadece güvenlik boyutuyla sınırlı olmayan, çok boyutlu, çok yönlü, çok katmanlı ve çok taraflı politikaları zorunlu kılmakta, siyasal meşruiyet, toplumsal kabul ve demokratik kapasitenin aynı anda güçlendirilmesini gerektirmektedir.
Öte yandan dünyamız, uluslararası kurumların meşruiyet tartışmalarıyla çöküşe geçtiği, kural bazlı uluslararası sistemin yerine sadece güçlülerin kural dayattığı bir döneme doğru hızla ilerlemektedir. Böylesi bir dönemde devletlerin egemenliğini, güvenlikleri ile toplumsal bütünlüğü aynı irade çizgisinde tutabilme kudreti üzerinden değerlendirmek gerekir. Küresel sistemin her krizinde ne yazık ki en fazla yıpranan alan insan onuru ve hukukun üstünlüğü olurken, adaleti sağlama gücü zayıflayan her yapı, toplumda umut yerine yeni kırılganlıklar meydana getirmektedir.
Yakın çevremizde ve bölgemizde kimlik temelli fay hatlarının diri tutulması ve çatışma alanlarının genişlemesi ülkemize çok yönlü sorumluluklar yüklemektedir. İçeride milli dayanışmamızı derinleştirirken, bölgemizde barış sağlamaya yönelik çabalar, refahın artırılması ve adalet duygusunun güçlendirilmesiyle birlikte üstlenilmesi gereken yeni vazifeler olarak önümüzde durmaktadır." "Türkiye'de kardeşlik, esenlik ve toplumsal barışı büyüten her sözü ve adımı en güçlü şekilde desteklediklerini" belirterek, bu meselenin, farklılıkları derinleştiren ezber kalıplarla değil, basiretli bakış, samimi yaklaşım ve kararlı adımlarla çözüme kavuşacağının altını çizmiştir.
"Bu konu, varlığımızı ve yarınımızı ilgilendiren niteliğiyle, dar siyasi çıkarların veya risk hesaplarının çok ötesindedir." ifadesini kullanan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürmüştür: "Kalıcı sükunetin sağlam temeller üzerinde yükselmesi, güvenliğin yanında hukuk devleti pratiğini, demokratik siyaset ahlakını ve milli dayanışma iradesini aynı anda kuvvetlendiren birliği gerektirmektedir. Terörün ülkemizin gündeminden çıkarılması, her birimiz için tarihi bir sorumluluktur. Ortak geleceğimize dönük her adım, Gazi Meclis'in denetimi ve toplumsal meşruiyetle ilerlediğinde, alınan tedbirler hukukla tahkim edilmiş bir istikamete doğru sağlam bir şekilde ilerleyecektir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, milli iradenin tecelligahı olarak milletimizin geleceğini ilgilendiren her meselenin meşru çözüm adresidir. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, tarihi sorumluluğun Meclis zeminine taşınması için teşekkül ettirilmiş bir komisyondur. Bu çatı altında açık diyalog ve karşılıklı saygı içinde kardeşliğimizi güçlendiriyoruz. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, acılarımızı inkar etmeden geleceği birlikte kurma kararlılığımızın açık bir ifadesidir. Bu çerçevede zaman geçse de acıları geçmeyen kayıpları unutmadan, hatıralarına saygıyla sahip çıktığımızı vurguluyoruz.
Komisyonumuz, milletimizin her türlü düşünceyi baskıdan, önyargıdan ve çekincelerden ari biçimde ifade edebilecek kabiliyete, irfana ve olgunluğa sahip olduğunu da göstermiştir. Ortak akıl ve asgari müşterekleri önceleyen bir yaklaşım benimseyerek, uzlaşı zemininden uzaklaşmadan meseleler derinlikli biçimde tartışılabilmiş, ele alınabilmiştir. Siyasal hayatın son dönemde ürettiği temaslar, kamu vicdanında büyüyen huzur talebi ve örgütün silah bırakmasına dönük gelişmeler, Meclisimizin temsil gücünü daha görünür kılan bir istişareyi gerekli kılmıştır."
Hazırlanan raporun, Komisyon çalışmalarının olgunlaştırdığı müşterek idraki belirginleştirme amacı taşıdığını, partilerin ekte yer alan raporlarının okunmasını kolaylaştıracak kavramsal bir çerçeve sunduğunu anlatan Kurtulmuş "Komisyon'a katkı sunan partilerimizin raporları, her bir partinin kendi siyasal duruşlarını bir tutum belgesi şeklinde kamuoyuyla paylaşan birer politika belgesidir. 'Türkiye Modeli' olarak adlandırılan yaklaşımın kurucu ilkeleri, milli iradeye dayanan siyasal bir metin disiplini içinde kayda geçirilmekte, kamu düzeninin korunması, hak ve hürriyet alanının genişlemesi, toplumsal bütünleşmenin güçlenmesi ve demokrasinin ilerlemesi ve refahın kalıcı biçimde büyümesi birbirini tamamlayan tek bir bütünün parçaları olarak ele alınmaktadır." demiştir.
TBMM Başkanı Kurtulmuş "Komisyon'un ortaya koyduğu yaklaşımın örgütsel yapının feshi ve silah bırakmanın güvenilir biçimde teyidiyle birlikte yürürlüğe alınması düşünülen idari ve hukuki düzenlemelere rehberlik edecek ilkeleri belirlemeyi, tespit ve takip mekanizmalarında öngörülebilirlik sağlamayı, toplumla uyum adımlarını özgürlük ile güvenlik dengesini koruyan bir çerçevede tasarlamayı hedeflemektedir.
Rapor, af mahiyetinde algı üretecek başlıklardan uzak duran, hukuk düzeninin belirlilik ilkesini merkeze alan ve kamu vicdanının hassasiyetini gözeten yaklaşımın ana hatlarını ortaya koyarken, devlet aklı ile millet vicdanını koruyan demokratik iradenin aynı bütünlük içinde harekete geçtiğinde, toplumsal barışın kalıcı zeminini kurduğuna işaret etmektedir. Terörsüz Türkiye hedefi, daha geniş bir ufukla terörsüz bir bölge tasavvuruna açılmakta, iç huzuru pekiştiren her adım, bölgesel ve küresel adalet arayışında Türkiye'nin gücünü artırmaktadır. Meclisimizin görevi, müşterek hayatın hukukunu kurmak, farklılıkların sesini ortak geleceğin sesine katmak, her yurttaşın kendini eşit, güvende ve saygın hissettiği demokratik yapıyı güçlendirmek ve hürriyet ufkunu genişletmektir. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, toplumsal huzur ve sükunu zedeleyen terör eylemleri ve şiddet iklimini sona erdirme iradesini rapor haline getirmiştir.
Raporun giriş bölümü ve değerlendirmeler, kavramsal bir çerçeve sunmayı, Komisyon'un çalışması boyunca oluşan ortak idraki ortaya çıkarmayı ve çatışma çözümleri konusunda uluslararası literatürde 'Türkiye Modeli' olarak tanımlanacağına inandığımız Komisyon çalışmalarının ilke ve hedeflerini siyasi bir metin disiplini içinde kayda geçirmeyi amaçlamaktadır." ifadelerini kullanmıştır.
Sürecin Niteliği, Reform Alanları ve Teşekkürler
Kurtulmuş, şeffaf ve açık yaklaşımları sayesinde Komisyon toplantılarının kamuoyu tarafından ilgiyle takip edildiğini, çalışmalara ilişkin gelişmelerin medya organlarında geniş yer bulduğunu ve sürecin milletin denetimine açık bir biçimde ilerlediğini belirtmiştir. Yaptıkları çalışmaların, gelinen aşamayla sınırlı ve tamamlanmış bir süreç olarak değerlendirilemeyeceğinin altını çizen Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürmüştür:
"Komisyonumuzun sergilediği sağduyulu, kapsayıcı ve çözüm odaklı yaklaşım, yarının güçlü, etkili ve huzurlu Türkiye'sine uzanan sağlam bir çerçeve ortaya koymuştur. Komisyonumuz tarafından titizlikle hazırlanan rapor, bundan sonraki süreçte atılacak adımlara istikamet çizen ve ortak hedefler doğrultusunda yol gösteren kıymetli bir başvuru metni olma özelliğini taşımaktadır. Komisyon raporumuz bu anlamda bir nihayet değil, bilakis atılan ve atılacak kararlı adımların mihenk taşıdır.
Yeni bir anayasa hazırlama konusu ise Komisyonumuzun görev alanında olmamakla birlikte, ülkemiz için tehir edilmeden yerine getirilmesi gereken ortak bir ödev ve sorumluluk olarak önümüzde durmaktadır. Komisyon çalışmalarının neticesinde, raporda bahsedilen düzenlemeler ve önerilere ek olarak siyasi partilerimizin daha önce çeşitli vesilelerle kamuoyuyla paylaştığı raporlarda ifade ettikleri daha demokratik, sivil, özgürlükçü, katılımcı ve kapsayıcı yeni bir anayasaya ihtiyaç duyulduğu da aşikardır. Ayrıca TBMM İçtüzüğü, Siyasi Partiler Kanunu ve seçim kanunlarında yapılacak demokratik değişiklikler de Yüce Meclisimizin sorumlulukları arasındadır. Komisyonumuzun adını oluşturan milli dayanışma, kardeşlik ve demokrasi' hedefi, bu adımların da atılmasıyla birlikte nihayete erecektir."
TBMM Başkanı Kurtulmuş, sorunun çözümü için ilk ve önemli adımları atarak meseleyi bir devlet politikası olarak benimseyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür etmiştir:
Kurtulmuş, sürecin başlamasını sağlayan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye, Komisyon'a başta milletvekillerinin temsilini sağlamak üzere samimi destek veren CHP Genel Başkanı Özgür Özel'e, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları'na, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan'a, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan'a, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'na, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu'na, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Muhammed Ali Fatih Erbakan'a, TİP Genel Başkanı Erkan Baş'a, EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan'a, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal'a ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal'a teşekkürlerini iletmiştir.
Komisyon'a katkıda bulunan isimlere de şükranlarını ifade eden Kurtulmuş, şu sözlerle konuşmasına devam etmiştir: "Geçmiş dönem TBMM başkanları, bakanlar ve ilgili kamu kurumlarından temsilciler, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı, şehit aileleri ve gaziler, sivil toplum temsilcileri, baro başkanları ve hukuk çevreleri, insan hakları örgütleri, işçi ve memur sendikaları ile işveren temsilcileri, akademi camiası, düşünce kuruluşları, emekli güvenlik mensuplarımızın temsilcileri, gençlik ve kadın sivil toplum kuruluşları gibi alanlardan 137 kişi dinlenmiş ve bu dinlemelerin her birisi rapora büyük katkı sunmuş, raporun ufkunu genişletmiştir. Büyük bir demokratik olgunluk ve titizlikle çalışmalarını sürdüren Komisyon üyesi milletvekillerimize, fedakar gayretleriyle çalışmalarımızı kolaylaştıran idari teşkilat mensubu arkadaşlarımıza ve milletimizin doğru bilgiye erişmesi için büyük bir sorumluluk bilinciyle çalışan değerli basın mensubu arkadaşlarımıza bu tarihi görevdeki katkıları nedeniyle teşekkür ediyorum. Sorumlu ve yapıcı tutumları sebebiyle, katkı sunan herkese ayrı ayrı teşekkürlerimi ifade ediyorum. Uzlaşı ve diyalog kültürünün bundan sonraki süreçte de aynı kararlılık ve samimiyetle yürütülmesini temenni ediyorum. En büyük teşekkürümüz, desteklerini her daim yanımızda gördüğümüz ve hissettiğimiz aziz milletimizedir."
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Sırrı Süreyya Önder'i de anarak, "Sürecin sükunetle yürümesi, güven zemininin korunması ve ortak aklın güçlenmesi için büyük emek veren TBMM Başkanvekilimiz, değerli dostum Sırrı Süreyya Önder'i rahmet ve minnetle yad ediyorum. Komisyon çalışmalarımız kapsamında görüşlerine başvurduğumuz, sahada insan hayatına dokunmayı kendisi için vazife bilmiş insani yardım gönüllüsü, eğitimci Vahdettin Kayğan kardeşimi de rahmetle anıyorum.
Milletimizin huzuru, bölgemizin istikrarı ve toplumsal barış ülküsü için sivil toplumda, siyasette ve halkımıza hizmetin farklı alanlarında emek veren her bir kıymetli insanımızı şükranla, ortak vatanımızın esenliği uğruna canını veren şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi hürmetle yad ediyorum. Aziz hatıraları, atacağımız her adımın insan onuruna, adalete ve ortak geleceğimize karşı taşıdığımız sorumluluğu hepimize daha güçlü biçimde hatırlatmaya devam edecektir." diye eklemiştir.
Kurtulmuş, partilerin temsilcileriyle yapılan görüşmelerde herkesin üzerinde ortaklaştığı somut öneriler kısmının kamuoyuyla paylaşılacağını belirtmiştir.
Terörsüz Türkiye Süreci, Türkiye'nin, terör örgütü PKK’nın silahlı varlığını sona erdirerek Türkiye'ye karşı iç ve dış terör tehdidini ortadan kaldırmayı amaçlayan çok aşamalı bir terörsüzleşme programı olarak ilerliyor. Süreçte güvenlik reformları, siyasi diyalog, toplumsal uzlaşı ve anayasal düzenlemeler eş zamanlı şekilde yürütülüyor. PKK’nın feshi ve silahsızlanma adımları belirlenen takvime göre devam ediyor. Devlet, süreci TBMM zemininde tamamlamayı ve toplumsal barışı kalıcı hale getirmeyi amaçlıyor.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Terörsüz Türkiye Süreci" maddesi için tartışma başlatın
5 Ağustos 2025
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Çağrıları ve TBMM Süreci
5 Ağustos 2025
DEM Parti Heyetinin İmralı Görüşmeleri ve Teröristbaşı Abdullah Öcalan’ın Çağrısı
5 Ağustos 2025
Terör Örgütü PKK’nın Fesih Süreci ve 12. Kongresi
5 Ağustos 2025
Silahsızlanma ve Tasfiye Aşamaları
5 Ağustos 2025
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Sürece Yönelik Açıklamaları
5 Ağustos 2025
Terörsüz Türkiye Süreci’nin Kronolojik Aşamaları (2024-2025)
5 Ağustos 2025
TBMM’de Terörsüz Türkiye Komisyonu’nun Kurulması (31 Temmuz 2025)
5 Ağustos 2025
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un Komisyon Üyelerini Daveti (1 Ağustos 2025)
5 Ağustos 2025
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Komisyon Sürecine Yönelik Açıklamaları (4 Ağustos 2025)
5 Ağustos 2025
TBMM Terörsüz Türkiye Komisyonu’nun İlk Toplantısı (5 Ağustos 2025)
7 Ağustos 2025
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Terörsüz Türkiye” Mektubu
27 Ağustos 2025
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Toplantıları
2 Ekim 2025
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devlet Bahçeli, Numan Kurtulmuş ve DEM Parti Görüşmesi (1 Ekim 2025)
27 Ekim 2025
Terör Örgütü PKK'nın Türkiye’den Çekilme Kararı
31 Ekim 2025
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın DEM Parti Heyetini Kabulü
6 Kasım 2025
DEM Parti Heyetinin İmralı Ziyareti (3 Kasım 2025)
6 Kasım 2025
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın TBMM Grup Toplantısındaki Açıklamaları (5 Kasım 2025)
21 Kasım 2025
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun 18. Toplantısı
25 Kasım 2025
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Heyetinin İmralı Ziyareti
25 Kasım 2025
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Ziyaret Sonrası Açıklamaları (25 Kasım 2025)
25 Kasım 2025
MHP’li Üyelerin “Terörsüz Türkiye” Raporu (26 Kasım 2025)
19 Aralık 2025
AK Parti’nin Komisyon Raporunu TBMM Başkanlığı’na Sunması (19 Aralık 2025)
18 Şubat 2026
Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun 21. Toplantısı ve Terörsüz Türkiye Raporu