Yakın Doğu Köy Modeli

Mimari

+2 Daha

fav gif
Kaydet
Alıntıla
kure star outline

Yakın Doğu Köy Modeli, Neolitik Çağ’da Yakın Doğu coğrafyasında ortaya çıkan ilk kalıcı köy yerleşmelerini, bu yerleşmelerin mekânsal örgütlenmesini ve mimari dönüşümünü açıklamak üzere kullanılan bir kavramsallaştırmadır. Mehmet Özdoğan tarafından tanımlanan bu model, yerleşik yaşamın başlamasıyla birlikte konut alanlarının, işliklerin, depolama birimlerinin, kült için ayrılmış mekânların ve kamusal yapıların aynı yerleşme düzeni içinde belirginleşmesini esas alır.【1】

Yakın Doğu Köy Modeli Temsili Görseli (Yapay Zeka ile Oluşturulmuştur.)


Modelin coğrafi çerçevesi Levant, Mezopotamya, Kuzey Suriye, Güneydoğu Anadolu ve Orta Anadolu’yu içine alan geniş bir alanı kapsar; bu bağlamda Yakın Doğu, tek merkezli değil, farklı alt bölgelerde eşzamanlı ya da birbirine yakın süreçlerle gelişen çok merkezli bir Neolitikleşme alanı olarak ele alınır. Bu yerleşme düzeni içinde yuvarlak planlı erken barınaklardan dörtgen planlı yapılara geçiş, taş temel ve kerpiç duvar kullanımı, iç mekânların işlevlere göre ayrışması, yerleşme içinde toplumsal statüyle ilişkili mekânsal farklılaşmanın ortaya çıkışı, kült alanlarının erken evrede belirginleşmesi ve örgütlü işgücünü gerektiren yapıların inşası başlıca özellikler arasında yer alır. Bu nedenle Yakın Doğu Köy Modeli, yalnızca erken köy yaşamını tanımlayan bir şema olarak değil, daha sonraki kentleşme süreçlerinin öncülü niteliğindeki toplumsal ve mekânsal örgütlenmenin erken aşamasını açıklayan bir çerçeve olarak da kullanılmaktadır.【2】

Ortaya Çıkışı ve Temel Özellikleri

Yakın Doğu Köy Modeli, avcı-toplayıcı yaşam düzeninden yerleşik hayata geçiş sürecinde ortaya çıkan ilk kalıcı köy yerleşmelerini tanımlayan bir yerleşme çerçevesi olarak kullanılır. Bu model, özellikle Holosen’in başlangıcından sonra, insan topluluklarının belirli alanlarda sürekli iskâna yönelmesi, besin üretimine dayalı ekonominin gelişmesi ve buna bağlı olarak kalıcı yapıların ortaya çıkmasıyla belirginleşmiştir. Yakın Doğu coğrafyasında M.Ö. 11. ve 10. binyıllardan itibaren görülen bu dönüşüm, geçici barınakların yerini süreklilik gösteren konutlara bırakması, yerleşme içindeki açık ve kapalı alanların daha düzenli biçimde örgütlenmesi ve köy düzeninin mimari olarak okunabilir hâle gelmesiyle tanımlanır. Bu nedenle model, yalnızca ilk köylerin kurulmasını değil, bu köylerin zaman içinde kazandığı toplumsal ve mekânsal örgütlenmeyi de kapsar.

Aşıklı Höyük (Türkiye Kültür Portalı)


Mehmet Özdoğan’ın ortaya koyduğu çerçevede Yakın Doğu Köy Modeli, tek bir çekirdek bölgeden yayılan doğrusal bir gelişme olarak değil, farklı alt bölgelerde değişen hız ve biçimlerde ortaya çıkan çok merkezli bir süreç olarak ele alınır. Bu yaklaşım, Levant, Kuzey Suriye, Mezopotamya, Güneydoğu Anadolu ve Anadolu Platosu’nda görülen Neolitik gelişmeleri ortak bir model altında toplarken, bölgesel farklılaşmaları da dikkate alır. Buna göre, bazı bölgelerde ilk sabit yerleşmeler erken tarihlerde ortaya çıkmış, bazı bölgelerde ise aynı sürecin farklı çevresel ve kültürel koşullar altında geliştiği görülmüştür. Güneydoğu Anadolu’daki Hallan Çemi ve Çayönü ile Orta Anadolu’daki Aşıklı Höyük bu sürecin farklı bölgesel görünümlerini veren yerleşmeler arasında yer alır.


Modelin ayırt edici özelliklerinden biri, yerleşme içinde işlevsel ayrışmanın erken evrede görülmesidir. Konut alanları ile konut dışı işlevlere ayrılmış mekânlar arasındaki fark, Yakın Doğu’nun birçok Neolitik yerleşmesinde belirginleşmeye başlamıştır. Bu ayrışma yalnızca gündelik kullanım bakımından değil, toplumsal ve törensel işlevler bakımından da önem taşır. Yerleşme içinde kült için ayrılmış alanların ve kamusal yapıların erken tarihlerde ortaya çıkması, modelin başlıca unsurlarından biridir. Buna bağlı olarak bazı yapılarda ölçek büyümesi, farklı malzeme kullanımı, özel yapım teknikleri ve bezeme unsurları görülür. Özdoğan, bu özellikleri Yakın Doğu modelinin erken dönemde anıtsallaşma eğilimi göstermesiyle ilişkilendirmiştir.【3】


Yakın Doğu Köy Modeli’nin bir başka temel özelliği, yerleşme içindeki toplumsal ve ekonomik örgütlenmenin mimariye doğrudan yansımasıdır. İç mekânların yalnızca işlevsel olarak değil, toplumsal statü bakımından da farklılaşmaya başlaması; bazı alanların depolama, bazı alanların üretim, bazı alanların ise ortak kullanım için ayrılması bu çerçevede değerlendirilir. Bu durum, köy yerleşmesini yalnızca konutların yan yana geldiği bir iskân biçimi olmaktan çıkararak, üretim, depolama, ritüel ve toplumsal denetim ilişkilerinin bir arada örgütlendiği bir yerleşme düzenine dönüştürür. Aynı bağlamda, erken dönemde örgütlü işgücünün varlığına işaret eden yapılar da modelin önemli bileşenleri arasında sayılır.


Bu yerleşme çerçevesi, daha sonraki dönemlerde gelişecek kentleşme süreçlerinin erken aşaması olarak da ele alınmıştır. Yakın Doğu Neolitik köyleri, hızlı sosyoekonomik ve teknolojik gelişim gösteren yapılarıyla, daha sonraki kent-devlet ve devletleşme süreçlerinin ortaya çıkacağı toplumsal zeminin ilk biçimlerini barındırır. Bu nedenle Yakın Doğu Köy Modeli, yalnızca ilk köylerin tanımlanmasına yönelik bir arkeolojik kavram değil, yerleşik yaşamın daha karmaşık toplumsal ve mekânsal yapılara doğru evrilmesinin erken evresini açıklayan bir çerçeve niteliği taşır.

Mekânsal ve Mimari Özellikler

Yakın Doğu Köy Modeli’nin başlıca ayırt edici yönlerinden biri, yerleşme düzeninin ve mimari biçimlenişin kısa süreli barınaklardan kalıcı köy dokusuna doğru belirgin bir dönüşüm göstermesidir. Bu dönüşüm, yalnızca yapıların malzemesinde ya da plan tiplerinde ortaya çıkan bir değişiklik olarak değil, yerleşme içindeki mekânların düzenlenişinde, açık ve kapalı alanların kullanımında ve yapıların birbirleriyle kurduğu ilişkide de izlenmektedir. Yakın Doğu’nun erken Neolitik yerleşmelerinde ilk aşamada yuvarlak ya da oval planlı, toprağa kısmen gömülü, hafif malzemeli barınakların görüldüğü; daha sonraki evrelerde ise taş temelli, kerpiç duvarlı, daha düzenli ve kalıcı yapıların yaygınlaştığı anlaşılmaktadır. Bu gelişim çizgisi, özellikle Güneydoğu Anadolu ve Orta Anadolu’daki yerleşmelerde farklı örneklerle izlenebilmektedir.


Yakın Doğu, köy mimarisinin önemli aşamalarından biri yuvarlak plandan dörtgen plana geçiştir. Erken barınakların büyük bölümü, eğimli ağaç dalları, dal örgüsü, saz ve benzeri hafif malzemelerle biçimlenen, taşıyıcı sistemi belirgin olmayan, dairesel ya da oval planlı yapılardır. Buna karşılık sonraki evrelerde dörtgen planlı yapıların ortaya çıkması, iç mekânın bölünmesi, işlevlere göre düzenlenmesi ve duvar sisteminin daha kalıcı hâle gelmesi bakımından yeni bir aşamaya işaret eder. Bu değişim, yalnızca biçimsel bir tercih değil, artan mekânsal gereksinimlere verilen bir çözüm olarak ele alınmaktadır. Özdoğan, Çayönü ve Kuzey Suriye örnekleri üzerinden en eski dörtgen planlı yapıların M.Ö. 9. binyıl dolaylarında ortaya çıktığını, bu yapıların köşeleri, duvar sistemi ve iç mekân düzeniyle yuvarlak yapılardan belirgin biçimde ayrıldığını belirtmektedir.【4】


Bu mimari dönüşümle bağlantılı olarak yapı malzemeleri ve yapım teknikleri de farklılaşmıştır. Erken aşamada dal, saz ve benzeri hafif malzemelerle oluşturulan üst örtü ve duvar düzeni, zaman içinde yerini taş temel üzerine kerpiç duvarlı yapılara bırakmıştır. Özdoğan’ın dikkat çektiği bir başka önemli unsur, “toprağın kerpiç tuğlaya dönüşmesi” olarak özetlenebilecek süreçtir. Buna göre, başlangıçta doğrudan biçimlendirilmiş ya da dökme teknikle uygulanmış toprak kullanımı, ilerleyen evrelerde kalıplanmış kerpiç blokların daha düzenli biçimde kullanılmasına dönüşmüştür. Bu teknik değişim, duvar kalınlığı, taşıyıcılık, üst örtünün ağırlığını karşılama kapasitesi ve yapıların uzun ömürlülüğü üzerinde doğrudan etkili olmuştur. Çayönü’nde taş temel ve kerpiç duvar düzeninin birlikte kullanılması, Aşıklı Höyük’te ise kerpicin zamanla standartlaşan bir yapı malzemesi hâline gelmesi bu sürecin farklı bölgesel görünümlerini yansıtır.【5】


Çatalhöyük (Turkish Museums)

Yerleşme dokusunun oluşumu da Yakın Doğu Köy Modeli’nin temel mimari özellikleri arasında yer alır. İlk evrelerde birbirinden ayrık ya da gevşek düzenli yapılar ile aralarındaki açık işlik alanları dikkat çekerken, sonraki evrelerde yapıların birbirine daha yakın konumlandığı, açık alanların daraldığı ve yerleşmenin daha sıkışık bir doku kazandığı görülür. Aşıklı Höyük’te ilk kalıcı iskân aşamalarında birbirinden ayrı konumlanan yapılar ile açık işlik alanları bir arada bulunurken, M.Ö. 9. binyıl sonlarına doğru oval planlı yapıların birbirine yaklaşarak sık bir doku oluşturduğu, M.Ö. 8. binyılda ise dörtgen planlı yapıların kümeler hâlinde ve dar geçitlerle ayrılmış biçimde yerleştiği belirtilmektedir. Bu düzen, bina grupları, mahalleler, ortak çöplük alanları ve geçitlerle tanımlanan bir yerleşme şeması ortaya koyar. Aynı dokunun Can Hasan III ve Çatalhöyük gibi Orta Anadolu yerleşmelerinde de sürdüğü ifade edilmektedir.【6】


Yakın Doğu köylerinde iç mekânların kullanımı da mimari gelişimin önemli bir parçasıdır. Yuvarlak planlı erken barınaklarda iç mekânın tek hacim olarak düzenlenmesi baskınken, dörtgen planlı yapılarda bölünmüş iç düzen, farklı işlevlere ayrılmış alanlar ve üretim ya da depolamayla ilişkili daha belirgin mekânsal çözümler görülmeye başlar. Bununla birlikte, dörtgen planlı yapıya geçiş kapı, giriş ve dolaşım sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Dış duvara açılan kapı açıklığının bulunmayışı ya da sınırlı oluşu, bazı yerleşmelerde çatıdan giriş ya da dolaylı dolaşım çözümlerinin kullanıldığını düşündürmektedir. Bu durum, yerleşme düzeninin sıkışıklığı ile yapısal çözüm arasındaki ilişkiyi gösteren önemli bir mimari özelliktir. Çayönü örneğinde ızgara planlı, kanallı, taş döşemeli ve hücre planlı evreler gibi birbirini izleyen yapılaşma aşamaları, bu gelişimin adım adım izlenebildiği örnekler arasında yer alır.

Çayönü (Anadolu Ajansı)


Yakın Doğu Köy Modeli’nin mimari özellikleri yalnızca konutların biçimine indirgenemez; yerleşme içindeki işlevsel farklılaşma ve belirli yapıların özel kullanımlar için ayrılması da bu modelin parçasıdır. Özdoğan, Yakın Doğu köylerinde yerleşme içi alanların yalnızca işlevsel olarak değil, toplumsal statü ve kült pratiği bakımından da ayrıştığını belirtir.【7】 Bu çerçevede bazı yapılar konutlardan farklı ölçekte, biçimde ya da inşa tekniğinde ele alınmış; bazı alanlar ise ortak kullanım, ritüel ya da depolama amaçlarıyla belirginleşmiştir. Dolayısıyla Yakın Doğu Köy Modeli’nin mekânsal ve mimari özellikleri, tek tek yapı tiplerinden çok, yapılar arası ilişkileri, yerleşme planını, malzeme kullanımını ve işlevsel ayrışmayı birlikte içeren bütüncül bir yerleşme düzeni olarak tanımlanmaktadır.

Ekonomik Düzen, Depolama ve Gündelik Yaşam

Yakın Doğu Köy Modeli’nin belirleyici unsurlarından biri, yerleşik yaşamla birlikte ekonomik düzenin mekânda görünür hâle gelmesidir. Avcı-toplayıcı-balıkçı yaşam biçiminden besin üretimine dayalı düzene geçiş, yalnızca geçim biçiminde değil, yerleşme içindeki alanların düzenlenişinde de değişiklik yaratmıştır. Belirli ürünlerin toplanması, işlenmesi, saklanması ve yeniden dağıtılması, köy yerleşmelerinde depolama birimlerinin ortaya çıkmasına yol açmış; bu birimler Neolitik toplulukların ekonomik yapılanmalarının mimari karşılıkları arasında yer almıştır. Bu nedenle Yakın Doğu Köy Modeli, konutların yanı sıra depolama alanları, işlikler ve ortak kullanım mekânları üzerinden de tanımlanmaktadır.


Depolama birimlerinin ortaya çıkışı, yarı yerleşik yaşam evresiyle birlikte ilişkilendirilmektedir. Kodaş’ın belirttiği üzere, Yakın Doğu’da Çanak-Çömleksiz Neolitik Dönem boyunca inşa edilen depolama birimleri, ürün biriktirme ve saklama gereksiniminin mimari yansımaları olarak değerlendirilmiştir. Bu yapılar silolar, hücreler ya da depolama amaçlı farklı mekânlar biçiminde karşımıza çıkar. Söz konusu birimlerin tipolojik gelişimi, inşa biçimleri ve yerleşme içindeki konumları, yalnızca ekonomik işlevleri bakımından değil, köy-mekân organizasyonunun anlaşılması bakımından da önemlidir. Depolama birimlerinin bireysel mi yoksa kolektif mi kullanıldığı sorusunun, Neolitik toplulukların sosyoekonomik yapılanmasına ilişkin temel tartışma başlıklarından biri olduğu vurgulanmaktadır.【8】


Yakın Doğu köylerinde gündelik yaşam, konut ile dış mekân arasındaki ilişkinin sürekli yeniden düzenlendiği bir çerçevede yürütülmüştür. Erken evrelerde açık alanlar, besin hazırlama, pişirme, kesme, kemik parçalama, alet yapımı ve deri işleme gibi günlük işlerin yürütüldüğü mekânlar olarak kullanılmıştır. Aşıklı Höyük’te ilk kalıcı iskân evrelerinde birbirinden ayrı konumlanmış yapıların arasında bu tür işlik alanlarının bulunduğu; bu alanlarda faaliyet sonrasında ortaya çıkan atıkların çoğu zaman yerinde bırakıldığı ve yeni kullanım öncesinde tabanın yeniden düzleştirildiği belirtilmektedir. Zamanla yapıların birbirine yaklaşması ve daha sıkışık bir doku oluşturmasıyla açık alanların işlevi değişmiş; bazı gündelik faaliyetler terk edilmiş yapı boşluklarına, bazıları ise dam üstlerine taşınmıştır. Bu değişim, yerleşme dokusundaki sıkışmanın gündelik hayatın mekânsal örgütlenişi üzerinde doğrudan etkili olduğunu göstermektedir.【9】


Depolama ile gündelik yaşam arasındaki ilişki, ekonomik yapının köy ölçeğinde nasıl örgütlendiğini de ortaya koyar. Kodaş’a göre depolama birimlerinin konutlarla kurduğu ilişki, bu birimlerin köy içindeki konumu ve kullanım biçimleri, ekonomik düzenin mimari yapıyla nasıl bütünleştiğini gösterir. Depolama alanlarının bazı durumlarda konutlara bitişik ya da konut içi alanlarda; bazı durumlarda ise ortak ya da yarı ortak kullanıma açık alanlarda bulunması, besin biriktirme ve denetim biçimlerinin yerleşmeden yerleşmeye değişebildiğini göstermektedir. Bu durum, Yakın Doğu Köy Modeli’nin tek tip bir ekonomik örüntü sunmadığını, ancak köy düzeni içinde üretim, saklama ve kullanım pratiklerinin belirgin bir yer edindiğini göstermesi bakımından önemlidir.【10】


Aşıklı Höyük verileri, gündelik yaşamın ekonomik faaliyetlerle iç içe geçmiş mekânsal örgütlenişini açık biçimde göstermektedir. Yerleşmenin erken evrelerinde açık alanlarda yürütülen işlerin daha sonraki evrelerde yapı boşluklarına ve dam üstlerine taşınması, yalnızca mimari yoğunlaşmanın değil, üretim ve kullanım pratiklerinin yeniden düzenlenmesinin de göstergesidir. Özellikle M.Ö. 8. binyıl yerleşme düzeninde düz damlar gündelik işlerin sürdürüldüğü mekânlar olarak kullanılmış; binalar arasındaki dar boşluklar ise çoğu zaman atık birikimiyle dolmuştur. Yağışlı ve soğuk mevsimlerde bu faaliyetler ev içlerine taşınmış olabileceği de ifade edilmektedir. Bu gözlemler, gündelik hayatın mevsimsel ve mekânsal olarak değişken bir örgütlenmeye sahip olduğunu göstermektedir.【11】


Yakın Doğu Köy Modeli’nde ekonomik düzen, yalnızca tarımsal üretimle sınırlı olmayan, çok yönlü bir geçim yapısı içinde değerlendirilmelidir. Özdoğan, ilk köylerin ortaya çıkışında tarımın önemli bir eşik oluşturduğunu belirtmekle birlikte, erken yerleşik yaşamın yalnızca çiftçilikle açıklanamayacağını da vurgular. Özellikle Anadolu’da Neolitik kültürlerin ilk evrelerinde, üretim ekonomisi ile avcılık, toplayıcılık ve hayvansal kaynaklardan yararlanma pratiklerinin birlikte sürdüğü anlaşılmaktadır. Bu nedenle köy yerleşmeleri, yalnızca üretimin mekânı değil, aynı zamanda farklı geçim biçimlerinin bir arada yürütüldüğü, depolandığı ve yeniden örgütlendiği alanlar olarak ele alınmaktadır. Bu çerçevede Yakın Doğu Köy Modeli, ekonomik düzeni mimari ve yerleşim verileri üzerinden okunabilen bir toplumsal örgütlenme biçimi olarak tanımlanmaktadır.【12】

Kült Alanları ve Kamusal Yapılar

Yakın Doğu Köy Modeli’nin belirgin unsurlarından biri, yerleşme düzeni içinde konutlardan ayrılan kült alanları ile kamusal kullanıma açık yapıların erken evrede ortaya çıkmasıdır. Mehmet Özdoğan, Yakın Doğu Neolitik kültürlerini başka bölgelerden ayıran başlıca özelliklerden birinin, kült işlevlerine ayrılmış alanların erken tarihlerde belirginleşmesi olduğunu belirtir.【13】 Bu çerçevede, yerleşme dokusu içinde yalnızca barınma ve gündelik üretimle ilişkili mekânlar değil, ritüel uygulamalara ve ortak kullanıma ayrılmış yapılar da yer almaktadır.


Bu yapıların bir bölümü plan, ölçek, yapım tekniği ve bezeme bakımından konutlardan ayrılmaktadır. Yakın Doğu’nda mimaride anıtsallaşma eğilimi erken dönemde izlenebilmekte; bu durum özellikle kült yapılarında ve bunlarla ilişkili alanlarda daha açık biçimde görülmektedir. Yerleşme içinde belirli işlevler için ayrılmış bu yapılar, köy düzeninin tekdüze bir konut topluluğundan ibaret olmadığını göstermektedir.


Neolitik mimarlığı konut yapıları ve kamusal yapılar olarak ele alan çalışmalarda da bu ayrım açık biçimde izlenmektedir. Güneydoğu Anadolu’daki bazı yerleşmelerde kült ve ortak kullanım amaçlı yapıların konut dokusundan ayrıldığı görülür. Göbeklitepe, Nevali Çori ve Çayönü bu bağlamda sıkça anılan örnekler arasında yer alır. Bu yerleşmelerde ritüel kullanımla ilişkili yapıların varlığı, köy yerleşmesinin topluluğa ait ortak işlevleri de içerdiğini göstermektedir.


Göbeklitepe (Türkiye Kültür Portalı)

Orta Anadolu verileri de benzer bir ayrışmaya işaret etmektedir. Aşıklı Höyük’te konut alanı ile ortak kullanıma açık özel amaçlı yapıların bulunduğu kesim birbirinden ayrılmaktadır. Bu alan, topluluğun ortak kullanımına açık bina ve mekânları içermektedir. Böylece kült ve kamusal nitelikli alanların yalnızca Güneydoğu Anadolu yerleşmelerinde değil, Orta Anadolu’daki köy düzeninde de belirli bir yer tuttuğu anlaşılmaktadır.


Yakın Doğu Köy Modeli içinde kült alanları ve kamusal yapılar, yerleşmenin temel bileşenleri arasında yer alır. Bu mekânlar, konut, depolama ve üretim alanlarıyla birlikte, Neolitik köy yerleşmesinin işlevsel ve mekânsal bütünlüğünü oluşturan unsurlar olarak tanımlanmaktadır.

Başlıca Yerleşmeler ve Bölgesel Açılımlar

Yakın Doğu Köy Modeli, tek bir yerleşme üzerinden tanımlanan kapalı bir şema değildir. Levant, Kuzey Suriye, Mezopotamya, Güneydoğu Anadolu ve Orta Anadolu’yu kapsayan geniş coğrafyada, ortak bazı özellikler taşıyan ancak bulundukları çevresel ve kültürel koşullara göre farklılaşan yerleşmeler üzerinden izlenmektedir. Yakın Doğu’daki Neolitik gelişim tek merkezli bir yayılma modeliyle değil, birbirleriyle ilişkili fakat bölgesel bakımdan farklılaşan yerleşme odakları üzerinden açıklanmaktadır. Bu çerçevede Güneydoğu Anadolu ile Orta Anadolu yerleşmeleri, modelin farklı görünümlerini yansıtan başlıca alanlar olarak öne çıkar.


Güneydoğu Anadolu’da Hallan Çemi ve Çayönü, yerleşik yaşamın erken evrelerini göstermesi bakımından önem taşır. Hallan Çemi, yerleşikliğe geçiş sürecinin erken aşamalarına ilişkin veriler sunarken, Çayönü mimari gelişimin farklı evrelerini bir arada göstermesiyle dikkat çeker. Karacalı’nın tezinde de belirtildiği üzere Çayönü’nde dairesel yapılar, ızgara planlı yapılar, kanallı yapılar, taş döşemeli yapılar, hücre planlı yapılar ve geniş odalı yapılar gibi birbirini izleyen farklı yapı evreleri izlenebilmektedir. Aynı yerleşmede kamusal kullanımla ilişkilendirilen Kafataslı Yapı, Saltaşlı Yapı ve Terazzo Yapısı gibi yapılar da köy düzeni içinde konut dışı mimarinin belirgin örnekleri arasında yer alır. Bu nedenle Çayönü, Yakın Doğu Köy Modeli’nin hem mimari dönüşümünü hem de işlevsel ayrışmasını gösteren temel yerleşmelerden biridir.


Göbeklitepe ve Nevali Çori, modelin kült alanları ve kamusal yapılar bakımından belirginleştiği yerleşmeler arasında anılmaktadır. Bu yerleşmelerde ritüel amaçlı yapılar, konut dokusundan ayrılan mimari özellikleriyle dikkat çeker. Özellikle Göbeklitepe, büyük boyutlu dikmeleri ve dairesel düzenleniş gösteren yapılarıyla, Yakın Doğu Neolitik kültürlerinde kült için ayrılmış alanların erken tarihlerde belirginleştiğini gösteren başlıca örneklerden biri olarak değerlendirilir. Bu tür yerleşmeler, köy modelinin yalnızca konut ve üretim düzeninden ibaret olmadığını, ortak ritüel pratikleri de kapsadığını ortaya koymaktadır.


Orta Anadolu’da Aşıklı Höyük, bölgenin en eski kalıcı yerleşmelerinden biri olarak ayrı bir yere sahiptir. “Orta Anadolu Yerleşme Modeli”nin en eski örneği olarak tanımlanan Aşıklı Höyük【14】, yaklaşık 10.400 yıl önce başlayan ve kesintisiz biçimde süren yerleşim tarihiyle, bölgedeki köy düzeninin gelişimini ayrıntılı biçimde izlemeye imkân vermektedir. Yerleşmenin erken evrelerinde toprağa açılmış çukurların çevresinin sıvanmasıyla oluşturulan ilk barınaklar görülürken, daha sonraki evrelerde kerpiç kullanımı yaygınlaşmış, oval planlı yapılardan dörtgen planlı yapılara geçilmiş, sıkışık yapı kümeleri ve dar geçitlerle tanımlanan bir doku oluşmuştur. Aşıklı’da konut alanı ile özel amaçlı yapılar alanının ayrışması da yerleşme içi işlevsel farklılaşmanın belirgin örneklerinden biridir.

Çatalhöyük (Türkiye Kültür Portalı)


Aşıklı Höyük’te tanımlanan bu doku, Orta Anadolu’nun daha sonraki bazı Neolitik yerleşmelerinde de izlenmektedir. Aynı çalışmada, Aşıklı Höyük’te olgunlaşan yerleşme düzeninin Can Hasan III ve Çatalhöyük gibi yerleşmelerde de sürdüğü belirtilmektedir. Birbirine bitişik ya da çok dar aralıklarla ayrılan kerpiç yapılar, bina kümeleri, mahalleleşme, ışınsal plan gelişimi ve yapıların aynı yerde üst üste yenilenmesi, bu modelin başlıca özellikleri arasında sayılmaktadır. Bu özellikler, Orta Anadolu’daki yerleşme dokusunun, Yakın Doğu Köy Modeli içinde bölgesel bir açılım olarak ele alınmasına imkân vermektedir.


Çatalhöyük, Yakın Doğu Köy Modeli’nin gelişkin örneklerinden biri olarak değerlendirilmektedir. Yerleşmenin sık dokulu konut düzeni, birbirine yakın inşa edilmiş yapıları ve uzun süreli iskânı, köy yerleşmesinin daha karmaşık bir mekânsal örgütlenmeye ulaştığını göstermektedir. Karacalı’nın tezinde Çatalhöyük, Orta Anadolu’daki önemli Neolitik yerleşmelerden biri olarak ele alınmakta; Özbaşaran, Duru ve Kayacan’ın değerlendirmesinde ise Aşıklı Höyük’te belirginleşen bazı yerleşme özelliklerinin daha sonraki bir aşamada Çatalhöyük’te de sürdüğü belirtilmektedir.


Bu yerleşmeler birlikte değerlendirildiğinde, Yakın Doğu Köy Modeli’nin farklı bölgelerde ortak ilkeler etrafında biçimlendiği, ancak her bölgenin kendi doğal çevresi, malzeme olanakları ve toplumsal gelişimi doğrultusunda özgül özellikler geliştirdiği anlaşılmaktadır. Güneydoğu Anadolu’da kamusal ve kült yapılarının belirginliği, Orta Anadolu’da ise kümeleşmiş kerpiç konut dokusu ve mahalle düzeni, bu bölgesel açılımların başlıca örnekleri arasında yer almaktadır.

Dipnotlar

  • [1]

    Mehmet Özdoğan, "Kulübeden Konuta: Mimarlıkta İlkler," Tarihten Günümüze Anadolu’da Konut ve Yerleşme içinde (İstanbul: Tarih Vakfı Yayınları, 1996), 20-21.

  • [2]

    Mehmet Özdoğan, "Kulübeden Konuta: Mimarlıkta İlkler," Tarihten Günümüze Anadolu’da Konut ve Yerleşme içinde (İstanbul: Tarih Vakfı Yayınları, 1996), 22.

  • [3]

    Özdoğan, "Kulübeden Konuta," 21.

  • [4]

    Özdoğan, "Kulübeden Konuta," 25-27.

  • [5]

    Özdoğan, "Kulübeden Konuta," 22.

  • [6]

    Mihriban Özbaşaran, Güneş Duru ve Nurcan Kayacan, “Orta Anadolu Yerleşme Modeli ve Aşıklı Höyük,” Höyük, sy. 10 (2022): 4. https://hoyuk.gov.tr/tam-metin/69/tur

  • [7]

    Özdoğan, "Kulübeden Konuta," 21.

  • [8]

    Ergül Kodaş, “Yakın Doğu’da Çanak-Çömleksiz Neolitik Dönem’de Yerleşik Yaşam ve Depolama Birimleri Üzerine Bazı Gözlemler: Boncuklu Tarla Örnekleri,” Anadolu / Anatolia, no. 46 (2020): 128-131. https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/999405

  • [9]

    Özbaşaran, Duru ve Kayacan, "Orta Anadolu Yerleşme Modeli," 4.

  • [10]

    Kodaş, "Yakın Doğu'da Çanak-Çömleksiz Neolitik Dönem'de Yerleşik Yaşam," 128-132.

  • [11]

    Özbaşaran, Duru ve Kayacan, "Orta Anadolu Yerleşme Modeli," 6.

  • [12]

    Özdoğan, "Kulübeden Konuta," 22.

  • [13]

    Özdoğan, "Kulübeden Konuta," 21.

  • [14]

    Özbaşaran, Duru ve Kayacan, "Orta Anadolu Yerleşme Modeli," 2.

Günün Önerilen Maddesi
10.04.2026 tarihinde günün önerilen maddesi olarak seçilmiştir.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarAyşegül DEMİRCİ7 Nisan 2026 13:41

Etiketler

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Yakın Doğu Köy Modeli" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Ortaya Çıkışı ve Temel Özellikleri

  • Mekânsal ve Mimari Özellikler

  • Ekonomik Düzen, Depolama ve Gündelik Yaşam

  • Kült Alanları ve Kamusal Yapılar

  • Başlıca Yerleşmeler ve Bölgesel Açılımlar

Bu madde yapay zeka desteği ile üretilmiştir.

KÜRE'ye Sor