Falkland Savaşı

Alıntıla
kure star outline

Diğer İsimleri

Malvinas Savaşı

Güney Atlantik Savaşı

Tarih

2 Nisan–14 Haziran 1982

Süre

74 Gün

Yer

Falkland Adaları

Güney Georgia

Güney Sandwich Adaları ve çevresindeki Güney Atlantik sahası

Taraflar

Birleşik Krallık

Arjantin

Savaş Sebebi

Falkland/Malvinas üzerindeki egemenlik anlaşmazlığı

Arjantin’in adaları işgali

Arjantin Harekatı

Rosario Harekâtı

Britanya Harekatı

Corporate Harekâtı

Britanyalı Komutanlar

Amiral John Fieldhouse

Tuğamiral Sandy Woodward

Tümgeneral Jeremy Moore

Tuğgeneral Julian Thompson

Arjantinli Komutanlar

Korgeneral Leopoldo Galtieri

Amiral Jorge Anaya

Koramiral Juan José Lombardo

Tuğgeneral Mario Benjamín Menéndez

Personel Sayıları

Birleşik Krallık yaklaşık 28.000 personel

Arjantin adalarda yaklaşık 12.000–13.000 personel

Sonuç

Birleşik Krallık’ın askerî zaferi

Britanya fiili yönetiminin yeniden kurulması

Arjantin Kayıpları

649 ölü

Yaklaşık 1.657 yaralı

Yaklaşık 11.300 savaş esiri

Britanya Kayıpları

255 ölü

Yaklaşık 775 yaralı

Sivil Kayıplar

Üç Falkland Adaları sakini öldü

Teslim Tarihi ve Yeri

14 Haziran 1982, Stanley/Puerto Argentino

Teslim Belgesi İmzacıları

Tümgeneral Jeremy Moore

Tuğgeneral Mario Benjamín Menéndez

Falkland Savaşı, Arjantin’de Malvinas Savaşı (Guerra de las Malvinas), kimi kaynaklarda ise Güney Atlantik Savaşı (Guerra del Atlántico Sur) olarak adlandırılan; Arjantin ile Birleşik Krallık arasında, Falkland Adaları ve Güney Atlantik’teki bağlantılı ada topraklarının egemenliği çevresinde yürütülen silahlı çatışmadır.【1】 Arjantin kuvvetlerinin 2 Nisan 1982’de Falkland Adaları’nı askerî harekâtla denetim altına alması üzerine Birleşik Krallık bölgeye deniz, hava ve kara unsurlarından oluşan bir görev gücü göndermiş; 74 gün süren savaş, Stanley çevresindeki Arjantin kuvvetlerinin 14 Haziran’da teslim olması ve adalarda Britanya yönetiminin yeniden kurulmasıyla sonuçlanmıştır.【2】

Falkland Adaları, San Carlos'tan Personel Taşıyan Helikopter (Imperial War Museums)


Çatışmalarda 649 Arjantin ve 255 Birleşik Krallık askerinin yanı sıra üç Falklandlı sivil hayatını kaybetmiş; her iki taraftan çok sayıda asker yaralanmış veya esir düşmüştür.【3】 Kısa sürmesine karşın savaş; uzak mesafeli müşterek harekât, deniz ve hava gücünün kullanımı, uluslararası arabuluculuk, Arjantin’de askerî yönetimin çözülmesi ve Birleşik Krallık’ın savunma politikası bakımından uzun süreli sonuçlar doğurmuş, adaların egemenliğine ilişkin uyuşmazlığı ise sona erdirmemiştir.【4】

Falkland Adaları ve Coğrafi Çerçeve

Falkland Adaları, İspanyolca adıyla Islas Malvinas, Güney Atlantik Okyanusu’nda, Güney Amerika’nın güneydoğu kıyıları açıklarında bulunan bir takımadadır. Güney Amerika ana karasına yaklaşık 350 mil (560 kilometre), Birleşik Krallık’a ise yaklaşık 6.700 mil (10.800 kilometre) uzaklıktadır. Yaklaşık 4.700 mil karelik (12.173 kilometrekare) yüzölçümüne sahip olan takımada, iki büyük ada ile 200’ü aşkın küçük ada ve adacıktan meydana gelir. Kıyılarının çok sayıda koy, körfez ve dar su geçidiyle parçalanmış olması, takımadaya uzun bir kıyı çizgisi ve çok sayıda doğal demirleme alanı kazandırmıştır.【5】


Takımadanın iki ana kara parçası, Doğu Falkland (East Falkland; Arjantin kullanımında Isla Soledad) ve Batı Falkland’dır (West Falkland; Gran Malvina). Bu iki ada, kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan Falkland Boğazı (Falkland Sound; Estrecho de San Carlos) ile birbirinden ayrılır. Doğu Falkland, yüzölçümü ve yerleşim bakımından takımadanın başlıca adasıdır. Başkent ve temel liman yerleşimi Stanley —Arjantin’in 1982’de kullandığı adıyla Puerto Argentino— bu adanın doğu kıyısında yer alır. Darwin, Goose Green, San Carlos, Port San Carlos, Fitzroy ve Bluff Cove gibi savaş sırasında önem kazanan yerleşimler de Doğu Falkland’dadır. Batı Falkland’ın başlıca yerleşimleri arasında Port Howard ve Fox Bay bulunurken Pebble Island, kuzey kıyılarının açığında yer alır. Toponimideki bu ikilik, egemenlik uyuşmazlığının haritalara ve gündelik coğrafi adlandırmalara kadar uzanan bir yansımasıdır.【6】


Stanley, adaların yönetim, haberleşme, ticaret ve ulaşım merkeziydi; yerleşim dışındaki kırsal kesim ise adalılar tarafından genel olarak “Camp” adıyla anılıyordu. Bu kullanım yalnızca belirli bir köyü değil, Stanley dışındaki çiftlikleri, otlakları ve seyrek yerleşim ağını kapsıyordu. Takımada ekonomisi uzun süre koyun yetiştiriciliğine dayandığından nüfusun bir bölümü birbirinden uzak çiftlik yerleşimlerinde yaşıyordu. Bu da 1982’de Stanley ile kırsal kesim arasındaki insan ve malzeme hareketinin düzenli bir kara yolu ağından çok arazi araçlarına, küçük uçaklara ve kıyı taşımacılığına dayanması anlamına geliyordu.【7】


Falkland Adaları, Harriet Dağı (Imperial War Museums)

Falkland arazisi genel olarak ağaçsız, açık, rüzgâra maruz kalan ve engebeli fundalıklarla kaplıdır. Doğu ve Batı Falkland’ın iç kesimlerinde alçak tepeler, sırtlar, geniş otlaklar ve su tutan yumuşak zeminler birbirini izler. Stanley’nin batısında yükselen Mount Kent, Mount Challenger, Two Sisters, Mount Harriet, Mount Longdon, Mount Tumbledown ve Wireless Ridge gibi tepeler, başkente batıdan ve güneybatıdan yaklaşan güzergâhlara hâkimdir. Daha güneydeki Lafonia ise Doğu Falkland’ın kuzey kesimine dar bir kara bağlantısıyla bağlanan, daha alçak ve açık bir yarımada görünümündedir. İngiliz kaynaklarında arazi “rüzgârlı ve çoğunlukla tepelik fundalık” olarak tanımlanırken savaş öncesindeki askerî değerlendirmelerde zeminin hem suya doymuş hem de taşlık, doğal örtünün ise sınırlı olduğu belirtilmiştir.【8】


Bu fiziksel şartlar, takımadanın yüzölçümünün tek başına düşündürebileceğinden daha büyük bir ulaşım engeli oluşturuyordu. 1982’de yerleşim merkezlerini birbirine bağlayan gelişmiş bir kara yolu ağı bulunmadığından paletli araçlar ile hafif yüklü dört çeker araçlar dışında kalan taşıtların arazide hareket kabiliyeti düşüktü. Ağır silahların, mühimmatın, yiyeceğin ve diğer ikmal malzemelerinin karadan taşınması güçleşiyor; askerî birlikler büyük ölçüde yaya harekete, helikopterlere ve denizden ikmale bağımlı kalıyordu. Açık arazi gözlem imkânını artırmasına karşılık gizlenmeyi zorlaştırıyor, ıslak ve taşlı zemin mevzi kazılmasını güçleştiriyor ve birliklerin belirli sırtlar, geçitler ile mevcut izler üzerinde yoğunlaşmasına yol açıyordu. Dolayısıyla Falkland coğrafyası, hem Arjantin savunmasının görece sabit mevzilere dayanmasında hem de İngiliz kara birliklerinin ilerleme ve ikmal yöntemlerinde belirleyici bir etkendi.【9】

Falkland Adaları, Teal Ilnet (Imperial War Museum)


Falkland Adaları, Güney Georgia ve Güney Sandwich Adaları ile aynı coğrafi birim değildir. Güney Georgia, Falkland takımadasının yaklaşık 800 mil doğu-güneydoğusunda bulunan dağlık ve buzullarla kaplı ayrı bir ada; Güney Sandwich Adaları ise bunun daha güneydoğusunda uzanan volkanik bir ada zinciridir. Bununla birlikte bu üç ada grubu, 1982’de egemenlik iddiaları, Britanya’nın idari düzenlemeleri ve askerî harekât alanları nedeniyle “Güney Atlantik” başlığı altında birlikte ele alınmıştır. Arjantin’in resmî Rattenbach Raporu da Falkland/Malvinas, Güney Georgia ve Güney Sandwich adalarını birbirinden ayrı takımadalar olarak tanımlamakla birlikte bunları aynı stratejik bölgenin parçaları saymıştır.【10】


Takımadanın stratejik önemi yalnızca Arjantin’e yakınlığından kaynaklanmıyordu. Falkland Adaları, Atlas Okyanusu ile Büyük Okyanus arasındaki güney deniz yollarına, Drake Geçidi’ne, Magellan Boğazı’na ve Antarktika’ya ulaşan güzergâhlara yakın bir konumdaydı. Rattenbach Komisyonunun Arjantin merkezli değerlendirmesine göre adaların konumu, burada kurulacak üsler aracılığıyla “Güney Atlantik ile Pasifik arasındaki iletişim üzerinde etkili bir mevcudiyet” oluşturulmasına ve Antarktika faaliyetlerinin desteklenmesine imkân verebilirdi.【11】


Bununla birlikte 1982’de coğrafyanın en doğrudan askerî sonucu, tarafların ikmal mesafeleri arasındaki büyük eşitsizlikti: Arjantin ana karası adalara birkaç yüz kilometre uzaklıktayken Birleşik Krallık’ın birlik, gemi, uçak, yakıt ve mühimmatı binlerce kilometre boyunca sevk etmesi gerekiyordu. Bu nedenle adaların uzaklığı, arazisi, yol yetersizliği, korunaklı koyları ve dağınık yerleşim düzeni savaşın yalnızca gerçekleştiği çevreyi değil, harekâtın biçimini de tayin etti.

Egemenlik Uyuşmazlığının Tarihsel Arka Planı

Falkland Adaları üzerindeki egemenlik uyuşmazlığı, tek bir keşif veya işgal olayından değil; keşif iddiaları, kısa süreli yerleşimler, devletler arası antlaşmalar, sömürge yönetimleri, halefiyet savları ve kendi kaderini tayin ilkesi gibi farklı tarihsel ve hukuksal unsurların çatışmasından doğdu. Adaları ilk gören Avrupalı denizcinin kimliği tartışmalıdır. Arjantin anlatısında Amerigo Vespucci’nin 1502’deki yolculuğu, Estêvão Gomes’in 1520’deki seferi veya Francisco de Camargo’nun 1540’taki keşifleri öne çıkarılırken Britanya anlatısı John Davis’in 1592’deki seyrine dayanır. Kesin biçimde belgelenebilen ilk karşılaşma, Hollandalı denizci Sebald de Weert’in 1600’de adaları görerek bunlara “Sebald Adaları” adını vermesidir. Kayda geçmiş ilk karaya çıkış ise 27 Ocak 1690’da İngiliz denizci John Strong tarafından gerçekleştirildi; Strong, iki ana ada arasındaki geçide Donanma Hazinedarı Anthony Cary, Falkland Vikontu onuruna “Falkland” adını verdi.【12】


Egemenliğin fiilen tartışılmasına yol açan gelişmeler 18. yüzyılın ikinci yarısında başladı. Fransız denizci Louis-Antoine de Bougainville, 1764’te Doğu Falkland’daki Port Louis’de adaların ilk sürekli yerleşimini kurdu ve takımadayı Saint-Malo limanından gelen denizcilere atıfla Îles Malouines olarak adlandırdı. Britanya, Fransız yerleşiminden habersiz olarak, 1765’te Batı Falkland üzerinde hak iddia etti ve ertesi yıl Port Egmont’ta bir üs kurdu. İspanya ise adaların kendi Güney Amerika hâkimiyet alanında bulunduğunu savunarak Fransız yerleşimine itiraz etti; Fransa, aldığı tazminat karşılığında Port Louis’yi 1767’de İspanya’ya devretti. Yerleşimin adı Puerto de la Soledad olarak değiştirildi ve adalar Buenos Aires Genel Kaptanlığının idaresine bağlandı. Böylece bir süre Doğu Falkland’da İspanyol, Batı Falkland’da İngiliz yerleşimleri eş zamanlı olarak varlık gösterdi.【13】


İspanyol kuvvetlerinin Haziran 1770’te Port Egmont’taki İngiliz garnizonunu çıkarması, Britanya ile İspanya’yı savaşın eşiğine getirdi. Ocak 1771’de varılan uzlaşmayla Britanya’nın Port Egmont’a dönmesine izin verildi; fakat iki taraf da egemenlik iddiasından vazgeçmedi. Britanya, Kuzey Amerika’daki gelişmelere ve üssün maliyetine öncelik vererek 1774’te Port Egmont’tan çekildi; bununla birlikte III. George’un egemenlik iddiasını kayda geçiren bir levha bıraktı. İspanya bu levhayı ertesi yıl kaldırdı ve 1774–1811 arasında takımadanın tek fiilî yöneticisi oldu. İspanyol yönetiminin temel amacı, İngiliz denizciler ile balina ve fok avcılarının adalarda kalıcı üsler kurmasını önlemekti. İspanya’nın 1811’de garnizonunu çekmesinden sonra adalar yaklaşık on yıl boyunca düzenli bir devlet yönetiminden yoksun kaldı.【14】


Arjantinli Esirler Tumbledown Dağı'ndan Uzaklaştırılırken (Imperial War Museums)

İspanyol hâkimiyetine karşı bağımsızlık mücadelesinden doğan Río de la Plata Birleşik Eyaletleri, İspanya’nın bölgedeki topraklarının halefi olduğunu savundu. Amerikan asıllı Albay David Jewett, Kasım 1820’de Puerto Soledad’da Birleşik Eyaletler bayrağını çekerek Buenos Aires hükûmeti adına egemenlik ilan etti. 1820’lerde balıkçılık, hayvancılık ve arazi imtiyazları verilen Hamburg doğumlu tüccar Luis Vernet, Doğu Falkland’da yaklaşık 120–200 kişilik bir yerleşim oluşturdu ve 10 Haziran 1829’da takımadaların siyasî ve askerî yöneticiliğine atandı. Britanya bu atamayı Kasım 1829’da resmen protesto ederek 18. yüzyıldaki hak iddiasından vazgeçmediğini bildirdi. Vernet’in yabancı fok avcılarına karşı Buenos Aires’in balıkçılık düzenlemelerini uygulamaya çalışması ise Amerika Birleşik Devletleri ile çatışmaya yol açtı. Amerikan savaş gemisi USS Lexington, Aralık 1831’de Puerto Soledad’a gelerek askerî tesisleri tahrip etti, yerleşimin mal varlığının bir bölümüne el koydu ve çok sayıda kişiyi gözaltına aldı. Bu müdahale, Buenos Aires yönetiminin adalardaki otoritesini önemli ölçüde zayıflattı.【15】


Britanya, oluşan otorite boşluğundan yararlanarak HMS Clio ve HMS Tyne gemilerini bölgeye gönderdi. HMS Clio’nun komutanı Yüzbaşı John James Onslow, 2 Ocak 1833’te Puerto Soledad’a ulaştı ve Arjantin savaş gemisi ARA Sarandí’nin komutanı José María Pinedo’dan Arjantin bayrağını indirmesini istedi. Pinedo kuvvet üstünlüğü karşısında çatışmaya girmedi; Sarandí, askerler, cezaevi mahkûmları ve yerleşimcilerin bir bölümüyle birlikte adalardan ayrıldı. Bütün sivil nüfusun çıkarıldığı yönündeki yaygın anlatının aksine yerleşimcilerin bir kısmı adalarda kaldı. Britanya, Ocak 1834’te Puerto Soledad’a bir deniz subayı yerleştirdi; 1842’de Richard Moody’yi vali atadı ve 1843–1845 arasında Falkland Adaları’nı valisi, yasama konseyi ve yürütme konseyi bulunan bir kraliyet kolonisi hâline getirdi. Arjantin ise 1833’teki müdahaleyi zor kullanılarak gerçekleştirilmiş hukuka aykırı bir işgal saydı ve egemenlik iddiasından vazgeçmedi.【16】


Arjantin’in hukuksal savı öncelikle devletlerin halefiyeti ve uti possidetis juris ilkesine dayanıyordu: İspanya’nın Río de la Plata Genel Valiliği aracılığıyla yönettiği adaların, bağımsızlıkla birlikte Birleşik Eyaletlere ve ardından Arjantin’e geçtiği ileri sürülüyordu. Bu sav; 1820’deki egemenlik ilanı, Vernet yerleşimi, 1829’daki yöneticilik kararnamesi ve 1833’ten sonra sürdürülen protestolarla desteklendi. Britanya ise Port Egmont’taki yerleşimine, 1774’te bırakılan egemenlik beyanına, bu haktan hiçbir zaman resmen vazgeçmediği iddiasına ve 1833’ten sonra kurduğu sürekli yönetime dayanıyordu. Zaman içinde fiilî, açık ve kesintisiz yönetim ile adalıların kendi siyasî geleceklerini belirleme hakkı, Britanya tezinin merkezine yerleşti. Bununla birlikte her iki tarihsel sav da tartışmalı noktalar barındırıyordu: Britanya’nın Port Egmont’taki varlığı kısa sürmüş ve yaklaşık altmış yıl yenilenmemiş, Arjantin’in 1820–1832 arasındaki yönetimi ise sınırlı ve kesintili kalmıştı. Britanya Başbakanı Wellington Dükü’nün 1829’da “bu adaların egemenliğine gerçekten sahip olduğumuz açık değildir” değerlendirmesinde bulunması, Britanya’nın ilk tarihsel dayanaklarının kendi yönetim çevrelerinde de tartışıldığını gösteriyordu. Uyuşmazlık hiçbir zaman Uluslararası Adalet Divanının veya tarafları bağlayan başka bir uluslararası yargı merciinin esas hakkında kararına sunulmadı.【17】


Uyuşmazlık, İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki sömürgesizleşme sürecinde yeni bir hukuksal ve diplomatik nitelik kazandı. Arjantin, konuyu 1964’te Birleşmiş Milletler Sömürgeciliğin Sona Erdirilmesi Özel Komitesine taşıdı. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 16 Aralık 1965 tarihli 2065 (XX) sayılı kararı, “Arjantin ve Birleşik Krallık hükûmetleri arasında söz konusu adaların egemenliğine ilişkin bir uyuşmazlığın varlığını” kayda geçirdi ve tarafları barışçı bir çözüme ulaşmak üzere gecikmeksizin müzakereye çağırdı. Kararda adaların Arjantin’e ait olduğu yönünde bir hüküm kurulmadığı gibi egemenliğin devredilmesi için bir tarih de belirlenmedi. Bununla birlikte mesele sömürgesizleşme bağlamına yerleştirildi ve müzakerelerde ada “halkının istekleri” yerine “nüfusun çıkarlarının” göz önünde bulundurulması istendi. Bu ifade, daha sonraki anlaşmazlığın temelini oluşturdu: Arjantin toprak bütünlüğü ve sömürge durumunun sona erdirilmesini, Birleşik Krallık ise giderek daha belirgin biçimde adalıların isteklerini ve kendi kaderini tayin hakkını öne çıkardı.【18】


İki hükûmet arasındaki görüşmeler 1966’da başladı. Britanya başlangıçta uyuşmazlığın en az otuz yıl dondurulmasını, bu sürenin sonunda adalıların Britanya ile Arjantin arasında seçim yapmasını önerdi; Arjantin bu teklifi kabul etmedi. Mart 1967’de Britanya, adalıların çıkarları güvence altına alınmak şartıyla egemenliği devretmeye hazır olabileceğini ilk kez resmen bildirdi. Ağustos 1968’de resmî görevliler düzeyinde üzerinde uzlaşılan mutabakat taslağı, nihai çözümün parçası olarak Birleşik Krallık’ın “Arjantin’in adalar üzerindeki egemenliğini tanıyacağını” öngörüyordu. Ancak tanımanın tarihi, Arjantin’in sunacağı güvence ve garantilerin adalıların çıkarlarını koruduğuna Londra’nın kanaat getirmesine bağlanmıştı. Taslağın duyulması adalarda, Britanya Parlamentosunda ve basında sert tepki doğurdu; Arjantin’in de devri açıkça adalıların isteklerine bağlayan bir hükmü kabul etmemesi üzerine mutabakat yürürlüğe girmedi.【19】

İngiliz 45. Komando Birliği Port Stanley'e Doğru İlerliyor (Imperial War Museums)


Egemenlik meselesindeki çıkmaza rağmen 1971’de “egemenlik şemsiyesi” altında iletişim anlaşmaları imzalandı. Bu formül, tarafların hukuksal iddialarından vazgeçmeksizin pratik iş birliği yapabilmesine imkân tanıyordu. Arjantin ile adalar arasında hava ve deniz bağlantıları kuruldu; adalıların Arjantin’de serbestçe seyahat edebilmesi için “beyaz kart” adı verilen bir belge kabul edildi; posta, telgraf, telefon, eğitim, sağlık ve vergi konularında düzenlemeler yapıldı. Arjantin 1972’de geçici bir hava şeridi inşa etti ve anakara ile düzenli hava ulaşımı başladı. Bu gelişmeler adaların dış dünyayla bağlantısını güçlendirmekle birlikte ulaşım, yakıt ve bazı temel hizmetler bakımından Arjantin’e bağımlılığını da artırdı. 1973 tarihli 3160 (XXVIII) sayılı BM Genel Kurulu kararı müzakerelerin hızlandırılmasını istedi; 1974’te ortak egemenlik veya kondominyum düşüncesi kısa süreliğine gündeme geldiyse de kalıcı bir öneriye dönüşmedi.【20】


1975’ten itibaren ekonomik kaynaklar ile egemenlik görüşmelerinin birbirine bağlanması gerilimi artırdı. Britanya’nın Lord Edward Shackleton başkanlığında adaların ekonomik imkânlarını araştıran bir heyet oluşturması, Arjantin tarafından tek taraflı kaynak geliştirme girişimi olarak değerlendirildi. Şubat 1976’da bir Arjantin muhribi, Stanley’nin yaklaşık 78 mil güneyindeki silahsız İngiliz araştırma gemisi RRS Shackleton’a uyarı ateşi açarak gemiyi durdurmaya çalıştı. Aynı yıl Arjantin donanması Güney Sandwich Adaları’ndaki Güney Thule’de gizlice bir askerî-bilimsel istasyon kurdu. HMS Endurance tarafından Aralık 1976’da belirlenen bu varlık, Britanya tarafından protesto edildi; ancak istasyon zor kullanılarak kaldırılmadı ve 1982’ye kadar faaliyetini sürdürdü.【21】


Nisan 1977’de kabul edilen yeni müzakere çerçevesi; Falkland Adaları, Güney Georgia ve Güney Sandwich Adaları’nın gelecekteki siyasî ilişkilerini, egemenlik sorununu ve Güneybatı Atlantik’te ekonomik iş birliğini kapsıyordu. Görüşmeler her iki tarafın egemenlik iddialarına zarar vermeyecek biçimde sürdürülecek ve adalılar süreç boyunca bilgilendirilecekti. Buna karşın egemenlik devri, kiralama, ortak yönetim, bilimsel iş birliği ve deniz yetki alanları gibi seçeneklerin hiçbiri Arjantin, Britanya hükûmeti, Britanya Parlamentosu ve adalıların kabul edebileceği ortak bir zemine dönüşmedi. 1978 ve 1979’daki toplantılarda ilerleme sağlanamaması, 1965’te başlayan müzakere döneminin temel açmazını belirginleştirdi: Arjantin görüşmelerin egemenliğin devriyle sonuçlanmasını beklerken Britanya hükûmetleri adalıların onayı olmadan böyle bir taahhütte bulunamıyordu.【22】

Savaşa Giden Süreç ve Arjantin Harekatı

Aralık 1981’de Arjantin’deki askerî yönetimin üst kademesinde gerçekleşen değişim, Falkland uyuşmazlığının seyrini doğrudan etkiledi. General Leopoldo Fortunato Galtieri, 22 Aralık’ta Roberto Eduardo Viola’nın yerine devlet başkanlığını üstlenirken Kara Kuvvetleri başkomutanlığını da elinde tuttu. Askerî Cunta’nın diğer üyeleri Deniz Kuvvetleri Komutanı Amiral Jorge Isaac Anaya ile Hava Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Basilio Arturo Ignacio Lami Dozo’ydu. Özellikle Anaya, egemenlik meselesinde kuvvet kullanılmasını uzun süredir uygulanabilir bir seçenek olarak görüyordu; Galtieri ile arasındaki yakınlık, Deniz Kuvvetlerinin karar alma sürecindeki etkisini artırdı. Nicanor Costa Méndez’in dışişleri bakanlığına getirilmesi de müzakerelerin daha sert bir takvim ve söylemle yürütüleceğini gösteriyordu. Aynı dönemde adalıların egemenliğin devri ve ardından adaların Britanya’ya kiralanması esasına dayanan “geri kiralama” formülüne karşı tutumları sertleşmiş, Britanya’nın HMS Endurance gemisini hizmetten çekme kararı ise Buenos Aires’te Londra’nın Güney Atlantik’e bağlılığının zayıfladığı yönünde yorumlanmıştı.【23】


Askerî seçeneğin kurumsal biçimde ele alınması 5 Ocak 1982’de başladı. Cunta, 1965’ten beri sürdürülen görüşmelerde somut ilerleme sağlanamadığı değerlendirmesinden hareketle daha baskıcı bir diplomatik tutum benimsenmesini ve Britanya’nın müzakereleri geciktirmesi hâlinde adaların askerî yolla ele geçirilmesinin elverişliliğinin araştırılmasını kararlaştırdı. 12 Ocak’ta General Osvaldo Jorge García, Koramiral Juan José Lombardo ve Tuğgeneral Sigfrido Martín Plessl’den oluşan gizli bir çalışma komisyonu kuruldu. Komisyonun görevi, görüşmelerin başarısızlığa uğraması durumunda askerî gücün nasıl kullanılabileceğini siyasal ve askerî boyutlarıyla incelemekti. Bununla birlikte Amiral Anaya, Cunta’nın bu kararından önce, Aralık 1981 ortalarında Lombardo’ya adaların ele geçirilmesi ihtimalini özel olarak araştırma talimatı vermişti. Böylece askerî seçenek, başlangıçta diplomasiye alternatif bir baskı aracı olarak sunulmasına rağmen resmî kararın alınmasından önce Deniz Kuvvetleri içinde fiilen planlanmaya başlamıştı.【24】


Arjantin Hava Saldırısının Ardından Fitzroy'da RFA SIR GALAHAD Gemisinde Çıkan Yangına yapılan Müdahale (Imperial War Museums)

Arjantin hükûmeti 27 Ocak’ta Britanya’ya ilettiği öneride egemenlik görüşmelerinin sürekli bir komisyon aracılığıyla yürütülmesini, komisyonun her ay toplanmasını ve uyuşmazlığın makul bir süre içinde sonuçlandırılmasını istedi. Taraflar 26–27 Şubat’ta New York’ta bir araya gelerek komisyonun genel çalışma çerçevesi üzerinde uzlaştılar; ancak egemenlik devri konusunda herhangi bir yakınlaşma sağlanamadı. Arjantin Dışişleri Bakanlığı, ortak bildirinin yayımlanmasından hemen sonra, 1 Mart’ta tek taraflı bir açıklama yaptı. Açıklamada görüşmelerin kısa sürede sonuç vermemesi hâlinde Arjantin’in süreci sona erdirme ve çıkarlarına en uygun yöntemi serbestçe seçme hakkını saklı tuttuğu ilan edildi. Londra bu ifadeyi örtülü bir kuvvet kullanma tehdidi olarak değerlendirdi. Buna rağmen Britanya’ya ulaşan diplomatik ve istihbarî değerlendirmelerin çoğunda, Arjantin’in hemen harekete geçmekten ziyade 1982 boyunca müzakerelere baskı uygulamaya çalışacağı varsayılıyordu. Askerî müdahale ihtimalini dile getiren uyarılar mevcut olmakla birlikte bunlar yakın bir işgal hazırlığının kesin kanıtları olarak görülmedi.【25】


Gizlilik, Arjantin’in hazırlıklarını Britanya’dan saklamasını kolaylaştırırken kendi planlama sürecini de aksattı. Çalışma komisyonunun üyeleri çok az sayıda yardımcıyla çalıştı; Dışişleri Bakanlığı, Ortak Genelkurmay, istihbarat birimleri ve lojistik kuruluşları arasında gerekli eş güdüm kurulamadı. İlk taslaklarda harekâtın 9 Temmuz 1982’den önce yapılmaması düşünülmüş, daha sonra kuvvetlerin 15 Mayıs’tan itibaren hazır olabileceği hesaplanmıştı. Plan, büyük bir amfibi kuvvetle mümkün olduğunca kan dökülmeden çıkarma yapılmasını, Port Stanley’nin ve havaalanının ele geçirilmesini, bir askerî yönetim kurulmasını ve birliklerin büyük bölümünün beş gün içinde geri çekilmesini öngörüyordu. Adalarda yalnızca askerî valiyi destekleyecek küçük bir garnizon bırakılacaktı. Britanya’nın kapsamlı bir askerî karşılık vermeyeceği ve işgalden sonra görüşmelere dönüleceği varsayımı, planın temelini oluşturdu. Adaların uzun süre savunulması, muhtemel bir deniz ablukası, Britanya’nın nükleer denizaltıları, Amerika Birleşik Devletleri’nin tutumu ve Şili’nin çatışmadan yararlanma ihtimali yeterince ayrıntılı biçimde incelenmedi.【26】


Gelişmeleri hızlandıran olay Falkland Adaları’nın yaklaşık 1.300 kilometre doğusundaki Güney Georgia’da meydana geldi. Arjantinli iş insanı Constantino Davidoff, Edinburgh merkezli Christian Salvesen şirketiyle adadaki terk edilmiş balina avcılığı tesislerinin sökülmesi için bir sözleşme imzalamıştı. Davidoff’un ekibi Aralık 1981’de Leith’e yaptığı ilk yolculukta Grytviken’deki Britanya makamlarına giriş bildiriminde bulunmamış ve bu nedenle diplomatik protestoya yol açmıştı. Davidoff, Mart 1982’de 41 işçiyi dört ay süreyle Leith’te çalıştıracağını Britanya’nın Buenos Aires Büyükelçiliğine bildirdi; işçileri taşıyan Arjantin Deniz Kuvvetlerine ait Bahía Buen Suceso 19 Mart’ta limana ulaştı. İşçilerin Grytviken’de giriş işlemlerini yaptırmadan karaya çıkmaları, bir Arjantin bayrağının göndere çekilmesi, silah seslerinin duyulması ve bazı uyarı levhalarının tahrip edilmesi olayı ticari bir girişimin ötesine taşıdı. Bayrağın kim tarafından çekildiği ve karaya çıkanlar arasında muvazzaf asker bulunup bulunmadığı daha sonra tartışmalı hâle geldi. Britanya Antarktika Araştırması personeli durumu Falkland Valisi Rex Hunt’a bildirirken Arjantin tarafı ekibin özel bir şirket adına çalışan sivillerden oluştuğunu savundu.【27】


Bahía Buen Suceso 21 Mart’ta Leith’ten ayrıldı; ancak işçilerin bir bölümü geride kaldı. Britanya, HMS Endurance’ı 22 Kraliyet Deniz Piyadesiyle birlikte Güney Georgia’ya göndererek işçilerin tahliyesi için hazırlık yapmaya başladı. Buna karşılık Arjantin Askerî Komitesi, 23 Mart’ta Bahía Paraíso’nun Alfredo Astiz komutasındaki “Alfa Grubu”nu Leith’e götürmesini ve işçilerin zorla çıkarılmasını engellemesini kararlaştırdı. Britanya, işçilerin yalnızca Grytviken’e giderek giriş işlemlerini tamamlamalarını önerdi; Arjantin yönetimi ise bunun Britanya’nın adalar üzerindeki idaresini tanımak anlamına geleceğini düşünerek öneriyi reddetti. Böylece başlangıçta göç ve liman işlemlerine ilişkin olan uyuşmazlık, iki tarafın da egemenlik iddiasını sınadığı askerî bir karşılaşmaya dönüştü. Arjantin’in daha sonra yürüttüğü resmî incelemede, Davidoff grubunun olayları bilerek başlatmak üzere taraflardan biri tarafından kullanıldığına dair kanıt bulunmadığı; buna karşılık Deniz Kuvvetlerinin özel girişimden yararlanarak Güney Georgia’da kalıcı bir bilimsel istasyon kurmayı düşündüğü belirtildi.【28】


Askerî Komite 24 Mart’ta işçilerin geri çekilmeyeceğini ve Bahía Paraíso’daki deniz piyadelerinin onları koruyacağını kesinleştirdi. Aynı toplantıda, daha önce mayıs veya temmuz ayları için tasarlanan Falkland harekâtının gerçekleştirilebileceği en erken tarihin belirlenmesi istendi. 26 Mart akşamı görüşmelerin sürdürülmesi, konunun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine götürülmesi ve adaların ele geçirilmesi seçenekleri ele alındı. Kısa bir değerlendirmenin ardından üçüncü seçenek kabul edildi. Dışişleri Bakanı Costa Méndez de işgalin ardından derhâl müzakereye başlanabileceği düşüncesiyle kararı destekledi. Harekâtın amaçları; Arjantin’in Güney Georgia’daki konumunu güçlendirmek, Britanya’nın adalara yeni kuvvetler yerleştirmesini önlemek, egemenlik görüşmelerini yeniden başlatmak ve Buenos Aires’in pazarlık gücünü artırmak olarak belirlendi. Operasyon tarihi 1 Nisan gecesi olarak saptandı; hava ve deniz koşullarına bağlı olarak 2 veya 3 Nisan’a erteleme yetkisi verildi.【29】


Kararın alınmasında egemenlik iddiası, müzakerelerin tıkandığı düşüncesi ve Britanya’nın bölgeyi takviye edeceği endişesi başlıca unsurlardı. Bununla birlikte askerî yönetimin iç sorunları da hesaplamanın dışında değildi. Ülkede yüksek enflasyon, dış borç, işsizlik, insan hakları ihlallerine yönelik tepkiler ve 1976’dan beri iktidarda bulunan rejime karşı büyüyen toplumsal muhalefet Cunta’nın meşruiyetini aşındırmıştı. Resmî Arjantin incelemesi, “önemli bir olay” yaratılarak Ulusal Yeniden Örgütlenme Süreci’nin yeniden canlandırılması düşüncesinin karar üzerinde etkili olduğunu kaydetti. Ancak işgali yalnızca kamuoyunun dikkatini iç bunalımdan uzaklaştırmak amacıyla yapılmış bir girişime indirgemek, uzun süredir devam eden egemenlik uyuşmazlığını, kuvvet kullanımına ilişkin daha eski planları ve Güney Georgia bunalımının hızlandırıcı etkisini göz ardı eder.【30】


Arjantin belgelerinde başlangıçta “Azul” adı verilen harekât, çıkarma kuvvetinin anlatısında ve sonraki askerî tarih yazımında “Rosario Harekâtı” olarak yerleşti. Amfibi Görev Kuvveti 40, Tuğamiral Walter O. Allara’nın komutasındaydı; çıkarma birliklerini ise Tuğamiral Carlos Büsser yönetiyordu. Kuvvetin çekirdeğini Komutan Alfredo Weinstabl’ın 2. Deniz Piyade Taburu, amfibi komandolar, taktik dalgıçlar ve 25. Piyade Alayından bir birlik oluşturuyordu. Askerler Cabo San Antonio, Almirante Irízar ve Isla de los Estados ile taşınırken harekâtın deniz desteğini Hércules ve Santísima Trinidad muhripleriyle Drummond ve Granville korvetleri sağladı. Denizaltı Santa Fe kıyı keşfi ve taktik dalgıçların taşınmasıyla görevlendirildi. Gemiler 28 Mart’ta üslerinden ayrıldı; Güney Atlantik’teki ağır hava şartları çıkarma tarihinin 24 saat ertelenmesine neden oldu. Planın temel emri, direnişin ezici kuvvet üstünlüğü gösterilerek sona erdirilmesi ve mümkün olduğu ölçüde can kaybından kaçınılmasıydı.【31】


İlk Arjantin birlikleri 2 Nisan saat 00.30 dolayında Port Stanley’nin yaklaşık dört kilometre güneyindeki Mullet Creek—Arjantin planlarında Puerto Enriqueta—yakınlarında karaya çıktı. Amfibi komandolar Moody Brook’taki Kraliyet Deniz Piyadeleri kışlasına ilerledi; ancak Britanyalı birlikler burayı önceden boşaltarak Vali Konağı çevresinde toplanmıştı. Yaklaşık üç saat sonra Santa Fe’den ayrılan taktik dalgıçlar Cape Pembroke çevresine çıktı ve Yorke Körfezi’ndeki ana çıkarmanın ön hazırlığını yaptı. Cabo San Antonio’dan çıkan 2. Deniz Piyade Taburu ile 25. Piyade Alayı unsurları havaalanını ele geçirerek doğudan Stanley’ye ilerledi. Yaklaşık 68 kişilik Naval Party 8901 birliği ile yerel gönüllüler, özellikle Vali Konağı çevresinde sınırlı fakat düzenli bir direniş gösterdi. Binaya girmeye çalışan Arjantin komando birliğinin komutanı Capitán de Corbeta Pedro Edgardo Giachino ağır yaralandı ve daha sonra hastanede öldü; iki Arjantin askeri de yaralandı. Britanya tarafında ölüm meydana gelmedi.【32】

HMS SHEFFIELD Gemisinden Bir Yaralı Revire Götürülüyor (Imperial War Museums)


Kuvvetler arasındaki büyük dengesizlik karşısında Vali Rex Hunt, direnişin sürdürülmesinin sivil nüfusu tehlikeye atacağı sonucuna vardı ve birliklere silah bırakma emri verdi. Kaynaklar teslim saatinde küçük bir farklılık gösterir: Arjantin resmî kaydı ateşkes ve teslimi 09.15’e, Britanya harekât anlatısı ise yaklaşık 09.25’e tarihlendirir. Havaalanı pistindeki engeller kaldırıldıktan sonra saat 07.00’de ana karadan hava köprüsü kurulmuş, gün boyunca yeni birliklerle malzeme taşınmaya başlanmıştı. İlk plana uygun olarak çıkarma kuvvetlerinin büyük bölümünün aynı gece gemilere dönmesi amaçlanıyordu; ancak Britanya’nın adaları geri almak üzere geniş çaplı bir deniz kuvveti hazırladığına ilişkin haberlerin ulaşması üzerine yeniden gemiye binme süreci durduruldu. Böylece kısa süreli bir işgal yoluyla diplomatik pazarlık başlatma tasarısı, adaların uzun süre savunulmasını gerektiren bir savaşa dönüştü.【33】


Savaş sonrasında hazırlanan resmî Arjantin incelemesi, harekâtın ilk safhası ile devamına ilişkin hazırlıklar arasındaki kopukluğu şu cümleyle özetledi: “Fakat adalar bir kez işgal edildikten sonra nasıl savunulacağı hiçbir zaman planlanmadı.”【34】 Bu durum, Stanley’nin az kayıpla ele geçirilmesinin kendi başına stratejik başarı anlamına gelmediğini gösteriyordu. İşgal için seçilen birlikler iyi hazırlanmış ve görevleri açık biçimde tanımlanmıştı; buna karşılık Britanya’nın deniz ve hava gücüyle dönmesi hâlinde izlenecek yol, garnizonun büyüklüğü, ikmal hatlarının korunması ve diplomasi ile askerî harekât arasındaki ilişki kesinleştirilmemişti.


Falkland’daki harekâttan bir gün sonra Güney Georgia’daki çatışma başladı. Bahía Paraíso ile ARA Guerrico’dan oluşan Arjantin görev grubu, 3 Nisan sabahı Grytviken’deki Britanya personelinden teslim olmasını istedi. Teğmen Keith Mills komutasındaki 22 Kraliyet Deniz Piyadesi bu talebi reddetti. Arjantin birliklerini taşıyan bir Puma helikopteri açılan ateş sonucunda ağır hasar görerek körfezin karşı kıyısına zorunlu iniş yaptı. Ardından dar koya giren Guerrico, hafif silahlar ve tanksavar roketleriyle vuruldu; Exocet fırlatıcıları ile top sistemleri hasar gördü. Korvetin daha uzaktan top ateşine başlaması ve Arjantin deniz piyadelerinin Britanya mevzilerinin gerisine ilerlemesi üzerine Mills, direnişin amacına ulaştığını ve devam etmesinin gereksiz kayıplara yol açacağını değerlendirerek teslim oldu. Çatışma Arjantin saatiyle 13.22’de sona erdi. Arjantin tarafında üç kişi öldü, yedi kişi yaralandı; bir helikopter kullanılamaz hâle geldi ve Guerrico hasar gördü. Arjantin resmî raporu Britanya tarafında zayiat bulunmadığını kaydederken ayrıntılı Britanya anlatısı Onbaşı Nigel Peters’ın yaralandığını belirtir.【35】


Grytviken’deki 22 deniz piyadesiyle 13 sivil gözaltına alındı; Üsteğmen Guillermo Luna komutasındaki 40 kişilik birlik Grytviken’de, Alfredo Astiz ve yaklaşık on askeri ise Leith’te bırakıldı. Böylece Falkland Adaları ve Güney Georgia 2–3 Nisan içinde Arjantin denetimine girdi. Her iki operasyon da karşı tarafın askerî kaybını sınırlama yönündeki emirler bakımından büyük ölçüde hedefine ulaşmış, ancak Güney Georgia’daki çatışma beklenenden çok daha maliyetli olmuştu. Daha önemlisi, Arjantin yönetimi işgali Britanya’yı egemenlik müzakerelerine zorlayacak sınırlı bir askerî-siyasal araç olarak tasarlamış; Londra’nın adaları geri almak için geniş çaplı bir harekât başlatabileceğini kabul eden, buna uygun kuvvet ve ikmal düzeni kuran kapsamlı bir savaş planı hazırlamamıştı.【36】

Birleşik Krallık’ın Tepkisi ve Savaşan Taraflar

Britanya hükûmeti, Arjantin çıkarmasının yaklaştığını 31 Mart 1982’de kesin sayılabilecek bir istihbarat raporuyla öğrendi. Birinci Deniz Lordu Amiral Sir Henry Leach, işgalin önlenmesi için artık çok geç olduğunu; ancak iki uçak gemisi, yeterli sayıda refakat gemisi, amfibi çıkarma araçları ve bir komando tugayı gönderildiği takdirde adaların geri alınabileceğini bildirdi. Kabine 2 Nisan sabahı askerî ve diplomatik seçenekleri görüştü, aynı gün saat 19.30’da yeniden toplandığında bir görev kuvvetinin Güney Atlantik’e gönderilmesini onayladı. Bu karar, ayrıntılı bir harekât tasarısından çok Arjantin’in fiilî durum yaratmasına karşı koyma iradesine dayanıyordu: gemilerin üç gün içinde denize açılması planlanmış, fakat adalara ulaştıklarında uygulanacak strateji henüz kesinleştirilmemişti. Falkland Adaları’nın yeniden ele geçirilmesine yönelik Britanya askerî harekâtına “Corporate Harekâtı” adı verildi.【37】


Hükûmet, askerî müdahalenin gerekçesini iki temel ilke etrafında kurdu. Bunlardan ilki ada halkının kendi siyasal geleceğini belirleme hakkı, ikincisi ise silahlı kuvvet kullanılarak yaratılmış bir egemenlik değişikliğinin kabul edilmemesiydi. Avam Kamarası 3 Nisan Cumartesi günü olağanüstü toplandı. Başbakan Margaret Thatcher, hükûmetin hedefini “Britanya yönetimini yeniden tesis etmek” biçiminde tanımladı ve konuşmasında “Adalıların demokratik haklarının Arjantin’in toprak emelleri tarafından ortadan kaldırılmasına izin veremeyiz” dedi. Ana muhalefetteki İşçi Partisinin lideri Michael Foot da Arjantin askerî yönetimini eleştirerek ada halkının haklarının korunmasını destekledi. Görev kuvvetinin gönderilmesi için ayrıca bir oylama yapılmamasına rağmen parlamentodaki başlıca partiler arasında geniş bir mutabakat oluştu. Bununla birlikte bu destek, bütün milletvekillerinin savaşa girilmesini istediği anlamına gelmiyordu; kuvvet sevkiyatı, başlangıçta diplomasiye ağırlık kazandırabilecek bir baskı aracı olarak da görülüyordu.【38】


Kraliyet Deniz Piyadeleri İçin Düzenlenen Silah Eğitimi (Imperial War Museums)

İşgal, Britanya hükûmetinde ağır bir siyasal krize yol açtı. Uyarıların zamanında değerlendirilememesi ve adaların savunmasız bırakılması nedeniyle Dışişleri Bakanı Lord Peter Carrington, Dışişleri Bakanlığındaki Sir Humphrey Atkins ve Richard Luce ile birlikte 5–6 Nisan’da istifa etti. Savunma Bakanı John Nott da istifasını sundu; ancak Thatcher bunu kabul etmedi. Carrington’ın yerine daha önce savunma bakanlığı yapmış olan Francis Pym getirildi. Krizin günlük yönetimi için 6 Nisan’da Savunma ve Denizaşırı Politika Komitesine bağlı Güney Atlantik Alt Komitesi OD(SA) kuruldu. “Savaş Kabinesi” olarak anılan bu organ Thatcher’ın başkanlığında İçişleri Bakanı William Whitelaw, Dışişleri Bakanı Pym, Savunma Bakanı Nott ve Cecil Parkinson’dan oluşuyordu. Genelkurmay Başkanı Amiral Sir Terence Lewin başlıca askerî danışman olarak toplantılara katılıyor, Başsavcı Sir Michael Havers ise hukukî meselelerde kurula yardımcı oluyordu. OD(SA), savaş boyunca en az günde bir kez toplanarak 67 toplantı gerçekleştirdi ve harekâtın siyasal denetimini büyük ölçüde angajman kuralları, hedef seçimi ve kuvvet kullanımına verilecek izinler üzerinden yürüttü.【39】


Askerî komuta zincirinin en üstünde, Northwood’daki Karargâhından Görev Kuvveti 317’yi yöneten Donanma Başkomutanı Amiral Sir John Fieldhouse bulunuyordu. Güney Atlantik’teki uçak gemisi muharebe grubunu Tuğamiral John “Sandy” Woodward, amfibi görev grubunu Komodor Michael Clapp, çıkarma birliklerini ise 3. Komando Tugayı Komutanı Tuğgeneral Julian Thompson yönetiyordu. Güney Georgia’yı geri almakla görevlendirilen grup Yüzbaşı Brian Young’ın komutasına verildi. Nükleer denizaltılar, taşıdıkları siyasal ve askerî önem nedeniyle Woodward’a değil, Northwood’daki Denizaltılar Komutanlığına bağlı kaldı. Deniz, amfibi ve kara gruplarının yetki sınırları başlangıçta bütünüyle açık değildi; Woodward en kıdemli harekât komutanı olmakla birlikte Clapp ve Thompson’ın kuvvetleri ayrı görev grupları olarak düzenlenmişti. 5. Piyade Tugayının gönderilmesi kararlaştırılınca adalardaki bütün kara kuvvetlerinin komutası Tümgeneral Jeremy Moore’a verildi.【40】


Görev kuvvetinin oluşturulması, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Britanya’da gerçekleştirilen en kapsamlı ve en hızlı denizaşırı askerî seferberliklerden biriydi. HMS Spartan ile HMS Splendid nükleer denizaltıları 1 Nisan’da yola çıkarıldı; bunları HMS Conqueror izledi. Cebelitarık açıklarında Springtrain tatbikatına katılan Antrim, Glamorgan, Glasgow, Coventry, Brilliant, Arrow ve Plymouth gibi gemilere güneye yönelmeleri emredildi. Portsmouth’ta bulunan HMS Hermes ile HMS Invincible uçak gemileri dört saat içinde harekete hazır duruma getirildi. Hermes bakım dönemine girmiş, her iki amfibi çıkarma gemisi—Fearless ve Intrepid—ise 1981 Savunma İncelemesi kapsamında hizmet dışına çıkarılma tehlikesi geçirmişti. Böylece kısa süre önce küçültülmesi veya elden çıkarılması düşünülen deniz gücü unsurları, Corporate Harekâtı’nın merkezine yerleşti. Hermes ve Invincible, 5 Nisan’da Portsmouth’tan ayrılırken kıyıda büyük kalabalıklar toplanmıştı.【41】


İlk çıkarma kuvvetinin çekirdeğini Tuğgeneral Thompson’ın 3. Komando Tugayı oluşturdu. Tugayın 40., 42. ve 45. Kraliyet Deniz Piyade Komandolarına 2. ve 3. Paraşüt Taburları, bir Rapier hava savunma bataryası, Kraliyet Topçusu birlikleri, istihkâm ve lojistik unsurları ile Scimitar ve Scorpion paletli keşif araçları eklendi. Takviye edilmiş tugayın ilk mevcudu yaklaşık 3.500 kişiydi; 2. Paraşüt Taburunun da katılmasıyla çıkarma için yola çıkan kara kuvveti ve destek unsurlarının toplamı yaklaşık 4.600’e yükseldi. Arjantin garnizonunun beklenenden daha büyük olduğunun anlaşılması üzerine 2 Mayıs’ta Tuğgeneral Tony Wilson komutasındaki 5. Piyade Tugayının gönderilmesi onaylandı. Yaklaşık 3.961 kişilik bu kuvvet 2. İskoç Muhafızları Taburu, 1. Galler Muhafızları Taburu, 1/7. Gurka Tüfek Taburu, 4. Sahra Topçu Alayı, istihkâm, helikopter ve lojistik birliklerinden oluşuyordu. Bununla birlikte Muhafız taburları amfibi harekât için özel eğitim almamıştı; Gurkaların kullanılması ise bağlantısız ülkelerde doğurabileceği siyasal tepki nedeniyle Londra’da ayrıca tartışılmıştı.【42】

İngiliz Uçak Gemisi HMS Invicible (Imperial War Museums)


Kraliyet Donanmasının asker, araç, yakıt ve mühimmatı yaklaşık 13.000 kilometre uzaktaki harekât alanına kendi gemileriyle taşıma kapasitesi yeterli değildi. Bu nedenle ticaret gemilerinin devlet hizmetine alınmasını ifade eden “Ships Taken Up From Trade” sistemi uygulandı. Yolcu gemisi SS Canberra asker taşıma gemisine, Uganda hastane gemisine, konteyner gemileri Atlantic Conveyor ile Atlantic Causeway uçak ve helikopter taşıyıcılarına dönüştürüldü. Queen Elizabeth 2, 5. Piyade Tugayının büyük bölümünü Güney Atlantik’e taşıdı; Ro-Ro gemileri Elk, Baltic Ferry ve Nordic Ferry araç ve mühimmat naklinde kullanıldı. İlk iki haftada askerî limanlara karayoluyla yaklaşık 39.000 ton yük taşındı ve 44 özel tren seferi düzenlendi. Bu seferberlik, savaşın yalnızca savaş gemileriyle değil tersane işçileri, demiryolları, ticaret filosu, sivil mürettebat ve ülke çapındaki askerî depoların katılımıyla yürütüldüğünü gösteriyordu.【43】


Britanya’nın ileri yığınak ve ikmal merkezi, Falkland Adaları’nın yaklaşık 3.300 deniz mili kuzeyindeki Ascension Adası oldu. Britanya toprağı olan, fakat havaalanı ve yakıt tesisleri büyük ölçüde Amerika Birleşik Devletleri tarafından işletilen adadaki Wideawake Havaalanı 3.000 metreyi aşan bir piste sahipti. Normal olarak haftada yalnızca üç uçuşa hizmet veren tesis, kısa süre içinde günde çok sayıda Hercules ve VC10 nakliye uçuşunu karşılayan; Nimrod deniz karakol uçakları, Victor tankerleri ve Vulcan bombardıman uçaklarının konuşlandırıldığı büyük bir ileri üs hâline geldi. Britanya’dan aceleyle yüklenen gemiler burada yeniden düzenlendi; birlikler eğitim yaptı, mühimmat ve yedek parça dağıtıldı. Uçak gemisi grubu ile amfibi kuvvetin farklı tarihlerde yola çıkması, Ascension’daki yeniden yükleme sürecini harekâtın başarısı için vazgeçilmez kıldı. Buna karşılık tek bir uzak üsse bağımlılık, akaryakıt, içme suyu, konaklama, uçak park yeri ve liman imkânları üzerinde büyük baskı oluşturdu.【44】


Britanya deniz kuvvetinin merkezini 24.000 tonluk Hermes ve 16.000 tonluk Invincible oluşturuyordu. İlk hareket sırasında Hermes’te 12, Invincible’da sekiz Sea Harrier bulunuyor; sonraki takviyelerle uçak sayısı artırılıyordu. Harekât alanında zaman içinde sekiz muhrip, 15 fırkateyn, Fearless ve Intrepid amfibi gemileri, lojistik çıkarma gemileri, Kraliyet Donanması yardımcı gemileri ve çok sayıda ticaret gemisi görevlendirildi. Savaş boyunca beş nükleer taarruz denizaltısı ile özel kuvvetlerin taşınmasında kullanılan bir dizel-elektrik denizaltı harekâta katıldı. Britanya muharip gemilerinin toplam deplasmanı yaklaşık 140.700 tondu; bu rakam Arjantin yüzey filosunun toplamının yaklaşık üç katına karşılık geliyordu. Bununla birlikte görev kuvvetinin hava savunması kusursuz değildi. Alçaktan uçan uçak ve füzelere karşı etkili Sea Wolf sistemi yalnızca birkaç gemide bulunuyor, uzun menzilli Sea Dart alçak irtifadaki hedeflere karşı zorlanıyor, çok sayıda gemideki Sea Cat sistemi ise birinci nesil ve elle güdümlü bir silah olarak sınırlı etkinlik taşıyordu.【45】


Arjantin Deniz Kuvvetlerinin en büyük gemisi 16.000 tonluk uçak gemisi ARA Veinticinco de Mayo idi. Geminin hava grubunda A-4Q Skyhawk taarruz uçakları, S-2 Tracker deniz karakol uçakları ve Sea King helikopterleri bulunuyordu. Filonun diğer büyük unsuru, Pearl Harbor saldırısından sağ kurtulan eski Amerikan kruvazörü General Belgrano idi. İki Type 42 muhrip—Hércules ve Santísima Trinidad—Sea Dart hava savunma sistemi ile MM38 Exocet gemisavar füzeleri taşıyordu. Bunlara üç Fransız A69 korveti ile çeşitli eski muhrip ve fırkateynler eşlik ediyordu. On üç büyük Arjantin yüzey gemisinin toplam deplasmanı yaklaşık 51.200 tondu. Envanterde dört denizaltı bulunmasına karşılık bunlardan yalnızca eski Santa Fe ile modern Alman Type 209 sınıfı San Luis harekâta elverişliydi; San Luis’in atış kontrol bilgisayarındaki arıza torpido hesaplarının elle yapılmasını gerektiriyordu. Arjantin filosu Britanya filosuna göre daha küçük ve yaşlıydı, ancak Exocet taşıyan gemileri ile dizel denizaltıları kıyıya yakın sularda ciddi bir tehdit oluşturabilirdi.【46】


Arjantin’in belirgin sayısal üstünlüğü hava kuvvetlerinde ortaya çıkıyordu. Muharebeye elverişli envanterde yaklaşık 12 Mirage III, 25 İsrail yapımı Dagger, 38 A-4B/C Skyhawk, yedi Canberra bombardıman uçağı ve 45 Pucará bulunuyordu. Deniz Havacılığı dört Super Étendard, sekiz A-4Q Skyhawk, on Aermacchi MB-339, beş S-2 Tracker ve iki P-2 Neptune ile harekâta katıldı. Buna karşılık Arjantin yalnızca beş havadan atılan AM39 Exocet füzesine sahipti; gemilere yönelik saldırıların çoğunda güdümsüz bombaların kullanılması gerekiyordu. Mirage ve Dagger uçaklarının havada yakıt ikmali kabiliyeti yoktu; iki KC-130 tanker ise başta Skyhawk ve Super Étendardlar olmak üzere sınırlı sayıdaki uçağa destek verebiliyordu. Stanley pistinin uzunluğu ve bakım tesislerinin yetersizliği nedeniyle yüksek süratli savaş uçaklarının çoğu anakaradaki Río Grande, Río Gallegos, San Julián ve diğer üslerden kalkmak zorundaydı. 700–1.000 kilometrelik yaklaşma uçuşu, özellikle Daggerların hedef bölgesinde yalnızca birkaç dakika kalabilmesine yol açıyordu. Bu nedenle Arjantin’in uçak sayısındaki üstünlüğü, menzil, seyrüsefer, hedef tespiti ve hedef üzerinde kalma süresi bakımından önemli kısıtlamalarla karşı karşıyaydı.【47】

San Carlos Çıkarmasına Hazırlanan İngiliz Askerleri (Imperial War Museums)


Adalardaki Arjantin kara kuvvetleri başlangıçta küçük bir işgal garnizonu olarak düşünülmüşken Britanya görev kuvvetinin yola çıkmasıyla hızla genişletildi. Tuğgeneral Mario Benjamín Menéndez 7 Nisan’da askerî vali ve Falkland Garnizonu Komutanı olarak göreve başladı. Nisan sonunda adalardaki Arjantin personelinin mevcudu yaklaşık 13.000’e ulaştı. Sekiz piyade alayındaki muharip piyade sayısı 5.000–6.000 dolayındaydı; geri kalan kuvvet topçu, hava savunma, istihkâm, ulaştırma, hava kuvvetleri, deniz piyadeleri ve diğer destek birliklerinden oluşuyordu. Birliklerin önemli bölümü bir yıllık zorunlu askerlik yükümlülüğünü yerine getiren gençlerden meydana geliyordu. Deniz Piyadeleri ve bazı özel birlikler iyi eğitimli ve profesyonel kabul edilirken anakaranın ılıman veya sıcak bölgelerinden gönderilen birçok er, adaların soğuk, yağışlı ve bataklık koşullarına uygun giyecek, barınak ve saha eğitiminden yoksundu. Sayısal üstünlük bu nedenle bütün birliklerde eşit bir muharebe değeri yaratmıyordu.【48】


Arjantin komuta yapısı üç kuvvetin imkânlarını tek bir harekât tasarısı içinde birleştiremedi. Menéndez’in müşterek garnizon komutanlığı esas olarak Kara Kuvvetleri personelinden oluşuyor, fakat anakara merkezli deniz ve hava saldırı kuvvetleri ayrı komuta zincirlerine bağlı bulunuyordu. Garnizon için görevleri, yetkileri ve kuvvetler arasındaki ilişkileri açıkça tanımlayan müşterek bir harekât planı hazırlanmadı. Adalardaki Deniz ve Hava Kuvvetleri unsurları planlama sırasında “danışılan” birimler olarak kaldı; Menéndez’in bunlar üzerinde fiilî ve kesintisiz harekât komutası kurduğu söylenemezdi. Ortak bir harekât merkezi oluşturulmaması, muhabere sistemlerinin birbirleriyle uyumsuzluğu ve her kuvvetin hava araçlarını kendi anlayışıyla kullanması birlik ve sürat gerektiren kararları zorlaştırdı. Menéndez’in askerî valilik görevleriyle garnizon komutanlığını aynı anda yürütmesi de zaman ve öncelik sorunlarına yol açtı.【49】


Kâğıt üzerindeki kuvvet dengesi bu nedenle tek yönlü değildi. Britanya, açık deniz harekâtı, nükleer denizaltılar, elektronik sistemler, profesyonel kara birlikleri ve dünya çapında lojistik örgütlenme bakımından üstündü; fakat yaklaşık 13.000 kilometrelik ikmal hattını korumak, sınırlı sayıdaki uçak gemisi ile çıkarma gemilerini kaybetmeden adalara yaklaşmak ve Güney Atlantik kışında harekât yürütmek zorundaydı. Arjantin ise anakaraya yakınlık, daha çok savaş uçağı, önceden ele geçirilmiş savunma mevzileri ve sayısal bakımdan büyük bir garnizon avantajına sahipti; buna karşılık müşterek komuta, eğitim, ikmal, havaalanı altyapısı ve uzun süreli deniz harekâtı alanlarında ciddi eksiklikler taşıyordu. Britanya’nın nisan ortasındaki ilk değerlendirmeleri Arjantin’in hava tehdidini “orta düzeyde” görerek havada yakıt ikmalinin etkisini ve pilotların alçak irtifa saldırılarındaki kararlılığını küçümsemişti. Dolayısıyla savaşın sonucu başlangıçtaki kuvvet sayılarından ziyade tarafların bu farklı üstünlük ve zayıflıkları deniz, hava ve kara harekâtlarında nasıl kullanacağına bağlıydı.【50】

Diplomatik Girişimler ve Uluslararası Tepkiler

Arjantin birliklerinin adalara çıkmasından önce başlayan diplomatik temaslar, 2 Nisan 1982’den itibaren Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine taşındı. Konsey başkanının 1 Nisan’da taraflara kuvvet kullanmaktan veya kuvvet kullanma tehdidinden kaçınmaları yönünde yaptığı çağrı sonuçsuz kalınca Birleşik Krallık, Arjantin harekâtının uluslararası barışın ihlali olarak değerlendirilmesini istedi. Güvenlik Konseyi 3 Nisan’da kabul ettiği 502 sayılı kararla çatışmaların derhâl durdurulmasını, bütün Arjantin kuvvetlerinin Falkland Adaları’ndan çekilmesini ve uyuşmazlığın diplomatik yollarla çözülmesini talep etti. Karar, Panama’nın karşı oyuna karşılık on oyla kabul edildi; Çin, İspanya, Polonya ve Sovyetler Birliği çekimser kaldı.【51】


Kararın dili, Arjantin kuvvetlerinin harekâtını açıkça bir “istila” olarak nitelendirmekle birlikte Arjantin’i resmen “saldırgan devlet” ilan etmiyor ve kolektif yaptırım mekanizması kurmuyordu. Bununla beraber 502 sayılı karar, tarafların konumları arasında önemli bir diplomatik asimetri yarattı: Arjantin’den işgal sırasında elde ettiği askerî durumu terk etmesi istenirken Birleşik Krallık’ın egemenlik iddiası onaylanmıyor, uyuşmazlığın esasına ilişkin müzakereler açık bırakılıyordu. Londra kararı meşru müdafaa iddiasının uluslararası dayanağı olarak kullanırken Buenos Aires, ilk iki hükmü birbirinden ayırarak çatışmaların durdurulmasının Britanya donanmasının ilerleyişini de kapsaması gerektiğini savundu. Böylece karar, savaşın diplomatik çerçevesini belirlediği hâlde Arjantin’in çekilmesini sağlayamadı.【52】


Birleşik Krallık, askerî hazırlıklarla eş zamanlı olarak ekonomik baskı kurmaya yöneldi. Arjantin’e askerî malzeme ihracatı durduruldu, 3 Nisan’da Arjantin’e ait mal varlıkları donduruldu ve 6 Nisan gecesinden itibaren Arjantin mallarının ithalatı yasaklandı. Dondurulan varlıkların değeri başlangıçta yaklaşık 1,5 milyar dolar olarak tahmin edilmiş, ancak kriz başlarken Londra’dan New York’a gerçekleştirilen transferler nedeniyle fiilen yaklaşık 900 milyon doların bloke edildiği anlaşılmıştı. Avrupa Topluluğu’nun on üyesi 10 Nisan’da Arjantin’e silah satışını ve mevcut sözleşmeler dışındaki ithalatı durdurma kararı aldı; yaptırımlar 17 Nisan’da yürürlüğe girdi ve başlangıçta dört haftalık bir süre için uygulandı. Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda da ithalat, ihracat kredileri ve askerî malzeme konusunda benzer önlemler benimsedi. Arjantin’in gıda ve yakıt bakımından büyük ölçüde kendine yeterli olması, ticari yaptırımların kısa sürede belirleyici olmasını engelliyordu; asıl baskı, dış borcu yüksek olan ülkenin yeni kredi bulma ve mevcut borçlarını yeniden finanse etme kabiliyeti üzerinde oluştu.【53】

San Carlos Yakınlarında Devriye Gezen Bir Kraliyet Deniz Piyadesi (Imperial War Museums)


Amerika Birleşik Devletleri, egemenlik meselesinde öteden beri tarafsız kalmasına rağmen uyuşmazlığın kuvvet kullanılarak çözülmesini kabul etmeyeceğini açıklamıştı. Başkan Ronald Reagan yönetiminde Avrupa ilişkilerine öncelik veren yetkililer Birleşik Krallık’ın desteklenmesini isterken Latin Amerika politikasından sorumlu çevreler, Arjantin’le son yıllarda geliştirilen askerî ve siyasal ilişkilerin korunmasına çalışıyordu. Bu ikilik, Dışişleri Bakanı Alexander Haig’in 6 Nisan’da başlattığı arabuluculuk girişimine yansıdı. Haig 8 Nisan’da Londra’ya, ertesi gün Buenos Aires’e giderek iki hükûmet arasında mekik diplomasisi yürüttü. İlk taslaklarında Arjantin ve Britanya kuvvetlerinin çekilmesi, adaların belirli bir çevresine yeni kuvvet sokulmaması, geçici yönetimin tarafsız devletlerden oluşan bir yapı tarafından üstlenilmesi ve nihai statü hakkında yeni müzakerelere başlanması öngörülüyordu. Britanya ve Arjantin temsilcilerinin geçici yönetimde bulunması da değerlendirildi.【54】


Görüşmelerin temel uyuşmazlığı, geçici düzenlemenin ulaşacağı siyasal sonuçtu. Londra, adalıların isteklerinin belirleyici olması ve hiçbir düzenlemenin egemenlik meselesini önceden karara bağlamaması üzerinde duruyordu. Buenos Aires ise askerî çekilmenin ancak müzakerelerin sonunda egemenliğin Arjantin’e devredileceğine ilişkin güvence verilmesi hâlinde savunulabileceğini düşünüyordu. Haig’in 27 Nisan’da sunduğu son paket, adalarda önceki Britanya yönetiminin değişmeden yeniden kurulmasını öngörmüyor; özel bir geçici yönetim, iki ülkenin belirli ölçüde temsil edilmesi ve nihai sonucun önceden belirlenmediği görüşmeler öneriyordu. Britanya hükûmeti metnin çeşitli hükümlerine itiraz etmekle birlikte Arjantin’in kabulü hâlinde onu müzakere zemini olarak değerlendirmeye hazırlanmıştı. Arjantin Askerî Cuntası ise öneriyi egemenlik devrini güvence altına almadığı gerekçesiyle 27 Nisan’da mevcut şekliyle kabul etmedi; 29 Nisan’da Washington’a iletilen karşılık da paketin Arjantin’in taleplerini karşılamadığını bildirdi.【55】


Haig girişimi sürerken Buenos Aires, Amerika Kıtası Karşılıklı Yardım Antlaşması’nı (TIAR veya Rio Antlaşması) harekete geçirmek amacıyla 19 Nisan’da Amerikan Devletleri Örgütüne başvurdu. Dışişleri bakanlarının danışma organı 26 Nisan’da toplandı ve 28 Nisan’da Arjantin’in egemenlik iddiasına siyasal destek veren, Avrupa Topluluğu’nun ekonomik önlemlerinden duyulan rahatsızlığı belirten bir karar kabul etti. Bununla birlikte kararda Birleşik Krallık’a karşı ortak askerî müdahale veya bağlayıcı ekonomik yaptırım öngörülmedi. ABD, Şili, Kolombiya ve Trinidad ve Tobago çekimser kaldı. Bu sonuç, Latin Amerika hükûmetlerinin Malvinas iddiasına destek vermekle Arjantin Cuntası’nın kuvvet kullanımını ve onun adına somut maliyet üstlenmeyi birbirinden ayırdığını gösteriyordu.【56】


Arjantin’in Amerikan önerisini reddetmesinin ardından Reagan yönetimi 30 Nisan’da tarafsız arabuluculuk konumundan uzaklaştı. Haig, Arjantin’in Amerikan planını kabul etmediğini kamuoyuna açıklarken Washington yeni ihracat kredilerini, askerî malzeme satışlarını ve belirli ekonomik kolaylıkları askıya aldı; aynı zamanda Birleşik Krallık’ın askerî malzeme taleplerine olumlu cevap verileceğini duyurdu. Buna karşılık genel bir ithalat yasağı getirilmedi ve Washington, askerî sonuç ne olursa olsun uyuşmazlığın sonunda müzakere edilmiş bir siyasal düzenlemeye ihtiyaç duyulacağını vurgulamayı sürdürdü. Dolayısıyla 30 Nisan’daki değişiklik, ABD’nin egemenlik meselesinde Britanya tezini benimsemesinden çok kuvvet kullanılarak yaratılmış duruma karşı NATO müttefikini desteklemesi anlamına geliyordu.【57】


Haig girişiminin sona erdiği sırada Peru Devlet Başkanı Fernando Belaúnde Terry yeni bir uzlaşma planı hazırladı. Haig ile Belaúnde arasında 1–2 Mayıs’ta geliştirilen yedi maddelik taslak; derhâl ateşkes, kuvvetlerin karşılıklı çekilmesi, adaların geçici olarak üçüncü devletlerce yönetilmesi, bir egemenlik uyuşmazlığının bulunduğunun kabulü, adalıların görüş ve çıkarlarının dikkate alınması, Brezilya, Peru, Federal Almanya ve ABD’den meydana gelecek bir temas grubunun kurulması ve 30 Nisan 1983’e kadar kesin anlaşmaya varılması hükümlerini içeriyordu. Arjantin, ABD’nin temas grubunda bulunmasına ve adalıların konumunu tanımlayan ifadelere itiraz etti; “istekler”, “görüşler”, “çıkarlar” ve “özlemler” gibi sözcükler dahi müzakerelerin gelecekteki sonucuna etkileri bakımından tartışma konusu oldu. Plan Britanya’ya henüz resmen sunulmuş ve Londra tarafından kabul edilmiş değildi. ARA General Belgrano’nun 2 Mayıs’ta batırıldığı haberinin Buenos Aires’e ulaşması, Cunta içindeki ABD karşıtlığını güçlendirdi ve Arjantin yönetimi Washington’ın dâhil olduğu bir girişimi sürdürmekten vazgeçti.【58】


Diplomatik ağırlık bunun üzerine Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Javier Pérez de Cuéllar’a geçti. Pérez de Cuéllar’ın gözetimindeki görüşmeler 8 Mayıs’ta başladı. Taslakların ortak zemini; ateşkes ile kuvvetlerin çekilmesinin eş zamanlı işlemesi, geçici bir Birleşmiş Milletler yönetimi kurulması, tarafların hak ve egemenlik iddialarının saklı tutulması ve nihai çözüm için belirli süreli müzakerelere başlanmasıydı. Arjantin 31 Aralık 1982’yi görüşmelerin tamamlanması için hedef tarih olarak önerdi. Londra, bir BM yöneticisini kabul etmeye yaklaşmakla birlikte adaların seçilmiş yasama ve yürütme organlarının tümüyle askıya alınmasına, adalıların geçici yönetimden dışlanmasına ve BM yönetiminin anlaşma sağlanmadan sona ererek siyasal boşluk yaratmasına karşı çıktı.【59】


Taraflar Güney Georgia ile Güney Sandwich Adaları’nın geçici anlaşmaya dâhil edilmesi, Britanya görev kuvvetinin ne kadar geri çekileceği, ekonomik yaptırımların ve deniz dışlama bölgelerinin hangi aşamada kaldırılacağı, adalarda Arjantin vatandaşlarının yerleşme ve mülk edinme hakları ile önceki BM Genel Kurulu kararlarına yapılacak atıflar üzerinde de uzlaşamadı. Arjantin, ateşkesi adalardaki askerî varlığını tümüyle yitirmeden başlatmak ve müzakereleri egemenlik talebini destekleyen dekolonizasyon kararlarıyla ilişkilendirmek istiyordu. Birleşik Krallık ise ateşkesin Arjantin kuvvetlerinin çekilmesini geciktiren bağımsız bir aşamaya dönüşmesini kabul etmiyor, nihai sonucun önceden belirlenmediğinin açıkça yazılmasında ısrar ediyordu. Pérez de Cuéllar 20 Mayıs’ta son bir uzlaşma metni hazırladıysa da Buenos Aires zamanında ayrıntılı karşılık veremedi. Genel Sekreter 21 Mayıs’ta Güvenlik Konseyine girişiminin sonuçsuz kaldığını bildirirken Britanya kuvvetlerinin San Carlos çıkarması başlamış bulunuyordu.【60】


Güvenlik Konseyi 26 Mayıs’ta 505 sayılı kararı oy birliğiyle kabul etti. Karar 502 sayılı kararı yeniden teyit ediyor; Genel Sekreterden iyi niyet görevini yenilemesini, taraflarla derhâl temas kurarak karşılıklı kabul edilebilir ateşkes koşullarını müzakere etmesini ve gerekirse ateşkesi denetleyecek BM gözlemcileri için düzenleme yapmasını istiyordu. Pérez de Cuéllar’ın en geç yedi gün içinde bir ara rapor sunması da öngörülmüştü. Bununla birlikte karar yeni bir çekilme takvimi, yaptırım veya zorlayıcı uygulama mekanizması getirmedi. Muharebeler sürerken tarafların asgari koşulları değişmediği için karar yeni bir diplomatik açılım sağlayamadı.【61】


Avrupa’daki tepkiler ortak bir siyasal çizgi oluşturmakla birlikte aynı ölçüde kararlı değildi. Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand, Arjantin’e silah ambargosu uygulanmasını emretti ve Güvenlik Konseyinde Britanya’yı destekledi; ancak bu destek, Britanya’nın egemenlik iddiasının kabul edildiği anlamına gelmiyordu. Federal Almanya Avrupa Topluluğu yaptırımlarına katıldı fakat çatışmaların başlamasından ve özellikle General Belgrano’nun batırılmasından sonra askerî tırmanmadan duyduğu kaygıyı daha açık dile getirdi. Arjantin’de geniş bir vatandaş topluluğu ve önemli ekonomik çıkarları bulunan İtalya ile tarafsızlık politikası ve Britanya’yla tarihsel sorunları bulunan İrlanda, yaptırımların uzatılması konusunda daha isteksizdi. Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda ise Britanya’ya en istikrarlı diplomatik desteği sağlayan ülkeler arasında yer aldı. Japonya 502 sayılı karara olumlu oy vermesine rağmen Arjantin’le ticari ilişkileri nedeniyle bağlayıcı ekonomik önlemler almaktan kaçındı.【62】


Latin Amerika’daki tutumlar da ortak bir “kıtasal dayanışma” görüntüsünün gerisinde çeşitlilik gösterdi. Venezuela, Arjantin’i en açık biçimde destekleyen devletlerden biri olurken Peru ve Kolombiya art arda barış girişimleri geliştirdi. Brezilya ve Meksika, Arjantin’in tarihsel egemenlik iddiasına yakın durmakla birlikte kuvvet kullanımını onaylamadı ve Birleşik Krallık’la ekonomik ilişkilerini tehlikeye atacak adımlardan kaçındı. Rio Antlaşması çerçevesinde 29 Mayıs’ta kabul edilen ikinci karar Birleşik Krallık’ı kınadı, ABD’den Britanya’ya yardımını durdurmasını istedi ve üye devletleri Arjantin’e bireysel veya ortak yardım sağlamaya çağırdı. ABD, Şili, Kolombiya ve Trinidad ve Tobago’nun karşı çıktığı karar, herhangi bir ortak askerî veya ekonomik uygulamaya dönüşmedi. Bölgesel destek esas olarak diplomatik beyanlarla, sınırlı malzeme yardımlarıyla ve Arjantin’in uluslararası kuruluşlardaki tezlerinin desteklenmesiyle sınırlı kaldı.【63】


Windy Gap'te Gün Batımı (Imperial War Museums)

Şili bu genel görünümün başlıca istisnasıydı. Augusto Pinochet yönetimi resmen tarafsızlığını korudu ve Amerikan Devletleri Örgütündeki ilk kararda çekimser kaldı; buna karşılık Beagle Kanalı uyuşmazlığı nedeniyle Arjantin’i kendi güvenliği bakımından tehdit olarak görüyordu. Bu nedenle Birleşik Krallık’la yürütülen temaslar gizli tutuldu. Şili’nin güneyindeki radarların izlediği Arjantin hava hareketleri Britanya’ya iletildi; keşif ve haberleşme olanakları sağlandı ve Şili sınırındaki askerî baskı Arjantin’in bazı seçkin birliklerini ana karada tutmasına yol açtı. Birleşik Krallık ise Hunter ve Canberra uçakları, radar ve başka askerî malzemeler konusunda Şili’ye kolaylıklar sundu. İş birliğinin gizliliği hem Şili’nin Latin Amerika’daki konumu hem de Londra’nın Pinochet yönetimiyle açık ittifak görüntüsünden kaçınma isteğiyle bağlantılıydı.【64】


Sovyetler Birliği Arjantin’in Batı karşıtı söyleminden yararlanmaya çalıştı; Britanya’yı sömürgecilikle suçladı, Latin Amerika’daki Amerikan nüfuzunu eleştirdi ve Güney Atlantik’i uydu, uçak ve istihbarat gemileriyle izledi. Bununla birlikte 502 sayılı kararı veto etmedi, Arjantin kuvvetlerinin çekilmesi gerektiğini belirtti ve Cunta ile resmî bir askerî ittifaka yönelmedi. Arjantin yönetiminin antikomünist niteliği, Moskova’nın bölgedeki sol hareketlerle ilişkileri ve bağlantısız ülkelerin Arjantin lehine yekpare bir tutum almaması Sovyet desteğinin sınırlarını belirledi. Buenos Aires, Küba ve Bağlantısızlar Hareketi üzerinden siyasal destek aradıysa da bu temaslar savaşın askerî veya diplomatik dengesini değiştirecek bir yardım meydana getirmedi.【65】


Nisan ve mayıs aylarındaki diplomatik faaliyetlerin sonuçsuz kalması, öneri yokluğundan çok tarafların kabul edilebilir asgari sonuçlarının bağdaşmamasından kaynaklandı. Arjantin, askerî çekilmeyi egemenlik devrine doğru geri döndürülemez bir süreçle ilişkilendirmek; Birleşik Krallık ise çekilmeyi ön koşul hâline getirerek adalıların siyasal iradesini ve nihai sonucun açık bırakılmasını güvence altına almak istiyordu. Askerî baskı arttıkça uzlaşma alanı genişlemek yerine daraldı: Londra yaklaşan harekâtın durdurulmasını işgalin ödüllendirilmesi olarak görürken Buenos Aires geri çekilmeyi iç politikada Cunta’nın çöküşüne yol açabilecek bir yenilgi olarak değerlendiriyordu. Savaş sonrasında hazırlanan Rattenbach Raporu, harekâtın sınırlı amacı için “ocupar para negociar”—“işgal ederek müzakere etmek”—ifadesinin kullanıldığını, buna rağmen siyasal hedefin açık biçimde tanımlanmadığını ve 502 sayılı karar, Haig planı, Peru girişimi ile 17 Mayıs tarihli Britanya önerisinin değerlendirilmesinde önemli fırsatların kullanılamadığını tespit etti.【66】

Deniz ve Hava Harekatı

Birleşik Krallık, görev kuvveti Güney Atlantik’e yaklaşırken harekât alanını kademeli biçimde sınırlandırdı. 12 Nisan 1982’de yürürlüğe giren Deniz Dışlama Bölgesi, takımadaların yaklaşık merkezinden itibaren 200 deniz mili yarıçapındaki alanı kapsıyor ve bu bölgedeki Arjantin savaş gemileriyle donanma yardımcılarını saldırıya açık hedefler sayıyordu. 30 Nisan saat 11.00 GMT’de yürürlüğe giren Tam Dışlama Bölgesi ise uygulamayı işgali destekleyen askerî veya sivil gemilerle uçaklara genişletti; aynı zamanda Stanley Havaalanı’nın kapalı olduğu ilan edildi. Bununla birlikte bölgenin sınırları, dışarıda bulunan Arjantin kuvvetlerine dokunulmayacağını güvence altına alan bir çizgi değildi. Birleşik Krallık hükûmeti, 23 Nisan’da görev kuvvetine tehdit oluşturan Arjantin savaş gemileri, denizaltıları ve askerî uçaklarına dışlama bölgesinin dışında da müdahale edilebileceğini bildirmişti. Bu ayrım, 2 Mayıs’taki General Belgrano saldırısının askerî ve siyasal bağlamını oluşturdu.【67】

HMS HERMES Gemisinde Uçuş Güvertesi Operasyonları (Imperial War Museums)


Büyük çaplı deniz ve hava çatışmaları başlamadan önce ilk önemli harekât Güney Georgia’da gerçekleşti. Arjantin denizaltısı ARA Santa Fe, 25 Nisan sabahı Cumberland Körfezi girişinin yaklaşık 5 deniz mili kuzeyinde, su üstünde seyrederken HMS Antrim’in Wessex helikopteri tarafından tespit edildi. Wessex’in bıraktığı iki Mk II su bombası denizaltının yakınında patladı; HMS Brilliant’ın Lynx helikopterinden atılan Mk 46 torpidosu hedefin altından geçerken HMS Endurance ve HMS Plymouth’un Wasp helikopterleri AS.12 güdümlü füzelerle saldırıyı sürdürdü. Ağır hasar gören Santa Fe, King Edward Cove’daki iskeleye ulaşabilse de harekât yeteneğini kaybetti. Bu çatışma, yalnızca helikopterler tarafından yürütülen ilk başarılı denizaltı karşıtı harekât olarak kayda geçti. Aynı gün 79 kişilik ilk Britanya birliği karaya çıkarıldı; HMS Antrim ile HMS Plymouth’un bombardımanı altında Grytviken’e ilerleyen kuvvetler, saat 17.15 dolaylarında Arjantin garnizonunun teslimini kabul etti. Leith’teki birlik de ertesi gün silah bıraktı ve Güney Georgia yeniden Britanya denetimine girdi.【68】


Falkland çevresindeki genel taarruz 1 Mayıs’ta, Ascension Adası’ndan havalanan Avro Vulcan bombardıman uçağının Stanley Havaalanı’na düzenlediği ilk Black Buck harekâtıyla başladı. Tek Vulcan’ın hedefe ulaştırılması ve geri getirilmesi için oluşturulan havada yakıt ikmali zincirinde toplam 18 Victor sortisi uçuldu. Vulcan, yaklaşık 2.400 metre irtifadan, 21 adet 1.000 librelik bombayı pist boyunca çapraz bir hat oluşturacak şekilde bıraktı. Bombalardan biri pistte büyük bir krater açtı; ancak havaalanı bütünüyle kullanılamaz hâle gelmedi ve onarımlardan sonra C-130 Hercules ikmal uçuşları sürdü. Buna karşılık pistin daha ağır ve hızlı savaş uçaklarınca kullanılma ihtimali sınırlandı. Aynı sabah dokuz Sea Harrier Stanley çevresindeki hedeflere, üç Sea Harrier ise Goose Green havaalanına saldırdı; öğleden sonra savaş gemileri Stanley mevzilerini top ateşine tuttu. Bu hareketlilik Arjantin komutanlığında bir çıkarma başladığı izlenimi doğurarak hava kuvvetlerini muharebeye çekti. Gün içinde Mirage III, Dagger, Canberra ve Skyhawk uçaklarıyla düzenlenen karşı harekât, savaşın ilk hava muharebelerine sahne oldu. Sea Harrier’ın alçak irtifadaki manevra kabiliyeti ve her yönden kilitlenebilen AIM-9L Sidewinder füzesi, özellikle yakıt menzilleri nedeniyle hedef bölgesinde uzun süre kalamayan Mirage ve Dagger uçaklarına karşı belirgin üstünlük sağladı.【69】


Denizdeki en önemli karşılaşma 2 Mayıs’ta yaşandı. Arjantin Donanması, kuzeyde uçak gemisi ARA Veinticinco de Mayo grubunu, güneyde ise kruvazör ARA General Belgrano ile iki refakat muhribinden oluşan grubu kullanarak Britanya görev kuvvetini iki yönden sıkıştırmayı tasarlamıştı. Veinticinco de Mayo’nun A-4Q Skyhawk uçaklarını havalandırabilmesi için gereken rüzgârın kesilmesi ve Britanya kuvvetlerinin yerinin kesinleştirilememesi üzerine hücum ertelendi; Arjantin görev gruplarına önceki konumlarına dönmeleri emredildi. Bu kararın istihbaratı Britanya komuta zincirine zamanında ulaşmadı. Güneyde HMS Conqueror, General Belgrano’yu ve Exocet füzeleri taşıyan ARA Hipólito Bouchard ile ARA Piedra Buena muhriplerini izlemeyi sürdürüyordu. Britanya Savaş Kabinesi, temasın kaybedilmesi ve kruvazör grubunun daha sonra yeniden taarruza geçmesi ihtimalini dikkate alarak dışlama bölgesi dışındaki Arjantin savaş gemilerine saldırılmasına izin verdi.


Conqueror, Tam Dışlama Bölgesi’nin dışında ve batı yönünde seyreden General Belgrano’ya 1.400 yarda mesafeden üç Mk VIII torpidosu ateşledi; bunlardan ikisi kruvazöre isabet etti. Denizaltı komutanı Christopher Wreford-Brown, daha yeni Tigerfish torpidoları da taşımasına karşın, 1932’den beri hizmette bulunan Mk VIII’i kruvazörün zırhını ve torpido koruma kuşağını delmeye daha elverişli bulmuştu. Kruvazör kısa süre sonra battı. Saldırının dışlama bölgesi dışında ve gemi Arjantin yönüne dönmüşken gerçekleşmesi yoğun tartışmalara yol açtı. Britanya karar mekanizmasında ise tehdidin geminin o andaki baş istikametinden çok Arjantin donanmasının önceki taarruz emri, kruvazör grubunun ateş gücü ve Conqueror’ın teması kaybetme ihtimali üzerinden değerlendirildiği anlaşılmaktadır.【70】


San Carlos Çıkarmalarından Bir Kare (Imperial War Museums)

General Belgrano’nun batmasının en doğrudan askerî sonucu, Arjantin’in büyük suüstü gemilerini kıyıya yakın ve denizaltıların hareket alanını sınırlandıran sığ sulara çekmesi oldu. Veinticinco de Mayo ve refakat gemileri savaşın geri kalanında Britanya görev kuvvetiyle doğrudan karşılaşmaya girişmedi. Buna karşılık Arjantin denizaltısı ARA San Luis, Falkland çevresinde varlığını sürdürerek Britanya gemilerini geniş çaplı denizaltı savunma harekâtına zorladı. San Luis, 11 Mayıs’ta Falkland Boğazı’ndan geçen HMS Alacrity’ye bir torpido ateşledi; fakat silahın güdüm sistemindeki arıza nedeniyle isabet sağlayamadı. Dolayısıyla Arjantin’in suüstü filosu fiilen etkisizleştirilmiş olsa da denizaltı tehdidi ortadan kalkmadı.


Deniz üstünlüğünün Britanya lehine değişmesi, hava tehdidini azaltmadı. 4 Mayıs’ta Río Grande’den havalanan iki Dassault-Breguet Super Étendard, bir KC-130’dan yakıt aldıktan sonra görev kuvvetine yaklaşarak birer AM39 Exocet füzesi fırlattı. Füzelerden biri denize düşerken diğeri ileri radar gözetleme görevi yapan HMS Sheffield’a saat 14.03’te isabet etti. Füzenin harp başlığı patlamadı; buna rağmen gövdeye giren füze, yakıtı ve gemideki yanıcı malzemeleri tutuşturarak kısa sürede denetim altına alınamayan yangınlar çıkardı. HMS Glasgow saldırıyı önceden saptamıştı; ancak uyarının Sheffield’da bütünüyle alınamaması, bazı görevlilerin harekât merkezinde bulunmaması ve radar temasının Mirage saldırısı sanılarak önemsenmemesi, geminin savunma tedbirlerini zamanında uygulamasını engelledi. Yangın ana su devresini kullanılamaz hâle getirince gemi terk edildi; Sheffield, 10 Mayıs’ta yedekte çekilirken battı. Olay, deniz yüzeyine yakın uçan bir füzeye karşı yalnız gemi radarlarına dayanan savunmanın ve görev kuvvetindeki hava erken ihbar eksikliğinin sonuçlarını gösterdi.【71】


Hava savaşının yapısını belirleyen temel etken coğrafyaydı. Arjantin uçaklarının çoğu Río Grande, Río Gallegos, San Julián ve diğer Patagonya üslerinden kalkıyor, Falkland çevresine ulaşabilmek için yakıtlarının büyük bölümünü gidiş ve dönüşte tüketiyordu. Mirage III ve Dagger uçaklarının havada yakıt ikmali yapamaması, hedef bölgesinde birkaç dakikadan fazla kalmalarını güçleştiriyordu. A-4 Skyhawk ve Super Étendard birlikleri KC-130 tankerlerinden yararlanabilse de tanker sayısı ve koordinasyon gereksinimi sorti üretimini sınırlıyordu. Britanya uçakları ise taşıyıcılardan daha yakın mesafede harekete geçebiliyor, Sea Harrier’ın alçak irtifa manevra kabiliyeti ile AIM-9L füzelerinin teknik üstünlüğünden yararlanıyordu.


Arjantin pilotlarının son derece alçaktan, kimi zaman deniz yüzeyinin yalnızca birkaç metre üzerinden yaklaşması gemi radarlarının tespit süresini kısalttı ve hava savunma füzelerinin etkili angajman mesafesini daralttı. Bununla birlikte bu yöntem, bırakılan bombaların tapalarının kurulması için gereken zamanı da azaltıyordu. Arjantin’in savaş sonrasındaki resmî incelemesi, Britanya gemilerine isabet eden bombaların yaklaşık yüzde 60’ının patlamadığını; mevcut mühimmatın ne deniz hedeflerine ne de kullanılan çok alçak saldırı profiline uygun biçimde hazırlanmış olduğunu belirledi. İnceleme ayrıca Arjantin Hava Kuvvetleri ile Deniz Havacılığı arasında deniz hedeflerine yönelik müşterek eğitimin savaş öncesinde hemen hemen bulunmadığını, düşük irtifa gemi saldırısı yöntemlerinin çatışma başladıktan sonra sınırlı tatbikatlarla aktarılabildiğini ortaya koydu.【72】

San Carlos'taki İnişlerden Önce NORLAND Feribotunda Bekleyen 2. Paraşüt Alayı Askerleri (Imperial War Museums)


Britanya hava savunmasının da önemli sınırlılıkları vardı. Görev kuvvetinde sabit kanatlı hava erken ihbar uçağı bulunmaması, alçaktan gelen uçakların ve Exocet taşıyan Super Étendard’ların füze fırlatmadan önce yakalanmasını güçleştirdi. Uçak gemileri, kaybedilmelerinin bütün harekâtı tehlikeye atacağı düşüncesiyle Falkland’ın doğusunda tutuldu; bunun sonucunda Sea Harrier’ların çıkarma bölgesi üzerinde kalabildiği süre kısaldı. Dağlık arazi San Carlos çevresindeki gemi radarlarında parazit ve kör alanlar yaratırken Sea Dart, Sea Wolf, Sea Cat, Rapier ve Blowpipe sistemlerinin her biri farklı irtifa ve yaklaşma açılarına karşı değişen ölçülerde etkili olabildi. Sea Dart tehdidi Arjantin uçaklarını daha alçak uçmaya zorluyor; ancak bu durum gemilerin onları radar ve uzun menzilli füzelerle izlemesini güçleştiriyordu.【73】


Britanya kuvvetleri, Mayıs ortasında Arjantin’in deniz ikmalini ve adalardaki hava gücünü aşındırmaya yöneldi. 9 Mayıs’ta istihbarat topladığı belirlenen Arjantin trol gemisi Narwal, Sea Harrier’ların bomba ve top saldırısıyla etkisizleştirildi. 11 Mayıs gecesi HMS Alacrity, Falkland Boğazı’ndan geçerken Stanley’den Port Howard garnizonuna araç ve yakıt taşıyan ARA Isla de los Estados’u tespit ederek top ateşiyle batırdı. 16 Mayıs’ta Río Carcarañá ve Bahía Buen Suceso nakliye gemileri de hava saldırıları sonucunda kullanılamaz hâle getirildi. Bu müdahaleler Arjantin’in yalnız ana karadan adalara ulaşan ikmalini değil, Doğu ve Batı Falkland arasındaki kıyı taşımacılığını da önemli ölçüde kısıtladı.【74】


Adalardaki uçaklara karşı en etkili eylem, 14–15 Mayıs gecesi Pebble Adası’ndaki Calderón Hava Üssü’ne düzenlenen baskındı. Kırk beş SAS mensubu ile bir Kraliyet Topçu ileri gözetleyicisi, üç Sea King helikopteriyle adanın güney kıyısına indirildi. Baskın sırasında HMS Glamorgan yıldız mermileriyle havaalanını aydınlattı ve topçu desteği sağladı. Altı IA-58 Pucará, dört T-34C Mentor ve bir Short Skyvan olmak üzere toplam 11 uçak, mühimmat ve yakıt depolarıyla birlikte imha edildi veya kullanılamaz duruma getirildi. Birliğin tamamı yaklaşık saat 09.30’da helikopterlerle geri alındı. Baskın, Falkland Boğazı’nın kuzey girişindeki gemilere tehdit oluşturabilecek yerel hava gücünü azaltırken Arjantin birliklerine Britanya özel kuvvetlerinin takımadaların iç kesimlerinde hareket edebildiğini gösterdi.【75】


21 Mayıs’ta San Carlos Water’da çıkarma başlayınca hava-deniz savaşının ağırlık merkezi değişti. Exocet tehdidi nedeniyle uçak gemilerinin doğuda tutulması, çıkarma filosunun korumasını büyük ölçüde boğazdaki refakat gemilerine bıraktı. Savunmanın dış halkasını Sea Harrier muharebe hava devriyeleri, ikinci halkasını çoğunlukla Sea Dart taşıyan bir Type 42 muhribi ile Sea Wolf taşıyan bir Type 22 firkateyninden oluşan “füze kapanı”, daha içerideki halkasını gemilerin top ve kısa menzilli füzelerinden meydana gelen “top hattı” oluşturuyordu. Dar demirleme alanında toplanan çıkarma ve ikmal gemileri ise küçük çaplı toplar, Sea Cat, karaya çıkarılmakta olan Rapier bataryaları ve piyadenin ateşiyle korunuyordu. Aralıksız saldırılar nedeniyle San Carlos Water, Britanya personeli arasında kısa sürede “Bomb Alley” adıyla anılmaya başladı.


İlk Arjantin uçakları öğleden sonra Batı Falkland’ın arazi örtüsünden yararlanarak boğaza girdi. HMS Antrim, patlamayan 1.000 librelik bir bombayla ağır hasar gördü; HMS Broadsword ve HMS Brilliant top ateşiyle vuruldu. HMS Argonaut’a iki bomba isabet etti, fakat ikisi de patlamadı; gemi yine de hareketsiz kaldı. Günün ilerleyen saatlerinde Arjantin Deniz Havacılığına bağlı A-4Q Skyhawk’lar HMS Ardent’ı art arda vurdu. Toplam yedi bomba isabeti alan firkateynin silah ve kumanda sistemleri devre dışı kaldı; gemi tahliye edildikten sonra gece boyunca yanarak battı. Arjantin uçakları yaklaşık 45 taarruz sortisi gerçekleştirip 10 uçak kaybetmesine rağmen çıkarma gemilerinden çok karşılarına çıkan refakat gemilerine yöneldi. Bu nedenle ağır gemi hasarına karşın askerlerin, mühimmatın ve malzemenin karaya çıkarılması durdurulamadı.【76】


23 Mayıs’ta dört A-4B Skyhawk’ın saldırısına uğrayan HMS Antelope’a iki adet 1.000 librelik bomba isabet etti; bombaların ikisi de ilk anda patlamadı. Bunlardan birini etkisizleştirmeye çalışan bomba imha ekibinin müdahalesi sırasında meydana gelen patlama, gemide hızla yayılan yangına yol açtı. Mühimmat depoları gece boyunca infilak etti ve Antelope ertesi sabah battı. Olay, patlamayan bombaların Britanya gemileri için yalnız saldırı anında değil, saatler sonra da ciddi bir tehlike oluşturduğunu gösterdi. Bombaların sık sık patlamadığının Arjantin tarafından öğrenilmesini önlemek isteyen Britanya komutanlığı, bu tarihten sonra konu hakkında basına bilgi verilmesini sınırlandırdı.【77】


25 Mayıs, hava-deniz muharebesinin ikinci kritik günüydü. San Carlos’un kuzeybatısında HMS Coventry ile HMS Broadsword, Sea Dart ve Sea Wolf sistemlerini birlikte kullanacak biçimde konuşlandırılmıştı. Alçaktan yaklaşan A-4B’lerin ilk koluna karşı Broadsword’un Sea Wolf sistemi hedefe kilitlendi; ancak Coventry’nin ateş açısını düzeltmek amacıyla yaptığı dönüş, iki geminin görüş hatlarını kesiştirdi ve füzenin fırlatılmasını engelledi. Üç bombayla vurulan Coventry kısa sürede su aldı ve saat 19.24’te alabora oldu.


Aynı gün Río Grande’den kalkan iki Super Étendard, görev kuvvetinin doğudaki konumuna yönelerek kalan AM39 Exocet’lerinden ikisini fırlattı. Britanya gemilerinin attığı yoğun radar yanıltıcı şeritler füzeleri ilk hedeflerinden saptırdı; ancak iki füze de daha sonra savunma sistemi bulunmayan Atlantic Conveyor’ı buldu. Gemiye yayılan yangın kontrol altına alınamadı. Atlantic Conveyor ile birlikte üç Chinook ve altı Wessex helikopteri, 4.500 kişilik çadır donanımı, ileri Harrier üssüne ait pist ve yakıt ikmal malzemeleri de kaybedildi. Yalnız uçuşta bulunan bir Chinook ile bir Wessex kurtuldu. Kaybedilen helikopterler, kara birliklerinin hareket planını doğrudan etkileyerek personel ve malzemenin büyük bölümünün yaya veya deniz yoluyla taşınmasını zorunlu kıldı.【78】


Savaş boyunca Güney Atlantik’e toplam 28 Sea Harrier ve 14 RAF Harrier GR.3 gönderildi. Sea Harrier’lar 1.100’ü aşkın muharebe hava devriyesi ve 90 taarruz destek görevi, Harrier GR.3’ler ise 125 kara taarruzu ve taktik keşif sortisi gerçekleştirdi. Bu yoğun faaliyet, Arjantin uçaklarının Falkland üzerinde kesintisiz hareket etmesini önledi; fakat Britanya kuvvetleri San Carlos günlerinde tam ve sürekli hava üstünlüğü kuramadı. 21–25 Mayıs arasında savaş sonrası hesaplamayla 10 Skyhawk ve 9 Dagger kaybedildi. Muharebe sırasında Britanya tarafından açıklanan rakamlar bundan belirgin biçimde yüksekti; hızlı hareket eden uçaklara aynı anda gemiler, Sea Harrier’lar ve kara hava savunma sistemlerince ateş açılması, tek bir kaybın birden fazla silah sistemine yazılmasına yol açmıştı.【79】


Bir İngiliz Paraşütçüsü (Imperial War Museums)

San Carlos çevresindeki saldırıların azalmasından sonra Arjantin hava gücü, Britanya birliklerinin doğuya doğru ilerlemesine ve deniz yoluyla taşınmasına karşı kullanılmaya devam etti. 8 Haziran’da Fitzroy ve Bluff Cove çevresindeki hareketlilik tespit edilince dört Mirage III dikkat dağıtma, sekiz A-4B Skyhawk ve altı Dagger taarruz göreviyle gönderildi. Dagger’lar HMS Plymouth’a dört bomba isabet ettirdi; bombaların hiçbiri patlamadı, ancak yangın ve hasar meydana geldi. Alçaktan Port Pleasant’a giren Skyhawk’lar ise RFA Sir Galahad ve RFA Sir Tristram çıkarma gemilerini vurdu. Bölgedeki Rapier sistemlerinin çoğu henüz faal değildi, yüzey refakati bulunmuyordu ve en yakın Sea Harrier devriyesi Plymouth’a saldıran Dagger’ları takip ediyordu. Sir Galahad’daki yangın hızla denetimden çıkarak gemiyi kullanılamaz hâle getirdi; Sir Tristram da ağır hasar gördü. San Carlos’tan sonra gerçekleşen bu saldırı, hava tehdidinin zayıflamış olmakla birlikte korumasız nakliye gemilerine karşı hâlâ etkili olabileceğini gösterdi.【80】


Denizden yapılan topçu desteği savaşın sonuna kadar sürdü. Britanya muhrip ve firkateynleri Stanley çevresindeki mevzilere gece bombardımanları düzenleyerek kara harekâtına doğrudan destek verdi. Buna karşı Arjantin Donanması, gemiler için tasarlanan MM38 Exocet’i karadan ateşleyebilmek amacıyla özgün bir düzenek geliştirdi. Deniz mühendisi Yüzbaşı Julio Pérez ile iki sivil teknisyenin hazırladığı sistem; A-69 sınıfı korvetlerden sökülen fırlatma rampaları, bir jeneratör, tekerlekli taşıyıcılar ve fırlatma sırasını kronometreyle yöneten dört telefon santrali anahtarından oluşuyordu. Stanley yakınlarında geceleri mevzilendirilen bu düzenek, birkaç başarısız girişimin ardından 12 Haziran sabahı HMS Glamorgan’ı vurdu. Two Sisters muharebesini desteklemek üzere 261 top mermisi ateşleyen Glamorgan, dönüş yolunda Exocet tehlike alanının güneybatı köşesinden geçerken füze tespit edildi. Geminin sert dönüşü füzenin bordaya doğrudan çarpmasını engelledi; Exocet uçuş güvertesinin kenarına isabet ederek hangarda yangın çıkardı. Mürettebat yangını söndürmeyi ve geminin makinelerini çalışır durumda tutmayı başardı. Bu, savaş sırasında bir Britanya gemisine yöneltilen son başarılı saldırıydı.【81】


Deniz ve hava harekâtının genel sonucu, taraflardan hiçbirinin bütün imkânlarını eksiksiz kullanamadığı bir üstünlük mücadelesiydi. Nükleer denizaltılar Arjantin’in büyük suüstü filosunu savaş alanından uzaklaştırarak Britanya’ya deniz ulaştırma hatlarını koruma ve çıkarma kuvvetini adalara getirme olanağı sağladı. Sea Harrier’lar, uçak gemileri ve gemi hava savunma sistemleri Arjantin’in tam hava üstünlüğü kurmasını önledi; ancak hava erken ihbar eksikliği, taşıyıcıların uzakta tutulması ve San Carlos’un radar bakımından elverişsiz coğrafyası Britanya gemilerini ciddi ölçüde savunmasız bıraktı. Arjantin havacılığı; menzil, müşterek komuta, hedef seçimi ve mühimmat tapası sorunlarına rağmen Britanya filosuna ağır darbeler indirdi, fakat çıkarma ve ikmal faaliyetlerini durduramadı. Böylece Britanya denizde belirleyici, havada ise tam olmayan fakat kara harekâtının sürdürülmesine yetecek ölçüde yerel ve işlevsel bir üstünlük elde etti.【82】

Çıkarma ve Kara Harekatı

Birleşik Krallık’ın adaları geri almak üzere hazırladığı kara harekâtı, 21 Mayıs 1982 sabahı Doğu Falkland’ın batı kıyısındaki San Carlos Körfezi’nde başlatılan Sutton Harekâtı ile yeni bir safhaya girdi. Tuğgeneral Julian Thompson’ın komutasındaki 3. Komando Tugayı, Arjantin birliklerinin ağırlıklı olarak Stanley çevresinde toplanmış olmasından ve körfezin denizden gözetlenmesini güçleştiren arazi yapısından yararlandı. İlk dalgada 40. Kraliyet Deniz Piyade Komandosu ile 2. Paraşüt Taburu, ardından 45. Komando ve 3. Paraşüt Taburu karaya çıkarıldı; 42. Komando başlangıçta yedek olarak tutuldu. Özel Tekne Servisi (İngilizce: Special Boat Service - SBS) birlikleri ana çıkarmadan önce Fanning Head’deki Arjantin gözetleme mevzisine müdahale etti. Yaklaşık 5.000 askerin gün içinde karaya çıkarılmasıyla İngilizler, Arjantin komutanlığını taktik düzeyde hazırlıksız yakalayan bir köprübaşı kurdu.【83】

Kraliyet Topçu Birliği'ne Bağlı 29. Komando Alayı'na Ait 105 mm'lik Hafif Top (Imperial War Museums)


Birliklerin yerleşimi, köprübaşının hem Stanley yönünden hem de Darwin–Goose Green hattından gelebilecek bir kara karşı taarruzuna karşı korunmasını amaçlıyordu. 2. Paraşüt Taburu Sussex Dağları’na ilerleyerek güney yaklaşımını kapatırken 40. Komando Verde Dağları çevresinde mevzilendi; 3. Paraşüt Taburu Port San Carlos bölgesini, 45. Komando ise Ajax Körfezi’ndeki ikmal ve sahra hastanesi tesislerini korudu. Topçu bataryaları, hafif hava savunma sistemleri, araçlar, mühimmat ve yiyecek mümkün olduğunca hızlı boşaltıldı. Rapier hava savunma bataryalarının konuşlandırılmasına öncelik verilmekle birlikte sulak zemin, elektronik donanım arızaları ve hava saldırıları sistemlerin başlangıçtaki etkinliğini sınırladı. Körfezdeki deniz ve hava muharebesi sürerken, karadaki birlikler çoğu kez gemilerin boşaltılmasına, malzemenin dağınık depolama alanlarına taşınmasına ve savunma mevzilerinin hazırlanmasına aynı anda katılmak zorunda kaldı.【84】


Köprübaşı güvence altına alındıktan sonra harekâtın hangi hızla sürdürüleceği tartışmalı hâle geldi. Thompson’ın ilk görevi takviye kuvvetleri kabul edebilecek sağlam bir üs bölgesi kurmaktı; buna karşılık Londra’daki harekât merkezi, diplomatik bir ateşkes yürürlüğe girmeden önce gözle görülür bir ilerleme sağlanmasını istiyordu. Kara kuvvetlerinin genel komutanlığına atanan Tümgeneral Jeremy Moore’un henüz bölgeye ulaşmamış olması, bu ilk günlerde stratejik yönlendirmeyi zorlaştırdı. Stanley yaklaşık 80 kilometre doğudaydı ve iki merkez arasındaki arazi belirgin bir yol ağına sahip değildi. Turbalıklar, taşlık sırtlar, derin akarsular ve sık değişen hava koşulları, motorlu hareketi büyük ölçüde yollar ve paletli araçlarla sınırlıyordu.【85】


Hava nakil kapasitesi de planlanandan daha dardı. Bir topçu bataryasının silahlarıyla mühimmatını ileri mevzilere taşımak, yaklaşık yetmiş Sea King helikopter seferine eşdeğer bir yük oluşturabiliyordu. Atlantic Conveyor’ın batmasıyla üç Chinook’un yanı sıra çok sayıda Wessex helikopterinin kaybedilmesi, birliklerin önemli bir bölümünü yürüyerek ilerlemek zorunda bıraktı. Kurtarılan tek Chinook olan ZA718, “Bravo November” çağrı adıyla harekât boyunca olağan kapasitesinin üzerinde kullanıldı. Bununla birlikte yalnız helikopterlere dayalı bir ilerleme, kıt taşıma kapasitesini topçu, mühimmat ve ikmal malzemesinden piyade nakline kaydıracağından sürdürülebilir değildi. İngiliz kara harekâtı böylece deniz yoluyla kıyıdan ikmal, sınırlı hava nakli ve uzun mesafeli yaya intikallerinin bir bileşimine dönüştü.【86】


San Carlos’un yaklaşık 25 kilometre güneyindeki Darwin ve Goose Green yerleşimleri, Stanley’ye giden doğrudan yol üzerinde bulunmuyordu. Ancak burada konuşlandırılmış Arjantin birlikleri köprübaşının güney kanadını tehdit ediyor, İngilizlerin Lafonia yarımadasına erişimini engelliyor ve harekâtın durağanlaştığı izlenimini güçlendiriyordu. Goose Green’deki Arjantin kuvveti, Yarbay Ítalo Ángel Piaggi’nin komutasında 12. Piyade Alayı unsurları, 25. Piyade Alayı’ndan birlikler, hava kuvvetleri personeli, topçu ve hava savunma birliklerinden oluşan karma bir görev kuvvetiydi. Bölgedeki 114 sivil, 1 Mayıs’tan itibaren Goose Green toplum merkezinde tutuluyordu; bu durum, yerleşimin ağır ateş altına alınmasını güçleştiren önemli bir etkendi. Başlangıçta sınırlı bir baskın olarak düşünülen harekât, 2. Paraşüt Taburu Komutanı Yarbay Herbert “H” Jones’un emriyle bölgenin ele geçirilmesini amaçlayan tam kapsamlı bir taarruza dönüştü.【87】


2. Paraşüt Taburu, 27 Mayıs gecesi Camilla Creek House çevresinden hareket ederek 28 Mayıs’ın ilk saatlerinde taarruza geçti. İngilizler Burntside House ve Boca House çevresindeki ileri mevzileri aştıktan sonra Darwin sırtında makineli tüfekler, havanlar ve sahra toplarıyla desteklenen daha güçlü bir savunmayla karşılaştı. Yetersiz keşif, sınırlı topçu mühimmatı ve hava desteğinin hava koşullarına bağlı kalması, taburun birbirinden kopuk küçük birlikler hâlinde savaşmasına yol açtı. Jones, Darwin sırtındaki direnişi doğrudan bir saldırıyla kırmaya çalışırken öldürüldü ve daha sonra Victoria Haçı ile ödüllendirildi. Bununla birlikte muharebenin seyri tek bir saldırıyla değişmedi; Arjantin mevzilerinin aşılması, gün boyunca sürdürülen piyade manevraları ile havan, topçu ve tanksavar silahlarının birlikte kullanılmasını gerektirdi.【88】


İngiliz Makineli Tüfekçi Nöbet Tutuyor (Imperial War Museums)

Komutayı devralan Binbaşı Chris Keeble, cepheden yinelenen saldırılar yerine Arjantin savunmasının kanatlarını kuşatmaya ve ateş üstünlüğü kurmaya yöneldi. İngiliz birlikleri Darwin sırtını geçerek Goose Green çevresinde birleşirken Arjantin kuvvetlerinin yerleşim dışına çıkış yolları kesildi. Hava koşullarının düzelmesiyle sağlanan sınırlı Harrier desteği ve topçu mevzilerine yöneltilen ateş de savunmanın hareket serbestisini azalttı. Keeble’ın teslim çağrısının ardından Piaggi, 29 Mayıs’ta kuvvetlerinin silah bırakmasını kabul etti. Goose Green’in ele geçirilmesi, San Carlos köprübaşının güney kanadını güvenceye almanın yanında İngiliz birliklerinin moralini yükseltti; ancak muharebenin uzunluğu ve şiddeti, Arjantin garnizonlarının ciddi bir direniş göstermeden dağılacağı varsayımını da geçersiz kıldı.【89】


Tümgeneral Moore, 30 Mayıs’ta kara kuvvetlerinin komutasını fiilen devraldı ve 1 Haziran tarihli harekât emrinde temel hedefi Stanley’nin ele geçirilmesi olarak belirledi. İlerleme iki ana eksen üzerinden planlandı. 3. Komando Tugayı, Teal Inlet ve Estancia House üzerinden Stanley’nin kuzey ve batısındaki Mount Kent, Mount Challenger, Mount Longdon, Two Sisters ve Mount Harriet yükseltilerine yönelecekti. 5. Piyade Tugayı ise Goose Green’in doğusundan Fitzroy ve Bluff Cove’a ulaşacak, Stanley’nin güneybatısındaki Mount Tumbledown, Mount William ve Sapper Hill hattına saldıracaktı. 40. Komando, ikmal üssü niteliği kazanan San Carlos’u korumak üzere geride bırakıldı.【90】


Kuzey eksenindeki ilerleme, İngiliz harekâtının en ayırt edici safhalarından birini oluşturdu. 42. Komando’nun öncü unsurları 30–31 Mayıs gecesi helikopterlerle Mount Kent çevresine taşındı; bölgede daha önce Özel Hava Servisi devriyeleri ile Arjantin komando birlikleri arasında çatışmalar yaşanmıştı. 45. Komando ile 3. Paraşüt Taburu ise büyük ölçüde yürüyerek ilerledi. Askerler yer yer 50 kilogramı aşan sırt çantaları, silahlar ve mühimmatla turbalık araziyi, karla karışık yağmuru ve kuvvetli rüzgârı aşmak zorunda kaldı. Kraliyet Deniz Piyadelerinin “yomp”, paraşütçülerin ise “tab” olarak adlandırdığı bu yürüyüşler sırasında Douglas ve Teal Inlet sakinleri birliklere barınak, sıcak yiyecek, arazi bilgisi, traktör ve römork sağladı. Sivil araçlar özellikle ağır silahların ve mühimmatın taşınmasında askerî nakliye araçlarının eksikliğini kısmen giderdi.【91】


İleri harekâtın önündeki Arjantin keşif perdesi, küçük fakat şiddetli çatışmalarla temizlendi. Dağ ve Arktik Savaş Kadrosu’na bağlı on dokuz kişilik İngiliz birliği, 31 Mayıs’ta Top Malo House’da barınan Arjantinli bir özel birlik devriyesine saldırdı. Ahşap yapının tanksavar roketleri ve makineli tüfek ateşiyle vurulması üzerine Arjantin devriyesi dışarı çıkmak zorunda kaldı ve kısa çatışmanın ardından etkisiz hâle getirildi. Bu harekât Mount Kent’e giden yaklaşma yollarından birini açtı; İngiliz devriyeleri daha sonra Stanley çevresindeki savunmanın yerini ve gücünü belirlemek üzere Mount Longdon ile Murrell Nehri arasına kadar sokuldu.【92】


1 Haziran’da San Carlos’a çıkan 5. Piyade Tugayı, İskoç ve Galler Muhafız taburları ile 1/7. Gurka Tüfek Taburu’ndan oluşuyordu. Tugay, 3. Komando Tugayı kadar uzun süre birlikte eğitim yapmamış, sefer kuvvetine daha geç dâhil edilmiş ve yeterli haberleşme ile ulaştırma araçlarından yoksun bırakılmıştı. 2. Paraşüt Taburu’nun 2 Haziran’da helikopterlerle Fitzroy’a gönderilmesi, İngiliz ileri hattını bir anda yaklaşık 50 kilometre doğuya taşıdı; ancak bunu destekleyecek kara ve hava nakil kapasitesi bulunmadığından diğer birliklerin deniz yoluyla Bluff Cove’a taşınması gerekti. 8 Haziran’daki hava saldırısının ardından Moore, güney eksenindeki kuvvetleri yeniden düzenledi; taarruz temposu yavaşlarken birliklerin dağınık konuşlanması ve iki tugay arasındaki görev paylaşımı yeniden ele alındı.【93】

Arjantin Uçaklarını Gözetleyen Bir Rapier Füze Bataryası (Imperial War Museums)


Stanley çevresindeki Arjantin savunması, batıdan doğuya uzanan yaklaşık 48 kilometrelik bir dış hat üzerine kurulmuştu. Ancak asker sayısı bu çevrenin tamamını kesintisiz biçimde tutmaya yetmediğinden savunma, hâkim yükseltilerdeki birbirinden ayrı direnme noktalarına dayanıyordu. Bu mevziler ağır makineli tüfekler, havanlar, mayın tarlaları ve sahra topçusuyla güçlendirilmişti; buna karşılık aralarındaki bağlantı zayıf, karşı taarruz için ayrılmış hareketli yedekler sınırlıydı. İngiliz komutanlığı, tek bir dar koridorda ilerlemenin yan ateşe açık birlikler yaratacağını değerlendirerek Stanley’nin batısındaki bütün önemli yükseltileri art arda ele almaya karar verdi. Taarruz, topçu mühimmatının ileri depolara taşınması amacıyla 11 Haziran gecesine kadar ertelendi. Moore başlangıçta her top için 1.000 mermi hazırlanmasını istemiş, taşıma güçlükleri nedeniyle bu miktarı yaklaşık 500’e indirmişti; son muharebelerin bitiminde bazı bataryalarda yalnızca birkaç mermi kalacaktı.【94】


İlk genel taarruz 11–12 Haziran gecesi Mount Longdon, Two Sisters ve Mount Harriet’e yöneltildi. Yarbay Hew Pike komutasındaki 3. Paraşüt Taburu, Mount Longdon’da esas olarak 7. Piyade Alayı’nın B Bölüğü tarafından savunulan kayalık mevzilere saldırdı. Başlangıçta sessiz ilerleyen tabur, mayınlara temas edilmesi ve işaret fişeklerinin atılması üzerine yoğun makineli tüfek, keskin nişancı ve topçu ateşi altında kaldı. Kayalık çıkıntılar saldırı kollarını birbirinden ayırıyor, doğal çatlaklara yerleştirilmiş savunma mevzileri ateşin kesin kaynağının belirlenmesini güçleştiriyordu. Çavuş Ian McKay, tabur ilerlemesini durduran bir makineli tüfek mevzisine saldırırken öldürüldü ve ölümünden sonra Victoria Haçı ile ödüllendirildi. Yaklaşık on saat süren yakın muharebenin ardından yükselti ele geçirildi; fakat tabur ağır kayıplara uğradı ve gün ışığında Stanley’ye doğru ilerleyemedi.【95】


Mount Longdon’ın güneyinde 45. Komando, Yarbay Andrew Whitehead’ın komutası altında Two Sisters’a saldırdı. Arjantin savunmasının çekirdeğini 6. Piyade Alayı’nın B Bölüğü ile 4. Piyade Alayı’ndan takviye birlikleri oluşturuyordu. Komando bölükleri yükseltinin batı ve doğu sırtlarına ayrı yönlerden ilerledi; sert rüzgâr, kayalık arazi ve ağır makineli tüfek ateşi saldırıların eş zamanlı yürütülmesini engelledi. Buna rağmen küçük birlik komutanlarının inisiyatif kullanması ve topçu ateşinin mevzilerin hemen önüne kadar kaydırılması sonucunda savunma adım adım geriletildi. İngiliz birlikleri 12 Haziran sabahında Two Sisters’ın iki ana zirvesine hâkim oldu.【96】


42. Komando’nun Mount Harriet taarruzu ise kapsamlı devriye faaliyeti ve aldatmaya dayalı bir kuşatma manevrasıydı. Yarbay Nick Vaux, Arjantin savunmasının saldırıyı batıdan beklediğini saptayarak ana kuvveti güneyden dolaştırdı ve yükseltinin arkasına yöneltti. Fırkateyn Yarmouth’un batı yamaçlarına açtığı ateş, savunucuların dikkatini yanlış yönde tutmaya yardımcı oldu. İngiliz öncüleri fark edilmeden bazı mevzilere yaklaşık 150 metreye kadar sokuldu; ardından bini aşkın top, havan ve gemi mermisinin desteklediği yakın muharebe başladı. 4. Piyade Alayı’nın mevzileri sabah saatlerine kadar birer birer düştü. Mount Harriet’in görece sınırlı İngiliz kaybıyla ele geçirilmesi, ayrıntılı keşif, gece eğitimi ve dolaylı yaklaşımın doğrudan cephe saldırısına karşı üstünlüğünü gösterdi.【97】


İkinci genel taarruz 13–14 Haziran gecesi başlatıldı. Ana çatışma, 2. İskoç Muhafız Taburu ile Arjantin 5. Deniz Piyade Taburu arasında Mount Tumbledown’da yaşandı. Arjantin deniz piyadeleri iyi hazırlanmış taş mevzilerde bulunuyor, sahra topları ve havanlarla destekleniyordu. Şiddetli rüzgâr, karanlık ve engebeli zemin, Muhafız bölüklerinin birbirleriyle bağlantısını sık sık kesti. Batıdan ilerleyen Left Flank Bölüğü, bazı taş siperleri el bombaları, tüfek ateşi ve süngü hücumlarıyla ele geçirmek zorunda kaldı. Binbaşı John Kiszely’nin sevk ettiği saldırı kolları sırt boyunca ilerlerken diğer bölükler Arjantin kuvvetlerinin takviye ve geri çekilme yollarını tehdit etti. Saatler süren yakın muharebenin ardından Tumbledown’ın büyük bölümü İngilizlerin eline geçti ve deniz piyadelerine Stanley yönünde çekilme emri verildi.【98】

Kara Muharebelerinde Kullanılan Bir Scorpion Hafif Tankı (Imperial War Museums)


Tumbledown’daki çatışma sürerken 2. Paraşüt Taburu Wireless Ridge’e saldırdı. Goose Green’deki sınırlı ateş desteğinin aksine bu harekât, iki topçu bataryası, havanlar, donanma ateşi ve Blues and Royals birliğine ait Scorpion ile Scimitar hafif zırhlı araçları tarafından desteklendi. Sessiz sızma yerine bilinçli olarak büyük bir ateş yoğunluğu kuruldu; 7. Piyade Alayı’nın mevzileri aşamalı saldırılarla parçalandı ve Moody Brook yönünden girişilen karşı hareket geri püskürtüldü. Tumbledown’ın doğusundaki Mount William’a ilerleyen Gurkalar ise Arjantin birliklerinin çekilmeye başlaması nedeniyle daha sınırlı direnişle karşılaştı. Sapper Hill’deki savunmanın da geri alınmasıyla Stanley’nin batısındaki dış mevziler birbirinden koptu. İngiliz birlikleri yerleşimin dış mahallelerine ulaştığında, Arjantin kuvvetlerinin düzenli bir savunma hattı kurma imkânı kalmamıştı.【99】


Kara harekâtının sonucu yalnızca iki ordunun askerî nitelikleri arasındaki farklılıkla açıklanamaz. İngiliz birlikleri gece muharebesi, küçük birlik harekâtı, topçu–piyade eş güdümü ve alt kademe komutanlarının inisiyatifi bakımından belirgin bir üstünlüğe sahipti; buna karşılık helikopter, kara aracı ve mühimmat taşıma kapasitesindeki eksiklikler harekâtı birkaç kez durma noktasına getirdi. Arjantin savunması, geniş bir çevreye dağılmış sabit mevzilere bağımlı kalması, yetersiz hareketli yedekleri, komuta kademeleri arasındaki zayıf eş güdüm ve bazı birliklerdeki eğitim noksanlığı nedeniyle inisiyatifi ele geçiremedi. Bununla birlikte Goose Green, Mount Longdon ve Tumbledown’daki direniş; 5. Deniz Piyade Taburu, komando birlikleri, topçular ve 25. Piyade Alayı gibi birliklerin bütünüyle hazırlıksız veya savaşma iradesinden yoksun olmadığını gösterdi. 14 Haziran sabahında Stanley çevresindeki savunmanın çözülmesi, farklı eğitim ve donanıma sahip Arjantin birliklerinin tek bir harekât düzeni içinde etkili biçimde kullanılamamasının sonucuydu.【100】

Teslim, Savaş Esirleri ve Savaşın Bilançosu

14 Haziran 1982 sabahında Wireless Ridge, Mount Tumbledown ve Mount William’daki savunmanın çözülmesi, Stanley’deki Arjantin garnizonunu deniz ile İngiliz kara birlikleri arasında sıkışmış durumda bıraktı. Arjantin birlikleri yüksek araziden düzensiz gruplar hâlinde Stanley’ye çekilirken İngiliz topçu ateşi önce geri çekilen kuvvetlere yöneltildi, ardından yenilmiş birliklerin gereksiz yere imha edilmesini önlemek amacıyla durduruldu. Saat 15.05 Zulu’da Arjantin komutanlığının görüşmeye hazır olduğu bildirildi; 15.30’dan itibaren İngiliz birliklerine yalnızca meşru müdafaa hâlinde ateş açmaları emredildi. Savaşın bitişiyle özdeşleşen “Stanley üzerinde beyaz bayrak” anlatısının aksine, o sırada görülen tek beyaz bayrak Arjantin karargâhına değil bir sivilin evine aitti.【101】


İki taraf arasında doğrudan temas kurulmasına imkân veren kanal, Stanley’de işleyişini sürdüren sivil sağlık haberleşme ağıydı. İngilizler 5 Haziran’dan itibaren bu ağ üzerinden Arjantin Deniz Kuvvetleri mensubu Yüzbaşı Melbourne Hussey ile düzenli temas kurmuş, fakat ilk çağrılara resmî karşılık alamamıştı. Son muharebeler sırasında kentte çalışan hekim Alison Bleaney, daha fazla asker ve sivilin ölmesini önlemek amacıyla Hussey’yi görüşmeleri başlatmaya teşvik etti. Hussey, 14 Haziran günü yerel saatle 13.00’ten kısa süre sonra ateşkes koşullarını konuşmak istediğini bildirdi. 22. Özel Hava Servisi Alayı Komutanı Yarbay Michael Rose ile İspanyolca bilen Kraliyet Deniz Piyadesi Yüzbaşı Rod Bell, helikopterle Stanley’deki futbol sahasına götürüldü ve yaklaşık 15.30’da Sekretarya binasında Arjantin heyetiyle görüşmeye başladı.【102】


Stanley savunmasının sürdürülemeyeceği sonucuna varan Tümgeneral Mario Benjamín Menéndez, daha önce Devlet Başkanı Korgeneral Leopoldo Galtieri ile yaptığı telefon görüşmesinde yüksek arazinin, hareketli yedeklerin ve yeterli mühimmatın kaybedildiğini bildirmişti. Galtieri başlangıçta mücadelenin sürdürülmesini istedi; ancak Menéndez kısa süre sonra görüşmelere başlama yetkisini aldı. Arjantin komuta yapısının kara, deniz ve hava kuvvetleri arasında bölünmüş olması, Menéndez’in bütün kuvvetler adına karar verme yetkisini tartışmalı hâle getiriyordu. İngiliz heyeti ise teslimin yalnız Stanley’deki birlikleri değil Doğu Falkland, Batı Falkland ve çevredeki adalarda bulunan bütün Arjantin personelini kapsamasında ısrar etti. Menéndez, diğer kuvvet komutanlarının onayını aldıktan sonra bu kapsamı kabul etti.【103】

Arjantin'in Teslim Olduğunu Bildiren Resmi İmzalı Belge (Imperial War Museums)


İlk İngiliz taslağında “onurlu koşulsuz teslim” anlamına gelen unconditional surrender with honour ifadesi kullanılmıştı. Menéndez’in itirazı üzerine “koşulsuz” anlamındaki unconditionally kelimesinin üzeri çizildi; bu değişiklik belgenin günümüze ulaşan nüshasında açıkça görülebilmektedir. Sözcüğün çıkarılması teslimin hukukî ve askerî kapsamını daraltmadı: bütün personelin belirlenen toplanma alanlarına gitmesi, silah ve mühimmatın teslim edilmesi, askerî araç ve teçhizatın İngiliz makamlarının denetimine bırakılması kararlaştırıldı. Belge aynı zamanda teslim olan personele “1949 Cenevre Sözleşmesi’nde belirtilen koşullara uygun biçimde onurlu davranılacağını” hükme bağlıyordu.【104】


Tümgeneral Jeremy Moore, yoğun kar yağışı nedeniyle geciken helikopter yolculuğunun ardından yerel saatle yaklaşık 19.30’da Stanley’ye ulaştı. Belge gece yarısından sonra imzalanmış olsa da tarih ve saat dilimi konusunda ileride çıkabilecek bir anlaşmazlığı önlemek amacıyla 14 Haziran 1982 saat 23.59 Zulu’dan (yerel saatle 20.59’dan) itibaren geçerli sayıldı. Menéndez Arjantin kuvvetleri adına, Moore ise Britanya hükûmetinin temsilcisi sıfatıyla imza attı. Basının alınmadığı ve gösterişli bir zafer töreninin yapılmadığı imza süreci özellikle düşük profilli tutuldu. Moore, saat 02.00 Zulu’da Londra’ya gönderdiği mesajda Doğu ve Batı Falkland’daki bütün Arjantin kuvvetlerinin silah ve teçhizatlarıyla birlikte teslim olduğunu bildirdi.【105】


Teslim belgesinin imzalanmasıyla askerlerin Stanley havaalanının güneybatısındaki kıstakta toplanmasına, silahların ayrı bir alana yığılmasına ve mayın tarlaları hakkında İngiliz istihkâm birliklerine bilgi verilmesine başlandı. Kentteki 74 günlük işgal sona ererken İngiliz birlikleri, Arjantin askerleriyle ada sakinleri arasında çıkabilecek olayları önlemek ve yağma ihtimalini azaltmak için sokağa çıkma kısıtlamaları uyguladı. Batı Falkland’daki Port Howard garnizonu 15 Haziran’da denetim altına alındı; Pebble Adası’ndaki birlikler de direnmeden silah bıraktı. Buna karşılık Falkland Adaları’nın yaklaşık 2.000 kilometre güneydoğusundaki Güney Thule’de bulunan on bir kişilik Arjantin birliği ancak 20 Haziran’da teslim oldu. Bu nedenle kara muharebeleri 14 Haziran’da sona ermiş olsa da Britanya’nın Güney Atlantik’teki son Arjantin askerî mevzisini ortadan kaldırması altı gün daha sürdü.【106】


Teslim olan personelin sayısı, kaynaklarda sayım tarihi ve kullanılan sınıflandırma nedeniyle aynı verilmemektedir. Aralık 1982 tarihli İngiliz Savunma Bakanlığı değerlendirmesi toplam 11.400 savaş esiri kaydederken, başka bir askerî tarih çalışması 11.484, daha sonraki resmî tarih ise nihai sayımı 11.848 olarak verir. Dolayısıyla garnizonun teslimi sırasında esir alınanların sayısını yaklaşık 11.500 olarak ifade etmek daha ihtiyatlıdır. Farklı toplamlara rağmen bütün kayıtlar, Birleşik Krallık’ın kısa süre içinde kendi kara kuvvetlerinden daha kalabalık bir esir kitlesini beslemek, barındırmak, sağlık kontrolünden geçirmek ve Güney Amerika’ya taşımak zorunda kaldığını göstermektedir.【107】


Esirlerin adalarda uzun süre tutulması mümkün değildi. San Carlos’ta Goose Green esirleri için hazırlanan geçici toplama alanı birkaç yüz kişiyi barındırabilecek büyüklükteydi; genel teslimden sonra ortaya çıkan sayı ise bunun onlarca katına ulaştı. Güney yarımkürenin kış koşullarında yeterli bina, çadır, su ve sıhhi tesis bulunmuyordu. Atlantic Conveyor ile 4.500 kişilik çadır malzemesinin kaybedilmiş olması sorunu daha da ağırlaştırdı. Arjantin garnizonunun elinde yaklaşık üç günlük yiyecek kaldığı, çok sayıda askerin yetersiz beslenme, soğuk, bitkinlik ve savaş yaraları nedeniyle tıbbî yardıma ihtiyaç duyduğu belirlendi. İngiliz makamlarının bazı esirleri gemilerde barındırması, olağan savaş esiri kampı düzeninden farklı olmakla birlikte Uluslararası Kızılhaç Komitesi tarafından mevcut koşullarda makul karşılandı.【108】


Esirlerin erken geri gönderilmesi askerî, hukukî ve diplomatik kaygıların kesiştiği bir meseleydi. Bir yandan pilotların, özel kuvvet mensuplarının ve istihbarat değeri taşıyan subayların yeniden görev yapması istenmiyor; esirlerin Arjantin’in çatışmaların tamamen sona ermesini kabul etmesi için sınırlı bir baskı aracı olarak kullanılması düşünülüyordu. Diğer yandan on binlerce kişiyi savaş bölgesinde tutmak, 1949 tarihli Üçüncü Cenevre Sözleşmesi uyarınca beslenme, giyim, barınma, sağlık hizmeti ve güvenlik yükümlülükleri doğuruyordu. Kötüleşen hava koşulları ile İngiliz birliklerinin de sınırlı erzak ve barınma imkânlarına sahip olması, toplu geri gönderme seçeneğini zorunlu hâle getirdi.【109】


Goose Green’de alınan esirlerin büyük bölümü genel teslimden önce Norland feribotuyla tarafsız Uruguay’ın başkenti Montevideo’ya gönderilmişti. Stanley’nin tesliminden sonra yaklaşık 5.000 kişi 17 Haziran’da Canberra’ya, 1.000 kişi de Norland’a bindirildi. Uluslararası Kızılhaç Komitesi 18 Haziran’da, silahsız ve refakatsiz seyredecek iki gemi için Arjantin’den güvenli geçiş güvencesi aldı. Yaklaşık 400 hasta ve yaralının Arjantin hastane gemileriyle Stanley’den alınması da bu düzenlemeye dâhildi. Büyük yolcu gemilerinin askerî nakliye, hastane ve savaş esiri taşıma görevlerini art arda üstlenmesi, harekâtın alışılmadık lojistik özelliklerinden birini oluşturdu.【110】


20 Haziran’a gelindiğinde 10.250 Arjantinli Stanley ve Ajax Körfezi üzerinden ülkesine gönderilmişti. Adalarda 593 “özel kategori” esir tutuldu; bunlar arasında Menéndez, kıdemli subaylar, istihbarat görevlileri ve teknik uzmanlar bulunuyordu. Mayınların yerlerini göstermeleri ve tuzaklanmış mühimmatı etkisizleştirmeleri için otuz beş Arjantinli istihkâm personeline şartlı serbestlik tanındı; yaklaşık 200 er de geçici olarak adalarda kaldı. Arjantin’in elindeki tek İngiliz savaş esiri olan Harrier pilotu Üsteğmen Jeffrey Glover’ın 6 Temmuz’da serbest bırakılması, geride tutulan Arjantinli personelin salıverilmesinin önündeki son önemli engellerden birini kaldırdı. Özel kategori esirlerin tamamı 14 Temmuz’a kadar ülkelerine gönderildi.【111】


Savaşın insan kaybına ilişkin daha sonra yerleşen toplamlar, 649 Arjantinli askerî personelin öldüğünü ve 1.000’den fazla kişinin yaralandığını göstermektedir. Birleşik Krallık görev kuvvetinde askerî personel ile Kraliyet Donanması Yardımcı Filosu ve ticaret donanmasının sivil mürettebatı dâhil 255 kişi hayatını kaybetti; 777 kişi yaralandı. Ayrıca üç Falkland sakini yaşamını yitirdi. Bu rakamlar birlikte değerlendirildiğinde savaş, iki tarafın kuvvetlerinden 904 kişinin, üç ada sakiniyle birlikte toplam 907 kişinin ölümüne yol açtı.【112】

Arjantin'li Tutsaklar (Imperial War Museums)


Arjantin’in ilk resmî hesapları daha sonraki 649 kişilik toplamdan farklıydı. Rattenbach Raporu’nun 1983 tarihli kayıp tablosunda kara kuvvetleri için 168 ölü ve 27 kayıp, deniz kuvvetleri için 381 ölü ve 10 kayıp, hava kuvvetleri için 17 ölü ve 38 kayıp gösterildi. Böylece üç kuvvet komutanlığına ait toplam 641 kişi “ölü veya kayıp” kategorisine alındı. Aynı tabloda 1.046 kara, 116 deniz ve 46 hava kuvvetleri personeli olmak üzere 1.208 yaralı kaydedildi. Sonraki 649 kişilik birleştirilmiş sayı ile raporun 641 kişilik tablosu arasındaki sekiz kişilik fark, kayıp istatistiklerinde rapor tarihi ve kapsama alınan personel kategorisinin belirtilmesi gerektiğini göstermektedir.【113】


Falkland Adaları’ndaki sivil ölümler son derece sınırlı kalmakla birlikte tamamen önlenemedi. Doreen Bonner, Mary Goodwin ve Susan Whitley, Stanley’de bulundukları evin İngiliz ateşiyle vurulması sonucu öldü. Arjantin kuvvetlerinin adaları ele geçirdiği 2 Nisan’daki çatışmada ada sakinlerinden kimsenin ölmemesi ve sonraki kara muharebelerinin büyük ölçüde yerleşim alanlarının dışındaki sırtlarda yürütülmesi sivil kayıpları azalttı. Buna karşılık sivillerin bulunduğu Stanley’ye kadar uzayan topçu menzili, savaşın son günlerinde dost ateşi ile sivil alan arasındaki sınırın ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koydu.【114】


Yaralıların yaşama oranı, savaşın toplam bilançosunun yalnız silahların etkisiyle belirlenmediğini gösterdi. İngiliz yaralılarının yüzde 90’dan fazlası hayatta kaldı; birçok yaralı ilk altı saat içinde ameliyata alınabildi. Sahra sağlık noktaları, Ajax Körfezi’ndeki ileri cerrahi tesis, hastane gemisi Uganda, helikopterlerle yapılan tahliye ve yaralıları Birleşik Krallık’a taşıyan VC10 uçakları birbirine bağlı bir tedavi zinciri oluşturdu. Bununla birlikte yanıklar, soğuğa bağlı yaralanmalar, mayınlar ve gemi batmalarında yaşanan personel karışıklığı, kimlik ve kayıp bilgilerinin ailelere ulaştırılmasını zaman zaman geciktirdi.【115】


Maddî bilanço da her iki taraf bakımından ağırdı. Birleşik Krallık dört savaş gemisini, Kraliyet Donanması Yardımcı Filosuna ait bir çıkarma gemisini ve bir ticaret gemisini kaybetti; sekiz savaş gemisi ile iki yardımcı filo gemisi çeşitli derecelerde hasar gördü. Arjantin’in deniz ve hava araçlarındaki muharebe kayıplarına ek olarak adalarda 44 uçak ve helikopter ile iki uzun menzilli erken uyarı radarı ele geçirildi; kullanılabilir durumdaki altı helikopter daha sonra İngiliz hizmetine alındı. Bununla birlikte savaşın doğrudan malî maliyetini kesin olarak saptamak güçtür. Rattenbach Komisyonu, Arjantin kuvvet komutanlıklarının kayıp, satın alma ve acil yeniden silahlanma giderlerini farklı ölçütlerle hesaplaması nedeniyle “gerçek ve kesin” bir toplam çıkaramadığını açıkça kaydetti.【116】


Falkland Savaşı’nın bitiş tarihi genel olarak 14 Haziran 1982 kabul edilir; çünkü örgütlü kara direnişi ve taraflar arasındaki esas çatışmalar o gün sona erdi. Bununla birlikte Güney Thule garnizonunun 20 Haziran’da teslim olması, esirlerin büyük bölümünün aynı tarihe kadar geri gönderilmesi ve özel kategori esirlerin tahliyesinin 14 Temmuz’da tamamlanması, savaşın askerî sona erişi ile idarî ve hukukî tasfiyesinin aynı anda gerçekleşmediğini gösterir. Bir barış antlaşması imzalanmaksızın ortaya çıkan bu durum, çatışmanın muharebe safhasını kapatmış, fakat egemenlik uyuşmazlığını sona erdirmemiştir.【117】

Siyasal ve Toplumsal Sonuçlar

Falkland Savaşı, Birleşik Krallık’ta Margaret Thatcher hükûmetinin siyasal konumunu önemli ölçüde güçlendirdi. İşgalin ilk günlerinde hükûmet, adaların savunmasız bırakılması ve Arjantin’in niyetlerinin zamanında kavranamaması nedeniyle ağır eleştirilere uğramıştı; askerî zafer ise bu tartışmanın yönünü değiştirdi. Thatcher, savaş sonrasında Birleşik Krallık’ın “artık geri çekilen bir millet olmaktan çıktığını” ilan ederek zaferi ekonomik ve askerî gerilemenin aşılmasıyla ilişkilendirdi. Kamuoyunda “Falkland etkisi” olarak adlandırılan yükseliş, Muhafazakâr Partinin 1983 genel seçimindeki başarısına katkıda bulundu. Bununla birlikte etkinin büyüklüğü tartışmalıdır: bazı değerlendirmeler Muhafazakârların oy desteğindeki artışın altı puana kadar ulaşmış olabileceğini ileri sürerken bazıları hükûmetin yükselişini ekonomik toparlanmaya daha fazla bağlamaktadır. Savaş bu bakımdan Thatcher’ın siyasal başarısının tek sebebi değil, liderliğinin kararlılık ve ulusal irade kavramlarıyla özdeşleşmesini sağlayan güçlü bir simgeydi.【118】


Arjantin’deki sonuç bunun tam tersi oldu. Teslimiyetin duyulmasından sonra Buenos Aires ve başka kentlerde askerî yönetime karşı gösteriler düzenlendi; savaş öncesinde meydanlarda cuntayı destekleyen milliyetçi seferberlik, yerini yenilginin sorumlularının açıklanması talebine bıraktı. Bazı göstericiler ordunun profesyonel İngiliz birlikleri karşısına hazırlıksız zorunlu askerleri göndermesini sorgularken bazı savaş gazileri madalyalarını yere atarak diktatörlük karşıtı sloganlar attı. Leopoldo Fortunato Galtieri, teslimiyetten birkaç gün sonra silahlı kuvvetler içindeki desteğini kaybederek istifa etmek zorunda kaldı; Amiral Jorge Isaac Anaya da görevden uzaklaştırıldı. General Reynaldo Bignone’nin 1 Temmuz 1982’de devlet başkanlığını üstlenmesiyle siyasal partilerin faaliyetlerine izin verildi ve sivil yönetime geçiş takvimi başlatıldı.【119】

Savaş Sonrası İngilizler, Hakimiyet Sembolü Olarak Bölgeye Bayraklarını Dikiyorlar (Imperial War Museums)


Yenilgi, Arjantin’deki askerî rejimin çöküşünü tek başına yaratmamıştı. Cunta, savaştan önce de ağır dış borç, yüksek enflasyon, işsizlik ve toplumsal protestolar nedeniyle meşruiyetini büyük ölçüde yitirmişti. Savaşın ilk haftalarındaki milliyetçi coşku bu krizi geçici olarak perdelemiş, yenilgi ise ordunun ülkeyi yönetme ve ulusal çıkarları koruma iddiasını geri dönülmez biçimde zedelemişti. Muharebelerdeki hazırlıksızlıkların, lojistik aksaklıkların ve bazı subayların askerlere yönelik kötü muamelelerinin açıklanması, silahlı kuvvetlerin kurumsal itibarını daha da sarstı. Bu nedenle savaş, mevcut rejim krizini hızlandıran ve askerî yönetimin iktidarda kalmasını olanaksızlaştıran bir dönüm noktası olarak değerlendirilir.【120】


30 Ekim 1983’te yapılan seçimleri Raúl Alfonsín’in liderliğindeki Radikal Yurttaş Birliği, oyların yaklaşık yüzde 52’sini alarak kazandı; Peronist adayların oy oranı yaklaşık yüzde 40’ta kaldı. Alfonsín’in 10 Aralık 1983’te göreve başlaması, Arjantin’de yalnızca askerî yönetimin sona ermesini değil, 20. yüzyıl boyunca darbelerle kesintiye uğrayan siyasal düzenin yeniden kurulmasını simgeliyordu. Yeni hükûmet silahlı kuvvetlerin siyasetteki ağırlığını azaltmayı, cunta dönemindeki suçları araştırmayı ve komşu Şili ile Beagle Kanalı uyuşmazlığını barışçı biçimde çözmeyi öncelikleri arasına aldı. Alfonsín, Falkland işgalini “meşru bir davada, meşru olmayan bir hükûmetin hukuk dışı eylemi” olarak tanımlayarak Arjantin’in egemenlik iddiasıyla cuntanın savaş kararını birbirinden ayırdı. Bu ayrım, demokrasi dönemindeki Arjantin siyasetinin temel yaklaşımı hâline geldi.【121】


Savaşın Arjantin’deki toplumsal hafızası bu ayrım çevresinde şekillendi. “Malvinas davası” ulusal egemenliğe ilişkin meşru ve tarihsel bir talep olarak korunurken 1982’deki savaş giderek diktatörlüğün sorumsuz bir askerî girişimi olarak anlatılmaya başlandı. Baskın anlatıda siviller ve zorunlu askerler cuntanın aldattığı masum kurbanlar, askerî yöneticiler ise savaşın başlıca sorumluları olarak konumlandırıldı. “Savaşın çocukları” anlamındaki los chicos de la guerra ifadesinin yaygınlaşması, genç askerlerin maruz kaldığı güçlüklerin görünür olmasına yardım ederken onların askerî deneyimlerini, inisiyatiflerini ve farklı savaş hatıralarını tek bir mağduriyet anlatısına indirgeme tehlikesini de taşıyordu.【122】


Adalarda savaşan yaklaşık 13.000 Arjantinli personelin topluma dönüşü ciddi sorunlarla karşılaştı. Askerî yönetim, yenilginin tanıkları olan gazilerin kötü planlama ve birliklerdeki koşullar hakkında konuşmalarından çekindiği için birçok personele yaşadıklarını anlatmama yönünde baskı yaptı. Gazilerin karşılanma biçimi bölgelere göre farklılık gösterdi: Puerto Madryn gibi savaş bölgesine yakın Patagonya kentlerinde kalabalıklar dönen askerleri karşılarken Buenos Aires gibi büyük kentlerde pek çok gazi yalnızca aileleri ve yakın çevreleri tarafından karşılandı. Diktatörlüğün hızla çözülmesi, futbol Dünya Kupası ve ekonomik bunalım, savaştan dönenlerin toplumun gündeminde geri plana düşmesine neden oldu.【123】


Sivil yaşama geçişte ruhsal travma, işsizlik, eğitimden kopma ve toplumsal damgalanma birbirini besledi. Bazı işverenler gazileri dengesiz veya şiddete eğilimli kişiler olarak görürken birçok eski asker iş başvurularında savaşa katıldığını gizlemek zorunda kaldı. Devletin sağlık, eğitim, konut ve istihdam alanlarında kapsamlı bir yeniden bütünleşme programı hazırlaması uzun zaman aldı. 1984’te kabul edilen 23.109 sayılı Sosyal Yardımlar Kanunu ancak 1988’de bütünüyle düzenlenebildi. Bu gecikme üzerine gaziler kendi derneklerini kurarak emeklilik hakkı, sağlık hizmeti, kamusal tanınma ve savaş sırasında yaşanan kötü muamelelerin soruşturulması için mücadele etmeye başladılar. İntihar haberleri savaşın toplumsal hafızasında önemli bir yer edinmekle birlikte farklı gazi tanımları ve eksik kayıtlar nedeniyle kesin sayılar konusunda ihtiyatlı davranılması gerekir.【124】


Arjantin’de savaşın nasıl anılacağı da siyasal mücadele konusu oldu. Alfonsín dönemi, diktatörlüğün milliyetçi söyleminden uzaklaşmak amacıyla savaşın kamusal görünürlüğünü azaltırken sonraki hükûmetler egemenlik talebini yeniden öne çıkardı. 2 Nisan, Fernando de la Rúa döneminde yeniden ulusal anma günü kabul edildi. Néstor Kirchner ile Cristina Fernández de Kirchner dönemlerinde savaşın hatırası, hem insan hakları ihlalleri ve zorunlu askerlerin mağduriyetiyle hem de antiemperyalist bir egemenlik anlatısıyla ilişkilendirildi. Böylece Arjantin’de birbirleriyle örtüşen fakat bütünüyle uzlaşmayan dört ana hafıza biçimi gelişti: ulusal dava ve kahramanlık anlatısı, cuntanın macerası ve mağduriyet anlatısı, gazilerin kendi savaş deneyimlerine dayanan anlatılar ve askerî-teknik tarih yaklaşımı.【125】


Birleşik Krallık’ta zafer kutlamaları, gazilerin uzun vadeli sorunlarının başlangıçta yeterince görülmemesine yol açtı. Savaşın kısa sürmesi, askerlerin uzun deniz yolculuğu sırasında çatışmaya hazırlanabilmesi ve dönüşte ülke çapında destek görmeleri, ilk psikiyatrik kayıp oranlarının düşük görünmesini sağladı. Ancak yıllar sonra yapılan çalışmalar gecikmiş travma belirtilerini ortaya çıkardı. 1991’de yayımlanan ve bir piyade birliğinden Falkland gazilerini savaşa katılmamış karşılaştırma grubuyla inceleyen araştırmada, gazilerin yaklaşık yarısı travma sonrası stres bozukluğu kümesine giren belirtiler bildirmiş; yüzde 22’sinde sendromun bütün ölçütlerinin bulunduğu değerlendirilmişti. İngiliz gaziler arasındaki intihar sayısının savaşta ölenlerin sayısını geçtiği yönündeki iddialar ise güvenilir ve karşılaştırılabilir bir veri setine dayanmadığından doğrulanamamıştır.【126】


Savaş kayıplarının anılması iki ülkede farklı sembolik biçimler aldı. İngiliz askerlerinin ailelerine naaşların Birleşik Krallık’a getirilmesi veya Falkland Adaları’nda gömülmesi seçeneği sunuldu; çoğu aile ülkeye dönüşü tercih etti. San Carlos’taki Blue Beach Askerî Mezarlığı, adalarda bırakılması istenen İngiliz askerlerinin başlıca anma mekânı oldu. Arjantin askerleri için Goose Green yakınındaki Darwin Mezarlığı Şubat 1983’te kutsandı; Arjantinli yakınların buraya yaptığı ilk büyük ziyaret ise 1991’de gerçekleşebildi. Stanley’deki Kurtuluş Anıtı, teslimiyetin ikinci yıldönümü olan 14 Haziran 1984’te açıldı. Birleşik Krallık’ta kurulan South Atlantic Fund, kapandığı 1992 yılına kadar 400.000’den fazla bağıştan 15,25 milyon sterlin topladı ve yatırımlardan elde edilen gelirle birlikte 16,6 milyon sterlin dağıttı.【127】


Savaş, Falkland Adaları halkının siyasal kimliğinde de kalıcı bir dönüşüm yarattı. İşgal ve yeniden ele geçirme tecrübesi, nüfusun Birleşik Krallık’la bağlarını kuvvetlendirdi ve Arjantin yönetimine duyulan güvensizliği derinleştirdi. Savaştan sonra çıkarılan özel düzenlemeyle ada halkına tam Britanya vatandaşlığı tanındı. 18 Nisan 1985’te yürürlüğe giren yeni anayasa ise halkın kendi geleceğini belirleme hakkını güvenceye aldı; Stanley ile kırsal bölgeyi ifade eden Camp ayrı seçim çevreleri hâline getirildi. Güney Georgia ve Güney Sandwich Adaları da idarî bakımdan Falkland Adaları’ndan ayrıldı.【128】


Yeniden inşa programı, savaş öncesinde nüfusu azalan ve ekonomisi büyük ölçüde yün ihracatına bağımlı olan adaların gelişim yönünü değiştirdi. Kasım 1982’de hazırlanan resmî hesapta savaş, garnizon, altyapı ve ekonomik kalkınma harcamalarının 1988’e kadar yaklaşık 3,84 milyar sterline ulaşacağı tahmin edilmişti. Bu toplamın yaklaşık 1,79 milyar sterlini savaşın doğrudan maliyetine, iki milyar sterlini garnizona, yalnızca 30,5 milyon sterlini ise ekonomik kalkınmaya ayrılmıştı. Buna rağmen Falkland Islands Development Agency aracılığıyla çiftliklerin dışarıda yaşayan büyük toprak sahiplerinden yerel üreticilere geçirilmesi desteklendi; altı yıl içinde yerel mülkiyetteki tarım arazilerinin oranı yüzde 24’ten yüzde 73’e yükseldi. Bu dönüşüm, daha önce adaların toplumsal yapısını belirleyen büyük ve dışarıdan yönetilen çiftlik sistemini önemli ölçüde zayıflattı.【129】


Adaların ekonomik bağımsızlığındaki asıl dönüm noktası balıkçılık ruhsatları oldu. Falkland Adaları Geçici Koruma ve Yönetim Bölgesi 1 Şubat 1987’de yürürlüğe girdi. İlk yıl 220 gemiye verilen ruhsatlardan 14 milyon sterlin gelir sağlandı; denetim gemisi ile uçağın maliyeti yaklaşık dört milyon sterlinde kaldı. Kişi başına gayrisafi yurt içi hasıla 1986–1987 arasında iki kattan fazla arttı, ertesi yıl yeniden yaklaşık ikiye katlandı. Ada hükûmetinin 1985–1986’da yaklaşık altı milyon sterlin olan geliri, 1988–1989 için 35 milyon sterlin olarak hesaplandı. Kasım 1988’e gelindiğinde vali, adaların artık Birleşik Krallık’tan doğrudan malî yardım almasına gerek kalmadığını bildirebiliyordu. Balıkçılık geliri böylece yalnızca ekonomik refah sağlamadı; Falkland Adaları’nın Arjantin anakarasıyla iş birliği olmaksızın yaşayamayacağı yönündeki savaş öncesi düşünceyi de zayıflattı.【130】


Güvenlik politikası ise adaları giderek “Falkland Kalesi” olarak adlandırılan askerîleştirilmiş bir yapıya dönüştürdü. Temmuz 1982’de yaklaşık 1.800 sivili korumak için düşünülen garnizonun 4.200 askere ulaşabileceği hesaplanmıştı. Ekim 1982’de adalardaki kara garnizonu 4.778 personele çıkmış, daha sonra 3.400’e indirilmişti. Mount Pleasant’ta inşa edilen stratejik hava üssünün ilk aşaması Mayıs 1985’te, ikinci pisti 1986 baharında tamamlandı. Hızlı takviye imkânı sayesinde Nisan 1987’de karadaki garnizon yaklaşık 1.900, denizdeki kuvvet ise 550 personel düzeyine indirildi. Askerî varlık, yerel nüfusa güvenlik ve ekonomik faaliyet sağlamakla birlikte konut, kamu hizmetleri, ulaşım ve toplumsal hayat üzerinde nüfusun büyüklüğüyle orantısız bir etki yarattı. Mayınlı bölgelerin uzun süre temizlenememesi de savaşın ada coğrafyasındaki en görünür miraslarından biri olarak kaldı.【131】


Savaş diplomatik ilişkileri kesmiş, fakat Arjantin’in egemenlik talebini sona erdirmemişti. Alfonsín hükûmeti uyuşmazlığı Birleşmiş Milletler aracılığıyla barışçı biçimde gündemde tutarken Birleşik Krallık egemenliğin görüşme konusu yapılmasını reddetti. 1984’te Bern’de gerçekleştirilen temaslar bu anlaşmazlık nedeniyle sonuçsuz kaldı. Carlos Menem’in 1989’da iktidara gelmesiyle daha pragmatik bir yaklaşım benimsendi. Madrid’de 1989 ve 1990’da yapılan görüşmelerde “egemenlik şemsiyesi” formülü kabul edildi: tarafların herhangi bir görüşmesi veya anlaşması, Falkland, Güney Georgia ve Güney Sandwich Adaları üzerindeki hukukî iddialarından vazgeçtikleri anlamına gelmeyecekti. Bu yöntemle ticarî ve konsolosluk ilişkileri yeniden kuruldu, askerî faaliyetlerin önceden bildirilmesine ilişkin güven artırıcı önlemler kabul edildi ve 19 Şubat 1990’da tam diplomatik ilişkiler yeniden başlatıldı.【132】


Arjantin’in 1994 Anayasası’nın Birinci Geçici Hükmü, Falkland, Güney Georgia ve Güney Sandwich Adaları ile çevre deniz alanları üzerindeki egemenliği “meşru ve zamanaşımına uğramaz” olarak tanımladı. Aynı hüküm, bu toprakların barışçı yollardan ve uluslararası hukuk ilkelerine uygun biçimde geri kazanılmasını, ada halkının yaşam tarzına saygı gösterilmesini de kalıcı bir ulusal amaç hâline getirdi. Böylece silahlı kuvvet kullanımının yerini anayasal ve diplomatik yöntemler aldı; ancak egemenlik talebi demokratik yönetimler altında da devlet politikasının değişmez unsurlarından biri olarak kaldı.【133】


Arjantin'in Teslimiyetini Kutlayan İngiliz Askerleri (Imperial War Museums)

Ada halkının savaş sonrasında güçlenen ayrı siyasal kimliği, 10–11 Mart 2013’te yapılan siyasî statü referandumunda açık biçimde görüldü. Kullanılan 1.518 oyun 1.517’si geçerli sayıldı; 1.513 seçmen, yani geçerli oyların yüzde 99,8’i, Falkland Adaları’nın Britanya Denizaşırı Toprağı statüsünü korumasını destekledi. Katılım oranı yüzde 92’ydi ve yalnızca üç seçmen “hayır” oyu verdi. Birleşik Krallık ile ada hükûmeti sonucu kendi geleceğini belirleme hakkının açık ifadesi olarak değerlendirirken Arjantin, ada halkını egemenlik uyuşmazlığında bağımsız bir üçüncü taraf olarak tanımadığı için referandumu reddetti. Referandum bu nedenle tarafların konumlarını açıklığa kavuşturmuş, fakat Birleşmiş Milletlerin iki hükûmeti müzakereye çağıran çerçevesini veya egemenlik uyuşmazlığını ortadan kaldırmamıştır.【134】


Savaşın mirası, iki tarafın farklı tarihler etrafında oluşturduğu anma kültüründe yaşamaya devam etti. Arjantin’de 2 Nisan, egemenlik talebinin ve savaşta ölenlerin anıldığı gün hâline gelirken Falkland Adaları’nda 14 Haziran “Kurtuluş Günü” olarak benimsendi. Aynı savaş Arjantin’de diktatörlüğün çöküşü, genç askerlerin mağduriyeti ve ulusal egemenlik; Birleşik Krallık’ta askerî zafer, kayıpların anılması ve ulusal özgüven; ada halkında ise işgal tecrübesi, güvenlik ve kendi geleceğini belirleme düşüncesi üzerinden hatırlandı. Buna karşılık eski İngiliz ve Arjantinli askerlerin ortak anma etkinliklerinde bir araya gelmeleri, siyasal uyuşmazlığın bireysel düzeyde uzlaşmayı bütünüyle engellemediğini gösterdi. Böylece 14 Haziran 1982’de silahlı çatışma sona ermiş olsa da savaşın siyasal, toplumsal ve duygusal sonuçları sonraki kuşakların kimliklerinde ve egemenlik tartışmalarında varlığını sürdürdü.【135】

Kaynakça

Argentina. Junta Militar. Comisión de Análisis y Evaluación de las Responsabilidades del Conflicto del Atlántico Sur. Informe Final (Informe Rattenbach). Buenos Aires, 1983. Erişim tarihi: 16 Temmuz 2026. https://www.casarosada.gob.ar/pdf/InformeRattenbach/01-InformeFinal.pdf.

Aydınlı, Fuat. "Türk Basınında Falkland Adaları Savaşı." Yüksek Lisans Tezi, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi, 2023. Danışman: Prof. Dr. İsmail Şahin. Erişim tarihi: 16 Temmuz 2026. https://acikerisim.bandirma.edu.tr/yayin/1818050.

Committee of Privy Councillors. Falkland Islands Review. Cmnd. 8787. Londra: Her Majesty's Stationery Office, 1983. Margaret Thatcher Foundation. Erişim tarihi: 16 Temmuz 2026. https://www.margaretthatcher.org/document/109481.

Doğru, Tuğrul Erdem. "İngiltere-Arjantin ilişkileri: Falkland Savaşı." Yüksek Lisans Tezi, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi, 2019. Danışman: Dr. Öğr. Üyesi Haydar Çoruh. Erişim tarihi: 16 Temmuz 2026. https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/TezGoster?key=jNRDC1RLfVd4_T7x7ZXmmRhg0t4jojP6SbmwhEyFZDh8pTpxbspJxeLd_ENI45lI.

Duarte, Érico Esteves, ed. The Falklands/Malvinas War in the South Atlantic. Cham: Palgrave Macmillan, 2021. Erişim tarihi: 16 Temmuz 2026. https://doi.org/10.1007/978-3-030-65566-2.

Freedman, Lawrence. The Official History of the Falklands Campaign. Cilt 1, The Origins of the Falklands War. Londra: Routledge, 2005.

Freedman, Lawrence. The Official History of the Falklands Campaign. Cilt 2, War and Diplomacy. Londra: Routledge, 2005.

Imperial War Museums. "30 Photographs From The Falklands War." Erişim tarihi: 16 Temmuz 2026. https://www.iwm.org.uk/history/cold-war/falklands-conflict/30-photographs-falklands-conflict.

Imperial War Museums. "The Instrument of Surrender for All Argentine Forces on the Falkland Islands" (Fotoğraf). Ministry of Defence Collection, Katalog no: FKD 2301. Erişim tarihi: 16 Temmuz 2026. https://www.iwm.org.uk/collections/item/object/205064253.

Mira, Guillermo, ve Fernando Pedrosa, ed. Revisiting the Falklands-Malvinas Question: Transnational and Interdisciplinary Perspectives. Londra: University of London Press, 2020. Erişim tarihi: 16 Temmuz 2026. https://uolpress.co.uk/book/revisiting-the-falklands-malvinas-question/.

Nott, John. "The Falklands Campaign: The Lessons." Kabine Memorandumu, C(82) 43, 13 Aralık 1982. CAB 129/215 f393, Cabinet Papers, The National Archives (TNA), Kew. Margaret Thatcher Foundation. Erişim tarihi: 16 Temmuz 2026. https://www.margaretthatcher.org/document/127253.

Reisman, W. Michael. "The Struggle for the Falklands." Yale Law Journal 93, no. 2 (1983): 287–317. Erişim tarihi: 16 Temmuz 2026. https://openyls.law.yale.edu/server/api/core/bitstreams/b8b44f00-4c64-4bc6-8f49-acc570ab3bf9/content.

Tato, María Inés, Peter Stanley, Luis Esteban Dalla Fontana, ve Rob McLaughlin. Falklands/Malvinas 1982: A War of Two Sides. Abingdon: Routledge, 2023. Erişim tarihi: 16 Temmuz 2026. https://www.academia.edu/98082489/Falklands_Malvinas_1982_A_War_of_Two_Sides.

United Nations General Assembly. Karar 2065 (XX). "Question of the Falkland Islands (Malvinas)". 20. Dönem (1965), 1966. Erişim tarihi: 16 Temmuz 2026. https://digitallibrary.un.org/record/203558?ln=en&v=pdf.

United Nations Security Council. Karar 502 (1982) [S/RES/502 (1982)]. 3 Nisan 1982. Erişim tarihi: 16 Temmuz 2026. https://digitallibrary.un.org/record/34455?v=pdf.

United Nations Security Council. Karar 505 (1982) [S/RES/505 (1982)]. "Question Concerning the Situation in the Region of the Falkland Islands (Islas Malvinas)". 26 Mayıs 1982. Erişim tarihi: 16 Temmuz 2026. https://digitallibrary.un.org/record/34458?ln=en&v=pdf.

Van der Bijl, Nick. Victory in the Falklands. Barnsley: Pen & Sword Military, 2007.

Wieland, Alexander R., ed. Foreign Relations of the United States, 1981–1988, Volume XIII, Conflict in the South Atlantic, 1981–1984. Genel Editör: Adam M. Howard. Washington: United States Government Publishing Office, 2015. Erişim tarihi: 16 Temmuz 2026. https://history.state.gov/historicaldocuments/frus1981-88v13.

Dipnotlar

  • [1]

    María Inés Tato, Peter Stanley, Luis Esteban Dalla Fontana ve Rob McLaughlin, Falklands/Malvinas 1982: A War of Two Sides (Abingdon: Routledge, 2023), 1–2, erişim tarihi: 16 Temmuz 2026, https://www.academia.edu/98082489/Falklands_Malvinas_1982_A_War_of_Two_Sides.

  • [2]

    Lawrence Freedman, The Official History of the Falklands Campaign, cilt 2, War and Diplomacy (Londra: Routledge, 2005), 3–12, 540–564.

  • [3]

    Christine Anderson ve María R. Osuna Alarcón, “Information Resources on the Falkland–Malvinas Conflict,” içinde Revisiting the Falklands–Malvinas Question: Transnational and Interdisciplinary Perspectives, ed. Guillermo Mira ve Fernando Pedrosa (Londra: University of London Press, 2021), 253, erişim tarihi: 16 Temmuz 2026, https://uolpress.co.uk/book/revisiting-the-falklands-malvinas-question/.

  • [4]

    Érico Esteves Duarte, “Introduction,” içinde The Falklands/Malvinas War in the South Atlantic, ed. Érico Esteves Duarte (Cham: Palgrave Macmillan, 2021), 1–13, erişim tarihi: 16 Temmuz 2026, https://doi.org/10.1007/978-3-030-65566-2.

  • [5]

    Nick van der Bijl, Victory in the Falklands (Barnsley: Pen & Sword Military, 2007), 1.

  • [6]

    María Inés Tato vd., Falklands/Malvinas 1982: A War of Two Sides, x–xii, 2.

  • [7]

    Van der Bijl, Victory in the Falklands, 2–3.

  • [8]

    Van der Bijl, Victory in the Falklands, 1; Lawrence Freedman, War and Diplomacy, 66.

  • [9]

    Freedman, War and Diplomacy, 44, 66–67.

  • [10]

    Argentina, Junta Militar, Comisión de Análisis y Evaluación de las Responsabilidades en el Conflicto del Atlántico Sur, Informe Final (Informe Rattenbach) (Buenos Aires, 1983), 1–2, erişim tarihi 16 Temmuz 2026, https://www.casarosada.gob.ar/pdf/InformeRattenbach/01-InformeFinal.pdf.

  • [11]

    Argentina, Junta Militar, Comisión de Análisis y Evaluación, Informe Final, 1–2.

  • [12]

    Lawrence Freedman, The Official History of the Falklands Campaign, cilt 1, The Origins of the Falklands War (Londra: Routledge, 2005), 2–3, erişim tarihi 16 Temmuz 2026, https://api.pageplace.de/preview/DT0400.9781135775902_A23808298/preview-9781135775902_A23808298.pdf.

  • [13]

    Freedman, The Origins of the Falklands War, 3–4.

  • [14]

    Freedman, The Origins of the Falklands War, 4–5.

  • [15]

    Freedman, The Origins of the Falklands War, 5–6.

  • [16]

    Freedman, The Origins of the Falklands War, 6–7.

  • [17]

    Freedman, The Origins of the Falklands War, 7–9.

  • [18]

    United Nations General Assembly, Karar 2065 (XX), “Question of the Falkland Islands (Malvinas),” 16 Aralık 1965, 87, erişim tarihi 16 Temmuz 2026, https://digitallibrary.un.org/record/203558?ln=en&v=pdf.

  • [19]

    Committee of Privy Counsellors, Falkland Islands Review, Cmnd. 8787 (Londra: Her Majesty’s Stationery Office, 1983), 5–7, Margaret Thatcher Foundation, erişim tarihi 16 Temmuz 2026, https://www.margaretthatcher.org/document/109481.

  • [20]

    Committee of Privy Counsellors, Falkland Islands Review, 7–9.

  • [21]

    Committee of Privy Counsellors, Falkland Islands Review, 9–17.

  • [22]

    Committee of Privy Counsellors, Falkland Islands Review, 17–20.

  • [23]

    Committee of Privy Councillors, Falkland Islands Review, Cmnd. 8787 (Londra: Her Majesty’s Stationery Office, 1983), 33–40.

  • [24]

    Argentina, Junta Militar, Comisión de Análisis y Evaluación de las Responsabilidades del Conflicto del Atlántico Sur, Informe Final (Informe Rattenbach) (Buenos Aires, 1983), 25–29.

  • [25]

    Committee of Privy Councillors, Falkland Islands Review, 35–47.

  • [26]

    Argentina, Junta Militar, Informe Final (Informe Rattenbach), 25–41.

  • [27]

    Committee of Privy Councillors, Falkland Islands Review, 48–54; Argentina, Junta Militar, Informe Final (Informe Rattenbach), 42–51.

  • [28]

    Argentina, Junta Militar, Informe Final (Informe Rattenbach), 42–51, 64–65.

  • [29]

    Argentina, Junta Militar, Informe Final (Informe Rattenbach), 51–60.

  • [30]

    Argentina, Junta Militar, Informe Final (Informe Rattenbach), 59–60.

  • [31]

    Argentina, Junta Militar, Informe Final (Informe Rattenbach), 60–62; Nick Van der Bijl, Victory in the Falklands (Barnsley: Pen & Sword Military, 2007), 17–21.

  • [32]

    Argentina, Junta Militar, Informe Final (Informe Rattenbach), 60–62; Van der Bijl, Victory in the Falklands, 21–26.

  • [33]

    Argentina, Junta Militar, Informe Final (Informe Rattenbach), 60–62; Van der Bijl, Victory in the Falklands, 24–26.

  • [34]

    Argentina, Junta Militar, Informe Final (Informe Rattenbach), 59–60.

  • [35]

    Argentina, Junta Militar, Informe Final (Informe Rattenbach), 62–64; Van der Bijl, Victory in the Falklands, 26–30.

  • [36]

    Argentina, Junta Militar, Informe Final (Informe Rattenbach), 64–67.

  • [37]

    Lawrence Freedman, The Official History of the Falklands Campaign, cilt 2, War and Diplomacy (Londra: Routledge, 2005), 3, 13–14, 40–42.

  • [38]

    Margaret Thatcher, Avam Kamarası konuşması, 3 Nisan 1982, aktaran Freedman, Official History of the Falklands Campaign, 2:16–18.

  • [39]

    Freedman, Official History of the Falklands Campaign, 2:14–21.

  • [40]

    Freedman, Official History of the Falklands Campaign, 2:25–27.

  • [41]

    Freedman, Official History of the Falklands Campaign, 2:40–46.

  • [42]

    Freedman, Official History of the Falklands Campaign, 2:42–44, 176–180.

  • [43]

    Freedman, Official History of the Falklands Campaign, 2:44–46, 176–180.

  • [44]

    Freedman, Official History of the Falklands Campaign, 2:52–54.

  • [45]

    Érico Esteves Duarte ve Luís Rodrigo Machado, “Between Coercive Diplomacy and Malvinas Fortress: Argentina’s Maritime Operations in the Falklands/Malvinas War,” içinde The Falklands/Malvinas War in the South Atlantic, haz. Érico Esteves Duarte (Cham: Palgrave Macmillan, 2021), 61–65, erişim tarihi 16 Temmuz 2026, https://doi.org/10.1007/978-3-030-65566-2_3.

  • [46]

    Duarte ve Machado, “Between Coercive Diplomacy and Malvinas Fortress,” 57–60.

  • [47]

    Duarte ve Machado, “Between Coercive Diplomacy and Malvinas Fortress,” 59–65.

  • [48]

    Freedman, Official History of the Falklands Campaign, 2:66–69, 478.

  • [49]

    Argentina, Junta Militar, Informe Final (Informe Rattenbach), 198–204.

  • [50]

    Freedman, Official History of the Falklands Campaign, 2:57–69; Duarte ve Machado, “Between Coercive Diplomacy and Malvinas Fortress,” 51–53, 74–77.

  • [51]

    United Nations Security Council, Resolution 502 (1982), S/RES/502 (1982), 3 Nisan 1982, par. 1–3, erişim tarihi: 16 Temmuz 2026, https://digitallibrary.un.org/record/34455?v=pdf.

  • [52]

    Freedman, The Official History of the Falklands Campaign, 2:33–40.

  • [53]

    Freedman, The Official History of the Falklands Campaign, 2:80–86.

  • [54]

    Freedman, The Official History of the Falklands Campaign, 2:106–120.

  • [55]

    Freedman, The Official History of the Falklands Campaign, 2:121–151; Comisión de Análisis y Evaluación de las Responsabilidades del Conflicto del Atlántico Sur, Informe final, 91–107.

  • [56]

    Freedman, The Official History of the Falklands Campaign, 2:95–98.

  • [57]

    Freedman, The Official History of the Falklands Campaign, 2:148–151, 325–333.

  • [58]

    Freedman, The Official History of the Falklands Campaign, 2:271–276.

  • [59]

    Freedman, The Official History of the Falklands Campaign, 2:293–299.

  • [60]

    Freedman, The Official History of the Falklands Campaign, 2:319–322.

  • [61]

    United Nations Security Council, Resolution 505 (1982), S/RES/505 (1982), 26 Mayıs 1982, par. 1–5, erişim tarihi: 16 Temmuz 2026, https://digitallibrary.un.org/record/34458?ln=en&v=pdf.

  • [62]

    Freedman, The Official History of the Falklands Campaign, 2:84–86, 421–425.

  • [63]

    Freedman, The Official History of the Falklands Campaign, 2:95–98, 432–434.

  • [64]

    Freedman, The Official History of the Falklands Campaign, 2:334–341.

  • [65]

    Freedman, The Official History of the Falklands Campaign, 2:432–435.

  • [66]

    Comisión de Análisis y Evaluación de las Responsabilidades del Conflicto del Atlántico Sur, Informe final, 163–165.

  • [67]

    Lawrence Freedman, The Official History of the Falklands Campaign, cilt 2, War and Diplomacy (Londra: Routledge, 2005), 70–75, 218–220.

  • [68]

    Freedman, Official History, cilt 2, 208–212.

  • [69]

    Freedman, Official History, cilt 2, 229–241.

  • [70]

    Freedman, Official History, cilt 2, 242–251.

  • [71]

    Freedman, Official History, cilt 2, 252–259.

  • [72]

    Argentina, Junta Militar, Comisión de Análisis y Evaluación de las Responsabilidades del Conflicto del Atlántico Sur, Informe Final (Informe Rattenbach) (Buenos Aires, 1983), par. 611, 617–622.

  • [73]

    John Nott, “The Falklands Campaign: The Lessons,” Kabine Memorandumu, C(82) 43, 13 Aralık 1982, CAB 129/215 f393, Cabinet Papers, The National Archives (TNA), Kew, Margaret Thatcher Foundation, erişim tarihi 16 Temmuz 2026, https://www.margaretthatcher.org/document/127253, 19–21.

  • [74]

    Freedman, Official History, cilt 2, 361–365.

  • [75]

    Freedman, Official History, cilt 2, 366–370.

  • [76]

    Freedman, Official History, cilt 2, 393–402.

  • [77]

    Freedman, Official History, cilt 2, 403–409.

  • [78]

    Freedman, Official History, cilt 2, 411–416.

  • [79]

    Nott, “Falklands Campaign,” 19–21; Freedman, Official History, cilt 2, 414–416.

  • [80]

    Freedman, Official History, cilt 2, 505–519.

  • [81]

    Nick Van der Bijl, Victory in the Falklands (Barnsley: Pen & Sword Military, 2007), 140–141, 189; Freedman, Official History, cilt 2, 526–528.

  • [82]

    Freedman, Official History, cilt 2, 357–370, 393–416; Argentina, Junta Militar, Informe Final, par. 614–622.

  • [83]

    Lawrence Freedman, The Official History of the Falklands Campaign, cilt 2, War and Diplomacy (Londra: Routledge, 2005), 393–402; John Nott, “The Falklands Campaign: The Lessons,” Kabine Memorandumu, C(82) 43, 13 Aralık 1982, 8–9.

  • [84]

    Freedman, Official History, cilt 2, 397–402.

  • [85]

    Freedman, Official History, cilt 2, 461–469.

  • [86]

    Freedman, Official History, cilt 2, 463–476.

  • [87]

    Freedman, Official History, cilt 2, 468–478.

  • [88]

    Freedman, Official History, cilt 2, 478–487.

  • [89]

    Freedman, Official History, cilt 2, 486–493.

  • [90]

    Freedman, Official History, cilt 2, 494–499; Nott, “Falklands Campaign,” 9–10.

  • [91]

    Freedman, Official History, cilt 2, 498–503.

  • [92]

    Freedman, Official History, cilt 2, 500–504.

  • [93]

    Freedman, Official History, cilt 2, 505–522; Nott, “Falklands Campaign,” 10–11.

  • [94]

    Freedman, Official History, cilt 2, 523–528.

  • [95]

    Freedman, Official History, cilt 2, 528–534.

  • [96]

    Freedman, Official History, cilt 2, 534–536.

  • [97]

    Freedman, Official History, cilt 2, 536–539.

  • [98]

    Freedman, Official History, cilt 2, 540–549.

  • [99]

    Freedman, Official History, cilt 2, 549–554; Nott, “Falklands Campaign,” 11–12.

  • [100]

    Argentina, Junta Militar, Comisión de Análisis y Evaluación de las Responsabilidades del Conflicto del Atlántico Sur, Informe Final (Informe Rattenbach) (Buenos Aires, 1983), par. 609; Freedman, Official History, cilt 2, 494–496, 523–554.

  • [101]

    Lawrence Freedman, The Official History of the Falklands Campaign, cilt 2, War and Diplomacy (Londra: Routledge, 2005), 555–559; Nick van der Bijl, Victory in the Falklands (Barnsley: Pen & Sword Military, 2007), 220–222.

  • [102]

    Van der Bijl, Victory in the Falklands, 221–224; Freedman, Official History, cilt 2, 558–560.

  • [103]

    Argentina, Junta Militar, Comisión de Análisis y Evaluación de las Responsabilidades del Conflicto del Atlántico Sur, Informe Final (Informe Rattenbach) (Buenos Aires, 1983), par. 680–684; Freedman, Official History, cilt 2, 559–560.

  • [104]

    Imperial War Museums, “The Instrument of Surrender for All Argentine Forces on the Falkland Islands,” fotoğraf, Ministry of Defence Collection, katalog no. FKD 2301, erişim tarihi 16 Temmuz 2026, https://www.iwm.org.uk/collections/item/object/205064253.

  • [105]

    Freedman, Official History, cilt 2, 560–562; Imperial War Museums, “Instrument of Surrender.”

  • [106]

    Van der Bijl, Victory in the Falklands, 226–227; Freedman, Official History, cilt 2, 561–563.

  • [107]

    John Nott, “The Falklands Campaign: The Lessons,” Kabine Memorandumu, C(82) 43, 13 Aralık 1982, 28; Van der Bijl, Victory in the Falklands, 227; Freedman, Official History, cilt 2, 567.

  • [108]

    Nott, “Falklands Campaign,” 28; Freedman, Official History, cilt 2, 565–567.

  • [109]

    Freedman, Official History, cilt 2, 565–567; Nott, “Falklands Campaign,” 28.

  • [110]

    Freedman, Official History, cilt 2, 566–568.

  • [111]

    Van der Bijl, Victory in the Falklands, 227; Freedman, Official History, cilt 2, 567–568.

  • [112]

    Guillermo Mira ve Fernando Pedrosa, ed., Revisiting the Falklands–Malvinas Question: Transnational and Interdisciplinary Perspectives (Londra: University of London Press, 2020), 253, erişim tarihi 16 Temmuz 2026, https://uolpress.co.uk/book/revisiting-the-falklands-malvinas-question/; Nott, “Falklands Campaign,” 27.

  • [113]

    Argentina, Junta Militar, Informe Final, par. 735.

  • [114]

    Van der Bijl, Victory in the Falklands, 219, 228; Freedman, Official History, cilt 2, 673.

  • [115]

    Nott, “Falklands Campaign,” 27.

  • [116]

    Nott, “Falklands Campaign,” 18; Freedman, Official History, cilt 2, 567; Argentina, Junta Militar, Informe Final, par. 736.

  • [117]

    Van der Bijl, Victory in the Falklands, 226–227; Freedman, Official History, cilt 2, 563, 568.

  • [118]

    Freedman, Official History, cilt 2, 620–622, 711, dn. 1.

  • [119]

    Aydınlı, “Türk Basınında Falkland Adaları Savaşı,” 97–100.

  • [120]

    Mira ve Pedrosa, ed., Revisiting the Falklands–Malvinas Question, 9–10.

  • [121]

    Freedman, Official History, cilt 2, 598–599.

  • [122]

    Mira ve Pedrosa, ed., Revisiting the Falklands–Malvinas Question, 11–14.

  • [123]

    Duarte, ed., Falklands/Malvinas War, 117–123.

  • [124]

    Duarte, ed., Falklands/Malvinas War, 128–140.

  • [125]

    Mira ve Pedrosa, ed., Revisiting the Falklands–Malvinas Question, 11–17.

  • [126]

    Freedman, Official History, cilt 2, 728–732.

  • [127]

    Freedman, Official History, cilt 2, 570–572.

  • [128]

    Freedman, Official History, cilt 2, 576–580, 620.

  • [129]

    Freedman, Official History, cilt 2, 578–583.

  • [130]

    Freedman, Official History, cilt 2, 604–608.

  • [131]

    Freedman, Official History, cilt 2, 583–590.

  • [132]

    Freedman, Official History, cilt 2, 598–611; Duarte, ed., Falklands/Malvinas War, 188–193.

  • [133]

    Mira ve Pedrosa, ed., Revisiting the Falklands–Malvinas Question, 186–187.

  • [134]

    Mira ve Pedrosa, ed., Revisiting the Falklands–Malvinas Question, 185–189, 213.

  • [135]

    Duarte, ed., Falklands/Malvinas War, 139–140; Mira ve Pedrosa, ed., Revisiting the Falklands–Malvinas Question, 11–14, 213.

Ayrıca Bakınız

Yazarın Önerileri

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarOnur Çolak16 Temmuz 2026 07:21

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Falkland Savaşı" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Falkland Adaları ve Coğrafi Çerçeve

  • Egemenlik Uyuşmazlığının Tarihsel Arka Planı

  • Savaşa Giden Süreç ve Arjantin Harekatı

  • Birleşik Krallık’ın Tepkisi ve Savaşan Taraflar

  • Diplomatik Girişimler ve Uluslararası Tepkiler

  • Deniz ve Hava Harekatı

  • Çıkarma ve Kara Harekatı

  • Teslim, Savaş Esirleri ve Savaşın Bilançosu

  • Siyasal ve Toplumsal Sonuçlar

KÜRE'ye Sor