Filyos Tios Örenyeri

fav gif
Kaydet
Alıntıla
kure star outline
dji_0302-hdr.jpg
Filyos Tios Örenyeri
Konum:
ÇaycumaZonguldak/Türkiye
Tür:
Yerleşim
Antik Adlar:
TiosTieionTiumTeion
Mimari Kalıntılar:
Akropolistiyatroantik liman ve mendireklerhamamsu kemerinymphaeumtonozlu galerikale ve sahil surlarınekropoller

Filyos Tios Örenyeri, Zonguldak İli Çaycuma İlçesi’ne bağlı Filyos beldesinde, Karadeniz kıyısında yer alan çok katmanlı bir antik yerleşim alanıdır. Antik çağ yazarları tarafından Tios, Tieion, Tium gibi farklı adlarla anılan kent, M.Ö 7. yüzyılın ikinci yarısında Tios adlı bir rahip önderliğinde Miletoslular tarafından kolonize edilmiştir. Antik kentin konumu, Batı Paphlagonia ile Doğu Bithynia arasında önemli bir geçiş noktası üzerinde yer almasını sağlamış; bu durum Tios’un tarih boyunca birçok krallığın egemenliği altında kalmasına neden olmuştur. M.Ö 70 yılında Roma hâkimiyetine giren kent, özellikle Roma ve Bizans dönemlerinde siyasi, ekonomik ve dini açıdan önemli bir merkez olarak gelişmiştir.


Tios, antik dönemde hem kara hem de deniz ticaret yolları üzerinde stratejik bir konumda yer almıştır. Billaios (Filyos) Nehri’nin sağladığı ulaşım imkânları sayesinde, hinterlandında üretilen tahıl, balık ve şarap gibi ürünler kentin limanı aracılığıyla Karadeniz’in diğer bölgelerine ve ötesine ihraç edilmiştir. Kentte yapılan kazılar, Roma ve Bizans dönemlerine ait kale ve sur duvarları, tiyatro, hamam, su kemeri, tapınak, nymphaeum, nekropol alanları ve sular altında kalmış mendireklerle birlikte zengin bir mimari dokuya işaret eder. Modern yerleşimin antik kent dışında kalması, Tios’un Batı Karadeniz kıyısında günümüze ulaşabilmiş en iyi korunmuş antik kentlerden biri olmasına olanak sağlamıştır.


Filyos Tios Örenyeri (Fotoğraf: T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Kalkınma Galerisi)

Tarihçe

Antikçağ’da Batı Paphlagonia ile Doğu Bithynia arasında bir geçiş noktası oluşturan kent, hem stratejik hem de ticari önemiyle öne çıkmıştır. Strabon’a göre kentte, Helen kolonizasyonundan önce bölgede Kaukonlar adlı yerli bir halk yaşamaktaydı. Kaukonların kökeni üzerine farklı görüşler mevcuttur; bazıları onları İskit, bazıları Makedon ya da Pelasg kökenli olarak tanımlar. Bunun yanı sıra bölgede Bebrykler adlı bir başka kavmin de yaşadığı ve bunların Friglerle bağlantılı olduğu öne sürülür.


Tios’un kuruluşu M.Ö 7. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenir. Stephanos Byzantinos’un Ethnika adlı eserine göre, kenti kuran lider, bir Miletoslu rahip olan Tios’tur ve kent, adını bu kişiden almıştır. Ancak başka bir anlatıma göre, Trakya’dan gelen halklara önderlik eden Pataros adlı bir figürün burayı ele geçirerek Zeus onuruna “Tios” adını verdiği aktarılır. Bu ikinci versiyon, kent adının Zeus’un isminin bir türevi olduğu yönündeki etimolojik yaklaşımları desteklemektedir. Kent, ilk dönemlerinde Herakleia Pontike’nin egemenliği altında kendi adına sikke bastırmaya başlamış; ardından sırasıyla Amastris Kraliçesi yönetimindeki Amastris Synoikismos’una, Bithynia Krallığı'na ve Pontus Krallığı'na bağlanmıştır. Tios bu süreçte, özellikle Bithynia-Pontus arasında sık sık el değiştirmiştir.


Kent, M.Ö 70 yılında Roma Generali Aurelius Cotta’nın seferiyle Roma topraklarına katılmış ve Pontus-Bithynia Eyaleti’ne bağlanmıştır. Roma döneminde kent büyük bir gelişim göstermiş, önemli bir liman ve ticaret merkezi haline gelmiştir. Sahip olduğu limanlar ve Billaios Nehri üzerinden ulaşım olanakları sayesinde, hinterlandından gelen şarap, balık, tahıl gibi ürünlerin Karadeniz’e ve oradan da dış dünyaya taşınmasında önemli rol oynamıştır. Bu dönemde yolların ve liman altyapısının imparatorluk makamları tarafından yenilendiği, miltaşlarından anlaşılmaktadır. Roma döneminde aynı zamanda Zeus, Helios, Dionysos, Asklepios ve Ana Tanrıça kültlerine dair tapınımın varlığına işaret eden epigrafik belgeler, kentin dinsel yapısına dair ipuçları sunar.


Bizans döneminde Tios, piskoposluk merkezi statüsü kazanarak dini anlamda bölgesel bir öneme ulaşmıştır. M.S 6. yüzyıldan itibaren kaynaklarda dini yapılar ve yazıtlarla desteklenen bir Hristiyan kimliği ön plana çıkar. Kent, 1261 yılından itibaren Cenevizlilerin kontrolüne girmiş, ardından 15. yüzyıl başlarında Osmanlı topraklarına katılmıştır. Osmanlı döneminde liman kenti olma özelliğini kaybeden Tios, küçük bir balıkçı köyü niteliğine bürünmüş ve “Filyos” adıyla anılmaya başlanmıştır. Bu isim, antik kentin doğusundaki Billaios Nehri’nden türetilmiştir.


Modern dönemde Filyos, antik kalıntıların büyük oranda dışında gelişen bir yerleşim olarak, Tios’un mimari mirasını büyük ölçüde koruyabilmiştir. Bu durum, arkeolojik açıdan kenti Batı Karadeniz kıyısındaki en iyi korunmuş antik yerleşimlerden biri haline getirmiştir. Bilimsel kazılar 2006 yılında Prof. Dr. Sümer Atasoy başkanlığında başlamış; 2007 itibarıyla kazılar genişletilerek sur duvarları, tiyatro, hamam, nymphaeum, su kemeri, tonozlu galeri, nekropoller ve çok sayıda küçük buluntu gün ışığına çıkarılmıştır. Tios, bu yönüyle Türkiye’nin Karadeniz kıyısında kazısı yapılan ilk ve tek antik kent olma özelliğini de taşımaktadır.

Mimari Kalıntılar

Filyos Tios Örenyeri, topografik olarak iki ana bölümden oluşur: Yukarı Şehir (akropolis) ve Aşağı Şehir. Yaklaşık 60 hektarlık bir alana yayılan bu yerleşimde, farklı dönemlere tarihlenen çok sayıda yapı kalıntısı günümüze ulaşmıştır.


Akropolis (Kale Tepesi), kentin en eski yerleşim katmanlarını barındırır. Burada Helenistik ve Roma dönemlerine tarihlenen kale duvarları ile bir kule kalıntısı yer alır. Ayrıca bir sarnıç ve bu yapının altında bir platform ile künk kalıntıları tespit edilmiştir. Doğu Tepesi’nde yapılan yüzey araştırmalarında ise mezar stelleri, taş lahitler ve sütun parçaları bulunmuş; bu alan nekropol olarak değerlendirilmiştir.


Tiyatro, kentin güney yamaçlarında, eğimli araziye yaslanmış biçimde inşa edilmiştir. Roma dönemine ait olan bu yapı, Karadeniz kıyısında bugüne ulaşabilmiş ender tiyatro örneklerindendir. Taş oturma sıralarının bir kısmı günümüze ulaşmış, sahne binası ise yapılan kazılarla kısmen ortaya çıkarılmıştır. Tiyatro kazılarında ayrıca iki adet heykel parçası ele geçirilmiştir.


Antik Liman ve Mendirekler, Kale Tepesi'nin batısında yer almakta olup bugün kısmen su altında kalmıştır. Limana ait 6 metre genişliğinde ve 100 metreyi aşan uzunlukta iki mendirek kalıntısı, kentin hem ticari hem de askerî açıdan taşıdığı önemi göstermektedir. Sahil suru ise bu limandan başlayarak kentin iç kesimlerine doğru uzanmakta ve yaklaşık 1 metre kalınlığında, 5 metre yüksekliğinde korunaklı bir yapıya sahiptir.


Kent Merkezi olarak tanımlanan ve halk arasında “Bahçe” adıyla bilinen bölgede ise taş döşeli yollar, hamam kalıntısı, su kemeri, nymphaeum, tonozlu galeri ve çeşitli yapı temelleri ortaya çıkarılmıştır. Hamam yapısının altında hypocaust sistemi tespit edilmiştir. Bu durum yapının ısıtmalı olduğunu göstermektedir. Nymphaeum’un yakınında çok sayıda mimari parça ve seramik buluntuya rastlanmıştır. Tonozlu galeri ise işlevi henüz belirlenememiş bir yapı olup halk arasında "yeraltı şehri" olarak bilinmektedir.


Kentte ayrıca nekropol alanları (Doğu Tepesi ve tiyatronun üst kesimleri), savunma kuleleri, çeşmeler, lahitler, mezar yapıları, antik yollar, su yolları ve çeşitli konut temelleri gibi kalıntılar da tespit edilmiştir. Bu mimari unsurlar, Tios’un yalnızca bir liman ve ticaret merkezi değil, aynı zamanda iyi planlanmış bir yerleşim olarak geliştiğini göstermektedir.


Yerleşim planı (Fotoğraf: Turkish Museums)

Arkeolojik Kazılar ve Buluntular

Filyos Tios Örenyeri’nde sistemli arkeolojik kazı çalışmaları 2006 yılında başlamıştır. Bu süreçte Karadeniz Ereğli Müzesi ile Trakya Üniversitesi Arkeoloji Bölümü iş birliğiyle yürütülen çalışmalar, ilk etapta bitki örtüsünün temizlenmesi ve test sondajları şeklinde gerçekleştirilmiştir. 2007 yılında bilimsel kazılar genişletilmiş; akropolis, kent merkezi, tiyatro ve nekropol alanlarında kazılar yapılmıştır. Kazılara Türkiye'nin çeşitli üniversitelerinden akademisyenler, uzman arkeologlar, epigrafistler ve öğrenciler katılmış; ayrıca Melbourne Üniversitesi’nden bir seramik uzmanı da ekibe dâhil edilmiştir.


Akropolis üzerinde yapılan araştırmalarda Hellenistik ve Roma dönemlerine tarihlenen kale kalıntıları, kule yapıları, sarnıç ve künk parçaları açığa çıkarılmıştır. Doğu Tepesi'nde mezar steli, sütun kaideleri ve lahit parçaları tespit edilmiştir. Bu alanın nekropol niteliği taşıdığı düşünülmektedir. Kentin merkezinde taş döşeli yollar, bir nymphaeum, hamam, su kemeri ve çeşitli yapı temelleri açığa çıkarılmıştır. Hamam yapısının alt bölümünde ısıtma sistemine ait hypocaust kalıntıları belgelenmiştir. Nymphaeum yakınında çok sayıda çanak-çömlek ve mimari unsur ele geçirilmiştir.


Su Kemeri (Fotoğraf: Zonguldak İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü)

Antik liman bölgesinde deniz altında kalan mendirek kalıntıları belgelenmiş; bu yapıların kentin ticari ve askeri yapısına ışık tuttuğu değerlendirilmiştir. Ateştuğla Fabrikası yakınında yapılan çalışmalarda tonozlu bir galeri belirlenmiştir. Bu yapının işlevi henüz netlik kazanmamış olsa da, çok sayıda bölme ve odadan oluştuğu saptanmıştır. Galerinin üzerindeki alanda jeofizik ölçümler gerçekleştirilmiştir. 

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Yazar Bilgileri

Avatar
YazarNazlı Kemerkaya25 Mart 2025 20:42

Etiketler

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Filyos Tios Örenyeri" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Tarihçe

  • Mimari Kalıntılar

  • Arkeolojik Kazılar ve Buluntular

KÜRE'ye Sor