
ORCID ID
0000-0001-6392-0662
Abluka, İtalyanca blocca (bloke et, muhasara et) sözcüğünden türetilmiştir (Nişanyan Sözlük, 2023: 3). Bir yeri abluka altına almak, orayı adeta bir hapishaneye çevirmek anlamına gelmektedir. Ancak hapishane suçla/suçluyla ilişkilendirilirken İsrail’in hukuk dışı uygulamaları ile hem hapishaneler hem de abluka birer soykırım aracına dönüşmektedir.Genel anlamda bireyi ya da grubu toplumdan dışlama (Marshall, 1999: 357), belli haklardan mahrum bırakma amacıyla hükümlülerin içinde tutulduğu yapı (TDK, t.y.) ya da sınırları belli alana hapishane denilmektedir. Bu tanımlama doğrultusunda – suç ve suçlu ilişkisi olmaksızın-, dünyanın en yoğun nüfuslu alanlarından biri ve uzun yıllardır abluka altında olan Gazze’nin durumunun sosyo-realist açıdan -dünyada eşine rastlanmayan- üstü açık bir hapishaneye çevrildiği söylenebilir.Edward Said, Gazze’nin içinde bulunduğu şartları bir kafes olarak tasvir eder (Said, 2003: 49). Kafes içinde olmak ile hapishane yaşamı benzer durumları ifade eder. Gerçekten de acımasız abluka uygulanan Gazze’de kendine has bir kültür içinde yaşamın yeniden formüle edildiği görülür. Çünkü herhangi bir kişi istediği yere seyahat edemez, istediği ülkeye eğitime veya tedavi için hastaneye gidemez, dışardan ilaç, gıda ya da yaşamı sürdürecek diğer malzemeleri temin edemez【1】. Gazzeliler denizden, karadan ve havadan tam bir abluka altında yaşamaktadırlar (Balcı, 2024). Yaşam koşullarının ve şartlarının tamamen ambargo ortamında, başkalarının kontrolünde olduğu düzen tecrit, izolasyon veya hiçleştirmedir. İnsanların aç bırakıldığı, tecrit edildiği, sürekli bombalandığı bir kentte, şüphesiz hukuk kuralları ile yönetilmesi gereken formel hapishanelerden çok daha trajik koşullar söz konusudur【2】. Bu durum kendine has, abluka kültürü olarak adlandırılabilecek bir kültür ortaya çıkarmıştır.İsrail, 19 Eylül 2007’de Hamas yönetimindeki Gazze Şeridi’ni düşman bölge ilan ederek tam abluka politikasına geçmiş ve Gazze, bazıları tarafından, dünyanın en büyük (2,2 milyonun üzerinde insan 363 km’lik bir alanda yaşamaktadır) açık hava hapishanesi görülmüştür. (Balcı, 2024) Abluka kavramı, uluslararası savaş hukukuna göre önceden belirlenen bir mesafe dâhilinde düşman kıyılarına her türlü ticari faaliyetin yasaklanması olarak tanımlanmaktadır (Karadaş, 2013: 55-56). Paradoks olan şey hukuken devletlere karşı uygulanan ablukayı İsrail’in devlet olarak kabul etmediği Filistin’e karşı uygulamasıdır. Ablukanın olabilmesi için uluslararası savaşın gerekçeleri olmalıdır (Aksoy, 2016: 5). Ekim 2023‘ten itibaren Gazze’ye tonlarca bomba atılmış ve burada yaşayan on binlerce insan katledilmiştir. İsrail’in hukuksuz uygulamaları ile kendine göre yorumladığı abluka ve hapishane uygulamaları altında, yaşama hakkı tanınmayan bu alana, nefes alma hakkı da tanınmamaya başlanmıştır. BM’nin ifadelerine göre “dünyanın en büyük açık hava hapishanesi” olan bölge, giderek “dünyanın en büyük çocuk mezarlığı”na dönüşmeye başlamıştır (Balcı, 2024).Hapishane ortamında, “Güvenli yere geçin, bomba yağdıracağız!” ilanı, insanlık aklıyla alay etmek olarak ifade edilebilir. İsrail hükümetinden yapılan açıklamalarda, bu bölgeye elektrik, su, yakıt, gıda ve ilaç gibi temel insani malzemelerin verilmeyeceği ifadesi, bölgeyi hapishane şartlarından daha ağır bir yapıya dönüştürmektedir【3】. Hatta Gazzelileri “İnsana benzeyen hayvanlar” (Middle East Eye, 2023) olarak ifade etmeleri【4】, apartheid düşüncelerinin somut halini yansıtmıştır. Nitekim ölü doğan bebek sayısının üzde 300 oranında artması, bu bölgeye uygulanan tıbbi engellerin bir sonucudur【5】.Gazze’ye uygulanan tam abluka tüm insanları, özellikle çocukları, gıdasızlık ve açlık koşulları altında yaşam mücadelesi vermek zorunda bırakmaktadır. Çocukların yüzde 40’ı kansızlık ve yetersiz beslenmeye bağlı sağlık sorunları yaşamaktadır【6】 (Balcı, 2024).BM’nin “Gazze İhtilafında Olguları Araştırma Komisyonu raporu” ve Kızıl Haç Komitesinin raporları, Gazze’de abluka suretiyle uygulanan toplu cezalandırmaların, İsrail’in uluslararası insancıl hukuktan doğan yükümlülüklerini ihlal ettiğini ortaya koymaktadır (Karadaş, 2013: 59). 1949 yılında tüm dünya devletleri tarafından imzalanan ve dört farklı sözleşmeden oluşan “Cenevre Sözleşmeleri”, bugünkü savaş hukukunun, diğer ve daha yaygın kullanımıyla uluslararası insancıl hukukun temelini oluşturmaktadır (Akan, 1950: 40). Oysa bu hukuk yıllardır, Gazze toplumu için kullanıl(a)mamakta, yok hükmünde uygulamalar sergilenmektedir. Gazze ablukası, sivil halkı topluca cezalandırma olarak devam etmektedir. İsrail, Gazze halkının sivil, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel haklarını hiçe sayarak ihlal etmektedir. Gazze halkı, yıllardır kapısı olmayan sınırlar içinde kilit altında yaşamaya çalışmaktadır. Uluslararası insancıl hukuk, savaş hukukundan (jus ad bellum) farklı ve bağımsızdır; savaş sırasında uygulanan hukuk (jus in bello) olarak bilinir ve uluslararası silahlı çatışma ile uluslararası olmayan silahlı çatışma esnasında çatışan tarafların uyması gereken kuralları kapsamaktadır (Çakmak, 2014: 229). Dış dünya ile bağlantısı sadece sanal ortamda olan Gazze’de, toplumsal yapı giderek daha kapalı hale gelmekte ve kendine has bir özelliğe bürünmektedir.Ablukanın somut yansımaları şöyle özetlenebilir: İlaç temini yapılmadığından sağlık sektörü neredeyse durma noktasındadır; insanlar artık kendi deneyimlerine dayanarak olanaksızlıklar içerisinde çözümler üretmektedir. Elektrik kesintisi günlük yaşamın parçası haline gelmiştir; zorla temin edilen aydınlatma araçlarıyla çareler üretilmeye çalışılmaktadır. Bu sorunun en büyük yansıması hastanelerde görülmektedir. Su arıtma tesisleri yetersizdir ve genellikle içme suyu kaynakları kirlenmiştir【7】. AB, BM ve diğer uluslararası kuruluşlar tarafından uygulanan ambargolar ve ablukalar, Gazze’nin dışa açılmasını engellediği için iş olanakları ve ekonomik fırsatlar son derece sınırlıdır. Dışa bağımlı bir nüfusun olmasına karşın dışardan herhangi bir ihtiyacın girişine izin verilmemesi, kendi yokluğuna bağımlı bir nüfusun ortaya çıkmasını kaçınılmaz kılmıştır. Bu durum aynı zamanda çocukların eğitim hayatını da sekteye uğramaktadır. Birçok çocuk, okula gitmek yerine ailelerine yardımcı olmak veya güvenlik nedeniyle evde kalmak zorundadır. Uzun süreli kriz ve belirsizlik, psikolojik olarak da büyük bir yük oluşturur; kadınlar ve çocuklar sıklıkla travma yaşamaktadır. Seyahatin engellenmesi Gazze halkının dünyadan izolasyonuna neden olmaktadır. Tarım ve balıkçılık sektörü, ablukalar nedeniyle büyük ölçüde daralmıştır【8】. Gazze’nin dışarıya gıda satması ve dışarıdan gıda alması sınırlandırılmıştır. Çoğu Filistinli, yetersiz ve sağlıksız beslenme sorunlarıyla karşı karşıya kalmaktadır.
Abluka, İtalyanca blocca (bloke et, muhasara et) sözcüğünden türetilmiştir (Nişanyan Sözlük, 2023: 3). Bir yeri abluka altına almak, orayı adeta bir hapishaneye çevirmek anlamına gelmektedir. Ancak hapishane suçla/suçluyla ilişkilendirilirken İsrail’in hukuk dışı uygulamaları ile hem hapishaneler hem de abluka birer soykırım aracına dönüşmektedir.
Genel anlamda bireyi ya da grubu toplumdan dışlama (Marshall, 1999: 357), belli haklardan mahrum bırakma amacıyla hükümlülerin içinde tutulduğu yapı (TDK, t.y.) ya da sınırları belli alana hapishane denilmektedir. Bu tanımlama doğrultusunda – suç ve suçlu ilişkisi olmaksızın-, dünyanın en yoğun nüfuslu alanlarından biri ve uzun yıllardır abluka altında olan Gazze’nin durumunun sosyo-realist açıdan -dünyada eşine rastlanmayan- üstü açık bir hapishaneye çevrildiği söylenebilir.
Edward Said, Gazze’nin içinde bulunduğu şartları bir kafes olarak tasvir eder (Said, 2003: 49). Kafes içinde olmak ile hapishane yaşamı benzer durumları ifade eder. Gerçekten de acımasız abluka uygulanan Gazze’de kendine has bir kültür içinde yaşamın yeniden formüle edildiği görülür. Çünkü herhangi bir kişi istediği yere seyahat edemez, istediği ülkeye eğitime veya tedavi için hastaneye gidemez, dışardan ilaç, gıda ya da yaşamı sürdürecek diğer malzemeleri temin edemez【1】. Gazzeliler denizden, karadan ve havadan tam bir abluka altında yaşamaktadırlar (Balcı, 2024). Yaşam koşullarının ve şartlarının tamamen ambargo ortamında, başkalarının kontrolünde olduğu düzen tecrit, izolasyon veya hiçleştirmedir. İnsanların aç bırakıldığı, tecrit edildiği, sürekli bombalandığı bir kentte, şüphesiz hukuk kuralları ile yönetilmesi gereken formel hapishanelerden çok daha trajik koşullar söz konusudur【2】. Bu durum kendine has, abluka kültürü olarak adlandırılabilecek bir kültür ortaya çıkarmıştır.
İsrail, 19 Eylül 2007’de Hamas yönetimindeki Gazze Şeridi’ni düşman bölge ilan ederek tam abluka politikasına geçmiş ve Gazze, bazıları tarafından, dünyanın en büyük (2,2 milyonun üzerinde insan 363 km’lik bir alanda yaşamaktadır) açık hava hapishanesi görülmüştür. (Balcı, 2024) Abluka kavramı, uluslararası savaş hukukuna göre önceden belirlenen bir mesafe dâhilinde düşman kıyılarına her türlü ticari faaliyetin yasaklanması olarak tanımlanmaktadır (Karadaş, 2013: 55-56). Paradoks olan şey hukuken devletlere karşı uygulanan ablukayı İsrail’in devlet olarak kabul etmediği Filistin’e karşı uygulamasıdır. Ablukanın olabilmesi için uluslararası savaşın gerekçeleri olmalıdır (Aksoy, 2016: 5). Ekim 2023‘ten itibaren Gazze’ye tonlarca bomba atılmış ve burada yaşayan on binlerce insan katledilmiştir. İsrail’in hukuksuz uygulamaları ile kendine göre yorumladığı abluka ve hapishane uygulamaları altında, yaşama hakkı tanınmayan bu alana, nefes alma hakkı da tanınmamaya başlanmıştır. BM’nin ifadelerine göre “dünyanın en büyük açık hava hapishanesi” olan bölge, giderek “dünyanın en büyük çocuk mezarlığı”na dönüşmeye başlamıştır (Balcı, 2024).
Hapishane ortamında, “Güvenli yere geçin, bomba yağdıracağız!” ilanı, insanlık aklıyla alay etmek olarak ifade edilebilir. İsrail hükümetinden yapılan açıklamalarda, bu bölgeye elektrik, su, yakıt, gıda ve ilaç gibi temel insani malzemelerin verilmeyeceği ifadesi, bölgeyi hapishane şartlarından daha ağır bir yapıya dönüştürmektedir【3】. Hatta Gazzelileri “İnsana benzeyen hayvanlar” (Middle East Eye, 2023) olarak ifade etmeleri【4】, apartheid düşüncelerinin somut halini yansıtmıştır. Nitekim ölü doğan bebek sayısının üzde 300 oranında artması, bu bölgeye uygulanan tıbbi engellerin bir sonucudur【5】.
Gazze’ye uygulanan tam abluka tüm insanları, özellikle çocukları, gıdasızlık ve açlık koşulları altında yaşam mücadelesi vermek zorunda bırakmaktadır. Çocukların yüzde 40’ı kansızlık ve yetersiz beslenmeye bağlı sağlık sorunları yaşamaktadır【6】 (Balcı, 2024).
BM’nin “Gazze İhtilafında Olguları Araştırma Komisyonu raporu” ve Kızıl Haç Komitesinin raporları, Gazze’de abluka suretiyle uygulanan toplu cezalandırmaların, İsrail’in uluslararası insancıl hukuktan doğan yükümlülüklerini ihlal ettiğini ortaya koymaktadır (Karadaş, 2013: 59). 1949 yılında tüm dünya devletleri tarafından imzalanan ve dört farklı sözleşmeden oluşan “Cenevre Sözleşmeleri”, bugünkü savaş hukukunun, diğer ve daha yaygın kullanımıyla uluslararası insancıl hukukun temelini oluşturmaktadır (Akan, 1950: 40). Oysa bu hukuk yıllardır, Gazze toplumu için kullanıl(a)mamakta, yok hükmünde uygulamalar sergilenmektedir. Gazze ablukası, sivil halkı topluca cezalandırma olarak devam etmektedir. İsrail, Gazze halkının sivil, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel haklarını hiçe sayarak ihlal etmektedir. Gazze halkı, yıllardır kapısı olmayan sınırlar içinde kilit altında yaşamaya çalışmaktadır. Uluslararası insancıl hukuk, savaş hukukundan (jus ad bellum) farklı ve bağımsızdır; savaş sırasında uygulanan hukuk (jus in bello) olarak bilinir ve uluslararası silahlı çatışma ile uluslararası olmayan silahlı çatışma esnasında çatışan tarafların uyması gereken kuralları kapsamaktadır (Çakmak, 2014: 229). Dış dünya ile bağlantısı sadece sanal ortamda olan Gazze’de, toplumsal yapı giderek daha kapalı hale gelmekte ve kendine has bir özelliğe bürünmektedir.
Ablukanın somut yansımaları şöyle özetlenebilir: İlaç temini yapılmadığından sağlık sektörü neredeyse durma noktasındadır; insanlar artık kendi deneyimlerine dayanarak olanaksızlıklar içerisinde çözümler üretmektedir. Elektrik kesintisi günlük yaşamın parçası haline gelmiştir; zorla temin edilen aydınlatma araçlarıyla çareler üretilmeye çalışılmaktadır. Bu sorunun en büyük yansıması hastanelerde görülmektedir. Su arıtma tesisleri yetersizdir ve genellikle içme suyu kaynakları kirlenmiştir【7】. AB, BM ve diğer uluslararası kuruluşlar tarafından uygulanan ambargolar ve ablukalar, Gazze’nin dışa açılmasını engellediği için iş olanakları ve ekonomik fırsatlar son derece sınırlıdır. Dışa bağımlı bir nüfusun olmasına karşın dışardan herhangi bir ihtiyacın girişine izin verilmemesi, kendi yokluğuna bağımlı bir nüfusun ortaya çıkmasını kaçınılmaz kılmıştır. Bu durum aynı zamanda çocukların eğitim hayatını da sekteye uğramaktadır. Birçok çocuk, okula gitmek yerine ailelerine yardımcı olmak veya güvenlik nedeniyle evde kalmak zorundadır. Uzun süreli kriz ve belirsizlik, psikolojik olarak da büyük bir yük oluşturur; kadınlar ve çocuklar sıklıkla travma yaşamaktadır. Seyahatin engellenmesi Gazze halkının dünyadan izolasyonuna neden olmaktadır. Tarım ve balıkçılık sektörü, ablukalar nedeniyle büyük ölçüde daralmıştır【8】. Gazze’nin dışarıya gıda satması ve dışarıdan gıda alması sınırlandırılmıştır. Çoğu Filistinli, yetersiz ve sağlıksız beslenme sorunlarıyla karşı karşıya kalmaktadır.
Akan, Zeki Mesut (1950). “1949 Cenevre Sözleşmeleri”. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 7 (3), 37-57.
Aksoy, Merve (2016). Uygulanmayan Uluslararası Hukuk ve Gazze. İstanbul: İNSAMER.
Balcı, Muharrem (2024). “Gazze: Dünyanın En Büyük Açık Hava Hapishanesinden Dünyanın En Büyük Çocuk Mezarlığına”. Hukuk Dünyası Alıntılar. Erişim Tarihi: 04.06.2024, https://www.muharrembalci.com/hukukdunyasi/alintilar/2429.pdf.
Graudy, Roger (2023). Siyonizm Dosyası, çev.: Nezih Uzel. İstanbul: Pınar Yayınları.
Karadaş, Cemalettin (2013). Mavi Marmara Olayı. Ankara: USAK.
Marshall, Gordon (1999). Sosyoloji Sözlüğü, çev.: Osman Akınhay & Derya Kömürcü. Ankara: Bilim ve Sanat.
Middle East Eye (2023). Israel-Palestine War: ‘We are Fighting Human Animals’, Israeli Defence Minister Says. Erişim Tarihi: 10.01.2025, https://www.middleeasteye.net/ news/israel-palestine-war-fighting-human-animals-defence-minister.
Nişanyan Sözlük (2023). Abluka. Erişim Tarihi: 14.11.2024, https://www.nisanyansozluk.com/kelime/abluka.
Said, Edward (2003). Kültür ve Direniş, çev.: Osman Akınhay. İstanbul: Agora Kitaplığı.
TDK (T.Y). Kelime: Hapishane. Erişim Tarihi: 05.06.2024, https://sozluk.gov.tr/.
Çakmak, Cenap (2014). Uluslararası Hukuk: Giriş, Teori ve Uygulama Bir Uluslararası İlişkiler Yaklaşımı. İstanbul: Ekin Yayınları.
[1]
Bkz. Hareket Kısıtlaması ; Sağlık Hakkı
[2]
Ayrıca bkz. İnsan Hakları; İnsani Kriz
[3]
Bkz. Uluslararası İnsancıl Hukuk
[4]
Bkz. İnsandışılaştırma
[5]
Bkz. Tıbbi Soykırım
[6]
Bkz. Malnütrisyon
[7]
Ayrıca bkz. Su Hakkı
[8]
Ayrıca bkz. Ekolojik Emperyalizm
| apa | Bayram, K. (2026). Gazze Abluka Kültürü. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 589-592) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Bayram, Kayhan. “Gazze Abluka Kültürü”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 589-592. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Gazze Abluka Kültürü" maddesi için tartışma başlatın