
İsrail’in Lübnan’a Yönelik Saldırıları (2026), 2 Mart 2026 tarihinde Hizbullah’ın kuzey İsrail’e yönelik füze ve İHA saldırılarının ardından İsrail ordusunun Lübnan genelinde başlattığı, hava, deniz ve kara unsurlarıyla genişlettiği askeri operasyonlardır.
Saldırılar Beyrut’un Dahiye bölgesi başta olmak üzere güney ve doğu Lübnan’a yayılmış, İsrail ordusu Hizbullah’a ait askeri ve finansal hedefleri vurduğunu açıklamış, güneyde tahliye çağrıları yapmış ve sınır hattında kara ilerleyişi gerçekleştirmiştir. Saldırılar 16 Nisan 2026 itibariyle devam etmektedir.
İsrail'in Beyrut'a yönelik saldırıları, 2 Mart 2026 - (Associated Press)
2 Mart 2026 sabahı Hizbullah, güney Lübnan’dan kuzey İsrail’e yönelik füze ve insansız hava aracı saldırısı düzenlediğini açıklamıştır. Açıklamada, saldırının İsrail’in Lübnan’a yönelik neredeyse her gün düzenlediği saldırılara ve İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesine yanıt olduğu belirtilmiştir. Hizbullah, söz konusu saldırıyı Hayfa yakınındaki bir İsrail askeri tesisini hedef alarak gerçekleştirmiştir.
İsrail Ordu Sözcülüğü, Lübnan’dan füze atıldığının tespit edildiğini açıklamıştır. Açıklamada, füze atışının ardından ülkenin kuzeyinde sirenlerin devreye girdiği belirtilmiştir.
İsrail basını, söz konusu saldırının, Lübnan ile İsrail arasında 27 Kasım 2024’te sağlanan ateşkesten bu yana Hizbullah tarafından düzenlenen en şiddetli saldırı olduğunu yazmıştır. İsrail’de yayın yapan Kanal 12 televizyonu, Lübnan’dan 6 füze atıldığını aktarmıştır.
2 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, Lübnan ve İran’da eş zamanlı olarak bir dizi saldırı gerçekleştirdiğini açıklamıştır. Açıklamada, saldırıların Hizbullah’ın roket attığı gerekçesiyle düzenlendiği belirtilmiştir.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta üst düzey Hizbullah mensuplarının hassas mühimmatlarla hedef alındığı ileri sürülmüştür. Saldırılar İsrail Hava Kuvvetleri ve Donanması tarafından gerçekleştirilmiştir.
Açıklamada, Lübnan’ın Sur kentinde Hizbullah’a ait olduğu iddia edilen bir silah depolama tesisinin hedef alındığı belirtilmiştir. Ayrıca İran ile Hizbullah arasındaki bağı derinleştirmek için kullanıldığı savunulan komuta merkezlerinin de hedef alındığı ileri sürülmüştür.
Lübnan Sağlık Bakanlığı ilk açıklamasında, İsrail ordusunun Beyrut ve güney bölgelere düzenlediği hava saldırılarında 31 kişinin hayatını kaybettiğini ve 149 kişinin yaralandığını bildirmiştir.
2 Mart akşam saatlerinde Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 21 artarak 52’ye yükseldiğini, yaralı sayısının ise 154 olduğunu açıklamıştır. Yapılan açıklamada, İsrail’in 221 saldırı düzenlediği belirtilmiştir. Açıklamada ayrıca 28 bin 586 kişinin zorla yerinden edildiği ve 186 merkezin geçici barınma merkezi olarak hizmet verdiği bildirilmiştir.

Lübnan'ın güneyinde İsrail saldırısına hedef olan Baalbek bölgesindeki yıkım, 2 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
2 Mart 2026 tarihinde İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, ABD merkezli X sosyal medya platformunda yaptığı açıklamada, "Hizbullah, İsrail’e yönelik ateş açmasının ağır bedelini ödeyecek." ifadelerini kullanmıştır.
Aynı açıklamada Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım hakkında şu ifadeye yer vermiştir: "İran’ın baskısı altında ateş açmaya karar veren Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, bundan sonra suikast için işaretlenmiş bir hedeftir."
Katz ayrıca "Ali Hamaney’in yolunu izleyen herkes, yakında onunla birlikte kötülük ekseninden ortadan kaldırılanların yanında cehennemin derinliklerinde kendini bulacaktır." demiştir.
2 Mart 2026 tarihinde İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Hizbullah’a karşı bir saldırı kampanyası başlatıldığını açıklamıştır. Zamir açıklamasında "Hizbullah’a karşı bir saldırı kampanyası başlattık ve birkaç gün sürecek çatışmalara hazırlıklı olmalıyız." ifadelerini kullanmıştır. Aynı açıklamada "Sadece savunma hatlarında değiliz; saldırıya geçiyoruz." demiştir.
2 Mart 2026 tarihinde Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail’in Lübnan topraklarına yönelik saldırılarını kınamıştır. Avn, Lübnan topraklarından roket atılmasının, ülkenin bölgedeki tehlikeli askeri çatışmaların içine çekilmesi riskini taşıdığını belirtmiştir.
Aynı açıklamada, söz konusu roket atışlarının, devletin Lübnan’ı çatışmalardan uzak tutma çabalarını hedef aldığı ifade edilmiştir. Avn, Lübnan’ın yeniden “kendisiyle ilgisi olmayan destek savaşlarının platformu” haline getirilmesine devletin izin vermeyeceğini belirtmiştir.
Cumhurbaşkanı ayrıca, güvenlik ve istikrarın korunmasına yönelik tekrarlanan çağrıları dikkate almayan tarafların olası olumsuz gelişmelerden sorumlu olacağını vurgulamıştır. Avn, Lübnan devletinin böyle bir durumun tekrarına izin vermeyeceğini ve Lübnan halkının da bunu kabul etmeyeceğini ifade etmiştir.
2 Mart 2026 tarihinde Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, güney Lübnan’dan İsrail’e yönelik roket atışlarını “sorumsuz ve şüpheli bir eylem” olarak nitelendirmiştir. Selam, "Arkasında kim olursa olsun, bu atışlar Lübnan’ın güvenliğini ve istikrarını tehdit etmektedir." demiş Lübnan’ın yeni maceralara sürüklenmesine izin verilmeyeceğini belirterek şu ifadeyi kullanmıştır: “Lübnan, ülkenin yeni maceralara sürüklenmesine izin vermeyecektir.” Ayrıca, sorumluların tespit edilerek Lübnan halkının korunması için gerekli tüm tedbirlerin alınacağını ifade etmiştir.
Nevvaf Selam, İsrail saldırılarının ardından kabineyi acil toplantıya çağırmıştır. Toplantı yerel saatle sabah 08.00’de Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda yapılmıştır. Toplantıda 2 Mart gece yarısından itibaren yaşanan gelişmeler değerlendirilmiş ve hükümetin alacağı önlemler görüşülmüştür.
2 Mart 2026 tarihinde Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, hükümetin Hizbullah’ın askeri ve güvenlik faaliyetlerini yasakladığını ve grubun rolünü siyasi faaliyetlerle sınırlandırdığını açıklamıştır.
Selam, kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada Devlet, Lübnan topraklarından başlatılan herhangi bir askeri veya güvenlik eylemini reddeder." ifadelerini kullanmıştır.
Selam "Savaş ve barış kararı yalnızca devlete aittir." demiş ve kabinenin, meşru devlet kurumları dışında askeri operasyonların yasaklanmasına karar verdiği belirtilmiştir. Selam, Lübnan ordusuna, özellikle Litani Nehri’nin kuzeyinde silahların devlet kontrolü altına alınmasını öngören planın kararlılıkla uygulanması talimatını vermiştir.
2 Mart akşam saatlerinde Hizbullah’ın Meclis Grup Başkanı Milletvekili Muhammed Raid, hareketin ülkedeki askeri faaliyetlerini yasaklayan hükümeti eleştirmiştir. İsrail saldırılarında öldüğü iddia edilen Raid, Hizbullah’a bağlı Al Manar televizyon kanalına açıklamalarda bulunmuştur.
Hükümetin Hizbullah’ın askeri faaliyetlerini yasaklamasına tepki gösteren Raid “Lübnanlılar saldırının yasaklanmasını beklerken, saldırıyı reddetmenin yasaklanmasına ilişkin bir kararla karşılaştı. Hükümet, sahip olduğunu ileri sürdüğü uluslararası dostlukları, düşmanı ülkemize karşı savaşı durdurmaya zorlamak için kullanamadı.” demiştir.
2 Mart 2026 tarihinde İsrail Ordu Sözcüsü Ella Waweya, ABD merkezli X sosyal medya platformundaki hesabından yayımladığı görüntülü mesajda, Lübnan’ın güneyi ile Bekaa Vadisi’nde 50’den fazla yerleşim biriminin hedef alınacağını duyurmuş ve söz konusu bölgelerde yaşayanlara evlerini derhal boşaltmaları çağrısında bulunmuştur. Açıklamada, bu yerleşimlerde yaşayanların en az 1000 metre uzaklıktaki açık alanlara gitmeleri gerektiği belirtilmiştir.
İsrail’in saldırı tehdidinin ardından binlerce kişi Lübnan'ın güneyinden Beyrut'ta göç ediyor, 2 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
İsrail’in saldırı tehdidinin ardından Lübnan’ın güneyi ve Bekaa Vadisi’ndeki binlerce kişi ülkenin kuzeyine doğru göç etmeye başlamıştır. Evlerini terk etmek zorunda kalan kişiler yollarda yoğun trafik oluşturmuştur. Beyrut’un güney banliyölerinden ve güney Lübnan’ın bazı bölgelerinden merkez Beyrut ve Cebel Lübnan’a doğru yer değiştirme yaşandığı bildirilmiştir.
İsrail saldırılarının ardından Lübnan’da tüm özel ve devlet okulları ile mesleki ve teknik eğitim kurumlarında güvenlik gerekçesiyle eğitime ara verilmiştir.
Lübnan Eğitim ve Yükseköğretim Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, kararın can güvenliğine ilişkin endişeler ve olağanüstü güvenlik durumu göz önünde bulundurularak alındığı belirtilmiştir.
Açıklamada, yerinden edilen çok sayıda kişinin okullarda barındığı ifade edilmiş ve ilgili makamlarla koordinasyon içinde gelişmelerin günlük olarak değerlendirileceği bildirilmiştir.
2 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, Beyrut’un güney banliyölerinde bir hava saldırısı düzenlediğini ve bir "kıdemli Hizbullah mensubu"nu hedef aldığını açıklamıştır. Açıklamada saldırının Madi mahallesini hedef aldığı belirtilmiş, kimliğe ilişkin ayrıntı verilmemiştir. İsrail ordusu saldırıyı "nokta atışı" olarak nitelendirmiştir.
İsrail hava saldırılarının, güney Lübnan’daki çeşitli beldeleri hedef aldığı bildirilmiştir. Nebatiye vilayetine bağlı Bint Cubeyl, Arabsalim ve Hola beldeleri ile doğudaki Baalbek bölgesinde Hoş Rafika ve Doris beldelerinin hedef alındığı aktarılmıştır. Hoş Rafika’daki saldırıda 3 sivilin yaralandığı bildirilmiştir.
Sur kentindeki Sela, Debal, Mareke, Siddikin ve Deyr Amis beldeleri de saldırıların hedefleri arasında yer almıştır. Ayrıca Sur kentine bağlı Mahrune, Tayr Felsay, Bazuriyye, Semaiye, Hiniyye, Mansuri, Mecdel Zon, Kana ve Şiaytiye beldeleri ile Nebatiye vilayetine bağlı Kalviye, Hasada ve Hırayc Tayr Debe beldelerine hava saldırıları düzenlendiği bildirilmiştir.
İsrail’e ait ağır bir hava saldırısı da güney Lübnan’daki Srifa kasabasını hedef almış, Nebatiye’deki Al-Salihiya mahallesine iki ayrı saldırı düzenlenmiştir. Bu saldırıların binalarda ve araçlarda geniş çaplı yıkım ve yangınlara yol açtığı bildirilmiştir. Ayrıca güney Lübnan’daki Al-Shahabiya ve Deir Qanoun al-Nahr çevresinin de hedef alındığı belirtilmiştir.
2 Mart 2026 tarihinde İsrail’in, İran ve Lübnan’a yönelik saldırılarını genişletme hazırlıkları kapsamında 100.000 yedek askeri göreve çağırmaya başladığı bildirilmiştir.
İsrail ordusunun devam eden operasyonunun kod adının “Operation Roaring Lion” olduğu ve bu kapsamda çeşitli cephelerde takviye amacıyla yedek kuvvetlerin göreve çağrıldığı açıklanmıştır. İsrail ordusu, Lübnan’daki Hizbullah’a karşı başlatılan saldırı harekatını sürdüğünü bildirmiştir.
İsrail ordusu, Lübnan'ın başkenti Beyrut'a yoğun hava saldırıları düzenliyor, 2 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
2 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, Lübnan genelinde Hizbullah’ın finans kuruluşu Karz-ı Hasen’e ait şubeleri hedef alacağını açıklamıştır. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, sosyal medya hesabından, Lübnan içinde haritalar üzerinde kırmızıyla işaretlenmiş 30’dan fazla konum paylaşmıştır. Paylaşılan haritalarda başkent Beyrut dahil olmak üzere Lübnan genelinde çok sayıda bölgenin yer aldığı görülmüştür.
İsrail ordusu, söz konusu konumların Hizbullah’ın finans kuruluşu Karz-ı Hasen’in şubeleri olduğunu bildirmiştir. Açıklamada, işaretlenen binalardan en az 300 metre uzaklaşılması gerektiği ifade edilmiştir.
2 Mart 2026 günü ilerleyen saatlerde İsrail ordusunun, Lübnan genelinde Hizbullah’a bağlı finansal kuruluşlara hava saldırıları düzenlediği bildirilmiştir. Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre İsrail ordusu, daha önce hedef alacağını açıkladığı noktaları bombalamıştır. Sur, Nebatiye ve Baalbek kentlerinde Hizbullah’ın finans kuruluşu Karz-ı Hasen’e ait şubelerin hedef alındığı bildirilmiştir.
2 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, Lübnan’ın başkenti Beyrut’un Dahiye bölgesine yoğun hava saldırıları düzenlemiştir. İlk saldırıda Dahiye bölgesine 5 hava saldırısı gerçekleştirilmiştir. 2 Mart akşam saatlerinde de İsrail savaş uçakları Dahiye bölgesini hedef almış, saldırıların ardından şiddetli patlama sesleri duyulmuştur.
2 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, Hizbullah’ın füze attığı gerekçesiyle Lübnan’ı hedef almaya başlamasından itibaren ülke genelinde 70’ten fazla hava saldırısı düzenlediğini açıklamıştır. Ordudan yapılan açıklamada, Lübnan’ın güneyinde Hizbullah’a ait hedeflere yönelik bir saldırı dalgasının tamamlandığı belirtilmiştir.
Saldırılar kapsamında Hizbullah’a ait 70’ten fazla silah deposu, fırlatma sahası ve rampasının hedef alındığı ileri sürülmüştür. İsrail ordusu, vurulan hedeflerin İsrail’e karşı saldırı için kullanılacağını iddia etmiştir.
2 Mart 2026 tarihinde İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Lübnan’a yönelik saldırıların ülkeden kaynaklanan “tehdit” ortadan kaldırılmadan ve Hizbullah’ın silahsızlandırılması sağlanmadan sona ermeyeceğini açıklamıştır. Zamir, ülkenin kuzey sınırındaki komutanlarla güvenlik durumunun ele alındığı toplantının ardından konuşmuş ve İran’a odaklandıklarını belirterek “Hizbullah ciddi bir darbe almadan ve silahsızlandırılmadan savaşı kesinlikle sonlandırmayacağız.” demiştir.
Zamir, "kararlı biçimde hareket ettiklerini ve İran rejimine yönelik saldırılar düzenlediklerini ifade ederek ABD ordusuyla benzersiz bir işbirliği içinde olduklarını" söylemiştir. Saldırıların, Lübnan hükümeti ve ordusuna son dönemde Hizbullah’ın silahsızlandırılması gerektiği yönünde yapılan uyarılara yanıt verilmemesi üzerine gerçekleştiğini ileri sürmüştür. Zamir “Kendimizi tek başımıza nasıl savunacağımızı biliyoruz.” demiştir.
Savaşı "yalnızca İran zarar gördüğünde değil, Hizbullah da son derece ağır bir darbe aldığında sona erdireceklerini" savunmuştur. İsrail ordusunun “aynı anda birden fazla cephede faaliyet göstermek üzere planlama yapıp hazırlandığını” ifade etmiş ve planların uzun süredir hazır olduğunu söylemiştir.
Aynı gün İsrail Ordu Sözcüsü Effie Defrin, Lübnan’a ilişkin tüm seçeneklerin masada olduğunu belirterek kara saldırısı başlatabilecekleri yönünde mesaj vermiştir. Defrin, havadan ve denizden saldırılar düzenledikleri Lübnan’a dair yaptığı açıklamada, İsrail ordusunun Lübnan’a kara saldırısı düzenleme olasılığına ilişkin soruya “Tüm seçenekler masada.” yanıtını vermiştir.
Lübnan’ın Paris Büyükelçisi Rabih Chaer, Fransız kanalı BFMTV’de katıldığı programda İsrail’in ülkesine yönelik yıllardır devam eden saldırılarına ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. İsrail’in Lübnan hükümeti ve Cumhurbaşkanı’nın iyi niyetle yürüttüğü müzakere çabalarına olumlu yanıt vermediğini, müzakerelerde ilerleme kaydetmek istemediğini söylemiştir.
Chaer, "Hizbullah’ın elinde bulundurduğu silahların artık İsrail’i tehdit etmediğini ve İsrail’in bunu çok iyi bildiğini" ifade etmiştir. "Hizbullah meselesinin çözümü konusunda İsrail’in Lübnan hükümetine fırsat tanımadığını" söylemiştir. Chaer, Lübnan’a havadan ve denizden saldıran İsrail’in karadan da saldırılar başlatmasından ciddi endişe duyduğunu belirterek “İsrail'in Lübnan'ın güneyini işgal etmek ve yıllardır hayalini kurduğu tampon bölgeyi oluşturmak için eline geçen tarihi fırsatı değerlendirmesinden korktuğunu” söylemiştir.
3 Mart 2026’nın ilk saatlerinde İsrail ordusu, Lübnan-İsrail sınırının güney hattının boşaltılmasını isteyerek yeni bir saldırı tehdidinde bulunmuştur. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, Nakura’dan Hıyam beldesine kadar sınır hattının batısının tamamen boşaltılmasını istemiş, Nakura ile Hıyam arasında hedef alınacak 30 beldenin işaretlendiği bir harita yayımlamıştır. Halkın evlerini terk ederek Lübnan’ın kuzeyine gitmeleri gerektiğini belirtmiştir.

İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyine yönelik saldırılarını sürdürmesi üzerine bölgedeki siviller Beyrut’a göç ediyor, 2 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Aynı süreçte İsrail ordusu, Beyrut’un Dahiye bölgesindeki Haret Hureyk Mahallesi’nde bulunan bir binaya yönelik saldırı tehdidinde bulunmuştur. Adraee, kırmızıyla işaretlenmiş binanın yer aldığı bir harita paylaşmış ve bölge sakinlerinden işaretli yapının en az 300 metre uzağına gitmelerini istemiştir. Söz konusu binanın Hizbullah’a ait olduğunu öne sürmüş ve buraya şiddetli bir hava saldırısı düzenleneceğini bildirmiştir. Daha sonra Dahiye’nin Hureyk Mahallesi’ndeki başka bir bina için de benzer şekilde işaretli harita paylaşılmış ve saldırı yapılacağı duyurulmuştur.
Gece ilerleyen saatlerde İsrail savaş uçakları, Beyrut’un Dahiye bölgesine hava saldırıları gerçekleştirmiştir. Saldırıların ardından şiddetli patlama sesleri duyulmuştur. Hizbullah’a bağlı Al Manar Televizyonu, Dahiye’nin Hureyk Mahallesi’nde düzenlenen saldırıda kanala ait bir binanın hedef alındığını açıklamıştır.
Aynı gün İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki 59 köy ve beldeye saldırı tehdidinde bulunarak bölge sakinlerinden evlerini terk etmelerini istemiştir. Açıklamada, söz konusu yerleşimlerde yaşayanların evlerini terk ederek en az 1 kilometre uzağa gitmeleri gerektiği belirtilmiştir.
Sabah saatlerinde ordu, Dahiye’nin Harat Hıreyk bölgesini hedef almış ve Hizbullah’a bağlı El-Menar TV binasını bombalamıştır. Aynı saatlerde İsrail uçakları, Dahiye bölgesindeki Hureyk ve Hedes mahallelerine hava saldırıları gerçekleştirmiştir.
Ayrıca Beyrut’a düzenlenen hava saldırısında Hizbullah’a bağlı Nur Radyosu binasının hedef alındığı bildirilmiştir.
3 Mart 2026 tarihinde Hizbullah, Lübnan’a yönelik saldırılara misilleme olarak İsrail’e füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırılar düzenlediğini duyurmuştur. Hizbullah’ın Telegram kanalından yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in Lübnan’ın güneyi ile başkent Beyrut’a yönelik saldırılarına karşılık verildiği belirtilmiştir.
Açıklamada, İsrail’deki Miron Üssü’nün yerel saatle 06.30’da kamikaze İHA’larla hedef alındığı kaydedilmiştir. Ayrıca eş zamanlı olarak işgal altındaki Golan Tepeleri’ndeki Nafah Üssü’nün çok sayıda füzeyle vurulduğu duyurulmuştur.
Aynı gün Lübnan’dan atılan roketler İsrail’in kuzeyindeki yerleşim alanlarına isabet etmiştir. İsrail acil yardım servisi Kızıl Davud Yıldızı Genel Müdürü Eli Bin’in açıklamasına göre, Lübnan’dan ateşlenen bir roket İsrail’in kuzeyine düşmüş, Celile bölgesinde Lübnan sınırına yakın Yuval yerleşiminde bir binaya isabet etmiş ve 1 kişi hafif şekilde yaralanmıştır.
Günün ilerleyen saatlerinde, Lübnan’dan ateşlenen bir roketin İsrail-Lübnan sınır hattındaki Kfar Yuval yerleşim bölgesinde bir eve doğrudan isabet ettiği aktarılmıştır. Bu saldırı sonucu bina ve çevredeki araçlarda ağır hasar oluştuğu, en az 4 kişinin yaralandığı bildirilmiştir. Olay yerine intikal eden İsrail polisinin şarapnel parçalarını bölgeden uzaklaştırdığı ve teyakkuz halinde olduklarını açıkladığı belirtilmiştir.
3 Mart 2026 tarihinde İsrail, Lübnan’ın güneyinde kara işgalini genişletme kararı aldığını açıklamıştır. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın ofisinden yapılan açıklamada, Katz ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun İsrail ordusuna Lübnan içinde daha fazla bölgede konuşlanma yönünde talimat verdiği belirtilmiştir. Katz, "işgalin genişletilmesi kararına Lübnan’da Hizbullah ile artan gerilimi gerekçe gösterdiklerini" söylemiştir.
Aynı gün Lübnan resmi ajansı NNA, İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinde karadan işgali genişleterek sınır hattındaki bazı belde ve noktalara doğru ilerlemeye başladığını bildirmiştir. Haberde, İsrail birliklerinin yoğun saldırılarla hedef aldığı Lübnan’ın güneyindeki işgal alanını genişlettiği ve bazı beldelere doğru ilerlediği belirtilmiştir.
3 Mart günü öğle saatlerinde, Lübnan resmi ajansı NNA, İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyindeki bazı beldelere hava ve topçu saldırıları düzenlediğini bildirmiştir. Habere göre İsrail uçakları Harayib, Kefer Melki, Kakaiyyet Cisir, Debbin, Haruf ve Zerariye beldelerini hedef almış, sınır hattındaki Ayta Şaab beldesi çevresine ise topçu atışları yapılmıştır.
Lübnan ordusundan yapılan yazılı açıklamada iç güvenlik güçlerinin, İsrail ile işbirliği yaptığı gerekçesiyle yabancı uyruklu 3 kişiyi gözaltına aldığı bildirilmiştir. Günün ilerleyen saatlerinde İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki 80 köy ve beldeye yönelik yeni bir saldırı tehdidinde bulunmuştur. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, bölge sakinlerinin evlerini terk ederek en az 1 kilometre uzağa gitmeleri ve geri dönmemeleri gerektiğini belirtmiştir.
Lübnan’ın güneyindeki Sur kentine bağlı Sıddikin beldesine düzenlenen bir hava saldırısında ise “İslami Sağlık Heyeti”nde görev yapan 2 sağlık görevlisi hayatını kaybetmiştir. Nebatiye vilayetinin Kabriha beldesinde bir motosiklete İsrail’e ait insansız hava aracıyla düzenlenen saldırıda 2 kişinin öldüğü, 2 kişinin yaralandığı bildirilmiştir. Ayrıca İsrail ordusunun Ankun, Debbin, Teyrdeba, Benafol, Ernon, Yahmar Şakif, Mansuri, Seksekiyye ve Lobiyye beldelerine de hava saldırıları düzenlediği aktarılmıştır.
Günün ilerleyen saatlerinde İsrail ordusu, Sur kenti için yeni bir saldırı tehdidinde bulunmuştur. Avichay Adraee, Sur kentindeki bazı binaların kırmızıyla işaretlendiği bir harita paylaşarak, bu yapıların Hizbullah’a ait olduğunu ileri sürmüş ve söz konusu binaların şiddetli hava saldırılarıyla hedef alınacağını belirtmiştir.
3 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, Lübnan’ın başkenti Beyrut’un Dahiye bölgesine yeni hava saldırıları düzenlemiştir. Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre İsrail uçakları, “Hizbullah kalesi” olarak anılan Dahiye bölgesindeki Ruveys ve Sufeyr mahallelerini hedef almıştır. Saldırıların ardından bölgeden dumanlar yükseldiği bildirilmiştir.
Aynı gün İsrail ordusu, Beyrut’ta Hizbullah’a ait olduğunu öne sürdüğü noktalara bir dizi saldırı gerçekleştirdiğini duyurmuştur. Ordudan yapılan açıklamada, Hizbullah istihbarat biriminin kullandığı komuta merkezleri, silah depoları ve iletişim bileşenlerinin hedef alındığı belirtilmiş, söz konusu tesislerin sivil görünümlü olsa da “askeri” olduğu iddia edilmiştir. Ayrıca İsrail Donanması tarafından Beyrut’a düzenlenen bir saldırıda İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Lübnan Tümeni Komutanı Rıza Kuzal’ın hedef alındığı öne sürülmüştür.
Kuzal’ın Hizbullah’ın askeri kapasitesinin artırılması ve teçhizatının geliştirilmesi üzerine çalıştığı, İran’dan Lübnan’a silah kaçakçılığında rol oynadığı ve Lübnan topraklarındaki silah üretim programlarını denetlediği iddia edilmiştir. İsrail ordusu saldırıların süreceğini bildirmiştir.
İsrail ordusu, Lübnan’daki Cemaat-i İslami partisinin Sayda kentindeki merkezine de hava saldırısı düzenlemiştir. NNA’nın haberine göre İsrail uçakları, Sayda kentinin Büyük Bostan Mahallesi’nde Cemaat-i İslami’nin merkezini hedef almıştır. Ayrıca Mivdon, Davudiyye, Kefer Tebnit ve Yukarı Nebatiye beldelerine de hava saldırıları düzenlenmiştir. Davudiyye’deki hava saldırısında 14 kişinin yaralandığı bildirilmiştir. Sayda kentinde daha önce saldırı tehdidi yapılan bir binanın da bombalandığı aktarılmıştır.
İsrail’in Lübnan’a başlattığı saldırıların ardından ülkede göç hareketliliği artmıştır. Çatışmalardan kaçan en az 10 bin sivilin, Şam kırsalındaki Cdeydet Yabus ile Humus’taki Cusiye sınır kapıları üzerinden Suriye’ye geçtiği bildirilmiştir. Lübnan’dan Suriye’ye geçmek isteyenlerin sınır kapılarında yoğunluk nedeniyle saatlerce beklediği ve uzun kuyruklar oluştuğu aktarılmıştır.
Sınır Kapısı Genel İlişkiler Müdürü Muhammed el-Kasım, Lübnan’daki güvenlik durumu nedeniyle sınır kapısında büyük bir yoğunluk yaşandığını belirtmiştir. Kasım, Lübnan tarafının pasaportlara mühür basmadan sivillerin geçişine izin verdiğini ve bu durumun yoğunluğa yol açtığını ifade etmiştir. Sivil savunma ekipleri ile araçların gelenleri karşılamak üzere görevlendirildiğini, ek salonlar açıldığını ve ilave personelin göreve başladığını kaydeden Kasım, “Dün akşam saatlerinden bugün sabah 10.00’a kadar 10 bin kişi giriş yaptı.” demiştir. Ayrıca Lübnan vatandaşlarının Suriye’ye giriş yapabilmesi için Suriyeli biriyle evli olması, Suriye’de evinin bulunması, başka bir ülke vatandaşlığına sahip olması ya da sendika kartı bulunması gibi şartların arandığını dile getirmiştir.
Aynı gün Lübnan hükümetine bağlı Afet Yönetim Birimi tarafından yapılan yazılı açıklamada, 2 Mart’ta başlayan saldırılar sonucu yerinden edilenlerin sayısının 58 bin 64’e ulaştığı bildirilmiştir. Açıklamada, söz konusu kişilerin Lübnan genelindeki 321 barınma merkezine yerleştirildiği belirtilmiştir. Sosyal İşler Bakanı Hanin es-Seyyid, düzenlediği basın toplantısında tüm devlet kurumlarının teyakkuz halinde olduğunu ifade etmiş ve ihtiyaçların karşılanmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü bildirmiştir.
3 Mart 2026 tarihinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İran ve Lübnan’a yönelik saldırıların şiddetlendirilerek sürdürüleceğini açıklamıştır. Netanyahu, İsrail’in orta kesiminde bulunan Palmachim Askeri Hava Üssü’ne yaptığı ziyaret sırasında konuşmuştur.
Netanyahu, İsrail jetlerinin İsrail ve Lübnan semalarında bulunduğunu belirtmiş, "Hizbullah’ın İsrail’e saldırmakla “büyük hata yaptığını” ileri sürmüştür. Lübnan ve İran’a halihazırda düzenlenen saldırıların şiddetlendirilerek devam edeceğini" söylemiştir.
3 Mart 2026 tarihinde Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Avn, “Beşli Komite” üyelerini kabulü sırasında Hizbullah’ın İsrail’in kuzeyini hedef alan saldırısının Litani Nehri’nin güneyi dışındaki bir bölgeden gerçekleştirildiğini açıklamıştır. Avn, Bakanlar Kurulu’nun pazartesi günü aldığı; savaş ve barış kararının yalnızca Lübnan devletinin yetkisinde olduğunu teyit eden ve yasa dışı askeri ile güvenlik faaliyetlerini yasaklayan kararın “egemen ve geri dönülmez” olduğunu vurgulamıştır. Söz konusu kararın Lübnan’ın tüm bölgelerinde uygulanması görevinin Lübnan ordusu ve güvenlik güçlerine verildiğini belirtmiştir.
Cumhurbaşkanı Avn, ABD, Fransa, Suudi Arabistan, Katar ve Mısır’dan oluşan Beşli Komite ülkelerinden İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını durdurması için baskı yapmalarını istemiştir. Beşli Komite’nin, Lübnan’da cumhurbaşkanlığı boşluğunun ardından siyasi krizin tırmanması üzerine kurulduğu aktarılmıştır.
3 Mart 2026 tarihinde ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği, “devam eden bölgesel gerilimler” nedeniyle büyükelçiliğin ikinci bir duyuruya kadar kapatıldığını bildirmiştir. Büyükelçilikten yapılan yazılı açıklamada kararın güvenlik gerekçesiyle alındığı belirtilmiştir. Açıklamada, “devam eden bölgesel gerilimler nedeniyle ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği'nin ikinci bir duyuruya kadar kapalı olacağı” ifade edilmiştir. Tüm normal ve acil konsolosluk randevularının iptal edildiği kaydedilmiş, büyükelçiliğin normal çalışma düzenine dönmesi halinde bilgilendirme yapılacağı aktarılmıştır.
4 Mart 2026 günü gece saatlerinde İsrail ordusu, Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyinde yer alan Aramun beldesine hava saldırısı düzenlemiştir. Lübnan basınında yer alan haberlere göre Aramun’da bir bina hedef alınmış, saldırı sonucu meydana gelen şiddetli patlama sesi Beyrut’un farklı bölgelerinde de duyulmuştur.

İsrail'in, Lübnan'ın başkenti Beyrut'a düzenlediği hava saldırıları, 4 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Lübnan resmi haber ajansı NNA, İsrail savaş uçaklarının gece saatlerinde ülkenin güneyindeki Kefer Coz ve Kefur bölgelerine de hava saldırıları gerçekleştirdiğini aktarmıştır. Aynı saatlerde İsrail’e ait insansız hava aracının (İHA) Beyrut semalarında alçak irtifada uçuşunu sürdürdüğü bildirilmiştir.
Sabah saatlerine doğru İsrail saldırıları ülkenin doğusuna da yayılmıştır. NNA’nın haberine göre İsrail savaş uçakları, Lübnan’ın doğusundaki Baalbek kentinin El-Metrebe Mahallesi’nde bulunan 4 katlı bir binayı bombalamıştır. İlk belirlemelere göre saldırıda 4 kişi hayatını kaybetmiş, 6 kişi yaralanmıştır. Enkaz altında kalanları kurtarma çalışmalarının sürdüğü bildirilmiştir.
Aynı süreçte Beyrut’un güneyindeki Aramun beldesi ile es-Sadiyat bölgesinde bombalanan iki binada da can kaybı ve yaralılar olduğu aktarılmıştır. Yerel basının Sağlık Bakanlığı kaynaklarına dayandırdığı bilgilere göre Aramun ve Sadiyat’a yönelik saldırılarda toplam 6 kişi hayatını kaybetmiş, 8 kişi yaralanmıştır. Böylece sabah saatleri itibarıyla İsrail’in Lübnan genelinde düzenlediği hava saldırılarında ölü sayısı 10’a, yaralı sayısı ise 14’e çıkmıştır.

İsrail'in, Lübnan'ın başkenti Beyrut'a düzenlediği hava saldırıları, 4 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
NNA ayrıca İsrail ordusunun Beyrut’un doğusundaki Hazmiye bölgesinde bir oteli hava saldırısıyla hedef aldığını, bölgeye çok sayıda itfaiye aracının sevk edildiğini aktarmıştır. İsrail savaş uçaklarının güneyde Nebatiye kentine bağlı et-Tayri ve Kunin beldeleri yakınlarını da hava saldırısıyla hedef aldığı bildirilmiştir.
4 Mart 2026 sabah saatlerinde İsrail’in Lübnan genelinde düzenlediği hava saldırılarına ilişkin ölü ve yaralı sayıları güncellenmiştir. Resmi haber ajansı NNA’da yer alan habere göre İsrail ordusunun saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 11’e, yaralı sayısı ise 23’e yükselmiştir.
Lübnan’ın doğusundaki Baalbek kentinin El-Metrebe Mahallesi’nde bombalanan 4 katlı binada ilk belirlemelere göre 5 kişi hayatını kaybetmiş, 15 kişi yaralanmış ve 3 kişinin kayıp olduğu bildirilmiştir. Enkaz altında kalanları kurtarma çalışmalarının sürdüğü aktarılmıştır. Baalbek Belediye Başkanı Ahmed Zuhery et-Tufeyli olay yerinde yaptığı açıklamada, “Sebepsiz yere suçlar işleyen bir düşmanla karşı karşıyayız. Düşmanın katliam yaptığı bu yerleşim kompleksinde yalnızca sivil aileler yaşıyor.” ifadelerini kullanmıştır.
4 Mart sabah saatlerinden itibaren İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesine yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırmıştır. İsrail uçakları sabah saatleri içinde bölgeye toplam 6 hava saldırısı gerçekleştirmiştir.
Aynı gün İsrail ordusu güneyde Mahmudiye, Suvayri ve Arzun Şahhur beldelerini vurmuştur. Doğudaki Baalbek bölgesinde yer alan Şamstar ve Buvadi beldelerine de hava saldırıları düzenlenmiştir. Ayrıca İsrail’in Nebatiye vilayetine bağlı Cıdeydet Mercayun beldesine misket bombasıyla saldırı gerçekleştirdiği bildirilmiştir.
İsrail ordusunun Cebel-i Lübnan'da hedef aldığı bir otel, 4 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
4 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki tahliye çağrısını genişletmiştir. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada ilk etapta 16 köy ve beldenin isimlerini paylaşarak bölgenin acil tahliyesini istemiştir. Söz konusu yerleşimlerde yaşayanlardan evlerini terk etmeleri ve en az 1 kilometre uzaklaşmaları talep edilmiştir.
Daha sonra yapılan ikinci açıklamada saldırı tehdidinde bulunulan belde sayısı 14 daha artırılmış ve toplam 30 belde için tahliye çağrısı yapılmıştır. Adraee, Hizbullah unsurlarına, tesislerine ve askeri araçlarına saldırı düzenleneceğini ileri sürmüş, bu beldelerde yaşayan Lübnanlılardan bölgeleri terk etmelerini istemiştir.
4 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyinin Litani Nehri’ne kadar tamamen boşaltılması çağrısında bulunmuştur. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Lübnan’ın güneyinin kırmızıyla işaretlendiği bir harita yayımlamış ve bölge halkına yönelik tahliye talimatı vermiştir.
Adraee, savaş öncesinde yaklaşık 2 milyon kişinin yaşadığı ve son iki yıl içerisinde yoğun saldırılar nedeniyle ağır hasar gördüğü belirtilen bölgenin tamamen boşaltılmasını istemiştir.
Açıklamasında, “Hizbullah üyelerinin, tesislerinin veya silahlarının yakınında bulunan herkes kendi hayatını riske atıyor.” ifadesini kullanmıştır. Ayrıca “Hizbullah tarafından askeri amaçlarla kullanılan herhangi bir ev hedef alınabilir.” sözleriyle saldırı tehdidinde bulunmuş, Lübnanlılara Litani Nehri’nin güneyini tamamen boşaltarak nehrin kuzeyine doğru hareket etmeleri talimatını vermiştir.

İsrail'in, Lübnan'ın Hazmiye bölgesinde hedef aldığı bir otel, 4 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Aynı gün İsrail ordusunun Lübnan’daki kara işgalini genişleterek sınır hattındaki Kefer Şuba beldesinin güneyine doğru yaklaşık 700 metre ilerlediği bildirilmiştir. Kefer Şuba ve Arkub Belediyeler Birliği Başkanı Kasım el-Kadiri, İsrail askeri birliğinin Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’ne (UNIFIL) ait bir noktadan yaklaşık 700 metre ilerleyerek beldenin güneyindeki Sahra mevkisinde konuşlandığını açıklamıştır.
Lübnan resmi ajansı NNA da İsrail güçlerinin Bustra bölgesinden Kefer Şuba çevresindeki Rebaat et-Teben bölgesine doğru ilerlediğini duyurmuştur. Haberde söz konusu askeri hareketin 5 askeri araç, bir buldozer ve 2 sivil araç eşliğinde gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
4 Mart 2026 tarihinde Hizbullah, İsrail’in kuzeyindeki ve Lübnan sınırına yakın bölgelerdeki askeri birlikleri ile Hayfa kentindeki bir askeri üssü füzelerle hedef aldığını duyurmuştur. Hizbullah’ın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, İsrail’in kuzeyinde konuşlu askeri unsurların “gelişmiş füzelerle” hedef alındığı belirtilmiştir.
Açıklamada, Celile bölgesinde Lübnan sınırına yakın Yuval yerleşimi civarında bulunan bir grup İsrail askerinin hedef alındığı ifade edilmiştir. Ayrıca Hayfa kentindeki deniz üssüne yönelik bir dizi füze saldırısı düzenlendiği aktarılmıştır. Hizbullah, söz konusu saldırıların Beyrut’un güneyi başta olmak üzere Lübnan’ın birçok bölgesini hedef alan bombardımana karşılık gerçekleştirildiğini bildirmiştir.

Suriye ile Lübnan arasındaki Cdeydet Yabus Sınır Kapısı, 4 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
4 Mart 2026 tarihinde Suriye ile Lübnan arasındaki Cdeydet Yabus Sınır Kapısı, İsrail’in Lübnan tarafındaki Masnaa Sınır Kapısına yönelik olası hava saldırısı riski nedeniyle kısa süreliğine kapatılmıştır.
Suriye Kara ve Deniz Kapıları Kurumu Genel İlişkiler Müdürü Mazen Alluş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada sınır kapısının kapandığını duyurmuştur. Alluş, kararın “Lübnan tarafındaki Masnaa Sınır Kapısı'nın İsrail tarafından bombalanma ihtimali nedeniyle derhal tahliye edilmesi gerektiğini bildiren bir uyarının ardından” alındığını belirtmiştir.

Suriye ile Lübnan arasındaki Cdeydet Yabus Sınır Kapısı, 4 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Açıklamasında, “Olası bir hava saldırısı riskine karşı tedbir amacıyla sınır kapısında giriş ve çıkış yönündeki tüm yolcu hareketliliği geçici olarak askıya alındı.” ifadelerini kullanmıştır. Kısa süreliğine kapatılan Cdeydet Yabus Sınır Kapısı, daha sonra yeniden açılmıştır.
4 Mart 2026 tarihinde Lübnan Sağlık Bakanlığı, 2 Mart'tan itibaren İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 72’ye, yaralı sayısının ise 437’ye yükseldiğini açıklamıştır.
4 Mart 2026 tarihinde Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, İsrail saldırılarına ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Kasım, "Teslim olmayacağız. İmkanlarımız sınırlı olsa bile, sahip olduğumuz olanaklar ve inancımızla, ne kadar büyük fedakarlık gerekirse gereksin savunmaya devam edeceğiz." demiştir. Kasım, direnişlerinin "meşru bir hak" olduğunu belirterek, "Bu, Taif Anlaşması’na, tüm ilahi dinlerin hükümlerine, Cumhurbaşkanının yemin konuşmasına ve hükümet bildirisinde yer alan ilkelere de dayanmaktadır." şeklinde konuşmuştur.
Hizbullah'ın silahının tartışma konusu olmadığını söyleyen Kasım, "Bu meşru bir haktır. Hizbullah ve onun İslami direnişi, İsrail-Amerikan saldırganlığına karşılık vermektedir. İsrail'in işgal ve genişleme planı açıktır. Biz bu saldırganlığa, halkı, direnişi ve vatanı savunma hakkı çerçevesinde karşı koyacağız. Bu bizim için varoluşsal bir savunmadır ve hedefler gerçekleşene kadar sürecektir." ifadelerini kullanmıştır.
İsrail'e karşı savaşacaklarını dile getiren Kasım, "Onlar bu savaşı mümkün olan en ileri noktaya taşımak istediler. Ancak bizim tercihimiz de onlara karşı sonuna kadar, gerekirse canımız pahasına mücadele etmektir. Teslim olmayacağız. İmkanlarımız sınırlı olsa bile, sahip olduğumuz olanaklar ve inancımızla, ne kadar büyük fedakarlık gerekirse gereksin savunmaya devam edeceğiz." diye konuşmuş ve şu sözlerle devam etmiştir: "Bizim görevimiz savunmayı sürdürmek, bu İsrail-Amerikan düşmanının hedeflerini boşa çıkarmak ve düşmanın projelerini reddeden tutumumuzda kararlı kalmaktır. Böylece tarih, hakkımızı savunmada tereddüt etmediğimizi ve düşmanımıza teslim olmadığımızı kaydedecektir."
İsrail'in Lübnan'ı işgal ederek insanları öldürdüğünü söyleyen Kasım, "Lübnan'daki herkes bu saldırıya karşı koyma sorumluluğunu taşımaktadır." demiş ve İsrail'e karşı birleşme çağrısı yaparak "Bu, Lübnan’ın İsrail düşmanına karşı verdiği bir mücadeledir. Biz Lübnan’da halkımızı, çocuklarımızın geleceğini ve vatanımızı savunmak için savaşıyoruz. Bu mücadele bize yönelik doğrudan saldırılara ve ülkemizin hedef alınmasına karşı verilmektedir. Bu savaş başka herhangi bir savaşla bağlantılı değildir. Bizim istediğimiz, İsrail-Amerikan saldırılarının durması ve İsrail’in geri çekilmesidir. Hedefimiz budur." ifadelerini kullanmıştır.

İsrail'in, Lübnan'ın başkenti Beyrut'a düzenlediği hava saldırıları, 4 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
4 Mart günü İsrail’de ana muhalefet partisi Gelecek Var’ın lideri Yair Lapid, Lübnan’ın güneyine yönelik kara işgali çağrısında bulunmuştur. İsrail-Lübnan sınırına yaptığı ziyaretin ardından açıklama yapan Lapid, İsrail’in kuzeyindeki yerleşimlerin güvenliği için Lübnan’ın güneyinin işgal edilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
İsrail ordusunun Lübnan’daki kara işgalini genişletme yönündeki kararını desteklediğini belirten Lapid, “Hizbullah sınırın ötesinde durduğu müddetçe güvenlik söz konusu olmayacak.” demiştir. Lapid ayrıca Lübnan’ın güneyinde bir “tampon bölge” kurulması çağrısında bulunmuş ve “Eğer bu, Lübnan’a girmeyi gerektiriyorsa, Lübnan’a girmeliyiz.” ifadelerini kullanmıştır.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam ile telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. Şerif, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada İsrail saldırılarındaki can kayıplarının ardından Lübnan halkıyla “sarsılmaz dayanışma” içinde olduklarını ifade etmiştir.
Şerif, Pakistan’ın Lübnan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklediğini belirtmiş, görüşmede itidal, gerilimin düşürülmesi ve barışın yeniden sağlanmasına duyulan acil ihtiyaç konusunda mutabık kalındığını bildirmiştir.
4 Mart 2026 tarihinde Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ve Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam ile telefon görüşmeleri gerçekleştirmiştir. Macron, yaptığı açıklamada “Lübnan’daki endişe verici durumu” görüştüklerini belirtmiştir. Hizbullah’ın saldırılarını derhal durdurması gerektiğini ifade eden Macron, gerilimi tırmandırma stratejisinin bölgeyi tehlikeye attığını vurgulamıştır. Aynı zamanda Netanyahu’yu Lübnan’ın toprak bütünlüğüne saygı göstermeye ve kara harekatından kaçınmaya çağırdığını bildirmiştir.
5 Mart gece yarısı İsrail ordusu, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta Havalimanı Otoyolu üzerinde seyir halindeki iki araca ayrı ayrı hava saldırısı düzenlemiştir. Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre saldırılar aynı güzergâh üzerinde gerçekleştirilmiştir.
Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada saldırılarda 3 kişinin hayatını kaybettiği, 6 kişinin yaralandığı bildirilmiştir. Yaralıların hastanelere sevk edildiği aktarılmıştır.
5 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, Lübnan’ın kuzeyindeki Trablusşam kentinde bulunan el-Bedavi Filistin Mülteci Kampı’nda bir evi hava saldırısıyla hedef almıştır. Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre saldırıda Hamas yöneticilerinden Vesim Atallah el-Ali ile eşi hayatını kaybetmiş, kızlarından biri yaralanmıştır.
İsrail’in 2 Mart’ta başlattığı yoğun saldırıların devamı niteliğindeki operasyonda hedef alınan evin Atallah’a ait olduğu bildirilmiştir. İsrail basınında çıkan haberlerde de saldırının bir Hamas yetkilisini hedef aldığı iddia edilmiştir.
Saldırının ardından el-Bedavi kampında protesto yürüyüşleri düzenlenmiştir. Ayrıca Vesim Atallah’ın kardeşi Said Atallah’ın da İsrail’in daha önce Bedavi kampına düzenlediği bir saldırıda ailesiyle birlikte hayatını kaybettiği hatırlatılmıştır.
Aynı gün İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesinde daha önce saldırı tehdidinde bulunduğu el-Gubeyri Mahallesi ile Bir el-Abd ve Hıreyk mahallelerine hava saldırıları düzenlemiş; Lübnan’ın güneyinde Sur kentine bağlı eş-Şihabiyye beldesinde bir evi bombalamıştır.

Lübnan Ordusu’na ait tank ve askeri araçlar, İsrail’in saldırılarının ardından ülkenin güneyindeki Mercayun bölgesinde, 5 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre 5 Mart 2026 günü Nebatiye vilayetine bağlı Doğu Zavter beldesine düzenlenen hava saldırısında aynı aileden 3 kişi yaşamını yitirmiştir. Nebatiye’ye bağlı Kefur beldesine yapılan hava saldırısında ise 2 kişi hayatını kaybetmiştir. Güneydeki Sur kentinde bir araca düzenlenen saldırıda 3 kişi ölmüştür.
Lübnan’ın kuzeyindeki Trablusşam kentinde bulunan el-Bedavi Filistin Mülteci Kampı’nda bir evin hedef alınması sonucu Hamas yöneticilerinden Vesim Atallah ile eşi yaşamını yitirmiş, kızları yaralanmıştır. Ayrıca İsrail’in Lübnan’ın doğusundaki Zahle bölgesinde seyir halindeki bir araca düzenlediği hava saldırısında 2 kişi hayatını kaybetmiş, 2 kişi yaralanmıştır.
5 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, Lübnan’da 2 Mart’ta başlattığı yoğun saldırılar kapsamında şu ana kadar 320 Hizbullah hedefini vurduğunu duyurmuştur. İsrail Ordu Sözcüsü Effie Defrin, düzenlediği basın toplantısında, Lübnan’daki operasyonlara ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Defrin, İsrail savaş uçaklarının pazartesi gününden bu yana Hizbullah’a ait olduğu öne sürülen 320 hedefi imha ettiğini iddia etmiştir.
İsrail ordusunun saldırı düzenlediği Lübnan'ın Nebatiye kentinde yıkılan bir bina, 5 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
5 Mart 2026 tarihinde Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail’in 2 Mart Pazartesi sabahından itibaren ülkeye düzenlediği saldırılara ilişkin güncel bilanço verilerini açıklamıştır. Lübnan resmi ajansı NNA’nın aktardığına göre Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Acil Durum Operasyon Merkezi tarafından yapılan açıklamada, saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 102’ye, yaralı sayısının ise 638’e yükseldiği bildirilmiştir. Açıklamada ayrıca hastanelere yeni yaralıların ulaştığı, bu nedenle can kaybı ve yaralı sayısının artabileceği ifade edilmiştir.
Lübnan hükümetine bağlı Afet Yönetim Birimi'nden yapılan yazılı açıklamada, saldırılar nedeniyle yerinden edilenlerden yaklaşık 96 bin kişinin, açılan 441 geçici barınma merkezine yerleştirildiği belirtilmiştir.
Aynı gün İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki Hiyam beldesini beyaz fosforlu top mermileriyle hedef almıştır. Lübnan resmi ajansı NNA’nın aktardığına göre saldırı topçu atışlarıyla gerçekleştirilmiştir. Aynı haberde İsrail savaş uçaklarının Lübnan’ın güneyindeki Taybe beldesine de hava saldırısı düzenlediği belirtilmiştir.
5 Mart 2026 tarihinde Lübnan Bakanlar Kurulu, ülkede bulunduğu tespit edilecek İran Devrim Muhafızları unsurlarına yönelik güvenlik ve idari tedbirler alınması yönünde karar almıştır.
Lübnan Enformasyon Bakanı Paul Markus, Başbakan Nevvaf Selam başkanlığında gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yaptığı açıklamada, ilgili tüm kurum ve güvenlik birimlerine Lübnan’da İran Devrim Muhafızları unsurlarının bulunup bulunmadığının araştırılması talimatı verildiğini bildirmiştir.
Açıklamaya göre söz konusu unsurların Lübnan topraklarından herhangi bir askeri veya güvenlik faaliyeti yürütmelerinin kesin şekilde engellenmesi için derhal müdahale edilmesi istenmiştir. Tespit edilecek kişilerin yetkili yargı makamlarının gözetiminde gözaltına alınarak sınır dışı edilmesinin planlandığı ifade edilmiştir.
Markus ayrıca sınır güvenliğinin sağlanması ve Lübnan topraklarının güvenliği tehdit eden faaliyetler için kullanılmasının önlenmesi amacıyla İran vatandaşlarına yeniden vize uygulaması getirilmesine karar verildiğini açıklamıştır.
5 Mart 2026 tarihinde İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Lübnan’ın başkenti Beyrut’taki Dahiye bölgesine yönelik yıkım tehdidinde bulunmuştur. İsrail basınında yer alan haberlere göre Smotrich, ülkenin kuzey sınırını ziyaret etmiş ve Hizbullah’ın İsrail’e saldırarak “ağır bir bedel” ödeyeceğini iddia etmiştir.. İran’a ve Hizbullah’a yönelik saldırıları savunan Smotrich, Lübnan’ın güneyi ile Dahiye bölgesine ilişkin İsrail ordusu tarafından yapılan tahliye uyarılarına dikkat çekmiştir. Smotrich, Dahiye bölgesine ilişkin olarak, “Çok yakında Dahiye, Han Yunus gibi görünecek.” ifadesini kullanmıştır.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. Lübnan Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Avn, İsrail ordusunun Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesine yönelik tehditlerine değinmiştir.
Avn, İsrail’in Dahiye bölgesini hedef almaması için Fransa’nın devreye girmesini talep etmiş ve Macron’dan müdahalede bulunmasını istemiştir. Görüşmede ayrıca ateşkesin mümkün olan en kısa sürede sağlanması için uluslararası çabaların artırılması gerektiği vurgulanmıştır.
5 Mart günü İsrail ordusunun Beyrut’un güneyinde yüz binlerce kişinin yaşadığı Dahiye bölgesi için tahliye çağrısı yaparak saldırı tehdidinde bulunmasının ardından bölgede geniş çaplı bir sivil hareketlilik yaşanmıştır.
Lübnanlılar, İsrail'in sürgün emri ve saldırı tehdidi sonrası Beyrut'un güneyindeki mahalleleri boşaltıyor, 5 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
İsrail ordusunun Dahiye’deki dört büyük mahallenin acilen boşaltılması yönündeki çağrısı sonrasında binlerce kişi kısa sürede evlerini terk etmiştir. Beyrut’ta ana ulaşım arterlerinde trafik yoğunluğu artmış, bazı noktalarda ulaşım durma noktasına gelmiştir.
Bölge sakinlerinin bir kısmı araçlarıyla Beyrut’un kuzeyi ve doğusundaki kentlere doğru hareket ederken, bazı aileler ise kalacak yer bulamadıkları için açık alanlara ve parklara yönelmiştir. Bazı kişilerin saatlerce yürüyerek Dahiye’den uzaklaşmaya çalıştığı bildirilmiştir.
Günün ilerleyen saatlerinde İsrail ordusu, daha önce tahliye çağrısı ve saldırı tehdidi yayımladığı Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesine hava saldırıları düzenlemiştir. Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre saldırılarda Dahiye’nin Hureyk Mahallesi hedef alınmıştır.
Aynı günün akşam saatlerinde İsrail, Lübnan’ın doğusundaki Bekaa Vadisi’nde yer alan Libbaya beldesinde bir evi hava saldırısıyla hedef almıştır. Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre saldırıda bir baba ile iki oğlu hayatını kaybetmiştir. Yıkılan evde bulunan biri çocuk olmak üzere 4 kişi yaralanmıştır.
İlerleyen saatlerde İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Bekaa’daki Durs, Brital ve Macdelyun beldelerinde yaşayanlara bölgeleri acilen terk etmeleri çağrısında bulunmuştur. Adraee, söz konusu yerleşimlerde Hizbullah’a ait faaliyetlerin bulunduğunu öne sürmüş ve İsrail ordusunun bu altyapıyı hedef alacağını ifade etmiştir. Açıklamada ayrıca Hizbullah unsurlarına veya askeri tesislere yakın bölgelerde bulunmanın siviller açısından risk oluşturduğu ileri sürülmüştür.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Lübnan’daki gelişmelere ilişkin yaptığı açıklamada Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırılarını durdurması, İsrail’in ise Lübnan’a yönelik kara harekâtından kaçınması gerektiğini belirtmiştir.
Macron, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Lübnan’ın yeniden savaşa sürüklenmesini önlemek için tüm çabaların gösterilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Daha önce ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüştüğünü hatırlatan Macron, aynı gün üst düzey Lübnanlı yetkililerle de temas kurduğunu ve Lübnan sınırındaki askeri operasyonların sonlandırılmasına yönelik bir plan üzerinde çalışıldığını duyurmuştur.
Macron açıklamasında, “Hizbullah, İsrail’e ateş açmayı derhal sonlandırmalı. İsrail, herhangi bir kara müdahalesinden veya Lübnan topraklarında geniş çaplı bir operasyondan kaçınmalıdır.” ifadelerini kullanmıştır.
Lübnanlı yetkililerin kendisine, Hizbullah’ın elinde bulunduğu belirtilen noktaların kontrolünü devralma ve ülkenin güvenliğinin sorumluluğunu üstlenme yönünde taahhütte bulunduğunu aktaran Macron, Fransa’nın Lübnan Silahlı Kuvvetleri ile işbirliğini güçlendireceğini açıklamıştır. Bu kapsamda Fransa’nın Lübnan ordusuna zırhlı personel taşıyıcıları ile operasyonel ve lojistik destek sağlayacağı belirtilmiştir.
Macron ayrıca Lübnan’da yerinden edilen siviller için insani yardım gönderileceğini duyurmuş, İran’ı Lübnan’ı daha geniş bir çatışmaya sürüklememesi yönünde uyarmış ve İsrail’e de gerilimi tırmandırmama çağrısında bulunmuştur.
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, İsrail ordusunun saldırılarına maruz kalan Lübnan’a tam destek verdiklerini açıklamıştır. Sánchez, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile yaptığı telefon görüşmesinde Beyrut’taki ve ülkenin diğer bölgelerindeki durumu ele aldıklarını duyurmuştur. Açıklamasında Lübnan halkının İspanya’nın tam desteğine güvenebileceğini belirtmiştir.
Sánchez ayrıca yerinden edilen siviller için insani yardım sağlanacağını ifade etmiş ve “Gerginliğin tırmanmasına son verin. Daha fazla yıkıma hayır. Savaşa hayır.” ifadelerini kullanmıştır.
6 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyi, doğusu ve Beyrut’un güney banliyösünde yer alan Dahiye bölgesine gün boyunca yoğun hava saldırıları düzenlemiştir. Saldırılar sabah erken saatlerde başlamış ve gün içerisinde farklı saatlerde yeni dalgalar halinde devam etmiştir.

İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları, 6 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
İsrail savaş uçakları, Beyrut’un güney banliyösünde Burc el-Baracine, Hureyk, Hades ve Harik mahallelerini hedef almıştır. Sahil Hastanesi çevresi ile el-Camus ve el-Meşrefiyye bölgelerinin de saldırılardan etkilendiği, binalarda ve iş yerlerinde büyük hasar oluştuğu ve yangın çıktığı bildirilmiştir.
İsrail ordusu, sürgün emri ve saldırı tehdidi yayımladığı Dahiye bölgesine sabah saatlerinden itibaren en az 4 hava saldırısı düzenlediğini açıklamıştır. Patlamaların ardından bölgeden yoğun duman yükseldiği aktarılmıştır. Ordu ayrıca, 2 Mart’tan itibaren Dahiye bölgesine toplam 26 dalga hava saldırısı düzenlediğini duyurmuştur.
İsrail savaş uçakları, güneyde Sayda kenti ile birlikte Mervaniyye, Cibşit, Tul, Sarifa, Ayta Şaab, Tulin, Suvana, Mecdel Silim, Ankun, Hiyam, Duveyr ve Kallaviye beldelerini hedef almıştır. Ayrıca Nabatiyye, Beysariyye, Tebnin, Kafrşuba, Vadi Zebkin ve Mezra Hilta da saldırılardan etkilenmiştir.

İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları, 6 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Cibşit’te düzenlenen hava saldırısında 2 kişi, Sarifa’da 1 kişi, Mervaniyye’de 1 kişi hayatını kaybetmiştir. Tul beldesinde bir camiye düzenlenen saldırıda müezzin yaşamını yitirmiştir. Sayda kentinde çok katlı bir binaya düzenlenen hava saldırısında 5 kişi ölmüş, 7 kişi yaralanmıştır. Duveyr’de 2 kişi hayatını kaybetmiştir. Saide beldesinde düzenlenen saldırıda 3 kişi ölmüş, 1 kişi yaralanmıştır.
İsrail ordusu, Bekaa bölgesindeki Derus ve Dors beldeleri ile Baalbek bölgesindeki Saide, Nebi Şit, Hıdır beldesi ve Beyt Mişik çiftliklerini hedef almıştır. Nebi Şit beldesine 9 ayrı hava saldırısı düzenlenmiş; Lübnan Sağlık Bakanlığına göre bu saldırılarda 9 kişi hayatını kaybetmiş, 17 kişi yaralanmıştır.
6 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyinde yer alan Sur kentine bağlı Kozah beldesinde Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’ne (UNIFIL) ait bir mevziyi hedef almıştır.
Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre, İsrail ordusu Kozah beldesinde UNIFIL bünyesinde görev yapan Gana askerlerine ait bir noktaya hava saldırısı düzenlemiştir. Saldırı sonucunda Gana askerleri arasında yaralananların bulunduğu belirtilmiştir.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, 6 Mart gününün ilk saatlerinde, 2 Mart’tan itibaren düzenlenen saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 123’e, yaralı sayısının ise 683’e yükseldiği bildirmiştir.

İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları, 6 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Lübnan hükümetine bağlı Afet Yönetim Birimi tarafından yapılan yazılı açıklamada ise saldırılar nedeniyle yerinden edilen yaklaşık 96 bin kişinin açılan 441 geçici barınma merkezine yerleştirildiği belirtilmiştir.
Günün ilerleyen saatlerinde Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan ikinci açıklamada, toplam can kaybının 94 artarak 217’ye, yaralı sayısının ise 798’e yükseldiği duyurulmuştur.
6 Mart 2026 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Ofisi Sözcüsü Ravina Shamdasani, Lübnan’da yüz binlerce kişinin İsrail’in tahliye emirlerinden etkilendiğini açıklamıştır.
Shamdasani, BM Cenevre Ofisi’nin haftalık basın toplantısında yaptığı değerlendirmede, İsrail’in güney Lübnan’a yönelik kara saldırıları, genel tahliye emirleri ve ülkenin farklı bölgelerine yönelik devam eden hava saldırılarının, halihazırda ağır koşullar altında yaşayan siviller üzerinde ek bir insani yük oluşturduğunu belirtmiştir.
Açıklamasında, “Lübnan için verilen bu uyarılar ve tahliye emirlerinin, 10 binlerce insanın yaşadığı 100'den fazla kasaba ve köyü etkilediği ve çok daha fazlasını etkileme riski taşıdığı bildiriliyor. İsrail ordusu, dün Beyrut'un güney banliyölerinin neredeyse tamamının ve Lübnan'ın doğusundaki Beka bölgesinin tamamen boşaltılmasını istedi, bu da sakinler arasında korku ve paniğe yol açtı.” ifadelerini kullanmıştır.
Shamdasani, Lübnan’da yüz binlerce kişinin tahliye emirlerinden etkilenmiş durumda olduğunu yinelemiş ve çatışmanın yeniden alevlenmesinin yıkıcı sonuçlar doğurduğunu vurgulamıştır. Sivillerin ağır bir bedel ödediğini belirten Shamdasani, Hizbullah’ın da İsrail’e roket saldırılarına devam ettiğine değinmiştir.
BM adına yaptığı çağrıda Shamdasani, “Tarafları, Lübnan'daki bu çatışmanın büyük tırmanışının eşiğinden geri adım atmaya çağırıyoruz. Bunun yerine acil bir şekilde gerilimin azaltılmasını, BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararı kapsamındaki yükümlülüklerine uyulmasını ve 2024'teki ateşkes düzenlemelerinin sadakatle uygulanmasını talep ediyoruz. Lübnan'ın egemenliğine ve halkının insan haklarına saygı gösterilmelidir.” demiştir.

İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları, 6 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
6 Mart 2026 tarihinde Lübnanlı yetkililer, İsrail’in devam eden saldırıları karşısında uluslararası düzeyde diplomatik girişimlerde bulunmuştur.
Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci, Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi ile telefonda görüşerek Lübnan’ın savaşa sürüklenmemesi için Maskat’ın ilgili taraflar nezdindeki diplomatik ağırlığını kullanmasını talep etmiştir.
Recci, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yaptığı açıklamada, Ummanlı mevkidaşı ile yürütülen görüşmenin diplomatik çabalar kapsamında gerçekleştiğini belirtmiştir. Görüşmede, Umman’dan ilgili taraflarla temas kurarak Lübnan’ın savaşa sürüklenmesini önlemek amacıyla diplomatik etkisini devreye sokması istenmiştir.
İsrail saldırılarının ardından Baalbek bölgesindeki yıkım, 6 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Aynı gün Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail’in ülkesine yönelik saldırılarını durdurmak amacıyla uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler’e müdahale çağrısında bulunmuştur.
Lübnan Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre Avn, İsrail’in ülkenin güneyi, Bekaa bölgesi ve Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesi dahil birçok noktayı hedef alan saldırılarını engellemek amacıyla “kardeş ve dost” ülkelerle uluslararası temaslarını sürdürmüştür.
Açıklamada, saldırıların çok sayıda kişinin hayatını kaybetmesine ve yaralanmasına yol açtığı, geniş çaplı yıkım meydana geldiği ve binlerce kişinin yerinden edildiği belirtilmiştir. Ayrıca İsrail saldırılarının aynı gün Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’ne (UNIFIL) de ulaştığı, Ganalı birliğin hedef alınması sonucu bazı askerlerin yaralandığı kaydedilmiştir.
Avn, İsrail’in geniş çaplı saldırılarını kınayarak tüm ülkelere ve BM’ye, Lübnan’a yönelik saldırıların durdurulması için müdahale çağrısında bulunmuştur.
İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları, 6 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
6 Mart 2026 tarihinde yapılan açıklamalara göre, İsrail saldırılarından kaçan 65 binden fazla sivil Suriye’ye geçiş yapmıştır. İsrail ordusunun başta Beyrut’un Dahiye Mahallesi olmak üzere Lübnan’ın birçok bölgesine hava saldırıları düzenlemesi göç hareketliliğini artırmıştır.
En az 65 bin sivil, Şam kırsalındaki Cdeydet Yabus ile Humus’taki Cusiye sınır kapıları üzerinden Suriye’ye giriş yapmıştır. Suriye Gümrük ve Limanlar Genel Müdürlüğü Genel İlişkiler Müdürü Mazen Alluş, Şam ve Humus bölgelerinde yer alan sınır kapılarından 65 bin sivilin ülkeye giriş yaptığını açıklamıştır.
Cdeydet Yabus ve Cusiye sınır kapılarında Suriye Afet ve Acil Durumlar Bakanlığı ile sivil toplum kuruluşları tarafından geçen sivillere gıda, sağlık ve giysi yardımı sağlandığı bildirilmiştir.
Aynı gün Lübnan Ulusal Felaketleri Yönetme Komitesinin günlük raporuna göre, İsrail’in devam eden saldırıları nedeniyle yerinden edilen 110 bin 162 kişi ülke genelindeki sığınma merkezlerine yerleştirilmiştir.
Raporda, açılan sığınma merkezi sayısının 512’ye ulaştığı belirtilmiştir. Saldırılar nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan aile sayısının ise 26 bin 432 olduğu ifade edilmiştir.
İsrail ordusu, kara işgalini genişletmek amacıyla yoğun saldırılar düzenlediği Lübnan’dan yapılan roket saldırısında 8 askerinin yaralandığını açıklamıştır. Açıklamada, İsrail’in kuzeyinde Lübnan sınırına yakın bir noktada konuşlanan İsrail askerlerine Hizbullah mensupları tarafından roket saldırısı düzenlendiği belirtilmiştir.
Yaralanan askerlerin Givati Tugayı’na mensup olduğu, 8 askerin hastaneye kaldırıldığı ve 5’inin durumunun ağır olduğu bildirilmiştir. Hafif yaralanan askerlerden birinin İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in oğlu olduğu basına yansımıştır.
Aynı gün Hizbullah tarafından yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in kuzeyine ve Lübnan içinde ilerleyen İsrail güçlerine karşı roket ve insansız hava araçlarıyla (İHA) toplam 18 saldırı düzenlendiği duyurulmuştur.
Açıklamada, Suriye’nin işgal altındaki Golan Tepeleri’nde bulunan Katsavia Üssü’nün bir dizi İHA ile hedef alındığı belirtilmiştir. Ayrıca Lübnan’ın güneyinde ilerleyen İsrail askerlerinin roketlerle vurulduğu ifade edilmiştir.
İsrail’in kuzeyindeki Safed kenti yakınlarında bulunan Ami’ad Üssü’nün kamikaze İHA’larla hedef alındığı, İsrail’in kuzeyindeki 5 yerleşim alanına roket saldırıları düzenlendiği aktarılmıştır. Hizbullah, İsrail’in kuzeyindeki 23 yerleşim birimi için tahliye uyarısında bulunmuştur.
7 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusunun Lübnan’ın doğu, güney ve Beyrut’un güney banliyösündeki bölgelere yönelik hava saldırıları sürmüş, gece saatlerinde başlayan operasyonlar gün içinde yeni can kaybı güncellemeleriyle devam etmiştir.
7 Mart'ın ilk saatlerinde ülkenin doğusundaki Nebi Şit beldesine düzenlenen 10 hava saldırısında ilk açıklamalara göre 16 kişi hayatını kaybetmiş, 35 kişi yaralanmıştır. Daha sonra yapılan güncellemede ölü sayısının 26’ya yükseldiği bildirilmiş; hayatını kaybedenler arasında 3 Lübnan askeri ile 1 güvenlik görevlisinin bulunduğu açıklanmıştır.

İsrail'in saldırı düzenlediği Lübnan'ın doğusundaki Nebi Şit beldesi, 7 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Günün ilerleyen saatlerinde yapılan son güncellemede ise Nebi Şit’teki saldırı ve baskında hayatını kaybedenlerin sayısının 15 kişi artarak 41’e yükseldiği, yaralı sayısının ise 40 olduğu duyurulmuştur. Lübnan ordusu, ölenler arasında 3 askerin bulunduğunu teyit etmiştir.
Güney Lübnan’da Kalaviye beldesine düzenlenen saldırıda 2 kişi yaşamını yitirmiştir. Ed-Duveyr beldesinde 5 kişi hayatını kaybetmiş, 9 kişi yaralanmıştır. Kefr Rumman beldesinde 2 kişinin öldüğü bildirilmiştir.
Mervaniye beldesi yakınlarında bir evi hedef alan saldırıda 1 kişi ölmüştür. Baalbek kenti yakınlarındaki Sayda ovasına düzenlenen saldırılarda ise 3 kişi hayatını kaybetmiş, çok sayıda kişi yaralanmıştır.

İsrail'in saldırı düzenlediği Lübnan'ın doğusundaki Nebi Şit beldesi, 7 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Sayda kentindeki Makasid İslam Cemiyeti binasına düzenlenen hava saldırısında 5 kişi ölmüş, 7 kişi yaralanmıştır. Toul beldesinde İmam Mehdi Camisi hedef alınmış; caminin ağır hasar gördüğü ve müezzinin yaşamını yitirdiği bildirilmiştir.
Kefr Tibnit beldesinde iki ev bombalanarak yıkılmıştır. Cebşit beldesine düzenlenen saldırıda ilk açıklamada 2 kişinin öldüğü belirtilmiş, daha sonra Nebatiye’ye bağlı Cebşit beldesine düzenlenen başka bir hava saldırısında 4’ü aynı aileden olmak üzere 6 kişinin hayatını kaybettiği açıklanmıştır.
Cebşit’te sabah saatlerinde başka bir eve düzenlenen saldırıda ev tamamen yıkılmış; belde merkezi, işyerleri, belediye binası, konutlar ve park halindeki araçlar ciddi zarar görmüştür. Saldırılarda İslami Kurum Merkezi ile bazı ambulansların da tahrip edildiği aktarılmıştır.
Beyrut’un güney banliyösünde yer alan Cemus, Haret el-Hureyk, El-Hadas ve Burc el-Baracine bölgeleri de hava saldırılarının hedefi olmuştur. Bu saldırılarda 2 kişinin hayatını kaybettiği bildirilmiştir.
Lübnan’ın batısındaki Zehrulbeyder geçidinde bir aracı hedef alan saldırıda sürücünün yaralanmadan kurtulduğu belirtilmiştir.
7 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusunun Lübnan’ın doğu ve güneyindeki üç ayrı beldeye düzenlediği hava saldırılarında 13 kişi hayatını kaybetmiştir. Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre, güneydeki Nebatiye vilayetine bağlı Doğu Zavtar beldesine düzenlenen saldırıda 5 kişi yaşamını yitirmiştir.
Sayda kentine bağlı Kevseriyye beldesine gerçekleştirilen hava saldırısında ise 2 kişi hayatını kaybetmiştir. Lübnan Sağlık Bakanlığı, Baalbek bölgesinde yer alan Şemistar beldesine düzenlenen saldırıda 4’ü çocuk, biri kadın olmak üzere 6 kişinin öldüğünü açıklamıştır.

İsrail'in Beyrut'ta halkı yerlerini terk etmeye zorladığı Dahiye'den kaçan aileler, sokaklarda sabahlıyor, 7 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
7 Mart 2026 gecesi İsrail ordusunun Lübnan’ın doğusundaki Baalbek kırsalına yönelik havadan asker indirme girişiminde bulunduğu bildirilmiştir. Girişimin ardından bölgede yoğun çatışmalar yaşanmıştır.
Lübnan resmi haber ajansı NNA’nın aktardığına göre, İsrail ordusu Lübnan-Suriye sınırı yakınındaki Doğu Sıradağları’nın yüksek kesimlerinde, Nebi Şit–Ham hattı yönünde havadan indirme girişiminde bulunmuştur. Hizbullah tarafından yapılan açıklamada, 6 Mart günü yerel saatle 22.30’da İsrail’e ait 4 helikopterin Suriye yönünden gelerek Yahfufa, el-Hureybe ve Mearbun beldelerinin dağlık kesişim noktasına bir piyade birliği indirme girişiminde bulunduğu belirtilmiştir.
Çatışmaların İsrail güçlerinin fark edilmesinin ardından şiddetlendiği belirtilmiştir. Hizbullah’ın açıklamasına göre İsrail ordusu, söz konusu birlikleri bölgeden çekebilmek amacıyla savaş uçakları ve helikopterlerle yaklaşık 40 hava saldırısı düzenleyerek yoğun ateş desteği sağlamıştır. Bölge semalarında İsrail savaş uçaklarının yoğun uçuş yaptığı ve termal tuzaklar (ısı balonları) attığı bildirilmiştir.
Açıklamada ayrıca Hizbullah’ın topçu birliklerinin çatışma bölgesi çevresine ve İsrail birliklerinin geri çekilme güzergahına yoğun atışlar gerçekleştirdiği, çevre köylerdeki sivillerin de ateş desteği verdiği belirtilmiştir.
Lübnan basınında yer alan haberlerde, Lübnan ordusunun işaret fişekleri fırlattığı ve Hizbullah unsurları ile bölgedeki aşiretlerin indirme girişimine karşı koyduğu ifade edilmiştir. Gelişmelerin ardından indirme operasyonunun başarısızlıkla sonuçlandığı ve İsrail’e ait helikopterler ile askeri uçakların bölgeden geri çekildiği aktarılmıştır.
İsrail devlet televizyonu KAN’ın güvenlik kaynaklarına dayandırdığı habere göre, söz konusu havadan indirme girişiminin 1986 yılında Lübnan’da düzenlenen bir saldırı sırasında uçağı düşen ve o tarihten bu yana akıbeti bilinmeyen İsrailli askeri pilot Ron Arad’ın cenazesini bulmak amacıyla gerçekleştirildiği iddia edilmiştir.
İsrail ordusu daha sonra yaptığı açıklamada, Lübnan’ın doğusundaki Baalbek kentine yönelik havadan indirme girişiminde bulunduğunu doğrulamış, operasyonun Ron Arad’ın cenazesini bulmak amacıyla yapıldığını bildirmiştir. Açıklamada, havadan indirme sırasında İsrail askerlerinden yaralanan olmadığı belirtilmiş ve arama alanında Arad ile ilgili herhangi bir bulguya rastlanmadığı kaydedilmiştir. İsrail açıklamasında Lübnan basınının aktardığı çatışmalara değinilmemiştir.
İsrail ordusu ayrıca Lübnan’ın güneyinde Hizbullah’ın Rıdvan Gücü komutanlarına ve komuta merkezlerine saldırı düzenlediğini öne sürmüştür. Açıklamada, Lübnan’ın güneyinde ve Bekaa bölgesinde roketatarlar, silah depoları ve askeri tesislerin hedef alındığı, güneydeki Mecdel Silim’de Rıdvan Gücü komutanları ile iki komuta merkezinin vurulduğu iddia edilmiştir. İsrail ordusu saldırıların süreceğini belirtmiştir.
7 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinde daha önce saldırı tehdidinde bulunduğu üç binaya hava saldırısı düzenlemiştir. Lübnan resmi ajansı NNA’nın aktardığına göre, İsrail uçakları Sur kentinin Zefuf Mufti Mahallesi’nde bulunan üç binayı hedef almıştır.
7 Mart 2026 tarihinde Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in 2 Mart sabahından itibaren Lübnan’a düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 77 artarak 294’e, yaralı sayısının ise 1023’e yükseldiği bildirilmiştir.
7 Mart 2026 tarihinde İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’a hitaben Hizbullah’ın silahsızlandırılması konusunda uyarıda bulunmuştur. Katz, Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail Askeri İstihbarat Dairesi (AMAN) Başkanı Shlomi Binder ve diğer üst düzey komutanların katılımıyla gerçekleştirilen güvenlik durum değerlendirme toplantısının ardından açıklamalarda bulunmuştur.
İran’ın yanı sıra Lübnan’a da saldırılar düzenlediklerini hatırlatan Katz, Lübnan Cumhurbaşkanı Avn’a yönelik olarak “Siz ve sizin tarafınız anlaşmayı yerine getirmeyi ve Hizbullah'ın silahlarını teslim etmesini taahhüt ettiniz, ancak bu gerçekleşmiyor. Eğer bu durum böyle devam ederse, bedelini Lübnan yönetimi ve tüm Lübnan ödeyecektir.” ifadelerini kullanmıştır.
Katz, Lübnan yönetiminin harekete geçmemesi halinde ülkeye yönelik saldırıların daha da yoğunlaştırılacağı mesajını vermiştir. Açıklamasında Lübnan’dan toprak talepleri olmadığını savunan Katz, Lübnan topraklarından İsrail’e saldırı düzenlenmesine izin vermeyeceklerini ileri sürmüştür.
7 Mart 2026 tarihinde Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Lübnan ve bölgedeki son gelişmeleri ele almak üzere İspanya Kralı 6. Felipe ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile ayrı ayrı telefon görüşmeleri gerçekleştirmiştir. Lübnan Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre Kral 6. Felipe, Cumhurbaşkanı Avn ile yaptığı görüşmede İspanya’nın zor bir dönemden geçen Lübnan’ın yanında olduğunu belirtmiş ve dayanışma mesajı iletmiştir.
Cumhurbaşkanı Avn, İspanya Kralı’na destek mesajı için teşekkür etmiş; Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) bünyesinde görev yapan İspanyol birliğinin ülkenin güneyindeki görev bölgelerinde kalmasının önemini vurgulamıştır. Avn ayrıca Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile yaptığı telefon görüşmesinde Lübnan’daki gelişmeleri ve gerilimi düşürmeye yönelik diplomatik temasları ele almıştır.
7 Mart 2026 akşam saatlerinden itibaren İsrail ordusu Lübnan’ın güneyindeki çok sayıda beldeye yönelik yoğun hava saldırıları düzenlemiştir. Lübnan resmi ajansı NNA’nın aktardığına göre İsrail uçakları Doğu Yahmur, Duveyir, Ansar, Ankun, Ernun, Batı Sir, Reşaf, Sarbin, Sinay, Sırayfa, Zerariye, Kuvtariyyet-u Riz, Hirbit Silim, Beyt Lif, Yatır, Kefra, Bırayki, Deyr Suryan, Tayba ve Zibdin beldelerini hedef almıştır.
Sırayfa beldesine düzenlenen saldırıda 2 kişi hayatını kaybetmiş, çok sayıda kişi yaralanmıştır. Ernun beldesinde ise Lübnan Kızılhaç ekiplerinden 2 sağlık görevlisinin hafif yaralandığı bildirilmiştir. Öte yandan Hizbullah, füze ve insansız hava araçlarıyla İsrail’e yönelik 10’dan fazla saldırı düzenlediğini açıklamıştır.
Lübnan resmi ajansı NNA’nın aktardığına göre, Sayda kentine bağlı Kevseriyye er-Riz beldesinde ambulans ve sivil savunma ekipleri hedef alınmış; saldırı sonucunda 3 sağlık çalışanı hayatını kaybetmiş, 6 sağlık personeli yaralanmıştır. Nebatiye vilayetine bağlı Cebşit beldesine düzenlenen saldırıda 4 sağlık personelinin yaralandığı bildirilmiştir. Nebatiye’deki Ernun beldesinde ise Lübnan Kızılhaç ekiplerinden 2 sağlık görevlisinin hafif yaralandığı açıklanmıştır.
7 Mart 2026 tarihinde Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci ile Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Lübnan Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamaya göre görüşmede, İsrail’in ABD ile birlikte İran’a karşı yürüttüğü savaşın bölgedeki yansımaları ve Tel Aviv yönetiminin pazartesi gününden bu yana Lübnan’a yönelik artırdığı saldırılar ele alınmıştır.
Taraflar, İsrail’in artırdığı gerilimi durdurmanın ve Lübnan’ı tarafı olmadığı bir savaşa sürükleme girişimlerini önlemenin yollarını değerlendirmiştir. Açıklamada, Barrot’un Fransa’nın Lübnan’la dayanışmasını ve bu kritik dönemde Lübnan halkına yönelik sürekli desteğini dile getirdiği belirtilmiştir. Recci ise Fransa’nın Lübnan’a yönelik ilgisi ve Paris yönetiminin ülkedeki gelişmeleri yakından takip etmesi dolayısıyla teşekkürlerini iletmiştir.
7 Mart 2026 tarihinde Hizbullah, İsrail’deki askeri tesisler ve askeri toplanma noktalarını hedef alan füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) toplam 20 saldırı düzenlediğini açıklamıştır. Hizbullah tarafından yapılan açıklamalarda saldırıların, İsrail’in Beyrut’un güney banliyösü Dahiye başta olmak üzere çok sayıda Lübnan kenti ve yerleşimini hedef alan saldırılarına karşılık gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
Açıklamalara göre İsrail’in kuzeyindeki Hayfa’da bulunan Kiryat Eliezer tesisindeki Demir Kubbe radarları “nitelikli füzelerle” hedef alınmıştır. Kiryat Şmona yerleşimi İHA’larla; Stella Maris Hava Üssü ve Hayfa kenti ise gelişmiş füzelerle vurulmuştur.
Nahariya kenti üç roket saldırısı ve İHA’larla hedef alınmış; daha önce bölge halkına tahliye çağrısı yapıldığı belirtilmiştir. İsrail’in kuzeyinde Akka’nın doğusundaki Tefen Üssü roketlerle, Hayfa’nın kuzeydoğusundaki Elta askeri sanayi tesisi ise İHA’larla hedef alınmıştır. İsrail ordusunun Kuzey Komutanlığı karargahı olarak bilinen Dado Üssü’ne de roket saldırısı düzenlendiği açıklanmıştır.
Safed kenti yakınlarındaki Ein Zeitim Üssü’ne roket saldırısı yapıldığı; Markaba kasabasının karşısındaki Hounin Kapısı yakınında bulunan İsrail askeri araç konvoyunun roketlerle vurulduğu bildirilmiştir. Hizbullah ayrıca Lübnan sınırına yaklaşık 120 kilometre uzaklıktaki Tel Haşomer Üssü’nün “nitelikli bir füze” ile hedef alındığını duyurmuştur.
Lübnan’ın güneyindeki Khiam’ın güney eteklerinde yer alan Tell el-Hamams ve Khallat el-Asafir bölgelerinde toplanan İsrail askerlerinin roketlerle hedef alındığı açıklanmıştır. Aynı bölgelerde bulunan iki noktaya İHA saldırısı düzenlendiği belirtilmiştir. Lübnan-İsrail sınırındaki Kfar Kela beldesinde yer alan Fatima Kapısı yakınlarında toplanan İsrail askeri araçlarının da roketlerle hedef alındığı bildirilmiştir.
7 Mart 2026 tarihinde İspanya hükümeti, İsrail’in Lübnan’a yönelik “büyük çaplı saldırılarını” şiddetle kınadığını açıklamıştır. İspanya Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, artan sivil kayıplar nedeniyle hayatını kaybedenlerin ailelerine taziye ve dayanışma mesajı iletilmiştir.
Açıklamada, Lübnan’ın güvenliği ve istikrarının tüm bölge açısından hayati önem taşıdığı belirtilmiş; İsrail uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerine uymaya çağrılmıştır. İspanya, “Tüm taraflar, BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararına ve Kasım 2024’te varılan ateşkes anlaşmasına tam olarak uymalıdır.” ifadelerini kullanmış; ayrıca İsrail’i, 1701 sayılı karar çerçevesinde Lübnan’da konuşlu barış gücü birliklerine — İspanyol birliği dahil — saygı göstermeye çağırmıştır.
Açıklamada ayrıca Lübnan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiği vurgulanmış; İspanya’nın Lübnan hükümetinin silahlı kuvvetlerini ülkenin tamamında güçlendirme ve güney bölgelerine yeniden konuşlandırma yönündeki adımlarını desteklediği belirtilmiştir.
7 Mart 2026 tarihinde Güney Afrika Cumhuriyeti, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının bölgeyi daha da istikrarsızlığa sürüklemesinden derin endişe duyduğunu açıklamıştır. Güney Afrika Uluslararası İlişkiler ve İşbirliği Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada “Güney Afrika, İsrail'in Lübnan'daki devam eden askeri operasyonlarından endişe duymaktadır. Bu operasyonlar sivil kayıplara, temel altyapının tahrip edilmesine ve toplulukların yerinden edilmesine yol açmıştır. Bu saldırılar, Lübnan'ın egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün ciddi bir ihlalini oluşturmakta ve bölgeyi daha da istikrarsızlaştırmaktadır.” ifadesi kullanılmıştır.
Açıklamada ayrıca ABD ve İsrail’in İran’a karşı güç kullanması ile İran’ın bölge genelinde gerçekleştirdiği misilleme saldırıları sonucunda Orta Doğu’da yaşanan gerilimin tırmanmasının endişe verici olduğu belirtilmiştir. Bu gelişmelerin bölgesel ve uluslararası barış ve güvenlik açısından ciddi sonuçlar doğurabilecek şekilde çatışmayı daha da genişletme riski taşıdığı ifade edilmiştir.
Güney Afrika, tüm taraflara azami ölçüde itidal çağrısında bulunmuş ve alınan tüm önlemlerin uluslararası hukuka uygun olması gerektiğini vurgulamıştır. Açıklamada ayrıca “Güney Afrika, bu krize askeri bir çözümün olmadığı inancında kararlılığını sürdürmektedir.” denilmiştir.
Son olarak Güney Afrika’nın Orta Doğu’da sükunetin yeniden sağlanması ve adil, kalıcı ve barışçıl bir çözüme ulaşılması amacıyla Birleşmiş Milletler ve bölgesel ortaklarını desteklemeye hazır olduğu belirtilmiştir.
8 Mart 2026 gecesi İsrail ordusu, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta bir otele hava saldırısı düzenlemiştir. Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada saldırıda 4 kişinin hayatını kaybettiği, 10 kişinin yaralandığı bildirilmiştir.

İsrail ordusunun Lübnan'ın başkenti Beyrut'ta saldırı düzenlediği otel, 8 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, hedef alınan otelde İran Devrim Muhafızları Ordusuna bağlı Kudüs Gücü komutanlarının bulunduğunu iddia etmiştir. İsrail ordusu daha sonra yaptığı açıklamada saldırıda İran Devrim Muhafızları Ordusuna bağlı 5 Kudüs Gücü komutanının hedef alındığını ileri sürmüştür. Açıklamada şu isimlerin öldürüldüğü iddia edilmiştir:
İsrail tarafında, bu kişilerin İran, Hizbullah ve diğer silahlı gruplar arasındaki faaliyetleri koordine ettiği ve finansman aktardığı savunulmuştur.
8 Mart günü İsrail ordusu Lübnan’ın güneyi ve doğusundaki çok sayıda beldeye hava saldırıları düzenlemiştir. Nebatiye vilayetine bağlı Bati Sir beldesinde 3 katlı bir binaya düzenlenen saldırıda ilk belirlemelere göre çoğu kadın ve çocuk 19 kişi hayatını kaybetmiştir.
Sayda ilçesine bağlı Tuffahata kasabasında 5’i aynı aileden 8 kişi yaşamını yitirmiştir. Sur ilçesine bağlı Cebel el-Batm kasabasında 3 kişi ölmüş, 4 kişi yaralanmıştır. Kana beldesinde 4 kişi hayatını kaybetmiş, Gaziyye beldesinde 2 kişi ölmüştür.

İsrail savaş uçaklarının, Lübnan’ın güneyindeki Sayda kentine bağlı Gaziyye beldesinin sanayi bölgesinde bir binaya düzenlediği hava saldırısının ardından bölgede oluşan hasar, 8 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Eytit beldesinde düzenlenen saldırıda 3 kişi yaşamını yitirmiştir. Sur kentindeki Eser Mahallesi’nde 8 kişi hayatını kaybetmiştir. Duvayr beldesinde aynı aileden 6 kişi ölmüş, Ayta Şab beldesinde 1 kişi hayatını kaybetmiştir.
Filistinli mültecilerin yaşadığı Ayn el-Hilva Kampı yakınındaki Tamir bölgesine düzenlenen iki hava saldırısında 1 kişi ölmüş, 10 kişi yaralanmıştır. Lübnan resmi ajansı NNA ve Sağlık Bakanlığı verilerine göre yalnızca gece saatlerinden itibaren güney ve Beyrut’a yönelik saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 50’ye yükselmiştir.
Lübnan Sağlık Bakanı tarafından yapılan açıklamada, İsrail’in 2 Mart 2026’dan 8 Mart'a kadar düzenlediği saldırılarda 83’ü çocuk olmak üzere 394 kişinin hayatını kaybettiği, 1130 kişinin yaralandığı bildirilmiştir.

İsrail savaş uçaklarının, Lübnan’ın güneyindeki Sayda kentine bağlı Gaziyye beldesinin sanayi bölgesinde bir binaya düzenlediği hava saldırısının ardından bölgede oluşan hasar, 8 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
8 Mart’ta gece saatlerinde İsrail ordusuna ait yaklaşık 15 helikopterin Suriye yönünden Nebi Şit bölgesine sızma girişiminde bulunduğu bildirilmiştir. Hizbullah tarafından yapılan açıklamada, helikopterlerden bazılarının Serğaya Ovası’na piyade birlikleri indirdiği ve Lübnan topraklarına doğru ilerlemeye çalıştığı belirtilmiştir. Nebi Şit, Arsal ve Ras Baalbek çevresinde çatışmalar yaşandığı aktarılmıştır.
Hizbullah, Adise ve Aytarun yönünde ilerlemeye çalışan İsrail birliklerini topçu ve roket atışlarıyla hedef aldığını açıklamıştır. İsrail ordu sözcülüğü, Lübnan’ın güneyindeki çatışmalarda biri uzman çavuş olmak üzere 2 İsrail askerinin öldüğünü duyurmuştur.
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, Litani Nehri’nin güneyinin tamamen boşaltılması yönündeki emri yinelemiştir. Açıklamada bölge sakinlerinden nehrin kuzeyine hareket etmeleri istenmiştir. Arnun, Yahmur, Zavtar Şarkıyye ve Zavtar Garbiyye köyleri için de tahliye çağrısı yapılmıştır.
İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, 2 Mart’tan itibaren Lübnan’a yönelik saldırılarda 820 mühimmat kullanıldığı belirtilmiştir. Açıklamada 200 Hizbullah mensubunun öldürüldüğü ve bunların 80’inin Rıdvan Gücü’nden olduğu iddia edilmiştir.
Hizbullah, İsrail’in saldırılarına karşılık olarak Misgav Üssü’ne roket saldırısı düzenlediğini ve Hayfa Deniz Üssü’nü nitelikli roketlerle hedef aldığını duyurmuştur. İsrail basınında yer alan haberlerde Hizbullah’ın küçük ve hareketli birimlere dayalı gerilla taktiklerine geçtiği öne sürülmüştür.
Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci, Arap Birliği toplantısında yaptığı konuşmada Hizbullah’ın Lübnan’ı ilgisi olmayan bir savaşa sürüklediğini ifade etmiştir. Recci, hükümet ve halkın bu eylemlerden sorumlu olmadığını belirtmiştir.
Bahreyn İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İran’dan atılan füze parçalarının El-Muharrak bölgesine isabet etmesi sonucu 3 kişinin yaralandığı, bir üniversite binasında ve bir su arıtma tesisinde hasar oluştuğu bildirilmiştir.
9 Mart'ın ilk saatlerinde Lübnan resmi haber ajansı NNA, İsrail askerlerinin helikopterlerle havadan asker indirme yaparak Lübnan’ın doğusuna doğru ilerlemeye çalıştığını bildirmiştir. Hizbullah, İsrail ordusunun 15 helikopterle Nebi Şit beldesine sızma girişiminde bulunduğunu ve çatışmaların sürdüğünü açıklamıştır.
NNA’ya göre İsrail askerleri, daha önce 7 Mart’ta da Nebi Şit beldesine helikopterlerle asker indirme girişiminde bulunmuş, Hizbullah ise söz konusu girişimin çatışmaların ardından püskürtüldüğünü duyurmuştur. İsrail ordusu, Lübnan’a yönelik havadan indirme operasyonlarının 1986 yılında Lübnan’da uçağı düşen ve akıbeti bilinmeyen İsrailli askeri pilot Ron Arad’ın cenazesini bulma amacı taşıdığını açıklamıştır. Önceki indirme sırasında Nebi Şit beldesine düzenlenen yoğun saldırılarda ve baskında 41 kişinin hayatını kaybettiği bildirilmiştir.
İlerleyen saatlerde Hizbullah, Lübnan’ın güneyindeki sınır hattında bulunan Adise ve Aytarun beldelerine doğru ilerlemeye çalışan İsrail askerlerini topçu atışlarıyla hedef aldığını duyurmuştur. Açıklamada, yerel saatle 00.45’te İsrail ordusuna bağlı bir birliğin Adise beldesindeki Halle el-Mehafir bölgesine doğru ilerlediğinin tespit edildiği ve söz konusu birliğin topçu atışlarıyla ikinci kez hedef alındığı belirtilmiştir. Ayrıca gece saatlerinde Aytarun beldesine doğru ilerleyen İsrail askerlerinin iki kez topçu atışlarıyla vurulduğu bildirilmiştir.
Hizbullah daha sonra Adise yönünde ilerleyen İsrail güçlerinin yerel saatle 02.15’te roket atışlarıyla hedef alındığını açıklamıştır. Açıklamada, Hizbullah unsurlarının makineli tüfekler ve roketlerle çatışmaya girerek İsrail askerlerini Halle el-Mehafir bölgesinden geri çekilmeye zorladığı ifade edilmiştir.

İsrail ordusunun Beyrut'taki Dahiye bölgesine yönelik saldırıları, 9 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
9 Mart 2026 sabah saatlerinde, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta patlama ve savaş uçağı sesleri duyulmuştur. İsrail’in 2 Mart 2026 tarihinde Lübnan’a başlattığı hava saldırılarının sürdüğü bildirilmiştir. İsrail ordusu, Beyrut’un Dahiye bölgesine hava saldırıları düzenlediğini açıklamıştır. Şiddetli patlama seslerinin ardından bölgeden dumanlar yükselmiştir. İsrail ordusu, saldırıların Hizbullah altyapısını hedef aldığı iddiasında bulunmuştur.
Öğle saatlerinde, İsrail ordusunun Dahiye bölgesine yönelik saldırılarını sürdürdüğü bildirilmiştir. İsrail uçaklarının bir saat içinde dört hava saldırısı gerçekleştirdiği bildirilmiştir. Lübnan resmi ajansı NNA’ya göre, saldırıların bazılarında Hizbullah’ın finans kuruluşu Karz-ı Hasen’e ait şubelerin bulunduğu binalar hedef alınmıştır. İsrail ordusu gün içerisinde Lübnan genelinde Karz-ı Hasen şubelerini hedef alacağını açıklamıştır.
İlerleyen saatlerde, 9 mart sabah saatlerinden itibaren Dahiye bölgesine en az on hava saldırısı düzenlendiği bildirilmiştir. Aynı saatlerde Hizbullah, Lübnan’daki saldırılara misilleme olarak İsrail’in kuzeyine roket saldırıları düzenlediğini açıklamıştır. Dahiye bölgesine düzenlenen bu saldırılarda 1 kişinin hayatını kaybetmiş ve 12 kişi yaralanmıştır.
Gün boyunca Beyrut semalarında İsrail’e ait insansız hava araçlarının alçak irtifada uçuş gerçekleştirdiği bildirilmiştir.

İsrail ordusunun Beyrut'taki Dahiye bölgesine yönelik saldırıları, 9 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
9 Mart günü, Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail ordusunun Sur kentine bağlı Tayr Deba ve Coya beldelerine düzenlediği hava saldırılarında 16 kişinin hayatını kaybettiğini, 40 kişinin yaralandığını açıklamıştır. Açıklamaya göre, Tayr Deba beldesinde 9 kişi ölmüş, 17 kişi yaralanmıştır. Coya beldesine düzenlenen saldırıda ise 7 kişi yaşamını yitirmiş, 23 kişi yaralanmıştır.
9 Mart öğle saatlerinde İsrail ordusu, Nebatiye vilayetine bağlı Nimeyriyye ve Şevkin beldelerine hava saldırıları düzenlemiştir. Lübnan Sağlık Bakanlığı, Nimeyriyye beldesindeki saldırıda 7 kişinin öldüğünü, 2 kişinin yaralandığını açıklamıştır. Şevkin beldesine düzenlenen saldırıda ise 1 kişinin hayatını kaybettiği bildirilmiştir. Böylece iki beldede toplam 8 kişi yaşamını yitirmiş, 2 kişi yaralanmıştır. Ayrıca İsrail, güneyde Haris, Bezuriyye, Hamul, Tibnin ve Şokin beldelerini, doğuda Hermel kenti çevresi ile Yonin beldesini de hedef almıştır.
Günün son saatlerinde ise, İsrail ordusunun Nebatiye vilayetine bağlı Kalia beldesinde bir eve düzenlediği topçu saldırısında yaralanan Maruni papazı Peder Pierre er-Rai’nin hayatını kaybettiği bildirilmiştir.
Lübnan resmi ajansı NNA, Merciyyun bölgesindeki Kalia beldesinde bir evin İsrail tankından art arda iki topçu saldırısına maruz kaldığını aktarmıştır. İlk saldırıda ev sahibi Clovis Boutros ve eşinin yaralandığı, ikinci saldırıda ise Papaz Pierre er-Rai’nin yaralandığı ve Kızılhaç ekipleri tarafından hastaneye kaldırıldığı belirtilmiştir. Daha sonra alınan bilgiye göre Papaz er-Rai, aldığı yaralar nedeniyle hayatını kaybetmiştir.
Vatikan’dan konuya ilişkin açıklama yapılmıştır. Papa 14. Leo’nun, Lübnan’ın güneyindeki topçu saldırısında bir rahibin hayatını kaybetmesini derin üzüntüyle öğrendiği ve olayları endişeyle takip ettiği bildirilmiştir.
Vatikan Basın Ofisi’nin açıklamasında, Papa’nın “Orta Doğu’daki son bombalamaların tüm kurbanları, aralarında birçok çocuğun da bulunduğu masum insanlar ve onlara yardım edenler, örneğin bugün öğleden sonra Kalia’da öldürülen Maronit rahip Pierre El-Rahi için derin üzüntüsünü dile getirdiği” ifade edilmiştir.
Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin, Roma’da yaptığı açıklamada, “Ne yazık ki kilise de bu durumun mağduru. Halkın çektiği acılardan muaf değiliz.” ifadelerini kullanmıştır. Parolin, Orta Doğu’daki gelişmeleri “büyük trajedi” olarak nitelemiş ve Vatikan’ın diplomatik temaslarını sürdüreceğini belirtmiştir.
9 Mart günü Hizbullah, İsrail’in Lübnan’daki çok sayıda kent ve belde ile Beyrut’un güney banliyösü Dahiye’ye yönelik saldırılarına karşılık olarak İsrail’de iki askeri hedefi füzelerle vurduğunu açıklamıştır. Hizbullah’tan yapılan yazılı açıklamada, yerel saatle 17.00’de İsrail ordusuna ait bir hedefe saldırı düzenlendiği belirtilmiştir. Açıklamada, İsrail ordusunun siber savunma ve iletişim birimine bağlı uydu iletişim istasyonunun, İsrail’in orta kesiminde yer alan Vadi Ela bölgesinde “nitelikli füzelerle” hedef alındığı ifade edilmiştir. Söz konusu tesisin Lübnan sınırına yaklaşık 160 kilometre uzaklıkta bulunduğu kaydedilmiştir.
Hizbullah ayrıca yerel saatle 17.00’de, İsrail’in başkenti Tel Aviv’in güneydoğusunda ve Lübnan sınırına yaklaşık 135 kilometre uzaklıkta bulunan Remle Üssü’nü (İsrail İç Cephe Komutanlığı karargahı) gelişmiş füzelerle hedef aldığını duyurmuştur.
Açıklamada, bu saldırıların İsrail’in Lübnan’daki onlarca şehir ve belde ile Beyrut’un güney banliyösü Dahiye’ye düzenlediği saldırılara karşılık gerçekleştirildiği vurgulanmıştır.
9 Mart günü İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch - HRW), İsrail ordusunun Lübnan’daki yerleşim bölgelerinde beyaz fosfor mühimmatı kullandığını bildirmiştir. HRW tarafından yapılan yazılı açıklamada, 3 Mart 2026 tarihinde Lübnan’ın güneyindeki Yuhmur eş-Şakif beldesinde bulunan evlere topçu atışıyla beyaz fosfor mühimmatı kullanıldığı ve bunun yasa dışı bir saldırı olduğu ifade edilmiştir.
Açıklamada, saldırıya ilişkin çekilen 7 fotoğrafın doğruluğunun teyit edildiği ve coğrafi konumlarının belirlendiği belirtilmiştir. Söz konusu fotoğraflarda, yerleşim bölgesi üzerinde patlayan fosfor mühimmatı ile iki ev ve bir araçta çıkan yangını söndürmeye çalışan sivil savunma ekiplerinin görüntülendiği aktarılmıştır.
HRW’nin Lübnan’daki araştırmacılarından Remzi Kays, yerleşim bölgelerinde beyaz fosfor kullanılmasının son derece endişe verici olduğunu belirtmiştir. Kays, beyaz fosfor mühimmatının can kaybına ya da yaşam boyu sürebilecek ağır yaralanmalara neden olabileceğini ifade etmiştir.
İsrail’in yoğun saldırıları altında bulunan Lübnan’da parlamentoda yapılan oylama sonucunda milletvekillerinin görev süresinin 2 yıl uzatılmasına karar verilmiştir.
Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre oylamada:
Bu karar doğrultusunda Mayıs 2026’da yapılması planlanan parlamento seçimleri 2028 yılına ertelenmiştir.
9 Mart sabah saatlerinde Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını durdurmak amacıyla müzakereleri yeniden başlatmaya hazır olduklarını ifade etmiştir. Lübnan Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre, Avn, Danimarka, İsveç ve Norveç büyükelçilerini kabulünde konuşmuştur. Avn, İsrail’in başkent Beyrut’taki Dahiye semti başta olmak üzere ülkenin güneyi ve doğudaki Bekaa bölgesine yönelik saldırılarının hedeflerine ulaşamayacağını belirtmiştir.
Cumhurbaşkanı Avn, Lübnan’ın bazı büyük ülkelere ve Birleşmiş Milletler’e (BM), İsrail’in saldırılarını durdurmak amacıyla gerekli güvenlik konularının ele alınacağı müzakereleri yeniden başlatmaya hazır olduğunu ilettiğini açıklamıştır.
Günün ilerleyen saatlerinde Cumhurbaşkanı Avn, İsrail’in Lübnan’a yönelik tüm saldırılarını durduracak tam ve kapsamlı bir ateşkese dayalı girişim çerçevesinde İsrail ile doğrudan müzakerelerin başlatılması çağrısında bulunmuştur. Avn, ülkesindeki duruma ilişkin olarak Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in de katıldığı çevrim içi toplantıda konuşmuştur.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, ülkesindeki duruma ilişkin, Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Antonio Costa ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in de katıldığı çevrim içi toplantıda konuşuyor, 9 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Cumhurbaşkanı Avn, Lübnan’daki mevcut durumun “devlet kontrolü dışında faaliyet gösteren silahlı bir gruptan” kaynaklandığını ifade etmiş ve Lübnan topraklarından atılan roketlerin İsrail’in geniş çaplı karşılık vermesini kışkırtmaya yönelik bir “tuzak” olduğunu belirtmiştir.
Avn, Lübnan’daki insani durumun ağırlaştığını belirterek, 600 binden fazla kişinin yerinden edildiğini, bazılarının temel ihtiyaçlardan yoksun biçimde sokaklarda kaldığını açıklamıştır. Cumhurbaşkanı, ülkesinin “hukuka saygı göstermeyen saldırgan bir taraf ile Lübnan’ın çıkarlarını ve halkın yaşamını gözetmeyen devlet dışı bir silahlı grup arasında sıkıştırılmaya çalışıldığını” ifade etmiştir.
Avn, 2 Mart 2026’da Lübnan topraklarından İsrail’e atılan 6 roketin, İsrail ordusunu Lübnan’a girmeye ve bazı bölgeleri işgal etmeye kışkırtma amacı taşıdığını belirtmiştir. Konuşmasında şu ifadeleri kullanmıştır: “Mevcut durum Lübnan’ı bir ikilemle karşı karşıya bıraktı. Ya herhangi bir yasal veya insani kısıtlama olmaksızın İsrail’in saldırganlığıyla doğrudan çatışmaya girmek ve Lübnan’ı potansiyel olarak başka bir Gazze’ye dönüştürmek, ya da çatışmadan çekilmek ve böylece aynı silahlı grubun, devletin halkını koruyamadığı bahanesiyle popülist bir kampanya başlatmasına izin vermek.”
Avn, Hizbullah’a işaret ederek “Bu füzeleri fırlatan kim olursa olsun, İran rejiminin hesapları uğruna, onlarca köyümüzün yıkılması ve on binlerce insanımızın ölümü pahasına bile olsa, Lübnan devletini saldırılar ve kaos altında yıkmayı amaçlamıştır.” demiştir.
Uluslararası topluma çağrıda bulunan Avn, kapsamlı bir ateşkes sağlanması ve İsrail’in Lübnan’a yönelik tüm kara, hava ve deniz saldırılarının durdurulmasına dayalı bir girişimin desteklenmesini istemiştir. Cumhurbaşkanı ayrıca, Lübnan ordusuna lojistik destek sağlanması talebinde bulunmuş, bunun gerilim bölgelerinin kontrol altına alınmasına ve Hizbullah’ın silahsızlandırılmasına katkı sağlayacağını belirtmiştir.
Avn, kapsamlı ateşkes için anlaşmaya varmak amacıyla Lübnan ile İsrail arasında uluslararası garantörler eşliğinde doğrudan müzakerelerin başlatılması gerektiğini ifade etmiştir.
Lübnan Ulusal Afet Risk Yönetimi Komitesi tarafından yayımlanan rapora göre, 2 Mart 2026’dan bu yana zorla yerinden edilenlerin resmi sayısı 667 bin 831 kişiye ulaşmıştır. Raporda, barınma merkezlerine başvuruların sürdüğü belirtilmiş ve 667 bin 831 kişinin barınma merkezlerine başvurduğu kaydedilmiştir. Açılan 567 barınma merkezine yaklaşık 120 bin kişinin yerleştirildiği bilgisi paylaşılmıştır.
Lübnan hükümeti tarafından kayıt altına alınan yerinden edilenlerin sayısının açıklanmasına karşın, evlerinden ayrılarak farklı bölgelere sığınan kişilerin de bulunduğu ve bu nedenle toplam sayının daha yüksek olabileceği ifade edilmiştir.
9 Mart günü İsrail basınında Lübnan hükümetinin ABD aracılığıyla İsrail’e doğrudan müzakere teklifinde bulunduğuna ilişkin haber yayımlanmıştır. İsrail’de yayın yapan Kanal 12 televizyonunun, isimleri açıklanmayan 5 kaynağa dayandırdığı habere göre, Beyrut yönetimi, İsrail’in saldırılarını sona erdirmesi amacıyla ABD aracılığıyla doğrudan müzakere yapılmasını teklif etmiştir. Haberde, söz konusu teklifin İsrail’in saldırılarını durdurmayı ve ilerleyen süreçte iki ülke arasında olası bir barış anlaşmasına zemin hazırlamayı amaçladığı belirtilmiştir.
Kanal 12’ye konuşan kaynaklar, Lübnan’ın Washington yönetimi üzerinden ilettiği teklife hem İsrail’in hem de ABD’nin “mesafeli ve şüpheci” yaklaştığını ileri sürmüştür.
Haberde, Lübnan hükümetinin geçen hafta ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’a, İsrail’in saldırılarını tamamen sona erdirecek bir anlaşma için arabuluculuk teklifinde bulunduğu aktarılmıştır.
Kaynaklara göre Tom Barrack’ın yanıtı şu şekilde olmuştur: “İsrail’e karşı yardımımızı istiyorsanız, saçmalıkları bırakın. Hizbullah’ın silahları konusunda atılan gerçek bir adım yoksa, bunun bir anlamı yok.”
Haberde ayrıca, İsrail hükümetinin Lübnan’ın teklifinden haberdar olduğu ancak teklifin kabul edilmesi için “çok geç” olduğu ve Tel Aviv yönetiminin Hizbullah’ı tamamen ortadan kaldırmaya odaklandığı iddia edilmiştir. Beyrut yönetiminin teklifinin, İsrail ile bakanlar düzeyinde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde görüşmeler yapılmasını içerdiği belirtilmiştir.
9 Mart 2026 tarihinde Avrupa Birliği (AB), Lübnan’daki gelişmelere ilişkin taraflara yönelik açıklamada bulunmuştur. AB, Lübnan’da tüm taraflara itidal çağrısı yapmış, Hizbullah’ın derhal silah bırakmasını ve İsrail’e yönelik tüm saldırılarını durdurmasını istemiştir.
Ayrıca AB, İsrail’e de Lübnan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden kara operasyonlarını sonlandırma çağrısında bulunmuştur.
AB Dış İlişkiler Sözcüsü Anouar Al Anouni, günlük basın toplantısında yaptığı açıklamada, Lübnan’daki sahadaki durumun “oldukça endişe verici ve kaygı uyandırıcı” olduğunu ifade etmiştir. Al Anouni, İsrail ile Lübnan arasında ikili diyaloğun başlatılması gerektiğini belirtmiştir.
Al Anouni “Hizbullah’a derhal silah bırakması ve İsrail’e yönelik tüm saldırılarını durdurması çağrısında bulunuyoruz. Ayrıca İsrail’e de Lübnan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal eden kara operasyonlarını durdurması çağrısı yapıyoruz.” ifadelerini kullanmıştır.
AB ayrıca tüm taraflara sivillerin ve sivil altyapının korunması, Lübnan halkı açısından daha fazla yerinden edilmeye yol açabilecek eylemlerden kaçınılması çağrısında bulunmuştur. Açıklamada, AB’nin diplomatik girişimleri desteklemeye devam edeceği belirtilmiştir.
Aynı gün Fransa, Lübnan’daki gelişmelere ilişkin olarak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni (BMGK) acil toplantıya çağırmıştır. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada, “Lübnan’da hızla kötüleşen durum karşısında Fransa, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin acil toplanmasını talep etti.” ifadelerini kullanmıştır.
Barrot, İsrail’in saldırılarını genişlettiği ve halkın yerinden ayrılmaya zorlandığı Lübnan için 6 milyon avroluk acil yardım paketi gönderildiğini açıklamıştır. Ayrıca 20 tonluk insani yardım sevkiyatı için hazırlık yapıldığını belirtmiştir. Fransa Dışişleri Bakanı, “Lübnan’ın kaosa sürüklenmesini önlemek, ateşkesin sağlanması ve Hizbullah’ın silah bırakma sürecinin devam etmesi için” Lübnanlı ve İsrailli yetkililerle temas halinde olduklarını ifade etmiştir.
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Hizbullah’ın silahsızlandırılması konusunda Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ı desteklediklerini açıklamıştır. Suriye resmi haber ajansı SANA’ya göre, Şara, bölgedeki gelişmeleri ele almak üzere Avrupa Konseyi ve Avrupa Komisyonu başkanlıklarının davetiyle Ortadoğu liderlerinin katıldığı çevrim içi toplantıya katılmıştır.
Şara, Irak ve Lübnan hükümetlerinin ülkelerini çatışmadan uzak tutmak için attığı adımları desteklediklerini belirterek, “Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ı Hizbullah’ı silahsızlandırmada destekliyoruz.” ifadelerini kullanmıştır. Cumhurbaşkanı Şara, bölgede yaşanan mevcut tırmanışın “tüm bölge için varoluşsal bir tehdit” oluşturduğunu belirtmiş; özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapatılması ihtimali ve Körfez’deki enerji altyapısına yönelik saldırıların küresel ekonomik istikrarı tehdit ettiğini vurgulamıştır.
Suriye’nin üç farklı çatışma hattının kesiştiği bir coğrafyada bulunduğunu ifade eden Şara, bu nedenle ülkesinin söz konusu gelişmelerden doğrudan ve ciddi şekilde etkilendiğini belirtmiştir. Şara, Suriye’nin “Arap egemenliğine yönelik her türlü saldırıyı kınama” yönündeki tutumunun değişmediğini kaydetmiş; İran’ın Arap başkentlerinde istikrarsızlık yaratmaya yönelik girişimlerini ve Arap ulusal güvenliğini hedef alan müdahalelerini en sert ifadelerle kınadıklarını dile getirmiştir.
Suriye’nin istikrarının Levant ve genel olarak Orta Doğu’nun istikrarı açısından temel bir unsur olduğunu ifade eden Şara, ülkesinin bölge devletleriyle ortak tutum geliştirmek amacıyla koordinasyon içinde olduğunu belirtmiştir. Ayrıca Şara, çatışmanın etkilerinin Suriye topraklarına taşınmasını önlemek amacıyla sınır bölgelerinde savunma güçlerinin tedbiren güçlendirildiğini ve sınır aşan örgütlerin Suriye topraklarını kullanmasının engellenmesi için çalışmalar yürütüldüğünü açıklamıştır.
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarına ilişkin açıklamada bulunmuştur. AB Dış İlişkiler Servisi (EEAS) tarafından yapılan açıklamada, Kallas’ın İsrail’in 2 Mart 2026’dan bu yana Lübnan’a düzenlediği saldırılara ilişkin değerlendirmelerine yer verilmiştir.
Kallas, İsrail’in saldırıları nedeniyle Lübnan’da kitlesel yerinden edilme yaşandığını ve kırılgan olan durumun daha da istikrarsızlaştığını belirtmiştir. Açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştır: “İsrail, Lübnan’daki operasyonlarına son vermelidir. Lübnan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmelidir.” Kallas, Lübnan’ın İran’la çatışmada yeni bir cephe haline gelme riski taşıdığına işaret etmiş; Hizbullah’ın İsrail’e saldırma kararının tüm bölgeyi tehlikeye attığını ifade etmiştir.
İsrail’in uluslararası hukuka uygun olarak kendini savunma hakkı bulunduğunu savunan Kallas, “Savaşa katılan tüm vekil güçler kendilerini meşru hedef haline getiriyor. Hizbullah silahsızlanmalı ve İsrail’e karşı tüm eylemlerine son vermelidir.” demiştir.
Kallas, İsrail’in yanıtının “oldukça sert” olduğunu vurgulamış ve saldırıların Lübnan’da kitlesel yerinden edilmelere yol açtığını belirtmiştir. İsrail’in saldırılarının Lübnan’ı ve halkını “kendilerine ait olmayan” bir savaşa çekme riski taşıdığına dikkat çekmiştir.
Kallas, ateşkesin yeniden sağlanmasının Lübnan’ın kaosa sürüklenmesini önlemede en iyi şans olduğunu ifade etmiştir. AB’nin, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nü (UNIFIL) desteklediğini ve UNIFIL güçlerinin güvenliğinin garanti altına alınması gerektiğini belirtmiştir.
Ayrıca daha fazla can kaybı, yerinden edilme ve bölgesel tırmanmanın önlenmesinin “acil öncelik” olduğunu ifade etmiş ve tüm tarafların uluslararası insancıl hukuk dahil uluslararası hukuka saygı göstermesi ile sivillerin ve sivil altyapının korunması gerektiğini vurgulamıştır. Kallas, Lübnan halkıyla dayanışma mesajı vererek, AB’nin çatışmalardan etkilenen yaklaşık 130 bin kişiye yardım etmek amacıyla acil durum rezervlerini kullanacağını açıklamıştır.
10 Mart günü yayımlanan resmi bilgilere göre, Lübnan’da 9 Mart günü İsrail ordusunun düzenlediği saldırılarda 28 kişi hayatını kaybetmiş, 80 kişi yaralanmıştır. Lübnan Sağlık Bakanlığı, Nebatiye ilçesine bağlı Numeyriye beldesine düzenlenen hava saldırısında 7 kişinin öldüğünü, 2 kişinin yaralandığını açıklamıştır.
Numeyriye yakınındaki Şukin beldesine düzenlenen saldırıda ise 1 kişinin yaşamını yitirdiği, 8 kişinin yaralandığı bildirilmiştir. Nebatiye el-Fevka beldesinin çevresinin İsrail topçu atışlarıyla hedef alındığı aktarılmıştır. NNA, güneydeki Beyt Yahun ile Tibnin beldeleri arasındaki yolda iki motosikleti hedef alan İsrail SİHA saldırısında 1 Suriye uyruklu kişinin öldüğünü, 1 kişinin yaralandığını bildirmiştir. Aynı bölgedeki Et-Tiyre beldesine düzenlenen saldırıda 2 kişi hayatını kaybetmiştir.
Tayr Debba ve Cuveyya beldelerine düzenlenen saldırılarda daha önce açıklandığı üzere 16 kişinin öldüğü, 40 kişinin yaralandığı belirtilmiştir. Sur kentine bağlı Burc Rahhal beldesi yakınlarında bir aracın vurulduğu aktarılmıştır. Şihabiye beldesindeki saldırıda ise çok sayıda kişinin yaralandığı bildirilmiştir.
Sayda bölgesindeki Kevseriyet er-Riz beldesine yönelik saldırıda 15 Suriyeli işçinin yaralandığı açıklanmıştır. Bekaa Vadisi’nde yer alan Yunin beldesinin hava saldırısına uğradığı bildirilmiştir. Lübnan’ın kuzeyindeki Akkar bölgesinde el-Bire beldesindeki boş araziye bir insansız hava aracının düştüğü kaydedilmiştir.
Görgü tanıklarından alınan bilgilere göre, Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesine düzenlenen hava saldırılarında 1 kişi hayatını kaybetmiş, 12 kişi yaralanmıştır. İsrail’in Hizbullah’ın finans altyapısına yönelik uyarılarının ardından gerçekleştirilen saldırı dalgasında, Sefir, Hare Hureyk, Ayn es-Sekke, Burc el-Beracine, el-Mureyice ve Havalimanı Yolu’ndaki El-Karz el-Hasan şubelerinin hedef alındığı aktarılmıştır. Ayrıca Hadi Nasrullah Otoyolu’ndaki binalarda ve Amerikan Mahallesi’nde büyük hasar meydana geldiği bildirilmiştir.
Lübnan Kızılhaçı, güneydeki Mecdel Zun beldesinde yaralılara müdahale eden 2 sağlık görevlisinin İsrail bombardımanında yaralandığını açıklamıştır. Açıklamada, UNIFIL ile koordinasyon halinde yaralılara ulaşmak için bölgeye giden sağlık ekiplerinin ikinci saldırıdan etkilendiği ve yaralanan 2 sağlık görevlisinin Sur’daki Cebel Amil Hastanesine kaldırıldığı belirtilmiştir. Lübnan Sağlık Bakanlığı, 2 Mart 2026’dan 10 Mart'a kadar devam eden İsrail saldırılarında çoğu kadın ve çocuk olmak üzere 486 kişinin hayatını kaybettiğini, 1313 kişinin yaralandığını açıklamıştır.
10 Mart'ın ilk saatlerinde Suriye resmi haber ajansı SANA’ya dayandırılan bilgilere göre, Hizbullah’ın Lübnan topraklarından başkent Şam’ın güneybatısındaki Sergaya beldesi çevresinde bulunan Suriye ordusu mevzilerine topçu saldırısı düzenlediği bildirilmiştir.
İsrail, Lübnan'ın başkenti Beyrut'taki Dahiye bölgesine hava saldırıları düzenliyor, 10 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
SANA’ya bilgi veren Suriye Ordusu Operasyonlar Komutanlığı, saldırının Lübnan sınır hattından gerçekleştirildiğini ve Sergaya çevresindeki Suriye ordusu noktalarının hedef alındığını açıklamıştır. Açıklamada, Hizbullah’ın sınır bölgesine takviye birlikler sevk ettiği belirtilmiş, Suriye ordusunun ise oluşan durumu değerlendirme sürecine girdiği ifade edilmiştir.
Saldırının ardından Suriye ordusunun Lübnan ordusu ile iletişime geçtiği ve Suriye topraklarına yönelik herhangi bir saldırıya karşı gerekli adımların atılacağı vurgulanmıştır.
10 Mart'ın ilk saatlerinde İsrail ordusu, daha önce sürgün emri yayımladığı Lübnan’ın güneyindeki El-Ensariye beldesine yoğun hava saldırıları düzenlemiştir. Aynı gün içinde İsrail ordusunun güneydeki Bint Cubeyl ilçesi ile Aynata beldesi çevresine topçu atışları gerçekleştirdiği aktarılmıştır. İsrail makamları, El-Ensariye’den Hizbullah tarafından roket fırlatıldığını ileri sürmüş; gece boyunca bölgedeki komuta merkezleri ile saldırı altyapısının hedef alındığını savunmuştur.
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, 10 Mart sabah saatlerinde yaptığı açıklamada, Litani Nehri’nin güneyinde yaşayanlara yönelik sürgün emrini yinelemiş ve İsrail ordusunun bu bölgede şiddetli saldırılar düzenleyeceğini bildirmiştir. Bölge halkına evlerini terk ederek Litani Nehri’nin kuzeyine geçmeleri çağrısında bulunulmuş; Hizbullah tesislerinin yakınında bulunanların hayati risk altında olduğu ifade edilmiştir.
Gün içinde İsrail ordusunun güneyde farklı beldelere yönelik saldırıları sürmüştür. Nebatiye vilayetine bağlı Deyr Antar beldesine düzenlenen hava saldırısında 4 sağlık çalışanının yaralandığı bildirilmiştir. Kefer Coz, Bıreyki, Deyr Suryan, Tayba, Beyt Lif, Sarifa, Keffur, Yatır ve Beraşit beldelerinin de hava saldırılarının hedefi olduğu aktarılmıştır. İlma Şab beldesi sakinlerinin ise Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) eşliğinde evlerini terk etmeye başladığı bildirilmiştir.

İsrail, Lübnan'ın başkenti Beyrut'taki Dahiye bölgesine hava saldırıları düzenliyor, 10 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Sur kentine bağlı Kıleyle beldesinde bir araca insansız hava aracıyla düzenlenen saldırıda 2 kişinin hayatını kaybettiği açıklanmıştır. Günün ilerleyen saatlerinde Nebatiye vilayetindeki saldırılarda 1 kişinin daha yaşamını yitirdiği bildirilmiştir. İsrail uçaklarının Cebşit, Hinnaviyye, Harayip, Tayr Diba, Bazuriyye, Coya ve Duveyr beldelerine saldırı düzenlediği aktarılmıştır. Ayrıca Avzai ve Kana beldelerinde iki motosikletin hedef alındığı belirtilmiştir.
Gün sonunda Sur kentine bağlı Coya beldesine düzenlenen hava saldırısında Coya Belediye Başkanı Fevzi Fevvaz ile belediye meclisi üyesi Abbas Baalbaki’nin hayatını kaybettiği bildirilmiştir.
10 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusunun yeni bir saldırı başlattığını duyurmasının ardından, Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesinde patlamalar meydana gelmiştir.
Bölgeden aktarılan bilgilere göre İsrail ordusu, daha önce tahliye uyarısında bulunduğu Dahiye’ye hava saldırısı düzenlemiş; saldırının ardından patlama sesleri duyulmuş ve bölgeden dumanlar yükselmiştir.

İsrail, Lübnan'ın başkenti Beyrut'taki Dahiye bölgesine hava saldırıları düzenliyor, 10 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Lübnan resmi ajansı NNA, İsrail ordusunun Dahiye’deki Camus Mahallesi’ni hedef aldığını bildirmiştir. Aynı gün yapılan güncellemede, İsrail ordusunun Dahiye bölgesine toplam 4 hava saldırısı düzenlediği belirtilmiştir. Saldırıların 2’sinin Camus Mahallesi’ne, 1’inin Burc el-Baracine bölgesine ve 1’inin Leylek Mahallesi’ne gerçekleştirildiği aktarılmıştır.
10 Mart 2026 tarihinde Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Lübnan Temsilcisi Karolina Lindholm Billing, İsrail’in saldırıları sonucu Lübnan’da son bir haftada yaklaşık 700 bin kişinin yerinden edildiğini açıklamıştır. Billing, BM Cenevre Ofisi’nde düzenlenen haftalık basın toplantısında yaptığı değerlendirmede, İsrail’in 53’ten fazla köy ve yoğun nüfuslu bölge için tahliye uyarısı yapmasının ve hava saldırılarını yoğunlaştırmasının ardından yeni tırmanışın bir haftayı aştığını belirtmiştir.
Billing, 667 binden fazla kişinin hükümetin çevrim içi yerinden edilme platformuna kayıt yaptırdığını, sayının artmasının beklendiğini ifade etmiştir. Yaklaşık 120 bin kişinin hükümet tarafından belirlenen toplu barınma merkezlerinde kaldığı aktarılmıştır. Ayrıca, çatışmaların başlamasından bu yana 78 binden fazla Suriyeli ile 7 bin 700’den fazla Lübnanlının Suriye’ye giriş yaptığı bilgisi paylaşılmıştır. Billing, sivillerin korunması ve insani yardıma engelsiz erişimin sağlanması çağrısında bulunmuştur.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail’in 2 Mart’tan beri düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 84 artarak 570’e, yaralı sayısının ise 1444’e yükseldiğini açıklamıştır. Açıklama, Lübnan Ulusal Afet Risk Yönetimi Komitesi aracılığıyla duyurulmuştur.
Bakanlık, 2 Mart’tan bu yana barınma merkezlerine 759 bin 300 kişinin başvurduğunu bildirmiştir. Açılan 580 barınma merkezine yaklaşık 122 bin kişinin yerleştirildiği belirtilmiştir.
Lübnan Sivil Savunma Genel Müdürlüğüne bağlı İslami Sağlık Kurumu, İsrail’in 2 Mart’ta başlattığı saldırılardan 10 Mart'a kadar sağlık ekiplerinden 15 kişinin hayatını kaybettiğini, 30’dan fazla kişinin yaralandığını açıklamıştır.
Kurum tarafından yapılan yazılı açıklamada, sağlık merkezleri ile ambulans ve sağlık ekiplerinin hedef alındığı belirtilmiştir. Son olarak güneydeki Hinnaviyye beldesinde bir ilk yardım noktasının çevresinin hedef alındığı, saldırıda 1 sağlık görevlisinin hayatını kaybettiği ve 2 sağlık görevlisinin yaralandığı ifade edilmiştir. Açıklamada, bu saldırıların uluslararası anlaşmaların ihlali olduğu vurgulanarak sağlık ve insani yardım ekiplerinin korunması çağrısında bulunulmuştur.
10 Mart 2026 tarihinde Hizbullah Meclis Grubu Başkanı Muhammed Raad, Hizbullah’a bağlı El-Menar televizyonunda yayımlanan konuşmasında Lübnan’daki mevcut duruma ve İsrail ile yaşanan çatışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Raad, "Lübnan'ın savaş ile İsrail'in dayattığı aşağılayıcı şartlara teslim olmak arasında bir tercih yapmakla karşı karşıya" olduğunu söyleniştir.
Lübnan'daki mevcut duruma değinen Raad, "Lübnan bugün iddia edildiği gibi savaş ile barış arasında bir seçim yapmıyor. Aksine savaş ile düşmanın (İsrail) hükümete dayatmak istediği aşağılayıcı şartlara teslim olmak arasında bir tercih yapıyor." demiştir. İsrail'e karşı direnişin "onuru korumanın tek yolu" olduğunu ve Hizbullah'ın ateşkes sürecine bağlı kaldığını savunarak, şu ifadeleri kullanmıştır: "Bir yıl 5 ay boyunca direniş (Hizbullah), düşmana karşı ateşkese tam olarak bağlı kaldı. Fakat, işgalciler (İsrail) bir gün bile anlaşmaya uymadı. Direnişin ateşkese bağlılığını cinayet, ihanet ve yıkım için kullandılar. Lübnan hükümeti, düşmanın ihlallerine karşı harekete geçmedi ve İsraillilere baskı yapmak için sahip olduğunu iddia ettiği uluslararası dostlukları kullanmadı."
İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in suikasta uğramasına ilişkin Raad, "Hamaney'in hedef alınmasına karşılık olarak direnişin fırlattığı füzeler, Lübnanlı direnişçilerin ve halkının düşmanın küstahlığına ve aşırılığına karşı sabrının tükendiğine dair bir mesajdı." ifadelerini kullanmıştır.
10 Mart akşam saatlerinde Hizbullah tarafından yapılan açıklamada, Lübnan’ın güneyindeki Hiyam kenti ile Aytarun beldesinin güneyinde İsrail güçleriyle çatışmaların sürdüğü bildirilmiştir. Açıklamada, Hizbullah güçlerinin İsrail ordusuna ait bir Merkava tankını doğrudan vurduğu iddia edilmiştir.
Hedef alınan tankın, İsrail güçlerinin çatışma alanındaki ölülerini tahliye etmeye çalıştığı sırada kurulan bir “pusu noktasına” çekildiği öne sürülmüştür. Vurulan tankın çatışmada isabet alan üçüncü tank olduğu ve “öncekiler gibi alev aldığı” belirtilmiştir. Ayrıca, hasar gören tankları tahliye etmeye çalışan İsrail ekiplerinin de uygun silahlarla hedef alındığı ifade edilmiştir.
Hizbullah, Lübnan’ın güneyindeki Hula sınır beldesine sızmaya çalışan bir İsrail birliğinin füzelerle hedef alındığını ve Abbad mevkii yakınlarındaki bir İsrail topçu mevzisinin vurulduğunu da duyurmuştur.
10 Mart'ın ilk saatlerinde İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Birleşmiş Milletler Lübnan Özel Koordinatörü Jeanine Hennis-Plasschaert ile Tel Aviv’de bir araya geldiğini ve görüşmede bölgedeki gelişmelerin ele alındığını açıklamıştır. Saar, sosyal medya platformundaki paylaşımında, "son bir hafta içinde Lübnan topraklarından İsrail’e yönelik saldırıların, İran tarafından gerçekleştirilen saldırılardan daha fazla olduğunu" iddia etmiştir.
Saar, Hizbullah’ın 8 Ekim 2023’te olduğu gibi İran’ın baskısıyla savaşa dahil olduğunu ve bunun Lübnan’ın çıkarlarına aykırı olduğunu savunmuştur. Hizbullah’ın askeri kapasitesinin zayıflatılmasının “bölgesel bir gereklilik” olduğunu ileri süren Saar, Hizbullah’ın zayıflatılmasının İsrail ve Lübnan’ın ortak çıkarı olduğunu vurguladığını belirtmiştir.
10 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, Lübnan genelinde Hizbullah’a bağlı olduğu iddia edilen Karz-ı Hasen Kurumunun varlıklarına ve depolarına yönelik ek saldırılar düzenlediğini açıklamıştır. Ordu tarafından yapılan yazılı açıklamada, İsrail savaş uçaklarının Lübnan genelinde operasyonlar gerçekleştirdiği belirtilmiştir.
Açıklamada, "Karz-ı Hasen Kurumunun Hizbullah’ın finans kurumu olduğu ve silah ile silah üretim malzemesi temini ile maaş ödemelerinde kullanıldığı" iddia edilmiştir.
Aynı gün İsrail ordusu, Hizbullah’ın Lübnan’dan attığı iki roketin önlenemediğini ve Batı Kudüs yakınlarındaki Beyt Şemeş ile Ramle kentlerine isabet eden roketlere karşı uyarı sirenlerinin devreye girmediğini açıklamıştır. Ordu, sirenlerin çalmamasının “münferit bir arızadan” kaynaklandığını ileri sürmüştür.
Açıklamada, Hizbullah’ın eşzamanlı olarak çok sayıda roket attığına işaret edilmiş ve iki roketi düşürme girişiminin başarısız olduğu belirtilmiştir. Olayın detaylı şekilde soruşturulduğu ve Lübnan cephesinde benzer durumların yaşanmaması için gerekli düzenlemelerin yapıldığı ifade edilmiştir.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Lübnan’a yönelik devam eden askeri saldırılarını en güçlü şekilde kınadığını açıklamıştır. Açıklama, X sosyal medya platformu üzerinden yayımlanmıştır.
Açıklamada, "Pakistan, yüzlerce sivilin ölümüne ve yaklaşık yarım milyon kişinin yerinden edilmesine neden olan İsrail'in Lübnan'a yönelik devam eden askeri saldırılarını en güçlü şekilde kınamaktadır." ifadesine yer verilmiştir.
İsrail'in saldırılarının uluslararası hukuka aykırı olduğu belirtilen açıklamada, bu eylemlerin Lübnan'ın ülkede barış ve istikrarı sağlama çabalarını baltaladığı, bölgedeki mevcut güvenlik ve insani krizleri şiddetlendirme potansiyeli taşıdığı kaydedilmiştir.
Açıklamada, İsrail'in sivilleri ayrım gözetmeksizin hedef almasının ve Lübnan'ın egemenlik ile toprak bütünlüğünü ihlal etmesinin son bulması gerektiği vurgulanarak, uluslararası topluma Tel Aviv yönetiminin saldırılarını sona erdirmesi için harekete geçmesi çağrısında bulunulmuştur.
İsrail'in işgal altındaki tüm Lübnan topraklarından hemen, tam ve koşulsuz çekilmesinin de talep edildiği açıklamada, "Pakistan, bu saldırganlık karşısında kardeş Lübnan halkıyla tam bir dayanışma içinde olduğunu belirtirken Lübnan ile daha geniş bölgede kalıcı barışı sağlamaya yönelik tüm çabaları desteklemeye devam edecektir." ifadesi kullanılmıştır.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Lübnan Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre görüşmede, bölgedeki son gelişmeler ele alınmış ve mevcut hassas koşulların iki ülke arasında koordinasyon ve istişarenin artırılmasını gerektirdiği vurgulanmıştır.
Taraflar, özellikle sınırların kontrol altına alınmasının ve herhangi bir taraftan gelebilecek güvenlik ihlallerinin önlenmesinin önemine işaret etmiştir. Görüşmede iki ülke arasındaki güvenlik koordinasyonunun güçlendirilmesi gerekliliği üzerinde durulmuştur.
Aynı gün Suriye ordusu, Lübnan topraklarından Şam’ın güneybatısındaki Sergaya beldesi çevresinde bulunan Suriye ordusu mevzilerine Hizbullah tarafından topçu saldırısı düzenlendiğini bildirmiştir.
Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci, Vatikan’dan Lübnan’ın güneyindeki sınır köylerinde yaşayan Hristiyan nüfusun korunması için diplomatik girişimde bulunmasını talep ettiğini açıklamıştır. Recci, Vatikan Devlet Sekreteri Kardinal Pietro Parolin ile Devletlerle ve Uluslararası Kuruluşlarla İlişkiler Sekreteri Başpiskopos Paul Richard Gallagher ile telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir.
Recci, görüşmede Lübnan’daki son gelişmeleri ve özellikle güneydeki sınır köylerinin içinde bulunduğu zor durumu ele aldığını belirtmiştir. Lübnan’ın güneyindeki Hristiyan varlığının korunması amacıyla Vatikan’ın arabuluculuk ve diplomatik temaslarda bulunmasını istediğini ifade etmiştir.
Gallagher ise Vatikan’ın Lübnan’daki gerilimi durdurmak ve vatandaşların topraklarından edilmesini önlemek amacıyla gerekli diplomatik girişimleri yürüttüğünü bildirmiştir. Vatikan’ın gelişmeleri yakından takip ettiği ve Lübnan’ın Papa 14. Leo’nun dualarında yer almaya devam ettiği aktarılmıştır.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi arasında bir telefon görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Lübnan Cumhurbaşkanlığının X platformundaki hesabından yapılan açıklamaya göre görüşmede, bölgedeki son gelişmeler ile İsrail’in Lübnan’a yönelik devam eden saldırıları ele alınmıştır.
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, görüşmede Lübnan hükümeti, halkı ve ordusuna destek verdiklerini ifade etmiştir. Sisi, İsrail saldırıları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan Lübnanlılara destek olmak amacıyla Mısır’ın Lübnan’a insani yardım gönderme kararı aldığını aktarmıştır.
Görüşmede iki liderin, devam eden saldırıların bölgesel etkilerini değerlendirdiği ve mevcut durum hakkında görüş alışverişinde bulunduğu bildirilmiştir.
11 Mart'ın ilk saatlerinde Lübnan’ın güneyinde Hizbullah unsurları ile İsrail ordusu arasında çatışma çıktığı bildirilmiştir. Lübnan resmi haber ajansı NNA’nın aktardığına göre, İsrail ordusuna bağlı bir birlik, topçu ateşi ve orta kalibreli silahlarla sağlanan yoğun ateş desteği altında Nebatiye vilayetine bağlı sınır hattındaki Aytarun beldesine doğru ilerlemeye çalışmıştır.
İlerleme girişimi sırasında bölgede bulunan Hizbullah unsurları ile İsrail askerleri arasında doğrudan çatışma yaşanmıştır.

İsrail ordusunun hava saldırısıyla hedef aldığı, Lübnan'ın başkenti Beyrut'un şehir merkezindeki Aişe Bekkar bölgesinde bulunan bir bina, 11 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Aynı gün içerisinde İsrail ordusunun Beyrut şehir merkezindeki Aişe Bekkar bölgesinde bulunan çok katlı bir binanın bir dairesini hava saldırısıyla hedef aldığı bildirilmiştir. Lübnan resmi ajansı NNA, saldırının belirli bir daireyi hedef aldığını duyurmuştur. Sosyal medyada yayımlanan görüntülerde bina ve çevresinde hasar meydana geldiği görülmüştür. Sağlık Bakanlığı, saldırıda 4 kişinin yaralandığını açıklamıştır.

İsrail ordusunun hava saldırısıyla hedef aldığı, Lübnan'ın başkenti Beyrut'un şehir merkezindeki Aişe Bekkar bölgesinde bulunan bir bina, 11 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Hizbullah, Lübnan’ın güneyinden İsrail’e ait askeri hedeflere yönelik füze, insansız hava aracı (İHA) ve topçu atışlarıyla toplam 26 saldırı düzenlediğini açıklamıştır. Söz konusu saldırıların İsrail’in Lübnan’da onlarca kent ve beldeyi, başkent Beyrut’un Dahiye bölgesini hedef alan hava saldırılarına karşılık olarak gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
Açıklamaya göre Hizbullah, İsrail’e ait 8 askeri toplanma noktası, 2 yerleşim birimi, 4 askeri üs, 6 askeri mevzi ve kışla, 3 topçu mevzisi ile bir askeri sanayi şirketini hedef almıştır. Ayrıca iki saha operasyonu gerçekleştirildiği ve toplam 26 saldırı düzenlendiği ifade edilmiştir.

İsrail ordusunun hava saldırısıyla hedef aldığı, Lübnan'ın başkenti Beyrut'un şehir merkezindeki Aişe Bekkar bölgesinde bulunan bir bina, 11 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Hiyam kentinde İsrailli askerlerin toplandığı noktalar ile Hiyam Hapishanesinin doğusunun roket atışlarıyla hedef alındığı belirtilmiştir. Lübnan-Filistin sınırındaki Adise beldesi kırsalında İsrail’e ait araç ve askerlerin bulunduğu nokta, Merkaba beldesindeki yeni mevzi, Marun er-Ras beldesinin doğusundaki Kahil Tepesi ve Ayterun köyündeki Hanuk bölgesinin de topçu atışlarıyla vurulduğu kaydedilmiştir.
Hizbullah ayrıca Hayfa’nın doğusundaki Metula ve Misgav Am yerleşimlerini, Tziporit askeri üssünü, Taberiye Gölü’nün batısındaki Shamshon üssünü, Giv’a üssünü ve Tel Aviv’in güneyinde bulunan Tel Hashomer üssünü hedef aldığını açıklamıştır.
Bunun yanı sıra Hiyam’ın güneyindeki Hamamis Tepesi’nde kurulan yeni mevzi, Abbad mevzisi ve çevresi, Aytarun beldesi yakınındaki yeni mevzi, Malkiye mevzisi, Mishmar HaCarmel füze savunma tesisi ve Yiftah kışlasının da hedef alındığı belirtilmiştir. Abbad mevzisi çevresindeki bir topçu bataryası, Sasa yerleşimindeki bir topçu mevzisi, Merc mevzisi yakınındaki bir topçu bataryası ile Yodfat askeri sanayi şirketinin de saldırılar kapsamında yer aldığı bildirilmiştir.
Aynı gün sabah saatlerinde Hizbullah, Lübnan’ın güneyinden İsrail’in askeri hedeflerine yönelik 6 saldırı daha gerçekleştirdiğini duyurmuştur. Açıklamada, 2 Mart 2026’dan itibaren İsrail’e yönelik saldırı sayısının 150’ye ulaştığı belirtilmiştir. Nebatiye vilayetine bağlı Aytarun beldesine doğru ilerlemeye çalışan İsrail askerleri ile yaşanan çatışma hatırlatılmış, söz konusu bölgedeki İsrail askerlerinin roketlerle hedef alındığı ifade edilmiştir. Merkaba bölgesindeki İsrail askerlerinin de roket atışlarıyla vurulduğu, İsrail’in kuzeyindeki el-Marac noktasına saldırı düzenlendiği bildirilmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyi, doğusu ve başkent Beyrut’u hedef alan hava saldırıları gün boyunca sürmüş, resmi açıklamalara göre can kaybı sayısı kademeli olarak artmıştır. Gece saatlerinden itibaren Sur, Bint Cubeyl ve Nebatiye kentleri ile Batı Bekaa bölgesi ve Beyrut’un güney banliyösü hedef alınmıştır. Hanaviye, Şehabiye, Kana, Hoş ve Tibnin başta olmak üzere çok sayıda belde vurulmuş, Beyrut’un Aişe Bekkar bölgesindeki bir daire yeniden hedef alınmıştır. İlk açıklamalarda ölü sayısının 30’a, yaralı sayısının 31’e yükseldiği bildirilmiştir.

İsrail, Lübnan'ın başkenti Beyrut'taki Dahiye bölgesine düzenlediği hava saldırıları, 11 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
İlk güncellemelerde Şehabiye’de 6, Kana’da 5, Hanaviye ve Şarkiyye’de 3’er, Zelaya, Hoş ve Kefertibnit beldelerinde ise 1’er kişinin hayatını kaybettiği bildirilmiştir. Zelaya, Hoş, Kana, Şehabiye ve Tibnin beldelerinde toplam 26 kişinin yaralandığı aktarılmıştır. Lübnan’ın doğusundaki Baalbek bölgesine bağlı Temnin beldesinde Suriyelilerin yaşadığı bir binaya sabah saatlerinde düzenlenen hava saldırısında 10 kişinin hayatını kaybettiği ve 5 kişinin yaralandığı bildirilmiştir.
Ayrıca sabah saatlerinde Yukarı Nebatiye beldesinde bir motosikletin insansız hava aracıyla hedef alındığı; Tayri ve Zebkin beldelerinin İsrail uçakları tarafından vurulduğu, güneydeki Saf Hava bölgesinde bir araca İHA saldırısı düzenlendiği kaydedilmiştir. Daha sonra yapılan ek güncellemelerde Habbuş ve Arabsalim arasındaki bölgeye düzenlenen insansız hava aracı saldırısında 2 kişinin daha hayatını kaybettiği belirtilmiş ve toplam can kaybının 35’e yükseldiği duyurulmuştur.
Günün ilerleyen saatlerinde saldırıların sürdüğü bildirilmiştir. İsrail uçaklarının Nebatiye kent merkezi ile Bint Cubeyl ilçesini ve Beyt Hanun, Coya, Harbis, Tul, Mari, Semmaiye, Deyr Antar, Konin ve Yatir beldelerini hedef aldığı aktarılmıştır. Haris beldesinde ise insansız hava aracının bir motosikleti hedef alması sonucu 1 kişinin yaralandığı bildirilmiştir.
Akşam saatlerinde İsrail savaş uçaklarının Lübnan’ın güneyi ve doğusundaki çok sayıda beldeye düzenlediği hava saldırılarında 20 kişi hayatını kaybetmiştir. Lübnan resmi ajansı NNA’nın aktardığına göre, İsrail uçakları güneyde Arzi, Zerariye, Tayba, Tebnin ve Mareke beldeleri ile doğudaki Baalbek bölgesine bağlı Şaat beldesini hedef almıştır. İlk açıklamalarda Tebnin’de 8, Şaat’ta 3, Mareke’de 1 kişinin hayatını kaybettiği; Mareke’de ayrıca 14 kişinin yaralandığı bildirilmiştir.
Daha sonra yapılan güncellemede saldırı alanının genişlediği belirtilmiş; Kuzey Burç, Deyr Antar, Zavtar, Zebkin, Şehhabiyye ve Remali beldelerinin de hedef alındığı aktarılmıştır. Kuzey Burç beldesindeki hava saldırısında 6, Deyr Antar beldesinde ise 2 kişinin hayatını kaybettiği bildirilmiştir. Ayrıca İsrail ordusunun sınır hattındaki Hiyam, Sadikin, Yatır, Marun Ras, Ayta Şaab, Kantara ve Kefre beldelerine topçu atışları gerçekleştirdiği kaydedilmiştir.

İsrail, Lübnan'ın başkenti Beyrut'taki Dahiye bölgesine düzenlediği hava saldırıları, 11 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
11 Mart akşam saatlerinde İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyindeki bazı noktalarda karadan ilerlediği bildirilmiştir. Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre, İsrail ordusu güneydeki bazı bölgelerde kara unsurlarıyla ilerleme girişiminde bulunmuştur. İlerlemenin “karadan işgal” amacı taşıdığı ifade edilmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusunun Lübnan’ın başkenti Beyrut’un Dahiye bölgesine yönelik hava saldırıları gün boyunca artarak sürmüştür. Öğle saatlerinde İsrail ordusunun Dahiye bölgesine art arda üç hava saldırısı düzenlediği bildirilmiştir. Saldırıların ardından patlama sesleri duyulmuş ve bölgeden dumanlar yükselmiştir. Lübnan resmi ajansı NNA, saldırılarda Dahiye’deki Hureyk Mahallesi’nin hedef alındığını duyurmuştur. Beyrut semalarında İsrail savaş uçaklarının alçak irtifada uçuş gerçekleştirdiği aktarılmıştır.
Akşam saatlerinde İsrail ordusunun Dahiye’ye iki yeni hava saldırısı düzenlediği ve geniş çaplı bir saldırı dalgası başlatıldığını duyurduğu bildirilmiştir. İsrail’de yayın yapan Kanal 12 televizyonu, savaş uçaklarının Dahiye’de yüksek katlı binaları hedef aldığını ileri sürmüştür.
Gece saatlerinde saldırıların şiddetlendiği ve iki dalga halinde toplam yedi hava saldırısı gerçekleştirildiği aktarılmıştır. Şiddetli patlamaların duyulduğu ve bölgeden yoğun duman yükseldiği bildirilmiştir. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, sosyal medya hesabından yaptığı “acil ve ciddi uyarı” başlıklı paylaşımda Dahiye’nin derhal boşaltılması gerektiğini belirtmiş ve İsrail ordusunun kısa süre içinde bölgeye “büyük bir güçle” saldırı düzenleyeceği uyarısında bulunmuştur.
Aynı gün İsrail ordusu, Beyrut’a yönelik saldırılara ilişkin ayrıntılı bir açıklama yapmıştır. Açıklamada, havadan ve denizden yaklaşık 200 mühimmat kullanılarak Beyrut’ta yaklaşık 70 hedefin vurulduğu belirtilmiştir. İsrail ordusu, 50 yüksek katlı binanın hedef alınarak yıkıldığını kabul etmiştir.
İsrail Ordu Sözcüsü Adraee, saldırılarda Hizbullah altyapısı, silah depoları, merkez komuta karargahı ve Beyrut’taki Devrim Muhafızları Ordusu Hava Kuvvetleri karargahının hedef alındığını iddia etmiştir. Ayrıca Adnan el-Osman, Zaid Ali Cuma ve Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü’ne bağlı 5 komutanın öldürüldüğünü öne sürmüştür.
11 Mart 2026 tarihinde Hizbullah, Lübnan’ın güneyinde sınır hattındaki İsrail askerlerine yönelik bir dizi saldırı gerçekleştirdiğini açıklamıştır.
Hizbullah tarafından yapılan açıklamada, sabah saatlerinde Hiyam beldesinin güneyinde toplanan İsrail askerlerinin roket atışlarıyla ikinci kez hedef alındığı belirtilmiştir. Açıklamada söz konusu saldırının İsrail’in Lübnan’ın çeşitli bölgelerine yönelik saldırılarına misilleme olarak gerçekleştirildiği ifade edilmiştir.
Aynı gün yapılan bir diğer açıklamada Hizbullah, sınır hattında bulunan İsrail’e ait Bılat mevziisinin yerel saatle 07.00’de topçu atışlarıyla hedef alındığını duyurmuştur. Açıklamada saldırının Lübnan’a yönelik İsrail operasyonlarına karşılık niteliği taşıdığı belirtilmiştir.
Akşam saatlerinde ise Hizbullah’ın İsrail’e yönelik daha geniş çaplı bir saldırı başlattığı bildirilmiştir. Hizbullah tarafından yayımlanan açıklamada saldırının adının “Çiğnenmiş Ekin” olduğu belirtilmiştir. İsrail basını, söz konusu dalgada 100 roket atıldığını aktarmıştır. İsrailli yetkililer, bunun savaşın başlangıcından bu yana Hizbullah’ın gerçekleştirdiği en yoğun saldırı dalgası olduğunu ileri sürmüştür.
Roketlerin Lübnan’ın çeşitli bölgelerinden fırlatıldığı, özellikle İsrail’in kuzeyindeki Hayfa ve Celile bölgesinin hedef alındığı bildirilmiştir. İsrail acil yardım servisi Kızıl Davud Yıldızı, saldırılarda 50’li yaşlarda bir erkek ile 35 yaşında bir kadının hafif yaralandığını açıklamıştır. Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, İsrail’in kuzeyindeki Bueyne Nuceydat beldesinde bir evde yangın çıktığı görülmüştür.
İsrail basınında yer alan haberlere göre, Tel Aviv yönetimi akşam saatlerinde ABD ve Avrupa ülkeleri aracılığıyla Beyrut yönetimine mesaj iletmiştir. Haberde, “Hizbullah dizginlenmezse ulusal altyapıya saldıracağız. Sorumluluk Lübnan devletine aittir.” ifadesinin kullanıldığı belirtilmiştir.
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, Hizbullah’ın 100 roketle düzenlediği saldırıya “bire karşı iki karşılık” vereceklerini açıklamış ve Lübnan’a yönelik daha şiddetli saldırılar düzenleneceğini duyurmuştur. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da üst düzey askeri ve siyasi yetkililerle bir araya gelerek Hizbullah ve Lübnan’a yönelik saldırıları değerlendirdiği bildirilmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde Avrupa Birliği (AB) ve Ürdün tarafından, İsrail’in saldırıları nedeniyle yerinden edilen ailelere destek amacıyla Lübnan’a insani yardım gönderilmiştir. Lübnan Sosyal İşler Bakanı Hanin es-Seyyid, AB’nin desteğiyle ve Birleşmiş Milletler Uluslararası Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) aracılığıyla oluşturulan “insani hava köprüsü” kapsamında gönderilen ilk yardım uçağının Lübnan’a ulaştığını açıklamıştır.

Lübnan Sosyal İşler Bakanı Hanin es-Seyyid, 11 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Seyyid, uçakta 45 ton acil yardım malzemesi bulunduğunu belirtmiş; yardımların temel ihtiyaç ürünleri ile ilk yardım ekipmanlarını içerdiğini ve barınma merkezleri aracılığıyla en çok ihtiyaç duyan kesimlere ulaştırılacağını ifade etmiştir.
Öte yandan Lübnan Başbakanlığından yapılan açıklamaya göre Ürdün de İsrail saldırıları ve tehditleri nedeniyle yerinden edilen kişilere destek amacıyla yardım göndermiştir. Bu kapsamda Ürdün tarafından gönderilen insani yardımları taşıyan 25 tırdan oluşan konvoyun, Suriye üzerinden Lübnan’a giriş yaptığı bildirilmiştir. Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, Ürdün Başbakanı Cafer Hassan ile telefon görüşmesi gerçekleştirerek gönderilen yardımlar dolayısıyla teşekkürlerini iletmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde, İsrail’in 2 Mart’ta başlattığı saldırıların insani sonuçlarına ilişkin Lübnanlı yetkililer tarafından yeni veriler açıklanmıştır.
Lübnan Sosyal İşler Bakanı Hanin es-Seyyid, Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yaptığı basın açıklamasında, ülkede zorla yerinden edilenlerin resmi sayısının yaklaşık 780 bine ulaştığını bildirmiştir. Seyyid, bu kişilerden yaklaşık 120 bininin barınma merkezlerinde yaşadığını ifade etmiştir.
Açıklamada, zorla yerinden edilme krizine müdahale planının karşılaştığı zorlukların ve Lübnan’a ulaşan insani yardımların değerlendirildiği belirtilmiştir. Seyyid, Avrupa Birliği’nden bir yardım uçağının ülkeye ulaştığını, yardım malzemelerinin barınma merkezlerinde kalanlara dağıtılacağını kaydetmiştir. Ürdün, Fransa ve diğer ülkelerden de ek yardımların beklendiği aktarılmıştır. Cumhurbaşkanı Avn’ın ülkeye daha fazla destek sağlanması amacıyla çeşitli ülke liderleriyle temaslarda bulunduğu ifade edilmiştir.
Aynı gün Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ise İsrail’in 2 Mart’tan bu yana düzenlediği saldırılara ilişkin güncel can kaybı verileri paylaşılmıştır. Buna göre, saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 64 artarak 634’e, yaralı sayısı ise 1586’ya yükselmiştir.
Lübnan Ulusal Afet Risk Yönetimi Komitesi tarafından yapılan yazılı açıklamada, 2 Mart’tan bu yana 816 bin 700 kişinin barınma merkezlerine başvurduğu, açılan 580 barınma merkezine yaklaşık 125 bin 800 kişinin yerleştirildiği bildirilmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Hizbullah’ın saldırılarını yoğun şekilde sürdürdüğü Kuzey Komutanlığı bölgesine takviye yapılması yönünde karar almıştır. İsrail ordusundan yapılan açıklamaya göre Zamir, İsrailli komutanlarla birlikte bir durum değerlendirmesi gerçekleştirmiştir. Değerlendirme sonucunda Kuzey Komutanlığı bölgesinin güçlendirilmesi ve güneyde görev yapan Golani Tugayı’nın kuzeye kaydırılması talimatı verilmiştir. Açıklamada ayrıca mevcut durum analizine göre ilave takviye kuvvetler konusunda yeni kararlar alınabileceği belirtilmiş ve Lübnan’da Hizbullah’a yönelik saldırıların sürdürüleceğine işaret edilmiştir.

Maruni papaz Peder Pierre er-Rai'nin cenaze töreni, 11 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
11 Mart günü İsrail’in 9 Mart’ta düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden Maruni rahip Pierre er-Rahi için Lübnan’ın güneyindeki Kalia beldesinde resmi ve dini yetkililerin katılımıyla cenaze töreni düzenlenmiştir. Rahi’nin naaşı beldedeki Mar Circis Meydanı’na getirildiğinde halk tarafından karşılanmıştır. Cenaze törenine Lübnan Genelkurmay Başkanı Rudolf Heykel, Vatikan’ın Beyrut Büyükelçisi Paolo Borgia, çok sayıda metropolit ve din görevlisi katılmıştır. Törende, Maruni Patrikhanesi tarafından kaleme alınan taziye mesajı okunmuş; Rahi’nin sosyal çalışmalarda aktif rol aldığı ve insani yardım faaliyetlerine katıldığı ifade edilmiştir.

Maruni papaz Peder Pierre er-Rai'nin cenaze töreni, 11 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
11 Mart günü Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan ve sonrasında bölgeye yayılan çatışmaların Orta Doğu’daki sağlık sistemleri üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu bildirmiştir. DSÖ tarafından yapılan yazılı açıklamada, Orta Doğu’daki çatışmaların son dönemde tırmanışının üzerinden 10 günden fazla süre geçtiği belirtilmiştir. Açıklamada “Bölgedeki sağlık sistemleri, yaralanmalar ve yerinden edilmeler artarken, sağlık hizmetlerine yönelik saldırılar devam ederken ve halk sağlığı riskleri yükselirken baskı altına giriyor.” ifadelerine yer verilmiştir.
DSÖ, İran’daki ulusal sağlık yetkililerinin verilerine dayanarak “1300’den fazla ölüm ve 9 bin yaralanma” bildirildiğini aktarmıştır. Lübnan’da ise “en az 570 ölüm ve 1400’den fazla yaralanma” kaydedildiği belirtilmiştir. İsrail’de yetkililerin “15 ölüm ve 2142 yaralanma” bildirdiği ifade edilmiştir.
Açıklamada, çatışmaların hayat kurtarmayı amaçlayan hizmetleri de doğrudan etkilediği vurgulanmıştır. İran’da 28 Şubat’tan bu yana sağlık hizmetlerine yönelik 18 saldırı düzenlendiği ve bu saldırılarda 8 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği bildirilmiştir. Aynı dönemde Lübnan’da sağlık hizmetlerine yönelik 25 saldırıda 16 kişinin öldüğü, 29 kişinin yaralandığı kaydedilmiştir.
DSÖ açıklamasında şu değerlendirmeye yer verilmiştir: “Bu saldırılar, can kayıplarına neden olmanın yanı sıra toplulukları en çok ihtiyaç duydukları anda bakımdan mahrum bırakıyor. Sağlık çalışanları, hastalar ve sağlık tesisleri her zaman uluslararası insancıl hukuk kapsamında korunmalı. Çatışma, doğrudan etkisinin ötesinde daha geniş halk sağlığı riskleri oluşturuyor.”
Açıklamada ayrıca İran’da 100 binden fazla kişinin güvenlik gerekçesiyle ülke içinde yerinden edildiği, Lübnan’da ise bu sayının yaklaşık 700 bin olduğu belirtilmiştir. Yerinden edilenlerin sağlıksız koşullar altında yaşadığı ve bu durumun bulaşıcı hastalık riskini artırdığı ifade edilmiştir.
DSÖ, Lübnan’da İsrail ordusunun tahliye emirlerinin ardından 49 temel sağlık merkezi ve 5 hastanenin kapandığını duyurmuştur. Açıklamada, artan tıbbi ihtiyaçlara rağmen temel sağlık hizmetlerine erişimin azaldığı vurgulanmış “DSÖ, tüm tarafları sivilleri ve sağlık hizmetlerini korumaya, engelsiz ve sürdürülebilir insani erişimi sağlamaya ve toplulukların iyileşmeye ve barışa doğru ilerlemeye başlayabilmesi için çatışmanın azaltılmasını sağlamaya çağırıyor.” denmiştir.
Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC), İsrail’in saldırıları altında bulunan Lübnan’da bir Lübnan Kızılhaçı personelinin hayatını kaybetmesini kınamıştır. IFRC tarafından yapılan yazılı açıklamada “İnsani yardım görevini yerine getirirken aldığı yaralar nedeniyle hayatını kaybeden Lübnan Kızılhaçı'nın gönüllü acil yardım görevlisi Youssef Assaf'ın öldürülmesinden ötürü büyük üzüntü duyuyoruz. Bunu kınıyoruz.” ifadeleri kullanılmıştır.
Açıklamada, Youssef Assaf’ın, 9 Mart’ta Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinin Majdal Zoun bölgesinde hava saldırısının ardından etkilenenlere yardım eden Lübnan Kızılhaçı ambulans gönüllüleri arasında bulunduğu belirtilmiştir. Assaf’ın yaralıların tahliyesine yardım ettiği sırada ağır yaralandığı ve daha sonra hayatını kaybettiği ifade edilmiştir.
IFRC açıklamasında “Assaf'ın ailesine ve sevdiklerine, ayrıca özverili bir meslektaşlarını kaybeden Lübnan Kızılhaçı'na, gönüllülerine ve personeline en derin taziyelerimizi sunuyoruz.” denmiştir. Açıklamada, Lübnan’da saldırılar nedeniyle risklerin sürdüğü, buna rağmen Lübnan Kızılhaçı’nın devam eden saldırılardan etkilenen ve evlerinden edilen kişilere destek vererek hayati insani hizmetler sunmaya devam ettiği belirtilmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde Ürdün Kralı II. Abdullah, İsrail’in Lübnan’a düzenlediği saldırıları kınamış ve ülkesinin Lübnan halkıyla dayanışma içinde olduğunu belirtmiştir. Ürdün Kraliyet Divanı tarafından yapılan açıklamaya göre Kral Abdullah, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. Görüşmede bölgesel gelişmeler ele alınmıştır.
Kral Abdullah, Lübnan halkının yanında olduklarını vurgulamış ve Ürdün’ün Lübnan halkına desteğini iletmiştir. Açıklamada, Ürdün’ün Lübnan’ın güvenliğini ve istikrarını koruma çabalarına katkı sağlayacak her türlü desteği sağlamaya kararlı olduğu ifade edilmiştir.
11 Mart 2026 tarihinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) düzenlenen “Orta Doğu’daki Durum” başlıklı oturumda Rusya ve ABD temsilcileri bölgedeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Rusya’nın BM Daimi Temsilci Yardımcısı Anna Evstigneeva, Orta Doğu’daki mevcut durumdan ABD ve İsrail’in askeri faaliyetlerini sorumlu tutmuştur. Evstigneeva, gelişmelerin sonuçlarının birçok Orta Doğu ülkesinde hissedildiğini belirterek, “Ne yazık ki Lübnan da bunun bir istisnası değil. İsrail'den bir kez daha büyük ölçekli saldırılara maruz kaldı.” ifadelerini kullanmıştır.
Rus diplomat, İsrail’in ABD ve Fransa’nın ara buluculuğuyla varılan 2024 anlaşmalarını, birliklerini mavi hattın güneyine çekme ve Lübnan’a yönelik keyfi saldırıları durdurma konusunda defalarca ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Lübnan’da yüz binlerce kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını belirten Evstigneeva, ülkenin sosyoekonomik durumu dikkate alındığında bunun temel ihtiyaçlara erişimde ciddi sorunlara yol açacağını vurgulamıştır.
Evstigneeva ayrıca 8 Mart’ta Beyrut’taki İran Büyükelçiliği çalışanlarının öldürülmesine ve İsfahan’daki Rus Başkonsolosluğuna yönelik saldırıya değinerek, “Lübnan'daki sivil hedeflere ve diplomatik misyonlara yönelik ayrımcı saldırıların kabul edilemez olduğunu bir kez daha vurgulamıştık. Bu kabul edilemez.” demiştir.
ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Michael Waltz ise konuşmasında Hizbullah’ı İran’ın çıkarlarını savunmakla suçlamıştır. Waltz, Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırılarını kınadıklarını belirterek, “Hizbullah, Lübnan halkını temsil etmediğini ve savunmadığını bir kez daha açıkça ortaya koymuştur. İran rejiminin çıkarlarını savunmaktadır.” demiştir.
Waltz, “İsrail'in meşru güvenlik ihtiyaçlarını ve İran rejimi ile Hizbullah'tan kendini savunma hakkını kabul ediyoruz.” demiş; Hizbullah’ın Lübnan’ın barışçıl ve istikrarlı bir devlet haline gelmesinin önünde engel oluşturduğunu ileri sürmüştür. ABD temsilcisi ayrıca Lübnan Bakanlar Kurulu’nun 2 Mart’ta Hizbullah’ın askeri ve güvenlik faaliyetlerini yasaklama kararını memnuniyetle karşıladıklarını belirtmiş ve “Şimdi Lübnan hükümetinin ülkesinin tamamının kontrolünü geri almasının zamanıdır.” ifadelerini kullanmıştır. Waltz, ABD’nin bu süreci “kesinlikle desteklediğini” kaydetmiştir.
Lübnan Genelkurmay Başkanı Rudolf Heykel, siyasi otoritenin kararı doğrultusunda devlet otoritesini ülkenin tüm topraklarında tesis etme kararlılığında olduklarını açıklamıştır.

Lübnan Genelkurmay Başkanı Heykel, 11 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Lübnan ordusundan yapılan açıklamaya göre Heykel, Lübnan’ın güneyindeki Mercayun ilçesinde bulunan 7. Piyade Tugay Komutanlığını denetlemiştir. Heykel’in komutanlıktaki subay ve askerlerle bir araya gelerek Litani Nehri’nin güneyindeki durumu değerlendirdiği belirtilmiştir.
İsrail’in Lübnan’ın çeşitli bölgelerini hedef alan saldırıları karşısında askerlerin direnç ve fedakârlığını takdir eden Heykel, ordunun Lübnan’ın kurtuluşunun ve birliğinin teminatı olduğunu ifade etmiştir. Heykel konuşmasında “İftira kampanyaları, askeri kurumu görevini yerine getirmekten alıkoyamayacaktır.” demiştir. “Siyasi otoritenin kararı uyarınca, devletin otoritesini tüm ülke topraklarında tesis etmeye kararlıyız. Lübnan'ın ve evlatlarının birliğini korumak için yüksek ulusal çıkarlara bağlıyız.” diyen Heykel ziyaretinin ardından , Mercayun ilçesine bağlı Kalia beldesine geçerek, İsrail ordusunun 9 Mart’ta düzenlediği saldırıda hayatını kaybeden Maruni rahip Pierre er-Rahi için taziye ziyaretinde bulunmuştur.
12 Mart 2026 tarihinde gece saatlerinde İsrail ordusu, Lübnan’ın başkenti Beyrut’taki Dahiye ve Ramle Beyda bölgelerine hava saldırıları düzenlemiştir.

İsrail'in saldırı düzenlediği Beyrut'un Dahiye bölgesi, 12 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail ordusunun Beyrut’un güneyindeki Ramle Beyda bölgesine düzenlediği hava saldırısında ilk belirlemelere göre 7 kişinin hayatını kaybettiğini, 21 kişinin yaralandığını açıklamıştır.
Daha sonra yapılan güncellemede, Beyrut sahilindeki Ramle Beyda’ya düzenlenen saldırıda hayatını kaybedenlerin sayısının 8’e, yaralananların sayısının ise 31’e yükseldiği bildirilmiştir. Lübnan basınında yer alan haberlerde saldırıda sahilde bulunan bir aracın hedef alındığı belirtilmiştir. Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde saldırı nedeniyle deniz suyunun metrelerce havaya yükseldiği görülmüştür.

İsrail'in saldırı düzenlediği Beyrut'un Dahiye bölgesi, 12 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
İsrail ordusunun Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyindeki Cebel Lübnan vilayetine bağlı Aramun beldesini hedef aldığı gece saatlerinde yapılan saldırıda ilk belirlemelere göre 3 kişi hayatını kaybetmiş, 1 çocuk yaralanmıştır.
İsrail ordusu 12 Mart günü ayrıca Lübnan’ın güneyi ve doğusundaki beldelere de hava ve topçu saldırıları düzenlemiştir. NNA’nın haberine göre İsrail uçakları güneydeki Yatır, Tuffahta, Kakayat Cisir ve Kantara beldelerini hedef almıştır.
İsrail ordusu ayrıca Lübnan’ın doğusundaki Baalbek bölgesine bağlı Kasr Neba beldesinde, daha önce saldırı tehdidinde bulunduğu bir noktaya hava saldırısı gerçekleştirmiştir. Güneyde sınır hattına yakın Hiyam beldesine de topçu atışları yapılmıştır.

İsrail'in saldırı düzenlediği Beyrut'un Ramle Beyda bölgesi, 12 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Lübnan resmi ajansı NNA’nın aktardığına göre, İsrail ordusunun gece saatlerinden itibaren Lübnan’ın çeşitli bölgelerine düzenlediği saldırılarda en az 15 kişi hayatını kaybetmiştir.
Sur kentine bağlı Bariş beldesine düzenlenen hava saldırısında 3 kişinin yaşamını yitirdiği bildirilmiştir. Sur’a bağlı Deyr Antar beldesinde ise İsrail’e ait bir insansız hava aracının bir aracı hedef alması sonucu 1 kişi hayatını kaybetmiştir.
Beyrut’taki Ramle Beyda bölgesinde ölü sayısının 8’e, yaralı sayısının 31’e yükseldiği açıklanmıştır.
Aramun beldesine yönelik saldırıda ise 3 kişinin hayatını kaybettiği ve 1 çocuğun yaralandığı bildirilmiştir. 12 Mart 2026 günü itibarıyla Beyrut ve çevresi ile Lübnan’ın güney ve doğu bölgelerine yönelik saldırıların sürdüğü kaydedilmiştir.

İsrail'in saldırı düzenlediği Beyrut'un Dahiye bölgesi, 12 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
12 Mart'ın ilk saatlerinde Hizbullah, İsrail’in kuzeyindeki çeşitli askerî hedeflere yönelik roket saldırıları düzenlediğini açıklamıştır. Hizbullah tarafından yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in Kiryat Şimona ve Nahariya yerleşimlerinin roket atışlarıyla hedef alındığı belirtilmiştir.
Açıklamada ayrıca, Taberiye Gölü’nün kuzeyindeki Amiyad üssü ile gölün batısındaki Şimşon üssünün roketlerle vurulduğu ifade edilmiştir. Hizbullah, İsrail’in Hayfa kentinin kuzeydoğusundaki Misgav üssü ile Yodfat askeri sanayi şirketinin de onlarca roketle hedef alındığını duyurmuştur.
12 Mart 2026 tarihinde İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, ordudan üst düzey yetkililerle bir durum değerlendirme toplantısı gerçekleştirmiştir.
Toplantı sonrasında yaptığı açıklamada Katz, Hizbullah’ın bir gün önce İsrail’i yoğun roket atışlarıyla hedef aldığını belirtmiş; İsrail ordusunun da Beyrut’un Dahiye bölgesi ile Lübnan genelinde yoğun saldırılar düzenlediğini ifade etmiştir. Katz, Lübnan yönetimine mesaj ilettiklerini belirterek “Hizbullah'ın İsrail'e ateş açması engellenmezse, bölgeyi ele geçirip bunu kendimiz yapacağız.” demiştir.
Katz ayrıca İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile birlikte orduya Lübnan’daki faaliyetleri genişletme talimatı verdiklerini açıklamıştır.
Aynı tarihde Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Lübnan’ın egemenliğinin güçlendirilmesini desteklediklerini açıklamıştır. Suriye resmi haber ajansının aktardığına göre Şara, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile üçlü diyalog görüşmesine katılmıştır.
Görüşmede Şara, ülkesinin Lübnan’ın istikrarı ve güvenliğine tam destek verdiğini belirtmiştir. Ayrıca Lübnan hükümetinin egemenliği yeniden tesis etme, güvenliği güçlendirme ve Hizbullah’ın silahsızlandırılması yönündeki çabalarını desteklediklerini ifade etmiştir.
12 Mart 2026 tarihinde Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL), Hizbullah ile İsrail arasında Mavi Hat boyunca gece saatlerinde yaşanan gerilimin artmasından duyduğu endişeyi açıklamıştır.
UNIFIL tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Lübnan topraklarından İsrail’e doğru 120’den fazla roket atıldığı, buna karşılık İsrail’in yedi hava saldırısı ve 120’den fazla topçu atışı gerçekleştirdiğinin gözlemlendiği” belirtilmiştir.
Açıklamada, söz konusu eylemlerin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2006 tarihli 1701 sayılı kararının ağır ihlali olduğu vurgulanmıştır. UNIFIL, son dönemde artan gerilimin yüz binlerce kişinin yerinden edilmesine, yerleşim alanlarının geniş çapta tahrip olmasına ve yüzlerce kişinin ölmesi ya da yaralanmasına yol açtığını belirtmiştir. Açıklamada, “Sivillerin çatışmalardan en fazla etkilenen kesim olduğu” ifade edilerek duyulan endişe dile getirilmiştir.
Ayrıca UNIFIL’in sahada kalmaya, gelişmeleri izlemeye, tarafsız biçimde raporlamaya ve mümkün olan her yere insani yardımın ulaştırılmasını ve sivillerin korunmasını kolaylaştırmaya devam ettiği bildirilmiştir.
Lübnan resmi ajansı NNA’da yayımlanan habere göre, İsrail’e ait bir insansız hava aracı (İHA), Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinde bir aracı hedef almış, saldırıda 1 kişi hayatını kaybetmiştir.
Bekaa’nın orta kesimindeki Ber Elyas bölgesinde bir daireye düzenlenen saldırıda, Lübnan’daki Cemaat-i İslami yetkililerinden Yusuf ed-Dahuk’un yaralandığı, iki oğlunun ise hayatını kaybettiği aktarılmıştır.
Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye vilayetine bağlı Aba beldesinde bir eve düzenlenen saldırıda 1 kadının hayatını kaybettiği, eşinin yaralandığı kaydedilmiştir.
Başkent Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesinin Cenah semtinde bir aracı hedef alan saldırıda ise 1 kişinin yaşamını yitirdiği bildirilmiştir.
İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyindeki Şeba beldesine insansız hava aracıyla düzenlediği saldırıda 2 kişinin hayatını kaybettiği belirtilmiştir.
Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre saldırıda 2 kişi yaşamını yitirmiştir. Şeba beldesinde İsrail işgali altındaki tepelerden birinde askeri kontrol noktası bulunduğu ve bu şekilde belde sakinlerinin hareketlerinin kısıtlandığı aktarılmıştır.
İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki Litani Nehri üzerinde bulunan Zerariyye Köprüsü’nü hedef aldığını açıklamıştır.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, köprünün Hizbullah mensupları için önemli bir geçiş noktası olduğu ileri sürülmüş ve Hizbullah’ın Lübnan’ın kuzeyinden güneyine geçiş için köprüyü kullandığı savunulmuştur. Açıklamada saldırıların devam edeceği tehdidinde bulunulmuştur.
Lübnan resmi ajansı NNA, İsrail savaş uçaklarının köprüyü 3 hava saldırısıyla hedef aldığını belirtmiştir. Haberde, köprünün devlet altyapısına ait olduğu ve İsrail saldırılarında hedef alınan ilk resmi tesis olduğu kaydedilmiştir.
Zerariyye Köprüsü’nün Sur, Bint Cubeyl, Nebatiye ve Zahrani bölgelerini birbirine bağlaması nedeniyle stratejik öneme sahip olduğu, ayrıca köprü üzerinde Lübnan ordusuna ait bir noktanın bulunduğu aktarılmıştır.
İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesinde yer alan mahalleler için sürgün emri ve saldırı tehdidini yinelemiştir.
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Hureyk, Gubeyri, Leylek, Hades, Burc el-Baracine ve El-Gadr mahallelerinin boşaltılması çağrısında bulunmuş, bu bölgelere yeniden saldırılar düzenleneceğini bildirmiştir.
İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinin tamamı, doğusundaki Bekaa bölgesindeki çok sayıda belde ve Beyrut’un güneyinde yaşayanlara evlerini acil terk etmeleri yönünde talimat verdiği; yerlerinde kalmaları halinde canlarını tehlikeye atacakları tehdidinde bulunduğu aktarılmıştır. Lübnan’da saldırı tehditleri nedeniyle evlerini terk edenlerin sayısının yaklaşık 1 milyona ulaştığı belirtilmiştir.
İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki Sayda kenti ile doğudaki Hırmıl kentine hava saldırıları düzenlemiştir. NNA’nın haberine göre İsrail ordusu Sayda’nın doğu banliyösünü hedef almış; saldırı sonrası ambulanslar olay yerine sevk edilmiştir.
İsrail uçakları ayrıca Hırmıl’daki Bedine Mahallesi’ni ve güneyde Sur kentine bağlı Mecedil beldesinde bir evi bombalamıştır.
Hizbullah, İsrail’in Lübnan’daki saldırılarına karşılık olarak sınır hattında ve İsrail’in kuzeyinde İsrail ordusuna ait askeri hedeflere saldırılar düzenlediğini açıklamıştır.
Açıklamada, Lübnan’ın güneyindeki Merkeba beldesi karşısındaki Merc mevkiinde bulunan İsrail askerlerinin iki kez roket atışlarıyla hedef alındığı belirtilmiştir.
Hizbullah ayrıca Hiyam kenti yakınlarındaki İsrail askerlerini, Hamamis Tepesi ve Halle el-Asafir bölgesinde konuşlu birlikleri roketlerle hedef aldığını bildirmiştir. İsrail’in kuzeyindeki Kefr Giladi yerleşimi yakınlarında bulunan İsrail askerlerinin de roket atışlarıyla hedef alındığı ifade edilmiştir.
14 Mart 2026 günü İsrail ordusu Lübnan’ın çeşitli bölgelerine hava ve topçu saldırıları düzenlemiştir. Günün ilk saatlerinde Lübnan resmi ajansı NNA, İsrail’e ait topçu mermilerinin güneydeki Meys el-Cebel beldesinde konuşlu Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) bünyesindeki Nepal taburunun karargâhına düştüğünü bildirmiştir. Olayla ilgili ayrıntı paylaşılmamış, UNIFIL’den açıklama yapılmamıştır.

İsrail - Lübnan sınır bölgesine konuşlanan, İsrail ordusuna ait çok sayıda askeri araç ve tank, 14 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Gece saatlerinde Sur kentine bağlı Burç Kalavay beldesinde bulunan bir sağlık tesisi hava saldırısıyla hedef alınmıştır. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırıda ilk belirlemelere göre 12 sağlık çalışanının hayatını kaybettiğini açıklamıştır. Aynı saatlerde Lübnan’ın farklı bölgelerine yönelik saldırılar devam etmiş, Lübnan resmi ajansı NNA’nın sabah aktardığına göre gece saatlerinden itibaren düzenlenen saldırılarda ölenlerin sayısı, 12’si sağlık personeli olmak üzere 23’e yükselmiştir.
Bu kapsamda Hara Sayda’da bir apartmana düzenlenen hava saldırısında 4 kişi hayatını kaybetmiş, Nebatiyye ilinde Rahibeler Mahallesi’ne yönelik saldırıda 7 kişinin öldüğü ve çok sayıda kişinin yaralandığı bildirilmiştir. Taybe kasabasındaki bir eve düzenlenen hava saldırısında ise yaralanma bildirilmemiştir.
İlerleyen saatlerde İsrail savaş uçakları, Litani Nehri üzerinde bulunan Hardali Köprüsü’nü hedef almıştır. Saldırı sonucu Nebatiye vilayeti ile Mercayun’u birbirine bağlayan yol ulaşıma kapanmıştır. İsrail ordusu bir gün önce de Litani üzerindeki Zerariyye Köprüsü’nü hedef almıştır.

İsrail ordusu tarafından hedef alınan, Lübnan'ın başkenti Beyrut'un Burç Hamud bölgesinde yer alan bir apartman dairesi, 14 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Sabah erken saatlerde Beyrut’un doğusunda yer alan Burç Hammud bölgesinde daha önce vurulan bir bina yeniden hedef alınmıştır. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 4 kişinin yaralandığını açıklamıştır.
Günün ilerleyen vakitlerinde başkent Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesi hava saldırısına maruz kalmıştır. Lübnan haber ajansı NNA, saldırıda Hureyk Mahallesi’nin hedef alındığını bildirmiştir. Saldırı sonrası başkentin çeşitli bölgelerinde patlama sesleri duyulmuş, Dahiye’den dumanların yükseldiği görülmüştür.
Akşam saatlerinden itibaren ise İsrail ordusu Lübnan’ın güneyindeki Kalile, Bulat, Hiyam ve Mivdon beldelerine hava saldırıları düzenlemiş; sınır hattına yakın Hiyam, Tayba, Adisa, Kantara, Mivdon ve Yahmar Şakif beldeleri topçu atışlarıyla hedef alınmıştır. Mivdon beldesinde bir eve düzenlenen hava saldırısında aynı aileden 4 kişinin hayatını kaybettiği bildirilmiştir.
Saldırıların sürdüğü günün ilk saatlerinde Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, yayımladığı video mesajında İsrail ile uzun sürecek bir çatışmaya hazırlandıklarını açıklamıştır. Kasım, "Dünya Kudüs Günü" münasebetiyle yayımladığı video kaydında, tek çözüm yolunun direniş olduğunu aksi takdirde Lübnan'ın yok olacağını ifade etmiştir.
İsrail'le yaşanan çatışmalara da değinen Kasım, "Bizler kendimizi, uzun sürecek çatışmalar için hazırladık ve sahada sürprizlerle karşılaşacaklar. Düşman gücümüzü görecek ve onun tehditleri bizi korkutmuyor." demiştir.
"Varoluşsal tehdit oluşturan bir düşmanla karşı karşıya olduklarını" dile getiren Kasım, İsrail'in Kasım 2024'te sağlanan ateşkese hiç uymadığını hatırlatmıştır. İran'a yönelik saldırıların ardından ihlallerini aylarca sürdüren İsrail'e karşı cephe açmak için koşulların olgunlaştığına işaret eden Kasım, ülkelerini ve topraklarını savunmak için İsrail'e karşı çatışmalara girdiklerini ifade etmiştir.
İsrail'in Lübnan'a yönelik ihlalleri durdurmak için diplomatik çabaların sonuç vermediğini belirten Kasım, "Verdiğimiz savaş Lübnan savaşıdır, başkası için değil ve herkes bu savaşa katılmalıdır." demiştir. Kasım, Lübnan hükümetini de "Hükümet ne egemenliğini ne de vatandaşlarını koruyabildi." sözleriyle eleştirerek, daha fazla taviz vermemesi çağrısında bulunmuştur.
Kasım, "çözüm için İsrail'in saldırılarını tümüyle durdurması ve Lübnan topraklarından tamamen çekilmesi gerektiğini" vurgulamıştır.
14 Mart sabah saatlerinde İsrail ordusu, Lübnan'da Hizbullah'ın "ambulansları" kullandığını iddia ederek, sağlık tesisleri ve ambulansları hedef alma tehdidinde bulunmuştur. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Hizbullah'ın ambulans ve tıbbi tesislerin askeri amaçlarla kullanılmasına son verilmesini istemiştir.
Günün son saatlerinde ordu, Lübnan'ın sahil kesimindeki beldelerde silah taşındığını iddia ettiği sivil kamyonları hedef alma tehdidinde bulunmuştur.
14 Mart 2026 günü Hizbullah, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarına karşılık olarak sınır hattı ve İsrail’in kuzeyindeki askeri hedeflere yönelik çok sayıda roket, füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırısı düzenlediğini açıklamıştır.
Yerek saatle 07.00'de Hizbullah, Lübnan’ın güneyindeki sınır hattında yer alan Bılat mevzisinde bulunan İsrail askerlerini roket atışlarıyla hedef aldığını bildirmiştir. Açıklamada, yerel saatle 08.00'de Cel el-Allam mevkii yakınlarında bulunan iki Merkava tankının roketlerle vurulduğu ve doğrudan isabet sağlandığı ifade edilmiştir.
İlerleyen saatlerde Hizbullah, İsrail’in kuzeyine yönelik roketli saldırılar düzenlediğini duyurmuştur. Açıklamalara göre, İsrail’in kuzeyindeki Nahariye kentinin doğusunda yer alan Ga’aton bölgesindeki 146. Tümen Karargahı roketlerle hedef alınmıştır. Bunun yanı sıra Goren ve Admit yerleşim birimlerinin de roket atışlarıyla vurulduğu bildirilmiştir.
Gün içinde yapılan yeni açıklamalarda saldırıların kapsamının genişletildiği aktarılmıştır. Hizbullah, İsrail’in kuzeyindeki Goren, Admit, Hanita, Şilomi ve Liman yerleşim birimlerini roketlerle hedef aldığını duyurmuştur. Ayrıca Lübnan’ın güneyindeki Taybe bölgesinde İsrail ordusuna ait araçlar ve birliklerin topçu ateşiyle hedef alındığı belirtilmiştir.
Açıklamalarda, İsrail’in Hayfa kentindeki bir merkezin insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alındığı da kaydedilmiştir. Lübnan’ın İsrail sınırındaki Akabet Rabb Selasin bölgesinde konuşlu İsrail birliklerinin iki kez roket saldırısıyla hedef alındığı, El-Hazzan Tepesi’nde konuşlu İsrail askerlerine roket saldırısı düzenlendiği ve Taybe beldesinde bir İsrail tankının füzeyle vurulduğu bildirilmiştir.
Hizbullah ayrıca İsrail ordusunun saldırdığı Hıyam beldesindeki Hamamis Tepesi’nde konuşlu İsrail birliklerine çok sayıda roket fırlatıldığını ve beldedeki hapishane çevresinde konuşlu İsrail askerlerinin hedef alındığını açıklamıştır. İsrail-Lübnan sınırındaki Adise beldesinde bulunan Avida Tepesi’ne yönelen İsrail askeri birliğinin de hedef alındığı aktarılmıştır.
Günün son saatlerinde Hizbullah, Lübnan’ın güneyindeki Şarkiyye beldesinde İsrail ordusuna ait bir helikopterin düşürüldüğünü iddia etmiştir. Açıklamalar Hizbullah’ın resmi kanalları üzerinden yayımlanmış, saldırıların İsrail’in Lübnan’a yönelik operasyonlarına karşılık olarak gerçekleştirildiği vurgulanmıştır.
14 Mart 2026 tarihinde Lübnan makamları, İsrail’in 2 Mart’tan bu yana sürdürdüğü saldırılara ilişkin güncel insani bilanço verilerini açıklamıştır.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarında şu ana kadar 26 sağlık çalışanının hayatını kaybettiğini, 51 sağlık çalışanının yaralandığını bildirmiştir. Bakanlık ayrıca, 2 Mart 2026’dan bu yana düzenlenen saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 53 artarak 826’ya, yaralı sayısının ise 2 bin 9’a yükseldiğini duyurmuştur.
Lübnan hükümetine bağlı Afet Yönetimi tarafından yayımlanan raporda ise İsrail’in işgali ve saldırıları nedeniyle ülkede zorla yerinden edilenlerin sayısına ilişkin veriler paylaşılmıştır. Rapora göre, 2 Mart’tan bu yana barınma merkezlerine 831 bin 882 kişi başvurmuştur. Açılan 619 barınma merkezine yaklaşık 132 bin 419 kişi yerleştirilmiştir. Resmi kayıtlara göre zorla yerinden edilenlerin sayısının 832 bine dayandığı açıklanmıştır.
Aynı raporda, İsrail ordusunun 2 Mart’tan bu yana Lübnan’a 1928 saldırı düzenlediği bildirilmiştir. Resmi kayıtlara ek olarak, evlerini terk ederek farklı bölgelere sığınan ancak kayıt altına alınmayan kişilerin de bulunduğu ifade edilmiştir.

İsrail ordusuna ait tanklar, Lübnan'ın güneyindeki bölgelerde konuşlanıyor, 14 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Başbakan Nevvaf Selam ve Meclis Başkanı Nebih Berri ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdiğini açıklamıştır. Macron, “Lübnan'ın kaosa sürüklenmesini engellemek için her şey yapılmalı.” ifadesini kullanmış; Hizbullah’ın gerilimi yükseltmeye son vermesi gerektiğini belirtmiştir.
Macron ayrıca, “Binlerce insan bombardımanlardan kaçmışken, İsrail, geniş çaplı saldırısından vazgeçmeli ve kitlesel saldırılarına son vermeli.” açıklamasında bulunmuş; İsrail ile Lübnan arasındaki görüşmeleri kolaylaştırmak amacıyla tarafları Paris’te ağırlamaya hazır olduklarını bildirmiştir. Macron, doğrudan görüşmeler yoluyla ateşkes sağlanması ve kalıcı çözüm bulunması gerektiğini ifade etmiştir.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, Lübnan’a gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında Beyrut’ta düzenlediği basın toplantısında çatışmaların durdurulması çağrısında bulunmuştur.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, 14 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
“Lübnan halkı bu savaşı seçmedi, bu savaşa sürüklendiler.” ifadesini kullanan Guterres, askeri çözüm olmadığını vurgulamış ve “Askeri bir çözüm yok, tek çözüm diplomasi, diyalog ve BM Şartı ile Güvenlik Konseyi kararlarının tam olarak uygulanmasıdır.” demiştir.
Guterres, İsrail’in Lübnan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı göstermesi gerektiğini belirtmiş; Hizbullah’ın da Lübnan hükümetinin silahları tekelinde toplama kararına saygı duyması gerektiğini ifade etmiştir.
Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, İsrail’in Lübnan’daki saldırılarına ilişkin yaptığı açıklamada, son 24 saatte 14 sağlık çalışanının hayatını kaybettiğini bildirmiştir. DSÖ’nün Burç Kalavay’daki sağlık merkezine düzenlenen saldırıda 12 sağlık personelinin öldüğünü doğruladığı açıklanmıştır.
Ghebreyesus, “Uluslararası insancıl hukuka göre, sağlık personeli ve tesisleri asla saldırıya uğramamalı veya militarize edilmemeli.” ifadelerini kullanmış; 2 Mart’tan bu yana Lübnan’da sağlık hizmetlerine yönelik 27 saldırının doğrulandığını, bu saldırılarda 30 kişinin öldüğünü ve 35 kişinin yaralandığını belirtmiştir.
İsveç’in başkenti Stockholm’de yüzlerce kişi İsrail’in Filistin ve Lübnan’a yönelik saldırılarını protesto etmiş ve ateşkes çağrısında bulunmuştur. Göstericiler İsveç Parlamentosu’na yürüyerek çeşitli sloganlar atmış, Gazze ve Lübnan’daki saldırıların durdurulmasını talep etmiştir.
Lübnan Genelkurmay Başkanı Rudolph Heykel, Beyrut’un kuzeyindeki Yerze’de BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve beraberindeki heyetle bir araya gelmiştir. Görüşmede BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararının uygulanması, ateşkese uyulması ve Lübnan ordusunun silahları tekelinde toplama planı ele alınmıştır.
Toplantıya BM Genel Sekreteri’nin Barış Operasyonlarından Sorumlu Yardımcısı Jean-Pierre Lacroix, BM Lübnan Özel Koordinatörü Jeanine Hennis-Plasschaert ve UNIFIL Komutanı Diodato Abagnara da katılmıştır.
15 Mart 2026 günü İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyine yönelik hava ve topçu saldırıları sürmüştür. Günün ilk saatlerinde Lübnan resmi ajansı NNA, İsrail ordusunun Nebatiye kentine bağlı Mercayun ilçesindeki Kantara beldesinde bir evi bombaladığını bildirmiştir. Saldırıda anne, baba ve iki çocuktan oluşan es-Sağir ailesinden 4 kişinin hayatını kaybettiği aktarılmıştır.
İsrail saldırıları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan Lübnanlılar, 14 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Sabah saatlerinde Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail’in ülkenin güneyine düzenlediği üç ayrı hava saldırısında 4’ü çocuk 14 kişinin hayatını kaybettiğini, 8 kişinin yaralandığını açıklamıştır. Bakanlığın verdiği bilgiye göre, Nebatiye kentindeki Rahibat Mahallesi’ne düzenlenen saldırıda 4’ü çocuk 7 kişi yaşamını yitirmiştir. Sayda kentine bağlı Haret Sayda ile Cezzin beldesine bağlı Katrani bölgelerine yönelik iki ayrı saldırıda ise toplam 7 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu kişilerden 4’ünün Haret Sayda’da, 3’ünün Katrani’de öldüğü bildirilmiştir. Yerel medya ayrıca Sayda kentindeki Şurahbil bölgesinde bir apartman dairesinin hedef alındığını duyurmuş, saldırının sonuçlarına ilişkin ayrıntılı bilgi verilmemiştir.
Sabah erken saatlerinden itibaren İsrail ordusu güney Lübnan’daki birçok beldeye yönelik hava ve topçu saldırılarını sürdürmüştür. NNA’nın aktardığına göre İsrail savaş uçakları Cizzin ilçesi ile Tulin, Bılat, Mecdel Silm ve Tayba beldelerini hedef almıştır. İsrail topçuları ise Suluki Vadisi ile Kabriha, Debin, Ayta Şaab ve Ramiye beldelerine atışlar gerçekleştirmiştir. Aynı kapsamda İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesinde 7 mahalle için sürgün emrini ve saldırı tehdidini yinelemiştir.
Günün ilerleyen saatlerinde İsrail ordusunun Sayda kentine bağlı Şerhabil beldesine düzenlediği hava saldırısında 1 kişinin hayatını kaybettiği, 3 kişinin yaralandığı açıklanmıştır. Lübnan Sağlık Bakanlığı saldırı bilançosunu doğrulamıştır.
Aynı gün Lübnan resmi ajansı NNA, İsrail ordusunun Nebatiye vilayetine bağlı Yamhur Şakif beldesindeki camiyi hava saldırısıyla hedef aldığını bildirmiştir. Saldırıda camide büyük hasar meydana geldiği kaydedilmiştir.
15 Mart 2026 tarihinde Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail’in 2 Mart 2026’dan itibaren Lübnan’a yönelik sürdürdüğü saldırıların bilançosuna ilişkin güncel verileri açıklamıştır.
Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, İsrail’in 2 Mart’tan bu yana düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 24 artarak 850’ye, yaralı sayısının ise 2 bin 105’e yükseldiği bildirilmiştir. Daha önceki açıklamada ölü sayısının 826, yaralı sayısının 2 bin 9 olduğu duyurulmuştu.
Açıklamada, hayatını kaybedenler arasında 107 çocuk, 66 kadın ve 32 sağlık çalışanının bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca saldırılarda 58 sağlık çalışanının da yaralandığı ifade edilmiştir.
15 Mart 2026 tarihinde Hizbullah’ın Telegram hesabından yapılan açıklamada, Lübnan’ın güneyindeki çeşitli bölgelerde İsrail birliklerinin hedef alındığı belirtilmiştir. Nebatiye kentine bağlı Hıyam ilçesinde Hizbullah mensuplarının İsrail askerleriyle doğrudan çatışmaya girdiği ve çatışmaların devam ettiği aktarılmıştır.
Açıklamalarda, İsrail ordusunun başkent Beyrut’u da kapsayan hava saldırılarının yanı sıra Lübnan’ın güneyinde karadan ilerleyişini sürdürdüğü ifade edilmiştir. Bölgedeki İsrail askerleri ile Hizbullah mensupları arasında sık sık çatışmalar yaşandığı bildirilmiştir.
Günün ilerleyen saatlerinde Hizbullah, İsrail ordusuna ait çok sayıda noktayı hedef aldığını açıklamıştır. Açıklamada, İsrail’in Lübnan sınırında bulunan Avivim’deki askeri birliğine roket saldırısı düzenlendiği belirtilmiştir. Ayrıca Adise beldesinin üç farklı noktasında İsrail askerleri ve askeri araçlarının hedef alındığı kaydedilmiştir.
Hizbullah, İsrail’in kuzeyindeki Yuval yerleşim yeri, Ma’alot-Tarshiha’daki hava savunma sistemleri, Nehariye kenti ve Krayot’taki gelişmiş hava savunma sistemlerinin hedef alındığını duyurmuştur. Tel Aviv’in güneyinde, Lübnan sınırına yaklaşık 140 kilometre uzaklıkta bulunan Palmachim Hava Üssü’nün füzeyle hedef alındığı belirtilmiştir.
Ayrıca Meys el-Cebel beldesi karşısında bulunan İsrail askerlerinin topçu atışıyla hedef alındığı, Taybe beldesinde ise İsrail ordusuna ait bir Merkava tankının güdümlü füzeyle vurulduğu ifade edilmiştir.
15 Mart 2026 tarihinde Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL), Lübnan’ın güneyindeki üç ayrı noktada barış güçlerine ateş açıldığını duyurmuştur. UNIFIL tarafından yapılan açıklamada, Yatır, Deyr Kifa ve Kallaviye beldelerindeki üslerin çevresinde devriye gezen barış güçlerine muhtemelen devlet dışı silahlı gruplar tarafından üç ayrı olayda ateş açıldığı belirtilmiştir.
Açıklamada, saldırganların Yatır beldesinde UNIFIL güçlerinin yaklaşık 5 metre yakınına kadar yaklaştığı, Deyr Kifa ve Kallaviye’de ise 100 ila 200 metre mesafeden ateş açıldığı aktarılmıştır. UNIFIL güçlerinin ateşe karşılık verdiği ve kısa süreli bir çatışma yaşandığı, ardından barış güçlerinin faaliyetlerine planlandığı şekilde devam ettiği bildirilmiştir. Olayda herhangi bir UNIFIL personelinin yaralanmadığı açıklanmıştır.
UNIFIL açıklamasında, görev bölgesinde devlet kontrolü dışında silah bulunmasının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararının ihlali olduğu belirtilmiş ve BM tarafından görevlendirilen barış güçlerinin hedef alınmasının kabul edilemez olduğu vurgulanmıştır. Ayrıca tüm taraflara, uluslararası hukuk uyarınca BM personelinin güvenliğini sağlama ve sivillerin korunmasına yönelik gerekli tüm önlemleri alma yükümlülüğü hatırlatılmıştır. UNIFIL güçlerine yönelik herhangi bir saldırının uluslararası insancıl hukuku ve 1701 sayılı kararı ciddi şekilde ihlal edebileceği ve savaş suçu teşkil edebileceği ifade edilmiştir.
15 Mart 2026 tarihinde İsrail basınında yer alan haberlerde, İsrail’in hava savunma sistemlerinde kullandığı önleyici füze stoklarında “büyük eksiklik” bulunduğunu ABD makamlarına ilettiği iddia edilmiştir. İsrail’de yayımlanan Yedioth Ahronoth gazetesinin ABD kaynaklarına dayandırdığı habere göre, Tel Aviv yönetimi füze stoklarındaki “ciddi azalmaya” ilişkin Washington’a bilgi vermiştir.
Haberde görüşüne yer verilen bir ABD’li yetkili, söz konusu eksikliğin “beklenen bir durum” olduğunu ifade etmiş ve ABD’nin kendi önleyici sistemlerinde benzer bir eksiklik yaşamadığını belirtmiştir. Aynı yetkili, ABD’nin “bölgedeki askeri üslerini ve personelini korumak için ihtiyacı olan her şeye sahip olduğunu” ileri sürmüştür. İsrail’in önleyici füzelerdeki “büyük eksikliği” ABD makamlarına ilettiği ve Tel Aviv’in bu açığı kapatmaya yönelik çözüm arayışında olduğu aktarılmıştır. Habere ilişkin olarak ABD ve İsrail makamlarından resmi bir açıklama yapılmamıştır.
Aynı gün İsrail devlet televizyonu KAN’da yer alan haberde ise İsrail ordusunun, Lübnan’a yönelik kara saldırılarının genişletilmesi ihtimali nedeniyle 450 bin yedek askerin göreve çağrılması için hazırlık yaptığı bildirilmiştir. Haberde, ordunun hükümete 450 bin yedek askerin göreve çağrılması yönünde talepte bulunacağı ve bu talebin ilerleyen günlerde sunulmasının beklendiği ifade edilmiştir.
Ancak haberde, 450 bin yedek askerden söz edilmesine rağmen halihazırda fiilen çağrılabilecek azami yedek asker sayısının 260 bin olduğu belirtilmiştir. Bu sınırın, İsrail ordusunun savaş bölgelerindeki yükünü hafifletme gerekçesiyle hükümet tarafından ocak ayında alınan bir kararla belirlendiği aktarılmıştır.
15 Mart 2026 tarihinde İspanya hükümeti, Lübnan’ın güneyindeki Burç Kalavay’da bulunan bir sağlık merkezine düzenlenen ve 12 sağlık çalışanının hayatını kaybetmesine yol açan İsrail saldırısını “en güçlü şekilde” kınadığını açıklamıştır. İspanya Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, “İsrail'in Gazze'de olduğu gibi Lübnan'da da hastanelere yönelik saldırıları uluslararası insancıl hukukun açık ve kabul edilemez bir ihlalidir ve soruşturulması gerekir.” ifadesi kullanılmıştır.
Açıklamada, hayatını kaybedenlerin ailelerine taziye dilekleri iletilmiş, yaralılara acil şifa temennisinde bulunulmuştur. Ayrıca “Hastaneler asla askeri hedef olamaz” vurgusu yapılmış ve çatışma bölgelerinde görev yapan sağlık personelinin korunmasına yönelik bağlılık ifade edilmiştir. İspanya hükümeti, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü (UNIFIL) bünyesindeki Nepal askeri birliğinin kışlasında yangına yol açan saldırıyı da kınamış; Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararının uygulanmasına olan bağlılığını ve UNIFIL’e desteğini yinelemiştir.
Aynı gün İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, yaptığı açıklamada “Lübnan’daki dramatik durum kabul edilemez.” ifadesini kullanmıştır. Albares, “Lübnan halkı, kendi savaşları olmayan bir savaşın kurbanı. İsrail bombalamaları durdurmalı ve Hizbullah füze fırlatmayı bırakmalı.” demiştir. İspanya’nın Lübnan hükümetine desteğini yineleyen Albares, Lübnan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğünün hayati önem taşıdığını belirtmiş ve Lübnan Silahlı Kuvvetleri’nin devletin güç kullanımındaki tekelini güvence altına alabilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo da 15 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada Orta Doğu’daki çatışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Papa, “İki haftadır Orta Doğu halkları, savaşın korkunç şiddetine maruz kalıyor.” ifadesini kullanarak çatışmanın sorumlularına “ateşi kesin” çağrısında bulunmuştur. Lübnan’daki duruma da dikkat çeken Papa, “Lübnan’daki durum büyük endişe kaynağıdır.” demiş ve diyalog yollarının açılması gerektiğini vurgulamıştır. Papa 14. Leo, açıklamasında ayrıca “Bu çatışmanın sorumlularına sesleniyorum, ateşi kesin. Diyalog yolları yeniden açılsın.” ifadelerine yer vermiştir.
Aynı gün Lübnanlı üst düzey bir yetkili, ülkesinin İsrail ile yürütmeyi planladığı müzakerelere ilişkin açıklamada bulunmuştur. Yetkili, “İsrail ile müzakere heyeti henüz tamamlanmadı, görüşmelerin tarihi ve yeri de kesinleşmedi.” ifadesini kullanmıştır.
Açıklamada, İsrail’i tanıma veya ilişkilerin normalleştirilmesine yönelik iddiaların şu aşamada gündemde olmadığı, bu tür tartışmaların “henüz erken” olduğu belirtilmiştir. Mevcut temasların öncelikle ateşkesin sağlanmasına ve sahada uygulanacak somut adımların başlatılmasına odaklandığı aktarılmıştır.
Kaynak ayrıca Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın dört temel maddeden oluşan bir girişim önerdiğini belirtmiştir. Buna göre sürecin ilk aşamasında ateşkes ilan edilmesi, ardından İsrail ordusunun Lübnan topraklarından çekilmesi ve Hizbullah’ın silahları meselesi dahil olmak üzere güvenlik ve askeri başlıkların ele alınması öngörülmüştür.
Yetkili, sürecin “2 ila 4 ay veya daha uzun sürebileceğini” ifade etmiş ve bu aşamanın sonunda iki taraf arasında karşılıklı saldırmazlık ilanı gibi olası bir siyasi formülün gündeme gelebileceğini belirtmiştir. Ayrıca Lübnan müzakere heyetinin henüz tamamlanmadığı, heyette Şiileri temsil edecek bir üyenin belirlenmediği aktarılmıştır. Lübnan Meclis Başkanı Nebi Berri’nin, ateşkes sağlanmadan önce heyette Şii bir üyeye yer verilmesine onay vermediği ifade edilmiştir.
15 Mart günü Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun arasında telefon görüşmesi gerçekleştirilmiştir. Lübnan Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre liderler, İsrail saldırıları altındaki Lübnan’da yaşanan son gelişmeleri ve mevcut durumu değerlendirmiştir.
Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun, zor şartlar altındaki Lübnan’a yönelik desteğini yinelemiş ve kötüleşen güvenlik durumu nedeniyle Lübnan halkının çektiği sıkıntıları hafifletmek amacıyla Cezayir’in kaynak sunacağını belirtmiştir. Lübnan Cumhurbaşkanı Avn ise Cezayir’in destek tutumu nedeniyle teşekkürlerini iletmiştir.
16 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyine düzenlediği saldırılarda en az 11 kişi hayatını kaybetmiş, 13 kişi yaralanmıştır. Lübnan resmi haber ajansı NNA’nın aktardığına göre, İsrail ordusu güneyde çok sayıda beldeye yönelik hava saldırılarını sürdürmüştür.
Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Cizzin ilçesine bağlı Katrani beldesine düzenlenen saldırıda 5 kişinin öldüğü, 6 kişinin yaralandığı bildirilmiştir. Mercayun ilçesine bağlı Mecdel es-Silm beldesinde 2 kişi hayatını kaybetmiş, 4 kişi yaralanmıştır. Sur kentine bağlı Aytit beldesinde 3 kişinin öldüğü, 3 kişinin yaralandığı kaydedilmiştir. Yukarı Nebatiye yolunda bir işletmeye yönelik saldırıda ise 1 kişi yaşamını yitirmiştir. Ayrıca tahliye uyarısı yapılan Sur’a bağlı Şabriha beldesine de hava saldırısı düzenlendiği aktarılmıştır.
İsrail ordusu, başkent Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesine 40 dakika içinde iki ayrı hava saldırısı düzenlemiştir. Saldırıların ardından bölgede şiddetli patlama sesleri duyulmuş ve dumanların yükseldiği bildirilmiştir. İsrail ordusu, saldırılarda Hizbullah altyapısının hedef alındığını öne sürmüştür. Daha önce Dahiye’de 7 mahalle için saldırı tehdidinde bulunulduğu hatırlatılmıştır.
İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki işgalini genişletmek amacıyla “kilit noktalara yönelik hedefli kara operasyonu” başlattığını duyurmuştur. Açıklamada, operasyonun Hizbullah’a karşı oluşturulmak istenen “tampon bölgeyi genişletme” amacı taşıdığı ileri sürülmüştür.
İsrail ordusuna bağlı 91. Tümen’in güneydoğu Lübnan’da saldırılara başladığı, 146. Yedek Tümen’in güneybatıya konuşlandırıldığı ve 36. Tümen’in Rab el-Talatin bölgesinde baskınlar düzenlediği bildirilmiştir. Kara unsurlarından önce yoğun hava saldırıları ve topçu atışları gerçekleştirildiği aktarılmıştır.
Ayrıca İsrail basınında yer alan haberlerde, saldırıların 21-22 Mayıs’taki “Şavuot Bayramı”na kadar sürebileceği iddia edilmiştir. Haberde, İsrail ordusunun kuzeydeki güçlerini takviye edeceği ve kara operasyonlarını genişletebileceği belirtilmiştir.
Nebatiye kentine bağlı Kefr Sir beldesinde bir eve düzenlenen hava saldırısında 1 kişi hayatını kaybetmiştir. Bombalanan eve giden ambulansın da hedef alınması sonucu 2 sağlık görevlisi yaşamını yitirmiş, 1 sağlık görevlisi yaralanmıştır.
Aynı gün sabah saatlerinden itibaren Nebatiye vilayetinde Eski Saray Mahallesi ile Yetır, Hiyam, Sultaniye, Burç Kalavay, Şakra, Kantara ve Kefr Sir beldeleri hedef alınmıştır. Lübnan Sağlık Bakanlığı, Kantara beldesinde 2’si çocuk olmak üzere 4 kişinin hayatını kaybettiğini açıklamıştır. Gün içinde düzenlenen saldırılarda toplam 7 kişinin (2’si çocuk, 2’si sağlık çalışanı) yaşamını yitirdiği bildirilmiştir.
Lübnan Dışişleri Bakanlığı, Yatır, Deyr Kifa ve Kallaviye’de UNIFIL güçlerine yönelik ateş açılmasını “en güçlü şekilde” kınamıştır. Açıklamada, saldırıların uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararını ihlal ettiği belirtilmiştir.
Bakanlık, 2 Mart tarihli Bakanlar Kurulu kararını hatırlatarak Hizbullah’ın askeri faaliyetlerinin yasa dışı ilan edildiğini ve silahlarını Lübnan devletine teslim etmek zorunda olduğunu vurgulamıştır. Devlet dışında faaliyet gösteren silahlı grupların Lübnan’ı kaosa sürüklemesine izin verilmeyeceği ifade edilmiştir.
İngiltere, Kanada, Fransa, Almanya ve İtalya liderleri, İsrail ile Hizbullah arasında artan gerilim üzerine ortak bir açıklama yayımlamıştır. Açıklamada, Lübnan’daki tansiyonun yükselmesinden duyulan endişe dile getirilmiş ve siyasi çözüm çağrısında bulunulmuştur.
Liderler, Lübnan ve İsrailli temsilcilerin siyasi bir çözüm bulmak amacıyla bir araya gelmesi gerektiğini belirtmiş ve “Tansiyonu hemen düşürecek bir diyaloğu sağlayacak girişimi güçlü şekilde destekliyoruz.” ifadelerine yer vermiştir.
Ortak açıklamada, Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırıları ve İran’a desteği kınanmış, gruba silah bırakma çağrısı yapılmıştır. Ayrıca Lübnan’daki sivillere, Birleşmiş Milletler görev gücüne, sağlık çalışanlarına ve sivil altyapıya yönelik saldırılar da kınanmıştır. Açıklamada, İsrail’in olası bir kara harekatına ilişkin olarak, “İsrail'in ciddi bir kara harekatı, yıkıcı insani sonuçlara yol açabilir ve uzun süreli bir çatışmaya neden olabilir. Bu durum önlenmelidir.” ifadeleri kullanılmıştır.
Lübnan’daki insani durumun ve yerinden edilmelerin ciddi boyutlara ulaştığına dikkat çekilen açıklamada, Lübnan’ın Hizbullah’ın silahsızlandırılmasına ve saldırıların önlenmesine yönelik girişimlerine destek verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Açıklama, “İstemeden çatışmanın içine çekilen Lübnan hükümeti ve halkıyla dayanışma içindeyiz.” vurgusuyla sona ermiştir.
17 Mart 2026 tarihinde İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, 2 Mart’tan 17 Mart'a kadar hava, deniz ve karadan saldırılar düzenlenen Lübnan’a yönelik yeni saldırı planlarını onaylamıştır. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Zamir’in Kuzey Komutanlığı Komutanı ve diğer üst düzey komutanlarla bir araya geldiği belirtilmiştir.
Açıklamada, Zamir’in Lübnan’a yönelik saldırılara ilişkin yeni planları onayladığı ifade edilmiş ve değerlendirmelerine yer verilmiştir. Zamir, İran’ın savaşın ana cephesi olduğunu, Hizbullah’a yönelik saldırıların ise ikinci merkez konumunda bulunduğunu belirtmiştir.
Zamir ayrıca Lübnan’ın güneyine yönelik bir kara saldırısının başlatıldığını hatırlatmış ve saldırıların genişletilmesinden bu yana 400 Hizbullah mensubunun öldürüldüğünü ileri sürmüştür. Kuzey Komutanlığı’nın ek birliklerle takviye edildiğini bildiren Zamir, Lübnan’a yönelik saldırıların artacağı yönünde açıklamada bulunmuştur.
Aynı gün İsrail basınında yer alan haberlerde, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki kara operasyonlarını genişletme kapsamında "sınır hattının Lübnan tarafında bulunan yerleşim bölgelerini tamamen yıkmayı ve ardından bu alanları işgal ederek asker konuşlandırmayı planladığı" iddia edilmiştir. İsrail devlet televizyonu KAN’ın “ayrıntılara vakıf kaynaklara” dayandırdığı haberine göre, Tel Aviv yönetimi İsrail ordusuna sınıra yakın Lübnan yerleşim bölgelerini yıkma yetkisi vermiştir.
17 Mart günü İsrail ordusu, Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesine birden fazla hava saldırısı düzenlemiştir. Lübnan basınında yer alan haberlere göre, özellikle Haret Hureyk mahallesi başta olmak üzere Dahiye’nin farklı noktaları hedef alınmıştır. İsrail ordusu, saldırılarda Hizbullah altyapısının hedef alındığını öne sürmüştür. Aynı gün yarım saat içinde iki ayrı hava saldırısı gerçekleştirildiği ve gece saatlerinde de bölgenin hedef alındığı bildirilmiştir.
Lübnan’ın güneyinde ise İsrail güçlerinin Ayta eş-Şab beldesinin eteklerine ilerlediği ve bölgeye yoğun hava saldırıları düzenlediği aktarılmıştır. Şakra beldesine yönelik saldırıda 7 kişi, Sirifa kasabasına düzenlenen bombardımanda 4 kişi yaralanmıştır. Cebel Lübnan vilayetinin Aramun bölgesinde bir apartmanın hedef alınması sonucu Etiyopyalı bir kadının yaralandığı bildirilmiştir. İsrail’in ayrıca Tayyibe, Mecadil, Zebkin, Yater, Kana, Ayn Baal ve Deyr Kifa dahil olmak üzere çok sayıda yerleşimi hedef aldığı belirtilmiştir.
Aynı gün İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyindeki saldırılarında 1 Lübnan askerinin hayatını kaybettiği, 4 askerin yaralandığı açıklanmıştır. Lübnan ordusuna ait araç ve motosikletle seyir halindeki personelin Kakaiyya el-Cisr bölgesinde hedef alındığı bildirilmiştir.
İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki kara işgalini genişletmek amacıyla yeni bir tümen sevk ettiğini duyurmuştur. Açıklamada, 36. Tümen’in ileri savunma bölgesini genişletmek amacıyla yoğun kara harekatına başladığı belirtilmiştir. 36. Tümen’in 91. Tümen ile eş güdümlü hareket edeceği ifade edilmiştir.
İsrail ordusunun açıklamasına göre, kara harekâtına 91, 36, 146 ve 210’uncu tümenler katılmaktadır. 91. Tümen doğu bölgesinde, 210. Tümen Cebel Rus mevkisinde, 146. Tümen batı bölgesinde, 36. Tümen ise güney hattında operasyon yürütmektedir. Kara unsurlarından önce topçu birlikleri ve savaş uçaklarının yoğun bombardıman gerçekleştirdiği aktarılmıştır.
Hizbullah tarafından yapılan açıklamada, Lübnan’ın güneyindeki el-Hiyam bölgesi ile İsrail’in kuzeyindeki Misgav Am bölgesinde bulunan İsrail askeri noktalarının füzelerle vurulduğu duyurulmuştur. Açıklamada ayrıntılara yer verilmemiştir.
Birleşmiş Milletler (BM) Lübnan’daki İnsani Yardım Koordinatörü Imran Riza, 17 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, İsrail’in saldırıları altında bulunan Lübnan’da sivillerin “çok büyük bir bedel ödediğini” belirtmiştir.
Riza, son 15 günde 2 bin 200’den fazla saldırı yaşandığını ifade etmiş; Lübnan Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2 Mart’tan bu yana 886 kişinin öldüğünü, 2 bin 140’tan fazla kişinin yaralandığını açıklamıştır. Ölenlerin en az 107’sinin çocuk olduğu belirtilmiştir.
Yerinden edilenlerin sayısının 1 milyon 49 bini aştığı, bu sayının kendi kendine kayıt yaptıranları kapsadığı ve gerçek sayının daha yüksek olabileceği ifade edilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü’nün son 15 günde sağlık hizmetlerine yönelik 28 saldırı kaydettiği, bu saldırılarda 33 sağlık çalışanının öldüğü ve 5 hastanenin kapatıldığı bildirilmiştir. BM, Lübnan’daki insani duruma müdahale amacıyla 308 milyon dolarlık acil yardım çağrısı başlattığını ve üç ay içinde 1 milyon kişiye ulaşmayı hedeflediğini duyurmuştur.
İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinin bir kısmı ve çevresindeki yerleşim bölgelerine yönelik saldırı tehdidinde bulunarak bölge halkından evlerini terk etmelerini istemiştir. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, sosyal medya üzerinden paylaştığı haritada kırmızıyla işaretlenen bölgelerde yaşayanların Lübnan-İsrail sınırına yaklaşık 30 kilometre uzaklıktaki Zehrani Nehri’nin kuzeyine geçmelerini talep etmiştir.
Haritada Sur kent merkezindeki Hamadiye ile Şebriha, Cullul Bahır, Zakuk el-Mefdi, Elıbas, Maşuk, Burç Şemali, Neba, El-Hoş, Reşidiyye ve Ayn Bial bölgelerinin yer aldığı belirtilmiştir.
İsrail ordusunun tahliye çağrısı ve saldırı tehdidinin ardından Lübnan’ın Sur kentinden kuzeye doğru yoğun bir göç dalgası yaşanmıştır. Lübnan basınında yer alan haberlere göre kent sakinleri kuzeye doğru hareket etmiş, yollarda yoğun trafik ve kalabalık oluşmuştur.
Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, tahliye çağrısının ardından kentteki nüfus hareketliliğinin arttığı görülmüştür.
İsrail ordusunun Lübnan’ın başkenti Beyrut’a düzenlediği iki hava saldırısında 6 kişi hayatını kaybetmiş, 24 kişi yaralanmıştır. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırıların ardından enkazdan ceset kalıntılarının çıkarıldığını ve kimlik tespiti için DNA analizlerinin yapıldığını açıklamıştır.
Saldırıların Beyrut’un merkezi noktalarından Balata Sokağı Mahallesi ile güneydeki Dahiye bölgesini hedef aldığı bildirilmiştir.
İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki Sayda kentine bağlı el-Akabiye beldesinde çok katlı bir binaya hava saldırısı düzenlemiştir. Yerel basın ve sosyal medyada saldırı anına ilişkin görüntüler paylaşılmıştır.

Beyrut'ta Düzenlenen Saldırılar. 18 Mart 2026 (Anadolu Ajansı)
Söz konusu bölgenin daha önce İsrail tarafından tahliye edilmesi istenen ve harita üzerinde işaretlenen alanlar arasında yer aldığı belirtilmiştir.
İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyine yönelik yeni bir saldırı dalgası başlattığını duyurmuştur. Açıklamada, Hizbullah’a ait olduğu iddia edilen hedeflerin vurulduğu belirtilmiştir.
Sur kenti ve çevresine yönelik tahliye çağrısına atıfta bulunulan açıklamada, operasyonların bu çerçevede sürdürüldüğü ifade edilmiştir.
İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyinde yer alan Nebatiye kentindeki Hirbet Silm ve Beyt Yahun köyleri ile Sur kentindeki Sarifa ve Deyr Kanun en-Nehr köyleri için saldırı tehdidinde bulunmuştur. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, söz konusu bölgelerde Hizbullah faaliyetlerinin bulunduğunu iddia ederek bölge halkının evlerini terk etmesini istemiştir.
Tahliye çağrısında, sivillerin Zehrani Nehri’nin kuzeyine geçmeleri gerektiği ifade edilmiştir.
İsrail ordusunun Lübnan’ın doğusundaki Bekaa bölgesinde yer alan Sehmar beldesinde dört evi hedef aldığı hava saldırısında 4 kişi hayatını kaybetmiştir. Lübnan resmi ajansı NNA’da yer alan haberde, saldırının doğrudan sivil yerleşim alanlarını hedef aldığı belirtilmiştir.
İsrail ordusunun Lübnan genelinde gece saatlerinden itibaren düzenlediği saldırılarda toplam can kaybının 39’a yükseldiği bildirilmiştir. Lübnan Sağlık Bakanlığı, Beyrut’ta 12 kişinin hayatını kaybettiğini ve 41 kişinin yaralandığını açıklamıştır.
Nebatiye, Sayda, Bekaa ve Baalbek bölgelerinde gerçekleştirilen saldırılarda çok sayıda sivilin yaşamını yitirdiği, bazı kişilerin kayıp olduğu ve yaralıların bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca çeşitli noktalarda sağlık tesislerinin ve sivil araçların da hedef alındığı aktarılmıştır.
İsrail’in Beyrut’ta düzenlediği hava saldırısında Hizbullah’a bağlı El-Manar televizyonunun siyasi programlar direktörü Muhammed Şeri ile eşinin hayatını kaybettiği bildirilmiştir. Saldırının Sokak Balat Mahallesi’ndeki bir apartmanı hedef aldığı belirtilmiştir.
İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyi ile kuzeyi arasındaki bağlantıyı sağlayan Litani Nehri üzerindeki köprüleri hedef almıştır. Daha önce bölgedeki geçiş noktalarına yönelik saldırı tehdidinde bulunan İsrail, Sur kenti kırsalında yer alan Kasımiye Köprüsü ile köprü yakınındaki bir kafeyi vurmuştur.
Lübnan haber ajansı NNA’ya göre, saldırı sonrası köprü önünde oluşan hasarın giderilmesi için sivil savunma ekipleri tarafından çalışmalar başlatılmıştır. Aynı bölgede daha az kullanılan bir başka köprünün de bombalandığı ve bu saldırı sonucu yangın çıktığı, yangına müdahalenin sürdüğü bildirilmiştir.
İsrail ordusu, Litani Nehri üzerindeki köprüler ve diğer geçiş noktalarının Hizbullah unsurları tarafından kullanıldığını iddia ederek bölge halkına yönelik tahliye çağrıları yapmış ve sivillerden ülkenin kuzeyine geçmelerini istemiştir.
İsrail ordusu, 2 Mart 2026 tarihinde başlattığı askeri operasyonlar kapsamında Lübnan’ın güneyinde yer alan çok sayıda yerleşim birimine yönelik hava ve topçu saldırılarını sürdürmüştür. Lübnan resmi haber ajansı NNA’nın aktardığına göre, İsrail savaş uçakları özellikle Nebatiye kenti çevresindeki beldeleri hedef almıştır.
Nebatiye’ye bağlı Hıyam ve Taybe beldeleri gece boyunca yoğun bombardımana maruz kalmış, bu bölgelerde İsrail ordusu ile Hizbullah arasında şiddetli çatışmalar yaşanmıştır. Hıyam beldesi hava ve topçu saldırılarıyla hedef alınırken bölgede güçlü patlamalar meydana gelmiştir.
Bint Cibeyl ve çevresi ile İsrail sınır hattındaki Marun er-Ras da İsrail ordusunun saldırılarına maruz kalmıştır. Lübnan’ın güneybatısında yer alan Sur kentinde daha önce yapılan tahliye uyarılarının ardından saldırılar artırılmıştır. İsrail ordusu kentte bir yerleşim yerini hedef almış, Huş beldesinde bir binayı bombalayarak yıkmıştır.
Sur kentinin Bazuriye ve Aytit beldeleri ile Burc Şimaliye, Şihhin ve Mervahin bölgeleri de saldırılardan etkilenmiştir. Ayrıca Lübnan’ın güneyinin kuzey kesiminde yer alan Cizzin bölgesine bağlı Serire beldesinde iki evin yakını İsrail savaş uçakları tarafından vurulmuştur.
İsrail’in ABD ile birlikte yürüttüğü İran ve Lübnan’a yönelik askeri operasyonların birkaç hafta daha devam edebileceği ileri sürülmüştür. İsrail basınında yer alan bilgilere göre, güvenlik kabinesi toplantısında İran ve Lübnan’a yönelik saldırılar kapsamlı şekilde ele alınmıştır.
Toplantıya katılan askeri ve siyasi yetkililerin, İsrail ordusu ile Mossad’ın yürüttüğü operasyonların planlandığı şekilde ilerlediği ve belirlenen hedeflere ulaşılmakta olduğu yönünde değerlendirmelerde bulunduğu aktarılmıştır. Bu değerlendirmeler doğrultusunda mevcut operasyonların kısa vadede sona ermeyeceği ifade edilmiştir.
ABD ile İsrail’in 28 Şubat 2026 tarihinde İran’a yönelik başlattığı saldırılar sürerken, İsrail ordusu 2 Mart itibarıyla Lübnan’a yönelik hava saldırılarını genişletmiş ve başkent Beyrut’u da hedef almıştır. Aynı süreçte Lübnan’ın güneyinde Hizbullah varlığını gerekçe göstererek kara operasyonlarını genişletme yönünde adımlar atılmıştır.
Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İsrail’in 2 Mart 2026 tarihinden bu yana gerçekleştirdiği saldırılar sonucunda hayatını kaybedenlerin sayısının son 24 saatte 20 artarak 1021’e yükseldiği bildirilmiştir. Yaralı sayısının ise 2 bin 641’e ulaştığı ifade edilmiştir.
Hayatını kaybedenler arasında 118 çocuk ve 79 kadının bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca saldırılarda 40 sağlık çalışanının yaşamını yitirdiği ve 119 sağlık çalışanının yaralandığı açıklanmıştır.
Bakanlık daha önce yaptığı açıklamada toplam can kaybını 1001, yaralı sayısını ise 2 bin 584 olarak duyurmuş, son verilerle birlikte kayıpların arttığı kaydedilmiştir.
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, İsrail saldırıları nedeniyle ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 20’sinin yerinden edildiğini açıklamış ve İsrail ile doğrudan müzakerelere başlanması için ABD’ye arabuluculuk çağrısında bulunmuştur.
Selam, ABD Başkanı Donald Trump’a hitaben yaptığı açıklamada, uluslararası himaye altında İsrail ile derhal doğrudan görüşmelere hazır olduklarını belirtmiştir. ABD’nin stratejik bir ortak olduğunu ifade eden Selam, Trump’ın ateşkes sağlanması için taraflar üzerinde etkili olabileceğini dile getirmiştir.
Selam ayrıca, çatışmanın Lübnan tarafından tercih edilmediğini belirterek ülkenin önceliklerinin savaşı durdurmak, sivilleri korumak, yerinden edilenlerin geri dönüşünü sağlamak ve yeniden inşa sürecini başlatmak olduğunu ifade etmiştir.
Başbakan Selam, Lübnan’ın hem iç siyasi dinamikler hem de dış müdahaleler nedeniyle zor bir denklemin içinde bulunduğunu belirterek ulusal birlik ve devlet kurumlarının korunmasının önemine vurgu yapmıştır.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda İsrail saldırıları nedeniyle ülkenin zor koşullar altında bayrama girdiğini ifade etmiştir. Avn, bayramın Lübnan halkına barış, istikrar ve iyilik getirmesi temennisinde bulunmuş, mevcut şartların halkı acı ve zorluklarla karşı karşıya bıraktığını belirtmiştir. Lübnan halkının kararlılığına ve ulusal birliğe bağlılığına olan inancını dile getirmiştir. Cumhurbaşkanı Avn, kardeşlik ve dayanışmanın önemine dikkat çekerek bayramın toplumsal birlik duygusunu güçlendirme fırsatı sunduğunu ifade etmiştir.
Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta, İsrail savaş uçaklarının ses duvarını aşması sonucu iki şiddetli patlama sesi duyulmuştur. Bölgedeki gözlemlere göre, patlama seslerinin ardından kent merkezinde ve güneyde yer alan Dahiye bölgesinde herhangi bir yıkım ya da duman oluşumu tespit edilmemiştir.
Lübnan haber ajansı NNA da patlama seslerinin İsrail savaş uçaklarının ses duvarını aşmasından kaynaklandığını bildirmiştir. Olay, hava sahasında devam eden askeri hareketliliğin bir sonucu olarak kaydedilmiştir.
Lübnan Sağlık Bakanı Reken Nasreddin, İsrail saldırıları nedeniyle yerinden edilenlerin sayısının 1 milyona ulaştığını açıklamış ve uluslararası yardımların önemine dikkat çekmiştir.
Nasreddin, başkent Beyrut’un kuzeyindeki Biblos kentinde bulunan barınma merkezlerini ziyaret etmiş, bu merkezlerde sağlık hizmetlerinin sürdürülmesi için ilaç ve tıbbi desteğe ihtiyaç duyulduğunu belirtmiştir.
Türkiye’nin TİKA aracılığıyla sağladığı yardımlara teşekkür eden Nasreddin, ayrıca UNICEF ve Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere uluslararası topluma desteklerinden dolayı teşekkür etmiştir. Sağlık hizmetlerinin genişletilmesinin öncelikli ihtiyaçlar arasında yer aldığı ifade edilmiştir.
ABD’nin Beyrut Büyükelçisi Mişel İsa, Lübnan’da kalıcı barışın sağlanabilmesi için İsrail ile müzakerelerin gerekli olduğunu ifade etmiştir. Lübnan yönetiminin, saldırılar devam ederken müzakere sürecine girip girmeme konusunda karar vermesi gerektiğini belirtmiştir.
Büyükelçi İsa, Lübnan’ın güneyindeki Hristiyan köylerinin hedef alınmaması için İsrail ile temas kurulduğunu ve bu konuda belirli güvenceler alındığını aktarmıştır. Ayrıca Lübnan ordusunun söz konusu bölgelerde konuşlanmasının önemine değinmiştir. ABD’nin Lübnan’ın bağımsızlığına verdiği desteği yineleyen İsa, çatışmanın sona erdirilmesi için diplomatik çabaların sürdürüldüğünü ifade etmiştir.
Hizbullah, İsrail’in kuzeyinde bulunan askeri üsler, yerleşim yerleri ve Lübnan’daki İsrail birliklerine yönelik yoğun saldırılar düzenlediğini açıklamıştır. Açıklamada, Ayalet, Mahava Alon, Filon ve Tifon üsleri ile Kefr Giladi kışlasının roketler ve insansız hava araçlarıyla hedef alındığı belirtilmiştir.
İsrail’in kuzeyindeki Nehariye kenti ile Avivim, Şilomi, Yiron ve Kiryat Şimona yerleşimlerinin de saldırıların hedefi olduğu ifade edilmiştir. Lübnan’ın güneyinde bulunan Merkeba, Marun er-Ras, Ayterun, Ayta eş-Şaab, Dıhayra, Alma eş-Şaab ve Taybe beldelerindeki İsrail birliklerinin de roket ve İHA saldırılarına maruz kaldığı bildirilmiştir. Ayrıca Baraşit beldesi üzerinde İsrail’e ait bir insansız hava aracının düşürüldüğü aktarılmıştır.
İsrail ordusu, Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyinde yer alan ve Hizbullah’ın güçlü olduğu belirtilen Dahiye bölgesindeki mahallelere yönelik yeni saldırı tehdidinde bulunmuştur. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, bölgedeki Hureyk, Gubeyri, Leyleki, Hades, Burc el-Baracine, Tahvidet el-Gadir ve Şiyah mahallelerinde Hizbullah’a ait olduğu ileri sürülen askeri altyapının hedef alınacağını açıklamıştır.
Açıklamada, saldırıların artan güçle devam edeceği ve bölgede kalan sivillerin tahliye edilmesi gerektiği belirtilmiş; daha önce zorla yerinden edilen nüfusun bulunduğu alanlarda yeni bir tahliye çağrısı yapılmıştır.
Hizbullah, İsrail ordusunun hava ve kara saldırıları düzenlediği Lübnan’ın güneyinde doğrudan çatışmaların yaşandığını duyurmuştur. Açıklamada, Nakura beldesindeki Tabasin bölgesinde sızma girişiminde bulunan İsrail askerlerinin hedef alındığı belirtilmiştir.
Hıyam beldesinde yoğunlaşan çatışmalarda İsrail birliklerinin çeşitli noktalarda hedef alındığı ve bölgede çatışmaların sürdüğü ifade edilmiştir. İsrail’in kuzeyindeki Rosh Pina askeri üssü ile Yuval ve Metula yerleşimlerinde bulunan İsrail askerlerine roket saldırıları düzenlendiği aktarılmıştır. Ayrıca Taybe, Adise ve Merkeba beldelerinde İsrail birliklerine yönelik saldırılar gerçekleştirildiği bildirilmiştir.
Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, 2 Mart’tan bu yana İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 1024’e, yaralı sayısının ise 2 bin 740’a yükseldiği bildirilmiştir. Açıklamada, hayatını kaybedenler arasında 118 çocuk ve 79 kadının bulunduğu belirtilmiştir.
Ayrıca saldırılar sonucunda 40 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği ve 119 sağlık çalışanının yaralandığı ifade edilmiştir. Verilerin, önceki açıklamalara göre artış gösterdiği kaydedilmiştir.
İsrail ordusu, hafta sonu boyunca İran ve Lübnan’da 200’den fazla hedefe saldırı düzenlediğini açıklamıştır. Açıklamada, İran’da balistik füze depoları, füze rampaları, hava savunma sistemleri ve askeri tesislerin hedef alındığı belirtilmiştir.
Lübnan’da ise Beyrut ve diğer bölgelerde iki dalga halinde saldırılar gerçekleştirildiği, bu saldırılarda Hizbullah’a ait komuta merkezlerinin hedef alındığı ileri sürülmüştür. Ayrıca Lübnan’ın güneyindeki kara operasyonlarında çok sayıda silah deposunun tespit edildiği ve çatışmalarda en az 10 Hizbullah mensubunun öldüğü iddia edilmiştir.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, Lübnan’ın güneyindeki Litani Nehri üzerindeki köprülerin bombalanması talimatını verdiği bildirilmiştir. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, söz konusu talimatın Hizbullah unsurlarının bölgedeki hareketliliğini engelleme amacı taşıdığını açıklamıştır.
Açıklamada, Litani Nehri üzerindeki tüm köprülerin imha edilmesinin planlandığı ve Kasimiyye Köprüsü’nün yeniden hedef alınacağı belirtilmiştir. Bununla birlikte İsrail ordusuna, Lübnan’ın sınır hattındaki köylerde bulunan tüm evlerin yıkılması talimatı verildiği ifade edilmiştir. Bu kapsamda, Gazze Şeridi’nde uygulanan yıkım modelinin Lübnan’ın güneyinde de hayata geçirilmesinin planlandığı ve sınır hattındaki yerleşimlerin tamamen ortadan kaldırılmasının hedeflendiği bildirilmiştir.
23 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyine yönelik saldırıları gün boyunca farklı yerleşim alanlarına yayılmıştır. Sabah saatlerinde Sur kentine bağlı Eş-Şehabiye kasabasında bir binaya düzenlenen hava saldırısında 1 kişi hayatını kaybetmiş, 1 kişi yaralanmıştır.
Günün ilerleyen saatlerinde Sur kentine bağlı el-Haniyye beldesi topçu atışlarıyla hedef alınmış; saldırıda 1 kişi hayatını kaybetmiş ve 1 kişi yaralanmıştır. Aynı gün Nebatiye kentinin Mercayun ilçesine bağlı Mecdel es-Silm beldesinde bir motosikletin hedef alınması sonucu 1 kişi ölmüş, 2 kişi yaralanmıştır. Sur kentinin doğusunda yer alan Tebnin beldesinde ise saldırılar sonucunda konutlar ve ticari işletmelerde ciddi hasar meydana gelmiştir.
İsrail ordusu, 23 Mart 2026 tarihinde Lübnan’ın başkenti Beyrut’un Hazimiyye bölgesinde bulunan bir daireye hava saldırısı düzenlemiştir. Saldırıda ilk belirlemelere göre 1 kişi hayatını kaybetmiştir.
Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, saldırının bir konutu hedef aldığı ve can kaybına yol açtığı bildirilmiştir. İsrail ordusu ise saldırıya ilişkin olarak, Kudüs Gücü mensubu bir kişinin hedef alındığını ileri sürmüştür.
Aynı günün akşam saatlerinde İsrail ordusu, Beyrut’un güneyinde yer alan Dahiye bölgesine hava saldırıları düzenlemiştir. Bölgedeki kaynaklara göre saldırılar sırasında başkent Beyrut ve çevresinde güçlü patlama sesleri duyulmuş, hedef alınan noktalardan yoğun duman yükselmiştir.
Güncellenen bilgilere göre İsrail savaş uçakları, Dahiye bölgesini kısa bir zaman dilimi içerisinde en az üç kez hedef almıştır. Saldırıların yarım saat içinde tekrarlandığı ve bölgede uçak seslerinin sürdüğü bildirilmiştir. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee tarafından yapılan açıklamada, “Beyrut’taki Hizbullah altyapısını hedef alan hava saldırıları başlattıklarını” ifade edilmiştir.
Lübnan resmi haber ajansı NNA’ya göre, İsrail ordusu 23 Mart tarihinde ülkenin güneyinde bulunan Nakura, Hamul ve Beyada beldelerine fosfor bombalarıyla saldırı düzenlemiştir. Saldırıların sahil kesiminde yoğunlaştığı ve önceki günlerde de benzer mühimmatın kullanıldığı bildirilmiştir.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, 23 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, İsrail’in 2 Mart 2026’dan itibaren Lübnan’a yönelik saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 1039’a, yaralı sayısının ise 2 bin 876’ya yükseldiğini duyurmuştur. Açıklamada, toplam can kaybının önceki verilere göre 10 kişi arttığı belirtilmiştir.
Lübnan hükümeti, aynı gün yaptığı açıklamada, İsrail’in saldırı tehdidi nedeniyle ülke içinde zorla yerinden edilenlerin sayısının 1 milyon 162 bin 237’ye yükseldiğini duyurmuştur. Lübnan Sosyal İşler Bakanı Hanin es-Seyyid tarafından yapılan açıklamada, ülke genelinde açılan 645 barınma merkezine 133 binden fazla kişinin yerleştirildiği ifade edilmiştir.

İsrail ordusunun bombaladığı Lübnan'ın güneyindeki Kasımiye Köprüsü, 23 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
İspanya hükümeti, 23 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada İsrail’in Lübnan’daki saldırılarını ve özellikle Litani Nehri üzerindeki köprüler ile sivil yerleşimlerin hedef alınmasını şiddetle kınamıştır.
İspanya Dışişleri Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, "İspanya hükümeti, İsrail yetkililerinin, İsrail ordusuna Litani Nehri üzerindeki tüm köprüleri ve sınır köylerindeki Lübnanlı sivillerin evlerini yıkma emri verdiği yönündeki açıklamalarını en güçlü şekilde kınamaktadır. Bu, uluslararası insancıl hukukun açık ve kasıtlı bir ihlalidir." denilmiştir.
"İspanya, Lübnan topraklarını izole etme ve bölme girişimlerini kesin bir dille kınamakta ve Lübnan'ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı gösterilmesini talep etmektedir" ifadesinin kullanıldığı açıklamada, "konut, sağlık tesisleri gibi sivil altyapıların uluslararası hukuka göre asla askeri hedef olarak kullanılamayacağı" vurgulanmıştır.
Açıklamada, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırıları, "uluslararası insancıl hukukun en temel ilkelerini ihlal ederek, masum sivillerin hayatlarını yok etmek" olarak değerlendirildi ve uluslararası topluma "Bu eylemlerin cezasız kalmasını önlemek, Lübnan Hükümeti'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü kendi yetkisi altında pekiştirme çabalarına desteği güçlendirmek için harekete geçme" çağrısında bulunulmuştur.
Mısır Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Litani Nehri üzerindeki köprüleri bombalamasını kınamış ve saldırıların sivil altyapıyı sistematik şekilde hedef aldığını belirtmiştir.
Açıklamada, bu eylemlerin Lübnan’ın egemenliğini, uluslararası hukuku ve Birleşmiş Milletler Antlaşması’nı ihlal ettiği ifade edilmiştir. Mısır, olası bir kara işgalinin sonuçlarına karşı uyarıda bulunmuş; altyapının kasıtlı olarak tahrip edilmesinin yaklaşık 1 milyon kişinin yerinden edilmesine yol açtığını ve bunun “toplu cezalandırma” niteliği taşıdığını bildirmiştir.
Ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi başta olmak üzere uluslararası topluma, saldırıların durdurulması ve insani durumun kötüleşmesinin önlenmesi için acil harekete geçme çağrısı yapılmıştır.
Avrupa Birliği Komisyonunun Eşitlik, Hazırlıklılık ve Kriz Yönetiminden Sorumlu Üyesi Hadja Lahbib, 23 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, İsrail’in Lübnan’daki köprüler dahil olmak üzere Orta Doğu’daki kritik altyapıya yönelik saldırılarını kınamıştır. Lahbib, sivil altyapıya yönelik saldırıların uluslararası insancıl hukukun ihlali olduğunu vurgulamış ve bu tür eylemlerin bölgedeki gerilimi daha da artıracağını belirtmiştir. Açıklamasında, “Lübnan’daki köprüler dahil Orta Doğu’daki hayati öneme sahip altyapı tesislerine yönelik saldırıları kınıyorum.” ifadelerine yer verilmiştir. Lahbib ayrıca diplomatik müzakerelerin yeniden başlatılması gerektiğini ve siyasi bir çözüme ihtiyaç duyulduğunu ifade etmiştir.
İsrail ordusu, 23 Mart 2026 tarihinde Lübnan’ın güneyini ikiye ayıran Litani Nehri üzerindeki ulaşım altyapısına yönelik saldırılarını sürdürmüştür. Sabah saatlerinde Nebatiye vilayetinde bulunan Kakaiyya Köprüsü düzenlenen yoğun hava saldırıları sonucunda tamamen yıkılmıştır.
Aynı gün içerisinde Sayda kentinin güneyinde yer alan Arzay-Burc Rahhal Köprüsü de İsrail savaş uçakları tarafından hedef alınmıştır. Bunun yanı sıra daha önce vurulan Kasımiye Köprüsü çevresindeki tali yollar da yeniden bombalanmıştır.

İsrail'in hedef aldığı Dellafe Köprüsü, 23 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Gün içinde Litani Nehri üzerindeki bir diğer kritik geçiş noktası olan Dellafe Köprüsü de hedef alınmıştır. Hasbaya ve Mercayun bölgelerini birbirine bağlayan köprü, İsrail savaş uçakları tarafından bombalanmıştır. Söz konusu köprünün, Lübnan’ın güney bölgeleri ile kuzey kesimleri arasındaki bağlantıyı sağlamasının yanı sıra Bekaa bölgesinden güneye geçişlerde de kullanıldığı belirtilmiştir.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun Litani Nehri üzerindeki köprülerin hedef alınması yönünde orduya talimat verdiğini açıklamıştır. Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ise bu saldırıların ülkenin güneyindeki kontrolün genişletilmesine yönelik bir girişim olduğunu ifade etmiştir.
23 Mart 2026 tarihinde Hizbullah tarafından Lübnan’dan ateşlenen bir roket, İsrail’in kuzeyinde bulunan Kiryat Şimona kentinde bir otobüsün yakınına düşmüştür. Saldırı sırasında otobüste bulunan 3 kişi yaralanmış, yaralılardan birinin durumunun ağır olduğu bildirilmiştir. Yüzüne şarapnel isabet eden ağır yaralının helikopterle Hayfa’daki Rambam Hastanesi’ne sevk edildiği aktarılmıştır. Roketin yerleşim alanındaki yola isabet ettiği ve bir otobüste maddi hasara yol açtığı belirtilmiştir.
İsrail ordusu, 23 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, İran’dan İsrail’i hedef alarak fırlatılan iki balistik füzenin Lübnan topraklarına düştüğünü ileri sürmüştür. İsrail Ordu Sözcüsü tarafından yapılan açıklamada, söz konusu füzelerin Lübnan’ın güneyinde bulunan Beraşit ve Hadasa beldelerine isabet ettiği iddia edilmiştir.

İsrail ordusunun bombaladığı Lübnan'ın güneyindeki Kasımiye Köprüsü, 23 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, 23 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, İsrail’in saldırılarını sürdürdüğü Lübnan’ın güneyinin işgal edilmesi ve Litani Nehri’nin yeni sınır olarak belirlenmesi gerektiğini savunmuştur. Smotrich, İsrail’in kuzey sınırında köklü bir değişime gidilmesi gerektiğini ileri sürerek, “Tıpkı Gazze’de Sarı Hat ve Suriye’de tampon bölge oluşturduğumuz gibi, Litani Nehri Lübnan ile aramızdaki yeni sınırımız olmalıdır.” ifadelerini kullanmıştır. Lübnan’ın güneyinde bir tampon bölge oluşturulması gerektiğini öne süren Smotrich, İsrail ordusunun bölgedeki bazı köyleri yıktığını belirtmiştir.
İsrail ordusunun 24 Mart 2026 tarihinde gece saatlerinden itibaren Lübnan’ın çeşitli bölgelerine düzenlediği hava saldırılarında toplam 21 kişi hayatını kaybetmiştir.
Lübnan resmi ajansı NNA’nın aktardığına göre saldırılar kapsamında güneydeki Gassaniyye, Serire, Duveyr, Haruf, Ayn İbil, Sela ve Tayr Diba beldeleri hedef alınmıştır.
Sur kentinde Adlun ile Ebu’l Esved beldeleri arasındaki bölgede düzenlenen saldırıda 2 kişi hayatını kaybetmiş, 2 kişi yaralanmıştır. Sur’a bağlı Mahrune beldesinde bir motosikletin hedef alınması sonucu 1 kişi hayatını kaybetmiştir. Şebriha beldesinde bir aracın hedef alınması sonucu ise Suriyeli bir kişi hayatını kaybetmiştir.

İsrail ordusunun saldırıları sonucu Lübnan'da hasar gören binalar, 24 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Sur kentinde Burc eş-Şemali yolu üzerinde İsrail’e ait insansız hava aracının bir motosikleti hedef alması sonucu, Burc eş-Şemali Mülteci Kampı’ndan olduğu belirtilen Filistinli Rebi Halihil hayatını kaybetmiştir.
Sayda kentinin doğusunda bulunan Miye ve Miye Filistin Mülteci Kampı’nda bir eve düzenlenen saldırıda 2 kişi hayatını kaybetmiştir. Cebel-i Lübnan iline bağlı Aley ilçesindeki Beşamun beldesine düzenlenen hava saldırısında ise biri 3 yaşında çocuk olmak üzere 3 kişi hayatını kaybetmiş, 4 kişi yaralanmıştır.
Nebatiye kentinin güneyindeki Kefr Tebnit beldesine düzenlenen saldırıda Nebatiye Teknik Enstitüsü Genel Müdürü Mahmud Hamad hayatını kaybetmiştir. Nebatiye kentinin kuzeyinde bir motosikletin hedef alınması sonucu Nebatiye Ambulans Servisi’nde görevli 2 sağlık personeli hayatını kaybetmiştir. Hayatını kaybedenlerin, Nebatiye Belediye Başkanı Hasan Nizar Cabir’in oğlu Ali ile Nebatiye Ambulans Operasyonları Başkanı Muhammed Süleyman’ın oğlu olduğu bildirilmiştir.
Ayrıca İsrail’e ait insansız hava aracının Nebatiye-Habuş yolu üzerindeki el-Feyruz Restoranı çevresine düzenlediği saldırıda bir Suriyeli hayatını kaybetmiştir. Öte yandan İsrail ordusu aynı gün içerisinde Nakura ve İlma Şaab beldelerine topçu atışları gerçekleştirmiştir.
İsrail ordusu, 24 Mart 2026 tarihinde Lübnan’ın güneyinde yer alan Sur kentinde daha önce saldırı tehdidinde bulunduğu bölgeleri hedef almıştır. Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre, İsrail savaş uçakları Sur kentine bağlı Maşuk ve Burc eş-Şemali bölgelerine hava saldırıları düzenlemiştir.
Saldırılar öncesinde İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, sabah saatlerinde ABD merkezli bir sosyal medya platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, Sur kent merkezi ile Maşuk ve Burc eş-Şemali bölgelerinde bulunan 5 nokta için saldırı ve tahliye tehdidinde bulunmuştur. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, Maşuk bölgesine düzenlenen saldırı sırasında patlama seslerinin duyulduğu ve hedef alınan noktadan yoğun duman yükseldiği görülmüştür.

İsrail ordusunun saldırıları sonucu Lübnan'da hasar gören binalar, 24 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
İsrail ordusu, 24 Mart 2026 tarihinde güneyde bulunan Nakura ve İlma Şaab beldelerine topçu atışları düzenlemiştir.
Lübnan resmi ajansı NNA’nın haberine göre, İsrail ordusu Nakura beldesinin güneyinde yer alan Hamul bölgesini fosfor bombasıyla hedef almıştır. Aynı bölgelerin bir gün önce de benzer mühimmatla vurulduğu bildirilmiştir.
Aynı gün İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinde bulunan akaryakıt istasyonlarını hedef aldığı bildirilmiştir. Nebatiye kentinde “Al Amana” adlı iki akaryakıt istasyonu, Sur kentinde ise Deyr Antar, Burguliye beldeleri ile Reşidiye yolu üzerindeki üç ayrı “Al Amana” akaryakıt istasyonu bombalanmıştır. İsrail tarafı, söz konusu tesislerin Hizbullah tarafından kullanıldığını ileri sürmüştür.
Lübnan resmi ajansı NNA’nın aktardığına göre, İsrail ordusuna bağlı bir birlik gece yarısından sonra Hilta beldesine girerek bir eve baskın düzenlemiştir.
Baskın sırasında açılan ateş sonucu 1 kişi hayatını kaybetmiş, çok sayıda kişi yaralanmıştır. Ayrıca 4 kişinin İsrail askerleri tarafından alıkonulduğu bildirilmiştir.

İsrail ordusunun saldırıları sonucu Lübnan'da hasar gören binalar, 24 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
İsrail ordusu, Litani Nehri üzerinde bulunan ve ülkenin güneyi ile kuzeyi arasındaki bağlantıyı sağlayan Dellafe Köprüsü’nü ikinci kez bombalamış ve köprü tamamen yıkılmıştır. Söz konusu köprü, Hasbaya ve Mercayun bölgelerini birbirine bağlamakta ve Bekaa bölgesinden güneye geçişlerde kullanılmaktadır.
İsrail ordusu, 24 Mart 2026 tarihinde Beyrut’un güneyinde bulunan Dahiye bölgesine de hava saldırıları düzenlemiştir. Saldırılar sonrasında Beyrut ve çevresinde patlama sesleri duyulmuş, hedef alınan noktalardan duman yükseldiği bildirilmiştir.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, ordu komuta kademesiyle yaptığı değerlendirme toplantısında, kara saldırıları yürüttükleri Lübnan'a ilişkin konuşmuştur. Hizbullah tarafından kullanıldığını öne sürdüğü Litani Nehri üzerindeki 5 köprüyü hedef aldıklarını belirten Katz, İsrail ordusunun kalan köprülerde ve Litani Nehri'ne kadar olan bölgede "güvenlik kontrolünü sürdüreceklerini" söyleyerek kalıcı işgale işaret etmiştir.
İsrail'in kuzeyindeki yerleşimlerin güvenliğini bahane eden Katz, Lübnan'ın güneyinden sürgün ettikleri 100 binlerce kişinin geri dönüşüne izin vermeyeceklerini söylemiştir. Katz, Lübnan hükümetinin Hizbullah'ın silahsızlandırılması konusunda adım atmadığını iddiasını da yinelemiştir.
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Ofisinden yapılan yazılı açıklamada, "Lübnan'ın güneyindeki cephe hattındaki köylerde bulunan evlerin yıkılmasına yönelik açıklamalar ciddi endişe vericidir. Uluslararası insancıl hukuk kapsamında sivillerin ve sivil yapıların korunması gerekmektedir. Bu tür operasyonlar savaş suçu teşkil edebilir." ifadelerine yer verilmiştir.
İsrail basınında yer alan haberlere göre, 24 Mart'ta Lübnan’dan İsrail’in kuzey bölgelerine doğru 30 füze atılmıştır. Sirenlerin Hayfa, Akka, Nahariya ve Hayfa Körfezi çevresinde çaldığı bildirilmiştir. Füzelerin büyük bölümünün hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği, en az bir füzenin Krayot bölgesine düştüğü aktarılmıştır. İsrail acil yardım servisi tarafından yapılan açıklamada, saldırılar sonucunda yaralanma bildirilmediği ifade edilmiştir.
Hizbullah, 24 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, İsrail ordusuna ve İsrail’in kuzeyine yönelik saldırılarını sürdürdüğünü duyurmuştur.
Hizbullah’ın Telegram hesabından yapılan yazılı açıklamada, İsrail’e ait askeri noktalar ve birliklere yönelik 20’den fazla saldırı gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
Açıklamaya göre, Lübnan’ın güneyindeki Kavzah beldesinde İsrail askerleri ve askeri araçları defalarca hedef alınmıştır. Ayrıca Alma eş-Şaab ve Marun er-Ras beldeleri ile Blat bölgesinde, roket ve topçu atışlarıyla İsrail birliklerine yönelik saldırılar düzenlenmiştir. İsrail’in kuzeyinde ise Krayot bölgesinde bulunan Rafael Gelişmiş Savunma Sistemleri Kompleksi ile Migdal Tefen Radar İstasyonu hedef alınmıştır. Bunun yanı sıra Nehariye, Sasa, Kiryat Şimona ve Hagoshrim yerleşimlerine roket ve insansız hava araçlarıyla saldırılar gerçekleştirilmiştir.
Ayrıca Lübnan-İsrail sınırında bulunan Fatima Kapısı Sınır Kapısı’nda toplanan İsrail askerlerinin de roket saldırılarıyla hedef alındığı bildirilmiştir. Açıklamada, İsrail ordusunun Lübnan’ın güney ve doğu kesimlerine yönelik hava saldırıları ile güneydeki kara operasyonlarının sürdüğü de ifade edilmiştir.
Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından 24 Mart 2026 tarihinde yapılan açıklamada, İsrail’in 2 Mart 2026 tarihinden bu yana Lübnan’a yönelik düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 33 artarak 1072’ye yükseldiği bildirilmiştir. Aynı açıklamada, saldırılarda yaralananların sayısının ise 2 bin 966’ya ulaştığı ifade edilmiştir.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, 24 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarına ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Lübnan Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre Avn, İngiltere Savunma Bakanlığının Orta Doğu ve Kuzey Afrika İşlerinden Sorumlu Danışmanı Edward Ahlgren ile gerçekleştirdiği görüşmede, Lübnan’ın kendi topraklarında “başkalarının savaşlarını yürütmesinin mümkün olmadığını” belirtmiştir.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn (sağda), 24 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Avn, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarına işaret ederek, ülkesinin saldırılara maruz kaldığını ifade etmiş ve Lübnan’ın “başkalarının savaşlarına sahne olmayacağını” vurgulamıştır. Hükümetin silahın tek elde toplanması ve savaş ile barış kararlarının merkezi şekilde alınmasına ilişkin politikalarından geri dönüş olmadığını belirten Avn, şu ifadeyi kullanmıştır: “İsrail işgal ettiği topraklardan çekilme çağrılarına ve ateşkes anlaşmasına uysaydı savaş önlenebilirdi.”
Avn ayrıca, İsrail’in Litani Nehri üzerindeki köprüleri hedef almasının, nehrin güneyindeki köy ve beldeleri ülkenin diğer bölgelerinden izole etmeyi amaçladığını ve bunun ciddi sonuçlar doğurduğunu ifade etmiştir.
İsrail ordusu, 24 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, Lübnan genelinde bir şirkete ait akaryakıt istasyonlarını hedef aldığını doğrulamıştır.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Lübnan’da gerçekleştirilen yeni bir saldırı dalgasının tamamlandığı belirtilmiş ve saldırılar kapsamında, Hizbullah tarafından kontrol edildiği ve faaliyetlerini finanse ettiği iddia edilen “Al Amana” şirketine ait benzin istasyonlarının hedef alındığı ifade edilmiştir.
Açıklamada, söz konusu akaryakıt istasyonlarının kullanılamaz hale getirildiği belirtilmiş, Hizbullah’a ait araçların yakıt ihtiyacının bu istasyonlar üzerinden karşılandığı ve şirketin Hizbullah’a finansal gelir sağladığı ileri sürülmüştür. İsrail ordusu ayrıca, Hizbullah’a ait olduğu belirtilen Karz-ı Hasen Kurumu’nun varlıkları dahil olmak üzere Lübnan’daki hedeflere yönelik saldırıların süreceği yönünde açıklamada bulunmuştur.
Lübnan resmi ajansı NNA’nın daha önceki haberinde ise İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinde Al Amana şirketine ait 5 akaryakıt istasyonunu hedef aldığı bildirilmiştir.
İsrail ordusu, 24 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Kudüs Gücü mensubu olduğunu öne sürdüğü Muhammed Ali Kurani’ye yönelik suikast düzenlediğini iddia etmiştir.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran’a bağlı istihbarat unsurlarının Lübnan’da faaliyetlerini sürdürdüğü ileri sürülmüş ve Kurani’nin bu yapı içerisinde yer aldığı savunulmuştur. Açıklamada, Beyrut’ta gerçekleştirilen saldırıda Kurani’nin hedef alınarak öldürüldüğü öne sürülmüş, İran istihbaratının Lübnan topraklarında faaliyet yürüttüğü ve İsrail’e yönelik saldırıları organize ettiği iddia edilmiştir.

İsrail ordusunun saldırıları sonucu Lübnan'da hasar gören binalar, 24 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Hizbullah’ın 24 Mart 2026 tarihinde İsrail’in kuzeyine yönelik gerçekleştirdiği roket ve insansız hava aracı saldırılarında 1 kişi hayatını kaybetmiş, 2 kişi yaralanmıştır. İsrail acil yardım servisi Kızıl Davud Yıldızı tarafından yapılan açıklamada, saldırılar sırasında şarapnel nedeniyle yaralanan 2 kişiye müdahale edildiği bildirilmiştir.
İsrail basınında yer alan haberlere göre, Hizbullah tarafından İsrail’in kuzeyine yönelik yaklaşık 30 roket ve insansız hava aracıyla saldırı düzenlenmiştir. Saldırılar nedeniyle İsrail’in kuzeyinde bulunan Celile bölgesinde geniş bir alanda sirenlerin çaldığı aktarılmıştır.
Hizbullah, 24 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, İsrail’in kuzeyindeki çok sayıda yerleşim yerini roket ve insansız hava araçlarıyla hedef aldığını duyurmuştur. Hizbullah’ın Telegram hesabından yapılan açıklamada, saldırılar kapsamında İsrail’in kuzeyinde bulunan Ramot Naftali Kışlası, Kiryat Şimona, Misgav Am, Carmiel, Maalot Tarshiha ve Ayelet HaShachar yerleşimleri ile Adir Dağı bölgesinin hedef alındığı belirtilmiştir.
Açıklamada ayrıca, Lübnan’ın güneyinde yer alan Rabbu Selasin, Adisa, Hıyam, Nakura, Kavzeh, Alma eş-Şaab, Yarun ve Taybe beldelerinde İsrail askeri birliklerinin roket ve insansız hava araçlarıyla hedef alındığı ifade edilmiştir. Şiddetli çatışmaların yaşandığı Hıyam beldesi ile Taybe yakınlarında, İsrail ordusuna ait 2 adet D9 askeri buldozerin roketlerle hedef alındığı aktarılmıştır.
İsrail ordusunun aynı süreçte Lübnan’ın özellikle doğu ve güney kesimlerine yönelik saldırılarını sürdürdüğü belirtilmiştir.
25 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusunun, Lübnan’ın güneyinde yürüttüğü kara harekatını genişletmeyi planladığı bildirilmiştir. İsrail Ordu Radyosu’na dayandırılan haberde, mevcut kara operasyonlarına iki tümenin daha dahil edileceği ifade edilmiştir.
25 Mart günü İsrail ordusu, Lübnan’ın farklı bölgelerinde hava saldırıları düzenlemiştir.
Ayrıca:
Bunun yanı sıra İsrail ordusu, sınır hattındaki:
25 Mart 2026 tarihinde düzenlenen saldırılarda, Lübnan genelinde en az 3 kişinin hayatını kaybettiği, çok sayıda yapının hasar gördüğü ve bazı yerleşim alanlarının tamamen yıkıldığı bildirilmiştir. 2 Mart’tan bu tarihe kadar süren saldırılar kapsamında toplam can kaybının 1072’ye yükseldiği ifade edilmiştir.
Hizbullah tarafından yapılan açıklamada, İsrail’e karşı 21 ayrı saldırı düzenlendiği duyurulmuştur.
Açıklamada yer alan bilgilere göre:
İsrail’in kuzeyindeki:
yerleşimleri ile:
hedef alınmış, ayrıca Safed kentinin kuzeyindeki Dado Üssü’ne iki ayrı saldırı düzenlendiği belirtilmiştir.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, İran ve Lübnan’a yönelik yeni hava saldırı planlarını onayladığını açıklamıştır. Katz, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ile yapılan değerlendirme toplantısında, iki ülkeye yönelik yeni hedeflerin belirlendiğini ifade etmiştir. Ayrıca İsrail’in 28 Şubat’tan bu yana İran’a yönelik hava saldırılarında 15 binin üzerinde mühimmat kullandığı öne sürülmüştür.
25 Mart 2026 tarihinde İsrail hükümetinin, orduya 400 bine kadar yedek askeri silah altına alma izni verdiği bildirilmiştir. The Times of Israel gazetesine dayandırılan haberde, söz konusu kararın İran ve Lübnan’a yönelik devam eden askeri operasyonlar kapsamında alındığı aktarılmıştır.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, silah altına alınacak asker sayısının kesin olarak belirlenmediği, 400 bin rakamının operasyonel ihtiyaçlara göre esneklik sağlayan üst sınır olduğu ifade edilmiştir.
Lübnan ordusu, 24 Mart 2026 tarihinde Beyrut’un kuzeyindeki Kisirvan ilçesine düşen şarapnellerin, İran yapımı bir balistik füzeye ait olduğunu açıklamıştır. Yapılan resmi açıklamada, Lübnan topraklarının geniş bir alanına yayılan füze parçaları üzerinde saha incelemesi ve teknik analiz gerçekleştirildiği belirtilmiştir. İnceleme sonucunda söz konusu mühimmatın, yaklaşık 16 metre uzunluğunda, ortalama 2 bin kilometre menzile sahip ve birden fazla küçük füze taşıyabilen Kadir-110 tipi güdümlü balistik füze olduğu tespit edilmiştir.
Füzenin yüksek irtifada patladığı, bu nedenle hedefinin Lübnan toprakları dışında olduğunun değerlendirildiği ifade edilmiştir. Patlamanın, teknik bir arıza ya da önleyici bir müdahale sonucu gerçekleşmiş olabileceği bilgisi paylaşılmıştır. Açıklamada ayrıca, Lübnan’da herhangi bir önleyici füze fırlatma sistemi bulunmadığı vurgulanmış ve olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü kaydedilmiştir.
25 Mart 2026 tarihinde İsrail basınında yer alan haberlere göre, Lübnan’ın güneyinden İsrail’in kuzeyine yönelik roket saldırıları gerçekleştirilmiştir. Saldırılar sonucunda, Karmiel bölgesinde iki kişinin hafif yaralandığı bildirilmiştir.
Yedioth Ahronot gazetesine dayandırılan haberde, roketler nedeniyle Kiryat Şimona ve Karmiel bölgelerine şarapnel parçalarının düştüğü aktarılmıştır. Yaralanan kişilerin 50’li yaşlarda olduğu ve olay yerinde müdahale edildiği belirtilmiştir.
Saldırı sırasında, İsrail’in kuzeyinde yer alan:
dahil geniş bir alanda sık aralıklarla sirenlerin çaldığı ifade edilmiştir.
25 Mart 2026 tarihinde Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, İsrail ile devam eden çatışmalar bağlamında yaptığı açıklamada, “ateş altında müzakereyi” reddettiklerini duyurmuştur.
Hizbullah tarafından yayımlanan yazılı açıklamada Kasım, İsrail’in Lübnan topraklarını işgal ettiğini belirterek, bu koşullarda yürütülecek bir müzakerenin “teslimiyet anlamına geleceğini” ifade etmiştir. Açıklamada şu ifadelere yer verilmiştir: “Düşman İsrail ile ateş altında müzakere, teslimiyet anlamına gelir ve Lübnan'ın tüm kapasitesinin elinden alınması demektir; ayrıca toprakları işgal eden ve her gün saldıran bir düşmanla müzakere zaten reddedilmektedir.”
Kasım, İsrail’in saldırılarına karşılık verme ve ülkeyi savunma amacıyla gerekli hazırlıkların yapıldığını belirtmiştir. Ayrıca İsrail ve ABD’yi, Lübnan’ı zayıflatmaya ve iç karışıklık çıkarmaya çalışmakla suçlamıştır.
Açıklamada, bu sürece karşı koymanın hükümet, halk ve ordu dahil tüm kesimlerin ortak sorumluluğu olduğu vurgulanmıştır. Bunun yanı sıra Kasım, Lübnan hükümetinin silahların devlet tekelinde toplanmasına yönelik planının İsrail’in talepleriyle örtüştüğünü savunarak bu yaklaşıma karşı olduklarını ifade etmiştir.
25 Mart 2026 tarihinde uluslararası yardım kuruluşu Oxfam, İsrail’in Lübnan’daki bazı bölgelerde su ve sanitasyon altyapısını hedef alan saldırılar gerçekleştirdiğini bildirmiştir.
Kuruluştan yapılan yazılı açıklamada, İsrail ordusunun su altyapısına yönelik saldırılarının, daha önceki çatışmalarda yıkılan veya hasar gören ve yeniden inşa edilmekte olan tesislerin yakınlarını da kapsadığı ifade edilmiştir. Açıklamada, su tesislerinin hedef alınmasının insanların hayatta kalması için kritik öneme sahip altyapıya zarar verdiği belirtilmiştir.
Oxfam, Cenevre Sözleşmeleri kapsamında su tesislerine yönelik saldırıların yasak olduğunu hatırlatarak, suyun kesintiye uğratılmasının savaş yöntemleri arasında yer almasının “yasa dışı” olduğunu vurgulamıştır. Açıklamada ayrıca, suya erişimin kasıtlı olarak engellenmesinin veya yardımın ulaştırılmasının önlenmesinin “savaş suçu teşkil edebileceği” ifade edilmiştir. Kuruluş, İsrail’in Gazze’de uyguladığı su altyapısına yönelik askeri stratejinin Lübnan’ın bazı bölgelerinde de uygulanmaya başlandığına dair endişe duyduğunu belirtmiştir.
Oxfam açıklamasında, İsrail’in geniş çaplı tahliye çağrılarının ardından yüz binlerce kişinin Lübnan’ın güneyindeki evlerini terk etmek zorunda kaldığı bilgisi paylaşılmıştır. Kuruluş ve ortaklarının, yaklaşık 60 bin kişiye temiz su sağlayan 19 su tesisinde onarım çalışmalarını yürüttüğü, bu tesislerden 6’sının önceki saldırılarda hasar gördüğü belirtilmiştir. Ayrıca bu tesislerin bulunduğu bölgelerde hava saldırılarının devam ettiği ifade edilmiştir.
Devam eden saldırılar nedeniyle Oxfam ekiplerinin söz konusu tesislere güvenli şekilde ulaşamadığı, bu nedenle mevcut hasarın kapsamının değerlendirilemediği kaydedilmiştir.
Açıklamada, altyapıya yönelik saldırıların yalnızca su tesisleriyle sınırlı olmadığı; elektrik şebekeleri ve köprülerin de hedef alındığı ve bunun kasaba ve köylerde temel hizmetlerin kesintiye uğramasına yol açtığı aktarılmıştır.
25 Mart 2026 tarihinde Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail’in 2 Mart’tan bu yana sürdürdüğü saldırılara ilişkin güncel verileri açıklamıştır.
Yapılan açıklamada, saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 22 artarak 1094’e yükseldiği, yaralı sayısının ise 3 bin 119’a ulaştığı bildirilmiştir.
Açıklamada, hayatını kaybedenler arasında:
Ayrıca saldırılarda 42 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği, 119 sağlık çalışanının yaralandığı ifade edilmiştir.
Aynı gün İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Hizbullah’ın 2 Mart’tan bu yana İsrail yönüne 3 bin 500’den fazla roket, füze ve insansız hava aracı (İHA) fırlattığını iddia etmiştir. Saar’ın, ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz’a gönderdiği mektubu kamuoyuyla paylaştığı ve söz konusu saldırıların Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1701 ve 1559 sayılı kararlarının ihlali olduğu yönünde değerlendirmede bulunduğu aktarılmıştır.
Açıklamada, Hizbullah’ın Kasım 2024’te varılan ateşkes anlaşmasını ihlal ettiği ileri sürülmüş, Lübnan yönetiminin ise örgütün silahsızlandırılmasına yönelik gerekli adımları atmadığı savunulmuştur. Saar ayrıca, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne Hizbullah’ın kınanması ve “terör örgütü” olarak tanınması çağrısında bulunmuş, Lübnan hükümetinden de Hizbullah’ın silahsızlandırılmasını talep etmiştir.
25 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyinde düzenlediği bir baskında Hizbullah bağlantılı olduğu öne sürülen “Lübnan Direniş Tugayları” adlı yapının üst düzey bir mensubunu esir aldığını iddia etmiştir.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, 210. Tümen’e bağlı bir birliğin gece saatlerinde güney Lübnan’da bir bölgeye operasyon düzenlediği bildirilmiştir. Baskın sırasında söz konusu yapının saha sorumlusunun yakalandığı ileri sürülmüştür. Açıklamada, esir alındığı belirtilen kişinin sorgulanmak üzere İsrail askeri istihbarat birimine teslim edildiği ifade edilmiştir.
25 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinde yerleşim alanlarını hedef alan saldırılar düzenlediği bildirilmiştir. Lübnan resmi ajansı NNA’ya göre, iki ayrı yerleşim biriminde gerçekleştirilen hava saldırılarında 4 kişi hayatını kaybetmiştir.
Nebatiye kentine bağlı Haruf beldesinde bir evin hedef alınması sonucu 2 kişi yaşamını yitirmiştir. Sayda kentine bağlı Bisariye beldesinde düzenlenen bir diğer saldırıda ise bir evin vurulması sonucu 2 kişi hayatını kaybetmiş, çok sayıda kişi yaralanmıştır.
Ayrıca İsrail ordusunun:
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Lübnan’ın güneyine ilişkin yaptığı açıklamada, bölgede işgali genişletme ve kalıcı hale getirme yönünde mesajlar vermiştir. Netanyahu, İsrail’de yerel yöneticilerin katıldığı bir panelde video konferans aracılığıyla yaptığı konuşmada, “Lübnan’daki durumu kökten değiştirmeye kararlı olduklarını” ifade etmiştir.
Açıklamasında, İsrail’in kuzeyinde Hizbullah’ın saldırıları nedeniyle uygulanan bütçe kesintilerinin kaldırılması talimatı verdiğini belirten Netanyahu, yerel yönetimlerden yerleşimlerin boşaltılmasının önüne geçilmesini istemiştir.
Netanyahu ayrıca, Hizbullah’ın elinde bulunduğunu ileri sürdüğü 150 bin roket ve füze tehdidini ortadan kaldırdıklarını iddia etmiş ve İsrail’in kuzey sınırında bir “güvenlik tamponu” oluşturulduğunu açıklamıştır. Lübnan’ın güneyinde oluşturulan bu tampon bölgenin genişletileceğini belirten Netanyahu, “Daha geniş bir tampon bölge oluşturuyoruz.” ifadeleriyle askeri varlığın kalıcı hale getirileceğine işaret etmiştir.
Netanyahu konuşmasında ayrıca, “Hizbullah’ı bitireceklerini” ileri sürmüş ve İsrail’in mevcut durumunun yeni bölgesel ittifak imkanları doğurduğunu savunmuştur.
Aynı gün İsrail basınında yer alan haberlere göre, İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinde 18 yeni askeri üs kurmayı planladığı bildirilmiştir. Kanal 14 televizyonuna dayandırılan haberde, İsrail’in bölgedeki askeri varlığını genişletme kararı aldığı ve bu kapsamda askeri mevzilerin artırılacağı ifade edilmiştir. Plan doğrultusunda İsrail’in kuzey sınırının, Lübnan toprakları içinde yaklaşık 8 kilometre derinliğe kadar genişletilmesinin hedeflendiği aktarılmıştır.
Söz konusu kararın, Litani Nehri’ne kadar uzanan bölgenin kontrol altına alınması amacıyla siyasi ve askeri yetkililer tarafından ortak şekilde alındığı belirtilmiştir. Haberde ayrıca, Hizbullah’ın “tamamen ve kalıcı olarak silahsızlandırılmaması” durumunda İsrail’in güney Lübnan’daki askeri varlığını sürdürmeye devam edeceği ifade edilmiştir.
İsrail ordusunun daha önce bölgedeki sivillere yönelik yaptığı tahliye çağrılarının ve Litani Nehri üzerindeki köprülerin hedef alınmasının, bu planla bağlantılı askeri adımlar arasında yer aldığı aktarılmıştır.
İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyine düzenlediği hava saldırılarında can kayıpları yaşanmıştır. Nebatiye vilayetine bağlı Kunin beldesine gerçekleştirilen saldırıda 3 kişi hayatını kaybetmiş, 4 kişi yaralanmıştır.
Bint Cubeyl kentinin Saff el-Heva bölgesine düzenlenen saldırıda 3 kişi yaşamını yitirmiş, Kefr Rumman beldesinin Maakil Mahallesi’nde bir binanın bombalanması sonucu 2 kişi hayatını kaybetmiştir. Sur kentine bağlı Cebel Batım ve Mecdel Zun beldeleri de saldırıların hedefi olmuştur.
Gün içinde İsrail savaş uçakları Sultaniye, Kalavay, Doğu Zavtar, Kantara, Deyr Siryan, Hadasa, Şakra, Safad Battih ve Nakura beldelerini hedef almıştır. Mansuri, Kefre, Yatır, Sırbin ve Hıyam beldelerine ise topçu saldırıları düzenlenmiştir.
Lübnan resmi ajansı NNA'nın haberine göre, İsrail uçakları gece saatlerinde ülkenin güneyindeki Deyr Amis, Yukarı Nebatiye, Adşit, Sırife ve Hasbiye beldelerini hedef aldı.
Lübnan resmi haber ajansı NNA’ya göre İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki Deyr Siryan, Kantara, Taybe, Yahmer eş-Şakif, Zavtar, Furun el-Ganduriyye ve Burc Kalavay beldelerine yönelik saldırılarda beyaz fosfor bombası kullanmıştır. Saldırılar sırasında Taybe beldesi üzerinde İsrail ordusuna ait Apache helikopterinin görüldüğü aktarılmıştır.
Lübnan’ın güneyinde İsrail ordusu ile Hizbullah arasında kara çatışmaları yaşanmıştır. İsrail ordusu, havan topu saldırısı sonucunda bir askerinin ağır yaralandığını açıklamıştır.
Ayrıca Golani Tugayı’na bağlı bir askerin Hizbullah ile yaşanan çatışmada öldüğü bildirilmiştir. Açıklamada, Ori Greenberg isimli 21 yaşındaki askerin hayatını kaybettiği belirtilmiştir. Aynı olaylar kapsamında bir askerin dost ateşiyle yaralandığı ve 15 askerin hipotermi şüphesiyle hastaneye kaldırıldığı ifade edilmiştir.
Günün ilerleyen saatlerinde Hizbullah’ın tanksavar füzesiyle hedef aldığı bir Merkava tankında 1 İsrail askerinin öldüğü, 2’si subay olmak üzere 4 askerin yaralandığı açıklanmıştır. Bu gelişmeyle birlikte Lübnan’ın güneyinde ölen İsrail askerlerinin sayısının 4’e yükseldiği bildirilmiştir.
İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki işgali genişletmek amacıyla asker takviyesi yaptığını duyurmuştur. Açıklamada, 162’nci Tümen’e bağlı birliklerin 91’inci ve 36’ncı tümenlerle birlikte kara operasyonlarına katıldığı belirtilmiştir. İsrail ordusu ayrıca, saldırıların yoğunlaştığı süreçte başkent Beyrut başta olmak üzere 100’den fazla noktaya saldırı düzenlediğini açıklamıştır. Açıklamada, Hizbullah’ın Rıdvan Gücü karargahı olduğu iddia edilen hedeflerin de vurulduğu ifade edilmiştir.
Hizbullah, 26 Mart’ta İsrail’e yönelik saldırılarını sürdürdüğünü açıklamıştır. Açıklamalarda, Lübnan’ın güneyindeki Nakura, Alma eş-Şaab, Deyr Siryan, Kavzeh, Kantara, Taybe ve Dibil beldelerinde İsrail birliklerinin roketler ve insansız hava araçlarıyla hedef alındığı belirtilmiştir.
Deyr Siryan, Kantara, Taybe ve Dibil beldelerinde 19 İsrail tankının roketlerle vurulduğu aktarılmış, özellikle Kantara beldesinde gün boyu şiddetli çatışmalar yaşandığı ifade edilmiştir.
Hizbullah ayrıca İsrail’in kuzeyine yönelik saldırılarını genişletmiştir. Malikiye yerleşimi başta olmak üzere Nehariye, Menara ve Netua bölgelerinin roketlerle hedef alındığı, bazı noktalara birden fazla saldırı düzenlendiği bildirilmiştir.
Açıklamalarda, Akka kentinde İsrail ordusuna ait eğitim kamplarını içeren Eliakim Üssü ile Tefen Üssü’nün, ayrıca Taberiye Gölü çevresindeki askeri noktaların hedef alındığı belirtilmiştir. Hizbullah, İsrail’in kuzeyindeki kritik liman kenti Hayfa’ya yönelik saldırıları yoğunlaştırdığını duyurmuş; kentteki deniz üssü ile Zeev Üssü’nün füzelerle hedef alındığını açıklamıştır.
Gün boyunca Hizbullah tarafından İsrail hedeflerine yönelik 70 saldırı düzenlendiği, ayrıca gece saatlerinden itibaren Lübnan’ın güneyi ve İsrail’in kuzeyine yönelik 40 saldırının gerçekleştirildiği bildirilmiştir. Hizbullah’ın saldırıları kapsamında, Lübnan’ın güneyinde bir Merkava tankının tanksavar füzesiyle vurulması sonucu 1 İsrail askerinin öldüğü, 2’si subay olmak üzere 4 askerin yaralandığı açıklanmıştır. Bu gelişmeyle birlikte bölgede ölen İsrail askerlerinin sayısının 4’e yükseldiği aktarılmıştır. İsrail basınında yer alan haberlerde ise Hizbullah’ın son 24 saat içinde İsrail yönüne 600 roket, havan topu ve insansız hava aracı fırlattığı iddia edilmiştir.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, 2 Mart 2026’dan 26'a Mart'a kadar İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 1116’ya yükseldiğini, yaralı sayısının ise 3 bin 229’a ulaştığını açıklamıştır. Hayatını kaybedenlerin 121’inin çocuk, 83’ünün kadın olduğu, ayrıca 42 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği ve 119’unun yaralandığı belirtilmiştir.
26 Mart tarihinde Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, Türkiye’nin Beyrut Büyükelçisi Murat Lütem ile yaptığı görüşmede, İsrail saldırıları nedeniyle yerinden edilenlere sağlanan destek dolayısıyla Türkiye’ye teşekkür etmiştir.

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Lübnan'ın başkenti Beyrut'taki Baabda Sarayı'nda Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile bir arada, 26 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Aynı gün Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını ve kara işgalini kınayarak, bu saldırıların durdurulması için yoğun diplomatik temaslar yürüttüklerini açıklamıştır. Beyrut’ta Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn tarafından kabul edilen Abdulati, görüşme sonrası yaptığı açıklamada Mısır’ın Lübnan hükümeti ve halkıyla dayanışma içinde olduğunu belirtmiştir. Abdulati, İsrail’in Lübnan’ın egemenliği, istikrarı ve toprak bütünlüğüne yönelik ihlallerini kınadıklarını vurgulayarak, İsrail’in Lübnan topraklarının tamamından çekilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Açıklamasında, “Bu kapsamda İsrail tarafı, ABD ve Fransa başta olmak üzere uluslararası aktörlerle temas halindeyiz. Fransız ortaklarımızla koordinasyon içinde, gerilimin düşürülmesi, İsrail ihlallerinin durdurulması ve kara operasyonlarının sona erdirilmesi için çalışıyoruz.” ifadelerini kullanmıştır.
Görüşmelerde, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararının tam ve kapsamlı şekilde uygulanmasının önemi ele alınmıştır. Abdulati, devlet kurumlarının, özellikle Lübnan ordusunun desteklenmesi ve devlet otoritesinin ülke genelinde tesis edilmesinin gerekliliğine dikkat çekmiştir. Ayrıca, “Lübnan'a tam destek verdiğimizi ve yanında olduğumuzu bir kez daha yineliyoruz.” açıklamasında bulunmuştur.
Mısır’ın Lübnan’a yönelik insani destek kapsamında 1000 ton yardım gönderdiği, bu yardımların tıbbi malzeme, gıda ve temel ihtiyaç ürünlerini içerdiği bildirilmiştir. Abdulati’nin temasları kapsamında Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri ile de görüştüğü, Başbakan Nevvaf Selam ile görüşmesinin planlandığı aktarılmıştır.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ise yaptığı açıklamada, ülkesinin çatışmaların tarafı haline gelmek istemediğini belirterek,
“Lübnan, kendi topraklarında başkalarının savaşlarına sahne olmak istemiyor.” ifadelerini kullanmıştır.
Avn, Lübnan’ın saldırıların durdurulması, İsrail’in güneyde işgal ettiği bölgelerden çekilmesi, silahların devlet tekeline alınması ve sınır güvenliğinin sağlanmasına yönelik müzakereleri desteklediğini, ancak İsrail’in bu girişimlere yanıt vermediğini ifade etmiştir. İsrail’in müzakere sürecine yanıt vermemesinin askeri durumu kötüleştirdiğini ve halkın yaşadığı zorlukları artırdığını belirtmiştir. Cumhurbaşkanı Avn ayrıca, Lübnan halkının iç çatışmaya sürüklenmeyi reddettiğini vurgulamış; Lübnan ordusu ve güvenlik güçlerinin hem yerinden edilenlerin güvenliğini sağlamak hem de ülkedeki sosyal istikrarı korumak amacıyla teyakkuz halinde olduğunu açıklamıştır.
Lübnan Bakanlar Kurulu, İsrail’in Litani Nehri’nin güneyindeki bölgeyi işgal etme yönündeki tehditlerini ve altyapıyı hedef alan saldırılarını kınayarak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine (BMGK) resmi şikayette bulunacağını açıklamıştır. Başbakan Nevvaf Selam başkanlığında gerçekleştirilen kabine toplantısında, İsrail saldırılarının yol açtığı güvenlik durumu ve yerinden edilme krizi ele alınmıştır.
Toplantı sonrası açıklama yapan Enformasyon Bakanı Paul Markus, İsrail’in köprüleri bombalaması, yerleşim alanlarını hedef alması ve sivilleri zorla yerinden etmesinin uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler Şartı’na aykırı olduğunu belirtmiştir. Markus, Lübnan hükümetinin İsrail’in ihlallerine karşı BMGK’ye resmi başvuruda bulunacağını ve Başbakan Selam’ın Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri ile doğrudan temas kuracağını ifade etmiştir. Ayrıca başkent Beyrut’ta güvenliğin artırılması amacıyla ordu ve iç güvenlik güçlerinin devriyelerinin yoğunlaştırıldığı bildirilmiştir.
İsrail’in 2 Mart 2026 tarihinde Lübnan’a başlattığı saldırılar 27 Mart’ta sürmüştür. Gün boyunca başta Beyrut’un güneyi ve Lübnan’ın güney bölgeleri olmak üzere birçok noktada hava saldırıları, topçu atışları ve kara çatışmaları meydana gelmiştir. Saldırılar sonucunda farklı bölgelerde can kayıpları ve yaralanmalar yaşanmıştır.

İsrail saldırıları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan Lübnanlılar, 27 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
İsrail ordusu, daha önce saldırı tehdidinde bulunduğu Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesini hedef almıştır. Saldırılar sonucunda bölgede 3 patlama meydana gelmiş, hedef alınan noktalardan dumanların yükseldiği görülmüştür. Lübnan basınına yansıyan görüntülerde, Dahiye’de bir binanın hedef alındığı ve büyük hasar oluştuğu aktarılmıştır.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, Dahiye’nin Tahvidet el-Gadir Mahallesi’ne düzenlenen saldırıda 2 kişinin hayatını kaybettiğini açıklamıştır.
Günün ilerleyen saatlerinde İsrail ordusu Dahiye’ye yönelik saldırılarını sürdürmüş; bölgenin 30 dakikadan kısa süre içinde iki kez bombalandığı bildirilmiştir. Lübnan resmi ajansı NNA, saldırıların Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yakınındaki Tahvita el-Gadir bölgesini de hedef aldığını aktarmıştır.

İsrail saldırıları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan Lübnanlılar, 27 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
İsrail savaş uçakları, Lübnan’ın güneyinde çok sayıda yerleşim yerini hedef almıştır. Nebatiye vilayetine bağlı Keferrumman beldesine düzenlenen hava saldırısında 2 kişi hayatını kaybetmiş, 8 kişi yaralanmıştır.
Ülkenin güneyindeki Tablayn, Sarafand, Doğu Zavtar, Habbuş, el-Mansuriyye, Nakura, Bayyada, Mecdel Silm, Saksekiye, Reyhan, Hayzaran, Hadasa, Haris, Zıpkin, Tayri ve Ramadiye beldeleri hava saldırılarının hedefi olmuştur. Kalile ve Aynata beldelerinde iki araç hava saldırısıyla vurulmuş; Yukarı Nebatiye’de bir lunaparkın çevresi de hedef alınmıştır.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, 27 Mart gece saatlerinden itibaren düzenlenen saldırılarda ülke genelinde toplam 7 kişinin hayatını kaybettiğini bildirmiştir. Açıklamada, Beyrut’un Dahiye bölgesinde 2 kişinin, Bezzeliye beldesinde 1 kişinin ve Saksekiye beldesinde 4 kişinin hayatını kaybettiği, ayrıca yaralanmaların olduğu aktarılmıştır.
Aynı gün İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyindeki Nakura, Bayyada, Şamaa, Hanin ve Şıaytiye beldelerine yönelik topçu saldırıları düzenlediği bildirilmiştir. Bu saldırılarda “görüşü engellemek amacıyla fosfor bombaları kullanıldığı” ifade edilmiştir. Sınır hattına yakın Hiyam, Mari, Raşiya Fahhar ve Mansuri beldeleri de topçu atışlarının hedefi olmuştur.
27 Mart günü İsrail ordusu, saldırılarını sürdürdüğü ve işgalini genişlettiği Lübnan'ın güneyine birliklerinin konuşlandığını duyurmuştur. İsrail Ordu Sözcüsü Effie Defrin, yayımladığı video mesajda, Hizbullah’ı gerekçe göstererek Lübnan’ın güneyinde giriştikleri kara işgaline ilişkin "İsrail ordu birlikleri, Lübnan'ın güneyindeki sınır bölgesinde bulunan ileri savunma noktalarına konuşlanmış durumda." ifadesini kullanmıştır. Defrin, Lübnan hükümetinin Hizbullah’ı silahsızlandırmadığını iddia etmiştir.
Hizbullah’ın yeniden silahlandığını savunan Defrin, "Eğer Lübnan hükümeti Hizbullah'ı silahsızlandırmazsa, İsrail ordusu bunu yapacaktır." ifadeleriyle yüz binlerce sivili sürgün ettikleri Lübnan’ın güneyine saldırılarını sürdürecekleri tehdidinde bulunmuştur.
Ayn gün Güney Lübnan’da yaşanan çatışmalarda biri subay olmak üzere 2 İsrail askerinin ağır yaralandığı bildirilmiştir. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ise bölgedeki askeri faaliyetlere ilişkin, "ilave ve önemli" saldırı planlarının olduğunu söylemiştir. Zamir, ordunun Lübnan’ın güneyine yönelik saldırılarını ve işgalini "gerektiği sürece" devam ettireceğini eklemiş "Tarihi bir yol ayrımında" olduklarını savunarak, İran ve Lübnan'a saldırılarla bölgedeki "güvenlik durumunu temelden değiştirmeyi" amaçladıklarını iddia etmiştir.

İsrail saldırıları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan Lübnanlılar, 27 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Hizbullah, 27 Mart’ta İsrail’e yönelik saldırılarını sürdürdüğünü duyurmuştur. Açıklamalarda, Lübnan’ın güneyindeki Beyda, Deyr Siryan, Taybe, Dibil, Kantara ve Beyt Lif beldelerinde İsrail askerleri ve askeri araçlarının roketler ve insansız hava araçlarıyla hedef alındığı belirtilmiştir.
İsrail’in kuzeyindeki Metula, Margaliot ve Kiryat Şimona başta olmak üzere çeşitli yerleşimlere yönelik saldırıların gerçekleştirildiği aktarılmıştır.
Hizbullah, gün içinde İsrail ordusuna ait hedeflere karşı en az 48 saldırı düzenlediğini açıklamıştır. Açıklamada, Lübnan’ın güneyindeki Beyyada beldesinde İsrail birliklerinin birçok kez hedef alındığı ve çok sayıda İsrail tankına saldırı düzenlendiği kaydedilmiştir.
İsrail’in kuzeyinde Malikiye, Kiryat Şimona, Even Menaşem, Nehariye, Şilomi Carmiel, Sasa ve Misgav Am yerleşimlerindeki İsrail ordusu noktalarının İHA ve roketlerle hedef alındığı belirtilmiştir. Ayrıca Maalot Tarshiha’daki hava savunma sistemi, Akka kentindeki Tefin ve Meron üsleri, Givat Haim’deki topçu birlikleri, Taberiye Gölü yakınındaki Gadot bölgesi ve Beyt Hillel Kışlası’nın da saldırıların hedefi olduğu ifade edilmiştir.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, 2 Mart 2026’dan itibaren İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 1142’ye yükseldiğini, yaralı sayısının ise 3 bin 315’e ulaştığını duyurmuştur.
Hayatını kaybedenlerin 122’sinin çocuk, 83’ünün kadın olduğu, ayrıca 42 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği ve 119’unun yaralandığı belirtilmiştir.

İsrail saldırıları nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan Lübnanlılar, 27 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) Yakın ve Orta Doğu Bölge Direktörü Nicolas Von Arx, İsrail saldırıları altındaki Lübnan'da insanı durumun hızlı bir şekilde kötüleştiği uyarısında bulunmuştur.
Lübnan Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre, Arx ve beraberindeki ICRC heyeti, başkent Beyrut'taki Baabda Sarayı'nda Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile görüşmüştür. Arx, görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, "Lübnan'daki insani durum hızlı bir şekilde kötüleşiyor, en ağır bedeli de siviller ödüyor." demiştir.
İsrail saldırıları altındaki Lübnan'ın güneyi ve Beyrut'un Dahiye bölgesinde korku ve baskı altında sürekli yerinden edilmelerin yaşandığını vurgulayan Arx, "Bu durum normalleşmemeli." ifadesini kullanmıştır. Arx, sivillerin korunması ve saldırıların sona ermesinin ardından güvenli bir şekilde yaşadıkları bölgelere geri dönmelerinin sağlanması ihtiyacına vurgu yapmıştır.
Hastanelerin desteklenmesi gerektiğine dikkati çeken Arx, 800 binden fazla kişiye temiz su, 10 binden fazla kişiye de temel ihtiyaç yardımları sağlanması gerektiğini söylemiştir. Arx, başta Mercayun ilçesi ile Tibnin beldesi olmak üzere Lübnan'ın güneyinde yardım ve sağlık hizmetlerinin aksama endişesine ilişkin uyarı yaparak, bölgedeki çalışmaların sürdüğünü ifade etmiş, Kızılhaç'ın sahadaki çalışmalarını sürdürdüğünü aktararak "Lübnan ciddi insani zorluklarla karşı karşıya ve uluslararası desteğin devam etmesi olmazsa olmazdır." diye konuşmuştur.
Aynı gün Suudi Arabistan, Lübnan'da bulunan vatandaşlarına, "güncel gelişmeler" sebebiyle Lübnan topraklarını derhal terk etmeleri çağrısını tekrarlamıştır. Suudi Arabistan'ın Beyrut Büyükelçiliğinden yapılan yazılı açıklamada, ülkede bulunan Suudi Arabistan vatandaşlarına "Lübnan'a yönelik seyahat yasağı" kararına uyarak bölgeden derhal ayrılmaları istenmiştir. Ülkede yaşanan "güncel gelişmelerin etkisi" sebebiyle bu kararın alındığı belirtilen açıklamada, "Herhangi bir acil durumun yaşanması halinde büyükelçilikle iletişime geçilmesi gerekliliği" vurgulanmıştır.
İsveç, İsrail saldırıları altındaki Lübnan'a yakın zamanda insani yardım ulaştıracağı bildirmiştir. Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İsveçli mevkidaşı Maria Malmer Stenergard ile telefonda görüştüğünü duyurmuştur. Recci, görüşmede Lübnan'daki son gelişmeler ile ülkenin karşı karşıya olduğu zorlukların ele alındığını kaydetmiştir. Stenergard'in ise ülkesinin Lübnan hükümeti ve halkıyla güçlü dayanışma içinde olduğunu ifade ettiğini aktaran Recci, İsveç'in yakın zamanda Lübnan'a destek amacıyla bir insani yardım paketi göndereceğini bildirmiştir.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile Lübnan'daki Şii Emel Hareketi lideri ve Meclis Başkanı Nebih Berri, ABD-İsrail'in İran'a saldırıları hakkında görüş alışverişinde bulunmuştur. Erakçi telefon görüşmesi sırasında Berri’ye, ABD-İsrail saldırıları ve İran’ın misillemeleri hakkında bilgi vererek, Lübnan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne olan desteklerini yinelemiştir. Berri ise İsrail’in Lübnan’a özellikle altyapısına yönelik saldırılarıyla bölge halkını göçe zorlamaya çalıştığını vurgulamıştır. Erakçi ve Berri, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da ileriye taşınması gerektiğini belirtmiştir.
28 Mart 2026 tarihinde Lübnan’ın güneyi ile Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesi, İsrail ordusuna ait hava unsurları ve insansız hava araçlarının yoğun saldırılarına hedef olmuştur. Gece saatlerinden itibaren Ayn Kana, Kefer Sir, Doğu Zavtar, Deyr Zehrani, Şemaa, Tayr Harfa, Hinniyye, Kefra, Yatır, Tayri, Şakra ve Tulin beldelerine hava saldırıları düzenlenmiştir.

Lübnan’da sivil savunma ekipleri, 28 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Nebatiye vilayetine bağlı Hadasa beldesinde bir motosiklet hedef alınmış ve 1 kişi hayatını kaybetmiştir. Sur kentine bağlı Hinniyye beldesine düzenlenen saldırıda 5 Suriyeli hayatını kaybetmiş, 8 kişi yaralanmıştır. Ayrıca Uveynet bölgesinde seyir halindeki bir araca ateş açılması sonucu bir baba ile oğlu yaşamını yitirmiştir.
Başkent Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesine yönelik saldırılar kapsamında Canah Mahallesi’nde bir apartman dairesi hedef alınmıştır.
İsrail ordusu, Sur kenti çevresindeki Maşuk, Burç Şemali, Reşidiye, Deyr Kifa, Kakaiyyet Cisir, Vadi Çilo ve El-Bıs beldeleri için saldırı tehdidinde bulunmuştur.
Nebatiye vilayetine bağlı Kefr Tebnit beldesinde bir ambulansın insansız hava aracıyla hedef alınması sonucu 1 sağlık çalışanı hayatını kaybetmiş, 4 kişi yaralanmıştır. Aynı gün Doğu Zavtar beldesinde yaralı taşıyan bir ambulansa yönelik saldırıda ise 5 sağlık çalışanı hayatını kaybetmiştir.

Lübnan’da sivil savunma ekipleri, 28 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Cizzin ilçesinde bir araca yönelik düzenlenen saldırıda 3 gazeteci hayatını kaybetmiştir. Hayatını kaybedenlerin Ali Şuayib, Fatma Fetuni ve Muhammed Fetuni olduğu belirtilmiştir.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, saldırıyı kınamış ve gazetecilerin hedef alınmasının uluslararası hukuk ve savaş hukuku ihlali olduğunu ifade etmiştir. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee ise saldırının sorumluluğunu üstlenmiş ve hedef alınan kişilerden birinin Hizbullah ile bağlantılı olduğunu öne sürmüştür.
Hizbullah tarafından yapılan açıklamalarda, Zarua, Hazzan, Taybe ve Dibil beldelerinde İsrail askerleri ile 3 Merkava tankının hedef alındığı bildirilmiştir. İsrail’in kuzeyine yönelik saldırılarda Malikiye, Avivim ve Şilomi yerleşimlerinin roketlerle vurulduğu ifade edilmiştir.
Ayrıca Kuzey Bölge Komutanlığı Karargahı ile Ya’ra Kışlası roket ve insansız hava araçlarıyla hedef alınmıştır. Gün sonunda Hizbullah, İsrail hedeflerine yönelik toplam 33 saldırı düzenlediğini duyurmuştur.
İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyinde Hizbullah ile yaşanan çatışmalarda 9 askerinin yaralandığını, bunlardan 2’sinin ağır olduğunu açıklamıştır. Aynı açıklamada Hizbullah’ın İsrail’in kuzeyine gönderdiği 2 insansız hava aracının engellendiği bildirilmiştir.

İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki Cizzin ilçesine düzenlediği saldırıda, içinde 3 gazetecinin yaşamını yitirdiği araç, 28 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Lübnan Tarım Bakanlığı, İsrail'in 2 Mart'tan itibaren sürdürdüğü saldırılar nedeniyle ülkedeki ekili alanların yüzde 22'sinin zarar gördüğünü açıklamıştır. Bakanlık tarafından yayımlanan raporda, İsrail'in yaklaşık 1 aydır sürdürdüğü saldırılar nedeniyle tarım sektörünün "benzeri görülmemiş boyutta" zarar gördüğü belirtilmiştir. Raporda, Lübnan genelindeki toplam ekili alanların yaklaşık yüzde 22'sine karşılık gelen 46 bin 479 hektarlık tarım arazisinin saldırılar nedeniyle zarar gördüğü vurgulanmıştır.
Tarım alanlarındaki en büyük hasarın, Lübnan'ın en önemli üretim merkezleri arasında yer alan Güney ve Nebatiye vilayetlerinde kaydedildiği aktarılan raporda, bu iki bölgede zarar gören alanın 44 bin 297 hektara ulaştığı ifade edilmiştir. Raporda, özellikle meyve ağaçları, zeytinlikler, sera üretimi ile küçük ve orta ölçekli tarımsal işletmelerin saldırılardan ciddi şekilde etkilendiği kaydedildi.
Uzmanların değerlendirmelerine de yer verilen raporda, yaygın yerinden edilmenin üretim sürecinin devamlılığı açısından doğrudan tehdit oluşturduğu, tarımsal döngünün aksaması ve iş gücü kaybı nedeniyle ülkedeki gıda güvenliği riskinin arttığı belirtilmiştir.
Öte yandan raporda, arı kovanlarının yaklaşık yüzde 49'unun, balık üretiminin ise yüzde 39'unun zarar gördüğü, ayrıca büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık ile kümes hayvanlarında da farklı oranlarda kayıplar yaşandığına dikkat çekilmiştir.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, 2 Mart’tan itibaren süren saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 1189’a, yaralı sayısının ise 3 bin 427’ye yükseldiğini duyurmuştur. Açıklamada, ölenler arasında 124 çocuk ve 86 kadının bulunduğu belirtilmiştir.
Ayrıca saldırılarda 51 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği, 126 sağlık personelinin yaralandığı ifade edilmiştir.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, İsrail'in saldırıları altındaki Lübnan'da Mart ayında 51 sağlık çalışanının öldürüldüğünü ve 7'sinin yaralandığını bildirmiştir. Ghebreyesus, sosyal medya hesabından İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarına ilişkin paylaşım yapmıştır.
Lübnan'ın güneyinde bir trajedi daha yaşandığını belirten Ghebreyesus, "Sağlık çalışanlarına yönelik 5 saldırıda 9 sağlık görevlisi hayatını kaybetti. Bu ay öldürülen sağlık personeli sayısı 51'e yükseldi. Saldırılarda 7 sağlık görevlisi de yaralandı." bilgisini vermiştir.
Ghebreyesus, martın, "DSÖ'nün Ekim 2023'te ülkedeki sağlık çalışanlarına yönelik saldırıları izlemeye başlamasından bu yana Lübnan'da sağlık çalışanları için en ölümcül ikinci ay" olduğunu söylemiştir.
Lübnan'da 2 Mart'ta başlayan saldırıların artmasından bu yana çoğunluğu ülkenin güneyinde olmak üzere 120'den fazla sağlık çalışanının yaralandığını aktaran Ghebreyesus, şunları kaydetmitir: "Sağlık hizmetlerine yönelik tekrarlanan saldırılar, Lübnan'ın güneyinde hizmet sunumunu ciddi şekilde aksatıyor. 4 hastane ve 51 temel sağlık merkezi şu anda kapalı ve en çok ihtiyaç duyulduğu bir zamanda temel bakıma erişimi önemli ölçüde sınırlıyor. Birçok diğer sağlık tesisi de kısmi hasar gördü ve azaltılmış kapasiteyle çalışıyor."
Ghebreyesus, sağlık çalışanlarının uluslararası insancıl hukuk kapsamında korunduğunu ve asla hedef alınmaması gerektiğini vurgulayarak, "bu trajedileri sona erdirmenin tek yolunun, sağlık hizmetlerine yönelik saldırıları acilen sona erdirmek" olduğunun altını çizmiştir.
28 Mart akşam saatlerinde İran ve Hizbullah, İsrail’in güney ve kuzey bölgelerine yönelik eş zamanlı misilleme gerçekleştirmiştir. İran’dan ateşlenen füzeler ile Hizbullah tarafından fırlatılan roket ve insansız hava araçları nedeniyle İsrail’in Necef ve Celile bölgelerinde sirenlerin çaldığı bildirilmiştir. Söz konusu saldırıların İsrail hava savunma sistemleri tarafından engellenmeye çalışıldığı aktarılmıştır.
29 Mart 2026 tarihinde Lübnan’ın güneyi, doğu kesimleri ve Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesi İsrail ordusunun hava saldırılarının hedefi olmuştur. Nebatiye vilayetine bağlı Deyr Zehrani beldesine düzenlenen saldırıda 7 kişi hayatını kaybetmiş, 8 kişi yaralanmıştır.
Gün içerisinde düzenlenen saldırılarda Coya, Hinniyye, Güney Aba, Debal, Bebtuliyye, Deyr Kanun, Ras Ayn ve Burç Kalavay beldeleri hedef alınmıştır. Hinniyye’de 7 kişi, Coya’da 2 kişi hayatını kaybetmiş, ayrıca 3 kişi yaralanmıştır. Güney Aba beldesinde bir eve yönelik saldırıda 2 kişi hayatını kaybetmiş, çevredeki iş yerlerinde büyük hasar meydana gelmiştir.
Ayrıca Sur kentindeki Hinniye beldesinde bir ev bombalanmış, Cizzin ilçesine bağlı Riyhan bölgesinde ve Bekaa Vadisi’nde Meşgara beldesinde yerleşim alanları hedef alınmıştır.

İsrail'in saldırı düzenlediği Lübnan'ın Saksekiye beldesi, 29 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Bint Cubeyl Hastanesi çevresine insansız hava aracıyla düzenlenen saldırıda 2 sağlık çalışanı hayatını kaybetmiştir. Aynı bölgede Deyr Keyfa beldesindeki bir sağlık merkezi de hedef alınmıştır.
Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Bint Cubeyl’de bir ambulansa düzenlenen saldırıda bir sağlık görevlisinin daha hayatını kaybettiğini ve aynı saldırıda bir tıbbi deponun tahrip edildiğini açıklamıştır.
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, Hizbullah’ın ambulansları askeri amaçlarla kullandığını öne sürerek sağlık tesisleri ve ambulansların hedef alınabileceği yönünde tehditte bulunmuştur.
İsrail ordusunun, Suriye’nin güneyinde işgal altında tuttuğu Cebel eş-Şeyh (Hermon) Dağı bölgesinden Lübnan’ın güneydoğusundaki Şeba Çiftlikleri (Dov Dağı) bölgesine sızarak baskın düzenlediği bildirilmiştir. Baskının amacının bölgeyi taramak, istihbarat toplamak ve Hizbullah altyapısını tespit etmek olduğu açıklanmıştır.
Ayrıca İsrail ordusu, Kefr Şuba beldesine gece baskını düzenleyerek evlere zorla girmiş, kapıları kırarak arama yapmış ve ev eşyalarına zarar vermiştir. İsrail ordusunun Lübnan sınırı boyunca kara operasyonlarını yoğunlaştırdığı ve bazı bölgeler için tahliye çağrıları yaptığı bildirilmiştir.

İsrail'in saldırı düzenlediği Lübnan'ın Saksekiye beldesi, 29 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
Hizbullah, İsrail ordusuna ait hedeflere yönelik 15 saldırı düzenlediğini açıklamıştır. Bu kapsamda Bet Lif, Adise ve Deyr Siryan beldelerinde İsrail askerleri ve askeri araçlar hedef alınmıştır. İsrail’in kuzeyinde Shtula, Metula ve Malikiye yerleşimleri ile Mahafa Alon ve Berea üsleri hedef alınmıştır. Ayrıca Regavim Üssü ve Air Shemer Üssü roket saldırılarıyla vurulmuştur.
İsrail ordusu ise Hizbullah’ın roket saldırılarının büyük kısmının Lübnan’ın güneyindeki İsrail askerlerini hedef aldığını, yalnızca sınırlı sayıda roketin İsrail iç bölgelerine ulaştığını açıklamıştır.
Hizbullah’ın roket saldırısında bir İsrail askeri hayatını kaybetmiş, 3 asker yaralanmıştır. Açıklamada, Lübnan’ın güneyinde yürütülen operasyonlarda hayatını kaybeden İsrail askerlerinin sayısının 5’e yükseldiği belirtilmiştir.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, orduya Lübnan'ın güneyinde halkı zorla yerinden ettikleri bölgede işgali genişletme talimatı verdiğini açıklamıştır. Netanyahu'nun İsrail Ordusu Kuzey Komutanlığı'nda yaptığı konuşma, sosyal medya hesabından paylaşılmıştır. İsrail ordusuna Lübnan'ın güneyinde halkın zorla yerinden edildiği bölgede "güvenlik bölgesi" adı altında işgalin genişletilmesi talimatı verdiğini kaydeden Netanyahu, İsrail'in kuzeyindeki durumu "temelden değiştirmeye" kararlı olduklarını ileri sürmüştür.
Netanyahu, hedeflerine ulaşana kadar güç ile hareket edeceklerini söyleyerek Lübnan'da saldırıların süreceği tehdidinde bulunmuştur. Konuşmasında İran'a karşı büyük başarılar elde ettiklerini savunan Netanyahu, İran ve Hizbullah'ın eski gücünde olmadığını öne sürerek saldıran tarafın kendileri olduğunu itiraf etmiştir. Netanyahu, Suriye'nin güneyindeki tampon bölgeyi ve Gazze Şeridi'nin yarısından fazlasını işgal ettiklerini belirterek, Lübnan'da da işgali genişlettikleri mesajını vermiştir.

İsrail'in saldırı düzenlediği Lübnan'ın Saksekiye beldesi, 29 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
İsrail ordusunun, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) unsurlarının konuşlandığı bir bölgeyi hedef aldığı bildirilmiştir. Mercayun ilçesine bağlı Adşit el-Kusayr beldesinde bulunan Endonezya birliğinin konuşlandığı alan topçu saldırısıyla vurulmuştur.
29 Mart günü içerisinde düzenlenen saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı gün içinde yapılan güncellemelerle 9’dan 13’e yükselmiştir. Bu kayıplar arasında 2 sağlık çalışanının bulunduğu belirtilmiştir.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, 2 Mart’tan bu yana süren saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 1238’e, yaralı sayısının ise 3 bin 543’e yükseldiğini açıklamıştır. Açıklamada, hayatını kaybedenler arasında 124 çocuk ve 87 kadının bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca saldırılarda 52 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği, 127 sağlık personelinin yaralandığı bildirilmiştir.
30 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyi, doğusu ve başkent Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesi başta olmak üzere farklı noktalara yönelik hava saldırıları düzenlemiştir.

İsrail ordusunun hava saldırısı düzenlediği Beyrut'un güneyindeki Dahiye bölgesi, 30 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
İsrail ordusunun Nebatiye kentine bağlı Şakra beldesine düzenlediği hava saldırısında 5 kişi hayatını kaybetmiş, 2 kişi yaralanmıştır. Saldırının yerleşim alanını hedef aldığı ve olayın Lübnan resmi haber ajansı NNA tarafından duyurulduğu aktarılmıştır.
Gün içerisinde gerçekleştirilen diğer saldırılarda ise sivil yoğunluğun yüksek olduğu bölgeler hedef alınmıştır. Bint Cubeyl ilçesinde bir pazar yeri bombalanmış, bu saldırıda 4 kişi hayatını kaybetmiştir. Aynı gün Sur kentine bağlı Şehabiye beldesinde bir evin hedef alınması sonucu 4 kişi daha yaşamını yitirmiştir. Bu saldırılar sonucunda toplamda en az 8 kişi hayatını kaybetmiştir.
İsrail ordusu, 30 Mart sabah saatlerinde Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesine hava saldırısı düzenlemiştir. Saldırının ardından hedef alınan noktalardan dumanların yükseldiği görülmüştür. İsrail ordusunun saldırı öncesinde Dahiye bölgesine yönelik tehdit açıklamalarında bulunduğu aktarılmıştır.
Gün içinde Dahiye bölgesine yönelik ikinci bir hava saldırısı gerçekleştirilmiştir. Lübnan Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre, Rihab Mahallesi’ni hedef alan saldırıda 1 kişi hayatını kaybetmiş, 17 kişi yaralanmıştır. Yaralananlar arasında 6 Suriyeli ve 1 Kenyalı bulunduğu bildirilmiştir.
İsrail ordusu, Mansuri beldesinde Hizbullah’a bağlı İslami Sağlık Kurumu bünyesindeki bir sivil savunma merkezini hedef almıştır. Saldırı sonucunda yaralanmaların meydana geldiği ve bölgede büyük çaplı hasar oluştuğu aktarılmıştır.
Aynı saldırı dalgası kapsamında Haris, Yatir ve Aynata beldeleri ile Bint Cubeyl ilçesi de bombalanmıştır. İsrail ordusunun, Hizbullah’ın askeri faaliyetlerde bulunduğunu ileri sürerek ambulans ve tıbbi tesisleri hedef alma tehdidinde bulunduğu bildirilmiştir.
İsrail ordusu, önceden saldırı tehdidinde bulunduğu Bekaa bölgesine hava saldırıları düzenlemiştir. Suhmur beldesi çevresi ve Suhmur Tepesi bombalanmış, ayrıca Lebbaya beldesi yakınları hedef alınmıştır. Saldırılar sonucunda Suhmur ile Yuhmur beldeleri arasındaki yolun kesildiği bildirilmiştir.
İsrail ordusunun, Zellaya, Lebbaya, Yuhmur, Suhmur, Kılya ve Dellafi beldelerine yönelik saldırı tehdidinde bulunarak bölge halkına tahliye çağrısı yaptığı aktarılmıştır.

İsrail ordusunun hava saldırısı düzenlediği Beyrut'un güneyindeki Dahiye bölgesi, 30 Mart 2026 - (Anadolu Ajansı)
İsrail ordusu, Sur kentinin güneyindeki El-Amiriye bölgesinde bulunan Lübnan ordusuna ait bir kontrol noktasına hava saldırısı düzenlemiştir. Saldırıya ilişkin ilk bilgilerde, bazı Lübnan askerlerinin yaralandığı aktarılmıştır.
Söz konusu kontrol noktasının bulunduğu El-Amiriye bölgesi, İsrail ordusunun yoğun saldırılar düzenlediği ve Hizbullah ile çatışmaların yaşandığı Beyyada ve Mansuriye beldeleri arasında yer almaktadır.
Lübnan ordusu tarafından daha sonra yapılan açıklamada, aynı saldırı sonucunda 1 Lübnan askerinin hayatını kaybettiği bildirilmiştir. Açıklamada ayrıca yaralanan askerlerin de bulunduğu ifade edilmiştir. Saldırının, Kalile-Sur yolu üzerinde bulunan askeri kontrol noktasını hedef aldığı belirtilmiştir.
30 Mart günü İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyinde kara saldırılarını sürdürdüğü çatışmalarda 3’ü ağır olmak üzere 6 askerinin yaralandığını duyurmuştur. Açıklamada, söz konusu yaralanmaların Hizbullah tarafından düzenlenen tanksavar füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları sonucu meydana geldiği belirtilmiştir.
Detaylara göre, tanksavar füze saldırısında 2 askerin ağır yaralandığı, ayrıca İHA saldırısında biri ağır olmak üzere 3 askerin yaralandığı ifade edilmiştir. Bunun yanı sıra, “operasyonel kaza” olarak nitelendirilen bir olayda 1 askerin daha yaralandığı aktarılmıştır.
İsrail ordusu tarafından yapılan bir diğer açıklamada, Hizbullah’ın tanksavar füze saldırısı sonucu 1 İsrail askerinin hayatını kaybettiği duyurulmuştur. Açıklamada, 19 yaşındaki Liran Ben Zion’un öldüğü, bir subayın ise ağır yaralandığı belirtilmiştir.
Bu gelişmeyle birlikte, 16 Mart 2026’da başlayan kara saldırılarından itibaren Lübnan’daki çatışmalarda hayatını kaybeden İsrail askerlerinin sayısının 6’ya yükseldiği aktarılmıştır.
Hizbullah tarafından yapılan açıklamada, 2 Mart 2026’dan bu yana İsrail’e karşı toplam 1100 saldırı düzenlendiği bildirilmiştir. Açıklamada, Lübnan’ın güneyi ile İsrail’in kuzeyinde İsrail askeri hedeflerine yönelik saldırıların sürdüğü ifade edilmiştir.
Ayrıca, bir gün içinde İsrail hedeflerine 70 saldırı gerçekleştirildiği bilgisi paylaşılmıştır. Saldırıların insansız hava araçları ve roketler kullanılarak İsrail askeri noktalarına yöneltildiği belirtilmiştir.
İran ile Hizbullah tarafından eş zamanlı gerçekleştirilen saldırıların ardından İsrail’in Hayfa kentindeki petrol rafinerisi ve enerji tesislerinin bulunduğu bölgede dumanların yükseldiği bildirilmiştir. İsrail basınında yer alan bilgilere göre, Hayfa başta olmak üzere Celile ve Tiberya bölgelerinde sirenlerin çaldığı aktarılmıştır.
Ayrıca, İran ve Lübnan’dan atılan roket ve füze parçalarının Hayfa, Kiryat Şimona ve Binyamina’daki en az 10 noktaya düştüğü ifade edilmiştir.
Hizbullah, 30 Mart'ta gün içerisinde yaptığı açıklamada, İsrail’in kuzeyindeki Hayfa ve Tel Aviv’in kuzeyindeki askeri noktalara yönelik saldırılar düzenlediğini bildirmiştir. Açıklamada, Gilot Askeri Üssü’nün çok sayıda füzeyle hedef alındığı, ayrıca Hayfa’daki deniz üssüne saldırı gerçekleştirildiği ifade edilmiştir.
Bunun yanı sıra, Metula, Avivim, Kiryat Şimona, Malikiye, Dovev ve Shomera yerleşimleri ile Mishmar Carmel hava savunma sistemi hedef alınmıştır. İşgal altındaki Golan Tepeleri’ndeki Gacar bölgesine de roketli saldırılar düzenlendiği aktarılmıştır.
Açıklamada ayrıca, Lübnan’ın güneyinde İsrail askerleriyle çatışmaların sürdüğü ve Hiyam ile Adise beldelerinde İsrail birliklerinin roketlerle hedef alındığı belirtilmiştir.
Hizbullah tarafından günün ilerleyen saatlerinde yapılan açıklamada, Lübnan’ın güneyi ve İsrail’in kuzeyinde İsrail ordusuna ait hedeflere yönelik toplam 40 saldırı düzenlendiği bildirilmiştir.
Açıklamada, İsrail askerleri, askeri araçlar ve askeri bölgelerin roketler, topçu atışları ve insansız hava araçlarıyla hedef alındığı ifade edilmiştir. Ayrıca, Beyyada, Nakura, Ayterun, Aynata, Beyt Lif, Yarun, Kantara, Deyr Siryan ve Taybe gibi birçok beldede İsrail askerleri ve araçlarının hedef alındığı aktarılmıştır.
İsrail’in kuzeyinde ise Nehariye, Yiron ve Kiryat Şimona yerleşimleri ile Hayfa’nın kuzeyindeki Krayot ve Filon Üssü’nün hedef alındığı belirtilmiştir.
30 Mart 2026 tarihinde İsrail’in Lübnan’ın güneyinde işgali genişletme yönünde adım atması ve saldırılarını sürdürmesi, uluslararası aktörler ile Lübnan yönetimi tarafından yapılan açıklamalarla gündeme gelmiştir.
İngiltere’nin Orta Doğu’dan Sorumlu Devlet Bakanı Hamish Falconer, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun Lübnan’ın güneyinde işgali genişletme talimatı vermesine tepki göstermiş ve bu durumdan “derin endişe” duyduklarını belirtmiştir. Falconer, İsrail’in “1 milyondan fazla insanın zorla yerinden edildiği” Lübnan’da kara operasyonlarını genişletme niyetine işaret ederek, “İsrail, çatışmanın daha da şiddetlenmesini önlemeli ve Lübnan topraklarını işgale yönelik her türlü eylemden kaçınmalı.” ifadesini kullanmıştır. Ayrıca Falconer, Doğu Kudüs’te Kıyamet Kilisesi’ne girişin İsrail polisi tarafından engellenmesini eleştirmiş ve ibadet hakkının temel bir özgürlük olduğunu vurgulayarak, “İsrail, statükoya uygun olarak ibadetin kolaylaştırılması için dini topluluklarla işbirliği yapmalı.” değerlendirmesinde bulunmuştur.
Avrupa Birliği (AB) de İsrail’in Lübnan’daki askeri faaliyetlerine ilişkin açıklama yapmıştır. AB Dış İlişkiler Sözcüsü Anouar El Anouni, İsrail’in Lübnan’ın güneyinde işgali genişletme talimatının ardından askeri operasyonların durdurulması gerektiğini belirtmiş ve “İsrail, Lübnan’daki askeri operasyonlarını durdurmalıdır.” ifadesini kullanmıştır. Açıklamada ayrıca İsrail’den Lübnan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermesi talep edilmiş, tüm taraflara ateşkes hükümlerini ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararını tam olarak uygulama çağrısı yapılmıştır. Sahadaki durumun “özellikle insani açıdan ciddi boyutlara ulaştığı” vurgulanarak, yerinden edilmeyi artıracak eylemlerden kaçınılması gerektiği ifade edilmiştir.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Aoun da yaptığı açıklamada ülkenin güneyindeki durumu değerlendirmiştir. Avn, İsrail’in ülkesine yönelik saldırıları ve ihlallerine işaret ederek, “Güneydeki durum, İsrail’in ağır ihlalleri ve müzakere girişimini görmezden gelmesi nedeniyle trajik.” ifadesini kullanmıştır. Açıklamasında ülkede iç barışa yönelik bir tehdit bulunmadığını, güvenlik kurumlarının iç güvenliği sağlamak için adımlar attığını belirtmiştir. Lübnan’da iç savaş ihtimalinin bulunmadığını vurgulayan Avn, kamu düzenini bozmayı amaçlayan girişimlerin başarısız olacağını ifade etmiş ve İsrail ile müzakere sürecinin başlatılması için uluslararası temasların sürdüğünü bildirmiştir.
30 Mart 2026 tarihinde Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, 2 Mart 2026’dan bu yana İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 1247’ye yükselmiştir. Açıklamada, son 24 saat içinde can kaybının 9 kişi arttığı belirtilmiştir.
Aynı dönemde yaralı sayısının 3 bin 680’e ulaştığı bildirilmiştir. Verilere göre, hayatını kaybedenler arasında 124 çocuk ve 87 kadın bulunmaktadır. Ayrıca, saldırılar kapsamında 52 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği ve 128 sağlık personelinin yaralandığı açıklanmıştır.
30 Mart 2026 tarihinde Lübnan’ın güneyinde konuşlu Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) unsurları, farklı saldırı ve olayların hedefi olmuş, bu gelişmeler uluslararası düzeyde geniş çaplı tepkilere yol açmıştır.
UNIFIL tarafından yapılan açıklamada, Adşit el-Kusayr beldesi yakınlarında konuşlu bir mevkiye mühimmat isabet ettiği bildirilmiştir. Olay sonucunda 1 barış gücü askeri hayatını kaybetmiş, 1 asker ağır yaralanmıştır.
Açıklamada, mühimmatın kim tarafından ateşlendiğinin bilinmediği ve olayla ilgili soruşturma başlatıldığı ifade edilmiştir. Ayrıca, saldırının UNIFIL bünyesinde görev yapan Endonezya birliğinin konuşlandığı bölgeyi hedef aldığı aktarılmıştır.
Gün içerisinde Lübnan’ın güneydoğusundaki Beni Hayyan ve Tuluse beldeleri arasındaki yolda UNIFIL birliğinin yeniden hedef alındığı bildirilmiştir. Saldırı sonrasında yaralıların tahliyesi için bölgeye helikopter sevk edildiği aktarılmıştır.
Aynı günün ilerleyen saatlerinde UNIFIL tarafından yapılan açıklamada, Beni Hayyan beldesi yakınlarında meydana gelen bir patlama sonucu 2 barış gücü askerinin daha hayatını kaybettiği duyurulmuştur. Olayda ayrıca 2 askerin yaralandığı belirtilmiştir. Bu gelişmeyle birlikte, 24 saat içinde hayatını kaybeden UNIFIL askerlerinin sayısının 3’e yükseldiği ifade edilmiştir.
Antonio Guterres, UNIFIL bünyesinde görev yapan Endonezyalı barış gücü askerinin öldürülmesini şiddetle kınadığını açıklamıştır. Guterres, olayın barış gücü personelinin güvenliğini tehlikeye atan son olaylardan biri olduğunu belirtmiş ve uluslararası hukuk yükümlülüklerine uyulması çağrısında bulunmuştur.
Endonezya Dışişleri Bakanlığı ise yaptığı açıklamada, olayın kapsamlı ve şeffaf şekilde soruşturulmasını talep etmiş, ayrıca barış gücü personeline yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu vurgulamıştır.
Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prevot, UNIFIL askerinin öldürülmesini en güçlü şekilde kınadıklarını açıklamış ve saldırının uluslararası hukukun ağır ihlali olabileceğini belirtmiştir.
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, saldırıyı “yeni bir kırmızı çizginin aşılması” olarak nitelendirmiş ve merminin kaynağının açıklığa kavuşturulmasını talep etmiştir.
İrlanda Başbakanı Micheal Martin ve ilgili bakanlar ise barış gücü askerlerine yönelik saldırıları kınamış, taraflara barış gücüne zarar verecek eylemlerden kaçınma çağrısında bulunmuştur.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, UNIFIL askerine yönelik saldırıyı kınamış ve barış gücü personelinin güvenliğinin sağlanması gerektiğini vurgulamıştır. Lübnan Dışişleri Bakanlığı da UNIFIL’e yönelik saldırının kabul edilemez olduğunu açıklamıştır.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, UNIFIL’e yönelik saldırıyı güçlü şekilde kınadıklarını belirterek, bu tür eylemlerin uluslararası insancıl hukuku ve BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararını ihlal ettiğini ifade etmiştir.
Jeanine Hennis-Plasschaert, yaptığı açıklamada Lübnan’daki çatışmaların insani etkisinin yıkıcı boyutlara ulaştığını belirtmiştir. Açıklamada, ülkenin bazı bölgelerinin harabeye döndüğü ve yıkımın durdurulması için acil ateşkes gerektiği vurgulanmıştır.
Endonezya hükümeti 31 Mart'ta, UNIFIL bünyesinde görev yapan 2 askerinin daha hayatını kaybettiğini doğrulamıştır. Böylece, Lübnan’da barış gücü görevinde hayatını kaybeden Endonezyalı asker sayısı 3’e yükselmiştir. Açıklamada, 2 askerin ağır yaralandığı ve Beyrut’taki bir sağlık kuruluşunda tedavi altına alındığı belirtilmiştir.
İsrail ordusu, UNIFIL askerlerinin öldüğü olaylara ilişkin inceleme yürütüldüğünü öne sürmüştür. Açıklamada, son iki günde yaşanan olayların koşullarının netleştirilmeye çalışıldığı ve saldırıların Hizbullah ya da İsrail faaliyetlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığının araştırıldığı ifade edilmiştir. İsrail ordusu ayrıca, UNIFIL, Lübnan ordusu veya sivillerin hedef alınmadığını, saldırıların yalnızca Hizbullah’a yönelik gerçekleştirildiğini savunmuştur.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto’ya taziye mesajı göndermiştir. Açıklamada, hayatını kaybeden askerlerin barış ve istikrar için görev yaptıkları ve bu kaybın uluslararası toplum için de önemli olduğu ifade edilmiştir.
İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, UNIFIL askerlerinin öldürülmesini “kabul edilemez” olarak nitelendirmiştir. Crosetto, olayın uluslararası toplumu hedef alan bir saldırı olduğunu ifade etmiş ve BM barış gücünün rolüne vurgu yapmıştır.
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, saldırıları “haksız ve kabul edilemez” olarak tanımlamış ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyini acil toplantıya çağırmıştır. Ayrıca, UNIFIL personeline yönelik eylemlerin gerekçelendirilemeyeceği belirtilmiştir.
AB, UNIFIL askerlerinin öldürülmesini ve yaralanmasını kınamış, saldırıların uluslararası hukukun ağır ihlali olduğunu vurgulamıştır. AB yetkilileri, kapsamlı soruşturma yürütülmesi çağrısında bulunmuş ve UNIFIL’e desteklerini yinelemiştir.
Almanya, saldırıları “şiddetle kınadığını” açıklamış ve BM barış gücü personelinin uluslararası hukuk kapsamında korunması gerektiğini vurgulamıştır. Ayrıca, taraflara ateşkes ve BM Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararına uyma çağrısı yapılmıştır.
Dışişleri Bakanlığı, 3 Endonezyalı UNIFIL askerinin hayatını kaybettiği saldırıları kınamış ve bu eylemlerin uluslararası hukukun ağır ihlali olduğunu belirtmiştir. Açıklamada, sorumluların adalet önünde hesap vermesi gerektiği vurgulanmıştır.
İsrail ordusunun gece saatlerinden itibaren düzenlediği saldırılarda Deyr Kifa, Kefre, Aba, Duveyr, Cebşit, Mecdel Zun ve Kalile beldeleri hedef alınmıştır. İlk belirlemelere göre saldırılarda 5 kişi hayatını kaybetmiştir.
Aba beldesinde bir evin hedef alınması sonucu 1 kişi, Sur kentine bağlı Kasımiye bölgesinde bir aracın vurulması sonucu 2 kişi, Deyr Kifa beldesine düzenlenen saldırıda ise 2 kişi hayatını kaybetmiştir. Gün içerisinde saldırıların devam etmesiyle birlikte, can kaybı 7 kişiye yükselmiştir. Bu kapsamda Sur’un Sarifa beldesine düzenlenen saldırıda 2 kişi hayatını kaybetmiş, 3 kişi yaralanmıştır. Ayrıca Batı Zavter beldesi de hava saldırılarıyla hedef alınmıştır.
Günün ilerleyen saatlerinde saldırıların şiddetlenmesiyle birlikte, toplam can kaybı 11’e yükselmiş, 32 kişi yaralanmıştır. Sayda kentine bağlı Neccariye beldesinde bir evin bombalanması sonucu 5 kişi hayatını kaybetmiştir. Sur’a bağlı Sarifa beldesinde 3 kişi ölmüş, 19 kişi yaralanmıştır.
Nebatiye bölgesinde yer alan Cibşit beldesine düzenlenen saldırıda Ekrem el-İbrahimi ile hamile eşi Ala Naimi hayatını kaybetmiştir. Kefra beldesinde ise Er-Risale İlk Yardım Derneği’ne ait bir toplanma noktasının hedef alınması sonucu 1 sağlık görevlisi hayatını kaybetmiş, 13 kişi yaralanmıştır.
İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesine hava saldırısı düzenlemiştir. Saldırı öncesinde bölgeye yönelik “tahliye ve saldırı” uyarısı yapıldığı, saldırı sonrasında ise şiddetli patlama sesleri duyulduğu ve dumanların yükseldiği aktarılmıştır.
Aynı gün içerisinde Dahiye bölgesinin Gubeyri Mahallesi’nde bir bina hedef alınarak tamamen yıkılmıştır. Hedef alınan yapının havalimanı yolu üzerinde, nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu bir bölgede bulunduğu belirtilmiştir. İsrail ordusuna ait insansız hava araçlarının (dronlar) gün boyunca Beyrut üzerinde alçak uçuş yaptığı da bildirilmiştir.
Buna ek olarak, İsrail ordusu Beyrut’un kuzeydoğusunda yer alan Mansuriyye ve Mar Roukoz çevresinde bir binayı hedef almıştır. Saldırının ardından hedef alınan noktadan yoğun duman yükseldiği gözlemlenmiştir.
İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, Beyrut’ta Hizbullah ile Filistinli gruplar arasında koordinasyonu sağlayan üst düzey komutanların hedef alındığı ileri sürülmüştür. Açıklamada, Hamza İbrahim Rakin ve bir diğer üst düzey ismin öldürüldüğü iddia edilmiştir.
Söz konusu kişilerin, Hizbullah ile Lübnan, Gazze, Suriye ve Batı Şeria’da faaliyet gösteren Filistinli hareketler arasında irtibat sağladığı öne sürülmüştür. Ayrıca, İsrail ordusu Beyrut ve güney Lübnan’da Hizbullah’a ait komuta merkezlerinin hedef alındığını iddia etmiştir.
31 Mart günü İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, Lübnan’ın güneyinde Hizbullah ile girilen çatışmalarda 4 askerin hayatını kaybettiği duyurulmuştur. Açıklamada, hayatını kaybeden askerlerin 3’ünün Nahal Tugayı mensubu olduğu belirtilmiştir.
Aynı çatışmalarda 1’i ağır olmak üzere 3 askerin de yaralandığı ifade edilmiştir. İsrail basınında yer alan bilgilere göre, söz konusu çatışmaların yakın mesafede gerçekleştiği aktarılmıştır. Bu gelişmeyle birlikte, Lübnan’da Hizbullah ile yaşanan çatışmalarda hayatını kaybeden İsrail askerlerinin sayısının 10’a yükseldiği bildirilmiştir.
Günün ilerleyen saatlerinde yapılan bir diğer açıklamada, Lübnan’ın güneyinde yaşanan çatışmalarda 4 askerin yaralandığı belirtilmiştir. Açıklamada, Hizbullah tarafından gerçekleştirilen roket saldırısı sonucu şarapnel parçalarının isabet etmesi nedeniyle 1 askerin yaralandığı ifade edilmiştir. Ayrıca, bir insansız hava aracının (İHA) İsrail askerlerinin bulunduğu noktaya yakın bir alana düşmesi sonucu 3 yedek askerin hafif şekilde yaralandığı aktarılmıştır.
Hizbullah tarafından 31 Mart günü yapılan açıklamada, İsrail hedeflerine toplam 35 saldırı düzenlendiği ifade edilmiştir. Bu saldırıların, Lübnan’ın güneyi ile İsrail’in kuzeyinde eş zamanlı şekilde sürdürüldüğü aktarılmıştır. Açıklamada, çok sayıda Merkava tankı ve İsrail askeri aracının hedef alındığı belirtilmiş; saldırıların farklı türde mühimmat ve sistemlerle gerçekleştirildiği vurgulanmıştır.
İsrail basınında yer alan bilgilere göre, 31 Mart günü Hizbullah’ın Lübnan’ın güneyinden İsrail’in kuzeyine doğru 45 roket fırlattığı bildirilmiştir. İsrail ordusunun, bu roket atışlarını tespit ettiği ve Yara, Hanita, Biera ve Şlomi yerleşimleri ile Batı Celile bölgesinde sirenlerin çaldığı aktarılmıştır. Roket ve İHA’ların büyük kısmının hava savunma sistemleri tarafından engellendiği, bir kısmının ise açık alanlara isabet ettiği ifade edilmiştir. Saldırılar sonucunda, Batı Celile bölgesinde 3 kişinin hafif şekilde yaralandığı bildirilmiştir.
Hizbullah, Lübnan’ın güneyindeki Nakura, Deyr Siryan, Raşaf, Yarun, Kantara, Taybe ve Aynata beldelerinde İsrail askerleri ve askeri araçlarının hedef alındığını bildirmiştir. Ayrıca, Tel Avida’da İsrail askeri konvoyuna saldırı düzenlendiği, Beyt Lif bölgesinde ise İsrail birliklerine pusu kurularak patlayıcılarla saldırı gerçekleştirildiği ifade edilmiştir. Bu saldırılarda, üst düzey bir komutan dahil olmak üzere çok sayıda İsrail askerinin hedef alındığı belirtilmiştir.
Hizbullah açıklamasında, İsrail’in kuzeyindeki askeri noktaların da hedef alındığı ifade edilmiştir. Bu kapsamda;
hedef alınan başlıca askeri noktalar arasında yer almıştır. Bunun yanı sıra, Akka’daki Tefen Üssü, Nehariye, Zarit, Şlomi, Malikiye ve Shomera yerleşimlerine de saldırılar düzenlendiği aktarılmıştır.
Hizbullah, İsrail’in kuzeyindeki Nasharim, Maalot Tarshisha, Metula, Avivim ve Krayot yerleşimlerini hedef aldığını açıklamıştır. Bu saldırılar kapsamında, Hayfa’nın kuzeyindeki askeri ve yerleşim bölgelerinin de hedef alındığı belirtilmiştir.
Belçika, Fransa, Yunanistan, İtalya, Malta, Hollanda, Portekiz, İngiltere ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi dışişleri bakanları ile Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas tarafından yapılan ortak açıklamada, Lübnan hükümeti ve halkına destek verildiği belirtilmiştir.
Açıklamada, Lübnan’ın kendisine ait olmayan bir savaşın sonuçlarını yaşadığı ifade edilmiş; hem Lübnan’da hem de İsrail’de çatışmalardan etkilenen sivillere dayanışma mesajı iletilmiştir. Ortak metinde şu ifadeler yer almıştır: "Mevcut durumun sorumluluğunun Hizbullah'a ait olduğunun" ifade edildiği açıklamada, "Hizbullah’ın İran’a destek amacıyla İsrail'e yönelik saldırılarının güçlü şekilde kınandığı ve bu saldırıların derhal sona ermesi gerektiği" vurgulandı.
Açıklamada ayrıca, bölgesel çatışmanın İran ile daha da tırmanmasının önlenmesinin öncelik olduğu belirtilmiş ve Lübnan ile İsrail arasında doğrudan siyasi müzakerelerin başlatılması çağrısı yapılmıştır.
Metinde, Lübnan devlet kurumlarının güçlendirilmesi gerektiği vurgulanarak şu hususlar kaydedilmiştir:
Ayrıca taraflara şu çağrılar yapılmıştır:
Açıklamada, Lübnan’da 1 milyondan fazla kişinin yerinden edilmesine ilişkin endişe dile getirilmiş ve UNIFIL unsurlarına yönelik saldırılar şiddetle kınanmıştır.
Kanada Başbakanı Mark Carney, İsrail’in Lübnan’ın güneyinde yürüttüğü kara harekâtına ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Carney "Kanada en başta, Lübnan'ın güneybatısındaki işgali kınamaktadır. Bu Lübnan'ın yasa dışı bir işgali, onların toprak egemenliğinin ihlalidir." demiştir.
Carney ayrıca şu değerlendirmede bulunmuştur: "Dolayısıyla Kanada'ya göre, pratik nedenler de dahil olmak üzere tüm bu nedenlerden dolayı ateşkes gerekiyor. Bu nedenler (İsrail'in) askeri müdahalesini yasal hale getirir mi? Hayır, yasal değil."
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Fransa ve Endonezya’nın talebi üzerine acil toplantı düzenleyerek Lübnan’daki gelişmeleri ele almıştır.
Fransa’nın BM Daimi Temsilcisi Jerome Bonnafont şu ifadeleri kullanmıştır: “Bu durum böyle devam edemez.Bu konsey de kınamakla yetinmemelidir, bu tür eylemlerin bir daha yaşanmaması için harekete geçmelidir.” Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia ise şu değerlendirmede bulunmuştur: “Lübnan-İsrail çatışmasındaki tırmanışın temel nedeninin, ABD ve İsrail’in İran'a karşı saldırganlığının Orta Doğu'daki kırılgan istikrarın daha geniş çaplı yıkımına yol açan tetikleyici olduğunu hatırlatmak isterim.”
Çin temsilcisi Sun Lei “Lübnan, bir başka Gazze olmamalı ve uluslararası toplum, Gazze trajedisinin tekrarlanmasına asla izin vermemelidir.” ifadesini kullanmıştır. ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz ise "BM’nin çatışma bölgelerine gönderdiği barış güçleri, karşılaştıkları çok gerçek tehlikeler karşısında çoğu zaman şaşırıyorlar." demiştir.
Lübnan’ın BM Daimi Temsilcisi Ahmed Arafa “Lübnan halkı, bu savaşı seçmedi. Bu savaş onlara dayatıldı. İsrail, ateşkes anlaşmasına hiçbir zaman saygı göstermedi ve Lübnan'ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü ihlal etmeye, sivillere ve sivil altyapıya yönelik kasıtlı saldırılarına devam ediyor.” demiştir.
Endonezya’nın BM Daimi Temsilcisi Umar Hadi ise şu değerlendirmelerde bulunmuştur: “Barış güçlerinin bu şekilde öldürülmesini kabul edemeyiz. Bu, Endonezya için, BM için, bu Konsey için, barış güçlerini umut ve barış sembolü olarak gören her topluluk için büyük bir kayıptır. Açıkça söyleyeyim, İsrail'den bahaneler değil, BM tarafından soruşturma talep ediyoruz.”
Yisrael Katz tarafından yapılan açıklamada, İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinde yürüttüğü kara operasyonlarının sürdürüleceği ve bölgenin kontrol altında tutulacağı belirtilmiştir. Katz, İsrail güçlerinin Litani Nehri’ne kadar uzanan hattı kontrol edeceğini ve bu bölgede kalıcı bir askeri varlık oluşturulacağını ifade etmiştir.
Açıklamada ayrıca, sınır hattındaki yerleşimlerin hedef alınacağı ve bölgedeki sivil yapıların yıkılacağı yönünde ifadeler yer almıştır. Katz, Lübnan’ın güneyinden yerinden edilen yüz binlerce kişinin geri dönüşüne izin verilmeyeceğini belirtmiş ve Gazze’de yürütülen yıkım modelinin bu bölgede de uygulanacağını dile getirmiştir.
Nevvaf Selam, İsrail’in Lübnan’ın güneyinde sağlık ekiplerini hedef aldığına ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Selam, Dünya Sağlık Örgütü yetkilileriyle yaptığı görüşme sırasında şu ifadeleri kullanmıştır: "İsrail'in güneyde ambulans ve sağlık ekiplerini hedef alması savaş suçudur. Aynı şekilde gazetecileri ve sivilleri hedef alan saldırılar da bu kapsamındadır."
Açıklamada, 2 Mart’tan itibaren düzenlenen saldırılarda 52 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği bilgisi paylaşılmıştır.
Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından 31 Mart 2026 tarihinde yapılan açıklamada, 2 Mart’tan bu yana devam eden saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 1268’e, yaralı sayısının ise 3 bin 750’ye yükseldiği bildirilmiştir. Hayatını kaybedenler arasında 125 çocuk ve 88 kadın bulunduğu belirtilmiştir. Aynı açıklamada, sağlık personeline yönelik saldırıların sürdüğü ve 128 sağlık çalışanının yaralandığı ifade edilmiştir.
France tarafından yürütülen destek programı kapsamında, Lübnan ordusuna 39 zırhlı personel taşıyıcı araç hibe edilmiştir. Teslim töreni Beyrut Limanı’nda gerçekleştirilmiş ve iki ülke askeri yetkilileri törene katılmıştır. Fransız yetkililer, Lübnan ordusunun mevcut kriz ortamında iç istikrarın korunmasındaki rolüne dikkat çekmiş ve askeri desteğin sürdürüleceğini belirtmiştir.
Michel Menassa, İsrail Savunma Bakanı’nın açıklamalarına tepki göstermiştir. Menassa, söz konusu açıklamaların Lübnan topraklarında yeni bir işgali dayatma anlamına geldiğini ve ülkenin egemenliğini hedef aldığını ifade etmiştir. Menassa açıklamasında "Lübnan vatandaşlarının topraklarına dönüşünün engellenmesi ve Lübnan'ın güneyinde 'Gazze modelinin' tekrarlanması yönündeki söylemler, Lübnan'ın asla kabul etmeyeceği vahşi bir suçtur." demiştir.
Ayrıca İsrail’in Lübnan’ın güneyinde tampon bölge oluşturma ve Litani Nehri’ne kadar ilerleme planlarının, bölgedeki gerilimi daha da tırmandırabileceği uyarısında bulunulmuştur. Menassa, uluslararası topluma İsrail’in tehditlerine karşı daha net bir tutum alınması çağrısı yapmıştır.
İsrail ordusu, 1 Nisan 2026’nın ilk saatlerinde Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyinde bulunan Dahiye bölgesine art arda 3 saldırı düzenlemiştir. Saldırılar, Dahiye’nin Cinah bölgesini hedef almıştır. Saldırılar sırasında Beyrut ve çevresinde şiddetli patlama sesleri duyulmuştur. Lübnan haber ajansı NNA, saldırıların İsrail savaş gemileri tarafından gerçekleştirildiğini bildirmiştir.
Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, saldırılarda ilk belirlemelere göre 5 kişinin hayatını kaybettiği, 21 kişinin yaralandığı belirtilmiştir. Daha sonraki güncellemelerde ölü sayısının 7’ye, yaralı sayısının ise 26’ya yükseldiği aktarılmıştır. Saldırılarda birden fazla araç hedef alınmıştır.

Lübnan'da günlük yaşam, 1 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
Aynı gece ilerleyen saatlerde İsrail savaş uçakları tarafından Dahiye bölgesine yönelik yeni bir hava saldırısı daha düzenlenmiştir. Saldırı sonrası bölgede dumanların yükseldiği görülmüştür.
Günün ilerleyen saatlerinde İsrail, Beyrut’ta düzenlenen söz konusu saldırılarda Hizbullah’ın güney cephesi sorumlusu olarak tanımlanan Hacı Yusuf İsmail Haşim’in öldürüldüğünü iddia etmiştir. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee tarafından yapılan açıklamada, Haşim’in Hizbullah içinde İsrail’e yönelik saldırı planlarının yürütülmesinden ve Lübnan’ın güneyindeki çatışmalardan sorumlu olduğu öne sürülmüştür. Açıklamada ayrıca, söz konusu ismin roket ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarının yönetiminde rol aldığı ve Hizbullah’ın yeniden yapılanma faaliyetlerini koordine ettiği ileri sürülmüştür.
Aynı gün Beyrut’un güneyindeki Halde beldesinde bir araç insansız hava aracı (İHA) ile hedef alınmıştır. Saldırıda araçta bulunan 2 kişi hayatını kaybetmiştir. Hedef alınan aracın çevresindeki araçlar ve işletmelerde ciddi hasar meydana gelmiştir. Olay yerinde patlamayan bir mühimmat tespit edilmiş, Lübnan ordusuna bağlı istihkam ekipleri olay yerine sevk edilmiştir.
İsrail ordusu, 1 Nisan 2026 tarihinde Lübnan’ın güneyi ve doğusundaki çok sayıda beldeye yönelik hava ve topçu saldırıları düzenlemiştir. Lübnan resmi ajansı NNA’nın aktardığına göre, saldırılar gün boyunca farklı bölgelerde yoğunlaşarak sürmüştür.
Günün ilk saatlerinde İsrail’e ait bir insansız hava aracı (İHA), Sur kentine bağlı Derdagya beldesi yakınlarında Marub yolu üzerinde bulunan bir otomobil ve minibüsü hedef almıştır. Saldırıda ölü ve yaralıların olduğu bildirilmiştir. Aynı süreçte Sur kenti üzerinde İsrail savaş uçaklarının yoğun uçuşlar gerçekleştirdiği aktarılmıştır.
İsrail savaş uçakları tarafından Lübnan’ın güneyindeki Kefra, Hanin, Ramadiyye, Aşağı Homin, Nenafol, Mervaniyye, Duveyr, Haurf, Şarkiyye ve Sureyfe beldeleri bombalanmıştır. Ayrıca Lübnan’ın doğusundaki Bekaa bölgesine bağlı Suhmur beldesine 4 ayrı hava saldırısı düzenlenmiştir.
Bununla birlikte İsrail topçuları, gece saatlerinden itibaren Marun Ras, Kalile, Hanniye ve Mansuri beldelerinin çevresini hedef almıştır. Beyyade-Nakura hattında topçu atışlarının gece boyunca sürdüğü bildirilmiştir.
Gün içerisinde İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, orduya ait bir insansız hava aracının (İHA), Lübnan’ın güneyinden fırlatılan karadan-havaya bir füze ile vurularak düşürüldüğünü açıklamıştır.
Öğle saatlerinde İsrail savaş uçakları, Nebatiye vilayetine bağlı Humin beldesinde bir evi hedef almıştır. Saldırıda aynı aileden 3’ü kadın olmak üzere 4 kişi hayatını kaybetmiştir. Günün ilerleyen saatlerinde Sur kentine bağlı Mansuriyye beldesinde bir motosiklet, hava saldırısıyla hedef alınmıştır. Saldırıda 2 kişi yaşamını yitirmiştir.
Akşam saatlerine doğru Lübnan’ın güneyinde farklı noktalara yönelik yeni saldırılar gerçekleştirilmiştir. Sur kentine bağlı Ramadiye beldesine düzenlenen saldırıda 5 kişi hayatını kaybetmiş, 3 kişi yaralanmıştır. Nebatiye’ye bağlı Bint Cubeyl beldesinde bir aracın hedef alınması sonucu 2 kişi ölmüştür. Ayrıca Nebatiye’nin Doğu Zavter beldesinde bir evin bombalanması sonucu 1 kişi hayatını kaybetmiş, söz konusu ev tamamen yıkılmıştır.
Bu saldırılar sonucunda 1 Nisan 2026 günü içerisinde Lübnan’ın güneyine yönelik saldırılarda en az 8 kişinin hayatını kaybettiği bildirilmiştir.

Lübnan'da günlük yaşam, 1 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
Lübnan ordusu, 1 Nisan 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, İsrail sınırına yakın bazı güney beldelerinde mevzilerini değiştirdiğini duyurmuştur. Açıklamada, İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinde özellikle sınır hattındaki beldeler çevresinde saldırılarını artırdığı belirtilmiştir.
Lübnan ordusu, İsrail saldırılarının yoğunlaşması sonucu Lübnan birliklerinin bulunduğu bölgelerin kuşatıldığını, izole edildiğini ve ikmal hatlarının kesildiğini ifade etmiştir. Bu gelişmeler doğrultusunda, ülkenin güneyindeki bazı beldelerde askeri mevzilerin yeniden düzenlendiği aktarılmıştır.
Açıklamada ayrıca, söz konusu beldelerde sivil halkın desteklenmesi amacıyla en az bir askeri birliğin bulundurulmaya devam ettiği belirtilmiştir. İsrail’in sivil-asker ayrımı gözetmeyen saldırılar düzenlediği vurgulanmıştır.
Lübnan ordusu, bazı medya kuruluşları ve sosyal medya platformlarında orduya yönelik yapılan kışkırtıcı söylemler konusunda uyarıda bulunmuştur. Bu tür söylemlerin ülke içindeki gerilimi artırabileceği ifade edilmiştir. Açıklamada, ordunun elindeki tüm imkanları kullanarak ağır baskı ve zorluklar altında görevini sürdürdüğü belirtilmiştir.
Açıklamada ayrıca, İsrail’in daha önce yapılan ateşkes anlaşmasına rağmen işgal ettiği bölgelerden çekilmediği ve güney Lübnan’da kara saldırılarını yoğunlaştırdığı belirtilmiştir. Bu durumun, bölgedeki güvenlik endişelerini artırdığı ifade edilmiştir.
Hizbullah, 1 Nisan 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, İsrail’in kuzeyindeki çok sayıda askeri noktaya yönelik saldırılar düzenlediğini duyurmuştur. Hizbullah’ın Telegram hesabından yapılan açıklamada, gece saatlerinden itibaren İsrail ordusuna ait hedeflere roketler, insansız hava araçları (İHA) ve topçu atışlarıyla toplam 15 saldırı gerçekleştirildiği belirtilmiştir.
Açıklamada, Lübnan’ın güneyindeki Şema beldesinde Hizbullah unsurları ile İsrail askerleri arasında çatışmalar yaşandığı ifade edilmiştir. Ayrıca Kantara, Deyr Siryan, Taybe ve Adise beldesindeki Tel Avida bölgelerinde İsrail askerleri ve askeri araçlarının hedef alındığı aktarılmıştır.
Hizbullah tarafından yapılan açıklamada, İsrail’in kuzeyine yönelik saldırıların sürdüğü ve Hayfa’da bulunan Yodefat askeri sanayi tesisinin roketlerle hedef alındığı belirtilmiştir. Bunun yanı sıra Safed kentindeki Mahanim Üssü, Taberiye Gölü yakınındaki Amiad Üssü ve Meron Hava Kuvvetleri Üssü ile Kiryat Şimona ve Misgav Am yerleşimlerine saldırılar düzenlendiği ifade edilmiştir.
Gün içerisinde gerçekleşen saldırılar kapsamında, Hizbullah tarafından fırlatılan bir roketin İsrail’in kuzeyindeki Kiryat Şimona’da bir binaya doğrudan isabet ettiği bildirilmiştir. Söz konusu roketin İsrail hava savunma sistemleri tarafından engellenemediği belirtilmiştir. İsabet sonucunda 1 kişinin hafif yaralandığı aktarılmıştır. Saldırı sırasında Kiryat Şimona, Metula, Celile ve Nehariye çevresinde sirenlerin devreye girdiği bildirilmiştir.
Günün son saatlerinde Hizbullah, İsrail ordusuna ve İsrail’in kuzeyindeki hedeflere yönelik toplam 54 saldırı düzenlediğini açıklamıştır. Açıklamada, saldırılarda roketler ve insansız hava araçlarının kullanıldığı belirtilmiştir.
Bu saldırılar kapsamında, Lübnan’ın güneyinde İsrail sınırı yakınındaki Rabbu Selasin, Adise, Merkeba, Kantara, Yarun, Cuviyye, Kavzeh, Ayterun, Bafalay, Beyyada ve Deyr Siryan beldelerinde İsrail askerleri ve askeri araçlarının hedef alındığı ifade edilmiştir. Ayrıca Aynata beldesinde İsrail ordusuna ait Hermes-450 tipi insansız hava aracı (İHA) ve Merkava tanklarının hedef alındığı aktarılmıştır.
Hizbullah açıklamasında, İsrail’in kuzeyindeki Malikiye, Maayan Baruch, Nehariye, Kabri, Avivim, Kiryat Şimona, Ramot Naftali, Shomera, Yuval, Giladi, Metula ve Misgav Am yerleşimlerinin hedef alındığı belirtilmiştir. Bunun yanı sıra İsrail’in kuzeyinde bulunan Nimra Üssü ile işgal altındaki Golan Tepeleri’nde yer alan el-Alika Kışlası’na saldırılar düzenlendiği ifade edilmiştir.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, 1 Nisan 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, 2 Mart 2026’dan bu yana İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının son 24 saatte 50 artarak 1318’e yükseldiğini duyurmuştur. Açıklamada, yaralı sayısının ise 3 bin 935’e ulaştığı belirtilmiştir.
.
Bakanlık tarafından paylaşılan verilere göre, hayatını kaybedenler arasında 125 çocuk ve 91 kadın bulunduğu ifade edilmiştir. Ayrıca İsrail saldırılarında 53 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği, 137 sağlık personelinin yaralandığı aktarılmıştır.
Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM), Lübnan’ın güneyinde görev yapan Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) bünyesindeki 3 askerin hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturmanın sürdüğünü açıklamıştır.
BM Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, yaptığı açıklamada, söz konusu saldırıların kabul edilemez olduğunu ve faillerden tam hesap sorulması gerektiğini belirtmiştir. Dujarric, soruşturma kapsamında teknik ekiplerin olay yerinde fiziksel kanıtları incelediğini ve saldırıların tüm koşullarının araştırıldığını ifade etmiştir.
Açıklamada, BM personelinin bazı durumlarda sahadaki güvenlik koşulları ve taraflar arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle olay yerlerine zamanında ulaşamadığı, bunun da soruşturma sürecinde gecikmelere neden olduğu belirtilmiştir. Birleşmiş Milletler, ayrıca BM barış gücü personeline yönelik saldırıların uluslararası hukuk kapsamında savaş suçu teşkil edebileceğini vurgulamıştır.
İsrail ordusunun, 2 Mart 2026 tarihinde Lübnan’a başlattığı saldırılar 1 Nisan tarihinde birinci ayını geride bırakmıştır. Söz konusu süreçte, başkent Beyrut başta olmak üzere ülkenin farklı bölgelerine yönelik yoğun hava, kara ve deniz saldırıları düzenlenmiştir.
Lübnan Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2 Mart’tan 1 Nisan'a kadar gerçekleştirilen saldırılarda en az 1318 kişi hayatını kaybetmiş, 3 bin 935 kişi yaralanmıştır. Hayatını kaybedenler arasında 125 çocuk, 91 kadın, en az 53 sağlık çalışanı ve 4 gazeteci bulunduğu bildirilmiştir.
İsrail’in özellikle güney Lübnan ve Beyrut’un Dahiye bölgesine yönelik yoğun saldırıları ve tahliye uyarıları, geniş çaplı bir yerinden edilme krizine yol açmıştır. Lübnan hükümeti verilerine göre, 1 milyon 162 binden fazla kişi evini terk etmek zorunda kalmıştır.
Yerinden edilenlerin bir kısmının Beyrut ve kuzey bölgelerde kurulan geçici barınma merkezlerine yerleştirildiği belirtilmiştir. Hükümet tarafından açılan 669 barınma merkezine yaklaşık 136 bin kişinin yerleştirildiği aktarılmıştır.
Ayrıca Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) verilerine göre, 2–27 Mart tarihleri arasında Lübnan’dan 200 binden fazla kişinin Suriye’ye geçtiği bildirilmiştir.
İsrail ordusunun saldırıları, özellikle Lübnan’ın güneyindeki Sayda, Sur ve Nebatiye kentleri ile Beyrut’un Dahiye bölgesinde yoğunlaşmıştır. Bu bölgelerdeki yerleşimlerin sık aralıklarla hedef alındığı ve Dahiye bölgesinin neredeyse her gün hava saldırılarına maruz kaldığı belirtilmiştir.
İsrail ordusu, 16 Mart 2026 tarihinde Lübnan’ın güneyine yönelik kara saldırıları başlatmıştır. Bu süreçte, sınır hattında İsrail askerleri ile Hizbullah unsurları arasında çatışmalar yaşandığı bildirilmiştir.
Litani Nehri’nin güneyi, saldırıların yoğunlaştığı bölgeler arasında yer almıştır. İsrail ordusunun bu bölgeyi kontrol altına almayı ve kalıcı şekilde elinde tutmayı hedeflediği belirtilmiştir. Bu kapsamda, nehir üzerindeki birçok köprünün bombalandığı aktarılmıştır.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyine konuşlanarak işgali sürdüreceğini ve Litani Nehri’ne kadar olan bölgeyi kontrol edeceğini açıklamıştır. Ayrıca Katz’ın, bölgeden sürülen 600 binden fazla kişinin geri dönüşüne izin verilmeyeceğini ifade ettiği belirtilmiştir.
Hizbullah, İsrail saldırılarına karşılık olarak hem Lübnan topraklarına giren İsrail askerlerini hem de İsrail’in kuzeyindeki askeri hedefleri hedef almıştır. Açıklamalara göre, roketler ve insansız hava araçlarıyla İsrail askerleri, tankları ve askeri üsleri vurulmuştur.
Hizbullah, 30 Mart 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, 2 Mart’tan itibaren İsrail’e toplam 1100 saldırı düzenlediğini duyurmuştur.
Lübnan’ın güneyinde görev yapan Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) unsurları da saldırılardan etkilenmiştir. 29–30 Mart tarihlerinde düzenlenen iki ayrı saldırıda 3 Endonezyalı barış gücü askeri hayatını kaybetmiş, 3 asker yaralanmıştır.
Lübnan yönetimi ve uluslararası aktörler, saldırıların durdurulması ve ateşkes sağlanması amacıyla diplomatik girişimlerde bulunmuştur. Ancak Cumhurbaşkanı Joseph Avn tarafından yapılan ateşkes ve müzakere çağrılarına rağmen somut bir sonuç alınamadığı belirtilmiştir. Lübnan hükümeti, bu süreçte Hizbullah’ın ülkedeki askeri faaliyetlerini yasakladığını açıklamıştır.
Birleşmiş Milletler Mülteci Yüksek Komiserliği (BMMYK) Sözcüsü Babar Baloch, İsrail saldırıları nedeniyle Lübnan’daki insani durumun ağırlaştığını açıklamıştır. Son bir ay içinde 1 milyondan fazla kişi yerinden edilmiştir ve ülkede her 5 kişiden 1’i yerinden edilmiş durumdadır.
Baloch şu ifadeleri kullanmıştır: "İnsani durum her geçen gün daha kötüye gidiyor. Son bir ayda İsrail'in tahliye emirlerini, ardından saldırıları ve insanların Lübnan içinde sürekli yer değiştirmesini gördük. Bölgedeki ve Lübnan'daki çatışmaların tırmanması nedeniyle 1 milyondan fazla insan yerinden edildi. Lübnan'da şu anda her 5 kişiden 1'i yerinden edilmiş durumda. Bunların çoğu çaresiz, travma geçirmiş durumda."
Yerinden edilenlerin 130 binden fazlasının 600’den fazla toplu barınakta kaldığı belirtilmiştir. Ayrıca 200 binden fazla kişinin Lübnan’dan Suriye’ye geçtiği, bunların yaklaşık 180 bininin Suriyeli mülteci, 20 binden fazlasının Lübnan vatandaşı olduğu aktarılmıştır. Baloch günlük geçişlere ilişkin "Son bir ayın ortalamasına bakarsak her gün yaklaşık 7 bin Lübnanlı ve Suriyeli Suriye'ye geçiyor. Bu, sivil halk için çok zor bir durum." demiştir.
İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyine düzenlediği saldırılarda Kefer Sir beldesinde bir binanın hedef alınması sonucu 3 kişi hayatını kaybetmiştir.
Gün içinde saldırıların bilançosu güncellenmiş ve can kaybı 6’ya yükselmiştir. Zibdin’de 4 katlı bina hedef alınmış, Bilal Cevad, Mehdi Cevad ve Hala Kubeysi hayatını kaybetmiştir. Ayrıca:
Hizbullah, Raşaf, Kantara ve Aynata bölgelerinde İsrail askerlerini hedef aldığını açıklamıştır. İsrail’in kuzeyinde Even Menachem, Yiron, Avivim, Metula, Kiryat Şimona ve Malikiye bölgelerine saldırılar düzenlenmiştir.
İsrail basınında:
Günün ilerleyen saatlerinde Hizbullah, İsrail hedeflerine en az 49 saldırı düzenlediğini açıklamıştır. Açıklamada Merkava tankları, asker nakil araçları ve askeri üslerin hedef alındığı belirtilmiştir.
BM raportörleri, Lübnan’da öldürülen gazetecilere ilişkin bağımsız soruşturma çağrısı yapmıştır. Açıklamada "İsrail'in gazetecileri öldürmesiyle ilgili uluslararası bağımsız soruşturma çağrısında bulunuyoruz. Bu ölümler, uluslararası bir kuruluş tarafından derhal, kapsamlı ve bağımsız olarak soruşturulmalı." ifadelerine yer verilmiştir.
Ayrıca "Gazetecilerin hedef gözeterek öldürülmesi, İsrail'in Lübnan'daki mevcut askeri harekatına ilişkin haberleri susturmak ve tıpkı Gazze'deki gibi işlenen savaş suçlarının haberlerini engellemek için yaptığı iğrenç bir girişimdir." denilmiştir.
İsrail ordusu, 2 Nisan'da yaptığı açıklama son 24 saat içinde Lübnan’ın güneyine yönelik saldırılarda 40’tan fazla Hizbullah mensubunun öldüğünü iddia etmiştir. Açıklamada karargahlar, silah depoları, füze rampaları ve tanksavar mevzilerinin hedef alındığı belirtilmiştir. Ayrıca İsrail ordusunun farklı tümenlerinin 180’den fazla altyapı tesisini hedef aldığı ve çok sayıda silah ele geçirildiği ileri sürülmüştür.
İsrail ordusunun güney Lübnan’da işgal ettiği bölgelerde evleri yıkmaya başladığı bildirilmiştir. Bu faaliyetlerin, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın talimatı doğrultusunda yürütüldüğü aktarılmıştır. Ayrıca sınır köylerinde evlerin yıkıldığı ve kara harekatının derinleştirildiği
ifade edilmiştir.
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, İsrail’in saldırılarla işgalini genişletmeyi, tampon bölgeler oluşturmayı ve halkı zorla yerinden etmeyi planladığı uyarısında bulunmuştur. Selam, açıklamasında "Lübnan, sonuçları ve ne zaman sona ereceği belirsiz bir savaşın mağduru haline geldi." demiştir. Ayrıca savaş ve barış kararlarının yalnızca devletin yetkisinde olması gerektiğini vurgulamış ve uluslararası hukukun ihlal edildiğini belirtmiştir.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, 2 Mart’tan bu yana İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 1345’e yükseldiğini açıklamıştır. Yaralı sayısının ise 4 bin 40 olduğu bildirilmiştir. Hayatını kaybedenler arasında 125 çocuk ve 91 kadın bulunduğu; 53 sağlık çalışanının öldüğü, 137 sağlık personelinin yaralandığı ifade edilmiştir.
Hizbullah tarafından Lübnan’dan fırlatılan roketlerin İsrail’in kuzeyindeki Nehariye kentinde 3 noktaya isabet ettiği bildirilmiştir. İlk belirlemelere göre saldırılarda ölen veya yaralanan olmadığı açıklanmıştır. Aynı süreçte İsrail’e yaklaşık 100 roket fırlatıldığı, Nehariye ve Kiryat Şimona’da sirenlerin çaldığı aktarılmıştır.
Avrupa’dan 18 ülkenin dışişleri bakanları, Lübnan’daki durum ve Orta Doğu’daki çatışmalar nedeniyle ortak açıklama yaparak şiddetin durdurulması çağrısında bulunmuştur. Açıklamada şu ifadeler yer almıştır: "Orta Doğu'daki çatışmadan duyduğumuz endişeyle, halihazırda toplam nüfusun yaklaşık yüzde 25'ini temsil eden 1,2 milyon yerinden edilmiş kişinin bulunduğu Lübnan'daki dramatik durum ve şiddetin yeniden tırmanmasından duyduğumuz üzüntüyü ifade ediyoruz."
Ayrıca taraflara yönelik çağrıda "Sivillere, sağlık personeline, insani yardım çalışanlarına, gazetecilere, sivil altyapıya ve tesislere yönelik saldırılar haksızdır ve kabul edilemez." ifadeleri kullanılmıştır. İsrail’in Lübnan’ın egemenliğine saygı göstermesi ve tüm tarafların askeri eylemleri durdurması gerektiği vurgulanmıştır.
İsrail ordusu, 3 Nisan 2026 tarihinde Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesine yönelik saldırı tehditlerini yinelemiştir. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee tarafından yapılan açıklamada, Hureyk, Gubeyri, Leylek, Hades, Burc el-Baracine, Tahvidet el-Gadir ve Eş-Şiyeh mahallelerinin hedef alınacağı bildirilmiştir.
Açıklamada, "Hizbullah'a ait altyapılara yönelik saldırıların sürdüğünü" ifade eden Adraee, söz konusu bölgelerde bulunan sivillerin evlerini terk etmeleri gerektiğini belirtmiştir. Bu kapsamda, Dahiye bölgesine yönelik tehditler ve devam eden saldırılar nedeniyle çok sayıda kişinin yerinden edildiği aktarılmıştır.
Aynı gün içerisinde İsrail ordusu, Lübnan’ın doğusundaki Bekaa Vadisi’nde yer alan Litani Nehri üzerindeki Suhmur ve Mişgara köprülerine yönelik saldırı tehdidinde bulunmuştur. Adraee, Hizbullah’ın sivillerin koruması altında askeri faaliyet yürüttüğünü ileri sürerek "geniş kapsamlı" saldırılar düzenleneceğini belirtmiş, bölge halkına Zehrani Nehri’nin kuzeyine göç etme çağrısı yapmıştır.
İsrail ordusu, 3 Nisan günü boyunca Lübnan’ın güneyine yönelik hava ve kara saldırılarını sürdürmüştür. Lübnan resmi ajansı NNA’ya göre, Nebatiye kentinde Kefra ve Sarbin beldeleri arasında bir ev bombalanmış, saldırının Hizbullah’a bağlı İslami Sağlık Kurumu merkezine yakın bir noktada gerçekleşmesi sonucu bir ambulans yanmıştır.
İsrail savaş uçaklarının ayrıca Bint Cubeyl, Hanin, Kunin, Beraşit ve Sırifa beldelerini hedef aldığı, Sur kentinin Ayta eş-Şaab beldesinde ise evlerin patlayıcılarla yıkıldığı ve patlama seslerinin kent merkezinden duyulduğu aktarılmıştır.
Gün içerisinde İsrail ordusunun düzenlediği saldırılarda en az 5 kişi hayatını kaybetmiştir. Nebatiye’ye bağlı Burc Kalavay ve Yuhmur eş-Şakif beldelerinde birer kişinin öldüğü, Sur kentine bağlı Şaitiye beldesinde ise 1 Suriyeli’nin hayatını kaybettiği ve 4 kişinin yaralandığı bildirilmiştir.
Ayrıca, Suhmur beldesinde cuma namazı sonrası camiden çıkanlara yönelik insansız hava aracıyla düzenlenen saldırıda başlangıçta 1 kişinin öldüğü ve 11 kişinin yaralandığı, daha sonra hayatını kaybedenlerin sayısının 2’ye yükseldiği aktarılmıştır.
Akşam saatlerinde ise İsrail ordusunun Dibbin, Sıreyfa, Kalavay, Batı Sir, Mivdon, Mecedil, Ganduriyye, Cımeycime, Kefra, Konin, Hedase, Kefer Sir, Deyr Zehrani, Remadiye, Safad Battih, Reşknaniye, Debal ve Güney Ansariyye beldelerini hedef aldığı, bu saldırılarda 1 kişinin daha hayatını kaybettiği bildirilmiştir. Öte yandan İsrail savaş uçakları, Beyrut’un Dahiye bölgesine iki hava saldırısı düzenlemiş, saldırılar sırasında kentte şiddetli patlama sesleri duyulmuştur.
İsrail ordusu, gün içerisinde saldırı tehdidinde bulunduğu Litani Nehri üzerindeki Suhmur ve Mişgara köprülerini hedef alarak yıkmıştır. Saldırı sonucunda söz konusu köprüler kullanılamaz hale gelmiştir. Bu köprülerin, Lübnan’ın iç kesimlerinden güney bölgelerine ulaşımda kritik öneme sahip olduğu, saldırıların ise ülkenin güneyine yönelik lojistik ve tedarik hatlarını doğrudan etkilediği aktarılmıştır.
İsrail basınında yer alan haberlere göre, İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinde işgali genişletmeye yönelik yeni bir plan hazırladığı bildirilmiştir. Bu plan kapsamında, sınır hattında 3 kilometre genişliğinde bir “güvenlik bölgesi” oluşturulması ve bu alan içerisindeki köy ve beldelerin tamamen yıkılması öngörülmektedir.
Plana göre, Lübnanlı sivillerin bu bölgelere geri dönmesine izin verilmeyeceği, ayrıca İsrail ordusunun sınırdan 8 kilometre uzaklıkta “üçüncü hat” olarak tanımlanan bölgede konuşlanacağı belirtilmiştir.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, yaptığı açıklamada İsrail’in hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, Hizbullah’ın askeri ve siyasi yollarla silahsızlandırılmasının amaçlandığını ifade etmiştir. Katz, "Litani'nin güneyinden tahliye edilen 600 bin Lübnanlının geri dönüşüne İsrail'in kuzeyinde güvenlik sağlanana kadar izin verilmeyecektir." ifadelerini kullanmıştır. Ayrıca Katz, sınır köylerinin "Gazze'nin Refah ve Han Yunus modelleri" doğrultusunda tamamen yıkılacağını belirtmiş ve İsrail ordusunun Litani Nehri çevresinde kontrolü ele geçireceğini ifade etmiştir.
3 Nisan 2026 tarihinde Hizbullah, İsrail hedeflerine yönelik roket ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırılarını sürdürmüştür. Günün erken saatlerinde yapılan açıklamada, İsrail ordusunun hedeflerine karşı gece saatlerinden itibaren 11 saldırı düzenlendiği bildirilmiştir.
Hizbullah tarafından yapılan açıklamada, Lübnan’ın güneyindeki Beyyada beldesinde İsrail askerlerine patlayıcı düzenekle pusu kurulduğu, saldırının ardından bölgeye İsrail helikopterinin geldiği ve helikopterin de hedef alındığı aktarılmıştır. Ayrıca, İsrail’in kuzeyinde bulunan Malikiye, Dishon, Yuval, Ma'ale Adumim, Kiryat Şimona ve Metula yerleşimlerine roketler ve İHA’larla saldırılar düzenlendiği belirtilmiştir. Bu saldırılar nedeniyle İsrail’in kuzeyinde sık sık sirenlerin devreye girdiği, özellikle Kiryat Şimona çevresinde sabah saatlerinden itibaren alarm durumunun sürdüğü aktarılmıştır.
İsrail basınında yer alan haberlerde, Hizbullah’ın en az 10 roketle saldırı düzenlediği ve bazı roketlerin açık alanlara düştüğü ileri sürülmüştür. Gece boyunca sınır hattında en az 5 kez sirenlerin çaldığı bildirilmiştir.
Günün ilerleyen saatlerinde Hizbullah, saldırılarını genişleterek İsrail ordusu hedeflerine yönelik toplam 33 saldırı gerçekleştirdiğini duyurmuştur. Açıklamada, Lübnan’ın güneyindeki Hunin, Aynata, Kantara, Raşaf ve Marun er-Ras beldelerinde İsrail ordusu ve askeri araçlarının hedef alındığı, bazı bölgelerde doğrudan çatışmalar yaşandığı belirtilmiştir.
Ayrıca İsrail’in kuzeyindeki Margaliot, Kiryat Şimona, Misgav Am, Hula, Metula, Ma'ayan Baruch, Malikiye, Nehariye, Rosh Pina, Avivim ve Yiron yerleşimlerinin hedef alındığı; bunun yanı sıra Hayfa ve Safed kentlerine de saldırılar düzenlendiği aktarılmıştır.
3 Nisan 2026 tarihinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) karargahında meydana gelen patlamada Endonezya uyruklu 3 barış gücü askeri yaralanmıştır. UNIFIL Sözcüsü Kandice Ardiel tarafından yapılan açıklamada, Lübnan’ın güneydoğusundaki Adise beldesi yakınlarında bulunan karargahta patlama yaşandığı, yaralanan askerlerden ikisinin durumunun ağır olduğu belirtilmiştir.
Patlamanın sebebinin henüz bilinmediği ifade edilirken, barış gücü birliklerinin güvenliğinin sağlanmasının çatışan tarafların sorumluluğunda olduğu hatırlatılmıştır. Lübnan resmi ajansı NNA ise patlamanın karargaha mühimmat isabet etmesi sonucu meydana geldiğini aktarmıştır.
Birleşmiş Milletler Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Genel Direktörü Amy Pope, Lübnan’daki insani duruma ilişkin yaptığı açıklamada acil uluslararası destek çağrısında bulunmuştur. Pope, İsrail saldırıları altında bulunan ülkede insani ihtiyaçların hızla arttığını belirterek şu ifadeleri kullanmıştır: "Lübnan, olağanüstü bir direnç gösterdi ancak yerinden edilmenin boyutu ülkeyi sınırlarına kadar zorluyor. Acil uluslararası destek olmadan, çok fazla insan ihtiyaç duydukları yardımdan mahrum kalma riskiyle karşı karşıya. Sadece güvenlik arayan yerinden edilmiş insanların öldürülmesi kabul edilemez ve siviller her zaman korunmalıdır."
Ayrıca, yerinden edilmiş kişilerin yaşam koşullarına ilişkin olarak "Bazı durumlarda 7 aile tek bir sınıfı paylaşıyor. İnsanlar mahremiyet, ısıtma, yeterli hijyen veya temel ihtiyaç maddelerinden yoksun durumda. Toplu barınaklarda kalanların yanı sıra birçok kişi de barınak olmadan, ailelerinin veya arkadaşlarının yanında, sokaklarda veya arabalarda yaşıyor." ifadeleri kullanılmıştır. Pope, İsrail saldırıları nedeniyle 1 milyondan fazla kişinin yerinden edildiğini ve bu kişilerin yaklaşık yüzde 10’unun toplu barınaklarda yaşadığını belirtmiştir.
Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, 2 Mart 2026’dan bu yana devam eden İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 1368’e yükseldiği bildirilmiştir. Açıklamada, son 24 saat içinde 23 kişinin daha hayatını kaybettiği, toplam yaralı sayısının ise 4138’e ulaştığı belirtilmiştir.
Hayatını kaybedenler arasında 125 çocuk ve 91 kadın bulunduğu, ayrıca saldırılar sonucunda 53 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği ve 137 sağlık personelinin yaralandığı ifade edilmiştir.
İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, 2 Mart’ta genişletilen saldırılar kapsamında geride kalan bir ayda 3 bin 500’den fazla hedefin vurulduğu ileri sürülmüştür. Açıklamada, Hizbullah’a mensup olduğu iddia edilen yaklaşık 1000 kişinin öldürüldüğü savunulmuştur.
İsrail ordusunun 91., 146., 36. ve 162. tümenlerinin Lübnan’ın güneyinde kara operasyonlarını sürdürdüğü, bu birliklerin işgali genişlettiği belirtilmiştir. Ayrıca Hizbullah’a ait olduğu belirtilen Karz-ı Hasen Kurumu’nun hedef alındığı ve Lübnan’ın kuzey-güney hattında beş merkezi köprünün vurulduğu ifade edilmiştir.
Bir diğer açıklamada ise kara saldırılarının başlamasından bu yana 75 hedefe saldırı düzenlendiği ve 40 kişinin öldürüldüğü iddia edilmiş, ayrıca İsrail’e fırlatılmaya hazır bir roketatarın imha edildiği ve 9 kişinin öldüğü ileri sürülmüştür.
4 Nisan 2026 tarihinde Hizbullah, İsrail’in kuzeyine yönelik roket ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarını sürdürmüştür. Gece saatlerinde düzenlenen saldırılar nedeniyle Hayfa kenti dahil olmak üzere Nehariye ve Avivim bölgelerinde sirenler çalmıştır.
İsrail basınında yer alan haberlere göre Hizbullah’ın Nehariye yerleşimine 5 roket attığı, roketlerin büyük kısmının önlendiği ve geri kalanların açık alanlara düştüğü aktarılmıştır. İsrail acil yardım servisi tarafından yapılan açıklamada ise saldırılar sonucu ilk belirlemelere göre ölen ya da yaralanan olmadığı bildirilmiştir.

İsrail ordusunun saldırıda bulunduğu Dahiye'nin Cinah bölgesi, 6 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
İlerleyen saatlerde Hizbullah’ın saldırıları genişlemiş, Kiryat Şimona bölgesindeki bazı ev ve araçların roket isabeti sonucu hasar gördüğü aktarılmıştır. Saldırılarda can kaybı yaşanmadığı belirtilirken, sirenlerin çalmamasına ilişkin İsrail ordusu tarafından inceleme başlatıldığı bildirilmiştir.
Gün içerisinde Hizbullah, İsrail’in kuzeyine yönelik saldırılarını sürdürdüğünü açıklamış; Nehariye, Kiryat Şimona, Metula, Misgav Am, Beyt Hillal ve Yiftah yerleşimlerinin hedef alındığını duyurmuştur. Ayrıca Neria Dağı’ndaki askeri üs ile çeşitli askeri noktaların hedef alındığı belirtilmiştir.
Hizbullah’ın gün sonunda yaptığı açıklamada, İsrail ordusu hedeflerine yönelik roketler, dronlar ve topçu atışlarıyla toplam 34 saldırı gerçekleştirildiği ifade edilmiştir. Açıklamada ayrıca İsrail’in kuzeyindeki Kiryat Şimona, Yiron, Avivim, Yuval, Metula ve Kabri yerleşimleri ile Nehariye ve Safed kentlerinin hedef alındığı aktarılmıştır.
İsrail ordusu 4 Nisan günü boyunca Lübnan’ın güneyine ve başkent Beyrut’a yönelik hava saldırılarını sürdürmüştür.
Lübnan’ın Sur kentinde yer alan Huş bölgesine düzenlenen hava saldırısında, aralarında sivil savunma ekiplerine bağlı personelin de bulunduğu yaralanmalar yaşanmıştır. Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada "Sur şehrinin El-Huş bölgesine yönelik düzenlenen hava saldırısı sonucunda, aralarında Lübnan Sivil Savunma Genel Müdürlüğüne bağlı 3 ilk yardım görevlisinin de bulunduğu 11 kişi yaralandı." ifadelerine yer verilmiştir.
Gece saatlerinden itibaren İsrail savaş uçaklarının Mareke, Burç Şemali, Mansur, Tayr Diba, Suhmur ve Mişgara beldelerini hedef aldığı, bu saldırılarda en az 13 kişinin yaralandığı bildirilmiştir.
Sabah saatlerinde Sur kentinde bir motosiklete düzenlenen İHA saldırısında 2 kişinin hayatını kaybettiği, ayrıca gün içerisinde farklı saldırılarda sivil kayıpların arttığı aktarılmıştır.
İsrail ordusunun Nebatiye’ye bağlı Beraşit beldesinde bir camiyi hedef aldığı ve caminin tamamen yıkıldığı bildirilmiştir. Güncellenen verilere göre, aynı gün içinde düzenlenen saldırılarda en az 9 kişinin hayatını kaybettiği aktarılmıştır.
Ayrıca Sur kentine bağlı Mareke beldesine düzenlenen hava saldırısında 1’i kadın olmak üzere 5 kişinin hayatını kaybettiği ve 1 kişinin yaralandığı açıklanmıştır. Bekaa bölgesinde Karun Gölü yakınında bir kafeye düzenlenen İHA saldırısında ise çok sayıda kişinin yaralandığı bildirilmiştir.
İsrail ordusu, Beyrut’un güneyinde yer alan Dahiye bölgesine yönelik hava saldırılarını sürdürmüştür. İsrail tarafından yapılan açıklamada, "Hizbullah'ın altyapısının hedef alındığı" savunularak saldırıların gerçekleştirildiği bildirilmiştir.

İsrail ordusunun saldırıda bulunduğu Dahiye'nin Cinah bölgesi, 6 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
Lübnan basınında yer alan haberlerde, İsrail savaş uçaklarının Dahiye bölgesine defalarca hava saldırısı düzenlediği ve bu saldırılar sonucunda şehirde şiddetli patlama seslerinin duyulduğu aktarılmıştır.
Aynı gün içerisinde İsrail’in Sur kentindeki limana silahlı insansız hava aracıyla saldırı düzenlediği ve bu saldırıda 1 kişinin hayatını kaybettiği bildirilmiştir.
İsrail ordusu, 4 Nisan günü boyunca Lübnan’ın farklı bölgelerine yönelik saldırı tehditlerini sürdürmüş ve sivillere tahliye çağrıları yapmıştır.
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee tarafından yapılan açıklamada, Sur kenti çevresindeki Hamadiye, Zakuk Mefdi ve Burç Şemali bölgeleri için saldırı tehdidinde bulunulmuş ve bölge halkından bu alanları boşaltmaları istenmiştir.
Adraee, ayrıca Lübnan’ın doğusunda bulunan Masna Sınır Kapısı ve buraya giden otoyolun hedef alınabileceğini belirterek bölgeye yaklaşılmaması ve tahliye edilmesi çağrısında bulunmuştur.
Gece saatlerinde yapılan bir diğer açıklamada ise Sayda kentine bağlı Kefr Hatta beldesi için tahliye çağrısı yapılmış ve şu ifadeler kullanılmıştır: "Güvenliğiniz için evlerinizi derhal boşaltmalı ve köyden en az 1 kilometre uzaklaşmalısınız."
İsrail ordusunun bu tür tehditlerle Lübnan halkını yerinden etmeyi sürdürdüğü, ülke genelinde yerinden edilenlerin sayısının 1 milyon 162 bini aştığı aktarılmıştır.
İsrail ordusu, gün içerisinde saldırı tehdidinde bulunduğu yapı ve bölgeleri hedef almaya devam etmiştir. Sur kentinin Burç Şemali beldesinde daha önce boşaltılması istenen bir bina hava saldırısıyla yerle bir edilmiştir. Güncellenen bilgilere göre İsrail savaş uçakları aynı bölgede toplam 3 binayı hedef alarak yıkmıştır.
Ayrıca İsrail ordusunun, Lübnan’ın güneyinde sınır hattına yakın Nakura beldesinde çok sayıda evi patlayıcılarla yıktığı bildirilmiştir.
Bu saldırıların, İsrail’in daha önce açıkladığı şekilde sınır hattındaki yerleşimlerin tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik uygulamaların sürdüğünü ortaya koyduğu aktarılmıştır.
Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL), İsrail askerlerinin Nakura’daki ana karargahın güvenlik kameralarını tahrip ettiğini bildirmiştir.
UNIFIL Sözcüsü Kandice Ardiel, kameraların yalnızca karargah çevresini izlemek amacıyla kullanıldığını belirterek bu durumdan dolayı İsrail’e yönelik resmi protestoda bulunulacağını ifade etmiştir.
Endonezya Dışişleri Bakanlığı da UNIFIL personeline yönelik saldırılara ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştır: "Bu minvaldeki tekrar eden saldırılar ya da olaylar kesinlikle kabul edilemez. Sebebi her ne olursa olsun, bu olaylar giderek daha tehlikeli hale gelen bir ortamda BM barış güçlerinin korunmasının artırılmasının acil ihtiyacının altını çizmektedir."
İsrail’in Masna Sınır Kapısı’na yönelik saldırı tehdidinin ardından, Suriye yönetimi Cdeydet Yabus Sınır Kapısı’nı geçici olarak kapatma kararı almıştır.
Suriye tarafından yapılan açıklamada, söz konusu sınır kapısının yalnızca sivil geçişler için kullanıldığı ve bölgede herhangi bir silahlı grup varlığının bulunmadığı belirtilmiştir. Geçişlerin, yolcu güvenliği gerekçesiyle riskler ortadan kalkana kadar durdurulduğu ifade edilmiştir.

İsrail ordusunun saldırıda bulunduğu Dahiye'nin Cinah bölgesi, 6 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, 2 Mart 2026’dan bu yana devam eden İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 1422’ye yükseldiği, yaralı sayısının ise 4294’e ulaştığı bildirilmiştir.
Açıklamada, hayatını kaybedenlerin 126’sının çocuk, 93’ünün kadın olduğu, ayrıca saldırılarda 54 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği ve 142 sağlık personelinin yaralandığı belirtilmiştir.
5 Nisan 2026 tarihinde İsrail ordusunun saldırı tehdidinde bulunduğu Sayda kentine bağlı Kefr Hatta beldesinde siviller evlerini terk etmeye başlamıştır. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee tarafından yapılan uyarının ardından, bölgede bulunan sivillerin gece saatlerinden itibaren beldeden ayrıldığı aktarılmıştır.
Kefr Hatta’da okullarda ve evlerde yaklaşık 2 bin 500 yerinden edilmiş kişinin bulunduğu, saldırılar öncesinde ise beldede yaklaşık 5 bin kişinin yaşadığı ifade edilmiştir.
Aynı kapsamda İsrail ordusu, Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesinde yer alan Gubeyri Mahallesi’nde bir bina için tahliye uyarısı yapmış ve saldırı tehdidinde bulunmuştur. Adraee, kırmızı ile işaretlenen bina ve çevresinde bulunanların bölgeden uzaklaşması gerektiğini belirterek en az 300 metre mesafe alınması çağrısı yapmıştır.
İsrail ordusu 5 Nisan günü boyunca Lübnan’ın güneyine ve başkent Beyrut’a yönelik yoğun hava saldırıları düzenlemiştir.
Kefr Hatta beldesine yönelik saldırılarda, İsrail ordusunun daha önce yaptığı tahliye çağrısının ardından düzenlenen hava saldırılarında 6 kişi hayatını kaybetmiş, 2 kişi yaralanmıştır. Saldırıların ardından enkaz altında kalanlar için arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü bildirilmiştir.
Gece saatlerinden itibaren İsrail savaş uçaklarının Kefr Dunin, Batuliye, eş-Şehabiye, Ayn Baal, Kefra, Sıddıkin, Vadi el-Hucayr, Nebatiye ve Kana bölgelerine yoğun hava saldırıları düzenlediği aktarılmıştır.
Sur kentine bağlı Sadikin beldesine düzenlenen saldırıda 3 kişi hayatını kaybetmiş, çok sayıda kişinin yaralandığı bildirilmiştir. Ayrıca Sur kenti yakınlarında bir motosiklete düzenlenen İHA saldırısında 1 kişi yaşamını yitirmiştir.
Günün ilerleyen saatlerinde Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesine yönelik saldırılarda ilk belirlemelere göre 4 kişi hayatını kaybetmiş, 39 kişi yaralanmıştır. İsrail savaş uçaklarının bölgeye bir saat içinde 4 hava saldırısı, gün genelinde ise en az 7 hava saldırısı düzenlediği aktarılmıştır.
Ayrıca Kefr Hatta’ya yönelik saldırılarda 1 Lübnan askerinin hayatını kaybettiği bildirilmiştir.
Beyrut’un doğusundaki Maruni Konutları bölgesinde bir daireye düzenlenen saldırıda ise 1 kişinin hayatını kaybettiği açıklanmıştır.
İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyinde sınır hattına yakın bölgelerde geniş çaplı yıkım faaliyetlerini sürdürmüştür.
Lübnan resmi ajansı NNA’ya göre İsrail ordusu, Nakura, Dibil, İlma Şaab, Kavzah, Bayyada ve Şemaa beldelerinde çok sayıda evi patlayıcılarla yıkmıştır. Ayrıca İsrail askerlerinin bazı bölgelerde iş yerlerini ateşe verdiği bildirilmiştir.
İsrail ordusunun, Hizbullah’a ait olduğu öne sürülen ekonomik altyapıları hedef aldığı belirtilmiş; bu kapsamda Amana şirketine ait 2 akaryakıt istasyonunun vurulduğu açıklanmıştır. İsrail tarafından yapılan açıklamada, 2 Mart’tan bu yana 15’ten fazla akaryakıt istasyonunun hedef alındığı ileri sürülmüştür.

İsrail ordusunun saldırıda bulunduğu Dahiye'nin Cinah bölgesi, 6 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
Hizbullah, 5 Nisan günü İsrail hedeflerine yönelik saldırılarını sürdürdüğünü açıklamıştır. Gün içerisinde yapılan açıklamada, Lübnan açıklarında yaklaşık 68 deniz mili mesafede bulunan bir İsrail askeri gemisinin kruz füzesiyle hedef alındığı iddia edilmiştir. İsrail ordusu ise bu iddiaya ilişkin “olaydan haberleri olmadığı” yönünde açıklama yapmıştır.
İsrail basınında yer alan bir diğer haberde ise Hizbullah’ın, “İsrail donanmasına ait olduğunu sanarak bir İngiliz savaş gemisini hedef aldığı” iddiası yer almıştır. İngiltere tarafından konuya ilişkin resmi bir açıklama yapılmamıştır.
Hizbullah’ın gün sonunda yaptığı açıklamada, İsrail ordusu hedeflerine yönelik kamikaze dronlar ve roketlerle toplam 26 saldırı gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Açıklamada, Lübnan’ın güneyindeki Hiyam, Aynata ve Şema beldelerinde İsrail askerlerinin hedef alındığı; İsrail’in kuzeyindeki Yuval, Metula, Carmiel, Malikiye, Maalot Tarshiha, Avivim, Yiron, Kfar Sold ve Yesud Hamala yerleşimlerine saldırılar düzenlendiği aktarılmıştır.
Ayrıca Akka, Nehariye ve Safed kentleri ile Meron Üssü’nün hedef alındığı, işgal altındaki Golan Tepeleri’nde bulunan Katzrin yerleşimine de roket saldırıları düzenlendiği ifade edilmiştir.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, İsrail saldırılarına ilişkin yaptığı açıklamada uluslararası topluma müdahale çağrısında bulunmuştur. Avn, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullanmıştır:
"(İsrail ile) Müzakere taviz değildir, diplomasi teslimiyet değildir." Ayrıca, "Dost ülkelerden müdahale etmelerini talep ediyoruz ve İsrail'in yaptığı bu çılgınlığı durdurmaları için temaslarımızı sürdürüyoruz." ifadelerini kullanarak diplomatik girişimlerin sürdüğünü belirtmiştir.
Avn, saldırılar sonucunda 1400’den fazla kişinin hayatını kaybettiğini, 4 binden fazla kişinin yaralandığını ve 1 milyon 200 binden fazla kişinin yerinden edildiğini ifade etmiştir.
Endonezya, Lübnan’da görev yapan Birleşmiş Milletler barış gücü personeli için güvenlik garantisi talebinde bulunmuştur.
Endonezya Dışişleri Bakanı Sugiono tarafından yapılan açıklamada,"BM'den, UNIFIL'de görev yapanlar başta olmak üzere barış gücü personelinin güvenliğini yeniden değerlendirmesini istiyoruz." ifadeleri kullanılmıştır. Açıklamada, barış gücü personelinin güvenliğinin tartışmaya açık olmadığı vurgulanmıştır.
İsrail’in Masna Sınır Kapısı’na yönelik saldırı tehdidine ilişkin Lübnan Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Fayiz Resmani açıklamada bulunmuştur.
Resmani, sınır kapısının silah kaçakçılığı için kullanıldığı iddialarını reddederek şu ifadeleri kullanmıştır: "Özellikle sınır kapısı üzerinden silah kaçakçılığı yapılabileceğine dair ortaya atılan iddialar gerçeği yansıtmamaktadır."
Ayrıca sınır kapısının sıkı güvenlik önlemleri altında olduğunu belirterek tüm araçların kontrol edildiğini ifade etmiştir.
Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, 2 Mart 2026’dan bu yana devam eden İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 1461’e yükseldiği, yaralı sayısının ise 4430’a ulaştığı bildirilmiştir.
Açıklamada, hayatını kaybedenler arasında 129 çocuk ve 97 kadının bulunduğu, ayrıca saldırılar sonucunda 54 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği ve 145 sağlık personelinin yaralandığı ifade edilmiştir.

İsrail ordusunun saldırıda bulunduğu Dahiye'nin Cinah bölgesi, 6 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
6 Nisan 2026 tarihinde İsrail ordusu, Lübnan’ın başkenti Beyrut ve güney bölgelerine yönelik hava saldırılarını sürdürmüştür.
Beyrut’un doğusundaki Maruni Konutları bölgesinde 5 Nisan'da bir konuta düzenlenen saldırıda hayatını kaybedenlerin sayısının 3’e yükseldiği açıklanmıştır. Lübnan Sağlık Bakanlığı, saldırıda 2’si kadın olmak üzere 3 kişinin öldüğünü, ayrıca 3 kadının yaralandığını bildirmiştir.
Nebatiye vilayetine bağlı Tul beldesinde bir araca düzenlenen saldırıda ise bir anne ve babanın hayatını kaybettiği, ailenin 9 ve 15 yaşlarındaki iki çocuğunun yaralandığı açıklanmıştır.
Gece saatlerinden itibaren İsrail ordusunun Sur ve Nebatiye kentlerine bağlı birçok yerleşimi hedef aldığı, bu saldırılarda ilk belirlemelere göre 7 kişinin hayatını kaybettiği bildirilmiştir. Burç Rahhal beldesinde 3 kişi, Nebatiye’ye bağlı Güney Aba beldesinde ise Belediye Başkanı Muhammed Tarhini ile birlikte 4 kişi yaşamını yitirmiştir.
Güncellenen verilere göre ise İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyi ve doğusuna yönelik saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 9’a yükselmiştir. Bekaa bölgesinde Meşgara beldesine düzenlenen saldırıda 2 kişinin öldüğü ve 5 kişinin yaralandığı belirtilmiştir.
İsrail ordusunun saldırılarında çok sayıda yerleşim alanı ve konut hedef alınmıştır.
Sur kentine bağlı Burç Rahhal, Erzun ve Ganduriyye ile Nebatiye vilayetindeki Safad Battih ve Haris beldeleri saldırılarda hedef alınan yerleşimler arasında yer almıştır.
Bekaa bölgesinde bulunan Meşgara, Suhmur, Kalaya ve Zelaya beldelerinde çok sayıda evin yıkıldığı aktarılmıştır. Ayrıca Tul beldesinde bir motosikletin hava saldırısıyla hedef alındığı bildirilmiştir.
İsrail ordusu, Beyrut’un güneyinde yer alan Dahiye bölgesine yönelik saldırılarını sürdürmüştür.
İsrail savaş uçaklarının Dahiye bölgesine düzenlediği hava saldırısının ardından şehirde uçak ve patlama seslerinin duyulduğu ve hedef alınan bölgelerden dumanların yükseldiği aktarılmıştır.
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee tarafından daha önce yapılan açıklamalarda Dahiye bölgesindeki 7 mahalle için saldırı tehdidinin yinelendiği belirtilmiştir.
İsrail’de koalisyon hükümetine bağlı milletvekilleri, Başbakan Binyamin Netanyahu’dan Lübnan’ın güneyinin tamamen işgal edilmesini talep etmiştir.
Basında yer alan haberlere göre yaklaşık 20 milletvekili, Litani Nehri’nin güneyinin tamamen kontrol altına alınması ve nüfustan arındırılması çağrısında bulunmuştur.
Milletvekilleri, İsrail’in Lübnan’daki operasyonlarının hedeflerini şu şekilde ifade etmiştir: "Hizbullah'ın ülkeden tamamen temizlenmesi, Litani Nehri'nin güneyindeki nüfusun tamamen tahliye edilmesi ve nehir boyunca yeni bir güvenlik sınırı oluşturulması."
Hizbullah, 6 Nisan günü İsrail hedeflerine yönelik saldırılarını sürdürdüğünü duyurmuştur.
Yapılan açıklamada, İsrail ordusu hedeflerine karşı roket, dron ve topçu atışlarıyla saldırılar düzenlendiği belirtilmiştir. Ayrıca Lübnan açıklarında bulunan bir İsrail askeri gemisinin kruz füzesiyle hedef alındığı iddia edilmiştir. İsrail ordusu ise bu iddiaya ilişkin “olaydan haberleri olmadığı” yönünde açıklama yapmıştır.
Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, İsrail saldırılarının sağlık sektörüne etkilerine ilişkin açıklamalarda bulunmuştur.
Ghebreyesus, 28 Şubat’tan bu yana sağlık hizmetlerini hedef alan 92 saldırının doğrulandığını, bu saldırılarda 53 kişinin hayatını kaybettiğini ve 137 kişinin yaralandığını bildirmiştir.
Açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştır: "DSÖ, 28-31 Mart'ta Lübnan sağlık tesislerini hedef alan 11 saldırıyı doğruladı. Bu, günde ortalama 2 saldırı anlamına geliyor. DSÖ, 28 Şubat'tan bu yana sağlık tesislerine, tıbbi araçlara, personele ve depolara yönelik 92 saldırıyı doğruladı. Bu saldırılarda 53 kişi hayatını kaybetti ve 137 kişi yaralandı."
Öte yandan Lübnan Sağlık Bakanlığı, Nebatiye vilayetine bağlı Haris beldesinde İsrail ordusunun 2 sağlık çalışanını doğrudan hedef alarak öldürdüğünü, bir sağlık çalışanının ise ağır yaralandığını açıklamıştır.
7 Nisan 2026 tarihinde Lübnan ordusu, İsrail’in 5 Nisan’da Beyrut’un doğusundaki Ayn Saadet bölgesinde gerçekleştirdiği hava saldırısına ilişkin resmi soruşturma başlatıldığını duyurmuştur. Söz konusu saldırıda, Lübnan’da Hristiyanları temsil eden Lübnan Güçleri Partisinin Yahşuş belde temsilcisi Biyar Muavvad ile eşi hayatını kaybetmiştir.
Lübnan ordusunun açıklamasında, saldırıda hedef alınan daireye iki adet GBU-39 tipi bomba kullanıldığı belirtilmiştir. Bombaların hedef alınan binanın üçüncü katında patladığı ve aynı katta bulunan üç kişinin yaşamını yitirdiği aktarılmıştır.
Açıklamada ayrıca, saldırı sonrasında bir kişinin motosikletle olay yerinden ayrıldığının tespit edildiği, söz konusu kişinin kimliğinin belirlenmesine yönelik soruşturmanın sürdüğü ifade edilmiştir. Hedef alınan binada yeni kiracı bulunmadığı bilgisi de paylaşılmıştır.
7 Nisan sabah saatlerinde İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki çeşitli beldelere hava saldırıları düzenlemiştir. Lübnan resmi ajansı NNA’nın aktardığı bilgilere göre, Sur kentine bağlı Mereke beldesine gerçekleştirilen saldırılarda 3 kişi hayatını kaybetmiş, 1 kişi yaralanmıştır.
Nebatiye vilayetine bağlı Deyr Zehrani beldesinde bir eve düzenlenen insansız hava aracı saldırısında 1 kişi yaşamını yitirmiştir. Aynı vilayetteki Zibdin beldesine yönelik saldırıda da 1 kişi hayatını kaybetmiştir.
İsrail savaş uçaklarının ayrıca Ayn Kana, Arabsalim, Tebnin, Hoş, Kerf Donin, Batulay, Serire ve Katrani beldelerini hedef aldığı bildirilmiştir. Katrani beldesine düzenlenen saldırılarda 9 kişinin yaralandığı kaydedilmiştir.
İsrail ordusu, 7 Nisan’da yaptığı açıklamada, 18 Mart 2026’dan bu yana Lübnan’da Litani Nehri üzerindeki 7 köprünün bombalandığını duyurmuştur. Açıklamada, söz konusu köprülerin Hizbullah tarafından askeri teçhizat taşımak amacıyla kullanıldığı iddia edilmiştir.
İsrail ordusu ayrıca Litani Nehri üzerindeki bir köprüye daha saldırı düzenlediğini belirtmiş, ancak hedef alınan köprünün adı açıklanmamıştır.
Litani Nehri üzerindeki köprülerin hedef alınması, ülkenin doğu ve güney kesimleri arasındaki ulaşımı kısıtlamış ve lojistik ile tedarik süreçlerinde aksamalara yol açmıştır.
7 Nisan’da Lübnan resmi ajansı NNA, İsrail ordusunun ülkenin güneyinde sınır hattına yakın Aynata ve Mecdel Zun beldelerini fosfor bombasıyla hedef aldığını bildirmiştir.
Aynı gün içerisinde İsrail savaş uçaklarının Coya, Kefra, Yuhmur Şakif, Ernun, Bazuriyye, Vadi Çilo ve Mareke beldelerine de saldırılar düzenlediği aktarılmıştır.
7 Nisan 2026 tarihinde İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyinde “tanksavar hattı” olarak tanımlanan bölgeye yeni askeri birlikler sevk ettiğini açıklamıştır. Açıklamada, kara saldırılarının sürdüğü ve geçen hafta 98. Tümen’e bağlı birliklerin söz konusu hatta konuşlandırıldığı belirtilmiştir.
İsrail basınında yer alan bilgilere göre, bölgede 98. Tümen dışında 146., 162., 91., 36. ve 210. tümenlerin de görev yaptığı aktarılmıştır. Bu kapsamda, 146. ve 162. tümenlerin sınırın batı kesiminde, 91. ve 36. tümenlerin doğu kesiminde ilerlediği; 210. Tümen’in ise Şeba Çiftlikleri bölgesinde konuşlandığı ifade edilmiştir.
İsrail devlet televizyonu KAN, “tanksavar hattı” olarak tanımlanan bölgenin, İsrail-Lübnan sınırının yaklaşık 8 kilometre derinliğinde üçüncü bir hat olduğunu ileri sürmüştür.
8 Nisan 2026, İsrail'in 2 Mart 2026'da başlattığı Lübnan saldırıları sürecinde öne çıkan en şiddetli ve kapsamlı saldırıların gerçekleştiği gün olarak kayıtlara geçmiştir. Söz konusu tarihte İsrail ordusu, Beyrut, Bekaa Vadisi, Güney Lübnan başta olmak üzere ülkenin pek çok farklı noktasına eş zamanlı hava saldırıları düzenlemiştir.

İsrail, Lübnan'a yönelik saldırılarında hasar gören bina ve araçlar, 8 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
Lübnan Sivil Savunma Müdürlüğü'nün gece saatlerinde yaptığı açıklamaya göre yalnızca bu günün sonunda hayatını kaybedenlerin sayısı 254'e, yaralıların sayısı ise 1.165'e ulaşmıştır. Gelişmeler, ABD ile İran arasında aynı gün yürürlüğe giren iki haftalık ateşkesin hemen ardından yaşanmış, İsrail'in bu ateşkesin Lübnan'ı kapsamadığını savunması diplomatik bir gerilime yol açmıştır.
Günün ilk saatlerinde İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki saldırılarını sürdürmüştür. Lübnan resmi haber ajansı NNA’ya göre İsrail güçleri, Sur kentine bağlı el-Hinye ve el-Mansuri bölgelerini obüs atışlarıyla hedef almıştır. Sur kentinde Hiram Hastanesi yakınındaki bir binaya düzenlenen hava saldırısında ilk belirlemelere göre 4 kişi hayatını kaybetmiş, Nebatiye vilayetine bağlı Şakra beldesinde sağlık ekiplerine ait bir noktanın hedef alınması sonucu bazı kişilerin yaralandığı bildirilmiştir. Aynı saatlerde er-Reyhan beldesinin de hava saldırılarıyla vurulduğu aktarılmıştır.

İsrail, Lübnan'a yönelik saldırılarında hasar gören bina ve araçlar, 8 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
Sabah saatlerinde ayrıca Sayda (Sidon) kenti sahil yolunda bir saldırı gerçekleştirilmiştir. Lübnan basınında yer alan bilgilere göre İsrail ordusu, sahil kesiminde bir kafeterya önünde park halinde bulunan bir aracı hava saldırısıyla hedef almıştır. Yoğun sivil kullanımın bulunduğu bölgede meydana gelen saldırı sonucunda araçta yangın çıkmış, yangının çevredeki işletmelere sıçradığı ve ciddi maddi hasara yol açtığı bildirilmiştir. Lübnan Sağlık Bakanlığı, söz konusu saldırıda ilk belirlemelere göre 8 kişinin hayatını kaybettiğini ve 22 kişinin yaralandığını açıklamıştır.
Sabah saatlerinde İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki Sur kentinde bulunan Hiram Hastanesi’ni hedef almıştır. Lübnan resmi haber ajansı NNA’ya göre söz konusu saldırı, gece saatlerinden itibaren devam eden askeri operasyonların bir parçası olarak gerçekleştirilmiştir.
Saldırı sonucunda hasta odaları ve hastane girişinde ağır hasar meydana gelmiş, ana giriş kısmının park halindeki araçların üzerine çöktüğü bildirilmiştir.
Reuters tarafından aktarılan bilgilere göre, Hizbullah, 8 Nisan sabah saatlerinde İsrail hedeflerine yönelik saldırılarını durdurmuştur. Gruba yakın üç Lübnanlı kaynak, Hizbullah’ın ABD-İran arasında ilan edilen ateşkese dahil olduğu yönünde bilgilendirildiğini ve bu nedenle saldırılarını geçici olarak durdurduğunu belirtmiştir.
Hizbullah milletvekili İbrahim el-Musavvi, Reuters’e verdiği demeçte, “Hizbullah’ın ateşkesin parçası olduğu konusunda bilgilendirildiğini ve bu nedenle ateşkese uyduklarını, ancak İsrail’in ateşkesi ihlal ederek Lübnan genelinde saldırılar düzenlediğini” belirtmiştir.

İsrail, Lübnan'a yönelik saldırılarında hasar gören bina ve araçlar, 8 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
Günün en yoğun saldırıları, öğlen saatlerinde gerçekleşmiştir. İsrail ordusu, Lübnan’ın başkenti Beyrut ile ülkenin doğu ve güney kesimlerine, herhangi bir ön uyarı yapılmaksızın, eş zamanlı olarak yaklaşık 100 hava saldırısı düzenlemiştir. İsrail ordusundan yapılan resmi açıklamada, 10 dakika içinde birden fazla bölgede eş zamanlı saldırılar gerçekleştirildiği belirtilmiş ve bu saldırıların 2 Mart 2026’dan bu yana Lübnan’a yönelik en büyük saldırı dalgası olduğu ifade edilmiştir.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, saldırıların Hizbullah altyapısını hedef aldığını ileri sürmüştür. İsrail ordusu ayrıca, Beyrut’ta bir Hizbullah komutanının hedef alındığını ancak operasyonun ayrıntılarına ilişkin bilgi paylaşılmadığını bildirmiştir.
Beyrut’ta art arda patlama sesleri duyulmuş, özellikle nüfus yoğunluğu yüksek olan Dahiye bölgesi başta olmak üzere hedef alınan noktalardan yoğun dumanlar yükselmiştir. Saldırılar öncesinde merkezi Beyrut bölgeleri için herhangi bir uyarı yapılmadığı bildirilmiştir. Al Jazeera muhabiri Malcolm Webb, Beyrut’tan aktardığı gözlemlerde, şehrin farklı noktalarından gelen şiddetli patlama sesleri nedeniyle sokaklarda panik ve kaos yaşandığını, yaralıların hastanelere ulaşmaya çalıştığını ve bazı kişilerin araçlarını terk ederek bölgeden uzaklaştığını ifade etmiştir.
Aynı saldırı dalgası kapsamında İsrail savaş uçakları, Lübnan’ın doğusundaki Şemstar beldesinde, bir cenaze töreni için mezarlık yakınında bulunan sivilleri hedef almıştır. Bu saldırıda 6 kişi hayatını kaybetmiştir. Bekaa bölgesinde Baalbek çevresindeki beldelere yönelik saldırılarda ise Şemstar’da 11, Tariya’da 3 ve Durus’ta 6 kişi olmak üzere toplam 20 kişi hayatını kaybetmiş, 36 kişi yaralanmıştır.
İsrail ordusu, hedef alınan altyapının büyük kısmının sivil nüfusun yoğun olduğu alanlarda bulunduğunu ileri sürmüş ve sivil kayıpları azaltmak için önlem alındığını iddia etmiştir. Saldırılar öncesinde, Lübnan sınırından yaklaşık 40 kilometre derinliğe kadar uzanan bir alan için zorunlu tahliye çağrısı yenilenmiş, özellikle Beyrut’un güney banliyösünde yaşayan sivillere bölgeyi terk etmeleri çağrısında bulunulmuştur. Ancak, daha önce saldırı hedefi olmamış ve saldırı beklenmeyen merkezi Beyrut bölgeleri için herhangi bir ön uyarı yapılmadığı belirtilmiştir.
Saldırıların boyutu nedeniyle Lübnan’ın sağlık sistemi bir baskı altına girmiştir. Lübnan Kızılhaçı, 100 ambulansın saldırı bölgelerine sevk edildiğini ve ekiplerin yaralıların hastanelere taşınması için seferber edildiğini açıklamıştır. Beyrut’taki büyük hastanelerden biri, tüm kan grupları için acil bağış çağrısında bulunmuştur. Lübnan Doktorlar Sendikası Başkanı Ilyas Chlela ise yaptığı yazılı açıklamada, tüm uzmanlık alanlarından hekimleri ulaşabildikleri hastanelerde göreve katılmaya davet etmiştir.
Reuters muhabirleri, ambulans kapasitesinin yetersiz kaldığı durumlarda yaralıların motosikletlerle hastanelere taşındığını gözlemlemiştir. Ayrıca batı Beyrut’ta bir saldırı sonucu yarısı yıkılan bir binada mahsur kalan sivillerin, vinç yardımıyla üst katlardan tahliye edilmeye çalışıldığı ve enkaz altında kalan kişilerin kurtarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğü aktarılmıştır.
Günün ilerleyen saatlerinde İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki çok sayıda beldeye yönelik hava ve topçu saldırılarını sürdürmüştür. Lübnan resmi haber ajansı NNA’ya göre, Kalile, Matariyye, Kasimiyye, Abbasiye, Bulat, Safad ve Savane beldeleri hava saldırılarıyla hedef alınmıştır. Sur’un Kasimiyye yolu üzerinde seyreden iki motosiklet, insansız hava araçları (İHA) ile vurulmuş ve saldırıda 1 kişi hayatını kaybetmiştir. Nebatiye vilayetine bağlı Mimis beldesi çevresinde bir araca düzenlenen İHA saldırısında ise 2 kişi hayatını kaybetmiştir.
İHA’ların ayrıca Kasimiyye ve Bulat beldelerinde iki aracı, Kefr Dunin ve Şehabiyye beldelerinde ise birer motosikleti hedef aldığı bildirilmiştir. Sınıra yakın Kefre ve Mecdel Silm bölgeleri de İsrail topçusu tarafından vurulmuştur.
İsrail ordusu, gün sonunda yaptığı açıklamada, Golani Tugayı’na bağlı birliklerin bir gün önce Lübnan’ın güneyinde Hizbullah ile girdiği çatışmalarda Başçavuş Touvel Yosef Lifshiz’in öldüğünü, ayrıca 1 subayın ağır ve 4 askerin hafif yaralandığını duyurmuştur. Bu açıklamayla birlikte, Lübnan’daki çatışmalarda hayatını kaybeden İsrail askerlerinin sayısının 12’ye ulaştığı bildirilmiştir.

İsrail, Lübnan'a yönelik saldırılarında hasar gören bina ve araçlar, 8 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
Hizbullah, gün içerisinde yayımladığı açıklamada, saldırıların “Beyrut’un güney banliyösünde, Sidon’da, Güney Lübnan’da ve Bekaa Vadisi’ndeki sivil alanlarda” gerçekleştiğini ileri sürerek İsrail saldırılarını kınamış ve yanıt verme hakkına sahip olduğunu ilan etmiştir.
Hizbullah milletvekili Hassan Fadlallah, Reuters’e yaptığı açıklamada, İsrail saldırılarının ateşkesin ciddi bir ihlali olduğunu belirtmiş ve saldırıların devam etmesi halinde “anlaşmanın bütünü üzerinde yansımaları olacağı” uyarısında bulunmuştur.
Hizbullah, yerinden edilen sivillere yönelik yaptığı ayrı bir açıklamada, resmi ve nihai bir ateşkes ilanı yapılmadan hedef alınan bölgelere geri dönülmemesi çağrısında bulunmuştur. Açıklamada mevcut durum “tarihi bir zaferin eşiği” olarak nitelendirilmiş ve yerinden edilen Lübnanlıların evlerine geri dönebileceği ifade edilmiştir.
Çarşamba gecesinden Perşembe sabahına geçiş sürecinde, Hizbullah, İsrail’in ateşkesi ihlal ettiğini öne sürerek, Kuzey İsrail’deki Manara kibbutzuna roket saldırısı düzenlediğini duyurmuştur. Grup tarafından yapılan açıklamada, “Bu yanıt, ülkemize ve halkımıza yönelik İsrail-Amerikan saldırganlığı sona erene kadar sürecektir” ifadeleri kullanılmıştır.
Lübnan Meclis Başkanı Nabih Berri, yoğun nüfuslu bölgelere yönelik saldırıları “tam teşekküllü bir savaş suçu” olarak nitelendirmiştir. Berri, yaptığı açıklamada “Bölgede ilan edilen ateşkes anlaşmasıyla eş zamanlı gerçekleşen ve İsrail ile siyasi ve güvenlik aygıtının uyum sağlayamadığı bu anlaşmayla örtüşen bugünkü suç, uluslararası toplum için ciddi bir sınav ve modern tarihte emsalsiz insan suikastı kampanyasıyla her gün ihlal ettiği tüm uluslararası hukuk, norm ve sözleşmelere alenen meydan okumadır” ifadelerini kullanmıştır. Ayrıca Berri, Lübnan’daki tüm siyasi, dini ve sivil aktörleri dayanışmaya çağırmıştır.
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, İsrail’in yoğun nüfuslu mahalleleri hedef aldığını ve “savunmasız sivilleri” öldürdüğünü belirtmiştir. Selam, açıklamasında İsrail’in “savaşı durdurmaya yönelik tüm bölgesel ve uluslararası çabalara tamamen aldırmaz kaldığını; uluslararası hukuk ve insancıl hukuk ilkelerine hiçbir şekilde saygı göstermediğini” vurgulamış ve “Lübnan’ın tüm dostlarını bu saldırganlıklara son verilmesi için harekete geçmeye davet etmiştir”.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, eş zamanlı saldırıları kınayarak “İsrail’in Beyrut, Cebel-i Lübnan, Bekaa ve güney bölgelerine yönelik bombardımanını sürdürdüğünü, sivilleri hedef aldığını ve yüzlerce kişinin ölmesine ve yaralanmasına neden olduğunu” ifade etmiştir. Avn ayrıca, uluslararası çabalara rağmen saldırıların sürdüğünü belirterek Lübnan ile İsrail arasında doğrudan müzakerelerin başlatılması çağrısını yinelemiştir. Reuters’in aktardığına göre, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Avn ile yaptığı görüşmede Lübnan’ın olası bir ateşkese dahil edilmesi için diplomatik girişimde bulunmaya hazır olduğunu bildirmiştir.
Lübnan Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan resmi açıklamada, eş zamanlı saldırılar “katliam” olarak tanımlanmış ve bu saldırıların insani değerlere açık bir meydan okuma olduğu, bölgesel istikrarı sağlamaya yönelik tüm çabaları hiçe saydığı belirtilmiştir. Açıklamada ayrıca yaşanan tırmanışın sorumluluğunun İsrail’e ait olduğu ifade edilmiştir.
Lübnan Sağlık Bakanı Reken Nasreddin, Al Jazeera televizyonuna verdiği demeçte, ülkede “çok tehlikeli bir tırmanış yaşandığını” belirterek, İsrail saldırılarının Beyrut, Dahiye, Bekaa, Cebel Lübnan ve güney bölgelerinde sivilleri hedef aldığını ifade etmiştir. Nasreddin ayrıca, hastaneler, ambulanslar ve acil yardım merkezlerinin de hedef alındığını belirterek uluslararası topluma Lübnan sağlık sistemine acil insani yardım sağlanması çağrısında bulunmuştur.

İsrail, Lübnan'a yönelik saldırılarında hasar gören bina ve araçlar, 8 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
Akşam saatlerinde, İsrail savaş uçakları, Beyrut’un Tel Hayyat bölgesine yönelik 3 yeni hava saldırısı gerçekleştirmiştir. Saldırıların ardından Beyrut ve çevresinde şiddetli patlama sesleri duyulmuş, hedef alınan noktalardan yoğun dumanların yükseldiği gözlemlenmiştir. Ayrıca İsrail’e ait insansız hava araçlarının, Beyrut üzerinde alçak irtifada uçuş gerçekleştirdiği bildirilmiştir.
Lübnan Sağlık Bakanlığı, gün içerisinde kayıp sayılarını aşamalı olarak güncellemiştir. Sağlık Bakanı Reken Nasreddin, ilk açıklamasında 89 ölü ve 722 yaralı olduğunu belirtmiş; ilerleyen saatlerde bu sayıların 112 ölü ve 837 yaralıya yükseldiği açıklanmıştır. Lübnan Sivil Savunma Müdürlüğü ise gün sonunda yaptığı açıklamada, 92’si Beyrut’ta olmak üzere toplam 254 kişinin hayatını kaybettiğini, 1.165 kişinin yaralandığını duyurmuştur. Bakanlık ayrıca, hayatını kaybedenler arasında çok sayıda kadın ve çocuğun bulunduğunu bildirmiştir.
Gün içerisinde, Beyrut’a dönüş için personel taşıyan İtalyan UNIFIL konvoyu, İsrail ordusu tarafından engellenmiştir. İtalya Savunma Bakanı Guido Crosetto, Şemaa’dan Beyrut’a hareket eden İtalyan birliğine ait lojistik konvoyun, üssünden yaklaşık iki kilometre uzaklıkta İsrail güçleri tarafından uyarı ateşiyle hedef alındığını açıklamıştır.
Crosetto, yaşanan olayı “güçlü” ve “şiddetli” şekilde protesto ettiklerini belirterek, “Bu tür olaylar kabul edilemezdir ve tekrar etmemelidir” ifadelerini kullanmıştır. Ayrıca Crosetto, Birleşmiş Milletler’in İsrail makamları nezdinde acil girişimde bulunması çağrısında bulunmuştur.
8 Nisan 2026 tarihinde, ABD Başkanı Donald Trump, ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması koşuluyla iki haftalık geçici bir ateşkesin kabul edildiğini duyurmuştur.
Ateşkesin sabah saatlerinde yürürlüğe girmesinin ardından, Lübnan’da yerinden edilmiş bazı ailelerin evlerine dönmeye başladığı bildirilmiştir. Ancak İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, söz konusu ateşkesin Lübnan’ı kapsamadığını açıklamış ve “Hizbullah’ı vurmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullanmıştır. Netanyahu ayrıca, İsrail’in İran’a karşı her an yeniden savaşa hazır olduğunu vurgulamıştır.

İsrail, Lübnan'a yönelik saldırılarında hasar gören bina ve araçlar, 8 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
Aynı doğrultuda İsrail Ordu Sözcüsü Avihay Adraee, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Lübnan’daki çatışmalar devam ediyor ve ateşkes Lübnan’ı kapsamıyor” ifadelerine yer vererek, Zehrani Nehri’nin güneyinde yaşayan sivillere bölgeyi terk etmeleri çağrısında bulunmuştur. Adraee, güneyde kalan ya da kuzeyden güneye doğru hareket eden kişilerin hayatlarını tehlikeye atacağını belirtmiş; ayrıca Hizbullah’ın Beyrut’un güney banliyösü Dahiye’den ayrılarak farklı bölgelere geçtiğini ileri sürmüş ve İsrail ordusunun Hizbullah’ı bulunduğu her yerde hedef alacağını ifade etmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump, akşam saatlerinde PBS kanalına verdiği demeçte, Lübnan’ın ateşkese dahil edilip edilmediği sorusuna “Evet, anlaşmaya dahil edilmediler” yanıtını vermiştir. Trump, bunun nedenini “Hizbullah yüzünden. Anlaşmaya dahil edilmediler. O mesele de halledilecek. Sorun yok.” sözleriyle açıklamış; İsrail’in Hizbullah’a yönelik saldırılarına ilişkin olarak ise “Bu, anlaşmanın bir parçası, bunu herkes biliyor. Bu ayrı bir çatışma.” ifadelerini kullanmıştır.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise Budapeşte’de gazetecilere yaptığı açıklamada, İran’ın ateşkesin kapsamına ilişkin değerlendirmesini “meşru bir yanlış anlama” olarak nitelendirmiştir. Vance, “Sanırım İranlılar ateşkesin Lübnan’ı kapsadığını düşündü, ancak kapsamamaktaydı” ifadelerini kullanmış; ayrıca İsrail’in müzakerelerin başarıya ulaşması için Lübnan konusunda kendisini kısmen sınırladığını ileri sürmüştür. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt ile birlikte Vance, Lübnan’ın ateşkese dahil olmadığını açık şekilde teyit etmiştir.

İsrail, Lübnan'a yönelik saldırılarında hasar gören bina ve araçlar, 8 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ABD-İran ateşkesinin ardından yaptığı açıklamada, Hizbullah’a yönelik saldırıların her türlü fırsat değerlendirilerek sürdürüleceğini ifade etmiştir. İsrail ordusu, Zamir’in saldırıları kurmay kadrosuyla birlikte takip ettiğine ilişkin görüntüleri kamuoyuyla paylaşmıştır.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ise yaptığı açıklamada, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’a yönelik suikast tehdidinde bulunmuştur. Aynı açıklamada Katz, İsrail’in İran ile yürütülen savaş ile Lübnan’daki çatışmaları birbirinden ayrı tutma politikasında ısrarcı olduğunu belirtmiş ve bu yaklaşımın Lübnan’daki askeri durumu değiştirmeyi hedeflediğini ifade etmiştir.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da bir basın toplantısında, ateşkesin Hizbullah’ı kapsamadığını vurgulayarak Lübnan’a yönelik saldırıların sürdürüleceğini açıklamıştır.
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Lübnan’a yönelik saldırıların sürmesi halinde karşılık verileceğini açıklamıştır. İran devlet televizyonunda yayımlanan açıklamada, “Anlaşmaları ihlal eden ABD’ye ve müttefikine kesin bir uyarı veriyoruz: Lübnan’a yönelik saldırılar durmazsa karşılık vereceğiz” ifadelerine yer verilmiştir.
Yarı resmi Fars Haber Ajansı’na konuşan bir İranlı askerî yetkili, İsrail’in ateşkesi sürekli ihlal ettiğini belirterek, İran’ın İsrail’in askeri mevzilerine karşı caydırıcı operasyonlara hazırlandığını ifade etmiştir. Tesnim Haber Ajansı’na konuşan bir başka yetkili ise, ateşkesin Lübnan dahil tüm cepheleri kapsadığını savunarak, İsrail’in saldırıları sürdürmesi halinde İran’ın anlaşmadan çekilebileceğini belirtmiştir.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile yaptığı görüşmede, İran’ın sunduğu şartlar arasında Lübnan’da ateşkesin de bulunduğunu vurgulamış ve her türlü saldırıya karşılık verileceğini ifade etmiştir. Pezeşkiyan ayrıca, İran’daki bazı bölgelere yönelik saldırıların ateşkes ihlali anlamına geldiğini belirtmiştir.

İsrail, Lübnan'a yönelik saldırılarında hasar gören bina ve araçlar, 8 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçı, yaptığı açıklamada ABD’nin ateşkes ile savaş arasında bir tercih yapmak zorunda olduğunu ifade ederek, “Top ABD’nin sahasında. Dünya, ABD’nin taahhütlerini yerine getirip getirmeyeceğini izliyor” demiştir.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ise yaptığı açıklamada, ateşkesi ve müzakere sürecini “mantıksız” olarak nitelendirmiştir. Galibaf, ateşkes planına yönelik çok sayıda ihlal yaşandığını belirterek, ABD’ye yönelik güvensizliğin bu ihlallerden kaynaklandığını ifade etmiş ve müzakerelerin başlamadan önce zeminin ihlal edildiğini dile getirmiştir.
Uluslararası kamuoyundan gelen tepkiler, gün boyunca yoğunlaşmıştır. İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun tutumunun “hayata ve uluslararası hukuka hakaret” olduğunu belirtmiş ve “Lübnan ateşkese dahil edilmeli. Uluslararası toplum bu yeni uluslararası hukuk ihlalini kınamalı. Avrupa Birliği, İsrail ile Ortaklık Anlaşması’nı askıya almalı. Bu suç eylemleri cezasız bırakılmamalıdır” ifadelerini kullanmıştır. İspanya Dışişleri Bakanı José Manuel Albares de Lübnanlı mevkidaşı ile yaptığı görüşmenin ardından Lübnan’ın ateşkes kapsamına dahil edilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

İsrail, Lübnan'a yönelik saldırılarında hasar gören bina ve araçlar, 8 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
Mısır Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının “önceden tasarlanmış bir niyet” taşıdığını ve bölgesel ile uluslararası gerilimi azaltma çabalarını baltaladığını açıklamıştır. Açıklamada ayrıca saldırıların bölgeyi “tam kaosa sürükleme” girişimi olduğu ifade edilmiştir.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in saldırılarını “kararlılıkla kınadığını” duyurmuş ve açıklamasında “Bu saldırılar ülkedeki insani durumu daha da kötüleştirmektedir. Uluslararası toplum, sivillerin korunması ve saldırıların durdurulması için derhal harekete geçmelidir” ifadelerine yer vermiştir.
Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Martin Giese, Bakan Johann Wadephul’un, İsrailli mevkidaşı Gideon Saar ile yaptığı görüşmeye ilişkin olarak, İsrail’in eylemlerinin yalnızca meşru müdafaa sınırları içinde kalması gerektiğinin vurgulandığını açıklamıştır. Almanya’nın ayrıca uluslararası hukuka uygun hareket edilmesi beklentisini ilettiği belirtilmiştir.

İsrail, Lübnan'a yönelik saldırılarında hasar gören bina ve araçlar, 8 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
Katar Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Lübnan genelinde gerçekleştirdiği hava saldırılarını “tehlikeli bir tırmanış ve uluslararası hukukun açık ihlali” olarak nitelendirmiştir. Açıklamada, saldırıların Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 1701 sayılı kararını ihlal ettiği vurgulanmış ve uluslararası topluma İsrail’in saldırılarını durdurması için baskı yapma çağrısında bulunulmuştur.
Belçika Dışişleri Bakanı Maxime Prévot, Beyrut ziyareti sırasında yaptığı açıklamada, İsrail saldırılarının yakınında bulunduğunu belirterek, ABD ile İran arasındaki ateşkesin Lübnan’ı da kapsaması gerektiğini ifade etmiştir. Prévot, “İsrail’in çatışmaların başlangıcından bu yana en büyük saldırılardan birini gerçekleştirdiğini ve yüzlerce sivilin hayatını kaybettiğini” dile getirmiştir. Ayrıca, Belçika ve Avrupa Birliği’nin Lübnan’a yönelik sosyal, sağlık ve kalkınma yardımlarını artıracağını açıklamıştır.
İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, Lübnan Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmenin ardından, Lübnan ile dayanışma içinde olduklarını belirtmiş ve “Lübnan’da ikinci bir Gazze yaşanmasını önlemek istiyoruz. UNIFIL unsurlarına yönelik saldırılar dahil olmak üzere sivil nüfusu hedef alan eylemleri kınıyoruz” ifadelerini kullanmıştır. Tajani ayrıca, İsrail’in Roma Büyükelçisi’nin Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldığını duyurmuştur.
Birleşmiş Milletler (BM) Lübnan Özel Koordinatörü Jeanine Hennis, İsrail saldırılarının “devam edemeyeceğini” belirtmiştir. Hennis, “Hiçbir taraf ateş ya da saldırıyla zafer kazanamaz. Tüm düşmanca eylemlerin durdurulması, doğrudan müzakerelerin başlatılması ve 1701 sayılı karar temelinde bir yol haritası oluşturulması gerekmektedir” ifadelerini kullanmıştır.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, Birleşmiş Milletler’in Lübnan genelinde önemli sivil kayıplara yol açan İsrail saldırılarını güçlü biçimde kınadığını açıklamıştır. Haq, “Tüm tarafları diplomatik kanallara başvurmaya, düşmanca eylemleri durdurmaya ve ABD-İran ateşkesini daha fazla can kaybını önleme fırsatı olarak değerlendirmeye çağırıyoruz” demiştir.

İsrail, Lübnan'a yönelik saldırılarında hasar gören bina ve araçlar, 8 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, saldırıları “korkunç” olarak nitelendirmiş ve “Lübnan’daki ölüm ve yıkımın boyutu gerçekten de korkunçtur” ifadelerini kullanmıştır. Türk ayrıca, ateşkes anlaşmasından kısa süre sonra yaşanan saldırıların kırılgan barış ortamı üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirtmiştir.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) ise yaptığı açıklamada, Lübnan genelinde yoğun nüfuslu bölgelerde yaşanan yıkım ve can kayıplarından derin endişe duyduğunu bildirmiştir. Açıklamada, “Herhangi bir kapsamlı anlaşma, Lübnan’daki sivillerin güvenliğini, korunmasını ve onurunu gözetmek zorundadır” ve “Haftalardır süren çatışmaların ardından sivillerin acilen şiddetten uzak bir nefes almaya ihtiyacı vardır” ifadelerine yer verilmiştir.
9 Nisan'ın ilk saatlerinde İsrail savaş uçakları, Beyrut’un güneyinde yer alan Dahiye bölgesine hava saldırısı düzenlemiştir. Saldırı sonrasında bölgede şiddetli patlama sesleri duyulmuş ve hedef alınan noktalardan yoğun duman yükselmiştir.
Bu saldırıların, 8 Nisan akşam saatlerinde Beyrut’un Tel Hayyat bölgesine düzenlenen hava saldırılarının devamı niteliğinde olduğu aktarılmıştır.

İsrail saldırısının hedefi olan Beyrut'un Korniş el-Mezra bölgesindeki büyük çaplı yıkım, 9 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
İsrail ordusu, 9 Nisan gece saatlerinden itibaren güney Lübnan’da geniş çaplı hava saldırıları gerçekleştirmiştir. Lübnan resmi ajansı NNA’ya göre saldırılar Abbasiye, Habbuş, Cebşit, Deyr Zehrani, Düveyr, Kefra, Cumeycime, Safad Battih, Mecdel Silm ve Deyr Antar beldelerini hedef almıştır. Söz konusu saldırılar sabah saatlerine kadar devam etmiş ve birçok yerleşim yerinde hasara yol açmıştır.
Güney Lübnan’daki saldırıların ilk aşamasında Abbasiye’de 7 kişinin hayatını kaybettiği bildirilmiştir. Gün içinde saldırıların devam etmesiyle birlikte can kaybı artmıştır. Özellikle Zerariye beldesine düzenlenen hava saldırısında, bir binanın hedef alınması sonucu aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 10 kişi hayatını kaybetmiştir. Bu gelişmeyle birlikte güneydeki toplam can kaybı 17’ye yükselmiştir.
Aynı günün akşam saatlerinde İsrail ordusu, güney Lübnan’daki saldırılarını yeniden yoğunlaştırmıştır. Bu kapsamda Kalile, Şehabiyye, Ansariyye, Tulin, Haruf, Şokin ve Mivdon beldeleri hava saldırılarıyla hedef alınmıştır.
Saldırılar, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun “Lübnan ile doğrudan müzakerelere başlanacağı” yönündeki açıklamasının ardından devam etmiştir.
Gün içinde sağlık altyapısına yönelik saldırılar da kaydedilmiştir. Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye vilayetine bağlı Kalavay beldesinde bulunan bir sağlık merkezine düzenlenen hava saldırısında 4 sağlık görevlisi hayatını kaybetmiştir.
Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalarda, 2 Mart’tan bu yana süren saldırılarda 73 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği, çok sayıda sağlık tesisinin hasar gördüğü veya hizmet dışı kaldığı belirtilmiştir.
9 Nisan 2026’da gün boyunca İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları sürerken, Lübnan tarafından da İsrail’in kuzeyine yönelik karşı saldırılar kaydedilmiştir. Gece saatlerinde Hizbullah tarafından İsrail’in kuzeyindeki Yukarı Celile bölgesine doğru bir füze fırlatıldığı, İsrail basınında yer alan bilgilere göre füzenin hava savunma sistemleri tarafından önlendiği bildirilmiştir. Olayda can kaybı veya yaralanmaya ilişkin herhangi bir bilgi paylaşılmamıştır.
Günün ilerleyen saatlerinde Hizbullah tarafından yapılan açıklamada ise, İsrail’in ateşkese uymadığı gerekçesiyle İsrail’in kuzeyine yönelik saldırıların sürdürüldüğü ifade edilmiştir. Açıklamada, saldırıların İsrail’in kuzeyindeki Kiryat Şimona, Metula, Misgav Am, Yesud Hamala, Menara, Avivim, Şilomi, Shomera, Yuval, Malikiye, Kabri, Maalot Tarshiha ve Nehariye gibi yerleşimleri hedef aldığı belirtilmiştir.
Hizbullah ayrıca, Lübnan’ın güneyinde sahadaki çatışmaların da devam ettiğini duyurmuştur. Bu kapsamda, Taybe–Deyr Siryan yolunda bir Merkava tankının hedef alındığı, Bint Cubeyl ilçesinde ilerleyen bir İsrail zırhlı aracına yakın mesafeden patlayıcılarla saldırı düzenlendiği ve farklı noktalarda İsrail askerleriyle doğrudan çatışmalar yaşandığı aktarılmıştır. Şema, Raşaf, Merkeba ve Taybe beldelerinde de saldırıların sürdüğü belirtilmiştir. Açıklamada, gün içerisinde İsrail hedeflerine yönelik en az 35 ayrı saldırı gerçekleştirildiği ifade edilmiştir.
Hizbullah’ın siyasi kolu olan Direnişe Bağlılık Bloğu Milletvekili Ali Feyyaz, aynı gün yaptığı açıklamada İsrail ile doğrudan müzakerelere karşı olduklarını belirtmiştir. Feyyaz, müzakerelerden önce ateşkesin sağlanmasının ön şart olduğunu ifade ederek, Lübnan hükümetine bu çerçevede çağrıda bulunmuştur.
Feyyaz açıklamasında, “Lübnan hükümetine sonraki adımlara geçmeden önce ateşkesin ön şart olmasına bağlı kalma çağrısında bulunuyoruz.” demiştir. Hizbullah’ın müzakere konusundaki tutumunu yineleyen Feyyaz, İsrail ile doğrudan görüşmelerin ancak belirli koşullar sağlandıktan sonra mümkün olabileceğini belirtmiştir.

İsrail saldırısının hedefi olan Beyrut'un Korniş el-Mezra bölgesindeki büyük çaplı yıkım, 9 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 9 Nisan 2026’da yaptığı açıklamada, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının ABD ile İran arasında varılan geçici ateşkesin kapsamında yer almadığını belirtmiştir. Macaristan’ın başkenti Budapeşte’ye yaptığı ziyaretten dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Vance, İsrail’in Lübnan’daki saldırılarını sürdürmesinin ateşkesi ihlal edip etmediğine ilişkin bir soruya, “Asla böyle bir söz vermedik. Bunun böyle olacağına dair hiçbir işaret vermedik.” sözleriyle karşılık vermiştir. Vance, İsrail tarafının Lübnan’da “biraz geri adım atmayı” teklif ettiğini ancak bunun ateşkesin bir unsuru olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söylemiştir.
Vance, ABD’nin Lübnan konusunda herhangi bir taahhütte bulunmadığını vurgulayarak, İran’ın bu nedenle müzakere sürecini bozmak istemesi durumunda bunun Tahran’ın kendi tercihi olacağını ifade etmiştir. Bu çerçevede, İran’ın böyle bir karar almasının “aptalca” olacağını düşündüklerini ancak bunun İran’ın seçimi olduğunu belirtmiştir.
9 Nisan'da İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, yaptığı açıklamada, ateşkesin Lübnan’ı da kapsadığını belirterek, ABD yönetiminin aksi yöndeki tutumunu reddetmiştir. Kalibaf, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in arabuluculuğuna atıfla, “Lübnan ve tüm ‘Direniş Ekseni’ ateşkesin ayrılmaz bir parçasıdır” ifadelerini kullanmıştır. İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını doğrudan ihlal olarak tanımlayan Kalibaf, “Ateşkes ihlalleri açık maliyetlere, güçlü karşılıklara yol açar” diyerek sert bir uyarıda bulunmuş ve ABD’ye “Ateşi hemen söndürün” çağrısı yapmıştır.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan da benzer bir çizgide açıklama yaparak, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının “ateşkesin açık ihlali” olduğunu ifade etmiştir. Bu saldırıları, “aldatma ve varılacak muhtemel anlaşmaya uyulmayacağının tehlikeli bir işareti” olarak nitelendiren Pezeşkiyan, saldırıların devam etmesi halinde ABD ile planlanan müzakerelerin “anlamsız hale geleceğini” belirtmiştir. İran’ın bölgedeki müttefiklerine desteğinin süreceğini vurgulayan Pezeşkiyan, “İran, Lübnanlı kardeşlerini asla yalnız bırakmayacaktır” ifadesini kullanmıştır.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise yaptığı açıklamada, savaşı sona erdirecek görüşmelerin ABD’nin tüm cephelerde ateşkes taahhütlerine uymasına bağlı olduğunu belirtmiştir. Bekayi, özellikle Lübnan’daki çatışmaların sona ermesinin ateşkes anlaşmasının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulamış ve ABD’nin bu yükümlülüğe aykırı hareket etmesinin, kendi taahhütlerini ihlal ettiği anlamına geleceğini ifade etmiştir. Ayrıca, İran ile Lübnan arasındaki dayanışmanın “tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar güçlü” olduğunu dile getirmiştir.
Öte yandan İranlı bir üst düzey güvenlik yetkilisinin basına yansıyan açıklamalarında, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının durdurulmaması halinde ABD ile planlanan görüşmelerin gerçekleşmeyeceği ileri sürülmüştür. Söz konusu açıklamada, ateşkesin Lübnan dahil tüm cepheleri kapsadığı savunulmuş ve “Lübnan’a saldırılar durmazsa müzakereler olmayacak” ifadesi kullanılmıştır.
9 Nisan 2026’da Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde, Lübnan’ın da ateşkes kapsamına dahil edilmesi talebini iletmiştir. Selam, Pakistan’ın ateşkes sürecindeki arabuluculuk rolünü takdir ettiğini belirtmiş ve İsrail’in Lübnan genelinde gerçekleştirdiği geniş çaplı saldırıların tekrar etmemesi için bu adımın gerekli olduğunu ifade etmiştir. Pakistan Başbakanı Şerif ise İsrail saldırılarını kınayarak, Lübnan’da barış ve istikrarın sağlanmasına destek vermeye devam edeceklerini belirtmiştir.
Aynı gün Lübnan Bakanlar Kurulu toplantısının ardından yapılan açıklamalarda ise, devletin hem iç güvenliği sağlama hem de uluslararası düzeyde girişimlerde bulunma yönünde adımlar attığı görülmüştür. Enformasyon Bakanı Paul Markus, ordu ve güvenlik güçlerine Beyrut’ta devlet kontrolünü güçlendirme ve silahların yalnızca meşru güvenlik güçleriyle sınırlandırılması talimatı verildiğini açıklamıştır. Bunun yanı sıra hükümetin, İsrail’in saldırıları nedeniyle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne acil başvuru yapma kararı aldığı belirtilmiştir.
Cumhurbaşkanı Joseph Avn ise yaptığı değerlendirmede, Lübnan’ın ateşkes dışında bırakılmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirerek, ülkesinin yalnızca kınama açıklamalarıyla yetinilmesinden “yorulduğunu” ifade etmiştir. Avn, Lübnan’ın ateşkes kapsamına alınması amacıyla dost ülkelerle yoğun temaslar yürütüldüğünü belirtmiş ve bu diplomatik girişimlerin temel hedefinin çatışmaların durdurulması olduğunu vurgulamıştır. Ayrıca Avn, Lübnan adına müzakere yetkisinin yalnızca devlete ait olduğunu ve bu yetkinin başka aktörler tarafından kullanılmasına izin verilmeyeceğini ifade etmiştir.
9 Nisan 2026 tarihinde çeşitli devletler ve uluslararası aktörler, ABD ile İran arasında varılan geçici ateşkesin yalnızca iki tarafla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, Lübnan’ın da bu ateşkes kapsamına dahil edilmesi yönünde çağrılarda bulunmuştur.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, yaptığı açıklamada ateşkesin bölgesel istikrar açısından genişletilmesi gerektiğini vurgulayarak, Lübnan’daki çatışmaların sürmesinin ateşkesin amacını zayıflatacağını ifade etmiştir. Günün ilerleyen saatlerinde Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot da benzer şekilde, Lübnan’ın ateşkes dışında bırakılmasının kabul edilemez olduğunu belirterek diplomatik çözüm çağrısını yinelemiştir.
Avustralya hükümeti tarafından yapılan açıklamada, ateşkesin tüm çatışma alanlarını kapsaması gerektiği ifade edilmiş ve Lübnan’daki saldırıların sürmesinin bölgesel güvenlik risklerini artırdığına dikkat çekilmiştir. Slovenya Dışişleri Bakanlığı da yayımladığı değerlendirmede, Lübnan’daki çatışmaların durdurulmasının uluslararası hukukun ve insani yükümlülüklerin bir gereği olduğunu vurgulamıştır. Günün ilerleyen saatlerinde Slovenya Başbakanı Robert Golob da bu tutumu yineleyerek, ateşkesin kapsamının genişletilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, yaptığı açıklamada ateşkesin yalnızca belirli cephelerle sınırlı kalmasının sürdürülebilir olmadığını belirterek, Lübnan dahil tüm bölgelerde çatışmaların durdurulması gerektiğini vurgulamıştır. Benzer şekilde Kanada da akşam saatlerinde yaptığı açıklamada, Lübnan’daki saldırıların sona erdirilmesinin müzakerelerin ilerleyebilmesi için kritik önemde olduğunu ifade etmiştir.
Katar ve Ürdün tarafından yapılan açıklamalarda ise, bölgesel barışın sağlanabilmesi için ateşkesin kapsamının genişletilmesi gerektiği belirtilmiş ve Lübnan’daki saldırıların durdurulması çağrısı yapılmıştır.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani, yayımladığı mesajda İsrail’in Lübnan’da sürdürdüğü saldırılara ilişkin değerlendirmelerde bulunmuştur. Kaani, İsrail’in eylemlerini “insanlığa karşı işlenen suçlar” olarak nitelendirerek, saldırıların hedefinde sivillerin bulunduğunu ifade etmiştir.
Kaani, açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştır: “Siyonist rejimin tarihi, insanlığa karşı işlenen suçlar ve masum insanların, kadınların ve çocukların öldürülmesiyle doludur. Lübnan'daki barbarlığın faillerini pişman edici ve ağır bir ceza bekliyor.”
Aynı mesajda Kaani, İran’ın “direniş cephesi” olarak tanımladığı bölgesel müttefiklerine teşekkür ederek, çatışmalarda verilen desteğin sürdüğüne işaret eden ifadeler kullanmıştır.

İsrail saldırısının hedefi olan Beyrut'un Korniş el-Mezra bölgesindeki büyük çaplı yıkım, 9 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
9 Nisan 2026’da Lübnan ordusu tarafından yapılan açıklamada, İsrail’in 8 Nisan’da ülkenin çeşitli bölgelerine düzenlediği eş zamanlı hava saldırılarında 4 askerin hayatını kaybettiği bildirilmiştir.
Açıklamada, hayatını kaybeden askerlerden 3’ünün ülkenin doğu kesiminde bulunduğu belirtilmiş ve saldırıların geniş bir coğrafi alana yayıldığı ifade edilmiştir. Söz konusu saldırılar, Beyrut başta olmak üzere doğu ve güney bölgeleri kapsayan ve ön uyarı yapılmaksızın gerçekleştirilen yaklaşık 100 hava saldırısı olarak kaydedilmiştir.
Günün ilerleyen saatlerinde Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada ise sivil kayıplara ilişkin veriler güncellenmiştir. Buna göre, 8 Nisan’daki saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 303’e yükselmiş, yaralı sayısının ise 1150 olduğu bildirilmiştir. Açıklamada, bu verilerin henüz kesinleşmediği ve birçok bölgede enkaz altında kalanlara ulaşma çalışmalarının sürdüğü belirtilmiştir. Ayrıca hastanelere ulaştırılan bazı cenazelerin kimlik tespitinin DNA incelemeleri yoluyla devam ettiği ifade edilmiştir.
İsrail ordusu, 8 Nisan’da Beyrut başta olmak üzere Lübnan genelinde gerçekleştirilen saldırılarda, Hizbullah lideri Naim Kasım’ın sekreteri ve yeğeni Ali Yusuf Harşi’nin öldürüldüğünü iddia etmiştir. İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, söz konusu saldırılarda Hizbullah’a ait unsurların hedef alındığını ileri sürmüş ve Harşi’nin Kasım’ın ofisinin yönetimi ve güvenliğinde merkezi rol oynayan bir isim olduğunu belirtmiştir.
Aynı açıklamada İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyinde altyapı unsurlarını hedef almaya devam ettiklerini bildirmiş ve Litani Nehri üzerindeki iki köprünün vurulduğunu açıklamıştır. İsrail tarafı, bu altyapının Hizbullah tarafından askeri amaçlarla kullanıldığını iddia etmiştir. Bunun yanı sıra silah depoları ve fırlatma rampalarının hedef alındığı da öne sürülmüştür.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, aynı gün yaptığı açıklamada, ABD ile İran arasında varılan geçici ateşkese rağmen Lübnan’a yönelik saldırıların devam edeceğini belirtmiştir. Netanyahu, Hizbullah’ı hedef almaya devam edeceklerini ifade ederek, “Gereken her yerde Hizbullah’ı vurmaya devam edeceğiz.” sözlerini kullanmıştır.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz da benzer şekilde yaptığı açıklamada, Lübnan’daki saldırılarla Hizbullah’a “büyük darbe” vurulduğunu ileri sürmüş ve İsrail ordusunun bölgedeki operasyonlarını sürdürmeye hazır olduğunu ifade etmiştir. Katz ayrıca, İran’ın olası bir misillemesi durumunda İsrail’in askeri karşılık vermeye hazır olduğunu belirtmiştir.
İsrail Savunma Bakanı Katz, Lübnan’ın güneyine ilişkin askeri düzenlemeler hakkında da bilgi vermiştir. Buna göre İsrail ordusunun sınır hattından Litani Nehri’ne kadar uzanan bölgede çok katmanlı bir savunma ve operasyon hattı oluşturduğu ifade edilmiştir.
Bu hatların; sınır hattı, sınıra yakın köyleri kapsayan ve İsrail birliklerinin konuşlandığı alanlar, Hizbullah’ın tanksavar kapasitesine karşı oluşturulan hat ve Litani Nehri hattı şeklinde yapılandırıldığı belirtilmiştir. Katz, özellikle Litani bölgesinde hava saldırılarının sürdürüleceğini ifade etmiştir.
İsrail Başbakanı Netanyahu, gün içinde yaptığı açıklamalarda Lübnan ile doğrudan müzakerelere başlanması talimatı verdiğini duyurmuştur. Bu müzakerelerin, Hizbullah’ın silahsızlandırılması ve iki taraf arasında “barışçıl ilişkiler kurulması” hedefiyle yürütüleceği ifade edilmiştir.

İsrail saldırısının hedefi olan Beyrut'un Korniş el-Mezra bölgesindeki büyük çaplı yıkım, 9 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
Lübnan ordusu tarafından yapılan açıklamada, İsrail’in hedef alarak hasar verdiği Litani Nehri üzerindeki Kasımiye Bahri Köprüsü’nün yeniden kullanıma açıldığı duyurulmuştur. Açıklamada, köprünün sivil savunma ekipleri ve yerel kuruluşlarla iş birliği içinde yeniden hizmete alındığı belirtilmiştir.
Aynı açıklamada, İsrail’in 18 Mart’tan itibaren Litani Nehri üzerindeki köprüleri sistematik biçimde hedef aldığı ve 9 köprüden 8’inin vurulduğu, bazılarının tamamen yıkıldığı, bazılarının ise bağlantı yollarının tahrip edilmesi nedeniyle kullanılamaz hale geldiği ifade edilmiştir. Ayrıca Lübnan ordusuna bağlı bir birliğin köprü çevresine konuşlandırıldığı belirtilmiştir.
Lübnan hükümeti tarafından alınan kararlarda, iç güvenliğin güçlendirilmesine yönelik adımlar öne çıkmıştır. Bakanlar Kurulu toplantısı sonrasında yapılan açıklamada, ordu ve güvenlik güçlerine Beyrut’ta devlet kontrolünü güçlendirme ve silahların yalnızca meşru güvenlik güçleriyle sınırlandırılması talimatı verildiği bildirilmiştir.
Aynı kapsamda hükümetin, İsrail’in saldırıları nedeniyle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne acil başvuruda bulunma kararı aldığı açıklanmıştır. Bu adım, Lübnan yönetiminin saldırıları uluslararası platforma taşıma yönündeki girişimi olarak kaydedilmiştir.
Cumhurbaşkanı Joseph Avn, yaptığı açıklamada Lübnan’ın ateşkes dışında bırakılmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirerek, “yalnızca kınama açıklamaları görmekten yorulduğunu” ifade etmiştir. Avn ayrıca, Lübnan’ın ateşkese dahil edilmesi amacıyla dost ülkelerle temasların sürdüğünü belirtmiştir.
Cumhurbaşkanı Avn, yaptığı bir diğer açıklamada, İsrail ile ateşkes sağlanması ve ardından doğrudan müzakerelere başlanması yönündeki önerinin uluslararası düzeyde olumlu karşılık bulmaya başladığını ifade etmiştir.
Avn, ülkedeki mevcut durumdan çıkışın ancak ateşkes ve diplomatik süreçle mümkün olduğunu belirterek, yoğun uluslararası temaslar yürütüldüğünü vurgulamıştır. Ayrıca ülkede iç istikrarsızlığa izin verilmeyeceğini ve çözümün devlet kurumları ve meşru güvenlik güçleri çerçevesinde sağlanacağını ifade etmiştir.
Lübnan Genelkurmay Başkanı Rudolph Heykel, İsrail’in saldırılarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, bu saldırıların ülkenin istikrarını hedef aldığını ve iç karışıklık çıkarmayı amaçladığını belirtmiştir. Heykel, Lübnan ordusunun zorlu koşullara rağmen görevini sürdürdüğünü ifade ederek, orduya yönelik eleştirilere karşı kurumun görevini kararlılıkla yerine getirmeye devam ettiğini vurgulamıştır.
ABD Başkanı Donald Trump, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği telefon görüşmesine atıfla, Lübnan’a yönelik saldırıların azaltılması gerektiğini ilettiğini açıklamıştır.
Trump, görüşmeye ilişkin olarak, “Bibi ile konuştum ve o da bu konuyu biraz daha sakinleştirecek. Bence biraz daha sakin davranmamız gerekiyor.” ifadelerini kullanmıştır.
Trump ayrıca, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının 9 Nisan itibarıyla azaltıldığını ileri sürmüştür.
9 Nisan 2026’da uluslararası basına yansıyan bilgilere göre, İsrail ile Lübnan arasında doğrudan müzakerelerin gelecek hafta ABD’nin başkenti Washington’da, ABD Dışişleri Bakanlığı’nda yapılmasının beklendiği aktarılmıştır. Associated Press’e dayandırılan haberde, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Lübnan ile “mümkün olan en kısa sürede” doğrudan müzakerelere başlanması talimatını verdiği belirtilmiştir.
Haberde, planlanan müzakerelerde Hizbullah’ın silahsızlandırılması ve iki ülke arasında ilişkilerin normalleştirilmesi gibi başlıkların ele alınmasının beklendiği ifade edilmiştir. Görüşmelerde ABD’yi Beyrut Büyükelçisi Michel Issa’nın, İsrail’i ise Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter’in temsil edeceği kaydedilmiştir. Lübnan tarafının kimler tarafından temsil edileceğine ilişkin bilgilerin ise 9 Nisan itibarıyla netleşmediği bildirilmiştir.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, ABD ile İran arasında varılan geçici ateşkes kapsamında Lübnan’ın da anlaşmaya dahil edilmesine başlangıçta onay verdiği ancak aynı gün içerisinde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından bu tutumunu değiştirdiği aktarılmıştır. Amerikan basınına yansıyan bilgilere göre, ateşkes görüşmelerine aracılık eden taraflar da Lübnan’ın anlaşmanın bir parçası olduğu yönünde değerlendirmelerde bulunmuştur.
ABD Dışişleri Bakanlığı, İsrail ile Lübnan heyetleri arasında doğrudan görüşmelerin gelecek hafta Washington’da yapılacağını teyit etmiştir. Yapılan yazılı açıklamada, iki ülke arasındaki ateşkes müzakereleri kapsamında doğrudan temasların ABD’nin başkentinde gerçekleştirileceği bildirilmiştir.
ABD basınına yansıyan bilgilere göre, görüşmelerde tarafların diplomatik temsil düzeyi de netleşmiştir. Buna göre, ABD heyetine Lübnan Büyükelçisi Michel Issa başkanlık edecek; İsrail’i Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter, Lübnan’ı ise Büyükelçi Nada Hamadeh-Moawad temsil edecektir.
Açıklamada, planlanan görüşmelerin ABD–İran ateşkesi bağlamında yürütülen diplomatik süreçle bağlantılı olduğu ve taraflar arasında doğrudan müzakere kanalının oluşturulmasının hedeflendiği aktarılmıştır.
Pakistan Savunma Bakanı Khavaja Muhammed Asıf, ateşkes görüşmelerinin devam etmesine rağmen İsrail’in Lübnan’da “soykırım” suçu işlediğini ileri sürmüştür. Asıf, ABD merkezli X sosyal medya platformu üzerinden yaptığı paylaşımda, İsrail’i “şeytani ve lanetli” olarak nitelendirmiştir.
Açıklamasında, “İslamabad'da barış görüşmeleri sürerken Lübnan'da soykırım yapılıyor.
Masum siviller İsrail tarafından öldürülüyor, önce Gazze, sonra İran ve şimdi Lübnan.” ifadelerine yer veren Asıf, İsrail’in Filistin topraklarında “Avrupalı Yahudiler için kurulduğunu” belirtmiştir.
İsrail ordusunun, 10 Nisan 2026 günü gece saatlerinden itibaren Lübnan’ın güneyine yönelik hava ve topçu saldırılarını yoğunlaştırdığı bildirilmiştir. Saldırılarda 2 kişinin hayatını kaybettiği, 2 kişinin yaralandığı aktarılmıştır.
Lübnan haber ajansı NNA’ya göre, İsrail savaş uçakları Nebatiye kentine bağlı Habbuş beldesi ile Zafta ve Mervaniye beldeleri arasındaki bir noktayı hedef almış; Kefr Tibnit beldesinde bir ev vurulmuş, Cermek ile Mahmudiye arasındaki bölge bombalanmıştır. Ayrıca Mercayun ilçesi yakınındaki Dibbin beldesi topçu ateşiyle hedef alınmış, Hiyam beldesinde geniş çaplı saldırılar düzenlenmiştir.
Saldırılar kapsamında Haris beldesi hava saldırılarıyla vurulmuş, Sarbin ve Beyt Lif beldeleri topçu atışına maruz kalmıştır. Sur kentine bağlı Kana beldesinde gerçekleştirilen saldırıda 1 kişi hayatını kaybetmiş, 1 kişi yaralanmış, Hanaviye beldesindeki saldırıda ise 1 kişi hayatını kaybetmiş, 1 kişi yaralanmıştır. Nebatiye’nin Sultaniye, Debal ve Tibnin beldeleri ile Sur’a bağlı Mecadil beldesi de hedef alınmıştır.
İsrail savaş uçaklarının Sayda’nın güneyindeki Sarafend beldesine iki ayrı hava saldırısı düzenlediği, Hırbet Duveyr köyünün de hedef alındığı bildirilmiştir. Bunun yanı sıra, İsrail ordusunun sınır hattındaki Ayta eş-Şaab beldesinin mahallelerine yönelik saldırılar gerçekleştirdiği aktarılmıştır.
Aynı süreçte, İsrail’in ABD–İran arasında varılan geçici ateşkese Lübnan’ın dahil olmadığı yönündeki tutumunu sürdürdüğü ve 2 Mart 2026’dan bu yana düzenlenen saldırılarda toplam can kaybının 1888’e ulaştığı belirtilmiştir.
Aynı gün İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyinde İsrail sınır hattında bulunan beldelerde ev yıkım faaliyetlerini sürdürmüştür. Nebatiye kentine bağlı Hanin beldesi ile Sur’a bağlı Ayta eş-Şaab’da sabah saatlerinden itibaren evlerin patlayıcılarla yıkıldığı aktarılmıştır.
10 Nisan günü İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, İsrail ordusunun Lübnan’da Hizbullah’a karşı yürüttüğü askeri operasyonları sürdüreceğini açıklamıştır. Zamir’in bu açıklamayı, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun Beyrut ile en kısa sürede doğrudan müzakerelere başlanması yönündeki talimatına rağmen yaptığı belirtilmiştir.
Zamir, işgal altındaki güney Lübnan’da, Nebatiye vilayetine bağlı Bint Cubeyl ilçesinde İsrail askerleriyle bir araya gelmiş ve burada yaptığı açıklamada, “İsrail ordusu savaş durumunda, ateşkeste değil” ifadelerini kullanmıştır. Açıklamasında ayrıca, Lübnan’ın Hizbullah’a karşı yürütülen operasyonlar açısından “öncelikli çarpışma sahası” olduğunu ve bu bölgede savaşın devam edeceğini belirtmiştir.
İran ile ateşkes halinde olduklarını ifade eden Eyal Zamir, buna rağmen “Tahran ile her an yeniden savaşa dönülebileceğini” öne sürmüştür.
10 Nisan'da Hizbullah tarafından gerçekleştirilen roket saldırıları sonucunda, İsrail’in kuzeyinde yer alan Metula yerleşiminde yüksek gerilim hattının isabet almasıyla elektrik kesintileri meydana geldiği bildirilmiştir. İsrail devlet televizyonu KAN’a göre, roketlerden birinin doğrudan elektrik altyapısını hedef alması nedeniyle birçok yerleşimde enerji kesintisi yaşanmıştır.
Yedioth Ahronoth gazetesinin aktardığına göre, Metula’da bir paketleme tesisine isabet eden mühimmat sonucu altyapı ve sanayi tesislerinde hasar meydana gelmiştir. Ayrıca, Hizbullah’ın hedef aldığını duyurduğu Celile bölgesinde bulunan Misgav Am ve Kiryat Şimona gibi yerleşimlerde uyarı alarmlarının devreye girdiği belirtilmiştir. Kiryat Şimona’yı hedef alan roketlerin bir kısmının engellendiği, bazılarının ise açık alanlara düştüğü aktarılmıştır.
Hizbullah tarafından yapılan açıklamada, 10 Nisan gece saatlerinden itibaren İsrail’e karşı toplam 16 saldırı düzenlendiği ifade edilmiştir. Açıklamada, Lübnan’ın güneyindeki Raşaf ve Hiyam beldelerinde İsrail askerleri ve askeri araçlarının hedef alındığı; İsrail’in kuzeyindeki Dovev, Metula, Misgav Am, Goren, Şilomi ve Kiryat Şimona yerleşimlerinin vurulduğu bildirilmiştir.
Bunun yanı sıra, Yaara ve Biranit kışlaları ile Golan Tepeleri’nde yer alan Gacar bölgesinin de roketli saldırıların hedefi olduğu kaydedilmiştir. Aynı süreçte, İsrail’in Lübnan’ın ABD–İran ateşkesine dahil olmadığı yönündeki tutumu doğrultusunda saldırılarını artırdığı ifade edilmiştir.
İsrail ordusu tarafından 11 Nisan 2026 gecesi boyunca Lübnan’ın güneyine yönelik hava ve kara saldırıları sürdürülmüştür. Saldırılar özellikle güneydeki Nebatiye kenti ve çevresinde yoğunlaşmıştır.
Lübnan resmi ajansı NNA’ya göre, Meyfedun beldesinde bir binaya düzenlenen hava saldırısında 3 kişi hayatını kaybetmiştir. Aynı saldırı dalgası kapsamında Kefr Sir beldesine yönelik üç ayrı hava saldırısında 3 kişi daha yaşamını yitirmiştir. Zifta–Nebatiye otoyolu üzerindeki bir binanın hedef alınması sonucu 4 kişi ölmüş, Kusaybe beldesine yönelik saldırıda ise 1 kişi hayatını kaybetmiştir.
Saldırılar yalnızca can kayıplarıyla sınırlı kalmamış, sivil yerleşim alanları ve altyapı geniş çapta tahrip edilmiştir. Tul beldesinde El-Makam Mahallesi ile Şehid Sabra Caddesi’nde çok sayıda bina yıkılmıştır. Cibşit beldesinde jeneratörlerin bulunduğu bir noktanın hedef alınması sonucu tesis tamamen yıkılmış ve yangın çıkmıştır.
Gece saatlerinde hava saldırılarına insansız hava araçları (İHA) da eşlik etmiştir. Hiyam beldesi bombalanmış, Kefr Rumman beldesine İHA saldırıları düzenlenmiştir. Ayrıca Sur kenti çevresinde İsrail tanklarının Mansuri, Kalile ve Hınniyye beldelerini hedef aldığı bildirilmiştir.
Bunun yanı sıra, Şeba beldesinde bir eve hava saldırısı düzenlenmiş, bunun saldırıların başlangıcından bu yana bölgeye yönelik ilk saldırı olduğu aktarılmıştır.
İsrail ordusu tarafından Lübnan’ın güneyine yönelik 11 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen saldırılarda can kaybı sayısı gün boyunca kademeli olarak artmıştır.
Günün ilk saatlerinde saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 11 olarak güncellenmiş, ilerleyen saatlerde bu sayı 14’e yükselmiştir. NNA’ya göre, özellikle Nebatiye ve çevresindeki saldırılar bu artışta belirleyici olmuştur. Tul beldesine düzenlenen saldırılarda biri sağlık çalışanı olmak üzere 3 kişi hayatını kaybetmiş, 3 kişi de yaralanmıştır.
Sayda kentine bağlı Tuffahta beldesine yönelik saldırılar gün içindeki en dikkat çekici gelişmelerden biri olmuştur. İlk belirlemelere göre burada 5 kişi hayatını kaybetmiş, saldırı bölgesine müdahale için giden bir sağlık görevlisi yaralanmıştır. Aynı saldırıya ilişkin veriler daha sonra güncellenmiş, can kaybı 8’e yükselmiş, 5’i ağır olmak üzere 9 kişinin yaralandığı bildirilmiştir.

İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarında hayatını kaybeden 13 güvenlik mensubu için cenaze töreni düzenleniyor, 11 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
İlerleyen saatlerde yapılan ikinci güncellemede ise Tuffahta beldesine yönelik saldırıda hayatını kaybedenlerin sayısının 13’e ulaştığı açıklanmıştır. Bu gelişmeyle birlikte, gün boyunca düzenlenen saldırılarda toplam can kaybı 22’ye yükselmiştir.
İsrail ordusu tarafından Nebatiye kentinde hükümet binasına düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden 13 güvenlik mensubu için 11 Nisan'da Sayda kentinde cenaze töreni düzenlenmiştir.
Sayda’daki hükümet binasında gerçekleştirilen törene güvenlik kurumları temsilcileri, siyasi parti yetkilileri ve çok sayıda kişi katılmıştır. Tören sırasında, hayatını kaybeden güvenlik mensuplarının silah arkadaşlarının ve katılımcıların duygusal anlar yaşadığı bildirilmiştir.
Törenin ardından hayatını kaybeden güvenlik mensuplarının cenazeleri ailelerine teslim edilmiştir. Söz konusu güvenlik personelinin, bir gün önce Nebatiye’deki hükümet binasına düzenlenen saldırıda hayatını kaybettiği aktarılmıştır.
İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamalarda, Lübnan’ın güneyine yönelik operasyonların yoğun şekilde sürdürüldüğü bildirilmiştir.

İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarında hayatını kaybeden 13 güvenlik mensubu için cenaze töreni düzenleniyor, 11 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
Ordu açıklamasına göre, son 24 saat içinde 200’den fazla hedefe hava saldırısı düzenlendiği ileri sürülmüştür. Bu saldırıların, bölgede faaliyet gösteren Hizbullah unsurlarına yönelik olduğu ve özellikle füze rampalarının hedef alındığı ifade edilmiştir.
Ayrıca, Lübnan’ın güneyinde ilerleyen kara birliklerine hava desteği sağlandığı belirtilmiştir. Bu durum, operasyonların yalnızca hava saldırılarıyla sınırlı kalmadığını, kara ve hava unsurlarının koordineli şekilde kullanıldığını göstermektedir.
Lübnan’ın güneyinde yaşanan çatışmalarda, İsrail ordusu bünyesinde görev yapan Paraşütçü Tugayı’na mensup 2 askerin yaralandığı bildirilmiştir.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, söz konusu askerlerin Hizbullah mensuplarıyla girilen çatışma sırasında şarapnel parçalarıyla yaralandığı ve yaralanmalarının orta derecede olduğu aktarılmıştır. Yaralı askerlerin hastaneye kaldırıldığı ifade edilmiştir.

Beyrut’ta Hizbullah destekçileri, İsrail ile yapılması planlanan müzakerelerden dolayı hükümeti protesto ediyor, 11 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
Lübnan'da Hizbullah'ın siyasi kolu Direnişe Bağlılık Bloğu Milletvekili Hasan Fadlullah, Lübnan hükümetinin İsrail ile doğrudan müzakere yönündeki adımlarını sert şekilde eleştirmiştir. Fadlullah, söz konusu girişimlerin Lübnan Anayasası, yasaları ve Ulusal Pakt ile çeliştiğini ve ülkenin geleceğini riske attığını ifade etmiştir.
Fadlullah, doğrudan müzakerelerin “iç bölünmeleri daha da derinleştirdiğini” belirterek, bu sürecin özellikle ülkenin iç barışa en fazla ihtiyaç duyduğu bir dönemde gerçekleştiğine dikkat çekmiştir. Hükümeti, birlikte yaşama zarar veren kararlar almakla suçlamış ve “İsrail ile müzakerelerden hayal kırıklığı ve kayıptan başka bir şey elde edilmeyecek” ifadelerini kullanmıştır.
Ayrıca Fadlullah, hükümetin İran’ın Lübnan’a verdiği desteği yeterince değerlendirmediğini savunmuş ve mevcut politikaların İsrail saldırılarının uzamasına yol açtığını ileri sürmüştür. Açıklamasında, İsrail’in güney Lübnan’da başarısızlığa uğratıldığını iddia ederek direnişin sürdürüleceğini belirtmiştir.
Öte yandan, Naim Kasım da İsrail’e karşı “direnişi son nefeslerine kadar sürdüreceklerini” ifade ederek hükümete “bedava tavizler vermeme” çağrısında bulunmuştur.
Beyrut’ta, Hizbullah destekçisi yüzlerce kişi, İsrail ile yapılması planlanan doğrudan müzakerelere tepki göstererek hükümet karşıtı protesto düzenlemiştir.

Beyrut’ta Hizbullah destekçileri, İsrail ile yapılması planlanan müzakerelerden dolayı hükümeti protesto ediyor, 11 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
Göstericiler, başkentte hükümet binası önünde toplanmış, ellerinde Hizbullah bayrakları taşıyarak Başbakan Nevvaf Selam’ı protesto etmiş ve İsrail ile ABD karşıtı sloganlar atmıştır. Protestoların, devam eden İsrail saldırıları altında gerçekleşmesi dikkat çekmiştir.
Protestoların arka planında, Binyamin Netanyahu’nun 10 Nisan’da Lübnan ile doğrudan müzakerelere başlanması yönünde talimat verdiğini açıklaması yer almıştır. Ayrıca Lübnan Cumhurbaşkanlığı, ABD arabuluculuğunda ateşkes ve müzakere sürecine ilişkin ilk toplantının Washington’da yapılacağını duyurmuştur. Naim Kasım, İsrail’e karşı “direnişi son nefeslerine kadar sürdüreceklerini” belirterek hükümete “bedava tavizler vermeme” çağrısında bulunmuştur.
Hizbullah tarafından yapılan açıklamada, 11 Nisan 2026 günü boyunca İsrail ordusu noktalarına toplam 34 saldırı düzenlendiği bildirilmiştir. Saldırıların insansız hava araçları (İHA) ve roketlerle gerçekleştirildiği ifade edilmiştir.
Açıklamaya göre, Lübnan’ın güneyinde Şema, Adise, Beyyada ve Marun er-Ras beldelerinde İsrail askerleri hedef alınmıştır. Ayrıca Bint Cubeyl ilçesinde İsrail ordusuna ait Merkava tanklarına saldırılar düzenlendiği aktarılmıştır.
Hizbullah’ın saldırıları yalnızca Lübnan topraklarıyla sınırlı kalmamış, İsrail’in kuzeyine de yönelmiştir. Kiryat Şimona, Shomera, Ayelet Hashahar, Misgav Am, Metula, Admit, Yiron ve Avivim yerleşimlerinin hedef alındığı belirtilmiştir. Bunun yanı sıra Safed ve Nehariye kentleri ile Yaara, Branit ve Matat askeri noktalarına saldırılar düzenlenmiştir. Açıklamada ayrıca, İsrail’in kuzeyindeki Amiad Üssü’nün de hedef alındığı ifade edilmiştir.
Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, 2 Mart 2026’da başlatılan saldırılarda toplam can kaybı 2 bin 20’ye, yaralı sayısı ise 6 bin 436’ya ulaşmıştır. Hayatını kaybedenler arasında 165 çocuk ve 248 kadın bulunduğu bildirilmiştir.
Sağlık altyapısına yönelik kayıplar da dikkat çekmiştir. Açıklamada, 85 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği, 188 sağlık çalışanının yaralandığı ifade edilmiştir. Ayrıca saldırılar sonucunda 6 hastanenin hizmet dışı kaldığı ve 89 ambulansın kullanılamaz hale geldiği aktarılmıştır.
İsrail ordusu tarafından 12 Nisan 2026 gecesi boyunca Lübnan’ın güneyine yönelik hava saldırıları yoğun şekilde sürdürülmüştür. Saldırılar özellikle Sur ve Nebatiye kentlerine bağlı beldelerde yoğunlaşmıştır.
NNA’ya göre, Sur kentine bağlı Kana beldesinde sivillere ait evler ve altyapı hedef alınmış, saldırılar sonucunda en az 5 sivil hayatını kaybetmiş, çok sayıda kişi yaralanmıştır. Aynı saldırı dalgasında, Nebatiye’ye bağlı el-Hiyam beldesinde birçok nokta bombalanmış, 3 yaralı hastaneye kaldırılmıştır.
Gece saatlerinde saldırıların kapsamı genişlemiş, Bafliye, Kavneyn ve çevredeki diğer beldeler de hava saldırılarının hedefi olmuştur. İsrail savaş uçaklarının, güneydeki yerleşim alanlarına yönelik saldırılarını sürdürdüğü bildirilmiştir.
Günün ilerleyen saatlerinde gelen bilgilerle birlikte, saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 5’ten 11’e, ardından 12’ye yükselmiştir. Sur’a bağlı Marub beldesine düzenlenen saldırıda 6 kişi hayatını kaybetmiş, Kana’daki saldırılarda ölenlerle birlikte toplam can kaybı artmıştır.
Ayrıca saldırıların coğrafi kapsamı genişleyerek Bekaa Vadisi’ne ulaşmış, Mişgara beldesinde bir evin hedef alınması sonucu 1 kişi yaşamını yitirmiştir. Nebatiye çevresinde ise Bint Cubeyl ve çevresindeki Yatir, Beraşit ve Kefra beldeleri yoğun saldırılara maruz kalmıştır.Bununla birlikte, Sur kentine bağlı Mansuri beldesine fosfor bombası kullanıldığı bildirilmiş, saldırıların hem yoğunluk hem de kullanılan mühimmat açısından artarak devam ettiği aktarılmıştır.
İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyinde yürüttüğü operasyonlar kapsamında kara harekatını genişleterek stratejik noktalara yönelmiştir. Bu çerçevede, Bint Cubeyl ilçesinin kuşatma altına alındığı bildirilmiştir. İsrail basınında yer alan bilgilere göre, Nebatiye’ye bağlı Bint Cubeyl’de hava ve kara saldırıları eş zamanlı olarak yoğunlaştırılmış, bölge İsrail birlikleri tarafından çevrelenmiştir.
Kuşatma altındaki bölgeye İsrail ordusunun girmeye başladığı aktarılmıştır. Açıklamalarda, bölgede çok sayıda Hizbullah mensubunun bulunduğu ileri sürülmüş; ayrıca hastane arazisi içinde düzenlenen saldırılarda 20 Hizbullah mensubunun öldüğü iddia edilmiştir.
Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, son 24 saatte 35 kişinin hayatını kaybetmesiyle toplam can kaybı 2 bin 55’e yükselmiştir. Aynı açıklamada yaralı sayısının 6 bin 588’e ulaştığı bildirilmiştir. Hayatını kaybedenler arasında 165 çocuk ve 252 kadın bulunduğu aktarılmıştır. Ayrıca saldırılarda 87 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği, 190 sağlık çalışanının yaralandığı belirtilmiştir.
Sağlık altyapısına yönelik zararlar da dikkat çekmiştir. Açıklamada, 6 hastanenin hizmet dışı kaldığı ve 90 ambulansın kullanılamaz hale geldiği ifade edilmiştir.
Binyamin Netanyahu, İsrail ordusu tarafından saldırıların sürdürüldüğü Lübnan’ın güneyine bir heyetle birlikte ziyaret gerçekleştirmiştir. İsrail devlet televizyonu KAN’a göre Netanyahu’ya, Yisrael Katz ve Eyal Zamir eşlik etmiştir. Ziyaret kapsamında, bölgede yürütülen hava ve kara operasyonlarına ilişkin durum değerlendirmesi toplantısı yapılmıştır. Görüşmelerde, güney Lübnan’da sürdürülen askeri faaliyetler ve işgal sahasındaki gelişmelerin ele alındığı bildirilmiştir.
Yisrael Katz, Lübnan’ın güneyine yönelik operasyonlara ilişkin yaptığı açıklamada, bölgeyi Gazze Şeridi’ne benzer bir yıkım sürecine sokabileceklerini ifade etmiştir. Katz, “Tüm evler yıkılıyor. Gazze’de bunun nasıl işlediğini gördük” sözleriyle saldırıların kapsamına ilişkin değerlendirmede bulunmuştur.
Katz ayrıca, Litani Nehri’nin güneyindeki yerleşimlerin boşaltılacağını ve İsrail’in kuzeyindeki güvenlik sağlanana kadar sivillerin geri dönüşüne izin verilmeyeceğini belirtmiştir. İsrail’in sınır hattındaki yerleşimlere yönelik saldırılarını “Gümüş Saban” operasyonu olarak adlandırdığı aktarılmıştır.
Öte yandan, Binyamin Netanyahu, gerçekleştirdiği saha ziyaretinin ardından yaptığı açıklamada, Lübnan’ın güneyine yönelik saldırıların sürdürüleceğini ifade etmiştir. Netanyahu, “Yapılacak daha çok şey var ve biz bunu yapıyoruz” sözleriyle operasyonların devam edeceğini belirtmiştir. Netanyahu ayrıca, yürütülen saldırılarla Lübnan’ın güneyinden kaynaklanan tehditleri bertaraf ettiklerini iddia etmiştir.
İsrail ordusu tarafından Lübnan’ın güneyinde gerçekleştirilen saldırılarda sağlık ekiplerinin de hedef alındığına ilişkin gelişmeler kaydedilmiştir. NNA’ya göre, Nebatiye’ye bağlı Beyt Yahun beldesinde Hizbullah’a ait olduğu belirtilen bir akaryakıt istasyonuna düzenlenen saldırının ardından bölgeye intikal eden Lübnan Kızılhaçı ekipleri hedef alınmış, insansız hava aracı saldırısı sonucu 2 sağlık görevlisi yaralanmıştır.
Daha sonra Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, söz konusu olayda yaralanan sağlık görevlilerinden birinin hayatını kaybettiği, diğerinin ise yaralı olduğu bildirilmiştir. Açıklamada, İsrail ordusunun sağlık ekibini “doğrudan hedef aldığı” ifade edilmiştir.
Sağlık Bakanlığı, bu saldırının uluslararası insancıl hukukun ihlali niteliği taşıdığını belirtmiş ve sorumluların uluslararası mahkemelerde hesap vermesi için girişimde bulunulacağını duyurmuştur.
Nevvaf Selam, Lübnan’ın güneyinde süren saldırılara ilişkin yaptığı açıklamada, ülkenin güneyinin “yalnızlığa terk edilmeyeceğini” ifade etmiştir. Selam, İsrail saldırılarının durdurulması ve yerinden edilenlerin geri dönüşünün sağlanması için ulusal birliğin zorunlu olduğunu belirtmiş; “Lübnan'ın güneyinin bir daha yalnızlığa terk edilmeyeceğini” vurgulamıştır. Açıklamasında, ülkenin karşı karşıya olduğu durumun yalnızca güvenlik değil, aynı zamanda siyasi ve toplumsal bütünlük meselesi olduğuna işaret etmiştir.
İç savaşın yıl dönümü arifesinde yaptığı değerlendirmede Selam, dış destek arayışlarına ilişkin olarak “kendilerini çok daha büyük bir oyunun içinde buldular” ifadelerini kullanmıştır. Ayrıca, saldırıların yol açtığı yıkım ve insani duruma değinerek, güney bölgelerin korunmasının ulusal bir görev olduğunu belirtmiştir.
Selam, İsrail’in Lübnan’dan çekilmesi ve yerinden edilenlerin geri dönüşünün sağlanması için çalışacaklarını ifade etmiş; güçlü, tek ve adil bir devlet yapısının gerekliliğine vurgu yapmıştır. Açıklamasında, ulusal birlik ve toplumsal bütünlüğün korunması çağrısında bulunmuştur.

İsrail ordusunun 8 Nisan'da Lübnan'a düzenlediği saldırıda enkaz altında kalanları kurtarma çalışmaları, 13 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
Hizbullah tarafından yapılan açıklamada, 12 Nisan 2026 günü boyunca İsrail ordusu’na karşı insansız hava araçları ve roketlerle toplam 33 saldırı düzenlendiği bildirilmiştir. Açıklamada, Lübnan’ın güneyinde Hiyam, Taybe, Raşaf, Kuzuh, Ayn İbil, Dibil, Beyt Lif, Beyyada, Meys el-Cebel ve Şema beldelerinde İsrail askerleri ve askeri araçlarının hedef alındığı ifade edilmiştir. Ayrıca Şamran Tepesi ve Bint Cubeyl’in doğu kesiminde çatışmalar yaşandığı, güneydeki Balat bölgesinde İsrail birliklerinin hedef alındığı aktarılmıştır.
Hizbullah’ın saldırılarının, İsrail’in kuzeyine de yöneldiği belirtilmiştir. Bu kapsamda Nehariye kenti ile Yiron, Kiryat Şimona, Beit Hillel, Rosh Pina, Karmiel, Dafna, Goren, Metula, Avivim, Dishon, Şilomi, Yuval ve Gaaton yerleşimlerine saldırılar düzenlendiği bildirilmiştir. Ayrıca açıklamada, İsrail ordusuna ait Meron Üssü ile işgal altındaki Golan Tepeleri’nde bulunan Katzrin ve el-Alika yerleşimlerinin de hedef alındığı ifade edilmiştir.
İsrail ordusu tarafından 13 Nisan 2026 gecesi boyunca Lübnan’ın güneyine yönelik saldırıları yoğun şekilde sürdürülmüştür. NNA’ya göre, Sur kentine bağlı Bazuriye beldesi en az 9 hava saldırısıyla hedef alınmış, saldırılarda 1 kişi hayatını kaybetmiş, 9 kişi yaralanmıştır. Saldırılar sonucunda okul ve konutlarda ciddi yıkım meydana gelmiş, bölgede arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü bildirilmiştir.

İsrail ordusunun 8 Nisan'da Lübnan'a düzenlediği saldırıda enkaz altında kalanları kurtarma çalışmaları, 13 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
İsrail ordusu ayrıca Sur hattında Kalile, Mansuri, Hınniyye, Mecdel Zun ve Buyut es-Sayyad beldelerini hedef almış; Zebkin beldesine fosfor bombası ve topçu atışları düzenlemiş, Sıddikin beldesine hava saldırısı gerçekleştirmiştir.
Nebatiye bölgesinde de saldırılar yoğunlaşmıştır. Yukarı Nebatiye ve Batı Siyr beldelerinde birer kişi, Şukin beldesinde ise 2 kişi hayatını kaybetmiştir. Kent merkezinde El-Heva Mahallesi’ndeki çok sayıda bina hava saldırılarıyla yıkılmış, Cibşit beldesinde bir ev hedef alınmıştır. Ayrıca Hiyam beldesine yönelik hava saldırıları sürdürülmüştür.
Kara unsurlarının da devrede olduğu saldırılarda, Bint Cubeyl ilçesi girişindeki Saff el-Heva bölgesi topçu atışlarıyla hedef alınmıştır. Önceki günlerde kuşatma altına alındığı bildirilen Bint Cubeyl çevresinde kara operasyonlarının devam ettiği aktarılmıştır. Bu saldırılar sonucunda, gece saatlerinden itibaren toplam 5 kişinin hayatını kaybettiği bildirilmiştir.
İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyinde yer alan Bint Cubeyl ilçesinde kuşatmanın tamamlandığını ve kara işgalinin başlatıldığını duyurmuştur. Ordu Sözcüsü Avichay Adraee tarafından yapılan açıklamada, 98. Tümen birliklerinin ilçeyi tamamen kuşattığı belirtilmiştir. Açıklamaya göre, paraşütçü, komando ve Givati birlikleri yoğun kara saldırıları başlatarak bölgeye farklı yönlerden giriş yapmıştır.
Operasyon kapsamında karada çatışmaların yaşandığı, eş zamanlı olarak hava saldırılarının sürdürüldüğü ifade edilmiştir. İsrail ordusu, saldırılar sonucunda 100’den fazla Hizbullah mensubunun öldürüldüğünü, çok sayıda altyapı unsurunun imha edildiğini ve silahlara el konulduğunu ileri sürmüştür.
İsrail basınında yer alan bilgilere göre, Bint Cubeyl’in bir haftadır yoğun saldırı altında olduğu ve bölgenin İsrail sınırına hâkim konumu nedeniyle Hizbullah’ın roket saldırılarında önemli bir merkez olarak görüldüğü aktarılmıştır. Ayrıca, İsrail ordusunun bölgeye erişimi keserek takviye girişini engellediği, ardından ilçeye girerek bina tarama faaliyetlerine başladığı belirtilmiştir. Bu faaliyetlerin ardından binaların tamamen imha edilebileceğine dair değerlendirmeler yapılmıştır.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, 13 Nisan 2026 tarihinde, Lübnan’ı ziyaret etmesi beklenen İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ile telefon görüşmesi gerçekleştirmiştir. Saar, yaptığı açıklamada görüşmede İsrail ile Lübnan arasında 14 Nisan’da başlaması planlanan müzakerelerin ele alındığını belirtmiştir. Açıklamada, İran ile Lübnan arasındaki bağın koparılmasının önemine vurgu yapılmış, İran’ın Hizbullah aracılığıyla Lübnan üzerinde etkili olduğu ileri sürülmüştür.
Saar, Lübnan’da ateşkesin zamanlamasının İran’ın inisiyatifine bırakılmasının Tahran’ın bölgedeki etkisini artıracağını savunmuş ve bunun yanlış bir yaklaşım olacağını ifade etmiştir. Ayrıca 2 Mart 2026’dan bu yana Lübnan’dan İsrail’e yönelik 7 binden fazla füze, roket ve insansız hava aracı saldırısı düzenlendiğini ileri sürmüştür.
İsrail ordusunun 13 Nisan 2026 günü boyunca Lübnan’ın güneyi ve doğusunda sürdürdüğü saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 8’e yükselmiştir. Gün içinde yapılan güncellemelere göre, Sur kentine bağlı Bazuriye beldesi gece saatlerinde en az 9 hava saldırısına maruz kalmış, burada 1 kişi hayatını kaybetmiş ve 9 kişi yaralanmıştır. Aynı bölgede okul ve sivil yerleşim alanlarında ağır hasar meydana gelmiş, arama kurtarma çalışmaları devam etmiştir.
Sabah saatlerinde hedef alınan Şema beldesinin yanı sıra Sur kentinin Kalile, Mansuri, Hınniyye, Mecdel Zun ve Buyut es-Sayyad beldelerine yönelik saldırılar sürdürülmüştür. Zebkin beldesinin fosfor bombası ve topçu atışlarıyla vurulduğu, Sıddikin beldesine hava saldırısı düzenlendiği bildirilmiştir. Ayrıca Cuviyye beldesi çevresinde bir motosiklet ile bir aracın hedef alındığı aktarılmıştır.
Deyr Kanun Ras el-Ayn beldesine düzenlenen hava saldırısının yanı sıra Sur kentinde Kızılhaç merkezinin hedef alındığı bildirilmiştir. Saldırıda buraya nakledilen bir yaralı hayatını kaybetmiş, Kızılhaç’a ait çok sayıda araç zarar görmüştür. İsrail ordusunun saldırılarının yalnızca güneyle sınırlı kalmadığı, Bekaa bölgesindeki Suhmur beldesinin de hedef alındığı ve burada 2 kişinin yaşamını yitirdiği aktarılmıştır.
Nebatiye bölgesinde Yukarı Nebatiye ve Batı Siyr beldelerinde birer kişi, Şukin beldesinde ise 2 kişi hayatını kaybetmiştir. Nebatiye kentinin El-Heva Mahallesi’nde çok sayıda bina hava saldırıları sonucu yıkılmış, Cibşit, Hiyam ve Ayn Semahiye bölgeleri de bombalanmıştır.
İsrail ordusunun kara unsurlarıyla faaliyet yürüttüğü Bint Cubeyl ilçesi çevresinde de saldırılar sürdürülmüş, ilçenin girişindeki Saff el-Heva bölgesi topçu atışlarıyla hedef alınmıştır. Ayrıca Bint Cubeyl’e bağlı Şakra beldesine de hava saldırısı düzenlenmiştir.
Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından 13 Nisan 2026 tarihinde yapılan açıklamaya göre, İsrail ordusunun 2 Mart 2026’dan bu yana Lübnan’a düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı son 24 saatte 34 artarak 2 bin 89’a yükselmiştir. Aynı açıklamada, saldırılarda yaralananların sayısının 6 bin 762 olduğu bildirilmiştir. Hayatını kaybedenler arasında 166 çocuğun ve 252 kadının bulunduğu belirtilmiştir.
İsrail saldırılarında hayatını kaybeden sağlık çalışanı sayısının 88’e, yaralanan sağlık çalışanı sayısının ise 195’e ulaştığı aktarılmıştır. Ayrıca saldırılar sonucunda 6 hastanenin hizmet dışı kaldığı ve 101 ambulansın kullanılamaz hale geldiği ifade edilmiştir.
İsrail ordusunun 13 Nisan 2026 tarihinde Lübnan’ın güneyindeki Sur kentine bağlı Şema beldesinde düzenlediği topçu saldırılarında tarihi bir dini yapı yıkılmıştır. Lübnan resmi haber ajansı NNA’nın aktardığına göre, İsrail topçu birlikleri Sur kentindeki tarihi kale bölgesini hedef almıştır. Saldırıda, bölgede yer alan ve tarihi öneme sahip “Peygamber Şemun es-Safa” makamı tamamen yıkılmıştır.
Söz konusu yapının, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan bir alan içerisinde bulunduğu ve bu nedenle uluslararası koruma statüsüne sahip olduğu ifade edilmiştir. Aynı yapının daha önce 2024 yılında Şema beldesine yönelik saldırılar sırasında da yıkıldığı, daha sonra yerel halk tarafından yeniden inşa edildiği aktarılmıştır.
Saldırıların yalnızca yapı ile sınırlı kalmadığı, Şema beldesi çevresindeki tepelik alanların da aralıklarla topçu atışlarına maruz kaldığı bildirilmiştir. Saldırılar sonucunda oluşan hasar veya olası can kaybına ilişkin ise net bilgi paylaşılmamıştır.
Lübnan’ın güneyinde 13 Nisan 2026 tarihinde meydana gelen iki ayrı saldırıda toplam 10 İsrail askeri yaralanmıştır. İsrail ordusundan yapılan açıklamada, bir önceki gün gerçekleşen saldırıda 2 askerin, 13 Nisan sabah saatlerinde düzenlenen saldırıda ise 8 askerin yaralandığı bildirilmiştir. Sabah saatlerinde gerçekleşen saldırıda, İsrail ordusuna ait birliklerin bulunduğu bölgeye patlayıcı yüklü bir insansız hava aracının (İHA) isabet ettiği ve yaralanan askerlerden 2’sinin durumunun orta, 6’sının ise hafif olduğu ifade edilmiştir.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC), 13 Nisan 2026 tarihinde Lübnan’da İsrail saldırısında bir Kızılhaç personelinin hayatını kaybetmesi ve bir diğerinin yaralanmasına tepki göstermiştir. ICRC tarafından yapılan açıklamada, saldırıda hayatını kaybeden sağlık çalışanının Hasan Bedavi olduğu belirtilmiş, olaydan duyulan üzüntü ifade edilmiştir. Açıklamada ayrıca yaralanan Kızılhaç mensubunun tedavisinin sürdüğü ve iyileşmesi temennisinde bulunulduğu aktarılmıştır.
ICRC açıklamasında, sağlık çalışanları ve insani yardım unsurlarının korunmasına vurgu yapılarak şu ifadeye yer verilmiştir: “ICRC, çatışmanın tüm taraflarına, sağlık personelinin, hastanelerin ve diğer sağlık birimlerinin yanı sıra yalnızca tıbbi görevlere tahsis edilmiş ambulanslara her koşulda saygı duyulması ve korunmasını sağlamaları gerektiğini hatırlatır.”
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, 13 Nisan 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, İsrail ile 14 Nisan’da Washington’da gerçekleştirilmesi planlanan görüşmenin ateşkesle sonuçlanmasını umut ettiklerini belirtmiştir.
Lübnan Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Avn, İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani ile gerçekleştirdiği görüşmede, planlanan toplantının doğrudan müzakerelerin başlatılması için bir zemin oluşturmasını hedeflediklerini ifade etmiştir. Avn, bu sürecin Lübnanlı bir müzakere heyeti tarafından yürütüleceğini ve nihai amacın düşmanlıkların sona erdirilmesi ve ülke genelinde istikrarın sağlanması olduğunu belirtmiştir.
Avn, sürdürülebilir bir çözüm için mevcut bir fırsat bulunduğunu, ancak bunun tek taraflı olmayacağını vurgulamış ve İsrail’in de Lübnan ile uluslararası toplumun çağrılarına yanıt vererek saldırılarını durdurması gerektiğini ifade etmiştir. Açıklamada, askeri yöntemlerin çözüm üretmediği ve diplomatik yolların öncelikli seçenek olduğu yönünde değerlendirmelere yer verilmiştir.
İtalya’nın Lübnan-İsrail müzakerelerine ev sahipliği yapma teklifinin memnuniyetle karşılandığı belirtilmiş, müzakere sürecinin yalnızca Lübnan devleti tarafından yürütüleceği ve bunun bir egemenlik meselesi olduğu vurgulanmıştır. Ayrıca Avn, Rafik Hariri Havalimanı başta olmak üzere sınır kapılarında güvenlik önlemlerinin artırıldığını ve silah kaçakçılığı ile yasa dışı finans akışının engellenmesi amacıyla denetimlerin sıkılaştırıldığını ifade etmiştir.
Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, 13 Nisan 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, Lübnan hükümetine İsrail ile doğrudan müzakereleri reddetme ve iptal etme çağrısında bulunmuştur. Kasım, yaptığı konuşmada İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarını ABD’nin desteğiyle sürdürdüğünü ileri sürerek, diplomatik girişimlerin sonuç vermediğini ifade etmiştir. Açıklamasında, “İsrail ile doğrudan müzakereleri reddediyoruz” ifadesine yer vererek, bu tür girişimlerin sonuçsuz kalacağını ve Lübnan içinde uzlaşı gerektirdiğini belirtmiştir.
Hizbullah lideri, İsrail’in hedeflerinin Lübnan’daki direniş unsurlarını zayıflatmak ve ülke üzerinde kontrol sağlamak olduğunu ileri sürmüş, İsrail ile yürütülecek müzakerelerin Hizbullah’ın silahsızlandırılması ve siyasi sonuçlar doğurmayı amaçladığını savunmuştur. Ayrıca mevcut çatışmanın İsrail’in güvenliğinden ziyade Lübnan’a yönelik daha geniş kapsamlı bir askeri hedefle yürütüldüğünü ifade etmiştir.
Kasım, 2024 yılında varılan ateşkes anlaşmasının uygulanması gerektiğini belirterek saldırıların durdurulması, İsrail’in geri çekilmesi ve yeniden inşa sürecinin başlatılması çağrısında bulunmuştur. Bunun yanı sıra, Lübnan hükümetine İsrail ile müzakere sürecinde ABD’nin taleplerine boyun eğmeme çağrısı yapmıştır.
Açıklamada ayrıca, İsrail ile ateşkesin sağlanabilmesi için İran ile işbirliği yapılması gerektiği vurgulanmış ve Hizbullah’ın İsrail’e karşı askeri faaliyetlerini sürdüreceği ifade edilmiştir.
Hizbullah, 13 Nisan 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, gün boyunca İsrail’in kuzeyi ile Lübnan’ın güneyinde bulunan İsrail ordusuna ait hedeflere en az 46 saldırı düzenlediğini duyurmuştur.
Hizbullah tarafından yapılan açıklamada, saldırıların insansız hava araçları (İHA) ve roketler kullanılarak gerçekleştirildiği belirtilmiştir. Lübnan’ın güneyindeki Merkeba, Beyyada, Ayn İbil, Nakura, Adise ve Raşaf beldeleri ile Bint Cubeyl ilçesi çevresindeki İsrail askerlerinin hedef alındığı ifade edilmiştir.
İsrail’in kuzeyinde ise Kiryat Şimona, Kefr Blum, Menara, Margaliot, Yesud Hamala, Shtula, Malikiye, Metula, Doviv, Liman, Karmiel, Misgav Am, Shomera, Avivim, Kefr Giladi, Maalot Tarshiha, Hanita ve Şilomi yerleşimlerinin hedef alındığı bildirilmiştir.
Ayrıca Nehariye kenti ile Zarit ve Amiad bölgeleri, Beit Hillel üsleri, Yiftah Kışlası ve işgal altındaki Golan Tepeleri’nde bulunan Shragah Üssü’nün de saldırılara maruz kaldığı aktarılmıştır. İsrail’in kuzeyindeki Akka kentinde yer alan Tefnin Üssü’nün de hedef alındığı belirtilmiştir.
14 Nisan 2026 tarihinde İsrail ordusu, gece saatlerinden itibaren Lübnan’ın güneyine yönelik saldırılarını sürdürmüştür. Lübnan resmi ajansı NNA’nın aktardığına göre, Nebatiye’ye bağlı Deyr Antar beldesinde bir ev, Şeba beldesinde ise bir araç hedef alınmıştır. Sur kentine bağlı Şabriha beldesine düzenlenen İHA saldırısında 1 kişi hayatını kaybetmiş, 3 kişi yaralanmıştır. Aynı bölgede hedef alınan bir evde yangın çıkmıştır. Musaylih-Nebatiye yolu üzerindeki bir araca yönelik füze saldırısında ise 2 kişi hayatını kaybetmiştir.
Sabah saatlerine doğru saldırılar genişlemiş ve çok sayıda yerleşim alanı hedef alınmıştır. Batım ve Mansuri beldelerinin dağlık bölgeleri, Bafliye beldesindeki çok sayıda ev ve Sayda’ya bağlı Adlun beldesindeki eski belediye binası vurulmuştur. Ensariye beldesinde de bir bina hedef alınmıştır. İsrail uçaklarının ayrıca Ernun, Hoş ve Kalavay beldelerini bombaladığı, Nebatiye’ye bağlı Arabsalim beldesinde bir eve düzenlenen saldırıda 2 kişinin hayatını kaybettiği bildirilmiştir.
İsrail ordusunun Lübnan’ın doğusundaki Bekaa bölgesinde yer alan Suhmur beldesine düzenlediği saldırıda aynı aileden 3 kişi yaşamını yitirmiştir. Gün içerisinde saldırıların yoğunlaşmasıyla birlikte can kaybı önce 8’e, ardından 11’e yükselmiştir.
Öğle saatlerinde Cizzin ilçesine bağlı Aişiyye beldesi yakınındaki Mahmudiyye bölgesine düzenlenen saldırıda 2 kişi hayatını kaybetmiştir. Sayda’ya bağlı Adlun beldesine düzenlenen hava saldırısında ise 3 kişi yaşamını yitirmiştir. İsrail topçuları Mansuri Kalila, Ernun ve Kefr Tebnit beldelerini hedef almıştır. Bu gelişmelerle birlikte toplam can kaybı 13’e yükselmiştir.
Öğleden sonra saatlerinde Sur çevresindeki Aytit, Kalila ve Sadikayn beldelerine düzenlenen saldırılarda her birinde birer kişi hayatını kaybetmiş, toplam can kaybı 16’ya yükselmiştir. Sivil savunma ekiplerinin bölgede enkaz kaldırma ve arama kurtarma çalışmalarını sürdürdüğü bildirilmiştir.
Saldırılar sırasında sağlık altyapısı da hedef alınmıştır. Nebatiye’ye bağlı Tibnin beldesinde bir hastanenin çevresine düzenlenen saldırı sonucu Tebnin Devlet Hastanesi ciddi hasar görmüş, hastanenin camlarının kırıldığı ve tıbbi ekipmanların zarar gördüğü aktarılmıştır. Akşam saatlerinden itibaren İsrail ordusu saldırılarını sürdürmüştür. İsrail uçaklarının Beraşit, Ayn Bial, Tayr Diba, Kasimiyye, Sadikayn, Deyr Kifa, Batı Sir, Abbasiye, Adlun, Kana ve Zibkin beldelerini bombaladığı bildirilmiştir. İsrail topçuları ise Kefr Rumman çevresini hedef almıştır.
14 Nisan 2026 tarihinde İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyinde yürüttüğü kara ve hava operasyonları sırasında 1 İsrail askerinin öldüğünü, 3 askerin yaralandığını açıklamıştır. Açıklamada, bir askeri aracın devrilmesi sonucu yedek asker Ayal Uriel Bianco’nun hayatını kaybettiği, 1 askerin orta, 2 askerin ise hafif yaralandığı belirtilmiştir. Bu gelişmeyle birlikte 2 Mart 2026’dan bu yana hayatını kaybeden İsrail askerlerinin sayısının 13’e yükseldiği bildirilmiştir.
Aynı gün İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki Bint Cubeyl ilçesinde Hizbullah ile girilen çatışmalarda 3’ü ağır olmak üzere 10 askerin yaralandığını duyurmuştur. Açıklamada, Paraşütçü Tugayı’na bağlı birliklerin çatışmaya girdiği, yaralılardan 3’ünün durumunun ciddi olduğu, 1 askerin orta ve 6 askerin hafif yaralandığı belirtilmiştir.
İsrail ordusu ayrıca, Lübnan’ın güneyinde yürütülen “operasyonel faaliyet” sırasında 52. Tabur Komutanı olan yarbay rütbesindeki bir subayın ağır yaralandığını açıklamıştır. Açıklamada, söz konusu subayın helikopterle hastaneye kaldırıldığı ve yaralanma koşullarının araştırıldığı ifade edilmiştir.
Öte yandan Hizbullah tarafından yapılan açıklamada, İsrail ordusuna ait hedeflere karşı insansız hava araçları (İHA) ve roketlerle en az 34 saldırı düzenlendiği bildirilmiştir. Saldırıların Hiyam, Nakura, Beyyada, Şema ve Kuzuh beldeleri ile Bint Cubeyl’in doğu kesimlerinde yoğunlaştığı aktarılmıştır.
Hizbullah ayrıca Siddikin beldesinde İsrail ordusuna ait Hermes-450 tipi bir İHA’nın düşürüldüğünü duyurmuştur. İsrail’in kuzeyinde yer alan Kfar Guiladi, Liman, Misgav Am, Kabri, Kiryat Şimona, Metula, Karmiel, Menara, Dishon, Tel Hai, Maalot Tarshiha, Yiron, Avivim, Şilomi ve Beit Haemek yerleşimlerinin hedef alındığı ifade edilmiştir. Bunun yanı sıra işgal altındaki Golan Tepeleri’nde bulunan Katzrin ve El-Alika yerleşimleri ile Akka kentindeki Golani Tugayı karargahının da hedef alındığı belirtilmiştir.
14 Nisan 2026 tarihinde Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand, Lübnan’ın güneyinde bir Kanada vatandaşının hayatını kaybettiğini duyurarak İsrail’e çağrıda bulunmuştur. Anand, “Kanada, Lübnan hükümetinin Hizbullah'ın silahsızlandırılması da dahil olmak üzere tam devlet otoritesini yeniden tesis etme ve kullanma çabalarını kesinlikle desteklemektedir.” ifadelerini kullanmıştır. Anand ayrıca İsrail’e Lübnan’a yönelik saldırılarını durdurma çağrısında bulunmuş, tarafları kalıcı ve diplomatik bir çözüme ulaşmaya teşvik ettiklerini belirtmiştir.
Aynı gün İngiltere, Fransa ve Belçika’nın da aralarında bulunduğu 15 Avrupa ülkesi ile Avustralya, ortak bir açıklama yayımlamıştır. Açıklamada İsrail’in Lübnan’a ve Hizbullah’ın İsrail’e yönelik saldırıları kınanmış, Lübnan halkı ve hükümetine tam destek verildiği ifade edilmiştir.
Ortak açıklamada, “ABD'nin girişimleriyle Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn tarafından başlatılan İsrail'le doğrudan müzakere girişimini ve İsrail'in bunu kabul etmesini memnuniyetle karşılıyoruz. Tüm tarafları bu fırsatı değerlendirmeye çağırıyoruz.” ifadelerine yer verilmiştir.
Ayrıca 8 Nisan’da düzenlenen saldırılara atıfla, “İsrail'in Lübnan'da 8 Nisan'da gerçekleştirdiği ve Lübnanlı makamların açıkladığı son bilgilere göre 350'den fazla kişinin ölümüne 1000'den fazla kişinin yaralanmasına sebep olan saldırılarını da en sert dille kınıyoruz.” değerlendirmesi yapılmıştır.
Açıklamada sivillerin ve sivil altyapının korunması gerektiği vurgulanmış, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) unsurlarına yönelik saldırılar da kınanmıştır. Taraflar, “Lübnan halkı ve yetkililerine tam dayanışmamızı ve sarsılmaz desteğimizi ifade ediyoruz.” ifadesiyle Lübnan’a desteklerini yinelemiş ve ülkede yerinden edilen 1 milyondan fazla kişiye yardım için hazır olduklarını bildirmiştir.
14 Nisan 2026 tarihinde Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İsrail’in 2 Mart 2026’dan bu yana Lübnan’a düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının son 24 saatte 35 artarak 2 bin 124’e yükseldiği bildirilmiştir. Aynı açıklamada, yaralı sayısının 6 bin 921’e ulaştığı ifade edilmiştir.
Hayatını kaybedenler arasında 168 çocuğun ve 254 kadının bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca İsrail saldırılarında 88 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği, yaralanan sağlık personeli sayısının ise 206’ya çıktığı aktarılmıştır. Saldırıların sağlık altyapısı üzerindeki etkilerine ilişkin olarak, 6 hastanenin hizmet dışı kaldığı ve 102 ambulansın kullanılamaz hale geldiği bildirilmiştir.
14 Nisan 2026 tarihinde ABD arabuluculuğunda İsrail ile Lübnan arasında yapılacak görüşmelere ilişkin hazırlıklar sürmüştür. ABD Dışişleri Bakanlığının internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Lübnan'ın Washington Büyükelçisi Nada Hamade Muavvad ile İsrail'in Washington Büyükelçisi Yehiel Leiter arasında yapılacak görüşmeye ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun da katılacağı bildirilmiştir.
Lübnan Cumhurbaşkanlığından 10 Nisan’da yapılan açıklamada, ABD yönetiminin Dışişleri Bakanlığını arabulucu olarak görevlendirdiği belirtilmiştir. AA’ya konuşan Lübnanlı bir üst düzey yetkili, söz konusu temasların müzakere değil hazırlık niteliğinde olduğunu ifade etmiştir.
Lübnan Başbakan Yardımcısı Tarık Mitri, Washington’da yapılacak görüşmelerde ateşkes talep edeceklerini belirtmiştir. Mitri, “Bu tür görüşmeler genellikle askeri operasyonların sürdüğü bir ortamda değil, daha sakin koşullarda yapılır.” ifadelerini kullanmıştır.
Mitri ayrıca, “Müzakere, İsrail'i tanımak ya da onunla anlaşma imzalamak anlamına gelmez; bu yalnızca bir temas biçimidir.” açıklamasında bulunmuş, Hizbullah yönetiminin de ateşkesi desteklediğini ifade etmiştir.
İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, görüşme öncesinde yaptığı açıklamada İsrail’in Lübnan ile barış ve normalleşme istediğini belirtmiştir. Saar, “Sorun Hizbullah ve gelecek için bir çerçeve anlaşmasının şartlarını konuşabilmemiz için bu sorunu ele almalıyız.” demiştir. Saar ayrıca, “Biz Lübnan ile barış ve normalleşmeye ulaşmak istiyoruz.” ifadelerini kullanmıştır.
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn, Washington’daki görüşmeye ilişkin olarak, “Umarım bu akşam Washington'daki görüşme başta güneydekiler olmak üzere Lübnan halkının çektiği acıların sonunun başlangıcı olur.” temennisinde bulunmuştur. Avn ayrıca, “İsrail'in işgali sürdüğü müddetçe güneyde istikrar sağlanamayacak.” ifadelerini kullanarak ülkesinin tutumunu dile getirmiştir.
Aynı gün ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun ev sahipliğinde Washington’da İsrail ve Lübnan temsilcileri arasında doğrudan görüşmeler başlamıştır. Görüşmeye ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Mike Waltz, ABD’nin Beyrut Büyükelçisi Michel Issa, İsrail’in Washington Büyükelçisi Yechiel Leiter, Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Hamadeh-Moawad ve ABD’li yetkililer katılmıştır. Rubio görüşmenin başında, “Bu, tarihi bir fırsat. Bizi bu noktaya ve buradaki fırsata getiren on yıllara dayanan tarih dersleri var.” ifadelerini kullanmıştır.
Görüşme sonrasında ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, tarafların karşılıklı olarak kararlaştırılan bir zaman ve yerde doğrudan müzakerelere başlamayı kabul ettiği bildirilmiştir. Açıklamada görüşmenin “çok verimli” geçtiği ifade edilmiştir.
Lübnan tarafı açıklamada, “Lübnan Devleti, 2024 Kasım'ında yapılan çatışmaların durdurulması duyurusunun tam olarak uygulanmasının acil bir ihtiyaç olduğunu yeniden teyit ederek, toprak bütünlüğü ve tam devlet egemenliği ilkelerini vurguladı.” ifadelerine yer vermiştir.
İsrail tarafının ise, “Lübnan’daki tüm devlet dışı terör gruplarının silahsızlandırılması ve tüm terör altyapısının ortadan kaldırılmasına yönelik desteğini dile getirdiği” belirtilmiştir.
Lübnan’ın Washington Büyükelçisi Nada Hamade Muavvad, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, “Kasım 2024'te varılan ateşkes anlaşmasının bir an önce tam olarak uygulanması gerekliliğini yineledim.” ifadelerini kullanmıştır. Muavvad ayrıca ateşkes, yerinden edilenlerin geri dönüşü ve insani krizin hafifletilmesi için “pratik adımlar atılması” çağrısında bulunmuştur.
Washington’daki bu temaslar, 1993’ten bu yana en üst düzey doğrudan görüşme olarak kayıtlara geçmiştir. Görüşmeler sonucunda doğrudan müzakerelere başlama kararı alınmış ancak ateşkese ilişkin somut bir karar açıklanmamıştır.
15 Nisan 2026 tarihinde gece saatlerinden itibaren İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyine yönelik hava saldırılarını sürdürmüştür. Lübnan resmi ajansı NNA’nın aktardığına göre, Sur kentinde bir araca düzenlenen hava saldırısında 1 kişi hayatını kaybetmiş, 8 kişi yaralanmıştır. Aynı saatlerde Sur’a bağlı Abbasiye beldesine yönelik saldırıda 3 kişi yaralanmıştır. Gece boyunca Bariş, İtit, Mareke, Hiyam Ganduriyye ve Yahun beldeleri İsrail savaş uçakları tarafından bombalanmıştır.
Sabah saatlerine doğru saldırılar genişlemiş ve farklı yerleşim alanları hedef alınmıştır. Sayda kentine bağlı Ensariye beldesine düzenlenen hava saldırısında 5 kişi hayatını kaybetmiştir. Sur’a bağlı el-Kleyle beldesi de hava saldırılarıyla hedef alınmıştır. Aynı süreçte Bint Cübeyl bölgesi obüs toplarıyla vurulmuş, Hanin beldesinde bazı evler patlayıcılarla yıkılmış, İsrail savaş uçakları el-Mecadil beldesine yönelik bombardıman gerçekleştirmiştir.
Gece saatlerinden itibaren devam eden saldırılarda Kadmus, Mahmudiyye, Kalile, Ensariyye, Hırbet Duveyr, Mecedil ve Cibaa beldeleri hedef alınmıştır. Kadmus’ta düzenlenen saldırıda 4 kişi hayatını kaybetmiş, 3 kişi yaralanmıştır. Ensariyye’de ise 5 kişi yaşamını yitirmiştir. Hanin beldesinde bazı evlerin yıkıldığı, Bint Cübeyl çevresine topçu atışlarının sürdüğü bildirilmiştir. Bu saldırılar sonucunda ilk belirlemelere göre hayatını kaybedenlerin sayısı 9 olarak açıklanmıştır.
Gün içerisinde gelen yeni bilgilerle birlikte can kaybı artmıştır. Cibaa beldesinde bir eve düzenlenen saldırıda aynı aileden 4 kişi hayatını kaybetmiş, toplam can kaybı 13’e yükselmiştir. İsrail ordusu ayrıca Beyrut-Sayda otoyolunda seyir halindeki iki aracı hedef almıştır.
Akşam saatlerinden itibaren saldırılar yeniden yoğunlaşmıştır. İsrail uçaklarının Coya, Debbin, Zerariye, Kasimiyye, Haris, Beyt Yahun, Kefr Sir, Ayn Bial ve Şehabiyye beldelerini bombaladığı bildirilmiştir. Ayn Bial’daki saldırıda 1 kişi hayatını kaybetmiştir. İsrail topçuları ise Kalila, Mansuri, Hoş, Hiyam ve Ayta Cebel beldelerini hedef almıştır. Ayrıca Sur kentinde bir motosiklete düzenlenen hava saldırısında 1 kişi ağır yaralanmıştır.

İsrail saldırıları nedeniyle yerinden edilen Lübnanlılar, 15 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, Sayda’nın güneyinde yer alan Zehrani Nehri’nden İsrail sınırına kadar uzanan bölge için tahliye çağrısında bulunmuştur. Yaklaşık 40 kilometrelik alanı kapsayan bölgede yaşayanların evlerini terk etmeleri istenmiştir. Açıklamada, Washington’da devam eden görüşmelere rağmen bölgedeki saldırıların daha da şiddetlendirileceği ifade edilmiştir.
Nebatiye vilayetine bağlı Mivdon beldesinde düzenlenen bir saldırının ardından bölgeye intikal eden sağlık ekipleri hedef alınmıştır. Bu saldırıda 2 sağlık görevlisi hayatını kaybetmiştir. Lübnan Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2 Mart 2026’dan bu yana hayatını kaybeden sağlık çalışanı sayısı en az 90’a ulaşmıştır.
15 Nisan 2026 tarihinde Lübnan’daki gelişmelere ilişkin uluslararası açıklamalar da devam etmiştir. Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand, X üzerinden yaptığı paylaşımda, Yusuf Recci ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini bildirmiştir. Görüşmede Lübnan’daki güvenlik durumu ve insani koşullar ele alınmıştır.
Anand, ülkede aralarında bir Kanada vatandaşının da bulunduğu çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesi nedeniyle taziyelerini iletmiştir. Kanada’nın Lübnan hükümetinin “devlet otoritesini yeniden tesis etme ve tam olarak kullanma” yönündeki çabalarını desteklediğini ifade etmiştir. Ayrıca Kanada’nın Lübnan halkına yönelik desteğinin sürdüğünü belirterek 37,7 milyon Kanada doları tutarında insani yardım sağlanacağını açıklamıştır.
15 Nisan 2026 tarihinde ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Mike Waltz, İsrail ile Lübnan arasında Washington’da gerçekleştirilen doğrudan görüşmelere ilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Waltz, Washington DC’deki Georgetown Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada söz konusu temasları “büyük bir başarı” olarak nitelendirmiştir.
Waltz, diplomatik süreçlere ilişkin değerlendirmesinde, tarafların aynı ortamda bir araya gelmesinin önemine dikkat çekmiş ve “Bir diplomat olarak öğrendiğim şey, bazen sadece toplantı yapmanın ve tüm tarafları bir odada bir araya getirmenin büyük bir başarı olduğudur.” ifadelerini kullanmıştır. Lübnan bağlamında “muazzam bir fırsat” yakalandığını belirten Waltz, görüşmelerin diplomatik açıdan yeni bir zemin oluşturduğunu ifade etmiştir.
Konuşmasında ateşkesin durumu ve İsrail’in güney Lübnan’dan çekilmesine ilişkin bir soruya doğrudan yanıt vermeyen Waltz, bunun yerine “Hizbullah’ın ne zaman tamamen etkisiz hale getirilip silahsızlandırıldığını göreceğiz?” sorusunu sormuştur. Waltz, görüşmelerin ayrıntılarına ilişkin bilgi vermemekle birlikte, sürece dair “işaretlerin olumlu” olduğunu ve diplomasinin sürdürülmesi için bir ivme oluştuğunu ifade etmiştir.
15 Nisan 2026 tarihinde Lübnan Dışişleri Bakanlığı, 8 Nisan 2026’da gerçekleştirilen eş zamanlı hava saldırıları nedeniyle İsrail’i Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) şikayet etme kararı almıştır. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, Lübnan’ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği’nden, söz konusu saldırılara ilişkin olarak BM Genel Sekreteri ve BMGK’ye acil başvuruda bulunmasının istendiği bildirilmiştir.
Açıklamada, 8 Nisan’da düzenlenen saldırıların 2 Mart 2026’dan bu yana en şiddetli tırmanış olduğu ifade edilmiştir. Yaklaşık 10 dakika içerisinde 100’e yakın hava saldırısının gerçekleştirildiği belirtilmiş, saldırıların başta Beyrut olmak üzere yoğun nüfuslu sivil yerleşim alanlarını önceden herhangi bir uyarı yapılmaksızın hedef aldığı aktarılmıştır.

İsrail saldırıları nedeniyle yerinden edilen Lübnanlılar, 15 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
15 Nisan 2026 tarihinde Hizbullah’a yakınlığıyla bilinen Al-Mayadeen kanalı, Lübnan’da 1 haftalık geçici ateşkes uygulanacağı iddiasını gündeme getirmiştir. Kanalın İranlı üst düzey bir kaynağa dayandırdığı haberde, ateşkesin aynı gece itibarıyla yürürlüğe gireceği ve süresinin bir hafta olacağı öne sürülmüştür.
Haberde, ateşkes süresinin ABD ile İran arasında devam eden ateşkesin sürmesi halinde uzatılabileceği belirtilmiştir. Ayrıca İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, söz konusu ateşkesi bozabilecek adımlar atabileceği iddia edilmiş ve ateşkesin korunması ile İsrail’in durdurulması sorumluluğunun ABD’ye ait olduğu ifade edilmiştir.
İsrail tarafı ise söz konusu iddiaları reddetmiştir. İsrailli üst düzey bir yetkili, “ateşkesle ilgili henüz bir karar alınmadığını” belirtmiş, İsrail ordusu da bu tür bir kararın siyasi düzeyde alınacağını ifade etmiştir. İsrail basınında yer alan bilgilere göre, Lübnan ile ateşkes görüşmelerinin sürdüğü ve ABD’nin talebiyle bir öneri sunulduğu aktarılmıştır. Bununla birlikte, Hizbullah’ın saldırılarını sürdürmesi halinde İsrail’in operasyonlarını durdurmayacağı belirtilmiştir.
15 Nisan 2026 tarihinde İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Lübnan’ın güneyi ve İran’a yönelik yeni saldırı planlarının onaylandığını açıklamıştır. Zamir’in, İsrail ordusunun konuşlu bulunduğu Beyt Lif beldesine yaptığı ziyaret sırasında, “Genelkurmay komuta kademesiyle geleceğe yönelik planları onayladım. Durum değerlendirmeleri yapmaya, Lübnan ve İran’a ilişkin (saldırı) planları onaylamaya devam ediyoruz.” ifadelerini kullandığı aktarılmıştır.
Zamir, İsrail ordusunun hazırlıklarını en yüksek seviyede yürüttüğünü belirterek, “İsrail savaş uçakları hazır ve silahlandırılmış; hedefler de sistemlere yüklenmiş vaziyette. Onları güçlü bir saldırı için nasıl fırlatacağımızı biliyoruz.” açıklamasında bulunmuştur.
İran’a yönelik operasyonlara değinen Zamir, ABD ile birlikte yürütülen saldırılara ilişkin olarak, “Şimdi nükleer meselede, Hürmüz Boğazı’nda ve gündemdeki diğer konularda başarı elde etmelerine izin vermemeliyiz.” ifadelerini kullanmıştır.
15 Nisan 2026 tarihinde Birleşmiş Milletler (BM), ABD öncülüğünde Washington’da gerçekleştirilen Lübnan-İsrail görüşmesine ilişkin açıklamada bulunmuştur. BM Genel Sekreter Sözcü Yardımcısı Farhan Haq, söz konusu görüşmeye dair, “ABD'nin öncülüğünde Lübnan ile İsrail arasında yapılan görüşmeyi memnuniyetle karşıladığımızı söyleyebilirim. Bu görüşme, düşmanlıkları sona erdirmek ve uzun süredir önemli acılara neden olan tekrarlayan şiddet olaylarını kırmak için önemli bir ilk adımdır.” ifadelerini kullanmıştır.
Haq, taraflar arasındaki diyaloğun sürdürülmesinin önemine işaret ederek, çözülmemiş sorunların giderilmesi ve istikrarın sağlanması açısından sürecin “hayati önem taşıdığını” vurgulamış ve BM’nin bu çabaları desteklemeye hazır olduğunu belirtmiştir.
Sahadaki gelişmelere de değinen Haq, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü (UNIFIL) tarafından iletilen raporlara atıfta bulunmuştur. Buna göre, Beyrut’tan UNIFIL karargahına doğru ilerleyen askeri ve sivil personeli taşıyan bir konvoyun, varış noktasına birkaç kilometre kala İsrail askerleri tarafından durdurulduğu bildirilmiştir.
Haq, bu durumun münferit olmadığını belirterek, “Fiziksel yol blokajları veya önceden verilen izinlerin geri alınması yoluyla benzer kısıtlamalar, hem barış güçlerini hem de onları destekleyen merkezi personeli etkiledi. Bu eylemler, özellikle mavi hat boyunca UNIFIL mevzilerine gıda, yakıt ve su dahil olmak üzere kritik malzemelerin zamanında teslimi konusunda ciddi endişeler uyandırıyor.” açıklamasında bulunmuştur.
15 Nisan 2026 tarihinde İsrail Güvenlik Kabinesi’nin, Lübnan’da geçici ateşkes önerisini görüşmek üzere toplantı yaptığı bildirilmiştir. İsrail basınına konuşan bir kaynak, Tel Aviv ile Beyrut yönetimleri arasında geçici ateşkese yönelik ileri düzeyde görüşmelerin sürdüğünü doğrulamıştır.
Aynı kaynak, ateşkesin kısa süre içerisinde yürürlüğe girebileceğini belirterek, “Değerlendirmemize göre, birkaç gün içinde Lübnan'da tam bir ateşkes ilan etmekten başka seçeneğimiz kalmayacak.” ifadelerini kullanmıştır. Haberde, ABD’nin İsrail’e geçici ateşkesi kabul etmesi yönünde yoğun baskı uyguladığı ve olası bir ateşkesin hem İsrail-Lübnan görüşmelerini hem de Washington yönetiminin İran ile yürüttüğü diplomatik süreci destekleyeceği değerlendirmesine yer verilmiştir. Geçici ateşkes önerisinin, ABD Başkanı Donald Trump’ın Orta Doğu özel temsilcisi Steve Witkoff tarafından İsrail’e sunulduğu aktarılmıştır.
İsrail Ordu Sözcüsü Effie Defrin, olası bir ateşkes anlaşmasına ilişkin soruya doğrudan yanıt vermeyerek, “Siyasi kademenin vereceği talimatlara göre hareket edeceğiz.” açıklamasında bulunmuştur. Öte yandan İsrail basınında yer alan haberlere göre, İsrail ordusunun Lübnan ile varılacak bir ateşkes için üç şart öne sürdüğü iddia edilmiştir. Bu şartların, Litani Nehri’ne kadar uzanan bir tampon bölge oluşturulması, İsrail’in işgal ettiği bölgelerde hareket özgürlüğünün korunması ve ABD gözetiminde Hizbullah’ın uzun vadeli silahsızlandırılması olduğu belirtilmiştir.
15 Nisan 2026 tarihinde İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyindeki Bint Cubeyl bölgesinde askerlerin bulunduğu noktaya füze saldırısı düzenlendiğini ve bu saldırı sonucunda biri ağır olmak üzere 5 askerin yaralandığını açıklamıştır. Açıklamada, “Lübnan'ın güneyinde üzerlerine füze atılması sonucu biri ağır olmak üzere 5 asker yaralandı.” ifadelerine yer verilmiştir.
Aynı gün içerisinde Hizbullah tarafından yapılan açıklamada, İsrail ordusuna karşı roketler ve insansız hava araçları (İHA) kullanılarak 35 saldırı düzenlendiği bildirilmiştir. Açıklamada, İsrail saldırıları devam ettiği sürece karşılık verilmeye devam edileceği belirtilmiştir.
Hizbullah’ın saldırılarının Hiyam, Beyyada, Nakura, Kefr Kila ve Meys el-Cebel beldelerinde yoğunlaştığı, ayrıca Bint Cubeyl ve çevresinde çatışmaların sürdüğü aktarılmıştır. Bu kapsamda, bölgede bir İsrail birliğine pusu kurulduğu ve yakın mesafeden çatışmalar yaşandığı ifade edilmiştir.
Öte yandan Hizbullah, İsrail’in kuzeyinde yer alan Nehariye, Kiryat Şimona, Kfar Blum, Malikiye, Rosh Pina, Misgav Am, Doviv, Şilomi, Metzufa, Yaara, Avdun, Kfar Vradim, Shavei Zion, Metula ve Kfar Giladi yerleşimlerini hedef aldığını duyurmuştur. Ayrıca Meron Üssü ile Metat Kışlası’nın da hedef alındığı belirtilmiştir.

İsrail saldırıları nedeniyle yerinden edilen Lübnanlılar, 15 Nisan 2026 - (Anadolu Ajansı)
15 Nisan 2026 tarihinde Lübnan Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, İsrail’in 2 Mart 2026’dan bu yana Lübnan’a düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının son 24 saatte 43 artarak 2 bin 167’ye yükseldiği bildirilmiştir. Aynı açıklamada, yaralı sayısının 7 bin 61’e ulaştığı ifade edilmiştir.
Hayatını kaybedenler arasında 172 çocuğun ve 260 kadının bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca İsrail saldırılarında 91 sağlık çalışanının hayatını kaybettiği, yaralanan sağlık personeli sayısının ise 214’e çıktığı aktarılmıştır. Saldırıların sağlık altyapısı üzerindeki etkilerine ilişkin olarak, 6 hastanenin hizmet dışı kaldığı ve 108 ambulansın kullanılamaz hale geldiği bildirilmiştir.
15 Nisan 2026 tarihinde Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından yapılan açıklamada, Lübnan’da 6 haftadan kısa sürede 1 milyondan fazla kişinin İsrail saldırıları nedeniyle yerinden edildiği bildirilmiştir. Açıklamada, “Lübnan nüfusunun 5'te 1'i yerinden edilmiş durumda ve ihtiyaçlar her geçen gün artıyor. 6 haftadan kısa sürede 1 milyondan fazla kişi, İsrail saldırılarından kaçmak zorunda kaldı.” ifadelerine yer verilmiştir.
Yerinden edilen nüfusun barınma koşullarına ilişkin olarak, 140 binden fazla kişinin hükümet tarafından belirlenen 684 toplu barınakta kaldığı ve bu merkezlerin büyük ölçüde dolu olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, 2 Mart 2026’dan bu yana 280 binden fazla kişinin Suriye’ye geçtiği, bu kişilerin yaklaşık 238 bininin Suriyeli, 44 bininin ise Lübnanlı olduğu ifade edilmiştir. Yerinden edilenler arasında daha önce Lübnan’a sığınmış Suriyeli mültecilerin de yeniden göç etmek zorunda kaldığı aktarılmıştır.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ve ortaklarının, 196 binden fazla yerinden edilmiş kişiye temel yardım malzemeleri sağladığı ve acil barınma kapasitesinin artırılması yönünde çalışmalar yürüttüğü bildirilmiştir.
16 Nisan 2026 tarihinde İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Lübnan ile İsrail arasında devam eden ateşkes tartışmalarına ilişkin açıklamada bulunmuştur. Kalibaf, Hizbullah’ın silahsızlandırılmasına yönelik gündeme karşı çıkarak, Hizbullah ile İran’ın bir bütün olduğunu ifade etmiştir.
Kalibaf açıklamasında, “Lübnan’da kapsamlı bir ateşkesin tamamlanması ve kalıcı hale gelmesi, Hizbullah’ın direnişi ve kararlı mücadelesi ile direniş ekseninin birlik içinde olmasının bir sonucu olacaktır.” ifadelerini kullanmıştır.
İran ile Hizbullah arasındaki ilişkiye değinen Kalibaf, “Direniş (Hizbullah) ve İran, ister savaşta ister ateşkeste olsun, tek bir bütündür. ABD, 'Önce İsrail' hatasından geri adım atmalıdır.” açıklamasında bulunmuştur.
16 Nisan 2026 tarihinde İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyine yönelik saldırıları devam etmiştir. Lübnan resmi ajansı NNA’nın aktardığına göre, İsrail savaş uçakları gece saatlerinden itibaren Nebatiye kent merkezi ile Tebnin, Kefre, Haris, Katrani ve Sarfand beldelerini hedef almıştır.
Tebnin beldesinde gerçekleştirilen saldırıda bir hastanenin yakınının hedef alındığı ve saldırı sonucu sağlık kuruluşunda maddi hasar meydana geldiği bildirilmiştir.
16 Nisan 2026 tarihinde ABD Başkanı Donald Trump, İsrail ve Lübnan liderleri arasında yaklaşık 34 yıl sonra bir görüşme gerçekleştirileceğini açıklamıştır. Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı paylaşımda, iki ülke arasında “biraz nefes alma alanı” oluşturulmaya çalışıldığını belirtmiş ve “İki liderin konuşmasının üzerinden uzun zaman geçti, 34 yıl gibi.” ifadelerini kullanmıştır.
Trump’ın açıklamasının ardından Lübnanlı yetkililerden farklı yönde değerlendirmeler gelmiştir. Adı açıklanmayan iki üst düzey Lübnanlı kaynak, Anadolu Ajansı'na yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında planlanan bir telefon görüşmesine ilişkin herhangi bir bilgilerinin bulunmadığını ifade etmiştir.
Öte yandan İsrail tarafından yapılan açıklamalarda görüşmenin gerçekleşebileceğine işaret edilmiştir. İsrail İnovasyon, Bilim ve Teknoloji Bakanı Gila Gamliel, Netanyahu ile Avn arasında bir görüşme yapılacağını doğrulamış ve görüşmenin aynı gün gerçekleşeceğini belirtmiştir.
2 Mart 2026 tarihinde İsrail ordusu, Hizbullah’ın kuzey İsrail’e yönelik roket ve insansız hava aracı saldırısının ardından Beyrut’un güney banliyöleri ile Lübnan’ın güney ve doğu bölgelerine hava ve deniz saldırıları düzenlendi. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Hizbullah’a karşı bir saldırı kampanyası başlatıldığını duyurdu. Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam ise güneyden yapılan roket atışlarını sorumsuz bir eylem olarak nitelendirdi ve hükümetin Hizbullah’ın askeri faaliyetlerini yasakladığını bildirdi. Lübnan Sağlık Bakanlığı saldırılarda onlarca kişinin hayatını kaybettiğini ve yüzlerce kişinin yaralandığını açıkladı.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"İsrail’in Lübnan’a Yönelik Saldırıları (Mart, 2026) " maddesi için tartışma başlatın
2 Mart 2026
Hizbullah’ın Kuzey İsrail’e Yönelik Saldırısı
2 Mart 2026
İsrail’in Lübnan Genelinde Başlattığı Hava ve Deniz Saldırıları
2 Mart 2026
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın Açıklamaları ve Tehditleri
2 Mart 2026
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in Açıklamaları ve “Saldırı Kampanyası” İlanı
2 Mart 2026
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın Açıklamaları
2 Mart 2026
Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam’ın Açıklamaları ve Hükümet Kararları
2 Mart 2026
Tahliye Uyarıları ve Nüfus Hareketliliği
2 Mart 2026
İsrail Ordusunun Operasyonel Açıklamaları
2 Mart 2026
Hizbullah’a Ait Finansal Kuruluş Karz-ı Hasen’e Yönelik Hava Saldırıları
2 Mart 2026
İsrail Ordusunun Saldırı Açıklaması
2 Mart 2026
İsrail Genelkurmay Başkanı ve Ordu Sözcüsünün Açıklamaları
2 Mart 2026
Lübnan’ın Paris Büyükelçisi Rabih Chaer’in Açıklamaları
3 Mart 2026
3 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
4 Mart 2026
4 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
5 Mart 2026
5 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
7 Mart 2026
6 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
7 Mart 2026
7 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
7 Mart 2026
Uluslararası Tepkiler
9 Mart 2026
8 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
9 Mart 2026
9 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
9 Mart 2026
Uluslararası Tepkiler (9 Mart 2026)
9 Mart 2026
9 Mart 2026 Saldırılarına İlişkin Günlük Bilanço
10 Mart 2026
10 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
10 Mart 2026
Hizbullah Tarafının Açıklamaları (10 Mart 2026)
10 Mart 2026
İsrail Tarafının Açıklamaları (10 Mart 2026)
10 Mart 2026
Uluslarası Tepkiler ve Diplomatik Girişimler (10 Mart 2026)
11 Mart 2026
11 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
11 Mart 2026
Ulusal ve Uluslararası Tepkiler (11 Mart 2026)
12 Mart 2026
12 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
13 Mart 2026
13 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
16 Mart 2026
14 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
16 Mart 2026
15 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
16 Mart 2026
16 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
16 Mart 2026
Kara Operasyonunun Genişletildiğinin Duyurulması (16 Mart 2026)
17 Mart 2026
17 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
18 Mart 2026
18 Mart Tarihli Gelişmeler
21 Mart 2026
19-20 Mart Tarihli Gelişmeler
22 Mart 2026
21-22 Mart Tarihli Gelişmeler
23 Mart 2026
23 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
24 Mart 2026
24 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
25 Mart 2026
25 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
26 Mart 2026
26 Mart 2026 – Lübnan’da Yaşanan Gelişmeler
28 Mart 2026
27 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
30 Mart 2026
28 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
30 Mart 2026
29 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
31 Mart 2026
30 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
31 Mart 2026
UNIFIL’e Yönelik Saldırılar ve Uluslararası Tepkiler (30 Mart 2026)
31 Mart 2026
31 Mart 2026 Tarihli Gelişmeler
1 Nisan 2026
1 Nisan 2026 Tarihli Gelişmeler
1 Nisan 2026
İsrail’in Lübnan’a Yönelik Saldırılarının Birinci Ayına İlişkin Genel Bilanço (2 Mart – 1 Nisan 2026)
2 Nisan 2026
2 Nisan 2026 Tarihli Gelişmeler
2 Nisan 2026
3 Nisan 2026 Tarihli Gelişmeler
2 Nisan 2026
İsrail Ordusunun Operasyon Verileri (3 Nisan İtibariyle)
6 Nisan 2026
4 Nisan 2026 Tarihli Gelişmeler
6 Nisan 2026
5 Nisan 2026 Tarihli Gelişmeler
6 Nisan 2026
6 Nisan 2026 Tarihli Gelişmeler
6 Nisan 2026
Sağlık Hizmetlerine Yönelik Saldırılar ve Uluslararası Açıklamalar (6 Nisan İtibariyle)
7 Nisan 2026
7 Nisan 2026 Tarihli Gelişmeler
9 Nisan 2026
8 Nisan 2026 Tarihli Gelişmeler
9 Nisan 2026
İsrail’in Ateşkes Kapsamına İlişkin Tutumu (8 Nisan 2026)
9 Nisan 2026
Uluslararası Tepkiler (8 Nisan 2026)
9 Nisan 2026
9 Nisan 2026 Tarihli Gelişmeler
9 Nisan 2026
Ateşkesin Lübnan’ı Kapsayıp Kapsamadığına İlişkin Tartışmalar (9 Nisan 2026)
9 Nisan 2026
8 Nisan Saldırılarının Askeri ve İnsani Bilançosu
9 Nisan 2026
İsrail Tarafından Yapılan Askeri ve Siyasi Açıklamalar (9 Nisan 2026)
9 Nisan 2026
Lübnan Tarafının Resmi Açıklamaları ve İç Güvenlik Adımları (9 Nisan 2026)
9 Nisan 2026
Trump’ın Netanyahu ile Görüşmesi ve Saldırıların Azaltılması Çağrısı (9 Nisan 2026)
9 Nisan 2026
İsrail–Lübnan Doğrudan Müzakere Sürecine İlişkin Gelişmeler (9 Nisan 2026)
10 Nisan 2026
10 Nisan 2026 Tarihli Lübnan Gelişmeler
13 Nisan 2026
11 Nisan 2026 Tarihli Gelişmeler
13 Nisan 2026
12 Nisan 2026 Tarihli Gelişmeler
13 Nisan 2026
13 Nisan 2026 Tarihli Gelişmeler
14 Nisan 2026
14 Nisan 2026 Tarihli Gelişmeler
14 Nisan 2026
ABD Arabuluculuğunda İsrail-Lübnan Washington Görüşmeleri ve Ateşkes Girişimleri (14 Nisan 2026)
15 Nisan 2026
15 Nisan 2026 Tarihli Gelişmeler
15 Nisan 2026
Lübnan’da Toplam Can Kaybı ve İnsani Durum (15 Nisan İtibariyle)
16 Nisan 2026
15 Nisan 2026 Tarihli Gelişmeler
16 Nisan 2026
İsrail ve Lübnan Liderleri Arasında 34 Yıl Sonra Görüşme İddiaları