Yer | Kıbrıs Adası | ||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
Tarih | 1955 - 1974 | ||||||||
Taraflar | Kıbrıslı Türkler ve Rumlar | ||||||||
Katliamları Gerçekleştiren Taraf | Rumlar | ||||||||
Sorumlular | EOKA ve EOKA-B terör örgütleri Rum Millî Muhafız Ordusu (RMMO) unsurları Kıbrıs Rum Yönetimi (III. Makarios, Polikarpos Yorgacis, Nikos Sampson liderliğindeki askerî cunta) Yunan Alayı subayları ve milis güçler | ||||||||
Savunma Gücü | Türk Mukavemet Teşkilatı Türkiye Cumhuriyeti (Garantör Devlet / Türk Silahlı Kuvvetleri) | ||||||||
Yasal Durum | BM 1948 Soykırım Sözleşmesi ve Roma Statüsü çerçevesinde; "soykırım", "etnik temizlik", "savaş suçu" ve "insanlığa karşı işlenen suçlar" kapsamında | ||||||||
Sonuçları | Anayasal ortaklık devletinin (Kıbrıs Cumhuriyeti) fiilen sonlanması Kıbrıslı Türklerin adadaki 103 karma köyü terk etmek zorunda kalması ve ağır sosyoekonomik kuşatma altına girmesi Türkiye'nin Garanti Antlaşması uyarınca Kıbrıs Barış Harekâtı'nı gerçekleştirmesi Adanın kuzey ve güney olarak ikiye bölünmesi (Kıbrıs Türk Federe Devleti ve sonrasında KKTC'nin kuruluşu) | ||||||||
Kıbrıs Katliamları, Kıbrıs adasında 1955-1974 yılları arasında Kıbrıslı Türk halkına yönelik gerçekleştirilen sistemli imha eylemlerini, katliamları ve zorunlu göç dalgalarını ifade eden tarihsel bir terimdir. Bu süreç; Kıbrıslı Rumların, adayı tamamen Yunanistan'a ilhak etme ülküsü olan "Enosis" politikası doğrultusunda, anayasal ortaklık haklarına sahip Kıbrıs Türk varlığını adadan silmek veya azınlık statüsüne düşürmek amacıyla yürütülen planlı bir etnik temizlik ve imha hareketidir.【1】 1955'te EOKA terör örgütünün kurulmasıyla tırmanışa geçen bu imha süreci, 1963 "Kanlı Noel" saldırıları ve ardından gelen Akritas ile İphestos planlarıyla kitlesel kırımlara ve toplu mezarların oluşmasına sebep olmuştur.

Kıbrıs'ta Katledilen Türkler (AA)
Kıbrıs adası, 1571 yılında Osmanlı İmparatorluğu tarafından fethedilerek Türk hâkimiyetine girmiştir. Fethin hemen ardından, adada kalıcı Türk varlığını tescillemek ve nüfus dengesini kurmak amacıyla adaya yönelik planlı ve mecburi bir iskân politikası yürütülmüştür. Bu doğrultuda İç ve Güney Anadolu'nun çeşitli şehirlerinden çiftçiler ile terziler, marangozlar gibi zanaatkârlar ve adada İslam dinini temsil edecek kişiler (imam, müezzin, hatip) adaya nakledilerek yerleştirilmiştir.【2】Osmanlı idaresi, adada üç asırdan fazla bir süre boyunca adalet ve eşitliğe dayalı bir imparatorluk düzeni kurmuş, Rum Ortodoks Kilisesi'ne ve cemaatine geçmişte görmedikleri dinî ve sosyal imtiyazları tanımıştır. Ancak 1821 yılında başlayan Mora İsyanı'nın etkisiyle Kıbrıslı Rumlar arasında Osmanlı yönetimine karşı gizli bir direnç ve ayaklanma hazırlığı baş göstermiş, bu durum Türk-Rum ilişkilerinde etnik ayrışmanın ilk tohumlarını atmıştır.【3】
Osmanlı İmparatorluğu'nun gerileme döneminde, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan (93 Harbi) mağlup ayrılması adanın idari statüsünü kökten değiştirmiştir. Rusya'nın Akdeniz'e ve güneye inmesini kendi çıkarlarına tehdit sayan İngiltere, Osmanlı Devleti'ne diplomatik koruma vadetmiş; bunun karşılığında ise adanın yönetiminin kendisine devredilmesini şart koşmuştur. 4 Haziran 1878'de imzalanan Kıbrıs Anlaşması ile mülkiyeti Osmanlı'da kalmak ve yıllık kira bedeli ödenmek kaydıyla adanın idaresi geçici olarak İngiltere'ye bırakılmıştır.【4】12 Temmuz 1878'de adanın son Türk valisi makamını İngilizlere devretmiş, Türk bayrağı indirilip yerine İngiliz bayrağı çekilmiştir.【5】 Adanın İngiliz yönetimine geçişiyle birlikte Rumlar, adayı Yunanistan'a ilhak etme (Enosis) planlarının gerçekleşme aşamasına girdiğini düşünerek ilk Enosis taleplerini İngiliz idaresine sunmuşlardır.【6】
I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesiyle Osmanlı İmparatorluğu'nun İngiltere'ye karşı savaşa girmesini fırsat bilen İngiliz hükûmeti, 5 Kasım 1914'te Kıbrıs'ı tek taraflı olarak ilhak ettiğini açıklamıştır. Bu ilhak, Kurtuluş Savaşı'nın ardından imzalanan 1923 Lozan Antlaşması ile yeni Türk devleti tarafından resmen tanınmıştır. İngiliz sömürge yönetimi, özellikle adayı Yunanistan'a bağlamak amacıyla Rumların çıkardığı 1931 Enosis İsyanı'nın ardından, adadaki Türklerin millî şuurlarını köreltmek ve Türk milliyetçiliğini baskılamak amacıyla sistemli politikalar izlemiştir. Bu doğrultuda adaya Türkiye'den Türkçe kitapların girişi yasaklanmış, Türk bayrağının çekilmesi ile İstiklal Marşı'nın okunması engellenmiş ve tarihî Türk Lisesi'nin adı "İslâm Lisesi" olarak değiştirilmiştir.【7】 Bu sömürge politikaları adadaki Türk nüfusunun erimesine ve can güvenliğini kaybeden binlerce Kıbrıslı Türk'ün anavatana göç etmesine neden olmuştur.
Kıbrıs'ta Türk halkına yönelik sistematik saldırıların ve katliam girişimlerinin arkasındaki temel itici güç, Yunan milliyetçiliğinin ideolojik altyapısını oluşturan "Megali İdea" (Büyük Ülkü) olmuştur.【8】 Bizans İmparatorluğu'nu eski sınırlarıyla yeniden canlandırmayı ve Ege ile Doğu Akdeniz'deki tüm adaları Yunanistan'a bağlamayı hedefleyen bu yayılmacı ideoloji, Kıbrıs özelinde kendisini "Enosis" (adanın Yunanistan’a ilhak edilmesi) olarak somutlaştırmıştır.【9】
Adadaki Rum Ortodoks Kilisesi, yüzyıllar boyunca bu fikrin bayraktarlığını yapmış, okullar ve dinî kurumlar vasıtasıyla Rum gençlerine Türk düşmanlığı ve Enosis ideolojisi aşılamıştır. Özellikle 1950 yılında kilise öncülüğünde yapılan ve Türklerin iradesini yok sayan sözde Enosis plebisiti (referandumu), adadaki etnik kutuplaşmayı geri dönülemez bir noktaya taşımıştır.【10】 Enosis ideolojisini diplomatik ve siyasi yollarla gerçekleştiremeyeceğini anlayan Rum liderliği, adayı silah zoruyla temizlemek amacıyla yeraltı faaliyetlerine hız vermiştir. Bu doğrultuda 1 Nisan 1955 tarihinde, Yunan ordusundan emekli Albay Georgios Grivas liderliğinde ve Kıbrıs Başpiskoposu III. Makarios'un siyasi-manevi desteğiyle EOKA (Kıbrıslı Savaşçıların Ulusal Örgütü) adlı terör örgütü kurulmuştur. Örgüt, yayınladığı ilk bildiride adadaki İngiliz sömürge idaresini ve Enosis'in önündeki en büyük engel olarak gördükleri Kıbrıs Türk varlığını açıkça hedef almıştır. EOKA, ilk etapta İngiliz resmî kurumlarına yönelik sabotajlarla işe başlasa da kısa süre içinde namlusunu savunmasız Türk köylerine ve sivillerine çevirmiştir.【11】
EOKA terör örgütü, Türk halkını yıldırmak, adadan göç ettirmek ve anayasal haklarından vazgeçirmek amacıyla "sistematik temizlik" eylemlerine girişmiştir. Örgüt militanları, Türk işçilere pusu kurmuş, Türk çiftçilerin topraklarını ve mahsullerini ateşe vermiş ve karma köylerde yaşayan Türk aileleri terör yoluyla göçe zorlamıştır. Bu süreçte İngiliz sömürge idaresinin adada asayişi sağlamada yetersiz kalması ve hatta yer yer Rum polis devriyelerinin EOKA eylemlerine göz yumması, Kıbrıslı Türklerin can ve mal güvenliğini tamamen ortadan kaldırmıştır. EOKA'nın bu acımasız ve kanlı saldırıları, Kıbrıs Türk toplumunun kendi öz savunma mekanizmalarını kurmasını zorunlu hâle getirmiş ve adayı 1960'lara götüren kitlesel çatışma ortamının fitilini ateşlemiştir.
EOKA terör örgütünün silahlı eylemleri, sömürgeci İngiliz idaresinin Türklerin can güvenliğini korumada aciz kalması ve Rum polislerin taraflı tutumları, Kıbrıs Türk toplumunu kitlesel bir imha tehdidiyle karşı karşıya bırakmıştır. Bu durum karşısında ilk etapta Volkan, Kara Çete ve 9 Eylül Cephesi gibi amatör, yerel ve dağınık savunma grupları kurulmuş olsa da bu yapıların profesyonel EOKA gerillaları karşısında yetersiz kalacağı kısa sürede anlaşılmıştır. Dağınık direniş odaklarını disiplinli bir çatı altında toplamak amacıyla Rauf Denktaş, Dr. Burhan Nalbantoğlu ve Kemal Tanrısevdi'nin öncülüğünde 15 Kasım 1957 tarihinde Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) kurulmuştur. Teşkilatın anavatan desteğiyle profesyonel bir gerilla ve savunma mekanizmasına dönüştürülmesi amacıyla Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti Nisan 1958'de gizli bir projeyi onaylamış; Tümgeneral Daniş Karabelen ve Binbaşı İsmail Tansu'nun hazırladığı "Kıbrıs İstirdat Projesi" (KİP) kapsamında TMT yeniden yapılandırılmıştır.【12】 1 Ağustos 1958'de adaya "Ali Conan" kod adı ve "İş Bankası Müfettişi" maske göreviyle gelen Piyade Yarbay Ali Rıza Vuruşkan, TMT’nin ilk "Bayraktar"ı (Bozkurt) olarak göreve başlamıştır. Süreç içinde gizliliği korumak adına Dr. Fazıl Küçük "Ağrı", Rauf Denktaş ise "Toros" kod adlarını kullanmışlardır.【13】
TMT, askerî lojistik açısından başlangıçta Volkan örgütünden devralınan çok az sayıda ilkel silah ve av tüfeğiyle işe koyulmuş, İngiliz sıkıyönetiminin tek bir mermi için dahi idam cezası uyguladığı ağır baskı şartları altında lojistik hatlar kurmaya çalışmıştır. Bu hayati mühimmat açığını kapatmak adına Türkiye kıyıları ile Kıbrıs arasında balıkçı tekneleri ve sandallarla yürütülen gizli ve riskli bir deniz ikmal hattı oluşturulmuştur. Akdeniz'in fırtınalı sularında, İngiliz sahil güvenlik radarlarına ve Rum devriyelerine yakalanma pahasına adaya mühimmat taşıyan bu TMT lojistik görevlilerine "Bereketçiler" veya "Arı Ekibi" denilmiştir. Bu tehlikeli seferler büyük trajedilere de sahne olmuş; 9 Kasım 1958 gecesi mühimmat taşıyan iki sandalla yola çıkan Asaf Elmaz ve Hikmet Rıdvan (Hikmet Rezvan), azgın dalgalara yenik düşerek denizde şehit olmuşlardır.【14】
Adaya ulaştırılan kısıtlı askerî lojistik, TMT’nin istihbarata karşı koyma prensiplerine dayalı antiterör hücre yapısı ve yerel halkın, yani "Mücahitlerin" seferberliğiyle cephelere dağıtılmıştır. TMT, en küçük birim olarak 5 mukavemetçi erden (Arı) oluşan "Oğul" hücreleri şeklinde örgütlenmiş; bu hücrelerin birleşmesiyle "Petek" ve "Kovan" birimleri, bölge esasına göre de "Sancaklar" meydana getirilmiştir. Gizlilik gereği her arı sadece kendi hücre arkadaşlarını tanımış, üst kademede bir kovanın varlığından haberdar olmamıştır. Teşkilat yapısında silah ikmalinde çalışanlar "Bereket Kurdu", istihbaratçılar "Fal Kurdu", eğitimciler ise "Temizlik Kurdu" olarak adlandırılmıştır.【15】 Gündüzleri öğretmen, çiftçi, memur veya esnaf olarak normal hayatlarına devam eden Kıbrıslı Türkler, geceleri Kur'an, bayrak ve silah üzerine yemin ederek vatan savunmasına adanmış birer mücahide dönüşmüşlerdir. Kadınların cephe gerisinde üstlendiği lojistik görevler, sığınaklar ve halkın topyekûn direnişi sayesinde, 21 Aralık 1963'te kanlı olaylar patlak verdiğinde bu gizli yeraltı örgütlenmesi "Mücahit Teşkilatı" adıyla açık bir savunma ordusuna dönüşerek Türk halkının adada kitlesel olarak yok edilmesini engelleyen en büyük bent olmuştur.【16】
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kuruluşu; 1959 yılında Türkiye Başbakanı Adnan Menderes ile Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu'nun yanı sıra Yunanistan, İngiltere, Kıbrıs Türk toplumu liderleri Dr. Fazıl Küçük, Rauf Denktaş ve Osman Örek'in katılımıyla gerçekleştirilen Zürih ve Londra konferanslarına dayanmaktadır. Bu uluslararası konferanslar neticesinde imzalanan kurucu antlaşmalarla bağımsız ortaklık devletinin hukuki temelleri atılmıştır. Yeni nizamın uluslararası ve askerî güvencesini oluşturan Garanti Antlaşması uyarınca, cumhuriyetin anayasal düzeninin bozulması veya tehlikeye girmesi hâlinde Türkiye'ye, İngiltere ve Yunanistan’a birlikte ya da tek başlarına adaya askerî müdahalede bulunma hakkı tanınmıştır. İttifak Antlaşması kapsamında ise adada güvenliğin ve dengenin korunması amacıyla kurulan üçlü karargâha bağlı olarak Yunanistan’ın 950, Türkiye’nin ise 650 kişilik askerî birlik (Türk Kontenjan Alayı) bulundurması resmiyet kazanmıştır.【17】

Dr. Fazıl Küçük (AA)
Bu antlaşmalar, Türk dış politikası ve Kıbrıs Türk toplumunun geleceği açısından tarihî bir zafer olmuş; Kıbrıslı Türkler o zamana kadar İngiliz sömürge idaresinde maruz kaldıkları "azınlık" statüsünden tamamen kurtularak çoğunluktaki Rumlarla eşit haklara sahip kurucu "ortak topluluk" konumuna yükselmişlerdir. 13 Aralık 1959 tarihinde yapılan seçimlerde Rum lider Başpiskopos Makarios Cumhurbaşkanlığına, Türk lider Dr. Fazıl Küçük ise veto yetkileriyle donatılmış Cumhurbaşkanı Yardımcılığına seçilmiştir. 16 Ağustos 1960'ta resmî olarak ilan edilen Kıbrıs Cumhuriyeti; iki toplumluluk, ortak egemenlik ve siyasi eşitlik ilkelerine dayalı, fonksiyonel bir ortaklık yapısında tasarlanmıştır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Birinci Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş (AA)
Ancak iki toplumun yeni kurulan devletten beklentileri ve nihai hedefleri birbirine taban tabana zıttır; Türk tarafı bu ortaklığı adada varoluşsal bir teminat ve taksimi önleyen bir denge olarak görürken, Rum liderliği bağımsızlığı Enosis’e (Kıbrıs'ın Yunanistan ile birleşmesi) giden yolda sadece geçici bir sıçrama tahtası olarak değerlendirmiştir. Nitekim Cumhurbaşkanı Makarios, verdiği demeçlerde bağımsız bir devlet yaratılmasına karşın ortak bir "Kıbrıs ulusu" yaratmak için asla uğraşmayacağını açıkça beyan ederek, bu antlaşmaları dönemin konjonktürü gereği imzaladığını ve Enosis idealinin Rumların kalbinde taht kurmaya devam ettiğini gizlememiştir.【18】
Ortak devletin ilanından hemen sonra; vergilerin toplanması yasası, ordu ve polisteki etnik oranlar, kamu hizmetlerindeki %70 Rum - %30 Türk kadro oranının uygulanması ve büyük şehirlerdeki belediyelerin etnik sınırlarının çizilmesi (ayrı belediyeler sorunu) hususlarında çok derin anayasal krizler baş göstermiştir [10]. Kıbrıs Elenlerini Koruma Örgütü (OPEK) gibi radikal Rum oluşumları, Türklerle ekonomik alışverişi yasaklayarak baskıları artırmış; 25 Mart 1962'de Türklerin adadaki dinî sembolleri olan Bayraktar ve Ömeriye camilerine bombalı saldırılar düzenlenerek anayasal kriz toplumsal bir çatışma zeminine tırmandırılmıştır.【19】
Türk toplumunu devlet mekanizmasından tamamen tasfiye etmek ve anayasal ortaklığı üniter bir Rum devletine dönüştürmek isteyen Makarios, kasım 1963'te anayasanın Türklerin veto ve eşitlik haklarını güvence altına alan 13 maddesinde değişiklik talep eden bir öneri sunmuştur. Kıbrıs Anayasa Mahkemesi’nin tarafsız kararlarına ve belediyeler konusundaki hükümlerine dahi uymayan Rum yönetimi, Türklerin haklı itirazlarını bastırmak ve anayasal haklarından vazgeçmeyen Türk toplumunu ani bir baskınla imha etmek amacıyla "Akritas Planı"nı gizlice yürürlüğe koyarak anayasal ortaklık dönemini fiilen sonlandırmıştır.【20】
Akritas Planı, Kıbrıs Türklerinin Londra ve Zürih Antlaşmaları ile sahip oldukları haklarının gasp edilerek eşit kurucu ortak oldukları Kıbrıs Cumhuriyeti'nin yönetiminden uzaklaştırılması, azınlık durumuna düşürülmesi ve EOKA tedhiş örgütü kullanılarak topluca imha edilmesi amacıyla Rumlar tarafından yapılan gizli bir imha doktrinidir.【21】 Rum liderliğinin bu planla ulaşmak istediği nihai hedef ise Enosis'in, yani adanın Yunanistan ile birleşmesinin resmî olarak gerçekleştirilmesidir. Başpiskopos Makarios, Londra ve Zürih antlaşmalarını imzalamadan önce Atina'da bilgilendirilmiş; ilk aşamada anlaşmanın her iki toplum için bir özgürlük devri başlattığını ifade etmesine rağmen, en başından beri Enosis hedefinden vazgeçmeyerek bu metinleri kendi amaçlarına göre değiştirmenin yollarını aramıştır. Antlaşmaları kasıtlı olarak 24 saat gecikmeyle imzalayan Makarios, Rum halkına haksızlık yapıldığı ve işlemesi güç bir anayasal mekanizma yaratıldığı tezini savunarak gelecekte yapılacak anayasa değişikliklerine meşru bir zemin hazırlamayı planlamıştır. Ortak Cumhuriyet'i ortadan kaldırarak Kıbrıs'ın yönetimine tek başına hâkim olma hedefini güden Rum liderliği, 1965 yılında yapılacak genel seçimlerden önce harekete geçmeyi stratejik bir zorunluluk olarak görmüştür; zira mevcut anayasa ile seçimlere girilmesi hâlinde antlaşmaların zorla imza ettirildiği yönündeki Rum tezleri dünya kamuoyunda savunulamayacaktır.【22】
Stratejik olarak tasarlanan bu plan doğrultusunda Makarios, Kıbrıs'a döner dönmez kabinesine EOKA tedhiş örgütünün silahlı kanadından dört önde gelen ismi bakan olarak atamıştır. Bu doğrultuda, EOKA'nın Lefkoşa bölgesi sorumlusu Polikarpos Yorgacis İçişleri Bakanlığına getirilmiş ve kendisine sadık militanlardan oluşan gizli bir örgüt kurma görevi verilmiştir. "Akritas" kod adını alan Yorgacis’in liderliğindeki bu yeraltı teşkilatının beyin takımında Temsilciler Meclisi Başkanı Glafkos Klerides ile Çalışma Bakanı Tassos Papadopullaos yer almıştır. Kısa sürede ada sathına yayılan, yedi ayrı merkezde teşkilatlanan ve üye sayısı 1963 sonlarında 1800’e ulaşan bu örgütün militanları, Kıbrıs'taki Yunan Alayı subayları tarafından eğitilmiş; Rum gençleri de özel askerî eğitim almak üzere topluca Yunanistan'a gönderilmiştir. Terör örgütü, dağlık bölgelerde ve Rum köylerinde yürüttüğü askerî tatbikatların en büyüğünü üç gün süreyle Trodos Dağları'nda gerçekleştirmiş ve bu yasadışı faaliyetler için Makarios'un Cumhurbaşkanlığı yazlık ikametgâhı karargâh olarak tahsis edilmiştir.【23】
Akritas Planı, genel prensipleri belirleyen birinci kısım ve askerî safhayı içeren "Genel Harekât Planı" olmak üzere iki ana kısımdan oluşmaktadır. Planın genel prensipleri içeren birinci bölümü uluslararası alan (dış cephe) ve iç cephe taktikleri olarak ikiye ayrılmıştır. Dış dünyada izlenecek metot; Kıbrıs antlaşmalarının adil olmadığı, çatışan tarafların rızası dışında yapıldığı ve adada Rum çoğunluğun yapıcı, Türklerin ise sürekli engelleyici taraf olduğu izlenimini yaratarak yapılacak anayasa değişikliklerinin bir "iç mesele" olduğuna dünya kamuoyunu ikna etmektir. Rumların asıl amacı, bu taktikle Garanti ve İttifak antlaşmalarının müdahale haklarından kurtulmak ve Türkleri meşru hükûmete isyan eden bir azınlık konumuna düşürerek adanın tek hâkimi olmaktır. İç cephe stratejisinde ise anayasa değişikliklerine Türklerin şiddet ve ani saldırılarla karşılık vereceği öngörülmüş; bu durumda Türk direnişinin Rum gizli ordusu tarafından ani ve sert bir şiddetle süratle bastırılması kararlaştırılmıştır. Bu sayede dış askerî müdahalelerin önünün kesilmesi planlanmış, Makarios "Türkiye çıkarma yapacak olursa, kurtaracak Türk bulunmayacaktır" diyerek niyetini açıkça ortaya koymuştur.【24】
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin kurulmasının ardından Rum liderliği, devleti bağımsız Enosis idealine ulaşmak için yalnızca bir "atlama tahtası" olarak görmüş ve anayasayı tek taraflı olarak feshetme girişimlerini hızlandırmıştır. Bu süreçte, adadaki Türk varlığını tamamen ortadan kaldırmayı hedefleyen gizli "Akritas Planı" uyarınca Rum çeteleri ve eski EOKA militanları İçişleri Bakanı Polikarpos Yorgacis tarafından sistemli olarak silahlandırılmıştır. Silahlanan bu Rum unsurların Türk motosikletlileri yollarda durdurarak barikatlarda darp etmesi ve kimlik kontrolü adı altında tacizleri artırmasıyla adadaki toplumsal gerilim en üst noktaya tırmanmıştır.【25】

Kıbrıs'ta Yerinden Edilen Türk Halkı (AA)
Kıbrıs tarihine "Kanlı Noel" olarak geçecek olan planlı imha süreci, 21 Aralık 1963 Cuma günü sabaha karşı saat 02:00'de Lefkoşa’nın Tahtakale mahallesinde fitillenmiştir. Girne’den Lefkoşa’daki evlerine dönmekte olan ve içinde silahsız Türk sivillerin bulunduğu iki otomobil, Rum polisleri tarafından durdurularak makineli tüfeklerle yaylım ateşine tutulmuştur. Bu ilk hain saldırıda Zeki Halil ve Cemaliye Emirali olay yerinde şehit edilmiş, Akritas Planı resmen ve kanlı bir şekilde fiiliyata dökülmüştür. Saldırının ertesi günü, Rum polis ekipleri duruma tepki gösteren Lefkoşa Türk Lisesi öğrencilerinin ve halkın üzerine polis araçlarından acımasızca ateş açmaya devam etmiş; aynı gece Girne yolu üzerindeki Aspava Bar bölgesinde pusu kurarak Türkleri katletmeyi sürdürmüşlerdir.【26】
Çatışmaların ve katliamın ada sathına yayılarak tırmandığı 24 Aralık 1963 günü, Rum vahşeti en acımasız yüzünü Lefkoşa’nın Kumsal semtinde göstermiştir. Bölgede herhangi bir Türk mukavemeti bulunmadığı bilgisini alan Yunan subayı Terezepulos komutasındaki 150’den fazla Rum terörist, ağır silah desteğiyle Kumsal bölgesine baskın düzenlemiştir. Rum çeteciler, Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı’nda görevli Doktor Binbaşı Nihat İlhan’ın İrfan Bey Sokak 2 numaradaki evini basarak, korunmak amacıyla banyo küvetine sığınmış olan Binbaşı’nın 37 yaşındaki eşi Mürüvet İlhan ile çocukları 6 yaşındaki Murat, 5 yaşındaki Kutsi ve henüz 10 aylık bebek olan Hakan'ı vahşice kurşunlayarak katletmişlerdir. Tarihe "Kumsal Katliamı" olarak kazınan bu dehşet evi, daha sonra "Barbarlık Müzesi" adıyla Rum mezalimini gözler önüne seren bir hafıza merkezine dönüştürülmüştür.【27】

Binbaşı İlhan'ın evinde şehit edilen Mürüvet İlhan ve çocukları Murat, Kutsi ile Hakan (AA)
Kanlı Noel'e Dair Video İçeriği (TRT Haber)
Aynı günlerde Küçük Kaymaklı, Ayvasıl ve diğer Türk köylerine düzenlenen koordineli baskınlarda; kadın, çocuk ve yaşlı ayrımı yapılmaksızın yüzlerce silahsız Türk kurşuna dizilmiştir.【28】 Küçük Kaymaklı köyünde 80 yaşındaki İmam Hüseyin İğneci, yatalak olan 18 yaşındaki oğlunu bırakıp kaçmayı reddettiği için eşi ve oğluyla birlikte Rum çetelerince acımasızca şehit edilmiştir.【29】Rumlar ayrıca Devlet Hastanesi'nde yatan yaralı Türklerin kan nakli taleplerini reddetmiş, hastanelerdeki Türk hastaları dahi katletmekten geri durmamışlardır.【30】
Bu sistemli imha saldırıları karşısında Kıbrıs Türk halkı, can güvenliklerini koruyabilmek adına adadaki 103 karma köyü ve öz yurtlarını tamamen terk etmek zorunda bırakılmıştır.【31】 Köylerinden göç eden on binlerce Türk, adanın kuşatma altındaki dar gettolarına, çadır kentlere ve mağaralara sığınarak 11 yıl sürecek olan bir varoluş ve açlık mücadelesine mahkûm edilmiştir.【32】 Yaşanan bu insani trajedi karşısında Türkiye Kızılay Derneği derhâl seferber olmuş; askerî uçaklar ve yardım gemileriyle adaya sahra hastaneleri, kan şişeleri, çadır, battaniye ve gıda maddeleri ulaştırarak Türk toplumunun açlıktan ve hastalıktan topluca kırılmasını engelleyen en hayati insani barajı oluşturmuştur.
21 Aralık 1963 Rum saldırılarının hemen ardından Kıbrıs Türk cemaati, her türlü anayasal ve hükûmet kaynağından mahrum bırakılarak ağır bir sosyoekonomik kuşatma altına alınmıştır. Rum yönetiminin baskı ve saldırıları sonucunda adadaki 103 karma köyü terk etmek zorunda kalan 25.000'den fazla göçmen Türk sivil, kısıtlı kanton bölgelerindeki camilere, okullara, çadırlara ve mağaralara sığınmıştır.【33】
Hükûmet bütçesinden aktarılan payların kesilmesi ve tarh edilen vergilerin durması nedeniyle Türk memur ve öğretmenlerin maaşlarının ödenemez hâle geldiği bu buhran döneminde, göçmenlerin barınma, gıda, giyecek ve acil sağlık sorunlarının çözümü için bir insani seferberlik başlatılmıştır. Türkiye Kızılay Derneği, Kanlı Noel faciasının hemen ardından 23 Aralık 1963 tarihli ve 175 sayılı yönetim kurulu kararıyla harekete geçerek adaya yönelik operasyonların düğmesine basmıştır.【34】 İlk etapta Türk Hava Kuvvetlerine ait uçaklarla Ankara'dan Lefkoşa'ya sevk edilen sağlık personeli, 0 grubu kan şişeleri, plazmalar, ilk yardım çantaları ve kırık çıkık tespit malzemeleri, ablukanın yarattığı tıbbi felaketi engellemek adına adaya ulaştırılan ilk malzemeler olmuştur.
Kuşatma altındaki kantonlarda gıdasızlık ve vitaminsizlik nedeniyle çocuk ölümlerinin arttığı, salgın hastalık riskinin baş gösterdiği şartlarda Kızılay, uzun vadeli bir iaşe ve barınma programı hazırlayarak yurdun dört bir yanındaki 620 şubesi vasıtasıyla bir yardım kampanyası organize etmiştir. Uçakların ardından ulaştırma kapasitesini artırmak amacıyla deniz yolu devreye sokulmuş; un, bakliyat, pirinç, margarin, çocuk maması, şeker ve temizlik malzemelerinden oluşan tonlarca gıda maddesi askerî şilepler ve motorlarla Mağusa Limanı'na taşınmıştır. Rum gümrük makamlarının ve EOKA milislerinin çıkardığı tüm zorluklara, sabotaj tehditlerine ve Kızılay kamyonlarına yönelik fiziki darp eylemlerine rağmen, Birleşmiş Milletler ve İngiliz Kızılhaçı ile kurulan koordinasyon sayesinde yardımların büyük bir kısmı muhtaç göçmen kitlelerine ulaştırılmıştır. Kızılay, gıda ve giyecek lojistiğinin yanı sıra barınma krizini çözmek adına adaya binlerce battaniye ve mahruti çadır sevk ederek adeta bir çadır kent ağı örmüştür. Ayrıca ailelerinden maddi bağ alamayan anavatandaki yüzlerce Kıbrıslı Türk üniversite öğrencisine de her ay düzenli nakdi burs sağlanarak eğitim hayatlarının kesintiye uğraması engellenmiştir.【35】
Lojistik seferberliğin en stratejik adımlarından biri ise Lefkoşa'da kurulan Kızılay Seyyar İlk Yardım Hastanesi'dir. Tam teşekküllü cerrahi donanıma sahip 100 yataklı bu sahra hastanesi, ilk olarak çadırlarda, ardından kapı ve penceresi dahi olmayan inşaat hâlindeki bir Kız Enstitüsü binasında zorlu şartlar altında hizmet vermeye başlamıştır. Türkiye'den periyodik ekipler hâlinde adaya gönderilen uzman cerrahlar, dahiliyeciler, röntgen mütehassısları ve hemşireler, kurşun ve şarapnel yaralarıyla gelen yüzlerce mücahidin ve sivil Türk'ün hayatını kurtarmıştır. Adada tedavisi imkânsız olan ağır yaralılar ile tüberküloz hastaları, Kızılay'ın organize ettiği hava ve deniz koridorlarıyla Mersin ve Ankara'daki tam teşekküllü hastanelere nakledilmiş, buradaki tedavi süreçleri, otel masrafları ve cep harçlıkları da Kızılay bütçesinden karşılanmıştır. Bu tarihî tahliye operasyonları esnasında, adadaki acı hadiseleri ve vahşeti kanıtlayan gizli belge ve fotoğraflar, Dr. Necdet Ünel ve diğer hekimlerin cansiperane formülüyle ağır yaralı mücahitlerin sargı bezleri ile alçı altına gizlenerek anavatandaki devlet zirvesine ve dünya kamuoyuna ulaştırılmıştır. Kızılay'ın 1974 yılına kadar aralıksız sürdüreceği bu topyekûn insani mücadelesi, adadaki Türk varlığının imha edilmesini ve açlıkla dize getirilmesini engelleyen en sarsılmaz varoluş kalelerinden biri olmuştur.【36】
Rum Millî Muhafız Ordusu ve EOKA unsurları, Akritas Planı kapsamında yürüttükleri etnik temizlik faaliyetlerini 1964 yılında da hız kesmeden sürdürmüş; Arpalık, Limasol, Baf, Çamlıköy ve Gaziveren gibi Türk bölgelerine kanlı saldırılar düzenlemişlerdir. Bu sistematik saldırıların nihai ve en kapsamlı halkalarından biri, 8 Ağustos 1964 tarihinde stratejik öneme sahip Erenköy bölgesine yönelik başlatılan büyük imha harekâtı olmuştur. Türkiye’de üniversite eğitimi görmekte olan bir avuç vatansever Kıbrıslı Türk genç ile bölgedeki Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) mensubu mücahitler, Erenköy'ü Rum ablukasına karşı canları pahasına savunmaya çalışmışlardır. Ancak Rum güçlerinin ağır silahlar ve üstün sayısal avantajla gerçekleştirdiği bu kuşatma, bölgedeki savunmasız sivil Türk nüfusu için topyekûn ve büyük bir katliam tehdidi doğurmuştur.【37】
Cengiz Topel'e Dair Video İçeriği (TRT Arşiv)
Erenköy’de kapıda olan bu insani felaket ve soykırım tehlikesi üzerine, garantörlük haklarını ve hukuki yetkilerini devreye sokan Türkiye, acil müdahale kararı almıştır. Türk Silahlı Kuvvetleri, adadaki kanlı ilerleyişi durdurmak ve mücahitlere nefes aldırmak amacıyla Erenköy bölgesine yönelik sınırlı bir ihtar ve hava operasyonu başlatmıştır. Bu tarihî hava harekâtı, Rum ve Yunan saldırganlığını askerî olarak kırarak Erenköy'deki Türk varlığının tamamen haritadan silinmesini ve büyük bir sivil kıyımın yaşanmasını engellemiştir. Operasyon sayesinde askerî amaçlarına ulaşamayan Rum lider Makarios, açık alandaki silahlı yöntemlerini değiştirmek zorunda kalarak Türk bölgelerine yönelik ağır insani ambargolar uygulamaya ve temel ihtiyaç maddelerinin girişini yasaklayarak Türk toplumunun direncini açlıkla kırmaya yönelik yeni bir stratejiye geçmiştir.【38】
Harekâtın sembolik hadisesi ise operasyonu yöneten Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel’in esir düşmesiyle yaşanmıştır. Hava operasyonu sırasında uçağı Rum uçaksavarları tarafından vurularak düşürülen Cengiz Topel, paraşütle atlayarak sağ kurtulmayı başarmış ancak Rum çetelerinin eline esir düşmüştür. Esaret altında tutulduğu süre boyunca hiçbir savaş hukukuna ve insanlık onuruna uymayan akılalmaz, ağır ve sistematik işkencelere maruz bırakılan Türk pilotu, bu insanlık dışı eziyetler neticesinde şehit olmuştur. Şehit Cengiz Topel’in naaşı daha sonra anavatana getirilmiş; onun hatırası ve Erenköy’de sergilenen direniş, Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin en unutulmaz manevi kalelerinden biri olarak anılmaya başlanmıştır.
1963 Kanlı Noel saldırılarının ardından adadaki egemenlik ve kurucu ortaklık hakları gasp edilen Kıbrıs Türkleri, 11 yıl sürecek ağır bir gettolaşma ve Rum baskısı altındaki varoluş sürecine mahkûm edilmiştir. Enosis ideali doğrultusunda Kıbrıs Türklerini tamamen adadan temizlemeyi amaçlayan Rum liderliği ve EOKA unsurları, 1960 Anayasası ve Garanti Antlaşması hükümlerini tamamen çiğneyerek Türk yerleşimlerine yönelik sistemli etnik temizlik hareketlerine devam etmiştir. Bu saldırı zincirinin 1974'teki topyekûn darbe safhasından önceki en kanlı ve kritik eşiklerinden biri, 15 Kasım 1967 tarihinde Geçitkale ve Boğaziçi köylerine yönelik gerçekleştirilen baskınlar olmuştur.【39】

Kıbrıs Türkleri (AA)
Yunanistan tarafından gizlice adaya gönderilen EOKA lideri General Georgios Grivas komutasındaki Rum Millî Muhafız Ordusu birlikleri ve ağır silahlı Rum militanları, ani bir baskınla Geçitkale ve Boğaziçi köylerini kuşatarak işgal etmiştir. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri U Thant’ın Güvenlik Konseyi’ne sunduğu resmî raporda da açıkça belirtildiği üzere, bu saldırı tesadüfi bir çatışma olmayıp Rum Milli Muhafızları tarafından önceden en ince ayrıntısına kadar planlanmış ve organize edilmiş askerî bir harekâttır.【40】Harekât esnasında BM Barış Gücü askerlerini dahi ateş altına alarak bölgeyi izole eden teröristler; aralarında kadın, çocuk ve yaşlıların da bulunduğu silahsız 26 Türk sivili arkadan kurşuna dizerek katletmişlerdir. Katliamın ardından ulaşılan cesetler üzerinde yapılan incelemelerde; masum sivillerin gözlerinin oyulduğu, süngülerle delik deşik edildiği ve hatta bazılarının yakılarak veya ikiye bölünerek canice öldürüldüğü tarihî ve resmî kayıtlara geçmiştir.【41】İşgal edilen her iki Türk köyü Rumlar tarafından tamamen yağmalanmış, sivil halkın evleri soyulmuş ve Türklerin mal varlıkları ile hayvanlarına dahi kasten el konulmuştur.
Katliam haberi üzerine anavatanda infial uyanmış ve Başbakan Süleyman Demirel başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, 15 Kasım gecesinden 16 Kasım sabahına kadar kesintisiz sürdürdüğü toplantı sonucunda askerî ve siyasi zorlayıcı diplomasi araçlarını devreye sokmuştur. Türkiye'nin kararlı askerî müdahale ihtarı karşısında Rum güçleri işgal ettikleri köyleri ertesi gün tahliye etmek zorunda kalmıştır.【42】 1967 krizinin ardından Rum-Yunan ikilisinin adadaki Türk varlığını kasten ortadan kaldırma kastı durmamış; Akritas Planı, 1974 yılında adayı tamamen Türk nüfusundan arındırmayı ve cesetlerin nereye gömüleceğini dahi tasarlayan "İphestos (Volkan) Planı" olarak güncellenmiştir. Nihayetinde Yunanistan’daki askerî cuntanın doğrudan desteğini arkasına alan EOKA-B terör örgütü liderlerinden Nikos Sampson, tek bir Türk bırakmama amacıyla adada kanlı bir askerî darbe gerçekleştirerek Makarios’u devirmiş ve Kıbrıs'ı topyekûn soykırım ile Enosis'e sürükleyen son süreci başlatmıştır.【43】
Yunanistan’daki askerî cuntanın desteğiyle gerçekleştirilen 15 Temmuz 1974 darbesinin ardından, adadaki Türk varlığını tamamen ortadan kaldırmayı hedefleyen süreç en radikal noktasına ulaşmıştır. Diplomatik çözüm yollarının tıkanması üzerine Türkiye, Garanti Antlaşması’nın kendisine verdiği hukuki yetkiyi kullanarak 20 Temmuz 1974 tarihinde Kıbrıs Barış Harekâtı’nı başlatmıştır. Bu harekat esnasında Rumlardan ele geçirilen Rum Millî Muhafız Ordusu (RMMO) belgeleri, adanın Türk nüfusunu bütünüyle yok etmeyi amaçlayan planları gün yüzünü çıkarmıştır. RMMO Komutanı Haralombos tarafından yönetilen ve bir iç güvenlik operasyonu gibi gizlenen bu imha doktrini "İphestos (Volkan) 1974 Planı" kod adını taşımaktadır.
Tam anlamıyla bir soykırım dosyası olan İphestos Planı; temizlenecek Türk köylerini, buraların sakinleriyle birlikte nasıl imha edileceğini, özel görevli birlikleri ve katliam sonrasında Türk cesetlerinin hangi toplu çukurlara gömüleceğini en ince detayına kadar içermektedir. Plan kapsamında, sivil Rum halkının da beyinleri yıkanarak bu katliamlara katılması organize edilmiştir. Nitekim dönemin Rum siyasilerinden Tassos Papadopulos’un Amerikalılara gönderdiği gizli mesajda, Türk donanmasının adaya yaklaşması durumunda iç durumu düzeltmek (Türkleri temizlemek) için kendilerine 75 dakikalık bir süre sunduğunu ve bunu yapacak planlara sahip olduklarını belirtmesi de bu kırım kastını doğrulamaktadır.【44】
Harekâtın başladığı ilk gün olan 20 Temmuz 1974’te, İphestos Planı kapsamında ilk toplu kırım eylemlerinden biri, karma bir köy olan Alaminyo’da (Aleminos) gerçekleşmiştir. Köye baskın düzenleyen Rum militanları; kadın, çocuk ve yaşlı ayrımı yapmaksızın buldukları tüm Türk sivilleri esir alarak köydeki Rum okuluna hapsetmiş, ardından köyün genç erkeklerini toplayarak acımasızca kurşuna dizmişlerdir. Aralarında 5 ila 80 yaş arası sivillerin bulunduğu 20 Türk bu saldırıda şehit edilmiş, cesetleri iş makineleri ve buldozerlerle açılan çukurlara gömülmüştür.【45】【46】
21 Temmuz’da ise EOKA-B militanları Gaziveren köyünde 6 Türk’ü öldürüp 22’sini yaralarken; Limasol’da silahsız 26 Türk’ü katletmiş ve 1750-1800 civarında sivil Türk’ü rehin alarak esir kamplarına kapatmışlardır.【47】Aynı gün Limasol’da yaşları 13 ila 16 arasında değişen 25 Türk erkek çocuğu evlerinden toplanarak bir briket fabrikasına götürülmüş; kafaları pres makinelerinde ezilerek vahşice öldürülmüşlerdir. Bunu yapan kişilerin “Türklerin soyunu işte böyle kurutuyoruz” demeleri【48】planın etnik imha amacını açıkça ortaya koymaktadır.
23 Temmuz’da Angolemi’de 8 Türk işkenceye uğrayarak kafalarına sıkılan kurşunlarla öldürülmüş, ilerleyen günlerde ise Baf’ın Kithasi ve Ayios Yoannis köylerinde baltalı infazlar ve ağır işkencelerle sivil kırımları sürdürülmüştür.【49】 15 Ağustos 1974’te ise Taşkent (Tochni) köyünde EOKA militanları ve adanın yasal güçleri işbirliğiyle, neyle karşılaşacaklarını bilmeyen 89 Türk erkeği toplanarak iki otobüse doldurulmuş, topluca kurşuna dizildikten sonra dozerlerle açılan taş ocağı çukurlarına gömülmüştür.【50】【51】
Kıbrıs tarihinin en karanlık soykırım sayfalarından biri de 14-15 Ağustos 1974 tarihlerinde Mağusa bölgesindeki Muratağa, Sandallar ve Atlılar köylerinde yaşanmıştır. Savunmasız durumdaki Atlılar köyünü basan Rum askerleri ve EOKA’cılar, sivil halkı köy dışına çıkarıp ellerini arkadan bağlayarak sıraya dizmiş ve makineli tüfeklerle tarayarak kurşuna dizmişlerdir. Ardından iş makineleriyle açılan 20 metrelik bir çukura yarı canlı hâlde doldurulan köylülerin, öldürülmeden önce ağır tecavüzlere uğradıkları tanık ifadeleriyle belgelenmiştir.【52】【53】 Hemen ertesi gün aynı çeteler Sandallar ve Muratağa köylerindeki sivilleri, kadınları ve çocukları toplayarak köylerin birleşim noktasındaki bir çöplüğe götürmüşlerdir. Burada aralarında henüz 16 günlük bebeklerin ve 95 yaşında yaşlıların da bulunduğu 126 Türk sivil kurşuna dizilmiş, ardından üzerlerine benzin dökülerek yakılmış ve buldozerlerle toplu mezara gömülmüştür.【54】 Türk birlikleri ve BM bünyesindeki İsveçli askerlerin gözetiminde Eylül ayı başında açılan bu toplu mezarlardan çıkarılan bedenler, uluslararası basında geniş yankı bulmuş; Birleşmiş Milletler bu faciyayı "Yunan ve Rum saldırganlar tarafından insanlığa karşı işlenen büyük bir suç" olarak nitelendirmiştir.【55】
1963-1974 yılları arasında Kıbrıs adasında Rumlar tarafından gerçekleştirilen sistematik ve orantısız şiddet eylemleri, çağdaş uluslararası ceza hukuku normları çerçevesinde değerlendirildiğinde ağır insan hakları ihlalleri ve uluslararası suçlar kategorisinde yer almaktadır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 9 Aralık 1948 tarihinde kabul edilen "Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi" ile Roma Statüsü’nün 2. maddesi; millî, etnik, ırki veya dinî bir grubu kısmen veya tamamen ortadan kaldırmaya yönelik "grup üyelerinin öldürülmesi" ile "grup mensuplarında ciddi bedeni ve zihni zarara sebep olma" gibi fiilleri net bir şekilde soykırım suçu olarak tanımlamaktadır. Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan’ın Enosis amacının önündeki en büyük engel olarak gördüğü Kıbrıslı Türkleri ortadan kaldırmak amacıyla gerçekleştirdiği eylemler, bu hukuki tanımlardaki suç yapılarıyla tam olarak örtüşmektedir. Rumlar, planlı ve organize bir şekilde yürüttükleri bu soykırım faaliyetlerinde, belirli bir nüfusun zorla yerinden edilmesini amaçlayan "etnik temizlik" saldırılarını da bir yöntem ve araç olarak kullanmışlardır. Adada 1958-1964 yılları arasında yaklaşık 35.000 Türk yerinden edilirken, yalnızca 1974 yılında 60.000 Türk etnik temizlik dalgasıyla göçe zorlanmıştır.【56】
Söz konusu dönemde katledilen Kıbrıslı Türklerin sayısı, kadınlar ve küçük çocuklar da dahil olmak üzere en az 2100 kişidir; bu veri BM’nin de katılımıyla 1981 yılında kurulan Kayıp İnsanlar Komitesi'nin resmî kayıtlarına dayanmaktadır.【57】Ayrıca sadece 1974 yılında ailesinden haber alınamayan 492 Türk'ün kaybolduğu bildirilmiş, yürütülen kazı çalışmaları ve DNA testleri neticesinde bu naaşların bir kısmına ulaşılırken hâlen 201 Türk'ün naaşının aranmasına devam edilmektedir. 【58】Bu süreçte yaşananlar bir iç savaş olarak nitelendirilemez; zira saldırıya uğrayanların hemen hepsi eline silah almamış sivil halktan oluşmaktadır ve Türkler kurucusu oldukları Kıbrıs Cumhuriyeti'nin toprak bütünlüğünü bozmak için değil, anayasal haklarını ve can güvenliklerini korumak için direniş göstermişlerdir. Rum saldırganlar; Cenevre Sözleşmelerini, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesini, Sivil ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Antlaşmaları ve Ateşkes Zamanında Kadın ve Çocukların Korunması Beyannamesini açıkça ihlal ederek yalnızca soykırım değil; "savaş suçu", "insanlığa karşı işlenen suç" ve "saldırı suçu" da işlemişlerdir.【59】
Uluslararası hukukta devletlerin egemenlik hakları kutsal kabul edilse de devletin kendi halkına veya ortak kurucu tebaasına karşı bu derecede ağır insanlık suçları işlemesi veya buna göz yumması durumunda, uluslararası toplumun ve garantör devletlerin "İnsani Müdahale" ve modern adıyla "Koruma Sorumluluğu" (R2P) hakkı doğmaktadır. Dönemin Cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios'un "Türkiye adaya müdahale ettiğinde kurtaracak tek bir Türk bulamayacaktır" şeklindeki beyanatları ve İphestos soykırım planının yürürlüğe sokulması, Türkiye'nin askerî müdahalesini hukuki ve insani bir zorunluluk hâline getirmiştir.【60】
Türkiye, Garanti Antlaşması'nın kendisine verdiği yasal hak ve yetkiyi kullanarak gerçekleştirdiği Barış Harekâtı ile bir yandan soydaşlarını mutlak bir imhadan kurtarmış, diğer yandan da uluslararası hukukun emrettiği "insani müdahale" yükümlülüğünü fiilen yerine getirmiştir. Uluslararası hukuka göre soykırım ve insanlığa karşı suçlarda herhangi bir zaman aşımı bulunmadığından; suç kararlarını alan, uygulayan ve teşvik eden Rum-Yunan yetkililerin şahsi ceza sorumlulukları devam etmektedir.
Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı soykırım girişimlerinin fiziksel olarak somutlaştığı ve canlandırıldığı hafıza mekânı olarak Barbarlık Müzesi ön plana çıkmaktadır. Kıbrıs Türk toplumunun kolektif hafızasında derin izler bırakan vahşetin en somut ve yaşayan tanığı olan Barbarlık Müzesi, Lefkoşa'da bir kültürel hafıza mekânı olarak işlev görmektedir. 24 Aralık 1963 gecesi, Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı Doktoru Binbaşı Nihat İlhan’ın eşi Mürüvet İlhan ve üç küçük çocuğu Murat, Kutsi ile Hakan'ın, evlerinin banyosunda EOKA militanları tarafından vahşice katledildiği bu konut, cinayet mahalli olarak aynen muhafaza edilmiş ve 1 Ocak 1966 tarihinde müzeleştirilerek ziyarete açılmıştır.

Barbarlık Müzesi (AA)

Barbarlık Müzesi (AA)
Müze, sadece İlhan ailesinin trajedisini değil, Akritas ve İphestos planları doğrultusunda adadaki savunmasız sivil Türk halkına karşı uygulanan "sistematik imha doktrini ve soykırım kastını" evrensel düzeyde gözler önüne seren yaşayan birer kanıt niteliğindedir. Ziyaretçiler için bir "vicdan aynası" vazifesi gören müze içerisinde; katliamın gerçekleştiği ve anne ile çocuklarının sığındığı kanlı küvet, duvarlardaki ve tavanlardaki kurşun izleri, aile bireylerine ait şahsi eşyalar, elbiseler ve cinayetin hemen ardından çekilen tarihî fotoğraflar sergilenmektedir. Barbarlık Müzesi, Kıbrıs Türkü’nün 1974 Barış Harekâtı’na giden süreçte uğradığı baskı, kuşatma ve yok edilme tehdidinin sembolü olarak kültürel bellekteki yerini korumaktadır.
Kıbrıs Türk halkının maruz kaldığı baskı, asimilasyon ve katliam girişimlerine karşı sergilediği toplumsal direniş, edebî ve kültürel hafızada derin izler bırakarak nesiller boyu taşınmıştır. Yazılı tarihin yanı sıra, yaşanan somut gerçekliklerin aktarılmasında "sözlü tarih" çalışmalarının en önemli dinamiklerinden birini halk hafızası oluşturmaktadır. Bu mücadele tarihinin edebî taşıyıcılığında, toplumun ortak sesi ve habercisi kabul edilen âşıkların önemli bir işlevi bulunmaktadır. Kıbrıs davasının anavatandaki ve adadaki yansımaları incelendiğinde; Muhlis Akarsu, Aşık Haşimi Aslıhak, Neşet Ertaş, Aşık Mahzuni Şerif ve Şemsi Yastıman gibi onlarca ozanın imza attığı Kıbrıs konulu yiğitlemeler, ağıtlar ve destanlar plaklara okunarak toplumsal direnişin sesli hafızasını oluşturmuştur.【61】
Âşık tarzı şiirlerde, Kıbrıs'ta Türklere uygulanan baskı ve zulmün öncüleri olan Makarios, Grivas ve Sampson net ifadelerle lanetlenmektedir. Örneğin Aşık Avşaroğlu, yazdığı destanda bu aktörlerin dönemsel ihanetlerini ve adanın Türk kimliğini şu sözlerle ilan etmektedir:
"Altmış dörtte azan Makariyos'du
Altmış yedisinde Grivas azdı
Yetmiş dörtte Sampson kuyusun kazdı
Sesi gürdür Türk'ün vatanı Kıbrıs"【62】
Rumların vahşi saldırıları neticesinde masum Türk köylerinin yakılmasını ve sivillerin esir kamplarına toplanmasını Aşık Ali İzzet Özkan ağıtında dile getirmektedir:
"Hanım bacıları esir aldılar
Çok ceza ettiler kampa saldılar
Yavru bebekle bıçak çaldılar
Analar ağlaşır özler ağlaşır"【63】
Aynı şekilde adada din adamı maskesi altında yürütülen kırımlara tepki gösteren Aşık Veysel Şatıroğlu, Türk ordusunun caydırıcı gücünü ve adaletsizliğe olan isyanını şu mısralarla kaydetmiştir:
"Masum yavruların nedir günahı?
Bu hareket gücendirir Allahı
Türk ordusu kullanırsa silahı
Tedavisiz derdin dört olur gider
(...)
Sanki din adamı o alçak papaz
Buladır dünyayı parmağı durmaz"【64】
Toplumsal direnişin askerî ve teşkilatçı boyutu ele alındığında, başlangıçta gizli bir yapıda olması sebebiyle şiirlerde nadiren işlenen Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) kadroları, son dönem destanlarında açıkça selamlanmıştır. Teşkilatın kurucu liderleri ve kod isimleri, "Seyyah Ozan" tarafından yazılan "TMT Destanı" isimli eserde şu şekilde tarihe not düşülmüştür:
Raci' Nalbantoğlu, Mülayim Denktaş
Nazım Tanrısevdi bu üç gönüldaş
Sırdık Mukavemet Teşkilatıyla
Yardık Mukavemet Teşkilatıyla
(...)
Zulm ile inlerken bu yavru vatan
Ali Conan olup geldi Vuruşkan
Bozkurt' Albay Rıza derledi hemen
Mücahit vuruştu giyinip kefen【65】
Kıbrıs davasına ömrünü adayan iki önemli şahsiyet Dr. Fazıl Küçük ve Rauf Raif Denktaş, halk ozanlarının en büyük ilham kaynaklarındandır. Yozgatlı Aşık Türkmenoğlu adayı koruyan liderliği gemi kaptanlığına benzeterek, "Sensin Akdeniz'de yüzen bir gemi / Rauf Denktaş senin kaptanın Kıbrıs" derken, Sivaslı Aşık İsmeti ise adanın kurtuluşu için Denktaş'ın arkasında olduklarını şu sözlerle anlatır:
İsmetî'yim kalleşleri biliriz
Gecikmeyiz, rüzgâr gibi geliriz
O adanın tamamını alırız
Yanındayız, yanındayız Denktaş'ım【66】
Kıbrıs mücahitlerinin sığınaklarda ve cephelerde sergilediği insanüstü gayreti destanlaştıran Aşık Gözübenli, onların teslim olmayan sarsılmaz iradesini "Dayanmazdı demirle taş / Dayandı Türk Mücahitler / Şahlandı bizim yiğitler" mısralarıyla ölümsüzleştirmiştir.【67】 Mehmetçik ile mücahitlerin omuz omuza vererek kazandığı zaferi ve adaya 11 yıl sonra gelen özgürlüğü tasvir eden Aşık Erdemli ise toplumsal hafızanın coşkusunu şu şekilde noktalamıştır:
Beşparmak dağların aşıp dolanan
Girne, Lefkoşe'den Baf'a ulanan
Yıllarca su gibi kanla sulanan
Mehmet'in girdiği yollar hür oldu【68】
Kıbrıs Türk manilerinde Rum-Türk çatışmasının ve gerçekleştirilen katliamların izleri görülmektedir. Rum çetelerinin ve EOKA militanlarının sivil halka yönelik gerçekleştirdiği suikastlar ve kırım eylemleri, hafızalarda yer ettiği canlılığıyla şu dörtlüklerde tarihe not düşülmüştür:
Altmış dört, ondört Şubat
Sabahdı, beşdi saat
Mustafa, şehit oldu
Komutanda gabahat!【69】
1963 Kanlı Noel hadiseleriyle başlayan ve 1974 yılına kadar uzanan süreçte, Rumların Akritas Planı ve Enosis ideali doğrultusunda sivil yerleşim yerlerini hedef alarak gerçekleştirdiği topyekûn imha saldırıları da manilerin ana odak noktalarından biridir. Kasaba (Baf) baskınları ve bahçesinde masumca çalışan sivillerin kurşuna dizilmesi gibi trajik kesitler, toplumsal hafızanın öfke ve acı dolu süzgecinden geçerek anonim dizelere dökülmüştür:
Şubat ayı, Mart ayı
Farketmedik belâyı
Dokuz Mart altmış dörtte
Rum vurdu, Kasaba'yı【70】
Söz konusu maniler yalnızca sivil kurbanları değil, adadaki katliamların arkasındaki siyasi ve ideolojik sorumluları da doğrudan hedef alarak lanetlemektedir. Kıbrıs Cumhuriyeti döneminde Türklerin anayasal haklarını gasbeden ve terör eylemlerini perde arkasından yöneten Başpiskopos Makarios ile EOKA’nın kuruluşunda ve Türklerin katledilmesinde aktif roller üstlenen İçişleri Bakanı Yorgacis, manilerde adlarıyla zikredilen figürler arasındadır. Halk, uğradığı haksızlık karşısında bu aktörleri şu hiciv dolu dörtlüklerle hafızasına kaydetmiştir:
Türk Ordusu, Türk Ordusu
Gahreylesin Magariyos'u
Bizim için hep dovacı
Türk gadını Türk yavrısı【71】
Bahçalarda demedler
Çocug yerde emekler
Yorgacis'i sorarsan
Ovada domuz bekler.【72】
Rum çetelerinin pusularına karşı direnen ve sivil halkın can güvenliğini korumak adına Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) bünyesinde örgütlenen "mücahitler" de manilerde yer bulmuşlardır. Esir kamplarına toplanan kadınlar, kundaktaki bebeklere saplanan bıçaklar ve vurulan masum gençlerin acısıyla yoğrulan toplumsal bellek; direnişin, kararlılığın ve nihayet anavatanın müdahalesiyle gelen kurtuluşun destanını yine mani formunun o etkili ve kısa anlatımıyla gelecek kuşaklara miras bırakmıştır:
Hiç diynemez fermanı
Yok ecelin amanı
Pusu gurdu Urumlar
Öldürdüler Saydam'ı【73】
Ovalarda demetler
Yerde çocuk emekler
Ölürsa Rumlar ölsün
Neden ölsünner Türkler?【74】
Baytal, Yaşar. "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Kuruluşu, Türklerin Ada'daki Durumu ve Rum Tedhiş Faaliyetlerinin Sonuçları." Avrasya Uluslararası Araştırma Dergisi 11, sy. 35 (Haziran 2023): 950-974. Erişim Tarihi: 19.07.2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/avrasyad/article/1260816
Cankut, Ayhan. "Rumların Akritas Soykırım Planları ve Kıbrıs'ta Çözümsüzlüğün Başlangıcı." ASSAM Uluslararası Hakemli Dergi (ASSAM-UHAD) 8, sy. 19 (2021): 71-87. Erişim Tarihi: 19.07.2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/assam/article/962030
Durbilmez, Bayram. "Tarihi Gerçeklerin Âşık Edebiyatına Yansıması Bağlamında Türk Mukavemet Teşkilatı ve Kıbrıs Mücahitleri." Folklor/Edebiyat 19, sy. 76 (2013/4): 173-193. Erişim Tarihi: 19.07.2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/fe/article/274300
Durukoğlu, Salim ve Sevim Salik. "Türklerin Uğradığı İşkence, Sürgün, Katliam ve Soykırımlar Sözlüğü." İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, (y.t.y.): 1-22. Erişim Tarihi: 19.07.2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/akrajournal/article/328544
Epik, Alperen ve Çağrı Emin Demirbaş. "İnsani Müdahale, Koruma Sorumluluğu ve Kıbrıs Barış Harekâtı." İzmir Sosyal Bilimler Dergisi 6, sy. 2 (Aralık 2024): 56-74. Erişim Tarihi: 19.07.2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/izsbd/article/1563277
Göktürk, Turgay Bülent. "Kıbrıs'ta Rumların Gerçekleştirdiği 1974 Katliamları." Türk Dünyası Araştırmaları 116, sy. 228 (Mayıs-Haziran 2017): 159-170. Erişim Tarihi: 19.07.2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/tda/article/870912
Kedikli, Umut ve İmdat Hacıahmetoğlu. "Etnik Çatışma Bağlamında Kıbrıs'ta Türk - Rum İlişkileri." İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi 7, sy. 5 (Aralık 2018): 190-203. Erişim Tarihi: 19.07.2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/itobiad/article/468007
Keser, Ulvi. "Bloody Christmas of 1963 in Cyprus in the Light of American Documents / Amerikan Belgeleri Işığında Kıbrıs'ta 1963 Kanlı Noel'i." Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi 13, sy. 26 (Bahar 2013): 249-271. Erişim Tarihi: 19.07.2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/cttad/article/269300
Keser, Ulvi. "Kıbrıs'ta 21 Aralık 1963 Kanlı Noel'i ve Kızılay." Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi 11, sy. 24 (Bahar 2012): 255-304. Erişim Tarihi: 19.07.2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/cttad/article/266952
Onuş, Emin. "Kıbrıs Türk Varoluş Mücadelesi Konulu Eserlerde Kadın Kahramanlığı." Littera Turca Journal of Turkish Language and Literature 4, sy. 1 (Kış 2018): 206-228. Erişim Tarihi: 19.07.2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/littera/article/355519
TRT 2. "Cengiz Topel." Youtube. Erişim Tarihi: 19.07.2026. https://www.youtube.com/watch?v=veA91e_7EWs
TRT Haber. Kanlı Noel'in tanıkları o günleri anlattı. Youtube. Erişim Tarihi: 19.07.2026. https://www.youtube.com/watch?v=GRM-Z2Uqnyk
Topbaş, Zeynep. "Türkiye'nin Kıbrıs Politikası: Geçmişten Bugüne Dış Güvenlik ve Politika." Evliya Çelebi Siyasal Bilimler Dergisi 2, (2025): 16-23. Erişim Tarihi: 19.07.2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/ecsbd/article/1710890
Yiğit Yüksel, Dilek. "Kıbrıs'ta Yaşananlar ve Türk Mukavemet Teşkilatı (1957-1964)." Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi 34, sy. 2 (Güz 2018): 311-376. Erişim Tarihi: 19.07.2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/aamd/article/489683
Yücel, Oğuz. "1963-1974 Yılları Arasında Kıbrıs'ta Rumların Türklere Karşı Saldırıları Soykırım Olarak Değerlendirilebilir Mi?" Harp Tarihi Dergisi, sy. 4 (Aralık 2021): 103-130. Erişim Tarihi: 19.07.2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/htde/article/1149120
Çevik, Mehmet. "Toplumsal Bellek Bağlamında Kıbrıs Türk Manilerindeki İdeolojik-Politik Yansımalar." Motif Akademi Halkbilimi Dergisi 8, sy. 15 (Ocak-Haziran 2015): 91-117. Erişim Tarihi: 19.07.2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/mahder/article/301774
[1]
Oğuz Yücel, "1963-1974 Yılları Arasında Kıbrıs'ta Rumların Türklere Karşı Saldırıları Soykırım Olarak Değerlendirilebilir Mi?," Harp Tarihi Dergisi, sy. 4 (Aralık 2021): 105-120. Erişim Tarihi: https://dergipark.org.tr/tr/pub/htde/article/1149120
[2]
Emin Onuş, "Kıbrıs Türk Varoluş Mücadelesi Konulu Eserlerde Kadın Kahramanlığı," Littera Turca Journal of Turkish Language and Literature 4, sy. 1 (Kış 2018): 209. Erişim Tarihi: 19.07.2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/littera/article/355519
[3]
Zeynep Topbaş, "Türkiye'nin Kıbrıs Politikası: Geçmişten Bugüne Dış Güvenlik ve Politika," Evliya Çelebi Siyasal Bilimler Dergisi 2, (2025): 17-18. Erişim Tarihi: 19.07.2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/ecsbd/article/1710890
[4]
Turgay Bülent Göktürk, "Kıbrıs'ta Rumların Gerçekleştirdiği 1974 Katliamları," Türk Dünyası Araştırmaları 116, sy. 228 (Mayıs-Haziran 2017): 160. Erişim Tarihi: 19.07.2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/tda/article/870912
[5]
Dilek Yiğit Yüksel, "Kıbrıs'ta Yaşananlar ve Türk Mukavemet Teşkilatı (1957-1964)," Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi 34, sy. 2 (Güz 2018): 314. Erişim Tarihi: 19.07.2026. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/584432
[6]
Yiğit Yüksel, "Kıbrıs'ta Yaşananlar ve Türk Mukavemet Teşkilatı (1957-1964)," 314.
[7]
Onuş, "Kıbrıs Türk Varoluş Mücadelesi Konulu Eserlerde Kadın Kahramanlığı," 210.
[8]
Ayhan Cankut, "Rumların Akritas Soykırım Planları ve Kıbrıs'ta Çözümsüzlüğün Başlangıcı," ASSAM Uluslararası Hakemli Dergi (ASSAM-UHAD) 8, sy. 19 (2021): 71. Erişim Tarihi: 19.07.2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/assam/article/962030
[9]
Yaşar Baytal, "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Kuruluşu, Türklerin Ada'daki Durumu ve Rum Tedhiş Faaliyetlerinin Sonuçları," Avrasya Uluslararası Araştırma Dergisi 11, sy. 35 (Haziran 2023): 950. Erişim Tarihi: 19.07.2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/avrasyad/article/1260816
[10]
Cankut, "Rumların Akritas Soykırım Planları ve Kıbrıs'ta Çözümsüzlüğün Başlangıcı," 85.
[11]
Baytal, "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Kuruluşu, Türklerin Ada'daki Durumu ve Rum Tedhiş Faaliyetlerinin Sonuçları," 952.
[12]
Yiğit Yüksel, "Kıbrıs'ta Yaşananlar ve Türk Mukavemet Teşkilatı,"328-329.
[13]
Bayram Durbilmez. "Tarihi Gerçeklerin Âşık Edebiyatına Yansıması Bağlamında Türk Mukavemet Teşkilatı ve Kıbrıs Mücahitleri." Folklor/Edebiyat 19, sy. 76 (2013/4): 181-182. Erişim Tarihi: https://dergipark.org.tr/tr/pub/fe/article/274300
[14]
Yiğit Yüksel, "Kıbrıs'ta Yaşananlar ve Türk Mukavemet Teşkilatı," 330-331.
[15]
Durbilmez, "Türk Mukavemet Teşkilatı ve Kıbrıs Mücahitleri," 182.
[16]
Yiğit Yüksel, "Kıbrıs'ta Yaşananlar ve Türk Mukavemet Teşkilatı," 332, 336.
[17]
Yiğit Yüksel, "Kıbrıs'ta Yaşananlar ve Türk Mukavemet Teşkilatı," 340.
[18]
Yiğit Yüksel, "Kıbrıs'ta Yaşananlar ve Türk Mukavemet Teşkilatı," 345.
[19]
Yiğit Yüksel, "Kıbrıs'ta Yaşananlar ve Türk Mukavemet Teşkilatı," 344.
[20]
Yiğit Yüksel, "Kıbrıs'ta Yaşananlar ve Türk Mukavemet Teşkilatı,"365-366.
[21]
Cankut, "Rumların Akritas Soykırım Planları ve Kıbrıs'ta Çözümsüzlüğün Başlangıcı," 74.
[22]
Cankut, "Rumların Akritas Soykırım Planları ve Kıbrıs'ta Çözümsüzlüğün Başlangıcı," 74.
[23]
Cankut, "Rumların Akritas Soykırım Planları ve Kıbrıs'ta Çözümsüzlüğün Başlangıcı," 74.
[24]
Cankut, "Rumların Akritas Soykırım Planları ve Kıbrıs'ta Çözümsüzlüğün Başlangıcı," 75.
[25]
Ulvi Keser, "Kıbrıs'ta 21 Aralık 1963 Kanlı Noel'i ve Kızılay," Çağdaş Türkiye Tarihi Araştırmaları Dergisi (CTTAD) 12, sy. 24 (Bahar 2012): 257-258. Erişim Tarihi: 19.07.2026. https://dergipark.org.tr/tr/pub/cttad/article/266952
[26]
Keser, "Kıbrıs'ta 21 Aralık 1963 Kanlı Noel'i ve Kızılay," 258.
[27]
Keser, "Kıbrıs'ta 21 Aralık 1963 Kanlı Noel'i ve Kızılay," 259.
[28]
Göktürk, "Kıbrıs'ta Rumların Gerçekleştirdiği 1974 Katliamları," 161-162.
[29]
Salim Durukoğlu ve Sevim Salik, "Türklerin Uğradığı İşkence, Sürgün, Katliam ve Soykırımlar Sözlüğü," İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi (2017). Erişim Tarihi: https://dergipark.org.tr/tr/pub/akrajournal/article/328544
[30]
Keser, "Kıbrıs'ta 21 Aralık 1963 Kanlı Noel'i ve Kızılay," 258, 262.
[31]
Durukoğlu ve Salik, "Türklerin Uğradığı İşkence, Sürgün, Katliam ve Soykırımlar Sözlüğü," 6.
[32]
Göktürk, "Kıbrıs'ta Rumların Gerçekleştirdiği 1974 Katliamları," 161.
[33]
Keser, "Kıbrıs'ta 21 Aralık 1963 Kanlı Noel'i ve Kızılay," 255, 265, 270.
[34]
Keser, "Kıbrıs'ta 21 Aralık 1963 Kanlı Noel'i ve Kızılay," 255, 270.
[35]
Keser, "Kıbrıs'ta 21 Aralık 1963 Kanlı Noel'i ve Kızılay," 278-281, 301.
[36]
Keser, "Kıbrıs'ta 21 Aralık 1963 Kanlı Noel'i ve Kızılay," 260-261.
[37]
Cankut, "Rumların Akritas Soykırım Planları ve Kıbrıs'ta Çözümsüzlüğün Başlangıcı," 83.
[38]
Cankut, "Rumların Akritas Soykırım Planları ve Kıbrıs'ta Çözümsüzlüğün Başlangıcı," 83-84.
[39]
Yücel, "1963-1974 Yılları Arasında Kıbrıs'ta Rumların Türklere Karşı Saldırıları Soykırım Olarak Değerlendirilebilir Mi?," 114.
[40]
Yücel, "1963-1974 Yılları Arasında Kıbrıs'ta Rumların Türklere Karşı Saldırıları Soykırım Olarak Değerlendirilebilir Mi?," 115.
[41]
Yücel, "1963-1974 Yılları Arasında Kıbrıs'ta Rumların Türklere Karşı Saldırıları Soykırım Olarak Değerlendirilebilir Mi?," 114.
[42]
Yücel, "1963-1974 Yılları Arasında Kıbrıs'ta Rumların Türklere Karşı Saldırıları Soykırım Olarak Değerlendirilebilir Mi?," 115.
[43]
Göktürk, "Kıbrıs'ta Rumların Gerçekleştirdiği 1974 Katliamları," 161.
[44]
Göktürk, "Kıbrıs'ta Rumların Gerçekleştirdiği 1974 Katliamları," 161-162.
[45]
Göktürk, "Kıbrıs'ta Rumların Gerçekleştirdiği 1974 Katliamları," 163.
[46]
Yücel, "1963-1974 Yılları Arasında Kıbrıs'ta Rumların Türklere Karşı Saldırıları Soykırım Olarak Değerlendirilebilir Mi?," 117.
[47]
Göktürk, "Kıbrıs'ta Rumların Gerçekleştirdiği 1974 Katliamları," 163.
[48]
Yücel, "1963-1974 Yılları Arasında Kıbrıs'ta Rumların Türklere Karşı Saldırıları Soykırım Olarak Değerlendirilebilir Mi?," 119.
[49]
Göktürk, "Kıbrıs'ta Rumların Gerçekleştirdiği 1974 Katliamları," 163.
[50]
Göktürk, "Kıbrıs'ta Rumların Gerçekleştirdiği 1974 Katliamları," 163.
[51]
Yücel, "1963-1974 Yılları Arasında Kıbrıs'ta Rumların Türklere Karşı Saldırıları Soykırım Olarak Değerlendirilebilir Mi?," 118-119.
[52]
Göktürk, "Kıbrıs'ta Rumların Gerçekleştirdiği 1974 Katliamları," 166.
[53]
Yücel, "1963-1974 Yılları Arasında Kıbrıs'ta Rumların Türklere Karşı Saldırıları Soykırım Olarak Değerlendirilebilir Mi?," 117.
[54]
Göktürk, "Kıbrıs'ta Rumların Gerçekleştirdiği 1974 Katliamları," 164.
[55]
Yücel, "1963-1974 Yılları Arasında Kıbrıs'ta Rumların Türklere Karşı Saldırıları Soykırım Olarak Değerlendirilebilir Mi?," 118, 122.
[56]
Yücel, "1963-1974 Yılları Arasında Kıbrıs'ta Rumların Türklere Karşı Saldırıları Soykırım Olarak Değerlendirilebilir Mi?," 120.
[57]
Yücel, "1963-1974 Yılları Arasında Kıbrıs'ta Rumların Türklere Karşı Saldırıları Soykırım Olarak Değerlendirilebilir Mi?," 120.
[58]
Yücel, "1963-1974 Yılları Arasında Kıbrıs'ta Rumların Türklere Karşı Saldırıları Soykırım Olarak Değerlendirilebilir Mi?," 120-121.
[59]
Yücel, "1963-1974 Yılları Arasında Kıbrıs'ta Rumların Türklere Karşı Saldırıları Soykırım Olarak Değerlendirilebilir Mi?," 119-120, 122.
[60]
Yücel, "1963-1974 Yılları Arasında Kıbrıs'ta Rumların Türklere Karşı Saldırıları Soykırım Olarak Değerlendirilebilir Mi?," 116.
[61]
Durbilmez, "Tarihî Gerçeklerin Âşık Edebiyatına Yansıması Bağlamında Türk Mukavemet Teşkilatı ve Kıbrıs Mücahitleri," 175-176.
[62]
Durbilmez, "Tarihî Gerçeklerin Âşık Edebiyatına Yansıması Bağlamında Türk Mukavemet Teşkilatı ve Kıbrıs Mücahitleri," 177.
[63]
Durbilmez, "Tarihî Gerçeklerin Âşık Edebiyatına Yansıması Bağlamında Türk Mukavemet Teşkilatı ve Kıbrıs Mücahitleri," 178.
[64]
Durbilmez, "Tarihî Gerçeklerin Âşık Edebiyatına Yansıması Bağlamında Türk Mukavemet Teşkilatı ve Kıbrıs Mücahitleri," 179.
[65]
Durbilmez, "Tarihî Gerçeklerin Âşık Edebiyatına Yansıması Bağlamında Türk Mukavemet Teşkilatı ve Kıbrıs Mücahitleri," 183.
[66]
Durbilmez, "Tarihî Gerçeklerin Âşık Edebiyatına Yansıması Bağlamında Türk Mukavemet Teşkilatı ve Kıbrıs Mücahitleri," 185.
[67]
Durbilmez, "Tarihî Gerçeklerin Âşık Edebiyatına Yansıması Bağlamında Türk Mukavemet Teşkilatı ve Kıbrıs Mücahitleri," 185-186.
[68]
Durbilmez, "Tarihî Gerçeklerin Âşık Edebiyatına Yansıması Bağlamında Türk Mukavemet Teşkilatı ve Kıbrıs Mücahitleri," 188.
[69]
Mehmet Çevik, "Toplumsal Bellek Bağlamında Kıbrıs Türk Manilerindeki İdeolojik-Politik Yansımalar," Motif Akademi Halkbilimi Dergisi 8, sy. 15 (Ocak-Haziran 2015): 99. Erişim Tarihi: https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/288292
[70]
Çevik, "Toplumsal Bellek Bağlamında Kıbrıs Türk Manilerindeki İdeolojik-Politik Yansımalar," 99.
[71]
Çevik, "Toplumsal Bellek Bağlamında Kıbrıs Türk Manilerindeki İdeolojik-Politik Yansımalar," 101.
[72]
Çevik, "Toplumsal Bellek Bağlamında Kıbrıs Türk Manilerindeki İdeolojik-Politik Yansımalar," 101.
[73]
Çevik, "Toplumsal Bellek Bağlamında Kıbrıs Türk Manilerindeki İdeolojik-Politik Yansımalar," 101.
[74]
Çevik, "Toplumsal Bellek Bağlamında Kıbrıs Türk Manilerindeki İdeolojik-Politik Yansımalar," 102.

Yer | Kıbrıs Adası | ||||||||
|---|---|---|---|---|---|---|---|---|---|
Tarih | 1955 - 1974 | ||||||||
Taraflar | Kıbrıslı Türkler ve Rumlar | ||||||||
Katliamları Gerçekleştiren Taraf | Rumlar | ||||||||
Sorumlular | EOKA ve EOKA-B terör örgütleri Rum Millî Muhafız Ordusu (RMMO) unsurları Kıbrıs Rum Yönetimi (III. Makarios, Polikarpos Yorgacis, Nikos Sampson liderliğindeki askerî cunta) Yunan Alayı subayları ve milis güçler | ||||||||
Savunma Gücü | Türk Mukavemet Teşkilatı Türkiye Cumhuriyeti (Garantör Devlet / Türk Silahlı Kuvvetleri) | ||||||||
Yasal Durum | BM 1948 Soykırım Sözleşmesi ve Roma Statüsü çerçevesinde; "soykırım", "etnik temizlik", "savaş suçu" ve "insanlığa karşı işlenen suçlar" kapsamında | ||||||||
Sonuçları | Anayasal ortaklık devletinin (Kıbrıs Cumhuriyeti) fiilen sonlanması Kıbrıslı Türklerin adadaki 103 karma köyü terk etmek zorunda kalması ve ağır sosyoekonomik kuşatma altına girmesi Türkiye'nin Garanti Antlaşması uyarınca Kıbrıs Barış Harekâtı'nı gerçekleştirmesi Adanın kuzey ve güney olarak ikiye bölünmesi (Kıbrıs Türk Federe Devleti ve sonrasında KKTC'nin kuruluşu) | ||||||||
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Kıbrıs Katliamları" maddesi için tartışma başlatın
Tarihsel Arka Plan ve Etnik Ayrışmanın Kökenleri
Megali İdea, Enosis ve EOKA Terörünün Doğuşu
Türk Mukavemet Teşkilatı'nın (TMT) Kuruluşu
Kıbrıs Cumhuriyeti Ortaklığı ve Anayasal Kriz (1959-1963)
Sistematik İmha Doktrini: Akritas Planı
21 Aralık 1963: Kanlı Noel Katliamı
Kuşatma Altında Yaşam ve İnsani Seferberlik
Ağustos 1964: Erenköy Direnişi ve Cengiz Topel
1967 Geçitkale-Boğaziçi Katliamları ve Darbeye Giden Süreç
1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ve "İphestos Planı" Kapsamındaki Kitlesel Kırımlar
Uluslararası Ceza Hukuku, İnsani Müdahale ve Koruma Sorumluluğu
Toplumsal Direnişin Sosyal, Edebî ve Kültürel Hafızası
Katliamın Somut Kültürel Hafızası: Barbarlık Müzesi
Âşık Edebiyatında Kıbrıs Katliamları
Manilerde Kıbrıs Katliamları