
ORCID ID
0000-0002-4614-5657
Zengilerin devamı olan Eyyûbîler, adlarını kurucuları Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin babası Necmeddin Eyyûb b. Şâdî’den almıştır. Kökenleri Revvadi Kürtlerine dayanmaktadır. 1171 yılında Mısır’ı ele geçiren Selâhaddîn, Nûreddin Zengî’nin vefatının ardından 1175 yılında bağımsızlığını ilan etmiş, iç ve dış siyaseti iyi okuyarak 1182-1183 yıllarında seferler düzenlemiştir. Halep, Amid, Silvan ve Musul gibi kentleri ele geçirerek devletinin gücüne güç katan Selâhaddîn, Bizans ile yaptığı anlaşma sayesinde arkasını sağlama alarak Haçlılar üzerine yürümüştür. Selâhaddîn-i Eyyûbî, 1187 yılında Hıttin mevkiinde savaştığı Haçlıları bozguna uğratarak sırasıyla Kudüs Krallığına bağlı Taberiye, Akka, Navlu, Sayda ve Beyrut gibi birçok şehri ele geçirmiştir. Selâhaddîn’in Kudüs’ü kuşatma altına alması üzerine Haçlılar teslim olmuştur. 2 Ekim 1187’de Selâhaddîn Kudüs’e girmiş, Haçlı katliam ve vahşetinin tersine halka büyük bir hoşgörüyle yaklaşarak, şehirde taşkınlık yapılmasına izin vermemiştir. Haçlıların şehirden ayrılmasının ardından Müslüman esirler serbest bırakılmıştır. Kıyame Kilisesi’nin yönetimi şehirde kalan Ortodokslara teslim edilmiştir. Yahudilerin şehre yerleşmesine izin veren Selâhaddîn, saray olarak kullanılan Mescid-i Aksâ’yı yeniden cami haline getirmiş, Nûreddin Zengî’nin Halep’teki minberini buraya taşıtmıştır【1】. Haçlı kalıntılarından temizlenen Kudüs’ün etrafına hendekler kazılmış ve surları yeniden tamir edilmiştir. Surlar yeniden inşa edilirken Selâhaddîn’in bizzat kendisinin de taş taşıdığı rivayet edilmektedir. Selâhaddîn, ayrıca dinî tahkimat adına şehrin Müslüman nüfusunu arttırmaya; birçok vakıf, cami, medrese, hankah inşa ettirerek şehri mimari açıdan da İslamlaştırmaya çalımıştır (İbn Hallikân, 1972: 7/139-150; İbn Esir, 1987: 10/134-159; İbn Vasıl, 1960: 209-217; Ebȗ Şâme, 1997: 5/149-150, 332; Şeşen, 2012: 52-73).Selâhaddîn zamanında başlayan Kudüs’e İslami kimlik kazandırma faaliyetleri, sonraki sultanlar tarafından da devam ettirilmiştir. Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin oğlu El-Melik’ül-Efdal Ali, Mâlikîler için bir medrese, Selâhaddîn’in kardeşi Melikü’l-Âdil Seyfeddin abdest almak ve içme suyu için harem alanına çeşmeler inşa ettirmiştir. Melikü’Muazzam İsa yine harem bölgesinde birçok tamirat, tadilat ve su sarnıcı yapmış, ayrıca Kudüs’te Hanefiler için Muazzamiyye ve Arapça öğretilen Nahviye medreselerini açmıştır (Hillenbrand, 2015: 226-227; Yılmaz, 2018: 1-14).Genel olarak Eyyûbîler döneminde Kudüs’te birçok medrese, hankah, şifahane, cami gibi yapılar inşa edilmiştir. Salâhiyye【2】, Efdaliyye【3】, Muazzamiyye, Nahviyye, Meymûniyye, Nâsıriyye, Bedriye, Emcediyye, İzziye, Evhadiyye, Hâtuniye medreseleri【4】; Mi‘râc, Musa, Yusuf kubbeleri; Meğâribe Camisi, Gavanime Kapısı Minaresi ve Melikü’Muazzam İsa’nın yaptırdığı Su Sarnıcı bu dönemde inşa edilen önemli yapılar olarak sıralanabilir.Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin vefatından sonra kurduğu devlet, uzun ömürlü olmamış sürekli hakimiyet mücadeleleri yaşanmıştır. Özellikle kardeşler arasındaki kavgalar, siyasi istikrarsızlığı getirmiş ve bunun sonucunda Haçlılar, nispeten başarı elde etmişlerdir. Sultan el-Melikü’l-Kâmil, Harzemşahlar ve kardeşi el-Muazzam’ın tehditleri nedeniyle Haçlılardan Kudüs karşılığında yardım talebinde bulunmuştu. II. Friedrich ve el-Kamil arasında 1229 yılında imzalanan Yafa Anlaşmasıyla Kudüs, Beytülahm, Nâsıra ve bazı kaleler Haçlıların eline geçmiştir. Bu anlaşma Müslüman dünyasında tepkiyle karşılanmıştır. Anlaşmanın ardından Kudüs’e giren Friedrich, aforoz edildiği için dini törenlerden dışlanmıştır. Friedrich’in 1230’da Papa ile barışmasına rağmen temsilcisi Riccardo Filangieri, Doğu’da karışıklık çıkardığı için Haçlılar arasında iç savaş başlamış ve 1243’te Kudüs Krallığı bölünmüştür. 1244’te Mısırlıların desteğiyle Hârizmli Türkler Kudüs’ü ele geçirip Haçlılara ağır bir darbe indirmiş ve Kudüs yeniden Müslümanların eline geçmiştir (İbn Vasıl, 1960: 5/241-242; Runciman, 2019: 3/163; Kuşçu, 2018: 7/288-289; Demirkent, 1996: 540-541).Eyyûbîler dönemi, Kudüs’ün İslam tarihinde yeniden merkezî bir konum kazanmasında belirleyici bir safha olmuştur. Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin fethi ve takip eden İslamî imar faaliyetleri, Kudüs’ün yalnızca bir siyasi başkent değil, aynı zamanda dinî, ilmî ve kültürel bir merkez olarak yeniden doğmasını sağlamıştır. Bu yönüyle Eyyûbîler, Kudüs’e İslami kimliğini iade eden ve onu Haçlı tehdidine karşı bir direniş ve medeniyet sembolüne dönüştüren devlet olarak tarih sahnesinde iz bırakmıştır.Okuma ÖnerileriŞeşen, Ramazan (2022). Eyyûbîler. İstanbul: İsam Yayınları. Demirkent, Işın (1997). Haçlı Seferleri. İstanbul: Dünya Yayıncılık.
Zengilerin devamı olan Eyyûbîler, adlarını kurucuları Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin babası Necmeddin Eyyûb b. Şâdî’den almıştır. Kökenleri Revvadi Kürtlerine dayanmaktadır. 1171 yılında Mısır’ı ele geçiren Selâhaddîn, Nûreddin Zengî’nin vefatının ardından 1175 yılında bağımsızlığını ilan etmiş, iç ve dış siyaseti iyi okuyarak 1182-1183 yıllarında seferler düzenlemiştir. Halep, Amid, Silvan ve Musul gibi kentleri ele geçirerek devletinin gücüne güç katan Selâhaddîn, Bizans ile yaptığı anlaşma sayesinde arkasını sağlama alarak Haçlılar üzerine yürümüştür. Selâhaddîn-i Eyyûbî, 1187 yılında Hıttin mevkiinde savaştığı Haçlıları bozguna uğratarak sırasıyla Kudüs Krallığına bağlı Taberiye, Akka, Navlu, Sayda ve Beyrut gibi birçok şehri ele geçirmiştir. Selâhaddîn’in Kudüs’ü kuşatma altına alması üzerine Haçlılar teslim olmuştur. 2 Ekim 1187’de Selâhaddîn Kudüs’e girmiş, Haçlı katliam ve vahşetinin tersine halka büyük bir hoşgörüyle yaklaşarak, şehirde taşkınlık yapılmasına izin vermemiştir. Haçlıların şehirden ayrılmasının ardından Müslüman esirler serbest bırakılmıştır. Kıyame Kilisesi’nin yönetimi şehirde kalan Ortodokslara teslim edilmiştir. Yahudilerin şehre yerleşmesine izin veren Selâhaddîn, saray olarak kullanılan Mescid-i Aksâ’yı yeniden cami haline getirmiş, Nûreddin Zengî’nin Halep’teki minberini buraya taşıtmıştır【1】. Haçlı kalıntılarından temizlenen Kudüs’ün etrafına hendekler kazılmış ve surları yeniden tamir edilmiştir. Surlar yeniden inşa edilirken Selâhaddîn’in bizzat kendisinin de taş taşıdığı rivayet edilmektedir. Selâhaddîn, ayrıca dinî tahkimat adına şehrin Müslüman nüfusunu arttırmaya; birçok vakıf, cami, medrese, hankah inşa ettirerek şehri mimari açıdan da İslamlaştırmaya çalımıştır (İbn Hallikân, 1972: 7/139-150; İbn Esir, 1987: 10/134-159; İbn Vasıl, 1960: 209-217; Ebȗ Şâme, 1997: 5/149-150, 332; Şeşen, 2012: 52-73).
Selâhaddîn zamanında başlayan Kudüs’e İslami kimlik kazandırma faaliyetleri, sonraki sultanlar tarafından da devam ettirilmiştir. Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin oğlu El-Melik’ül-Efdal Ali, Mâlikîler için bir medrese, Selâhaddîn’in kardeşi Melikü’l-Âdil Seyfeddin abdest almak ve içme suyu için harem alanına çeşmeler inşa ettirmiştir. Melikü’Muazzam İsa yine harem bölgesinde birçok tamirat, tadilat ve su sarnıcı yapmış, ayrıca Kudüs’te Hanefiler için Muazzamiyye ve Arapça öğretilen Nahviye medreselerini açmıştır (Hillenbrand, 2015: 226-227; Yılmaz, 2018: 1-14).
Genel olarak Eyyûbîler döneminde Kudüs’te birçok medrese, hankah, şifahane, cami gibi yapılar inşa edilmiştir. Salâhiyye【2】, Efdaliyye【3】, Muazzamiyye, Nahviyye, Meymûniyye, Nâsıriyye, Bedriye, Emcediyye, İzziye, Evhadiyye, Hâtuniye medreseleri【4】; Mi‘râc, Musa, Yusuf kubbeleri; Meğâribe Camisi, Gavanime Kapısı Minaresi ve Melikü’Muazzam İsa’nın yaptırdığı Su Sarnıcı bu dönemde inşa edilen önemli yapılar olarak sıralanabilir.
Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin vefatından sonra kurduğu devlet, uzun ömürlü olmamış sürekli hakimiyet mücadeleleri yaşanmıştır. Özellikle kardeşler arasındaki kavgalar, siyasi istikrarsızlığı getirmiş ve bunun sonucunda Haçlılar, nispeten başarı elde etmişlerdir. Sultan el-Melikü’l-Kâmil, Harzemşahlar ve kardeşi el-Muazzam’ın tehditleri nedeniyle Haçlılardan Kudüs karşılığında yardım talebinde bulunmuştu. II. Friedrich ve el-Kamil arasında 1229 yılında imzalanan Yafa Anlaşmasıyla Kudüs, Beytülahm, Nâsıra ve bazı kaleler Haçlıların eline geçmiştir. Bu anlaşma Müslüman dünyasında tepkiyle karşılanmıştır. Anlaşmanın ardından Kudüs’e giren Friedrich, aforoz edildiği için dini törenlerden dışlanmıştır. Friedrich’in 1230’da Papa ile barışmasına rağmen temsilcisi Riccardo Filangieri, Doğu’da karışıklık çıkardığı için Haçlılar arasında iç savaş başlamış ve 1243’te Kudüs Krallığı bölünmüştür. 1244’te Mısırlıların desteğiyle Hârizmli Türkler Kudüs’ü ele geçirip Haçlılara ağır bir darbe indirmiş ve Kudüs yeniden Müslümanların eline geçmiştir (İbn Vasıl, 1960: 5/241-242; Runciman, 2019: 3/163; Kuşçu, 2018: 7/288-289; Demirkent, 1996: 540-541).
Eyyûbîler dönemi, Kudüs’ün İslam tarihinde yeniden merkezî bir konum kazanmasında belirleyici bir safha olmuştur. Selâhaddîn-i Eyyûbî’nin fethi ve takip eden İslamî imar faaliyetleri, Kudüs’ün yalnızca bir siyasi başkent değil, aynı zamanda dinî, ilmî ve kültürel bir merkez olarak yeniden doğmasını sağlamıştır. Bu yönüyle Eyyûbîler, Kudüs’e İslami kimliğini iade eden ve onu Haçlı tehdidine karşı bir direniş ve medeniyet sembolüne dönüştüren devlet olarak tarih sahnesinde iz bırakmıştır.
Şeşen, Ramazan (2022). Eyyûbîler. İstanbul: İsam Yayınları. Demirkent, Işın (1997). Haçlı Seferleri. İstanbul: Dünya Yayıncılık.
Demirkent, Işın (1996). “Haçlılar” Türkiye Diyanet İslam Ansiklopedisi, 14, 525-546. Ebȗ Şâme, Şihâbüddîn Abdurrahmân b. İsmail b. İbrahim el-Makdisî ed-Dımaşkî (1997). Kitâbü’r-Ravzateyn fî ahbâri’d-devleteyn en-Nȗriyye ve’s-Salâhiyye 5, thk.: İbrahim ez-Zeybak. Beyrut: Müessesetü’r-Risâle. Hillenbrand, C. (2015). Müslümanların Gözünden Haçlı Seferleri, çev.: Nurettin Elhüseyni. İstanbul: Alfa Yayınları. İbn Hallikân, Ebû’l-Abbas Şemsüddin Ahmed b. Muhammed b. Ebî Bekr (1972). Vefeyâtü’l-Ayan ve Enbau Ebnai’z-Zaman 7. Beyrut. İbn Vâsıl, Cemâlüddin Muhammed b. Sâlim (1960). Müferricü’l-Kürûb fi Ahbar-ı Benî Eyyûb 5. Kahire. İbn’ül Esir, Ebu’l Hasan İzzeddin Ali b. Ebi’l-Kerem Muhammed el-Cezeri (1987). el- Kâmil fi’t-Tarih 10, thk.: Ebu’l-Fida Abdullah Kadı. Beyrut: Daru’l-Kütübi’l- İlmiyye. Kuşçu, Ayşe Dudu (2018). “Eyyûbîler”. İslam Tarihi ve Medeniyeti Abbasiler Döneminde Kurulan Devletler 7. İstanbul: Siyer Yay. Runciman, Steven (2019). Haçlı Seferleri Tarihi. Ankara: TTK Yayınları. Şeşen, Ramazan (1995). “Eyyûbîler”, Türkiye Diyanet İslam Ansiklopedisi, 12, 20-31. Yılmaz, H. (2018). “Eyyûbî Dönemi Beytülmakdis Medreseleri: Kuruluş, İşleyiş ve Fonksiyon”. Journal of Islamicjerusalem Studies, 18 (2), 1-14.
[1]
Bkz. Yakılan Minber
[2]
Bkz. Selâhiyye Medresesi
[3]
Bkz. Efdaliyye Medresesi
[4]
Bkz. Kudüs Medreseleri
| apa | Uğurlu, M. (2026). Kudüs (Eyyubiler). H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 951-953) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Uğurlu, Muhammed. “Kudüs (Eyyubiler)”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 951-953. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Kudüs (Eyyûbîler)" maddesi için tartışma başlatın
Okuma Önerileri