Mülkiyet-1
Alıntıla
kure star outline
Avatar
Ana YazarRıdvan DEĞİRMENCİ13 Temmuz 2026 13:50

ORCID ID

0000-0002-8408-1033

Mülkiyet hakkı, insan hakları teorisinin en temel unsurlarından biridir. Mülkiyete yapılan hukuka aykırı müdahaleler, otoritenin meşruluğunu ortadan kaldırır. Hem ulusal hem de uluslararası mevzuat açısından bu tarz müdahaleler hukuka aykırı olarak nitelenir. Filistinlilerin en önemli sorunlarından biri İsrail tarafından mülkiyet haklarının çiğnenmesi ve mülklerine el konulmasıdır. Bu sorun siyonist Yahudilerin işgali sonrasında bölgede ikamet eden Filistililerin zorla yerinden edilmesi ile doğrudan ilişkilidir.Osmanlı döneminde Filistin toprakları tapu defterleri sistemi ile düzenlenmiş ve burada yer alan mülklere ilişkin tasarruflar merkezi devlet tarafından kayıt altına alınmıştır. Modern anlamda taşınmazların kayıt altına alınmasına 1870’li yıllarda başlanmış, Filistin’de yaşayan insanların mülkiyet hakkını tanıyan tapu senetleri hazırlanmış böylece Filistin bölgesinde özel mülkler güvence altına alınmıştır. Oysa İngiliz işgali ve İsrail’in kurulması sonrasında Filistin topraklarında özel mülke konu olan arazilerin büyük çoğunluğu, haksız müdahaleler neticesinde İsraillilere geçmiştir【1】 (Karaman, 1996).İsraillilerin bu topraklar üzerindeki tasarrufu ve mülklerin kullanımı hukuk açısından “mülkiyet hakkı” olarak nitelendirilemez. Bu eylemlerin hukuki karşılığı ancak “işgal ve/veya gasp” veya “mülksüzleştirme” olarak adlandırılabilir (Davis, 2015: 47). Zira mülkiyet hakkına yapılan haksız müdahalelerin önlenmesi kamu makamlarının öncelikli ödevlerindendir. Taşınmaz mülkiyeti ise daha sıkı koruma sistemine tabidir ve arazi mülkiyeti ile haklar tapu kayıtlarına göre belirlenir. Buna karşın Filistinlilerin mülkiyet hakkına yapılan haksız müdahaleler bir oldubittiye getirilmektedir. Filistin’in kuruluşundan itibaren uluslararası hukuk, insancıl hukuk ve diğer teamülleri hiçe sayan uygulamalarla İsrail, varlığını işgal ve mülksüzleştirme üzerinden sürdürmektedir. İsrail’in hem kamusal uygulamaları hem de ithal ettiği vatandaşlarının【2】 yaptığı gasplara göz yumması, Filistinlilerin mülkiyet haklarını korumak için İsrail iç hukukuna başvurmalarını anlamsız kılmaktadır【3】.İsrail’in işgal ettiği topraklarda mülkiyet hakkına yaptığı her türlü hukuksuz müdahale uluslararası krize dönüşmüştür. İsrail’in zor kullanarak Filistinlileri mülkiyet hakkından yoksun bırakması【4】, Filistinlilerin taşınır ve taşınmaz tüm mallarına el koyması ve bu girişimlerini meşrulaştırmak için kendi vatandaşlarını bu mallar üzerinde tasarrufta bulunmaları için yetkilendirmesi krizin sebeplerindendir. İsrail’in 1980 yılında çıkardığı kanunla işgal ettiği bölgelerde Filistinlilerin mülkiyet hakkını tanımayıp bu toprakları sahipsiz mallar ilan ederek kendi tasarrufuna geçirmesi【5】 krizi büyütmüştür (Sedda, 2020: 29 vd.).İsrail tüm bu haksız uygulamalara son vermediği gibi kendi olağan hukuk yollarında uluslararası hukuka uygun ve Filistinlilerin mülkiyetlerini koruyacak herhangi bir mekanizma da geliştirmemiştir. Diğer taraftan İsrail’in işgali ve tecavüzü sebebiyle ortaya çıkan zararların ödenmesine dair herhangi bir girişime de uluslararası bir kurum tarafından yanıt verilmemektedir.İsrail’in Filistin topraklarını haksız işgali, orada yaşayan insanların temel haklarını ihlal edebileceği anlamına gelmez. Nitekim savaş ve çatışma durumlarında devletlerin, sivillerin haklarına dair ödevlerini düzenleyen pek çok uluslararası sözleşme bulunmaktadır【6】. Örneğin 1907 tarihli Lahey Sözleşmesi ve 4 numaralı Cenevre Sözleşmesi’nin getirdiği en önemli yükümlülüklerin başında işgal edilen topraklarda kişilerin temel haklarını korumak gelmektedir. Mülkiyet hakkının zedelenmemesi, toprak rejiminin değişmemesi için işgal edilen bölgelere başka yerlerden insanların yerleştirilmemesi ilke olarak benimsenmiştir. Ancak İsrail işgal ettiği topraklarda hukuk tanımaz bir tavır sergilemenin yanı sıra, bu bölgelere ithal vatandaşlar/gaspçılar getirerek Filistinlilerin taşınır ve taşınmaz mülkiyetine haksız müdahalesini ısrarla sürdürmektedir.Okuma ÖnerileriArmaoğlu, Fahir (1988). Filistin Meselesi ve Arap-İsrail Savaşları. İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları. Pappe, Ilan (2007). Modern Filistin Tarihi. İstanbul: Phoenix Yayınları. Öke, Mim Kemal (2018). Siyonizm ve Filistin Sorunu. İstanbul: Timaş Yayınları.

Mülkiyet-1

Mülkiyet hakkı, insan hakları teorisinin en temel unsurlarından biridir. Mülkiyete yapılan hukuka aykırı müdahaleler, otoritenin meşruluğunu ortadan kaldırır. Hem ulusal hem de uluslararası mevzuat açısından bu tarz müdahaleler hukuka aykırı olarak nitelenir. Filistinlilerin en önemli sorunlarından biri İsrail tarafından mülkiyet haklarının çiğnenmesi ve mülklerine el konulmasıdır. Bu sorun siyonist Yahudilerin işgali sonrasında bölgede ikamet eden Filistililerin zorla yerinden edilmesi ile doğrudan ilişkilidir.


Osmanlı döneminde Filistin toprakları tapu defterleri sistemi ile düzenlenmiş ve burada yer alan mülklere ilişkin tasarruflar merkezi devlet tarafından kayıt altına alınmıştır. Modern anlamda taşınmazların kayıt altına alınmasına 1870’li yıllarda başlanmış, Filistin’de yaşayan insanların mülkiyet hakkını tanıyan tapu senetleri hazırlanmış böylece Filistin bölgesinde özel mülkler güvence altına alınmıştır. Oysa İngiliz işgali ve İsrail’in kurulması sonrasında Filistin topraklarında özel mülke konu olan arazilerin büyük çoğunluğu, haksız müdahaleler neticesinde İsraillilere geçmiştir【1】 (Karaman, 1996).


İsraillilerin bu topraklar üzerindeki tasarrufu ve mülklerin kullanımı hukuk açısından “mülkiyet hakkı” olarak nitelendirilemez. Bu eylemlerin hukuki karşılığı ancak “işgal ve/veya gasp” veya “mülksüzleştirme” olarak adlandırılabilir (Davis, 2015: 47). Zira mülkiyet hakkına yapılan haksız müdahalelerin önlenmesi kamu makamlarının öncelikli ödevlerindendir. Taşınmaz mülkiyeti ise daha sıkı koruma sistemine tabidir ve arazi mülkiyeti ile haklar tapu kayıtlarına göre belirlenir. Buna karşın Filistinlilerin mülkiyet hakkına yapılan haksız müdahaleler bir oldubittiye getirilmektedir. Filistin’in kuruluşundan itibaren uluslararası hukuk, insancıl hukuk ve diğer teamülleri hiçe sayan uygulamalarla İsrail, varlığını işgal ve mülksüzleştirme üzerinden sürdürmektedir. İsrail’in hem kamusal uygulamaları hem de ithal ettiği vatandaşlarının【2】 yaptığı gasplara göz yumması, Filistinlilerin mülkiyet haklarını korumak için İsrail iç hukukuna başvurmalarını anlamsız kılmaktadır【3】.


İsrail’in işgal ettiği topraklarda mülkiyet hakkına yaptığı her türlü hukuksuz müdahale uluslararası krize dönüşmüştür. İsrail’in zor kullanarak Filistinlileri mülkiyet hakkından yoksun bırakması【4】, Filistinlilerin taşınır ve taşınmaz tüm mallarına el koyması ve bu girişimlerini meşrulaştırmak için kendi vatandaşlarını bu mallar üzerinde tasarrufta bulunmaları için yetkilendirmesi krizin sebeplerindendir. İsrail’in 1980 yılında çıkardığı kanunla işgal ettiği bölgelerde Filistinlilerin mülkiyet hakkını tanımayıp bu toprakları sahipsiz mallar ilan ederek kendi tasarrufuna geçirmesi【5】 krizi büyütmüştür (Sedda, 2020: 29 vd.).


İsrail tüm bu haksız uygulamalara son vermediği gibi kendi olağan hukuk yollarında uluslararası hukuka uygun ve Filistinlilerin mülkiyetlerini koruyacak herhangi bir mekanizma da geliştirmemiştir. Diğer taraftan İsrail’in işgali ve tecavüzü sebebiyle ortaya çıkan zararların ödenmesine dair herhangi bir girişime de uluslararası bir kurum tarafından yanıt verilmemektedir.


İsrail’in Filistin topraklarını haksız işgali, orada yaşayan insanların temel haklarını ihlal edebileceği anlamına gelmez. Nitekim savaş ve çatışma durumlarında devletlerin, sivillerin haklarına dair ödevlerini düzenleyen pek çok uluslararası sözleşme bulunmaktadır【6】. Örneğin 1907 tarihli Lahey Sözleşmesi ve 4 numaralı Cenevre Sözleşmesi’nin getirdiği en önemli yükümlülüklerin başında işgal edilen topraklarda kişilerin temel haklarını korumak gelmektedir. Mülkiyet hakkının zedelenmemesi, toprak rejiminin değişmemesi için işgal edilen bölgelere başka yerlerden insanların yerleştirilmemesi ilke olarak benimsenmiştir. Ancak İsrail işgal ettiği topraklarda hukuk tanımaz bir tavır sergilemenin yanı sıra, bu bölgelere ithal vatandaşlar/gaspçılar getirerek Filistinlilerin taşınır ve taşınmaz mülkiyetine haksız müdahalesini ısrarla sürdürmektedir.

Okuma Önerileri

Armaoğlu, Fahir (1988). Filistin Meselesi ve Arap-İsrail Savaşları. İstanbul: Türkiye İş Bankası Yayınları. Pappe, Ilan (2007). Modern Filistin Tarihi. İstanbul: Phoenix Yayınları. Öke, Mim Kemal (2018). Siyonizm ve Filistin Sorunu. İstanbul: Timaş Yayınları.

Kaynakça

Davis, Rochelle A. (2015). Yerinden Edilenlerin Coğrafyaları: Filistin Köy Tarihleri. İstanbul: Koç Üniversitesi Yayınları.

Karaman, M. Lutfullah (1996). “Filistin”. TDV İslâm Ansiklopedisi, 13, 89-103. İstanbul: TDV Yayınları.

Sedda, Abdallatif (2020). Uluslararası Hukuka Göre Filistin’deki İsrail Yerleşimi [Doktora Tezi]. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Dipnotlar

  • [1]

    Bkz. Siyonist Gaspçı; İsraillemek

  • [2]

    Bkz. İthal Vatandaş

  • [3]

    İsrail’in Filistinlilere karşı ayrımcı tutumu için bkz. Apartheid Duvarı ; İzin Rejimi

  • [4]

    Bu konudaki örneklerden biri için bkz. Evlerin Yıkılması

  • [5]

    Bkz. Siyonist İşgal ve İsrail İşgalciliği

  • [6]

    Bkz. İşgal Hukuku

Atıf İçin

apaDeğirmenci, R. (2026). Mülkiyet. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 1160-1161) Anadolu Ajansı - AA Kitap.
isnadDeğirmenci, Rıdvan. “Mülkiyet”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 1160-1161. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026.

Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Mülkiyet-1" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle

İçindekiler

  • Okuma Önerileri

KÜRE'ye Sor