Mülksüzleştirme
Alıntıla
kure star outline
Avatar
Ana YazarYusuf USLU13 Temmuz 2026 13:50

ORCID ID

0000-0001-5120-284X

Mülksüzleştirme, grupların veya bireylerin sahip olduğu mülk, toprak veya kaynakların ellerinden alınması süreci olarak tanımlanmaktadır. Bu kavram hem fiziksel mülkün hem de ekonomik ve kültürel kaynakların kaybını içeren, sosyal adaletsizliklere ve ekonomik eşitsizliklere yol açan bir güç ilişkisi biçimini anlatır. Filistin halkı açısından mülksüzleştirme ise topraklarının işgali, yerinden edilme ve kaynak gasbı gibi uygulamalarla doğrudan ilişkilidir. İsrail’in işgal ve kolonizasyon politikaları, Filistinlilerin toprakları üzerindeki haklarını büyük ölçüde kısıtlamıştır. Özellikle İsrail’in kurulması ile mülksüzleştirme süreci sistematik hale gelmiş; çok sayıda Filistin yerleşimi zorla boşaltılmış【1】 ve bu topraklar İsrail’in ithal ettiği/edeceği vatandaşlarına【2】 verilmiştir (Khalidi, 1997: 17). İsrail’in zorla yerlerinden ettiği Filistinli sayısı beş-altı milyon arasındadır. Bu veriler Filistinlilerin dünyanın en büyük mülteci gruplarından biri olduğunu göstermektedir. 1948’de başlayan mültecileşme süreci Filistinlilerin “Nekbe” olarak isimlendirdikleri büyük felaketi ve sonu gelmeyen bir mülksüzleştirmeyi anlatır (Uluslararası Af Örgütü, 2018).Etnik temizlik ve terörizm üzerine bina edilmiş bir yapı olan İsrail, mülksüzleştirme politikalarını ancak baskı, çatışma ve savaş yoluyla sürdürebileceğinden kendi vatandaşı olan Filistinlilere【3】 dahi askeri bir baskı yönetimini uygulamaktan geri durmamaktadır (Shaoul, 2023: 19). Öyle ki, topraklarından ayrılmayarak İsrail vatandaşlığını kabul eden Filistinliler, kendi topraklarında “istenmeyen misafir” olarak görülmekte, “stratejik ve demografik tehdit” sayılmakta ve çeşitli olağanüstü hâl düzenlemeleriyle sıkı bir askeri yönetimin denetimi altında tutulmaktadırlar【4】. Askeri yönetim, Filistinlilerin hayatlarının tamamını kontrol etmek amacıyla değişik stratejiler izlemektedir【5】. Bunlar arasında nüfusu sürgün etme, güvenlik veya kamu yararı gerekçesiyle toprakları ve diğer mülkleri gasp etme, vakıflara el koyma, süresiz sokağa çıkma yasağı ilan etme gibi pek çok uygulama bulunmaktadır. Böylece İsrail tüm Filistinlileri sürekli olarak aşağılamaya, mülksüzleştirmeye ya da marjinalleştirmeye çalışmaktadır (Kor, 2024: 13).Yaşananları incelediğimizde, Filistin’deki temel sorunun mülkiyet meselesi olduğu görülmektedir. Hem Müslüman hem de Hristiyan Filistinliler, kendi topraklarından koparılarak mülksüzleştirilmiş ve bu süreçte kimliklerini kaybetmeye zorlanmışlardır. Siyonist hareket, Filistin’in İngiltere’nin manda yönetimi altına girmesiyle kendisine sunulan fırsatlara ve uluslararası güçlerin desteğine rağmen binlerce yıldır bu topraklarda yaşayan Filistinlilerin toprakla olan bağlarını tamamen koparamamıştır. Filistinliler, tüm zorluklara rağmen topraklarına ve mülklerine olan bağlılıklarını sürdürmektedir. Örneğin yıkılan evlerinin enkazına sahip çıkmaları, Filistinliliğin tipik bir göstergesidir. Zorla yurtlarından sürülen Filistinliler, maddi olarak mülklerinden uzaklaştırılsalar da manevi bağlarını korumaya çalışmaktadır. Yanlarına evlerinin anahtarlarını almaları, gittikleri yerlerde Filistin kültürünü yaşatmaları【6】 ve vatanlarına dair hikâyeleri nesilden nesile aktarmaları, bu çabanın göstergeleridir.Son döneme bakıldığında İsrail, hedefine tam olarak ulaşamamıştır. Bunun temel nedeni, Filistinlilerin topraklarına olan kararlı bağlılığıdır. Nitekim İsrail’in dünyadaki tüm Yahudileri Filistin’e yerleştirme planının bir parçası olan istila birimi projeleri, beklenen hızda ve ölçüde gerçekleşmemiştir. Başta Batı Şeria olmak üzere işgal edilen topraklarda Filistinliler, mülklerini korumak için İsrail’in baskıcı politikalarına karşı direnmektedir. Benzer şekilde Ekim 2023 sonrasında ABD, İngiltere ve Almanya gibi Batılı devletlerin desteğini alan İsrail, yıllardır abluka altında tuttuğu Gazze’yi neredeyse yerle bir etmiştir. Ancak Gazzelilerin yıkılan evlerinin enkazına bile sahip çıkan direnci, İsrail’in hedeflerine ulaşmasını engellemiştir.

Mülksüzleştirme

Mülksüzleştirme, grupların veya bireylerin sahip olduğu mülk, toprak veya kaynakların ellerinden alınması süreci olarak tanımlanmaktadır. Bu kavram hem fiziksel mülkün hem de ekonomik ve kültürel kaynakların kaybını içeren, sosyal adaletsizliklere ve ekonomik eşitsizliklere yol açan bir güç ilişkisi biçimini anlatır. Filistin halkı açısından mülksüzleştirme ise topraklarının işgali, yerinden edilme ve kaynak gasbı gibi uygulamalarla doğrudan ilişkilidir. İsrail’in işgal ve kolonizasyon politikaları, Filistinlilerin toprakları üzerindeki haklarını büyük ölçüde kısıtlamıştır. Özellikle İsrail’in kurulması ile mülksüzleştirme süreci sistematik hale gelmiş; çok sayıda Filistin yerleşimi zorla boşaltılmış【1】 ve bu topraklar İsrail’in ithal ettiği/edeceği vatandaşlarına【2】 verilmiştir (Khalidi, 1997: 17). İsrail’in zorla yerlerinden ettiği Filistinli sayısı beş-altı milyon arasındadır. Bu veriler Filistinlilerin dünyanın en büyük mülteci gruplarından biri olduğunu göstermektedir. 1948’de başlayan mültecileşme süreci Filistinlilerin “Nekbe” olarak isimlendirdikleri büyük felaketi ve sonu gelmeyen bir mülksüzleştirmeyi anlatır (Uluslararası Af Örgütü, 2018).


Etnik temizlik ve terörizm üzerine bina edilmiş bir yapı olan İsrail, mülksüzleştirme politikalarını ancak baskı, çatışma ve savaş yoluyla sürdürebileceğinden kendi vatandaşı olan Filistinlilere【3】 dahi askeri bir baskı yönetimini uygulamaktan geri durmamaktadır (Shaoul, 2023: 19). Öyle ki, topraklarından ayrılmayarak İsrail vatandaşlığını kabul eden Filistinliler, kendi topraklarında “istenmeyen misafir” olarak görülmekte, “stratejik ve demografik tehdit” sayılmakta ve çeşitli olağanüstü hâl düzenlemeleriyle sıkı bir askeri yönetimin denetimi altında tutulmaktadırlar【4】. Askeri yönetim, Filistinlilerin hayatlarının tamamını kontrol etmek amacıyla değişik stratejiler izlemektedir【5】. Bunlar arasında nüfusu sürgün etme, güvenlik veya kamu yararı gerekçesiyle toprakları ve diğer mülkleri gasp etme, vakıflara el koyma, süresiz sokağa çıkma yasağı ilan etme gibi pek çok uygulama bulunmaktadır. Böylece İsrail tüm Filistinlileri sürekli olarak aşağılamaya, mülksüzleştirmeye ya da marjinalleştirmeye çalışmaktadır (Kor, 2024: 13).


Yaşananları incelediğimizde, Filistin’deki temel sorunun mülkiyet meselesi olduğu görülmektedir. Hem Müslüman hem de Hristiyan Filistinliler, kendi topraklarından koparılarak mülksüzleştirilmiş ve bu süreçte kimliklerini kaybetmeye zorlanmışlardır. Siyonist hareket, Filistin’in İngiltere’nin manda yönetimi altına girmesiyle kendisine sunulan fırsatlara ve uluslararası güçlerin desteğine rağmen binlerce yıldır bu topraklarda yaşayan Filistinlilerin toprakla olan bağlarını tamamen koparamamıştır. Filistinliler, tüm zorluklara rağmen topraklarına ve mülklerine olan bağlılıklarını sürdürmektedir. Örneğin yıkılan evlerinin enkazına sahip çıkmaları, Filistinliliğin tipik bir göstergesidir. Zorla yurtlarından sürülen Filistinliler, maddi olarak mülklerinden uzaklaştırılsalar da manevi bağlarını korumaya çalışmaktadır. Yanlarına evlerinin anahtarlarını almaları, gittikleri yerlerde Filistin kültürünü yaşatmaları【6】 ve vatanlarına dair hikâyeleri nesilden nesile aktarmaları, bu çabanın göstergeleridir.


Son döneme bakıldığında İsrail, hedefine tam olarak ulaşamamıştır. Bunun temel nedeni, Filistinlilerin topraklarına olan kararlı bağlılığıdır. Nitekim İsrail’in dünyadaki tüm Yahudileri Filistin’e yerleştirme planının bir parçası olan istila birimi projeleri, beklenen hızda ve ölçüde gerçekleşmemiştir. Başta Batı Şeria olmak üzere işgal edilen topraklarda Filistinliler, mülklerini korumak için İsrail’in baskıcı politikalarına karşı direnmektedir. Benzer şekilde Ekim 2023 sonrasında ABD, İngiltere ve Almanya gibi Batılı devletlerin desteğini alan İsrail, yıllardır abluka altında tuttuğu Gazze’yi neredeyse yerle bir etmiştir. Ancak Gazzelilerin yıkılan evlerinin enkazına bile sahip çıkan direnci, İsrail’in hedeflerine ulaşmasını engellemiştir.

Kaynakça

Khalidi, Rashid (1997). Palestinian Identity: The Construction of Modern National Consciousness. Colombia: Columbia University Press.

Kor, Zahide Tuba (2024). “Siyonistlerin Filistin’i Nüfussuzlaştırma Politikası 1948’ten bu Yana Devam Ediyor”. AA. Erişim Tarihi: 15.08.2024,  https://www.aa.com.tr/tr/analiz/siyonistlerin-filistin-i-nufussuzlastirma-politikasi-1948ten-bu-yana-devam-ediyor/3278444#.

Shaoul, Jean (2023). “İsrail ve Filistinliler: Mülksüzleştirme ve Etnik Temizlik Üzerine Kurulu Bir Devlet (I. Bölüm)”. World Socialist Group. Erişim Tarihi: 15.08.2024, https://www.wsws.org/tr/articles/2023/10/26/xqze-o26.html.

Uluslararası Af Örgütü (2018). Filistin: 70 Yıllık Yurtsuzluk. Erişim Tarihi: 10.02.2025,  https://www.amnesty.org.tr/icerik/filistin-70-yillik-yurtsuzluk.

Dipnotlar

  • [1]

    bkz. Yerinden Etme

  • [2]

    Bkz. İthal Vatandaş

  • [3]

    Bkz. İsrail’in Filistinli Vatandaşları

  • [4]

    Ayrıca bkz. Demografik Hegemonya

  • [5]

    Bkz. Askeri Hukuk; Kuvvet Kullanma Yasağı

  • [6]

    Bkz. Kültürel Miras ; Kültürel Mirasın Korunmassı

Atıf İçin

apaUslu, Y. (2026). Mülksüzleştirme. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 1164-1166) Anadolu Ajansı - AA Kitap.
isnadUslu, Yusuf. “Mülksüzleştirme”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 1164-1166. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026.

Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.

Sen de Değerlendir!

0 Değerlendirme

Tartışmalar

Henüz Tartışma Girilmemiştir

"Mülksüzleştirme" maddesi için tartışma başlatın

Tartışmaları Görüntüle
KÜRE'ye Sor