
ORCID ID
0000-0003-2343-5683
Vakıf, İslam toplumunun tarihsel inşasında önemli rol oynamış temel kurumlardan biridir. Eğitim, sağlık, sosyal yardım ve ekonomik kalkınma gibi alanlarda kaynak sağlayarak yüzyıllar boyunca toplumsal refahın sürdürülebilirliğine katkıda bulunmuştur. Bu bağlamda Filistin, hem coğrafi hem de dini önemiyle, köklü İslami bir vakıf sistemine sahip özel bir bölge olarak öne çıkar (Salahat, 2011: 19-20).Filistin’de vakıf sisteminin ilk uygulamaları Hulefa-i Raşidin【1】 döneminde görülmüştür. Halife Ömer b. el-Hattâb’ın【2】 Kudüs’ün fethinden sonra burada bir araziyi vakfetmesi İslami vakıf anlayışının bölgedeki ilk örneklerinden biri olarak kabul edilir. İslam devletinin gelişimine paralel olarak, Emevî ve Abbâsî dönemlerinde vakıf faaliyetleri büyük bir ivme kazanmış; Kudüs ve el-Halîl şehirlerindeki Haremeyn’e hizmet amacıyla birçok arazi vakfedilmiştir. Eyyubîler döneminde Selâhaddîn-i Eyyûbî, Kudüs’ü Haçlılardan geri aldıktan sonra vakıf kurumlarını【3】, İslam kimliğini korumak ve güçlendirmek adına etkili bir araç olarak kullanmıştır. Memlükler döneminde eğitim【4】 ve dini hizmetlere yönelik vakıf yapılarında dikkate değer bir gelişme yaşanmış; bu durum toplumsal yapının yeniden inşasında vakfın merkezi rolünü pekiştirmiştir (el-Hatib, 2007: 19-22).Osmanlı Devleti’nin 1516 yılında Filistin topraklarına hâkim olmasından【5】 itibaren vakıf sistemi daha kurumsal bir hüviyet kazanmış, idari ve hukuki açıdan sistemli bir yapıya kavuşturulmuştur. Bu süreçte Filistin’deki vakıflar yalnızca dini hizmetleri değil, aynı zamanda şehirleşme, altyapı ve toplumsal dayanışma alanlarını da kapsayan geniş bir işlevselliğe ulaşmıştır (el-Ferânî, 2011: 14-17; Memiş, 2016: 67-75). Filistin’de Osmanlı döneminde kurulan vakıflar arasında en büyük ve en önemli olanı Haseki Sultan Vakfı’dır. Bu vakıf 1551-1552 yıllarında Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi Hürrem Sultan tarafından Kudüs’te tesis edilmiştir. Haseki Sultan Vakfı; cami, han, medrese ve imaretten oluşan kapsamlı bir külliyedir. Haseki Vakfı’nın kurulmasının ardından bölgede birçok başka vakıf da kurulmuş ve vakıf geleneği güçlenmiştir (Miqdad, 2021: 8).Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşüyle birlikte Filistin, Osmanlı yönetiminden İngiliz manda yönetimine geçmiştir. Bu dönemde (1917-1948), İngiliz manda idaresi altında vakıf mallarının yağmalanması, tahrip edilmesi ve el konulması yönünde çeşitli uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Mandater İngiliz yönetimi 1921 yılında Kudüs’te bir Vakıflar Dairesi kurarak vakıfları yeniden düzenleme girişiminde bulunmuş; bu çerçevede, mütevellilerin yetkilerini sınırlandıran çeşitli düzenlemeler yürürlüğe koymuştur. Bu dönemde, vakıf mallarının idaresi ve tasarruf yetkileri konusunda yoğun hukuki tartışmalar yaşanmış, özellikle siyonist hareketin ivme kazanmasıyla birlikte vakıf mülkiyetlerinin gasbedilmesine yönelik girişimler artmıştır. Bu durum vakıfların sadece dini ve sosyal bir kurum değil, aynı zamanda siyasi bir direniş alanı hâline gelmesine yol açmıştır (Suleiman, 2008: 108-111).1948 yılından bu yana İsrail’in kontrolünde bulunan birçok önemli vakıf alanı, tarihî ve dini açıdan büyük öneme sahiptir. Akka şehrindeki el-Mansûrî Rıbâtı Vakfı, Sultan el-Mansûr Kalavun tarafından savaş yaralılarına hizmet vermek amacıyla kurulmuş olup, 68 dönümlük bir araziye yayılmıştır. Kudüs’teki Selahaddin Eyyubî Vakfı 1096 dönümlük geniş bir alanı kapsamaktadır ve 1947 itibarıyla bu mülklerin yüzde 60’ı Yahudilerin kontrolüne geçmiştir. el-Halîl’de yer alan Ebû Medyen el-Ğavs Vakfı ise şehirdeki vakıf arazilerinin yüzde 38’ini oluşturmaktadır. Sebastia’da bulunan ve Hz. Yahya’nın kabrini de barındırdığı kabul edilen Ali b. Alîm Vakfı 28.400 dönüm büyüklüğündedir. Gazze’nin kuzey girişinde konumlanan Ebû Rukayye Vakfı da 130 dönümlük bir araziye sahiptir ve günümüzde tamamen Yahudi gasp yerleşimi altındadır. Bu vakıflar Filistin’in İslami mirası açısından yalnızca tarihsel değil, aynı zamanda siyasal anlamda da kritik öneme sahiptir (Salahat, 2011: 37-38).1948 yılında yaşanan Nekbe’nin ardından İsrail, Filistin topraklarının büyük bir bölümünü ve özellikle Hayfa, Yafa ve Ludd gibi şehirlerdeki vakıf mülklerini kontrolü altına almıştır. Bu süreçte birçok vakıf malı, “gaip malları” (Absentee Property) statüsüne sokularak kamulaştırılmış veya doğrudan gasp edilerek İsrail’e intikal ettirilmiştir【6】. Kudüs özelinde ise İslami vakıfların idaresi, Ürdün Vakıflar Bakanlığı’na bağlı Kudüs Vakıflar Dairesi tarafından sürdürüle gelmiştir. Ancak, İsrail makamlarının bu kuruma yönelik; mülklere el koyma【7】, hukuki kısıtlama getirme ve yüksek oranlı vergilendirme gibi çeşitli baskı ve müdahaleleri bu dönemde artarak devam etmiştir. Böylece vakıf müessesesi hem fiziki olarak daraltılmış hem de idari açıdan ciddi tehditlerle karşı karşıya kalmıştır (Abdulkerim & Altunkay, 2012: 267-268).Günümüzde Kudüs vakıf yönetimi dışında diğer Filistin topraklarında da vakıf yönetimi bölgesel ve siyasi farklılıklara göre çeşitlik gösterir. Batı Şeria’da vakıflardan, Filistin Ulusal Otoritesi’ne bağlı Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı sorumludur. Gazze Şeridi’nde ise, farklı bir idari yapılanma kapsamında, Hamas hükümetine bağlı ayrı bir Vakıflar İdaresi bulunmaktadır. Her iki bölgede de bazı vakıf gelirleri; eğitim kurumları, sağlık merkezleri ve cami hizmetlerinin finansmanında kullanılmaktadır. Ancak bu yapı, İsrail tarafından; mülklere el konulması, hukuki baskılar ve ağır vergi yükleri gibi çeşitli yollarla ciddi müdahalelere maruz kalmaktadır. Son yıllarda ise; üretken (gelir getirici) vakıfların yeniden ihyası, esirler için özel vakıflar oluşturulması ve eğitim odaklı vakıf projeleri gibi yeni girişimler dikkat çekmektedir (Miqdad, 2021: 55-60).Osmanlı dönemine bakıldığında Kudüs’te Hristiyan ve Yahudi vakıflarının da bulunduğu ve bunların Osmanlı şer’î kurumları içinde tanınmış, kadı sicillerine kaydedilmiş olduğu görülmektedir (Yıldız, 2019). Bu vakıflar; sinagoglar, Talmud okulları ve göçmen ya da yoksul cemaat üyeleri için yapılan misafirhaneler gibi dini ve sosyal hizmetler için kararlaştırılan gelir kaynaklarını içermektedir. Bu durum Müslümanların yönetiminde hoşgörünün vakıf kurumuna da sirayet ettiğini ve vakıfların dinler üstü ve kapsayıcı işlevine karışılmadığını göstermektedir (bkz. Memiş, 2016: 161-178).Filistin vakıfları yalnızca dinî hizmet sunan kurumlar olmayıp, aynı zamanda köklü bir medeniyetin taşıyıcısı ve süreklilik arz eden bir onurlu direniş bilincinin ifadesidir. Vakıf kurumu tarih boyunca; toprağın korunması, eğitimin desteklenmesi ve mülkiyetin gasbına karşı direnç gösterilmesi gibi stratejik işlevler üstlenmiştir. Bu bağlamda; vakıf sisteminin belgelenmesi, araştırılması ve yeniden canlandırılması bugün hem millî hem de kültürel bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.Okuma ÖnerileriArıkan, Zeki (1983). “Osmanlı Yönetiminde Filistin”. Tarih İncelemeleri Dergisi, 1 (1), 231-234.Özdinç, Ahmet (2024). “Osmanlı Dönemi Filistin’de Sağlığa Bakış”. Anadolu Kliniği Tıp Bilimleri Dergisi, 29 (Gazze Özel Sayısı), 1-10.Youssef, Mohammad Ahmed (2010). El-Vakf el-İslami fi Filistin min Avahir el-Ahd el-Osmani hatta Yawmina Haza: el-Cüz’ el-Evvel ve el-Thani, Birinci ve İkinci Kısım, Kudüs: Mirasın Canlandırılması ve İslami Araştırmalar Vakfı.
Vakıf, İslam toplumunun tarihsel inşasında önemli rol oynamış temel kurumlardan biridir. Eğitim, sağlık, sosyal yardım ve ekonomik kalkınma gibi alanlarda kaynak sağlayarak yüzyıllar boyunca toplumsal refahın sürdürülebilirliğine katkıda bulunmuştur. Bu bağlamda Filistin, hem coğrafi hem de dini önemiyle, köklü İslami bir vakıf sistemine sahip özel bir bölge olarak öne çıkar (Salahat, 2011: 19-20).
Filistin’de vakıf sisteminin ilk uygulamaları Hulefa-i Raşidin【1】 döneminde görülmüştür. Halife Ömer b. el-Hattâb’ın【2】 Kudüs’ün fethinden sonra burada bir araziyi vakfetmesi İslami vakıf anlayışının bölgedeki ilk örneklerinden biri olarak kabul edilir. İslam devletinin gelişimine paralel olarak, Emevî ve Abbâsî dönemlerinde vakıf faaliyetleri büyük bir ivme kazanmış; Kudüs ve el-Halîl şehirlerindeki Haremeyn’e hizmet amacıyla birçok arazi vakfedilmiştir. Eyyubîler döneminde Selâhaddîn-i Eyyûbî, Kudüs’ü Haçlılardan geri aldıktan sonra vakıf kurumlarını【3】, İslam kimliğini korumak ve güçlendirmek adına etkili bir araç olarak kullanmıştır. Memlükler döneminde eğitim【4】 ve dini hizmetlere yönelik vakıf yapılarında dikkate değer bir gelişme yaşanmış; bu durum toplumsal yapının yeniden inşasında vakfın merkezi rolünü pekiştirmiştir (el-Hatib, 2007: 19-22).
Osmanlı Devleti’nin 1516 yılında Filistin topraklarına hâkim olmasından【5】 itibaren vakıf sistemi daha kurumsal bir hüviyet kazanmış, idari ve hukuki açıdan sistemli bir yapıya kavuşturulmuştur. Bu süreçte Filistin’deki vakıflar yalnızca dini hizmetleri değil, aynı zamanda şehirleşme, altyapı ve toplumsal dayanışma alanlarını da kapsayan geniş bir işlevselliğe ulaşmıştır (el-Ferânî, 2011: 14-17; Memiş, 2016: 67-75). Filistin’de Osmanlı döneminde kurulan vakıflar arasında en büyük ve en önemli olanı Haseki Sultan Vakfı’dır. Bu vakıf 1551-1552 yıllarında Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi Hürrem Sultan tarafından Kudüs’te tesis edilmiştir. Haseki Sultan Vakfı; cami, han, medrese ve imaretten oluşan kapsamlı bir külliyedir. Haseki Vakfı’nın kurulmasının ardından bölgede birçok başka vakıf da kurulmuş ve vakıf geleneği güçlenmiştir (Miqdad, 2021: 8).
Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşüyle birlikte Filistin, Osmanlı yönetiminden İngiliz manda yönetimine geçmiştir. Bu dönemde (1917-1948), İngiliz manda idaresi altında vakıf mallarının yağmalanması, tahrip edilmesi ve el konulması yönünde çeşitli uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Mandater İngiliz yönetimi 1921 yılında Kudüs’te bir Vakıflar Dairesi kurarak vakıfları yeniden düzenleme girişiminde bulunmuş; bu çerçevede, mütevellilerin yetkilerini sınırlandıran çeşitli düzenlemeler yürürlüğe koymuştur. Bu dönemde, vakıf mallarının idaresi ve tasarruf yetkileri konusunda yoğun hukuki tartışmalar yaşanmış, özellikle siyonist hareketin ivme kazanmasıyla birlikte vakıf mülkiyetlerinin gasbedilmesine yönelik girişimler artmıştır. Bu durum vakıfların sadece dini ve sosyal bir kurum değil, aynı zamanda siyasi bir direniş alanı hâline gelmesine yol açmıştır (Suleiman, 2008: 108-111).
1948 yılından bu yana İsrail’in kontrolünde bulunan birçok önemli vakıf alanı, tarihî ve dini açıdan büyük öneme sahiptir. Akka şehrindeki el-Mansûrî Rıbâtı Vakfı, Sultan el-Mansûr Kalavun tarafından savaş yaralılarına hizmet vermek amacıyla kurulmuş olup, 68 dönümlük bir araziye yayılmıştır. Kudüs’teki Selahaddin Eyyubî Vakfı 1096 dönümlük geniş bir alanı kapsamaktadır ve 1947 itibarıyla bu mülklerin yüzde 60’ı Yahudilerin kontrolüne geçmiştir. el-Halîl’de yer alan Ebû Medyen el-Ğavs Vakfı ise şehirdeki vakıf arazilerinin yüzde 38’ini oluşturmaktadır. Sebastia’da bulunan ve Hz. Yahya’nın kabrini de barındırdığı kabul edilen Ali b. Alîm Vakfı 28.400 dönüm büyüklüğündedir. Gazze’nin kuzey girişinde konumlanan Ebû Rukayye Vakfı da 130 dönümlük bir araziye sahiptir ve günümüzde tamamen Yahudi gasp yerleşimi altındadır. Bu vakıflar Filistin’in İslami mirası açısından yalnızca tarihsel değil, aynı zamanda siyasal anlamda da kritik öneme sahiptir (Salahat, 2011: 37-38).
1948 yılında yaşanan Nekbe’nin ardından İsrail, Filistin topraklarının büyük bir bölümünü ve özellikle Hayfa, Yafa ve Ludd gibi şehirlerdeki vakıf mülklerini kontrolü altına almıştır. Bu süreçte birçok vakıf malı, “gaip malları” (Absentee Property) statüsüne sokularak kamulaştırılmış veya doğrudan gasp edilerek İsrail’e intikal ettirilmiştir【6】. Kudüs özelinde ise İslami vakıfların idaresi, Ürdün Vakıflar Bakanlığı’na bağlı Kudüs Vakıflar Dairesi tarafından sürdürüle gelmiştir. Ancak, İsrail makamlarının bu kuruma yönelik; mülklere el koyma【7】, hukuki kısıtlama getirme ve yüksek oranlı vergilendirme gibi çeşitli baskı ve müdahaleleri bu dönemde artarak devam etmiştir. Böylece vakıf müessesesi hem fiziki olarak daraltılmış hem de idari açıdan ciddi tehditlerle karşı karşıya kalmıştır (Abdulkerim & Altunkay, 2012: 267-268).
Günümüzde Kudüs vakıf yönetimi dışında diğer Filistin topraklarında da vakıf yönetimi bölgesel ve siyasi farklılıklara göre çeşitlik gösterir. Batı Şeria’da vakıflardan, Filistin Ulusal Otoritesi’ne bağlı Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı sorumludur. Gazze Şeridi’nde ise, farklı bir idari yapılanma kapsamında, Hamas hükümetine bağlı ayrı bir Vakıflar İdaresi bulunmaktadır. Her iki bölgede de bazı vakıf gelirleri; eğitim kurumları, sağlık merkezleri ve cami hizmetlerinin finansmanında kullanılmaktadır. Ancak bu yapı, İsrail tarafından; mülklere el konulması, hukuki baskılar ve ağır vergi yükleri gibi çeşitli yollarla ciddi müdahalelere maruz kalmaktadır. Son yıllarda ise; üretken (gelir getirici) vakıfların yeniden ihyası, esirler için özel vakıflar oluşturulması ve eğitim odaklı vakıf projeleri gibi yeni girişimler dikkat çekmektedir (Miqdad, 2021: 55-60).
Osmanlı dönemine bakıldığında Kudüs’te Hristiyan ve Yahudi vakıflarının da bulunduğu ve bunların Osmanlı şer’î kurumları içinde tanınmış, kadı sicillerine kaydedilmiş olduğu görülmektedir (Yıldız, 2019). Bu vakıflar; sinagoglar, Talmud okulları ve göçmen ya da yoksul cemaat üyeleri için yapılan misafirhaneler gibi dini ve sosyal hizmetler için kararlaştırılan gelir kaynaklarını içermektedir. Bu durum Müslümanların yönetiminde hoşgörünün vakıf kurumuna da sirayet ettiğini ve vakıfların dinler üstü ve kapsayıcı işlevine karışılmadığını göstermektedir (bkz. Memiş, 2016: 161-178).
Filistin vakıfları yalnızca dinî hizmet sunan kurumlar olmayıp, aynı zamanda köklü bir medeniyetin taşıyıcısı ve süreklilik arz eden bir onurlu direniş bilincinin ifadesidir. Vakıf kurumu tarih boyunca; toprağın korunması, eğitimin desteklenmesi ve mülkiyetin gasbına karşı direnç gösterilmesi gibi stratejik işlevler üstlenmiştir. Bu bağlamda; vakıf sisteminin belgelenmesi, araştırılması ve yeniden canlandırılması bugün hem millî hem de kültürel bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.
Arıkan, Zeki (1983). “Osmanlı Yönetiminde Filistin”. Tarih İncelemeleri Dergisi, 1 (1), 231-234.
Özdinç, Ahmet (2024). “Osmanlı Dönemi Filistin’de Sağlığa Bakış”. Anadolu Kliniği Tıp Bilimleri Dergisi, 29 (Gazze Özel Sayısı), 1-10.
Youssef, Mohammad Ahmed (2010). El-Vakf el-İslami fi Filistin min Avahir el-Ahd el-Osmani hatta Yawmina Haza: el-Cüz’ el-Evvel ve el-Thani, Birinci ve İkinci Kısım, Kudüs: Mirasın Canlandırılması ve İslami Araştırmalar Vakfı.
Abdulkerim, İbrahim & Altunkaya, Mustafa (2012). “1948’den Günümüze Filistin İslami Vakıfları ve İsrail Politikası”. Vakıflar Dergisi, 256-276. el-Ferani, Abdulhamid (2011). “Tarihü’l-evkâf el-İslâmiyye fi Filistin”. Dâiretü’l-Maârif el-Filestîniyye. Erişim Tarihi: 28.06.2025, https://ency.najah.edu/node/135.
Memiş, Şerife (2016). Osmanlı Taşra Toplumu ve Vakıf Kurumu: Kudüs [Doktora Tezi]. Ankara: Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Miqdad, Abdallah M. M. (2021). Türk Vakıflar Hukuku ve Filistin Vakıflar Hukuku Bağlamında Filistin’deki Vakıfların Mevcut Hukuki Durumuna İlişkin Mukayeseli Bir Bakış [Yüksek Lisans Tezi]. İstanbul: İbn Haldun Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü.
Salahat, Sami (2011). el-Evkāf el-İslāmiyye fī Filistīn ve devruhā fī muvâcehet el-ihtilāl el-İsrāīlī. Beyrut: Zeytune Araştırma ve Stratejik Danışmanlık Merkezi.
Suleiman, Haytham Farid Ahmed (2008). Islamic Waqf of Acre District (1922–1948) [Yüksek Lisans Tezi]. Nablus: An-Najah National University Department of History.
Yıldız, Kenan (2019). “Aykırı Vakıflar: Osmanlıda Fukarayı Müslimini de Gözeten Gayrimüslim Vakıfları”. Osmanlı Araştırmaları, 54 (54), 141-198.
el-hatib, Mohammed (2007). el-Evkâfü’l-İslâmiyye fî Filastîn hilâl el-Asr el-Memlûkî (648-923, 1250-1517) [Yüksek Lisans Tezi]. Camiatu’l Yermuk, Kulliyetu”l Adab.
[1]
Ayrıca bkz. Kudüs (Dört Halife Dönemi)
[2]
Bkz. Emanname; Hz. Ömer
[3]
Ayrıca bkz. Selahiyye Medresesi
[4]
Ayrıca bkz. Efdaliyye Medresesi; İs’ardiyye Medresesi; Kudüs Medresesi; Tenkiziyye Medresesi
[5]
Ayrıca bkz. Kudüs’ün Fetihleri; Yavuz Sultan Selim Fermanı
[6]
Ayrıca bkz. Evlerin Yıkımı; Irksal Kapitalizm; Toprak Satma
[7]
Ayrıca bkz. Gaspçı Sömürgecilik; Mülkiyet-1; Mülkiyet-2; Mülksüzleştirme; Siyonist Gaspçı
| apa | Aydemir, A. (2026). Vakıflar. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 1558-1561) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Aydemir, Ayşegül. “Vakıflar”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 1558-1561. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Vakıflar" maddesi için tartışma başlatın
Okuma Önerileri