
ORCID ID
0000-0002-3953-6721
Dijital eylemcilik, herhangi bir aktivizm ve siyasi katılım türünün dijital araçlar kullanılarak gerçekleştirilen biçimi olarak tanımlanabilir (Tesson, 2023). Geleneksel aktivizme göre kullandığı araçların niteliği sayesinde daha çok sayıda insana ulaşmayı, insanlar arasındaki iletişimi sürekli kılmayı ve böylece güçlü bir dayanışma ağı oluşturmayı amaçlar (Kelsch, 2022: 30).Dünya çapında internet kullanımının artmasıyla özellikle 90’lı yıllardan itibaren uzak mesafelerde bulunan insanların birbirleriyle olan bağlantısı da arttı. Aynı dönemde sosyal medya; aktivistler, hükümet dışı organizasyonlar, telekomünikasyon şirketleri, yazılım üreticileri ve devletler için önemli bir faktör haline geldi. Komünikasyon alanının büyümesiyle çeşitlenen sosyal medya ağları, topluma ifade alanı ve kolektif eylem yeteneği sunarak politik bir alana dönüştü (Shirky, 2011: 28). Genç nesiller de kamusal söyleme katılarak siyasal alanı biçimlendirme imkânı buldular ve bu ortamların sunduğu yorum, görüş ve görsel içerik yayınlama imkânlarıyla yalnızca tüketici değil aynı zamanda ifade sürecinin bizzat üreticileri haline geldiler (Monshipouri & Prompichai, 2018: 39).Yapay Zekâ ve internet kültürü alanlarında çalışmalarını sürdüren sosyal medya kuramcısı Clay Shirky, “sosyal medyanın politik gücü” olarak ifade ettiği teoriyle ülkelerinde değişiklik oluşturmak isteyen aktivistlerin durumunu, Luther’in Katolik Kilisesi’ni protesto etmek için yeni, pratik matbaayı benimsemesine benzetmektedir (Shirky, 2011: 30). Maliyet, erişilebilirlik ve geniş alanlara ulaşılabilirlik avantajları sayesinde insanlar düşüncelerini ifade etme, dayanışma sağlama, mevcut düzene dair itirazlarını bildirme gibi amaçlarla dijital araçlarla oluşturulan platformları kullanmaktadırlar.İnsan hakları ihlallerinin belgelenmesi ve duyurulmasını da mümkün kılan dijital platformlar, sorumlulara hesap verebilirlik alanı açmakta ve aktivistlere de kapasitelerini artırıcı bir mecra sunmaktadır. Dijital platformlarda yürütülen aktivizm ile büyük coğrafi alanlarda toplumsal hareketlerin organize edilmesi, bireylerin harekete geçirilmesi, bilginin hızlı biçimde dağıtılması mümkün olmuş, siyasi aktivizm ve sivil katılımın anlamı dönüşmüştür (Yousef & Mokadi, 2024: 47). Sosyal medya araçları, yöneticilerin halka karşı sorumlu tutulabilmesini de mümkün kılmıştır. Ancak aynı araçların otoriter devletlerin elinde sansür, gözetleme ve engelleme aracı haline dönüşmesinin örneklerine de rastlanmaktadır (Monshipouri & Prompichai, 2018: 40). Politik aktörler ve dijital platform sahipleri gerçekleştirdikleri stratejik ortaklıklarla devlet destekli şiddet, insan hakları ihlalleri ve sivillere yönelik savaş suçlarının kanıtlarını ortadan kaldırmak amacıyla sansür uygulayabilmektedirler. Ekim 2023 itibariyle artan Filistin taraftarı içeriklerin sansürlenmesi nedeniyle Facebook, yine onun sahibi olduğu Instagram ve diğer sosyal medya platformları, aktivistlerin eleştirilerinin hedefi olmuştur. Sosyal medyada yer alan şiddet ve katliama dair kanıtların kaldırılması/yok edilmesi çoğu zaman yanlış anlatıları desteklemekte, insan hakları ihlallerinin de toplu inkârına sebep olabilmektedir (Lewis, 2021).Dünya çapındaki aktivistler, Filistinlilerin ulusal kimliklerini koruma ve kendi kaderini tayin hakkını destekleyerek sosyal medya platformlarında verdikleri mücadeleler ile yerleşimci sömürgeciliği ve işgal karşısında direnişin yeni bir biçimini ortaya koymaktadırlar (Yousef & Mokadi, 2024: 46). Bu yeni direniş biçimi, devlet terörünü sansür yoluyla örtmeye çalışan İsrail’e karşı teknolojinin sunduğu fırsatların insan hakları lehine kullanımını içermektedir. Farklı ülkelerden dijital mecralarda organize olan duyarlı insanlar, çeşitli mücadele yöntemleri geliştirmektedirler. “Blockout 2024” hareketi de bu platformların algoritmalarının zayıf yönlerinin tespit edilmesiyle ortaya çıkan mücadele örneklerinden biridir.Sosyal medya platformları yoluyla yürütülen, ünlü insanları ve influencerları engelleme kampanyası olarak tanımlanabilen Blockout 2024, “Dijital Giyotin” olarak da adlandırılmaktadır (Öztürk, 2024). Blockout 2024 hareketinde katılımcılar, yüksek takipçi sayısına sahip ünlülerin platformlarını insani krizleri dile getirmek için kullanmadıklarından dolayı hedef aldılar (Paton, 2024). Hedef alınan ünlüler, sosyal medya kullanıcıları tarafından “ünlülüğü hak etmeyen kişiler” olarak değerlendirildi ve bir nevi boykot listesi oluşturuldu. Blockout hareketi böylece, ünlülerin dijital platformlardaki takipçileri yoluyla elde ettikleri güçlerini, yine dijital platformlar yoluyla ellerinden alma girişimine dönüştü. Bu eylem tarzını benimseyen aktivistler #blockout, #blockout2024, #celebrityblockout gibi hashtagler kullanarak; ünlülerin güçlerini takipçi sayılarına borçlu olduklarını, buna rağmen Ekim 2023’ten itibaren İsrail’in Filistin’de uyguladığı soykırıma dikkat çekmek için ellerindeki gücü kullanmadıklarını, insan hakları ihlalleri karşısında sessiz kaldıklarını vurgulayan paylaşımlar yaptılar (Hajela, 2024).Blockout aktivistleri, boykot listelerinde yer alan ünlülerin hesapları için kullanıcıların eş zamanlı olarak ”engelle” komutunu kullanmasını istemekte, böylece algoritma, çok sayıda kullanıcının ”engelle” komutuyla beraber hedef hesabı riskli olarak algılamaya başlamaktadır. Algoritmanın riskli algıladığı hesaplara erişim kısıtlanmakta ve dolayısıyla hesap sahibinin reklam gelirleri düşmektedir. Takipçi sayısı yüksek ünlülerin reklam geliri elde etmek için yaptıkları ürün anlaşmaları, bir kullanıcı bir gönderiyi yalnızca görse bile sayısal olarak hesaplanan hedefli reklamlar üzerinden geliştiği için, hesabın engellenmesi, hesabın takibinin bırakılmasından daha etkili olmaktadır (Paton, 2024).Filistin’de yaşanan insan hakları ihlalleri karşısında sessiz kalmayan insanlar, sosyal medya platformlarında örgütlenerek birlikte hareket etmektedirler. Dijital platformlarda organize olunması ile dünyanın dört bir yanında gerçekleştirilen Filistin yanlısı yürüyüşlerin planlanması, sansüre karşı stratejiler geliştirilmesi, algoritmaların zayıf yönlerinin saptanarak toplu halde soykırıma karşı farkındalık oluşturulması çalışmaları aktif bir çevrim içi sivil toplumun oluştuğunu göstermektedir. Sınırları ve kilometreleri aşarak büyüyen kolektif ağların kurulması; farklı dil, din, kültür ve inançlara sahip kitlelerin insani değerler etrafında birleşerek oluşturduğu üretken, hızlı örgütlenen ve hızlı yanıt üreten bir güç ortaya çıkarmıştır. Dijital aktivizm, sosyal medya platform sahiplerinin ve İsrail yanlısı lobilerin tüm engellemelerine karşın Filistin direnişi için dünya çapında yeni ve etkili bir sivil mücadele aracına dönüşmüştür.
Dijital eylemcilik, herhangi bir aktivizm ve siyasi katılım türünün dijital araçlar kullanılarak gerçekleştirilen biçimi olarak tanımlanabilir (Tesson, 2023). Geleneksel aktivizme göre kullandığı araçların niteliği sayesinde daha çok sayıda insana ulaşmayı, insanlar arasındaki iletişimi sürekli kılmayı ve böylece güçlü bir dayanışma ağı oluşturmayı amaçlar (Kelsch, 2022: 30).
Dünya çapında internet kullanımının artmasıyla özellikle 90’lı yıllardan itibaren uzak mesafelerde bulunan insanların birbirleriyle olan bağlantısı da arttı. Aynı dönemde sosyal medya; aktivistler, hükümet dışı organizasyonlar, telekomünikasyon şirketleri, yazılım üreticileri ve devletler için önemli bir faktör haline geldi. Komünikasyon alanının büyümesiyle çeşitlenen sosyal medya ağları, topluma ifade alanı ve kolektif eylem yeteneği sunarak politik bir alana dönüştü (Shirky, 2011: 28). Genç nesiller de kamusal söyleme katılarak siyasal alanı biçimlendirme imkânı buldular ve bu ortamların sunduğu yorum, görüş ve görsel içerik yayınlama imkânlarıyla yalnızca tüketici değil aynı zamanda ifade sürecinin bizzat üreticileri haline geldiler (Monshipouri & Prompichai, 2018: 39).
Yapay Zekâ ve internet kültürü alanlarında çalışmalarını sürdüren sosyal medya kuramcısı Clay Shirky, “sosyal medyanın politik gücü” olarak ifade ettiği teoriyle ülkelerinde değişiklik oluşturmak isteyen aktivistlerin durumunu, Luther’in Katolik Kilisesi’ni protesto etmek için yeni, pratik matbaayı benimsemesine benzetmektedir (Shirky, 2011: 30). Maliyet, erişilebilirlik ve geniş alanlara ulaşılabilirlik avantajları sayesinde insanlar düşüncelerini ifade etme, dayanışma sağlama, mevcut düzene dair itirazlarını bildirme gibi amaçlarla dijital araçlarla oluşturulan platformları kullanmaktadırlar.
İnsan hakları ihlallerinin belgelenmesi ve duyurulmasını da mümkün kılan dijital platformlar, sorumlulara hesap verebilirlik alanı açmakta ve aktivistlere de kapasitelerini artırıcı bir mecra sunmaktadır. Dijital platformlarda yürütülen aktivizm ile büyük coğrafi alanlarda toplumsal hareketlerin organize edilmesi, bireylerin harekete geçirilmesi, bilginin hızlı biçimde dağıtılması mümkün olmuş, siyasi aktivizm ve sivil katılımın anlamı dönüşmüştür (Yousef & Mokadi, 2024: 47). Sosyal medya araçları, yöneticilerin halka karşı sorumlu tutulabilmesini de mümkün kılmıştır. Ancak aynı araçların otoriter devletlerin elinde sansür, gözetleme ve engelleme aracı haline dönüşmesinin örneklerine de rastlanmaktadır (Monshipouri & Prompichai, 2018: 40). Politik aktörler ve dijital platform sahipleri gerçekleştirdikleri stratejik ortaklıklarla devlet destekli şiddet, insan hakları ihlalleri ve sivillere yönelik savaş suçlarının kanıtlarını ortadan kaldırmak amacıyla sansür uygulayabilmektedirler. Ekim 2023 itibariyle artan Filistin taraftarı içeriklerin sansürlenmesi nedeniyle Facebook, yine onun sahibi olduğu Instagram ve diğer sosyal medya platformları, aktivistlerin eleştirilerinin hedefi olmuştur. Sosyal medyada yer alan şiddet ve katliama dair kanıtların kaldırılması/yok edilmesi çoğu zaman yanlış anlatıları desteklemekte, insan hakları ihlallerinin de toplu inkârına sebep olabilmektedir (Lewis, 2021).
Dünya çapındaki aktivistler, Filistinlilerin ulusal kimliklerini koruma ve kendi kaderini tayin hakkını destekleyerek sosyal medya platformlarında verdikleri mücadeleler ile yerleşimci sömürgeciliği ve işgal karşısında direnişin yeni bir biçimini ortaya koymaktadırlar (Yousef & Mokadi, 2024: 46). Bu yeni direniş biçimi, devlet terörünü sansür yoluyla örtmeye çalışan İsrail’e karşı teknolojinin sunduğu fırsatların insan hakları lehine kullanımını içermektedir. Farklı ülkelerden dijital mecralarda organize olan duyarlı insanlar, çeşitli mücadele yöntemleri geliştirmektedirler. “Blockout 2024” hareketi de bu platformların algoritmalarının zayıf yönlerinin tespit edilmesiyle ortaya çıkan mücadele örneklerinden biridir.
Sosyal medya platformları yoluyla yürütülen, ünlü insanları ve influencerları engelleme kampanyası olarak tanımlanabilen Blockout 2024, “Dijital Giyotin” olarak da adlandırılmaktadır (Öztürk, 2024). Blockout 2024 hareketinde katılımcılar, yüksek takipçi sayısına sahip ünlülerin platformlarını insani krizleri dile getirmek için kullanmadıklarından dolayı hedef aldılar (Paton, 2024). Hedef alınan ünlüler, sosyal medya kullanıcıları tarafından “ünlülüğü hak etmeyen kişiler” olarak değerlendirildi ve bir nevi boykot listesi oluşturuldu. Blockout hareketi böylece, ünlülerin dijital platformlardaki takipçileri yoluyla elde ettikleri güçlerini, yine dijital platformlar yoluyla ellerinden alma girişimine dönüştü. Bu eylem tarzını benimseyen aktivistler #blockout, #blockout2024, #celebrityblockout gibi hashtagler kullanarak; ünlülerin güçlerini takipçi sayılarına borçlu olduklarını, buna rağmen Ekim 2023’ten itibaren İsrail’in Filistin’de uyguladığı soykırıma dikkat çekmek için ellerindeki gücü kullanmadıklarını, insan hakları ihlalleri karşısında sessiz kaldıklarını vurgulayan paylaşımlar yaptılar (Hajela, 2024).
Blockout aktivistleri, boykot listelerinde yer alan ünlülerin hesapları için kullanıcıların eş zamanlı olarak ”engelle” komutunu kullanmasını istemekte, böylece algoritma, çok sayıda kullanıcının ”engelle” komutuyla beraber hedef hesabı riskli olarak algılamaya başlamaktadır. Algoritmanın riskli algıladığı hesaplara erişim kısıtlanmakta ve dolayısıyla hesap sahibinin reklam gelirleri düşmektedir. Takipçi sayısı yüksek ünlülerin reklam geliri elde etmek için yaptıkları ürün anlaşmaları, bir kullanıcı bir gönderiyi yalnızca görse bile sayısal olarak hesaplanan hedefli reklamlar üzerinden geliştiği için, hesabın engellenmesi, hesabın takibinin bırakılmasından daha etkili olmaktadır (Paton, 2024).
Filistin’de yaşanan insan hakları ihlalleri karşısında sessiz kalmayan insanlar, sosyal medya platformlarında örgütlenerek birlikte hareket etmektedirler. Dijital platformlarda organize olunması ile dünyanın dört bir yanında gerçekleştirilen Filistin yanlısı yürüyüşlerin planlanması, sansüre karşı stratejiler geliştirilmesi, algoritmaların zayıf yönlerinin saptanarak toplu halde soykırıma karşı farkındalık oluşturulması çalışmaları aktif bir çevrim içi sivil toplumun oluştuğunu göstermektedir. Sınırları ve kilometreleri aşarak büyüyen kolektif ağların kurulması; farklı dil, din, kültür ve inançlara sahip kitlelerin insani değerler etrafında birleşerek oluşturduğu üretken, hızlı örgütlenen ve hızlı yanıt üreten bir güç ortaya çıkarmıştır. Dijital aktivizm, sosyal medya platform sahiplerinin ve İsrail yanlısı lobilerin tüm engellemelerine karşın Filistin direnişi için dünya çapında yeni ve etkili bir sivil mücadele aracına dönüşmüştür.
Hajela, Deepti (2024). “What is the Celebrity ‘Blockout’ over the War in Gaza?”. AP News Erişim Tarihi: 26.10.2024, https://apnews.com/article/celebrity-blockout-israel-hamas-war-social-media-2a5258f-1f64976c41cd570358923dee7.Kelsch, Sophia Maria (2022).Digital Resistance:# SaveSheikhJarrah and the Role of Palestinian Activism on Social Media[Yüksek Lisans Tezi]. Lizbon: ISCTE- University Institute of Lisbon. Lewis, Kelly (2021). “Social Media Platforms are Complicit in Censoring Palestinian Voices”. The Conversation. Erişim Tarihi: 26.10.2024, https://theconversation.com/social-media-platforms-are-complicit-in-censoring-palestinian-voices-161094.Monshipouri, Mahmood, & Prompichai, Theodore (2018). “Digital Activism in Perspective: Palestinian Resistance via Social Media”.International Studies Journal (ISJ), 14 (4), 42-63. Öztürk, Can (2024). “Blockout 2024: Dijital Aktivizmin Yeni Akımı”. Bianet. Erişim Tarihi: 18.08.2024, https://bianet.org/haber/blockout-2024-dijital-aktivizmin-yeni-akimi-295740.Paton, Elizabeth (2024). “Why TikTok Users are Blocking Celebrities”. The New York Times. Erişim Tarihi: 26.10.2024, https://www.nytimes.com/2024/05/17/fashion/tiktok-block-lists-celebrities.html.Shirky, Clay (2011). “The Political Power of Social Media: Technology, the Public Sphere, and Political Change”.Foreign Affairs, 28-41.
Tesson, P.Christophe (2023). “In Times of War, Digital Activism Has Power. Here’s how to Engage Responsibly”. The Conversation. Erişim Tarihi: 26.05.2024, https://theconversation.com/in-times-of-war-digital-activism-has-power-heres-how-to-engage-responsibly-215882.Yousef, Ayman & Mokadi, Tarik (2024). Digital Uprising: Palestinian Activism in the Cyber Colonial Era.FWU Journal of Social Sciences, 18 (3), 44-63.
| apa | Gidiş, P. A. (2026). Dijital Eylemcilik. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 361-364) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Gidiş, Pınar Ayşe. “Dijital Eylemcilik”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 361-364. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Dijital Eylemcilik" maddesi için tartışma başlatın