
ORCID ID
0000-0003-0009-6252
Madencilik faaliyetleri genel olarak; enerji, metal ve endüstriyel ham maddeler olmak üzere üç ana kategoride incelenir. Filistin özelinde ise, bu kategorilerden enerji ve endüstriyel ham madde madenciliği öne çıkmakta ve bu sektör ülke ekonomisi için kritik bir önem taşımaktadır. Nitekim 2020-2024 yılları arasında Batı Şeria’da 15 yaş ve üzeri nüfusun istihdam verileri incelendiğinde, madencilik ve imalat sanayisinde çalışanların toplam istihdam içindeki payının yüzde 14-15 bandında olduğu görülmektedir. Ayrıca; madencilik, imalat, elektrik ve su temini sektörleri, 2023 yılında Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYİH) yaklaşık 1,7 milyar dolar katkı sağlamıştır. Bu rakam toplam GSYİH’nin yüzde 11,5’ine tekabül etmektedir (PCBS, 2024: 34; 76). 1970’li yılların başından itibaren, özellikle Cenin kenti çevresinde; irili ufaklı taş ocakları, taş işleme tesisleri, mermer ve inşaat malzemesi üreten işletmelerin sayısında ciddi bir artış gözlenmiştir. Bu işletmelerin büyük bir kısmı özel şirketler tarafından yönetilmektedir (Isaac vd., 1996: 74).Bilindiği gibi, 1995 yılında imzalanan Oslo II Anlaşması ile Batı Şeria idari olarak; A, B ve C olmak üzere üç bölgeye ayrılmıştır【1】. Bölgenin yaklaşık yüzde 18’ini oluşturan A Bölgesi’nin idaresi Filistin Yönetimine bırakılırken, yüzde 22’lik bir alanı kapsayan B Bölgesi’nde sivil idare Filistin yönetimi, güvenlik kontrolü ise İsrail ve Filistin tarafından ortaklaşa yürütülmektedir. Toprakların yaklaşık yüzde 60’ını oluşturan C Bölgesi ise tamamen İsrail’in sivil ve askeri kontrolü altındadır. C Bölgesi taş madenciliği açısından son derece zengin bir coğrafyaya sahip olup, bölgede yaklaşık 20.000 dönümlük taş ocağı açılabilecek arazi olduğu tahmin edilmektedir. Ancak, İsrail’in yeni taş ocağı ruhsatı vermemesi ve mevcut ocakların ruhsatlarını yenilememesi sektörün gelişimini engellemektedir (Niksic vd., 2014: vii, ix, 13–15). Filistinli üreticilerin karşılaştığı diğer zorluklar arasında ise; üretim makinelerinin ithalatına yönelik kısıtlamalar, ihracat prosedürlerinin karmaşık ve maliyetli hale getirilmesi, sürekli uygulanan mali cezalar ve yatırım ortamını güvensizleştiren politikalar yer almaktadır. Oslo Anlaşmaları teorik olarak Filistinlilere bu topraklarda yatırım yapma imkânı tanımış olsa da 1994’ten bu yana C Bölgesi’nde Filistinli şirketlere tek bir yeni taş ocağı ruhsatı dâhi verilmemiş, süresi dolan ruhsatlar da yenilenmemiştir. Bu nedenle, C Bölgesi’nde yasal olarak faaliyet gösteren Filistinli taş ocaklarının sayısı giderek azalmıştır. Bu kısıtlamalar sektörün yaklaşık 30 milyar dolar (Filistin’in yıllık GSYİH’sinin yaklaşık üç katı) değerindeki potansiyel rezervlere erişimini engellemektedir. Sektörün ekonomik potansiyeli ise, aynı bölgede faaliyet gösteren İsrailli şirketlerin ulaştığı üretim rakamlarıyla açıkça görülmektedir (Niksic vd., 2014: vii–viii, 13–16, 19–22, 26).Batı Şeria’nın C Bölgesi’nde İsrail yönetimi tarafından İsrailli şirketlere imtiyaz tanınan on adet taş ocağı bulunmaktadır. 2015 yılında bu ocakların toplam üretimi 17 milyon tona ulaşmıştır. Taş, çakıl ve alçıtaşından oluşan bu üretimin yüzde 94’ü İsrail olarak tanımlanan bölgedeki inşaat ve altyapı projelerinde kullanılmak üzere sevk edilmektedir. Bu miktar, İsrail’in toplam inşaat malzemesi ihtiyacının yaklaşık yüzde 20 ilâ yüzde 30’unu karşılamaktadır. İsrail’in, Filistin’e ait bu kaynakların işletilmesinden elde ettiği yıllık gelirin ise yaklaşık 900 milyon dolar olduğu tahmin edilmektedir. Bu durum, işgalci İsrailin Filistinlileri kendi doğal kaynaklarından mahrum bırakarak nasıl ekonomik kazanç sağladığını göstermektedir. Ayrıca, Batı Şeria’daki bu madencilik faaliyetleri atık yönetimi konusundaki denetimsizlik nedeniyle ciddi çevresel zararlara yol açmakta; bölgedeki; insan, bitki ve hayvan sağlığını tehdit etmektedir (Pengon-Foe Palestine, 2022: 2).Lut Gölü (Ölü Deniz) potasyum, brom, magnezyum, tuz ve kil bakımından son derece zengin rezervlere sahiptir (Niksic vd., 2014: 24). Gölün büyük bir kısmı Batı Şeria sınırları içinde yer almasına rağmen, İsrail bu kıyı şeridini “kapalı askeri bölge” ilan ederek Filistinlilerin bölgeye erişimini ve bu zengin kaynaklardan faydalanmasını engellemektedir (Pengon-Foe Palestine, 2022: 2). İsrail ve Ürdün Lut Gölü’nden çıkardıkları bu mineraller sayesinde küresel potasyum ve brom pazarında önemli birer oyuncu haline gelmiştir. Son yıllarda İsrail bu ürünlerin satışından yıllık 3-4 milyar dolar (ICL Group, 2025), Ürdün ise 1,5-2 milyar dolar gelir elde etmektedir (Arab Potash Company, 2025). Dünya Bankasının tahminlerine göre, Filistinlilerin bu kaynaklara erişiminin sağlanması durumunda elde edebilecekleri yıllık gelir yaklaşık 1 milyar dolara ulaşabilir.Filistin topraklarında önemli doğal gaz sahaları da keşfedilmiştir. Filistin kıyılarında yer alan doğal gaz sahalarının yanı sıra büyük bir kısmı (yüzde 85) Batı Şeria’da bulunan önemli bir karasal petrol ve doğal gaz rezervi de mevcuttur. Ancak İsrail hem denizdeki gaz sahalarını tek taraflı olarak işletmekte hem de Filistinlilerin kendi topraklarındaki bu karasal kaynaklara erişimini engellemektedir (Pengon-Foe Palestine, 2022: 3). Öte yandan, İsrail’in 2030 emisyon hedeflerini yerine getirememesi ve 2050’ye dek net sıfır emisyona ilerleme iddiası (Cournède vd., 2025: 74-75), muhtemelen kâğıt üzerinde kalan rakamlardan ibaret olacaktır. Filistinlilere ait kaynakların İsrail tarafından sömürülmesi ise, raporlarda sergilenen “doğayı sahiplenme” görüntüsüyle çarpıcı bir ironi yaratmaktadır. Mevcut veriler İsrail’in; yer altı ve yüzey suları, taş ocakları, Lut Gölü mineralleri, petrol ve doğal gaz gibi Filistin’e ait doğal kaynakları sistematik olarak sömürdüğünü ve bu yolla her yıl milyarlarca dolarlık ekonomik değer elde ettiğini göstermektedir (Pengon-Foe Palestine, 2022: 3).
Madencilik faaliyetleri genel olarak; enerji, metal ve endüstriyel ham maddeler olmak üzere üç ana kategoride incelenir. Filistin özelinde ise, bu kategorilerden enerji ve endüstriyel ham madde madenciliği öne çıkmakta ve bu sektör ülke ekonomisi için kritik bir önem taşımaktadır. Nitekim 2020-2024 yılları arasında Batı Şeria’da 15 yaş ve üzeri nüfusun istihdam verileri incelendiğinde, madencilik ve imalat sanayisinde çalışanların toplam istihdam içindeki payının yüzde 14-15 bandında olduğu görülmektedir. Ayrıca; madencilik, imalat, elektrik ve su temini sektörleri, 2023 yılında Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYİH) yaklaşık 1,7 milyar dolar katkı sağlamıştır. Bu rakam toplam GSYİH’nin yüzde 11,5’ine tekabül etmektedir (PCBS, 2024: 34; 76). 1970’li yılların başından itibaren, özellikle Cenin kenti çevresinde; irili ufaklı taş ocakları, taş işleme tesisleri, mermer ve inşaat malzemesi üreten işletmelerin sayısında ciddi bir artış gözlenmiştir. Bu işletmelerin büyük bir kısmı özel şirketler tarafından yönetilmektedir (Isaac vd., 1996: 74).
Bilindiği gibi, 1995 yılında imzalanan Oslo II Anlaşması ile Batı Şeria idari olarak; A, B ve C olmak üzere üç bölgeye ayrılmıştır【1】. Bölgenin yaklaşık yüzde 18’ini oluşturan A Bölgesi’nin idaresi Filistin Yönetimine bırakılırken, yüzde 22’lik bir alanı kapsayan B Bölgesi’nde sivil idare Filistin yönetimi, güvenlik kontrolü ise İsrail ve Filistin tarafından ortaklaşa yürütülmektedir. Toprakların yaklaşık yüzde 60’ını oluşturan C Bölgesi ise tamamen İsrail’in sivil ve askeri kontrolü altındadır. C Bölgesi taş madenciliği açısından son derece zengin bir coğrafyaya sahip olup, bölgede yaklaşık 20.000 dönümlük taş ocağı açılabilecek arazi olduğu tahmin edilmektedir. Ancak, İsrail’in yeni taş ocağı ruhsatı vermemesi ve mevcut ocakların ruhsatlarını yenilememesi sektörün gelişimini engellemektedir (Niksic vd., 2014: vii, ix, 13–15). Filistinli üreticilerin karşılaştığı diğer zorluklar arasında ise; üretim makinelerinin ithalatına yönelik kısıtlamalar, ihracat prosedürlerinin karmaşık ve maliyetli hale getirilmesi, sürekli uygulanan mali cezalar ve yatırım ortamını güvensizleştiren politikalar yer almaktadır. Oslo Anlaşmaları teorik olarak Filistinlilere bu topraklarda yatırım yapma imkânı tanımış olsa da 1994’ten bu yana C Bölgesi’nde Filistinli şirketlere tek bir yeni taş ocağı ruhsatı dâhi verilmemiş, süresi dolan ruhsatlar da yenilenmemiştir. Bu nedenle, C Bölgesi’nde yasal olarak faaliyet gösteren Filistinli taş ocaklarının sayısı giderek azalmıştır. Bu kısıtlamalar sektörün yaklaşık 30 milyar dolar (Filistin’in yıllık GSYİH’sinin yaklaşık üç katı) değerindeki potansiyel rezervlere erişimini engellemektedir. Sektörün ekonomik potansiyeli ise, aynı bölgede faaliyet gösteren İsrailli şirketlerin ulaştığı üretim rakamlarıyla açıkça görülmektedir (Niksic vd., 2014: vii–viii, 13–16, 19–22, 26).
Batı Şeria’nın C Bölgesi’nde İsrail yönetimi tarafından İsrailli şirketlere imtiyaz tanınan on adet taş ocağı bulunmaktadır. 2015 yılında bu ocakların toplam üretimi 17 milyon tona ulaşmıştır. Taş, çakıl ve alçıtaşından oluşan bu üretimin yüzde 94’ü İsrail olarak tanımlanan bölgedeki inşaat ve altyapı projelerinde kullanılmak üzere sevk edilmektedir. Bu miktar, İsrail’in toplam inşaat malzemesi ihtiyacının yaklaşık yüzde 20 ilâ yüzde 30’unu karşılamaktadır. İsrail’in, Filistin’e ait bu kaynakların işletilmesinden elde ettiği yıllık gelirin ise yaklaşık 900 milyon dolar olduğu tahmin edilmektedir. Bu durum, işgalci İsrailin Filistinlileri kendi doğal kaynaklarından mahrum bırakarak nasıl ekonomik kazanç sağladığını göstermektedir. Ayrıca, Batı Şeria’daki bu madencilik faaliyetleri atık yönetimi konusundaki denetimsizlik nedeniyle ciddi çevresel zararlara yol açmakta; bölgedeki; insan, bitki ve hayvan sağlığını tehdit etmektedir (Pengon-Foe Palestine, 2022: 2).
Lut Gölü (Ölü Deniz) potasyum, brom, magnezyum, tuz ve kil bakımından son derece zengin rezervlere sahiptir (Niksic vd., 2014: 24). Gölün büyük bir kısmı Batı Şeria sınırları içinde yer almasına rağmen, İsrail bu kıyı şeridini “kapalı askeri bölge” ilan ederek Filistinlilerin bölgeye erişimini ve bu zengin kaynaklardan faydalanmasını engellemektedir (Pengon-Foe Palestine, 2022: 2). İsrail ve Ürdün Lut Gölü’nden çıkardıkları bu mineraller sayesinde küresel potasyum ve brom pazarında önemli birer oyuncu haline gelmiştir. Son yıllarda İsrail bu ürünlerin satışından yıllık 3-4 milyar dolar (ICL Group, 2025), Ürdün ise 1,5-2 milyar dolar gelir elde etmektedir (Arab Potash Company, 2025). Dünya Bankasının tahminlerine göre, Filistinlilerin bu kaynaklara erişiminin sağlanması durumunda elde edebilecekleri yıllık gelir yaklaşık 1 milyar dolara ulaşabilir.
Filistin topraklarında önemli doğal gaz sahaları da keşfedilmiştir. Filistin kıyılarında yer alan doğal gaz sahalarının yanı sıra büyük bir kısmı (yüzde 85) Batı Şeria’da bulunan önemli bir karasal petrol ve doğal gaz rezervi de mevcuttur. Ancak İsrail hem denizdeki gaz sahalarını tek taraflı olarak işletmekte hem de Filistinlilerin kendi topraklarındaki bu karasal kaynaklara erişimini engellemektedir (Pengon-Foe Palestine, 2022: 3). Öte yandan, İsrail’in 2030 emisyon hedeflerini yerine getirememesi ve 2050’ye dek net sıfır emisyona ilerleme iddiası (Cournède vd., 2025: 74-75), muhtemelen kâğıt üzerinde kalan rakamlardan ibaret olacaktır. Filistinlilere ait kaynakların İsrail tarafından sömürülmesi ise, raporlarda sergilenen “doğayı sahiplenme” görüntüsüyle çarpıcı bir ironi yaratmaktadır. Mevcut veriler İsrail’in; yer altı ve yüzey suları, taş ocakları, Lut Gölü mineralleri, petrol ve doğal gaz gibi Filistin’e ait doğal kaynakları sistematik olarak sömürdüğünü ve bu yolla her yıl milyarlarca dolarlık ekonomik değer elde ettiğini göstermektedir (Pengon-Foe Palestine, 2022: 3).
Arab Potash Company (2025). Arab Potash Company Annual Reports. Erişim Tarihi: 18.07.2025, https://www.arabpotash.com/En/List/Annual_Reports.
Cournède, B.; Frohm, Eric Giovannelli; Federico Libermann, A. & Diagne, M. F. (2025). “OECD Economic Surveys: Israel 2025”. OECD. Erişim Tarihi: 01.10.2025, https://www.oecd.org/content/dam/oecd/en/publications/reports/2025/04/oecd-economic-surveys-israel-2025_18e45b04/d6dd02bc-en.pdf.
ICL Group (2025). ICL Group Investors Relations - Reports News & Events. Erişim Tarihi: 19.07.2025, https://investors.icl-group.com/reports-news-and-events/default.aspx.
Isaac, J.; Qumsieh, V. N. & Sha’lan, B. (1996). Environmantal Profile For the West Bank Volume 7 Jenin District. Jerusalem: Applied Research Institute.
Niksic, O.; Nasser Eddin, N. & Cali, M. (2014). “Area C and the Future of the Palestinian Economy”. The World Bank. Erişim Tarihi: 22.07.2025, https://doi.org/10.1596/978-1-4648-0193-8.
PCBS (2024). Palestine in Figures 2024. Erişim Tarihi: 01.10.2025, https://www.pcbs.gov.ps/Downloads/book2715.pdf.
Pengon-Foe Palestine (2022). Israel’s Exploitation of Palestinian Natural Resources in Violation of International Law. Erişim Tarihi: 20.07.2025, https://www.pengon.org/writable/uploads/Israel%27sExploitation of Palestinian Natural Fact sheet.pdf.
[1]
Ayrıca bkz. Maliye Sistemi
| apa | Çıkıryel, B. (2026). Madencilik. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 1070-1072) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Çıkıryel, Burak. “Madencilik”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 1070-1072. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Madencilik" maddesi için tartışma başlatın