
ORCID ID
0000-0002-2871-3059
Kelime anlamı açısından “mülkiyet” (mülk, property) Arapçada “ ” ملك kökünden türetilmiştir ve bir şeyi tartışmasız biçimde tasarruf etme ve sahiplenme anlamını taşır. Arapça sözlüklerde bu kavram “bir şeyin başkasının müdahalesi olmadan elde tutulması ve tasarruf edilmesi” olarak tanımlanır; bu kapsamda hem maddi hem de manevi varlıkları içerir. İslami fıkıhta ise mülkiyet, kişinin bir mal üzerindeki meşru hâkimiyetini ve onu kullanma, faydalanma ve tasarruf etme hakkını ifade eder (Abdülâtî, 2004: 874). Türkçedeki “mülkiyet” kavramı da aynı Arapça kökten gelir ve hukuki bağlamda bir şey üzerindeki tasarruf yetkisini belirtir. Bu durumda mülkiyeti kısaca şu şekilde tanımlamak mümkündür: “bir kimsenin bir eşya üzerinde hukuk düzeni tarafından tanınan en geniş yetkilerle hâkimiyet kurmasıdır” (Gözler, 2022). Hukuki bağlamda mülkiyet ise “devlet tarafından korunan ve yürürlüğe sokulabilen bir hak iddiası” olarak anlaşılır (Honoré, 1961: 112).Mülkiyet üçlü bir ilişki çerçevesinde ele alınır: mal sahibi, mülkiyet konusu ve bu hakkı tanıyan hukuk sistemi. Mülkiyet kavramı tarih boyunca; sosyal, politik ve hukuki yapılarla birlikte evrilmiştir. İlk yerleşik toplumlarda toprağın işlenmesi ve hayvanların sahiplenilmesiyle ortaya çıkan mülkiyet anlayışı, zamanla kişisel emeğin ürünü olarak tanımlanmıştır (Schlatter, 1951: 17). Yunan ve Roma hukuklarında mülkiyet daha somut ve hukuki bir anlam kazanarak “dominium” anlayışıyla mutlak bir tasarruf hakkına dönüşmüş (Nicholas, 1962: 101), bu anlayış modern medeni hukuk sistemlerinin temelini oluşturmuştur. Mülkiyet ayrıca hukuki açıdan hem ulusal anayasalar hem de uluslararası sözleşmelerde temel haklar arasında yer alır. Hukuken mülkiyet, bir kişinin bir şey üzerinde tasarruf, kullanım ve faydalanma hakkına sahip olmasıdır. Bu yetki üç unsura ayrılır: kullanım (usus), faydalanma (fructus) ve tasarruf (abusus) (Honoré, 1961: 113).Mülkiyet kavramının tarihsel dönüşümü, onun birey-toplum-devlet üçgenindeki anlamını değişken kılar. Maddi mülkiyet (toprak, taşınmaz), manevi mülkiyet (fikri mülkiyet) ve sembolik mülkiyet (kültürel kimlik) ayrımı özellikle sömürgecilik ve işgal gibi bağlamlarda önem kazanır. Filistin’de İsrail işgaliyle birlikte sadece maddi mülkiyet değil, kültürel ve sembolik mülkiyet de hedef alınmaktadır. Örneğin humus, falafel gibi geleneksel Filistin yemeklerinin “İsrail yemeği” olarak sunulması fikri mülkiyetin gasbıdır.Filistinli kolektif bilinçte mülkiyet, yalnızca hukuki bir ilişki değil; kimliğin, aidiyetin ve egemenliğin maddi ifadesidir. Filistinli ailelerde mülkün kaybı sadece ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda sosyal itibar ve aile onurunun da kaybı anlamına gelir (Sayigh, 2007: 213). Osmanlı’nın son dönemlerinden itibaren siyonist gruplar, Filistin’deki otorite boşluklarından yararlanarak Avrupalı konsoloslukların desteğiyle yasa dışı toprak alımları gerçekleştirmiştir. Bu süreç, 1917’de İngiliz mandasının başlamasıyla kurumsallaşmış ve 1948’de İsrail’in kuruluşuyla sistematik bir mülksüzleştirme politikasına dönüşmüştür (Alfarra, 2023: 40-44, 222).İsrail, 1948 sonrasında mülklerin gasbı için araçsallaştırdığı çok sayıda yasayı kullanarak Filistinlilerin mülklerine el koymuştur. Bunlardan biri, 1950 tarihli “Gâib Malları Yasası”dır. Bu yasa uyarınca mülksüzleştirilen yüz binlerce Filistinlinin mal varlığı devlet malı olarak ilan edilmiştir【1】 (Forman & Kedar, 2004: 809-813). 1967’de işgal edilen Batı Şeria’da ise, Osmanlı ve İngiliz dönemi toprak yasaları askeri emirlerle kontrol altına alınmış; A, B ve C bölgeleri gibi sınıflamalar yoluyla Filistinlilerin mülkiyeti işlevsiz hâle getirilmiştir (Shehadeh, 1992: 92). 2002’de inşa edilmeye başlanan Ayrım Duvarı binlerce dönüm araziyi sahiplerinden koparmış, plansızlık ve ruhsat kısıtlamaları yoluyla kentsel alanlarda da mülkiyet zayıflatılmıştır (OCHA, 2010: 2).İsrail ayrıca Filistin kültürüne ait sembolleri de hedef almış; halk yemekleri, nakış motifleri, kıyafetler, hatta yer adları “İsrail kimliğinin” parçaları gibi pazarlanmıştır. Bu, kültürel mülkiyetin sistematik gasbı anlamına gelir【2】 (Mintz & Du Bois, 2002: 103). Toprak ve mülk Filistin ekonomisinin temel dayanaklarındandır. 3,4 milyar dolar gibi ciddi ekonomik kayba yol açan kısıtlamalar Filistin’in tarımsal ve kırsal ekonomisini çökertmektedir (World Bank, 2013: 51). Tapu tescil engelleri, belirsiz mülkiyet statüsü, kamulaştırma tehditleri Filistinli yatırımcıların risk algısını yükseltmiş ve özel sektörün geri çekilmesine yol açmıştır (UN-Habitat & GLTN, 2024: 98-99).Ekim 2023 ile İsrail’in yoğunlaştırdığı orantısız şiddet, katliam ve soykırım mülkiyet haklarına yönelik en ağır darbeyi vurmuştur. İsrail saldırıları sırasında on binlerce konut, tarım arazisi, kamu tesisi ile kentsel ve tarımsal altyapı yok edilmiştir【3】 (OCHA, 2025: 5). Birçok alan askeri yasak bölge ilan edilmiş, yeniden inşa süreçleri bürokratik engellerle imkânsızlaştırılmıştır. Tapu ve arşiv sisteminin yok edilmesi gelecekte mülkiyet hakkını daha da zayıflatacaktır (World Bank vd., 2025: 63). Amnesty International ve Al Mezan gibi insan hakları örgütlerine göre, savaşta hedef alınan evler sadece barınak değil; aidiyetin, hukukun ve direnişin sembolleridir (Amnesty International, 2024: 2).
Kelime anlamı açısından “mülkiyet” (mülk, property) Arapçada “ ” ملك kökünden türetilmiştir ve bir şeyi tartışmasız biçimde tasarruf etme ve sahiplenme anlamını taşır. Arapça sözlüklerde bu kavram “bir şeyin başkasının müdahalesi olmadan elde tutulması ve tasarruf edilmesi” olarak tanımlanır; bu kapsamda hem maddi hem de manevi varlıkları içerir. İslami fıkıhta ise mülkiyet, kişinin bir mal üzerindeki meşru hâkimiyetini ve onu kullanma, faydalanma ve tasarruf etme hakkını ifade eder (Abdülâtî, 2004: 874). Türkçedeki “mülkiyet” kavramı da aynı Arapça kökten gelir ve hukuki bağlamda bir şey üzerindeki tasarruf yetkisini belirtir. Bu durumda mülkiyeti kısaca şu şekilde tanımlamak mümkündür: “bir kimsenin bir eşya üzerinde hukuk düzeni tarafından tanınan en geniş yetkilerle hâkimiyet kurmasıdır” (Gözler, 2022). Hukuki bağlamda mülkiyet ise “devlet tarafından korunan ve yürürlüğe sokulabilen bir hak iddiası” olarak anlaşılır (Honoré, 1961: 112).
Mülkiyet üçlü bir ilişki çerçevesinde ele alınır: mal sahibi, mülkiyet konusu ve bu hakkı tanıyan hukuk sistemi. Mülkiyet kavramı tarih boyunca; sosyal, politik ve hukuki yapılarla birlikte evrilmiştir. İlk yerleşik toplumlarda toprağın işlenmesi ve hayvanların sahiplenilmesiyle ortaya çıkan mülkiyet anlayışı, zamanla kişisel emeğin ürünü olarak tanımlanmıştır (Schlatter, 1951: 17). Yunan ve Roma hukuklarında mülkiyet daha somut ve hukuki bir anlam kazanarak “dominium” anlayışıyla mutlak bir tasarruf hakkına dönüşmüş (Nicholas, 1962: 101), bu anlayış modern medeni hukuk sistemlerinin temelini oluşturmuştur. Mülkiyet ayrıca hukuki açıdan hem ulusal anayasalar hem de uluslararası sözleşmelerde temel haklar arasında yer alır. Hukuken mülkiyet, bir kişinin bir şey üzerinde tasarruf, kullanım ve faydalanma hakkına sahip olmasıdır. Bu yetki üç unsura ayrılır: kullanım (usus), faydalanma (fructus) ve tasarruf (abusus) (Honoré, 1961: 113).
Mülkiyet kavramının tarihsel dönüşümü, onun birey-toplum-devlet üçgenindeki anlamını değişken kılar. Maddi mülkiyet (toprak, taşınmaz), manevi mülkiyet (fikri mülkiyet) ve sembolik mülkiyet (kültürel kimlik) ayrımı özellikle sömürgecilik ve işgal gibi bağlamlarda önem kazanır. Filistin’de İsrail işgaliyle birlikte sadece maddi mülkiyet değil, kültürel ve sembolik mülkiyet de hedef alınmaktadır. Örneğin humus, falafel gibi geleneksel Filistin yemeklerinin “İsrail yemeği” olarak sunulması fikri mülkiyetin gasbıdır.
Filistinli kolektif bilinçte mülkiyet, yalnızca hukuki bir ilişki değil; kimliğin, aidiyetin ve egemenliğin maddi ifadesidir. Filistinli ailelerde mülkün kaybı sadece ekonomik bir kayıp değil, aynı zamanda sosyal itibar ve aile onurunun da kaybı anlamına gelir (Sayigh, 2007: 213). Osmanlı’nın son dönemlerinden itibaren siyonist gruplar, Filistin’deki otorite boşluklarından yararlanarak Avrupalı konsoloslukların desteğiyle yasa dışı toprak alımları gerçekleştirmiştir. Bu süreç, 1917’de İngiliz mandasının başlamasıyla kurumsallaşmış ve 1948’de İsrail’in kuruluşuyla sistematik bir mülksüzleştirme politikasına dönüşmüştür (Alfarra, 2023: 40-44, 222).
İsrail, 1948 sonrasında mülklerin gasbı için araçsallaştırdığı çok sayıda yasayı kullanarak Filistinlilerin mülklerine el koymuştur. Bunlardan biri, 1950 tarihli “Gâib Malları Yasası”dır. Bu yasa uyarınca mülksüzleştirilen yüz binlerce Filistinlinin mal varlığı devlet malı olarak ilan edilmiştir【1】 (Forman & Kedar, 2004: 809-813). 1967’de işgal edilen Batı Şeria’da ise, Osmanlı ve İngiliz dönemi toprak yasaları askeri emirlerle kontrol altına alınmış; A, B ve C bölgeleri gibi sınıflamalar yoluyla Filistinlilerin mülkiyeti işlevsiz hâle getirilmiştir (Shehadeh, 1992: 92). 2002’de inşa edilmeye başlanan Ayrım Duvarı binlerce dönüm araziyi sahiplerinden koparmış, plansızlık ve ruhsat kısıtlamaları yoluyla kentsel alanlarda da mülkiyet zayıflatılmıştır (OCHA, 2010: 2).
İsrail ayrıca Filistin kültürüne ait sembolleri de hedef almış; halk yemekleri, nakış motifleri, kıyafetler, hatta yer adları “İsrail kimliğinin” parçaları gibi pazarlanmıştır. Bu, kültürel mülkiyetin sistematik gasbı anlamına gelir【2】 (Mintz & Du Bois, 2002: 103). Toprak ve mülk Filistin ekonomisinin temel dayanaklarındandır. 3,4 milyar dolar gibi ciddi ekonomik kayba yol açan kısıtlamalar Filistin’in tarımsal ve kırsal ekonomisini çökertmektedir (World Bank, 2013: 51). Tapu tescil engelleri, belirsiz mülkiyet statüsü, kamulaştırma tehditleri Filistinli yatırımcıların risk algısını yükseltmiş ve özel sektörün geri çekilmesine yol açmıştır (UN-Habitat & GLTN, 2024: 98-99).
Ekim 2023 ile İsrail’in yoğunlaştırdığı orantısız şiddet, katliam ve soykırım mülkiyet haklarına yönelik en ağır darbeyi vurmuştur. İsrail saldırıları sırasında on binlerce konut, tarım arazisi, kamu tesisi ile kentsel ve tarımsal altyapı yok edilmiştir【3】 (OCHA, 2025: 5). Birçok alan askeri yasak bölge ilan edilmiş, yeniden inşa süreçleri bürokratik engellerle imkânsızlaştırılmıştır. Tapu ve arşiv sisteminin yok edilmesi gelecekte mülkiyet hakkını daha da zayıflatacaktır (World Bank vd., 2025: 63). Amnesty International ve Al Mezan gibi insan hakları örgütlerine göre, savaşta hedef alınan evler sadece barınak değil; aidiyetin, hukukun ve direnişin sembolleridir (Amnesty International, 2024: 2).
Abdülâtî, Şaban; Hüseyin, Ahmed Hâmid & Hilmi, Cemal Murad (2004). el-Mu’cemü’l-Vasît. Kahire: Mecma’u’l-Luğa el-Arabiyye.
Alfarra, Abdelrahman (2023). Filistin’deki Yahudi İstihbarat Faaliyetleri (1882–1918) [Doktora Tezi]. Sakarya: Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Amnesty International (2004). Erasing Existence: The War on Property in Gaza. Erişim Tarihi: 21.06.2025, https://www.amnesty.org/en/wp-content/uploads/2021/06/mde150332004en.pdf.
Forman, G. & Kedar, A. (2004). “From Arab Land to ‘Israel Lands’: The Legal Dispossession of the Palestinians Displaced by Israel in the Wake of 1948”. Environment and Planning D: Society and Space, 22 (6). Erişim Tarihi: 22.06.2025, https://journals.sagepub.com/doi/abs/10.1068/d393.
Gözler, Kemal (2022). Anayasa Hukukuna Giriş. Bursa: Ekin Yayınevi.
Honoré, Anthony M. (1961). “Ownership”. A. G. Guest (Ed.), Oxford Essays in Jurisprudence (s. 107-147). Oxford: Oxford University Press.
Mintz, Sidney W. & Du Bois, Christine M. (2002). “The Anthropology of Food and Eating”. Annual Review of Anthropology, 31, 99–119.
Nicholas, Barry (1962). An Introduction to Roman Law. Oxford: Oxford University Press.
OCHA (2010). The impact of the Barrier on Health (Special Focus). United Nations Office for the Coordination of Humanitarian Affairs (oPt). Erişim Tarihi: 24.06.2025, https://www.ochaopt.org/sites/default/files/ocha_opt_special_focus_july_2010_english.pdf.
OCHA (2025). Humanitarian Situation Update #327: Gaza Strip. United Nations Office for the Coordination of Humanitarian Affairs – oPt. Erişim Tarihi: 08.10.2025, https://www.ochaopt.org/content/humanitarian-situation-update-327-gaza-strip.
Sayigh, Rosemary (2007). The Palestinians: From Peasants to Revolutionaries. London: Zed Books.
Schlatter, Richard (1951). Private Property: The History of an Idea. New Brunswick: Rutgers University Press.
Shehadeh, Raja (1992). From Occupation to Interim Accords: Israel and the Palestinian Territories. London: Kluwer Law International.
UN-Habitat & GLTN (2024). Land Governance and Land Rights in Palestine: Analysis and Recommendations. Nairobi: United Nations Human Settlements Programme. Erişim Tarihi: 08.10.2025, https://gltn.net/sites/default/files/2025-07/Land-Governance-and-Land-Rights-in-Palestine_Analysis-and-Recommendations_20240229_1.pdf.
UNCTAD (2021). The Economic Costs of the Israeli Occupation for the Palestinian People: The Unrealized Oil and Natural Gas Potential. Erişim Tarihi: 24.06.2025, https://unctad.org/system/files/official-document/gdsapp2021d1_en.pdf .
World Bank (2013). Area C and the Future of the Palestinian Economy. Erişim Tarihi: 25.06.2025, https://documents1.worldbank.org/curated/en/257131468140639464/pdf/Area-C-and-the-future-of-the-Palestinian-economy.pdf.
World Bank; UN & EU (2025). Gaza and West Bank: Interim Rapid Damage and Needs Assessment (IRDNA). Erişim Tarihi: 25.06.2025, https://thedocs.worldbank.org/en/doc/133c3304e29086819c-1119fe8e85366b-0280012025/original/Gaza-RDNA-final-med.pdf.
[1]
Bkz. Mülksüzleştirme
[2]
Bkz. Kültür Hırsızlığı
[3]
Bkz. Ateş Çemberi ; Evlerin Yıkımı ; Gıda Krizi ; Orantılılık İlkesi
| apa | Yılmaz, A. (2026). Mülkiyet-2. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 1162-1164) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Yılmaz, Abdurrahman. “Mülkiyet-2”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 1162-1164. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Mülkiyet-2" maddesi için tartışma başlatın