
SAHA 2026, Türkiye ve Avrupa'nın en büyük savunma, havacılık ve uzay sanayi kümelenmesi olan SAHA İstanbul tarafından düzenlenen uluslararası bir fuardır. Etkinlik, 5–9 Mayıs 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi'nde (İFM) gerçekleştirilmektedir.
SAHA 2026, kara, deniz, hava, uzay, insansız sistemler ve yıkıcı inovasyon alanlarında geliştirilen teknolojilerin sergilendiği; küresel ölçekte stratejik ortaklıklar, teknoloji transferi ve endüstriyel iş birliği süreçlerinin yürütüldüğü çok paydaşlı bir platformdur.
SAHA 2026’ya 120’nin üzerinde ülkeden katılım öngörülmektedir. Fuarda, 1.700’ün üzerinde firma, 200.000’den fazla ziyaretçi ve 30.000’in üzerinde sektör profesyonelinin yer alması beklenmektedir.
Fuar kapsamında 30.000’in üzerinde B2B görüşme planlanmıştır. Bunun yanı sıra G2B (hükümetten işletmeye) ve G2G (hükümetten hükümete) formatında toplantılar da programda yer almaktadır. Bu görüşmelerin, fuarı doğrudan iş geliştirme, tedarik zinciri eşleşmesi ve stratejik ortaklık üretme platformuna dönüştürmesi amaçlanmaktadır.
Avrupa, ABD ve Kanada’dan katılım öne çıkmakta olup, dünyanın dört kıtasından çok sayıda firma, firma temsilcisi, resmi heyet, ticari heyet ve ziyaretçinin etkinlikte yer alması beklenmektedir.
Fuar kapsamında 140’ın üzerinde resmi heyet ve 800’ü aşkın heyet üyesinin yer alması planlanmıştır. Ayrıca 200’ün üzerinde ticarî alım heyeti temsilcisinin etkinliğe katılması öngörülmektedir.
25’in üzerinde yabancı bakan ile çok sayıda üst düzey askerî yetkilinin katılımı planlanmıştır. Bunun yanı sıra devlet başkanları, bakanlar, genelkurmay başkanları ve kuvvet komutanları başkanlığındaki heyetler tarafından fuara üst düzey ziyaretlerin gerçekleştirilmesi öngörülmektedir.
SAHA 2026 kapsamında 203 yeni ürün tanıtımı ve 164 imza töreni gerçekleştirilmesi planlanmıştır. Bu rakamın, bir önceki fuarda gerçekleştirilen ihracat odaklı anlaşmaların yaklaşık üç katına karşılık geldiği belirtilmektedir.
Fuarda çok sayıda yüksek teknoloji ürünü ilk kez küresel ekosisteme tanıtılmaktadır. İnsansız kara araçları ve gezegen gezgini (rover) alanlarında Türkiye’de geliştirilen otonom sistemler, özel olarak hazırlanan parkurlarda sergilenmektedir. Program kapsamında ayrıca FPV Drone Zone ile SAHA UGV ve Rover Mücadelesi gibi canlı gösterimler de yer almaktadır.
SAHA 2026, Türk savunma sanayii firmalarına ait pek çok yeni ürün ve teknolojinin ilk kez kamuoyuyla buluşacağı bir platform olma özelliği taşımaktadır.
Baykar: Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen, 1.000 kilometreyi aşan menzili ve yapay zeka destekli otonom yetenekleriyle öne çıkan MIZRAK akıllı dolanan mühimmat fuarda sergilenecektir. Baykar'ın geliştirdiği K2 Kamikaze İHA ve Sivrisinek dolanan mühimmat da ilk kez SAHA 2026'da kamuoyuyla buluşacaktır.
ASELSAN: ASELSAN, 5 yeni ürün ve 6 ürünün yeni versiyonlarıyla SAHA 2026'ya katılacaktır. Şirket, fuar boyunca deniz kuvvetleri için geliştirilen yeni vurucu güçleri, ÇELİKKUBBE sistemine yeni yetenekler sağlayacak teknolojileri ve hava taarruzuna yönelik yeni sistemlerin tanıtımını yapacaktır.
ROKETSAN ve FNSS: ROKETSAN ve FNSS işbirliğiyle geliştirilen ve kamuoyunda "lazer silahı" olarak bilinen ALKA-KAPLAN HİBRİT Yönlendirilmiş Enerji Silah Sistemi Platformu, ilave kabiliyetlerle SAHA 2026'da sergilenecektir. ROKETSAN'ın en yeni ve ileri teknoloji ürünlerinin de tanıtımı yapılacaktır.
STM: STM, modern harp sahasının ihtiyaçlarına yönelik geliştirdiği hava ve deniz sistemlerini ilk kez SAHA 2026'da sergileyecektir. Şirketin fuarda ön plana çıkaracağı ürünlerin başında Uzun Menzilli Kamikaze İHA gelmektedir. Bunların yanı sıra ALPAGU'nun artırılmış menzil ve faydalı yük kapasitesine sahip yeni versiyonu, Önleyici İHA Sistemi ve Mini Keşif-Gözetleme Sistemi de ilk kez kamuoyuna tanıtılacaktır.
Fuar kapsamında deniz kuvvetlerine ait platformlar da ziyaretçilere açılacaktır. Dünyanın ilk SİHA gemisi olarak öne çıkan TCG Anadolu başta olmak üzere Türk Deniz Kuvvetleri'ne ait gemiler, Ataköy Marina ve Sarayburnu Limanı'nda konuşlanacaktır. Yerli ve milli insansız deniz araçları da Ataköy Marina'da sergilenecektir.
SAHA 2024'te ulaşılan 6,2 milyar dolarlık ihracat sözleşmesi büyüklüğünün, SAHA 2026'da en az 8 milyar dolara çıkarılması hedeflenmektedir.
SAHA 2026’nın öne çıkan temalarından biri yatırım ekosistemidir. Bu kapsamda uluslararası yatırım fonları, finans kuruluşları ve stratejik yatırımcıların yanı sıra NATO İnovasyon Fonu (NIF) ve NATO DIANA Programı bünyesindeki firmalar etkinlikte yer almaktadır.
Etkinlikte KOBİ’lerin küresel pazarlara erişimi, finansmana ulaşımı ve uluslararası iş birliklerine entegrasyonu desteklenmektedir.
Fuarın ikinci önemli tematik odağını uzay ekosistemi oluşturmaktadır. Bu kapsamda kurulan Uzay Pavilyonu ve Space Dome alanı aracılığıyla uzay teknolojileri sergilenmektedir.
Program kapsamında 17 uluslararası panel, 4 "Space Talks" oturumu ve keynote konuşmaları düzenlenecektir. Bu oturumlarda savunma teknolojilerinin geleceği, güvenlik mimarisi, sanayi dönüşümü ve yeni işbirliği modelleri ele alınacaktır. Katılımcı firmalar ile gerçekleştirilen birebir görüşmeler yoluyla uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi hedeflenmektedir.
SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı, 5 Mayıs 2026 tarihinde İstanbul Fuar Merkezi'nde kapılarını ziyaretçilere açmıştır.
Kapalı ve açık toplam 400.000 metrekarelik alanda düzenlenen fuar, 20.000 metrekarelik bölümünü açık sergi alanı olarak ayırmıştır. Fuar kapsamında yerli ve milli insansız deniz araçları Ataköy Marina'da sergilenmektedir.
Baykar, SAHA 2026 kapsamında akıllı dolanan mühimmat ve feda edilebilir platformlar alanında geliştirdiği K2, Mızrak ve Sivrisinek sistemlerini ilk kez sergilemektedir.

Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar SAHA 2026'da Baykar'ın yeni ürünlerini tanıtıyor, 5 Mayıs 2026 - (Anadolu Ajansı)
Yüksek hassasiyetli vuruş kabiliyetini düşük maliyetli ve feda edilebilir bir mimariye sahip K2 Kamikaze İHA, modern harp sahasındaki sürü operasyonları için yeni nesil bir vurucu güç sunmaktadır. Sınıfın en büyüğü olan K2, 200 kilogramın üzerinde faydalı yük kapasitesi ve teknolojisiyle yoğun elektronik harp ortamlarında bile stratejik hedefleri etkisiz hale getirmek üzere optimize edilmiştir.
Mızrak, 1.000 kilometreyi aşan menzili ve 40 kilogramın üzerinde faydalı yük kapasitesi ile derin operasyonlarda kullanılmak üzere geliştirilmiş akıllı dolanan mühimmat sistemidir.
Sistem, yapay zeka destekli otonom vuruş yeteneklerine sahip olup GNSS’ten bağımsız çalışabilen görsel konumlandırma teknolojisi ile donatılmıştır. Bu sayede zorlu coğrafi ve elektronik harp koşullarında hedef tespit ve angajman kabiliyeti sunmaktadır.
Sivrisinek, taktik seviyedeki operasyonlar için geliştirilmiş, keşif ve imha görevlerini tek platformda birleştiren akıllı dolanan mühimmat sistemidir.
Sistem, yapay zeka destekli tam otonomiye sahip olup GNSS bağımsız görsel konumlandırma kabiliyeti ile çalışabilmektedir. Dinamik çatışma ortamlarında esnek kullanım imkanı sunacak şekilde tasarlanmıştır.
SAHA 2026 kapsamında Baykar tarafından geliştirilen diğer platformlar da sergilenmektedir. İstanbul Fuar Merkezi’nin iç alanında Bayraktar KIZILELMA insansız savaş uçağı yer almakta, geniş milli mühimmat yelpazesilyle sergilenmektedir.
Dış alanda ise Bayraktar TB2 SİHA, kısa pistli gemilere iniş-kalkış kabiliyetine sahip dünyanın ilk SİHA'sı olan Bayraktar TB3 ve çok sayıda farklı mühimmat seçeneğiyle donatılan Bayraktar AKINCI TİHA yer almaktadır.
Ayrıca fuarda, yapay zeka tabanlı mini akıllı seyir mühimmatları KEMANKEŞ 1 ve KEMANKEŞ 2 de yer almaktadır. Baykar’ın geliştirdiği elektro-optik sistemler kapsamında BG125, BG135, BG160 ve BG180 gimbal kamera sistemleri, BLD serisi lazer işaretleyiciler ve Bayraktar Hızlı Haritalama Podları ziyaretçilere sunulmaktadır.

Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar SAHA 2026'da Baykar'ın yeni ürünlerini tanıtıyor, 5 Mayıs 2026 - (Anadolu Ajansı)
Bunun yanı sıra, Baykar tarafından satın alınan İtalyan Piaggio Aerospace’e ait P.180 Avanti EVO ve MPA deniz karakol uçağı modelleri ile Baykar ve Leonardo ortaklığıyla kurulan LBA Systems'ın geliştirme çalışmaları yürüttüğü LEOSS-T elektro-optik kamera sistemi de fuar kapsamında sergilenmektedir.
ASELSAN, SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı kapsamında Türkiye’nin ilk kamikaze otonom su altı aracı KILIÇ ile kamikaze insansız deniz aracı TUFAN sistemlerini ilk kez sergileyerek tanıtmıştır.
Tanıtım törenine Milli Savunma Bakan Yardımcısı Bilal Durdalı, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol ve Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar katılmıştır.
Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, törende yaptığı konuşmada Türkiye'nin üç tarafının denizlerle çevrili olduğunu ve bu durumun çok güçlü deniz kuvvetlerine sahip olmayı gerekli kıldığını belirtmiş ve "Aynı anda 41 askeri gemi inşa ediyoruz. İnsansız deniz araçlarında da çok iyi konuma geldik. Bugün itibarıyla ASELSAN'ımızdan kamikaze insansız deniz aracını ve denizaltı aracını teslim alıyoruz. Bu araçlar, Deniz Kuvvetlerimizin gücüne güç katacak. Başta ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol olmak üzere bütün ASELSAN ailesine şükranlarımı sunuyorum." demiştir.
ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol ise denizcilik alanında 50'den fazla sistemin çeşitli platformlarda hizmet verdiğini ifade ederek "Harp sahasının dinamikleri değişiyor. Bu değişimle etkin caydırıcı sistemlerin sahada olduğu döneme geçiyoruz. Bugün iki yeni ürün ailemizi tanıtmak için buradayız." demiştir. Akyol, TUFAN'ın 2027 yılında envantere gireceğini ve AR-GE ile üretimin eş zamanlı yürütüldüğünü kaydederek şu ifadeleri kullanmıştır: "Bunları milletimize armağan etmenin gururunu yaşıyoruz. Oyun değiştirici, caydırıcı işlere odaklanıyoruz. Yeni bir kültürel değişim var. Bu yaklaşımı SİHA'larla Türkiye'ye kazandırdık. Artık sonuçlarını görüyoruz. BAYKAR firmamıza, devletimize ayrıca teşekkür ediyorum. ASELSAN, önümüzdeki dönem caydırıcılığı yüksek ürünlerle milletimize güven verecek."

Kamikaze insansız deniz aracı TUFAN, 5 Mayıs 2026 - (Anadolu Ajansı)
KILIÇ, Türkiye’nin ilk kamikaze otonom su altı aracı olarak SAHA 2026 kapsamında tanıtılmıştır. Sistem, deniz hedeflerinin tespiti ve imhası amacıyla geliştirilmiş olup insansız, tek kullanımlık ve çok hafif sınıf kategorisinde yer alan bir su altı platformudur.
Düşük görünürlük profiline sahip kompakt ve hidrodinamik tasarımıyla geliştirilen KILIÇ, asimetrik deniz harbi ile su altı-yüzey operasyonları için optimize edilmiştir. Sistem, yüksek hassasiyetli imha kabiliyeti, sürü operasyon yeteneği ve düşük tespit edilebilirlik özellikleriyle öne çıkmaktadır.
KILIÇ ürün ailesi iki ana versiyondan oluşmaktadır. KILIÇ 10, düşük maliyetli yapısı ile yüksek hassasiyetli imha kabiliyeti sunmakta olup sürü operasyonlarına uygun mimarisi, kablo güdümlü kontrol sistemi ve düşük görünürlük özellikleri ile dikkat çekmektedir.
Orta sınıf kategorisinde yer alan KILIÇ 200 ise insansız deniz araçları üzerinden bırakılabilme kabiliyeti, entegre harp başlığı ile yüksek hassasiyetli imha yeteneği, sürü operasyon kabiliyeti ve su üstü termal ile kızılötesi (IR) kamera sistemleri sayesinde artırılmış görev menzili ile öne çıkmaktadır.

Türkiye'nin ilk kamikaze otonom su altı aracı KILIÇ, 5 Mayıs 2026 - (Anadolu Ajansı)
TUFAN, yüksek patlayıcılı harp başlığı taşıyabilen, sürü düzeninde görev icra edebilen ve gelişmiş durumsal farkındalık ile otonomi kabiliyetlerine sahip bir insansız deniz aracı (İDA) olarak SAHA 2026 kapsamında tanıtılmıştır.
Sistem, su üstü hedefleri ve deniz platformlarının yanı sıra kıyı şeridinde bulunan kritik tesislerin etkisiz hale getirilmesine yönelik görevler için geliştirilmiştir.
TUFAN, keşif, gözetleme ve istihbarat görevlerinde tekli veya sürü düzeninde konuşlandırılabilmekte olup asimetrik taarruz formasyonları ve göreve özel alt gruplar oluşturarak farklı görevleri icra edebilmektedir. Sistem, hareketli ve sabit engellerden otonom olarak kaçınabilme kabiliyetine sahiptir. Görüntüye dayalı hedef tespit ve angajman yetenekleriyle donatılan TUFAN, otonom seyir ve görev icrası gerçekleştirebilen bir platform olarak tanımlanmaktadır. Yüksek hız ve manevra kabiliyeti ile birlikte gelişmiş otonomi özellikleri, sistemin operasyonel etkinliğini artıran unsurlar arasında yer almaktadır. TUFAN’ın 2027 yılında envantere alınmasının hedeflendiği belirtilmiştir.
Türkiye’nin roket, füze ve mühimmat teknolojileri alanında faaliyet gösteren firmalarından ROKETSAN, SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı kapsamında NEŞTER, CİRİT Anti-İHA, CİDA ve mini seyir füzesi olmak üzere 4 yeni ürününü ilk kez tanıtmıştır.
ROKETSAN, fuarın açılış töreni sponsorluğunu üstlenmiş olup yeni tanıtılan sistemlerin yanı sıra sahada kullanılan çok sayıda ileri teknoloji platformuyla da fuarda yer almaktadır.
NEŞTER, MAM-L ürününün bir varyantı olarak geliştirilmiş olup minimum ikincil hasar prensibiyle yüksek hassasiyetli vuruş gerçekleştirmek amacıyla tasarlanmıştır. Sistem, klasik mühimmat çözümlerinden farklı olarak yaklaşma sensörüyle çalışan ve kesici bıçaklar içeren özgün bir harp başlığına sahiptir. Patlayıcı içermeyen bu yapı sayesinde kitlesel imha yerine noktasal hedeflere yönelik hassas angajman sağlanması hedeflenmektedir.
CİRİT Anti-İHA sistemi, CİRİT Lazer Güdümlü Füzesinin insansız hava araçlarına karşı geliştirilen yeni versiyonu olarak tanıtılmıştır. Yaklaşma sensörü ve Anti-İHA harp başlığıyla donatılan sistemin, 8 kilometreye kadar havadaki İHA’ları etkisiz hale getirme kabiliyetine sahip olduğu belirtilmiştir. Sistem, yüksek maliyetli hava savunma füzelerine alternatif bir çözüm olarak geliştirilmiştir. Bu yapı sayesinde hava tehditlerine karşı pahalı platform ve mühimmatlar kullanılmadan önce uygun angajman zarfında hedefin etkisiz hale getirilmesi amaçlanmaktadır.
CİDA, ROKETSAN’ın uzun menzilli tanksavar füze sistemleri ailesinin yeni üyesi olarak tanıtılmıştır. Sistem; görüş ötesi kullanım kabiliyeti, uzun menzil, hızlı taarruz yeteneği ve hibrit arayıcı başlığı sayesinde hassas vuruş gerçekleştirebilecek şekilde geliştirilmiştir. Kara, deniz ve hava platformlarına entegre edilebilen CİDA’nın karadan karaya kullanımda 35 kilometre, helikopterden karaya kullanımda ise 55 kilometre menzile sahip olacağı belirtilmiştir.
Mini seyir füzesi, düşük maliyetli yapı ile yüksek operasyonel etkiyi birleştiren yeni nesil bir çözüm olarak tanıtılmıştır. Sistem; uzun menzil, daha ağır harp başlığı ve çoklu taşıma kapasitesi sayesinde yaklaşık 250 kilometre menzilde görev icra edebilmektedir. Özellikle hava savunma sistemlerine karşı önemli bir güç çarpanı oluşturmasının hedeflendiği belirtilmiştir. Mini seyir füzesinin, hedef hattından görsel istihbarat toplayabilme kabiliyetine de sahip olduğu ifade edilmiştir.
ROKETSAN, SAHA 2026 kapsamında yeni tanıtılan sistemlerin yanı sıra çok sayıda füze, mühimmat, hava savunma ve su altı harp sistemini de sergilemektedir. Sergilenen sistemler arasında Türkiye’nin milli imkânlarla geliştirilen uzun menzilli balistik füzesi TAYFUN da yer almaktadır.
SİHA mühimmatları kapsamında MAM-C, MAM-L IIR, MAM-T Dual Seeker, İHA-122, İHA-230, 300 ER ve EREN dolanan mühimmat sistemleri fuarda sergilenmektedir. Hava savunma sistemleri bölümünde SUNGUR, HİSAR-A, HİSAR-O RF, SİPER BLOK 1 ve BLOK 2, LEVENT ve MİDLAS milli dikey atım lançer sistemi yer almaktadır. Tanksavar ve seyir füze sistemleri kapsamında KARAOK, L-OMTAS, SOM, ÇAKIR, KARA ATMACA, LAÇİN, TEBER ve METE lazer güdümlü mini füze sistemi sergilenmektedir.
Topçu füze sistemleri arasında BORA (KHAN), TRLG-122, TRLG-230 ve LG-155 lazer güdümlü topçu mühimmatı bulunmaktadır. Su altı harp sistemleri kapsamında AKYA yeni nesil ağır sınıf torpido ile ORKA yeni nesil hafif sınıf torpido yer almaktadır. Ayrıca KMC taktik füze silah sistemi, PUSU kule üstü silah sistemi, ALKA yönlendirilmiş enerji silah sistemi ve gelecekte ilk testinin yapılması planlanan ŞİMŞEK-2 uydu fırlatma aracı da fuarda sergilenen sistemler arasında bulunmaktadır.
STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ tarafından millî imkânlarla geliştirilen KUZGUN kamikaze insansız hava aracı sistemi, SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı kapsamında ilk kez sergilenmiştir.
KUZGUN, 1.000 kilometrenin üzerindeki uçuş menzili, 6 saate varan havada kalış süresi, yaklaşık 200 kilogram kalkış ağırlığı ve 3.500 metre irtifada operasyon kabiliyeti ile tanımlanan bir sistemdir.

KUZGUN Kamikaze İHA Sistemi, 5 Mayıs 2026 - (Anadolu Ajansı)
Yüksek patlayıcılı harp başlığı, düşük radar izi ve yüksek infilak gücü ile donatılan sistemin, stratejik hedeflere karşı yüksek etki oluşturması hedeflenmektedir. Önceden tanımlanmış rota ve hedef bilgileri doğrultusunda tam otonom uçuş icra edebilme kabiliyetine sahiptir.
KUZGUN, milli yazılımlarla donatılmış altyapısı, elektronik harbe dayanıklı seyrüsefer sistemi ve alçak irtifa uçuş kabiliyeti ile zorlu coğrafi ve operasyonel koşullarda görev icra edebilecek şekilde tasarlanmıştır. Sistem, pist altyapısına ihtiyaç duymadan mobil kara platformları veya sabit fırlatıcılar üzerinden roket destekli kalkış gerçekleştirebilmektedir.
Yoğun GNSS karıştırmasının yaşandığı ortamlara karşı optimize edilen KUZGUN, karıştırmaya dayanıklı seyrüsefer mimarisi ve GNSS destekli hassas koordinat dalışı kabiliyeti ile donatılmıştır.
STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz, KUZGUN'un tanıtımında şu açıklamayı yapmıştır: "STM, özellikle askeri denizcilik olmak üzere, ülkemizin ileri mühendislik gerektiren birçok alanında, çok farklı alanlarda ürünler çıkartıyor. Bunların en önemlilerinden biri de aslında taktik İHA sistemleri. STM olarak özellikle otonomi konusunda 2018'de envantere soktuğumuz KARGU ile başlayan teknoloji geliştirme çalışmalarımız, sürekli adım adım yeni ürünlerle, yeni yetkiliklerle devam ediyor. Hepimiz farkındayız, aslında son dönemlerde savaş sahasında gerçekten uzun menzilli, oldukça yüksek kapasitede mühimmat taşıyabilecek, 1000 kilometrenin üzerine çıkabilecek ve çok daha etkin olabilecek mühimmat ihtiyaçları da var. İnşallah KUZGUN ile beraber başta silahlı kuvvetlerimiz, sonrasında dost ve müttefik ülkeler için ileride savaş alanında oyun değiştirici, oldukça maliyeti etkin ve bir taraftan da son derece etkili bir ürün çıkmış olacak. STM'nin hem tasarım gücü hem de milli mühendislik gücüyle ve mümkün olduğu kadar da ekosistemimizde bulunan firmalarla işbirliği yaparak yerli ve milli ürünleri bu ürün bünyesinde de kullanarak bir ürünü ortaya çıkarttık. Hayırlı olsun diyorum."
STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ tarafından geliştirilen YAKTU Kamikaze İnsansız Deniz Aracı (KİDA), SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı kapsamında 6 Mayıs 2026 tarihinde ilk kez tanıtılmıştır. Sistem, yüksek sürat, düşük silüet ve sürü operasyon kabiliyetiyle deniz harbinde yeni nesil bir vurucu güç olarak geliştirilmiştir.
Liman savunmasından açık deniz operasyonlarına kadar uzanan asimetrik harp ihtiyaçlarına yönelik tasarlanan YAKTU, STM’nin askerî deniz platformları alanındaki tecrübesi ile otonom sistem teknolojilerindeki mühendislik birikiminin birleştirilmesiyle ortaya çıkmıştır.
YAKTU, yaklaşık 5,8 metre tam boya (LOA) ve 1,7 ton deplasmana sahiptir. Sistem, 50 knotun üzerinde azami sürate ulaşabilmekte, 20 knotun üzerindeki servis hızında 200 deniz milinin üzerinde menzil sunabilmektedir. Platformda 1 dizel ana makine ile 1 waterjet (WJ) tahrik sistemi kullanılmaktadır. Haberleşme altyapısı kapsamında hem görüş hattı (LOS) hem de uydu haberleşmesi (SATCOM) desteklenmektedir. Görev profili; kamikaze (tek yönlü taarruz), sürü operasyonu ve otonom görev icrası kabiliyetlerini kapsamaktadır.
YAKTU, stratejik su üstü hedeflerine yönelik hassas taarruz görevleri için optimize edilmiştir. Platform, yüksek sürati sayesinde hareketli deniz hedeflerine karşı hızlı angajman gerçekleştirebilecek şekilde tasarlanmıştır. Sistemin temel kabiliyetlerinden biri olan sürü zekası mimarisi, platformlar arasında anlık veri paylaşımı ve otonom görev dağılımı yapılmasına imkan tanımaktadır. Birden fazla KİDA’nın koordineli şekilde hareket ederek hedefi farklı yönlerden baskı altına alabilmesi amaçlanmaktadır.
Yapay zeka destekli otonom mimariye sahip olan YAKTU, gündüz ve gece koşullarında görev icra edebilmektedir. Sistem, yerli donanım ve millî yazılım altyapısıyla geliştirilmiş olup ağ destekli harekât kabiliyetini farklı operasyon ortamlarında sürdürebilecek şekilde tasarlanmıştır.
Düşük silüetli ve kompakt gövde yapısı sayesinde platformun tespit edilmesinin zorlaştırılması hedeflenmiştir.
Sistemin adı olan “YAKTU”nun, eski Türkçede “ışık” ve “aydınlık” anlamlarıyla ilişkilendirilen bir kelime kökünden türetilmiştir. İsim kökeni “yakmak” fiiline dayanmaktadır.
Kayacı Savunma tarafından geliştirilen CELLAT otonom kamikaze insansız deniz aracı (KİDA), SAHA 2026 kapsamında ilk kez sergilenmiştir. Üniversite-sanayi iş birliği ile tamamen yerli ve millî imkânlarla geliştirilen sistem, daha önce geliştirilen insansız deniz aracı projelerinin devamı niteliğinde ortaya konmuştur.
CELLAT, yaklaşık 5 metre uzunluk ve 1,7 metre genişliğe sahip olup 50 knot hıza ulaşabilmektedir. Sistem, 450 deniz mili menzil ve 500 kilogram faydalı yük kapasitesi ile görev icra edebilmektedir.

CELLAT otonom kamikaze insansız deniz aracı (KİDA), 5 Mayıs 2026 - (Anadolu Ajansı)
Düşük görünürlük özellikleriyle tasarlanan platform, uydu haberleşme sistemi entegrasyonu sayesinde menzil sınırı olmaksızın hedefe yönlendirilebilecek şekilde geliştirilmiştir.
Kayacı Savunma Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Kayacı, ürün hakkında şu açıklamayı yapmıştır: "3-4 senedir insansız deniz aracımızla sahada Savunma Sanayii Başkanlığı'mız ile Sahil Güvenlik Komutanlığı'mız ile testlerimizi sürekli yapıyoruz. Son dönemde Körfez'deki olaylar ve Ukrayna savaşından hareketle ülkemizin insansız sistemlere dünyanın ihtiyaç duyduğundan daha fazla ihtiyacı olduğuna inandık. Cumhurbaşkanı'mızın Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda savunma sanayinde bir KOBİ, 'Anadolu kaplanı' olarak böyle bir ürünü üretmek ve ülkemize hizmet etmek için çalıştık. Ürünü gerçek değerleriyle SAHA 2026'da sergileyeceğiz."
Kayacı, sistemin yazılımlarından teknenin imalatına kadar tamamen kendi atölyelerinde üretildiğini ve herhangi bir dış desteğe başvurulmadığını belirtmiştir. Ürünün ilk örtüsünün fuar kapsamında açıldığı da açıklanmıştır.
BMC tarafından asimetrik savaş koşulları ve saha tecrübeleri doğrultusunda geliştirilen “Yük ve Personel Taşıma Aracı” ailesinin yeni üyesi PAMİR 4x4, SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı kapsamında ilk kez sergilenmiştir. Tanıtım törenine Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Mustafa Murat Şeker ile BMC Otomotiv Genel Müdürü Lütfi Balık katılmıştır.
PAMİR 4x4, zırhlı olmayan 4x4 konfigürasyona sahip bir yük ve personel taşıma aracı olarak geliştirilmiştir. Sistem, saatte 120 kilometre azami hıza ve yaklaşık 600 kilometre menzile sahiptir. Araç, kabin içerisinde 4 personel taşıyabilmekte olup kasa bölümüyle birlikte toplam taşıma kapasitesi 10 kişiye ulaşmaktadır.
Arazi kabiliyetleri kapsamında araç; yüzde 60 dik eğimli meyillerde iniş ve çıkış, yüzde 30 yan eğimli arazilerde güvenli ilerleme ve yüzde 30 dik eğimli arazilerde römorklu görev icrası gerçekleştirebilmektedir.
PAMİR 4x4, personel taşımacılığı ile lojistik yük taşımacılığı görevleri için tasarlanmıştır. Araç geliştirilirken Türk Silahlı Kuvvetlerinin saha tecrübelerinin dikkate alındığı belirtilmiştir. Farklı operasyonel ihtiyaçlara uyum sağlayabilecek şekilde geliştirilen platform için Kara Kuvvetleri Komutanlığı nezdindeki kalifikasyon sürecinin devam ettiği ifade edilmiştir.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK, KOSGEB, Türk Patent ve Marka Kurumu ile Türk Standardları Enstitüsü’nü (TSE) kapsayan yapısıyla SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nda yer almıştır. Bakanlık, fuar kapsamında 1.000 metrekareyi aşan bir alanda, Türkiye’nin tam bağımsızlık vizyonunu yansıtan yerli ve milli teknolojik çözümlerini sergilemektedir.
TÜBİTAK, derin denizlerden uzay teknolojilerine uzanan geniş faaliyet alanını yansıtan sistemleriyle SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı’nın öne çıkan katılımcılarından biri olmuştur. Enstitüleri aracılığıyla geliştirilen çok sayıda kritik sistem fuarda sergilenmiş olup bunların 16’sı ilk kez SAHA 2026 kapsamında tanıtılmıştır.
Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi (BİLGEM), SPPOD-L, SPPOD-M ve KALE gibi 14'ü ilk kez sergilenen toplam 39 ürünle siber savunma alanında yer almaktadır.
Marmara Araştırma Merkezi, Millî Muharip Uçak KAAN için geliştirilen 'Patlama Önleme Sistemi' ve 'Yaşam Destek Sistemi' gibi 15 kritik bileşenin yanı sıra 'Reaktif Nanoadsorban' gibi inovatif teknolojilerini ilk kez tanıtmaktadır.
Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü, SİPER, GÖKDOĞAN, BOZDOĞAN, GÖKHAN ve KUZGUN gibi füze ve mühimmat ailelerini 23 ürün ve ürün ailesiyle etkinliğe taşımıştır. Ayrıca KIZILGÖZ ve ATLAS gibi alt sistemler ile S-FORCE simülatörü de SAGE standında yer almaktadır.
TÜBİTAK UZAY, Türkiye’nin uzay alanındaki projelerini temsilen İMECE yer gözlem uydusu ve Türksat 6A haberleşme uydusu maketleriyle fuarda yer almıştır.
Ulusal Metroloji Enstitüsü, rubidyum ve stronsiyum optik örgü saat prototipleri ile kuantum çip örneklerini 9 Mayıs'a kadar tanıtacaktır.
Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB), KOBİ’lerin savunma sanayisine entegrasyonunu destekleyen faaliyetleri kapsamında SAHA 2026’da yer almaktadır.
Fuar kapsamında KOSGEB’in, Savunma Sanayii Başkanlığı, Türkiye Uzay Ajansı ve THY Teknik ile bir iş birliği protokolü imzalamasının planlandığı belirtilmiştir. Söz konusu protokol ile yerli üretim kapasitesinin artırılması ve KOBİ’lerin savunma sanayi ekosistemine entegrasyonunun güçlendirilmesi hedeflenmektedir.
Türk Standardları Enstitüsü (TSE), SAHA 2026 kapsamında milli savunma sistemlerinin uluslararası standartlara uyumu ve sertifikasyon süreçlerindeki yetkinliğini katılımcılarla paylaşmaktadır.
Türk Patent ve Marka Kurumu ise savunma sanayisinde artan yerli patent sayısı üzerinden Türkiye’nin fikri mülkiyet kapasitesinin küresel rekabet açısından taşıdığı öneme dikkat çekmektedir.
Makine ve Kimya Endüstrisi AŞ (MKE), SAHA 2026 kapsamında geliştirdiği insanlı ve insansız sistemleri tanıtmaktadır.
URAN 105 milimetre araç üstü obüs sistemi, SAHA 2026 kapsamında ilk kez sergilenmiştir. Sistem, ateş gücünü 4x4 mobil platform ile birleştirerek zorlu arazi ve hava koşullarında topçu birliklerine yüksek hareket kabiliyeti, esneklik ve ateş desteği sağlamayı amaçlamaktadır.
MKE tarafından geliştirilen Atış Kontrol Sistemi ile entegre edilen URAN, dakikada 12 atış yapabilmekte ve 18 kilometreye kadar hedefleri vurabilmektedir.
ATTİLA 155 milimetre araç üstü obüs sistemi, modern muharebe sahasında yüksek hareket kabiliyeti, hızlı konuşlanma ve etkin ateş desteği sağlamak üzere geliştirilmiştir.
Sistem, 52 kalibre 155 milimetre namluya sahip olup dakikada 6 atım hızı ile ateş gücü sunmaktadır. 38 mühimmat kapasitesi ile birlikte aydınlatma ve sis mühimmatları taşıyabilmektedir.
6x6 taktik tekerlekli araç üzerine entegre edilen ATTİLA, 85 km/s azami hız ve 850 kilometre operasyon menzili ile yüksek taktik ve stratejik hareket serbestisi sağlamaktadır.
ALPAY-2, mayınlı arazilerde motorize birlikler ve yaya unsurların güvenli şekilde intikalini sağlamak amacıyla geliştirilmiş bir sistemdir.
Yüzde 100 elektrikli motora sahip olan ve zırhlı bir platform üzerine entegre edilen sistem, anti-tank ve anti-personel mayınlarına karşı görev icra edebilmektedir.
İnsansız olarak uzaktan komuta edilebilen ALPAY-2, yaklaşık 18 ton ağırlığa sahip olup jeneratör desteği ile 750 kilometre harekat menziline ulaşabilmektedir. Sistem, zorlu arazi ve iklim koşullarında görev yapabilmekte, dik eğimleri tırmanabilmekte ve hendek geçişi gerçekleştirebilmektedir.
Yaklaşık 3 kilometre mesafeden uzaktan kontrol edilebilen sistem, mayınlı sahalarda 10 metre genişliğinde ve 100 metre uzunluğunda bir koridor açabilmekte ve yerin 1 metre altındaki mayınları etkisiz hale getirebilmektedir. ALPAY-2, taşıdığı iki mühimmat kaseti sayesinde çoklu atım kabiliyetine sahiptir.
Milli Savunma Bakanlığı (MSB) AR-GE Merkezi tarafından geliştirilen “YILDIRIMHAN” isimli füze sistemi, SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarının ilk gününde tanıtılmıştır. Tanıtım programına Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler katılmıştır.
Yaşar Güler, program sırasında yaptığı konuşmada Türk savunma sanayisinin son yıllarda gerçekleştirilen yatırımlar doğrultusunda üretim kapasitesini artırdığını ve yüksek teknoloji odaklı bir AR-GE ekosistemine dönüştüğünü ifade etmiştir. Ayrıca gelişen teknoloji ve değişen ihtiyaçlar doğrultusunda savunma sanayisinde sürekli yenilenmenin gerekli olduğunu belirtmiştir.
Güler, fuarda sergilenen sistemlerin Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarına yönelik yürütülen AR-GE faaliyetlerinin sonucu olduğunu ifade etmiş; tanıtım programının ardından YILDIRIMHAN’ın da yer aldığı standın açılışını gerçekleştirmiştir.

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Ar-Ge Merkezi tarafından geliştirilen kıtalararası hipersonik balistik füze “YILDIRIMHAN”, 6 Mayıs 2026 - (Anadolu Ajansı)
YILDIRIMHAN, hipersonik füze özelliği taşıyan bir sistem olarak tanıtılmıştır. Füze, Mach 9 ile Mach 25 arasında değişen hızlara ulaşabilmekte olup mevcut hava ve füze savunma sistemlerini aşma kabiliyetine sahiptir. Sistem, yakıt olarak sıvı nitrojen tetroksit kullanmakta ve dört roket motoruyla tahrik edilmektedir.
Modern harp doktrinleri kapsamında kritik bir kuvvet çarpanı olarak geliştirilen YILDIRIMHAN, yüksek hız ve manevra kabiliyeti sayesinde hedef bölgeye erişim sağlayarak karşı tarafın erken uyarı ve önleme imkanlarını sınırlandırmayı amaçlamaktadır. YILDIRIMHAN, sahip olduğu sıvı roket yakıtı altyapısı ve yaklaşık 3.000 kilogram patlayıcı taşıma kapasitesiyle benzer sistemlerden ayrılmaktadır.
SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nın açılış töreni, 5 Mayıs 2026 tarihinde İstanbul Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilmiştir. Törene Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar ve Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar ile çok sayıda ülkeden üst düzey isimler katılmıştır. Haluk Bayraktar'ın konuşmasının ardından protokol üyelerinin katılımıyla kurdele kesimi yapılmıştır.

SAHA 2026 Açılış Töreni, 5 Mayıs 2026 - (Anadolu Ajansı)
SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, açılış töreninde yaptığı konuşmada bugün sadece bir fuar açılışı yapmadıklarını, bir zihniyet devrimini ve küresel ekosistemin yeni denklemini konuştuklarını ifade etmiştir. Bayraktar, dünyanın ticaret savaşlarından teknolojik egemenlik mücadelesine evrildiği kritik bir eşikte olduğunu belirterek şu ifadeleri kullanmıştır: "Ülkemiz ve dostlarımız bu noktada varoluşsal bir mücadele veriyor. Biz de SAHA 2026'da geleceğin teknolojiyle nasıl şekilleneceğini birlikte gösteriyoruz. Dünya, uzun süredir alışık olduğu serbest ticaret illüzyonundan sert bir şekilde uyanıyor. Gümrük savaşları ve korumacılık, sadece ticari terimler değil küresel güç mücadelesinin yeni cepheleri oldu. Jeopolitik gerilimler, Hürmüz Boğazı gibi kritik arterlerdeki tıkanıklıklar ve enerji maliyetlerindeki volatilite, endüstriyel arzın ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi. İşte böyle yeni bir dönemde millî üretim kapasitesi, sadece ekonomik bir tercih değil, devletlerin bekası için hayati bir dayanıklılık testi ve kaçınılmaz bir zorunluluktur."

SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, SAHA 2026 Açılış Töreni'ne katılarak konuşma yapıyor, 5 Mayıs 2026 - (Anadolu Ajansı)
Geleceğin teknolojilerinin nadir toprak elementlerinin arz güvenliğine göbekten bağlı olduğuna dikkat çeken Bayraktar, arzın jeopolitik bir silah olarak kullanıldığı bu yeni dönemde kaynak çeşitliliği ve teknolojik bağımsızlığın milli güvenliğin en kritik yapı taşlarından biri haline geldiğini vurgulamıştır. Harbin doğasının radikal biçimde değiştiğini belirterek şöyle devam etmiştir:
"Ukrayna'da gördüğümüz tablo bize şunu söylüyor, modern harp, teknoloji ile endüstriyel üretim kapasitesinin toplamı olarak kendini gösteriyor. Son dönemde özellikle insansız platformlar ve dron kullanımı konvansiyonel harbin merkezine oturdu. Sahada dron kullanımının 127 kat artması, askeri doktrinlerin artık otonom sistemler üzerine yeniden yazıldığının en somut kanıtıdır. Türkiye de bu değişimin sadece şahidi değil en güçlü öncülerinden biridir."
Küresel savunma harcamalarının 2,9 trilyon dolarla tarihî bir zirveye ulaştığını ve yıllık yüzde 8,1'lik büyüme oranıyla dünyanın artık savunmayı bir harcama değil hayati bir varoluş sigortası olarak gördüğünü kaydeden Bayraktar, harcamaların yüzde 73'ünün sadece 10 ülke tarafından yapıldığını ve Türkiye'nin yüzde 14'lük büyüme hızı ve stratejik derinliğiyle oyun kurucu bir üretici olarak ağırlığını her geçen gün artırdığını söylemiştir.
Avrupa savunma harcamalarındaki yüzde 116'lık artışın yaşlı kıtanın stratejik özerklik arayışının bir yansıması olduğunu belirten Bayraktar, savunma talebinin artık coğrafi sınırları aştığını ve bu noktada yalnızca ürün ihraç etmediklerini, güven ve stratejik ortaklık inşa ettiklerini ifade etmiştir. Yapay zekanın artık bir gelecek vaadi değil, sahadaki en yıkıcı kuvvet olduğunu söyleyen Bayraktar, şu değerlendirmede bulunmuştur:
"Pentagon'a hizmet veren bazı firmaların kısa sürede yüzde 140'ları aşan büyümesi de tesadüf değil. Bu teknoloji, karanlık ellerde devletlerin ve orduların karar mekanizmalarına yön veren, tahakkümü dijital kodlarla yeniden inşa eden stratejik bir işletim sistemi haline gelmektedir. Dikkat etmeliyiz, bu dönüşümün bizi küresel derebeylerine bağımlı kılan bir tekno-feodalizme sürüklemesine izin veremeyiz. Zira algoritması ve verisi başkasına ait olan bir düzende tam bağımsız bir egemenlikten değil ancak dijital bir esaretten söz edilebilir."
Tüm bu süreçlerin yetişmiş insan kaynağından AR-GE ve hatta finansmana kadar uzanan tam bir değer zinciri olduğunu dile getiren Bayraktar, bu zincirin en güçlü halkasının nitelikli insan kaynağı olduğunu vurgulamış; modern savunma doktrininin hantal geliştirme süreçlerini geride bırakarak düşük birim maliyetli, yüksek hacimli ve sahada hızla doğrulanan mobil bir üretim paradigmasına geçişi zorunlu kıldığını belirtmiştir.
2000'lerin başında yüzde 20'lerde olan yerlilik oranının, Millî Teknoloji Hamlesi'nin itici gücüyle yüzde 83'e ulaştığına işaret eden Bayraktar, ihracat hedefini şu sözlerle aktarmıştır: "İhracatımızı da her yıl daha yukarı taşıyoruz. 2026 hedefimiz olan 13 milyar dolarlık ihracat, Türk mühendisliğinin dünyaya vurduğu mühürlerden biri olacak."
Yerlilik oranına yalnızca rakamlar veya yüzdelerle bakılmadığını belirten Bayraktar, "Bizim için yerli sanayi katılımı tam bağımsızlığın oranını gösteren somut bir merhaledir. Tasarımı ve algoritması bize ait olmayan her teknoloji, bizi yeni dünya düzeninin birer dijital sömürgesi yapmaya adaydır. Savunma ithalatımızdaki süreklilik arz eden azalma, Millî Teknoloji Hamlesi'nin içi boş bir slogan olmadığının, sahada sonuç veren bir bağımsızlık doktrini olduğunun en somut kanıtıdır. 2025 yılında ihracatta 10 milyar dolarlık psikolojik sınırı aşmanın gururunu yaşıyoruz. İthalatta ise en büyük kalem hava yolu şirketlerimizin yaptığı yolcu uçağı alımlarıdır." demiştir.
Yolcu uçağı alımları gibi sivil kalemler düşüldüğünde, Türk savunma sanayisinin dış ticaret dengesinin tarihinin zirve noktalarına ulaştığını belirten Bayraktar şu değerlendirmeyi yapmıştır:"Burada asıl dikkat çekmek istediğim nokta, ihracatımızın niteliğidir. Eskiden sadece basit aksamlar ihraç eden bir ülkeden, bugün akıllı mühimmatlardan insansız sistemlere kadar yüksek teknoloji ihracatından pay alan bir teknoloji merkezine dönüştük."
SAHA İstanbul olarak 1.300'den fazla üye firma, 30 üniversite ve 49 şehre yayılan ağlarıyla birlikte öğrenen ve üreten büyük bir aile olduklarını belirten Bayraktar "400 bin metrekareden fazla alana yayılan SAHA 2026, bir fuardan öte teknolojiye hükmedecek zihinlerin buluşma noktasıdır. Fuarda 120'den fazla ülkenin önde gelen 263 uluslararası firmasını ağırlayacağız." diye eklemiştir.

SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, SAHA 2026 Açılış Töreni'ne katılarak konuşma yapıyor, 5 Mayıs 2026 - (Anadolu Ajansı)
SAHA 2026'yı mümkün kılan bu devasa ekosistemin, yalnızca şirketlerin ve kurumların değil, tam bağımsızlık ülküsüyle kenetlenmiş ortak bir aklın eseri olduğunu vurgulayan Bayraktar, fuar verilerini şu şekilde aktarmıştır: "Bu yıl 1700'den fazla katılımcı firma ve 150 binden fazla ziyaretçi beklentimizle, çıtayı her seferinde daha yukarıya taşıyoruz. SAHA markasını dünya savunma literatürünün ilk sıralarına yerleştiriyoruz. 88 binden fazla nitelikli iş gücüyle yönetilen 14,3 milyar dolarlık proje hacmi ve 8 milyar doları aşan ihracat kapasitesi, SAHA İstanbul ekosisteminin operasyonel verimliliğini de kanıtlamaktadır."
Dünyanın ilk kez göreceği ürün tanıtımları, 200'e yakın imza töreni ve 30.000'i aşkın iş görüşmesinin de fuara damga vuracağını belirten Bayraktar, özellikle FPV dron ve UGV mücadele alanlarının inovasyonun somutlaştığı yerler olacağını dile getirmiştir. 4 kıtadan, 76 ülkeden, tam 192 resmî heyetin o gün fuarda bulunduğunu aktaran Bayraktar, "SAHA artık küresel bir marka. Avrupa'dan Asya'ya, Afrika'dan Amerika'ya kadar her kıta, teknolojideki gelişmeleri takip etmek ve savunma ihtiyaçlarının gelecekte nasıl şekilleneceğini anlamak için bugün İstanbul'a bakıyor." ifadesini kullanmıştır.
Haluk Bayraktar, SAHA 2026 kapsamında gerçekleştirilen 173 imza töreninin, 6 milyar doları doğrudan ihracat odaklı olmak üzere toplam 8 milyar dolarlık stratejik bir iş hacmini temsil ettiğini belirtmiştir. Bayraktar, fuar gelirlerinin kullanımına ilişkin "SAHA 2026'dan elde edilen her bir kuruş, millî geleceğimiz için yatırıma dönüşecek. 81 ilimizin her birinde gençlerimiz için dron üretim ve eğitim merkezleri kuracağız. En büyüğü İstanbul'da olmak üzere 81 ilde, 81 merkez. Gençlerimizin bu alandaki teknolojik yetkinliğini artıracak ve acil durumlarda hızla milyonlarca dron üretecek kapasiteyi oluşturacak bir altyapıyı adım adım inşa edeceğiz. Amacımız sadece teknoloji üretmek değil bu teknolojiyi kullanacak ve geliştirecek bir teknoloji kuşağı yetiştirmek." demiştir.
Türkiye'nin bu kırılmayı tam 20 yıl öncesinden öngördüğünü ve önlemler aldığını vurgulayarak konuşmasını Milli Teknoloji Hamlesi'nin niteliğine ilişkin şu sözlerle tamamlamıştır: "Sermaye odaklı değil, insan odaklıdır. Kar hırsıyla değil, fırsat eşitliğiyle yükselir. Adaleti savunan, merhameti yaşatan, mazlumları gözeten ve insanlığa hizmet eden bir anlayışın vücut bulmuş halidir. Sonuç olarak, Cumhuriyet'imizin ikinci asrında bizim yolumuz, bir hayalle başlayıp bir milletin duasıyla büyüyen, mazluma kalkan, zalime set olan teknolojiler üretme yoludur. Bu yol, Türkiye'nin öz güveninin, ortak umutlarımızın ve insanlığı yeniden kendi değerleriyle buluşturma iddiamızın adıdır. Hep birlikte başardık, daha güçlü bir şekilde başarmaya devam edeceğiz.Milli Teknoloji Hamlesi'nin bu büyük buluşmasında emeği geçen tüm ekip arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum. Tam bağımsız, müreffeh ve adil bir dünya idealinde buluşmak üzere hepinizi en içten saygılarımla selamlıyorum."
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, fuarın açılışında yaptığı konuşmada SAHA 2026'da dünyanın en büyük savunma sanayii kurumlarının proje ve sistemlerinin yanı sıra KOBİ'lerden araştırma enstitülerine ve teknoloji girişimlerine kadar ekosistemin büyüklüğünün gözlemlenebildiğini aktarmıştır.
Bir ülkenin güvenlik kapasitesinin, yalnızca kara sınırlarını, hava sahasını ve deniz yetki alanlarını koruma gücüyle değil, siber alanda, dijital altyapılarda ve uzayda kurduğu teknolojik hakimiyetle ölçüldüğünü bildiren Kacır, bu yeni gerçeklik karşısında ülkelerin caydırıcılıklarını artırmak ve savunma ihtiyaçlarını karşılamak için çok daha yüksek maliyetleri göze aldığını söylemiştir. Küresel savunma harcamalarının son 10 yılda yüzde 41 artarak 2025'te 2,9 trilyon dolara ulaştığına işaret eden Kacır, şunları söylemiştir: "Hız kesmeyen jeopolitik gerilimler bu artış ivmesinin devam edeceğine işaret ediyor. AR-GE'si, test altyapıları, seri üretim kabiliyetleri ve insan kaynağıyla bütüncül bir savunma sanayisi kurmak, tam bağımsızlığın ve yüksek caydırıcılığın vazgeçilmez şartıdır. Türkiye olarak Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde her zaman bu anlayışla hareket ettik. Uzun dönemli AR-GE, yatırım ve tedarik planlarımızı hazırlayarak nitelikli insan kaynağına yatırım yaparak, dünyada az sayıda ülkede bulunan bir savunma sanayii ekosistemini ülkemizde oluşturduk."

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, SAHA 2026 fuarının açılışında konuşuyor, 5 Mayıs 2026 - (Anadolu Ajansı)
Savunma tedarikinde yerli ürünlerin payını son 23 yılda yüzde 20'lerden yüzde 80'lerin üzerine taşıdıklarını belirten Kacır, bugün dünyada satılan her üç askerî insansız hava aracının ikisini Türk firmalarının ürettiğini ve Türkiye'nin kendi savaş gemisini tasarlayan, geliştiren ve üreten 10 ülkeden biri olduğunu ifade etmiştir. Kacır, savunma ihracatına ilişkin "2002'de 248 milyon dolar olan savunma ihracatımız, aktif savunma diplomasimiz ve firmalarımızın küresel pazarları hedefleyen yaklaşımları sayesinde geçtiğimiz yıl 10 milyar doları aştı. Savunma ihracatında şimdilik dünyanın en büyük 11'inci ülkesiyiz. Biliyoruz bu ivme artarak devam edecek. Çünkü savunma sanayisi firmalarımız her geçen yıl yeni kabiliyetler kazanıyor, üretim ve teknoloji geliştirme kapasitelerini istikrarlı biçimde büyütüyor. Savunma ürünlerinde yüzde 80 dışa bağımlı olan ve güvenlik tehditleri karşısında savunma kapasitesini tahkim etmeye yönelen Avrupa'nın ihtiyaç duyduğu çözüm ortağı Türkiye'dir. Sektörümüz, sahada oyun değiştirici rolü kanıtlanmış, yüksek teknoloji odaklı ve maliyet etkin geniş ürün portföyüyle Avrupa savunma ekosisteminin ihtiyaç duyduğu çözümleri sağlayabilecek konumdadır." demiştir.
Türkiye'nin dışarıda tutulduğu herhangi bir programın, Avrupa'yı telafisi güç stratejik kayıplarla baş başa bırakacağını ifade eden Kacır, Avrupa'daki karar vericilerin Türkiye ile işbirliğine yönelmesi gerektiğini dile getirmiş ve şunları eklemiştir: "NATO standartlarında üretim altyapımız, Türk savunma sanayi ürünlerinin müttefik ülkelerin platformlarına hızla entegre edilebilmesine imkan tanıyor. Son 23 yılda teşvik sistemimizle 460 milyar lira yatırım büyüklüğüne sahip 1112 savunma sanayisi yatırımının önünü açtık. 2002'den bu yana TÜBİTAK burs ve destek programlarıyla 2 bin 142 savunma sanayisi projesine ve 4 bin 300 bilim insanı ile gencimize 64,1 milyar lira kaynak sunduk."
Kacır, uzayı stratejik bir başlık olarak gördüklerini ve son 23 yılda uzay bilimleri ve teknolojilerinde oluşturdukları birikimle uzayın sunduğu fırsatları değerlendireceklerini söylemiştir. Uzaya bağımsız erişimi teminat altına alacak uzay limanının inşasına başladıklarını ve ülke mühendislerinin geliştirdiği millî itki sistemine sahip uzay aracıyla Ay Programı'nı gerçekleştireceklerini aktarmıştır. Millî Küresel Konumlama Sistemi'yle askerî operasyonların güvenliği açısından önemli bir riskin bertaraf edileceğini belirten Kacır, 5-9 Ekim tarihleri arasında Antalya'da 77. Uluslararası Uzay Kongresi'nin düzenleneceğini de anımsatmıştır.
Türkiye'nin imalat sanayi katma değerini 246 milyar dolara yükselttiklerini aktaran Kacır, Sanayi Alanları Master Planı'na ilişkin "Türkiye'yi yüksek katma değerli üretimin adresi haline getirecek yeni nesil teşvik mekanizmalarını devreye alıyoruz. Savunma sanayimizin yükselişini hızlandırmak için üretim ve AR-GE süreçlerine yeni bir bakış getirmeliyiz. Sanayimizin gelecek 30 yılına ışık tutacak, planlı sanayi alanlarımızın büyüklüğünü mevcut 160 bin hektardan 350 bin hektara çıkaracak Sanayi Alanları Master Planı'nı hazırladık. Mega endüstriyel bölgeler olarak kurguladığımız yeni sanayi alanlarıyla beraber, savunma sanayi üretimimizi geniş bir coğrafya yayacağız, Anadolu'da yeni savunma sanayii kümelenmeler oluşturacağız." demiştir.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, SAHA 2026 fuarının açılışında konuşuyor, 5 Mayıs 2026 - (Anadolu Ajansı)
Kacır, SAHA İstanbul yönetimince kamuoyuna duyurulan 81 ilde dron üretim merkezleri çağrısını değerli bulduğunu belirterek bu sürece katkı sunmak için gerekenin yapılacağını söylemiş ve konuşmasını şu sözlerle tamamlamıştır: "Bilgi, teknoloji, tecrübe ve üretim kabiliyetinin paylaşıldığı, karşılıklı güvene dayalı ve tüm taraflara değer üreten ortaklıklar kurmak, Türkiye olarak temel ilkemizdir. SAHA EXPO, bu doğrultuda somut adımların atıldığı, tüm katılımcılar için verimli ve ufuk açıcı bir buluşma zemini olacaktır."
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, sahip oldukları savunma sanayii kapasitesinin uluslararası alanda omuzlarına yeni sorumluluklar yüklediğine değinerek şu açıklamayı yapmıştır: "Türkiye'nin bu konudaki yaklaşımı nettir. Biz gücümüzü kaosun değil, istikrarın hizmetine sunuyoruz. Teknolojimizi gerilimin bir aracı değil, barışın ve güvenliğin teminatı olarak görüyoruz. Bu anlayışla, geçtiğimiz 12 aylık dönemde 185 ülkeye toplamda 10,5 milyar dolarlık savunma ve havacılık ihracatı gerçekleştirdik. Yakında 11 milyar doların üzerine çıkarak Türkiye'yi savunma ve havacılık ihracatında dünyada ilk 10 ülke arasına taşımayı hedefliyoruz. Bu hedefi yakalayacağımıza eminiz, zira artık savunma sanayisinde yalnızca hedef koyan değil, koyduğu hedeflere adım adım ulaşan bir Türkiye var. Kendi mühendisinin aklına güvenen bir Türkiye var. Kendi sanayicisinin emeğine sahip çıkan bir Türkiye var. Kendi gencinin hayaline yatırım yapan bir Türkiye var. Kendi teknolojisini geliştiren ve dünyaya sunan bir Türkiye var. SAHA 2026, işte bu Türkiye'nin en güçlü vitrinlerinden biridir."
Gelinen noktayı yeterli görmediklerinin altını çizen Görgün, savunma sanayisinin gücünün yalnızca büyük ana yüklenicilerle ölçülemeyeceğini belirterek SAHA 2026'nın sadece bir fuar değil, tüm paydaşları bir araya getiren çok boyutlu bir deneyim ve işbirliği platformu olacağını vurgulamıştır. Fuarda ana yüklenicilerin yeni tedarikçilerle tanışacağını ve KOBİ'lerin küresel firmalarla temas kuracağını aktaran Görgün "Genç girişimlerimiz yatırımcılarla buluşacak. Dost ve müttefik ülkelerle ortak üretim ve teknoloji geliştirme modelleri değerlendirilecek. SAHA 2026 tüm bu açılardan çok kıymetli bir buluşma zemini oluşturuyor. Fuar boyunca ürün lansmanları, imza törenleri, B2B, G2B, G2G görüşmeleri ve yatırımcı buluşmaları gerçekleştirilecek. Düzenlenecek etkinlikler ve panellerde geleceğin teknolojileri derinlikli bir şekilde ele alınacak. Böylece SAHA 2026, yalnızca bir fuar değil, çok boyutlu bir deneyim paylaşımı ve işbirliği platformu olacaktır." demiştir.
Bu yılki fuarın 'Teknolojiye Hükmet, Geleceği Şekillendir' mottosuyla düzenlendiğine dikkat çeken Görgün, stant alanının her organizasyonda en az yüzde 50 artarak 120.000 metrekareye ulaştığını belirtmiştir.

Savunma Sanayii Başkanı Görgün, SAHA 2026'nın açılışında konuşuyor, 5 Mayıs 2026 - (Anadolu Ajansı)
Kritik teknolojilerde dışa bağımlılığın sıfırlanmasını hedeflediklerini kaydeden Görgün, Türkiye'nin savunma sanayisinde güvenilir, tecrübeli ve uzun vadeli düşünen bir yol arkadaşı olduğunu vurgulayarak şöyle devam etmiştir: "Bizim işbirliği anlayışımız, yalnızca ürün satışıyla sınırlı değildir. Biz, ortak aklı, ortak emeği ve ortak kabiliyeti esas alan bir sanayi yaklaşımına inanıyoruz. Bu yaklaşım, birlikte geliştirmeye, birlikte üretmeye ve kazan-kazan ilişkisi kurmaya dayalıdır. Bugün Türk savunma sanayisi şirketleri, dünyanın farklı coğrafyalarında yalnızca ürünleriyle değil, mühendislik birikimi, entegrasyon kabiliyeti, bakım-idame tecrübesi ve eğitim altyapısıyla da değer üretmektedir. Biz bu birikimi dost ve müttefik ülkelerle daha güçlü ortaklıklara dönüştürmeye hazırız."
Temmuz ayında Türkiye'de düzenlenecek NATO Zirvesi ve Savunma Sanayii Forumu'na da değinen Görgün, bu forumun NATO'nun bugüne kadar düzenlediği en büyük savunma sanayisi etkinliği olacağının altını çizmiş ve şu açıklamayı yapmıştır: "Aynı zamanda müttefiklerimizle savunma sanayisi işbirliklerini derinleştirecek, tedarik zincirlerimizi daha dirençli hale getirecek ve ortak kabiliyet geliştirme anlayışını güçlendirecek stratejik bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. SAHA 2026'da kurulacak temasların, bu büyük buluşmaya güçlü bir hazırlık zemini oluşturacağına inanıyorum. Burada atılacak her adımın, kolektif güvenliğimize katkı sunacağına yürekten inanıyorum."
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, açılış töreninde yaptığı konuşmada fuarın niteliğine ilişkin şu değerlendirmeyi yapmıştır: Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Milli Savunma Bakanlığı, ilgili bakanlıklar ve kurumların katkılarıyla düzenlenen fuarın, Türkiye'nin ve Avrupa'nın en büyük sanayi kümelenmelerinden biri olarak savunma sanayisinin ulaştığı mümtaz seviyeyi açıkça ortaya koyduğunu belirtmiş; bu yönüyle fuarın nitelikli görüşmeler, uluslararası paneller ve vizyoner ürün lansmanlarıyla savunma sanayii ekosistemindeki stratejik işbirliğini pekiştiren son derece müstesna bir platform olduğunu söylemiştir.
Küresel güvenlik ortamının belirsizleştiği, çatışma ve savaşların pek çok coğrafyada aynı anda vuku bulduğu hassas bir dönemden geçildiğine işaret eden Güler, "Özellikle son dönemde tanıklık ettiğimiz ve bölgemizi doğrudan etkileyen Rusya-Ukrayna Savaşı ile ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan savaş, bölgesel ve küresel güvenlik mimarisini derinden etkilemiştir. Yakın dönemde meydana gelen bu çatışma ve savaşlar güvenlik doktrininde bizlere çok kritik veriler sunarken, sorumluluklarımızı da bir o kadar artırmıştır." demiştir.

Milli Savunma Bakanı Güler, SAHA 2026'nın açılışında konuşuyor, 5 Mayıs 2026 - (Anadolu Ajansı)
1980'li yıllara kadar savunma sanayii alanında büyük ölçüde tedarikçi olan Türkiye'nin artık kendi sistemlerini tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir ülke olduğunu vurgulayan Güler, savunma sanayiinin gerçekleştirdiği dönüşümü şu ifadelerle aktarmıştır: "Kara platformlarımızda modern teknolojileriyle donatılmış araçlarımız sahada yüksek hareket kabiliyeti sergilerken, denizlerimizde ise millî gemilerimiz ve insansız deniz araçlarımızla hak ve menfaatlerimiz kararlılıkta korunmaktadır. Tüm bunların yanında Türk savunma sanayisinin asıl büyük devrimi, dünyada harp doktrinlerini yeniden yazdıran, gökyüzünün yeni hâkimleri olan insansız hava araçlarımızla gerçekleşmiştir. Bugün İHA, SİHA ve stratejik seviyedeki TİHA teknolojilerimiz sahip oldukları yapay zeka, hassas vuruş gücü ve yüksek irtifa kabiliyetleriyle küresel ölçekte etkiler oluşturmuş, özellikle de Türk mühendisliğinin neleri başarabileceğini tüm dünyaya en çarpıcı şekilde göstermiştir."
İnsansız sistemlerde ulaşılan seviyenin hava savunma stratejilerinde de daha ileri bir safhaya taşındığını dile getiren Güler, Çelik Kubbe bütünleşik hava savunma sisteminin bu stratejik aklı yansıttığını ve hava savunma sistemlerinin birbiriyle tam bir uyum içinde çalışacağı yapının Türkiye'nin teknolojiye istikammet veren bir aktör haline gelme yolunda emin adımlarla ilerlediğinin bir ispatı olduğunu belirtmiştir.

Milli Savunma Bakanı Güler, SAHA 2026'nın açılışında konuşuyor, 5 Mayıs 2026 - (Anadolu Ajansı)
Türk savunma sanayii ürünlerinin bugün sadece kataloglarda değil, dünyanın en zorlu çatışma bölgelerinde de kendini ispat etmiş sistemler olduğunu vurgulayan Güler, "NATO standartlarında geliştirdiğimiz millî hassas güdümlü mühimmatlarımız, yabancı muadillerine göre sunduğu düşük maliyet avantajıyla orduların askeri kabiliyetlerini doğrudan etkilemektedir. Ekonomik maliyetin asimetrik bir silah haline geldiği bu çağda Türkiye, müttefiklerine silah sistemleriyle birlikte teknoloji ve sürdürülebilir bir güvenlik ekonomisi de sunmaktadır. Gururla söylemeliyim ki bu büyük dönüşüm Türkiye'nin yeni nesil harp anlayışlarını şekillendiren bir stratejik merkez haline gelmesine de sebep olmuştur. Bir zamanlar sınırlı ölçüde takip edebildiğimiz teknolojilerde bugün fikri mülkiyeti bize ait, özgün ve yüksek katma değerli çözümler ortaya koyuyoruz." demiştir.
Sürdürülebilir bir savunma gücünün, sadece teknolojiye sahip olmak değil, o teknolojiyi ihtiyaç anında kitleler halinde sahaya sürebilmek olduğunu ifade ederek, şunları kaydetmiştir: "Bu yüzden Türk savunma sanayii, seri üretim kapasitesini hem dostlarına yetebilecek seviyede korumalı hem de seferberlik esnekliğiyle birleştirme çalışmalarına hız katmalıdır. Unutulmamalıdır ki bu çağda yerinde saymak geride kalmaktır. Dolayısıyla asimetrik tehditlere karşı hazırlıklı olmak adına İHA ve SİHA teknolojileri, otonom deniz ve kara platformları ile uzay ve siber savaş elektronik harp alanlarındaki imkân ve kabiliyetlerimizi daha üst seviyelere en hızlı şekilde taşıma gayretlerimizi artırmalıyız. Gerçek şu ki bugünün ve geleceğin dünyasında güç merkezi, teknolojiyi öncü bir şekilde üretip daha yeni buluşlara imza atanlarda olacaktır."
SAHA 2026'nın ilk günü Sefine Tersanesi Stratejik ve İnsansız Sistemler Araştırma Merkezi (SİSAM) ile Kanada merkezli Kraken Robotics arasında deniz tabanı harbi alanında bir Mutabakat Muhtırası (MoU) imzalanmıştır. Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Mustafa Murat Şeker ve Kanada Savunma Tedariki Bakanı Stephen Fuhr'un katılımıyla gerçekleştirilen törende imzalar, Sefine Tersanesi Stratejik ve İnsansız Sistemler Yöneticisi Mustafa Lutfi Civelek ile Kraken Robotics Savunmadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Bernard Mills tarafından atılmıştır.
Söz konusu işbirliği, Katfish Yazılım Entegrasyonu ve Otomatik Hedef Tanıma (ATR) geliştirilmesini kapsamaktadır. Bu teknolojik hamleyle deniz tabanındaki mayın, tehlikeli cisimler ve hedefler otomatik biçimde daha hızlı, güvenli ve yüksek doğrulukla tespit edilebilecektir.
SİSAM tarafından geliştirilen yerli ve milli ATR yeteneği, yüksek çözünürlüklü sonar verilerini gerçek zamana yakın bir hızda işleme kapasitesine sahiptir. Derin öğrenme algoritmaları, gelişmiş görüntü işleme teknikleri ve ileri sinyal analiz yöntemleri kullanılarak deniz tabanındaki nesneler yalnızca görüntülenmekle kalmayıp aynı zamanda otomatik olarak analiz edilip sınıflandırılmaktadır. Tehdit önceliklendirmesi ve karar destek çıktıları üretebilen bu sistem, özellikle mayın harbi ve deniz güvenliği operasyonlarında kritik bir rol üstlenmektedir.
SİSAM'ın otonom sistemler, entegrasyon ve saha operasyonlarındaki mühendislik kabiliyeti, Kraken Robotics'in ileri teknoloji Sentetik Açıklıklı Sonar (SAS) sensörleriyle birleşerek Türkiye'de ilk kez uçtan uca otonom hedef tespit ve tanıma zincirinin oluşturulmasına imkan tanımaktadır.
SAHA 2026 kapsamında Savunma Sanayii Başkanlığı ve Zyrone Dynamics arasında 'Döner Kanatlı Mini Kargo İHA Sistemi Tedarik Projesi Sözleşme Değişikliği No:1' imza töreni düzenlenmiştir. Tören, Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Gökhan Uçar ve Zyrone Dynamics Genel Müdürü Ayşenur Çalışkan Kanber'in katılımıyla gerçekleşmiştir.
Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Gökhan Uçar, İHA alanında kendini kanıtlamış Zyrone Dynamics'in önemli bir boşluğu dolduracak bir ürünü envantere kazandıracağını belirterek bu ürünün ihracat potansiyeli taşıdığını ifade etmiştir. Zyrone Dynamics Genel Müdürü Ayşenur Çalışkan Kanber ise sahada edinilen tecrübelerin ordunun farklı kuvvetlerinde yaygınlaşmasını gurur verici bulduğunu ve yurt dışında da bu kullanımın artmasını öngördüklerini dile getirmiştir.
SAHA 2026 kapsamında 'TRMOTOR TF35000 Alt Sistemler İmza Töreni' düzenlenmiştir. Törene Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Gökhan Uçar ve sekiz şirketin yöneticisi katılmıştır. Törende imzalayan şirketler ve yöneticileri şunlardır: TRMOTOR Genel Müdürü Prof. Dr. Osman Saim Dinç, TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, IDAK Havacılık Genel Müdürü Ali Emre Akgüneş, HARPAX Sistem Teknolojileri Genel Müdürü Dursun Öner, ANOVA AR-GE Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Dr. Emre Öztürk, ALP Havacılık Genel Müdürü Şenay İdil, TAAC Havacılık Teknolojileri Genel Müdürü Murat Koç ve PCS Test ve Otomasyon Genel Müdürü Uğur Yiğit.
Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Gökhan Uçar, motorun tasarımıyla ilgili ciddi bir olgunluk seviyesine gelindiğini belirterek motorun tasarımının nihayetlenmesi ve test edilecek prototiplerin üretimiyle ilgili sözleşmenin de çok kısa süre içerisinde imzalanacağını bildirmiştir.
SAHA 2026 kapsamında Savunma Sanayii Başkanlığı ve ENETKİ Savunma arasında 'Delican İHA Sistemleri Tedarik Projesi Sözleşme Değişikliği No:4' imza töreni düzenlenmiştir. Tören, Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Gökhan Uçar ve ENETKİ Savunma Teknik Genel Müdürü Nizameddin Haşim Ordulu'nun katılımıyla gerçekleşmiştir.
Gökhan Uçar, Türk şirketlerinin ürünlerini düzenli olarak iyileştirmesi, geliştirmesi, yeni kabiliyetler kazandırması ve bunları maliyet etkin yapmasının önemine işaret ederek ENETKİ firmasının ürününü buna çok güzel bir örnek olarak nitelendirmiştir. ENETKİ Savunma Teknik Genel Müdürü Nizameddin Haşim Ordulu ise ihtiyaca binaen hızlı çözümler üretmeye devam etmek istediklerini ifade etmiştir.
Ağır sınıf torpido AKYA projesi kapsamında, ROKETSAN ve Altınay Savunma Teknolojileri arasında 'Lityum Tabanlı Batarya Tedarik Sözleşmesi' imzalanmıştır. Bu sözleşme doğrultusunda AKYA torpidosunun yüksek güç ve enerji yoğunluklu lityum tabanlı batarya sistemlerinin seri üretimi Altınay Savunma tarafından gerçekleştirilecektir.
Denizaltı platformlarında görev yapan ağır sınıf torpidoların zorlu harekât koşullarındaki ihtiyaçları gözetilerek tasarlanan batarya sistemi; yüksek güç yoğunluğu ile torpidonun sürat ve manevra kabiliyetini desteklemekte, gelişmiş enerji yönetimi sayesinde görev süresini optimize etmekte ve zorlu deniz koşullarında güvenilir performans sunmaktadır.
ROKETSAN Genel Müdür Yardımcısı Halid Bulut, vakıf şirketleri ile özel sektör arasındaki sinerjinin önem taşıdığını belirterek AKYA projemiz, Türk donanmasının Mavi Vatan'daki vurucu gücü konumunda. Bu kritik projede, Altınay Savunma gibi değerli ekosistem paydaşlarımızın mühendislik yetkinliklerini sistemlerimize entegre etmekten memnuniyet duyuyoruz. İmzalanan sözleşmenin ülkemize ve savunma sanayimize hayırlı olmasını diliyorum." demiştir.
Altınay Savunma Genel Müdürü Burak Mercan ise "Teknoloji üreten global bir marka olma vizyonumuz doğrultusunda, Altınay'ın köklü mühendislik gücünü AKYA gibi deniz kuvvetlerimiz için hayati bir projeye sunmaktan, ROKETSAN'ın güvenilir bir çözüm ortağı olmaktan büyük gurur duyuyoruz. Geliştirdiğimiz lityum tabanlı batarya sistemlerinin AKYA'nın sahadaki başarısına doğrudan katkı sunacağına inancımız tamdır." değerlendirmesini yapmıştır.
Armelsan ve TUSAŞ arasında Gökbey Helikopteri ve Orkun 2053 Daldırma Sonarı Entegrasyonu Mutabakat Muhtırası imzalanmıştır. Törende Armelsan Yönetim Kurulu Başkanı Yetkin Karakaş, Armelsan Üst Yöneticisi (CEO) Can Emre Bakım, TUSAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan ve TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu imzaları atmıştır.
Geleneksel gemi sonarlarının aksine 500 metre derinlikte dahi operasyon yapabilme yeteneği, yüksek çıkış gücü ve yenilikçi sinyal işleme algoritmaları sayesinde denizlerin derinliklerini izleyebilen Orkun 2053, bu mutabakat kapsamında Gökbey helikopterine entegre edilecektir. Bu entegrasyonla Orkun 2053 helikopter daldırma sonarı, denizaltı savunma harbinin yeni ve keskin gözü konumuna gelecektir.
ASFAT ile Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) arasında, ASFAT tarafından inşa edilecek dört açık deniz karakol gemisinde kullanılacak deniz toplarının MKE'den teminini kapsayan sözleşme imzalanmıştır. Millî Savunma Bakan Yardımcısı Musa Heybet'in huzurunda, ASFAT Genel Müdürü Mustafa İlbaş ile MKE Genel Müdürü İlhami Keleş arasında gerçekleştirilen törende, 4 adet Denizhan 76/62 milli deniz topu tedariki kararlaştırılmıştır.
ASFAT Genel Müdürü Mustafa İlbaş, Türk Deniz Kuvvetleri için toplam 10 açık deniz karakol gemisi inşa edildiğini; bunlardan ilk iki geminin ASFAT tarafından tamamlandığını ve 7, 8, 9 ile 10. gemilerin de ana yüklenicisi sıfatıyla projeye başlandığını ifade etmiştir. İlbaş, diğer sistemlerde olduğu gibi deniz topunun da milli şirket MKE'den temin edilmesinin önemine dikkat çekerek şunları söylemiştir: "Bu kapsamda da diğer sistemlerde olduğu gibi deniz topunu da millî şirketimiz olan MKE'den almak istiyoruz. Bu yüzden burada bulunuyoruz. Açık deniz karakol gemilerinden 1 ve 2 numaralı olanlarda da zaten bu topları kullandık ve yine Romanya'ya ihraç ettiğimiz açık deniz karakol gemisinde de aynı top kullanılmıştır."
MKE mühendisliğiyle geliştirilen Denizhan Milli Deniz Topu, yüksek yerlilik oranı ve ileri üretim kabiliyetleriyle öne çıkmaktadır. Deniz Kuvvetleri Komutanlığına bugüne kadar 6 adet teslim edilen deniz topu, Endonezya'ya 2024 yılında ve Romanya'ya 2025 yılında ihraç edilerek uluslararası alanda da başarı elde etmiştir. MKE'nin yatırımlarıyla 76 milimetre deniz topunun üretim kapasitesinin yüzde 500 artırılması hedeflenmektedir.
SAHA 2026'nın ikinci günü olan 6 Mayıs tarihinde Baykar ile Endonezya merkezli PT Republik Aero Dirgantara (Republikorp) arasında Bayraktar KIZILELMA İnsansız Savaş Uçağı Çerçeve Anlaşması imzalanmıştır. Bu anlaşma, KIZILELMA'nın ilk ihracat anlaşması niteliğini taşımaktadır.

Baykar ile Endonezya arasında Bayraktar KIZILELMA Çerçeve Anlaşması imzalanıyor, 6 Mayıs 2026 - (Anadolu Ajansı)
SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, anlaşmaya ilişkin şu açıklamayı yapmıştır: "Bayraktar KIZILELMA için ilk defa bir ihracat anlaşmasına imza atmış olduk. Dolayısıyla bundan dolayı ülkemiz adına ve kardeş ülke Endonezya adına gururluyuz. Bu anlaşmayla birlikte hedefimiz 12 adetten oluşan bir Bayraktar KIZILELMA filosunu 2028 yılında başlamak üzere teslim etmek. Ama bu anlaşmada aynı zamanda ilave 4 filo yani 48 uçak da ileriye dönük opsiyonel olarak yer almaktadır. Burada sadece sistemlerin tedariki değil aynı zamanda lokal bir şekilde Endonezya'da bakım idamesine yönelik lokal üretim lokal bakım merkezinin kurulması da bu anlaşmanın kapsamı içerisinde. Endonezya ile malumunuz geçtiğimiz yıl Bayraktar AKINCI ve Bayraktar TB2 kontratlarını imzalamıştık. Bu da aslında 3. tip ürün oluyor."
Bayraktar, Bayraktar TB2'nin kendi kategorisinde en çok ihraç edilen insansız hava aracı sistemi olduğuna işaret ederek KIZILELMA'nın 2022 yılında ilk uçuşunu gerçekleştirdiğini, o tarihten bu yana yoğun uçuş faaliyetlerinin sürdürüldüğünü, geçen yıl seri imalat faaliyetlerinin tamamlandığını ve bu yıl içinde KIZILELMA'yı ülkenin hizmetine sunmayı hedeflediklerini açıklamıştır.

Baykar ile Endonezya arasında Bayraktar KIZILELMA Çerçeve Anlaşması imzalanıyor, 6 Mayıs 2026 - (Anadolu Ajansı)
Republikorp Grup Başkanı Norman Joesoef, anlaşmadan duyduğu memnuniyeti dile getirerek iki kurum arasındaki işbirliğinin devam etmesi konusunda istekli olduklarını vurgulamıştır.
Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) ile Macaristan merkezli HT Division firması arasında, HT Division tarafından geliştirilen insansız kara araçlarına (İKA) MKE TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemleri'nin entegrasyonuna yönelik mutabakat zaptı imzalanmıştır. Anlaşma kapsamında modern muharebe sahasının değişen ihtiyaçlarına yönelik ortak çalışmalar yürütülmesi ve TOLGA sisteminin farklı platformlara entegre edilmesi hedeflenmektedir.
Haziran ayında gerçekleştirilecek Eurosatory Fuarı kapsamında 20 mm TOLGA Silah Sistemi ve kulesinin HT Division İKA'sına entegre edilerek fuar alanında sergilenmesi de planlanmaktadır.

Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) ile HT Division arasında, HT Division tarafından geliştirilen insansız kara araçlarına (İKA) MKE TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemleri'nin entegrasyonuna yönelik sözleşme imzalanıyor, 6 Mayıs 2026 - (Anadolu Ajansı)
MKE Genel Müdürü İlhami Keleş, imza töreninde TOLGA sisteminin kapsamlı konsepti ve maliyet etkin çözüm üretme kabiliyetiyle lansmanın yapıldığı günden bu yana çok fazla ilgi gördüğünü belirterek "Savunma Sanayii Başkanlığımızla bu süreci yönetiyoruz. Aynı zamanda yurt dışından TOLGA'ya çok fazla ilgi var ve bu kapsamda Mısır, Suudi Arabistan ve Katar ile angajmana girmiş durumdayız. Şimdi buna yeni bir ayak olarak yeni bir ülkeyi, Macaristan'ı ekliyoruz. Fakat Macaristan olayının şöyle bir güzel tarafı var; oradaki muhatap firmamız da Türk firması. Orada yerleşik ve oranın ticaret hukukuna göre kurulmuş bir Türk firması. Biz bu firma ile işbirliği yapmak suretiyle onların insansız kara araçlarına TOLGA bileşenlerini, kulelerini monte etmek suretiyle müşterek şekilde pazara hitap ediyor olacağız." demiştir.
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) ile TUSAŞ Motor Sanayii AŞ (TEI) arasında, ANKA ve AKSUNGUR platformlarında kullanılmak üzere 100 adet TEI-PD170 turbodiezel motorunun teminini kapsayan sözleşme imzalanmıştır.

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) ile TEI arasında, ANKA ve AKSUNGUR platformlarında kullanılmak üzere 100 adet TEI-PD170 turbodizel motorunun tedarikine yönelik sözleşme imzalanıyor, 6 Mayıs 2026 - (Anadolu Ajansı)
Türkiye'nin ilk milli turbodiezel havacılık motoru olan TEI-PD170, uzun motor ömrü, düşük yakıt tüketimi, yüksek irtifa performansı ve yüksek elektrik üretim kapasitesiyle öne çıkmaktadır. Daha önce iki platform için 40 adet TEI-PD170 motoru teslim edilmişken, yerli motorlu AKSUNGUR ilk kez Aralık 2025'te envantere girmiştir. Yeni sözleşmeyle millî insansız hava araçlarında yerlilik oranının artırılması ve Türkiye'nin savunma havacılığı alanındaki tedarik bağımsızlığının güçlendirilmesi hedeflenmektedir.
Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ile Elektroland Defence arasında, 5 adetlik HANÇER temininin üzerine 5 adet daha HANÇER alınmasını öngören sözleşme imzalanmıştır. Sözleşme, SSB Başkan Yardımcısı Mustafa Murat Şeker, SSB Kara Araçları Daire Başkanı Murat Ceran ve Elektroland Defence Genel Müdürü Ferhat Uğur tarafından imzalanmıştır.
Elektroland Defence Genel Müdürü Ferhat Uğur, Türkiye'deki tüm güvenlik birimlerinden alınan geri bildirimler ve ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden yapılandırılan HANÇER'in otonom bir sistem olarak geliştirildiğini ifade ederek şunları söylemiştir: "Savunma Sanayii Başkanlığımızla otonom insansız kara aracı HANÇER Projesi'nin 5 adet daha seri üretim anlaşmasını imzaladık. Bu proje, Savunma Sanayii Başkanlığı Kara Araçları Daire Başkanlığı ile birlikte geliştirildi. Türkiye'deki tüm güvenlik güçlerimizden aldığımız geri bildirimler, bilgi ve talepler doğrultusunda yeniden programlandı ve yeni bir versiyon olarak ortaya çıktı. Projesini imzaladığımız HANÇER robotumuz otonom bir sistem. Kendi görev tanımlarına göre kendi kararını verebilen bir sistem. Bu robotumuz, çevremizde bütün arazi şartlarında test edildi, denendi ve artık üretime girdi. Şimdi yurt dışına satış ve pazarlamasıyla ilgili faaliyetlerimiz devam ediyor. Türkiye'nin insansız hava araçlarıyla havada elde ettiği başarıyı biz de kara araçlarında uygulayarak dünyada bir ilki başarmak istiyoruz. İnsansız kara araçlarında dünyadaki en iyi ülke biziz diyebilirim ve bunu abartmadan diyebilirim. Çünkü coğrafyamızdaki her türlü arazi, her türlü karışıklık, her türlü çevre ve iklim şartına göre robotlarımız tasarlanarak geliştirildi. Maliyet etkin olmasını sağlamaya çalışıyoruz."
Elektroland Defence'ten yapılan yazılı açıklamaya göre HANÇER, zorlu arazi koşullarında güvenilir hareket ve otonom görev kabiliyeti sunan, gelişmiş kontrol sistemleriyle donatılmış çok amaçlı bir insansız kara aracıdır. Su geçirmezlik doğrulama ve daldırma testlerinden başarıyla geçen sistem, güçlü ve hafif batarya yapısı sayesinde saatlerce kesintisiz görev yapabilmekte; yüzde 60 dikey tırmanma ve yüzde 40 yatay sürüş kabiliyetiyle farklı arazi şartlarına uyum sağlamaktadır.
TUSAŞ ile HAVELSAN arasında sözleşme imzalanmış; TUSAŞ'ın insan kaynakları süreçleri, HAVELSAN tarafından geliştirilen yeni nesil iş yönetim sistemi KOVAN altyapısıyla yönetilecektir. TUSAŞ bünyesinde yaklaşık 16.000 personelin performans ve kariyer yönetimi süreçleri ile yeni personelin işe alım süreçleri KOVAN üzerinden entegre şekilde yönetilecektir.
HAVELSAN'ın 25 yılı aşkın kurumsal kaynak planlama tecrübesine sahip mühendisleri tarafından geliştirilen KOVAN, daha önce Azerbaycan'a da ihraç edilmiş olup Savunma Sanayii Başkanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, BOTAŞ, Yüksek Seçim Kurulu, Teknopark İstanbul ve DeltaV tarafından aktif olarak kullanılmaktadır. Bulut tabanlı çalışan sistem, platform ve veri tabanından bağımsız görev yeteneğine sahip olup modüler, ölçeklenebilir ve süreç odaklı yapısıyla öne çıkmaktadır.
HAVELSAN Genel Müdürü Mehmet Akif Nacar, milli yazılımların stratejik önemine dikkat çekerek "HAVELSAN, güvenli altyapıları ve millî yazılımları geliştirerek dijital dönüşümle ülkemizin bugününü ve geleceğini inşa ediyor. Kritik öneme sahip KOVAN Yeni Nesil İş Yönetim Sistemimizi tercih ettiği için TUSAŞ'a teşekkür ediyorum." demiştir.
TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu ise şunları söylemiştir: "HAVELSAN'ın geliştirdiği KOVAN Yeni Nesil İş Yönetim Sistemi'nin süreçlerimize entegre edilmesiyle verilerimizi millî bir yazılım ile yönetmiş olacağız. Bu değerli adımın savunma sanayimize, TUSAŞ ve HAVELSAN'a hayırlı olmasını dilerim."
Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Kenya Savunma Bakanı Roselinda Soipan Tuya, SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı kapsamında bir araya gelerek Türkiye ve Kenya arasındaki savunma işbirliği anlaşmasını imzalamışlardır.
SAHA 2026 ikinci gün programı kapsamında çeşitli firmalar ve kurumlar arasında da bir dizi işbirliği anlaşması imzalanmıştır.
SAHA 2026 kapsamında Pragma Yatırım yöneticilerinden Özlü Yalaza'nın moderatörlüğünde 'Savunma ve Havacılıkta Stratejik Sermaye: Girişim Yatırımları, Endüstriyel Büyüme ve İhracat Finansmanı' başlıklı panel gerçekleştirilmiştir.
Robotik teknolojilere odaklı bir şirket olduklarını belirten Mercan, 700 çalışan ve 600'den fazla mühendisle Türk savunma sanayisinin gelişimiyle paralel önemli aşamalar kaydettiklerini açıklamıştır. Savunma sanayisinde üretim ve tedarik zincirlerinin oluşturulması için sermayenin önemine değinen Mercan Üretim tarafında altyapıları kurduğunuzda, teknik başarıyla birlikte farklı platformlara adapte edilebilir, farklı müşterilere yönelik değiştirilebilir ve ölçeklenebilir bir yapıya dönüşmeniz önemli. Savunma sanayisinde ciddi kaynaklar harcanıyor. Bu kaynakların yanı sıra iş biraz da sabretmekte bitiyor." demiştir.

SAHA 2026’da “Savunma ve Havacılıkta Stratejik Sermaye” paneli, 6 Mayıs 2026 - (Anadolu Ajansı)
Küresel pazarlarda Türk şirketlerinin avantajlarına ilişkin ise şu değerlendirmelerde bulunmuştur: "Avantajlarımız aslında coğrafyalara göre değişebiliyor. Öne çıkmak için bölgelere göre doğru konumlanmak ve pozisyon almak çok önemli. Mesela biz son dönemde Kuzey Amerika ve Afrika coğrafyasında iş geliştirme için ciddi zaman harcıyoruz. ABD ve Batı pazarında daha çok hızlı, çevik ve ölçeklendirilebilir üretim talebi öne çıkıyor. Çünkü onlarda bilgi zaten var. Orta Doğu pazarında ise ürünün referansları ve hızlı tedarik ihtiyacı ön planda. Türk şirketlerini genelde öne çıkaran şey; alternatif çözümler üretmek, bu çözümleri sahada hızlı uygulayabilmek ve esneklik. Bazen çok büyük ve köklü şirketlerin istenilen esnekliğe sahip olmadığını görebiliyoruz. Kısacası Türk şirketleri yurt dışında öne çıkmak istiyorsa esnek, hızlı ve çevik olmalı."
Havacılık ve savunma alanında çalışmanın birçok açıdan önemli şartlar gerektirdiğini belirten Tahiri, zamanında sevkiyat ile zaman ve kalite yönetiminin bu sektördeki kritik önemine dikkat çekmiş; küresel pazarlara açılabilmek için ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi gibi uluslararası standartlara uyumun elzem olduğunu vurgulamıştır. Türkiye'nin savunma sanayisindeki konumuna ilişkin ise "Türkiye, savunma ve havacılıkta düşük maliyetli bir yer değil, artık stratejik bir yer olarak görülmeye başlandı. Maliyet konusu artık savunma, havacılık ve uzay ürünlerinde bir sorun olmaktan çıktı. Maliyet, zamanında teslim edilen kaliteli üründen önce gelmiyor, hiçbir zaman günü tek başına kurtarmıyor. Ancak rekabetçi olarak da kalmanız gerekiyor. Pek çok düşük maliyetli ülke tedarik zincirindeki konumunu yitirdi. Çünkü kaliteli olamadılar. Türkiye'nin stratejik bir ortak ve tedarikçi olması için mühendisliğe nasıl devam edeceğine bakılması gerekiyor. Gördüğüm kadarıyla inanılmaz bir mühendislik ve prototipleme gücüne sahip. Bu fuarda gördüklerimiz zaten büyüleyici. Bir sonraki seviyeye ulaşmak için imalat kapasitesinin artırılması, ortak yatırımlar yapılması gibi adımlar da gerekiyor." demiştir.
Kanada'nın resmi ihracat kredi kuruluşu Export Development Canada'nın (EDC) Doğu Akdeniz ve Orta Doğu İş Geliştirme Direktörü ve Bölge Müdürü Famer Engin, savunma ve havacılık şirketlerinin yatırım için dış finansman sağlamalarının önemini vurgulayarak şunları söylemiştir: "Bu sektörde exim kredilerine ne kadar erken ulaşırsanız sizler için o kadar büyük avantaj olacaktır. Öte yandan yapay zeka bu alanda ciddi fark yaratacak. Son dönemde geliştirilen modellerde, kodlamalarda ve mühendislik çalışmalarında yapay zeka öne çıkıyor. Savunma şirketlerinin de her geçen gün yapay zekayı daha yoğun kullanacağını öngörüyorum."
SAHA 2026 kapsamında, TUSAŞ Motor Sanayii AŞ (TEI) Yönetim Kurulu Başkanı ve TUSAŞ Genel Müdür Yardımcısı Fahrettin Öztürk, ASPİLSAN Enerji Genel Müdürü Ahmet Turan Özdemir, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Başkanı Burcu Özsoy ve Sivas Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Rektörü Mehmet Kul'un katılımıyla 'Kritik Hammaddeler ve Stratejik Tedarik Zinciri Yönetimi Paneli' gerçekleştirilmiştir.
Türk havacılık ve savunma sanayisinin uzun süren prototip ve geliştirme çalışmalarının ardından seri imalat yılına girdiğini belirten Öztürk, mevcut ekosistemin yüksek kapasiteli seri imalatı tek başına destekleyecek durumda olmadığını; bu nedenle KOBİ'lerle birlikte büyüyerek altyapı, bilgi birikimi, teknoloji transferi ve insan kaynağı kapasitesinin artırılması gerektiğini vurgulamıştır. Tedarik zinciri stratejisine ilişkin şunları söylemiştir: "Tedarik zincirinde hem dijitalleşme hem de yapay zeka etkin kullanılmalı. Süreçler izlenebilir olmalı, risklerin önceden analizi yapılmalı ve bu kapsamda teknolojinin bize sağladığı bütün avantajlardan faydalanılmalı. Yapay zeka tek başına bir karar mekanizması değil, karar vermenize yardımcı olan bir mekanizmadır. Hiçbir zaman yapay zeka veya dijitalleşme sizin bütün sorunlarınızı sihirli bir değnek gibi çözmeyecek. Ama onları etkin ve verimli kullandığınızda Türkiye'nin katedeceği mesafe hızlanacaktır. Savunma sanayisinde bağımsızlık sadece üretim yapmakla değil, üretimi sürdürülebilir kılmakla mümkündür. Bu çok önemli, bir defa üretim yapabilirsiniz ki bunu defalarca yaptık, ama asıl mesele devamlılıktır. Yine bu süreç içerisinde entegre planlama mekanizması kurulmalı. Tüm kurumlar, tüm paydaşlar aynı yol haritası üzerinde ilerlemelidir."

SAHA 2026’da "Kritik Hammaddeler ve Stratejik Tedarik Zinciri Yönetimi" paneli, 6 Mayıs 2026 - (Anadolu Ajansı)
Öztürk ayrıca stratejik konularda minimum stok yerine belirli bir stokla çalışmanın önemini ve tedarik süreçlerinde mutlaka alternatif kaynakların ve 'B planı'nın hazır bulundurulması gerektiğini kaydetmiştir. Yerleştirme faaliyetlerinin 'maliyet etkin' ve 'sürdürülebilir' temellere oturtulmasının şart olduğunu da vurgulamıştır.
Savunma sanayisinde kritik platformlar için görev ve emniyet öncelikli bataryalar geliştirdiklerini anımsatan Özdemir, insan kaynağından son ürüne kadar bağımsız ve güvenilir çözümlerle ilerlenmesinin ulusal güvenlik açısından zorunlu olduğunu belirtmiştir. Büyük ülkelerin belirlediği standartların zaman zaman pazara giriş bariyeri olarak kullanılabildiğini aktaran Özdemir, Türkiye'nin kendi test ve sertifikasyon süreçlerini oluşturması ve kısaltması gerektiğine vurgu yapmıştır.
ABD ve Avrupa Birliği'nde devreye giren 'batarya pasaportu' uygulamalarına dikkat çeken Özdemir, ham maddenin geriye dönük izlenebilirliğinin zorunlu hale geldiğini hatırlatmış; stratejik platformlarda kullanılan bataryaların ikinci ömürlerinde enerji depolamada değerlendirilmesi ve ardından geri dönüştürülerek nadir elementlerin yeniden üretim zincirine kazandırılmasının kritik bir çözüm yolu olduğunu dile getirmiştir.
Teknolojik erken uyarı sisteminin ve veri temelli izleme politikalarının önemine değinen Özsoy, ithalat bağımlılığı ve kritiklik analizleri yaparak kapsamlı bir risk haritası oluşturduklarını belirtmiştir. Küresel literatür ve patent akışlarının sıkı şekilde takip edildiğini aktaran Özsoy, olası ham madde kesintilerine karşı laboratuvar ölçekli çözümleri savunma sanayisine kazandırdıklarını bildirmiş; atıklar ve endüstriyel cüruflardan elde edilecek geri kazanımların kriz anlarında ülkenin elini ciddi şekilde kuvvetlendireceğini kaydetmiştir. Dost ve müttefik ülkelerle ham madde ticareti ile ortak işletme iştiraklerin de bu süreci destekleyecek adımlar olduğunu vurgulamıştır.
SAHA 2026'nın ikinci gününde Sanayi ve Teknoloji Bakan Danışmanı ve IAC 2026 Direktörü Emine Doğrukök'ün moderatörlüğünde 'IAC 2026 Antalya, Türkiye'nin Uzay Vizyonu ve Küresel İşbirliği Fırsatları' başlıklı panel gerçekleştirilmiştir.
Her ülkenin güvenliği için uzaya daha fazla odaklandığını belirten Kıraç, fırlatma ve uydu sistemlerinin giderek önemli hale gelmeye başladığını söylemiştir. Türkiye'nin uzay alanındaki çalışmalarını aktaran Kıraç, şu açıklamayı yapmıştır: "Amacımız, Ay'a gitmek için teknolojileri geliştirmek. Artık derin uzay misyonları önem kazanmaya başladı. Bazı uydular farklı yörüngeler arasında manevra yaparak yeniden konumlandırılabiliyor. Bu yıl Fergani bunun testini yaptı, artık daha fazla garantimiz var. Yeni bir uzay rekabeti başladı özel şirketler arasında. Bu nedenle TUA olarak biz ekosistemlerimizi güçlendirmeye çalışıyoruz. Aksi takdirde uzay rekabetinde yer almak kolay olmayacak. Önümüzdeki yıl üniversitelerle işbirlikleri yapacağız. ODTÜ ve İTÜ ile işbirliğimiz var. Artemis gibi uluslararası projelerde yer alma durumumuz var, yakında bunları duyacaksınız."

"IAC 2026 Antalya, Türkiye'nin Uzay Vizyonu ve Küresel İşbirliği Fırsatları" paneli, 6 Mayıs 2026 - (Anadolu Ajansı)
Kıraç, gelecek yıl hibrit itme promosyon sistemleriyle bir uzay mekiği sürecinin başlatılacağını da açıklamıştır.
Federasyonun 82 ülkeden 604 üyesi bulunduğunu belirten Arrigo, IAC'nin 10.000'den fazla katılımcıyı bir araya getiren ve bakanlardan endüstri liderlerine, girişimcilerden öğrencilere kadar herkesi buluşturan bir etkinlik olduğunu aktarmıştır. Antalya IAC 2026'ya ilişkin ise şu değerlendirmeyi yapmıştır: "2024 Milano Kongresi'nde 103 ülkeden 7 bin bildiri geldi. Sidney'de ise 6 bin 400 makale takdimi oldu. 2026 Antalya'da yapılacak IAC için ise gururla söylüyorum ki 108 ülkeden 8 bin 325 makale geldi. Eşi benzeri görülmemiş şekilde 1810 katkı da Türkiye'den geldi, bu IAC tarihinde görülen en yüksek katılım. Antalya'nın farkı nedir diye baktığımızda, Türkiye'nin kültürel mirası, konukseverliği, çalışkanlığı ile yenilikçilik ekosistemini teşkil ediyor. Bu sayede Türkiye'nin vitrini de ortaya çıkacak."
IAF Başkan Yardımcısı Arif Karabeyoğlu, uzayın geleceğinin nükleer ve nükleer itki konuları üzerinde şekilleneceğini ifade ederek bu teknolojinin ufkunun 20 yıla kadar belirlenebileceğini söylemiştir.
SAHA 2026 kapsamında Baykar, birden fazla yerli ve uluslararası kuruluşla stratejik işbirliği anlaşması imzalamıştır.
Baykar–MKE (Makine ve Kimya Endüstrisi AŞ): Bayraktar İHA platformları için İHA Harp Başlığı ve Tapa Geliştirme-Tedarik Anlaşması imzalanmıştır. İmza törenine Baykar Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Köseoğlu ile MKE Genel Müdür Yardımcısı Tolga Çelik katılmıştır.
Baykar–Aksa İleri Kompozit: Bayraktar AKINCI, KIZILELMA, TB2, TB3 ve K2 platformlarında kullanılan kompozit projelerine ilişkin stratejik işbirliği anlaşması imzalanmıştır. Törene Mustafa Köseoğlu ile Aksa İleri Kompozit Genel Müdürü Abdullah Ocak katılmıştır.
Baykar–TEI (Tusaş Motor Sanayii): Bayraktar TB3 platformunda kullanılan TEI-PD200 motorunun tedarikine yönelik stratejik işbirliği anlaşması imzalanmıştır.
Baykar–ASELSAN: Bayraktar TB2, TB3, AKINCI ve KIZILELMA platformlarında kullanılan radar, mühimmat, IFF sorgulayıcı, kamera, uydu haberleşme ve telsiz sistemleri projelerine dair stratejik işbirliği anlaşması imzalanmıştır. Törene Mustafa Köseoğlu ile ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı Özgür Taylan Sarı katılmıştır.
Baykar–ROKETSAN: Bayraktar TB2, AKINCI, KIZILELMA, SİVRİSİNEK, KEMANKEŞ ve TB3 platformlarında kullanılan mühimmat ve ekipmanlar projelerinde stratejik işbirliğine gidilmiştir. Anlaşmayı Mustafa Köseoğlu ile ROKETSAN Genel Müdür Yardımcısı Ali Alper Güneri imzalamıştır.
Baykar–EDGE Group (BAE): Birleşik Arap Emirlikleri merkezli savunma ve havacılık şirketleri grubu EDGE Group ile uluslararası işbirliğine ilişkin çerçeve anlaşması imzalanmıştır. Sözleşmeye ek olarak AL TARIQ hassas güdümlü mühimmatının Bayraktar AKINCI'ya entegrasyonunu kapsayan ayrı bir sözleşme de imzalanmış; imzalar Haluk Bayraktar ile EDGE Group CEO'su Hamad Al Marar tarafından atılmıştır.
Baykar–Safran Electronics and Defense (Fransa): Havacılık elektroniği ve elektronik çözümlerinde stratejik işbirliğine ilişkin mutabakat anlaşması imzalanmıştır. Anlaşma, Haluk Bayraktar ile Safran Electronics and Defense Genel Müdür Yardımcısı Alexandre Ziegler'in imzalarıyla hayata geçmiştir.
Baykar–Gruppo Esea (İtalya) — Robotik Üretim Hattı: Baykar, İtalyan Gruppo Esea şirketiyle robotik çözümler ve otomasyonlu montaj hattına ilişkin sözleşme imzalamıştır. İmzalar Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar ile Gruppo Esea CEO'su Alessandro Liberatore tarafından atılmıştır.
Bayraktar, tören konuşmasında sözleşmenin içeriğini şöyle açıklamıştır: "Böylelikle bu teknolojilerin daha yüksek adetli, daha maliyet etkin ve daha standardize bir şekilde üretilmesini destekleyecek bir robotik üretim hattı olacak. Ülkemiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum."
Liberatore da törende Baykar'ın stratejik ortağı olmaktan duydukları gururu dile getirmiş; sözleşmenin aynı zamanda Türkiye ile İtalya arasındaki işbirliğinin bir kanıtı olduğunu ifade etmiştir.
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB), SAHA 2026'nın üçüncü gününde birden fazla yerli şirketle sözleşme imzalamıştır.
SSB–STM (TIRPAN Projesi): Anti-Operatör Kamikaze Sistem Geliştirilmesi (TIRPAN) Projesi sözleşmesi imzalanmıştır. Törene SSB Başkan Yardımcısı Hüseyin Avşar, STM Genel Müdürü Özgür Güleryüz ve SSB Harekat Destek Grup Başkanı Hacı Ömer Karakuzu katılmıştır. Avşar, konuşmasında TIRPAN'ın sahada önemli bir değer oluşturacak bir proje olduğunu ifade etmiştir. Güleryüz de SSB'ye teşekkür ederek bu tür projelerin hayata geçirilmesinin kendilerini mutlu ettiğini belirtmiştir.
SSB–HAVELSAN (TOYGAR-N Projesi): "TOYGAR-N Projesi Sözleşme Değişikliği-2" imzalanmıştır. Törende Avşar, HAVELSAN Genel Müdürü Mehmet Akif Nacar ve Hacı Ömer Karakuzu yer almıştır. Avşar, projenin harekat destek konsepti kapsamında imzalandığını belirterek şunları söylemiştir: "Narkotik suçlarla mücadelede jandarmamıza çok büyük katkılar sağlayacak bir proje. Emeği geçen bütün arkadaşlara teşekkür ediyorum." Nacar ise imzalanan sözleşme değişikliğinin Jandarma Genel Komutanlığının kullanımında değerlendirileceğini aktarmış ve şunları söylemiştir: "Bu sistem sahada güzel sonuçlar verdi ve sistem sayısının artması hedefleniyor. Bu konuda hem yazılım hem donanım anlamında yurt dışı bağımlılığını da ortadan kaldırabilecek bir sistem inşa ediyoruz."
SSB–Hyperever (AKBAŞ Projesi): Dört Bacaklı Hibrit Robot Geliştirilmesi (AKBAŞ) Projesi imzalanmıştır. Törende Avşar, Hyperever Genel Müdürü Çayan Baykal ve Hacı Ömer Karakuzu yer almıştır. Avşar, savunma sanayiinin her alanında var olduklarını belirterek şu ifadeleri kullanmıştır: "Dört bacaklı robotlar dünyada çok hızlı gelişen bir alan. Bu alanda da oyunda varız diyoruz. Hyperever çok yeni ama çok gelecek vadeden bir firma. Hayırlı uğurlu olmasını diliyorum." Baykal ise projenin dünyanın gündemindeki fiziksel yapay zeka konseptini de kapsayacağına işaret ederek sahadaki ihtiyaçlara yönelik yerli teknolojiler geliştirmeye devam edeceklerini dile getirmiştir.
MKE–CENTURY ARMS: SAHA 2026'da düzenlenen törenle Makine ve Kimya Endüstrisi AŞ (MKE) ile ABD şirketi CENTURY ARMS arasında 12 farklı yarı otomatik tüfek modelinin ihracatına ilişkin anlaşma imzalanmıştır. MKE Genel Müdürü İlhami Keleş ile CENTURY ARMS Genel Müdürü Michael Sucher anlaşmayı imzalamıştır. Törende Milli Savunma Bakan Yardımcısı ve MKE Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Kavaklıoğlu ile TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank da yer almıştır.
MKE–JAVDES (Jandarma Asayiş Vakfı Şirketler Topluluğu) — TOLGA Yakın Hava Savunma Sistemi: MKE ile JAVDES Şirketler Topluluğu arasında, MKE tarafından geliştirilecek TOLGA yakın hava savunma sistemi başta olmak üzere benzer sistemlerin Jandarma Genel Komutanlığı tarafından ihtiyaç duyulan alanlara entegre edilmesine yönelik sözleşme imzalanmıştır. Sözleşme, MKE Genel Müdürü İlhami Keleş ile JAVDES Şirketler Topluluğu Genel Müdürü Ufuk Soyluoğlu tarafından imzalanmıştır. Törene Milli Savunma Bakan Yardımcısı Kavaklıoğlu da katılmıştır.
Kavaklıoğlu törende "MKE özellikle son iki yılda çok büyük atılımlar yaptı. Hem modernizasyon ve yeni yatırımlar hem de teknolojik kapasite ve yetenek olarak kendini geliştirdi. TOLGA da geliştirdiğimiz ürünlerden bir tanesi." demiştir. Kavaklıoğlu aynı zamanda TOLGA'nın çok fonksiyonel ve etkili bir silah olduğunu vurgulayarak şunları eklemiştir: "Sisteme çok da talep var. Bunları şimdi Jandarma teşkilatımıza da kazandırıyoruz."
MKE Genel Müdürü Keleş ise TOLGA'nın sabit tesislerin yanı sıra askeri birliklerin hava savunmasında da önemli bir ihtiyacı karşılayacağını belirtmiş; insansız hava araçları ve dronların en önemli tehditlerden biri olduğuna dikkat çekerek TOLGA'nın bu tehditlere karşı en kapsamlı konseptle çözüm sunduğunu ifade etmiştir. Keleş, Jandarma teşkilatının kendi birimlerini ve tesislerini korumak amacıyla söz konusu sistemi envanterine entegre etmek istediğini aktarmış ve "JAVDES de bu anlamda görev üstlenmiş durumda. Atılan bu imzalarla inşallah bu sistemleri Jandarma Genel Komutanlığımıza kazandırmış olacağız." demiştir.
JAVDES Şirketler Topluluğu Genel Müdürü Soyluoğlu ise bu savunma sistemini başarılı bir çözüm olarak sunan MKE'nin katkılarına değer katmaktan son derece mutlu ve gururlu olduklarını dile getirmiştir.
Sarsılmaz ile İspanya merkezli EM&E Grup arasında savunma teknolojileri alanında stratejik işbirliği başlatmak üzere mutabakat zaptı imzalanmıştır.
İşbirliği kapsamında Sarsılmaz'ın 150 yılı aşkın tecrübesiyle geliştirdiği makineli tüfeklerle, grup şirketlerinden TR Mekatronik'in 25-30 milimetre top sistemlerinin, EM&E Grup'un farklı coğrafyalarda sahada kendini kanıtlamış uzaktan komutalı silah sistemleriyle entegrasyonu hedeflenmektedir. Anlaşmanın ilerleyen aşamalarda ortak üretim ve ortak geliştirme faaliyetlerini de kapsayacak şekilde genişletilmesi planlanmaktadır.
Sarsılmaz Dış Ticaret Genel Müdürü Nuri Kızıltan, imzalanan mutabakat zaptının stratejik önemine dikkat çekerek "EM&E Grup ile imzaladığımız bu mutabakat zaptını, yalnızca iki şirket arasında kurulan teknik bir işbirliği olarak görmüyoruz. Bu anlaşma, Türkiye ve İspanya savunma sanayisi ekosistemleri arasında tamamlayıcı kabiliyetlerin bir araya gelmesi bakımından önemli bir adımdır." demiştir.
EM&E Grup Küresel Satışlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı M. Jocxan Bojorquez da şunları kaydetmiştir: "Her iki şirketin kabiliyetlerinin entegre edilmesi, teknoloji paylaşımı ve ortak üretim yoluyla, iki ülkenin savunma sanayisi altyapısını güçlendirecek ileri teknoloji savunma sistemlerinin geliştirilmesinde endüstriyel işbirliğinin ne kadar kritik bir rol oynadığını ortaya koyuyor."
ARCA Savunma, SAHA 2026'nın üçüncü gününde iki ayrı uluslararası sözleşme imzalamıştır.
ARCA Savunma–VTIC: VTIC ile Topçu Mühimmatı sözleşmesinin resmi imza töreni gerçekleştirilmiştir.
ARCA Savunma–GMP: GMP ile 122 mm Roket 40KM sözleşmesinin imza töreni düzenlenmiştir.
Her iki imza törenine VTIC CEO'su Petar Vasilev, GMP CEO'su Marc Morales ve ARCA Savunma Genel Müdürü İlknur Dutak Pamir katılmıştır.
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ile HAVELSAN Teknoloji Radar (HTR) arasında Olay Tabanlı Görüntüleme Özellikli Okuma Devresi ve Görüntüleme Birimi (OLAY) Projesi'ne ilişkin sözleşme imzalanmıştır.
HTR'nin ana yükleniciliğinde hayata geçirilecek proje, insansız hava araçları ile FPV dronların tespiti, takibi ve sınıflandırılmasına yönelik yerli çözümler geliştirmeyi amaçlamaktadır. Yeni nesil tehditlerin hız kazandığı günümüzde insansız hava araçlarının çevik manevralarının geleneksel sistemlerin tepki süresini zorladığı vurgulanmıştır. Bu ihtiyaca yanıt olarak geliştirilen OLAY Projesi, sahadaki değişimleri düşük gecikmeyle analiz ederek hızlı ve güvenilir görsel doğrulama sağlamayı hedeflemektedir.
HTR Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Mehmet Bayar, OLAY Projesi'nin değişen tehdit ortamına karşı yerli ve milli çözümler geliştirme kapasitesini güçlendirecek önemli bir adım olduğunu vurgulamıştır. HTR Genel Müdürü Mustafa Özçelik ise sistemin milli yazılımlarla destekleneceğini belirterek tehditlerin daha hızlı tespit edilmesi, doğrulanması ve operatöre anlamlı veriye dönüştürülerek aktarılması açısından güçlü bir mühendislik altyapısı oluşturulmasının hedeflendiğini ifade etmiştir.
T3 Vakfı (Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı) ile Sıfır Atık Vakfı arasında, çocuklar ve gençler başta olmak üzere toplum genelinde sıfır atık, sürdürülebilir yaşam ve çevre bilincinin teknoloji temelli yaklaşımlarla güçlendirilmesi amacıyla işbirliği protokolü imzalanmıştır. İmza töreni Sıfır Atık Vakfı'nın Üsküdar'daki merkezinde gerçekleştirilmiştir.
Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, törenin açılışında T3 Vakfı'nın Türkiye'de teknolojinin yaygınlaşması adına önemli çalışmalar yürüttüğünü belirterek T3 Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar ile Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Kuzucu Hıdır'a teşekkür etmiştir.
Ağırbaş, imzalanan protokolün içeriğine ilişkin şunları söylemiştir: "Bu işbirliği protokolüyle T3 Vakfımızla başta 'teknolojide sıfır atık' çalışmaları, DENEYAP atölyelerinde sıfır atıkla alakalı çalışmaların yaygınlaştırılması ve toplum nezdinde yapılacak yeni sıfır atık çalışmalarıyla alakalı yeni bir sayfa açıyoruz." Ağırbaş ayrıca vakfın yakın dönemde düzenleyeceği Sıfır Atık Forumu'nda da T3 Vakfı ile çalışacaklarını belirtmiş; organizasyona 150'den fazla ülkenin katılımının beklendiğini ve 5 binden fazla misafirin ağırlanacağını kaydetmiştir.
Ağırbaş, vakfın ortak akıl anlayışına önem verdiğini vurgulayarak "Herkesin aynı masa etrafında buluştuğu, istişare, diyalog ve uzlaşıyla kararların alındığı platformlar oluşturmak istiyoruz. Ancak bu şekilde başarıya ulaşabileceğimize inanıyoruz. Sıfır Atık Vakfı, Türkiye'de 86 milyonun vakfı, dünyada 8 milyar insanın vakfı. Bu bağlamda bizler daha yaşanabilir bir dünya için, daha müreffeh bir dünya için çalışmalarımızı aralıksız sürdürmeye devam edeceğiz." demiştir.
T3 Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Kuzucu Hıdır ise vakfın gençleri bilim ve teknolojiyle buluşturmak amacıyla yürüttüğü projeleri aktarmış; sürdürülebilirlik ve teknolojinin birlikte ele alınması gerektiğini vurgulamıştır: "Artık tüm dünyada sürdürülebilirlik en önemli unsurlardan biri olarak görülüyor. Teknolojiyi sürdürülebilirlikten ayırt edemeyeceğimize göre bunları birlikte entegre edebileceğimiz çalışmalar yürütmemiz gerekiyor."
İmzalanan protokol kapsamında tarafların eğitim, teknoloji, çevre farkındalığı ve sürdürülebilirlik alanlarında yerel, ulusal ve uluslararası düzeyde ortak çalışmalar yürütmesi hedeflenmektedir.
ASELSAN, SAHA 2026'nın üçüncü gününde FULMAR 500A ile TOLUN'un üç farklı varyasyonunu (TOLUN-L, TOLUN-F, TOLUN EW) ilk kez görücüye çıkarmıştır.
Tanıtım törenine Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar ve ASELSAN Genel Müdürü (CEO) Ahmet Akyol katılmıştır.
FULMAR 500A Radarı, AKINCI ve AKSUNGUR İHA platformları başta olmak üzere insansız hava araçlarına ve insanlı karakol uçaklarına entegre edilebilecek şekilde geliştirilmiştir. Sistem, tek bir yapıyla çoklu görev icrasını mümkün kılan özelliğiyle öne çıkmaktadır.
FULMAR; su üstünde insansız deniz aracı ve mayınların yanı sıra su üstü, kara ve hava hedeflerini eş zamanlı olarak tespit ve takip edebilme kabiliyetiyle sahada bütünsel bir gözetleme yeteneği sunmaktadır. Sistem, hava-hava ve hava-yer görevlerinde yüksek menzillerde çoklu hedef tespiti ve takibini sağlamaktadır. Hareketli kara hedeflerini anlık olarak belirleyebilen FULMAR, SAR görüntüleme ile yüksek çözünürlüklü yeryüzü haritaları oluşturabilmektedir.
Bulut altı görüntüleme kabiliyetine de sahip olan sistem, Aktif Elektronik Taramalı Dizi (AESA) mimarisi sayesinde yüksek tarama hızı, çoklu hedef takibi ve düşük tepki süresiyle dikkat çekmektedir.
TOLUN-L: Çoklu Taşıma Salanı (SADAK 4T) aracılığıyla taşınabilen, tümleşik ANS-KKS ve Lazer Arayıcı Başlık güdümlü, 250 lb. sınıfı, parçacık etkili harp başlığına sahip tam atım bir mühimmattır. İnsansız hava araçlarında kullanımda açılır kanat yapısıyla 50+ km menzile sahip olan TOLUN-L, lazer arayıcı başlığı sayesinde kritik önemdeki hareketli veya sabit hedeflere hassas angajman ve düşük yanal hasar kabiliyeti sağlamaktadır. Seçilebilir vuruş açısına sahip olan sistem, sorti sayısını düşürerek operasyon maliyetlerini azaltabilmektedir.
TOLUN-F: Gelişmiş özelliklerine ek olarak hedef üzerindeki tahribat gücünü en üst düzeye çıkarabilmek için kokpitten programlanabilmektedir. Zaman ayarlı elektronik tapasını ve mühimmat hedefe çarpmadan önce belirli bir mesafeden harp başlığını patlatmaya olanak sağlayan yaklaşım sensörünü içermektedir. Parçacık tesirli harp başlığı, hedef üzerinde belirli bir mesafede patlayarak çeşitli hedef tiplerine karşı maksimum hasarı sağlamaktadır.
TOLUN EW: Elektronik harp kabiliyetine sahip uzun menzilli tam atım bir mühimmat olarak milli imkânlarla geliştirilmiştir. Hedef üzerinde belirli bir süre havada kalarak elektromanyetik spektrumda etki oluşturmak ve gerektiğinde hedefe angaje olmak üzere tasarlanmıştır. Sistem, karıştırma, aldatma ve bastırma özellikleriyle hava savunma sistemlerine karşı etkinlik gücünü artırmaktadır.
Orgeneral Kadıoğlu, SİHA'ların yeni kabiliyetleri hakkında şunları söylemiştir: "SİHA'larımız artık mükemmel bir kombinasyonla uzaktan teşhis ederek, gerçek hard kill yapmaya giden süreci tek başına yapabilecek yetenekleri kazanacak. Dolayısıyla oyun değiştirici bir model oluşuyor. Hayal gücümüzü zorlayan yerlere nasıl geldiğimizin bir kanıtı bu. Silahlı Kuvvetler olarak bunun hakkını vermek bizim boynumuzun borcu ve bunu yerine getireceğiz."
Haluk Bayraktar, ASELSAN'ın yeni teknolojilerini görmenin gurur verici olduğunu belirtmiş; şu ifadeleri kullanmıştır: "Bugün BAYKAR dünyanın en büyük SİHA ihracatçısıysa burada ASELSAN'ın çok büyük katkıları var. Ülkemize çok önemli güç katıyor. ASELFLIR 600 dünyanın en gelişmiş kamera sistemi, FULMAR aynı şekilde. Bu teknolojiler ülkemize çok büyük güç katıyor."
Ahmet Akyol da Türkiye'nin SİHA'larda yeni bir lige çıktığını belirterek şu ifadeleri kullanmıştır: "Türkiye'yi marka değerine taşıyan gurur kaynağı ürünlerimiz var. Biz de böylesine büyük bir yolculuğun parçası olmaktan dolayı gururluyuz. Burada gördüğünüz ürünler yeni anlayışın bize kazandırdığı çok hızlı tasarım yapma kültürünün çıktıları olarak karşımızda. ASELSAN, sensörlerle mühimmatların gücünü birleştiriyor. Bu ürünlerle Türk SİHA'ları bugüne kadar olduğu kabiliyetin iki katı kadar lazerle işaretleme kabiliyetine kavuşuyor. Bu teknolojiler, Türk SİHA'larını dünyada farklı bir lige taşıyacak. Biz bir takım olarak çalışıyoruz."
BMC Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, SAHA 2026'da fuarda ilk kez görücüye çıkarılan PAMİR 4x4 aracının teslimata hazır olduğunu açıklamıştır.
Tosyalı, aracın geliştirilme gerekçesini şöyle özetlemiştir: "Türkiye'de terör atmosferinin dağılmasıyla beraber artık kuvvetlerimizin sahada kullanacakları, hem personel hem yükü daha çevik olarak taşıyacakları zırhlı hafif araç ihtiyacı ortaya çıktı. Bunu karşılamak üzere PAMİR 4x4 aracımızı geliştirdik. Hem daha ekonomik, hafif hem personel hem de hafif yük taşımada, sahada, arazide, her koşulda çok pratik bir ulaşım aracı olacak."
Tosyalı, PAMİR'in bir prototip olmadığını şu sözlerle "Bu araç bir prototip değil. Tüm testleri bitmiş, teslimata hazır bir araç. Örtüsünü açtık ve artık uluslararası alıcılara da görücüye çıkardık. Zaten uzun zamandır kuvvetlerimiz aracımızın testini yapıyordu." vurgulamıştır.
BMC'nin Ankara'daki tank ve zırhlı araç üretim kompleksinin büyük bölümüyle 7/24 üretim yapar hale geldiğini aktaran Tosyalı, 8x8 zırhlı personel taşıyıcılarının üretiminin de başladığını ve Leopar tanklarının modernizasyonunun yine bu tesiste yürütüldüğünü belirtmiştir. Tosyalı, BMC'nin geliştirdiği 1500 beygirlik BATU motorunun yıl sonu itibarıyla NATO testlerinden geçtiğini ve NATO onayını aldığını da duyurmuş; motorların seri üretim aşamasında olduğunu bildirmiştir.
Tosyalı, Ankara'daki üretim kompleksine ilişkin: "Ankara'daki tank ve yeni nesil zırhlı araçlar üretim kompleksimiz hemen hemen bütün birimleriyle 7/24 üretim yapar hale geldi. Öngördüğümüz üretim ve teslimat programı çerçevesinde tanklarımızı teslim ediyoruz. Bunun yanında 8x8 zırhlı personel taşıyıcılarımızın üretimi başladı. Leopar tanklarımızın modernizasyonu da yine burada yürütülüyor." demiştir.
Sivil alanda ise Türkiye'nin yerli otomobili TOGG hakkında açıklama yapan Tosyalı, şunları söylemiştir: "Elektrikli otomobillerde TOGG açık ara birinci sırada. Toplam satışlarda da birinci sırada. Bu yıl üretimi 40 binden 60 bine çıkarma hedefimizi başarıyla sürdürüyoruz. Araçlar stokta beklemiyor, şu an siparişler yaklaşık 2 ay sonrasına teslim ediliyor."
Samsun Yurt Savunma (SYS) tarafından geliştirilen ağır makineli tüfek CANiK M3 FALCON, SAHA 2026'da ilk kez sergilenmiş; ürünün yurt dışı sevkiyatlarının başladığı da açıklanmıştır. Özellikle hava platformlarının sert operasyonel ihtiyaçları gözetilerek geliştirilen yeni nesil 12.7x99 mm ağır makineli tüfek, açık mekanizma (open-bolt) yapısıyla aşırı ısınmanın önüne geçmektedir.
SYS Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Aral, sistemin kullanım amacını ve ihracat sürecini şöyle açıklamıştır: "CANiK M3 FALCON, tamamen dronlara karşı, şahit tipli dronlara karşı helikopterlerden dronları bertaraf etmek üzere tasarlanmış bir dizayn. Olabilir mi? Evet, şu anda etkin olarak kullanılıyor. Çünkü şahit dronların hızları saatte 250 kilometre. Bir helikopter de çok rahat bu hızda hareket edebiliyor. Radarlar bu dronları veya insansız hava araçlarını tespit ettiği zaman helikopterler kalkıyor, FALCON'larla kapılarını açarak tamamen dronları veya İHA'ları bertaraf edebiliyorlar. Şu anda sevkiyatlar yapılıyor. İlk sevkiyatlar Pakistan ve Azerbaycan'a yapıldı. Bu yeni savaş konsepti ilk defa sergileniyor ve ilk defa da kullanımda. Çünkü bu yeni savaş konsepti. Bu ihtiyaç yeni doğdu ve çözümde helikopter ve FALCON'lar kullanılarak çözüm üretilmiş durumda."
Aral, Azerbaycan'da 20'den fazla helikoptere entegre edilecek 40'ı aşkın CANiK M3 FALCON'un sevkiyatlarının başladığını ve Pakistan'a da ilk ürünlerin gönderildiğini doğrulamıştır. Türkiye'de ise GÖKBEY helikopterinde kullanılması için ön çalışma başlatıldığını, ASELSAN ile birlikte Konya'da testlerin tamamlandığını aktarmıştır.
Talep sürecine ilişkin Aral şunları belirtmiştir: "Zaten silah vardı. Biz silahı geliştirip bir helikopter üstünde rahatlıkla kullanılabilecek hale getirdik." Aral, ABD ile İsrail ve İran arasında başlayan savaşın ardından kendilerine talep gelmeye başladığını ve çözüm üretilmesi istendiğini de aktarmıştır.
SYS, fuarda Kosova ile de önemli bir anlaşma imzalamıştır. Aral bu konuda "Anlaşma, Kosova'nın elinde mevcut zırhlı araçların silahlandırılması ile ilgili. Bizde 30x113 mm toplar var. 50'den fazla kara aracını kulesi ve 30x113 mm topları ile silahlandırılmasına dair çalışma başlatmak adına gizlilik anlaşması ve iyi niyet anlaşmaları imzalandı." demiştir.
Aral, değişen savaş konseptine ilişkin değerlendirmesini şöyle sürdürmüştür: "Savaş konsepti değişti. Fazla maliyeti olmayan, insansız kara, deniz ve hava araçları ve bu araçların taşıyabildiği en efektif silahlarla yapılmaya başlandı savaşlar. Artık savaş konsepti bu. Türkiye bugün dünyada bu konsepte yegane sahip ülke diyebiliriz. Dolayısıyla son 6 aydır, hele hele son 3 aydır Körfez ülkelerinden Filipinler'e ve Endonezya'ya, Malezya'dan Afrika ülkelerine kadar bu yeni savaş konsepti için büyük arayışlara giren devletler ile devamlı temas halindeyiz."
UNIROBOTICS imzalı "Dağınık Mobil Katmanlı Hava Savunma Mimarisi" de fuarda ziyaretçilerle buluşmuştur. Modern dron tehditlerine karşı geliştirilen bu akıllı mimari, TRAKON RCWS (Uzaktan Komutalı Silah Sistemleri), CANiK ağır makineli tüfek ailesi ve VENOM LR orta kalibre top sistemi bileşenlerini tek bir entegre ağda buluşturmaktadır.
SAHA 2026'nın üçüncü gününde "Giderek Daha İstikrarsız Hale Gelen Bir Bölgede Güvenlik Çapa Noktası Olarak Türkiye'nin DSR Ekosistemini Güçlendirmek: NATO İnovasyon Fonu'nun Stratejik Rolü" başlıklı panel düzenlenmiştir.
Panelistler arasında Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Muhammet Kasım Gönüllü ile NATO İnovasyon Fonu (NIF) Yönetim Kurulu Başkanı Fiona Murray yer almıştır.
Gönüllü, panelin açılışında küresel sistemin köklü bir dönüşümden geçtiğini belirterek şunları ifade etmiştir: "Modern savaş alanı giderek artan bir şekilde ileri teknolojiler tarafından belirlenmektedir. İnsansız sistemler, yapay zeka odaklı karar alma, siber güvenlik, elektronik harp ve uzay teknolojileri artık sadece tamamlayıcı unsurlar değildir. Bunlar operasyonel üstünlük sağlamada belirleyici faktörlerdir. Bugün gerçek güç sadece silahlı kuvvetlerin büyüklüğüyle değil gelişmiş yerli teknolojileri tasarlama, geliştirme, üretme ve etkili bir şekilde konuşlandırma kapasitesiyle ölçülmektedir."
Gönüllü, Türkiye'nin insansız hava sistemlerindeki küresel liderliğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullanmıştır: "Bayraktar TB2, TB3, AKINCI, KIZILELMA, ANKA ve AKSUNGUR gibi platformlar, sadece teknolojik gelişmişlikleriyle değil muharebede kanıtlanmış performanslarıyla da öne çıkan uluslararası kabul görmüş referanslar haline gelmiştir. Beşinci nesil savaş uçağımız KAAN ve hafif taarruz uçağımız HÜRJET'ten, ATAK ve GÖKBEY helikopterlerimize, MİLGEM, TCG Anadolu deniz platformlarımızdan ana muharebe tankı ALTAY'a ve Gökdoğan, Bozdoğan hassas güdümlü füzelerimizden HİSAR, SİPER ve KORKUT gibi çok katmanlı çelik kubbe hava savunma mimarilerimize kadar anıtsal adımlar attık. Bugün Türkiye, küresel savunma pazarlarında sadece bir katılımcı değil onu aktif olarak şekillendiren bir ülkedir."
Gönüllü, NIF ve NATO'nun DIANA programının Türk derin teknoloji girişimleri için stratejik önemi hakkında "NIF ve NATO'nun Kuzey Atlantik Savunma İnovasyon Hızlandırıcısı (DIANA) programı, NATO'nun genişleyen inovasyon gündemini yönlendiren iki hayati araçtır. Türk derin teknoloji girişimleri için bu mekanizmalar, seyreltici olmayan erken aşama finansmanı, stratejik risk sermayesi desteği, uluslararası tanınırlık ve NATO pazarlarına doğrudan erişim gibi oyunun kurallarını değiştiren fırsatların kilidini açmaktadır." demiştir.
Gönüllü ayrıca Türkiye'nin 2026 yılında Ankara'da ev sahipliği yapacağı NATO Zirvesi'nin inovasyonu müttefik savunma ihtiyaçlarıyla uyumlu hale getirecek somut eylemler için bir katalizör olacağını kaydetmiştir.
NIF Yönetim Kurulu Başkanı Murray, Türkiye'nin savunma sanayisindeki kapasitesine ilişkin "Bugün Türkiye'ye baktığımızda 3 binden fazla savunma ve havacılık şirketine sahip bir ülke olduğunu görüyoruz. Derin tedarik zincirleri ve devasa üretim ölçeğiyle Türkiye, NATO ülkeleri arasında endüstriyel bir lider konumunda. NATO müttefikleri ve ortaklarının, inovasyon ekosistemlerini büyük ölçekli üretimle birleştirme konusunda Türkiye'den öğreneceği çok şey olduğuna yürekten inanıyorum." demiştir. Yaş ortalaması 29 olan 8 bin kişilik dinamik iş gücünün kendisinde MIT'deki inovasyon ruhunu uyandırdığını da paylaşan Murray, NIF'ın misyonunu şöyle özetlemiştir: "NIF'ın misyonu sadece yatırım yapıp gitmek değildir. Amacımız girişimci ekiplerin çözümlerini ölçeklendirmek ve bunların tüm NATO ülkelerinde benimsenmesini, tedarik edilmesini ve kullanılmasını sağlamaktır. Teknolojik üstünlük tek başına icatlarla değil inovasyonun seri üretim ve sanayileşmeyle birleştirilmesiyle elde edilir."
Aynı gün düzenlenen "Transatlantik Güvenlik Ekosisteminde Savunma Sanayi İşbirliği: NATO Yetkinlik Geliştirme ve Avrupa SAFE Çerçevesinde Ortak Üretim Fırsatları" panelinde uzman ve yetkililer, Avrupa'nın yeni güvenlik mimarisinde Türkiye'nin savunma sanayi kapasitesinin kritik rol oynayacağına dikkat çekmiştir.
Panelde Digital Transformation Capital Partners (DTCP) Ortağı Ole Aguirre, Chatham House Ekonomisti Timothy Ash ve Kanada Savunma Tedarik Bakanı Stephen Fuhr değerlendirmelerde bulunmuştur.
Timothy Ash, NATO'nun mevcut savunma tedarik sisteminin çağın ihtiyaçlarına cevap veremediğini belirterek şunları söylemiştir: "NATO'nun tedarik sistemi bugün yaşadığımız dünyaya uygun değil." Türkiye'nin tutumunu ise şu sözlerle: "Türkiye, NATO ortaklarıyla yaşadığı zorluklar ve yaptırımlar nedeniyle kendi sistemini geliştirmek zorunda kaldı. Ama bugün burada ortaya çıkan tablo olağanüstü. ROKETSAN'ın geliştirdiği uzun menzilli füzelere bakın. Baykar'ın yaptıkları gerçekten sıra dışı. Avrupa savunması bugün çok parçalı ve verimsiz bir yapıya sahip. Buna karşılık Türkiye'nin tek ülke merkezli, daha otonom savunma modeli son derece etkili sonuçlar üretiyor. NATO aslında Türkiye'den öğrenmeli." değerlendirmiştir. Önümüzdeki dönemde Avrupa'nın en etkili askeri güçlerini Finlandiya, Almanya, Polonya, Ukrayna ve Türkiye olarak sayan Ash, Avrupa'nın gelecekteki savunma omurgasının Türkiye gibi ülkeler üzerine şekilleneceğini belirtmiştir.
Kanada Savunma Tedarik Bakanı Fuhr ise savunma alanında hızın kritik hale geldiğini belirterek teknoloji geliştirme döngüsüyle klasik tedarik süreçleri arasındaki farkın büyüdüğünü ifade etmiştir: "Teknoloji döngüsü küçülürken tedarik süreçleri uzarsa ortaya yavaş ve artık sahada karşılığı olmayan sistemler çıkar." Türkiye ile işbirliğine açık olduklarını vurgulayan Fuhr şunları kaydetmiştir: "Türkiye'de çok güçlü şirketler var. Burada ciddi bir sinerji görüyoruz. Her şeyi tek başımıza geliştirecek 15 yıllık bir lüksümüz yok. Bu yüzden güvenilir ortaklarla hızlı hareket etmek zorundayız. Ortak üretim ve sanayi işbirlikleri önümüzdeki dönemde daha fazla önem kazanacak."
DTCP Ortağı Aguirre de Avrupa'nın güvenlik ekosisteminde Türkiye'ye yönelik yaklaşımın değişmek zorunda olduğunu söyleyerek şunları ifade etmiştir: "Avrupa dijital dönüşüme hazır değil. Avrupa'nın Türkiye'ye ihtiyacı var. Uzun yıllardır Türk savunma sanayisiyle çalışıyorum ve Türkiye'deki gelişimden son derece etkileniyorum. Ukrayna savaşı, mevcut NATO standartlarının sahadaki gerçeklik karşısında yetersiz kaldığını gösterdi bizlere. NATO standartlarının savaşın gerçekliğiyle örtüşmediğini Ukrayna'da gördük. Bu sistemin değişmesi gerekiyor." Aguirre, geleceğin savaş ortamında veri, yapay zeka, sensör ağları ve dijital altyapının belirleyici unsur haline geldiğini de vurgulamıştır.
SAHA 2026 kapsamında düzenlenen bu panel kapsamında ÇELİKKUBBE entegre hava ve füze savunma mimarisi ile yerli sistemlerin durumu ele alınmıştır. Panelistler arasında ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol ve DELTAV Genel Müdürü Mehmet Kahraman yer almıştır.
İkinci, günümüzde hava savunmanın FPV dronlardan hipersonik füzelere kadar geniş bir tehdit spektrumuna karşı yürütülmek zorunda olduğunu söyleyerek şunları eklemiştir: "Bir FPV dronuna maliyetinin kat kat üzerindeki füzelerle karşılık veremezsiniz. Bu sürdürülebilir değil. Bu nedenle her tehdide uygun, maliyet etkin çözümleri aynı mimari içinde buluşturmak zorundayız." ÇELİKKUBBE mimarisinin farklı katmanlarda çalışan füze, radar, sensör ve komuta kontrol sistemlerini bir araya getirdiğini ifade eden İkinci, ROKETSAN'ın bu yapıda HİSAR, SUNGUR, LEVENT ve SİPER ailesiyle görev aldığını aktarmıştır.
Yerli ve milli üretimin stratejik önemine dikkat çeken İkinci "Herhangi bir çatışma durumunda bizim hava savunma sistemlerinde kullanmış olduğumuz füzelerimizin, ürün hatlarımızın, içeride yer alan çeşitli sarf edilen malzemeleri dışarıdan alınabilmesi çok mümkün olmuyor ve bunların stokları da çok hızlı bir şekilde tükenebiliyor. Dolayısıyla üretimi kendimiz yaptığımız teknolojiyi kendimiz geliştirdiğimiz mühimmatları kullanmamız, Türkiye için çok önemli, aksi takdirde ayakta tutma şansımız yok." demiştir.
Akyol, modern harp sahasında tehditlerin çok daha düşük görünürlüklü, hızlı ve yoğun hale geldiğini ifade ederek ÇELİKKUBBE'nin çıkış noktasının bu dönüşüm olduğunu kaydetmiştir: "Konvansiyonel tehditler yerini stealth uçaklara, hipersonik füzelere, sürü dronlara ve çoklu saldırı paketlerine bırakıyor. Biz de buna karşı radar, elektrooptik, elektronik harp, akustik ve uzay tabanlı sensörleri bir araya getiren bir mimari tasarlıyoruz." SAHA 2026'da yeni nesil elektronik harp ve dron önleme sistemlerinin tanıtıldığını da belirten Akyol şunları söylemiştir: "Yüksek güçlü mikrodalga silahı, yeni lazer sistemlerimiz, Gökalp interceptor dronu ve Shotgun FPV önleme sistemiyle ÇELİKKUBBE'nin alt katmanını güçlendiriyoruz."
DELTAV Genel Müdürü Kahraman ise yeni savaş ortamında savunmanın tek başına yeterli olmadığını belirterek saldırı ve savunma unsurlarının entegre çalışması gerektiğini söylemiştir: "ÇELİKKUBBE çok kritik olduğu için değerli büyük şirketlerimizle birlikte onlarla çözüm ortağı olarak, özellikle uzay alanındaki ürünlerimizi SİPER'in yeni versiyonlarında kullanma gayes indeyiz. Uzay teknolojilerinde geliştirdiğimiz kabiliyetleri, uzun menzilli ve egzo-atmosferik hava savunma sistemlerinde kullanabilecek noktaya geliyoruz."
Panelde konuşmacıların ortak vurgusu hava savunmada yerli ve milli üretimin stratejik önemi üzerine olmuştur. Olası bir çatışma ortamında dışa bağımlı sistemlerin sürdürülebilir olmayacağı; Türkiye'nin kendi füzesini, radarını, sensörünü ve elektronik harp altyapısını üretebilmesinin kritik önem taşıdığı ifade edilmiştir.
SAHA 2026, 5–9 Mayıs 2026 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenleniyor. Etkinlikte 120’nin üzerinde ülkeden katılım beklenirken, 1.700’ün üzerinde firmanın temsil edilmesi öngörülüyor. Yüzlerce yeni teknoloji ürününün tanıtıldığı fuar kapsamında uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesi hedefleniyor.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"SAHA 2026" maddesi için tartışma başlatın
5 Mayıs 2026
Organizasyon ve Kapsam
5 Mayıs 2026
Resmi Heyet ve Üst Düzey Katılım
5 Mayıs 2026
Sergilenen Teknolojiler ve Ürünler
5 Mayıs 2026
Panel ve Akademik Etkinlikler
5 Mayıs 2026
Fuarın Açılışı
5 Mayıs 2026
Baykar'ın SAHA 2026 Katılımı
5 Mayıs 2026
ASELSAN'ın SAHA 2026 Katılımı
5 Mayıs 2026
ROKETSAN’ın SAHA 2026 Katılımı
5 Mayıs 2026
STM'nin SAHA 2026 Katılımı
5 Mayıs 2026
Kayacı Savunma'nın SAHA 2026 Katılımı
5 Mayıs 2026
BMC'nin SAHA 2026 Katılımı
5 Mayıs 2026
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Katılımı
5 Mayıs 2026
TÜBİTAK’ın SAHA 2026 Katılımı
5 Mayıs 2026
KOSGEB’in SAHA 2026 Katılımı
5 Mayıs 2026
TSE ve Türk Patent ve Marka Kurumu
5 Mayıs 2026
MKE’nin SAHA 2026 Katılımı
5 Mayıs 2026
Milli Savunma Bakanlığı AR-GE Merkezi ve YILDIRIMHAN Füzesinin Tanıtımı
5 Mayıs 2026
Açılış Töreni
5 Mayıs 2026
Birinci Gün Kapsamında İmzalanan Anlaşmalar
6 Mayıs 2026
SAHA 2026 İkinci Gün
6 Mayıs 2026
İmzalanan Anlaşmalar (6 Mayıs 2026)
6 Mayıs 2026
Paneller ve Zirveler (6 Mayıs 2026)
8 Mayıs 2026
SAHA 2026 — Üçüncü Gün
8 Mayıs 2026
İmzalanan Anlaşmalar ve İşbirlikleri (7 Mayıs 2026)
8 Mayıs 2026
Yeni Ürün Tanıtımları (7 Mayıs 2026)
8 Mayıs 2026
Paneller ve Konferanslar (7 Mayıs 2026)