
ORCID ID
0000-0003-2604-440X
İnanç turizmi, dini motivasyonlara dayalı seyahat faaliyetlerini ifade etmektedir. Filistin toprakları barındırdığı üç semavi dinin kutsal mekanları nedeniyle dünya çapında önemi bir inanç turizmi destinasyonudur (Rinschede, 1992: 52).Son yıllarda dünyada inanç turizmi hızla büyümekte ve bu durum üç dinin kutsal saydığı Kudüs’te de net bir şekilde görülmektedir. İslam dini başta olmak üzere Hıristiyanlık ve Yahudiliğin ortak kutsal merkezi olan Kudüs, farklı dini inançlara sahip ziyaretçiler için önemli bir buluşma noktası haline gelmiştir (Isaac vd., 2016: 1-13). Burası, Müslümanlar için Mescid-i Aksâ, Hıristiyanlar için Hz. İsa’nın yaşadığı yerler, Yahudiler için ise Tapınak Dağı başta olmak üzere birçok kutsal mekana ev sahipliği yapmaktadır. Yapılan hesaplamaya göre Kudüs, 2022-2024 döneminde yıllık 3 milyon ziyaretçi ağırlamıştır. İnanç turizmi açısından Kudüs’ün yanı sıra Beytüllahim, el-Halil, Eriha, Ramallah, Nablus, Cenin ve Gazze de Filistin’in başka önemli kutsal mekanlarına sahip şehirleridir (TİKA, t.y.: 4-65). Bu şehirleri ziyaret edenler arasında Türkiye, Malezya, Endonezya, Pakistan, Hindistan gibi ülkelerden gelen çok sayıda Müslüman da bulunmakta ve bunlar içinde en büyük grubu Türk ziyaretçiler oluşturmaktadır. Yanı sıra Avrupa’dan da binlerce kişi her yıl işgalci İsrail’in kısıtlamalarına rağmen inanç turizmi kapsamında buralara gelmektedir (Deniz, 2025).İslam’ın en önemli kutsal mekânlarından olan Mescid-i Aksâ, Filistin inanç turizminin ekonomik açıdan en stratejik mekanıdır. 5.000 kişilik ibadet kapasitesine sahip bu mescit, “Harem-i Şerif” kompleksi içinde yer almakta ve Hz. Muhammed’in İsra yolculuğu (miraç) açısından Müslümanlar için özel bir konuma sahiptir (Harman, 2002: 323-327). Ancak İsrail işgali altındaki mevcut durum, Müslüman ziyaretçiler için Haremi-i Şerif’i ziyaretin zorlaştırılması ya da keyfi yasaklamaların uygulanması gibi sorunlar, Filistin’in inanç turizmi potansiyelini önemli ölçüde sınırlandırmaktadır. Yanı sıra İsrail hükümetinin giriş kontrolü ile Kudüs İslami Vakıflar İdaresi’nin “yönetim yetkisi” arasında İsrail kaynaklı yaşanan gerilim, inanç turizmi sektörünün Filistin’deki sürdürülebilir gelişimini olumsuz etkilemektedir (IMEU, 2024).Filistin’in inanç turizmi; dünyanın en eski hac destinasyonu olmasına rağmen, 1948 Nekbe olayları sonrasında İsrail’in uyguladığı işgal politikaları nedeniyle Lidda Havalimanı ile Yafa ve Hayfa limanlarının Filistinlilerin ellerinden alınması; komşu ülkelerle tren ulaşım bağlantılarının kasıtlı bir şekilde kesilmesi ve 1967 işgali sonrası Müslüman hacıların Kudüs ve Filistin’e gelmeden hacca gitmeye zorlanması ile ciddi darbeler almıştır (Sayegh, 2013: 208-209; Shamir, 2022: 30-35). 1993 Oslo Geçici Anlaşması’nın 28. maddesi kapsamında Filistin Ulusal Otoritesine diplomatik ilişkisi olmayan ülkelerden ziyaretçilere 3 ay ile 1 yıl arası vize verebilme yetkisi tanınmasına rağmen, İsrail’in bu anlaşmayı uygulamayı reddetmesi ve “İbrahim Anlaşmaları” gibi Kudüs’ün sadece İsrail’in başkenti olduğunu dayatması girişimlerinin Arap kamuoyunda reddedilmesi bölgesel olarak inanç turizminin sorunlarını daha da derinleştirmiştir. Filistin’in inanç turizm potansiyelini tam olarak gerçekleştirebilmesi için Arap dünyasıyla bağlantıların yeniden kurulması ve İsrail işgalinin sona erdirilmesi gerektiği vurgulanmalıdır (PLO, 2023).Akademik araştırmalar, turizmin Filistin’de temel ekonomik sektör olma potansiyeline sahip olduğunu ortaya koymaktadır (Isaac vd. 2016: 2-5). Mansfeld ve Winckler tarafından yürütülen akademik analiz, turizm tesislerinin yetersizliğine ve çekici turizm alanlarının mekansal yönetiminde reform ihtiyacına işaret etmektedir. Araştırmacılar, işgalci İsrail’in güvenlik bahanesiyle uyguladığı gaspçı ve baskıcı politikaların, Filistin kalkınma planlarını nasıl engellediğini belgelemiştir (Rimmawi, 2003: 76-78). Aynı şekilde güncel araştırmalar, işgal koşulları altındaki turizmin, ırkçı turizmin karakteristik özelliklerini sergilediğini ve bu durumun destinasyon imajını olumsuz etkilediğini göstermektedir (Isaac, 2022: 1-15).UNDP’nin Filistin turizmi üzerine yayımladığı rapor, sürdürülebilir ve kapsayıcı kalkınma yoluyla yoksulluğun azaltılması ve eşitsizliklerin giderilmesi bağlamında turizmin potansiyel aracı olabileceğini vurgulamaktadır (UNDP, 2017: 13). Dünya Turizm Örgütünün değerlendirmeleri de turizmin Filistin’deki sosyo-ekonomik kalkınma potansiyelinde önemli olduğunu, ancak engelleyici faktörlerin aşılması için kapsamlı reformlara ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymaktadır (UN-WTO, 2014).
İnanç turizmi, dini motivasyonlara dayalı seyahat faaliyetlerini ifade etmektedir. Filistin toprakları barındırdığı üç semavi dinin kutsal mekanları nedeniyle dünya çapında önemi bir inanç turizmi destinasyonudur (Rinschede, 1992: 52).
Son yıllarda dünyada inanç turizmi hızla büyümekte ve bu durum üç dinin kutsal saydığı Kudüs’te de net bir şekilde görülmektedir. İslam dini başta olmak üzere Hıristiyanlık ve Yahudiliğin ortak kutsal merkezi olan Kudüs, farklı dini inançlara sahip ziyaretçiler için önemli bir buluşma noktası haline gelmiştir (Isaac vd., 2016: 1-13). Burası, Müslümanlar için Mescid-i Aksâ, Hıristiyanlar için Hz. İsa’nın yaşadığı yerler, Yahudiler için ise Tapınak Dağı başta olmak üzere birçok kutsal mekana ev sahipliği yapmaktadır. Yapılan hesaplamaya göre Kudüs, 2022-2024 döneminde yıllık 3 milyon ziyaretçi ağırlamıştır. İnanç turizmi açısından Kudüs’ün yanı sıra Beytüllahim, el-Halil, Eriha, Ramallah, Nablus, Cenin ve Gazze de Filistin’in başka önemli kutsal mekanlarına sahip şehirleridir (TİKA, t.y.: 4-65). Bu şehirleri ziyaret edenler arasında Türkiye, Malezya, Endonezya, Pakistan, Hindistan gibi ülkelerden gelen çok sayıda Müslüman da bulunmakta ve bunlar içinde en büyük grubu Türk ziyaretçiler oluşturmaktadır. Yanı sıra Avrupa’dan da binlerce kişi her yıl işgalci İsrail’in kısıtlamalarına rağmen inanç turizmi kapsamında buralara gelmektedir (Deniz, 2025).
İslam’ın en önemli kutsal mekânlarından olan Mescid-i Aksâ, Filistin inanç turizminin ekonomik açıdan en stratejik mekanıdır. 5.000 kişilik ibadet kapasitesine sahip bu mescit, “Harem-i Şerif” kompleksi içinde yer almakta ve Hz. Muhammed’in İsra yolculuğu (miraç) açısından Müslümanlar için özel bir konuma sahiptir (Harman, 2002: 323-327). Ancak İsrail işgali altındaki mevcut durum, Müslüman ziyaretçiler için Haremi-i Şerif’i ziyaretin zorlaştırılması ya da keyfi yasaklamaların uygulanması gibi sorunlar, Filistin’in inanç turizmi potansiyelini önemli ölçüde sınırlandırmaktadır. Yanı sıra İsrail hükümetinin giriş kontrolü ile Kudüs İslami Vakıflar İdaresi’nin “yönetim yetkisi” arasında İsrail kaynaklı yaşanan gerilim, inanç turizmi sektörünün Filistin’deki sürdürülebilir gelişimini olumsuz etkilemektedir (IMEU, 2024).
Filistin’in inanç turizmi; dünyanın en eski hac destinasyonu olmasına rağmen, 1948 Nekbe olayları sonrasında İsrail’in uyguladığı işgal politikaları nedeniyle Lidda Havalimanı ile Yafa ve Hayfa limanlarının Filistinlilerin ellerinden alınması; komşu ülkelerle tren ulaşım bağlantılarının kasıtlı bir şekilde kesilmesi ve 1967 işgali sonrası Müslüman hacıların Kudüs ve Filistin’e gelmeden hacca gitmeye zorlanması ile ciddi darbeler almıştır (Sayegh, 2013: 208-209; Shamir, 2022: 30-35). 1993 Oslo Geçici Anlaşması’nın 28. maddesi kapsamında Filistin Ulusal Otoritesine diplomatik ilişkisi olmayan ülkelerden ziyaretçilere 3 ay ile 1 yıl arası vize verebilme yetkisi tanınmasına rağmen, İsrail’in bu anlaşmayı uygulamayı reddetmesi ve “İbrahim Anlaşmaları” gibi Kudüs’ün sadece İsrail’in başkenti olduğunu dayatması girişimlerinin Arap kamuoyunda reddedilmesi bölgesel olarak inanç turizminin sorunlarını daha da derinleştirmiştir. Filistin’in inanç turizm potansiyelini tam olarak gerçekleştirebilmesi için Arap dünyasıyla bağlantıların yeniden kurulması ve İsrail işgalinin sona erdirilmesi gerektiği vurgulanmalıdır (PLO, 2023).
Akademik araştırmalar, turizmin Filistin’de temel ekonomik sektör olma potansiyeline sahip olduğunu ortaya koymaktadır (Isaac vd. 2016: 2-5). Mansfeld ve Winckler tarafından yürütülen akademik analiz, turizm tesislerinin yetersizliğine ve çekici turizm alanlarının mekansal yönetiminde reform ihtiyacına işaret etmektedir. Araştırmacılar, işgalci İsrail’in güvenlik bahanesiyle uyguladığı gaspçı ve baskıcı politikaların, Filistin kalkınma planlarını nasıl engellediğini belgelemiştir (Rimmawi, 2003: 76-78). Aynı şekilde güncel araştırmalar, işgal koşulları altındaki turizmin, ırkçı turizmin karakteristik özelliklerini sergilediğini ve bu durumun destinasyon imajını olumsuz etkilediğini göstermektedir (Isaac, 2022: 1-15).
UNDP’nin Filistin turizmi üzerine yayımladığı rapor, sürdürülebilir ve kapsayıcı kalkınma yoluyla yoksulluğun azaltılması ve eşitsizliklerin giderilmesi bağlamında turizmin potansiyel aracı olabileceğini vurgulamaktadır (UNDP, 2017: 13). Dünya Turizm Örgütünün değerlendirmeleri de turizmin Filistin’deki sosyo-ekonomik kalkınma potansiyelinde önemli olduğunu, ancak engelleyici faktörlerin aşılması için kapsamlı reformlara ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymaktadır (UN-WTO, 2014).
Al-Rimmawi, Hussein Ahmad (2003). “Palestinian Tourism: A Period of Transition.” Tourism Management, 24 (2), 187-198.
Deniz, B. (2025). “Filistine’e En Büyük Destek Kudüs’e Gitmektir”. Bülent Deniz. Erişim Tarihi: 06.10.2025, https://bulentdeniz.com/basin/filistine-en-bueyuek-destek-kuduese-gitmek.
Harman, Ö. F. (2002) “Kudüs”. TDV İslam Ansiklopedisi, 26, 323-327. Ankara: Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları.
IMEU (2024). Quick Facts: East Jerusalem. Erişim Tarihi: 06.10.2025, https://imeu.org/resources/resources/quick-facts-east-jerusalem/107.
Isaac, R. K. (2022). “Occupation, Colonisation, and Apartheid Tourism in Israeli Settlements in Occupied Palestine”.Tourism Recreation Research, 1–15.
Isaac, R. K.; Hall, C. M. & Higgins-Desbiolles, F. (2016). “Introduction”. The Politics and Power of Tourism in Palestine. (s.1-13). New York: Routledge.
Isaac, R. K.; Hall, C. M. & Higgins-Desbiolles, F. (2016). “Palestine as a Tourism Destination”. The Politics and Power of Tourism in Palestine. (s. 32-51). New York: Routledge.
Isaac, Rami K. (2018). “Religious Tourism in Palestine: Challenges and Opportunities.” Richard Butler & Wantanee Suntikul (Ed.), Tourism and Religion, (s. 143-158). Bristol: Channel View Publications.
PLO (2023) Visiting Palestine: Religious Pilgrimage from the Arab World. Erişim Tarihi: 07.10.2025, https://www.nad.ps/en/media-room/media-briefs/visiting-palestine-religious-pilgrimage-arab-world.
Rimmawi, H.A. (2003), “Palestinian Tourism: a Period of Transition”.International Journal of Contemporary Hospitality Management, 15 (2), 76-85.
Rinschede G. (1992). “Forms of Religious Tourism” Annals of Tourism Research, 19 (2), 51-67.
Sayegh, F. (2012). “Zionist Colonialism in Palestine (1965)”.Settler Colonial Studies,2 (1), 206-225.
Shamir, R. (2022). “Contested Infrastructures: the Case of British-Mandate Palestine”.Settler Colonial Studies, 13 (1), 30-50.
TİKA (T.Y.). Filistin Rehberi. Erişim Tarihi: 07.10.2025, https://www.tika.gov.tr/wp-content/uploads/2016/Prestij%20Eserler/Türkce%20Filistin%20Rehberi.pdf.
UN-WTO. (2014). The Value and Potential of Tourism for Socio-Economic Development in Palestine. Erişim Tarihi: 07.10.2025, https://www.un.org/unispal/document/auto-insert-204160/.
UNDP (2017). Tourism in Palestine. Erişim Tarihi: 07.10.2025, https://www.undp.org/sites/g/files/zskgke326/files/2022-11/tourism_-_draft.pdf.
| apa | Yurtseven, M. (2026). Turizm Sektörü. H. Y. Başdemir & M. Uçar (Ed.), Filistin Sözlüğü. (ss. 1496-1498) Anadolu Ajansı - AA Kitap. |
|---|---|
| isnad | Yurtseven, Muhammet. “Turizm Sektörü”. Filistin Sözlüğü. ed. Hasan Yücel Başdemir - Metin Uçar. 1496-1498. Ankara: Anadolu Ajansı - AA Kitap, 2026. |
Filistin Sözlüğü AA Kitap ve Filistin Akademik Düşünce Platformu tarafından hazırlanmıştır.
Henüz Tartışma Girilmemiştir
"Turizm Sektörü" maddesi için tartışma başlatın